SON DAKİKA
Hava Durumu

#Diplomasi

Söz Bursa - Diplomasi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Diplomasi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ömer Çelik’ten Özgür Özel’e: "Biz sizi sandıkta yendik" Haber

Ömer Çelik’ten Özgür Özel’e: "Biz sizi sandıkta yendik"

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ara seçim çağrısına ilişkin, "AK Parti seçimden korkuyor mu diye bir argüman getiriyorlar. Biz bugüne kadar defalarca sizi sandıkta yenerek iktidar olmuşuz" dedi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) devam ederken basın açıklaması gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle AK Parti MYK’da bir değişiklik olduğunu ifade eden Çelik, Çevre ve Şehircilik Başkanlığı’na Sevilay Tuncer’in yerine MKYK Üyesi ve İstanbul Milletvekili Nilhan Ayan’ın geldiğini söyledi. İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde meydana gelen terör saldırısını tüm boyutları ile takip ettiklerini ve bu tür eylemlerin hiçbirinin tesadüfen gerçekleştirilen eylemler olmadığına dikkati çeken Çelik, çeşitli illerde operasyonların yapıldığını ve terörün üzerine kararlılıkla gidildiğinin altını çizdi. "‘BİR GECEDE SİZİ TAŞ ÇAĞINA ÇEVİRİRİZ’ SÖYLEMLERİNİN HERHANGİ BİR BARIŞ PERSPEKTİFİNE HİZMET ETMEDİĞİ AÇIKTIR" İran’ın ABD ve İsrail tarafından uğradığı haksız ve hukuksuz saldırıların insani açıdan vahim sonuçlar doğurduğunu kaydeden Çelik, "Hem bölgesel hem küresel barışı etkileyecek çok kötü neticeler oluşturdu. Bunu tüm boyutlarıyla hep beraber izledik. Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler, tedarik zincirleri, enerji konusu ve gıda konusu son derece önemli ama en önemlisi o bombaların altında sebepsiz yere can veren masumlar var. Dolayısıyla biz, barış dediğimizde bizim anladığımız daha çok masum kanı dökülmesindir. Aynı savaşın ilk günlerinde okuldaki kız çocuklarının bombalamayla öldürülmesi gibi asıl baktığımız yer o masum kız çocuklarının hayatıdır. Tüm boyutları ile takip ediyoruz, inceliyoruz. Değerlendirme yaptığımızda önemli olan kalıcı ateşkesle birlikte barışın çerçevesinin ortaya çıkmasıdır. ‘Bir gecede sizi taş çağına çeviririz’ söylemlerinin herhangi bir barış perspektifine hizmet etmediği açıktır. Bizim de buradaki odaklandığımız nokta esas olarak bir barış çerçevesinin ortaya çıkmasıydı ama geçici ateşkes meselesi konuları çözmüyor, önemli olan kalıcı bir barışa ulaşılmasıdır" ifadelerini kullandı. "İSRAİL KENDİ SINIRLARINA KENDİ KAFASINA GÖRE KARAR VERİYOR, BUNU DA DİNİ BİR FANATİZMLE YAPIYOR" ABD ve İran arasında bir barışın olması gerektiği konusunda bütün dünyanın ortaya irade koyduğu ortamda İsrail’in Lübnan’a saldırılarının devam ettiğini aktaran Çelik, "İsrail kendi sınırlarına kendi kafasına göre karar veriyor. Üstelik bunu teolojik bir şekilde dini bir fanatizmle yapıyor. Bunu açıkça da ifade ediyorlar" dedi. "ABD’NİN İRAN’A TEK TARAFLI OLARAK ÖDEV VERME YAKLAŞIMI VAR" ABD ile İran arasında Pakistan’da yapılması beklenilen barış görüşmelerinin çok önemli olacağını söyleyen Çelik, "Çok kırılgan bir barış ortamı var. İran, 'şimdiden 10 maddenin 3’ü şimdiden ihlal edildi' diyor. Barış görüşmesine Pakistan’a gidecek olan ABD heyeti adına yapılan açıklamalarda bir müzakereden ziyade tek taraflı olarak İran’a ödev verme yaklaşımı var. Halbuki barış karşılıklı atılması gereken adımlarla olur. Sonuçta iki taraf da köprüde yürür ve köprünün ortasında buluşur. Ama, sadece bir taraf dönük olarak talimat verir gibi, ‘kırmızı ışıkta dur, sarı ışıkta bekle, yeşil ışıkta geç’ gibisinden bir uluslararası ilişkiler deklarasyonu tek taraflı olmaz. Burada çift taraflı bir yaklaşım gerekir. Asıl sorumluluk bu savaşı başlatanların üzerindedir. Bir devlete barışçıl da olsa şu programlarından vazgeç, savunma sanayiinle ilgili sistemleri yapma, egemenlik alanını üzerindeki boğazların ya da toprakların üzerindeki egemenlik haklarını devret gibi bir yaklaşım barışı getirmez. Barış yapmak istiyorsanız galip gelseniz bile aşırı şartlar dayatmayacaksınız. Hiçbir zaman unutmayalım, saldırıyı İran başlatmadı. Netice itibarıyla İran halkı burada mağdurdur. Burada doğru yolun bulunması için saldırıyı başlatanların bu çerçeveye riayeti esas ölçüdür. İran’ın da riayet etmesi gerekecektir. Bir taraf hiçbir ilkeye riayet etmesin, öbür tarafa verdiğimiz ödevlerin tamamını yerine getirsin demek barış değil demek değildir, o teslimiyettir. Teslimiyet dayatması ile barış çıkmaz" açıklamasında bulundu. "CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’IN KURULMASINI ÖNERDİĞİ DİPLOMASİ MASASI KRİZLERDEN ÇIKIŞ İÇİN SİYASİ PUSULADIR" Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kurulmasını önerdiği diplomasi masasının ortaya çıkan krizlerden çıkılması için siyasi pusula olduğunu dile getiren Çelik, "Pakistanlı kardeşlerimizin buradaki iradesi, gayreti, emeği ve yaklaşımı son derece saygı değerdir. Başarılı olmaları için hem dua ediyoruz hem de Cumhurbaşkanımız bütün desteğini veriyor ama bu bütün dünyanın sahip çıkması gereken ve bu iradeyi koyması gereken bir durumdur" diye konuştu. Bölgede ve Körfez ülkelerinde ortaya çıkan fay kırıklıklarının tamirinin uzun yıllar alacağını belirten Çelik, "İran’ın karşı karşıya kaldığı zararların tazmini çok önemli olacaktır. Bu vesileyle Atlantik ve NATO İttifakı içerisinde ABD ile Avrupa Birliği arasındaki çatlakların bu derece belirginleşmiş olması varsa artık bir düzeninin geleceği açısından ya da yeni bir düzenin ne şekilde oluşacağı açısından da problemdir. Bu düzen meselesinde de herkes konuşurken yeni güvenlik mimarileri olur mu? yaklaşımı sergiliyor. Zaten işe buradan başlamak düğmeyi tersten iliklemek oluyor. Önemli olan uluslararası toplumu bundan sonrasında yönetecek temel siyasi ve ahlaki değerler ne olacaktır. Bunların hepsi neredeyse 1-2 sene içerisinde İsrail tarafından çiğnendi ve buna çok az ülke ses çıkardı. Şimdi de kimsenin bununla yüzleşeceği bir ortam kalmadı" değerlendirmesinde bulundu. "ATLANTİK İTTİFAKI’NIN BİR BAKIMA KENDİ GELECEĞİ İLE YÜZLEŞECEĞİ BİR TABLO ORTAYA ÇIKACAK" Ortaya çıkan yeni düzen tartışmaların gelecek aylarda Türkiye’de gerçekleşecek NATO zirvesini çok daha kritik hale getirdiğini dile getiren Çelik, "Burada Atlantik İttifakı’nın bir bakıma kendi geleceği ile yüzleşeceği, ABD ile Avrupa’nın ilişkilerinin güvenlik mimarisi açısından kendi geleceği ile yüzleşeceği bir tablo ortaya çıkacak. Belki de bazıları açısından tamam mı? Devam mı? gibisinden bir sorunun cevabının bulunacağı bir tablo net bir şekilde ortaya çıkacak. Son zamanlarda Venezuela ve İran’da yapılanlar dünya sistemi için kötü örnekler ortaya koymuştur. Temel değerlerin yıpranması temel güvenlik mimarilerinin de işlemesinde büyük aksaklıkların ortaya çıktığını göstermiştir" diye konuştu. Çelik, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "SİLAH BIRAKMA AŞAMASI TEYİT EDİLDİĞİNDE YASAL DÜZENLEMELER MECLİS USULLERİYLE ORTAKLAŞTIRILIR VE SONUCA VARILIR" TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un Terörsüz Türkiye hedefine ilişkin açıklamalarının sorulması üzerine Çelik, "Sembolik olarak bir silah yakma oldu ama onun sonrasında sistematik olarak devam etmesi gerekiyor. Terör örgütünün silah bırakmasıyla ilgili safahatın tam görülmesi gerekiyor. Bu safahatın tam görülmesiyle beraber ki devlet kurumları devlet politikası çerçevesinde görevlerine devam ediyorlar. Teyit ve tekit mekanizması son derece verimli bir şekilde çalışıyor. Dolayısıyla terör örgütünün silah bırakma aşaması teyit edildiğinde zaten yasal düzenlemelerle ilgili partilerin çalışmaları var. Partilerin kendi arasındaki olağan meclis usulleriyle ortaklaştırılır ve sonuca varılır. Bugünün dünyasında terörün ilkelliğinden hem bölgenin hem de Türkiye’nin kurtarılması gerekir" cevabını verdi. "AK PARTİ SEÇİMDEN KORKUYOR MU DİYE BİR ARGÜMAN GETİRİYORLAR, BİZ BUGÜNE KADAR SİZİ SANDIKTA YENEREK İKTİDAR OLMUŞUZ" CHP Genel Başkanı Özel’in ara seçim çağrısının sorulması üzerine Çelik, "CHP’nin Türk siyasi hayatında en temel tanımlarından bir tanesi ‘kurultaylar’ partisidir. Canı sıkıldıkça kurultaya giden bir partidir. Biz ‘CHP’nin Türkiye’nin istikrarı hakkında söyleyecek bir sözü yoktur çünkü kendi istikrarını sağlayamamış bir partidir’ deriz. O kurultay mantığı olduğu için de zannediyor ki Türkiye’de o mantıkla yönetiliyor. Siz Türkiye’nin istikrarlı yönetiminden, Türkiye’nin ulaşması gereken hedeflerden bahsettiğinizde AK Parti seçimden korkuyor mu diye bir argüman getiriyorlar. Biz bugüne kadar defalarca sizi sandıkta yenerek iktidar olmuşuz. Bizim en sevdiğimiz şey sandık ama Türkiye’nin istikrarı ve ulaşılması gereken hedefler ve etrafındaki tabloya baktığında biz seçimlerin doğru bir şekilde zamanında yapılması gerektiğini ifade ediyoruz. Hükümetin seçimde vatandaşın verdiği süreyi en iyi şekilde değerlendirmekle ilgili mükellefiyeti vardır. Kendi kurultay simülasyonunu Türkiye siyasetine yansıtmaya çalışıyorlar, bizim açımızdan herhangi bir hükmü yok" ifadelerini kullandı. "BURSA’MIZ İÇİN HAYIRLI, UĞURLU OLSUN" Mustafa Bozbey'in Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılması nedeniyle yapılan oylama sonucunda Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin AK Parti’ye geçmesinin sorulması üzerine Çelik, "Bursa Belediye Meclisinde çoğunluk Cumhur İttifakındaydı. Belediye Başkanı’nın yargısal süreçleri neticesinde görevden alınmasından sonra demokratik mekanizma işledi. Orada Cumhur İttifakının adayı, ittifakın ve bağımsızların oylarını alarak bu sonucu elde etti. Seçime girip girmemeleri onların bileceği iş, bizi ilgilendirmez. Yargısal süreçler biliniyor, her şey kamuoyu önünde gerçekleşti. Kazanan arkadaşımızı tebrik ediyoruz. Bursa’mız için hayırlı, uğurlu olsun" açıklamasında bulundu.

Numan Kurtulmuş'tan 'Ara Seçim' açıklaması: Şartlar belli! Haber

Numan Kurtulmuş'tan 'Ara Seçim' açıklaması: Şartlar belli!

TBMM başkanı Numan Kurtulmuş, "Ara seçimin kuralları da açıktır. Anayasa ve iç tüzükte şartlar bellidir. O şartlar yerine gelirse, geldiği takdirde ara seçim olur. Ama buna karar verecek o şartların başına da buna karar verecek olan Genel Kurulun böyle bir karar alması şarttır" dedi. Parlamento muhabirleri ile bir araya gelen TBMM Başkanı Kurtulmuş, 152. Parlamentolar Arası Birlik toplantısı hakkında bilgi verdi. Kurtulmuş, toplantının İstanbul'da gerçekleştirileceğini söyleyerek, "Dünyanın bu kadar önemli türlü hastalardan geçtiği, büyük değişimlerin yaşandığı, büyük gelişimlerin, büyük çalışmaların ortaya konulduğu bir noktada, dünyanın bundan sonraki dönemde ihtiyacı olan konuların altını çizilmesi ve bunu da ev sahipliği yapmak bakımında İstanbul'un en uygun lokasyonlardan birisi olduğuna inanıyoruz. Bu anlamda İstanbul'daki bu toplantılar çerçevesinde, dünyanın geleceği için önemli bir parlamenter bir yolun ortaya çıkmasını da ümit ediyoruz. İstanbul bildiğimiz gibi bütün dünya biliyor ve takdirle karşılıyor, bir dünya markasıdır. Sadece büyük bir metropol değil, aynı zamanda farklılıkların bir arada yaşadığı, büyük bir medeniyet birikimine, köklü bir medeniyet tecrübesine sahip olan bir şehirdir. Dolayısıyla tarih boyunca diyalogu, etkileşimi ve birlikte yaşamayı mümkün kılan bu şehirde, bu katip şehrimizde toplantının yapılmış olması, aynı zamanda geleceğe de anlamlı bir ev sahipliği yaptığımız anlamına gelir diye düşünüyorum. Gerçekleşecek bu büyük buluşma İstanbul'un sahip olduğu tarihi birikimin, günümüz dünyasında güçlü bir yansıması olmasını temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, şöyle konuştu: "Nasip olursa Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ev sahipliğinde 28-29 Haziran 2026 tarihinde, hemen bu toplantının bitiminde NATO Parlamento Başkanları zirvesini İstanbul'da gerçekleştireceğiz. Bu ev sahipliğinde Türkiye'nin uluslararası alanda daha görünür hale gelmesine büyük katkı sağlayacağını belirliyorum. PAB Genel Kurulu parlamenter diplomasi açısından özellikle son yıllarda en kapsamlı ve en yüksek katılımlı toplantılarından birisi de İstanbul'da şahit olacak. PAB Sekreteryası'ndan aldığımız son bilgilere göre İstanbul'daki genel kurulu milletvekili ve parlamento başkanı düzeyinde rekor bir katılım beklenmektedir. Allah biliyor savaşın devam etmesi şartında özellikle Asya'daki parlamenterlerin Türkiye gelişine zorluk çekilebileceği gibi bir endişemiz vardır. Ama çok şükür büyük bir katılım bildirildi. 157 ülkeden 857 milletvekili, 86 parlamento başkanı, 56 parlamento başkan vekili, 169 farklı uluslararası kuruluşun temsilcileri, 46 farklı parlamentonun genel sekreteri, Türkiye'den katılanlar hariç 130 uluslararası basın mensubu olmak üzere toplam 2 bin 420 kişi katılımcı olarak kayıtlarını yaptırmıştır. Ben de PAB'ın toplantılarına katılmaya özellikle dikkat gösteriyorum. 2 bin 420 kişinin katılması Türkiye için de önemli bir avantajdır. Fikirlerimizi, görüşlerimizi çok daha rahat bir şekilde dünyaya yayma fırsatı bize verecektir." Toplantıda Birleşmiş Milletler Türkiye temsilciliği, Türkiye Büyük Millet Meclisi ile yürütülen diyalog ve iş birliği hakkında katılımcılara bilgi vereceğini kaydeden Kurtulmuş, bu kapsamda ilgili kurumlarımızın desteğiyle Sultanbeyli'de bir göç merkezine de Birleşmiş Milletler heyetiyle ziyaret gerçekleştirileceğini ifade etti. Kurtulmuş, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak bunun dışında PAB bünyesinde genel kurum arasında iki önemli etkinliği de düzenlemeyi planladıklarını aktararak, 2025 yılının Nisan ayında İstanbul'da gerçekleştirilen Filistin'i destekleyen parlamentolar toplantısının ikincisini yapacaklarını iletti. "(TERÖRSÜZ TÜRKİYE) RAPORUN GEREKLİLERİNİ YERİNE GETİRİLMEK TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ UHDESİNDEDİR" Toplantının ardından gazetecilerin sorularını cevaplayan TBMM Başkanı Kurtulmuş, terörsüz Türkiye konusundaki soruya, "Türkiye Cumhuriyeti tarihinin 100 yıllık Cumhuriyet tarihimizin en önemli sorunu olan terör meselesinin çözülebilmesi için bir komisyon oluşturuldu. Türkiye Büyük Millet Meclisi siyasi partilerin tamamının katılımıyla Türk siyaseti üzerine düşen sorumluluğu üstüne alarak eksiksiz bir şekilde görevini yerine getirerek özellikle dünya ülkelerine de örnek olabilecek şekilde bir demokrasi dersi verdi. Kimse birbirine kalkıp saygısızlık etmedi, kavga etmedi. Herkes o mutlak fikrini ortaya koydu. Çok ayrı fikirler olmasına rağmen ortak bir zeminde buluştu. Ve bütün partiler üzerinde ittifak ettiği bir raporu ortaya çıkardı. Şimdi bu raporu gereklilerinin yerine getirilmesi Türkiye Büyük Millet Meclisi uhdesindedir, siyasi partilerin uhdesindedir" cevabını verdi "TBMM BAŞKANLIĞI'NA EN UFAK BİR İNİSİYATİF BIRAKILMAMIŞTIR" Kurtulmuş, TBMM'nin işlevini yitirdiği iddialarına ilişkin soru üzerine ise "Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne yapılmış olan büyük bir haksızlıktır. TBMM fevkalade önemli bir şekilde görevleri icra ediyor. Dolayısıyla bunun doğru olmadığı kanıtlanıyor" karşılığını verdi. Ara seçim konusunda Kurtulmuş, "Anayasamızda hangi şartlar altında ara seçime girebileceği çok net bir görev. Bu konudaki karar alma yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisi'nindir. Anayasa çerçevesinde de sadece iki kere bir ara seçim kararı alınmış. Bunlardan birisi 1986'da uygulanmış. 1994'te karar uygulanmamıştır. Çünkü o zaman Meclis'te kanunla bu iş yapılmış. Anayasa Mahkemesi de bunu iptal ettiği için 1994'teki seçim yapılamamıştır. Demokrasinin en önemli özelliği her şeyin açık olmasıdır. Kuralların açık olmasıdır. Ara seçimin kuralları da açıktır. Anayasa ve iç tüzükte şartlar bellidir. O şartlar yerine gelirse, geldiği takdirde ara seçim olur. Ama buna karar verecek o şartların başına da buna karar verecek olan Genel Kurulun böyle bir karar alması şarttır. Yani burada Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na en ufak bir inisiyatif bırakılmamıştır" değerlendirmesini yaptı.

Erdoğan: Savaşın faturasını tüm insanlık ödüyor Haber

Erdoğan: Savaşın faturasını tüm insanlık ödüyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Enerji piyasalarında üretim, bilişim, ulaşım ve ticaret ağlarının işleyişine kadar geniş bir alanda savaşın olumsuz etkilerini tüm dünya hissediyor. Bir aydır bölgemizi sarsan bu anlamsız, hukuksuz ve gereksiz savaşın faturasını çatışmaların tarafı kadar tüm insanlık da ödüyor. Şu bir gerçek ki, çatışmalar sona ermezse, ödenecek fatura da kabaracaktır. Coğrafi mesafenin bu süreçte bir anlamı olmayacak" dedi. Dünya Ekonomik Forumu ((WEF) Türkiye Ülke Stratejisi Toplantısı, İstanbul'da gerçekleşti. Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi'nde düzenlenen toplantıya Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Türkiye'de yatırımı bulunan çok uluslu şirketlerin küresel CEO'ları, uluslararası finans kuruluşlarının üst düzey temsilcileri ve dev fon yöneticileri katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ev sahipliğinde düzenlenen toplantı, dünyanın önde gelen şirketlerinin üst düzey yöneticilerini Türkiye’nin ekonomi yönetimi ve ekonomi bürokrasisiyle bir araya getirdi. "ŞU BİR GERÇEK Kİ, ÇATIŞMALAR SONA ERMEZSE, ÖDENECEK FATURA DA KABARACAKTIR" Toplantıda katılımcılara hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün burada hem sizlerin Türkiye ekonomisine yönelik değerlendirmelerinizi dinlemek, hem de şirketlerinizin gelecek vizyonunda ülkemizi nasıl konumlandıracağınızı anlamak üzere, bir araya gelmiş bulunuyoruz. Malumunuz son yıllarda küresel ekonomi, salgın sonrası toparlanma süreci, yeşil ve dijital dönüşüm, artan ticaret gerilimleriyle jeopolitik gelişmelerle şekillenen bir gündemin içinde sürükleniyor. Enerji piyasalarında üretim, bilişim, ulaşım ve ticaret ağlarının işleyişine kadar, geniş bir alanda savaşın olumsuz etkilerini tüm dünya hissediyor. Daha önce farklı vesilelerle ifade ettiğim gibi, bir aydır bölgemizi sarsan bu anlamsız, hukuksuz ve gereksiz savaşın faturasını çatışmaların tarafı kadar tüm insanlık da ödüyor. Diplomasi ve diyalog yoluyla ortak bir paydada buluşma imkanı varken, bu yolların sabote edilmesinin yükünü insanlık ailesi olarak hepimiz birlikte çekiyoruz. Şu bir gerçek ki, çatışmalar sona ermezse, ödenecek fatura da kabaracaktır. Coğrafi mesafenin bu süreçte bir anlamı olmayacak. Hatta farklı kıtalarda yer alan ülkeler, anlaşıldığı kadarıyla enerji boyutuyla daha çok etkilenecektir. Küresel risk analizleri, uluslararası sistemde daha rekabetçi ve daha kırılgan bir döneme girildiğini ortaya koymaktadır. Bu yeni dönemde global ekonomik düzen birçok cepheden tehdide maruz kalmaktadır. Enerji güvenliği ve tedarik zincirlerinin aşınması uluslararası ticaret rejiminin erozyona uğraması ve korumacı politikalar kırılganlıkları arttırmakta, tüm bu gelişmeler istikrarlı ekonomilerin sayısını azaltmaktadır" ifadelerini kullandı. "Küresel Bir Merkezde Büyüme, Rekabet Gücünü ve Dayanıklılığı Güçlendirmek" temasıyla gerçekleştirilen toplantıda, küresel ekonomide Türkiye’nin konumu ve iş birliği imkanları ele alındı. Toplantı kapsamında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlık ettiği ve 16 ülkeden imalat, teknoloji, enerji, finans, altyapı, varlık yönetimi, sağlık, gıda ve havacılık gibi farklı sektörlerden toplam değeri 1,2 trilyon doları bulan 23 uluslararası yatırımcının katıldığı stratejik diyalog oturumu, Türkiye’nin küresel ekonomik sistemdeki rolü, yatırım potansiyeli ve uzun vadeli büyüme perspektifi üzerine kapsamlı değerlendirmelere sahne oldu. Stratejik diyalog oturumuna Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, AK Parti Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci’nin yanı sıra BlackRock Başkan ve Yönetim Kurulu Başkanı ve Dünya Ekonomik Forumu Eş Başkanı Laurence Fink ile Dünya Ekonomik Forumu Başkan ve İcra Kurulu Başkanı Alois Zwinggi, katıldı. Toplantı çerçevesinde gerçekleştirilen oturumlarda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ekonomik istikrar ve makroekonomik politika alanında kapsamlı bir sunum gerçekleştirerek, Türkiye’nin reform gündemi, mali disiplin yaklaşımı ve yatırım ortamının güçlendirilmesine yönelik politikaları değerlendirdi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ise enerji güvenliği ve kaynak yönetimi başlıklı oturumda, Türkiye’nin enerji arz güvenliği, çeşitlendirme stratejileri ve enerji merkezi olma hedeflerini ele aldı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye’nin bölgesel istikrar ve güvenlikteki rolü, jeoekonomik dönüşüm sürecinde üstlendiği konum ve uluslararası iş birliklerinin güçlendirilmesine yönelik perspektifleri içeren oturumu yönetti. Küresel ekonomide artan belirsizlikler, jeopolitik gelişmeler ve değer zincirlerinin yeniden şekillendiği bir dönemde gerçekleştirilen toplantı, kamu ve özel sektör arasında diyalog ve iş birliğini güçlendirmeyi, yatırım odaklı büyümeyi desteklemeyi ve Türkiye’nin küresel ekonomide bir "bağlantı noktası" olarak konumunu daha da pekiştirmeyi hedefliyor. Toplantıda ayrıca Türkiye’nin rekabet gücünün artırılması, ekonomik dayanıklılığın güçlendirilmesi, sürdürülebilir büyümenin desteklenmesi ve uluslararası doğrudan yatırımların hızlandırılmasına yönelik somut iş birliği alanları ele alındı. Dünya Ekonomik Forumu Türkiye Ülke Stratejisi Toplantısı, Türkiye’nin küresel ekonomideki stratejik rolünü pekiştiren, çok taraflı iş birliğini teşvik eden ve geleceğe yönelik ortak vizyonun güçlendirilmesine katkı sağlayan önemli bir platform olarak öne çıkıyor.

MHP lideri hedef gösterdi: "Yobazlar islam coğrafyasını kıskaca aldı" Haber

MHP lideri hedef gösterdi: "Yobazlar islam coğrafyasını kıskaca aldı"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Küresel adalet, küresel vicdan, uluslararası insancıl hukukunun değerler mirası sükût etmiş, teolojik hezeyanlarla kıyamet senaryosuna bel bağlayan Evanjelist/Kabala yobazları bilhassa İslam coğrafyasını sudan bahanelerle kanlı operasyonların kıskacına almışlardır" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ramazan Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda dünya genelinde artan çatışma ve istikrarsızlıklara işaret ederek, barış çağrısında bulundu. Küresel ölçekte yaşanan gelişmelerin insanlığın temel haklarında ciddi tahribat oluşturduğunu belirten Bahçeli, "Dünya genelinde hâkim olan huzursuzluk, umutsuzluk ve istikrarsızlık sarmalı doğrudan doğruya insanlığın temel ve evrensel haklarında devasa yarıklar oluşturmaktadır. Silahların koyu gölgesi, savaş ve çatışmaların ağır gövdesi mazlum coğrafyaların, buralarda hayat süren biçarelerin üstüne düşmüş vaziyettedir. Derin bir anlam ve ahlak bunalımının pençesinde biteviye kıvranan ve olağanüstü bir kırılganlığın dibine yuvarlanan bugünkü dünya tablosu neresinden bakarsak bakalım insani ve vicdani iflasın da göbeğindedir. 28 Şubat tarihinden bu yana İran İslam Cumhuriyeti’nin tepesinden yeni nesil füzeler ve tahribat gücü çok yüksek bombalar yağdırılmaktadır. Henüz Gazze soykırımının yaraları sarılmadan, bu surette kesif bir hesaplaşma sayfası açılmadan, Türkiye’nin yanı başında, sınırlarımızın diğer yakasında savaş ve insanlık suçunun en vahim örnekleri günbegün yaşanmakta ve yaşatılmaktadır. Geride bıraktığımız mübarek Ramazan-ı Şerif’in her gününde İslam alemi siyonist-emperyalist tasallutun zora ve zorbalığa dayalı ağır sonuçlarına maruz kaldığı alenen meydandadır. Körfez ülkelerini içine alacak yaygın ve yoğun bir savaşın düzenekleri maalesef hızla inşa edilmektedir. İlk kıblemiz Mescid-i Aksa’nın terör devleti İsrail’in tek yanlı dayatmasıyla ibadete kapatılması ise Müslüman vicdanlarda infial uyandırmış, bu kapsamda inanç hakları ve dini hürriyetler her cepheden saldırıya uğramıştır. Küresel adalet, küresel vicdan, uluslararası insancıl hukukunun değerler mirası sükût etmiş, teolojik hezeyanlarla kıyamet senaryosuna bel bağlayan Evanjelist/Kabala yobazları bilhassa İslam coğrafyasını sudan bahanelerle kanlı operasyonların kıskacına almışlardır. Komşu ülkelerdeki gelişmeler giderek çok daha kötüleşmektedir. İran İslam Cumhuriyeti’nin dini liderlerine, üst düzey siyaset ve devlet görevlilerine yönelik ardı arkası kesilmeyen nokta suikastlar, sivil ve masum halkı sistematik şekilde katleden saldırganlıklar, artık şiddet ve vahşetin serbest dolaşıma sokulduğunun, savaş hukukunun ise devre dışı bırakıldığının bariz göstergesidir. Barışın diliyle münasebet ve mutabakat ağını genişletmek varken savaşın ve silahın divanesi olmak, üstelik bunu yaparken kat’i yalanlarla, kasti yanlışlarla ve kaskatı kesilmiş önyargılarla yıkıma meşruiyet kılıfı aramak en hafif tabirle utanmazlıktır. Jeopolitik depremlerin, çıta yükselten askeri ve siyasi gerilimlerin belirli bir coğrafyayla sınırlı kalmayıp eş zamanlı olarak bölgeselleşip küreselleşmesi çok büyük bir felaket ihtimali olarak gündemdedir" ifadelerini kullandı. Uluslararası sistemin yetersiz kaldığını ifade eden Bahçeli, barışın tesis edilmesi gerektiğini vurgulayarak, şöyle devam etti: "İsrail’in başını çektiği bu muhtemel felaketin dünyanın muhtelif bölgelerine sıçramadan durdurulması, ateşkes ve barış adımlarının kademeli şekilde atılması herkesin ortak çıkar ve yararınadır. Ancak zaman gittikçe daralmakta, ateş hattı fiilen genişlemektedir. Ramazan ayının sonunda karşıladığımız bayram günlerinin başta İslam ülkeleri ve tüm insanlığın barışmasına, kucaklaşmasına, en azından sorunların diplomasi ve diyalog yoluyla çözmek için bir vesile olması hassaten dileğimdir. Türkiye yediden yetmişe, gencinden yaşlısına, küçüğünden büyüğüne, dahası doğudan batıya, kuzeyden güneye gönülden bayramlaşmakta, tarihi barış ve kardeşlik duygularıyla kenetlenmektedir. Nitekim ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi Türk milletinin yeni yüzyıldaki bayramı ve kışı olmayan barış mevsimidir. Bölgesel ve küresel dengeler altüst olurken, çatışmaların kara bulutlarından dolayı göz gözü görmezken Türkiye’nin doğru zamanda, doğru adımlarla, doğru siyaset ve stratejiyle iç cephesini muhkem hale getirmesi tarihi bir hamlenin bayram kıvamındaki barışçıl lezzetidir." Bahçeli, mesajının sonunda "Temennim savaş ve çatışmaların bir an evvel son bulmasıdır" diyerek, Ramazan Bayramı’nın başta İslam dünyası olmak üzere tüm insanlık için barış ve kardeşliğe vesile olmasını diledi.

MHP Liderinden Dünya kamuoyuna "Penguen" çıkışı: "Ölenler çocuk değil de penguen mi olmalıydı?" Haber

MHP Liderinden Dünya kamuoyuna "Penguen" çıkışı: "Ölenler çocuk değil de penguen mi olmalıydı?"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP Genel Başkanı'nın savunma sistemleri ve savaş uçaklarına ilişkin söylemlerine yönelik, "Sinop'taki füze testleri karşısında 'yapmayın balıklar korkuyor' diyen bir şahsın esasen ciddiye alınacak hiçbir yanı yoktur. Sen balıkları düşündüğün kadar Türkiye'yi düşünseydin bugünkü zırvalarınla açığa düşmez, rezil olmaz, en azından aziz Atatürk'ün emanetlerine saygı gösterir, riayet ederdin" dedi. MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, ABD-İsrail ve İran arasında yaşanan saldırılar başta olmak üzere bölgesel gelişmelere ve iç politikaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "Bölgemizi içinden nasıl çıkılacağı meçhul ve muamma olan çok tehlikeli bir akıl tutulması sarmış" Orta Doğu'daki gelişmelerin giderek ağırlaştığını belirten MHP lideri Bahçeli, ABD-İsrail koalisyonunun İran'a yönelik operasyonlarının bölgede şiddeti artırdığını söyledi. Bahçeli, şunları kaydetti: "ABD-İsrail koalisyonun İran'a yönelik başlattığı kirli savaşın 11'inci gününde, bilanço gittikçe ağırlaşmakta, şiddet ve yıkım günbegün artış kaydetmektedir. Aynı zamanda 11 gündür psikolojik harbin, dijital harbin, elektronik harbin ve propaganda harbinin eşine benzerine çok nadir rastlanacak örnekleri de kademe kademe ilerletilmektedir. Bölgemizi içinden nasıl çıkılacağı meçhul ve muamma olan çok tehlikeli bir akıl tutulması sarmış ve sarmalamıştır." "Siyonist-emperyalist çıkar ortaklığının askeri ve politik iradesi nefretle sarılmıştır" Söz konusu saldırıların bölgeyi ateşe attığına dikkati çeken Bahçeli, askeri gerilimi azaltmaya yönelik diplomatik girişimlerin etkisiz kaldığını aktardı. Bahçeli, "Yakın ve yakıcı bir gerçeği aleni olarak işaret ve ifade etmek lazım gelirse o da şu olacaktır: Siyonist-emperyalist çıkar ve şiddet ortaklığının askeri ve politik iradesi kan, kin ve nefretle sarılmıştır. Dünyaya, sözde medeniyet mimarisinin izdüşümünde; demokrasi, özgürlük, adalet ve insan hakları konularında bilirkişilik taslayan hangi ülke veya ülkeler varsa hepsi birden sınıfta kalmış, bu değerlere esasta ve usulde ne kadar yabancılaştıklarını resmen kanıtlamışlardır. Haksızlık diz boyudur. Hukuksuzluk doruk noktadadır. Askeri gerilimi artıran değil; dengeleyen ve yöneten, sükûnet ve diyaloğu tahkim eden telkin ve tekliflerin bugüne kadar etkisiz ve yetersiz kaldığı, bununla ilişkili olmak üzere ateşkes ve diplomasi çağrılarının karşılık bulmadığı meydandadır. Bunun yanında ABD Başkanı'nın, 'savaşın bitiş zamanına Netenyahu ile karar vereceğiz' demesi ise dayatmacı bir dil, üstenci bir bakış, barışçıl arayışları küçümseyen özürlü bir yaklaşımdır" şeklinde konuştu. "İran'da, Gazze'de ölenler çocuk değil de penguenler olsaydı küresel yas mı ilan edilecekti?" Gazze'deki çocuk ölümlerine de değinen Bahçeli, uluslararası toplumun çifte standart uyguladığını belirterek, şöyle devam etti: "2007 yılında Antarktika'da çekilen bir belgeselde kolonisinden ayrılan bir penguenin video görüntüsü 2026 yılının ilk aylarında herkesin dilinde ve gündemindeydi. Bu penguenin derdiyle dertlenip sonuçlar çıkaran; söz konusu doğal davranışı kolektif bilincin kırılması olarak gören, insanla ilişkilendirip toplumsal travmaların gecikmiş yankısı, insanın kendisine tuttuğu ayna şeklinde yorumlayan herkese sesleniyorum; Gazze'de soykırıma uğrayan 50 bin çocuğun, İran'da sayıları 300'ü aşan çocukların dramları, acıları, yürekleri kavuran feci sonları bir penguen kadar önemli ve öncelikli değil midir? Nesli tükenen bir kuşu mesele edip de sırayı eşrefi mahlukat olan bir çocuk alınca ona sırt çevirmek, duyarsız ve duygusuz yaklaşmak insanlık mirasının, insanlık değerlerinin neresinde vardır, neresinde mevcuttur? Doğrusunu isterseniz merak ediyorum; yani İran'da, Gazze'de ölenler çocuk değil de penguenler olsaydı küresel yas mı ilan edilecekti? Uluslararası toplum ayağa kalkmalıdır. Bu ahlaki ve vicdani sorumluluk evvela Amerikan halkının ve Yahudi toplumunundur. Evanjelist papazların dolduruşuna gelip Oval Ofis'te ayinler düzenlemek, Armagedon Savaşı'yla ilgili teolojik hezeyanlar üretmek dünyanın nasıl bir musibetle doğrudan doğruya muhatap olduğunu ibret verici ölçüde göstermektedir." "Kürt kardeşlerimiz satılık değildir, kiralık değildir, tetikçi değildir" Orta Doğu'da Sünni-Şii husumeti çıkarmak isteyenlere karşı Müslümanların dikkatli olması gerektiğini dile getiren Bahçeli, İran'da Kürtleri silahlandırıp içten çökertme planı yapanlara dikkati çekti. Bahçeli, "Kürt kardeşlerimiz satılık değildir, kiralık değildir, tetikçi değildir, onun bunun zulüm projelerinde piyon olarak da görülemez, gösterilemez. Kürtler onurlu, şerefli, yürekli, soylu ve sağduyulu bir halktır. Türk-Kürt kardeşliği üzerinde cephe açmanın, gedik oluşturmanın hesabıyla; İran'ın tarihi Türk kentlerini karıştırmanın, Türklerle Kürtleri çatıştırmanın arayış ve amacını kurgulayanlar, ancak ve ancak düşmanca tutum takınan namertlerdir. Türk, Kürt'ün kardeşi; Kürt, Türk'ün alın yazısı, kader ortağıdır" ifadelerine yer verdi. Bahçeli, İran'dan ateşlenen bazı füze ve İHA'ların Türkiye ve Azerbaycan hava sahasına yönelik risk oluşturduğunu hatırlatarak, Türkiye'nin egemenlik haklarının ihlal edilemeyeceğini vurguladı. Bu olaylara ilişkin Tahran tarafından yapılan özür mahiyetindeki açıklamaları olumlu karşıladığını belirten Bahçeli, "9 Mart tarihinde, İran'dan ateşlenip Türk hava sahasına giren yeni bir balistik mühimmatın gene NATO unsurlarınca etkisiz hale getirilmesi, bazı mühimmat parçalarının da Gaziantep'te boş arazilere düşmesi kafamızı karıştırmaya başlamıştır. Her ülke aklını başına almalıdır. Türkiye, üzerinde kumar oynanacak bir ülke değildir. Taciz, tahrik veya tertip olup olmadığını netleştirecek ülke İran İslam Cumhuriyetidir. Biz kasti bir tavrın olmadığına inanmak, iyi komşuluk hukukumuzu korumak istiyoruz. Ancak Türkiye'nin de yolgeçen hanı olmadığını, canı sıkılanın, keyfi yetenin füze ateşleyeceği bir ülke olarak görülemeyeceğini de ihtiyatlı ve temkinli bir dille beyan ediyoruz" dedi. Türkiye ile İran'ın komşu iki ülke olduğunu belirten Bahçeli, iki ülkeyi karşı karşıya getirmeye yönelik provokasyonlara dikkat edilmesi gerektiğini dile getirdi. Bahçeli, "Elbette Türkiye'yle İran'ı karşı karşıya getirmeye matuf Siyonist-emperyalist bir komployu da ihmal etmiyoruz" diye konuştu. "Hürmüz Boğazı'nın kapanması küresel enerji piyasalarını etkiliyor" ABD-İsrail saldırılarının küresel enerji piyasalarını da etkilediğini belirten Bahçeli, Hürmüz Boğazı'nın stratejik önemine işaret etti. Bahçeli şöyle konuştu: "Dünya petrol ticaretinin beşte birinin geçiş güzergahı olan Hürmüz Boğazı fiilen kapatılmıştır. ABD-İsrail'in İran'ı hedef alan saldırıları küresel enerji piyasalarında arz ve lojistik şoklara neden olmaktadır." "Türkiye arabuluculuk misyonuyla sivrilecektir" Bölgede barışın tesis edilmesi için diplomasi ve diyalog çağrısında bulunan Bahçeli, Türkiye'nin arabuluculuk rolü üstlenebileceğini söyledi. Bahçeli, "Siyaset ve diplomasinin önü ardına kadar açılmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti bu çerçevede arabuluculuk misyonuyla sivrilecektir" ifadelerini kullandı. "Sen balıkları düşündüğün kadar Türkiye'yi düşünseydin bugünkü zırvalarınla rezil olmazdın" Bahçeli konuşmasında iç politikaya ilişkin, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in "Erdoğan F-35'leri dostu Trump'tan alamadı. F-16'lar modernize edilemedi. Korkudan S-400'ler hangarda tutuldu. Son 14 yılda bir tek savaş uçağı kazandıramadılar" açıklamalarının gerçeği yansıtmadığına dikkati çekerek "Sinop'taki füze testleri karşısında 'yapmayın balıklar korkuyor' diyen bir şahsın esasen ciddiye alınacak hiçbir yanı yoktur. Sen balıkları düşündüğün kadar Türkiye'yi düşünseydin bugünkü zırvalarınla açığa düşmez, rezil olmaz, en azından aziz Atatürk'ün emanetlerine saygı gösterir, riayet ederdin. CHP yönetimi beşinci kol faaliyeti içindedir. Tıpkı Yunanistan hükümetinin gayri askeri statüdeki Ege adalarını silahlandırmasına benzer şekilde mahalle yanarken fırsatçılık yapmaktadır. Allah'a çok şükür Türkiye'nin her şeyi vardır" dedi. "Mahkemede selamlama konuşmasının olduğu ne zaman duyulmuştur" Ayrıca İstanbul 40'ıncı Ağır Ceza Mahkemesinde görülen ve aralarında Ekrem İmamoğlu'nun da bulunduğu davada mahkeme salonunda selamlama konuşması talebini sert sözlerle eleştiren Bahçeli, "Neymiş, eski belediye başkanı selamlama konuşması yapmak için kürsüye çıkacakmış. Mahkemede selamlama konuşmasının olduğu ne zaman duyulmuş, nerede görülmüştür? Böylesi bir usule, böylesi bir uygulamaya ne zaman şahit olunmuştur? Hiç kimse hukukun önünde veya üstünde değildir. İddianamedeki suçlamaların hesabını vermek yerine dava sürecini sulandırmak maksatlıdır, marazidir, mahsurludur. Suç örgütü kurmak, rüşvet çarkı işletmek, ihaleye fesat karıştırmak, kara para aklamak gibi pek çok suçlamanın açıklığa kavuşması, bunun da kısa süre içinde vuku bulması gerekmektedir. Milletimiz CHP'nin adalet ve hukuk tanımaz siyasi ayak oyunlarından bıkmış ve usanmıştır. İstanbul 40'ıncı Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın adalete müzahir alınacak kararının daha fazla uzamasına fırsat verilmeden en makul sürede sonuçlandırılıp ülke gündeminden çıkartılması muhakkak surette temin edilmelidir" şeklinde konuştu.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi: "Türkiye artık sahada inisiyatifi elinde tutuyor" Haber

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi: "Türkiye artık sahada inisiyatifi elinde tutuyor"

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "Artık oyun kuran bir Türkiye vardır; sahada inisiyatifi elinde tutan, tehditleri kaynağında etkisiz hâle getiren bir ülke vardır. İşte bu tablo ‘Türkiye Yüzyılı' vizyonunun güvenlik cephesindeki en somut göstergelerinden biridir" dedi. İçişleri Bakanı Çiftçi, Jandarma Özel Asayiş Komutanlığı'nda (JÖAK) düzenlenen iftar programına katıldı. Programda konuşan Çiftçi, vatanın huzuru için gecesini gündüzüne katan, emredilen yerde ve zamanında ‘hazır' olmayı hayatının şiarı yapan jandarma personeli ile beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade etti. "JANDARMA TARİH BOYUNCA SADECE ASAYİŞİ DEĞİL, VATANIN BÜTÜNLÜĞÜNÜ DE OMUZLADI" Jandarmanın tarih boyunca sadece asayişi değil, vatanın bütünlüğünü de omuzladığını aktaran Çiftçi, "Birinci Dünya Savaşı ve Milli Mücadele'de cephede yer aldı, Cumhuriyet'le birlikte hukuki ve kurumsal yapısı güçlendi. Kıbrıs Barış Harekatı'nda fedakarlık gösterdi. 1984'ten itibaren terörle mücadelede ülke sathında en kritik unsurlardan biri olarak birlik ve kardeşliği koruma görevini kararlılıkla sürdürdü" ifadelerine yer verdi. Jandarma Özel Asayiş Komutanlığı'nın 1999'da kurulduğunu ve kısa zamanda Türk milletinin gönlünde müstesna bir yer edinen irade mektebi olduğunu kaydeden Bakan Çiftçi, bu komutanlığın arama kurtarmadan özel operasyona, terörle mücadeleden KBRN görevlerine olmak üzere birçok alanda yüksek sorumlulukla vazife icra ettiğine dikkati çekti. "ARTIK OYUN KURAN BİR TÜRKİYE VAR" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye'nin savunma sanayiinde tarihi bir eşikten geçtiğini, dışa bağımlılığı azaltan, kendi imkan ve kabiliyetleriyle üreten, geliştiren ve ihraç eden bir irade ortaya koyduğunu vurgulayan Bakan Çiftçi, sözlerine şöyle devam etti: "Bu yürüyüş bağımsızlığımızın teminatı, milli bekamızın sigortasıdır. Bugün savunma sanayiimizin ulaştığı seviye sahadaki gücümüze büyük bir stratejik üstünlük kazandırmaktadır. Yerli ve millî sistemler hız, hassasiyet, istihbarat ve koordinasyon kapasitemizi artırmakta; güvenlik birimlerimizin etkinliğini sahada katbekat yükseltmektedir. Bu imkân ve kabiliyetler, jandarmamızın köklü tecrübesi, disiplinli yapısı ve yüksek görev anlayışıyla buluştuğunda başta terörle mücadele olmak üzere organize suçtan uyuşturucuya, kaçakçılıktan siber tehditlere kadar suç ve suçlulara karşı mücadelede büyük bir üstünlük ortaya çıkmaktadır. Artık oyun kuran bir Türkiye vardır; sahada inisiyatifi elinde tutan, tehditleri kaynağında etkisiz hale getiren bir ülke vardır. İşte bu tablo ‘Türkiye Yüzyılı' vizyonunun güvenlik cephesindeki en somut göstergelerinden biridir. Türkiye Yüzyılı, güçlü ekonomi kadar güçlü güvenlik demektir. Güçlü diplomasi kadar güçlü caydırıcılık demektir. Bu caydırıcılığın omurgasında savunma sanayiimizin milli hamlesiyle jandarmamızın fedakârlığı ve cesareti yan yana durmaktadır. Allah'ın izniyle bu birliktelik sürdükçe terörün de, suç şebekelerinin de bu aziz milletin huzuruna kastetmeye mecali kalmayacaktır."

Nüfus alarmı verildi! Erdoğan: "Aile yapısını korumak için teyakkuz halindeyiz" Haber

Nüfus alarmı verildi! Erdoğan: "Aile yapısını korumak için teyakkuz halindeyiz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa'nın savunma ve güvenlik mekanizmalarına Türkiye'yi dahil etmesinin vaktinin çoktan geldiğini belirterek, "Türkiye'yi dışlayan, dünya gerçeklerini göz ardı eden tutumların hiç de mantıklı olmadığını artık kabul etmeleri gerekir" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Etiyopya ziyareti dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını cevaplayarak, gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Muhtemel bir İran-ABD savaşının kimseye bir şey kazandırmayacağını, aksine bölgenin kaybedeceğini söyleyen Erdoğan, gelen davet üzerine Türkiye'nin Gazze Barış Kurulu toplantısına katılacağını da belirterek, Gazze meselesinin insanlığın vicdan sınavı olduğunu ifade etti. "GÖRÜŞMELERİMİZDE TİCARET, YATIRIMLAR, SAVUNMA SANAYİİ, ÖZELLİKLE ENERJİ, ULAŞIM VE DAHA BİRÇOK KONUYU DEĞERLENDİRDİK" Etiyopya'nın Afrika'nın önde gelen devletlerinden biri olduğunu ve yaklaşık 11 yıl aradan sonra ziyaret etmekten büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Görüşmelerimizde ticaret, yatırımlar, savunma sanayii, özellikle enerji, ulaşım ve daha birçok konuyu değerlendirdik. 1 milyar dolar ticaret hacmi hedefimize ulaşmak için gerekli adımları ele aldık. Türk yatırımlarının artırılması konusundaki fırsatlara değindik. Ekonomi ve enerji alanlarında belgelere imza attık. Biliyorsunuz Etiyopya, Afrika'daki uçuşlar için önemli bir bağlantı merkezi konumunda. Bu sebeple büyük bir havalimanı projesini ilerletiyorlar. Biz de Türkiye olarak firmalarımızın bu projeye katkı sağlayabileceklerini düşünüyoruz. Etiyopya, Afrika Boynuzu tabir edilen ve stratejik önemi haiz, bölgenin de en büyük ülkesi. Gerek köklü devlet geleneği gerek 130 milyonu bulan nüfusuyla büyük potansiyele sahip. Afrika Teşkilatı başta olmak üzere Birleşmiş Milletler kuruluşlarına ev sahipliği yapan Addis Ababa, Afrika kıtasının diplomasi başkenti olarak adlandırılıyor. Sahra Altı Afrika'daki en eski büyükelçiliğimizin 1926 yılında Addis Ababa'da açılması, Cumhuriyetimizin geçmişinde bu kadim şehri Afrika kıtasıyla ilişkilerimizin kalbine yerleştirdiğini gösteriyor" diye konuştu. "BİRLİKTE GÜZEL İŞLERE İMZA ATTIK, İNŞALLAH BUNDAN SONRA DA ATACAĞIZ" Etiyopya'nın birçok önemli toplantıya ev sahipliği yaptığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Önümüzdeki yıl da Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı yine Addis Ababa'da düzenlenecek. Biz de inşallah kasım ayında yapacağımız bu Taraflar Konferansı'na dair tecrübelerimizi Etiyopyalı kardeşlerimizle paylaşacağız. Dolayısıyla şayet Afrika'daki potansiyeli değerlendirmek istiyorsak, hiç şüphesiz bunun yollarından biri Etiyopya'dan geçmektedir. Ankara sürecinden hatırlayacağınız üzere Etiyopya ile ortak mesai yapma alışkanlığımız zaten var. 2024 Aralık ayında kabul edilen Ankara Bildirisi ile Etiyopya ve Somali arasında güvenin pekiştirilmesini sağladık. Birlikte güzel işlere imza attık, inşallah bundan sonra da atacağız" ifadelerini kullandı. "BİZ, AFRİKA'DAKİ MESELELERE ÇIKAR ODAKLI, TARAFGİR BİR GÖZLE BAKMADIK, BAKMIYORUZ" Türkiye'nin dünya üzerinde hiçbir ülkeye sömürgecilik anlayışı ile yaklaşmadığının altını çizen Erdoğan, "Milletçe tarihimizin hiçbir döneminde bizler sömürgeci olmadık. Afrika'daki insanları kardeşimiz, dostumuz olarak gördük. Bugün kıtada gözlerin ülkemize çevrilmesinin temelinde işte bu tertemiz sicilimiz vardır. Karşılıklı saygı ve eşit ortaklık, bizim Afrika politikamızın esasıdır, pusulasıdır, değişmez ilkesidir. Biz, Afrika'daki meselelere çıkar odaklı, tarafgir bir gözle bakmadık, bakmıyoruz. Ülkemize yönelik bu bakış açısı bizim insani diplomasimizin, barış diplomasisi adımlarımızın başarısında da etkili. Barışın lafla değil, iradeyle tesis edileceğini biliyor ve ona göre adımlar atıyoruz. Türkiye böylesi bir barış tesis etmeye muktedir midir? Muktedirdir evelallah, kimsenin bundan şüphesi olmasın. Çok şükür yalnız da değiliz. Sözümüz de, sesimiz de artık çok daha güçlü" açıklamasında bulundu. "TÜRKİYE MEZUNLARI AFRİKA'NIN BİRÇOK ÜLKESİNDE SİYASETTEN İŞ DÜNYASINA, AKADEMİDEN SİVİL TOPLUMA HER ALANDA AKTİF GÖREVLER ÜSTLENİYOR" Afrika ile ilişkileri geliştirmek, ticaret ve yatırımlar başta olmak üzere her alanda iş birliğini ileriye taşımanın gayreti içerisinde olduklarını belirten Erdoğan, "Kıtadaki büyükelçilik sayımızı biliyorsunuz 44'e çıkardık. İktidarı devraldığımız zaman bu sayı 12 idi. Ankara'da 38 Afrika ülkesinin büyükelçiliği şu anda faaliyet gösteriyor. Türk yükleniciler, Afrika'da toplam değeri 100 milyar doları bulan 2 binden fazla projeyi üstlenmiş durumda. Kıta genelindeki yatırımlarımızın piyasa değeri 15 milyar doları aştı. 2025 yılında kıtayla dış ticaret hacmimiz yüzde 10 artışla 35 milyar dolara yaklaştı. Türk üniversitelerinde kıtanın farklı köşelerinden on binlerce öğrenci şu anda eğitim alıyor. Türkiye mezunları Afrika'nın birçok ülkesinde siyasetten iş dünyasına, akademiden sivil topluma her alanda aktif görevler üstleniyor" dedi. "TAM ENTEGRASYONA DAİR ADIMLARI ANBEAN TAKİP EDİYORUZ" Terörsüz Türkiye hedefine doğru dikkatli olduğu kadar kararlı, temkinli olduğu kadar sağlam adımlarla ilerlediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hayırlı bir işe koyulduk ve bunu inşallah başaracağız. Ülkemizdeki bu güçlü irade, Suriye'ye de şu an itibariyle sirayet etmiştir. Orada terörsüz bölge idealimizi destekleyen sevindirici gelişmeler yaşanıyor. Bu da bizi ayrıca memnun ediyor. Tam entegrasyona dair adımları anbean takip ediyoruz. Anlaşmanın uygulanması için gerekli telkinlerde bulunuyoruz. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, gerçekten emin adımlarla Suriye'de yola devam ediyor. Ayrıca terörle mücadelenin sadece güvenlik meselesi olmadığını sık sık da vurguladım. Meselenin hukuki ve toplumsal boyutunu da sürekli ele alıyoruz. Şu anda gerek Meclis Başkanımızla gerekse komisyondaki arkadaşlarımızla bu işi çok sıkı tutuyoruz. Sabırla, akılla, kararlılıkla bu yolda elhamdülillah yürüyoruz. Bu yolun sonunda yurdumuza yıllarca zarar vermiş terör sorunu, gündemimizden inşallah ebediyen çıkacaktır" diye konuştu. "İRAN'I HEDEF ALAN YENİ BİR SAVAŞ KİMSEYE BİR ŞEY KAZANDIRMAZ, AKSİNE BÖLGEMİZ KAYBEDER" Bir gazetecinin "Sizce İran meselesi savaşa mı, barışa mı daha yakın? Nasıl görüyorsunuz son durumu?" sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İran ile ABD arasındaki sorunlar diyalog yoluyla çözülsün istiyoruz. Her iki ülke ile de en üst düzeyde temas halindeyiz. Her iki ülke bu noktada. İşte en son İran Cumhurbaşkanı ile görüştüm. Hemen ertesi gün aynı zamanda ABD Başkanı Trump ile görüşmemi yaptım. Bütün bu görüşmelerde nasıl bir yol alabiliriz bunları konuştuk. Biz duvar ören, çatışmaları körükleyen değil, köprü kuran, barışa zemin hazırlayan bir ülke konumundayız. İran'ı hedef alan yeni bir savaş kimseye bir şey kazandırmaz, aksine bölgemiz kaybeder. Biz barışın tarafında olmaya devam ederek müspet temennilerle meseleye yaklaşıyoruz. Türkiye olarak İran'a yönelik askeri müdahaleye karşı olduğumuzu bütün muhataplarımıza ilettik. Böylesi bir askeri tırmanmanın, yükselen tansiyonun bölgemizi daha fazla belirsizliğe sürükleyeceğini anlatmayı sürdüreceğiz. Diplomasi kapısı açık olduğu sürece ümit vardır. Biz de bu umudu koruyacağız ve güçlendireceğiz" ifadelerini kullandı. "BARIŞ KURULU TOPLANTISI İÇİN DAVET GELDİ, TÜRKİYE OLARAK TOPLANTIYA KATILACAĞIZ" Gazze Barış Kurulu hakkında da değerlendirmede bulunan Erdoğan, "Gazze Barış Kurulu'nun Gazze'de özlenen kalıcı istikrar, ateşkes ve nihayetinde barışa katkı sunmasını umuyorum. Gazze meselesi insanlığın bana göre vicdan sınavıdır. Biz bu sınavda nerede olduğumuzu ilk günden beri açıkça ortaya koyduk. Gazze'deki Filistinli kardeşlerimizin yaşadıkları acılar artık son bulmalıdır. Burada amaç ateşkesi kalıcı hale getirmek, insani yardımları Gazze'ye kesintisiz ulaştırmak ve iki devletli çözüm zeminini güçlendirmek olmalıdır. Bütün bunların yanında Gazze Barış Kurulu'nun böylesi bir amaca hizmet etmesini arzu ederiz. Türkiye olarak Gazzeli kardeşlerimizin hayrına olan her türlü girişime destek vereceğimizi açık bir şekilde ilan ettik. Barış Kurulu toplantısı için davet geldi. Türkiye olarak toplantıya katılacağız. Ramazan ayının ilk gününe denk geldiği için toplantıda ülkemizi Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan Bey temsil edecektir" dedi. "AVRUPA'NIN MEVCUT SAVUNMA VE GÜVENLİK MEKANİZMALARINA TÜRKİYE'Yİ DAHİL ETMESİNİN VAKTİ ÇOKTAN GELMİŞTİR" Türk ordusunun NATO ve Avrupa için öneminden bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Yıllardır her platformda ülkemizin Avrupa Birliği'ne birçok yönden olumlu katkılarının olacağını anlatıyoruz. Avrupa'nın mevcut savunma ve güvenlik mekanizmalarına Türkiye'yi dahil etmesinin vakti çoktan gelmiştir. Dünya değişiyor, Avrupa Birliği hızla dönüşümlerin yaşandığı bu çağda daha ne kadar dar gündemlerin esiri olabilir? Bunu anlamak mümkün değil. İyi tercih, Türkiye'nin Avrupa'yla bütünleşmesinin önündeki ideolojik bariyerleri kaldırmak ve Avrupa'nın gücüne güç katmaktır. Türkiye'yi dışlayan, dünya gerçeklerini göz ardı eden tutumların hiç de mantıklı olmadığını artık kabul etmeleri gerekir. Avrupa'da yeni bir savunma mimarisi kurmak. Eğer bu niyettelerse bunun Türkiye'siz oluşturulmasının yetersiz bir çaba olacağı aşikardır. Türk ordusu bugün NATO içindeki en büyük ve en etkin ordulardan biridir. Ordumuza olan güvenimiz tamdır. Bu sayede sadece masa başında konuşan değil, sahada yeteneklerini ortaya koyan bir ülkeyiz. Umarım Türkiye olmadan Avrupa'nın ayakları yere basan bir güvenlik denklemi kurmasından söz edilemeyeceğini artık herkes anlamıştır." "ANAYASA KONUSUNDA HENÜZ BİR TAKVİM ORTAYA ÇIKMIŞ DEĞİL, BİZ HAZIRLIKLARIMIZI TİTİZLİKLE YAPIYORUZ" Bir gazetecinin yeni anayasa çalışmalarının son durumunu sorması üzerine Erdoğan, "Yani bizim özellikle Zeynep kardeşimizin Mihalgazi'deki verdiği mücadele sıradan bir mücadele değil. Yani onların o beyaz yaşmaklarına takılıp kalanlar, geçmişte olduğu gibi ‘uçağın kanatlarına takıldı' filan diyorlardı ya. Şimdi Zeynep Hanım ve bulunduğu bölge hep beyaz yaşmaklı ve şalvarlıdır. Telefonla görüşmemiz sonrası sağ olsunlar 200 kişi Mihalgazi'den otobüslere doldular ve o gün bizim grup toplantımıza katıldılar ve bize ayrı bir güç kattılar. İnşallah Zeynep bacımıza verdiğimiz destekle onu hem Eskişehir'de hem ülke genelinde çok daha başarılı tutmanın gayreti içinde olacağız. Anayasa konusunda ise henüz bir takvim ortaya çıkmış değil. Biz hazırlıklarımızı titizlikle yapıyoruz" ifadelerine yer verdi. "DİK DURACAĞIZ, DİKLEŞMEYECEĞİZ AMA CHP'YE DE MEYDANI BIRAKMAYACAĞIZ" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel ile Ankara'nın Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan arasındaki küfürlü mesajları da değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunların dostluklarına bu kadar güvenilir işte. Eğer CHP'de siyaset yapan bir politikacıysanız, genel merkez yönetimini ve onları sevk ve idare edenleri en hafif şekilde bile eleştirdiğiniz anda küfür yemeye, linç ve hakaretle karşı karşıya kalmaya, tehdit edilmeye mahkumsunuz. Böyleyse olması gereken nedir? Sen dik duracaksın, sabırlı olacaksın. Vakti, saati geldiğinde de gereğini yapacaksın. Bizim yaptığımız bu. Geri adım atmak yok. Dik duracağız, dikleşmeyeceğiz ama CHP'ye de meydanı bırakmayacağız" diye konuştu. "BİZ CHP'NİN İÇİNE DÜŞTÜĞÜ BATAKLIKLA İLGİLENMİYORUZ, SADECE İŞİMİZE BAKIYORUZ" Bir gazetecinin CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e yönelik eleştirilerinin son dönemde sertleştiğini ve ‘Umudumu kestim' şeklindeki sözlerini sorması üzerine Erdoğan, "Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi aslında çok farklı bir kıskacın içinde. Yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet çeteleri bir yandan, beceriksiz ve liyakatsiz siyasetin ete kemiğe bürünmüş hali figüranlar öbür taraftan CHP'yi kuşatmış durumda. Böyle bir gayretin içindeler. Biz rakibimizi siyaseten eleştiririz. Politik açıdan ortaya koydukları tezlere sonuna kadar karşı da çıkarız. Kendi tezlerimizi en makul zeminde ortaya koyar ve savunuruz. Tabii bu siyasetin doğasında olan bir şeydir. Ama onların böyle bir derdi var mı? Yok. Sayın Kılıçdaroğlu'nun dönemine bakıyoruz. Bu dönemden çok daha farklı. O dönemde de CHP ile siyaset zemininde kıyasıya yarıştık. Milletimizin desteğiyle de hamdolsun biz bu yarışların hepsinde de ipi göğüsledik. Herhangi bir sıkıntı yaşamadık. Fakat şimdi CHP'nin içine düştüğü durum siyasetin dinamikleriyle açıklanamayacak kadar karmakarışık. Ayak oyunları, malum hançerler, parti içi komplolar, CHP'nin siyasette oturduğu zemini bir hayli kaydırdı. Bunu sadece vizyonsuzluk, beceriksizlik ve basiretsizlik olarak açıklamak mümkün değil. Ama ortalık gerçekten kötüye gidiyor. Sayın genel başkan gittiği her yerde sadece şahsıma ve arkadaşlarıma hakaret üstüne hakaretler yağdırıyor. Bu hakaretlerle sen bir yere varamazsın ki. Onun için de biz CHP'nin içine düştüğü bataklıkla ilgilenmiyoruz. Sadece işimize bakıyoruz. Yolumuza da böyle inşallah devam ediyoruz" cevabını verdi. "AİLE YAPISININ KORUNMASI İÇİN İKTİDAR OLARAK TEYAKKUZ HALİNDEYİZ" Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmişte uygulanan aile planlaması politikalarının nüfus düşüşünde etkisinin olup olmadığı ve ailenin güçlenmesiyle ilgili yeni desteklerin gelip gelmeyeceği sorusu üzerine şunları söyledi: "Aile meselesi satır aralarına sıkıştırılacak kadar basit bir mesele değil. Bizim aile meselesini özellikle bu yılın önemli bir başlığı olarak öne çıkartmamızın sebebi bu. Hamdolsun şu anda bizim yakaladığımız seviye, Rusya'nın yeni yakaladığı seviye. Rusya şu anda bu konuda çok ciddi adımlar atıyor. Nüfusun artış hızının korunması ve aile yapısının muhafazası için çalışmalar yapıyorlar. Onlar da nüfus artışını teşvik eden politikalar geliştiriyorlar. Aynı şekilde Suudi Arabistan ciddi adımlar atıyor. Biz de bu konuda çok önemli bir yerdeyiz. Ama biz düşüyoruz. Ciddi manada nüfus kaybımız var. Bizim medeniyetimizde aile, toplumun çekirdeği ve bu çekirdeği bizim asla kaybetmememiz lazım. Buna yönelik olarak veriler özellikle de alarm durumuna geçmemiz gerektiğini gösteriyor. Hem nüfusun hem aile yapısının korunması için iktidar olarak teyakkuz halindeyiz. Bunu koruyacağız. Bu planlamayı korumak için de atacağımız çok çok ciddi adımlar var. Bundan taviz veremeyiz. Tam aksine bunu toparlamamız şart."

Maskat’ta kritik randevu: İran ve ABD arasında "Fikir Birliği" sinyali! Haber

Maskat’ta kritik randevu: İran ve ABD arasında "Fikir Birliği" sinyali!

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD ile Umman'da gerçekleştirilen dolaylı müzakerelere ilişkin, "Diplomatik sürecin devamı konusunda bir anlayış ve fikir birliği olduğunu hissettik. Bunun önemli olduğunu düşünüyorum. Ancak bizim için asıl belirleyici olan, sahadaki adımlardır" dedi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, düzenlediği haftalık basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bekayi, Türkiye dahil bölge ülkelerinin son dönemde gerilimin düşürülmesi ve diplomatik bir sürecin oluşması için yürüttüğü çabalardan dolayı teşekkür etti. Bekayi, bazı çevrelerin, müzakerelerin Türkiye'de ve bölge ülkelerinin katılımıyla yapılmasının planlandığı, ancak İran'ın bunu kabul etmeyerek görüşmelerin Maskat'ta yapılmasını istediği "BİZİM MÜZAKERELERDEKİ MUHATABIMIZ ABD'DİR" İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun bugünkü ABD ziyaretine ve bu ziyaretin müzakereleri sabote etmeye yönelik olduğuna ilişkin iddialara değinen Bekayi, "Bizim müzakerelerdeki muhatabımız ABD'dir. Bölgeye zarar veren, hatta kendi çıkarlarını bile gözetmeyen baskı ve yönlendirmelere boyun eğmeden hareket edip etmeyeceğine karar vermek ABD'nin sorumluluğundadır. ABD'nin Orta Doğu politikasındaki en büyük sorunlardan biri, İsrail'in taleplerine göre hareket etmesidir" ifadelerini kullandı. Bekayi, "Herkesin bildiği gibi İran'ın barışçıl nükleer programının yıllardır yapay bir krize dönüştürülmesinin arkasında İsrail var. İsrail, yaklaşık 40 yıldır ‘İran nükleer bomba peşinde' iddiasını sürekli gündemde tutuyor ve var olmve bunun Türkiye'yi rahatsız ettiği yönündeki iddialara cevap verdi. Bekayi, "Toplantının Umman dışında yapılmasına dair önceden alınmış bir karar yoktu. Sürece destek veren tüm bölge ülkeleri ev sahipliğine hazırdı ve kendilerine teşekkür ediyoruz. Ancak İran'ın müzakere tarafı olması, Umman'ın daha önceki olumlu ev sahipliği tecrübesi ve görüşmelerin nükleer konuyla sınırlı tutulması gibi nedenlerle müzakerelerin Maskat'ta yapılmasına karar verildi. Bu nedenle toplantının Maskat'ta yapılmasının dostlarımızın kırılmasına yol açacak bir gerekçe olduğunu düşünmüyorum" dedi. ayan bir bomba üzerinden dünyaya asılsız bir korku yaymaya çalışıyor. İsrail, bölgede huzur ve istikrara yol açacak her türlü diplomatik sürecin de karşısında olduğunu defalarca gösterdi" diye konuştu. Bekayi, "Bu yüzden ABD'li yetkililerin, bu baskı ve lobi etkilerinden bağımsız hareket etmesi ve başkalarının ABD dış politikasına yön vermesine izin vermemesi gerekiyor. Biz ise geçmiş deneyimleri dikkatle göz önünde bulunduruyoruz. Haziran ayında yaşanan süreç çok kötü bir tecrübeydi. Bu nedenle bu deneyimleri dikkate alarak ulusal çıkarlarımızı diplomasi yoluyla korumaya kararlıyız" dedi. "ZAMAN KAZANMAK GİBİ BİR NİYETİMİZ YOK" Tahran'ın müzakerelerde zaman kazanmaya çalıştığı yönündeki iddiaları da reddeden Bekayi, "Ne kadar erken, o kadar iyi. Biz bu müzakerelere sonuç almak için girdik ve zaman bizim için önemli. Yaptırımların kaldırılması İran açısından hayati bir mesele, yani ne kadar erken olursa bizim için o kadar avantajlı. Bu yüzden zaman kazanmak gibi bir niyetimiz yok. Biz müzakerelerde ne kadar ciddi olduğumuzu defalarca gösterdik. Görüşmelerin geçmişine bakmanız bunu anlamak için yeterli. Önceki 5 turda da söylediğim gibi görüşmeler sonuçlanana kadar müzakere yerinde günlerce kalmaya hazırız. Bu, hem iyi niyetimizi hem de ulusal çıkarlarımızı korumak ve İran halkına dayatılan yasa dışı yaptırımların kaldırılması için ne kadar acele ettiğimizi ortaya koyuyor" ifadelerini kullandı. "NİYET VE CİDDİYET VARSA ANLAŞMA MÜMKÜN" Bekayi, İran heyetinin üst makamların verdiği açık talimatlar doğrultusunda ulusal çıkarları sağlamakla görevli olduğunu belirterek, "Her müzakere, anlaşmaya varacaksa karşılıklı alıp vermeyi gerektirir. İran'ın kabul edeceği mutabakat, İran halkının çıkarlarını güvence altına alan bir mutabakat olacaktır. Bizim için müzakerelerin doğrudan ya da dolaylı yapılması belirleyici değil. Taraflarda sonuç alma iradesi ve ciddiyet varsa anlaşmaya varmak mümkündür" dedi. "SALDIRI OLURSA SERT VE EZİCİ KARŞILIK VERİRİZ" İsrail'in İran'a yönelik muhtemel bir saldırı tehdidine değinen Bekayi, bu senaryonun tüm denklemi değiştiren ve varsayıma dayanan bir durum olduğunu belirterek, "İran, herhangi bir taraftan askeri saldırıya uğrarsa mutlaka sert ve ezici bir karşılık verecektir. Öte yandan tecrübeler, İsrail'in böyle bir adımı ABD ile koordinasyon ve iş birliği olmadan atamayacağını gösteriyor. Böyle bir durumda İran'ın vereceği yanıt da pişman edici olacaktır" şeklinde konuştu. "MASKAT'TAKİ GÖRÜŞME İLK TEMAS NİTELİĞİNDEYDİ" Bekayi, ABD Başkanı Donald Trump'ın "İran bu turda daha fazla taviz vermeye hazır" sözlerini eleştirerek Maskat'taki görüşmenin ilk temas niteliğinde olduğunu söyledi. Bekayi, "Bu tür müzakerelerde, özellikle kötü bir tecrübenin ardından ve diplomatik sürecin 8 ay önce bozulmasından sonra, ilk görüşmede ayrıntılara girilmesi zaten beklenmez. Maskat'taki temas da uzun sürmedi, yarım günlük bir toplantıydı. Bizim açımızdan bu görüşme, daha çok karşı tarafın ne kadar ciddi olduğunu görmek ve bundan sonraki adımların nasıl atılacağını değerlendirmek içindi. Bu nedenle görüşmede ağırlık genel çerçeveye verildi. Temel tutumumuz uluslararası kurallar ve NPT (Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması) çerçevesinde İran halkının çıkarlarının güvence altına alınması ve bu kapsamda barışçıl nükleer enerji hakkımızın korunmasıdır. Ayrıntılar için ise sürecin sonraki aşamalarda nasıl ilerleyeceğinin görülmesi gerekiyor" dedi. "DİPLOMATİK SÜRECİN DEVAMI KONUSUNDA ANLAYIŞ VE FİKİR BİRLİĞİ OLDUĞUNU HİSSETTİK" Umman'daki dolaylı müzakerelerde İran ve ABD heyetleri arasında gerçekleşen birkaç dakikalık yüz yüze görüşmede ABD tarafının tutumunda somut bir değişiklik hissedilip hissedilmediği sorusuna yanıt veren Bekayi, "Dolaylı temaslar ve bu kısa görüşmenin ardından diplomatik sürecin devamı konusunda bir anlayış ve fikir birliği olduğunu hissettik. Bunun önemli olduğunu düşünüyorum. Ancak bizim için asıl belirleyici olan, sahadaki adımlardır. Görüşmelerde olumlu mesajlar verilebilir, fakat bunlar somut adımlara dönüşmezse bu temasların bir anlamı kalmaz" dedi. "LARİCANİ'NİN ZİYARETİ BÖLGE TEMASLARININ DEVAMIDIR" Bekayi, Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani'nin Umman ziyaretine de değinerek, "Bu ziyaret, bölge temaslarının devamı niteliğinde. Laricani daha önce de Rusya, Pakistan, Suudi Arabistan ve Irak'a ziyaretler gerçekleştirmişti. Maskat ziyareti de bölge ülkelerindeki muhataplarla sürdürülen istişarelerin bir parçası ve İran'ın komşularıyla ilişkileri güçlendirme politikasına dayanıyor. İyi komşuluk ve bölgesel iş birliğini güçlendirmek, dış politikamızın temel öncelikleri arasında yer alıyor. Bu ziyaret de bu çerçevede değerlendirilmeli. Ayrıca Umman ziyareti önceden planlanmıştı ve buranın ardından Katar ziyareti de aynı kapsamda yapılacak" ifadelerini kullandı. "GEREKİRSE HEYETE YENİ İSİMLER DAHİL EDİLEBİLİR" Bekayi, müzakerelerin seyrine göre ihtiyaç duyulması halinde müzakere heyetine yeni isimler ve uzmanların dahil edileceğini belirterek, "Bu daha önce de böyleydi. Görüşmelerin gidişatına ve her toplantıda ele alınacak başlıklara göre, farklı uzmanların bilgi ve tecrübesinden yararlanabiliriz. İhtiyaç olursa gerekli görülen her aşamada heyete yeni isimler ekleriz" şeklinde konuştu. "BİZ BAŞKALARININ YÖNTEMLERİNİ KOPYALAMIYORUZ" Bekayi, Umman'daki müzakerelerde ABD heyetinde ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper'ın da yer almasına ilişkin değerlendirmede bulunarak, "Biz başkalarının yöntemlerini kopyalamıyoruz. Kendi işimize bakıyoruz. Bizim askerimizin zaten daha önemli görevleri var. Diplomatlarımıza güveniyoruz ve verilen görevi en iyi şekilde yerine getireceklerini biliyoruz. Ayrıca şunu da unutmayın, Dışişleri Bakanımız Arakçi, zaten bir anlamda savaş tecrübesi olan bir komutan gibi. Yani bizde hepsi bir aradaydı" ifadelerini kullandı.

İran ve ABD arasındaki dolaylı görüşmeler Maskat'ta başladı Haber

İran ve ABD arasındaki dolaylı görüşmeler Maskat'ta başladı

ABD ve İran arasında İran'ın nükleer programına ilişkin dolaylı görüşmeler Umman'ın başkenti Maskat'ta başladı. ABD ve İran arasında tırmanan gerilim ve ABD'nin İran'a askeri müdahalede bulunacağına ilişkin endişelerin artmasının ardından ABD ve İranlı heyetler arasında İran'ın nükleer programına ilişkin dolaylı görüşmeler Umman'ın başkenti Maskat'ta başladı. Müzakerelerde Müzakerelerde ABD tarafını ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Başkan Donald Trump'ın damadı Jared Kushner, İran tarafını ise İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi temsil ediyor. ARAKÇİ: "GÖRÜŞMELERE AÇIK GÖZLERLE KATILIYORUZ" İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, sosyal medya hesabından paylaştığı açıklamada, "İran, diplomasiyi açık gözlerle ve geçen yılın sağlam hafızasıyla karşılıyor" ifadelerini kullandı. Arakçi, "Eşit konumlar, karşılıklı saygı ve karşılıklı çıkar söylemden ibaret değildir. Bunlar birer zorunluluktur ve kalıcı bir anlaşmanın temel dayanaklarını oluşturur" ifadelerini kullandı. ARAKÇİ, UMMANLI MEVKİDAŞIYLA GÖRÜŞTÜ Arakçi, görüşmelerden önce bu sabah Ummanlı mevkidaşı Seyid Bedir bin Hamad Al-Busaidi ile bir araya geldi. Arakçi ve Al-Busaidi'nin bölgesel ve uluslararası meseleleri görüştükleri açıklandı. Görüşmede, İran-ABD müzakerelerinin nasıl ilerletileceği ele alınırken, İran'ın müzakere başlıklarına ilişkin görüş ve taleplerinin de aktarıldığı bildirildi. Arakçi, İran'ın ulusal çıkarlarını sağlamak için diplomasiden yararlanacağını belirterek, ülkenin egemenliği ve ulusal güvenliğini her türlü "aşırı talep ve maceracı girişime" karşı savunmaya hazır olduklarını vurguladı. GEÇEN YILKİ GÖRÜŞMELERDE NE OLMUŞTU? Geçtiğimiz yıl Nisan ayında ABD ve İran, nükleer müzakerelerde uzlaşı arayan görüşmeler yürütmüş ve görüşmelerin ilk turu 12 Nisan'da Umman'da ardından ikinci turu ise 19 Nisan'da İtalya'da yapılmıştı. Bunun bir hafta sonrasında Umman'da üçüncü tur gerçekleşmiş ve ABD Başkanı Trump, mayıs ayında yaptığı açıklamada bir anlaşmaya çok yakın olduklarını duyurmuştu. Ancak bir sonraki turdan sadece bir gün önce, İsrail'in İran'a saldırıları başlamış ve diplomasi çökmüştü. Bu durum İsrail ile İran arasında 12 gün süren bir savaşa yol açmış, ABD de "Gece Yarısı Çekici" olarak adlandırdığı bir müdahale kapsamında İran'ın nükleer tesislerini hedef almıştı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.