SON DAKİKA
Hava Durumu

#Dış Ticaret

Söz Bursa - Dış Ticaret haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dış Ticaret haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Mehmet Şimşek: Cari artış geçici ve yönetilebilir seviyede kalacak Haber

Mehmet Şimşek: Cari artış geçici ve yönetilebilir seviyede kalacak

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Martta yıllıklandırılmış cari açık 39,7 milyar dolar gerçekleşti. Nisan ayında dış ticaret dengesindeki iyileşmeyle birlikte yıllık cari açığın belirgin şekilde gerilemesini öngörüyoruz" dedi. Bakan Şimşek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Martta yıllıklandırılmış cari açık 39,7 milyar dolar gerçekleşti. Nisan ayında dış ticaret dengesindeki iyileşmeyle birlikte yıllık cari açığın belirgin şekilde gerilemesini öngörüyoruz. Mayıs ayında ise uzun bayram tatilinin etkisiyle cari dengede geçici bozulma bekliyoruz. Diğer taraftan savaşın turizm gelirleri üzerindeki etkilerinin sınırlı kaldığını görüyoruz. Bu yıl enerji ve enerji dışı emtia fiyatlarındaki yüksek seyir nedeniyle cari açık artacak. Uyguladığımız programla sağladığımız kazanımlar ve güçlenen makroekonomik temeller sayesinde bu artışın yönetilebilir seviyelerde kalacağını ve geçici olacağını değerlendiriyoruz. Mart'taki 1 milyar dolar doğrudan yabancı yatırım girişi ile yıllıklandırılmış giriş 12,6 milyar dolar oldu. Ülkemizin risk primi CDS savaş öncesi döneme yaklaşırken borç çevirme oranlarındaki yüksek seyir devam ediyor. Meclis'te görüşülen Yatırım Teşvik Paketi'nin finansman yapısını desteklemesini bekliyoruz. Enerjide dışa bağımlılığı azaltan, katma değerli üretimi ve yeşil dönüşümü destekleyen politikalarımızı sürdürüyoruz" dedi.

TCMB Başkanı Karahan: "KKM'de sınırlı bakiye kaldı" Haber

TCMB Başkanı Karahan: "KKM'de sınırlı bakiye kaldı"

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Başkanı (TCMB) Fatih Karahan, "Orta Doğu'daki gelişmeler, enflasyon görünümü üzerinde belirsizliğe yol açtı. Enflasyon beklentilerinde bozulma izledik. Gerilimin ne kadar süreceği enflasyon görünümü açısından kritik bir risk unsuru" dedi. TCMB Başkanı Fatih Karahan, AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş Başkanlığında toplanan TBMM Plan Bütçe Komisyonu’nu bilgilendirme amacıyla sunum gerçekleştirdi. Karahan sunumunda, küresel gelişmeler, Türkiye ekonomisi, enflasyon ve para politikası çerçevesinde Merkez Bankası’nın uyguladığı politikalar ve faaliyetlerine ilişkin bilgilendirmelerde bulundu. "ABD-İSRAİL-İRAN SAVAŞI İLE ENERJİ FİYATLARI KESKİN BİR ŞEKİLDE ARTTI" Karahan, son dönemde jeopolitik gelişmelerin ekonomik programlar üzerinde belirleyici rol oynadığını dile getirdi. Küresel ekonomik görünüme ilişkin süregelen belirsizliklerin jeopolitik gelişmelerden ötürü belirgin şekilde yükseldiğini ifade eden Karahan, "Şubat ayı sonunda başlayan ABD-İsrail-İran Savaşı ile enerji fiyatları keskin bir şekilde arttı. Hürmüz Boğazı’nın kapatılması küresel enerji arzı açısından risk oluşturmakta. Öncü göstergeler küresel iktisadi faaliyette yavaşlama, girdi maliyetlerinde artış ve tedarik zincirlerinde aksamalara işaret ediyor. Mevcut durumda, enerji fiyatları yüksek düzeyini koruyor. Gerek ham petrol gerekse doğal gaz fiyatları savaş öncesi düzeylerin oldukça üzerinde seyrediyor. Petrol fiyatlarındaki oynaklık son dönemde azalmış olsa da tarihsel ortalamasının üzerinde" açıklamasında bulundu. "2026 YILINDA KÜRESEL BÜYÜMENİN BELİRGİN ŞEKİLDE İVME KAYBETMESİ BEKLENİYOR" Küresel ekonominin mevcut gerilimlerden ötürü önemli bir negatif arz şoku ile karşı karşıya olduğunu kaydeden Karahan, "Daha da yükselen küresel belirsizlik tüketici ve üretici güvenini olumsuz etkiliyor. Başta savaş bölgesinde yer alan ülkeler olmak üzere, birçok ekonomide büyüme öngörülerinin aşağı yönde güncellendiğini görüyoruz. 2026 yılında küresel büyümenin belirgin şekilde ivme kaybetmesi bekleniyor. Buna bağlı olarak Türkiye’nin dış talebinin de zayıflayacağını öngörüyoruz" diye konuştu. "FİYAT ARTIŞLARININ İKİNCİL ETKİLERİNİ KONTROL ALTINA ALMAK İÇİN DAHA GÜÇLÜ BİR PARA POLİTİKASI TEPKİSİ GEREKEBİLİR" Enerji fiyatlarına bağlı olarak manşet enflasyonun küresel ölçekte arttığını söyleyen Karahan, bu duruma küresel anlamda para politikalarının ilk tepkisinin sınırlı oldu olduğuna vurgu yaptı. Bu kapsamda gelişmiş ülkelerde daha önce beklenen faiz indirimlerinin ötelendiğini söyleyen Karahan, "Enerji arzına ilişkin aksamaların sürmesi durumunda fiyat artışlarının ikincil etkilerini kontrol altına almak ve beklentileri çıpalamak için küresel ölçekte daha güçlü bir para politikası tepkisi gerekebilir" değerlendirmesinde bulundu. Karahan, TCMB’nin yurt içi makroekonomik gelişmelere ilişkin tespitlerini de aktardı. Sıkı para politikalarının hedeflenen bir sonucu olarak talep kompozisyonunda dengeli seyir devam ettiğini söyleyen Karahan, 2025 yılında tüketimin büyümeye katkısının 2023 yılına kıyasla, belirgin olarak gerilediğini, yatırımların katkısının ise devam ettiğini dile getirdi. Hizmet üretiminin şubat ayı itibarıyla ilk çeyrekte artış gösterdiği bilgisini veren Karahan, bu dönemde, ulaştırma ve konaklama gibi hanehalkı talebiyle daha yakından ilişkisi olan alt kalemlerde ise hizmet üretiminin azaldığına dikkati çekti. İşgücü piyasasında, ilk çeyrekte manşet işsizlik oranının sınırlı gerilediğini dile getiren Karahan, işsizlik oranının geçmiş dönem ortalamalarının oldukça altında seyrederken, geniş tanımlı göstergelerin ise yüksek seviyesini koruduğunu kaydetti. Küresel ticaret ve jeopolitik koşullardaki zorluklara rağmen nisan ayında ihracatta artış, ithalatta ise azalış olduğunu söyleyen Karahan, yılbaşından bu yana tüketim malı ithalatının da gerilemekte olduğuna vurgu yaptı. "2026 YILINDA CARİ AÇIĞIN MİLLÎ GELİRE ORANININ UZUN DÖNEM ORTALAMASININ ALTINDA GERÇEKLEŞECEĞİNİ ÖNGÖRÜYORUZ" Karahan, cari açığın yılın ilk çeyreğinde, dış ticaret ve hizmetler dengesindeki görünüme bağlı olarak arttığını ve milli gelire oran olarak tarihsel ortalamaların altında kalmayı sürdürdüğünü ifade ederek, "Savaşın enerji fiyatlarında tetiklediği hızlı yükseliş, mart ayında enerji ithalatında belirgin artışa neden oldu. Bir önceki çeyreğe göre gerileyen altın ithalatı cari dengeye pozitif katkı verdi. Ancak, korumacı önlemlerin halihazırda küresel talep üzerinde oluşturduğu aşağı yönlü risklere, jeopolitik riskler ve enerji fiyatlarındaki artışın faaliyeti sınırlayıcı ikincil etkileri kaynaklı riskler de eklendi. Bu gelişmeler yılın geri kalanında dış ticaret açığı üzerinde yukarı yönlü baskıyı artırıyor. 2026 yılında cari açığın millî gelire oranının uzun dönem ortalamasının altında gerçekleşeceğini öngörüyoruz. Bununla birlikte jeopolitik gelişmelerin seyri her iki yönde de belirsizlik içeriyor" dedi. "YILIN İLK DÖRT AYINDAKİ FİYAT ARTIŞLARINA BAKTIĞIMIZDA ENFLASYONUN GIDA VE ENERJİDE YÜKSELDİĞİNİ GÖRÜYORUZ" Yılın ilk çeyrekteki enflasyon görünümüne ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Karahan, Mayıs 2024’te ulaşılan zirve ile kıyaslandığında, enflasyonda belirgin bir düşüş yaşandığını fakat yüksek seyrini de koruduğunu kaydetti. Karahan, şu ifadelere yer verdi: "Enflasyonun yakın dönemdeki seyrini değerlendirmek için ana eğilim göstergelerine başvuruyoruz. Yıllık enflasyon, geçmiş dönem artışları bünyesinde barındırdığından, yakın dönem görünümü yeterince yansıtmayabiliyor. Göstergelerin son üç aylık ortalamaları enflasyonun ana eğiliminde bir miktar yükselişe işaret ediyor. Nitekim yılın ilk dört ayındaki fiyat artışlarına baktığımızda, geçen yıla kıyasla enflasyonun temel mal ve hizmet gibi çekirdek gruplarda yavaşladığını, ancak gıda ve enerjide yükseldiğini görüyoruz. Yılın ilk aylarında gıda grubu enflasyona arttırıcı yönde katkıda bulundu. Kasım ayında mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklarla sert bir düşüş gösteren sebze fiyatları, olumsuza dönen hava koşulları sonucunda ocak ve şubat aylarında belirgin biçimde yükseldi. Diğer yandan mart ve nisan aylarında jeopolitik gelişmelerle yurt içi enerji fiyatlarında kayda değer artışlar görüldü. Buna karşın, para politikasındaki sıkı duruşun etkisiyle hizmet ve temel mal gibi gruplarda yavaşlama devam ediyor." "EŞEL MOBİL İSTEMİ, PETROL FİYATLARINDAKİ ARTIŞLARIN ENFLASYONA YANSIMASINI ÖNEMLİ ÖLÇÜDE SINIRLADI" Şubat ayı sonunda Orta Doğu’da başlayan gerilimin, negatif arz şoklarına yol açarak enflasyonist baskıları artırdığını söyleyen Karahan, "Yurt içi enerji fiyatları, petrol ve doğalgaz fiyatları öncülüğünde hızlandı. Sol panelden izleyebileceğiniz üzere, yavaşlama eğiliminde olan enerji yıllık enflasyonu son iki ayda 19 puan artış gösterdi. Tetiklenen maliyet artışları sonucunda, elektrik ve doğal gaz tarifelerinde güncellemeye gidildi. Özellikle doğal gazda, meskenler için fazla tüketim yapan hanelerin daha yüksek ödediği kademeli fiyat uygulamasına geçilmesiyle fiyat artışı belirgin oldu. Ham petrol fiyatlarındaki artışların tüketici fiyatlarına olan etkisini sınırlamak üzere akaryakıt ürünlerinde eşel mobil sistemi devreye alındı. Eşel mobil sistemi, petrol fiyatlarındaki artışların enflasyona yansımasını önemli ölçüde sınırladı. Bu etkiyi anlamak için ortalama Brent petrol fiyatının 85 dolara çıktığı bir senaryo düşünelim. Eşel mobilin olmadığı bir durumda bu şok 12 aylık bir dönem sonunda yıllık enflasyonu 4,5 puan kadar yükseltir. Eşel mobille bu şokun enflasyon üzerindeki etkisi 1,3 puana geriliyor" değerlendirmesinde bulundu. "KİRA VERİLERİ, KİRA ENFLASYONUNDA EĞİLİMİN AŞAĞI YÖNLÜ OLDUĞUNA İŞARET EDİYOR" Karahan, son bir yıllık dönemde kira ve eğitim hizmetleri enflasyonunda önemli düşüşler yaşandığının altını çizerek, "Bu durum, hizmetlerde süregelen ataletin güç kaybetmeye başladığını haber veriyor. Kira ve eğitim dışında kalan hizmet kalemlerinde ise tüketici enflasyonuna daha yakınsamış bir resim göze çarpıyor. Bu bağlamda, hizmet enflasyonu üzerinde önümüzdeki dönemde etkili olabilecek bazı unsurlara değinmekte fayda var. Kira tarafında; gerek mevsim etkilerinden arındırılmış yakın dönem kira verileri gerekse yeni yayımlamaya başladığımız yeni kiracı kira endeksi, enflasyonda eğilimin aşağı yönlü olduğuna işaret ediyor" şeklinde konuştu. "KÜRESEL GERİLİMİN NE KADAR SÜRECEĞİ ENFLASYON GÖRÜNÜMÜ AÇISINDAN KRİTİK BİR RİSK UNSURU" Enflasyon beklentilerinin seyrine ve öne çıkan risklere değinen Karahan, "Bir önceki sunum dönemi ile kıyasladığımızda, enflasyon beklentilerinin arzu ettiğimiz ölçüde gerilemediğini görüyoruz. Beklentiler, halen enflasyon tahminlerimizin üzerinde seyrediyor. Yılın ilk aylarında gıda fiyatları yüksek seyretti; sonraki dönemde ise Orta Doğu'daki gelişmeler, enflasyon görünümü üzerinde belirsizliğe yol açtı. Buna istinaden enflasyon beklentilerinde bozulma izledik. Bu dönemde jeopolitik gelişmelerin olası ikincil etkileri önem taşımakta. Gerilimin ne kadar süreceği enflasyon görünümü açısından kritik bir risk unsuru" dedi. "ATTIĞIMIZ BU ADIMLAR, PİYASA OYNAKLIKLARININ SINIRLI KALMASINDA ETKİLİ OLDU" Ocak ayında, para politikası adımlarının büyüklüğünü gözden geçirdiklerini ve politika faizini 100 baz puanlık bir indirimle yüzde 37 seviyesine getirdiklerini anımsatan Karahan, Orta Doğu’da yaşanan gerilimlerin oluşturabileceği riskleri sınırlamak amacıyla tedbirler aldıklarını sözlerine ekledi. Karahan, söz konusu tedbirlere ilişkin şu ifadelere yer verdi: "2 Mart itibarıyla bir hafta vadeli repo ihalelerine ara vererek ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin yüzde 40’ta oluşmasını sağladık. Ayrıca, döviz piyasasının sağlıklı çalışması, döviz kurlarında gözlenebilecek oynaklıkların engellenmesi ve döviz likiditesinin dengelenmesi amacıyla Türk lirası uzlaşmalı vadeli döviz satım işlemlerine başladık. İvedilikle attığımız bu adımlar, piyasa oynaklıklarının sınırlı kalmasında etkili oldu. Devam eden süreçte, Türk lirası ve döviz piyasalarına ilişkin adımlarımızı sürdürdük. Bankaların Türk lirası ve döviz likidite yönetimlerine katkıda bulunmak amacıyla 31 Mart tarihinden itibaren geleneksel yöntemle alım yönlü swap ihaleleri ile Türk lirası fonlama yapmaya başladık. Bu süreçte enflasyon görünümü üzerinde oluşabilecek riskleri sınırlamak amacıyla sıkı politika duruşumuzu koruyarak mart ve nisan aylarında politika faizini sabit tuttuk." "KKM HESAPLARINDA ÇOK SINIRLI BİR BAKİYE KALDI" Karahan, TL mevduat, kredi büyümesi ve likidite yönetimi odaklı makroihtiyati tedbirlerini sıkı parasal duruşunu desteklemek üzere uygulamaya devam ettiklerini söyleyerek, "TL mevduat payını artırmayı hedefleyen düzenlemeleri finansal koşullara göre revize ederek uyguluyoruz. KKM hesaplarının açılması ve yenilenmesi uygulamasını 2025 yılında sonlandırmıştık. Bu hesaplarda çok sınırlı bir bakiye kaldı. Kredi büyümesindeki dalgalanmaları yönetmek için büyüme sınırlarını kullanıyoruz. Son dönem jeopolitik gelişmeler sonrasında olduğu gibi aktif likidite yönetimi politikamız ile parasal aktarım mekanizmasını güçlendiriyoruz" ifadelerine yer verdi. Kredi büyümesindeki yükselişin ticari kredilerden geldiğini kaydeden Karahan, geçen yılın son çeyreğinden itibaren TL ticari kredilerin önceki ayların üzerinde bir performans sergileyerek aylık ortalama yüzde 3’ün üzerinde büyüdüğünü bildirdi. Karahan, jeopolitik gelişmelerin etkilerine değinerek, "Jeopolitik gelişmelerin de neden olduğu arz şokları dezenflasyon sürecini olumsuz etkiliyor. Bu durum fiyat istikrarına ulaşma yolundaki kararlılığımızı değiştirmeyecek. Yaşanan gelişmelerin orta vadeli enflasyon görünümü üzerindeki yansımaları para politikası duruşumuzla şekillenecek. Bu bağlamda, fiyat istikrarı sağlanana kadar sıkı para politikası duruşunu sürdüreceğimizi belirtmek isterim. Çünkü, unutmamalıyız ki fiyat istikrarı, sürdürülebilir büyüme ve toplumsal refah artışı için ön koşuldur" açıklamasında bulundu. Komisyon, Karahan’ın konuşmasının ardından milletvekillerinin konuşmasıyla devam etti.

Ticaret Bakanlığı’ndan limon kararı: Fiyatlar düşecek mi? Haber

Ticaret Bakanlığı’ndan limon kararı: Fiyatlar düşecek mi?

Ticaret Bakanlığı limon ithalatında gümrük vergisinin yeniden düzenlendiğini açıkladı. Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, başta Tarım ve Orman Bakanlığı olmak üzere, ilgili kurum ve kuruluşlarla koordineli olarak ticaret politikalarının tüm araçlarını kullanmakta ve gerekli tedbirleri zamanlıca almakta olduğu belirtilerek, "Bu çerçevede, limonda tüketici ihtiyacının uygun fiyatla karşılanabilmesini teminen, anılan üründe üretim, arz-talep dengesi, fiyat hareketleri ve dış ticaret verileri dikkate alınarak, ithalatta uygulanan gümrük vergisi 31 Temmuz 2026 tarihine kadar geçerli olacak şekilde yüzde 10 olarak yeniden düzenlenmiştir. Diğer taraftan, yerli üreticinin korunmasını teminen, limonun hasat dönemi gözetilerek 1 Ağustos 2026 tarihi itibarıyla yapılacak ithalatta uluslararası taahhütlerimizin en üst seviyesi olan yüzde 54 oranındaki gümrük vergisi uygulanmaya devam edecektir" denildi. Açıklamada ayrıca üretici ve tüketiciyi koruma amaçlı tedbirlerin alınmaya devam edeceğine dikkati çekilerek, "Bakanlığımız, gıda ürünlerinde arz-güvenliği ve fiyat istikrarının sağlanmasını ve spekülatif fiyat hareketlerinin önlenmesini teminen, iç ve dış piyasaları yakından takip etmeye, üretici ve tüketiciyi birlikte koruyacak şekilde gerekli tüm tedbirleri almaya devam edecektir" ifadelerine yer verildi.

Bursa’nın Kadın Emekçilerine Bozbey’den sürpriz: Sahadaki operatör kadınlarla buluştu Haber

Bursa’nın Kadın Emekçilerine Bozbey’den sürpriz: Sahadaki operatör kadınlarla buluştu

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında Borçelik Fabrikası’nda çalışan kadın emekçileri ziyaret ederek günlerini kutladı. Kadın istihdamının artırılması ve kadınların toplumsal yaşamda daha güçlü bir şekilde yer alması için çalışmalarını sürdüren Bursa Büyükşehir Belediyesi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla çeşitli etkinlikler düzenledi. Bu kapsamda Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Başkan Bozbey, Borçelik Fabrikası’nı ziyaret ederek kadın çalışanlarla bir araya geldi. Kadınlar Günü’nü kutlayarak çiçek takdim eden Başkan Mustafa Bozbey’e, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Ali Altınsoy ve Genel Sekreter Yardımcısı Nazlı Yazgan da eşlik etti. “KADIN İŞ GÜCÜNÜ ARTIRMAYA DEVAM EDECEĞİZ” Kadın istihdamı konusunda birçok fabrikanın Borçelik fabrikasını örnek alması gerektiğini ifade eden Başkan Mustafa Bozbey, böyle bir fabrikanın Bursa’da olmasının çok anlamlı ve değerli olduğunu belirtti. Borçelik Fabrikası’nda 150 civarında kadın çalışanın bulunduğunu dile getiren Başkan Mustafa Bozbey, “Çalışan tüm kadınlar gerekli eğitimlerden geçmiş. Büyük çoğunluğu sahada operatör ve teknik personel olarak çalışıyor. Bizler de göreve geldikten sonra Bursa Büyükşehir Belediyesi’ndeki kadın çalışan oranını 7 puan artırdık. Birçok alanda kadın işgücünü artırdık. Artırmaya devam edeceğiz. Tüm kadınların Dünya Kadınlar Gününü kutluyorum” dedi. Ziyaret sonunda Başkan Mustafa Bozbey ile Borçelik Mali İşler ve Dış Ticaret Operasyonlarından Sorumlu İcra Kurulu Üyesi Hafize Çetinel arasında karşılıklı hediye takdimi gerçekleştirildi.

Tarımda dış ticaret açığı yüzde 134 arttı: Ediz Ün’den "Dışa Bağımlılık" uyarısı! Haber

Tarımda dış ticaret açığı yüzde 134 arttı: Ediz Ün’den "Dışa Bağımlılık" uyarısı!

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, 2025 yılında tarımda dış ticaret açığının bir önceki yıla göre yüzde 134 arttığını açıkladı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun yayımladığı dış ticaret verilerini değerlendiren Ün, 2025 yılında 7 milyar dolarlık tarımsal ihracata karşılık 12,7 milyar dolarlık ithalat yapıldığını belirtti. Bir önceki yıla kıyasla ihracatın yalnızca yüzde 2 arttığını, buna karşın ithalatın yüzde 36 yükseldiğini ifade eden Ün, “2024 yılında tarımda dış ticaret açığımız 2,4 milyar dolardı. 2025’te bu rakam 5,7 milyar dolara çıktı. Yani dış ticaret açığı yüzde 134 arttı. Bu tablo, ülkenin kaynaklarının yabancı şirketlere ve yabancı çiftçilere aktarıldığını açıkça gösteriyor” dedi. AKP iktidarı döneminde Türkiye tarımının dışa bağımlı hale geldiğini vurgulayan Ün, bu tespitin TÜİK verileriyle sabit olduğunu söyledi. Ün, “Türkiye tarımı dışa bağımlıdır. Bunu ben söylemiyorum, TÜİK’in açıkladığı rakamlar söylüyor. Son 23 yılda 89,3 milyar dolarlık tarımsal ihracata karşılık 148,5 milyar dolarlık ithalat yapılmış. Ortaya çıkan dış ticaret açığı 59,2 milyar dolar. Bu kaynaklar ülke çiftçisine ve tarım sanayisine aktarılsaydı, Türkiye sadece kendini değil, dünyayı besleyen bir ülke konumuna gelirdi” diye konuştu. Dünyadaki örneklere de dikkat çeken Ün, “Çin, Rusya, Hindistan ve Güney Amerika ülkeleri tarıma ciddi yatırımlar yapıyor. Serbest Ticaret Anlaşmaları yoluyla ürettiklerini birbirlerine satarak hem güçleniyor hem de küresel ölçekte söz sahibi oluyorlar. Peki biz ne yapıyoruz? İşte bu soruyu artık kendimize sormamız gerekiyor” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin üretimle hem ekonomik krizden çıkabileceğini hem de çiftçisinin kazanabileceğini belirten Ün, ithalata dayalı anlayışın ülkeyi ileriye taşıyamayacağını söyledi. Ün, “AKP iktidarının 23 yılının 21’inde Türkiye tarımda dış ticaret açığı verdi. Bu anlayış ülke tarımını bir metre bile ileri götüremez. Türkiye’nin ulusal ve uzun vadeli bir tarım politikasına ihtiyacı var. Günübirlik politikalar hayvancılığı çökertti. Bitkisel üretimde yaşanan derin yara ise her geçen gün daha da ağırlaşıyor. Bir an önce değişim şart” değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Şimşek 2025 karnesini açıkladı: İhracat ve Turizmde OVP hedefleri aşıldı! Haber

Bakan Şimşek 2025 karnesini açıkladı: İhracat ve Turizmde OVP hedefleri aşıldı!

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, geçen yıl ihracat ve turizmde kaydedilen performansın, sürdürülebilir cari denge hedeflerine yönelik kazanımları desteklemeye devam ettiğini belirtti. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan dış ticaret ve turizm verilerine ilişkin açıklamalarda bulundu. TÜİK verilerinin, olumlu bir seyre işaret ettiğini dile getiren Şimşek, "2025 yılında ihracat ve turizmde kaydettiğimiz performans, sürdürülebilir cari denge hedefimize yönelik kazanımlarımızı desteklemeye devam etti" açıklamasında bulundu. İhracattın 2025 yılında yüzde 4,4 artışla 273,4 milyar dolara yükseldiğini, ithalatın ise altın fiyatlarının da etkisiyle arttığını ifade eden Şimşek, buna rağmen dış ticaret açığın, Orta Vadeli Program’da (OVP) öngörülen seviyenin altında gerçekleştiğini belirtti. Geçen yılda Türkiye’nin 63,9 milyon ziyaretçiyi ağırladığını da sözlerine ekleyen Şimşek, "2025’te turizm gelirleri yüzde 6,8 artışla 65,2 milyar dolara ulaşarak OVP hedefini aştı. Turizmi dört mevsime ve farklı alanlara yaymaya yönelik politikalarımızın katkısıyla kişi başına ortalama harcama bin doların üzerine yükseldi. Hizmet ticaretindeki güçlü konumumuz, küresel mal ticaretine ilişkin belirsizliklerin dış denge üzerindeki etkilerini sınırlıyor. Cari dengede kaydedilen yapısal iyileşmeyi sürdürmek için, aktif sanayi politikalarıyla yüksek katma değerli üretimi desteklemeyi, yerli ve yenilenebilir enerji kapasitesini artıran yatırımları önceliklendirmeye devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi.

Bursa Tekstili Londra’da boy gösterdi: BTSO Üyesi 50 firma ihracat için çıkarma yaptı Haber

Bursa Tekstili Londra’da boy gösterdi: BTSO Üyesi 50 firma ihracat için çıkarma yaptı

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) öncülüğünde, Ticaret Bakanlığı destekleriyle yürütülen Giysilik Kumaş Ur-Ge Projeleri kapsamında BTSO üyesi firmalar, Avrupa’nın en prestijli tekstil organizasyonlarından biri olan The London Textile Fair’e stantlı katılım sağladı. Başkent Londra’da düzenlenen fuarda sektör temsilcileri, yeni pazarlara açılmak ve dış ticaret hacmini artırmak amacıyla uluslararası alıcılarla önemli görüşmeler gerçekleştirdi. Türkiye’de en fazla Ur-Ge projesi yürüten kurum olan BTSO, üyelerinin ihracat odaklı büyümesini desteklemek ve küresel pazarlara erişimini artırmak amacıyla yurt dışı faaliyetlerine hız kesmeden devam ediyor. Türkiye’den yaklaşık 100 firmanın katıldığı The London Textile Fair programında, BTSO üyesi 50’ye yakın iş dünyası temsilcisi ikili iş görüşmeleri gerçekleştirerek yeni ticari iş birliklerinin temelini attı. Kalite, tasarım ve üretim kabiliyetiyle öne çıkan Bursa firmaları, fuar süresince hem Bursa’yı hem de Türk tekstil sektörünü uluslararası alanda temsil etti. Ur-Ge ile Küresel Pazarlara Açılım BTSO’nun UR-GE projeleri kapsamında hayata geçirilen bu yurt dışı pazarlama faaliyeti; firmaların ihracat kapasitelerinin artırılması, yeni pazarlara erişim sağlanması ve sürdürülebilir dış ticaret ağlarının oluşturulmasına önemli katkılar sundu. Fuar boyunca gerçekleştirilen birebir iş görüşmeleri sayesinde firmalar, özellikle İngiltere ve yakın coğrafyadaki alıcılarla doğrudan temas kurma imkânı elde etti. “İhracat Odaklı Büyüme En Güçlü Yol Haritamız” BTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İsmail Kuş, ihracatın ülke ekonomisi açısından stratejik öneme sahip olduğunu belirterek, “BTSO olarak Ticaret Bakanlığımızın destekleriyle yürüttüğümüz Ur-Ge projelerini, firmalarımızı küresel rekabete hazırlayan stratejik bir dönüşüm aracı olarak görüyoruz. The London Textile Fair gibi prestijli organizasyonlar, üyelerimizin uluslararası alıcılarla doğrudan temas kurmasını ve ihracat vizyonlarını güçlendiriyor. Zorlu bir süreçten geçen tekstil sektörümüzü yeni pazarlara taşımayı, ‘Bursa Büyürse Türkiye Büyür’ anlayışıyla firmalarımızı dünyanın dört bir yanındaki fuarlara ulaştırmayı sürdüreceğiz. Katma değerli üretimle Bursa’nın üretim gücünü ve tasarım kabiliyetini dünya pazarlarıyla buluşturmaya kararlılıkla devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı. “BTSO Firmalarımız İçin Büyük Bir Şans” BTSO 18. Meslek Komitesi Başkanı Mehmet Er, katılımın yüksek olduğu The London Textile Fair’in verimli geçtiğini belirterek, bu tür projelerin sektör için önemli kazanımlar sunduğunu ve sürdürülebilirliğinin büyük önem taşıdığını ifade etti. Ur-Ge projesi katılımcı firma temsilcisi Bilal Gürsoy, 43 ülkeye ihracat gerçekleştirdiklerini belirterek, ihracat paylarını yüzde 65 seviyesine taşımayı hedeflediklerini ifade etti. Gürsoy, The London Textile Fair’in bu hedef doğrultusunda önemli bir adım olduğunu belirterek, “Bu fuar bizim için çok iyi bir başlangıç oldu. Oldukça hareketli geçen organizasyonda kurumsal firmalarla önemli görüşmeler gerçekleştirdik. Ur-Ge projelerinin ne kadar değerli olduğunu bu süreçte bir kez daha gördük.” dedi. Ur-Ge kapsamında daha önce Los Angeles’ta düzenlenen organizasyonda da büyük bir kurumsal firmayla iş birliği başlattıklarını söyleyen Gürsoy, “Normal şartlarda tek bir firma için ulaşılması zor olan bu tür organizasyonlar bu projeler sayesinde mümkün hale geliyor. BTSO’nun firmalara yeni pazarlarda yol gösterici rolü bizim için büyük bir şans.” ifadelerini kullandı. “İngiltere Yenilikçi Bir Pazar” Ur-Ge projesi katılımcı firma temsilcisi Vedat Şahin, tam entegre bir üretim yapısına sahip olduklarını ve beş kıtaya ihracat gerçekleştirdiklerini belirterek, İngiltere’nin firma açısından köklü bir pazar olduğunu söyledi. The London Textile Fair’in geçmişte daha uluslararası bir kimliğe sahip olduğunu, bugün ise daha lokal bir yapıya evrildiğini ifade eden Şahin, İngiltere’deki mevcut müşteri ilişkilerini sürdürmek amacıyla fuarda yer aldıklarını dile getirdi. Şahin, “İngiltere yenilikçi bir pazar ve sürekli yeni ürünler talep ediyor. Bu pazarda genellikle görülmemiş kaliteler ve yeni trend ürünler ön plana çıkıyor. Türkiye, İngiltere için üst segmentte ve Uzak Doğu’da üretimi zor olan kalitelerde önemli bir tedarikçi konumunda.” dedi. Şahin, Türkiye’nin kaliteli ve esnek üretim kabiliyetiyle yeni pazarlara odaklanması gerektiğini vurgulayarak, “BTSO’nun bu süreçteki gayretlerini son derece kıymetli buluyorum. Türkiye’de birçok kurumdan daha aktif bir yapı sergilediğini düşünüyorum.” ifadelerini kullandı. “Geri Dönüştürülen Ürünlere Talep Yüksek” Ur-Ge üyesi Çağla Kurtulan, Almanya, İspanya ve İngiltere başta olmak üzere birçok ülkeye ihracat gerçekleştirdiklerini, dokuma kumaş üretiminde uluslararası markalarla çalıştıklarını belirtti. The London Textile Fair’in mevcut ve potansiyel müşteri yapısı açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Kurtulan, İngiltere pazarında doğal kumaş ve geri dönüşüm odaklı ürünlere yoğun talep olduğunu vurguladı. Kurtulan, “Bu pazarda sürdürülebilirlik ön planda. Biz de doğanın korunmasına yönelik geniş bir ürün yelpazesiyle yer alıyoruz. Fuarda büyük müşteri gruplarına ulaşarak ihracatımızı daha da geliştirmeyi hedefliyoruz.” dedi. BTSO ve Ticaret Bakanlığı destekleriyle katıldıkları organizasyonda verimli görüşmeler gerçekleştirdiklerini kaydeden Kurtulan, “Yeni müşterilerle temas kurduk. Bu görüşmelerin ihracatımızı artırma noktasında önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum.” ifadelerini kullandı. “Ur-Ge Projeleriyle Yeni Bağlantılar Kuruyoruz” Ur-Ge üyesi Nükhet Yaşar, The London Textile Fair’e ikinci kez katıldıklarını söyledi. Avrupa pazarındaki daralma nedeniyle İngiltere’ye odaklandıklarını ifade eden Yaşar, fuarın yeni müşteri profillerini ve değişen pazar dinamiklerini yakından görme fırsatı sunduğunu dile getirdi. Yaşar, “İhracat bizim için olmazsa olmaz. İngiltere pazarını yakından tanımak için buradayız.” dedi. Fuar kapsamında önemli görüşmeler gerçekleştirdiklerini kaydeden Yaşar, Ur-Ge projeleri sayesinde Los Angeles ve Polonya gibi pazarlarda da yeni bağlantılar kurduklarını belirterek, BTSO’nun katkılarıyla ihracat kanallarında erişim alanının genişlediğini söyledi. Yaşar, tekstil sektörünün Türkiye ve Bursa için olmazsa olmaz bir sektör olduğunu ifade ederek, “Bu sektör çok önemli. Yeni fırsatlarla ve desteklerle daha iyi noktalara ulaşabiliriz.” dedi. “BTSO İş Dünyamız İçin Elinden Geleni Yapıyor” Ur-Ge üyesi Mustafa Kaptan, İngiltere’nin müşteri portföylerine uygun bir pazar olduğunu belirterek, “Bu pazarda hedeflerimiz büyük. Ur-Ge projeleri firmaları ihracata teşvik eden, aynı zamanda vizyon kazandıran çok kıymetli bir yapı. Bu sürecin ticarete dönüşmesi ülkemiz için döviz girdisi anlamına geliyor.” dedi. BTSO’nun desteklerine teşekkür eden Kaptan, “Kümelenme anlayışıyla hareket ediyoruz. Bursa’nın değer kazanması bizim için çok önemli. BTSO Bursa için elinden geleni yapıyor. Odamızın Bursa Büyürse Türkiye Büyür vizyonuyla firmalarımız için ortaya koyduğu çaba çok kıymetli. Biz de bu nedenle Londra’dayız.” ifadelerini kullandı. Program kapsamında fuarda stant açan Bursalı firmaları ziyaret eden BTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İsmail Kuş, 18. Komite Başkanı Mehmet Er ve Komite Üyesi Engin Sarıkaya, ayrıca Türkiye Cumhuriyeti Londra Büyükelçiliği Ticaret Müşaviri Gözde İnaneri Bakıcı ile de bir araya geldi.

İbrahim Burkay: "Bilgiye yatırım yapan firmalar geleceğin dönüşümünü yönetir" Haber

İbrahim Burkay: "Bilgiye yatırım yapan firmalar geleceğin dönüşümünü yönetir"

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Akademi, 2025 yılında da iş dünyasının değişen ihtiyaçlarına yanıt veren eğitim ve gelişim programlarıyla Bursa ekonomisine değer katmayı sürdürdü. Dijital dönüşümden dış ticarete, finans yönetiminden kurumsallaşmaya, yeşil dönüşümden mevzuat eğitimlerine kadar geniş bir yelpazede kurgulanan programlar, firmaların rekabet gücünü artırmaya yönelik önemli bir rehberlik sundu. Meslek komiteleri ve sektörlerden gelen talepler doğrultusunda şekillenen BTSO Akademi eğitimleri, 2025 yılı boyunca 46 farklı programda 4 bini aşkın katılımcıyı bir araya getirdi. Yapay zekâ destekli analiz sistemlerinden e-ihracat uygulamalarına, ihracat pazar fırsatlarından karbon ayak izi ve dijital ürün pasaportu gibi güncel başlıklara kadar pek çok konuda düzenlenen eğitimler, şirketlerin hem mevzuata uyumunu hem de dönüşüm süreçlerini destekledi. Yeni Nesil Eğitim Programları BTSO Akademi, bilişim, tekstil, makine, gıda, kimya, sigorta, gayrimenkul ve hizmet sektörleri başta olmak üzere birçok alanda düzenlenen eğitimlerle firmaların güncel gelişmeleri yakından takip etmesine, yeni pazarlara açılmasına ve kurumsal yapılarını güçlendirmesine katkı sağladı. E-ihracat, dış ticaret, finansal okuryazarlık, ihracat destekleri, yeşil dönüşüm ve iş sağlığı-güvenliği gibi başlıklarda gerçekleştirilen programlar, iş dünyasının değişen dinamiklerine uyum sağlamasında önemli rol oynadı. 13 Yılda 800 Eğitim, 116 bin Katılımcı 2013 yılından bu yana kesintisiz şekilde faaliyetlerini sürdüren BTSO Akademi kapsamında bugüne kadar 800’e yakın eğitim programı hayata geçirilirken, 116 bini aşkın katılımcı bu eğitimlerden faydalandı. BTSO Akademi, sektörlerin ihtiyaç duyduğu güncel bilgi, teknoloji ve mevzuat konularında sunduğu eğitimlerle Bursa iş dünyasının gelişimine öncülük etmeye devam ediyor. “Bilgiye Yatırım Yapan Firmalar Dönüşümü Yönetir” BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, BTSO Akademi’nin iş dünyasının değişen ihtiyaçlarına hızlı ve doğru yanıt veren stratejik bir yapı haline geldiğini vurguladı. Bilgi çağında rekabetin temel unsurunun nitelikli insan kaynağı ve sürekli öğrenme olduğunu ifade eden Burkay, “Bugünün iş dünyasında rekabeti sermaye, üretim kapasitesi ya da teknolojiyle sınırlı tutamayız. Bilgiyi doğru kullanan, değişimi zamanında okuyan ve insan kaynağını sürekli geliştiren firmalar rakiplerine göre çok daha büyük avantajlara sahip. BTSO Akademi’yi de tam olarak bu anlayışla kurguladık. Amacımız, firmalarımızın hem bugünün ihtiyaçlarına hem de geleceğin iş modellerine hazırlıklı olmasını sağlamak.” diye konuştu. “BTSO Akademi Firmaları Dönüşüm Yolculuğuna Hazırlıyor” 2026 yılında da eğitim programlarının iş dünyasından gelen talep ve beklentileri doğrultusunda şekilleneceğini belirten Başkan Burkay, “Önümüzdeki dönemde dijitalleşme, yeşil dönüşüm, ihracat, finansal yönetim ve kurumsallaşma gibi alanlarda yeni nesil eğitim programlarımızı artırarak sürdüreceğiz. Eğitim içeriklerimizi, sahadan gelen beklentiler ve küresel gelişmeler ışığında sürekli güncelliyoruz. BTSO Akademi, firmalarımızın dönüşüm yolculuğunda rehberlik eden, işletmelerimizi geleceğe hazırlayan bir platform olmaya devam edecek.” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.