SON DAKİKA
Hava Durumu

#Diyet

Söz Bursa - Diyet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Diyet haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kızılcık tüketimi, yağlı karaciğer hastalığının etkilerini azaltıyor Haber

Kızılcık tüketimi, yağlı karaciğer hastalığının etkilerini azaltıyor

2021-2024 yılları arasında hakemli dergilerde yayımlanan bilimsel makaleleri; bilime katkı, toplumsal yarar ve uygulanabilirlik kriterlerine göre değerlendiren Pınar Enstitüsü, Doç. Dr. Hatice Merve Bayram'ın çalışmasını bu kriterler doğrultusunda inceleyerek birincilik ödülüne layık gördü. "Yalnızca mesleki değil, insani açıdan da güvende hissettiren bir akademik ortam" Bayram, "Marmara Üniversitesi'nde doktora tez sürecim kapsamında yürüttüğüm bu çalışma, akademik yolculuğumun önemli bir aşamasını temsil etmektedir. Kurumumun sunduğu teşvik edici yaklaşım, güçlü dayanışma kültürü ve nitelikli akademik paylaşım iklimi; çalışmamın sabırla olgunlaşmasında ve bilimsel bir yayına dönüşmesinde önemli bir motivasyon ve güç kaynağı olmuştur. Bu sürece katkı sunan ve her aşamada destek olan kurumuma içten teşekkürlerimi sunarım" dedi KIZILCIĞIN SAĞLIK ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ BİLİMSEL YÖNTEMLERLE ELE ALINDI SCIE kapsamında taranan ve Q1 kategorisinde yer alan Journal of Ethnopharmacology dergisinde yayımlanan, ödüllü "Effects of Cornus mas L. on anthropometric and biochemical parameters among metabolic associated fatty liver disease patients: A randomized clinical trial" başlıklı makale; toplumda yaygın görülen metabolik disfonksiyonla ilişkili yağlı karaciğer hastalığına sahip bireylerde, geleneksel olarak tüketilen kızılcık (Cornus mas L.) meyvesinin antropometrik ve biyokimyasal parametreler üzerindeki etkilerini bilimsel yöntemlerle inceliyor. Sessiz ve yaygın bir hastalığa beslenme temelli çözüm Türkiye'de neredeyse her iki yetişkinden birini etkileyen metabolik disfonksiyonla ilişkili yağlı karaciğer hastalığı için günümüzde kesin bir ilaç tedavisi bulunmuyor. Uzmanlar, temel yaklaşımı beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleri üzerine kuruyor. Bu çalışmada, kızılcığın beslenme tedavisiyle birlikte ya da tek başına kullanımının vücut ölçüleri ve biyokimyasal parametreler üzerindeki etkileri ayrıntılı biçimde incelendi. BEŞ FARKLI GRUPLA KLİNİK ARAŞTIRMA Araştırma, beş ayrı grup merkezinde geçekleştirildi: Diyet yapan ve kızılcık tüketen bireyler, sadece diyet uygulayan bireyler, sadece kızılcık tüketen bireyler, herhangi bir müdahale almayan grup, sağlıklı kontrol grubu. Araştırma ekibi, kızılcığı liyofilize ederek toz formda ve standart dozda katılımcılara verdi; süreç boyunca olası yan etkileri yakından takip etti. Sekiz haftalık uygulama sonunda elde edilen sonuçlar dikkat çekici bulgular ortaya koydu. Çalışma sonuçları, kızılcık tüketen ve/veya diyet uygulayan gruplarda kilo, bel çevresi ve vücut yağ oranında azalma olduğunu gösterdi. Araştırmacılar, kan şekeri, insülin direnci ve kolesterol değerlerinde anlamlı iyileşmeler tespit etti. Karaciğer enzimleri düşüş gösterirken, sadece kızılcık tüketen grupta bile kan şekeri kontrolü iyileşti. Hiçbir müdahale almayan grupta ise birçok parametrede olumsuz değişimler ortaya çıktı.

Sürekli susama ve yorgunluk diyabet habercisi olabilir Haber

Sürekli susama ve yorgunluk diyabet habercisi olabilir

Diyabetin sinsi başlangıç gösterdiğine dikkat çeken İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Eşenli, "Sürekli susama, sık idrara çıkma, yorgunluk ve yaraların geç iyileşmesi çoğu zaman önemsenmiyor. Oysa bunlar diyabetin erken sinyalleridir. Erken tanı, komplikasyonların önlenmesinde büyük rol oynar. Diyabet yalnızca kan şekeri yüksekliği değildir, tedavi edilmediğinde tüm organları etkileyebilen ciddi bir metabolik hastalıktır" dedi. VM Medical Park Bursa Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Eşenli, toplumda giderek yaygınlaşan diyabet hastalığının erken dönemde çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini söyleyerek önemli uyarılarda bulundu. Uzm. Dr. Eşenli, "Diyabet yalnızca kan şekeri yüksekliği değildir, tedavi edilmediğinde tüm organları etkileyebilen ciddi bir metabolik hastalıktır" şeklinde konuştu. "Belirtilerin hafifliği teşhisi geciktirebiliyor" Diyabetin sinsi başlangıç gösterdiğini belirten Uzm. Dr. Eşenli, "Sürekli susama, sık idrara çıkma, yorgunluk ve yaraların geç iyileşmesi çoğu zaman önemsenmiyor. Oysa bunlar diyabetin erken sinyalleridir. Erken tanı, komplikasyonların önlenmesinde büyük rol oynar" şeklinde konuştu. "Diyabetin iki farklı tipi olsa da sonuçları benzerdir" Diyabetin Tip 1 ve Tip 2 olmak üzere iki temel formda görüldüğünü dile getiren Uzm. Dr. Eşenli, "Tip 1 diyabet genellikle çocukluk döneminde başlar ve insülin eksikliği sonucu ortaya çıkar. Tip 2 diyabet ise yetişkinlerde daha sık görülür ve insülin direnciyle ilişkilidir. Her iki durumda da kontrolsüz kan şekeri kalp, böbrek, göz ve sinir sistemi üzerinde kalıcı hasarlara yol açabilir" dedi. "Tip 1 diyabet yaşam boyu insülin gerektirir" Tip 1 diyabetin ani başlangıç gösterebileceğini vurgulayan Eşenli, hızlı kilo kaybı, sık idrara çıkma ve ağızda aseton kokusunun önemli belirtiler arasında yer aldığını belirterek, "Tedavinin temeli insülindir. Bilinçli beslenme ve düzenli aktiviteyle hastalar güvenle yaşamlarını sürdürebilir" ifadelerini kullandı. "Tip 2 diyabet doğru alışkanlıklarla kontrol edilebilir" Tip 2 diyabetin günümüzde en sık görülen diyabet türü olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Eşenli, "Fazla kilo, hareketsiz yaşam ve düzensiz beslenme temel risk faktörleridir. Diyet, egzersiz ve ilaç tedavileriyle kan şekeri kontrol altına alınabilir" dedi. "Diyabet tüm vücudu etkileyebilir" Diyabetin uzun dönemde çoklu organ hasarına yol açabileceğini hatırlatan Eşenli, "Kalp damar hastalıkları, böbrek yetmezliği ve sinir hasarı en sık karşılaşılan komplikasyonlardır. Düzenli takip ve kişiye özel tedavi bu nedenle kritik öneme sahiptir" dedi. "Doğru yönetimle diyabetle sağlıklı bir yaşam mümkündür" Diyabet tanısının kişilerde hayatın olağan akışını bozmak zorunda olmadığını söyleyen Uzm. Dr. Halil Eşenli, "Kan şekeri doğru kontrol edildiğinde bireyler sağlıklı bir yaşam sürdürebilir. En güçlü savunma, bilinçli hareket etmek ve hekim önerilerine uymaktır" diyerek sözlerini tamamladı.

İşlenmiş gıdalardaki tehlike Haber

İşlenmiş gıdalardaki tehlike

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Uğur Coşkun, ultra işlenmiş gıdaların erken yaşlarda bağırsak kanserine yol açması ile ilgili açıklama yaptı. Prof. Dr. Uğur Coşkun, ultra işlenmiş gıdalar ile ilgili yapılmış çalışmalara dair açıklama paylaştı. Ultra işlenmiş gıdaları fazla miktarda tüketenlerin yüzde 45 daha fazla adenoma kolorektal kanser öncüsü geliştirdiğini vurgulayan Uğur Coşkun, işlenmiş gıdaların erken yaşlarda bağırsak kanserine yol açacağını belirtti. "Çalışma, ultra işlenmiş gıdaların yüzde 45 daha fazla adenoma kolorektal kanser öncüsü geliştirdiğini ortaya koydu" Coşkun, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Sosis, salam, hazır çorbalar, kola, patates cipsleri gibi ultra işlenmiş gıdalarla ilgili şimdiye kadar yapılan çalışmalar, bu gıdaların tüketiminin diyabet, kalp hastalıkları ve bazı kanser türlerinin görülme riskini arttırabileceğini göstermiştir. Birkaç gün önce yayınlanan yeni bir çalışmada, yaklaşık 30 bin kadının diyet ve endoskopi verilerini inceleyen araştırmacılar, ultra işlenmiş gıdaları fazla miktarda tüketen bireylerin, az tüketenlere kıyasla yüzde 45 daha fazla adenoma kolorektal kanser öncüsü geliştirdiğini ortaya koydu. Chan ve arkadaşlarının çalışmasının sonuçları JAMA Oncology dergisinde yayımlandı." "Erken başlangıçlı kolorektal kanserle ilişkilendiren ilk çalışma oldu" Katılımcıların tamamına 50 yaşından önce en az 2 defa kolonoskopi yapılmış olduğunu belirten Coşkun, "Çalışmada, hazır yemekler, paketli atıştırmalıklar, yüksek şeker, tuz, doymuş yağ içeren ürünler ve bol katkı maddesi barındıran endüstriyel gıdaların günlük tüketilen miktarına bakıldı. Araştırmacılar daha önce ultra işlenmiş gıdalar ile genel kolorektal kanser arasında bir ilişki bulmuştu, ancak bu çalışma ultra işlenmiş gıdaları erken başlangıçlı kolorektal kanserle ilişkilendiren ilk çalışma oldu" ifadelerini kullandı. "Ultra işlenmiş gıdaların yüksek tüketimi erken başlayan kolorektal kanserin sebepleri arasında yer alabilir" Çalışmanın sonuçlarını özetleyen Uğur Coşkun, "Ultra işlenmiş gıdaların yüksek tüketimi örneğin günde 5-10 porsiyon, bağırsak sağlığını olumsuz etkileyebilir ve erken başlayan kolorektal kanserin sebepleri arasında yer alabilir. Bununla birlikte, ultra-işlenmiş gıda tüketiminin doğrudan kolon kanserine neden olabileceğine dair elimizde halen net bir bilgi yok. Diyet sadece tek başına bu artışı açıklamıyor. Ama veriler ultra işlenmiş gıdalardan uzak durmanın erken yaşta kolon kanseri riskini azaltma stratejisi olabileceğini gösteriyor. Erken yaşlarda kolon sağlığını korumak için, şeker, tuz ve doymuş yağ oranı yüksek; lif, vitamin ve mineral yönünden fakir, yapay katkılar, renklendiriciler ve tatlandırıcılar içeren gıdalardan mümkün olduğunca uzak durmak ve daha çok sebze, meyve, tam tahıllı ürünler gibi yüksek lif içeren doğal besinleri sık tüketmek gerekir" dedi.

Diyet ve sporla 9 ayda 77 kilo verdi Haber

Diyet ve sporla 9 ayda 77 kilo verdi

Arsuz ilçesinde yaşayan 43 yaşındaki Onur Yıldırım, 162 kiloya ulaşmasıyla birlikte çeşitli sağlık sorunlarıyla birlikte hareket etmekte güçlük çekmeye başladı. Sağlıklı bir şekilde kilo vermek isteyen Yıldırım’ın yardımına ilçede özel bir klinikte hizmet veren Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Gökhan Akdağ yetişti. Diyetisyen Akdağ tarafından Yıldırım’a uygun diyet listesi ve spor programı hazırlandı. Yıldırım, doğal yöntemlerle 9 ayda 77 kilo vererek 85 kiloya düşmeyi başardı. Verdiği kilolarla kullandığı ilaçlarından ve hastalığından kurtulan Yıldırım, hayat standartlarının değiştiğini ifade ederek ikinci baharını yaşadığını söyledi. "İlk geldiğimde giydiğim pantolonumun şu anda iki bacağıma denk gelmesi çok büyük bir mutluluk" Küçük yaşından bu yana kilolu olduğunu ifade eden Onur Yıldırım, 162 kilodan 85 kiloya düşmesiyle birlikte tansiyon hastalığı başta olmak üzere çeşitli hastalıklarının geçtiğini belirterek, "42 yaşıma kadar hep kilolu bir şekilde yaşadım. Hayat standartlarım çok değişti, ailemle geçirdiğim vakitler daha eğlenceli hale geldi. Ayakkabı bağlarken ve merdiven çıkarken çok zorlanıyordum nefes nefese kalıyordum. Uyku apnesi denilen bir illet vardı, oturduğum yerde uyuklamama sebep oluyordu ve çok şükür Allah’a şu anda onların hepsinden kurtulmuş durumdayım. Tansiyon hastasıydım hastalığım geçti, ilaç kullanmamak çok büyük bir mutluluk. İlk geldiğim pantolonumun şu anda iki bacağıma denk gelmesi çok büyük bir mutluluk. Gardırobumda bulunan eşyalarımı değiştirdim, eskilerini atıp yenilerini aldım. Tabii ki hayat standardım çok çok değişti, ikinci hayatıma yeniden başlamış oldum. İlk geldiğimde 162 kiloydum, ilk 3 ayda Gökhan bey sağ olsun bana sağlıklı beslenme listeleri ile sağlıklı diyetle 40 kilo verdirdi. 40 kilo verdikten sonra 6 aya 45 kiloyu yaydık. Gökhan Bey çok hızlı kilo vermenin de sakıncalı olduğunu bana söylemişti ondan dolayı kilo verim hızını yavaşlattı. Çok şükür Allah’ıma dokuzuncu ayda 77 kiloyu gördük ve bundan sonra da hayat standardımı çok değiştirdi. Her türlü istediğim şeyi şu anda gönül rahatlığıyla yapabiliyorum. Ben bir oturmaya 2 tane İskenderun döneri yiyebiliyordum, şu anda daha bir lokma veya ikinci lokma ile doyuyorum. Midem bayağı bir küçüldü. Hiçbir cerrahi işlem uygulanmadan Gökhan Bey’in verdiği programları harfiyen uyarak 9 ayda 77 kiloyu vermiş oldum" ifadelerini kullandı. "Şu an 9 ayda 77 kilo vermiş oldu 162 kiloya 85 kilosunu koruma programına geçiyoruz" Hastasına uyguladığı diyet ve spor programıyla 9 ayda 77 kilo verdiren Diyetisyen Gökhan Akdağ, "Onur bey 9 ay önce kliniğimize başvurdu, biz onun ilk ölçümlerini yaptığımız zaman 162 kiloydu ve kilo verme serüvenine başladı. Biz her zaman bunu söylüyoruz, doğru diyet ve doğru sporla birlikte istediğimiz her kiloyu verebiliriz ve her kiloya ulaşabiliriz. Sadece biraz diyet programlarına uygun biraz da sporla birlikte biz bu işi 9 ay içinde bitirdik. 9 ayda 77 kilo vermiş oldu, 162 kilodan 85 kiloya düştü. 9 aylık süreçte de çok fazla besin kısıtlaması Onur beye yapmadık, her şeyi yiyordu ve yaşam tarzında uygun bir şekilde planlamasını yapıyorduk. Çok fazla kısmad ya da ekstra diyet çayları falan kullanmadı" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.