SON DAKİKA
Hava Durumu

#Doğa

Söz Bursa - Doğa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Doğa haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Leyleklerin rotasına modern dokunuş: Hamzabey kıyı yenileme projesi başladı Haber

Leyleklerin rotasına modern dokunuş: Hamzabey kıyı yenileme projesi başladı

İnegöl Belediyesi tarafından Hamzabey Mahallesi’nde hayata geçirilen Kıyı Yenileme Projesi, göçmen kuşların uğrak noktası olan bölgeyi doğa, tarih ve yaşam alanlarıyla yeni bir cazibe merkezine dönüştürüyor. Bölgede çalışmalar tüm hızıyla sürüyor. İnegöl Belediyesi, kentin doğal ve kültürel değerlerini gün yüzüne çıkaracak önemli projelerden birini Hamzabey Mahallesi’nde hayata geçiriyor. Göçmen kuşların göç rotasında yer alan ve leylekleriyle bilinen bölgede yapımına başlanan Hamzabey Kıyı Yenileme Projesi, doğa ile tarihi aynı çatı altında buluşturmayı hedefliyor. Bölgede proje alanında yer alan yapıların yıkımları devam ediyor. DOĞA İLE TARİH BULUŞUYOR İnegöl’ün kuzey girişi olarak bilinen ve Bursa’nın en büyük millet bahçesi olarak yapımı devam eden İnegöl Millet Bahçesi'nin hemen karşısında konumlanan proje alanında; yürüyüş ve bisiklet yolları, kuş gözlem alanları ile kapsamlı çevre düzenlemeleri yer alıyor. Proje hem bölge sakinlerine hem de ziyaretçilere doğayla iç içe bir yaşam alanı sunacak. Öte yandan, Osmanlı hanedanının ilk şehidi olarak kabul edilen Baykoca Türbesi ve çevresindeki tarihi cami de proje kapsamında ele alınıyor. Baykoca Türbesi’nin restorasyonu da gerçekleştirilerek bölgenin kültürel mirası korunacak ve gelecek nesillere aktarılacak. Hamzabey’in sahip olduğu doğal güzellikler, tarihi yapılar ve kuş göç yolu gibi eşsiz değerler sayesinde İnegöl’ün yeni cazibe merkezlerinden biri olması bekleniyor. Projenin tamamlanmasıyla birlikte bölge, doğaseverler ve tarih meraklıları için önemli bir buluşma noktası haline gelecek. ÖNEMLİ BİR CAZİBE MERKEZİ OLACAK Bölgede çalışmalar İnegöl Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü tarafından hummalı bir şekilde sürdürülürken, Belediye Başkanı Alper Taban da kıyı şeridinde proje alanını oluşturacak bölgede yıkımların devam ettiğini duyurdu. İnegöl’ün kuzey giriş kapısı olan tarihi Hamzabey Mahallesinde; yürüyüş yolu, kuş gözlem alanları, Baykoca Türbesi ve tarihi cami çevre düzenlemesiyle birlikte tarih ile doğayı buluşturacak projenin çalışmalarının sürdüğünü kaydeden Başkan Taban, "Hamzabey, sahip olduğu doğal zenginlikler ve tarihi değerlerle şehrimizin en özel bölgelerinden biri. Bu projeyle hem göçmen kuşların doğal yaşam alanlarını koruyor hem de Baykoca Türbesi başta olmak üzere tarihi mirasımızı hak ettiği şekilde gün yüzüne çıkarıyoruz. Vatandaşlarımızın doğayla iç içe vakit geçirebileceği, yürüyüş yapabileceği ve tarihi yakından hissedebileceği yeni bir yaşam alanını İnegöl’e kazandırıyoruz. Projemiz tamamlandığında burası sadece İnegöl için değil, şehir dışından gelecek misafirlerimiz için de önemli bir cazibe merkezi olacak" dedi.

Osmangazi'de dirençli kentler için anlamlı buluşma Haber

Osmangazi'de dirençli kentler için anlamlı buluşma

Osmangazi Belediyesi, "asrın felaketi" olarak hafızalara kazınan 6 Şubat depreminin yıl dönümü öncesinde, kent yaşamına ve toplumsal farkındalığa katkı sunan önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. ‘Afetlere Karşı Dirençli Kentler ve İletişim' programı, katılımcılara hem bilgi dolu hem de ilham verici bir deneyim sundu. Ördekli Kültür Merkezi'nde Sevda Kurul'un moderatörlüğünde düzenlenen programda, alanında uzman isimler bilgi ve deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. Doç. Dr. Burcu Zeybek, "Afet ve Deprem Sürecinde İletişim ve Dezenformasyon" başlıklı sunumuyla, kriz anlarında doğru bilginin hayati önemini vurguladı. Dijital çağda yanlış bilginin yayılma hızına dikkat çeken Zeybek, sağlıklı iletişim stratejilerinin toplumun psikolojik dayanıklılığı üzerindeki etkilerini çarpıcı örneklerle aktardı. "TEYİDE MUHTAÇ BİLGİYİ ETKİLEŞİM AĞINA SOKMAK YANLIŞ" Afetlerin öncesinde, sırasında ve sonrasında olmak üzere bölümlendirildiğinde her bir süreç için her alandan bilim insanının, yerel yöneticinin, idari mülki amirin yapacağı pek çok şey olduğuna değinen Doç. Dr. Burcu Zeybek, şu açıklamalarda bulundu: "Artık dijital bir dönüşüm çağındayız, dolayısıyla sadece geleneksel medya değil dijitalde içerik ürettiğimiz tarafta da çok dezenformasyon ve krizin büyümesine açık bir ortam var. Çünkü orada herkes içerik üreticisi ve biz bunu 6 Şubat depreminde yaşadık. Arkası gelmeyen ihbarlar, dezenformasyon içeriklerin çok geniş ve etkileşimli bir şekilde yayıldığını gördük. Bu platformlarda, hem içerik tüketicisi, hem üreticisiyiz ama teyide muhtaç bilgiyi etkileşim ağına sokmak burada yanlış olan. Bu platformların kullanıcıları olarak görevlerimizde etik ve yasal çerçeveyi bilerek içerik üretiyor olmak gerek. Teyit edilmemiş bilgi, algoritmaya takılıyor. Biliyorsunuz, orada algoritma üzerinden yürüdüğü için çok daha geniş kitleye duyurulmasına imkan veriyoruz. Bu platformların algoritmalara göre işlediğinin farkında olmak lazım. İçerik seçtiğini, gölge banlama yaptığını biliyor olmak gerekiyor. Önce tüketici olarak, sonra içerik üreticisi olarak bunun farkında olmak ve yasal, etik çerçeveleri bilmek gerekiyor." "COĞRAFYANIN ŞARTLARINI KABUL ETMELİYİZ" Programın bir diğer konuşmacısı Dr. Öğr. Üyesi Tuğçe Tezer ise "Deprem ve Planlama Ekseninde Geçmişten Bugüne Antakya" başlıklı sunumunda, kentsel planlamanın tarihî gelişimi ile afetlere hazırlık arasındaki ilişkiyi ele aldı. Antakya üzerinden yapılan değerlendirmeler, katılımcılara hem geçmişten ders çıkarma hem de geleceğe yönelik çözüm önerileri üretme imkanı sundu. 13 yıldır Antakya üzerinde çalışmalar yaptığını söyleyen Tezer, sözlerinde şu ifadeleri kullandı: "Antakya, Kahramanmaraş merkezli depremlerde merkeze uzak olmasına rağmen en büyük yıkımı yaşayan kentlerden biri oldu. Bu da bize şehir planlamasında, yapılaşmada ve denetimde ciddi hatalar yaptığımızı gösteriyor. Aslında depremle ilgili neyin doğru neyin yanlış olduğunu biliyoruz ama uygulamada sınıfta kalıyoruz. Doğa bize açık mesaj veriyor. Fay hatlarına, su kenarlarına, zemini zayıf alanlara yerleşmemek gerekiyor. Planlama mevzuatımız buna uygun ama planlama-uygulama-denetim zincirinin birbirinden ayrılmaması gerekiyor. Müteahhitlik ciddi bir teknik iş olmasına rağmen yeterince nitelikli yürümüyor. Bir de imar affı gerçeği var; Antakya'daki örnek bize en az 56 bin yapının affedildiğini gösterdi. Bu sadece Hatay'ın değil, tüm Türkiye'nin bir afet ülkesi olduğu gerçeğini yüzümüze vuruyor. Özetle, Coğrafyanın şartlarını kabul edip, bilimi, teknolojiyi ve denetimi ciddiye alarak doğru yerlere, doğru şekilde yerleşmemiz şart." Soru-cevap bölümüyle interaktif bir atmosfere dönüşen programda, izleyiciler merak ettikleri konuları uzman isimlere doğrudan yöneltme fırsatı buldu. Yoğun ilgi gören etkinlik, afetlere karşı bilinçli bir toplum oluşturma yolunda önemli bir adım olarak değerlendirildi.

Sömestr tatili Tofaş Müzesi’nde renklenecek Haber

Sömestr tatili Tofaş Müzesi’nde renklenecek

2002 yılından beri sanat, tarih ve otomobil tutkunlarını ağırlayan Tofaş Bursa Anadolu Arabaları Müzesi ve Sanat Galerisi, yarıyıl tatilinde de ziyaretçilerini bekliyor. 2600 yıllık bir tekerlekten başlayarak, Tofaş fabrikasında üretilen araçlara uzanan sürecin tarihsel bir kurgusunun sunulduğu “Tofaş Bursa Anadolu Arabaları Müzesi”, Anadolu'daki araba kültürünü ve birikimini, otomotiv sanayisinin gelişimiyle birlikte sergilemekte olup, çocuklara ve ebeveynlerine yönelik eğitim programlarıyla hem eğlenceli hem de öğretici etkinlikler sunuyor. YARIYIL TATİLİ İÇİN EĞLENCELİ BİR ADRES Bugüne kadar 2 milyonu aşkın ziyaretçiyi ağırlayan Tofaş Bursa Anadolu Arabaları Müzesi, sömestr dönemiyle birlikte çocukların öğrenme hevesini artıracak, ailelerin ise kültür ve doğa içerisinde keyifli zaman geçirecekleri pek çok deneyim sunuyor. Tofaş Bursa Anadolu Arabaları Müzesi, “Şimdi Eğlenirken Öğrenme Zamanı” sloganıyla 24-25 Ocak tarihlerinde Tofaş Bursa Anadolu Arabaları Müzesi’nin büyüleyici atmosferinde bilimden sanata, felsefeden hikayelere kadar her yaşa hitap eden atölyeler düzenliyor. Çeşitli yaş gruplarına yönelik hazırlanan program kapsamında, 7-12 yaş grubu için “Yarın Kralı ile Güzel Konuşma Yolculuğu”, 7-10 yaş grubu için “Çocuklarla Felsefe Yapıyoruz”, 6-12 yaş grubu için “Kendi Çizgi Filmini Yap”, +7 yaş için “Hikaye Geceleri”, 6-11 yaş grubu için “Müzede Kurabiye mi? Bilimsel ve Masalsı”, 7-9 yaş grubu için “3 Boyutlu Laurel Burch İlhamlı Kedi Yapımı Atölyesi”nin yanı sıra tüm ailelere yönelik “Kokular ve Hikayeler Terapötik Atölye” ve “Çılgın Aile Orkestrası” etkinlikleri ziyaretçilere keyifli bir deneyim sunacak. ZAMANDA YOLCULUK BAŞLIYOR Tarih, sanat ve doğanın kesişim noktası olan müze kompleksi içerisinde Mancınıkhane, Kozaklık ve 15. yüzyıldan kalma Umurbey Hamamı bulunuyor. Geriye kazandırılan Umurbey Hamamı, günümüzde Tofaş Sanat Galerisi olarak dönemsel sergilere ev sahipliği yapıyor. Müzede, “Kantarın Topuzu: Teraziler, Ağırlıklar, Ölçü Aletleri” sergisi ile terazi ve kantarların; mutfaktan ticaret hayatına kadar uzanan izleri gözlemlenebiliyor. Ziyaretçiler, doğayla iç içe tarihi bir atmosfer sunan Fayton Kafe’de keyifli bir mola verebiliyor veya müze bahçesindeki 382 yıllık çınar ağacı, 200 yıllık kara dut ağacı ve yüzlerce bitki türünü yakından görme olanağına sahip olabiliyor. Pazartesi günleri hariç haftanın altı günü ücretsiz ziyaret edilebilen müzenin, mobil cihazlara indirilebilen “Tofaş Müzesi” uygulaması sayesinde hem yetişkinler hem de çocuklar, sesli rehber eşliğinde müzeyi daha teknolojik bir biçimde deneyimleme şansına sahip. Tofaş Bursa Anadolu Arabaları Müzesi, öğrencileri, aileleri ve tüm kültür-sanat meraklılarını yarıyıl tatilinde keyifli bir zaman yolculuğuna davet ediyor.

Atlardan papağana: Ankara'da sıra dışı bir doğal yaşam alanı Haber

Atlardan papağana: Ankara'da sıra dışı bir doğal yaşam alanı

Ankara'nın Çubuk ilçesinde yaşayan Özgür Peştanlı; kurtlardan köpeklere, atlardan eşeklere kadar onlarca hayvanla kurduğu çiftliğinde doğayla iç içe bir yaşam sürdürüyor. Ankara'nın Çubuk ilçesi Gümüşyayla Mahallesi'nde yaşamını sürdüren Özgür Peştanlı, çocukluk hayalini gerçeğe dönüştürerek farklı türlerde onlarca hayvanla birlikte yaşadığı bir çiftlik kurdu. Peştanlı'nın çiftliği, barındırdığı vahşi ve evcil hayvanlarla dikkat çekiyor. Kendine küçük bir yaşam alanı kurduğunu ve hayvanlarıyla mutlu bir şekilde yaşadığını belirten Peştanlı, zamanla hayvan sayısının arttığını ifade ederek çiftliğinde kurt, deve, at, eşek, kedi, köpek ve çeşitli kuş türlerinin bulunduğunu aktardı. Peştanlı, kurduğu yaşam alanının bir doğal yaşam parkı niteliği taşıdığını belirterek, özellikle çocukların doğayla temas etmesini amaçladığını dile getirdi. Ayrıca doğayı ve hayvanları da koruma mesajları veren Peştanlı, hayvanlarla kurduğu bağ sayesinde dizi ve film projelerine de destek verdiğini ifade etti. Doğayla iç içe bir yaşam sürdüren Peştanlı, şehir hayatından uzak bu yaşam tarzını sürdürmekte kararlı olduğunu kaydetti. "KENDİME KÜÇÜK BİR YAŞAM ALANI SEÇTİM" Çiftliğindeki hayvanlarla ortak bir bağ kurduğunu belirten Özgür Peştanlı, şehirden uzak sakin bir yaşam sürdüğünü belirterek, "Kendime küçük bir yaşam alanı, hayvanlarla yaşayabileceğim bir yaşam alanı seçtim. Burada keçilerim, koyunlarım, eşeklerim, farklı atlarım, güvercinlerim, papağanım, kedilerim, köpeklerim ve saymadığım birçok hayvanlarım var. Onlarla yaşıyorum. Hepsini eğitebildim. Hepsiyle anlaşabiliyorum. Bana göre hepsi konuşuyor, sadece sesleri yok. Kış ayı olduğu için saat sabah 7'de hayvanları önce besleyip ondan saat 10 gibi sularını veriyorum. Ondan sonra genel temizlik yapıyorum ve akşam oluyor. Yani bir günümün nasıl bittiğini bilmiyorum ve benim için zaman çabuk geçiyor" diye konuştu. "HEPSİ BENİM İÇİN BİRER OYUNCU" Çiftliğindeki hayvanların hepsiyle farklı bir bağ kurduğunu ve hepsinin kendisinde ayrı bir yeri olduğunun altını çizen Peştanlı, "Bu işe bir hobi olarak başladım. Şu an ticaret olarak yapıyorum. Ticaret olarak hayvanı üretiyor muyum hayır. ‘Nasıl para kazanıyorsunuz' diye soruyorlar. Genelde sordukları soru bu. Hepsi benim için birer oyuncu. Ben de onların koçuyum. Onlarla diziler, reklamlar, belgeseller gibi işler yapıyoruz. Hepsini ayrı ayrı seviyorum ama Dudu (papağan) 35 senedir benimle. Onun yaşı çok fazla. Uzun süredir beraberiz. İçeride atlarım var. 18-19 yaşında atlarım var. Hepsini ayrı seviyorum. Aralarında bağ kurduğum birkaç tanesi var" ifadelerine yer verdi. "KENDİME AİT BİR AT IRKI ÇIKARTTIM" Hayvanların bakımlarının zor olduğunu ve birbirleriyle uyum sağlamalarının uzun bir süreç aldığını ifade eden Peştanlı, "Zorlandığım anlar oldu çünkü birbirlerine uyum sağlamaları en çok yoran şey. Çünkü kediyle köpek, kuşla köpek, atla eşek gibi hepsi farklı hayvanlar. Farklı yerlerde birbirlerine uyum sağlamaları beni zorluyor ama sonra alışıyoruz. Hep beraber birlik halinde yaşayabiliyoruz. Kendime ait bir at ırkı çıkarttım. Pinto diye. Türkiye'de sadece İngiliz ve Arap atları var. Ben İngiliz ve Arap atlarından farklı kanlar alarak kendime renkli atlar yaptım. Alacalı, kahverengi beyazı, siyah beyazı gibi farklı tonlarda farklı atlar yaptım. Şu an elimde 19'a yakın bu atlarımdan var. Bu iş, bir günlük iş değil. 365 gün yaşayabileceğine inandığın zaman böyle bir şey yaşayabilirsin. Atla olan bağımı atın üzerinde yaptığım hareketlerle, duduyla olan bağımı poz vererek, yani hepsiyle farklı farklı yaşıyorum. Bağlarım hepsiyle birbirinden farklı. Doğa ve hayvanları koruyalım. Tek istediğim bu" cümlelerine yer verdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.