SON DAKİKA
Hava Durumu

#Dünya

Söz Bursa - Dünya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dünya haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İran'dan ABD'ye sert tehdit: Saldıranlar için esir kampları hazır! Haber

İran'dan ABD'ye sert tehdit: Saldıranlar için esir kampları hazır!

İran Devrim Muhafızları Ordusu'ndan (DMO) yayımlanan bildiride ABD'nin İran'a yönelik saldırılarının devam etmesi ihtimaline ilişkin, "İran Silahlı Kuvvetleri’nin sahip olduğu istihbarat gücü ve hazırlık seviyesi, düşmanın kara operasyonları da dahil olmak üzere muhtemel tüm faaliyetlerine karşı koyabilecek düzeyde olduğunu ortaya koyuyor. Bu kapsamda, muhtemel saldırganlar için esir kampları dahi hazırlandı. Önlerindeki tek seçenek ise, kalan personel ve teçhizatlarını toplayarak bölgeden hızlı ve şartsız şekilde çekilmektir" denildi. İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), 25 Nisan 1980’de İran’ın Tebes kentinde ABD’nin rehine kurtarma amacıyla düzenlediği ve başarısızlıkla sonuçlanan "Kartal Pençesi" operasyonunun yıl dönümü nedeniyle bir bildiri yayımladı. DMO açıklamasında, ABD’nin İsfahan eyaletinin güneyine yönelik son saldırı girişimleri "Beyaz Saray’ın aşağılanmasının tekrarı ve küresel emperyalizmin İran milleti karşısındaki kaçınılmaz yenilgisi" olarak nitelendirildi. Açıklamada, "Bu durum, ABD’nin yaşadığı tarihi ve utanç verici yenilgiden hala ders almadığını göstermektedir. ABD’nin saldırgan ve hegemonik karakteri, İslam Devrimi ve İran’a karşı yeni alanlarda da düşmanlık üretmeye devam etmektedir" denildi. "ESİR KAMPLARI DAHİ HAZIRLANDI" Muhtemel kara ve hava saldırılarına karşı tüm askeri ve istihbarat unsurlarının tam teyakkuz halinde olduğunun belirtildiği açıklamada, "İran Silahlı Kuvvetleri’nin sahip olduğu istihbarat gücü ve hazırlık seviyesi, düşmanın kara operasyonları da dahil olmak üzere muhtemel tüm faaliyetlerine karşı koyabilecek düzeyde olduğunu ortaya koyuyor. Bu kapsamda, muhtemel saldırganlar için esir kampları dahi hazırlandı" ifadeleri kullanıldı. "TEK SEÇENEK BÖLGEDEN ŞARTSIZ ÇEKİLMEK" ABD’ye yönelik sert uyarıların yapıldığı açıklamada, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da sert bir dille eleştirildi. Bildiride, "ABD’liler gerçeği kabul etmeli ve kendilerini artık suçlu ve çocuk katili Siyonist Başbakan Netanyahu’nun elinde bir oyuncağa dönüştürmemelidir. Ayrıca bölgede, İran silahlı kuvvetlerinin saldırıları sonucu ağır hasar alan üslerine de bakmaları gerekir çünkü bu tesislerin yeniden işler hale getirilmesi artık mümkün görünmemektedir. Önlerindeki tek seçenek ise, kalan personel ve teçhizatlarını toplayarak bölgeden hızlı ve şartsız şekilde çekilmektir" ifadelerine yer verildi. "YENİ DÜNYA DÜZENİ ŞEKİLLENİYOR" Küresel gelişmelere de değinilen açıklamada, İran’ın son dönemdeki askeri ve siyasi duruşunun güç dengelerini etkilediğini savunularak, "Dünya, tek kutuplu düzenin ötesine geçilen yeni bir döneme hazırlanmaktadır. Bu yeni düzen, direniş, bağımsızlık ve adalet temelinde şekillenecektir" ifadeleri kullanıldı. HÜRMÜZ BOĞAZI STRATEJİSİ VURGUSU Açıklamada ayrıca, Hürmüz Boğazı’nın yönetimi ve kontrolü konusuna dikkat çekilerek, "Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü sağlamak ve bunun caydırıcı etkisini ABD ile Beyaz Saray’ın bölgedeki müttefikleri üzerinde sürdürmek, İran’ın küresel güçlere karşı yürütülen savaş sürecindeki temel stratejisidir. Bu strateji kapsamında, sahada aktif rol oynanırken, ABD-İsrail bağlantılı unsurlar ve bunlara bağlı olanlar hariç, tüm ülkelerin ticari gemilerinin geçişinin kolaylaştırılması hedeflenmektedir" ifadeleri kullanıldı. "HER SALDIRIYA DAHA AĞIR KARŞILIK VERİLECEK" Açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın "bölünmüşlük" söylemlerine rağmen, ülke yönetimi içindeki birlik ve uyumun güçlendiği ifade edilerek, "Bu topraklara yönelik her yeni saldırı, düşmanların beklediğinin ötesinde ve stratejik caydırıcılık düzeyinde bir karşılıkla sonuçlanacaktır. Her türlü saldırı girişimine daha ağır, caydırıcı ve yıkıcı darbelerle karşılık verilecektir" ifadelerine yer verildi.

21 Nisan’da tarihte öne çıkan olaylar Haber

21 Nisan’da tarihte öne çıkan olaylar

21 Nisan, dünya ve Türkiye tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Roma’nın kuruluşundan bilimsel keşiflere, siyasi kararlardan kültürel dönüm noktalarına kadar pek çok olay bu tarihte kayıtlara geçti. Türkiye’de Yaşanan Gelişmeler 1920 yılında Mustafa Kemal Atatürk, yayımladığı genelgeyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 23 Nisan’da açılacağını duyurarak milli egemenlik yolunda kritik bir adım attı. 1939’da Hatay’ın Türk Gümrük Tarifesi’ne dahil edilmesiyle bölgenin Türkiye ile ekonomik bütünleşme süreci hız kazandı. 1952 yılında Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan anlaşmayla vize formaliteleri kaldırıldı. 1957’de Türk tiyatrosunun önemli isimlerinden Muhsin Ertuğrul, İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın başına getirildi. 1964 yılında Rum Patriği Vekili Emilyanos ile Metropolit Canavaris, Türkiye aleyhine faaliyet gösterdikleri gerekçesiyle sınır dışı edildi. 1979’da İstanbul Boğazı’nda yaşanan deniz kazasında Türk bandıralı bir gemi battı, çok sayıda denizci hayatını kaybetti veya kayboldu. 2005 yılında TBMM Başkanlık Divanı, Milli Egemenlik Onur Ödülü’nün Prof. Dr. Gazi Yaşargil’e verilmesini kararlaştırdı. Dünyada Yaşanan Gelişmeler MÖ 753 yılında Romulus ve Remus tarafından Roma’nın kurulduğu kabul ediliyor. 1944’te Fransa’da kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanındı. 1956’da Elvis Presley’nin “Heartbreak Hotel” adlı şarkısı Billboard listelerinde zirveye yükseldi. 1960 yılında Brasília resmen Brezilya’nın başkenti ilan edildi. 1967’de Yunanistan’da Albaylar Cuntası Darbesi gerçekleşerek askeri yönetim dönemi başladı. 1994 yılında bilim dünyasında önemli bir gelişme yaşandı ve Güneş Sistemi dışındaki ilk gezegenler keşfedildi. 2014’te ABD’nin Flint kentinde başlayan su krizi, kamu sağlığı açısından küresel ölçekte tartışmalara yol açtı. 21 Nisan ayrıca birçok önemli ismin doğum ve ölüm yıldönümünü de barındırıyor. Charlotte Brontë, Max Weber ve II. Elizabeth doğan isimler arasında yer alırken; Mark Twain, John Maynard Keynes, Kemal Tahir ve Prince gibi isimler ise bu tarihte hayatını kaybetti. 21 Nisan, farklı alanlarda yaşanan gelişmelerle tarihteki yerini korumaya devam ediyor.

Kişi başı gelir 18 bin doları aştı: Bakan Bolat verileri açıkladı Haber

Kişi başı gelir 18 bin doları aştı: Bakan Bolat verileri açıkladı

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "2024 yılında 15 bin 325 bin dolar olan kişi başına düşen milli gelir 2025 yılında ivmelenmesini sürdürerek 18 bin 40 dolara yükselerek tüm zamanların en yüksek seviyesinde gerçekleşmiştir" dedi. "İnegöl Mobilya Fuarı" 54'üncü kez kapılarını açtı. Açılışa Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, İnegöl Kaymakamı Eren Arslan, Bursa Milletvekilleri, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Burkay, sivil toplum kuruluşları yöneticileri, muhtarlar, yurtdışı ve yurtiçi olmak üzere bir çok üretici katıldı. "BURSA, TÜRKİYE MOBİLYA İHRACATINDA EN YÜKSEK PAYI ALARAK BİRİNCİ SIRADA YER ALMIŞTIR" Bakan Bolat, yaptığı konuşmada, "Ülkemizin en önemli mobilya üretim merkezlerinden biri olan İnegöl'de, 54. Uluslararası İnegöl Mobilya Fuarı'nın açılışı vesilesiyle bugün sizlerle bir arada olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyor, hepinizi şahsım ve Ticaret Bakanlığımız adına saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Mobilya sektörümüz; köklü geçmişi, güçlü üretim altyapısı ve dinamik yapısıyla ülkemizin ekonomik büyümesine yüksek katma değer sağlayan, aynı zamanda geniş istihdam imkanları sunan stratejik bir alandır. Uzun yıllardır net ihracatçı kimliğini koruyan sektörümüz, Türkiye'nin küresel ticaretteki konumunu istikrarlı şekilde güçlendirmektedir. Geleneksel zanaatkârlık birikimimizi modern üretim teknolojileriyle buluşturan sektörümüz; tasarım kabiliyeti, kalite anlayışı ve yenilikçi yaklaşımıyla bugün dünya pazarlarında daha görünür ve rekabetçi bir yapıya kavuşmuştur. Mobilya ihracatımız 2025 yılı itibarıyla 4,6 milyar dolar seviyesine ulaşmış, 200'ün üzerinde ülke ve bölgeye erişim sağlayarak küresel ölçekte güçlü bir ağ oluşturmuştur. Bursa özelinde ise mobilya ihracatı, 2025 yılında 1,3 milyar dolara ulaşmış; Bursa, Türkiye mobilya ihracatında en yüksek payı alarak birinci sırada yer almıştır. Geçtiğimiz yıl toplam sektör ihracatımızın yüzde 28'inin Bursa'dan yapılmış olması, ilimizin bu alandaki lider konumunu açıkça ortaya koymaktadır. 2026 yılının ilk üç ayında ise Bursa'dan gerçekleştirilen ihracat 300 milyon dolar seviyesine ulaşarak bu güçlü performansın devam ettiğini göstermektedir. Türkiye'nin dünya mobilya ihracatındaki payının yüzde 1,9 seviyesine yükselmesi ve en fazla ihracat yapan ilk 10 ülke arasında yer alması, bu başarının somut göstergelerindendir. Bununla birlikte, kilogram başına ihracat değerinde kaydedilen artış; sektörümüzün katma değeri yüksek, nitelikli ürünlere yöneldiğini teyit etmektedir. Bu gelişme, yalnızca miktar bazında değil, değer odaklı büyüme anlayışının da benimsendiğini ortaya koymaktadır. Tüm bu birikim ve kazanımlar doğrultusunda sektörümüz; tasarım, üretim ve markalaşma alanlarında küresel ölçekte daha güçlü bir konuma ilerlemekte, Türk mobilyası dünyanın dört bir yanında daha fazla tercih edilir hale gelmektedir" dedi. "FUAR GÜÇLÜ BİR TİCARET KÖPRÜSÜ İŞLEVİ GÖRMEKTE" Uluslararası İnegöl Mobilya Fuarının, Türkiye'nin mobilya sektöründeki üretim gücünü ve tasarım kabiliyetini küresel pazarlara göstermek için en önemli platformlardan biri olduğunu söyleyen Bakan Bolat, "Nitekim geçtiğimiz yıl Nisan ve Ekim aylarında toplam 28 bin metrekarelik alanda düzenlenen fuar, 304 katılımcıyı ağırlamış (Nisan'da 166, Ekim'de 138); bu güçlü katılım, fuarın sektördeki yerini her geçen yıl daha da sağlamlaştırdığını göstermiştir. Sadece bir sergileme alanı olmanın ötesinde, üreticilerimiz ile uluslararası alıcılar arasında doğrudan temas kurulmasını sağlayan güçlü bir ticaret köprüsü işlevi görmektedir. Fuar süresince gerçekleştirilen iş görüşmeleri ve kurulan yeni ticari bağlantılar, ihracat hacmimizin artmasına somut katkılar sunmaktadır. İnegöl'ün yüksek üretim kapasitesi ve kalite standardı, bu organizasyon sayesinde dünya pazarlarında daha görünür hale gelmekte; bu da markalaşma sürecimizi hızlandırmaktadır" dedi. "DÜNYA TİCARETİ; JEOPOLİTİK GERİLİMLER VE TEKNOLOJİK DÖNÜŞÜMLERİN GÖLGESİNDE DALGALI BİR SEYİR İZLEMEKTE" Bolat, "Tabii ki içinde bulunduğumuz dönem ve şartlar maalesef iş yapış süreçlerini zorlaştırmaktadır. Dünya ticareti, jeopolitik gerilimler ve teknolojik dönüşümlerin gölgesinde dalgalı bir seyir izlemektedir. Özellikle İsrail/ABD ve İran arasındaki savaş, 2026 yılına ilişkin küresel mal ve hizmet ticareti beklentilerini aşağı yönlü baskılamaya devam etmektedir. Tüm bu çalkantılı sürece ilave olarak, son dönemde açıklanan uluslararası kuruluş raporlarında belirsizlikler ve aşağı yönlü riskler daha açık şekilde öne çıkmaktadır. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) tarafından yayımlanan Mart 2026 tarihli Küresel Ticaret Görünümü ve İstatistikler raporuna göre, küresel ticaret hacminin 2026 yılında zayıflayacağı öngörülmektedir. Bu çerçevede, küresel mal ticaretinin 2026 yılında baz senaryoda yüzde 1,9 oranında artacağı tahmin edilmektedir. Küresel hizmet ticareti hacminin ise 2025 yılında yüzde 5,3 arttığı, 2026 yılında yüzde 4,8'e yavaşlayacağı ve 2027 yılında yüzde 5,1'e yükseleceği öngörülmektedir. Öte yandan, Orta Doğu'daki çatışmaya bağlı yüksek enerji fiyatı senaryosunda 2026 yılı küresel mal ticareti artışının yüzde 1,4'e, küresel hizmet ticareti artışının ise yüzde 4,1'e gerileyebileceği belirtilmektedir. Ayrıca, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından yayımlanan Mart 2026 tarihli Ara Dönem Ekonomik Görünüm Raporu'na göre, küresel ekonominin 2025 yılında yüzde 3,3 büyüdüğü, 2026 yılında büyümenin yüzde 2,9'a yavaşladıktan sonra 2027 yılında yüzde 3,0'a sınırlı biçimde yükseleceği tahmin edilmektedir" diye konuştu. "ÜLKEMİZ ZORLU ŞARTLARDA DİRAYETİNİ ORTAYA KOYMUŞTUR" Ticaret Bakanı Ömer Bolat, GSMH bilançosuna değinerek, "Yine de hamdolsun ülkemiz, sahip olduğu güçlü liderlik ve iş dünyasının azmi ve çalışkanlığıyla böylesine zorlu şartlarda dirayetini ortaya koymuştur. 2025 yılı 4. çeyrek büyüme rakamları ile birlikte Türkiye ekonomisinin, üretim kapasitesi ve ihracat gücüyle tüm olumsuz küresel konjonktürde pozitif ayrışmayı başardığını büyük bir mutlulukla görüyoruz. Pandeminin ardından (2022 2. Çeyrek) Türkiye ekonomisi, kesintisiz büyüme performansını son 22 çeyrektir sürdürmeye devam etmiştir. 4. çeyrekle beraber ekonomimiz 2025 yılı genelinde yüzde 3,6 oranında büyümüştür. 2024 yılında 1 trilyon 358 milyar dolar olan cari fiyatlarla GSYH, 2025 yılında 1 trilyon 596 milyar dolara yükselerek tüm zamanların milli gelir rekorunu yenilemiştir. 2024 yılında 15 bin 325 bin dolar olan kişi başına düşen milli gelir 2025 yılında ivmelenmesini sürdürerek 18 bin 40 dolara yükselerek tüm zamanların en yüksek seviyesinde gerçekleşmiştir" şeklinde konuştu. "HEDEF PAZARLARDA TÜRK ÜRÜNLERİNİN BİLİNİRLİĞİNİ ARTIRMAK" "Dış ticaret tarafında ise 2002 yılındaki 36,1 milyar dolar olan mal ihracatımızı 7,6 katına çıkararak 2025 yılında Cumhuriyet tarihimizin en yüksek seviyesi olan 273,3 milyar dolar seviyesine yükselttik" diyen Bolat, şunları kaydetti: "2026 yılı Ocak-Mart dönemi ihracatımız (yüzde 3,1 oranında bir azalış ile) 63 milyar 279 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Hizmetler ihracatımızı ise 2002 yılındaki 14 milyar dolar seviyesinden 2025 yılında 122,6 milyar dolara yükselttik. 2026 Şubat ayında hizmetler ihracatımız, yıllıklandırılmış olarak (bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,1 azalarak) 122,3 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Cari işlemler açığının GSYH içindeki payı; 2023 yılında yüzde 3,6, 2024 yılında 2,6 puan gerileyerek yüzde 1,0 olarak gerçekleşmiştir. Böylece, Türkiye, G20 ve OECD ülkeleri arasında cari açığını en fazla iyileştiren üçüncü ülke olmuştur. Bu oran, 2025 yılı itibariyle yüzde 1,9 gerçekleşerek ortalamanın (2002-2024 ortalaması: yüzde 3,4) altında seyretmeye devam etmektedir. (2025 Hedef: -yüzde 1,4) 2025 mal ve hizmetler ihracatımız yüzde 4,5 oranında artışla 396 milyar dolara ulaşarak rekor seviyeye yükselmiştir. Mart ayı itibarıyla da tüm küresel zorluklara rağmen yıllıklandırılmış mal ve hizmetler ihracatımızı 395,9 milyar dolar ile sene sonundaki performansını koruduğunu tahmin ediyoruz. Bizler de Ticaret Bakanlığı olarak, ihracat odaklı büyümeyi destekleyen yenilikçi politikaları hayata geçirmek ve dış ticaret dengesini kalıcı biçimde iyileştirmek için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bu kapsamda; 2025 yılında toplamda mal ihracatına yönelik 25,5 milyar TL'lik desteğimizi ihracatçılarımızın kullanımına sunduk. 2026 yılı için ise bu miktarı daha da artırarak 32,8 milyar TL'lik mal ihracatına yönelik desteği ihracatçılarımıza sağlayacağız. Öte yandan, İhracatçılarımızın küresel pazarlara daha etkin erişimini sağlamak amacıyla, dijital altyapılarla güçlendirdiğimiz platformlar (Kolay İhracat Platformu, E-Kolay İhracat Platformu, Müşavire Danışın Portalı), Dış Ticaret Bilgilendirme Seminerleri ve İhracat Akademisiyle iş dünyamıza bilgilendirme ve eğitim faaliyetleri açısından kapsamlı bir katkı sağlıyoruz. Ayrıca, küresel ticaretin köklü bir değişim ve dönüşüm sürecinden geçtiği bu dönemde, ihracatımızın coğrafi çeşitliliğini artırmak ve yeni pazarlarda kalıcı bir yer edinmek amacıyla, Uzak Ülkeler Stratejisi ile İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Üyeleri ile İhracatı Geliştirme Stratejisini eşgüdümlü bir şekilde uyguluyoruz. Hedef pazarlarda Türk ürünlerinin bilinirliğini artırmak, firmalarımızın etkinliğini güçlendirmek ve ihracatımızın sürdürülebilir şekilde büyümesini sağlamak temel önceliklerimiz arasında yer alıyor. Bu kapsamda, 2028 yılına kadar Uzak Ülkelere ihracatımızı 50 milyar dolara ulaştırmayı, İİT ülkelerinin toplam ihracatımızdaki payını ise yüzde 30 seviyesine çıkarmayı hedefliyoruz. Firmalarımızın finansmana erişim imkânlarının genişletilmesi ve kolaylaştırılması hususlarına da hassasiyetle eğiliyoruz. Nitekim, 2025 yılında Türk Eximbank tarafından ihracatçılarımıza 54 milyar dolarlık destek sağlanmıştır. Banka, 2026 yılı için ise toplam destek hacmini 59 milyar dolara çıkarmayı hedeflemektedir. Öte yandan, İGE A.Ş. ile de bugüne kadar (09.04.2026 tarihi itibarıyla) ihracatçılarımızın 263,4 milyar TL tutarındaki kredi talebi için 230,5 milyar TL değerinde kefalet sağlanmıştır. Ayrıca, ihracatçının ana bankası olma vizyonuyla faaliyet yürüten Türk Ticaret Bankası, ihracatçılarımızın ihtiyaç duyduğu tüm bankacılık ürün ve hizmetlerini en hızlı, en güvenli ve en uygun şartlarla sunmak için çalışmalarını sürdürmektedir. Banka, 2025 yılında ihracatçılarımıza 76,3 milyar TL finansman desteği sağlamıştır. 2026 yılı için ise 100 milyar TL'lik finansman desteği sağlamayı hedeflemektedir." "KOBİ'LERE YÖNELİK KREDİ KULLANIM LİMİTLERİ ARTIRILMIŞTIR" Hazine ve Maliye Bakanlığı ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ile yürütülen koordineli çalışmalar sonucunda önemli iyileştirmelerin hayata geçirildiğini belirten Bakan Bolat, "Bu kapsamda; ‘net ihracatçı' uygulaması yerine ihracatçı skorunun devreye alınması, ilave döviz bozdurma zorunluğunun kaldırılması gibi düzenlemelerle de ihracatçılarımızın lehine önemli adımlar atılmış, finansman süreçleri daha erişilebilir ve esnek hale getirilmiştir. KOBİ'lere yönelik kredi kullanım limitleri artırılmıştır. Bu çerçevede söz konusu limitler; mikro işletmeler için 5 milyon TL, küçük işletmeler için 50 milyon TL olarak uygulanmaktadır. Ayrıca, İhracat Reeskont Kredisi kullanımında ilave döviz bozdurma zorunluğu kaldırılmış olup artık yalnızca İhracat Genelgesi kapsamındaki ihracat bedellerinin Merkez Bankası'na satış yükümlülüğünün yerine getirilmesi şartı aranmaktadır. Bunlara ek olarak, yüzde 25 olan kurumlar vergisi oranı; ihracat yapan kurumların münhasıran ihracattan elde ettikleri kazançlarına yüzde 20 olarak uygulanmakta olup, son olarak yapılan düzenleme ile bahse konu 5 yüzde puanlık indirimden, ihracatını aracı ihracatçılar üzerinden gerçekleştiren imalatçı ihracatçı firmaların da yararlandırılması sağlanarak anılan düzenlemenin kapsamı genişletilmiştir" dedi. Açılış töreni kurdele kesiminin ardından protokolün stantları gezmesiyle son buldu.

Numan Kurtulmuş'tan 'Ara Seçim' açıklaması: Şartlar belli! Haber

Numan Kurtulmuş'tan 'Ara Seçim' açıklaması: Şartlar belli!

TBMM başkanı Numan Kurtulmuş, "Ara seçimin kuralları da açıktır. Anayasa ve iç tüzükte şartlar bellidir. O şartlar yerine gelirse, geldiği takdirde ara seçim olur. Ama buna karar verecek o şartların başına da buna karar verecek olan Genel Kurulun böyle bir karar alması şarttır" dedi. Parlamento muhabirleri ile bir araya gelen TBMM Başkanı Kurtulmuş, 152. Parlamentolar Arası Birlik toplantısı hakkında bilgi verdi. Kurtulmuş, toplantının İstanbul'da gerçekleştirileceğini söyleyerek, "Dünyanın bu kadar önemli türlü hastalardan geçtiği, büyük değişimlerin yaşandığı, büyük gelişimlerin, büyük çalışmaların ortaya konulduğu bir noktada, dünyanın bundan sonraki dönemde ihtiyacı olan konuların altını çizilmesi ve bunu da ev sahipliği yapmak bakımında İstanbul'un en uygun lokasyonlardan birisi olduğuna inanıyoruz. Bu anlamda İstanbul'daki bu toplantılar çerçevesinde, dünyanın geleceği için önemli bir parlamenter bir yolun ortaya çıkmasını da ümit ediyoruz. İstanbul bildiğimiz gibi bütün dünya biliyor ve takdirle karşılıyor, bir dünya markasıdır. Sadece büyük bir metropol değil, aynı zamanda farklılıkların bir arada yaşadığı, büyük bir medeniyet birikimine, köklü bir medeniyet tecrübesine sahip olan bir şehirdir. Dolayısıyla tarih boyunca diyalogu, etkileşimi ve birlikte yaşamayı mümkün kılan bu şehirde, bu katip şehrimizde toplantının yapılmış olması, aynı zamanda geleceğe de anlamlı bir ev sahipliği yaptığımız anlamına gelir diye düşünüyorum. Gerçekleşecek bu büyük buluşma İstanbul'un sahip olduğu tarihi birikimin, günümüz dünyasında güçlü bir yansıması olmasını temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, şöyle konuştu: "Nasip olursa Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ev sahipliğinde 28-29 Haziran 2026 tarihinde, hemen bu toplantının bitiminde NATO Parlamento Başkanları zirvesini İstanbul'da gerçekleştireceğiz. Bu ev sahipliğinde Türkiye'nin uluslararası alanda daha görünür hale gelmesine büyük katkı sağlayacağını belirliyorum. PAB Genel Kurulu parlamenter diplomasi açısından özellikle son yıllarda en kapsamlı ve en yüksek katılımlı toplantılarından birisi de İstanbul'da şahit olacak. PAB Sekreteryası'ndan aldığımız son bilgilere göre İstanbul'daki genel kurulu milletvekili ve parlamento başkanı düzeyinde rekor bir katılım beklenmektedir. Allah biliyor savaşın devam etmesi şartında özellikle Asya'daki parlamenterlerin Türkiye gelişine zorluk çekilebileceği gibi bir endişemiz vardır. Ama çok şükür büyük bir katılım bildirildi. 157 ülkeden 857 milletvekili, 86 parlamento başkanı, 56 parlamento başkan vekili, 169 farklı uluslararası kuruluşun temsilcileri, 46 farklı parlamentonun genel sekreteri, Türkiye'den katılanlar hariç 130 uluslararası basın mensubu olmak üzere toplam 2 bin 420 kişi katılımcı olarak kayıtlarını yaptırmıştır. Ben de PAB'ın toplantılarına katılmaya özellikle dikkat gösteriyorum. 2 bin 420 kişinin katılması Türkiye için de önemli bir avantajdır. Fikirlerimizi, görüşlerimizi çok daha rahat bir şekilde dünyaya yayma fırsatı bize verecektir." Toplantıda Birleşmiş Milletler Türkiye temsilciliği, Türkiye Büyük Millet Meclisi ile yürütülen diyalog ve iş birliği hakkında katılımcılara bilgi vereceğini kaydeden Kurtulmuş, bu kapsamda ilgili kurumlarımızın desteğiyle Sultanbeyli'de bir göç merkezine de Birleşmiş Milletler heyetiyle ziyaret gerçekleştirileceğini ifade etti. Kurtulmuş, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak bunun dışında PAB bünyesinde genel kurum arasında iki önemli etkinliği de düzenlemeyi planladıklarını aktararak, 2025 yılının Nisan ayında İstanbul'da gerçekleştirilen Filistin'i destekleyen parlamentolar toplantısının ikincisini yapacaklarını iletti. "(TERÖRSÜZ TÜRKİYE) RAPORUN GEREKLİLERİNİ YERİNE GETİRİLMEK TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ UHDESİNDEDİR" Toplantının ardından gazetecilerin sorularını cevaplayan TBMM Başkanı Kurtulmuş, terörsüz Türkiye konusundaki soruya, "Türkiye Cumhuriyeti tarihinin 100 yıllık Cumhuriyet tarihimizin en önemli sorunu olan terör meselesinin çözülebilmesi için bir komisyon oluşturuldu. Türkiye Büyük Millet Meclisi siyasi partilerin tamamının katılımıyla Türk siyaseti üzerine düşen sorumluluğu üstüne alarak eksiksiz bir şekilde görevini yerine getirerek özellikle dünya ülkelerine de örnek olabilecek şekilde bir demokrasi dersi verdi. Kimse birbirine kalkıp saygısızlık etmedi, kavga etmedi. Herkes o mutlak fikrini ortaya koydu. Çok ayrı fikirler olmasına rağmen ortak bir zeminde buluştu. Ve bütün partiler üzerinde ittifak ettiği bir raporu ortaya çıkardı. Şimdi bu raporu gereklilerinin yerine getirilmesi Türkiye Büyük Millet Meclisi uhdesindedir, siyasi partilerin uhdesindedir" cevabını verdi "TBMM BAŞKANLIĞI'NA EN UFAK BİR İNİSİYATİF BIRAKILMAMIŞTIR" Kurtulmuş, TBMM'nin işlevini yitirdiği iddialarına ilişkin soru üzerine ise "Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne yapılmış olan büyük bir haksızlıktır. TBMM fevkalade önemli bir şekilde görevleri icra ediyor. Dolayısıyla bunun doğru olmadığı kanıtlanıyor" karşılığını verdi. Ara seçim konusunda Kurtulmuş, "Anayasamızda hangi şartlar altında ara seçime girebileceği çok net bir görev. Bu konudaki karar alma yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisi'nindir. Anayasa çerçevesinde de sadece iki kere bir ara seçim kararı alınmış. Bunlardan birisi 1986'da uygulanmış. 1994'te karar uygulanmamıştır. Çünkü o zaman Meclis'te kanunla bu iş yapılmış. Anayasa Mahkemesi de bunu iptal ettiği için 1994'teki seçim yapılamamıştır. Demokrasinin en önemli özelliği her şeyin açık olmasıdır. Kuralların açık olmasıdır. Ara seçimin kuralları da açıktır. Anayasa ve iç tüzükte şartlar bellidir. O şartlar yerine gelirse, geldiği takdirde ara seçim olur. Ama buna karar verecek o şartların başına da buna karar verecek olan Genel Kurulun böyle bir karar alması şarttır. Yani burada Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na en ufak bir inisiyatif bırakılmamıştır" değerlendirmesini yaptı.

Hilmi Şanlı’dan dünyaya sert tepki: Zulme sessiz kalmayın! Haber

Hilmi Şanlı’dan dünyaya sert tepki: Zulme sessiz kalmayın!

Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı, Filistin başta olmak üzere Müslüman coğrafyalarında yaşanan dramlara ve sessiz kalan dünyaya yönelik zehir zemberek bir açıklama yayımladı. Şanlı, "Bu bir savaş değil, bu bir katliam düzenidir" dedi. Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı, dünya genelinde tırmanan şiddet ve Müslümanlara yönelik baskılara karşı sert bir manifesto yayımladı. Teknolojinin zirve yaptığı bir çağda adaletin yerin dibine battığını ifade eden Şanlı, vicdanların nasır tuttuğunu vurguladı. "12 BİN FİLİSTİNLİ İDAMLA YÜZ YÜZE" Özellikle Filistin'de binlercesi çocuk olmak üzere 12 bin kişi hakkında verilen idam kararlarını "sözün bittiği yer" olarak tanımlayan Şanlı, şu ifadeleri kullandı: "Bu bir savaş değil, bu bir katliam düzenidir. Bu, insanlığın açıkça infaz edilmesidir. Konuşması gerekenler susuyor, görmesi gerekenler gözlerini kapatıyor. Bu suskunluk bilinçli bir vurdumduymazlıktır." "ZULME SESSİZ KALMAYACAĞIZ" Türk Diyanet Vakıf-Sen olarak mazlumun sesi olmaya devam edeceklerini belirten Hilmi Şanlı, dünyayı iki seçenekle baş başa bıraktı: "Ey dünya! Ya adaletin tarafında olacaksın ya da bu karanlığın suç ortağı olarak tarihe geçeceksin. Unutma, zulüm büyüdükçe çöküş de büyür." Şanlı, açıklamasını "İnsanlık onuru kazanacak, zalimler kaybedecek" sözleriyle noktaladı.

Erdoğan’dan kritik kabine açıklamaları: Üniversiteler, Terörle Mücadele ve Sağlık... Haber

Erdoğan’dan kritik kabine açıklamaları: Üniversiteler, Terörle Mücadele ve Sağlık...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Milletin kaynaklarıyla kurulan üniversiteler hiçbir marjinal ideolojinin kurtarılmış bölgesi değildir. Üniversiteler 86 milyonun evlatlarınındır, halkındır, aziz milletimizindir. Üniversiteler zenginlerin, elitlerin olduğu kadar gariban çobanın, çiftçinin, kapıcının, esnafın, işçinin, inşaat ustasınındır, onların çocuklarınındır" dedi. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, üç haftalık aranın ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’de toplandı. Yeni İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile Adalet Bakanı Akın Gürlek’in ilk kez katıldığı toplantı sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan gündeme dair açıklamalarda bulundu. Açıklanmasında 'Terörsüz Türkiye' sürecinden de bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehit yakınlarının terörün kalıcı olarak bitmesi için yürütülen çalışmalara sahip çıktığını söyledi. "ANNE BABALARI ÇOCUKLARININ, TORUNLARININ ELLERİNDEN TUTUP KÜLLİYEMİZDEKİ ETKİNLİKLERE KATILMAYA DAVET EDİYORUM" Ramazan ayının hayatın yoğun ve yorucu meşgalesinden kurtulup berraklaşmak için çok önemli bir fırsat olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İlkini şehit yakınlarımızla yaptığımız iftar programlarımız her kesimden insanımızla buluşma, paylaşma, kaynaşma vesilesi haline geliyor. AFAD'ımız, Kızılay'ımız, Türkiye Diyanet Vakfı'mız ve diğer kurumlarımız hem ülkemizdeki ihtiyaç sahiplerine el uzatıyor hem de başta Gazze olmak üzere yurt dışındaki mazlumlara yardım ulaştırıyor. Deprem bölgesinde ‘Yeni Evim İlk İftarım’ programımızla yuvalarına yerleşen depremzede kardeşlerimizin iftar sevincini paylaşıyoruz. Bakanlığımızın genelgesi doğrultusunda okullarımızda gönüllülük esasına dayalı birbirinden güzel etkinlikler düzenleniyor. Sevgili yavrularımızın tüm kara kampanyalara rağmen bu Ramazan'ı bir başka coşkuyla idrak ettiklerini memnuniyetle müşahede ediyoruz. Okul bahçelerinde neşeyle koşturan, ışıl ışıl gözleri ve gülen yüzleriyle camilerimizi birer gül bahçesine çeviren tüm çocuklarımızın tek tek alınlarından öpüyorum. Rabbim hepsini nazarlardan saklasın diyorum. Belediyelerimiz bu konuda liderliği zaten kimseye bırakmıyor. Partimizin her birimi görev alanı içinde çok anlamlı faaliyetlere imza atıyor. Geçen yıl başlattığımız ve milletimizden büyük rağbet gören 'Külliye'de Ramazan' programını bu sene de devam ettiriyoruz. Arkadaşlarımız kitap stantlarından çocuk etkinliklerine, konferanslardan konserlere her yaştan insanımızın ilgisini çekecek, özellikle çocuklarımızın heyecanına heyecan katacak dolu dolu bir program hazırladı. Bilhassa hafta sonları anne babaları çocuklarının, torunlarının ellerinden tutup Külliyemizdeki etkinliklere katılmaya davet ediyorum" ifadelerine yer verdi. "ŞU AN DÜNYADA BİR TÜRKİYE RÜZGARI ESİYOR" Son Kabine Toplantısı'ndan sonra iç siyasette ve dış politikada oldukça yoğun bir gündem içerisinde olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Küresel düzeyde gerilimlerin tırmandığı bir dönemde özellikle de Türkiye olarak barışı, diyaloğu, müzakereyi merkeze alan politikamızla krizlerin sıcak çatışmaya dönüşmeden çözümü için çaba harcıyoruz. Tarihiyle büyük, vicdanıyla büyük, gerektiğinde cenk meydanlarında yazdığı destanlarıyla büyük bir milletin mensubu olduğumuzu unutmadan dünyanın neresinde olursa olsun hakkı savunuyor, adaleti savunuyor, kimseden çekinmeden doğruları cesaretli bir şekilde dile getiriyoruz. Ülkemizin hadiseler karşısındaki dik duruşu, yürekli, cesur, samimi ve ilkeli duruşu herkes tarafından takdirle takip ediliyor. Şunu aziz milletimizin ve bölgemizdeki herkesin çok iyi bilmesini istiyorum. Dünya sisteminde şiddetli depremlerin yaşandığı günümüzde Türkiye'nin yegane amacı dostlarının sayısını artırmak, yeni dostlar kazanmaktır. Anlaşmazlıklardan düşmanlık üretmek gayretinde değiliz. İhtilafları büyütmenin sorunları derinleştirmenin hesabı içinde değiliz. Ülkelerin egemenlik haklarına saygı gösterirken, herkesten de bizim hak ve hukukumuza saygılı davranmalarını bekliyoruz. Daha önce de söylediğim gibi şu an dünyada bir Türkiye rüzgarı esiyor. Türkiye'nin ne düşündüğü, ne yaptığı, yeni gelişmeler karşısında nerede durduğu, hangi adımları atacağı merak ediliyor" açıklamasında bulundu. "MİLLETİN KAYNAKLARIYLA KURULAN ÜNİVERSİTELER, HİÇBİR MARJİNAL İDEOLOJİNİN KURTARILMIŞ BÖLGESİ DEĞİLDİR" Boğaziçi Üniversitesi'nde 13 Şubat'ta katıldığı açılış programını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Burada şunu önemle ifade etmek isterim; milletin kaynaklarıyla kurulan üniversiteler hiçbir marjinal ideolojinin kurtarılmış bölgesi değildir. Üniversiteler 86 milyonun evlatlarınındır, halkındır, aziz milletimizindir. Üniversiteler zenginlerin, elitlerin olduğu kadar gariban çobanın, çiftçinin, kapıcının, esnafın, işçinin, inşaat ustasınındır, onların çocuklarınındır. Giriş kapısına ikna odalarının kurulduğu, kılık kıyafetlerinden dolayı genç kızların içeri alınmadığı, katsayı zulmüyle meslek liselerinin önünün kesildiği, klan dayanışmasıyla unvanların ona buna peşkeş çekildiği, tek sesliliğin, tek tipçi dayatmaların hakim olduğu karanlık dönemler artık üniversitelerde tamamen geride kalmış, üniversitelerimiz özgürleşmiştir. Çetin mücadeleler sonucunda üniversiteler birilerinin özel mülkü olmaktan çıkmış, asli sahibine iade edilmiş, halka aidiyeti teyit ve tescil edilmiştir. Allah'ın izniyle bundan geriye dönüş olmayacaktır. Üniversitelerimizi babalarının malı gibi gören, arka bahçeleri gibi gören müstebit ve mütekebbir zihniyetin dayatmalarına boyun eğmeyeceğiz. Üniversitelerimizin eylemlerle, kavgalarla, baskılarla değil, ilime ve bilime yaptığı nitelikli katkılarla anılması için çalışmaya devam edeceğiz" diye konuştu. "ŞEHİT YAKINLARIMIZLA BİRLİKTE AZİZ MİLLETİMİZ TERÖRÜN KALICI OLARAK BİTMESİ İÇİN YÜRÜTTÜĞÜMÜZ TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNE SAHİP ÇIKIYOR" Ramazan ayının ilk iftarını şehit aileleri ile yaptıklarını hatırlatan ve 'Terörsüz Türkiye' sürecinden bahseden Erdoğan, "Şehit yakınlarımız, ezanı, bayrağı, vatanı ve milleti için canlarını feda eden kahramanların bizlere emanetidir. Bu emanetlere hakkıyla sahip çıkabilmek için son derece titiz ve hassas bir şekilde hareket ediyor, şehitlerimizin ruhunu incitecek, gazilerimizi ve şehit ailelerimizi müteessir edecek hiçbir girişime fırsat vermiyoruz. Şuna büyük bir memnuniyetle şahit oluyoruz. Şehit yakınlarımızla birlikte aziz milletimiz terörün kalıcı olarak bitmesi için yürüttüğümüz Terörsüz Türkiye sürecine sahip çıkıyor. Terörden beslenenlere, terörden rant devşirenlere rağmen süreç hedefine doğru sağlam adımlarla ilerliyor. Biz de meşru dairede kalmak, milletimizin hassasiyetlerine azami hürmet göstermek suretiyle inşallah bu süreci menziline ulaştıracağız. Bu vesileyle ülkesi, milleti ve değerleri için gözünü kırpmadan can veren tüm şehitlerimizi rahmetle iade ediyor, gazilerimize ve şehit ailelerimize şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum" ifadelerine yer verdi. "STEADFAST TATBİKATI, TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİMİZİN ULAŞTIĞI SEVİYEYİ TÜM DÜNYAYA BİR KEZ DAHA GÖSTERDİ" NATO'nun en büyük ve en kapsamlı tatbikatlarından biri olan NATO Steadfast Tatbikatı’na Türk Silahlı Kuvvetlerinin de katıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Steadfast Tatbikatı, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ulaştığı seviyeyi tüm dünyaya bir kez daha gösterdi. Tatbikatta devletimizi ve milletimizi gururla temsil eden askerlerimizi tebrik ediyor, Rabbim ayaklarına taş değdirmesin diyorum" dedi. "2025 YILINDA ÜLKEMİZ GENELİNDEKİ SAĞLIK TESİSLERİMİZDE TOPLAM 1 MİLYAR 24 MİLYONUN ÜZERİNDE MUAYENE YAPILDI" Türkiye’nin sağlık alanında da çağ atladığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Sağlık alanında ülkemizi nereden nereye getirdiğimizi 2002 öncesi dönemi hatırlayan vatandaşlarımız çok iyi biliyor. Vatandaşlarımızın şikayetlerine de kulak vererek eksiklerimizi tamamlıyor, sağlık hizmetlerinin standardını yükseltmeye devam ediyoruz. Şu anda Türkiye genelinde 8 bin 310 Aile Sağlığı Merkezi, 335 Sağlıklı Hayat Merkezi ve 973 Toplum Sağlığı Merkezimiz var. Sadece son bir yılda 302 Aile Sağlığı Merkezi ile 71 Sağlıklı Hayat Merkezini hizmete açtık. Birinci basamakta 30 bin aile hekimimiz vasıtasıyla insanımıza hizmet sunuyoruz. Bakınız 2025 yılında ülkemiz genelindeki sağlık tesislerimizde toplam 1 milyar 24 milyonun üzerinde muayene yapıldı. Bunların yaklaşık 450 milyonu Aile Sağlığı, 21 milyonu ise Sağlıklı Hayat Merkezlerinde gerçekleştirildi. Akciğer kanseri başta olmak üzere birçok hastalığın müsebbibi olan sigara tiryakiliğiyle mücadelede tavizsiz bir duruş sergiliyoruz. Açtığımız 784 yeni birimle sigara bırakma polikliniği sayımızı bin 349'a çıkardık. Ancak bu illetle başarılı mücadelede devletimizin gayretlerinin tek başına yeterli olması mümkün değil. Medyanın, sanatçıların, dijital mecraların ve ailelerimizin de bizlere destek olması, mücadeleyi sahiplenmesi lazım. Halkımızın sağlığını tehdit eden her türlü bağımlılıkla mücadelemizi aynı kararlılıkla devam ettireceğiz." Cumhurbaşkanı Erdoğan, basın toplantısı sonrasında Kabine ve MGK üyeleri ile iftar programına katıldı.

Trump’tan Türkiye ve Erdoğan mesajı: 'Mükemmel bir lider, Gazze'yi konuşacağız'" Haber

Trump’tan Türkiye ve Erdoğan mesajı: 'Mükemmel bir lider, Gazze'yi konuşacağız'"

ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Florida eyaletindeki Palm Beach bölgesinde bulunan Mar-a-Lago malikanesinde bir araya geldi. Netanyahu'yu kapıda karşılayan Trump, görüşme öncesi açıklamalarda bulundu. Trump, "çok önemli bir toplantı" yapacaklarını vurgulayarak, "Gazze, İran, rehineler, bölgesel güvenlik ve diplomasi olmak üzere yaklaşık beş ana konu üzerinde duracağız" ifadelerini kullandı. Trump, özellikle Gazze'nin geleceği ve İran'ın askeri kapasitesine ilişkin değerlendirmelerin görüşmenin merkezinde yer aldığını ifade etti. "TÜRKİYE HARİKA BİR ÜLKE VE ERDOĞAN DA MÜKEMMEL BİR LİDER" Gazze Şeridi'ne konuşlandırılması planlanan Uluslararası İstikrar Gücü'nde Türk askerlerinin yer alıp almayacağı yönündeki soruya Trump, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile olan ilişkisine dikkat çekerek, "Cumhurbaşkanı Erdoğan ile çok iyi bir ilişkim var ve bu konuyu konuşacağız. Eğer uygunsa, bence bu iyi bir şey. Netanyahu ile de görüşeceğiz. Ama Türkiye harika bir ülke ve Erdoğan da mükemmel bir lider" dedi. "GAZZE'NİN YENİDEN İNŞASI ÇOK YAKINDA BAŞLAYACAK" Gazze Şeridi'nde yeniden inşa sürecinin çok yakında başlayacağını aktaran Trump, "Gazze'nin yeniden inşası çok yakında başlayacak. Ne kadar da kötü bir durum. Aslında yüzyıllardır böyle. Biz bunu düzeltmek istiyoruz. Hamas'ın silahsızlandırılması şart. Bu kesinlikle konuşacağımız konulardan biri. Silahsızlanma olmadan kalıcı bir çözüm olmaz" ifadelerini kullandı. Trump, ayrıca sağlık altyapısı ve insani koşulların iyileştirilmesi için bazı hazırlıkların şimdiden başlatıldığını belirtti. "SERBEST BIRAKILAN HER REHİNE BENİM SAYEMDE SERBEST BIRAKILDI" Gazze'de serbest bırakılan İsrailli rehinelerle ilgili ABD'nin rolüne dikkat çeken Trump, eski Başkan Joe Biden yönetimini eleştirerek, "Serbest bırakılan her rehine benim sayemde serbest bırakıldı. Ekibim bu süreci yönetti. Biden yönetimi döneminde hiçbiri serbest bırakılmadı" ifadelerini kullandı. Trump, Gazze'de kalan son rehinenin cenazesi için de ellerinden gelen her şeyi yaptıklarını belirtti. "ONLARI YERLE BİR EDECEĞİZ" İran'ın yeniden güç topladığı yönündeki iddialara değinen Trump, "Şimdi İran'ın yeniden güçlenmeye çalıştığını duyuyorum ve eğer öyleyse, onları yerle bir etmemiz gerekecek. Onları yerle bir edeceğiz ama umarım bu olmaz" ifadelerini kullandı. Trump, İran'ın bir anlaşma yapmak istediğini duyduğunu belirterek, "Eğer bir anlaşma yapmak istiyorlarsa, bu çok daha akıllıca olur" dedi. İsrail'in İran'a yeniden saldırmasına izin verip vermeyeceği yönündeki soruya Trump, net bir ayrım yaparak, "Balistik füzeler için evet. Nükleer silahlar için ise daha hızlı bir şekilde evet" ifadelerini kullandı. "İSRAİL BUGÜN VAR OLMAYABİLİRDİ" Netanyahu'yu öven Trump, "Bence yanlış bir başbakan seçilseydi, İsrail şu anda var olmazdı. O bir savaş dönemi başbakanı ve olağanüstü bir iş çıkardı" diye konuştu. Netanyahu'ya af çıkarılması tartışmalarına da değinen Trump, "Nasıl affetmezsiniz ki? İsrail Cumhurbaşkanı ile konuştum, bana affın yolda olduğunu söyledi" dedi. "TÜM TEKNELERİ VURDUK, ŞİMDİ DE BÖLGEYİ VURUYORUZ" Venezuela'ya ilişkin soruya Trump, deniz yoluyla uyuşturucu kaçakçılığına karşı yürütülen operasyonları anlattı. Trump, "Uyuşturucu yüklü teknelerin bulunduğu liman bölgesinde büyük bir patlama oldu. Tüm tekneleri vurduk, şimdi de bölgeyi vuruyoruz" ifadelerini kullandı. Trump, deniz yoluyla gelen uyuşturucuların yüzde 97'sinin durdurulduğunu belirtti ve bunun binlerce ABD'linin hayatını kurtardığını aktardı. Trump, ayrıca Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile kısa süre önce görüştüğünü ancak "bundan pek bir şey çıkmadığını" söyledi. "PUTİN BANA SABAHIN ERKEN SAATLERİNDE SALDIRIYA UĞRADIĞINI SÖYLEDİ" Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı telefon görüşmesine değinen Trump, "Çok verimli bir görüşme oldu. Umarım çözüme kavuşturacağımız birkaç konu var" ifadelerini kullandı. Ukrayna'nın Rusya'nın Novgorod bölgesindeki Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in konutuna saldırı girişimine ilişkin ise Trump, "Putin bana sabahın erken saatlerinde saldırıya uğradığını söyledi. Bu iyi değil. Onlar saldırgan davrandığı için saldırgan olmak başka bir şey. Onun evine saldırmak başka bir şey. Şimdi doğru zaman değil. Bu hoşuma gitmedi, iyi bir şey değil, hassas bir dönemden geçiyoruz. Gerçeği öğreneceğiz" dedi. "SURİYE'YE UYGULADIĞIM YAPTIRIMLARI KALDIRDIM ÇÜNKÜ AKSİ TAKDİRDE HİÇBİR ŞANSLARI OLMAZDI" İsrail-Suriye arasındaki ilişkilere değinen Trump, "Umarım Netanyahu, Suriye ile iyi geçinir çünkü Suriye'nin yeni Devlet Başkanı gerçekten iyi bir iş çıkarmak için çok çalışıyor. Biliyorum ki o sert bir adam. Suriye'ye uyguladığım yaptırımları kaldırdım çünkü aksi takdirde hiçbir şansları olmazdı. Suriye'nin hayatta kalmasını istiyoruz" şeklinde konuştu. "BEYAZ SARAY'DA BAŞKAN TRUMP GİBİ BİR DOSTUMUZ HİÇ OLMADI" İsrail Başbakanı Netanyahu ise Trump'a teşekkür ederek, "Bunu tekrar tekrar söyleyeceğim. Beyaz Saray'da Başkan Trump gibi bir dostumuz hiç olmadı. Yakınından bile geçmez. İsrail, Başkan Trump'ın liderliğinde çok şanslı" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.