SON DAKİKA
Hava Durumu

#Eğitim

Söz Bursa - Eğitim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Eğitim haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kükürtlü Ortaokulu’nda bilim rüzgarı: TÜBİTAK 4006 fuarı kapılarını açtı Haber

Kükürtlü Ortaokulu’nda bilim rüzgarı: TÜBİTAK 4006 fuarı kapılarını açtı

Bursa'da Macide Gazioğlu Kükürtlü Ortaokulu tarafından Teknoloji ve Tasarım öğretmeni Dilek Çelik koordinatörlüğünde hazırlanan "TÜBİTAK 4006 Bilim Fuarı" düzenlenen programla açıldı. Araştırma, inceleme ve tasarım türlerindeki 20 projeden oluşan bilim fuarı, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Açılış kurdelesi Osmangazi İlçe Milli Eğitim Şube Müdürleri Mustafa Sakarya ve Yücel İzci, okulun hayırseveri Hikmet Bosut, Eğitim Bir- Sen Başkanı ve Memur-Sen İl Temsilcisi Ramazan Acar, Genc Demeç Başkanı Metin Öksüz ve protokol üyeleri tarafından kesilirken, tarih, dil ve edebiyat, sosyoloji, biyoloji, robotik ve kodlama, bilişim teknolojileri ve yazılım, teknoloji tasarım alanlarında sergilenen projeler katılımcılardan tam not aldı. Okulun 2026 Türkiye 6.sı halkoyunları ekibi açılışta yerini aldı ve Fuar açılışına büyük bir coşku kattı. Bilim fuarının açılış konuşmasında Okul Müdürü Mustafa Bay, Türkiye Yüzyılı vizyonunda bilim üreten, araştıran ve inovatif düşünen nesiller yetiştirmenin önemine vurgu yaptı. Ayrıca Proje yürütücüsü Teknoloji Tasarım öğretmeni Dilek Çelik, okul projelerine sahip çıkan okul aile birliğine, Halkoyunları ekip lideri Sedat Planalı'ya, projelere danışmanlık yapan öğretmenlere, öğrencilere teşekkür etti. Fuarda görev alan öğrenciler, projelerini hazırlarken ekip çalışması, problem çözme, araştırma ve sunum becerilerini geliştirme fırsatı bulduklarını belirtti. Veliler ise öğrencilerin özgüvenle projelerini anlatmalarından gurur duyduklarını ifade etti.

Bursa BUSADER ve Doç. Dr. Özgür Bolat buluştu: Başarı mı, mutluluk mu? Haber

Bursa BUSADER ve Doç. Dr. Özgür Bolat buluştu: Başarı mı, mutluluk mu?

Bursa Eğitim ve Sağlık Gönüllüleri Derneği (Bursa BUSADER) tarafından Doç. Dr. Özgür Bolat’ın katılımıyla ‘Başarının ve Mutluluğun Prensipleri’ isimli seminer gerçekleştirildi. Bursa BUSADER Başkanı Op. Dr. Fatma Akalp açılış konuşmasında, “Biz inanıyoruz ki iyilik paylaştıkça büyür. Bu yüzden bizler için her katkı, sadece bir destek değil; bir hayatın yönünü değiştirecek güçlü bir adımdır. Şuna yürekten inanıyoruz: Bir çocuğa sunulan imkan sadece onun hayatını değil, toplumumuzu olumlu yönde etkiler” ifadelerini kullandı. Bursa’daki sivil toplum kuruluşlarının başkanları ile yöneticilerinin de iştirak ettiği etkinliğin gerçekleşmesine katkı sağlayanlara teşekkür eden Op. Dr. Fatma Akalp, “Bu akşamki etkinlik sayesinde iki evladımız hayati önem arz eden sağlık cihazlarına kavuşabilecek. Bu nedenle bu akşam sadece dinleyici olarak değil, çok büyük bir iyiliğin paydaşları olarak bulunuyorsunuz. Katılımınız, desteğiniz ve duyarlılığınız için her birinize yürekten teşekkür ediyorum. Bu akşamki sunumda, gerçek başarının ulaşılan sonuçlardan çok mutlu yaşanabilen hayatlarla ölçüldüğünü göreceğiz. Dilerim bu notları hayatımıza da uyarlayabiliriz” şeklinde konuştu. Özgeçmişi katılımcılarla paylaşıldıktan sonra Doç. Dr. Özgür Bolat sahneye çıktı. Doç. Dr. Özgür Bolat, “Çocukların hisleri ve sahte kimlik gelişiminin önüne geçebilmek çok önemli. Çocukların, annesi ve babasının sevgisini almak için çabalamamalı. Bu bilinçle hareket ettiği takdirde çocuğun inşa edilmiş bir özgüvenle birazdan bahsedeceğimiz sorunların üstesinden gelmesi çok daha kolay olacak” dedi. “Zorla yemek yedirilmemeli” Doç. Dr. Özgür Bolat çocukların karşılaştırılmasının yaratacağı büyük sorunların üzerinde durduktan sonra, “Hem yetersiz hem de koşulsuz sevgi inancının önüne bu şekilde geçiliyor. Burada Doğan Cüceloğlu’ndan ‘anne ve babanız sizi karşılaştırdığında siz de diğer çocukların anne babalarıyla karşılaştırın’ alıntısını yapmak isterim. Çocuğun yaşadığı ruh halini ancak bu şekilde tahlil edebilirsiniz” diyerek bu konudaki altın kuralın altını çizdi. İnteraktif şekilde gerçekleştirilen seminerde, katılımcılara sorular soran Bolat, “Zorla yemek yedirme. Sen kendi bedenini bilmezsin ben bilirim mesajı. Bu çocuğun iradesini kırar ve çocuk iradesiz kalıp kendisini savunamaz. Anne babaların burada yaptığı en büyük hata ‘dışarıya baş kaldıran ama bana itaat eden çocuk’ talebi. Bu çocuklar ilerleyen süreçlerde özgüvensizliğini kapatmak için aşırı özgüvenli bir portre sunmaya çalışıyor. Çocuklar kendi bedenlerini bilir. 6 haftalık bebeklerle yapılan çalışmada bile bu bebeklerin sütün kalori miktarına göre emme süresini değiştirdiğini ortaya koyuyor” şeklinde konuştu. “Sonuç değil süreç odaklı düşünce sistemi” “Bir diğer önemli konu duygu sömürüsü. Çocuğun kendi duygusunun önemsizliği ve duygu sorumluluğu yaratmak. Çocuğa öncelikle diğer insanların duygularından sorumlu olmadığı ve kendi duygusunu yönetebilecek bir birey olduğu öğretilmeli” diyen Bolat, “Yapılan araştırmalarda narsisizmde dünyada 6.sıradayız. Hiyerarşik ve kolektivist toplumlarda bu sıkça görülür. Ama bunun temel sebebi narsisizmin doğuşunda etkili olan özgüvensiz çocuklardır. Zeki, yetenekli, güzel vs. gibi sıfatlandırmalar çocuğu psikolojik açıdan yetersiz hissetmeye meyilli hale getiriyor çünkü çocuk gurur duyulmak değil, sevilmek ister. Korku ise çocuğun iradesini kırar. Ve bu çocuk hayatta hiçbir şey yapamayacağını düşünür. Ödül sistemi de motivasyon bağlamında büyük düşüşün temel taşıdır. Ve burada en kritik nokta çocuğun anne babasıyla ilişkisi ne kadar azsa teknoloji bağımlılığı o kadar artar” ifadelerini kullandı. Bolat, “Sonuç değil süreç odaklı düşünce sistemi. Dış kaynak için başarı amaçken İç kaynak için başarı araçtır” diyerek başarıya ve mutluluğa bakışın değiştirilmesi gerektiğini vurguladı. Soru cevap bölümüyle tamamlanan toplantının sonunda Doç. Dr. Özgür Bolat okurları için kitaplarını imzaladı.

Bakan Işıkhan'dan borçlulara müjde: SGK prim borçlarında taksit süresi 72 aya çıkıyor! Haber

Bakan Işıkhan'dan borçlulara müjde: SGK prim borçlarında taksit süresi 72 aya çıkıyor!

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "Meclise verilen kanun teklifi ile Sosyal Güvenlik Kurumu'na olan borçlarda mevcutta 36 ay olan tecil-taksitlendirme süresini 72 aya çıkarıyoruz. Teminatsız tecil tutarını da 1 milyon liraya çıkarıyoruz" dedi. Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) tarafından ‘Ulusal Yeterlilik Sisteminin Sürdürülebilirliği ve Kalite Güvencesi Çalıştayı' düzenlendi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan'ın katılımıyla gerçekleşen programda Türkiye'nin ulusal yeterlilik sistemi değerlendirilerek, kalite güvencesi anlayışının daha ileri taşınması amaçlandı. Çalıştayda konuşan Bakan Işıkhan, çalıştayın mesleki yeterlilik alanında kurumlar arasındaki iş birliğini derinleştiren ve geleceğe dair somut, uygulanabilir bir yol haritası ortaya koyan çok kıymetli bir platform olduğunu belirtti. "DİJİTAL VE YEŞİL DÖNÜŞÜMLE BİRLİKTE BECERİ DÖNÜŞÜMÜNÜ DE İÇEREN BÜTÜNCÜL BİR YAKLAŞIMI BENİMSEMEK ZORUNDAYIZ" Işıkhan, Dünya Ekonomik Forumu'nun raporlarının gelecek dönemde mesleklerin önemli bir kısmının dönüşeceğini, yeni mesleklerin ortaya çıkacağını ortaya koyduğunu hatırlattı. Türkiye'nin bu dönüşümün merkezinde olduğunu ifade eden Işıkhan, "Türkiye'nin beceri politikalarında; karşılıklı öğrenme ve deneyim paylaşımını merkeze alan güçlü bir vizyonu bulunmaktadır. Bir taraftan nüfusumuz hızlı bir şekilde yaşlanmaktadır. Bu durum, işgücü piyasalarını ve beceri politikalarını; meslekleri ve mesleki yeterlilikleri; sosyal koruma sistemlerini ve kamu maliyesini doğrudan etkileyen bir kırılma noktası olacaktır. Bu nedenle dijital ve yeşil dönüşümle birlikte beceri dönüşümünü de içeren bütüncül bir yaklaşımı benimsemek zorundayız. Bu dönüşüm, yeni fırsatlar sunmakla birlikte bu fırsatlardan kimlerin nasıl yararlanacağı; büyük ölçüde toplumların bu sürece ne kadar hazırlıklı olduklarına bağlı kalacaktır. Özetle bu üçüz dönüşümü birlikte yönetmek zorundayız" açıklamasında bulundu. "MYK BELGELERİ EKONOMİ İÇİN VERİMLİLİK UNSURUDUR" Işıkhan, Mesleki Yeterlilik Kurumu'nun meslekleri tanımlayan, becerileri standartlaştıran, ölçen ve belgelendiren ulusal bir kalite altyapısı olduğunun altını çizerek, "Mesleki Yeterlilik Kurumumuz tarafından yürütülen çalışmalar da tam olarak bu çerçevede nitelikli, belgeli ve yetkin iş gücünün yaygınlaştırılması suretiyle ülkemizin kalkınma hedeflerine doğrudan katkı sunmaktadır. Ayrıca Mesleki Yeterlilik Kurumumuz, tecrübesiyle çevre ülkelere de rol model olabilecek çalışmalara da imza atacak seviyeye ulaşmıştır. Bu doğrultuda da çalışmalarımızı gerçekleştiriyoruz. Mesleki Yeterlilik Belgeleri; çalışanlar için bir güven kaynağı, işveren için doğru eşleşmenin anahtarı, ekonomi için verimlilik unsurudur" ifadelerine yer verdi. "3,5 MİLYON VATANDAŞIMIZ MYK BELGESİ SAHİBİ OLMUŞTUR" Gerçekleştirdikleri son düzenlemeyle 40 yeni mesleğin daha belge zorunluluğu kapsamına alındığını hatırlatan Işıkhan, "Bu sayıyla belge zorunluluğu bulunan toplam meslek sayısı 244'e yükselmiştir. Bugün itibarıyla 3,5 milyon vatandaşımız MYK belgesi sahibi olmuştur. 27 sektörde 945 meslek standardı ve 697 ulusal yeterlilik hayata geçirilmiştir. 9 ülkede MYK belgeleri, Türkiye'nin güvenini ve kalitesini taşımaktadır. Bu çalışmaları devam ettirerek önümüzdeki dönemde mesleki yeterlilik sistemimizi daha esnek ve verimli hale getirmeyi, yeni nesil becerilere hızlı uyum sağlayan yapılar kurmayı, eğitim-istihdam-üretim bağını daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz" değerlendirmesinde bulundu. "‘ULUSAL YETERLİLİK SİSTEMİNİN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ VE KALİTE GÜVENCESİ ÇALIŞTAYI' YENİ BİR YOL HARİTASI OLUŞTURACAK" Işıkhan, mesleki yeterlilik konusunda yalnızca ölçen değil, aynı zamanda yön gösteren bir sistem inşa etmek zorunda olduklarını vurgulayarak, "İnanıyorum ki bu çalıştay, sistemimizin güçlü yönlerini daha da pekiştirecek, gelişime açık alanları ortaya koyacak ve ortak akılla yeni bir yol haritası oluşturacaktır. Türkiye Yüzyılı vizyonumuz doğrultusunda nitelikli, belgeli ve yetkin insan kaynağını artırmak en stratejik önceliklerimizden biridir" şeklinde konuştu. "SGK'YA OLAN BORÇLARDA MEVCUTTA 36 AY OLAN TECİL-TAKSİTLENDİRME SÜRESİNİ 72 AYA ÇIKARIYORUZ" Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) prim borçlarına ilişkin düzenlemeyle ilgili de bilgi veren Bakan Işıkhan, "Meclise verilen kanun teklifi ile Sosyal Güvenlik Kurumu'na olan borçlarda mevcutta 36 ay olan tecil-taksitlendirme süresini 72 aya çıkarıyoruz. Teminatsız tecil tutarını da 1 milyon liraya çıkarıyoruz. Bu düzenlemeden belediyeler dahil tüm vatandaşlarımız ve firmalarımız yararlanabileceklerdir. Borcu bulunan ve ödemek isteyenler için önemli bir kolaylaştırma sağlıyoruz. Prim tahsilatımızın da bu adımla çok daha fazla artacağını düşünüyorum" diye konuştu. Bakan Işıkhan'ın konuşmasının ardından Bakanlık çalışanlarına hizmetlerinden dolayı onur plaketi takdim edildi. Programa Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan'ın yanı sıra Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Başkanı Bendevi Palandöken, HAK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Kayabaşı ve MYK Başkanı Aşkın Tören katıldı.

Bursalı Rehberler sahneye çıkıyor: BURO Tiyatro Kulübü kuruldu! Haber

Bursalı Rehberler sahneye çıkıyor: BURO Tiyatro Kulübü kuruldu!

Bursa Bölgesel Turist Rehberleri Odası Başkanı Tansu Erçevik, gazetemize yaptığı açıklamada oda üyelerinden Fatih Derya Muti liderliğinde tiyatro kulübü kurduklarını ve tiyatro çalışmalarına başladıklarını belirtti. Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi salonlarında çalışmalarına başlayan kulüb üyeleri temel tiyatro eğitimlerini uzun süre Bursa Devlet Tiyatroları’nda görev yapmış Profesyonel Turist Rehberi Derya Fatih Muti’den almaya başladı. Tiyatro Kulübünün turist rehberlerinin turlarda karşılaştıkları ilginç ve komik olayları içeren bir oyun ile perde açılışlarını yapacaklarını belirten Erçevik, oda yönetimi olarak sosyal etkinlikleri her daim destekleyeceklerini belirterek cümlelerine son verdi. BURSA BÖLGESEL TURİST REHBERLERİ ODASI DAĞCILIK KULÜBÜ KURDU Bursa Bölgesel Turist Rehberleri Odası Başkanı Tansu Erçevik, gazetemize yaptığı açıklamada oda üyelerinden Ömer Yavuz liderliğinde dağcılık kulübü kurduklarını belirtti. Profesyonel ve lisanslı dağcı olan Ömer Yavuz liderliğindeki kulüb üyeleri geçtiğimiz günlerde ilk etkinliklerini Uludağ Etekleri’nde yaptıkları yürüyüş ile gerçekleştirdi. Yürüyüş sırasında Ömer Yavuz tarafından meslektaşlarına dağcılık ile ilgili teorik,pratik bilgiler, dağcılıkta kullanılan ekipmanlar, yön bulma vb. konularda eğitim verildi. Ekip yaklaşık 8 kilometrelik yürüyüş ardından ikinci etkinlik noktalarını belirleyerek ayrıldı. BURSA BÖLGESEL TURİST REHBERLERİ ODASI IRGANDI KÖPRÜSÜ’NDE BİR ARAYA GELDİ. Bursa Bölgesel Turist Rehberleri Odası Başkanı Tansu Erçevik, gazetemize yaptığı açıklamada oda başkan yardımcıları Esra Öztürk liderliğinde Irgandı Köprüsü’nde bir araya gelerek Irgandı Köprüsü üzerinde bulunan sanatkarları ziyaret etti. Ziyaret kapsamında oda üyeleri geleneksel sanatlarımızdan ebru ve çini sanatı üzerine bilgiler aldı. Grup ardından köprü üzerinde bulunan bir ney atölyesini ziyaret ederek ney dinletisi yaptı ve ney hakkında detaylı bilgi aldı. Grup daha sonra Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi salonlarında çalışan Bursa Bölgesel Turist Rehberleri Odası Tiyatro Kulübü üyelerini ziyaret etti ve moral desteğinde bulundu. BURSA BÖLGESEL TURİST REHBERLERİ ODASI YENİ ÜYELERİYLE KAHVALTIDA BİR ARAYA GELDİ. Bursa Bölgesel Turist Rehberleri Odası Başkanı Tansu Erçevik, gazetemize yaptığı açıklamada oda başkan yardımcıları Esra Öztürk ve yönetim kurulu üyesi Talha Kocaefe liderliğinde odalarına yeni üye olan meslektaşları ile kahvaltıda bir araya geldiklerini belirtti. Kahvaltı sırasında odaya yeni üye olan meslektaşlar ile birebir tanışma şansı bulan rehberler kahvaltı sonrası yeni meslek yasaları üzerine sohbet ettikten sonra dağıldı

SANART BUSADER’den anlamlı proje… Haber

SANART BUSADER’den anlamlı proje…

BUSADER Federasyonu bünyesinde faaliyetlerini sürdüren SANART Bursa Sağlık ve Eğitim Gönüllüleri Derneği (SANART BUSADER), ‘Sanat Çocuk İçindir’ projesi kapsamında çocukları sanatla buluşturmaya devam ediyor. Proje çerçevesinde Kamil Sarıaydın İlkokulu’nun 180 birinci sınıf öğrencisi, çevre bilinci temalı tiyatro oyunuyla hem eğlendi hem de öğrendi. SANART BUSADER’in geçen yıldan bu yana sürdürdüğü proje kapsamında sahnelenen ve ‘doğayı koru, geleceğini koru’ mesajı veren ödüllü ‘Çevrenin Koruyucuları’ adlı oyun, çocuklara erken yaşta çevre farkındalığı kazandırmayı hedefledi. İnteraktif olarak gerçekleştirilen etkinlikte minik izleyiciler oyuna aktif katılım sağlarken, keyifli anlar yaşadı. Etkinlik sonrası öğrencilere kumanya da dağıtılırken, organizasyon çocukların yüzlerinde tebessüm bırakmayı başardı. SANART BUSADER Başkanı Sinem Uğurgün, projeye ilişkin yaptığı açıklamada sanatın çocuk gelişimindeki önemine dikkat çekerek, “SANART olarak geçen yıldan bu yana sürdürdüğümüz ‘Sanat Çocuk İçindir’ projemizle çocuklarımızı sanatla buluşturmayı önemsiyoruz. Bu kapsamda 180 evladımızı tiyatro ile tanıştırmanın mutluluğunu yaşadık. Ayrıca bağlı bulunduğumuz BUSADER Federasyonu’nun dönem projesi olan sürdürülebilirlik konusuna da katkı sunmak istedik. ‘Çevrenin Koruyucuları’ oyunu ile çocuklarımız hem eğlendi hem de doğayı korumanın, temiz çevrenin, çöpleri ayrıştırarak atmanın ve geri dönüşümün önemini öğrendi. Geleceğimiz olan çocuklarımıza küçük yaşta bu bilinci kazandırmak bizim için çok kıymetli. Projemiz mayıs ayında yine Kamil Sarıaydın İlkokulu’nda gerçekleştireceğimiz resim atölyesi ile sürecek” dedi. Sinem Uğurgün açıklamasının devamında SANART BUSADER’in, sosyal sorumluluk projeleriyle çocukların sanata erişimini artırmayı ve toplumsal farkındalık oluşturmayı hedeflediklerini de sözlerine ekledi.

Bursa’nın genç mucitleri yarıştı: Girişimcilik zirvesi Haber

Bursa’nın genç mucitleri yarıştı: Girişimcilik zirvesi

GELECEĞİN GİRİŞİMCİLERİ HATİCE GANİ ERVERDİ ORTAOKULU'NDA BULUŞTU Bursa Hatice Gani Erverdi Ortaokulu, genç yeteneklerin hayal gücü ve emeğine tanıklık eden anlamlı bir girişimcilik etkinliğine ev sahipliği yaptı. Öğrencilerin projeleri ve sergiledikleri vizyonun büyük takdir topladığı programda, eğitimde modern yaklaşımların önemi vurgulandı. Öğretmen Arzu Urgan'dan "Girişimcilik" Mesajı: "Sadece Fikir Değil, Vazgeçmeme Sürecidir" Hatice Gani Erverdi Ortaokulu'ndaki yarışmanın açılışında konuşan öğretmen Arzu Urgan, girişimciliğin öğrencilerin karakter gelişimindeki önemine değindi. Urgan, girişimciliği sadece yeni bir fikir üretmek olarak görmediklerini, bu kavramın özünde hatalardan ders çıkararak kararlılıkla ilerlemenin yattığını vurguladı. Urgan’ın konuşmasında öne çıkan başlıklar şunlar oldu: 21. Yüzyıl Vizyonu ve 4C Becerileri: Projelerin hazırlık aşamasında; eleştirel düşünme, iletişim, iş birliği ve yaratıcılık kavramlarını kapsayan "4C" yaklaşımının temel alındığı belirtildi. Birlikte Üretme Disiplini: Sürecin sadece somut bir ürün ortaya koymaktan ibaret olmadığı; öğrencilerin birlikte düşünme, ortak karar alma ve kendilerini ifade etme yeteneklerini geliştirdiği ifade edildi. Deneyim Odaklı Başarı: Yarışmanın sonucundan ziyade öğrencilerin bu süreçte kazandığı tecrübelerin en büyük ödül olduğu vurgulanarak, gençlerin girişimcilik yolunda cesaretlendirilmesi gerektiği dile getirildi. 7 PROJE ARASINDAN "AKILLI DURAK" BİRİNCİ OLDU Toplamda 7 projenin kıyasıya yarıştığı etkinlikte, jüri değerlendirmesi sonucunda dereceye giren isimler ve projeler şöyle şekillendi: Birinci : Akıllı Otobüs Durağı Muhammed Elbas, Furkan Akıncı (7/B) İkinci : HydroW Beyazıd Çelik, Abdullah Enes Akbalcı, İsmet Merih Akınlar (6/A) Üçüncü : Hızlı Ödeme QR Ayşe Nur Özdoğan (7/E) Üçüncü proje “Sky vortex “ Ermia Rahmani, çınar Alp Tekin 8/A Özel Ödüller Sahiplerini Buldu Yarışma kapsamında projelerin özgünlüğü ve inovatif yönleri de özel ödüllerle taçlandırıldı: En İnovatif Fikir: "Yangın Drone" projesiyle Yusuf Salih Arslan (7/A). En Özgün Proje: "Optik Gıda Okuyucu" projesiyle Nur Alrifai ve Hulyanur Tokur (8/A). En Çevreci Proje: "Yine Yine Su" projesiyle Fatma Karakaya, Esmanur Burhan ve Ebrar Karali (8/C). Geleceğe dair umut veren yarışma, jüri üyelerine teşekkürlerin sunulması ve hatıra fotoğraflarının çekilmesiyle sona erdi.

Bahçeli'den okul saldırıları uyarısı: "Arka planı önemli!" Haber

Bahçeli'den okul saldırıları uyarısı: "Arka planı önemli!"

Milliyetçi Hareket Partisi(MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Okul saldırılarının sebepleri ve sonuçları arka plandaki gelişmelerle birlikte ele alınması zaruridir" dedi. Bahçeli, TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu.Sözlerine 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayarak başlayan Bahçeli, "1918’den 1920’ye uzanan dönem, Türk milleti bakımından yalnız askerî mağlubiyetlerin, diplomatik tazyiklerin, işgal dayatmalarının ve coğrafi kuşatmanın devri olarak okunamaz. O yıllar, bütün yıkıntıların arasından devlet fikrinin hangi şartlarda diri kalabileceğini, millet iradesinin hangi eşiklerde yeniden kurucu bir mahiyet kazanabileceğini gösteren derin bir tarih imtihanıdır. 23 Nisan 1920’de tecessüm eden hakikat, tam da bu tarihî eşikte aranmalıdır. Türk milleti, istiklal mücadelesini yalnız cephedeki silah kudretiyle yürütmemiş; temsil fikriyle, hukuk şuuru ile ve Meclis iradesiyle tahkim etmiştir. Bu bakımdan Birinci Meclis, savaş şartlarının zorunlu kıldığı geçici bir teşekkül olarak görülemez. O Meclis, milletin kaderini başkalarının insafına terk etmeyen kurucu bir tarih aklının, devlet iradesine dönüşmüş hâlidir" ifadelerini kullandı. "BİR MİLLETİN GELECEĞE DAİR İDDİASI, EN BERRAK ŞEKİLDE ÇOCUKLARINA BAKIŞINDA GÖRÜNÜR" 23 Nisan’ın "Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" olarak kutlanmasının Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk nesillerine verdiği önemin en açık tezahürlerinden biri olduğunu dile getiren Bahçeli, "Devlet yalnız bugünün emniyetini sağlamak için kurulmaz; dünün hafızasını, bugünün mesuliyetini ve yarının emanetini aynı süreklilik düzeni içinde taşımak için kurulur. Çocuk ise bu sürekliliğin en saf, en narin ve en belirleyici varlığıdır. Bir milletin geleceğe dair iddiası, en berrak şekilde çocuklarına bakışında görünür; zira çocuk, yalnız korunması gereken bir emanet değil, devlet fikrinin yarına uzanan canlı cevheridir. Çünkü çocuk, ailenin sevinci olduğu kadar milletin devam fikridir. Çocuk, bir okulun öğrencisi olduğu kadar devletin yarınki insan mayasıdır. Çocuk, korunması gereken bir emanet olduğu kadar toplumun ahlakî seviyesini gösteren en berrak aynadır. Bir milletin çocuklarına bakışı, aslında kendi geleceğine bakışıdır. Bir devletin çocukları koruma biçimi ise yalnız bugünkü şefkatini değil, yarına dair tasavvurunu, insan anlayışını ve medeniyet iddiasını da ortaya koyar. Hakimiyet, millet nezdinde egemen kılınırken çocuklarımızın varlığında ebedi kılınmıştır. İşte bu sebeple 23 Nisan, atiye olan ahdimizdir. Evlatlarımız; bu topraklarda sürecek hükümranlığımızın, yazılacak hikayelerimizin, söylenecek sözlerimizin, yazılacak şiirlerimizin, dilden dile dolanacak türkülerimizin beyannamesidir" dedi. "EĞİTİM, DOĞRUDAN DOĞRUYA MİLLÎ BEKA MESELESİDİR. EĞİTİM, MİLLETİN İSTİKBAL MESELESİDİR" Eğitimin günübirlik siyasi çekişmelerin, dar ideolojik hesapların, kısır polemiklerin konusu olmadığının altını çizen Bahçeli, "Eğitim, doğrudan doğruya millî beka meselesidir. Eğitim, milletin istikbal meselesidir. Eğitim, ağacın yaşken eğildiği, karakterin küçük yaşta yoğrulduğu, bir milletin yarınlarda nasıl bir hüviyete kavuşacağının tayin edildiği hayati bir merhaledir. Okullarımız; ilim ve fennin zihinlere kazındığı kadar vatan ve millet sevgisinin minik yüreklere nakşedildiği asli mevzilerdir. Okullarımız; İstiklal Marşı’nın tarihi önemiyle birlikte anlamının kavranıldığı, özgürlüğün kıymetinin öğretildiği, aidiyet duygusunun evlatlarımızın ruhlarında kök saldığı şahsiyet inşa alanıdır. Millî eğitim ile temel hedefimiz, diploma sahibi fakat istikametsiz evlatlar değil; vatan bilen, yurt bilen, milletini seven, devletini sayan; fikri diri, ahlakı metin, iradesi sağlam nesiller yetiştirmektir. Türk gençliği; test ile tost arasına sıkışmış, beş şık arasına hayallerini sığdırmak zorunda kalmış, sınavdan sınava koşup puan biriktiren, sertifika kovalarken hayatı kaçıran bir gençlik olmamalıdır" diye konuştu. "Okul saldırılarının sebepleri ve sonuçları arka plandaki gelişmelerle birlikte ele alınması zaruridir" Konuşmasının devamında Şanlıurfa’da ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okullardaki saldırılara ilişkin değerlendirmede bulunan Bahçeli, "Elim hadiselerin; sığ, yüzeysel ve tek boyutlu değerlendirmelerle geçiştirilmeleri mümkün değildir. Bu vahim gelişmeler; vicdanlarda derin yarıklar açmıştır. Sürecin tüm sebepleri, sonuçları ve arka plandaki gelişmelerle birlikte; serinkanlı, sağduyulu ve çok yönlü bir bakış açısıyla ele alınması zaruridir. Burada mesele yalnız bir asayiş dosyası olarak ele alınamaz. Karşımızdaki tablo, çağımızın çocuk ruhu üzerinde kurduğu baskılarla, aile bağlarında meydana gelen gevşemeyle, okul ikliminin ihtiyaç duyduğu destekle, dijital dünyanın denetimsiz alanlarıyla ve toplumsal değer aktarımındaki kırılmalarla birlikte değerlendirilmelidir. Bir çocuğun zihninde şiddet, öfke, yalnızlık ve taklit arzusu aynı anda birikiyorsa, orada yalnız ceza hukukunun konusu bulunan bir fiil meydana gelmez; aynı zamanda toplumun dikkatle okuması gereken bir işaret belirir. Modern çağın tehlikeleri çoğu zaman eski çağların tehlikeleri gibi açık, görünür ve sınırları belli biçimde gelmez. Bazen bir ekranın arkasından gelir. Bazen oyun dili içinde gelir. Bazen arkadaş çevresi zannıyla gelir. Bazen yalnızlaşmış bir çocuğun sessizliğine siner. Bazen algoritmaların yön verdiği öfke, sanal kalabalıkların kışkırttığı taklit, aidiyet arayan bir ruhun zayıf anına yerleşir" dedi. "EVLATLARIMIZ, GELECEĞİMİZ DİJİTAL BİR KUŞATMA ALTINDADIR" Dijitalleşmenin her geçen gün daha da yaygınlaştığını dünyada çocukların ekran başında geçirdikleri sürelerin de aynı oranda artmasını ve sosyal medya platformlarında kullanılan saldırgan dile çocukların daha fazla maruz kaldığını belirten Bahçeli, "Akran zorbalığının arkadaş grupları, mesajlaşma ve sohbet uygulamaları ve oyunlar içinde sinsice yaygınlaşması, çocuklarımızın ruh sağlıklarını örselemekte, kimlik gelişimlerine zarar vermekte ve sosyal hayatlarını içten içe aşındırıp onları sanal dünyaya mahkum etmektedir. Evlatlarımız, sosyal medya platformlarında aldıkları beğeni sayılarıyla kendi değerlerini tartmakta; artan takipçi sayılarıyla itibar kazandıklarını zannetmekte, bir parmak hareketi ile verilen anlık tepkiler ile hakiki duyguları ister istemez birbirine karıştırmaktadır. Evlatlarımız, geleceğimiz dijital bir kuşatma altındadır. Teşhiri mahremiyetin önüne geçiren anlık ve geçici zaferler, emek ve sabrın önüne geçmektedir. Akranları arasında sistematik olarak alaya, linçlere, aşağılamalara, dışlamalara maruz kalan bir yavrumuzun tertemiz kalbinde kapanması zor yaralar açmaktadır. Parlak ekranların sunduğu evrenin büyüsüne kapılan yavrularımız; dikkat eksikliği ve uyku problemleri arasında yitip gitmektedir" diye konuştu. "BİZ BU MESELENİN ÜZERİNİ ÖRTENLERDEN DEĞİL; KÖKÜNÜ KAZIYANLARDAN OLACAĞIZ" Okuldaki saldırıların çözümünün yalnızca okul kapısında bekleyecek güvenlik görevlisinin varlığı olmadığını dile getiren Bahçeli, "Çözüm yalnızca adım başı duvarlara asılacak kameralar değildir. Hadise vuku bulduktan, canlarımız yuvalarından uçtuktan sonra pansuman tedbirler sıralamak bizim meşgalemiz değildir. Mesele daha derindedir, mesele daha vahimdir, mesele daha geniştir. Biz bu meselenin üzerini örtenlerden değil; kökünü kazıyanlardan olacağız! Ve bu mücadele, günü kurtarmanın değil, geleceği inşa etmenin mücadelesidir. Aileyi tahkim etmeden, mektepleri terbiye ve şahsiyet inşa eden asli mevkiine yeniden kavuşturmadan, rehberlik ve psikososyal destek mekanizmalarını kuvvetlendirmeden bize rahat yoktur. Aile, çocuğun ilk mektebidir. Okul, çocuğun ikinci evidir. Devlet, çocuğun en geniş himaye çatısıdır. Bu üç halka arasında bağ zayıflarsa çocuk yalnızlaşır. Yalnızlaşan çocuk, bazen kendisini sanal kalabalıkların içinde arar. O kalabalıklar ise her zaman masum bir arkadaşlık zemini sunmaz. Orada merhamet yerine alay, sabır yerine öfke, dostluk yerine sürü psikolojisi, hayat sevgisi yerine şiddet merakı bulunabilir. O hâlde yapılması gereken, çocuklarımızı yalnız disiplinle kuşatmakla sınırlı kalamaz. Onları dinlemek, anlamak, yönlendirmek, meşgul etmek, güvenli bir anlam dünyası içinde büyütmek ve şahsiyet sahibi kılmak gerekir. Çocuk yalnız emir isteyen bir varlık değildir; ilgi isteyen, aidiyet isteyen, görülmek isteyen, güven isteyen bir emanettir" dedi. "HİÇ KİMSE EVLATLARIMIZIN ÜZERİNDEN SİYASET ÜRETMEYE, HEVES ETMEMELİDİR" Bugünkü çağrılarının sağduyu çağrısı olduğunu ifade eden Bahçeli, "Sağduyu, acıyı hafife almak anlamına gelmez. Sağduyu, hakikati öfkeye teslim etmeden söyleme kudretidir. Sağduyu, cezanın hukuk içinde, tedbirin hikmet içinde, merhametin adalet içinde aranmasıdır. Sağduyu, toplumun kendisini kaybetmeden kendisini onarma iradesidir. Çocuğun her şeyden evvel masumiyetin adı olduğu bir dünyada; masumiyeti suçlulukla yan yana getiren her tablo; toplumsal düzenimizi, değerlerimizi ve zihinlerimizi felce uğratmaktadır. Böylesi vahim ve hassas hadiselerde yetkili makamların görevlerini hiçbir baskı, hiçbir yönlendirme, hiçbir siyasi hesap altında kalmadan; sükûnetle, suhuletle ve devlet ciddiyeti içinde yürütmesi hayati önemdedir. Olayların bütün yönleri açıklığa kavuşmadan sarf edilen her peşin hüküm, kurulan her fırsatçı cümle, yapılan her siyasi savrulma; hakikatin üzerini örtmekten, acıyı istismar etmekten, çocuklarımızın hayatlarına bir yara daha açmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Hiç kimse evlatlarımızın canı üzerinden söz devşirmeye, milletin gözyaşı üzerinden siyaset üretmeye, böylesi elim hadiseleri günübirlik polemiklerin harcına katmaya heves etmemelidir.Bizim talebimiz açıktır, bizim beklentimiz nettir, bizim çağrımız gecikmeye tahammülü olmayan bir mecburiyettir: Sebepler sonuna kadar araştırılmalıdır. İhmaller varsa birer birer ortaya çıkarılmalıdır. Sorumluluk zinciri saklanmadan tespit edilmelidir. "SANDIĞIN NE ZAMAN KONUŞACAĞI BELLİDİR, ONUN HÜKMÜ VAKTİ GELDİĞİNDE TECELLİ EDECEKTİR" Cumhur İttifakı’nın krizden medet umanların değil, çözüm arayanların, kaosun kokusunu alınca el ovuşturanların değil, düzeni sağlayanların, varlık cephesi olduğunu belirten Bahçeli, "Cumhur İttifakı’nın omuzlarında yükselen Terörsüz Türkiye süreci; evlatlarımızın can emniyeti, sınırlarımızın dokunulmazlığı, iç cephemizin sağlamlığı, milli birliğimizin muhafazası ve Türkiye Cumhuriyeti’nin önündeki kanlı ve karanlık engel ile emellerin bütünüyle tasfiyesi demektir.Terörsüz Türkiye hedefi, yalnızca bugünün değil, yarınların da meselesidir. Terörün gölgesinin düştüğü bir coğrafyada kalıcı kalkınmadan, güçlü demokrasiden, huzur ve barıştan bahsetmek mümkün değildir. Cumhur İttifakı, terörden arınmış, iç ve dış kuşatmaları yarmış, ekonomik darboğazdan kurtulmuş, lider ülke Türkiye’nin sigortasıdır. Son günlerde hiç durmadan yinelenen vakitsiz seçim çağrısı; basiretsiz muhalefetin ayak oyunlarıdır. Seçim diye tutturanlar, milletin derdiyle değil, kendi telaşlarıyla konuşmaktadır. Yersiz ve vakitsiz özgüven patlamaları yaşayıp ölçüyü kaçıranların Türkiye’nin gündemini tayin etmeye kalkması boş bir gayrettir. Seçim, siyasi cambazlıklarla, yapay kriz çığırtkanlıklarıyla öne sürülecek bir oyuncak değildir. Sandığın ne zaman konuşacağı bellidir, onun hükmü vakti geldiğinde tecelli edecektir. Ara formüllere, dolambaçlı yollara, keyfi oyunlara mahal verilmeyecektir. Ara veya erken seçim diye tutturanlara diyeceğimiz de budur: Türkiye’nin istikbaliyle oynatmayız, istikrarı tartışmaya açmayız, ikbal hesaplarına huzurumuzu peşkeş çekmeyiz, milli iradeyi istismar siyasetine kurban etmeyiz" şeklinde konuştu.

Bursa’da eğitim seferberliği: BUMEV Kaymakamların kapısını çaldı! Haber

Bursa’da eğitim seferberliği: BUMEV Kaymakamların kapısını çaldı!

Bursa Muş Eğitim ve Hizmet Vakfı (BUMEV), bir süre önce gerçekleştirilen genel kurulun ardından başlattığı ziyaret programına devam ediyor. İlk olarak Bursa Valisi Erol Ayyıldız’ı ziyaret ederek yeni dönem vizyonunu paylaşan BUMEV Yönetim Kurulu üyeleri, ziyaret programının devamında ilçe kaymakamlarıyla bir araya geldi. Vakıf yönetimi, ziyaret programı kapsamında sırasıyla; Yıldırım Kaymakamı Metin Esen, Osmangazi Kaymakamı Ali Partal, Mudanya Kaymakamı Ayhan Terzi, Nilüfer Kaymakamı Murat Süzen ve Kestel Kaymakamı Recep Öztürk’ü makamlarında ziyaret etti. Görüşmelerde, vakfın yürüttüğü eğitim projeleri ve ilçeler bazında yapılabilecek sosyal dayanışma çalışmaları ele alındı. "Amacımız Daha Fazla Gence Dokunmak" Ziyaretlerde vakıf faaliyetleri hakkında bilgi veren BUMEV Başkanı Ahmet Akın, “Genel kurulumuzun ardından şehrimizin kıymetli mülki idare amirleriyle bir araya gelerek vizyonumuzu paylaşıyoruz. Başarılı gençlerimizin eğitim yolculuğunda engelleri kaldırmak temel önceliğimiz. İlçe kaymakamlarımızın destekleri ve rehberliği, bu yolda bizlere güç katacaktır.” İlçe kaymakamları ise BUMEV heyetine yeni dönemde başarılar dileyerek, eğitim ve sosyal dayanışma odaklı sivil toplum faaliyetlerinin toplumsal huzur ve gelişim için kritik rol oynadığını vurguladılar. Kaymakamlar, BUMEV’in özellikle üniversite gençliğine yönelik yürüttüğü çalışmaları takip ettiklerini belirterek, eğitimde fırsat eşitliğini güçlendiren her adımın kıymetli olduğunu, ihtiyaç sahibi öğrencilere ulaştırılan desteklerin toplumsal dayanışma ruhunu pekiştirdiğini belirttiler. Görüşmelerde ayrıca, kamu ve sivil toplum kuruluşu iş birliğinin artarak devam etmesinin, gençlerin geleceğe daha donanımlı hazırlanmasına katkı sağlayacağı vurgulandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.