SON DAKİKA
Hava Durumu

#Empati

Söz Bursa - Empati haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Empati haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Şahinkaya girişimcilik zirvesi 2026’da Özer Matlı rüzgarı Haber

Şahinkaya girişimcilik zirvesi 2026’da Özer Matlı rüzgarı

Selanik göçmeni bir ailenin simitle başlayan yolculuğundan doğan başarı hikayesini öğrencilerle paylaşan Özer Matlı, Bursa’nın değerleriyle büyüyen bir girişimcilik kültürünü temsil etti. Özer Matlı’ya sahnede Seva Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve Özel Şahinkaya Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Üyesi Oğuzhan Şahinkaya da eşlik etti. Konuşmasında başarıyı yalnızca sonuç odaklı değil, süreç ve yaklaşım odaklı değerlendiren Matlı, Şahinkayalı öğrencilere en temel tavsiyesini şu sözlerle verdi: “Ne iş yaparsanız yapın, severek yapın. Mutluluk her şeyin başında.” Kendi hayat yolculuğundan örneklerle ilerleyen Matlı, bireyin yaptığı işle kurduğu bağın sürdürülebilir başarıdaki en kritik unsur olduğunu vurguladı. Fırsat, Herkesin Görmediğini Görebilmektir Girişimcilik perspektifini öğrencilerle paylaşan Matlı, fırsatların çoğu zaman riskin ve belirsizliğin içinde saklı olduğunu belirtti: “Eğer herkesin yapılmaz dediği yerde bir şey görüyorsanız, işte orası fırsattır.” Türkiye’nin üretim gücünün artmasında gençlerin rolüne dikkat çeken Matlı, geçmişten gelen sermaye birikiminin sınırlı olduğu toplumlarda ilerlemenin ancak çalışarak mümkün olacağını vurguladı. “Değişimi Siz Yapacaksınız” Gençlere doğrudan hitap eden Matlı, geleceğin inşasında onların belirleyici olacağını şu sözlerle ifade etti: “Bu ülkeyi siz değiştireceksiniz. Bizlerin yaptıklarından daha iyisini yapma ihtimali sizde. Realite sizsiniz.” Olumsuzluklara takılmadan ilerlemenin önemine değinen Matlı, zorlukların birer engel değil, gelişim alanı olduğunu belirterek öğrencileri pozitif ve kararlı bir bakış açısına davet etti. Başarının yalnızca dışsal kazanımlarla değil, bireyin kendisiyle kurduğu ilişkiyle şekillendiğini vurgulayan Matlı, “Kendinizle barıştığınızda her şey mümkün hale gelir.” sözleriyle içsel dengeye dikkat çekti. Aynı zamanda gençlere tek bir başarı tanımına sıkışmamaları gerektiğini hatırlatarak, iyi bir yönetici olmak kadar iyi bir öğretmen olmanın da değerli olduğunu ifade etti. “Hayali Olanlara Kapımız Hep Açık” Konuşmasının en dikkat çeken bölümlerinden birinde Şahinkayalı öğrencilere açık bir davette bulunan Matlı, girişimcilik ruhunu destekleyen yaklaşımını şu sözlerle paylaştı: “Benim kapım her zaman açık. Hayaliniz varsa, araştırıyor ve empati yapıyorsanız başarmama ihtimaliniz yok.” Matlı, etkinlikte öğrencilere kendi çiftliklerinde üretilen ayran ikramında da bulunarak hoş bir sürpriz yaptı. Şahinkaya: Ne kadar koşmanız gerekiyorsa koşun! Oğuzhan Şahinkaya ise, Özer Matlı’ya değerli paylaşımları ve ilham veren hikayesi için teşekkür ederek, öğrencilerin böylesine güçlü bir iş insanının hayat yolculuğunu ilk ağızdan dinleme fırsatı yakalamasının kıymetine dikkat çekti. Gençlere seslenen Oğuzhan Şahinkaya, bu buluşmanın yalnızca bir söyleşi değil, aynı zamanda tecrübenin ve emeğin gerçek karşılığını dinleme fırsatı olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “İçinizdeki başarı hissini kaybetmeyin. Hayal kurma gücünüzü asla yitirmeyin. Ne kadar koşmanız gerekiyorsa o kadar koşun.” Nisan ayı boyunca sürecek Şahinkaya Girişimcilik Zirvesi 2026 kapsamında farklı alanlardan önemli isimler öğrencilerle bir araya gelmeye devam edecek. Şahinkaya Girişimcilik Zirvesi 2026, ilham veren hikâyeleri ve güçlü içerikleriyle öğrencilerin geleceğe daha sağlam adımlarla ilerlemelerine katkı sağlamaya devam edecek.

Otizmin "Şifresi" Bursa'daki bu kabinde çözüldü! Haber

Otizmin "Şifresi" Bursa'daki bu kabinde çözüldü!

Bursa’da otizmli bireylerin günlük yaşamda karşılaştıkları zorluklar, dikkat çeken bir çalışmayla gözler önüne serildi. Özel olarak hazırlanan bir kabine giren gençler, farklı çevresel uyarılar eşliğinde alışveriş yapmaya çalışarak özel gereksinimli bireylerle empati kurdu. Bursa Büyükşehir Belediyesi, Bursa Kent Konseyi Sağlık Çalışma Grubu ve BURFAŞ tarafından Dünya Otizm Farkındalık Günü ve Otizm Farkındalık Ayı kapsamında ‘Bir Anlığına Benim Dünyam’ etkinliği düzenlendi. Otizmli bireylerin çevresel etkiler nedeniyle karşılaştıkları zorluklara, Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde özel olarak hazırlanan farkındalık kabiniyle dikkat çekildi. Etkinliğe katılan klinik psikolog, psikolog ve psikoloji öğrencileri, kabin içerisinde kulaklık, gözlük ve eldiven takarak otistik bireylerin yüksek ses, ışık ve dokunmaya karşı hissettikleri zorlukları deneyimledi. 4 dakika boyunca dış etkenlere maruz kalan gençler, özel gereksinimli bireylerin sosyal hayatta yaşadığı sıkıntıları daha iyi anladı. “HAYATLARINI KOLAYLAŞTIRMAK HEPİMİZİN SORUMLULUĞU” Bursa Kent Konseyi Sağlık Çalışma Grubu Temsilcisi Furkan Özaltolmaz, Dünya Otizm Farkındalık Günü ve Otizm Farkındalık Ayı kapsamında farklı bir etkinliğe ev sahipliği yaptıklarını söyledi. Hazırladıkları kabinle otizmlilerin günlük hayatta karşılaştıkları duyusal zorluklara dikkat çekmeyi amaçladıklarını belirten Özaltolmaz, deneyim temelli farkındalık çalışmasının Türkiye’de ve Bursa’da ilk kez yapıldığını dile getirdi. Otizmlilerin her gün diğer insanların kurduğu dünyada dış etkenlere maruz kaldığını anlatan Özaltolmaz, “Otizmli bireylerin hayatın tam içinde, her yaşta yanımızda olduklarını unutmamalıyız. Onların sesleri ve dokunuşları bizden çok daha farklı hissettiğini unutmamalıyız. Hayatlarını kolaylaştırmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Deneyim temelli çalışmamızı, 17 ilçeye de taşıyacağız. Dünyayı onların gözünden görmeli, engelleri birlikte aşmalıyız” dedi. Kabine girerek deneyim yaşayan gençler ise, otizmlilerin yaşadıkları zorlukları yakından görme imkanı bulduklarını ifade etti. Dikkat ve seçiciliğin azaldığını ve zorlandıklarını söyleyen gençler, deneyim sonucunda otizmli bireyleri daha iyi anladıklarını belirtti.

Bursa'da "QueENG Tech" rüzgarı: İlk Kadın F-16 pilotu Berna Şen Şenol konuk oldu! Haber

Bursa'da "QueENG Tech" rüzgarı: İlk Kadın F-16 pilotu Berna Şen Şenol konuk oldu!

Tüm Mühendis Kadınlar Derneği’nin (TÜMKAD) ilkini gerçekleştirdiği “QueENG Tech Buluşmaları”na, Türkiye’nin ilk kadın F-16 pilotu ve TÜMKAD Londra Temsilcisi Berna Şen Şenol konuk oldu. Mövenpick Otel Balo Salonu’nda düzenlenen etkinliğe, TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Sabriye Şen, BUİKAD Başkanı Şeyda Şençayır, YAPİDER Başkanı Sevcan İlcili, Yapı Denetim Kuruluşları Birliği Bursa Şube Başkanı Esra İnhanlı, Bursa Soroptimist İş ve Meslek Kadınları Derneği Başkanı ve BALKANTÜRKSİAD Yönetim Kurulu Üyesi Sedef Sinoplu, Türk Hava Kurumu Bursa Şubesi Başkanı Pilot Hatice Nur Gündoğdu ile sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri ve TÜMKAD üyeleri katıldı. Etkinliğin açılışında konuşan TÜMKAD Başkanı Ülfet Öztürk, teknoloji, mühendislik ve geleceği şekillendiren kadınları bir araya getiren yeni bir platformun startını verdiklerini belirterek, QueENG Tech Buluşmaları’nın ilkinde, Türkiye’nin ilk kadın F-16 pilotu ve TÜMKAD Londra Temsilcisi Berna Şen Şenol’u konuk etmenin mutluluğunu yaşadıklarını dile getirdi. Geleceğin yazılan bir şey olmayıp, tasarlanan bir şey olduğuna inandıklarını ifade eden TÜMKAD Başkanı Ülfet Öztürk, “Geleceği tasarlayan kadınlar birbirlerinden ilham almalı, öğrenmeli, birbirilerini kutlamalı, başarıları paylaşmalılar. QueENG Tech; mühendislerin, teknoloji liderlerinin, girişimcilerin ve genç kadınların bir araya geldiği, birbirinden güç aldığı ve birlikte büyüdüğü bir platform olarak kurulmuş bulunuyor. Burası sadece bir buluşma noktası değil, bir vizyon alanıdır. Biz bu platformu, daha fazla kadının teknolojiye yön verdiği, daha fazla kadının sahneye çıktığı ve daha fazla kadının ‘ben de varım’ dediği bir alan yaratmak için başlatıyoruz” diye konuştu. Açılış konuşmasının ardından, Türkiye’nin ilk kadın F-16 pilotu ve TÜMKAD Londra Temsilcisi Berna Şen Şenol’un konuşmacı olarak katıldığı, TÜMKAD Başkanı Ülfet Öztürk’ün moderatörlüğündeki sohbet bölümüne geçildi. Havacılık merakıyla gelen savaş pilotluğu Öztürk’ün sorularını yanıtlayan Şenol, dinamik bir kişiliğe sahip olduğunu ve çocukluk yaşlarından bu yana havacılığa merakı bulunduğunu belirterek, bu alanda ilk kadın savaş pilotu olmanın zorluklarını yaşadığını ancak pes etmediğini vurguladı. F-16 pilotluğu sürecinin 1993 yılında Hava Harp Okulu’na girmesiyle başladığını ifade eden Şenol, “Lise eğitiminde de başarılı bir öğrenciydim. O dönemde üniversite sınavlarında belli puanın üzerinde alan öğrencilere Hava Harp Okulu davetiye gönderiyordu. Ben de sınavlarda yüksek puan aldığımdan, bana da davetiye mektubu geldi. Uçmayı çok istedim. Denediğim anda baktım ki bu iş tam bana göre. İşte o anda pilot olmaya karar verdim. Türkiye’nin ilk kadın F-16 pilotu olduğumdan, önümde örnek alabileceğim kadın savaş pilotu modeli yoktu. Kendi kendimi motive ettim. Mutlaka savaş uçağı pilotu olmalıydım. İç sesimi dinledim ve başardım. Dört yıllık Hava Harp Okulu eğitiminden sonra Endüstri Mühendisliği eğitimi aldım. Kadınlar bu işi yapabilir mi yapamaz mı? Bu soruya ‘elbette yapabilir’ yanıtını verdiğime inanıyorum. Kararlı tutumum, empati becerim ve zorluklarla baş edebilme azmim sayesinde başarılı oldum. Uçuş hocam, sakin ve kararlı tutumumu her gördüğünde, ‘sen bu işi başaracaksın’ derdi. Sonuçta hocamı haklı çıkardım” diye konuştu. Başarının sırrı fırsat eşitliğinde Erkek egemen bir alanda kadınların da başarılı olabileceklerini kanıtladığını ifade eden Şenol, “Aklınıza gelebilecek bütün fiziki ve sosyal koşulların erkek pilot adaylarının ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri bir düzenek içerisinde belirlendiği bir ortamda, kadın olmanın zorluklarını yaşadım. Ancak pes etmedim. Mücadele verdim. Bir kadının günlük ihtiyaçlarını karşılayabileceği fiziki koşulların sağlanmasına öncülük ettim. F-16 pilotu olmaya karar verdiğimde çok kimsenin, ‘acaba bir kadın bunu başarabilir mi?’ sorusuna muhatap oldum. Aslında bu soru çok yanlış. Burada kadın-erkek cinsiyet ayrımına gidilmemeli. Fırsat eşitliği sağlanmalı. Bunun sonucunda kadın ya da erkek kim başarılı oluyorsa o yoluna devam etmeli” dedi. Orduda albaylığa kadar yükseldiğini sonrasında emekli olduğunu belirten Türkiye’nin ilk kadın F-16 savaş pilotu Berna Şen Şenol, halen sivil havacılıkta pilotluğa devam ettiğini dile getirdi. Son yıllarda kadın pilot sayısındaki artışa işaret eden Şenol, fırsat eşitliği verilmesi durumunda bu sayının önümüzdeki yıllarda daha da artacağına inandığını ifade etti. “Robot pilotlar insan pilotların yerini alamaz” Yapay zekâ teknolojisindeki gelişmelere de değinen Şenol, yapay zekâ ürünü hiçbir robotun insan pilotların yerini alamayacağına dikkat çekti. Robot algoritmasını da insanın belirlediğine işaret eden Şenol, “Bilim insanları, beynin büyük bölümünün henüz keşfedilemediği konusunda hem fikir. Bu açıdan değerlendirildiğinde insan algoritmasının kodları, sonsuzluğun sırlı ufkuna uzanıyor. Makine-insan ilişkisi tek düze bir anlayışın eseri olmayıp, komplike yaklaşımı beraberinde getiriyor. Oysa hiçbir robot, komplike koşulların söz konusu olduğu bir düzenekte başarılı olamaz. Robot yüklenen veriler doğrultusunda hareket eder. Dolayısıyla ben, ‘insan pilotların yerini gelecekte robot pilotlar alacak’ tezinin gerçekliğine inanmıyorum” ifadelerinde bulundu. Şenol, sohbetin ardından konukların sorularını yanıtladı. TÜMKAD Başkanı Ülfet Öztürk programın sonunda, konuk konuşmacı Şenol’a günün anısı olarak, Yeşil Türbe’nin resmedildiği plaket takdim etti.

Yıldırım’da kadim gelenek yaşatılıyor: Miniklerin "Tekne Orucu" heyecanı! Haber

Yıldırım’da kadim gelenek yaşatılıyor: Miniklerin "Tekne Orucu" heyecanı!

Yıldırım Belediyesi, Ramazan'ın manevi coşkusunu çocuklara yaşatmak için tekne orucu iftarı düzenledi. Oruç tutmanın mutluluğunu yaşayan minikler, arkadaşlarıyla birlikte iftar yaptı. Yıldırım Belediyesi, Osmanlı’dan günümüze kadar ulaşan tekne orucu geleneğini bu Ramazan’da da devam ettiriyor. Yıldırım’da 6-10 yaş arası çocuklar arasında düzenlenen tekne orucu etkinliğine katılan çocuklar, oruç tutmanın heyecanını yaşadı. Çocukları oruç ibadetine alıştırmak ve Ramazan’ın manevi değerini hissetmelerini sağlamak amacıyla düzenlenen etkinlikte minikler, öğle namazını müteakip okunan ezanla birlikte tekne oruçlarını açtı. İftarlarını yapan çocuklar daha sonra Yıldırım Belediyesi’nin kendileri için hazırladığı eğlenceli dolu etkinliklere katılarak unutulmaz bir gün geçirdi. KADİM BİR GELENEK Tekne orucunun kadim bir gelenek olduğunu belirten Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, "Yıldırım Belediyesi olarak evlatlarımıza orucu ve ibadeti sevdirmek amacıyla bu yıl da tekne orucu etkinliği düzenledik. Çocuklarımızı erken yaşta ibadete alıştırmak çok önemli. Tekne orucu geleneği ile evlatlarımız hem oruca hem de Ramazan’ın manevi iklimine alışmış oluyorlar. Yarım günlük oruçlarını tutan çocuklarımızı kutluyorum. Ramazan’ın feyzi ve bereketi hanelerimizden eksik olmasın" ifadelerini kullandı. Çocuklarımızın Ramazan ayını sabır, paylaşma ve iyilik bilinciyle dolu, özel bir zaman dilimi olarak hatırlamalarını amaçlıyoruz. "Tekne Orucum" etkinliği ile geleceğimizin teminatı olan yavrularımızın gönüllerinde Ramazan’a dair güzel hatıralar bırakmayı hedefliyoruz. Program içeriği: Ramazan ayı; paylaşmanın, sabrın, şükrün ve dayanışmanın en güzel şekilde yaşandığı mübarek bir zaman dilimidir. Büyükler için olduğu kadar çocuklarımız için de bu ay; manevi değerlerle tanışma, empati kurma, yardımlaşmayı öğrenme ve ibadet bilinci kazanma açısından önemli bir fırsattır. Özellikle 6-10 yaş aralığındaki çocuklarımızın "tekne orucu" geleneğiyle Ramazan’ı tecrübe etmeleri, onların hem aileleriyle hem de toplumsal değerlerimizle güçlü bir bağ kurmalarına katkı sağlamaktadır. Yıldırım Belediyesi olarak Ramazan ayının manevi iklimini çocuklarımızla buluşturmak amacıyla bu yıl "Tekne Orucum" etkinliğini hayata geçiriyoruz. Etkinlikte, tekne orucu tutan çocuklarımız için Ramazan ayı içerisinde yer alan hafta sonlarında, saat 12.00’de özel bir iftar programı gerçekleştirilecektir. Programımızda geleneksel kültürümüzün vazgeçilmez unsurlarından Karagöz-Hacivat gösterisi, sihirbaz ve palyaço performansları yer alacak; çocuklarımıza balon ve taç dağıtımı yapılacaktır. Hem eğlenceli hem de öğretici içeriklerle zenginleştirilen programımız, Ramazan’ın manevi atmosferini çocuklarımızın dünyasına neşe ve bilinçle taşıyacaktır.

Yıldırım’da gönül birliği: Dünya Yetimler Günü’nde iftar sofrası kuruldu! Haber

Yıldırım’da gönül birliği: Dünya Yetimler Günü’nde iftar sofrası kuruldu!

Yıldırım Belediyesi, Müslüman ülkelerde her yıl Ramazan ayının 15’inci günü kutlanan ‘15 Ramazan Dünya Yetimler Günü’ dolayısıyla, İnsanı Yardım Vakfıyla birlikte yetimler iftarı düzenledi. Naim Süleymanoğlu Spor Kompleksi’nde düzenlenen programa ev sahibi Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın yanı sıra, Yıldırım Kaymakamı Metin Esen, AK Parti Yıldırım İlçe Başkanı İrfan Akkaya, yetim çocuklar ve aileleri katıldı. Mübarek Ramazan ayında, yetimlerle aynı sofrada buluşmanın büyük bir mutluluk olduğunu vurgulayan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, "Sizler bizim kıymetli evlatlarımız, değerlilerimiz, göz bebeğimizsiniz. Azmin ve çabanın açamayacağı kapı, kaldıramayacağı engel yoktur. Zor zamanlarınızda sırtınızı güvenle yaslayabileceğiniz, destek alabileceğiniz, sizi sevgi ve şefkatle sarıp sarmalayacak bir devletimizin olduğunu da hatırlamanızı isterim. Biz de devletimizden ve Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dan aldığımız güçle, Yıldırım Belediyesi olarak her zaman ve her şartda sizlerin yanında olmaya devam edeceğiz. Yetim çocuklara tavsiyelerde de bulunan Başkan Oktay Yılmaz, "Kıymetli küçük kardeşlerim, belediye başkanınız olmamdan ziyade bir abiniz olarak sizlere birkaç tavsiyem olacak. Eğitiminizi çok ciddiye alıp bu yolda büyük gayret gösterin çocuklar; okuyun, merak edin ve araştırın. Kendinizi, yaşıtlarınızın en iyi versiyonu olma adına geliştirin ve zenginleştirin. Hayat yolculuğunuzda sizleri hakikate ulaştıracak en önemli kriterlerin; iyilik, merhamet yardımseverlik ve empati gibi değerler olduğunu unutmayın. Allah’ın izniyle sizler yarınlarımızın umudu, istikbalimizin mimarları, sizden sonra gelecek evlatlarımızın ise ilham kaynağı olacaksınız. Buna yürekten inanıyor, hayat yolculuğunuzda sizlere başarılar ve kolaylıklar diliyorum" diye konuştu.

RTÜK Başkanı Daniş’ten korkutan uyarı: "Siber zorbalık artık yıkıcı bir boyutta, çocuklar tehlikede!" Haber

RTÜK Başkanı Daniş’ten korkutan uyarı: "Siber zorbalık artık yıkıcı bir boyutta, çocuklar tehlikede!"

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Mehmet Daniş, "Geçmişte daha çok yüz yüze ortamlarda karşılaşılan zorbalık davranışları, bugün dijital mecralara taşınmış; daha görünmez, daha yaygın ve ne yazık ki daha yıkıcı bir boyut kazanmıştır" dedi. RTÜK tarafından medya içeriklerinde siber zorbalıkla mücadeleye yönelik farkındalığın artırılması amacıyla düzenlenen ‘Siber Zorbalığa Karşı Dayanıklılık ve Empati Odaklı Yaklaşım' çalışmasının sonuç toplantısı düzenlendi. Ankara'da özel bir otelde gerçekleştirilen toplantıda medya içeriklerinde siber zorbalıkla mücadeleye yönelik farkındalığın artırılması planları ele alındığı belirtildi. Ayrıca programın amacının; daha güvenli, bilinçli ve sorumlu bir dijital iletişim ortamının insanlara katkı sunmasının amaçlandığı vurgulandı. Düzenlenen programda açılış konuşmasını yapan Daniş, dijital dünyanın gelişmesinin gençlere olumlu etkisi kadar olumsuz etkisinin de olduğunu, bu olumsuz etkilerden en önemlisinin de ‘siber zorbalık' konusu olduğunu belirtti. "DİJİTAL DÜNYA; BİLGİYE HIZLI ERİŞİM, ANLIK İLETİŞİM VE PEK ÇOK ALANDA KOLAYLIK SAĞLAMA İMKANI SUNMUŞTUR" Dijital dünyanın gelişmesiyle birlikte siber zorbalık kavramının ortaya çıktığını belirten Daniş, "Dijital dünya; bilgiye hızlı erişim, anlık iletişim ve pek çok alanda kolaylık sağlama imkanı sunmuştur. Özellikle pandemi döneminde yaygınlaşan çevrim içi eğitim uygulamaları sayesinde gençlerimiz, küresel ölçekte fırsatlara erişme imkanı elde etmiştir. Ancak tüm bu imkanların yanında, hepimizi yakından ilgilendiren önemli bir sorun da bulunmaktadır. Bu da siber zorbalık. Geçmişte daha çok yüz yüze ortamlarda karşılaşılan zorbalık davranışları, bugün dijital mecralara taşınmış; daha görünmez, daha yaygın ve ne yazık ki daha yıkıcı bir boyut kazanmıştır. Özellikle çocuklarımız ve gençlerimiz arasında giderek artan bu sorun, artık küresel ölçekte bir ‘sosyal acil durum' olarak değerlendirilmektedir. Siber zorbalıkta saldırganın kimliğini gizleyebilmesi, mağdur üzerindeki baskıyı artırmakta ve travmatik etkiyi derinleştirmektedir. Bu nedenle bu sorunu yalnızca bireysel bir davranış problemi olarak değil; empati eksikliği, duygu yönetimi güçlükleri ve başa çıkma becerilerindeki yetersizliklerle beslenen çok boyutlu bir psiko-sosyal mesele olarak ele almak zorundayız. Bu bilinçle Üst Kurulumuz; Avrupa Birliği Erasmus+ Programı kapsamında Batman Üniversitesi ve Selçuk Üniversitesi ile iş birliği içinde ‘Siber Zorbalığa Karşı Dayanıklılık ve Empati Odaklı Yaklaşım Projesi'ni hayata geçirmiştir" diye konuştu. "BU PROJE İLE GENÇLERİMİZİN, HAK VE SORUMLULUKLARININ FARKINDA BİREYLER OLARAK YETİŞMELERİNİ AMAÇLADIK" Siber Zorbalığa Karşı Dayanıklılık ve Empati Odaklı Yaklaşım Projesi'nin gençlerin dijital dünya mecrasında gelişimlerine katkı sağlayacağını ifade eden Daniş, "Bu proje ile gençlerimizin dijital vatandaşlık bilinci kazanmalarını, empati temelli iletişim becerilerini geliştirmelerini, dijital ortamlarda karşılaştıkları zorluklarla sağlıklı biçimde başa çıkabilmelerini, hak ve sorumluluklarının farkında bireyler olarak yetişmelerini amaçladık. Mayıs 2025'te Batman'da başlayan, Ekim 2025'te Konya'da devam eden ve Şubat 2026'da Ankara'da tamamlanan üç aşamalı bu süreçte; akademisyenlerimiz, öğrencilerimiz ve Üst Kurul uzmanlarımız büyük bir özveriyle çalışmış, güçlü bir sinerji ortaya koymuştur" şeklinde konuştu. "PROJE KAPSAMINDA İKİ ÖNEMLİ REHBER HAZIRLANMIŞTIR" Kamu spotları ve farkındalık programlarıyla birlikte siber zorbalıkla mücadeleye devam edeceklerinin altını çizen Daniş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu doğrultuda proje kapsamında iki önemli rehber hazırlanmıştır. İlk rehberimiz, ‘Zorbalık Haberlerinde Çocuğun Yararının Korunması Rehberi'dir. Bu rehberle; çocukların yer aldığı haberlerde yayıncılık anlayışının nasıl olması gerektiği, gizlilik ve mahremiyet ilkeleri ile çocuğun yararının nasıl korunacağı net biçimde ortaya konulmuştur. Medya kuruluşlarımıza yönelik hazırlanan bu rehberin tüm yayıncılarımızla paylaşılması ve yayın politikalarına entegre edilmesi, çocuklarımızın korunması açısından büyük önem taşımaktadır. RTÜK olarak sorumlu ve etik yayıncılığın güçlenmesi için bu sürecin yakın takipçisi olacağız. İkinci rehberimiz ise, ‘Zorbalık Davranışlarını Tanıma Ebeveyn Rehberi'dir. Bu rehber, uluslararası literatürde ‘Red Flag' olarak adlandırılan alarm verici davranışlara dikkat çekmekte; ebeveynlerin riskleri erken fark edebilmesini ve bilinçli şekilde müdahale edebilmesini amaçlamaktadır. Ailenin, çocuğun dijital dünyayla kurduğu ilişkinin en önemli rehberi olduğu bilinciyle, ebeveynlerimizi desteklemeyi temel bir sorumluluk olarak görüyoruz. Hazırlanan bu iki rehberi programımızın devamında kamuoyuyla paylaşacağız. Böylece hem medya kuruluşlarımız hem de ailelerimiz için yol gösterici kaynaklar sunmuş olacağız. Bununla birlikte, kamu spotları ve farkındalık programları aracılığıyla siber zorbalıkla mücadelede toplumsal duyarlılığı artırmayı, medya yoluyla güçlü bir bilinç seferberliği oluşturmayı hedefliyoruz." Düzenlenen programa Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, RTÜK Başkanı Mehmet Daniş, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Adil Çalışkan ve öğrenciler katılım sağladı. Program, öğrencilerle hatıra fotoğrafı çekimi ile son buldu.

Yarının liderleri sahneye çıktı! BUSADER Çocuk, "Sürdürülebilirlik" mottosuyla kuruldu Haber

Yarının liderleri sahneye çıktı! BUSADER Çocuk, "Sürdürülebilirlik" mottosuyla kuruldu

Yardım faaliyetleri ve organizasyonları ile kamuoyunun ilgisini çeken BUSADER Federasyonu, BUSADER Çocuk ile daha da büyüyor. BUSADER Federasyonu çatısı altında kurulan BUSADER Çocuk, düzenlenen basın lansmanı ile kamuoyuna tanıtıldı. 11-14 yaş arasındaki çocuklardan oluşan BUSADER Çocuk’un ilk etkinliği ve tanıtım programı, yoğun katılımla Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde gerçekleştirildi. Programa BUSADER Federasyonu Başkanı Zerrin Özgüle VE Yönetim Kurulu Üyeleri, Sanart BUSADER Başkanı Sinem Uğurgün ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Bursa BUSADER Başkan Yardımcısı Ebru Boztekin ve üyeleri, İstanbul Genç BUSADER Başkanı Barkın Tiryaki, BUSADER gönüllüleri ve davetliler katıldı. “Hedefimiz yarının umudu çocuklarımızla daha da güçlü yarınlar inşa etmek” Program, BUSADER Çocuk Yönetim Kurulu Üyesi Can Öktem eşliğinde okunan Andımız ile başladı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından BUSADER Federasyonu İletişimden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Sinem Uğurgün’ün sunumunu yaptığı organizasyonda söz alan BUSADER Çocuk Başkanı Bade Oktay, BUSADER Çocuk’un 11-14 yaş arası çocuklardan oluştuğunu ifade ederek, üye sayılarını arttırarak büyümeyi hedeflediklerini belirtti. Federasyonun dönemsel çalışma başlıklarına paralel projeler üretmeyi amaçladıklarını vurgulayan Oktay, bu dönemin ana temasının “sürdürülebilirlik” olduğunu söyledi. Bade Oktay, Bu kapsamda su ve elektrik gibi doğal kaynakların doğru kullanımı konusunda sunumlar ve etkinliklerle farkındalık oluşturmak istediklerini söyledi. Çocuk hakları konusunda da çalışma yapacaklarını anlatan Oktay, “Bu şekilde bugünün çocukları olarak bizler, yarının öz güveni yüksek, donanımlı ve üretken bireyleri haline gelebiliriz” şeklinde konuştu. Sosyal sorumluluk projeleriyle ihtiyaç sahibi çocuklara ulaşmayı hedeflediklerini belirten Oktay, imkanlardan yoksun çocuklara destek olabilmek için eğitim ve projeler planladıklarını ifade etti. Çocuklar için eğlenmenin de bir öğrenme biçimi olduğunu ifade eden Oktay, bu nedenle faaliyetlerinde hem öğrenmeyi hem de eğlenmeyi birlikte hedeflediklerini söyledi. “Çocukların her alanda gelişimine katkı sağlayacak” Federasyonun ve büyüklerinin desteğiyle anlamlı projeler hayata geçireceklerini söyleyen Oktay, ilk üyeleri de sahneye davet ederek rozet takdimini Federasyon Başkanı Zerrin Özgüle ve yönetim kurulu üyeleriyle birlikte gerçekleştirdi. Programda konuşan BUSADER Federasyonu Başkanı Zerrin Özgüle, çocukların ve gençlerin toplum için önemli birer lider adayı olduğunu söyledi. Konuşmasında eğitim ve gelişimin önemine dikkat çeken Özgüle, toplumların kendiliğinden yükselmediğini ifade etti. Küçük yaşlarda çocukların eğitimine ve gelişimine katkı sağlandığında toplumların da daha güçlü bir yapıya kavuşacağını vurguladı. BUSADER Çocuk’un kurulması için uzun süredir çalışma yürüttüklerini belirten Özgüle, emeği geçen isimlere de teşekkür ederek, şunları söyledi: “Bugün burada yalnızca yeni bir oluşumu tanıtmak için değil; geleceğe umut olacak bir yolculuğun ilk adımını birlikte atmak için bir aradayız. Sağlık ve eğitim alanlarında topluma hizmet etmeyi kendine ilke edinmiş BUSADER Federasyonu çatısı altında, büyük bir heyecan ve sorumluluk duygusuyla hayata geçirdiğimiz “BUSADER Çocuk” oluşumunu sizlere tanıtmaktan onur duyuyorum. Çocuklarımız, yarının liderleri, düşünürleri ve vicdan sahibi bireyleri olacak. Ancak bizler biliyoruz ki güçlü bir gelecek, tesadüfen değil; doğru rehberlik, fırsat eşitliği ve değer temelli eğitimle inşa edilir. İşte BUSADER Çocuk tam da bu noktada doğdu.11–14 yaş arası çocuklarımızı kapsayan bu oluşum; onların sadece akademik gelişimlerini değil, aynı zamanda sosyal sorumluluk bilincini, empati yeteneklerini, sağlık farkındalıklarını ve toplumsal duyarlılıklarını geliştirmeyi hedeflemektedir. Amacımız yalnızca çocuklara bir etkinlik alanı sunmak değil; onların kendilerini ifade edebildikleri, öğrenirken üretebildikleri, dayanışmayı deneyimledikleri ve bireysel potansiyellerini keşfedebildikleri güvenli bir gelişim ortamı oluşturmaktır. BUSADER Federasyonu’nun yıllardır sürdürdüğü sosyal sorumluluk çalışmalarının bir uzantısı olan BUSADER Çocuk, geleceğin bilinçli bireylerini yetiştirme hedefimizin somut bir adımıdır. Çünkü inanıyoruz ki; topluma yapılan en büyük yatırım, çocuklara yapılan yatırımdır. Bu oluşum ile çocuklarımızın; Sağlık bilinci yüksek, Toplumsal sorunlara duyarlı, Paylaşmayı ve dayanışmayı bilen, Kendine güvenen, Sorgulayan ve çözüm üreten bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bugün başlattığımız bu yolculuk, yalnızca bir proje değil; bir vizyonun, bir sorumluluğun ve bir umut hikâyesinin başlangıcıdır. Gelin, çocuklarımızın hayallerine birlikte kanat olalım. Çünkü güçlü yarınlar, bugün çocuklar için attığımız adımlarla şekillenecek.” Tanıtım programının ardından BUSADER Çocuk üyeleri ilk faaliyetlerini gerçekleştirdi. Fatih Atilla Bağcı ile düzenlenen “Meyveden DNA İzolasyon” Atölyesinde, meyvenin yapısını ve canlılar için önemini öğrenen BUSADER Çocuk üyeleri, geleceklerini bilimle harmanlamak istediklerini vurguladı.

Minik Filozoflar Misi’de buluştu: Nilüfer’de "Ödevsiz bir dünya" tartışıldı Haber

Minik Filozoflar Misi’de buluştu: Nilüfer’de "Ödevsiz bir dünya" tartışıldı

Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği "Çocuklar İçin Felsefe" atölyesinde bir araya gelen öğrenciler, eğitmen Seda Aksu eşliğinde hak, adalet ve sorumluluk kavramlarını kendi pencerelerinden konuştu. Nilüfer Belediyesi, yarıyıl tatilinde çocukları birbirinden farklı etkinliklerle buluşturmaya devam ediyor. Bu kapsamda Misi’de bulunan Çocuk Kütüphanesi’nde "Çocuklar İçin Felsefe" etkinliği düzenlendi. Seda Aksu’nun yürütücülüğünü üstlendiği "Meraklı Fikirler Buluşuyor. Sorumluluk Üzerine" başlıklı atölyede çocuklar, sadece dinleyici olarak değil, aktif birer katılımcı olarak yer aldı. Etkinlikte, Seda Aksu, felsefenin temelini oluşturan soru sorma sanatını günlük hayattan örneklerle anlattı. Felsefi düşünceyi Türkçe derslerindeki "5N1K" sorusuna benzeten Aksu, "Bir ihtiyaçtan yola çıkarak soru üretiyoruz. Soru doğdukça merak ediyor, merak ettikçe öğrenmeye başlıyoruz. Farklı düşünceler hep bu merak sayesinde ortaya çıkıyor" dedi. ÖDEVSİZ BİR GEZEGEN MÜMKÜN MÜ? Etkinliğin en dikkat çekici bölümlerinden biri, çocuklara yöneltilen "Ödevsiz bir gezegen hayal edin, orası nasıl bir yer olurdu" sorusu oldu. Sorumluluğun sadece okul ödevi veya odayı toplamak olmadığını tartışan çocuklar, sorumluluk bilincinin olmadığı bir dünyada kaos yaşanacağı fikrinde birleşti. Aksu, sinemada filmi yarıda bırakıp giden bir makinist veya oteldeki odasını başkasına veren bir işletmeci örnekleri üzerinden çocuklara empati kurdurdu. Çocuklar, "Herkesin istediğini yaptığı, sorumlulukların olmadığı bir dünyada hakların korunamayacağı ve karmaşanın hakim olacağı" sonucuna vardı. ZORBALIK VE ADALET MAHKEMESİ Etkinlikte günümüzün önemli sorunlarından olan "akran ve akran zorbalığı" konuları da ele alındı. Fiziksel özelliklerle dalga geçilmesinden, dijital dünyada yapılan siber zorbalığa kadar pek çok konuyu tartışan çocuklar, yasaların ve kuralların huzur için gerekliliğini konuştu. Çocuklar, "Büyük balığın küçük balığı yediği" bir dünya yerine, yasaların güvence olduğu adil bir düzenin önemini vurguladı. Atölyede "dahili motivasyon" ve "vicdan" kavramları üzerinde de duruldu. Eğitmen Seda Aksu, vicdanı bir "Gece mahkemesi"ne benzeterek şunları söyledi: "Gece mahkemesi dediğimiz şey aslında vicdanımızdır. Eğer gün içerisindeki sorumluluklarımızı yerine getirmediysek, birinin hakkını yediysek o akşam uykuya geçmekte zorlanırız. Haklarımız ve ödevlerimiz aslında bizim özgürlüğümüzün bekçileridir." Çocukların hem tartıştığı hem de düşüncelerini yazı ve resimle kağıda döktüğü etkinlik, keyifli anlarla sona erdi.

Doç. Dr. Dursun Boz: "Tıklayarak vicdanını rahatlattığını zannediyorsun!" Haber

Doç. Dr. Dursun Boz: "Tıklayarak vicdanını rahatlattığını zannediyorsun!"

Türk Dil Kurumu (TDK), 300 bin vatandaşın katılımıyla Türkiye'de 2025 yılının kelimesinin "dijital vicdan" olarak seçildiğini duyurdu. Mudanya Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dursun Boz, "Sosyal medyada paylaşım, beğeni ve yorum yapan bireyler, insani görevlerini yerine getirdiklerini hissediyor. Oysa vicdan, kişinin kendi davranışları hakkında ahlaki bir yargıda bulunmasını sağlayan güçtür" dedi. Türk Dil Kurumu (TDK), 300 bin vatandaşın katılımıyla yaptığı oylama sonucunda 2025 yılının kelimesini "dijital vicdan" olarak belirledi. Mudanya Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dursun Boz, kavramın çağımızda vicdanın dijital ortamda aldığı yeni ve çoğu zaman yanıltıcı işlevi hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. TIKLAYARAK VİCDANINI RAHATLATTIĞINI ZANNEDİYORSUN İnsanların gerçek hayatta sorumluluk almadıkları ya da almak istemedikleri konularda sosyal medya platformlarındaki paylaşım ve beğeniler ile vicdanlarını rahatlatma eğilimine girdiklerini vurgulayan Doç. Dr. Dursun Boz, "Bu durum vicdanı tıklanabilir bir duruma getirmektedir. Paylaşım, beğeni ve yorum yapan bireyler "tıklama" aracılığıyla insani görevlerini yerine getirdiğini hissetmektedir. Halbuki vicdan; kişiyi kendi davranışları hakkında bir yargıda bulunmaya iten, kişinin kendi ahlâk değerleri üzerine dolaysız ve kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan güç olarak tanımlanmaktadır" dedi. "Gazze ve Doğu Türkistan'daki dramları ile ilgili paylaşımları beğenmek sorumluluktan uzak tutmaktadır" Boz, "dijital vicdan" kavramının çağımızda vicdanın dijital ortamda aldığı bu yeni, çoğu zaman yanıltıcı işlevi anlatan gerekli bir kavram olarak dilimizde yerini aldığını ifade ederek, "Mesela Gazze ve Doğu Türkistan gibi kamuoyunun önünde gerçekleşen insanlık dramlarında, ilgili konunun sosyal medya içeriğini beğenmek ve hatta bu durumlar için 'içerik üretmek', o olayın gerçekliğini bozarak bireyde sanal bir vicdani rahatlamaya yol açmaktadır. Sosyal ve bireysel sorumluluktan uzak tutmaktadır. Dijital vicdan, insanları somut gerçekler karşısında somut çözümler üretmekten alıkoyarak sorun alanının genişlemesine ve derinleşmesine neden olmaktadır" dedi. "VİCDAN, BİR EYLEME DÖNÜŞMEKTEN ÇIKARAK SEMBOLİK BİR İFADE HALİNİ ALMAKTADIR" Geleneksel olarak vicdanın, insanların ahlaki bilinçlerini ve doğru ile yanlış arasındaki farkı ayırt etme kabiliyetini temsil ettiğini aktaran Dursun Boz, "Dijital vicdan sayesinde, bireylerin ve kuruluşların dijital platformlar ve çevrimiçi alanlardaki faaliyetlerinde etik sorumluluğu göz önünde bulundurması gerekiyor" diye konuştu. Dijital vicdan kavramı, ile dijitalleşme döneminde etik sorumlulukların yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini ifade eden Boz, "Dijital vicdan ile insanları "şimdi ne yapmam gerekir" sorusuyla baş başa bırakan bir konuya değiniliyor. Bir şey icra etmek yerine bir gösterim yapmanın yeterli olduğu, fakat yine de iç huzurumuzu sağladığımız bir durumdur. Dijital vicdan açısından bakıldığında vicdan, bir eyleme dönüşmekten çıkarak sembolik bir ifade halini almaktadır. Hareket geri planda kalıyor, sorumluluk yok oluyor; geride yalnızca bir tıklamayla hem vicdanı rahatlatan hem de diğerlerini yargılamaya yarayan bir dijital etik kalmaktadır" diye konuştu. Doç. Dr. Dursun Boz, sosyal medyada dijital vicdanı nasıl kullanmak gerektiğine ilişkin de şu önerilerde bulundu: "Paylaşım yapmadan önce kaynağını doğrulamalıyız. Gereksiz uygulama izinleri iptal edilmeli. Yapay zekâ içerikleri şeffaf bir şekilde paylaşılmalı. Ekranın arkasında gerçek insanların olduğunu unutmamalıyız. Linç kültürü ve psikolojik baskıya karşı empati ve sorumluluk bilinciyle hareket etmeliyiz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.