SON DAKİKA
Hava Durumu

#Emsal Karar

Söz Bursa - Emsal Karar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Emsal Karar haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Yargıtay’dan milyonlarca tır şoförüne kötü haber: Mesai şoku! Haber

Yargıtay’dan milyonlarca tır şoförüne kötü haber: Mesai şoku!

Gerek yurt içi gerekse yurt dışında saatlerce direksiyon sallayan tır şoförlerinin fazla mesaisi tartışmaları Yargıtay’ın son kararıyla yeni bir boyut kazandı. Tır şoförlerinin salt tanık beyanlarına dayanarak fazla çalışma ücreti talep etmesinin mümkün olmadığına dikkat çeken yüksek mahkeme; yolculuk sırasında onlara refakat etmeyen üçüncü kişilerin, şoförün günlük çalışma düzeni hakkında görgüye veya bilgiye dayalı tanıklık yapamayacağına hükmetti. Kararla birlikte, tek başına yolculuk yapan tır şoförü fazla mesai alamayacak. Ücret alacaklarının ödenmediği gerekçesiyle çalıştığı şirketten istifa eden tır şoförü M.A.D., kıdem tazminatı ve diğer alacakları için İş Mahkemesi’nde dava açtı. Davalı nezdinde yurt içi ve yurt dışı tır şoförü olarak çalıştığını, ücretinin asgari ücret + sefer başına prim şeklinde belirlendiğini, günlük asgari 12-13 saat araç kullandığını, hafta tatilleri ile ulusal bayram ve genel tatillerin büyük bir çoğunluğunda çalışmaya devam ettiğini öne sürdü. Söz konusu çalışmaların karşılığı ödenmediği gibi sigorta primlerinin de gerçek ücret üzerinden bildirilmediğini, bu nedenlerle iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etti. Davalı ise davanın reddini istemiştir. İş Mahkemesi, davacının ödenmeyen işçilik alacaklarının bulunması ve sigorta primlerinin asgari ücret üzerinden ödenmesi sebebiyle iş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne hükmetti. Karar istinafa taşındı. Bölge Adliye Mahkemesi, fazla mesaiye yönelik sırf tanık beyanları ile karar verilmesinin hatalı olduğuna dikkat çekti. İş Mahkemesi kararı ortadan kaldırıldı. Davacı kararı temyiz edince devreye Yargıtay 9. Hukuk Dairesi girdi. Emsal kararda; uzun yol tır şoförünün çalışma düzeninin ispatında, karayolları trafik kurallarına göre azami araç kullanma süresi veya dinlenme süresinden yola çıkılarak ‘herkesçe bilinen genel bazı vakıalar’ kapsamında bir sonuca gidilmesinin yanlışlığı hatırlatıldı. Karayolları trafik kurallarının emredici nitelikteki düzenlemeler olduğu, herkes tarafından uyulması zorunlu olan azami sınırları belirlediğine işaret edilen kararda; ‘’Oysa, uzak mesafeler arasında yaklaşık yirmi gün veya bir ay araç kullanan bir şoförün gidiş ve dönüş tarihi belirli olmakla birlikte, bu süre içindeki zaman dilimini ne şekilde kullanacağı oldukça kişisel bir tercihtir. Böyle bir şoförle birlikte yolculuk yapmayan tanığın anlatımı da görgüye dayalı olmayıp sadece bir tahmine dayalıdır. Bu itibarla, tır şoförünün günlük çalışma düzeninin hiç değişmediği, örneğin şoförün sabah işyerinden ayrılıp akşam yahut gece dönüş yaptığı çalışma biçimleri hariç olmak üzere, gerek yurt içinde gerekse yurt dışında ‘uzun yol tır şoförlüğü’ yapan işçilerin çalışma düzeninin ispatında sadece görgüye dayalı tanık anlatımına itibar edilebileceği kabul edilmelidir’’ denildi. Davacının, kimi zaman uzun yol tır şoförü olarak yurt içinde ve yurt dışında çalıştığı kimi zaman da liman ile otomotiv firması arasında tır yükleme ve boşaltma işinde daha kısa mesafelerle çalıştığına vurgu yapıldı. Davacının uzun yol tır şoförü olarak çalıştığı hâllerde tek şoför olduğu sabit olduğundan görgüye dayalı bilgiye sahip bir tanığın varlığından söz etmek mümkün olmadığı dile getirildi. Takograf kayıtlarıyla da sonuca gitmenin güvenilir olmadığı belirtilen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararında, ‘’Takograf kayıtları değiştirilmek suretiyle çalışmaya zorlandıklarını ifade etmiş olup söz konusu kayıtların da ilgili alacakların hesabında dikkate alınması mümkün görünmemektedir. Dolayısıyla davacı tarafça usulüne uygun şekilde ispatlanmayan fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının reddi gerekirken kabulü hatalı olmuştur. Belirtmek gerekir ki, davacının aylık ücretinin tespiti yapılan işin niteliği, yerinde inceleme rapor içerikleri ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında yerinde olup davacı tarafça işverence sigorta primlerinin eksik ücret üzerinden bildirilmesi ve ödenmesi sebebiyle iş sözleşmesinin feshi haklı nedene dayandığından kıdem tazminatının kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Adliye Mahkemesi’nin fazla mesai kararı yasaya aykırı olduğundan hükmün bozulmasına oy birliği ile karar verildi’’ ifadeleri yer aldı.

Yargıtay noktayı koydu: Sendika Başkanını eleştiren işçi tazminatını alacak Haber

Yargıtay noktayı koydu: Sendika Başkanını eleştiren işçi tazminatını alacak

Tofaş Otomobil fabrikasında çalışan işçi, üyesi olduğu sendika başkanı hakkında sosyal medyadan yaptığı yorum iddiasıyla tazminatsız kapı önüne konuldu. Yıllar süren davada son sözü söyleyen Yargıtay, sendika başkanına yönelik söyleminin işveren açısından 4857 sayılı Kanun’un 25/II-(e) hükmünde yer alan doğruluk ve bağlılığa uymayan eylem boyutunda olmadığına hükmeden İş Mahkemesi kararını onadı. Bursa’da bir işçi tam 14 senedir çalıştığı otomobil fabrikasından, üyesi olduğu sendikanın genel başkanına hitaben sosyal medya hesabından yaptığı yorum sebebiyle tazminatsız işten kovuldu. İş Mahkemesi’nin yolunu tutan işçi; sosyal medya platformunda, bağlı olduğu sendika başkanı hakkında yaptığı paylaşımın şirketin kurumsal kimliğine ve etik kurallarına aykırı olması ile işyerindeki barış ve huzur ortamını zedeler mahiyette olması nedeniyle iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II hükmü uyarınca tazminatsız feshedildiğinin bildirildiğini öne sürdü. Paylaşım yapıp yapmadığını dahi hatırlamadığını, tazminatları ödenmeden işten çıkartılmasının hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, nitekim davalı tarafça başka herhangi bir neden sunulamadığını ileri süren çalışan kıdem ve ihbar tazminatlarının hüküm altına alınmasını talep etti. Davalı fabrika yönetimi; işyerinde yetkili bulunan sendika başkanına hitaben, "Patronun kölesi, patron ne derse onu yapar" ibarelerini kullandığının tespit edildiğini, bu tür hakaret içeren yorumları ile davalı Şirketin etik ilkelerine aykırı davrandığını ileri sürdü. Davacının ayrıca toplu iş sözleşmeleri görüşmeleri esnasında bu tür hakaret içeren yorumları yaparak işyerindeki huzur ve barış ortamını da zedelediğini, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, ücretinin bordrolarda görüldüğü gibi olduğunu belirterek davanın reddini istedi. İş Mahkemesi, davanın kabulüne hükmetti. Davacı tarafından sosyal medya hesabında işyerinde yetkili sendika başkanı hakkında bir kısım cümleler sarf ettiği tespit edilmiş ise de 4857 sayılı Kanun’da işveren tarafından haklı fesih nedenlerinin sınırlı olarak sayıldığına dikkat çekildi. Sendika Başkanına sosyal medyadan eleştiri niteliğinde sözler sarf edilmesi sınırlı sayıda sayılan bu nedenlerden biri olmadığından davacının iş sözleşmesinin bu nedenle feshedilmiş olması karşısında davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği belirtildi. Karar istinafa taşınınca devreye giren Bölge Adliye Mahkemesi (BAM), feshin davacının paylaşımların Tofaş Kurumsal Kimliği ve Etik Kurallarına aykırı olması ile işyerindeki barış ve huzur ortamını zedeler mahiyette olması’ gerekçelerine dayandırıldığına vurgu yaptı. BAM, İş Mahkemesi hükmünü kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verdi. Davacı kararı temyiz etti. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, emsal nitelikte bir karara imza attı. Davacı işçinin mensubu olduğu Sendika başkanına yönelik sosyal medya paylaşımı sebebiyle iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği kabul edilerek sonuca gidilmiş ise de varılan sonucun dosya kapsamına uygun olmadığı hatırlatıldı. Yargıtay kararında şöyle denildi: ‘’Sendika Başkanına yönelik söyleminin işveren açısından 4857 sayılı Kanun’un 25/II-(e) hükmünde yer alan doğruluk ve bağlılığa uymayan eylem boyutunda olmadığı değerlendirilmiştir. Kaldı ki davacı tarafın, davalı işyeri çalışanı olmayan Sendika Başkanına yönelik belirtilen söylemi nedeniyle iddia olunduğu gibi toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde ne surette olumsuzluk yaşandığı hususu somut olarak ortaya konulamamıştır. İşyerindeki çalışma barışının bozulduğu olgusu da dosya kapsamına göre sübut bulmamıştır. Bu nedenle davalı işveren, iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği yönündeki iddiasını ispatlayamamış olup davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandığının kabulü gerekmektedir. Bu yön gözetilmeden, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına oy birliği ile karar verilmiştir.’’

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.