SON DAKİKA
Hava Durumu

#Enfeksiyon

Söz Bursa - Enfeksiyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enfeksiyon haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Yaz geldi, kabus geri döndü: Uzman isimden çok kritik ‘Kene’ ve KKKA uyarısı! Haber

Yaz geldi, kabus geri döndü: Uzman isimden çok kritik ‘Kene’ ve KKKA uyarısı!

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte kene vakalarında artış yaşanırken, Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı da yeniden gündeme geldi. Nev Sağlık Grubu Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Mustafa Fevzi Özsoy, özellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşların dikkatli olması gerektiğini belirterek, hastalıktan korunmada kişisel önlemlerin büyük önem taşıdığını vurguladı. KKKA Nedir? Uzm. Dr. Mustafa Fevzi Özsoy, Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi’nin kenelerin insanları ısırmasıyla bulaşan bir virüs tarafından oluşturulan ve ateş, halsizlik, iştahsızlık, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma, ishal ve daha ciddi olgularda kanama gibi bulgu ve belirtiler oluşturarak ölümlere neden olabilen zoonotik, yani hayvanlardan insanlara bulaşan bir hastalık olduğunu söyledi. Hastalığın ilk olarak Kırım bölgesinde, sonraki yıllarda ise Kongo’da tespit edildiğini belirten Özsoy, 1969 yılında bu iki bölgede görülen virüslerin aynı olduğunun anlaşılması üzerine hastalığın “Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi” olarak isimlendirildiğini ifade etti. “Vakalar Bahar ve Yaz Aylarında Artıyor” KKKA vakalarının, hastalığın başlıca bulaştırıcısı olan kenelerin aktifleştiği bahar ve yaz aylarında görüldüğünü belirten Özsoy, hastalığın Türkiye’de ilk kez 2002 yılında Tokat’ta tespit edildiğini söyledi. Hastalığın çoğunlukla İç Anadolu’nun kuzeyi, Orta Karadeniz ve Doğu Anadolu’nun kuzeyinde yoğunlaştığını kaydeden Özsoy, Erzurum, Erzincan, Gümüşhane, Bayburt, Tokat, Yozgat, Sivas, Amasya, Çorum, Çankırı, Bolu, Kastamonu ve Karabük’ün hastalığın yoğun görüldüğü iller arasında yer aldığını dile getirdi. “Bulaşma Yollarına Dikkat” Hastalığın ülkemizde başlıca hastalık etkenini taşıyan kenenin tutunması veya bununla temas sonucunda bulaştığını belirten Özsoy, Türkiye’de hastalığın bulaştırıcısı olan asıl kene türünün Hyalomma marginatum olduğunu söyledi. Özsoy, bunun yanı sıra hastalığın viremik dönemdeki hayvanların veya hasta kişilerin kan, doku ve vücut çıkartılarına korunmasız temas sonucunda da bulaşabildiğine dikkat çekti. “Belirtiler ve Kuluçka Süreci” Kuluçka döneminin genellikle 1 ila 3 gün arasında değiştiğini, en fazla ise 9 güne kadar uzayabildiğini belirten Özsoy, enfekte kan, vücut sıvısı ve diğer dokularla temas sonrasında bu sürenin 5 ila 6 gün, en fazla ise 13 gün olabileceğini ifade etti. “Hastalığın Özel Bir Tedavisi Bulunmuyor” KKKA’nın özel bir tedavisinin bulunmadığını vurgulayan Özsoy, tedavinin esasını destek tedavisinin oluşturduğunu söyledi. Günümüzde hastalıktan korunmaya yönelik etkinliği kanıtlanmış bir aşı veya etkene spesifik bir ilaç bulunmadığını belirten Özsoy, Türkiye’de hastalığa karşı aşı geliştirme çalışmalarının sürdüğünü kaydetti. “Her Yıl Nisan-Ekim Arasında Görülüyor” Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının kontrolüne yönelik çalışmaların Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından yürütüldüğünü ifade eden Özsoy, kişisel korunma önlemlerinin alınmasının hastalığın kontrolünde ön planda olduğunu söyledi. Türkiye’de KKKA’nın her yıl nisan-ekim ayları arasında görüldüğünü, haziran ve temmuz aylarında ise vaka sayılarının zirveye ulaştığını belirten Özsoy, hastalığın yaklaşık yüzde 4-5 oranında ölümcül seyredebildiğini dile getirdi. Özsoy, 2002-2024 yılları arasında Türkiye’de 17 bin 132 vaka görüldüğünü ve 819 ölüm kaydedildiğini belirterek, en yüksek vaka sayısının 2009 yılında 1.318 vaka olarak gerçekleştiğini, 2017 yılında ise 343 vakanın tespit edildiğini söyledi. Hastalığın halen ülkemiz açısından önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini ifade etti. “Risk Altındaki Meslek Grupları” Hastalığın özellikle endemik bölgelerde yaşayan tarım ve hayvancılıkla uğraşan çiftçiler, çobanlar, kasaplar, mezbaha çalışanları, veteriner hekimler, veteriner sağlık teknisyenleri, enfekte hastalarla temas eden sağlık personeli, laboratuvar çalışanları, hasta yakınları, askerler ve kamp yapan kişiler açısından risk oluşturduğunu belirten Özsoy, bu grupların daha dikkatli olması gerektiğini söyledi. “Basit Tedbirlerle Korunmak Mümkün” Kene yönünden riskli alanlara gidilirken vücudu örten kıyafetlerin tercih edilmesi gerektiğini belirten Özsoy, pantolon paçalarının çorap içine sokulmasının ve açık renkli kıyafetlerin kullanılmasının kenelerin fark edilmesini kolaylaştırdığını ifade etti. Riskli alanlardan dönüldüğünde vücudun dikkatlice kontrol edilmesi gerektiğini vurgulayan Özsoy, kene tutunması halinde çıplak elle temas edilmeden uygun bir malzeme yardımıyla çıkarılması gerektiğini söyledi. Kenenin erken çıkarılmasının hastalığın bulaşma riskini azalttığını belirten Özsoy, kişinin keneyi çıkaramadığı durumlarda en yakın sağlık kuruluşuna başvurması gerektiğini ifade etti. Hayvanların sağlıklı görünse bile hastalığı taşıyabileceğine dikkat çeken Özsoy, hayvanların kanı, vücut sıvıları ve dokularına çıplak elle temas edilmemesi gerektiğini söyledi. “Kene Çıplak Elle Ezilmemeli” Kenelerin uçan ya da zıplayan canlılar olmadığını, yerden yürüyerek insan vücuduna tırmandığını belirten Özsoy, vücuda tutunan veya hayvanlar üzerinde bulunan kenelerin kesinlikle çıplak elle öldürülmemesi ve patlatılmaması gerektiğini vurguladı. Kenelerin üzerine sigara basılması ya da kolonya ve gaz yağı gibi maddeler dökülmesinin yanlış bir uygulama olduğunu ifade eden Özsoy, bunun kenenin kasılmasına neden olarak virüsü kişiye bulaştırma riskini artırabileceğini söyledi. “Temas Sonrası Takip Önemli” Kene tutunan kişilerin 10 gün boyunca halsizlik, iştahsızlık, ateş, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma ve ishal gibi belirtiler açısından kendilerini izlemeleri gerektiğini belirten Özsoy, bu belirtilerden herhangi birinin ortaya çıkması durumunda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini ifade etti. Maruz kalan kişilerin günlük vücut ısısı ölçümü ve haftalık tam kan sayımı da dahil olmak üzere iki haftalık bir izlem sürecinden geçirilmesi gerektiğini kaydeden Özsoy, karantina uygulanmasına gerek olmadığını söyledi. İzlem döneminde ateşli bir hastalık gelişmesi durumunda tanısal testlerin yapılması gerektiğini belirten Özsoy, Ribavirinin koruyucu amaçla kullanımının rolünün ise halen netlik kazanmadığını ve daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. “Çevre Temizliğinde Çamaşır Suyu Etkili” Çevre temizliği konusunda da bilgi veren Özsoy, sodyum hipokloritin, yani çamaşır suyunun virüse karşı oldukça etkili olduğunu söyledi. Kan ve vücut sıvılarıyla kirlenmiş yüzeylerde 1’e 10’luk solüsyonların kullanıldığını belirten Özsoy, organik materyaller uzaklaştırıldıktan sonra uygulanmasının etkinliği artırdığını ifade etti. Hazırlanan solüsyonların 24 saat sonra etkinliğinin azaldığını kaydeden Özsoy, bu nedenle günlük hazırlanması gerektiğini ve hazırlanan ortamın iyi havalandırılmasının önem taşıdığını sözlerine ekledi.

Sıcak havalar cilt hastalıklarını tetikliyor Haber

Sıcak havalar cilt hastalıklarını tetikliyor

Artan sıcaklık, nem ve güneş ışınlarının cilt bariyerinde bozulmalara neden olabileceği uyarısında bulunan Acıbadem Bursa Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Seher Tutkun, "Havaların ısınmasıyla birlikte isilikten mantar enfeksiyonlarına, güneş alerjisinden akneye kadar birçok cilt problemi artış gösteriyor. Özellikle kontrolsüz güneş teması sonucu oluşan yanıklar, yıllar sonra lekelenme ve bazı deri kanseri türlerine zemin hazırlayabiliyor" dedi. Yaz aylarında özellikle fazla terleme ile birlikte birçok cilt hastalığında artış görüldüğünü belirten Tutkun, "En sık görülen sorun isilik. Fazla giydirilen bebeklerde ve aşırı terleyen yetişkinlerde ter bezlerinin tıkanması sonucu oldukça kaşıntılı kırmızı döküntüler oluşabiliyor. Özellikle yüz, boyun ve gövde gibi yoğun terleyen bölgelerde görülüyor" diye konuştu. "Nemli ortamlar mantar ve bakteriler için uygun zemin oluşturuyor" Sıcak ve nemli havaların enfeksiyon riskini artırdığına dikkat çeken Tutkun, "Ayak parmak araları, kasık ve koltuk altı gibi katlantı bölgelerinde mantar ve bakterilere bağlı enfeksiyonlar daha sık görülüyor. Kaşıntı, kızarıklık, kötü koku ve akıntı gibi şikayetlere yol açabiliyor" dedi. Yaz mantarı olarak bilinen ‘pitriyazis versikolor' hakkında da bilgi veren Tutkun, "Bu mantar türü çoğu zaman kaşıntı yapmadan pembe-kahverengi ince pullanmalar şeklinde ortaya çıkıyor ve hastalarda endişe oluşturabiliyor" ifadelerini kullandı. "İlk güneş temaslarında güneş alerjisi görülebiliyor" Güneş ve sıcak alerjilerine de dikkat çeken Tutkun, "Güneş alerjisi, özellikle yılın ilk güneş temaslarında kaşıntılı kızarıklık ve kabarıklıklarla ortaya çıkabiliyor" dedi. Bazı kimyasal maddelerin güneşle birleşince reaksiyon oluşturabileceğini belirten Tutkun, "Kokulu ürünler, kozmetikler, ve bazı ilaçlar güneş ışığı ile temas ettiğinde fotoalerjik reaksiyonlara yol açabiliyor. Hatta nadiren güneş koruyucu kremler bile buna neden olabiliyor" diye konuştu. "Güneş yanıkları hafife alınmamalı" Özellikle açık tenli bireylerde güneş yanıklarının sık görüldüğünü belirten Tutkun, "Kişiler farkında olmadan uzun süre güneşte kalabiliyor ve saatler sonra kızarıklık ile acı şikayetiyle sağlık kuruluşlarına başvurabiliyor. Hafif kızarıklıktan ciddi su toplamalarına kadar değişen tablolar görülebiliyor. Tekrarlayan güneş hasarları ilerleyen yıllarda lekelenme ve bazı deri kanseri türlerinin gelişme riskini artırabiliyor" ifadelerini kullandı. "Akne ve cilt lekeleri yaz aylarında artabiliyor" Sıcak havalarda terleme ile birlikte akne oluşumunun arttığını belirten Tutkun, "Sebum, ter ve ölü deri birleşerek gözeneklerin tıkanmasını kolaylaştırıyor. Bazı cilt bakım ürünleri de zaman zaman siyah nokta ve sivilce oluşumuna neden olabiliyor" dedi. Cilt lekelerine ilişkin de uyarılarda bulunan Tutkun, "Bazı lekeler doğrudan güneş ışınlarına bağlı gelişirken, bazılarında güneş sadece tetikleyici rol oynuyor. Bu nedenle lekelerin dermatolog tarafından değerlendirilmesi önemlidir" diye konuştu. "Egzama ve rozada yaz alevlenmeleri görülebiliyor" Kronik cilt hastalıklarının da sıcak havalardan etkilendiğini belirten Tutkun, "Egzama ve roza hastalarında sıcaklık artışı, güneş, terleme, polen ve toz teması nedeniyle alevlenmeler görülebiliyor" dedi. "Terli kıyafetlerle uzun süre kalmayın" Şapka ve gözlük kullanılması, güneşin yoğun olduğu saatlerde uzun süre dışarıda kalınmaması, pamuklu ve nefes alan giysilerin tercih edilmesi yönünde önerilerde bulunan Tutkun, terli kıyafetlerin de hızlı değiştirilmesi gerektiğini belirterek, "Islak veya nemli kalmamak, kısa duşlar almak ve yeterli su tüketmek cilt sağlığı açısından önem taşıyor" diye konuştu. Son olarak kimyasal içerikli ürünlere karşı da uyarıda bulunan Tutkun, "Aromatik kokulu ürünler ve ıslak mendiller lekelenmelere neden olabilir. Önlemlere rağmen şikayetler devam ediyorsa dermatoloji uzmanına başvurulmalıdır" dedi.

İbrahim Tatlıses yoğun bakıma alındı: İşte son durumu! Haber

İbrahim Tatlıses yoğun bakıma alındı: İşte son durumu!

Ünlü sanatçı İbrahim Tatlıses, İstanbul'daki evinde rahatsızlanmasının ardından hastaneye kaldırılarak enfeksiyon ön tanısıyla yoğun bakıma alındı. Hastane başhekimliği tarafından yapılan açıklamada sanatçının genel durumunun iyi olduğu ve bakteriyel enfeksiyon tedavisine başlandığı duyuruldu. Ünlü sanatçı İbrahim Tatlıses, yurt dışı konser programının ardından İstanbul'daki evinde aniden fenalaştı. Sağlık ekiplerince ilk müdahalesi yapılan Tatlıses, ambulansla Acıbadem Altunizade Hastanesi'ne kaldırıldı. Sanatçının hastaneye kaldırıldığı haberini alan ailesi, çocukları ve yakın çevresi kısa sürede hastaneye akın etti. Tatlıses'in sağlık durumunun yakından takip edildiği öğrenilirken, hastane çevresindeki bekleyişin ise devam ettiği kaydedildi. Başhekimlikten açıklama: "Genel durumu iyi" Konuya ilişkin Acıbadem Altunizade Hastanesi Başhekimi Dr. Engin Çakmakçı, sanatçının tansiyon düşüklüğü şikayetiyle hastaneye başvurduğunu belirterek sanatçının sağlık durumuyla alakalı şu ifadelere yer verdi: "Hastamız İbrahim Tatlıses bugün hastanemizin acil servisine saat 11:20'de tansiyon düşüklüğü şikayetiyle başvurmuştur. Acil servis muayenelerinin yanı sıra yapılan kan tetkikleri ve tomografi sonucunda, ilk tespitlerde enfeksiyon ön tanısıyla tedbiren yoğun bakım servisine alınmıştır. Hastamızın bilinci açık, kalp fonksiyonu ve akciğer dokusu normal olup, genel durumu iyidir. Bakteriyel bir enfeksiyon nedeniyle tedavisine başlanmıştır." Yapılan açıklamaya göre sanatçının durumunun kritik olmadığı; enfeksiyonun kontrol altına alınması amacıyla yoğun bakımda gözlem altında tutulduğu öğrenildi. Öte yandan yapılan açıklamada, "ağır virüs" iddialarının aksine teşhisin bakteriyel enfeksiyon olduğu ve tedavinin bu yönde ilerlediği belirtildi. Sanatçının yoğun bakımdaki tedavisi sürerken Acıbadem Altunizade Hastanesi önündeki bekleyiş ise kameralara yansıdı.

"Anne köpek gelecek mi?" 3 Yaşındaki Ada’nın yürek yakan kâbusu! Haber

"Anne köpek gelecek mi?" 3 Yaşındaki Ada’nın yürek yakan kâbusu!

İzmir'de apartman bahçesinde oyun oynayan küçük kız, komşusuna ait iki köpeğin saldırısı sonucu yüzünden ısırık ve pençe darbeleri alarak yaralandı. Olayın ardından çocuğun ailesi köpek sahibinden şikayetçi oldu. Olay, 24 Şubat günü akşam saat 18.00 sıralarında Çiğli ilçesi Esentepe Mahallesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre Ada Ç. (3), abisi ve komşu çocuklarıyla birlikte apartmana ait bahçede oyun oynadıkları sırada aynı apartmanda oturan bir kişi, köpeklerini hava aldırmak için bahçeye çıkardı. İddiaya göre tasmasız ve ağızlıksız duran köpekler, evin etrafında dolaşan küçük Ada'ya saldırdı. Yüzünden pençe ve ısırık darbesi alan küçük çocuk kanlar içerisinde kaldı. Saldırının ardından köpeklerden kaçan Ada'nın abisi, durumu annesi ve anneannesine haber verdi. Panik halinde dışarı çıkan anne, yüzünden yaralanmış korku ve panik içindeki kızının yardımına koştu. Küçük Ada, komşuların yardımıyla araca bindirilerek hastaneye kaldırıldı ve tedavi altına alındı. Çocuğun ailesi olayın ardından köpek sahibinden şikayetçi oldu. O anlar kamerada Saldırı sonrasında yaşanan panik anları apartmanın güvenlik kamerası tarafından saniye saniye kaydedildi. Görüntülerde, küçük Ada'nın koşarak apartman koridoruna gelmesi ve ailenin çocuğa müdahale etmesi yer aldı. Köpek sahibinin hayvanlarla birlikte apartmandan içeri girmesi, köpeklerin tekrar ailenin bulunduğu tarafa yönelmesi ve ardından sahibi tarafından eve çıkarılması da görüntülere yansıdı. Psikolojik travma yaşıyor Küçük Ada'nın anneannesi Jale Demir, torununun ağabeyi ve iki komşu çocuğuyla birlikte apartmanın arka bahçesine inmesiyle olayın meydana geldiğini belirterek, "Apartmanımızın yedinci katından birinci katına yeni taşınan bir şahıs, köpeklerini bahçede başıboş ve sahipsiz bıraktı. Çocuklar bahçeye çıkar çıkmaz köpeklerin saldırısına uğradı. Olay esnasında köpeklerin sahibi yanlarında değildi, apartmanın ön cephesinde oturuyordu. Saldırı arka bahçede gerçekleşti, torunumun ağabeyinin çığlıkları üzerine sahibi gelerek köpeği çocuğun üzerinden aldı. Aynı köpeğin daha önce de apartman bahçesinde başka bir komşumuzun torununa ensesinden saldırdığı ve sahibinin o an orada bulunması sayesinde duruma anında müdahale edildiği biliniyor. Apartmanlar kimsenin özel mülkü değildir. Ortak yaşam alanlarıdır. İnsanların ikamet ettiği bu alanlarda, başkalarının can güvenliğini tehlikeye atacak şekilde, köpeklerin tasmasız ve ağızlıksız dolaştırılması kabul edilemez. Şahsen olayın şokunu atlatabilmiş değilim. Yaşadığım sarsıntı nedeniyle psikolojik olarak çok zor günler geçiriyorum. Balkonda gördüğüm kadarıyla köpeğin pitbull cinsi olduğunu düşündüm. Kurumdaki yetkililer köpeğin zararsız olduğunu ve buna dair belgeleri bulunduğunu ifade ettiler. Ancak, belgelerin sahte olma ihtimalini ve madem zararsızsa neden bir çocuğu ağır şekilde yaralayacak düzeyde saldırdığını sorguladığımda, konunun değerlendirilmesi için yeniden bir komisyon toplantısı yapılması gerektiği bilgisini verdiler" ifadelerini kullandı. Tedavisi sürüyor Torununun sağlık durumu hakkında da bilgi veren Demir, "Torunum, olay gününden bu yana hastanede enfeksiyon uzmanları dahil olmak üzere üç farklı doktor tarafından tedavi edildi, kendisine kuduz aşısı uygulandı. Ağızlıksız ve tasmasız bırakılan bu köpekler yüzünden 3,5 yaşındaki bir çocuğun yaşadığı fiziksel ve psikolojik travmanın telafisi çok zordur. Torunum geceleri korkuyla uykusundan sıçrayarak uyanıyor, 'Köpek gelecek, beni yine ısıracak' diyerek sürekli kapıları kapatıyor. Tehlike arz eden köpeklerin beslenmesine son verilmelidir. Hayvan sahiplenmek isteyen kişilerin, bunu müstakil evlerde veya ağızlık ve tasma gibi zorunlu güvenlik tedbirlerine eksiksiz uyarak yapması şarttır. Daha önce ben de köpek besledim ancak kimseye en ufak bir zararı dokunmadı. Köpek sahiplerinin hiçbir suçluluk duymaması ve sorumluluk kabul etmemesi ise üzüntümüzü daha da artırdı. Başka çocukların canı yanmasın diye, sorumlular hakkında gereken yasal işlemlerin yapılmasını talep ediyorum" dedi.

Profesörden ’üçlü salgın’ uyarısı: "H3N2, RSV ve COVID-19 aynı anda yayılıyor" Haber

Profesörden ’üçlü salgın’ uyarısı: "H3N2, RSV ve COVID-19 aynı anda yayılıyor"

ECDC (Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi) verilerine göre bu kış; Influenza A (H3N2), RSV ve COVID-19’un aynı anda yayılım gösterdiğini ifade eden Özkaya, özellikle yaygın kas ve eklem ağrılarının bu sezonun en belirgin özelliği olduğuna dikkat çekti. Bu yıl baskın olan influenza A (H3N2) enfeksiyonunun ani başlayan yüksek ateş, şiddetli halsizlik ve "kemiklerim kırılıyor gibi" tarif edilen ağrılarla seyrettiğini belirten Özkaya, COVID-19’un Nimbus ve JN.1 varyantlarında ise boğaz ağrısı ve yaygın vücut sızılarının öne çıktığını söyledi. RSV’nin ise özellikle 65 yaş üstü ve bağışıklığı zayıf bireylerde ağır kas ağrılarına ve solunum sıkıntısına yol açtığını vurguladı. Vatandaşların panik yapmaması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Özkaya, "Birçok enfeksiyon istirahat ve sıvı alımıyla geçebilir. Ancak ateşin üç günden uzun sürmesi, nefes darlığı, göğüs ağrısı, bilinç bulanıklığı ya da şikayetlerin 10 günü aşması durumunda mutlaka doktora başvurulmalıdır" diye konuştu. Antibiyotiklerin virüs kaynaklı enfeksiyonlarda etkili olmadığını hatırlatan Özkaya, gereksiz antibiyotik kullanımının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek, "Grip aşısı yüzde 100 koruma sağlamasa da hastalığı ağır geçirme ve hastaneye yatış riskini önemli ölçüde azaltıyor" ifadelerini kullandı.

Türk Tiyatrosunun acı günü: Usta Sanatçı Haldun Dormen entübe edildi Haber

Türk Tiyatrosunun acı günü: Usta Sanatçı Haldun Dormen entübe edildi

Oyuncu, yönetmen, yazar ve eğitmen kimliğiyle Türk sanat tarihine adını altın harflerle yazdıran Haldun Dormen, bir süredir enfeksiyon nedeniyle hastanede tedavi altındaydı. Geçtiğimiz hafta durumu ağırlaşan ve yoğun bakıma alınan 97 yaşındaki sanatçıdan bugün kritik bir haber daha geldi. OĞLU ÖMER DORMEN’DEN "DUA" ÇAĞRISI Usta sanatçının sağlık durumuna ilişkin son durumu oğlu Ömer Dormen paylaştı. Babasının solunum desteğine ihtiyaç duyduğunu belirten Dormen; "Babamın solunumunun daha sağlıklı şekilde desteklenebilmesi amacıyla bugün doktorlar tarafından entübe edilmesine karar verildi. Bu süreci de güçlü bir şekilde atlatacağına yürekten inanıyoruz. Dualarınızı eksik etmeyin." ifadelerini kullandı. 72 YILLIK BİR SANAT ÇINARI Bu yıl sanat hayatındaki 72. yılını kutlayan Haldun Dormen, Türkiye’nin en saygın sanatçılarından biri olarak kabul ediliyor. Devlet Sanatçısı unvanına sahip olan usta isim; *1990'lı yıllarda Hacettepe Üniversitesi tarafından "Onursal Bilim Doktoru" unvanına layık görüldü. *Türkiye’nin ilk özel tiyatro ödüllerinden biri olan Afife Tiyatro Ödülleri'nin başlatıcısı oldu. *Kariyeri boyunca yüzlerce öğrenci yetiştirerek Türk tiyatrosuna akademik ve pratik anlamda eşsiz katkılar sundu. Tüm sanat camiası ve sevenleri, usta sanatçıdan gelecek iyi haberleri bekliyor.

Konserve açarken ellere dikkat! Haber

Konserve açarken ellere dikkat!

Estetik Plastik Rekonstrüktif Cerrahi uzmanı Doç. Dr. Neşe Kurt Özkaya, konserve açarken meydana gelen kesiklerin hafife alınmaması gerektiğini vurgulayarak vatandaşları uyardı. Mutfakta sıklıkla karşılaşılan bir durum olan konserve açarken meydana gelen kesikler, bazı sağlık risklerini beraberinde getirebiliyor. Sivas Medicana Hastanesi Estetik Plastik Rekonstrüktif Cerrahi uzmanı Doç. Dr. Neşe Kurt Özkaya, meydana gelen kesiklerin boyutu küçükte olsa bu kesiklerin hafife alınmaması gerektiğini vurguladı. Özellikle mutfakta sıkça karşılaşılan bu durumun, ciddiye alınmasının gerektiğini belirten Özkaya, kesiklerin enfeksiyon riski taşıyabileceğini ve yanlış bakım durumunda ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini vurguladı. Konserve açarken kullanılan aletlerin keskin olduğuna dikkat çeken Özkaya, "Kesikler genellikle yüzeysel gibi görünse de, derin yaralar oluşabilir. Bu tür yaralar, eğer doğru bir şekilde temizlenmez ve bakım yapılmazsa enfeksiyon kapma riski taşır" dedi. Özkaya, kesiklerin temizlenmesi, antiseptik uygulanması ve gerekirse bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini de sözlerine ekledi. Ayrıca, mutfakta dikkatli olunması ve doğru aletlerin kullanılması gerektiğinin altını çizdi. ÇOCUKLARDA DAHA RİSKLİ Çocukların yetişkinlere göre daha çok risk altında olduğunu söyleyen Özkaya, “Yeme alışkanlıklarımızın değişmesiyle konserve kullanımı günlük hayatımızın artık bir parçası haline geldi. Eskiden konserveler daha çok pişirmeye hazır gıdalarken şimdi yeme ve içmeye hazır balık, mısır, garnitür gibi ürünler içermekte. Bu ürünler genelde cam veya metal kutularda saklanmaktadır. Kutuların kenarlarındaki demir metal kısımları açarken kişilerin değişik yöntemler kullanması veya dikkatsizce davranmalarıyla ev ve iş kazaları meydana gelebiliyor. El, parmak, el bileği kesikleri olmakla birlikte sadece yüzeysel cilt kesiği olabildiği gibi parmakları, eli hareket ettiren tendonların kesilmesine veya sinir damar yaralanmalarına hatta eklem hasarlarına da sebep olabiliyor. Çalışan ebeveynler olarak pratik olması açısından çocuklarımıza bu ürünleri evde kullanmalarına izin veriyoruz. Fakat çok dikkatli olunması gerekir çünkü çocuklar yetişkinlere göre daha risk altında olabilir” dedi. İLK YARDIM ÖNEMLİ Bu vakaların hafife alınmaması gerektiğini vurgulayan Özkaya, “Bu vakalarla eskiden de karşılaşıyorduk fakat bugünlerde görülme sıklığı arttı. Bu tür kesiklerde ilk yardım çok önemli. Daha sonra iyi bir muayene ve müdahale gerekmekte. Bazı kesikler küçük gibi görünüp hafife alınsa da daha sonra bunun ciddiyetinin farkına varabiliyorlar. Tendon kesiği olduğunda acıyla hareket kısıklığını fark etmiyorlar. Zaman geçtikçe ellerini rahat kullanamadıklarını fark ediyorlar. O zaman çok daha aksi durumlar ortaya çıkıyor. Geç onarım başarı şansını daha çok düşürüyor. Bu yönden de hastalarımız risk altında oluyor. Bu vakalar kesinlikle hafife alınmamalı. Kesiğin boyutu kişiye göre küçükte olsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna gidilmeli. Tetanos aşısı ve antibiyotik tedavisi uygulanmalı” şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.