SON DAKİKA
Hava Durumu

#Eşel Mobil

Söz Bursa - Eşel Mobil haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Eşel Mobil haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

TCMB Başkanı Karahan: "KKM'de sınırlı bakiye kaldı" Haber

TCMB Başkanı Karahan: "KKM'de sınırlı bakiye kaldı"

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Başkanı (TCMB) Fatih Karahan, "Orta Doğu'daki gelişmeler, enflasyon görünümü üzerinde belirsizliğe yol açtı. Enflasyon beklentilerinde bozulma izledik. Gerilimin ne kadar süreceği enflasyon görünümü açısından kritik bir risk unsuru" dedi. TCMB Başkanı Fatih Karahan, AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş Başkanlığında toplanan TBMM Plan Bütçe Komisyonu’nu bilgilendirme amacıyla sunum gerçekleştirdi. Karahan sunumunda, küresel gelişmeler, Türkiye ekonomisi, enflasyon ve para politikası çerçevesinde Merkez Bankası’nın uyguladığı politikalar ve faaliyetlerine ilişkin bilgilendirmelerde bulundu. "ABD-İSRAİL-İRAN SAVAŞI İLE ENERJİ FİYATLARI KESKİN BİR ŞEKİLDE ARTTI" Karahan, son dönemde jeopolitik gelişmelerin ekonomik programlar üzerinde belirleyici rol oynadığını dile getirdi. Küresel ekonomik görünüme ilişkin süregelen belirsizliklerin jeopolitik gelişmelerden ötürü belirgin şekilde yükseldiğini ifade eden Karahan, "Şubat ayı sonunda başlayan ABD-İsrail-İran Savaşı ile enerji fiyatları keskin bir şekilde arttı. Hürmüz Boğazı’nın kapatılması küresel enerji arzı açısından risk oluşturmakta. Öncü göstergeler küresel iktisadi faaliyette yavaşlama, girdi maliyetlerinde artış ve tedarik zincirlerinde aksamalara işaret ediyor. Mevcut durumda, enerji fiyatları yüksek düzeyini koruyor. Gerek ham petrol gerekse doğal gaz fiyatları savaş öncesi düzeylerin oldukça üzerinde seyrediyor. Petrol fiyatlarındaki oynaklık son dönemde azalmış olsa da tarihsel ortalamasının üzerinde" açıklamasında bulundu. "2026 YILINDA KÜRESEL BÜYÜMENİN BELİRGİN ŞEKİLDE İVME KAYBETMESİ BEKLENİYOR" Küresel ekonominin mevcut gerilimlerden ötürü önemli bir negatif arz şoku ile karşı karşıya olduğunu kaydeden Karahan, "Daha da yükselen küresel belirsizlik tüketici ve üretici güvenini olumsuz etkiliyor. Başta savaş bölgesinde yer alan ülkeler olmak üzere, birçok ekonomide büyüme öngörülerinin aşağı yönde güncellendiğini görüyoruz. 2026 yılında küresel büyümenin belirgin şekilde ivme kaybetmesi bekleniyor. Buna bağlı olarak Türkiye’nin dış talebinin de zayıflayacağını öngörüyoruz" diye konuştu. "FİYAT ARTIŞLARININ İKİNCİL ETKİLERİNİ KONTROL ALTINA ALMAK İÇİN DAHA GÜÇLÜ BİR PARA POLİTİKASI TEPKİSİ GEREKEBİLİR" Enerji fiyatlarına bağlı olarak manşet enflasyonun küresel ölçekte arttığını söyleyen Karahan, bu duruma küresel anlamda para politikalarının ilk tepkisinin sınırlı oldu olduğuna vurgu yaptı. Bu kapsamda gelişmiş ülkelerde daha önce beklenen faiz indirimlerinin ötelendiğini söyleyen Karahan, "Enerji arzına ilişkin aksamaların sürmesi durumunda fiyat artışlarının ikincil etkilerini kontrol altına almak ve beklentileri çıpalamak için küresel ölçekte daha güçlü bir para politikası tepkisi gerekebilir" değerlendirmesinde bulundu. Karahan, TCMB’nin yurt içi makroekonomik gelişmelere ilişkin tespitlerini de aktardı. Sıkı para politikalarının hedeflenen bir sonucu olarak talep kompozisyonunda dengeli seyir devam ettiğini söyleyen Karahan, 2025 yılında tüketimin büyümeye katkısının 2023 yılına kıyasla, belirgin olarak gerilediğini, yatırımların katkısının ise devam ettiğini dile getirdi. Hizmet üretiminin şubat ayı itibarıyla ilk çeyrekte artış gösterdiği bilgisini veren Karahan, bu dönemde, ulaştırma ve konaklama gibi hanehalkı talebiyle daha yakından ilişkisi olan alt kalemlerde ise hizmet üretiminin azaldığına dikkati çekti. İşgücü piyasasında, ilk çeyrekte manşet işsizlik oranının sınırlı gerilediğini dile getiren Karahan, işsizlik oranının geçmiş dönem ortalamalarının oldukça altında seyrederken, geniş tanımlı göstergelerin ise yüksek seviyesini koruduğunu kaydetti. Küresel ticaret ve jeopolitik koşullardaki zorluklara rağmen nisan ayında ihracatta artış, ithalatta ise azalış olduğunu söyleyen Karahan, yılbaşından bu yana tüketim malı ithalatının da gerilemekte olduğuna vurgu yaptı. "2026 YILINDA CARİ AÇIĞIN MİLLÎ GELİRE ORANININ UZUN DÖNEM ORTALAMASININ ALTINDA GERÇEKLEŞECEĞİNİ ÖNGÖRÜYORUZ" Karahan, cari açığın yılın ilk çeyreğinde, dış ticaret ve hizmetler dengesindeki görünüme bağlı olarak arttığını ve milli gelire oran olarak tarihsel ortalamaların altında kalmayı sürdürdüğünü ifade ederek, "Savaşın enerji fiyatlarında tetiklediği hızlı yükseliş, mart ayında enerji ithalatında belirgin artışa neden oldu. Bir önceki çeyreğe göre gerileyen altın ithalatı cari dengeye pozitif katkı verdi. Ancak, korumacı önlemlerin halihazırda küresel talep üzerinde oluşturduğu aşağı yönlü risklere, jeopolitik riskler ve enerji fiyatlarındaki artışın faaliyeti sınırlayıcı ikincil etkileri kaynaklı riskler de eklendi. Bu gelişmeler yılın geri kalanında dış ticaret açığı üzerinde yukarı yönlü baskıyı artırıyor. 2026 yılında cari açığın millî gelire oranının uzun dönem ortalamasının altında gerçekleşeceğini öngörüyoruz. Bununla birlikte jeopolitik gelişmelerin seyri her iki yönde de belirsizlik içeriyor" dedi. "YILIN İLK DÖRT AYINDAKİ FİYAT ARTIŞLARINA BAKTIĞIMIZDA ENFLASYONUN GIDA VE ENERJİDE YÜKSELDİĞİNİ GÖRÜYORUZ" Yılın ilk çeyrekteki enflasyon görünümüne ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Karahan, Mayıs 2024’te ulaşılan zirve ile kıyaslandığında, enflasyonda belirgin bir düşüş yaşandığını fakat yüksek seyrini de koruduğunu kaydetti. Karahan, şu ifadelere yer verdi: "Enflasyonun yakın dönemdeki seyrini değerlendirmek için ana eğilim göstergelerine başvuruyoruz. Yıllık enflasyon, geçmiş dönem artışları bünyesinde barındırdığından, yakın dönem görünümü yeterince yansıtmayabiliyor. Göstergelerin son üç aylık ortalamaları enflasyonun ana eğiliminde bir miktar yükselişe işaret ediyor. Nitekim yılın ilk dört ayındaki fiyat artışlarına baktığımızda, geçen yıla kıyasla enflasyonun temel mal ve hizmet gibi çekirdek gruplarda yavaşladığını, ancak gıda ve enerjide yükseldiğini görüyoruz. Yılın ilk aylarında gıda grubu enflasyona arttırıcı yönde katkıda bulundu. Kasım ayında mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklarla sert bir düşüş gösteren sebze fiyatları, olumsuza dönen hava koşulları sonucunda ocak ve şubat aylarında belirgin biçimde yükseldi. Diğer yandan mart ve nisan aylarında jeopolitik gelişmelerle yurt içi enerji fiyatlarında kayda değer artışlar görüldü. Buna karşın, para politikasındaki sıkı duruşun etkisiyle hizmet ve temel mal gibi gruplarda yavaşlama devam ediyor." "EŞEL MOBİL İSTEMİ, PETROL FİYATLARINDAKİ ARTIŞLARIN ENFLASYONA YANSIMASINI ÖNEMLİ ÖLÇÜDE SINIRLADI" Şubat ayı sonunda Orta Doğu’da başlayan gerilimin, negatif arz şoklarına yol açarak enflasyonist baskıları artırdığını söyleyen Karahan, "Yurt içi enerji fiyatları, petrol ve doğalgaz fiyatları öncülüğünde hızlandı. Sol panelden izleyebileceğiniz üzere, yavaşlama eğiliminde olan enerji yıllık enflasyonu son iki ayda 19 puan artış gösterdi. Tetiklenen maliyet artışları sonucunda, elektrik ve doğal gaz tarifelerinde güncellemeye gidildi. Özellikle doğal gazda, meskenler için fazla tüketim yapan hanelerin daha yüksek ödediği kademeli fiyat uygulamasına geçilmesiyle fiyat artışı belirgin oldu. Ham petrol fiyatlarındaki artışların tüketici fiyatlarına olan etkisini sınırlamak üzere akaryakıt ürünlerinde eşel mobil sistemi devreye alındı. Eşel mobil sistemi, petrol fiyatlarındaki artışların enflasyona yansımasını önemli ölçüde sınırladı. Bu etkiyi anlamak için ortalama Brent petrol fiyatının 85 dolara çıktığı bir senaryo düşünelim. Eşel mobilin olmadığı bir durumda bu şok 12 aylık bir dönem sonunda yıllık enflasyonu 4,5 puan kadar yükseltir. Eşel mobille bu şokun enflasyon üzerindeki etkisi 1,3 puana geriliyor" değerlendirmesinde bulundu. "KİRA VERİLERİ, KİRA ENFLASYONUNDA EĞİLİMİN AŞAĞI YÖNLÜ OLDUĞUNA İŞARET EDİYOR" Karahan, son bir yıllık dönemde kira ve eğitim hizmetleri enflasyonunda önemli düşüşler yaşandığının altını çizerek, "Bu durum, hizmetlerde süregelen ataletin güç kaybetmeye başladığını haber veriyor. Kira ve eğitim dışında kalan hizmet kalemlerinde ise tüketici enflasyonuna daha yakınsamış bir resim göze çarpıyor. Bu bağlamda, hizmet enflasyonu üzerinde önümüzdeki dönemde etkili olabilecek bazı unsurlara değinmekte fayda var. Kira tarafında; gerek mevsim etkilerinden arındırılmış yakın dönem kira verileri gerekse yeni yayımlamaya başladığımız yeni kiracı kira endeksi, enflasyonda eğilimin aşağı yönlü olduğuna işaret ediyor" şeklinde konuştu. "KÜRESEL GERİLİMİN NE KADAR SÜRECEĞİ ENFLASYON GÖRÜNÜMÜ AÇISINDAN KRİTİK BİR RİSK UNSURU" Enflasyon beklentilerinin seyrine ve öne çıkan risklere değinen Karahan, "Bir önceki sunum dönemi ile kıyasladığımızda, enflasyon beklentilerinin arzu ettiğimiz ölçüde gerilemediğini görüyoruz. Beklentiler, halen enflasyon tahminlerimizin üzerinde seyrediyor. Yılın ilk aylarında gıda fiyatları yüksek seyretti; sonraki dönemde ise Orta Doğu'daki gelişmeler, enflasyon görünümü üzerinde belirsizliğe yol açtı. Buna istinaden enflasyon beklentilerinde bozulma izledik. Bu dönemde jeopolitik gelişmelerin olası ikincil etkileri önem taşımakta. Gerilimin ne kadar süreceği enflasyon görünümü açısından kritik bir risk unsuru" dedi. "ATTIĞIMIZ BU ADIMLAR, PİYASA OYNAKLIKLARININ SINIRLI KALMASINDA ETKİLİ OLDU" Ocak ayında, para politikası adımlarının büyüklüğünü gözden geçirdiklerini ve politika faizini 100 baz puanlık bir indirimle yüzde 37 seviyesine getirdiklerini anımsatan Karahan, Orta Doğu’da yaşanan gerilimlerin oluşturabileceği riskleri sınırlamak amacıyla tedbirler aldıklarını sözlerine ekledi. Karahan, söz konusu tedbirlere ilişkin şu ifadelere yer verdi: "2 Mart itibarıyla bir hafta vadeli repo ihalelerine ara vererek ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin yüzde 40’ta oluşmasını sağladık. Ayrıca, döviz piyasasının sağlıklı çalışması, döviz kurlarında gözlenebilecek oynaklıkların engellenmesi ve döviz likiditesinin dengelenmesi amacıyla Türk lirası uzlaşmalı vadeli döviz satım işlemlerine başladık. İvedilikle attığımız bu adımlar, piyasa oynaklıklarının sınırlı kalmasında etkili oldu. Devam eden süreçte, Türk lirası ve döviz piyasalarına ilişkin adımlarımızı sürdürdük. Bankaların Türk lirası ve döviz likidite yönetimlerine katkıda bulunmak amacıyla 31 Mart tarihinden itibaren geleneksel yöntemle alım yönlü swap ihaleleri ile Türk lirası fonlama yapmaya başladık. Bu süreçte enflasyon görünümü üzerinde oluşabilecek riskleri sınırlamak amacıyla sıkı politika duruşumuzu koruyarak mart ve nisan aylarında politika faizini sabit tuttuk." "KKM HESAPLARINDA ÇOK SINIRLI BİR BAKİYE KALDI" Karahan, TL mevduat, kredi büyümesi ve likidite yönetimi odaklı makroihtiyati tedbirlerini sıkı parasal duruşunu desteklemek üzere uygulamaya devam ettiklerini söyleyerek, "TL mevduat payını artırmayı hedefleyen düzenlemeleri finansal koşullara göre revize ederek uyguluyoruz. KKM hesaplarının açılması ve yenilenmesi uygulamasını 2025 yılında sonlandırmıştık. Bu hesaplarda çok sınırlı bir bakiye kaldı. Kredi büyümesindeki dalgalanmaları yönetmek için büyüme sınırlarını kullanıyoruz. Son dönem jeopolitik gelişmeler sonrasında olduğu gibi aktif likidite yönetimi politikamız ile parasal aktarım mekanizmasını güçlendiriyoruz" ifadelerine yer verdi. Kredi büyümesindeki yükselişin ticari kredilerden geldiğini kaydeden Karahan, geçen yılın son çeyreğinden itibaren TL ticari kredilerin önceki ayların üzerinde bir performans sergileyerek aylık ortalama yüzde 3’ün üzerinde büyüdüğünü bildirdi. Karahan, jeopolitik gelişmelerin etkilerine değinerek, "Jeopolitik gelişmelerin de neden olduğu arz şokları dezenflasyon sürecini olumsuz etkiliyor. Bu durum fiyat istikrarına ulaşma yolundaki kararlılığımızı değiştirmeyecek. Yaşanan gelişmelerin orta vadeli enflasyon görünümü üzerindeki yansımaları para politikası duruşumuzla şekillenecek. Bu bağlamda, fiyat istikrarı sağlanana kadar sıkı para politikası duruşunu sürdüreceğimizi belirtmek isterim. Çünkü, unutmamalıyız ki fiyat istikrarı, sürdürülebilir büyüme ve toplumsal refah artışı için ön koşuldur" açıklamasında bulundu. Komisyon, Karahan’ın konuşmasının ardından milletvekillerinin konuşmasıyla devam etti.

Yemek sanayicilerinden "Maliyet" alarmı: BUYSAD Başkanı Özen konuştu! Haber

Yemek sanayicilerinden "Maliyet" alarmı: BUYSAD Başkanı Özen konuştu!

Küresel enerji krizi ve gıda fiyatlarındaki artış, endüstriyel yemek sektöründe maliyetleri yukarı çekti. BUYSAD Başkanı Özen, sürecin dikkatle yönetilmesi gerektiğini vurguladı. Küresel ölçekte artan jeopolitik gerilimlerin enerji piyasalarına etkisi, Türkiye’de birçok sektörde olduğu gibi endüstriyel yemek sektöründe de maliyet baskısını artırdı. Petrol fiyatlarında yaşanan dalgalanma, akaryakıt ve petrokimya ürünlerine bağlı kalemlerde yükselişe yol açarken; bu durum üretimden lojistiğe kadar geniş bir zinciri etkiledi. LOJİSTİK VE ENERJİ KISKACI Bu sürecin sahadaki yansımalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bursa Yemek Sanayicileri Derneği (BUYSAD) Başkanı Abidin Şakir Özen, özellikle enerjiye bağlı maliyet kalemlerinde yaşanan artışın sektör üzerinde doğrudan baskı oluşturduğunu ifade etti. Türkiye’de petrol fiyatlarındaki yükselişin pompa fiyatlarına etkisini sınırlamak amacıyla devreye alınan eşel mobil mekanizmasına da değinen Özen, bu uygulamanın Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında akaryakıt maliyetlerinin daha kontrollü seyretmesine katkı sunduğunu belirtti. Başkan Özen, buna rağmen küresel fiyat hareketlerinin üretim ve lojistik maliyetleri üzerindeki etkisinin devam ettiğini vurguladı. Endüstriyel yemek sektöründe üretimin yanı sıra dağıtım süreçlerinin de önemli bir maliyet kalemi olduğuna dikkat çeken Başkan Özen, mutfaklarda hazırlanan yemeklerin taşımalı sistemle tüketim noktalarına ulaştırıldığını ifade etti. Artan akaryakıt fiyatlarının bu süreci doğrudan etkilediğini belirten Abidin Şakir Özen, taşıma maliyetlerindeki yükselişin toplam maliyet yapısını yukarı çektiğini dile getirdi. KIRMIZI ET FİYATLARI SEKTÖRÜ BASKILIYOR Petrol türevlerinden elde edilen ambalaj malzemelerindeki fiyat artışının da sektöre ek yük getirdiğini ifade eden Başkan Abidin Şakir Özen, üretim süreçlerinde kullanılan paketleme ürünlerinde belirgin maliyet artışları yaşandığını kaydetti. Lojistik giderlerdeki yükselişin yalnızca dağıtım değil, hammadde temin süreçlerinde de fiyatları yukarı yönlü etkilediğini belirtti. Enerji kaynaklı maliyet artışına ek olarak, Türkiye’de Ramazan öncesinde başlayan ve bayram dönemine kadar devam eden gıda fiyatlarındaki spekülatif yükselişin de sektöre doğrudan yansıdığına dikkat çeken BUYSAD Başkanı Abidin Şakir Özen, kırmızı ve beyaz et başta olmak üzere birçok temel gıda kaleminde artış yaşandığını ifade etti. Başkan Özen, özellikle Ramazan ve sonrasında Kurban Bayramı’na uzanan süreçte et fiyatlarında gözlenen yukarı yönlü hareketin maliyetler üzerinde belirgin bir baskı oluşturduğunu vurguladı. Aynı dönemde yaş sebze ve meyve fiyatlarında da benzer bir artış eğiliminin görüldüğüne işaret eden Özen, lojistik maliyetlerindeki yükselişin bu tabloyu daha da güçlendirdiğini belirtti. MUTFAKTAKİ GÖRÜNMEZ MALİYET: AMBALAJ Bu gelişmelerin bir araya gelmesiyle birlikte endüstriyel yemek sektöründe üretim maliyetlerinin çok yönlü olarak arttığını ifade eden Özen, maliyet baskısının yalnızca enerji değil, gıda tedarik zincirinin tamamına yayıldığını dile getirdi. Tüm bu gelişmelerin endüstriyel yemek sektöründe maliyetleri çok yönlü olarak artırdığını ifade eden Başkan Özen, sektörün mevcut şartları dikkatle analiz ederek sürdürülebilir bir denge kurmaya çalıştığını vurguladı. Küresel gelişmelerin yakından takip edildiğini belirten Özen, sürecin hem üretici hem de hizmet alan taraf açısından dengeli şekilde yönetilmesinin önemine işaret etti.

Zam bahaneleri ortadan kalkacak": Eşel Mobil sistemi pompaya nasıl yansıyacak? Haber

Zam bahaneleri ortadan kalkacak": Eşel Mobil sistemi pompaya nasıl yansıyacak?

TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, akaryakıt fiyatlarında Eşel Mobil sisteminin yeniden devreye alınmasının piyasalar açısından olumlu bir adım olduğunu söyleyerek, "Hem esnaf sanatkârın hem vatandaşımızın fiyatlardaki istikrarını bozacak unsurlar da ortadan kalkmış olacak. Böylelikle piyasalarda pompaya yansıyan fiyatların sübvanse edilmesi çok önemliydi, karar da zamanında alındı" dedi. Brent petrol fiyatlarında yaşanabilecek yükselişlerin piyasaya etkisinin sınırlı kalacağını belirten Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Tahmin ediyorum ki yüksek enflasyonun ve bugünkü evrilme noktasındaki enflasyonun düşüşü önemli ölçekte gerçekleşiyordu. Fiyatlar yüksek. Onun için çok hissedilmiyordu. Ama biliyorsunuz en büyük girdi maliyetleri enerji. Petrol, bunlar tabii ki imalat sektörünü de aynı şekilde vatandaşın sosyal hayatında kullanmış olduğu işte hem ticari araçlar hem özel araçlar, aynı şekilde nakliyeci esnafı bu konuda bu fiyatlardan yüksek fiyatlarla navlun almasının önüne geçilmiş olacak. Netice itibarıyla bu uygulanacak sistem dahilinde en azından enflasyondaki yükselme evrimi de durmuş olacak. Çünkü hep yapılan bahanede tabii bu gündeme geliyordu. Biliyorsunuz petroldeki zamlar, doğalgazdaki zamlar aynı şekilde elektrik enerjisindeki zamlar en çok maliyetleri artıran konulardan biriydi. Şimdi bunu tabii esnaf ve sanatkar olarak da, nihai tüketiciye ulaştırma noktasındaki emtiaların fiyatlarının yükselmesini kırmış olacak" diye konuştu. "SIKINTILARIN ORTADAN KALDIRILMASI GEREKLİ" Palandöken, sözlerine şöyle devam etti: "İnşallah ki bir an evvel bu Orta Doğu'daki zalimlerin yapmış oldukları, bu çocuklarımızı katledenler, aynı şekilde uluslararası bu işe seyirci kalanlar da inşallah bir an evvel bu meselenin üzerine gidip, bu ülkelerin sıkıntılarını aziz mübarek Ramazan ayında ortadan kaldırılmasının gerekliliğini artık insanlar hem idrak ediyor hem o açılan her televizyon kanalındaki bu görüntülerden insanların feryat edişleri duyulabiliyor."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.