SON DAKİKA
Hava Durumu

#Eylem Planı

Söz Bursa - Eylem Planı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Eylem Planı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bursa Milletvekili Pala uyardı: "İklim krizi öldürüyor, Bakanlık sessiz" Haber

Bursa Milletvekili Pala uyardı: "İklim krizi öldürüyor, Bakanlık sessiz"

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, son dönemde iklim krizinin insan sağlığı üzerindeki etkisinin endişe verici düzeye ulaştığını belirtti. İklim krizinin toplum sağlığını birçok farklı şekilde tehdit ettiğini ifade eden Prof. Dr. Pala, konuya ilişkin, “İklim krizi; sıcak hava dalgaları, kuraklık, gıda kaynaklı hastalıklar, yeni enfeksiyonlar ve orman yangınları gibi birçok farklı yolla toplum sağlığını tehdit etmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün raporları, sıcak dalgalarının özellikle yaşlılarda, kronik hastalığı olan bireylerde ve şehir merkezlerinde yaşayanlarda ölüm oranlarını belirgin biçimde artırdığını göstermektedir” açıklamasında bulundu. Prof. Dr. Pala, aşırı sıcakların etkilerine rağmen Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan eylem planlarının denetim ve uygulama açısından yetersiz kaldığını vurgulayarak, geçtiğimiz temmuz ayında aşırı sıvı kaybı nedeniyle şehit olan iki askeri hatırlattı. Eleştirilerini, “Hükümetin iklim krizine karşı önlemleri ne yazık ki kâğıt üzerinde kalmıştır. Şehit olan askerlerimiz gibi üzücü ve önlenebilir ölümlerin tekrarlanmaması için sorunun ciddiyeti derhal görülmeli ve eylem planı hızla hayata geçirilmelidir” sözleriyle dile getirdi. Prof. Dr. Pala, Sağlık Bakanlığı’na; iklim krizinin sağlık üzerindeki etkilerine dair çalışmalar, Bakanlığın eylem planında gelinen mevcut durum ve denetimler hakkında ayrıntılı bilgi talep ettiği kapsamlı bir soru önergesi iletti. Buna karşın Bakan Kemal Memişoğlu, kendisine 23 Ekim 2025 tarihinde iletilen soru önergesine, Anayasa’nın 98. maddesi uyarınca öngörülen on beş günlük yasal süre dolmasına rağmen yanıt veremedi. “Bakanlık 2015 yılında yayınladığı eylem planını neden uygulamıyor?” Prof. Dr. Pala, soru önergesinde öncelikle 2015’te yürürlüğe giren “İklim Değişikliğinin Sağlık Üzerine Olumsuz Etkilerinin Azaltılması Ulusal Programı ve Eylem Planı”ndaki hedeflerin kaçının gerçekleştirildiğini, bu dönemde planın güncellenip güncellenmediğini ve güncellenmediyse gerekçesinin ne olduğunu sordu. Konuya ilişkin olarak Pala, “Bakanlık iklim değişikliğinin halk sağlığı üzerindeki etkisini ciddiye almak zorundadır. Yalnızca İstanbul’da 2003 ile 2017 yılları arasında 4 binden fazla vatandaş bu sebeple hayatını kaybetmiştir” açıklamasında bulundu. “İklim değişikliği eylem planı kapsamındaki sağlık göstergeleri güncel olarak neden kamuoyuyla paylaşılmamaktadır” diye soran Pala, “Sorunun boyutu hakkında şeffaf olunmadıkça ne halk bilinçlendirilebilir ne de etkili önlemler alınabilir” değerlendirmesinde bulundu. İklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkisinin yakından izlenmesinin yanı sıra, sağlık hizmetlerinin ve altyapısının da değişen iklim koşullarına hazırlıklı olması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Pala, “Hastaneler, aile sağlığı merkezleri ve bakım kurumlarında iklim dayanıklılığı planı hazırlandı mı; sağlık personeline iklim kaynaklı sağlık riskleri konusunda mesleki eğitim veriliyor mu; kırılgan gruplara yönelik özel koruyucu uygulamalar ve yerel serinleme önlemleri geliştirildi mi; iklim olaylarının ruh sağlığı üzerindeki etkileri için destek hizmetleri planlandı mı?” sorularına ayrıntılı yanıt istedi. “Bakanlığın böylesi önemli ve uzun zamandır gündemde olan bir sorun hakkındaki soruları yanıtsız bırakması, konuya ilişkin herhangi bir çalışma olmadığına ve alınan kararların yalnızca kâğıt üzerinde kaldığına dair kaygıyı güçlendirmektedir. Bakanlık kamuoyunda güveni inşa etmek istiyorsa, yanıtlarında eylem planının hedeflerini ve takvimini net bir biçimde açıklamalıdır” dedi. “Birçok düzenleme hemen hayata geçirilmelidir; Bakanlık yaza kadar denetimlerini sıkılaştırmalı!” Eylem planı kapsamında geniş çaplı uygulamalar hayata geçirilene kadar önlenebilir ölümlerin önüne geçilmesi için kısa vadede bazı düzenlemelerin yapılması gerektiğini ifade eden Pala, öncelikle dış ortamda çalışanlar için ısıya göre çalışma saatleri, dinlenme araları ve suya erişimin eksiksiz biçimde denetlenmesi gerektiğini dile getirdi. “Aşırı sıvı kaybı nedeniyle şehit olan askerlerimiz, sıcak hava dalgaları nedeniyle yaşamını erken yitiren yaşlılar ve benzer olaylar kabul edilemez. Bakanlık yaz aylarına kadar bu konuda derhal bir çalışma yürütmeli ve çalışma ortamlarında sağlığı tehdit edebilecek uygulamaları etkili biçimde engellemelidir” çağrısıyla açıklamalarını noktaladı.

Bursa Milletvekili Kayıhan Pala acı tabloyu açıkladı: 10 hekimden 8’i şiddet mağduru! Haber

Bursa Milletvekili Kayıhan Pala acı tabloyu açıkladı: 10 hekimden 8’i şiddet mağduru!

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin gün geçtikçe arttığını, buna karşın alınan önlemlerin eksik kaldığını ifade ederek, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nu eleştirdi. “Her 10 hekimden 8’inin meslek hayatında en az bir kez şiddete maruz kaldığı bilinirken bu olayların ancak yarısı ‘Beyaz Kod’ ya da diğer kanallar üzerinden bildirilebiliyor. Bu tablo, şiddetin boyutunu ve Bakanlığın önlemlerinin ne denli yetersiz kaldığını açıkça gösteriyor” dedi. Prof. Dr. Pala, 2013’te yayımlanan sağlıkta şiddetle mücadeleye ilişkin Meclis araştırma raporundaki 66 önerinin büyük bölümünün hayata geçirilmediğini ve Bakanlığın bu konudaki soru önergelerine, veri paylaşımına dayalı yanıt veremediğini belirtti. “Sağlık Bakanlığı, soru önergelerimizi yanıtsız bırakarak, sağlık sistemini derinden tehdit eden şiddet sorununun boyutunu ve yönetim zafiyetlerini sağlık çalışanlarından gizlemektedir” diyen Pala, gelinen noktada net bir açıklamanın zorunlu olduğunu vurgulayarak, Bakan Memişoğlu’na yeni bir soru önergesi iletti. Buna karşın Bakan, kendisine 6 Ekim 2025’te iletilen soru önergesine Anayasa’nın 98’inci maddesi uyarınca öngörülen on beş günlük süre dolmasına rağmen yanıt veremedi. “Sağlıkta şiddetin asıl sorumlusu yanlış sağlık politikaları, sağlık çalışanlarını itibarsızlaştıran söylemler ve kışkırtılmış sağlık talebidir!” Prof. Dr. Pala, soru önergesinin ilk bölümünde 2013 yılında yayımlanan “Sağlık Çalışanlarına Yönelik Artan Şiddet Olaylarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Raporu”nun üç temel başlıkta sunduğu 66 önerinin, aradan on yıldan uzun bir zaman geçmiş olmasına karşın kaçının hayata geçirildiğini sordu. Raporda ele alınan başlıkların kurumsal, toplumsal ve çevresel etkenler ile sağlık çalışanları ve hasta arasındaki iletişim olduğunu kaydeden Pala, Bakan’dan her bir başlık altında yapılan çalışmaları ayrıntılı biçimde açıklamasını istedi. “Sağlıkta şiddet sorununa karşı önerilen önlemlerin kâğıt üzerinde kaldığı açıktır. Cumhurbaşkanlığı Hükümeti’nin benimsediği ve Sağlıkta Dönüşüm Programı adıyla bilinen ticarileştirilmiş sağlık sistemi, kamuda çok sınırlı bir finansman ve nüfusa göre sayısı yetersiz sağlık emek gücü olmasına karşın; kışkırtılmış sağlık talebi yaratmış, hastaların beklentilerini karşılanamayacak kadar yükseltmiş, beklentilerin karşılanamaması durumunda ise sağlık çalışanlarını hedef göstermiş ve onları itibarsızlaştıran söylemler dile getirilmiştir. Bu koşullarda sağlık çalışanlarının güvenliği sağlanamaz. Bugün özellikle kamuda sağlık çalışanlarının ilk talebi can güvenliğidir.” dedi. Pala, sağlıkta şiddet sorununa karşı etkili çözümler üretilebilmesi için öncelikle Bakanlığın sorunun kapsam ve boyutu hakkında şeffaf olması gerektiğini belirtti. Bu kapsamda, Bakanlığın Sağlık İstatistikleri Yıllığı gibi düzenli yayımladığı raporlarda, sağlıkta şiddete ilişkin uluslararası karşılaştırılabilir verilerin paylaşılmasını istedi; son on yıldaki “Beyaz Kod” bildirimlerinin sektörlere, illere, meslek gruplarına, cinsiyete ve dallara göre dağılımının kamuoyuna açıklanmasını talep etti. Konuya ilişkin Pala, “Acil servisler, sağlık çalışanlarının şiddete en sık maruz kaldıkları alanlardan biridir. 100 kişi başına acil servise başvuru sayısı OECD ortalaması 27 iken ülkemizde yaklaşık 6 kat daha fazla olmak üzere 177’dir. Acil servis çalışanları kabul edilemez bir iş yükü altında çalıştırılmaktadır. Bakanlık bu çalışma koşullarının şiddet olgularına etkisini derhal değerlendirmeli ve çözümü hızla hayata geçirmelidir” açıklamasında bulundu. “Önlemler kâğıt üstünde kalmaktadır; Bakanlık eylem planı takvimini açıklamalı!” Prof. Dr. Pala, soru önergesinin sonunda 2023’te duyurulan “Sağlıkta Şiddete Karşı Eylem Planı”nın hangi aşamada olduğunu sordu. “Eski Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 2023’te ‘Sağlıkta Şiddete Karşı Eylem Planı’nın uygulanacağını açıkladı. O tarihten bu yana kamuoyuna yapılan açıklamalarda da soru önergelerine verilen yanıtlarda da planın takvimi ve hedeflerine dair somut bir bilgi paylaşılmamıştır. Sağlık çalışanlarına şiddetin katalog suçlar arasına alındığı ifade edilse de bu kapsamda kaç yasal işlem yapıldığı açıklanmamaktadır” diyerek Bakanlığı bir kez daha şeffaf ve hesap verebilir olmaya çağırdı. Prof. Dr. Pala, “Ülkemizde kamucu, eşit, ücretsiz, erişilebilir ve nitelikli bir sağlık sistemi inşa edilmeden sağlıkta şiddet sona erdirilemez. Cumhurbaşkanlığı Hükümeti, sağlığı ticareti yapılan bir meta olarak gören politikalarından derhal uzaklaşmalıdır. Sağlık temel bir insan hakkıdır” sözleriyle açıklamasını tamamladı.

Sanal kumarın para trafiği mercek altında: Başsavcılıklara özel talimat! Haber

Sanal kumarın para trafiği mercek altında: Başsavcılıklara özel talimat!

Adalet Bakanlığı, "Sanal Ortamda Yasa Dışı Bahis, Şans Oyunları ve Kumarla Mücadele Eylem Planı" kapsamında 171 Ağır Ceza Cumhuriyet Başsavcılığına resmi yazı gönderdi. 171 BAŞSAVCILIĞA "GÜNLÜDÜR" TALİMATI Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yasa dışı bahis ve sanal kumarla mücadelede yeni bir süreci başlattığı bildirildi. Bakan Gürlek’in 11 Şubat 2026’da göreve başlamasının ardından, 16 Şubat’ta Ceza İşleri Genel Müdürlüğü tarafından Bakan adına 171 Ağır Ceza Cumhuriyet Başsavcılığına "GÜNLÜDÜR" ibareli yazı gönderildiği doğrulandı. Bakan Gürlek, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, "Yasa dışı bahis ve sanal kumarla mücadelemiz sonuna kadar devam edecek" ifadelerini kullanarak 81 il başsavcılığına özel yazı gönderildiğini duyurmuştu. 6 AYDA BİR ZORUNLU TOPLANTI Cumhurbaşkanlığı’nın 31 Ekim 2025 tarihli, "Sanal Ortamda Yasa Dışı Bahis, Şans Oyunları ve Kumarla Mücadele Eylem Planı" doğrultusunda gönderilen talimatta; yasa dışı bahis ve kumar suçlarına ilişkin soruşturmalarda etkinliğin artırılması, uygulamada karşılaşılan sorunların tespiti ve çözümü ile kolluk ve adli birimler arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi hedeflendi. Bu kapsamda her ağır ceza merkezinde, bilişim suçları alanında görevli cumhuriyet savcılarının katılımıyla emniyet ve jandarma birimleriyle birlikte en geç 6 ayda bir "Bilgilendirme ve Koordinasyon Toplantısı" yapılması talimatı verildi. İlk toplantının ise bir ay içinde gerçekleştirilmesi istendi. PARA TRAFİĞİ VE DİJİTAL DELİLLER MASADA Toplantılarda özellikle; dijital materyallerin incelenmesi, delil toplama süreçleri, malvarlığına el koyma ve tedbir uygulamaları, istinaf ve temyiz kararları ve kurumlar arası bilgi paylaşımı başlıklarının ele alınacağı belirtildi. Toplantı sonuçlarının ise raporlanarak Adalet Bakanlığına gönderilmesi de zorunlu tutuldu. SUÇ GELİRLERİNE ODAKLI MÜCADELE Bakanlık kaynakları, yurt dışı merkezli bahis siteleri, kiralanan banka hesapları ve panel sistemleri üzerinden yürütülen yasa dışı bahis faaliyetlerine karşı kapsamlı bir çalışma başlatıldığını ifade etti. Ankara kulislerinde söz konusu adım, yasa dışı bahisle mücadelede, "Türkiye genelinde eş zamanlı ve kurumsal bir seferberlik" olarak değerlendiriliyor.

Kayıhan Pala’dan Kirazlıyayla uyarısı: “İliç faciasının bir benzeri yaşanmadan önlem alın!” Haber

Kayıhan Pala’dan Kirazlıyayla uyarısı: “İliç faciasının bir benzeri yaşanmadan önlem alın!”

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Bursa’nın Yenişehir ilçesi Kirazlıyayla Mahallesi’nde köylülerin toprak kayması uyarılarına rağmen izin verilen Meyra Madencilik’in atık havuzunun yıkılarak çevrede büyük bir zarara yol açtığını belirtti. Milletvekili Pala, “Madencilik faaliyetlerinin çevreye ve sağlığa olan etkisini bilen Kirazlıyayla halkı, 2018’den beri tesisin kurulmaması için büyük bir mücadele göstermiş, bu noktada sayısız gözaltı ve davalarla karşı karşıya bırakılmıştır. Tüm itirazlar ve uyarılar hiçe sayılarak yürütülen bu projenin sebep olduğu zarar ortada iken faaliyetlerin devam etmesi, üstüne üstlük ikinci bir atık havuzunun kurulması için Çevre Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinin başlatılması kesinlikle kabul edilemez” cümleleriyle mevcut duruma tepki gösterdi. Konuya ilişkin Pala, “Geçen ay yaşananlar Meyra Madencilik şirketinin çevreye verdiği zararın ilk örneği değildir. Şirket son 6 yılda bölgede çok ciddi bir eko-kırıma yol açmış; yürütülen madencilik faaliyetleri nedeniyle köy genelinde ciddi ölçüde toprak kayması meydana gelmiş, bu durum tarım alanlarını, evleri ve altyapıyı birçok kez tehdit etmiştir. Köy sakini bir vatandaşın evi, maden sahasında yapılan kazıların ardından yaşanan toprak kayması sonucu yıkılmış ve oturulamayacak hale gelmiştir” açıklamasında bulundu. Milletvekili Pala, Meyra Madencilik şirketinin ikinci bir atık havuzu kurmak amacıyla yeni bir ÇED süreci başlatmasının ve Kirazlıyayla halkının bu duruma tepki göstermesinin ardından, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na 21 Ekim 2025 tarihinde kapsamlı bir soru önergesi iletti. Buna karşın Bakan Murat Kurum, kendisine iletilen soru önergesine, Anayasa’nın 98. maddesi uyarınca öngörülen on beş günlük yasal süre dolmasına rağmen yanıt veremedi. Soru önergesini yanıtsız bırakarak Bakanlığın insan ve çevre sağlığına karşı sorumluluğunu reddettiğini ifade eden Pala, özellikle yaşananlardan sonra kamuoyu karşısında net bir açıklama ile hesap verilmesinin zorunlu olduğunu söyledi. “Soru önergesini yanıtsız bırakan Bakanlık, insan ve çevre sağlığına karşı sorumluluğunu reddediyor!” Milletvekili Pala, soru önergesinde öncelikle çevre ve halk sağlığına ciddi tehdit oluşturan madencilik faaliyetlerinin neden önceden tespit edilemediğini sorguladı. “Bu olayın öngörülemez bir kaza olmadığı anlaşılmalıdır. Kirazlıyayla halkı, çeşitli sivil toplum kuruluşları ve uzmanlar ÇED sürecinin başından beri bölgedeki toprak kayması riskine karşı Bakanlık yetkililerini defalarca uyarmıştır. Buna rağmen Bakanlık bölgedeki faaliyetlere ‘ÇED olumlu’ kararı vermiş, şirketlerin kârı uğruna çevre ve halk sağlığını bir kez daha yok saymıştır” açıklamasında bulunan Pala, “Bakanlık Meyra Madencilik’e karşı geçtiğimiz dönemde kaç denetim gerçekleştirdiğini, hangi usulsüz faaliyetlerin tespit edildiğini ve bunların sonucunda hangi yaptırımların uygulandığını açıklamalıdır. Örneğin, böylesi bir felaket yaşanmadan önce şirketin yapacağını taahhüt ettiği sızdırmaz membran ve kapalı atık barajının durumu neydi? ÇED raporunda değerlendirilmeyen ‘Ağır Ortam Zenginleştirmesi’, kil yıkama gibi çevresel riski yüksek işlemlere başvurulmuş mudur?” cümleleriyle Bakanlığa şeffaflık çağrısını iletti. “Şirket, sağlığı ve çevreyi tehlikeye atmaya devam ediyor; İliç faciasının bir benzeri yaşanmadan derhal önlem alınmalı ve şu ana kadarki zararın hesabı verilmelidir!” “Yılda 815 ton tehlikeli kimyasal kullanılan tesiste ortaya çıkan çevre felaketinin sonucunda 3 milyon 780 bin metreküp büyüklüğündeki havuzda biriken atıklar Sarıyer Deresi’ne ve oradan Yenişehir Vadisi’ne karışmıştır. Bölgedeki su kaynakları ve tarım alanlarına geri döndürülemez bir zarar veren bu olayın, bölge halkının sağlığına yarattığı tehdit de açıktır. Bakanlık derhal oluşan zararın boyutunu tespit etmeli ve bu konuda önlem almalıdır” ifadesiyle Bakanlığı uyaran Pala, bilimsel ilkelerden uzak ve mevzuat dışı madencilik faaliyetleri sürdüğü takdirde insan ve çevre sağlığı tehdidinin devam edeceğini vurguladı. “Kirazlıyayla’da toprak kayması riski devam etmektedir. Bakanlık, Erzincan-İliç’te yaşanan facianın bir benzerinin Kirazlıyayla’da yaşanmaması için hangi önlemleri aldığını açıklamalıdır. Bununla beraber, son yaşanan olaya kadar madencilik faaliyetlerinin sebep olduğu mağduriyetin tamamı için kamuoyu karşısında hesap verilmeli, mağduriyetin giderilmesi için kapsamlı bir eylem planı hazırlanmalı ve takvimiyle paylaşılmalıdır” diyerek açıklamalarını noktaladı.

AB’den ekonomide devrim gibi karar: 48 saatte şirket kurulabilecek! Haber

AB’den ekonomide devrim gibi karar: 48 saatte şirket kurulabilecek!

Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Antonio Costa, Avrupalı liderlerin "Tek Avrupa, tek pazar" önerisinde anlaştığını ifade ederek, "1992’de ortak pazardan tek pazara geçmiştik. Şimdi tek pazardan bütünleşmiş ve yekpare bir pazara geçiyoruz" dedi. AB Konseyi Başkanı Antonio Costa ve AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Belçika’daki tarihi Alden Biesen Kalesi’nde düzenlenen Gayriresmi AB Liderler Zirvesi’nin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Costa, birlik üyesi ülkelerin bugün Avrupa’nın rekabet gücü hakkında bir beyin fırtınası gerçekleştirdiklerini söyledi. Costa, gayri resmi zirvede liderlerin mart ayında yapılacak AB Liderler Zirvesi öncesinde yeni bir enerji ve aciliyet hissi ile Avrupa ekonomisinin geleceği için birçok konuda uzlaşı sağladıklarını duyurdu. Costa, "Öncelikle Ursula’nın liderlere gönderdiği son mektupta ortaya konulduğu şekilde, sadeleştirme gündemimizi ilerletmeye devam etme konusunda oybirliği ile mutabakat var" dedi. Avrupalı liderler, "Tek Avrupa, tek pazar" önerisini kabul etti Costa, liderlerin ayrıca AB’nin stratejik sektörlerde rekabet gücüne erişebilmesi için "Avrupa’nın tek pazardan çok daha fazlası olması gerektiğini" savunan eski İtalya Başbakanı Enrico Letta’nın parçalı bir tek pazardan, bütünleşmiş bir tek pazara geçiş önerisini kabul ettiklerini açıkladı. Costa, "Bu aciliyet arz ediyor ve 2026 ve 2027 yılları içinde yapılması gerekiyor. Aynı zamanda şirketler için "28’inci rejim" konusunda hızlı bir şekilde ilerlemenin önemi konusunda da mutabık kaldık" ifadelerini kullandı. Costa, "28’inci rejim" sayesinde şirketlerin, 27 üye devlet genelinde geçerli olacak sade ve tek şirket hukuku üzerinden kesintisiz faaliyet göstermesinin sağlanacağını ifade etti. Costa, zirvede liderlerin ayrıca elektrik fiyatlarının düşürülmesi ve Avrupa’da bazı sektörleri korumak ve güçlendirmek için strateji geliştirilmesi konusunda mutabık kaldıklarını ifade etti. Liderlerin ayrıca Avrupa’ya daha fazla yatırımın nasıl çekilebileceğini tartıştıklarını ifade eden Costa, "Daha fazla yatırım olmadan rekabetçilik olmaz. Bugünkü odağımız, büyük ölçüde özel yatırımları nasıl harekete geçirebileceğimiz konusuydu" dedi. AB Konseyi Başkanı Costa, "Bugünkü tartışmanın sonuçlarını mart ayındaki AB Liderler Zirvesi’nde somut taahhütler ve zaman çizelgelerine dönüştüreceğiz. Sonrasında uygulamaya odaklanacağız. Açık konuşmak istiyorum. 2026’da Avrupa sonuç alacak. Geçen yıl savunmada sonuç aldık ve bu yıl da rekabet gücü alanında sonuç alacağız" ifadelerini kullandı. "Bütünleşmiş ve yekpare bir pazara geçiyoruz" Basın toplantısında AB liderlerinin tek pazar konusunda her şeyi yapmaya hazır olup olmadıkları yönünde bir soruya AB Konseyi Başkanı Costa, "Bu toplantı gerçekten oyun değiştirici oldu. Çünkü tüm liderler, Enrico Letta’nın parçalı bir tek pazardan, ‘tek Avrupa için tek pazara geçiş’ önerisini kabul etti ve benimsedi. 1992’de ortak pazardan tek pazara geçmiştik. Şimdi tek pazardan bütünleşmiş ve yekpare bir pazara geçiyoruz. Bu iddialı. Önce Komisyonun sonra da Konsey ve liderlerin yapacak çok işi olacak. Ama 2027 sonuna kadar bu tek pazarı tamamlama gibi iddialı bir hedefi kabul ettik. Baskı ve aciliyet duygusu muazzam. Bu da dağları yerinden oynatabilir" ifadeleriyle cevap verdi. "2027 yılı sonunda ‘Tek Avrupa, tek pazar’ hedefine ulaşmış olmak istiyoruz" AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, "Tek Avrupa, tek pazar. Bugünkü tartışmanın manşeti gerçekten buydu ve hedefimiz de bu. 2027 yılı sonunda, ‘Tek Avrupa, tek Pazar’ hedefine ulaşmış olmak istiyoruz" dedi. AB üyesi ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarının bugünkü toplantıda Avrupa’nın rekabet gücü konusunda çok iyi bir tartışma gerçekleştirdiklerini vurgulayan Von der Leyen, "Mart ayındaki bir sonraki AB Liderler Zirvesi’nde ‘Tek Avrupa, tek Pazar’ için bir yol haritası, bir eylem planı teklif edeceğim. Bu plan, zaman çizelgeleriyle, hedeflerle ve ayrıca teslimat için net bir süre sınırıyla ne yapacağımızı ayrıntılı bir şekilde ortaya koyacak" dedi. Hedeflerinin bu belgenin sadece Komisyon tarafından değil, Avrupa Konseyi ve Parlamento tarafından da onaylanması olduğunu ifade eden Von der Leyen, "Tek Avrupa, tek pazar" stratejisinin ilk yapı taşının şirketler için AB düzeyinde ve ulusal düzeyde "idari yükü azaltmak" olacağını söyledi. İkinci yapı taşının ise 27 üyeli birliğin tek pazarının parçalanmışlığı nedeniyle ortaya çıkan zorlukların aşılması amacıyla bütünleşmiş bir tek pazar inşası olacağını ifade eden Von der Leyen, "Bu nedenle mart ayındaki AB Liderler Zirvesi’nden önce 28’inci rejim teklifi yapacağız. Buna ‘EU Inc.’ diyoruz. Burada prensip, Avrupa Birliği’nin neresinde olursanız olun, dijital olarak 48 saat içinde bir ‘EU Inc.’ kurabilecek olmanız. Her şey tamamen dijital işletilebilsin ve AB’nin tamamında tek ve sade kurallar geçerli olsun. Bu yüzden 28’inci rejim diyoruz" dedi. AB Komisyonu Başkanı Von der Leyen, diğer yapı taşlarının ise tek enerji piyasası inşası, dijital alandaki adımlar ve ticaret olacağını söyledi. "Enerji fiyatları düşmek zorunda" Basın toplantısında enerji fiyatlarının ne zaman düşeceğine ilişkin bir soru alan Von der Leyen, "Enerji fiyatları düşmek zorunda. Üç yıl önce Rusya’nın tetiklediği enerji krizinden bu yana geldiğimiz noktaya bakıldığında zaten düştü fakat daha da düşmesi gerekiyor. Çünkü fiyatlar, yapısal olarak çok yüksek" ifadelerini kullandı. Açıklamasında Von der Leyen, düşük karbon kaynakları ile üretilen ucuz enerjinin gerektiği yere gerektiği zamanda iletilemediğini ve altyapı yetersizliğinin çözülmesine odaklanılacağını da ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.