SON DAKİKA
Hava Durumu

#Filistin

Söz Bursa - Filistin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Filistin haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bahçeli adını koydu: Zengezur değil "Turan Koridoru"! Haber

Bahçeli adını koydu: Zengezur değil "Turan Koridoru"!

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Zengezur Koridoru'nun Türk dünyası için stratejik önem taşıdığını belirterek, "Zengezur, Nahçıvan'ın Azerbaycan'la vuslatı olacaktır. Bu, 'iki devlet, tek millet' şuurunun Türk dünyasının tamamına yayılan stratejik bir iklime kavuşmasıdır. Zengezur dedik ama artık adını doğru koyalım: Bu hat, 'Turan Koridoru'dur" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada Orta Doğu'dan Güney Kafkasya'ya uzanan gelişmeleri değerlendirdi. İsrail'in Gazze ve Lübnan'daki politikalarını sert sözlerle eleştiren Bahçeli, Birleşmiş Milletler ve uluslararası kuruluşların, yaşanan insanlık dramı karşısında yetersiz kaldığını savundu. MHP Genel Başkanı Bahçeli, Gazze, Lübnan, Hürmüz Boğazı, Doğu Akdeniz ve Güney Kafkasya'da yaşanan gelişmelerin birbirinden bağımsız değerlendirilmemesi gerektiğini ifade ederek, "Bugün yaşananları sadece günlük haber akışı olarak görmek, hakikatin kabuğunda oyalanmak olur" dedi. İsrail'in 7 Ekim sonrasında izlediği politikaların savaş hukukunun sınırlarını aştığını savunan Bahçeli, "İsrail; günahsız sivilleri hedef alan, şehirleri harabeye çeviren; hastaneleri, okulları, ibadethaneleri, yardım noktalarını dahi savaş meydanına çeviren bir ölüm ve intikam makinesi siyasetine dönüşmüştür" ifadelerini kullandı. Netanyahu yönetimini eleştiren Bahçeli, "Bugün karşımızda bulunan, bölgenin huzur damarlarına musallat olmuş kan delisi bir kriz makinesi olan İsrail; ateşkesi ihlal ederek Lübnan'a saldırmakta, ABD-İran mutabakatının dahi karşısında durmakta, Doğu Akdeniz'de istikrarsızlık merkezi olmaya devam etmektedir. Netanyahu yönetimi, bölgenin huzuruna kasteden bir kriz üretim mekanizmasıdır. Gazze'de çocukların cansız bedenleri toprağa verilirken, Filistinli esirlerin onuru çiğnenirken, Batı Şeria'da toprak gaspı sürerken, Lübnan'da tarihi ve kültürel doku bombaların gölgesinde yerle bir olurken Türkiye'ye ahlak dersi vermeye kalkmak, Cumhurbaşkanımıza parmak sallamak; akıl karargahlarının teslim bayrağını çekmesidir. Mazlumun ahıyla abad olunmayacağını hala idrak edemeyen bir zihniyetin mesnetsiz ithamları, hadsiz isnatları bizim için yok hükmündedir. Bebek kanında ikbal arayanların azgınlaşan gaddarlıkları tüm dünyanın gözleri önündeyken uğursuz sayıklamalara kulak asacak değiliz. Bu zavallı söylemlere aynı çukurdan cevap verecek değiliz" diye konuştu. "BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ÜÇ MAYMUNU OYNUYOR" Birleşmiş Milletler'in Gazze'de yaşananlar karşısında etkisiz kaldığını savunan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "Gazze'de insanlık inim inim inlerken, bölgemizde acı ve katliam kol gezerken Birleşmiş Milletler, üç maymunu oynamaktadır. Lahey'de ise başka bir ibret vesikası önümüzdedir. Uluslararası Ceza Mahkemesi, Netanyahu hakkında savaş suçu ve insanlığa karşı suç isnatlarıyla yakalama kararı çıkarmıştır. Fakat asıl mesele tam da burada başlamaktadır. Çünkü Lahey karar vermekte, fakat bu kararın icrası yine devletlerin siyasi cesaretine, hukuka riayetlerine ve ahlaki omurgasına bırakılmaktadır. New York'ta veto kalkanı açanlar, Lahey'de işlevsiz söylemlerle vitrinleri süslemekte, icraat vakti gelince dut yemiş bülbül misali köşelerine çekilmektedir. İsrail yönetiminin hesap vermesi ihtimali ufukta belirince, Netanyahu'nun etrafına bir dokunulmazlık zırhı örülmek istenmektedir. Buradan sormak mecburiyetindeyiz: Güvenlik Konseyi'nde korunan, Lahey'de kollanan, başkentlerde siyasi himayeyle gezdirilen bu imtiyaz kimin hukukudur? Türk dünyası da işte bu büyük arayışın içinde her geçen gün daha belirgin, daha etkili ve daha itibarlı bir konuma yükselmektedir. Orta Asya'dan Anadolu'ya uzanan bu hat; soydaşlarımızın duasına vesile olan, Müslüman kardeşlerimizin sızısına merhem arayan, mazlum milletlerin hakkını ve haysiyetini küresel zemine taşıyan yeni yüzyılın stratejik damarlarından biridir. Buradan İslam İşbirliği Teşkilatına da seslenmek gerekir. Bu teşkilat, Kudüs hasretimizin, Mescid-i Aksa hassasiyetimizin, Müslüman kardeşlerimize olan ortak sorumluluğumuzun sonucu olarak doğmuştur. Bu teşkilatın kuruluş harcında Kudüs varsa, varoluş gerekçesinde Filistin varsa; bugün Gazze yanarken, Batı Şeria kuşatılırken, İslam İşbirliği Teşkilatı'nın kınama cümleleriyle yetinmesi izah edilemez. Buradan soruyoruz: Neredesiniz? Kudüs için kurulan irade nerededir? Gazze için gösterilmesi gereken müşterek duruş hangi engele takılmıştır? Mescid-i Aksa'nın incinen hürmetine karşı alınan kararlar hangi somut neticeye ulaşmıştır?" ABD-İRAN MUTABAKATINA DESTEK ABD ile İran arasında sağlanan mutabakatı memnuniyetle karşıladıklarını belirten Bahçeli, anlaşmanın bölgesel istikrara katkı sunmasını temenni etti. Bahçeli, "ABD ile İran arasında sağlanan mutabakatı sevindirici bulmakla birlikte dikkatle takip ediyoruz. İsviçre'de atılacağı açıklanan imzaların, bölgemizde sulh-u sükunun hâkim kılınması, Hürmüz hattında seyrüsefer emniyetinin yeniden tesisi ve Orta Doğu'da ateşi büyüten oyunların boşa çıkarılması adına önemli bir dönüm noktası olmasını temenni ediyoruz. Söz konusu bu gelişme memnuniyet vericidir. Ancak memnuniyetimiz bizi rehavete sürükleyecek değildir. Diplomasi kapısının aralanması, tedbir kapısının kapanması anlamına gelmeyecektir. İmzaların atılacağı güne kadar gerilimi tırmandıracak söylemlerden, tahrik edici hamlelerden, sahada yeni oldubittiler üretmeye dönük hain kumpaslardan ve olası sabotaj girişimlerinden hassasiyetle kaçınılmalıdır" ifadelerini kullandı. Hürmüz Boğazı'nın stratejik önemine işaret eden Bahçeli, "Hürmüz; enerji arzının, küresel ticaretin, deniz güvenliğinin, gıda fiyatlarının ve bölgesel istikrarın nabzının attığı stratejik bir geçittir. Bu hattaki gerilim, yalnızca Körfez'i değil; Asya'dan Avrupa'ya, Afrika'dan Akdeniz'e kadar geniş bir coğrafyayı ekonomik ve siyasi türbülansın içine sürüklemiştir. Bu nedenle ABD-İran mutabakatının kâğıt üzerinde kalmaması, sahada karşılık bulması, Hürmüz'de geçiş güvenliğinin teminat altına alınması, nükleer programa ilişkin tartışmaların uluslararası hukuk ve denetim mekanizmaları zemininde yürütülmesi gerekmektedir. Önemle belirtmek isterim ki Pakistan'ın müzakere kapısını aralayan arabuluculuk gayreti, Başta Türkiye olmak üzere Katar ve Suudi Arabistan'ın diplomatik destek ve temasları bize bir kez daha göstermiştir ki; İslam ülkeleri ortak akıl ve sorumluluk istikametinde hareket ettiğinde kan ve kaos senaryoları boşa düşmektedir" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın süreçte yürüttüğü diplomatik girişimlere de teşekkür eden Bahçeli, Türkiye'nin bölgesel istikrara katkı sunan bir rol üstlendiğini söyledi. Güney Kafkasya'daki gelişmelerin Türkiye açısından stratejik öneme sahip olduğunu vurgulayan Bahçeli, Karabağ Zaferi'nin ardından oluşan yeni jeopolitik tabloya dikkat çekti. Bahçeli, "2020 sonbaharında, hakikat yerini bulmuş, Türk'ün çelikten bileği Karabağ'da tarih yazmıştır. Karabağ'da çiğnenen hukuk, Türk askerinin demir yumruğuyla doğrultuldu. Bu noktada Türk dünyasının batı ile doğu arasındaki stratejik irtibatı olan Zengezur hattı üzerinde ayrıca ve dikkatle durmak gerekir" dedi. "ZENGEZUR DEDİK AMA ARTIK ADINI DOĞRU KOYALIM: BU HAT, TURAN KORİDORU'DUR" Zengezur Koridoru'nun Türk dünyasını birbirine bağlayacak tarihi bir güzergah olduğunu belirten Bahçeli, şunları kaydetti: "Zengezur; Nahçıvan'ın ana vatan Azerbaycan'la bağını güçlendirecek, Türkiye'yi kardeş ülke Azerbaycan üzerinden Hazar'a, Hazar'ın ötesinden Türkistan'a ulaştıracak tarihi geçittir. Zengezur, Nahçıvan'ın Azerbaycan'la vuslatı olacaktır. Bu,'iki devlet, tek millet' şuurunun Türk dünyasının tamamına yayılan stratejik bir iklime kavuşmasıdır. Zengezur dedik ama artık adını doğru koyalım: Bu hat, Turan Koridoru'dur. Turan Koridoru; Kars'tan Türkistan bozkırlarına uzanan tarihi ve kültürel istikbal kapısıdır. Bu kapı açıldığında asırlar boyunca gönüllerde saklanan kavuşma ülküsü ete kemiğe bürünecek; Anadolu ile Türkistan arasına örülmek istenen setler dağılacak; Turan ufku daha berrak, daha yakın, daha kudretli hale gelecektir. Küresel ticaret yollarının yeniden şekillendiği, kuzey hattının savaş ve yaptırımlarla hassaslaştığı, güney deniz yollarının Hürmüz'den Kızıldeniz'e kadar krizlerin tutsaklığı altına girdiği bir dönemde Turan Koridoru'nun açılması bölgemiz ve Türkiye için stratejik bir fırsattır." Koridorun ekonomik ve jeopolitik önemine vurgu yapan Bahçeli, "Ankara'dan Türkistan'a uzanan iktisadi ve jeopolitik bir sıçrama olacaktır. Turan Koridoru, Türk ve Türkiye Yüzyılı'nın stratejik anahtarıdır" ifadelerini kullandı. "TURAN KORİDORU YALNIZCA AZERBAYCAN'IN VE TÜRKİYE'NİN DEĞİL, ERMENİSTAN'IN DA EKONOMİK YALNIZLIKTAN ÇIKIŞ KAPISI OLABİLİR" Ermenistan'ın bölgesel gerçekleri kabul etmesi gerektiğini belirten Bahçeli, "Karabağ Azerbaycan'dır. Bu gerçek sahada kanla, masada hukuk zemininde tescillenmiştir" dedi. Erivan yönetiminin iş birliği zeminine katılması halinde koridorun Ermenistan için de fırsatlar sunacağını savunan Bahçeli, "Turan Koridoru yalnızca Azerbaycan'ın ve Türkiye'nin değil, Ermenistan'ın da ekonomik yalnızlıktan çıkış kapısı olabilir" diye konuştu. "HİÇBİR SINAV KENDİLERİNDEN DAHA ÖNEMLİ DEĞİLDİR" Konuşmasının sonunda gençlere seslenen Bahçeli, yaklaşan sınavlar öncesinde öğrencilere başarı diledi. "Hiçbir sınav kendilerinden daha önemli değildir" diyen Bahçeli, "Okuyacaksınız ve araştıracaksınız; çünkü cehaletin karanlığını ancak bilginin ışığında yırtarsınız. Düşüneceksiniz ve sorgulayacaksınız çünkü hakikate ulaşmanın yolu akıl etmekten geçer. Üreteceksiniz; çünkü büyük ülke Türkiye mefkuremizin ihtiyaç duyduğu her hamlenin arkasında sizin imzanız olacaktır" ifadelerini kullandı.

Vali Erol Ayyıldız'dan Bursalılara bayram mesajı Haber

Vali Erol Ayyıldız'dan Bursalılara bayram mesajı

Vali Erol Ayyıldız'ın "Kurban Bayramı" Mesajı Paylaşmanın, yardımlaşmanın, dayanışmanın ve kardeşliğin en güzel şekilde yaşandığı mübarek Kurban Bayramı’na bir kez daha ulaşmanın huzur ve mutluluğunu hep birlikte yaşıyoruz. Bayramlar; sevgi, saygı, hoşgörü ve birlik duygularının güç kazandığı, gönüllerin buluştuğu, kırgınlıkların unutulduğu müstesna zamanlardır. Kurban Bayramı ise yalnızca bir ibadet değil; aynı zamanda teslimiyetin, fedakârlığın, paylaşmanın ve toplumsal dayanışmanın en güçlü sembollerinden biridir. Millet olarak bizi güçlü kılan; tarihimizden, kültürümüzden ve manevi değerlerimizden aldığımız birlik ruhudur. Bu mübarek günlerde ihtiyaç sahiplerini gözetmek, büyüklerimizi ziyaret etmek, yetimlerin ve kimsesizlerin gönüllerine dokunmak, bayram sevincini hep birlikte yaşamak en önemli sorumluluklarımız arasındadır. Vatandaşlarımızın bayramı huzur, güven ve sağlık içerisinde geçirebilmeleri amacıyla ilgili tüm kurumlarımız gerekli tedbirleri almış olup, görevli personelimiz bayram süresince titizlikle çalışmalarını sürdürecektir. Bu vesileyle, özellikle seyahate çıkacak vatandaşlarımızdan trafik kurallarına hassasiyetle uymalarını, aşırı hızdan kaçınmalarını ve emniyet kemeri kullanımına özen göstermelerini önemle rica ediyorum. Unutmayalım ki trafik kuralları, hayatımızı korumak içindir. Bu anlamlı günlerde vatan uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor, kahraman gazilerimize şükranlarımızı sunuyoruz. Kurban Bayramı’nın şehrimize, ülkemize, milletimize, İslam âlemine, başta Gazze ve Filistin olmak üzere tüm mazlum coğrafyalara ve insanlığa sağlık, huzur, bereket ve barış getirmesini temenni ediyor; Bursalı hemşehrilerimin ve aziz milletimizin mübarek Kurban Bayramı’nı en kalbi duygularımla kutluyorum. ???? Valimiz Sayın Erol Ayyıldız'ın “Kurban Bayramı” Mesajı ⤵️???? https://t.co/lNtKKoIpVn pic.twitter.com/R0w2NwI9gc— T.C. Bursa Valiliği (@BursaValiligi) May 26, 2026

Numan Kurtulmuş'tan 'Ara Seçim' açıklaması: Şartlar belli! Haber

Numan Kurtulmuş'tan 'Ara Seçim' açıklaması: Şartlar belli!

TBMM başkanı Numan Kurtulmuş, "Ara seçimin kuralları da açıktır. Anayasa ve iç tüzükte şartlar bellidir. O şartlar yerine gelirse, geldiği takdirde ara seçim olur. Ama buna karar verecek o şartların başına da buna karar verecek olan Genel Kurulun böyle bir karar alması şarttır" dedi. Parlamento muhabirleri ile bir araya gelen TBMM Başkanı Kurtulmuş, 152. Parlamentolar Arası Birlik toplantısı hakkında bilgi verdi. Kurtulmuş, toplantının İstanbul'da gerçekleştirileceğini söyleyerek, "Dünyanın bu kadar önemli türlü hastalardan geçtiği, büyük değişimlerin yaşandığı, büyük gelişimlerin, büyük çalışmaların ortaya konulduğu bir noktada, dünyanın bundan sonraki dönemde ihtiyacı olan konuların altını çizilmesi ve bunu da ev sahipliği yapmak bakımında İstanbul'un en uygun lokasyonlardan birisi olduğuna inanıyoruz. Bu anlamda İstanbul'daki bu toplantılar çerçevesinde, dünyanın geleceği için önemli bir parlamenter bir yolun ortaya çıkmasını da ümit ediyoruz. İstanbul bildiğimiz gibi bütün dünya biliyor ve takdirle karşılıyor, bir dünya markasıdır. Sadece büyük bir metropol değil, aynı zamanda farklılıkların bir arada yaşadığı, büyük bir medeniyet birikimine, köklü bir medeniyet tecrübesine sahip olan bir şehirdir. Dolayısıyla tarih boyunca diyalogu, etkileşimi ve birlikte yaşamayı mümkün kılan bu şehirde, bu katip şehrimizde toplantının yapılmış olması, aynı zamanda geleceğe de anlamlı bir ev sahipliği yaptığımız anlamına gelir diye düşünüyorum. Gerçekleşecek bu büyük buluşma İstanbul'un sahip olduğu tarihi birikimin, günümüz dünyasında güçlü bir yansıması olmasını temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, şöyle konuştu: "Nasip olursa Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ev sahipliğinde 28-29 Haziran 2026 tarihinde, hemen bu toplantının bitiminde NATO Parlamento Başkanları zirvesini İstanbul'da gerçekleştireceğiz. Bu ev sahipliğinde Türkiye'nin uluslararası alanda daha görünür hale gelmesine büyük katkı sağlayacağını belirliyorum. PAB Genel Kurulu parlamenter diplomasi açısından özellikle son yıllarda en kapsamlı ve en yüksek katılımlı toplantılarından birisi de İstanbul'da şahit olacak. PAB Sekreteryası'ndan aldığımız son bilgilere göre İstanbul'daki genel kurulu milletvekili ve parlamento başkanı düzeyinde rekor bir katılım beklenmektedir. Allah biliyor savaşın devam etmesi şartında özellikle Asya'daki parlamenterlerin Türkiye gelişine zorluk çekilebileceği gibi bir endişemiz vardır. Ama çok şükür büyük bir katılım bildirildi. 157 ülkeden 857 milletvekili, 86 parlamento başkanı, 56 parlamento başkan vekili, 169 farklı uluslararası kuruluşun temsilcileri, 46 farklı parlamentonun genel sekreteri, Türkiye'den katılanlar hariç 130 uluslararası basın mensubu olmak üzere toplam 2 bin 420 kişi katılımcı olarak kayıtlarını yaptırmıştır. Ben de PAB'ın toplantılarına katılmaya özellikle dikkat gösteriyorum. 2 bin 420 kişinin katılması Türkiye için de önemli bir avantajdır. Fikirlerimizi, görüşlerimizi çok daha rahat bir şekilde dünyaya yayma fırsatı bize verecektir." Toplantıda Birleşmiş Milletler Türkiye temsilciliği, Türkiye Büyük Millet Meclisi ile yürütülen diyalog ve iş birliği hakkında katılımcılara bilgi vereceğini kaydeden Kurtulmuş, bu kapsamda ilgili kurumlarımızın desteğiyle Sultanbeyli'de bir göç merkezine de Birleşmiş Milletler heyetiyle ziyaret gerçekleştirileceğini ifade etti. Kurtulmuş, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak bunun dışında PAB bünyesinde genel kurum arasında iki önemli etkinliği de düzenlemeyi planladıklarını aktararak, 2025 yılının Nisan ayında İstanbul'da gerçekleştirilen Filistin'i destekleyen parlamentolar toplantısının ikincisini yapacaklarını iletti. "(TERÖRSÜZ TÜRKİYE) RAPORUN GEREKLİLERİNİ YERİNE GETİRİLMEK TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ UHDESİNDEDİR" Toplantının ardından gazetecilerin sorularını cevaplayan TBMM Başkanı Kurtulmuş, terörsüz Türkiye konusundaki soruya, "Türkiye Cumhuriyeti tarihinin 100 yıllık Cumhuriyet tarihimizin en önemli sorunu olan terör meselesinin çözülebilmesi için bir komisyon oluşturuldu. Türkiye Büyük Millet Meclisi siyasi partilerin tamamının katılımıyla Türk siyaseti üzerine düşen sorumluluğu üstüne alarak eksiksiz bir şekilde görevini yerine getirerek özellikle dünya ülkelerine de örnek olabilecek şekilde bir demokrasi dersi verdi. Kimse birbirine kalkıp saygısızlık etmedi, kavga etmedi. Herkes o mutlak fikrini ortaya koydu. Çok ayrı fikirler olmasına rağmen ortak bir zeminde buluştu. Ve bütün partiler üzerinde ittifak ettiği bir raporu ortaya çıkardı. Şimdi bu raporu gereklilerinin yerine getirilmesi Türkiye Büyük Millet Meclisi uhdesindedir, siyasi partilerin uhdesindedir" cevabını verdi "TBMM BAŞKANLIĞI'NA EN UFAK BİR İNİSİYATİF BIRAKILMAMIŞTIR" Kurtulmuş, TBMM'nin işlevini yitirdiği iddialarına ilişkin soru üzerine ise "Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne yapılmış olan büyük bir haksızlıktır. TBMM fevkalade önemli bir şekilde görevleri icra ediyor. Dolayısıyla bunun doğru olmadığı kanıtlanıyor" karşılığını verdi. Ara seçim konusunda Kurtulmuş, "Anayasamızda hangi şartlar altında ara seçime girebileceği çok net bir görev. Bu konudaki karar alma yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisi'nindir. Anayasa çerçevesinde de sadece iki kere bir ara seçim kararı alınmış. Bunlardan birisi 1986'da uygulanmış. 1994'te karar uygulanmamıştır. Çünkü o zaman Meclis'te kanunla bu iş yapılmış. Anayasa Mahkemesi de bunu iptal ettiği için 1994'teki seçim yapılamamıştır. Demokrasinin en önemli özelliği her şeyin açık olmasıdır. Kuralların açık olmasıdır. Ara seçimin kuralları da açıktır. Anayasa ve iç tüzükte şartlar bellidir. O şartlar yerine gelirse, geldiği takdirde ara seçim olur. Ama buna karar verecek o şartların başına da buna karar verecek olan Genel Kurulun böyle bir karar alması şarttır. Yani burada Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na en ufak bir inisiyatif bırakılmamıştır" değerlendirmesini yaptı.

Hilmi Şanlı’dan dünyaya sert tepki: Zulme sessiz kalmayın! Haber

Hilmi Şanlı’dan dünyaya sert tepki: Zulme sessiz kalmayın!

Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı, Filistin başta olmak üzere Müslüman coğrafyalarında yaşanan dramlara ve sessiz kalan dünyaya yönelik zehir zemberek bir açıklama yayımladı. Şanlı, "Bu bir savaş değil, bu bir katliam düzenidir" dedi. Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı, dünya genelinde tırmanan şiddet ve Müslümanlara yönelik baskılara karşı sert bir manifesto yayımladı. Teknolojinin zirve yaptığı bir çağda adaletin yerin dibine battığını ifade eden Şanlı, vicdanların nasır tuttuğunu vurguladı. "12 BİN FİLİSTİNLİ İDAMLA YÜZ YÜZE" Özellikle Filistin'de binlercesi çocuk olmak üzere 12 bin kişi hakkında verilen idam kararlarını "sözün bittiği yer" olarak tanımlayan Şanlı, şu ifadeleri kullandı: "Bu bir savaş değil, bu bir katliam düzenidir. Bu, insanlığın açıkça infaz edilmesidir. Konuşması gerekenler susuyor, görmesi gerekenler gözlerini kapatıyor. Bu suskunluk bilinçli bir vurdumduymazlıktır." "ZULME SESSİZ KALMAYACAĞIZ" Türk Diyanet Vakıf-Sen olarak mazlumun sesi olmaya devam edeceklerini belirten Hilmi Şanlı, dünyayı iki seçenekle baş başa bıraktı: "Ey dünya! Ya adaletin tarafında olacaksın ya da bu karanlığın suç ortağı olarak tarihe geçeceksin. Unutma, zulüm büyüdükçe çöküş de büyür." Şanlı, açıklamasını "İnsanlık onuru kazanacak, zalimler kaybedecek" sözleriyle noktaladı.

Bakanlıktan sert yalanlama: "İsrail ile Ticaret sıfırdır!" Haber

Bakanlıktan sert yalanlama: "İsrail ile Ticaret sıfırdır!"

Ticaret Bakanlığı, "Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi istatistikleri ve devlet kurumlarının açıklamalarına rağmen Cumhuriyet Halk Partisi’nin bazı milletvekillerinin İsrail İstatistik Kurumu’na itibar etmeyi tercih ederek ortaya attıkları ‘İsrail ile ticaretin sürdüğü’ iddiaları yalandır" açıklamasını yaptı. Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, "Türkiye Cumhuriyeti’nin 2 Mayıs 2024’te almış olduğu kararla tam 23 aydır Türkiye’den İsrail’e bütün ürün gruplarında ihracat, ithalat, serbest bölge ve transit ticaret tamamen durdurulmuştur. Hatta Türk bayraklı ve İsrail bayraklı hava ve deniz ulaştırması bile yapılmamaktadır. Gümrüklerde ve serbest bölgelerimizde İsrail ile ticaret işlemi yapılamaz. 2 Mayıs 2024’ten bu yana İsrail ile ticaret sıfırdır. Gümrük sistemi kapalıdır. 2 Mayıs 2024 tarihinden sonra ülkemizden İsrail’e yönelik ihracat ve ithalat için tescil edilmiş hiçbir gümrük beyannamesi veyahut İsrail’den ülkemize ulaşan hiçbir İsrail sevkiyatı bulunmamaktadır. İhracat ve ithalat rakamları her ay Ticaret Bakanlığımız ve Türkiye İstatistik Kurumu tarafından da şeffaf olarak yayınlanmaktadır. Diğer taraftan 7 milyona yakın Filistinli’nin ölüm kalım mücadelesi verdiği ve kutsal toprakları savunduğu, hayatta kalmaya çalıştığı bir ortamda, ihtiyaç duydukları acil ürünler için Filistin Milli Ekonomi Bakanlığı’nın tek tek yazılı onay verdiği ve Filistin topraklarındaki ihtiyaçlara yönelik sevkiyat, Filistin Milli Ekonomi Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığımızın kontrolünde ve ancak ithalatçısı ve Filistin varışlı olduğu teyit edilerek gerçekleşmektedir. 7 Haziran 2024’te Filistin hükümeti ile varılan resmi anlaşma gereği, bu malların münhasıran Filistin tarafından kullanıldığı, Filistin Milli Ekonomi Bakanlığı tarafından da müteaddit defalar açıklanmış bulunmaktadır. Bu rakamlar Ticaret Bakanlığı gümrük verileri ve TÜİK verileri ile sabittir. Diğer taraftan, Filistin toprakları ile yapılan ve ayda 50-60 milyon dolar civarındaki ticaret de, Filistin’in limanı, gümrüğü olmadığı için İsrail’in iki limanı üzerinden yapılabilmektedir. Bu gerçeği CHP’li milletvekilleri de bilmektedirler. Filistin’e yapılması zorunlu düşük rakamlı ihracatı da İsrail’e yapılıyor diye iftira atarak, Filistin’in can damarını kesmeye çalışma çabası içindedirler" denildi. Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi: "Türkiye, İsrail’e ekonomik baskılar yaparak dünya ile birlikte Gazze’de ateşkesi sağlamak için 7 Ekim 2023’ten önce aylık ortalama 600-700 milyon dolar ihracat yaptığı İsrail’e ihracatından 2 yıldır feragat etmiştir. Başka bir deyişle bu iki yıllık dönemde toplam 13-14 milyar doları aşkın ihracattan Filistin davasını ve mazlum Filistinli kardeşlerimizi desteklemek için feragat etmiştir. İsrail’in Gazze’de sürdürdüğü soykırım, masum sivilleri hedef alan insanlık dışı saldırıları ve uluslararası hukuku yok sayan zulmü karşısında Türkiye devleti, hükümeti ve milleti olarak her daim Filistinli kardeşlerimizin yanında olmuştur. İsrail’e ekonomik ve ticaret ambargosu uygulayan yegane öncü ülke olmuştur. Türkiye, Gazze’ye, Gazze halkına, Batı Şeria’ya en çok yardım gönderen, tıbbi yardım sağlayan ülke olmuştur. Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde ülkemizin ve hükümetimizin bu ilkeli duruşu, başta Filistinli kardeşlerimiz olmak üzere tüm İslam dünyasından, hatta vicdanlı diğer milletlerden takdir görmüştür ve görmektedir. CHP’li bazı milletvekilleri de bu utanılacak iddialarına ve iftiralarına sarılmak yerine Türkiye Cumhuriyeti'nin bu asil ve kararlı duruşundan gurur duyabilirler. Defaeten açıklandığı üzere çarpıtma haberler ve CHP’li bazı milletvekillerinin zaman zaman yaptığı bu açıklamalar, 'Türkiye sanki halen İsrail’e ihracat yapıyormuş' algısı oluşturmaya yönelik bir iftira mahiyetindedir. Bu yalanların Türkiye’nin, hükümetimizin İsrail’in soykırımlarına karşı politika ve tedbirlerini itibarsızlaştırmayı ve düpedüz İsrail’in çıkarlarına hizmet etmeyi amaçladığı açıktır. Filistinli vatandaşların yaralarının sarılması, temel ihtiyaçlarının karşılanması ve Gazze’ye insani yardımın kesintisiz ulaştırılması için tüm imkanlarımızı seferber etmeye, bu çerçevede hem İsrail’in manipülasyonları hem de ona hizmet eden içerideki iftiracılarla mücadele etmeye devam edeceğiz. Tarih ve toplumsal vicdan, kimlerin mazlum Filistinlilerin yanında olduğunu, kimlerin de İsrail’in çıkarlarına hizmet ettiğini kaydetmektedir. Bu itibarla hükümetimizin, Ticaret Bakanlığımızın bu konudaki resmi, gerçek ve istatistiki verilere dayalı açıklamalarına itibar edilmesi, İsrail’e hizmet eden, İsrail istatistikleri ve istihbaratından beslenen yalanlara, çarpıtma haberlere itibar edilmemesi hususunu kamuoyumuzun dikkatine saygılarımızla sunarız."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.