SON DAKİKA
Hava Durumu

#Filistin

Söz Bursa - Filistin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Filistin haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Özgür Özel Ankara'da konuştu: O planı ifşa etti! Haber

Özgür Özel Ankara'da konuştu: O planı ifşa etti!

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak 1970'lerin başından beri Filistin meselesine, Filistin'in birliği, bütünlüğü, özgürlüğü, doğu Kudüs'te iki devletli bir yapının savunulması, bağımsız Filistin için verilen mücadeleye hem diplomatik desteği hem de insani desteği vermiş olan bir ülkeyiz" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Ankara İl Örgütünce gerçekleştirilen iftar programına katıldı. Çankaya Zübeyde Hanım Sosyal Tesisinde konuşan Özel, Ramazan ayının mübarek olmasını diledi. Özel, "Bir siyasi partiyi gençleştirmek önemli, gençlerle buluşturmak önemli. Ama bir siyasi partiyi bir yaşta olan, yaşayan bir organizma olarak görmemek lazım. Bir orman gibi görmek lazım; en genç fidelerinden, en köklü ağaçlarına, en tecrübeli olan dallarına kadar" diye konuştu. "SİYASİ TARİHİMİZİN EN BÜYÜK SALDIRILARINDAN BİR TANESİ İLE KARŞI KARŞIYAYIZ" Özel, "Bugünlerde yapılan her konuşmada, her sohbette, ele mikrofon alınca yapacağınız her söylemde mutlaka içinde adalet oluyor, adalet olmadan bir şey konuşmak mümkün değil. En başta hiç şüphe yok ki siyasi tarihimizin en büyük saldırılarından bir tanesi ile karşı karşıyayız. CHP ile hizmette yarışacak takati kalmayanlar, CHP'yi itibarsızlaştırmak, belediye başkanlarını itibarsızlaştırmak ve siyasi olan ama yargı eliyle yürütülen birtakım davalar ya da dava tehditleri üzerinden milletin verdiği desteği, gösterdiği teveccühü görmezden gelmek, dikkatleri başka yere çekmek, sulandırmak ve milletin CHP'ye yönelişine bir set çekmeye çalışıyorlar. Bunun karşısında şüphesiz büyük bir cesaret, kararlılık, birlik ve beraberlik içinde mücadele ediyoruz" ifadelerini kullandı. "BİZ VAR OLDUKÇA DA KİMSE CUMHURİYET'E, KAZANIMLARINA, DEĞERLERİNE EL UZATAMAYACAK" Özel, her zorluğa karşı ayakta kaldıklarını vurgulayarak, "Biz savaş meydanlarında kurulmuş, darbelerde kapanmış ve ilk fırsatta tekrar açılmış ve genel başkanları hapis yatmış, il başkanları siyasi cinayetlere, ilçe başkanları, üyeleri siyasi cinayetlere kurban gitmiş ama bir santim eğilmemiş bir siyasi geleneğiz. Cumhuriyet'ten önce vardık, Cumhuriyet oldukça da var olacağız. Biz var oldukça da kimse Cumhuriyet'e, kazanımlarına, değerlerine el uzatamayacak. Cumhuriyet Halk Partisi böyle bir parti" şeklinde konuştu. "TÜRKİYE İTTİFAKI, İÇİNDE TÜRKİYE'NİN BÜTÜN DEMOKRATLARINI BARINDIRIR" CHP'nin bünyesinde barındırdığı tüm çeşitliliklerden güç aldığını söyleyen Özel, sözlerine şöyle devam etti: "Cumhuriyet Halk Partililer, bir yaşam biçiminin tek başına tercih eden insanların oluşturduğu bir yapıdan değil, Anadolu'nun bütün renklerini, bütün inançlarını, bütün mezheplerini, bütün yaşam biçimlerini içinde barındıran ama ülkenin bölünmez bütünlüğü, ay yıldızlı al bayrak ve kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk sevgisinde birleşen koca bir ailedir. Bu ailenin varlığı, son girdiğimiz yerel seçimlerde ay yıldızlı al bayrağımızdan rengini alan Türkiye İttifakı'na katılmıştır. Türkiye İttifakı, içinde Türkiye'nin bütün demokratlarını barındırır. Türkiye İttifakı, sosyal demokratların, muhafazakar demokratların, milliyetçi demokratların, liberal demokratların, Kürt demokratların bir arada olduğu, bir arada yaşamı savundukları, ülkenin varlığı, birliği, bütünlüğü için hep birlikte olan, ülkedeki herkesin inancına saygılı, inancını yaşamasına saygılı, tüm özgürlüklerin teminatı ve Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında bir kez daha yüzyıl öncesinde olduğu gibi tüm Anadolu'yu ve Trakya'yı kapsayan, kucaklayan milletin kol kola girerek ayağa kalktığı, bütün zorluklardan, bütün kuşatmalardan birlikte kurtuldukları bir süreci yeniden yaşamanın adıdır." "HEP BİRLİKTE ÇOK GÜZEL GÜNLERE OMUZ OMUZA, KOL KOLA YÜRÜMEYE KARARLIYIZ" Özel, omuz omuza yürümeye kararlı olduklarını vurgulayarak, "Biz Türkiye olarak biriz, beraberiz. Ülkemizle, vatanımızla, milletimizle, bayrağımızla, Atatürk'ümüzle birlikte bundan sonraki süreçte Türkiye'nin yüzde 90, 95'i olarak, bu büyük aile olarak aramıza nifak sokmaya çalışanlara, farklılıklardan kavga çıkarmaya çalışanlara, sürtüşmeden tansiyon, tansiyondan siyasi nema çıkarmaya çalışanlara karşı biz birbirimizi seviyoruz ve hep birlikte çok güzel günlere omuz omuza, kol kola yürümeye kararlıyız. Biz Türkiye'yiz ve Türkiye'yi çok seviyoruz" açıklamasında bulundu. "FİLİSTİN İÇİN VERİLEN MÜCADELEYE HEM DİPLOMATİK DESTEĞİ HEM DE İNSANİ DESTEĞİ VERMİŞ OLAN BİR ÜLKEYİZ" Türkiye olarak 1970'lerin başından beri Filistin için verilen mücadeleye destek olduklarını aktaran Özel, şu ifadeleri kullandı: "Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak 1970'lerin başından beri Filistin meselesine, Filistin'in birliği, bütünlüğü, özgürlüğü, doğu Kudüs'te iki devletli bir yapının savunulması, bağımsız Filistin için verilen mücadeleye hem diplomatik desteği hem de insani desteği vermiş olan bir ülkeyiz. Buna uluslararası dünya da onunla birlikte Türkiye de vermesi gereken en sert reaksiyonu doğru zamanda vermedi. Ortaya çıkan tabloda kimse masum değil. Ama şimdi Trump‘ın Amerika'nın başına yeniden gelmesiyle, Gazze'ye dönük bakıp ‘Buraları güzelmiş. Orada Filistinlilere yer yok. Etraftaki Müslüman ülkelere onları dağıtacağım. Oraya kocaman oteller yapacağım, kumarhaneler açacağım. Plajları çok güzel. Önünde de çok petrol var, hidrokarbon var. Orayı istiyorum' dediği yer Gazze. Şimdi bir Gazze Barış Planı ortaya attı. Bir heyete uluslararası camiayı davet etti. Aklı başında, gerçek Filistin dostu, Amerika'dan korkmayan, bir takım çıkar ilişkileri içinde olmayan ülkeler bu işe mesafe koydular."

Bahçeli’den CHP’ye sert tepki: "Gazi Meclis siyasi eşkıyalık alanı değildir!" Haber

Bahçeli’den CHP’ye sert tepki: "Gazi Meclis siyasi eşkıyalık alanı değildir!"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Ramazan ayının manevi iklimine rağmen Filistin'de yaşanan insanlık dramına dikkat çeken Bahçeli, İsrail'in Batı Şeria'daki son kararlarının uluslararası hukukun açık ihlali olduğunu söyledi. Bahçeli, Ramazan ayının sabır, merhamet, hoşgörü ve dayanışma ayı olduğuna vurgu yaparak, "Ancak Filistinli kardeşlerimize bu insani ve vicdani erdemler çok görülmekte, makus kaderleriyle baş başa kalmalarına taammüden göz yumulmaktadır" dedi. "YASA DIŞI İLHAK HAMLELERİ HÜKÜMSÜZDÜR" İsrail hükümetinin Batı Şeria'da arazi tesciline ilişkin aldığı kararlara değinen Bahçeli, "İsrail hükümetinin geçtiğimiz günlerde Batı Şeria'da arazi tesciline ilişkin aldığı son karar uluslararası hukukun çiğnenmesi olduğu kadar süregelen soykırım suçunun farklı kanallardan ilerlediğinin de teyididir. Yasa dışı ilhak hamleleri elbette hükümsüzdür. Filistin halkını yerinden yurdundan zorla çıkarmayı hedefleyen, Yahudi yerleşimcilere alan açmayı gözeten her türlü gayri meşru ve gayri hukuki adım inanıyorum ki hakkın ve hakikatin barajını aşamayacaktır. Siyonist vandallığın bir bildiği varsa hiç kuşkusuz Allah'ın da bir bildiği vardır ve hiçbir zalim buna güç yetiremeyecek, bununla boy ölçüşemeyecektir. İsrail'in işgal ettiği Filistin topraklarında hak iddiası ve egemenlik kurma iştahı sonuçsuz kalmaya mahkumdur. Bu son vahim gelişmeler barışçıl arayışları gölgelemektedir. İki devletli çözüm iklimini de zehirlemektedir." "ULUSLARARASI DÜZEN YIKIM SÜRECİNDEDİR" Bahçeli, 13-15 Şubat tarihlerinde Almanya'nın Münih kentinde düzenlenen Münih Güvenlik Konferansına da değinerek, küresel sistemin ciddi bir çözülme içinde olduğunu dile getirerek, "Yıkım Altında temasıyla düzenlenen mezkur konferans, bir nevi malumun ilanına da sahne olmuştur. 19-23 Ocak tarihinde yapılan Davos Zirvesi'nde de benzer tartışmalar yaşanmıştır. Yıkılan bellidir, yıkanlar da bellidir; fakat neyin kurulacağı, nasıl kurulacağı, ne zaman kurulacağı belirsizliğin ve bilinmezliğin dibine oturmuştur. Ankara'dan dünyanın genel tablosuna baktığımızda ümitvar olacağımız, memnuniyet duyacağımız, yüreklerimize su serpecek bir aydınlık, bir arayış veya dört başı mamur bir amaç görülmemektedir. Buna karşılık Türkiye hem bölgesinde hem de küresel arenada istikrar adası gibi sivrilmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın, Sayın Dışişleri Bakanımızın ve Cumhurbaşkanlığı Kabinesi'nin kesintisiz diplomatik hamleleri, ihtilafları diyalogla çözme çabaları gerçekten takdir ve tebrike ziyadesiyle layıktır. Masada ve sahada aynı anda olabilmeyi başaran bir Türkiye'yle hepimizin iftihar etmesi esasen bir manevi görevdir" ifadelerini kullandı. "ABD-İRAN MÜZAKERELERİ MAKUL BİR UZLAŞIYA ULAŞMALIDIR" Ramazan ayında sağduyu ve sükunetin hakim olması gerektiğini belirten Bahçeli, ABD ile İran arasındaki müzakerelerin kesintiye uğramadan ilerlemesinin samimi temennileri olduğunu söyledi. Bahçeli, "Kuzeyimiz çalkalanırken, güneyimizin de savaş ortamına sürüklenmesi bölgesel dengelerle birlikte küresel dengeleri de sarsacak, yaygın ve küresel bir çatışma hali karşımıza çıkacaktır" şeklinde konuştu. "PÜSKEVİTİ OLMAYAN ÇOCUKLARIN ÇAĞRISINI DUYALIM" Ramazan ayında dayanışma ve yardımlaşma çağrısı yapan Bahçeli, mütevazı sofralarda bir araya gelinmesi gerektiğini belirterek şöyle devam etti: "Ülkemin her yerinde gönül gönüle vererek kardeşliğimizi yüceltmeliyiz. Bol yıldızlı otellerin restoranlarında değil mütevazı sofralarda yerimizi almalıyız. Milletvekillerimiz ve tüm teşkilatımızla eşzamanlı şekilde daha hızlı, daha aktif, daha sorumlu, daha özenli, daha müşfik, daha kucaklayıcı, daha hazır olmalıyız. Biz gelin fakir fukaranın konuşan dili, bakan gözü, duyan kulağı, dokunan eli olalım. Hatırlayınız, yıllar önce bir konuşmamda, anasının, babasının gözlerine bakan yurdumun masum çocuklarının sözcüsü olmak istemiştim. Onların mahrumiyetini yüreğimde hissedip imrenen ruhlarına tercüman olmayı dilemiştim. Ve memleketim olan Gavur Dağı'nın söyleyişiyle; ‘Hani benim püskevitim, çukulatam' demiştim. Şairin ifadesiyle; çaresiz ve yalnızların, ‘gel diyecek kimsesi' olmayı hedeflemiştim. O gün bu konuşmayı anlamayan gafiller haftalar boyu müstehzi ifadelerle püskevit kelimesini dillerine dolamışlardı. Ve ne üzücüdür ki bizim arkadaşlarımız da bu seslenişin hak ettiği derinliği fark edememişlerdi. Varsın olsun, hata da insanlar içindir. Bu Ramazan'da hep birlikte, sofraların, ocakların, çocukların, gençlerin, yaşlıların ve kadınların sesi olalım. Yeter ki, onların dertlerine ortak olalım. Püskeviti olmayan çocukların çağrısını işitelim. Biz öylesine büyük bir medeniyetin, öylesine kutlu bir tarih ve kültür zenginliğinin varisleriyiz ki, felaketin kayalıklarından fidan fidan serpilen, ağır sorunların çorak bağrından filiz filiz yeşeren birlik ve kardeşlik bahçemizde el ele tutuşmasını çok şükür biliriz." Bahçeli, devlet-millet dayanışmasının önemine vurgu yaparak, MHP ve Cumhur İttifakı'nın ahlaki ve soylu duruşunu koruduğu sürece hiçbir engelin aşılamayacağını ifade etti. 6 Şubat 2023'te Kahramanmaraş merkezli depremlere de değinen Devlet Bahçeli, devletin tüm imkanlarıyla seferber olduğunu belirtti. "CHP YÖNETİMİ, DOĞAL AFETTEN SİYASİ AFET ÇIKARMAK İÇİN ELİNDEN GELENİ ARDINA KOYMAMIŞTIR" Depremde 53 bin 537 kişinin hayatını kaybettiğini, 107 bin 213 kişinin yaralandığını hatırlatan Bahçeli, bugüne kadar 455 bin 357 bağımsız bölümün tamamlanarak hak sahiplerine teslim edildiğini söyledi. Ana muhalefet partisini eleştiren Bahçeli, CHP'nin deprem üzerinden siyasi istismar yaptığına dikkati çekerek, "Hatırlarsanız, devletimiz depremin ilk anından itibaren tüm kaynak ve imkanlarını seferberlik ruhuyla harekete geçirmiştir. Hiçbir insanımız mağdur edilmemiştir. Bugüne kadar depremin toplam maliyeti de 150 milyar doları bulmuştur. Yıkılan yapılmış, ihtiyaçlar karşılanmış, nitekim her zorluğun üstesinden Allah'ın izniyle gelinmiştir. İnsanüstü emek ve çalışmanın sonunda yeni bir hayatın müjdesi verilmiştir. Asrın İnşa Seferberliği kapsamında; 367 bin 995'i konut, 65 bin 672'si köy evi, 21 bin 690'nı iş yeri olmak suretiyle toplam 455 bin 357 bağımsız bölüm inşası tamamlanmış, hak sahibi vatandaşlarımıza da teslim edilmiştir. Eğri bakan doğruyu göremezmiş, gönlü pak olanın da yolu şaşmazmış. Cumhuriyet Halk Partisi'yle bilumum muhalefet bakiyesinde toplaşan siyasi garabetler yapılanı kötüleyerek, hizmeti karalayarak, devasa eserleri yok sayarak istismar ve rant peşine düşmüşlerdir. Yalana bin yalan katmanın adı siyaset olamaz. Depremle ilgili dedikodu üretmenin izahı yapılamaz. Doğruyla yanlışı tefrik edemeyen bir siyasetçinin vicdanından bahsedilemez. İyiyle kötüyü fark edemeyen bir siyasetçinin erdemli olmasını beklemek ise boşa kürek çekmekle eşdeğerdir. CHP yönetimi, doğal afetten siyasi afet çıkarmak için elinden geleni ardına koymamıştır. Konutlarına kavuşan vatandaşlarımıza boş senet imzalatılıyor demek yalnızca bühtan değil, siyasi namusla çelişen bir hezeyandır. CHP'nin işi gücü fitne fesattır. CHP'nin geçim kapısı kriz ve kargaşaya oynamaktır" değerlendirmesinde bulundu. "GAZİ MECLİS ŞOV ALANI DEĞİLDİR" TBMM'de yeni atanan bakanların yemin töreninde yaşanan olaylara da değinen Bahçeli, "Gazi Meclis aciz Meclis değildir. Gazi Meclis kürsü işgaliyle üçüncü dünya ülkelerini andıracak bir Meclis değildir. Yeni atanan bakanlarla ilgili eğer varsa merak edilen bir husus yasal ve demokratik kanallar açıktır, ortadadır. Muhalefetin sahip olduğu imkanları kullanmaya yanaşmadan Meclis'i karıştırması, yasal ve anayasal bir hakkı engellemeye çalışması yeni sürüm bir siyasi eşkıyalık değilse nedir? Ali kıran baş kesen misiniz? Nesiniz, kimsiniz? Deli Dumrul gibi hareket etmenin neresi demokrasidir? Gazi Meclis'i şov ve savaş alanına çevirmenin kime ne faydası vardır? Sözün hükmü yerine yumruğun gücüyle oraya buraya sataşmak bir siyasetçiye yakışıyor mu? CHP'nin siyasi çizgisiyle bağdaşıyor mu? Özellikle yeni atanan Adalet Bakanımızla ilgili rahatsızlığınızın kaynağını nasıl yorumlayalım? İstanbul'daki tezgahınız bozuldu, öfkeniz buna mı? Rüşvet ve yolsuzluk çarkınız kırıldı, sinir nöbetiniz bundan mı? Maskeleriniz düştü, ipliğiniz pazara çıktı, foyanız ortalığa döküldü; anormal stres ve gerilim sebebinizin nedeni buna mı dayalı? Tekraren ifade ediyorum; geçtiğimiz hafta çarşamba günü yapılan yemin merasiminde TBMM'nin saygınlığına leke düşüren müfsit ve müflis CHP zihniyetini ayıplıyor, haddinizi bilin diyorum" dedi. "MHP 57 YILDIR SİYASET ÇINARIDIR" Bahçeli, MHP'nin 9 Şubat 2026'da 57'nci kuruluş yıl dönümünü kutladığını hatırlatarak, "57 yıl demek siyasette çınarlaşmak demektir" dedi. Geleceğe yönelik kararlılık mesajı veren Bahçeli, "Bir kere başaran yeniden başarır" ifadesini kullandı.

Erdoğan’dan sert "Şalvar" tepkisi ve depremzedeye konut müjdesi! Haber

Erdoğan’dan sert "Şalvar" tepkisi ve depremzedeye konut müjdesi!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Eskişehir'in Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş Akgün'ün kıyafeti nedeniyle sosyal medyada hedef alınmasına ilişkin, "'Şalvarlı kadının görevi ilçe yönetmek değildir, ahırda inek sağmaktır' diyerek tahkir etmeye kalkan 28 Şubat artığı bu faşizan, bu ukala, kibirli, alçak zihniyeti bugün bir kez daha lanetliyorum" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde gerçekleştirilen grup toplantısında konuştu. Konuşmasından önce Eskişehir’in Mihalgazi ilçesinden gelen yöresel kıyafetli kadınları selamlayan Erdoğan, "Belediye Başkanımız Zeynep Güneş’le birlikte tüm hanım kardeşlerime teşekkür ediyor, Anadolu kadınının bin yıllık asaletini yansıtan şu vakur duruşları için kendilerine şükranlarımı sunuyorum" dedi. Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş Akgün'ün kıyafeti üzerinden sosyal medyada hedef alınmasına ilişkin Erdoğan, "Milletten aldığı yetkiyle ilçesine üç dönemdir hizmet eden başarılı bir kadın siyasetçiye 'Şalvarlı kadının görevi ilçe yönetmek değildir, ahırda inek sağmaktır' diyerek tahkir etmeye kalkan 28 Şubat artığı bu faşizan, bu ukala, kibirli, alçak zihniyeti bugün bir kez daha lanetliyorum. Yıllarca sırf başörtülerinden ötürü kadınların eğitim hakkını, kamuda çalışma hakkını, hatta seçilme hakkını gasp edenlerle; Anadolu kadınının asırlardır üzerinde gururla taşıdığı yazmasına, tülbentine, şalvarına, çarşafına, ehramına, fistanına dil uzatanlarla; milletimize tepeden bakan, milletimizi hor ve hakir görenlerle mücadelemizi her zeminde sonuna kadar devam ettireceğimizin bilinmesini istiyorum. Bu ülkede yasakçı ve baskıcı anlayışa göz yummadık ve yummayacağız. Kadınlara parmak sallayanlara meydanı terk etmedik, etmeyeceğiz. Eski karanlık günleri hortlatmaya çalışanların karşısında dimdik durduk, duracağız. Şerife Bacı'nın, Kara Fatma'nın, Nene Hatun'un yolundan giden tüm hanım kardeşlerimi bugün bir kere daha kemal-i hürmetle selamlıyorum" ifadelerini kullandı. "SUUDİ ARABİSTAN'LA İMZALADIĞIMIZ ANLAŞMA STRATEJİK ÖNEME SAHİPTİR" Geçen hafta Suudi Arabistan ve Mısır’a önemli bir ziyaret gerçekleştirdiklerini hatırlatan Erdoğan, "İkili ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almanın yanı sıra; Filistin, Suriye, Sudan başta olmak üzere güncel meseleleri kapsamlı şekilde istişare ettik. Her iki ziyaretimizden enerjiden savunmaya farklı alanlarda imzaladığımız toplam 12 anlaşma ile döndük. Özellikle yenilenebilir enerji alanında Suudi Arabistan'la imzaladığımız anlaşma stratejik öneme sahiptir. Bu anlaşmaya göre inşallah Suudi şirketleri Türkiye'de toplam 5 bin megavat gücünde güneş ve rüzgar santralleri inşa edecek. İlk aşamada Sivas ve Karaman'da biner megavatlık güneş enerjisi santralleri kurulacak. İki güneş enerjisi santrali projesi ile toplam 2,1 milyon hanenin elektrik ihtiyacını karşılamayı hedefliyoruz" diye konuştu. Cumartesi günü Ürdün Kralı 2. Abdullah bin Hüseyin’i misafir ettiklerini, oldukça verimli ve ikili ilişkileri güçlendiren istişarelerin yapıldığını aktaran Erdoğan, en kısa zamanda Ürdün’e bir ziyarette bulunmayı arzu ettiklerini söyledi. "DÜNYADA VE BÖLGEMİZDE TABİRİ CAİZSE BİR TÜRKİYE RÜZGARI ESİYOR" Diplomatik temaslar çerçevesinde Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in bugün, Sırbistan Başbakanı Vuçic’in ise yarın Ankara’ya geleceğini kaydeden Erdoğan, "Önümüzdeki pazartesi ve salı günleri ise inşallah Birleşik Arap Emirlikleri'ni ve Etiyopya'yı ziyaret edeceğiz. Dünyada ve bölgemizde bir Türkiye rüzgarı esiyor. Türkiye olarak kendimiz için ne istiyorsak, dostlarımız, kardeşlerimiz için de aynısını istiyoruz. Kendimiz için nasıl huzur, güvenlik istiyorsak; nasıl istikrar, kalkınma, refah istiyorsak; komşularımız ve tüm kardeş ülkeler için de aynısını istiyoruz. Son dönemde hız verdiğimiz diplomatik çabalarımız işte bunun içindir. Bilinen bilinmeyen, görünen görünmeyen temaslarımızın temel gayesi, aynı şekilde bölgesel barışa katkı sunmaktır. Hiçbir komplekse kapılmadan tüm aktörlerle görüşüyor, tamamen kardeşlik hissiyatı içinde fikir ve önerilerimizi muhataplarımızla paylaşıyoruz. İnsanlık tarihiyle yaşıt bir bölgenin kadim sakinleri olarak son yıllarda çatışmalarla, kardeş kavgasıyla, Gazze'de olduğu gibi barbarlıkla anılan coğrafyamızın tekrar bir selam yurdu, yeniden bir güven ve esenlik yurdu olması için hüsnüniyetle çalışıyoruz" dedi. "SURİYE KONUSUNDA SUUDİ ARABİSTAN'IN, MISIR'IN VE ÜRDÜN'ÜN DE BİZİMLE AYNI HASSASİYETLERİ TAŞIDIĞINI GÖRMEKTEN BÜYÜK BİR MEMNUNİYET DUYDUM" Suriye’nin yaklaşık 14 yıldır hasretini çektiği istikrara, barışa ve huzura süratle kavuşmasının en büyük temennileri olduğunu söyleyen Erdoğan, "Aynı kıbleye yönelen Suriyeli kardeşlerimizin birlik içinde, kardeşlik içinde aydınlık geleceklerini omuz omuza inşa etmesi bizim samimi arzumuzdur. Suriye konusunda Suudi Arabistan'ın, Mısır'ın ve Ürdün'ün de bizimle aynı hassasiyetleri taşıdığını görmekten büyük bir memnuniyet duydum. Suriye'nin huzuru için her üç ülkeyle inşallah birlikte hareket edeceğiz" ifadelerine yer verdi. "SURİYE’DE BİR TEK CANIN YANIP GİTMESİ BİZİM DE CANIMIZDAN CAN KOPMASI DEMEKTİR" Suriye meselesinde tavırlarının ilk günden beri net olduğunu, akan her damla kan ve gözyaşının kendilerinin de yüreklerini dağladığını vurgulayan Erdoğan, "Arap, Türkmen, Kürt, Nusayri fark etmeksizin Suriye'de bir tek canın yitip gitmesi bizim de canımızdan can kopması demektir. Suriye'ye vicdan merceğiyle bakan herkes bir defa şunu kabul edecektir; tıpkı aziz milletimiz gibi kardeş Suriye halkı da her şeyin en iyisine, en güzeline layıktır. Hiç şüphesiz bunu fazlasıyla hak etmektedir. 18 ve 30 Ocak mutabakatlarının tek ordu, tek devlet, tek Suriye temelinde titizlikle uygulanmasını bu bakımdan çok önemsiyoruz. Suriye'de kalıcı barışın ve istikrarın yol haritası belli olmuştur. Taraflar bunun idrakinde olarak yanlış hesap yapmamalı, eski hataları tekrar etmemeli, maksimalist taleplerle süreci zehirlememelidir. Şiddetin daha büyük şiddeti besleyeceği unutulmamalıdır" açıklamasında bulundu. "ARTIK SURİYE’NİN YER ALTI VE YER ÜSTÜ ZENGİNLİKLERİNİN TÜNEL YAPMAYA, ŞEHİRLERİN ALTINDA TÜNEL KAZMAYA DEĞİL SURİYE HALKININ TÜM KESİMLERİNİN REFAHINA HARCANMASININ VAKTİ GELMİŞTİR" Suriye’nin yer altı ve yer üstü zenginliklerinin şehirlerin altında tünel kazmaya değil, Suriye halkının tüm kesimlerinin refahına harcanması zamanının geldiğine dikkati çeken Erdoğan, "Biz Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın ülkesini bir an önce ayağa kaldırmaya yönelik samimi gayretlerinin en yakın şahidiyiz. Son operasyonlarla işgalden kurtarılan yerlerde de yeni yönetime karşı hem teveccühün hem büyük bir beklentinin oluştuğunu müşahede ediyoruz. Yeniden yeşeren umutlar inşallah bir daha kara kışa dönmeyecektir. En başta Türkiye buna izin vermeyecektir. Suriye hükümetinin en geniş siyasi katılım ve temsili sağlayacağına, etkili bir kalkınma planını hızla hayata geçireceğine yürekten inanıyorum. Türkiye olarak en uzun sınıra sahip olduğumuz, halkını dost, akraba ve kardeş bildiğimiz Suriye'deki gelişmeleri yakından takip etmeyi sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. "TÜRKİYE, BÖLGESİNDE TAHAKKÜM PEŞİNDE DEĞİLDİR, BAŞKA ÜLKELERİ DİZAYN ETME ARZUSUNDA ASLA DEĞİLDİR" Türkiye’nin bölgesinde nüfuz arayışında olmadığını söyleyen Erdoğan, "Türkiye, bölgesinde tahakküm peşinde değildir. Başka ülkeleri dizayn etme arzusunda asla değildir. Tam tersine biz samimi bir şekilde kardeşlik istiyoruz, barış diyoruz. Hep birlikte kalkınalım, hep birlikte ortak geleceğimizi inşa edelim diyoruz. Halep'le birlikte Şam, Rakka, Haseke, Kamışlı da şen olana kadar; Der'alı çocuklarla birlikte Kobanili yavruların da yüzlerinde tebessüm çiçekleri açana kadar Suriyeli kardeşlerimizi bir an olsun yalnız bırakmayacağız. İşte son operasyonlar sırasında hemen talimatlarımızı verdik. AFAD'ımızı, Kızılay'ımızı ve insani yardım kuruluşlarımızı süratle harekete geçirdik. İlk etapta iki tır dolusu insani yardım malzemesini Suriye hükümeti ile iş birliği halinde Kürt kardeşlerimizin yaşadığı yerleşim yerlerine sevk ettik. Kardeşlik ve komşuluk hukukumuzun gereği neyse, Türkiye olarak bize ne düşüyorsa hiç tereddüt etmeden en güzel şekilde yerine getirdik. İnşallah Ramazan-ı Şerif boyunca yardımlarımız artarak devam edecek. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem azabından kurtuluş olan mübarek Ramazan-ı Şerif ile birlikte Suriye'deki tüm kardeşlerimiz inşallah bu havayı teneffüs edecektir" diye konuştu. "KRİZİ FIRSATA ÇEVİRMEK GİBİ UCUZ BİR HESAP İÇİNDELER" "Biz can kurtarma peşindeyken birileri de çıkmış son derece kirli ve kışkırtıcı söylemlerle maalesef selden kütük kapma telaşına düşmüştür" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Suriye konusunu iç siyasette istismar etmek suretiyle milli birlik ve dirliğimizi kundaklamayı amaçlayan bu rezil siyasetin koç başlığını ise ana muhalefetin genel başkanlık koltuğunda oturan zat ile yoldaşları yapmaktadır. Nasıl 1 milyon kardeşimiz katledilirken Suriye'yi umursamadılarsa bugün de aynı durumdalar. Krizi fırsata çevirmek gibi ucuz bir hesap içindeler. Suriye'nin etnik temelli bir çatışmaya sürüklenme riski, bu komşu ve kardeş ülkenin tekrar kan gölüne dönme ihtimali bunları zerre miskal ilgilendirmiyor. Açık söylüyorum, ne Kürtler, ne Nusayriler ne de başkaları bunların umurlarında değil. Eğer öyle olsaydı 13,5 yıl boyunca Suriye halkının tepesine varil bombaları yağarken tepki gösterirlerdi. Öyle olsaydı Suriye'de terör örgütleri cirit atarken konuşurlardı. Öyle olsaydı henüz 3-4 yaşındaki masum yavruların cansız bedenleri sahile vururken seslerini çıkarırlardı. Öyle olsaydı Kürt kardeşlerimize kimlik dahi verilmezken buna itiraz eder, Suriyeli Kürtlerin hakları için mücadele ederlerdi. Kardeşlerim, ama bunu yapmadılar. 13,5 yıl boyunca sadece sustular, zulmü görmezden geldiler. Sınırımızın hemen ötesinde ne olup bittiğini gündemlerine bile almadılar. Daha vahimi; on yıllar boyunca Arapları, Kürtleri nasıl aşağıladılarsa bugün de aynı yerdeler. Bugün de aynı ideolojik bağnazlıkla hareket ediyorlar. Bunların vicdansızlıklarını gördükçe inanın onlar adına biz hicap duyuyoruz. Benim milletim bu istismarcıların gerçek niyetini artık çok net görüyor. Benim Kürt kardeşlerim oynanan oyunları artık çok net görüyor. Benim Arap vatandaşlarım kimlerin hangi çirkin senaryoların figüranı ve taşeronu olduğunu çok net biçimde görüyor. Bu gerçeği sadece CHP genel başkanı görmüyor. Bu zata akıl verenler görmüyor. Bu zatı parmağında oynatanlar, uzaktan kumandayla bu şahsı istedikleri gibi kontrol edenler, keyiflerine göre yönlendirenler görmüyor." "ZAMAN VE DÜNYA DEĞİŞİYOR AMA CHP’DE ‘GELEN GİDENİ ARATIR’ GERÇEĞİ ASLA DEĞİŞMİYOR" Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özel’den ortaya bir siyaset koymasını, proje üretmesini, milletin ve coğrafyadaki mazlumların derdiyle dertlenmesini beklemediklerini kaydederek, "Son kepazelikleriyle birlikte artık bundan ümidimiz kalmadı. Bari sorumlu, seviyeli, işgal ettiği koltuğa yakışır bir siyasi üslup benimsemesini; en azından bunu milletten ve CHP'li vatandaşlarımızdan esirgemesin. Hakaret etmeden, küfretmeden, tehdit etmeden, mikrofonu yumruklamadan, önüne gelene sataşmadan da bu ülkede siyaset yapılabileceğini öğrensin. Affınıza sığınarak söylüyorum; meyhane jargonuyla siyasetçilik oynamaktan artık vazgeçsin. Görüyoruz ki zaman değişiyor, dünya değişiyor, genel başkanlar değişiyor ama CHP'de 'gelen gideni aratır' gerçeği asla ve asla değişmiyor. Biz eskisini 'oturduğu koltuğun hakkını vermiyor' diye eleştiriyorduk; yerine gelen selefinden de kötü çıktı. Anlaşılan yeni genel başkanın kelime dağarcığı öncekinden daha sınırlı. Biz üslup sorunu var zannediyorduk, meğer sorun bizatihi üslubuymuş. Biz Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’ya yönelik edep ve nezaket dışı ifadelerini ayıplıyorduk, meğer beyefendi günlük hayatta da o seviyesiz kelimelerle iletişim kuruyormuş. Lafa gelince Türkiye'yi yönetmeye talipler ancak ne kendilerini ne de CHP'yi yönetebiliyorlar. Durum öyle yere vardı ki millet son günlerde dizi izlemeyi bıraktı; her akşam çayı, çekirdeği alıp CHP'nin skandallarını seyretmeye başladı. Entrika, kumpas, iftira, tuzak, komedi, trajedi ne ararsan hepsi var. Ne diyelim? Allah bunlara akıl, CHP'li vatandaşlarıma da sabır versin. Milletimiz, bilhassa kalbi, zihni, dili temiz evlatlarını bu zata maruz kalmaktan korumaya devam etsin" ifadelerine yer verdi. "ALLAH'A SONSUZ HAMDOLSUN Kİ AHDİMİZE SADIK KALDIK" Erdoğan, ‘asrın felaketinin’ üçüncü sene-i devriyesinde Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin de yer aldığı geniş bir heyetle Osmaniye’yi ziyaret ettiklerini belirterek, "Osmaniye'de tam bir kardeşlik tablosu çizildi. Bir dayanışma iklimi yaşandı. Bilhassa yeni konutları teslim edilen depremzedelerimizin sevincine şahit olmak bizler için tarifsiz bir bahtiyarlık kaynağıydı. 14-28 Mayıs seçimleri sürecinde meydanlarda bir söz vermiş; 'Evi yıkılan, iş yeri yıkılan depremzede kardeşlerimizin yanında olacağız' demiştik. Allah'a sonsuz hamdolsun ki ahdimize sadık kaldık. Söz verdiğimiz şekilde 433 bin 667'si konut, 21 bin 690'ı iş yeri olmak üzere tam 455 bin 357 bağımsız bölümü tamamladık. 27 Aralık'ta Hatay'ımızda 455 bininci afet konutumuzun anahtarlarını hak sahibi kardeşlerimize takdim etmenin gururunu yaşadık. Osmaniye'de de konut, iş yeri ve köy evi olmak üzere toplam 12 bin 557 bağımsız bölümü hak sahiplerimizle buluşturduk. Deprem konutlarımız hayırlı uğurlu olsun diyorum. Sadece üç yıl gibi kısa bir sürede yazılan bu başarı hikayesi, büyük ve güçlü Türkiye'nin başarısıdır. Tüm dünyanın gıptayla takip ettiği bu başarı; asrın felaketinin üstesinden asrın dayanışmasıyla gelen 86 milyon vatandaşımızın başarısıdır. Devlet millet yürek yüreğe verdik, güç birliği yaptık, inandık, azmettik, çalıştık ve neticede 'olmaz' denileni, 'imkansız' denileni 3 yılda hayata geçirdik" şeklinde konuştu. "MEYDANLARDA BEDAVA EV SÖZÜ VERDİKLERİ DEPREMZEDELERİMİZİN HUZURUNA TEK BİR ESERLE DAHİ ÇIKAMAYANLAR BİZE LAF EDEMEZ" Başarılara rağmen muhalefetin kendilerini eleştirdiğini, yapılan işlere çamur attığını ve deprem bölgesindeki çalışmaları küçümsediğini söyleyen Erdoğan, "Yönettikleri şehirlerde insanlar kışın ortasında susuzluktan kıvranırken, çöp, çamur, çukur hayatın rutini haline gelmişken, bunlar utanmadan, sıkılmadan 6 Şubat depremlerinde en ağır yıkımı yaşayan Kahramanmaraş'taki yolları diline doluyor. Bir defa şunu herkes bilecek; meydanlarda bedava ev sözü verdikleri depremzedelerimizin huzuruna tek bir eserle dahi çıkamayanlar bugün bize laf edemez. 3 yıl sonra bile cek’li-cak’lı cümleler dışında somut projeleri olmayanların 455 bin konutu teslim eden iktidarımıza dil uzatması sadece hadsizlik değil, aynı zamanda edepsizliktir. Varsa eseriniz çıkar anlatırsınız, varsa tamamladığınız bir proje gider açılışını yapar, kurdelesini kesersiniz. Kendinize güveniyorsanız 3 yılda depremden özellikle ne yaptığınızı millete gösterirsiniz. Bunları yapamıyorsanız, en azından edebinizle susarsınız. Milletin gördüğünü inkar etmez, hizmeti karalamaz, esere kara çalmazsınız. Kendi yeteneksizliğinizi devlete çamur atarak kapatma yoluna gitmezsiniz. Ama bunlar ne taş üstüne taş koymayı, ne de edebince susmayı biliyor. Polemikle, laf cambazlığıyla günü kurtarmaya çalışıyorlar. Rant kapısına çevirdikleri siyaset gemisini yürütmenin hesabını yapıyorlar. Biz ise her zaman olduğu gibi yine işimize bakıyoruz. Milletimize nasıl daha iyi hizmet ederiz, buna odaklanıyoruz" ifadelerini kullandı. Erdoğan, Osmaniye’de ayrıca toplam yatırım tutarı 74 milyar 961 milyon lira olan 116 yatırımın da açılışını gerçekleştirdiklerini aktararak, bu yatırımların da şehre ve Osmaniyelilere hayırlı olmasını diledi. "11 İLİMİZDEKİ VATANDAŞLARIMIZ DA EVLERİNE ZORLANMADAN ÇOK UYGUN ŞARTLARLA FAİZSİZ, SABİT FİYATLARLA KAVUŞACAK" Türkiye’de son 23 yılda yaşanan doğal afetlerin hiçbirinde vatandaşları mağdur etmediklerini söyleyen Erdoğan, "Hele hele milletimize faizle afet konutu hiçbir zaman ödetmedik. Olabilecek en uygun şartlarda hiç kimseyi yormadan, kimseyi sıkıntıya düşürmeden afetzede kardeşlerimizi yuvalarına kavuşturduk. 23 yıldır ne yaptıysak 6 Şubat deprem konutları için de aynısını yapıyoruz. Daha önce İzmir'de, Elazığ'da, Bozkurt'ta, Manavgat'ta milletimiz nasıl faizsiz, sabit fiyatlarla ev sahibi olduysa yine bu evlere de öyle sahip olacak. Bakınız İzmir'de afet konutlarının aylık taksiti 1600 lira, Elazığ'da taksitler sadece 1060 lira, Giresun'daki kardeşlerimiz afet konutları için 1400 lira ödüyor. Yani her bir kardeşimiz son derece sembolik rakamlarla ev sahipleri oldular. 11 ilimizdeki vatandaşlarımız da evlerine zorlanmadan çok uygun şartlarla faizsiz, sabit fiyatlarla kavuşacak. Son Kabine toplantımızda meseleyi enine boyuna değerlendirdik, titiz bir çalışmayla milletimiz için en uygunu neyse onu ortaya çıkardık" açıklamasında bulundu. "455 BİN KONUTUN TÜM ALTYAPI BEDELLERİNİ BİZ KARŞILIYORUZ" Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen 11 ilde yapılan 455 bin konutun tüm altyapı bedellerini karşıladıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kalan fiyat üzerinden vatandaşlarımıza yüzde 50 indirim yapıyoruz. Böylece altyapı dahil konut fiyatlarının yüzde 65'ini devletimiz ödüyor. Dahası 2 yıl ödeme almayacağız. Vatandaşımız anahtarını teslim aldıktan 2 yıl sonra ödemeye başlayacak, 18 yıl boyunca da aynı fiyatla ödeyecek. Konutlarımızı ortalama 1 milyon 890 bin liralık fiyatla vatandaşımıza sunacağız. 3+1 konutlarımız için ayda 8 bin 750 lira taksit ödenecek, bu fiyat değişmeyecek. 18 yıl boyunca sabit, yani faizsiz olacak. Dediğim gibi ödemeler anahtarlar teslim alındıktan iki yıl sonra başlayacak. Vatandaşımıza bir alternatif daha sunuyoruz, peşin ödemek isteyen olursa Meclisimizde düzenleme yapacağız. 484 bin liradan, yani neredeyse dörtte bir fiyatına vatandaşlarımız bu evleri alabilecek. Bunu alırken kredi kullanmak isteyen vatandaşımıza da kamu bankalarımız gerekli kolaylığı sunacak. Yine köy evlerimizde altyapı maliyetlerini karşılayacak, ayrıca maliyet üzerinden yüzde 50 indirim yapacağız. Orada da ödemeler 18 yıl boyunca 8 bin 100 lira sabit taksitle olacak. Yine peşin almak isteyen vatandaşımız köy konutlarımızı da 448 bin liradan peşin olarak alabilecekler. Açıkladığımız ödeme rakamlarının hayırlı uğurlu olmasını diliyoruz. Vatandaşlarımız yeni evlerinde huzurla, güvenle güle güle otursunlar diyoruz" şeklinde konuştu. "TÜRKİYE'NİN TERÖRSÜZ İSTİKBALİ İÇİN EN DOĞRU OLANI KARARLILIKLA YAPACAĞIZ" Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Biz siyaseti kendi ikbalimiz için değil, 86 milyonun her bir ferdinin huzuru, güvenliği, müreffeh ve mutlu yarınları için yapıyoruz. 24 yıldır siyaset arenasında niçin bulunduğumuzu, milletimizin bu görevlere bizleri hangi sebeplerle getirdiğini, mukaddes emanetini niçin bize tevdi ettiğini asla unutmadık, unutmuyoruz, hiçbir zaman da unutmayacağız. Buradaki arkadaşlarımla, teşkilatımızdaki tüm kardeşlerimle her zeminde hizmet etmenin, siyaset üretmenin, millete hizmet sancağını daha yükseğe çıkartmanın mücadelesi içindeyiz. Cumhur İttifakı olarak terörsüz Türkiye sürecini yine bu tasavvurla başlattık. Yaklaşık 16 aydır gizli-açık çeşitli sabotaj girişimlerine rağmen hamdolsun süreci başarıyla yürüttük. İttifak olarak dayanışma halinde, strateji ve taktik birliği içinde en kritik kavşaklarda cesaretli davranarak, gerektiğinde riske girerek süreci bugünlere kazasız, belasız getirdik. Suriye'nin kuzeyindeki belirsizliğin ortadan kalkması ve tam entegrasyonun sağlanmasına paralel olarak inşallah sürecin yükü daha da hafifleyecek, belli başlı konularda çok daha seri yol alma imkanı doğacaktır. İlgili kurumlarımız sınırlarımızın ötesindeki gelişmeleri titizlikle takip ediyor. Tarihi bir sorumluluk üstlenen Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuz nihai raporunu tamamlamak üzere. Komisyonda yer alan siyasi partilerin yapıcı katkılarıyla raporun tekemmül ettirileceğine inanıyorum. Şurası bir gerçek ki, raporun açıklanmasını müteakip siyaset kurumuna daha fazla görev ve sorumluluk düşecektir. Milli iradenin tecelligahı olan Meclisimiz inşallah sürecin yeni aşamasında da vazifesini güvenle yapacaktır. Biz AK Parti olarak ilk günden beri olduğu gibi mesuliyet bilinciyle hareket edeceğiz, her zamankinden daha yapıcı, daha kuşatıcı olacağız. Ülkemize sadece ekonomik maliyeti 2 trilyon doları bulan bu sorunun kalıcı biçimde çözülmesi için gövdemizi taşın altına koymaktan çekinmeyeceğiz. Elbette bu süreçte aziz şehitlerimizin, gazilerimizin ve hepsi birer metanet timsali olan şehit yakınlarımızın başını yere asla eğdirmeyecek, Türkiye'nin terörsüz istikbali için en doğru olanı kararlılıkla yapacağız." Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan, görevlerini devreden Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya bugüne kadarki hizmetleri için teşekkür etti. Erdoğan, görevi devralan yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek ile İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya da muvaffakiyetler temenni etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İsrail'in Somaliland'ı tanıma kararını kabul etmiyoruz" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İsrail'in Somaliland'ı tanıma kararını kabul etmiyoruz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile düzenlediği ortak basın toplantısında, "Toprak bütünlüğü korunmuş, siyasi birliği sağlanmış bir Suriye'nin en büyük kazananı tüm bölgemiz olacaktır. Biz, Suriye'deki büyük dönüşümün destekçisiyiz" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile baş başa ve heyetlerarası görüşmeyle anlaşmaların imza töreninin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk toplantısını 2024 Eylül'de Ankara'da yaptıkları Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyinin ikinci toplantısı vesilesiyle Mısır’ın başkenti Kahire'de bulunmaktan büyük memnuniyet duyduğunu dile getirdi. Şahsına ve heyetine gösterdikleri sıcak misafirperverlik için Sisi ile kendilerini büyük bir muhabbetle karşılayan Mısırlılar’a teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bin yıllık ortak mazimizle yoğrulan kardeşlik bağlarımızdan sadece halklarımızın refahı için değil Filistin ile bölgemizin istikrarına katkı için de faydalanmak istiyoruz. Sayın Sisi'yle belirlediğimiz bu ortak vizyon sayesinde ilişkilerimizin her alanda daha ileri taşındığını memnuniyetle müşahede ediyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyinin ilk toplantısından bu yana yaklaşık 16 ayı geride bıraktıklarını anımsattı. Bu dönemde çeşitli vesilelerle Mısır'ı iki kez ziyaret ettiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dışişleri bakanlarımız ise yedi defa bir araya geldiler. Diğer bakanlarımız ve üst düzey zevatı ekleyince karşılıklı ziyaret sayısı 50'ye yaklaşıyor. Bugün kabul ettiğimiz ortak bildiri ve muhtelif belgelerle inşallah ilişkilerimizin ahdi zeminini pekiştiriyoruz" ifadelerini kullandı. TİCARİ İLİŞKİLER "Mısır, Türkiye'nin Afrika'daki en büyük ticaret ortağı olmayı sürdürüyor. Son üç yıldır 8 ila 9 milyar dolar aralığında seyreden ticaret hacmimizi 15 milyar dolara yükseltmeyi hedefliyoruz" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türk firmalarının Mısır'daki yatırımlarının 4 milyar dolara yaklaşmasından ziyadesiyle memnunuz. Bugün iş insanlarımızla bir araya geleceğimiz iş forumunda karşılıklı yatırım ve iş birliği imkânlarını ele alacağız. Enerji ve ulaştırma alanlarında ortak projeler geliştirmek istiyoruz. Türkiye-Mısır arasında güçlenen ilişkiler turizme de olumlu yansımıştır. Geçtiğimiz yıl 500 binden fazla turist ülkelerimizde karşılıklı olarak misafir edilmiştir. Temennimiz bunun önümüzdeki dönemde iki katına çıkmasıdır. Mısır halkı, Türk kültürüne ve diline yoğun ilgi gösteriyor. Türkiye olarak bu ilgiyi karşılıksız bırakmak istemiyoruz. Yunus Emre Enstitümüzün İskenderiye şubesinin, TİKA ve TRT gibi kurumlarımızın ülke temsilciliklerinin yeniden açılmasını bu bakımdan önemli görüyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mısır ile Doğu Akdeniz'de en uzun kıyı şeridine sahip iki komşu ülke olduklarını, ikili deniz ticareti taşımacılığı seyrüsefer serbestisi ve deniz güvenliği alanlarında iş birliğini arttırmak arzusunda olduklarını dile getirdi. "ORTAK GÜNDEMİMİZİN BAŞLICA KONUSUNU FİLİSTİN DAVASI TEŞKİL EDİYOR" Atılacak ortak adımların hem bölgesel barışa hem de iki ülkenin ekonomik ve stratejik çıkarlarına ciddi katkılar sağlayacaklarına inandığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ortak gündemimizin başlıca konusunu Filistin davası teşkil ediyor. Şurası bir gerçek ki ateşkes tesis edilmiş olmakla birlikte Gazze'deki insani dram hâlen devam ediyor. 11 Ekim'den bu yana 500'ün üzerinde Gazzeli, İsrail saldırılarında hayatını kaybetti. Geçen hafta aralarında çocukların da olduğu 30 kardeşimiz şehit oldu. Şarm el-Şeyh Deklarasyonu'nu sabote etmeyi amaçlayan bu saldırıları ve ihlalleri reddediyoruz. Gazze'de barışı mümkün kılacak girişimlerde Mısır'la birlikte çalışıyoruz, inşallah bunu da devam ettireceğiz. İsrail saldırılarıyla tahrip edilmiş olan Gazze'nin yeniden imarı için de aynı şekilde elden gelen katkıyı sağlayacağız. Bu vesileyle Gazze'ye gönderdiğimiz insani yardımların bölgeye ulaştırılmasında gösterdikleri iş birliği için Mısır makamlarına bugün bir kez daha teşekkür ediyorum" dedi. BÖLGESEL GELİŞMELER Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü görüşmelerde Libya, Sudan ve Afrika boynuzu başta olmak üzere bölgesel konulara da değindiklerini aktardı. "Libya'da kalıcı istikrarın tesisi için ülkede birlik bütünlüğün korunması, Mısır'la ortak hedefimiz olmayı sürdürüyor" ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Libyalılar’ın önderlik ve sahipliğinde yürütülecek süreçleri desteklemek noktasında fikir birliği içindeyiz. Sudan'da öncelikle ateşkesin sağlanmasını ve ardından sürdürülebilir bir barışın tesis edilmesini ümit ediyoruz. Somali'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü hedef alan İsrail'in Somaliland'ı tanıma kararını kabul etmiyoruz. Somali Federal Cumhuriyeti'nin ve Somaliland bölgesinin geleceğine yönelik adımların tüm Somalililer’in iradesini yansıtacak şekilde atılması gerekiyor. Toprak bütünlüğü korunmuş, siyasi birliği sağlanmış bir Suriye'nin en büyük kazananı tüm bölgemiz olacaktır. Biz, Suriye'deki büyük dönüşümün destekçisiyiz. Bu desteği sürdürmekte kararlıyız. Mısır tarafından Suriye'nin birliğinin muhafazasına yönelik yapılan açıklamaları isabetli buluyor ve destekliyoruz. Komşumuz İran'la, özellikle dış müdahalelerin tüm bölge için önemli riskler teşkil edeceği kanaatindeyiz. İran'la nükleer dosya dahil meselelerin diplomatik yollarla çözümü en isabetli yöntemdir" dedi. Misafirperverliği için Cumhurbaşkanı Sisi'ye ve Mısırlı yetkililere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantılarda aldıkları kararların iki ülke başta olmak üzere bölgenin barış, refah ve istikrarına katkı sunmasını temenni etti. "İŞ BİRLİĞİNİ PEKİŞTİRMEMİZ LAZIM Kİ ÇÖZÜMLERE ULAŞABİLELİM" Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, ülkesinin başkenti Kahire'deki Al-İttihadiye Sarayı'nda resmî törenle karşıladığı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile heyetler arası ve ikili görüşmenin ardından bir dizi ikili anlaşmaya imza attı. İmza töreninin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Mısır Cumhurbaşkanı, Türkiye ile olan çeşitli alanlardaki işbirliğine dikkati çekerek "Mısır, Afrika Kıtası'nda Türkiye'nin birinci ortağı sayılır. İki ülke arasında 9 milyar dolar olan Ticaret hacmini 15 milyar dolara çıkarmak için çalışıyoruz, hedefimiz bu" dedi. Orta Doğu'daki duruma ilişkin Sisi, "Bölgemiz çok hızlı bir şekilde krizlere ve çalkantılara gebe kalıyor. (Mısır-Türkiye) Bu iş birliğini derinlemesine pekiştirmemiz lazım ki (bölgede) sürdürülebilir siyasi çözümlere bir an önce ulaşabilelim" ifadesini kullandı. İş birliği geliştirmenin önemine vurgu yapan Sisi, Türkiye, Mısır, Katar ve ABD'nin çabalarıyla Gazze'de ateşkes ilan edildiğini hatırlattı. Mısır Cumhurbaşkanı, "Gazze'de şimdi önemli olan insani yardımların bir an önce bölgeye ulaştırılmasıdır. Bu arada sükunetin sağlanması büyük önem taşımaktadır. Uluslararası ve Birleşmiş Milletler kararları doğrultusunda iki devletli çözüm ve Filistin devletinin kurulması son derece önemlidir. Filistinliler’e karşı uygulanan tüm tek taraflı uygulamalar sona erdirilmeli ve başta Kudüs olmak üzere kutsal mekanlar korunmalıdır" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'la Sudan'daki gelişmeleri ele aldıklarını aktaran Sisi, "Sudan'ın devlet kurumlarının bütünlüğünün korunması önemli. Erdoğan'ın da diplomatik çabaları sürmekte, Sudan'ın birliği ve dirliğinin korunması önemlidir" ifadelerini kullandı. Sisi, ülkesinin Somali'nin bölünmesine karşı olduğunun altını çizerek Libya'da da istikrarın sağlanmasının önemine vurgu yaptı. Suriye'deki duruma ilişkin Sisi, "Mısır, Suriye'nin birliğini ve egemenliğini desteklemektedir. Son olarak hükümetle SDG arasında bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşmaların ve çabaların tüm kesimlerin haklarını korumasını umuyoruz" dedi. İran'daki gelişmelere değinen Sisi, "İran'daki gelişmeleri de ele aldık. Mısır, İran'da nükleer dosyanın bir çözüme varılması, ülkede ve bölgede barışın sağlanması gerekiyor" dedi. Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, "Türkiye ile hem bölgesel hem uluslararası iki ülkeyi ilgilendiren konularda iş birliğini artıracağız. 3. toplantımızı Ankara'da olacak. Kardeşim Erdoğan, Mısır'ın en aziz misafiridir, ilişkilerimizin daha iyi düzeye ulaşmasını, bölgemizde barış ve istikrarın egemen olmasını Allah'tan temenni ederim" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan son dakika açıklamaları: Gazze, Trump görüşmesi ve 2026 ekonomi mesajları Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan son dakika açıklamaları: Gazze, Trump görüşmesi ve 2026 ekonomi mesajları

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hz. Ali Camii'nde düzenlenen soru cevap etkinliğinde Gazze'ye, Rusya-Ukrayna savaşına ve enflasyona dair önemli mesajlar verdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hz. Ali Camii'nde kıldığı cuma namazı sonrası basın mensuplarının sorularını yanıtladı. 1 Ocak'ta düzenlenen Gazze Mitinginin ardından Gazze'yle ilgili konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Filistinli ve Gazzeli kardeşlerimizi o çadırlarda yaşamaktan kurtarma imkanına sahip olabilirdik ama Netanyahu müsaade etmiyor. Er ya da geç o mazlumları bu sıkıntıdan kurtaracağız" mesajını verdi. "GAZZELİ O YAVRULARIN HALİ VE AHI NETANYAHU'NUN YANINA KAR KALMAZ" Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1 Ocak'ta geniş bir katılımla düzenlenen Gazze Mitinginin ardından Gazze'ye yardım konusuna ilişkin şunları söyledi: "Filistin yalnız değil, Filistin bizim canımız ciğerimizdir. İsrail'in bu düşmanlığı yanına kar kalmayacak. Şu ana kadar bizler Türkiye olarak Gazze'yi yalnız bırakmadık, Filistin'i yalnız bırakmadık ve bundan sonra da ne Gazze ne Filistin yalnız kalmayacak. Elimizden gelen tüm gayreti Türkiye ve İslam dünyası olarak, onların yanında bulunarak göstereceğiz ve güç birliğimizi devam ettireceğiz. İnşallah 2026'ya çok daha farklı ve güçlü bir şekilde gireceğiz. Özellikle de Netanyahu'nun yaptıkları yanına kar kalmayacak. Çünkü 7'den 70'e çok mazlumun ahını aldı, bu yavruların ahı onun yanına kar kalmaz. O çadırdan başka her şeye benzeyen; rüzgarların, yağmurun çamurun içindeki o yavruların hali ve ahı Netanyahu'nun yanına kar kalmaz. Bizler elimizden geleni yapıyoruz. Düşünebiliyor musunuz? Konteyner göndermek istiyoruz ama müsaade etmiyor. Çünkü bunun için onun müsaade etmesi gerekiyor. Halbuki elimizde konteynerlar var ve bu konteynerlarla Filistinli ve Gazzeli kardeşlerimizi o çadırlarda yaşamaktan kurtarma imkanına sahip olabilirdik ama ne yazık ki olamıyoruz. Ama er ya da geç o mazlumları bu sıkıntıdan kurtaracağız." "TRUMP'LA RUSYA - UKRAYNA ARASINDAKİ BU KONULARI VE FİLİSTİN'DEKİ KONULARI GÖRÜŞME FIRSATI BULACAĞIZ" Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ukrayna - Rus savaşı hakkındaki düşüncelerini, "Şu an gerek Putin'le, Zelenski'yle ve gerekse sayın Trump'la bu konu hakkındaki görüşmelerimiz devam ediyor. Bu hafta da bir zirve olacak ve benim adıma Dışişleri Bakanımız katılacak. Trump'la da pazartesi akşamı bir görüşmemiz olacak ve Rusya - Ukrayna arasındaki bu konuları; aynı şekilde Filistin'deki konuları da görüşme fırsatı bulacağız" dedi. "GEREK ENFLASYONDAKİ DÜŞÜŞ GEREKSE MERKEZ BANKAMIZIN REZERVİ HER GEÇEN GÜN DAHA İYİYE GİDİYOR" Erdoğan, enflasyondaki düşüşün seyri hakkındaki görüşlerini ve 2026 yılı ekonomik öngörüleriyle alakalı olarak, "2026ya her şeyden önce olumlu bir şekilde girdik giriyoruz. gerek enflasyondaki düşüş, gerekse merkez bankamızın rezervi her geçen gün daha iyiye gidiyor. 2026 bu noktada inşallah başarılı bir yıl olarak geçecek. buna olan inancımız tamdır. rezervimiz gayet iyi, bundan dolayı herhangi bir sıkıntı yaşamıyoruz. inşallah rezervimizi de daha iyi hale getireceğiz ve 2026 yılını başarıyla tamamlayacağız" şeklinde konuştu. "DEPREM KONUTLARINDAKİ HEDEFLERİMİZE İNŞALLAH ULAŞACAĞIZ" Son olarak Erdoğan, 11 ilde tamamlanması planlanan deprem konutlarına dair, "Bu konuda özellikle Çevre Bakanlığımız ve Murat Kurum tüm ekipleriyle çalışmalarını sürdürüyor. Böylece 11 deprem ilimizde çalışmalar sürdürülüyor, sürdürülmeye devam edecek ve deprem konutlarındaki hedeflerimize inşallah ulaşacağız. Deprem konutları dışında sosyal konutlardaki çalışmalarımıza da aynı gayretle devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

Bakan Bak: "Halkımızın Gazze duyarlılığı çok kıymetli" Haber

Bakan Bak: "Halkımızın Gazze duyarlılığı çok kıymetli"

'Büyük Gazze Yürüyüşü'nde konuşan Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, "Halkımızın Gazze’ye karşı gösterdiği hassasiyet tüm dünyayı uyandırması, ayağa kaldırması için çok çok kıymetli. Sporun birleştirici gücü iyileştirici gücü çok çok önemli. Gençler ülkesi için mücadele etmeli dünyadaki haksızlıklara, zulümlere baş kaldırmalı" dedi. İstanbul'da "Sinmiyoruz, susmuyoruz Filistin'i unutmuyoruz" sloganıyla yeni yılın ilk sabahında Galata Köprüsü'nde düzenlenen mitinge binlerce vatandaş akın etti. Miting alanında konuşan Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, "Tepkilerin gösterildiği önemli bir alan. Tüm dünyanın takip ettiği bir ortam. Gençlerimizin özelikle burada bulunmak istemeleri çok çok kıymetli bütün halkımız burada. Milletimiz her zaman mazlumun yanında yer almıştır. Zalimin karşısında yer almıştır. Cumhurbaşkanımız Gazze’de yaşanan soykırımı dünyaya hem birleşmiş milletler kürsüsünden hem katıldığı uluslararası pek çok toplantıda ifade etmiştir. Halkımızın bu Gazze’ye karşı gösterdiği hassasiyet tüm dünyayı uyandırması ayağa kaldırması çok çok kıymetli. Halkımız akın akın buraya geliyor. Bu bir tepkidir. Özellikle ben kulüplerimizi de tebrik etmek istiyorum. Bütün süreç boyunca tribünlerinde Gazze’ye destek soykırıma karşı ortaya koydukları söylemler çok çok kıymetli. Sporcularımızın gösterdiği tepkiler önemli. Çünkü onları takip eden milyonlarca insan var. Sporun birleştirici gücü iyileştirici gücü çok çok önemli. Davası olamayan, hedefi olmayan, hayalleri olamayan gençler bu dönemde bu nesillerde süreci devam ettiremezler. Dünyadaki soykırımlara tepki gösteren gençler istiyoruz. Türkiye’nin dört bir yanından binlerce gencimiz geldi. Gençler ülkesi için mücadele etmeli dünyadaki haksızlıklara, zulümlere baş kaldırmalı" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Avrupa Türk Toplumunu kimseye ezdirmeyiz!" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Avrupa Türk Toplumunu kimseye ezdirmeyiz!"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Tertemiz niyetleriyle Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüze eşlik eden Avrupa Türk toplumunu kimseye ezdirmeyiz, ezmeye çalışan kifayetsizlere de hadlerini pekala bildiririz" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Uluslararası Demokratlar Birliği Heyetini Kabul Programı'nda konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, davetlileri Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu belirterek, "Cumhurbaşkanlığı Külliyemizde bu anlamdaki böyle bir sofrada sizlerle bir arada olmaktan ve dünyanın dört bir köşesinden bu sofraya iştirak etmekten duyduğum memnuniyeti özellikle ifade etmek istiyorum. Hoş geldiniz, şeref verdiniz. Sizlerin şahsında Avrupa'dan Asya'ya, Afrika'dan Balkanlara, Amerika'dan Avustralya'ya yurt dışında yaşayan 7 milyonu aşkın vatandaşımızın tamamına selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Aynı maziyi paylaştığımız, aynı ufka daldığımız, dünyaya ve geleceğe aynı pencereden baktığımız soydaş ve akraba topluluklarımıza da sizler vasıtasıyla muhabbetlerimi iletiyorum" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sene sonu kapasite geliştirme ve eğitim çalıştayının Avrupalı Türkler başta olmak üzere yurt dışındaki vatandaşlar için hayırlara vesile olmasını diledi. Sözlerinin başında üç ayları ve bu gece idrak edilecek Regaip Kandilini tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Rahmet ve mağfiret ikliminin kalplerimizi kuşattığı bu önemli gecenin 86 milyon vatandaşımızla birlikte gönül coğrafyamız ve tüm İslam alemi için hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Peygamber Efendimiz aleyhissalatu vesselam bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor: "Mümin yeşil ekine benzer. Rüzgarla eğilir fakat yıkılmaz. Rüzgar sakinleştiğinde yine doğrulur. İşte mümin de böyledir. O da bela ve musibetler sebebiyle eğilir fakat yıkılmaz" açıklamasında bulundu. "GAZZE'DE 2 MİLYONU AŞKIN FİLİSTİNLİ ÇOK ZOR ŞARTLARDA HAYATA TUTUNMAYA ÇALIŞIYOR" Filistin'de, Lübnan'da, Sudan'da ve dünyanın birçok yerinde sancılı günler yaşandığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail'in insanlık dışı saldırıları sebebiyle enkaz yığınına dönen Gazze'de 2 milyonu aşkın Filistinlinin çok zor şartlarda hayata tutunmaya çalıştığını hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sınırımızın hemen öte tarafında 14 yıllık mücadelenin ardından Suriye halkından, içerden ve dışardan yapılan sabotajlara rağmen ülkelerini yeniden toparlamak, yeniden ayağa kaldırmak için canhıraş bir çaba gösterdiklerini belirterek, Avrupa'dan Asya'ya kriz ve belirsizlik dalgasının yükseldiği bir dönemde bela ve musibet rüzgarları karşısında yıkılmamak için her zamankinden daha fazla dayanışmaya, daha fazla kardeşliğe ihtiyaç duyulduğuna dikkat çekti. Gazze ve Filistin başta olmak üzere kanla, acıyla, gözyaşıyla yoğurulan topraklarda hayat ve haysiyet mücadelesi veren tüm vatandaşlar için üç ayların ve Regaip gecesinin huzur ve felaha vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dualarınızda bu kardeşlerimizi de unutmamanızı sizlerden ayrıca istirham ediyorum. Rabbim işimizi kolaylaştırsın. Kavlimizi ve kardeşliğimizi güçlendirsin diyorum" dedi. Bu sene 21. yaşına giren Uluslararası Demokratlar Birliği, Avrupa'nın 17 ülkesinde 38 bölge başkanlığı ve 253 şubesiyle çok önemli çalışmalar icra ettiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Birlik, gurbeti sılaya dönüştüren yurt dışındaki vatandaşlarımızın her türlü sorunuyla sağ olsun yakından ilgileniyor" şeklinde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa'nın en güçlü sivil toplum kuruluşlarından biri olan Uluslararası Demokratlar Birliği'nin; geliştirdiği projelerle, yürüttüğü faaliyetlerle kritik bir misyonu yerine getirdiğini aktararak, "Anavatanından binlerce kilometre uzakta yaşayan kardeşlerimizin demokratik ve aktif katılımlarının yükseltilmesi, asimile olmadan bulundukları topluma entegrasyonu; siyaset, ekonomi, ticari ve sosyal hayatta güçlü bir varlık gösterebilmesi ve her alanda daha iyi konumlara gelebilmesi için yoğun çaba harcayan Uluslararası Demokratlar Birliği'ne bir kez de sizlerin huzurunda yürekten teşekkür ediyorum. Bunların yanında kültürel ırkçılık, ayrımcılık, İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı gibi nefret içeren, husumeti körükleyen fiil ve söylemlere karşı mücadele yürüten birliğimize çalışmalarında başarılar diliyorum" şeklinde konuştu. "YURT DIŞINDAKİ MİLLET VARLIĞIMIZIN BUGÜNKÜ SEVİYELERİNE ULAŞMASI HİÇ AMA HİÇ KOLAY OLMADI" Kuruluşundan bugüne Uluslararası Demokratlar Birliği'ne emek veren, faaliyetlerine katkı sunan, birliğin bu noktaya gelmesinde payı olan herkese şükranlarını sunduğunu ifade eden Erdoğan, "Birliğin farklı kademelerinde görev almış, yurt dışındaki vatandaşlarımız için fedakarca uğraşmış fakat bugün aramızda olmayan kardeşlerimize de Cenab-ı Allah'tan rahmet niyaz ediyorum. Bir defa şunun hepimiz farkındayız, bilincindeyiz. Yurt dışındaki millet varlığımızın bugünkü seviyelerine ulaşması hiç ama hiç kolay olmadı. Rüzgara karşı yürüdük. Irkçı saldırılara maruz kaldık. Yaban ellerde tutunabilmek için herkesten fazla çalıştık. Ötelendik, örselendik, horlandık. Fidan gibi gençlerimizi, gözleri ışıl ışıl yavrularımızı, elleri nasırlı kardeşlerimizi ırkçı teröre kurban verdik. Sizler orada Sirkeci'den kalkan trenin arkasından el sallayan, su serpen mahzun gönüller burada hasret çekti, bedel ödedi, zorluklara göğüs gerdi"açıklamasını yaptı. Karşılaştığı onca engele rağmen Türk diasporasının ayakta kalmayı, her alanda söz, etki ve irade sahibi olmayı başardığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz ister sınırlarımız içinde, isterse yurt dışında yaşasın hiçbir insanımızın ezilmesine, horlanmasına müsaade etmeyiz. Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüze eşlik eden Avrupa Türk toplumunu kimseye ezdirmeyiz, ezmeye çalışan kifayetsizlere de hadlerini pekala bildiririz" diye konuştu. "TURİZM GELİRİMİZİN 10,3 MİLYAR DOLARI, YURT DIŞINDAKİ VATANDAŞLARIMIZIN DOĞRUDAN KATKISIYLA OLUŞTU" 65 yıl öncesine kıyasla bugün; yaşadıkları ülkelere, sahip oldukları on binlerce işletmeyle ciddi katkılar yapan bu ülkelerin kalkınmasında, Türkiye'yle ilişkilerinin gelişmesinde inisiyatif alan, üretim ve yatırım noktasında başat roller üstlenen ve ülke ekonomisine, dış politikasına, yumuşak gücüne çok önemli katkı sunan güçlü bir Türk diasporası görüldüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sadece turizm rakamları bile, yurt dışındaki kardeşlerimizin Türk ekonomisi için ne yaptığını anlamamız açısından yeterlidir. 2024 yılında elde ettiğimiz 60,5 milyar dolarlık turizm gelirimizin 10,3 milyar doları, yurt dışındaki vatandaşlarımızın doğrudan katkısıyla oluştu. Türkiye'ye gelen 62,2 milyon ziyaretçinin 9,6 milyonu, yine yurt dışında mukim kardeşlerimizdi. Buna ihracatı, yatırımları, istihdamı ve diğer katkılarınızı dahil etmiyorum. Yani ortada Türkiye'ye çok önemli hizmetler sunan, Türk ekonomisine çok ciddi destek olan 7 milyonu aşkın büyük bir insan gücünden bahsediyoruz" değerlendirmesini yaptı. Buna ihracatın, yatırımların, istihdamın ve diğer katkıların dahil edilmediğini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yani ortada Türkiye'ye çok önemli hizmetler sunan, Türk ekonomisine çok ciddi destek olan, 7 milyonu aşan büyük bir insan gücünden bahsediyoruz. Biz, Türk diasporasının başarılarından övgüyle bahsettikçe, birileri bundan rahatsız oluyor. Yurt dışındaki vatandaşlarımızın Türkiye'ye katkıda bulunması, baba ocağı ile bağlarını güçlendirmesi, malum çevrelere huzursuz oluyor. Bu tarafın en başında muhalefet vardır. Muhalefet, milletvekiliyle, medyasıyla, besledikleri trol ordularıyla, Avrupalı Türkleri hedef almaktan utanmıyor. Öyle kibirli bir zihniyete sahipler ki, canını kurtarmak için ülkemize sığınan mazlumlara düşmanlar. Türkiye'nin gönül elçileri olacak misafir öğrencilere düşmanlar. Vatan hasretiyle yüreği yanan gurbetçi kardeşlerimize düşmanlar. Bu ülkenin genç nesillerine sahip çıkan gönüllü kuruluşlara düşmanlar. Kendileri dışında kimseye saygılar yok. Türkiye ile ilgili güzel bir cümle duymaya tahammülleri yok. Burunlarının ucunu dahi görmekten aciz tipler çıkıyor. Affedersiniz, zirzop gibi çirkin ifadelerle Avrupalı Türklere edepsizce saldırıyor. Yılın 11 ayı çalışan, ter döken, dişinden tırnağından artırdıklarıyla, yazın memleketine koşan kardeşlerimize hakaret ediyorlar" ifadelerini kullandı. Yurt dışında yaşayan Türklerin her zaman yanında olduklarını vurgulayan Erdoğan konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi: "Gurbetçilerimize bunları yaparken, yabancılardan 5 dakika dilenmekte, sadece 5 dakika. Muhatap alınabilmek için izzeti nefislerini ayaklar altına almakta hiçbir beis, hiçbir sorun, sıkıntı görmüyorlar. Batılılar karşısında ezikler, ama kendi insanına gelince kabalar, küstahlar. Buradan şunu bir kere daha açık açık söylemek isterim. Biz ister sınırlarımız içinde, isterse yurt dışında yaşasın, hiçbir insanımızın ezilmesine, horlanmasına müsaade etmeyiz. Mücadeleleriyle, fedakarlıklarıyla, çoğu zaman içlerine akıttıkları gözyaşlarıyla, gurbeti sılaya çeviren, acı vatanı, ikinci vatan eyleyen, siz kardeşlerime unvanı, sıfatı ne olursa olsun, kimse hürmetsizlik edemez." "AVRUPA TÜRK TOPLUMUNU KİMSEYE EZDİRMEYİZ, EZMEYE ÇALIŞAN KİFAYETSİZLERE DE HADLERİNİ PEKALA BİLDİRİRİZ" Cumhurbaşkanı Erdoğan yurt dışında yaşayan Türklerin haklarını kimseye ezdirmeyeceklerini vurgulayarak, "Tertemiz emekleriyle, tertemiz niyetleriyle, Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüze eşlik eden, Avrupa Türk toplumunu kimseye ezdirmeyiz, ezmeye çalışan kifayetsizlere de hadlerini pekala bildiririz. Tekrar söylüyorum, size kimse üvey evlat muamelesi yapamaz. Size kimse parmak sallayamaz. Üst perdeden ayar veremez. Şunu asla ve asla unutmayın sevgili kardeşlerim. Avrupalı Türkler olarak sizler, bu vatanın öz ve öz evlatlarısınız. Sizler bu memleketin asli unsurlarısınız. Sizler bu ülkenin dünyaya açılan kapılarısınız. Sizler nerede yaşarsanız yaşayın, canımızdan bir parçasınız. Geçmişteki iktidarlar sizi yok saymış olabilir, ihmal etmiş olabilir. Birileri on yıllar boyunca size döviz penceresinden bakmış olabilir. Ama bizim her birimiz ve sizin her biriniz dünyanın dört bir yanında hayat kurmuş 7 milyon insanımızla birlikte hürmet ve hizmetin en iyisine layıksınız" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan son 23 yılda yurt içindeki vatandaşlarla birlikte yurt dışında yaşayan vatandaşlar için de çalıştıklarını belirterek, devlet olarak ilgili kurumlarla, parti bünyesinde ise Dış İlişkiler Başkanlığı ile Türk diasporasının tamamını kucakladıklarını dile getirdi. İhdas edilen kurumlarla, hayata geçirilen düzenlemelerle, proje, eser ve hizmetlerle yurt dışında yaşayan Türklerin her zaman yanında olduklarını bildiren Erdoğan, "Yurt dışı vatandaşlar için neler yaptığımızı bunlardan bizzat istifade eden kişiler olarak sizler zaten çok iyi biliyorsunuz. 2012'de yaptığımız kanun değişiklikleriyle yurt dışındaki seçmenlerimizin büyükelçilik ve konsolosluklarımızda kurulan sandıklardan oy kullanabilmelerini sağladık" dedi. Askerlikten, emeklilik işlemlerine, nüfus ve vatandaşlıktan, gümrük ve noter hizmetlerinde, bugüne kadar 60'ın üzerinde düzenlemeyi hayata geçirdiklerini, halihazırda 80 civarında farklı konuda konsolosluk hizmeti sunulduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, konsolosluk çağrı merkezinde son 11 ayda 650 binden fazla çağrıya cevap verildiğini aktardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığını kurarak Türk diasporasının geleceği adına önemli bir adım attıklarını kaydetti. Erdoğan Yurtdışı Türkler Başkanlığı yürüttüğü çalışmalarla sorunlarına çözümler üretildiğini yurt dışında yaşayan vatandaşların hak ve hukukunun savunulduğunu, hem de çocuk ve gençlere yönelik pek çok faaliyet gerçekleştirildiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Dış İlişkiler Başkanlığının ise Türk toplumunun yoğun olarak yaşadığı özellikle temsilcilikler marifetiyle vatandaşların nabzını tutmaya devam ettiğini belirterek, "Saha ziyaretleri ve vatandaş buluşmalarıyla yurt dışındaki kardeşlerimizle olan irtibatımızı asla koparmıyor. İnşallah bunlara yenilerini ekleyerek sizlere hizmet etmeyi sürdüreceğiz. Sizlerden de daima birlik olmanızı, kenetlenmenizi, kültürünüzle birlikte kardeşliğinizle sıkı sıkı sahip çıkmanızı bekliyorum. Siyasette, ticaret hayatında, akademi ve sivil toplumda aktif olarak varlık göstereceksiniz, içinize kapanmayacak, her zaman kucaklayıcı ve kuşatıcı olacaksınız. Kimsenin sizi kışkırtmasına, sizi hukuk ve meşruiyet dairesi dışına çekmesine izin vermeyeceksiniz. Memleketinizle bağınızı mutlaka koruyacak, güçlendireceksiniz. Sizlere güveniyorum" diyerek sözlerini tamamladı.

Özgür Özel’den Avrupa’da sert çıkış: "İngiliz İşçi Partisi’nin Erdoğan’la dayanışması kabul edilemez!" Haber

Özgür Özel’den Avrupa’da sert çıkış: "İngiliz İşçi Partisi’nin Erdoğan’la dayanışması kabul edilemez!"

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Avrupa Sosyalist Parti Liderler Toplantısı'nda İngiltere'ye sitem ederek, "İngiliz İşçi Partisi bugün Erdoğan'la, Erdoğan'ın beklediğinin üzerinde bir dayanışma gösteriyor. Bunu kabul etmemiz mümkün değil" dedi. CHP lideri Özgür Özel, Belçika'nın başkenti Brüksel'de gerçekleştirilen Avrupa Sosyalist Parti Liderler Toplantısı'na katıldı. Özgür Özel bazı Avrupa liderlerine sitem ederek başladığı konuşmasında, "Sayın Başkan, sizin şahsınızda hem değerli Giacomo'ya ve Genel Sekreter Yardımcılarına teşekkür ediyorum. Her fırsatta yanımızda oldunuz. Bizimle birlikte Türkiye'de birkaç kez bulundunuz ve en üst düzeyde kurumsal desteği ilettiniz. Bunun için size teşekkür ediyorum. Ancak durum bütün sosyal demokrat, sosyalist ailemiz için böyle değil. Bu konudaki sıkıntıyı dile getirerek başlamak isterim. Parlamenterler düzeyinde konseyde çok önemli bir destek alıyoruz. Ancak iş, yürütme düzeyine geldiğinde bu noktada maalesef bizimle bir dayanışma göstermeye değerli kardeş partilerimizin iktidardaki liderleri, son derece çekingen davranıyorlar. Bu da Erdoğan'ın Türkiye'deki pozisyonunu güçlendiriyor" dedi. ÖZEL, ŞUNLARI SÖYLEDİ: "Aslında burada uzun uzun zamanınızı almak istemem. Ancak Türkiye'de Ekrem İmamoğlu, 16 milyonluk bir şehrin 3 kez üst üste seçilmiş bir başkanı hapistedir. Türkiye'de 3 büyükşehir belediye başkanı, Antalya, Adana ve İstanbul'un belediye başkanları hapistedir. 16 belediye başkanım, 102 siyaset arkadaşım hapistedir. 9 ay sonra ancak iddianame düzenlenmiş ve ilk dava tarihi 3 ay sonraya verilmiştir. 9 aydır Türkiye'de toplam 75 büyük miting yaptık. Bunların, çeşitli şehirlerde yaptığımız mitinglerden en kalabalığı 2.4 milyon, en az katılım olanı da 50 bin kişilik mitinglerdir. Toplam 75 büyük mitingle Erdoğan'a meydan okuyoruz. Türkiye'de büyük bir mücadele veriliyor. Son yerel seçimlerde nüfusun yüzde 65'ini, ekonominin yüzde 85'ini temsil eden belediyeleri kazandık ve ondan sonra ağır bir saldırı altındayız." "YENİ BİR RÜZGAR OLUŞTURACAK PARTİYİ BİR BAŞINA BIRAKIRSANIZ" Özel, "Türkiye gibi bir ülkede sol yüzde 38'e çıkmışken, 25 yıl sonra ilk kez Erdoğan'ı yenmişken, 47 yıl sonra ilk kez birinci parti olmuşken, Türkiye'deki büyük hak ihlallerine, büyük saldırıya Avrupa'daki dostlarımızın ne kadar dikkat kesildiğini, bunun ne kadar farkında olduğunu gerçekten merak ediyorum. Daha önce de birkaç kez söyledim. Elbette Avrupa'nın savunmayla ilgili, güvenlikle ilgili kaygılarını anlıyorum. Bu konuda Türkiye ne yapması gerekiyorsa bunu yürekten destekliyorum. Ancak bu otoriterlerin oluşturduğu sorunlara karşı, otoriter popülist liderlerin ya da salt otoriter liderlerin oluşturduğu sorunlara karşı çözümü, salt yerel otoriterlerle aramak değil bunun çözümü. Otoriterlerin oluşturduğu sorunlara karşı demokratik bir şekilde mücadele edilebilir ve otoriterlere karşı bir ittifak kurulacaksa bu ittifakın adı, demokrasi ittifakıdır. Bazı otoriterlere karşı mücadele ederken, başka otoriterleri desteklerseniz, bizim gibi şu anda dünyada en çok belediye başkanlığı olan sosyal demokrat partiyi, ülkesinde birinci parti olmuş ve ilk seçimde iktidara gelerek bütün Avrupa, bütün sol için yeni bir rüzgar oluşturacak bir partiyi bir başına bırakmış olursunuz. İlk başta söylediğim gibi PES'in (Avrupa Sosyalistler Partisi) yönetimi, tüm kademeleri müthiş bir dayanışma gösterdi. Ama sanki hepimiz adına, PES'in yönetimi en iyi dileklerini sunuyor, en büyük dayanışmayı gösteriyor. Ama PES bir çatı örgüt. PES'i oluşturan ülkeler, partiler bu dayanışmaya ne kadar önem veriyorlar, katkı sağlıyorlar? Bunu merak ediyorum" ifadelerini kullandı. "İNGİLİZ İŞÇİ PARTİSİ'NİN ERDOĞAN'LA DAYANIŞMASI KABUL EDİLEMEZ" Özel, İngiltere'ye yönelik sitemini tekrarlayarak, "Ayrıca bizim kardeş partiler olduğumuz gerçekliği var. İngiliz İşçi Partisi bugün Erdoğan'la, Erdoğan'ın beklediğinin üzerinde bir dayanışma gösteriyor. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Bu konuda her platformda bu tepkimi dile getiriyorum, dile getirmeye de devam edeceğim" şeklinde konuştu. Özel, "Otoriterlerin oluşturduğu sorunları otoriterlerle çözemezsiniz. Erdoğan'ın veya bir başka otoriter liderin size vaat ettiği, istikrar değildir. Bir ülkede demokrasi varsa o demokrasi size iyi istikrarlı, iyi ilişkiler vaat edebilir. Ülkede demokrasi yoksa, ülkede otokrasi varsa o size şimdilik çıkar ilişkisi vaat eder. Ama ilerleyen sürede yeni bir istikrarsızlığın kapısını aralar. Avrupa Birliği'nin sınırında demokratik bir Türkiye mi olacak ve o Türkiye'de sosyal demokratlar, kardeş partiniz mi iktidar olacak? Yoksa sınırınızda başarıya bu kadar yaklaşmışken kardeş partinizi bir otoriter ezdireceksiniz, o otoriter devam ettirecek ve siz onunla istikrarlı ilişkilerde bulunacaksınız? Bunun hesabını herkesin doğru yapması lazım" dedi. "UKRAYNA KONUSUNDA DA FİLİSTİN KONUSUNDA DA EN NET TAVRIMIZI SÜRDÜRÜYORUZ" Özel, "Avrupa'nın güvenliği için demokratik ve güçlü bir Türkiye'ye, bu Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üye olmasına ve son 25 yılda Avrupa'nın yanı başında görülen korkulu rüyanın bitmesine ihtiyaç var. Ukrayna konusunda da Filistin konusunda da en net tavrımızı sürdürüyoruz. Filistin'in ne kadar yanındaysak, Ukrayna'nın da o kadar yanındayız. Yeni ortaya çıkan denklemler, ortaya çıkan ne olursa olsun hiçbirimiz bizi var edenin ne olduğunu, bizi buraya ne getirenin ne olduğunu unutmamalıyız. Bizi alnının teriyle geçinen işçiler, geleceğini bizde gören köylüler, ezilenler, sömürülenler, güvencesizler bu masanın başına onların hakkını koruyalım ve dünyadaki onların hakkını koruyan diğer partilerle ve liderlerle dayanışalım ve emek mücadelesini küresel olarak sürdürelim diye yolladılar. Bizi kendi ülkemizden buraya yolladılar ve diğer ülkelerin otoriterleri ile uzlaşalım ve çıkar ilişkileri kuralım diye yollamadılar. Hepinize çok teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.

Bursa'da Terörsüz Türkiye'ye destek Haber

Bursa'da Terörsüz Türkiye'ye destek

Bursa'da faaliyet gösteren Türkiye'nin çeşitli illerinden dernek başkanları Derebahçe Sosyal Tesisleri'nde buluştu. Siirt İl Derneği'nin 28'nci kuruluş yıldönümü münasebetiyle toplanan sivil toplum kuruluşları temsilcileri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin mihmandarlığını yaptığı "Terörsüz Türkiye" sürecine sahip çıktı. Programın açılış konuşmasını ev sahibi Siirt İl Derneği Başkanı Selim Demirel yaptı. Güneşin doğudan doğduğunu hatırlatan Demirel, Doğu ve Güneydoğu için Terörsüz Türkiye süreciyle yeniden güneşin doğacağının altını çizdi. Akabinde derneklerin ortak basın bildirisini okuyan Başkan Yardımcısı Zeki Eker, "Türkiye'nin her yerinde güvenle ve barışla yaşamak en büyük hedefimizdir" ifadelerine yer verdi. Eker, "Öncelikle Terörsüz Türkiye hedefini ortaya koyan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'ye ve bu süreçte katkısı olan tüm paydaşlara teşekkür ederiz. Bugün burada, birliğimizin ve dayanışmamızın gücünü hatırlamak için toplandık. Türkiye'nin her köşesinde barış ve güven içinde yaşamak, en temel ortak hedefimizdir, farklı görüşler ve fikirlerimiz de olabilir ama teröre gerekçe olamaz. Birlik ve beraberliğimiz, terörün günümüze ve geleceğimize zarar vermesine asla izin vermeyeceğiz. Farklı görüşlerimiz olabilir, farklı yaşam biçimlerimiz olabilir, bunlar demokratik bir toplumun zenginliğidir. Ancak bu farklılıklar, terörün hiçbir gerekçeye sığdırılamayacağını da gösterir. Güvenlik güçlerimiz, vatandaşlarımızın can güvenliğini korurken, haklarımızdan taviz vermeden yoluna devam eder. Hepimizin sorumluluğu, terörü hiçbir şekilde meşrulaştırmamak ve güvenli, özgür ve barış içinde yaşanabilir bir Türkiye'yi gelecek nesillere miras bırakmaktır. Diyalog, hoşgörü ve demokrasimizin gücüyle ilerlediğimizde, karanlıklar dağılacaktır. Doğu ve Güneydoğu dernekleri olarak bizler, herkesin güvenli, onurlu ve gururlu bir şekilde yaşayabileceği bir Türkiye'yi hedefliyoruz. Bu yolculukta; hepimize düşen sorumluluklar var. Kutuplaşmadan kaçınımak, farklılıkları zenginlik olarak görmek. Şiddet ve terörü her koşulda reddetmek. Sonuç olarak, terörsüz bir Türkiye için sabır, saygı ve kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz. Güçlü bir devlet, güçlü bir toplum ve güçlü bir gelecek için birlikte çalışacağız. Bizi ayırmaya ve ayrıştırmaya çalışan yerli veya yabancı hiçbir güç başarılı olamayacaktır. Birlikte daha güçlüyüz. Birlikte barışın ve refahın adresi olan Türkiye'yi inşa edebiliriz. Gelin, birlikte, kapsayıcı bir gelecek için çalışalım, güvenlik ve refahı eşit derecede güçlendirelim" diye konuştu. "AMASIZ FAKATSIZ SÜRECE DESTEK VERİYORUZ" Bursa Muşlular Derneği Başkanı Mahmut Asya, "Böylesi anlamlı bir mesajla bizi bir araya getiren Siirt Derneği yöneticilerine teşekkür ederiz. Amasız, fakatsız sürece destek veriyoruz. Sürecin aksamadan, akamete uğramadan üzerimize düşen sorumluluğu ortaya koyuyoruz. Desteğimizi açıklıyoruz" diye konuştu. "BİZİ AYRIŞTIRMAK İSTEYEN İÇ VE DIŞ MİHRAKLAR VAR" Bursa Batmanlılar Derneği Başkanı Mustafa Demir, "Ülkemizin birlik ve beraberliğe çok ihtiyacı var. Bizleri ayrıştırmak için mücadele eden iç ve dış mihraklar var. Bununla mücadele etmek için elimizi taşın altına koymamız lazım. Güneydoğu'da bu mücadeleyi veriyoruz. Mücadelemizi yılmadan, vatandaş, devlet, yönetici, STK'lar ile bu beraberliği alkışlamamız gerekiyor" şeklinde konuştu. "TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNDE LİDERLERİN YANINDAYIZ" Erzurum Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Savaş Albayrak, "Bizler sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyiz. Bizlerle bu kadar uğraştılar, canımızı yakmaya çalıştılar. Batı, demokrasi der fakat Filistin'de yaşayan yüz binlerce insan öldürüldü. Bu demokrasi havarileri neredeydi? Bizim toplumumuzu en ufak şeyde bölmek için elinden ne geliyorsa yapıyorlar. Başlatılan Terörsüz Türkiye sürecinde öncü olan liderlerimize, destek veren diğer siyasi liderlerimize teşekkür ediyorum. Biz enerjimizi ülkemizin kalkınmasına, refahına harcamak istersek önümüz açıktır" ifadelerini kullandı. 20 il dernek başkanının katıldığı organizasyonun daha sonraki süreçlerde gerek görülürse yeni açıklamalar yapılabileceği de eklendi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.