SON DAKİKA
Hava Durumu

#Fransa

Söz Bursa - Fransa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fransa haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Uludağ’da kar voleybolu heyecanı: Şampiyonlar ödüllerini aldı! Haber

Uludağ’da kar voleybolu heyecanı: Şampiyonlar ödüllerini aldı!

Osmangazi Belediyesi’nin, Bursa’nın fethinin 700’üncü yılı etkinlikleri kapsamında düzenlediği 2026 FIVB Kar Voleybolu Dünya Turu Uludağ Etabı, üç gün süren heyecan dolu karşılaşmaların ardından sona erdi. Toplamda 6 ülkeden 19 takım ve 100 sporcunun katılımıyla düzenlenen turnuvada dereceye giren takımlar ödüllerini Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın elinden aldı. Osmangazi Belediyesi’nin Bursa Teleferik A.Ş. ve Türkiye Voleybol Federasyonu iş birliğinde düzenlediği 2026 FIVB Kar Voleybolu Dünya Turu Uludağ Etabı, muhteşem bir organizasyona ev sahipliği yaptı. Uludağ’da kış sporlarına yakışır bir atmosferde gerçekleştirilen turnuvada; kadınlar ve erkekler kategorilerinde Fransa, Ukrayna, Polonya, Macaristan, Moldova ve Türkiye’den toplam 19 takım ile 100 sporcu mücadele etti. Soğuk hava ve yoğun kar yağışına rağmen sporcuların sahadaki performansı izleyicilere keyifli anlar yaşatırken, tribünlerde de büyük bir coşku hakimdi. Bursa Uludağ 2. Oteller Bölgesi’nde, Bursa Teleferik Kurbağa Kaya İstasyonu önünde oynanan final müsabakaları büyük çekişmelere sahne oldu. Erkekler kategorisinde Polonya birinci, Fransa ikinci, Türkiye üçüncü sırada yer alırken; kadınlar kategorisinde Türkiye birincilik ve üçüncülük, Moldova ise ikincilik başarısı elde etti. Final karşılaşmalarının ardından düzenlenen törende dereceye giren takımlara ödülleri Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın ve protokol üyeleri tarafından takdim edildi. Törenin ardından Başkan Aydın ve katılımcılar, kar üzerinde oynanan gösteri maçıyla etkinliğe renk kattı. “Turnuva Uludağ’a Yakışır Şekilde Geçti” Uludağ’da 3 gün boyunca kar voleybolu heyecanı yaşandığını ifade eden Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, sözlerinde şu ifadelere yer verdi: “Organizasyon 6 ülkeden 19 takım takımın katılımıyla kadınlar ve erkekler kategorisinde gerçekleştirildi. Finale yakışır bir kar yağışı var. Osmangazi Belediyesi, Bursa Teleferik A.Ş. ve Türkiye Voleybol Federasyonu iş birliğinde düzenlenen turnuvaya destek veren tüm paydaşlara teşekkür ediyorum. İnşallah her yıl Mart ayı sonunda bu organizasyonu gerçekleştireceğiz. Diğer ülkelerden gelen sporculara da teşekkür ediyorum. 2026 FIVB Kar Voleybolu Dünya Turu Uludağ Etabı, Uludağ’a yakışır şekilde geçti.” Turnuvaya katılan sporcular ise, “Böyle bir turnuvaya katıldığımız için çok mutluyuz. Organizasyonu düzenleyen Osmangazi Belediyesi ve tüm paydaşlara teşekkür ederiz” diye konuştu.

Osmangazi’den Uludağ’da kar voleybolu şöleni başladı Haber

Osmangazi’den Uludağ’da kar voleybolu şöleni başladı

Osmangazi Belediyesi’nin Bursa’nın fethinin 700’üncü yılı etkinlikleri kapsamında düzenlediği 2026 FIVB Kar Voleybolu Dünya Turu Uludağ Etabı, 6 ülkeden 19 takım takım ve 100 sporcunun katılımıyla başladı. Spora ve sporcuya verdiği desteklerle öne çıkan Osmangazi Belediyesi, uluslararası bir organizasyona daha ev sahipliği yapıyor. Osmangazi Belediyesi, Bursa Teleferik A.Ş. ve Türkiye Voleybol Federasyonu iş birliğinde düzenlenen turnuva, Uludağ’da 3 gün boyunca devam edecek. Fransa, Ukrayna, Polonya, Macaristan, Moldova ve Türkiye’den takımların mücadele ettiği organizasyon, Uluslararası Voleybol Federasyonu (FIVB) takviminde yer alıyor. Bursa Uludağ 2. Oteller Bölgesi’nde, Bursa Teleferik Kurbağa Kaya İstasyonu önünde gerçekleştirilen turnuva, bugün oynanan grup maçlarıyla başladı. Yarın da devam edecek organizasyon, 29 Mart Pazar günü oynanacak yarı final, üçüncülük ve final karşılaşmalarıyla sona erecek. Soğuk hava ve karlı zemine rağmen sporcuların kıyasıya mücadele ettiği turnuva, renkli görüntülere sahne olurken, müsabakalar izleyiciler tarafından da büyük bir ilgi ve heyecanla takip ediliyor. “Osmangazi Belediyesi Olarak Muhteşem Bir Organizasyona İmza Attık” Uludağ’da 3 gün boyunca kar voleybolu fırtınası eseceğini belirten Osmangazi Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Müdürü Ersel Nallar, “Osmangazi Belediye’mizin Bursa’nın fethinin 700’üncü yılı etkinlikleri kapsamında 2026 FIVB Kar Voleybolu Dünya Turu Uludağ Etabı’nı düzenliyoruz. Bu organizasyon Osmangazi Belediyesi Bursa Teleferik A.Ş ve Türkiye Voleybol Federasyonu işbirliğinde düzenleniyor. Bu turnuva Uludağ’da 27-27-29 Mart tarihleri arasında 3 gün boyunca devam edecek. Organizasyonun final etabını ise 29 Mart Pazar günü gerçekleştireceğiz. Kar Voleybolu Dünya Turu diğer ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de yeni gelişen sporlar içerisinde turnuvada emeği geçen herkese teşekkür ederiz.” şeklinde konuştu. “Bu Organizasyon Erkan Aydın Başkanımızın Katkılarıyla Gerçekleştiriliyor” Türkiye Voleybol Federasyonu Plaj ve Kar Voleybolu Danışmanı ve Turnuvanın Direktörü Oğuz Değirmenci ise, “Türkiye Voleybol Federasyonu olarak Osmangazi Belediyesi ile ilk defa Uludağ’da çalışma fırsatı bulduk ve çok mutluyuz. Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın ve ekibine çok teşekkür ediyoruz. Bu organizasyon Erkan Aydın başkanımızın katkılarıyla gerçekleştiriliyor. Uludağ 6 ülkeden 19 takım takım ve 100 sporcu kar üstünde kıyasıya kar üstünde 3 gün boyunca mücadele edecek. İnşallah bu organizasyonları Osmangazi Belediyesi’nin iş birliğinde geleneksel hale getireceğiz. Her yıl daha da fazla takımı Uludağ’a çekeceğiz. Bu turu Uludağ’da gerçekleştirmenin gururuyla yola çıktık. Her takım 4 kişiden oluşuyor. Bu turda Fransa, Ukrayna, Polonya, Macaristan, Moldova ve Türkiye’den takımlar mücadele ediyor. Organizasyonun ilk günündeyiz. Grup maçlarıyla müsabakalar başladı. Yarın da grup maçlarıyla devam edecek, Pazar günü ise yarı final, üçüncülük final maçları oynanarak organizasyon sona erecek. Uludağ’ın bir güzelliği var sporcularımız buraya güvenle geliyor. Zemin ve kar çok güzel daha yumuşak, sporcular karın üzerine güvenle atlayabiliyor. Başka yerlerde bu kadar yumuşak kar bulamıyoruz.” ifadelerini kullandı. Turnuvaya katılan sporcular ise “Bursa Uludağ’da olmaktan çok mutluyuz. Maçlar çok keyifli geçiyor. Organizasyon çok güzel olmuş, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın ve tüm emeği geçenlere çok teşekkür ederiz. Burada bizi çok güzel ağırlıyorlar, ilk kez Bursa Uludağ’da voleybol maçı yapıyoruz. Bursa çok güzel bir şehir Osmangazi Belediyesi çalışanları bizimle ayrıca ilgileniyor. Burada şampiyon olmak için mücadele ediyoruz.” diye konuştu.

Prof. Dr. Kayıhan Pala'dan korkutan verem uyarısı: "Türkiye'de ölüm oranı Fransa'nın iki katı!" Haber

Prof. Dr. Kayıhan Pala'dan korkutan verem uyarısı: "Türkiye'de ölüm oranı Fransa'nın iki katı!"

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, 24 Mart Dünya Verem Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, veremin önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olmasına karşın Türkiye’de veremle mücadelenin istenilen düzeye ulaşamadığını, bunun da doğrudan koruyucu sağlık hizmetlerine ayrılan kamu kaynağının azaltılmasıyla bağlantılı olduğunu belirtti. Prof. Dr. Pala, Dünya Sağlık Örgütü’nün bu yılki temasını hatırlatarak, “Dünya Sağlık Örgütü’nün Dünya Verem Günü için bu yılki mesajı ‘Veremi bitirebiliriz!’ iken koruyucu sağlık hizmetlerine kısıtlı kaynak ayrılan ülkemizde aynı ümit dolu cümleleri kurmak maalesef mümkün değil” dedi. Prof. Dr. Pala, günün halk sağlığı adına önemini şu sözlerle açıkladı: “Robert Koch’un 24 Mart 1882’de verem (Tüberküloz) hastalığına neden olan bakteriyi keşfetmesi ve halk sağlığında köşe taşı niteliğinde birçok tedavi ve programın önünü açması nedeniyle bugün, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından Dünya Verem Günü olarak adlandırılmaktadır. Bugün, hem halk sağlığı alanındaki kazanımların toplumlar için önemini fark etmek hem de veremi bitirme hedefiyle mücadeleyi güçlendirmek için önem taşımaktadır.” “Koruyucu sağlık hizmetleri bütçenin merkezine alınmadıkça ‘veremi bitirmek’ mümkün değil!” Pala, Türkiye’de sağlık politikalarının yıllardır hastane merkezli bir odağa sıkıştırıldığını vurgulayarak, “AKP Hükümeti Sağlıkta Dönüşüm Programı’yla birlikte sağlığı hastaneler aracılığıyla şirketler için bir kâr aracına dönüştürmüş, bu noktada ise koruyucu sağlık hizmetlerini belirgin bir biçimde gözden çıkarmıştır. Ülkemizde özel sağlık kuruluşlarının sayısı her geçen gün artarken, verem savaş dispanseri gibi koruyucu sağlık hizmetlerinin temelini oluşturan kuruluşların sayısı azalıyor. 2007 yılında ülke çapında 245 olan Verem Savaşı Dispanseri sayısı 2023 yılında 173’e düşürülmüştür. Birinci basamak güç kaybederken verem gibi sağlığın sosyal belirleyicileriyle yakından ilişkili hastalıklarda halk sağlığı riskinin artması kaçınılmaz bir durumdur” ifadesini kullandı. Verem kontrolünün temel ilkelerinden birisi raporlamadır. Ancak 2007 yılından itibaren 2022 yılına kadar her yıl düzenli olarak yayımlanan “Türkiye’de Verem Savaşı” raporları 2022’den sonra duraksatılmıştır. “Türkiye’de Verem Savaşı 2023 Raporu” ancak 2025 yılında yayınlanabilmiştir. Üstelik bu raporda 2023 yılı tüberküloz kontrol faaliyetleri, 2022 yılı tüberküloz hasta verileri ve 2021 yılı tüberküloz hastalarının tedavi sonuçları sunulmuştur; dolayısıyla güncel veriler kamuoyuna açıklanmamaktadır. 2024 yılı ve 2025 yılına ilişkin verilerin ne zaman yayınlanabileceği belirsizliğini korumaktadır. Göçmenler, HIV ile yaşayan hastalara özgü tedavi sonuçları, ilaç temini ve dağıtımı gibi konularda güncel verileri içeren raporlamanın verem kontrolünde önemi büyüktür. Örneğin, ilaç temininde zaman zaman sorunlar yaşandığı, saha deneyimi olarak bilinmektedir. Ülkemizde tüberküloz hastalığı ile mücadele çok uzun yıllara dayanmaktadır. Son yirmi yılda ülkemizdeki toplam olgu sayısı, toplam olgu hızı ve insidans hızındaki azalma önemli olmakla birlikte, henüz istenen düzeye gelinememiş durumdadır. DSÖ veritabanına göre 2023 yılında ülkemizde tedavi başarı oranı yüzde 81’dir. 2022’de tedavi başarısında yüzde 85 eşiğinin yalnızca 25 ilde yakalanabildiği ve 50 ilin hedefin altında kaldığı bilinmektedir. Pala, hedeflere yaklaşmanın ancak koruyucu hizmetlerin sağlık planlamasında merkeze alınmasıyla mümkün olacağını vurguladı. “Hedeflere yaklaşmak için koruyucu müdahalelerin kapsayıcılığı artmalı; yoksulluk, kötü beslenme, göç, kalabalık barınma ve güvencesiz çalışma gibi sosyal belirleyicilerle birlikte ele alınan bütüncül bir halk sağlığı programı hayata geçirilmelidir. Bunun için koruyucu sağlık hizmetlerinin bütçedeki payı artırılmalı ve bu yönde alınacak kararlar yeniden önceliklendirilmelidir” dedi. “Dirençli olgular sistemdeki kırılganlıkları net bir biçimde gösteriyor, etkili tedavilere erişim güvence altına alınmalı!” Prof. Dr. Pala, koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi çağrısının yanı sıra etkili tedavilere eşit erişimin de hayati önem taşıdığını belirtti. Sistemdeki kırılganlıkların en ağır biçimde çok ilaca dirençli verem ve İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü (HIV) ile birlikte görülen verem olgularında ortaya çıktığını ifade etti. “Çok ilaca dirençli verem, pahalı ve uzun süreli tedaviler gerektirmektedir. HIV pozitif bireylerde verem riski katlanarak artmaktadır ve kesintisiz ilaç erişimi yaşamsal hale gelmektedir” dedi. Pala, Genel Sağlık Sigortası (GSS) prim borcu nedeniyle yurttaşların reçete edilen ilaçlara erişemediği durumların, özellikle HIV tedavisi gibi kesintiye tahammülü olmayan alanlarda ağır sonuçlar doğurduğunu vurguladı. “GSS borcu nedeniyle provizyon alamayan bir hastanın ilaca erişememesi, yalnızca bireysel bir mağduriyet değildir. Bu durum, tedavi başarısını düşürmekte, direnç riskini büyütmekte ve halk sağlığı açısından yeni bir yük yaratmaktadır” dedi. Türkiye'deki verem hastalığı kontrolünün en önemli sorununun ölüm oranının yüksekliği olduğu uzmanlar tarafından ifade edilmektedir. 2022 yılı verilerine göre yeni verem hastalarında ölüm oranı örneğin İsveç’te 2,7 ve Fransa’da yüzde 4,2 iken ülkemizde yüzde 9,8 düzeyindedir. Bunun nedenleri mutlaka ortaya konulmalı ve ölüm oranının azaltılması için gerekli önlemler alınmalıdır. Prof. Dr. Kayıhan Pala, çağrısını yineleyerek sözlerini tamamladı: “DSÖ veremi bitirmeyi ulaşılabilir bir hedef olarak görmektedir, ancak ülkemizdeki sağlık sistemi bu hedefin uzağındadır. Ülkemizde verem hastalığının bitirilmesi isteniyorsa, öncelikle başta yoksulluk ve yoksunluk olmak üzere sağlığın sosyal belirleyicilerindeki sorunlar giderilmelidir. Birinci basamak ve dispanser altyapısı güçlendirilmeli, temaslı taraması ve koruyucu tedavi kesintisiz yürütülmelidir. Bunların yanı sıra, kırılgan grupların ve çok ilaca dirençli veremin tedavisinde kullanılacak yeni ilaçlara erişim, tedarik, ruhsatlandırma ve geri ödeme güvence altına alınmalıdır. Kamucu, eşit, ücretsiz, erişilebilir ve nitelikli bir sağlık sistemi kurulmadan bu hedeflerin hiçbirine ulaşmak mümkün değildir.”

Denizkestanesi kararı küçük balıkçıyı değil, birkaç ihracatçıyı ihya eder! Haber

Denizkestanesi kararı küçük balıkçıyı değil, birkaç ihracatçıyı ihya eder!

Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi, Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı, Marmara Denizi'nin denizkestanesi avcılığına açılmasına tepki göstererek, Marmara'da denizkestanesi avcılığının küçük balıkçıyı değil birkaç ihracatçıyı ihya edeceğini vurguladı. Sarı, Marmara Denizi'nde 13 Şubat 2026-15 Nisan 2026 arasında denizkestanesi avcılığının serbest bırakılmasının yanlış olduğunu belirterek, bu karardan vazgeçilmesi gerektiğini aktardı. Marmara'da denizkestanesi avcılığının küçük ölçekli balıkçıyı değil, denizkestanesini taze ve havyarlı olarak satan birkaç ihracatçıyı ihya edeceğine dikkati çeken Sarı, şunları kaydetti: "Marmara Denizi'nde 2021 yılında yaşanan müsilaj felaketi sonrasında yanlış bir kararla tam üreme zamanında, yani denizkestanesi yumurtaları olgunlaşmışken denizkestanesi avcılığı serbest bırakılmıştı. Müsilaj Bilim ve Teknik Kurulu'nun hazırladığı rapor ve kamuoyunda yükselen tepkiler sonrasında üreme dönemi biterken, yani ihracatçılar gerekli ürünü Marmara'dan topladıktan sonra durdurulmuştu. Anlaşılan aynı lobi işbaşında. Marmara Denizi, 15 Nisan 2026'ya kadar denizkestanesi avcılığına açıldı. Tarihe dikkat edilirse avcılığın tam da denizkestanelerinin havyarının olgunlaştığı döneme denk geldiği görülecektir." "ÇARE AŞIRI AVCILIĞI AZALTMAKTIR" Marmara Denizi kıyılarında aşırı denizkestanesi artışına ilişkin bilimsel bir bulgu olmadığını vurgulayan Sarı, "Tam tersine 2022 yılında Müsilaj Bilim ve Teknik Kurulu tarafından hazırlanarak ilgili birimlerle paylaşılan bilimsel raporda kıyısal alanda müsilaj sonrası artış gösteren makro alg artışının kontrolü için denizkestanelerinin hayati önemde olduğu ve avlanmaması gerektiği belirtilmektedir." ifadesini kullandı. Denizkestanesi popülasyonunun deniz ekosisteminin bütünsel bir yaklaşımla yönetilip yönetilmediğinin en net göstergelerinden biri olduğunu belirten Sarı, şöyle devam etti: "Eğer ortamda kirlilik varsa algler artarak ortamdaki azot ve fosforu tüketmeye çalışır. Alg artışı, onların üzerinden beslenen denizkestanesi gibi türlerin çoğalmasına neden olur. Denizkestanesinin popülasyonunu kontrol eden mırmır, karagöz, çipura gibi türler aşırı avlanıyorsa bu sefer denizkestaneleri artış göstererek ortamda baskın olur ve bütün makro algleri tüketerek kıyısal alanı çöle döndürür. Bu durumda çare denizkestanesi avcılığını artırmak değil, aşırı avcılığı azaltmak, denizi ekosistem esaslı olarak yönetmektir." "DENİZKESTANESİ BİRKAÇ KİŞİYİ İHYA EDECEKTİR" Prof. Dr. Sarı, Marmara Denizi'nde neredeyse bütün balık türleri üzerinde aşırı avcılık yapıldığını vurgulayarak, şunları kaydetti: "Müsilaj ve aşırı avcılık yüzünden küçük ölçekli balıkçılık can çekişmektedir. Yoğun müsilaj yaşanan 2021-2022 ve 2024-2025 avcılık sezonlarında Marmara Denizi'ndeki küçük ölçekli balıkçıların av kaybı yüzde 90'ları bulmuştur. Eğer gerekçe bu kayıpların telafisi ise denizkestanesi avcılığının serbest bırakılması küçük ölçekli balıkçıyı değil, denizkestanesini taze ve havyarlı olarak çoğunlukla Japonya, Fransa gibi ülkelere ihraç eden birkaç kişiyi ihya edecektir. Balıkçılık yönetimi bir bilim dalıdır. Günübirlik talepler, siyasi baskılar veya çıkarlar düşünülerek alınacak her karar deniz ekosisteminde geri dönüşü zor sonuçlar doğurur." "DENİZ DENEME-YANILMA VEYA OYUN ALANI DEĞİLDİR" Denizkestanesi avcılığını Marmara'da serbest bırakan karar alınırken yıllardır bu alanda çalışan bilim insanlarına sorulmadığını, görüş alınmadığını aktaran Sarı, şöyle devam etti: "Bilim araç değil, yol göstericidir. İşinize geldiğinde bilime başvururken, işinize gelmediğinde bilim yokmuş gibi davranmak ancak günü kurtarmaya yarar. Deniz, birilerinin deneme-yanılma veya oyun alanı, çıkar gruplarının sömürü odağı, balıkçıların malı-mülkü değildir. Deniz, insanın da içinde bulunduğu biyosferin kalbidir. Ona uygun, bütünsel olarak yönetilmelidir. Marmara'da denizkestanesi avcılığının serbest bırakılması yanlıştır ve derhal bu karar geri alınmalıdır. Deniz ekosisteminin sağlıklı işlemesi isteniyorsa çare ekosistem esaslı, bilim temelli balıkçılık yönetimidir. Marmara'nın şırı avcılığın önlenmesine, endüstriyel balıkçılığın sınırlandırılmasına ve acilen kritik bölgelerde deniz koruma alanları oluşturulmasına ihtiyacı vardır."

Dacia’nın yenilen modelleri Türkiye’ye satışa sunuldu Haber

Dacia’nın yenilen modelleri Türkiye’ye satışa sunuldu

Yeni Dacia Ailesi, Fransa’nın Nice kentinde düzenlenen uluslararası test sürüşü etkinliği kapsamında tanıtıldı. Ocak ayında Yeni Dacia Sandero modelinin satışa çıkmasının ardından, Türkiye’nin en çok satan B-SUV modeli Dacia Sandero Stepway de yenilenen yüzüyle Şubat ayında ulaşılabilir fiyatıyla satışa çıktı. Dacia’nın yenilenen ürün ailesi, uluslararası test sürüşleri kapsamında Fransa’nın Nice kentinde tanıtıldı. 2026 yılına önemli bir ürün hamlesiyle giren marka, Sandero, Sandero Stepway, Jogger ve Logan’ı yenileyerek kullanıcılarıyla buluşturuyor. Daha modern tasarım, daha verimli ve güçlü motor seçenekleri ve daha zengin donanım özellikleriyle dikkat çeken yeni ürün gamı, markanı sürüş ve kullanıcı deneyimini bir üst seviyeye taşıyor. YENİLENEN DACİA ÜRÜN AİLESİ TÜRKİYE’YE GELİYOR Yapılan açıklamaya göre, yenilenen Dacia ailesi, Türkiye’de kullanıcılarıyla buluşuyor. 2026 yılının ilk günlerinde Türkiye’de satışa sunulan yeni Dacia Sandero’nun ardından yeni Dacia Sandero Stepway de satışa çıktı. 2025 yılında toplam 23 bin 699 adetle Türkiye’nin en çok satılan B-SUV modeli olan ve toplam B segmentinde de ikinci sırada yer alan model; yenilenen tasarımı, geliştirilmiş teknolojisi ve ulaşılabilir fiyatıyla kullanıcılarının beğenisine sunuldu. Yeni Sandero ve Yeni Sandero Stepway’in ardından Yeni Jogger ve Yeni Logan da Türkiye’deki kullanıcılarıyla bir araya gelmek için gün sayıyor. Mart ayında Yeni Jogger’ın satışa sunulması planlanırken, Mayıs ayında ise Yeni Logan’ın satışa sunulması bekleniyor. Modellerin özellikleri hakkında şu bilgiler verildi: Eco-G 120 Otomatik (EDC): LPG ilk kez otomatik şanzımanla sunuluyor Yeni Sandero Stepway, Yeni Jogger ve Yeni Logan modelleri, 120 hp’ye çıkarılan yeni ve daha güçlü bir motorla sunuluyor. 1.2 litrelik ve 3 silindirli turbo beslemeli Bi-Fuel teknolojisine sahip motor, eski jenerasyona oranla çok daha yüksek bir performans sunuyor. Bu sayede LPG'nin tüm avantajları, EDC otomatik şanzımanın avantajlarıyla ilk kez bir araya geliyor. Pürüzsüz ve hızlı geçişlere sahip 6 vitesli çift kavramalı şanzıman, direksiyon üzerindeki vites değiştirme kulakçıkları ile de kontrol edilebiliyor. Kullanıcıların LPG’den daha uzun süre yararlanabilmeleri için marka, LPG depo kapasitesini 40 litreden 50 litre seviyesine çıkardı. Bu sayede yeni modeller LPG modundayken menzilleri yüzde 20 oranında artış gösterdi ve toplam menzil (LPG + benzin) yeni modeller için bin 500 kilometreye varan değerlere yükseldi. Yeni TCe 100 motor: Yeni Sandero ve yeni Logan ile geliştirilmiş sürüş performansı Yeni Sandero ve Yeni Logan modellerinde sunulan 1.0 litrelik 3 silindirli turbo şarjlı benzinli motor, önceki 90 beygir gücüne kıyasla artık 100 beygir gücü sunarak günlük sürüş performansını iyileştiriyor ve motor yine altı ileri manuel şanzımanla eşleştiriliyor. Yeni Jogger ise TCe 110 benzinli motor ve 6 vitesli manuel şanzıman ile sunulmaya devam ediyor. Yeni Sandero ve Yeni Logan ise TCe 100 benzinli motor ve 6 vitesli manuel şanzıman ile sunuluyor. MODERNLEŞTİRİLMİŞ TASARIM VE STARKLE TANITIMI Markanın ters ‘T’ biçimindeki yeni LED far imzasına sahip ilk modelleri olan yeni Sandero, Yeni Sandero Stepway, yeni Jogger ve yeni Logan; bu far tasarımıyla güçlü duruşunu ve marka kimliğini bir kez daha vurguluyor. Arka tarafta, LED piksel farların yeni tasarımı Yeni Sandero, yeni Sandero Stepway ve yeni Jogger'ın kişiliğini vurguluyor. Yeni Jogger'da farlar, arka tarafta bagaj kapağı camının çizgisini uzatarak sade bir görünüm oluşturuyor. Dikey olarak konumlandırılan arka aydınlatma grubu, çamurlukların hatlarını takip ederek aracın güçlü yapısını ve görkemli duruşunu destekliyor. Yeni Sandero Stepway'in güçlü tasarımını, yeniden tasarlanan tamponu ile arka aydınlatmalar arasında uzanan yeni, mat siyah bir şerit vurguluyor. Yeni Sandero Stepway ve yeni Jogger modellerinin çamurluk kemerlerinde, alt gövdelerinde ve sis farı çerçevelerinde; marka mühendisleri tarafından geliştirilmiş olan yeni Starkle koruma sistemi yer alıyor. Yüzde 20'ye kadar geri dönüştürülmüş polipropilen içeren yeni ve dayanıklı bir malzeme olan Starkle, ham haliyle kullanılan ve boyaya ihtiyaç duymayan özelliği sayesinde üretimdeki karbon ayak izini azaltıyor ve aynı zamanda çiziklerin daha az görünür olmasını sağlıyor. Yeni Sandero, yeni Sandero Stepway, yeni Jogger ve yeni Logan modellerinde koltuklarda, gösterge panelinde ve kapılarda; yeni ve daha dayanıklı kumaşlar kullanılarak iç mekâna hoş bir görünüm kazandırıldı. Essential ve Expression donanım seviyelerinde koltuklar yeni bir kumaşla kaplanırken; bu kumaş, yeni Sandero ve yeni Logan modellerinde siyah, Sandero Stepway Expression donanım seviyesinde ise mavi renkte kullanıldı. Journey donanım seviyesi sıcak ve çağdaş bir görünüm için yeni bir denim mavi döşemeyle sunulurken; Extreme donanım seviyesi ise yeşil ve siyah renkli, yıkanabilir MicroCloud koltuk döşemeler ile ön ve arkada Extreme donanım seviyesine özel kauçuk paspaslar ile birlikte sunuluyor. Yeni Sandero, yeni Sandero Stepway, yeni Jogger ve yeni Logan modelleri; otomatik acil durum freni (şehir içi/şehir dışı, araç, yaya, bisikletli ve motosiklet algılama özelliğiyle) ve sürücü dikkat uyarısı gibi en güncel (GSR 2.3) Avrupa güvenlik standartlarını karşılayan yeni sürüş destek sistemlerine sahip olacak şekilde tasarlandı. Bunun yanı sıra sürüş konforunu ve güvenliğini artırmak isteyen kullanıcılar; otomatik farlar, çok açılı (multiview) kamera ve elektrikli katlanan yan aynalar olmak üzere üç yeni özelliğe de Extreme ve Journey donanım seviyelerinde opsiyonel olarak sahip olabiliyor. 10 İNÇLİK YENİ MULTİMEDYA SİSTEMİ Kesintisiz ve gelişmiş bir bağlantı sistemi bekleyen kullanıcılar için yeni Sandero, yeni Sandero Stepway, yeni Jogger ve Yeni Logan ile birlikte My Dacia bağlantılı 10 inçlik multimedya sistemi, Essential’ın üzerindeki tüm donanım seviyelerinde standart olarak sunuluyor. Extreme & Journey donanım seviyelerinde kablosuz şarj sistemi de opsiyonel olarak seçilebiliyor. Sürüş deneyimini en üst düzeye çıkarmak amacıyla Extreme ve Journey donanım seviyelerinde ise 7 inçlik dijital gösterge ekranı, standart olarak sunuluyor. YOUCLİP VE INNATURE Pratik saklama alanlarının yanı sıra iç tasarımında YouClip bağlantı sistemiyle donatılan yeni Sandero, yeni Sandero Stepway yeni Jogger ve yeni Logan; kullanıcılara son derece modüler, kolay ve keyifli bir sürüş deneyimi yaşatıyor. Telefon ve tablet tutucu, çanta ve elbise askısı olarak kullanılabilen YouClip bağlantı sistemi, bu modellerle yapılan yolculukları daha kullanışlı ve konforlu hale getiriyor. Yeni Sandero ve yeni Sandero Stepway modellerinde bağlantı noktası sayısı üç adetten beş adede çıkarılabiliyor. Yeni Jogger için bu sayı dört adetten altı adede çıkarılabiliyor. Yeni Logan ise biri gösterge panelinde, diğeri ise orta konsolun arkasında olmak üzere standart olarak iki YouClip sabitleme noktası ile sunuluyor. Modüler Tavan barına sahip olan yeni Sandero Stepway ve yeni Jogger modelleriyle uyumlu yeni bir aksesuar olan InNature, her türlü hava koşulunda açık hava aktiviteleri için ideal bir yol arkadaşı haline geliyor. 3m 3m ebatlarında olan ve yüzde 40 geri dönüştürülmüş malzemeden üretilen kanvas tente, doğayla iç içe olmayı seven kullanıcılara geniş bir kapalı alan sunuyor. İki adet teleskopik ayak ise kolay montaj olanağı tanıyor.

Bursa Tekstili Paris’te gövde gösterisi yaptı: BTSO ile İhracat Seferberliği Haber

Bursa Tekstili Paris’te gövde gösterisi yaptı: BTSO ile İhracat Seferberliği

Türkiye’nin tekstil başkenti Bursa, sektörde yaşanan zorluklardan ihracatla çıkış yolu arıyor. Sektör temsilcileri Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın ihracat odaklı çalışmaları kapsamında KFA Fuarcılık organizasyonuyla Fransa’nın başkenti Paris’te düzenlenen, Premire Vision ve Texworld fuarlarına katıldı. Tekstil ve moda endüstrisinin geleceğine yön veren Premire Vision Paris Fuarı, bu yıl da dünyanın dört bir yanından sektör profesyonellerini bir araya getirdi. Kumaş, iplik, deri, tasarım ve aksesuar alanlarında faaliyet gösteren üreticilerin yer aldığı fuarda, sektöre yön veren yeni trendler ve üretim yaklaşımları öne çıktı. Yaklaşık bin 300 firmanın stant açtığı fuarda, 200 Türk firması yer aldı. Premire Vision Fuarı’na Bursa’dan 54 firma stant açarak katıldı. Fuarda yer alan Bursalı firmalar, yenilikçi koleksiyonlarını küresel alıcılarla buluşturma imkânı yakaladı. Bu yıl ustalık, zanaatkârlık geleneği ve gelişmiş üretim kültürünü küresel tasarım ve inovasyon anlayışıyla bir araya getiren fuar, farklı coğrafyaların bilgi birikimi ve üretim becerilerini görünür kılarken, firmalara yeni pazarlara açılma ve uluslararası iş birlikleri geliştirme açısından önemli fırsatlar sundu. Dünya tekstil tedarik zincirinin önemli platformlarından biri olan Texworld Paris Fuarı da sektörün yoğun ilgisiyle gerçekleştirildi. 35’ten fazla ülkeden yaklaşık bin 300 katılımcının yer aldığı fuarda Çin, Hindistan, Kore, Tayvan, Bangladeş ve Pakistan gibi küresel üretim merkezlerinin yanı sıra Kamboçya, Vietnam, Ruanda, Mısır ve Myanmar gibi gelişmekte olan tedarik merkezleri de yer aldı. Türkiye’den 54, Bursa’dan ise 17 firma fuarda stant açarak ürünlerini uluslararası alıcıların beğenisine sundu. BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur ve BTSO Tekstil Konseyi Başkanı Bayram Uçkun, her iki fuarı da ziyaret ederek, stant açan Bursa firmalarıyla bir araya geldi. BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur, tekstil sektöründe zorlu bir dönemden geçildiğini belirterek, Bursa iş dünyasının tüm olumsuzluklara rağmen üretim ve ihracat iştahını koruduğunu söyledi. Bu süreçten güçlenerek çıkmak için fuar katılımlarının büyük önem taşıdığını vurgulayan Uğur, Türk ihracatçıların uzun yıllara dayanan mücadelesiyle başta Avrupa Birliği olmak üzere dünya genelinde önemli pazarlara erişim sağladığını ifade etti. Elde edilen bu kazanımların korunması için çalışmaların kararlılıkla sürdüğünü dile getiren Uğur, Paris’te düzenlenen fuarın dünyanın en önemli sektörel buluşmaları arasında yer aldığını kaydetti. BTSO olarak KFA Fuarcılık organizasyonuyla firmaların bu önemli fuara katıldıklarını belirten Uğur, ihracat yolculuklarında firmaları desteklemeye devam edeceklerini söyledi. BTSO Tekstil Konseyi Başkanı Bayram Uçkun ise BTSO liderliğinde yürütülen çalışmaların firmalara yeni iş birliği fırsatları sunduğunu belirtti. Bayram Uçkun, "Sektörümüz adına küresel ölçekteki yenilikleri yakından görmek ve yeni ticaret köprüleri kurmak açısından önemli bir fuarı yerinde inceleme fırsatı bulduk. BTSO Yönetim Kurulumuza sektörümüze sundukları destekler için şükranlarımı sunuyorum" diye konuştu. KFA Fuarcılık’ın yurtiçi ve yurtdışı organizasyonlarla üretici için ihracat ortamı hazırladığını vurgulayan Akdem Tekstil İhracat Yöneticisi Bilal Yüksel da fuar organizasyonlarının ihracat açısından büyük önem taşıdığını belirterek, "Bu fuar, birçok ülkeden katılımcının yer aldığı ve bizim özel olarak hazırlandığımız bir fuar. Bu fuarda yedinci yılımız ve bu sürenin tamamında KFA Fuarcılık ile birlikte yer aldık. Kısa süre önce yine KFA Fuarcılık organizasyonuyla Londra’daydık. Bu organizasyonlar firmalarımız için önemli fırsatlar oluşturuyor. Bizler de bu imkânları en iyi şekilde değerlendirmeye çalışıyoruz" dedi.

Yurtiçi Kargo'dan Bursa'ya dev yatırım: Türkiye'nin en büyük üçüncü otomasyon merkezi açıldı. Haber

Yurtiçi Kargo'dan Bursa'ya dev yatırım: Türkiye'nin en büyük üçüncü otomasyon merkezi açıldı.

Yurtiçi Kargo, otomasyonlu transfer merkeziyle Bursa'da 25 bin kargoyu 1 saatte insan eli değmeden bir araçtan diğer araca transfer edebilecek. Bursa'da 13 bin metrekare kapalı alana kurulan, otomasyonlu transfer merkezi, görenleri kendine hayran bıraktı. 1 saatte 25 bin kargo insan eli değmeden bir araçtan diğerine yüklenirken, hatlarına göre otomatik ayrılıyor. Alan Ankara ve İstanbul'daki merkezlerimizden sonra Türkiye'nin en büyük üçüncü yüksek kapasiteli kargo otomasyon merkezi olarak hizmete girdi. Açılışına tüm GMY'ler, bölge müdürleri ve çalışanlar katıldı. Açılış kurdelesinin kesildiği transfer merkezinde katılımcılara seslenen Yurtiçi Kargo Genel Müdürü Fatih Önyol, "Bugün şirketimiz açısından stratejik öneme sahip bir yatırımı daha hayata geçirmenin gururunu yaşıyoruz. Açılışını gerçekleştirdiğimiz bu merkez ve otomasyon sistemi kapasiteyi hızı ve verimliliği aynı anda artıran Türkiye'nin küresel lojistik ağları içindeki konumunu daha da güçlendiren önemli bir adım oluyor. Son beş yıl içerisinde İstanbul ve Ankara'da otomasyonlu aktarma merkezimizi hayata geçirdik. İki yıl önce Eskişehir aktarma merkezimizde de otomasyon kurduk. Hemen hemen tüm aktarma merkezlerimizde dosya otomasyonunu kurduk. Geçen yıl genel müdürlüğümüzün altında kendi verilerimizi sakladığımız veri merkezini hayata geçirdik ve bugün açılışını yaptığımız bu merkezle birlikte şirket olarak teknolojide artık farklı bir boyuta geçtik. Bu yatırımlar şirketimizin uzun vadeli büyüme teknoloji ve ölçek odaklı yatırım stratejisinin somut bir örneğidir" dedi. Yine bu dönemde yalnızca alt yapı değil, kendi bünyemizde geliştirdiğimiz ar-ge projelerini dijitalleşmeye veri odaklı sistemlere ve operasyonel ürünlerimize de ciddi yatırımlar yaptıklarını belirten Önyol, "Hedefimiz, operasyonlarımızı daha hızlı, güvenilir ve verimli hale getirerek büyük ölçekli kurumsal firmaların kobilerin üretim yapan bireysel iş geliştiren üreticinin e ticaret firmalarının e ticaret platformlarının ihtiyaç duyduğu hizmeti en yüksek standartlarda sunmak ve bu yolla ekonominin gelişimine ciddi katkı sağlamaktır. Veri merkezleri yazılım alt yapıları ve otomasyon sistemleriyle desteklenen bu yatırımlar operasyonel hızı artırırken hizmet sürekliliğini ve ölçeklenebilirliği de kalıcı biçimde güçlendirmektedir. Hayata geçirilen bu yapı kobilerden e ticaret ekosistemine ihracatçılardan sanayicilere kadar çok geniş bir paylaş kitlesinin daha etkin çalışmasına imkan tanımakta ve Türkiye ekonomisine doğrudan ölçülebilir bir katkı sağlamaktadır" diye konuştu. Yurtiçi Kargo yönetim kurulu üyesi Benjamin Demoge ise, "Daha önce Fransa'da postanede buna benzer transfer merkezinin açılışını yapmıştım. Bugün sizin aranızda olmaktan memnuniyet ve gurur duyuyorum. Yurtiçi Kargo, piyasayı tamamen hâkimiyetini altına almış, son 5 senedir uyguladıkları doğru strateji, yapay zeka, dijitalleşme ve robot kullanarak ileri teknoloji merkezler kuruyor. Tüm çalışanların bu şirketle gurur duyduğuna eminim. Ben dünyanın birçok yerinde birçok firmayı ziyaret ettim. Yurtiçi Kargo'nun mükemmeliyeti yakalayan bir firma olduğunu gördüm. Sadece bir tek alanda değil, her alanda çok iyi performans sergiliyor. Bu başarılara imza atmasında sizlerin gösterdiğiniz emeğe teşekkür ediyorum" dedi. Konuşmaların ardından davetliler, son teknoloji transfer merkezini gezdi.

Ay-yıldızlı forma Fransa Alpleri’nde: Emir Melik Peker ve Kadir İbiş dünya şampiyonluğu için yarışacak Haber

Ay-yıldızlı forma Fransa Alpleri’nde: Emir Melik Peker ve Kadir İbiş dünya şampiyonluğu için yarışacak

Palandöken'de gerçekleştirilen Türkiye şampiyonasını kazanan Emir Melik Peker ile ikinci olan Kadir İbiş, 7 Şubat 2026 tarihinde Fransa Alpleri'nde düzenlenecek Snowbike Dünya Şampiyonası'nda Türkiye'yi temsil edecek. Türkiye, ekstrem sporlar alanında önemli bir ilke imza atmaya hazırlanıyor. Snowbike branşında Palandöken'de düzenlenen Türkiye şampiyonasını kazanan Emir Melik Peker ile ikinci olan Kadir İbiş, Fransa'nın Chatel bölgesinde Alp Dağları'nda gerçekleştirilecek dünya şampiyonasında ay-yıldızlı formayla mücadele edecek. Downhill (tepeden iniş) temelli bir spor olan snowbike, bisikletin karlı ve kayak pistlerine uyarlanmış hali olarak dikkat çekiyor. Dünyada son yıllarda hızla yaygınlaşan bu branşta kayak pistlerinde yapılan organizasyonlar üçüncü yılına girerken, Türkiye bu alanda ilk kez dünya şampiyonasında temsil edilecek. Erzurum Palandöken'de düzenlenen Türkiye şampiyonası, dünya şampiyonasının yolunu açan kritik yarışma olurken, elde edilen derecelerle iki sporcu da Fransa biletini aldı. Zorlu parkurları ve yüksek hızlarıyla dikkat çeken snowbike, izleyenler için de görsel bir şölen sunuyor. Güvenlik önlemleri kapsamında çivili lastikler ve özel bisiklet ayarlarıyla yapılan yarışlar, sporculara hem farklı zeminlerde mücadele imkanı sunuyor hem de adrenalin dozu yüksek bir rekabet ortamı oluşturuyor. EMİR MELİK PEKER: "ÜLKEMİZİ EN İYİ ŞEKİLDE TEMSİL ETMEK İSTİYORUZ" Türkiye adına tarihi bir yarışta yer alacağından dolayı heyecanlı olduğunu söyleyen milli sporcu Emir Melik Peker, "Bunun temelinde downhill (tepeden iniş) sporu yatıyor. Snowbike ise bunun karlı ve kayak pistine entegre edilmiş hali. Normalde yazın, toprak zeminde yapılıyor. Ama kayak pistinde yapılan yarış 2 yıldır dünyada var, bu 3. yıl olacak. Türkiye'den de iki sporcu olarak Fransa'ya dünya şampiyonasına gideceğiz. Bunun için de Erzurum'da Türkiye şampiyonası yapıldı. Palandöken'de yapılan yarışmada ben birinci oldum. İkinci olan arkadaşım Kadir İbiş ile beraber Fransa'da dünya şampiyonasına katılacağız. Türkiye olarak ilk defa dünya şampiyonasına katılacağız. O da snowbike yarışına denk gelmiş oldu. Zorlu bir pist, çok heyecanlı olacak. Dünya şampiyonası 7 Şubat'ta Fransa'nın Chatel bölgesinde Alplerde gerçekleşecek. Çok büyük bir organizasyon, bizler de ilk defa böyle bir organizasyonda bulunacağımız için heyecanlıyız. Ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek için elimizden geleni yapacağız" şeklinde konuştu. TÜRKİYE BİSİKLET FEDERASYONU İLE SNOWBİKE TÜRKİYE'DE YAYGINLAŞIYOR Türkiye'nin birçok ilinde benzer etkinliklerin yapıldığını belirten milli sporcu, "Özellikle ilk defa izleyenler için şaşırtıcı oldu. Dünyada çok popüler bir spor ama Türkiye'de pek bilinmiyor. İzleyenler de artık bizi destekliyor. Bunu ilk kez izleyenler ilgi gösterdi. Öyle devam etmesini umuyorum. Türkiye Bisiklet Federasyonu bizim branşla ilgileniyor. Resmi yarışmalar da yapılmaya başlandı. Önceden özel yarışmalar yapılıyordu. Federasyon ilgilenmeye başlandığından beri milli takım da kuruldu. Bende milli sporcu olmuş oldum" ifadelerini kullandı. SPORCULAR KARLI ZEMİNDE ÇİVİLİ LASTİK KULLANIYOR Snowbike branşında risklerin bulunduğunu ancak çeşitli önlemler aldıklarını dile getiren Peker, "Riskleri elbette var ama önlem olarak çivili lastik kullanıyoruz. Belirli formatlarda bisikletin ayarları değişiyor. Bu değişikliklerle birlikte farklı bir zeminde hem işi renklendiriyor hem de sürüş zevki oluyor" dedi. 7 Şubat'ta Fransa'nın Chatel bölgesinde, Alp Dağları'nın zorlu parkurunda yapılacak dünya şampiyonası, Türkiye için snowbike branşında bir ilk olma özelliği taşırken, iki sporcu da bu büyük organizasyonda ülkeyi en iyi şekilde temsil etmeyi hedefliyor.

Eker, dünyanın en büyük gıda fuarı Gulfood 2026’da Türkiye’yi temsil ediyor Haber

Eker, dünyanın en büyük gıda fuarı Gulfood 2026’da Türkiye’yi temsil ediyor

Eker Süt Ürünleri, dünya genelinde yiyecek ve içecek sektörünün en prestijli organizasyonları arasında gösterilen Gulfood 2026 Fuarı'nda yerini alıyor. 26-30 Ocak tarihleri arasında Dubai World Trade Centre'da düzenlenecek fuar, çok sayıda uluslararası markayı aynı çatı altında buluştururken sektörün geleceğine yön veren yenilikleri ve eğilimleri yakından takip etme imkânı sunuyor. İhracat alanında son yıllarda attığı adımlarla dikkat çeken Eker Süt Ürünleri, küresel gıda endüstrisinin en önemli buluşma platformlarından biri olan Gulfood Fuarı'nda, uluslararası iş ortakları ve sektör profesyonelleriyle bir araya geliyor. Firma, fuar süresi boyunca; Dubai World Trade Centre'da Sheikh Maktoum Hall'de, Türkiye Pavilyonu / Stand M-A22'de ziyaretçilerini ağırlayacak. Geniş ürün gamını kalite ve uzmanlık anlayışıyla tanıtacak Gulfood 2026 Fuarı'na Türkiye'den katılan önde gelen markalar arasında yer alan firma, geniş ürün gamını kalite ve uzmanlık anlayışıyla tanıtacak. Markanın standında; probiyotik yoğurt alternatifleri, yenilikçi ürünlerin yanı sıra ayran çeşitleri, efsane yoğurt, klasik kaymaklı yoğurt, süzme yoğurt ve çırpılmış yoğurt yer alacak. Ayrıca kahvaltılara lezzet katan peynir grubu ile kaymak ve tereyağı ürünleri de sergilenecek. İhracat pazarında varlığını güçlendiriyor Uluslararası pazarlardaki varlığını güçlendiren firma, Ağustos 2020'de aldığı Avrupa Birliği'ne süt ürünleri ihracat izni sonrasında Almanya'ya tombul ayran sevkiyatına başladı. Mart 2021'de ise Türkiye'den Almanya'ya ilk kez sütlü tatlı ihracatını gerçekleştiren firma, bu pazarı takiben İngiltere, Avusturya, Belçika, Hollanda, Fransa ve İsviçre gibi birçok Avrupa ülkesinde de tüketicilerle buluştu. Türkiye'nin en yüksek tonajlı ayran ihracatını gerçekleştiren Eker'in sevilen ürünleri, Avrupa'nın yanı sıra farklı coğrafyalarda da yoğun ilgi görüyor. Yüzlerce ülkeden binlerce firmanın katılımıyla gerçekleşen fuar, global gıda sektörünün yönünü belirleyen en önemli platformlar arasında yer alıyor. Yeni ürünlerin keşfedilmesine, stratejik iş birliklerinin kurulmasına ve sektörün geleceğini şekillendiren trendlerin yakından izlenmesine olanak tanıyan organizasyon, katılımcılar için önemli bir buluşma zemini sunuyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.