SON DAKİKA
Hava Durumu

#Gazetecilik

Söz Bursa - Gazetecilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gazetecilik haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Karanlığa karşı gazetecilik mücadelesi: "Yeniden yazmak istiyorum" Haber

Karanlığa karşı gazetecilik mücadelesi: "Yeniden yazmak istiyorum"

Eskişehir'de 3 kez böbrek nakli olan, son operasyonda beyninin 30 dakika oksijensiz kalması sonucu görme kabiliyetini kaybeden Pınar Kadanalı, mesleği olan gazeteciliğe dönmeyi her şeyden çok istiyor. 2 üniversite bitiren ve diksiyonu ile ön plana çıkan azimli kadın, sunuculuk ve radyoculuk konusunda kendine güveniyor. Eskişehir'de yaşayan 44 yaşındaki Pınar Kadanalı, geçmişte yaşadığı böbrek rahatsızlıklarından dolayı anne ve babasından nakil alarak hayatına devam etti. Radyoculuk, sunuculuk başta olmak üzere medyada birçok alanda çalışan 2 üniversite mezunu kadın, özellikle düzgün diksiyonu ile dikkat çekiyor. İşinin yanı sıra gitar çalmayı bilen, tiyatro oyunculuğu yapan, İtalyanca ve İngilizce öğrenen kadın, üniversite yıllarında önce babasından, daha sonra da annesinden böbrek nakli aldı. Böbreklerin iflas etmesi sonrası 5 yıl önce bu kez de dayısından Antalya'daki bir hastanede böbrek nakli olan kadın, operasyon sonrası kısa süreli bitkisel hayata geçtiğinden dolayı beyni 30 dakika boyunca oksijensiz kaldı. MEDYA SEKTÖRÜNE DÖNMEYİ ÇOK İSTİYOR Beyni oksijensiz kalan kadın, 2 gözünde de görme kabiliyetini büyük ölçüde kaybetti. Oldukça aktif hayatından sonra evinden neredeyse hiç çıkamayacağı bir yaşama başlayan Pınar Kadanalı oldukça zorluk çekti. Bir gözünü açtırmak için İstanbul'da ameliyat olan talihsiz kadın, az olan görme kabiliyetini de bu operasyon sonrası kaybetti. Her şeye rağmen neşesini kaybetmeyen Kadanalı, kabartma yazı öğrenip, diksiyonu ile en azından seslendirme yaparak medya sektörüne dönmeyi her şeyden çok istiyor. Görmese dahi sesi ve tecrübesi ile çalışabileceğini ileten Pınar Kadanalı, kendine güvendiğinin altını çizdi. "SON 5 SENEDİR GÖRME KABİLİYETİM İYİCE KAYBOLDU" Yaşam hikayesini anlatan Pınar Kadanalı, "Geçmişte reklamcılık, radyoculuk, sunuculuk ve yazarlık yaptım ancak bir gazeteci olarak görme sorunu yaşadığım için kalemim kırıldı diyebilirim. Halkla ilişkiler ve Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi tamamladım. Devamında tabii ki aktif bir şekilde çalışmalarım oldu ama şu an göremediğim için bir kısmı yarıda kaldı diyebilirim. Ben çocukluğumdan beri aslında görme problemi yaşıyordum ancak bitkisel hayata girince bu aktifleşti. Beynim yarım saat kadar bir oksijensiz kaldı, bunun sürecinde de görme kabiliyetimi kaybettim. Ama onun öncesinde de iki defa ilk planda böbrek nakli oldum. İlkini babamdan, diğerini annemden aldım. Ancak bunlar süreç içerisinde iflas etti. Ben bu süreçlerde üniversite eğitimimi tamamladım, hatta bu radyoculuk, gazetecilik, yazarlık ile alakalı pek çok alanda bu kısımda çalışabildim. Ama sonrasında bu böbrekleri çıkartmak zorunda kaldık. Sonrasında en son dayım böbreğini verdi. Antalya'da bu nakli oldum. İyileşmem için kök hücre nakli olmam gerekiyor. İstanbul'da, Ankara'da, Antalya'da pek çok doktora gittim. Hücre nakli olur ise biraz görebileceğim. Yeniden gazeteciliğe dönmeyi çok isterim. Yani ben şu an hiç göremiyorum, son 5 senedir görme kabiliyetim iyice kayboldu. Bundan önce ben tabii ki aktif olarak az bir şekilde gördüğüm için bir şeyler yapabiliyordum. Bununla da yeni karşılaştım" dedi. "SUNUCULUK, SPİKERLİK YAPABİLİRİM" Tekrardan medya sektöründe çalışmayı her şeyden çok isteyen Kadanalı şöyle devam etti: "2006 yıllarında diksiyon eğitimimi aldım. Ben kısmen İtalyanca biliyorum, bir de İngilizce biliyorum ama şimdi kabartma yazın ve bastonu da kullanabilmek için aslında daha yeterli bir telefona ihtiyacım var. Mesleğe dönersem seslendirme yapabilirim, yine köşe yazarlığı yapabilirim, reklam şarkıları yapabilirim, onları okuyabilirim, sunuculuk ve spikerlik yapabilirim. Engelliler açısından da sınavlara girdim. 98 puan aldım ama atamam olmadı."

Koza buluşmaları’nın konuğu Seray Şahiner oldu Haber

Koza buluşmaları’nın konuğu Seray Şahiner oldu

Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen Koza Buluşmaları, edebiyat dünyasının önemli isimlerini okurlarla buluşturmaya devam ediyor. Koza Kütüphane’de gerçekleşen ve Hakan Akdoğan’ın moderatörlüğünü üstlendiği söyleşinin bu ayki konuğu çağdaş Türk edebiyatının sevilen kalemlerinden Seray Şahiner oldu. “Suskunluğun Aile Albümü: Vatan Millet Samatya” başlıklı etkinlikte Şahiner, edebiyata bakış açısını, yazarlık serüvenini ve son romanının ortaya çıkış hikayesini anlattı. Söyleşiyi, Nilüfer Belediye Meclis Üyesi Furkan Yavuz ve çok sayıda edebiyatsever ilgiyle takip etti. “KARAKTERİN YOLCULUĞU BAŞLADIĞI YERE DÖNER” Konuşmasına Bursa ile olan kişisel bağına değinerek başlayan Seray Şahiner, 41 yıl önce Zübeyde Hanım Doğumevi’nde dünyaya geldiğini hatırlattı. Doğduğu kente bir yazar olarak gelmekten mutluluk duyduğunu belirten Şahiner, çocukluğuna dair bir anısını şu sözlerle paylaştı: “Karakterin yolculuğu hep başladığı yere döner. Dönerken de bir şeyler öğrenmiş oluyor. Annem yıllarca bana doğduğum hastanenin ilk çocuğu olduğumu, ayak izimin alınıp duvara asıldığını anlattı. Hatta ‘Bu insanlık için küçük, dünya için büyük bir adım’ denildiğine inandırdı. 13 yaşında bunun, çocuğun kendini önemsemesi için yapılmış bir şaka olduğunu öğrendim. Ancak o yaşa kadar bu his bana iyi gelmişti.” Son kitabı Vatan Millet Samatya üzerinden Türkiye’nin yakın tarihine, göç olgusuna ve değişen toplumsal yapıya değinen Şahiner, romanın 1970’lerden 1993’e uzanan bir İstanbul anlatısı olduğunu ifade etti. Şahiner, kitaptaki karakterlerin yaratım sürecinde dönemin siyasi atmosferinden ve medyasından beslendiğini vurguladı. “MİZAH HEM SİLAH HEM ATEŞKES” Yazım dilindeki mizah unsurlarına da değinen Şahiner, mizahı zorluklarla baş etmede bir savunma mekanizması olarak gördüğünü belirtti. Mutsuzluk propagandasının çok hızlı yayıldığına dikkat çeken Şahiner, “Mizah hem silah hem ateşkes. Kriz anlarında gülmek zorunda kalıyoruz. Çok neşeli olduğumuz için değil, bazen öfkeli olduğumuz için bunu yapıyoruz. O biat edilmiş kasvet hali insanı içten içe örseliyor” değerlendirmesinde bulundu. Gazetecilik geçmişinin romanlarındaki diyalog yapısını güçlendirdiğini belirten Şahiner, insanların doğal konuşma ritmini yakalamak için yaptığı gözlemleri aktardı. Röportajlarında insanların nerede duraksadığını, nerede bağlaç kullandığını analiz ettiğini söyleyen yazar, “Karakter benden ne kadar uzaksa, o kadar iyi bir yazara dönüşüyorum. Onları konuştururken bildiklerimi sadece benim bilmem, karakterlere büyük laflar ettirmemem gerekiyor” ifadelerini kullandı. Söyleşinin sonunda katılımcıların sorularını da yanıtlayan Seray Şahiner’e, Nilüfer Belediye Meclis Üyesi Furkan Yavuz günün anısına hediye verdi. Yazar Şahiner, okurları için kitaplarını da imzaladı.

Kestel Belediye Başkanı Ferhat Erol'dan BGC’ye anlamlı ziyaret: "Gazetecilik demokratik toplumun vazgeçilmezidir" Haber

Kestel Belediye Başkanı Ferhat Erol'dan BGC’ye anlamlı ziyaret: "Gazetecilik demokratik toplumun vazgeçilmezidir"

Kestel Belediye Başkanı Ferhat Erol, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nuri Kolaylı’yı ziyaret etti. Bursa Gazeteciler Cemiyeti’nin Basın Kültür Sarayı’ndaki yönetim merkezinde gerçekleşen ziyarete, Kestel Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Taner Taştekin ile BGC Yönetim Kurulu Üyeleri de katıldı. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle Başkan Kolaylı ve çalışma arkadaşlarını ziyaret ettiğini ifade eden Kestel Belediye Başkanı Ferhat Erol, “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü, halkın doğru ve tarafsız bilgiye ulaşması için zor koşullar altında görev yapan gazetecilerin emeğini hatırlamak için önemli bir gündür. Basın özgürlüğünün güçlendiği, gazetecilerin mesleki haklarının korunduğu bir ortam, demokratik toplumun vazgeçilmez unsurudur. Kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğunu büyük bir özveriyle yerine getiren tüm basın emekçilerinin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyor, görevlerinde başarılar diliyorum.” dedi. Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu Genel Başkanı ve Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nuri Kolaylı’da, ziyaretten duyduğu memnuniyeti ifade ederek şunları söyledi; “Nazik ziyaretiniz ve 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle paylaştığınız içten düşünceler için çok teşekkür ederim. Gazetecilik, demokrasilerin sağlıklı işlemesi için temel bir kamusal görevdir. Toplumların doğru bilgiye erişimini sağlar, şeffaflığı güçlendirir ve hesap verebilirliği mümkün kılar. Özgür ve güçlü bir basın olmadan, yurttaşların bilinçli kararlar alması ve ortak yaşamın sağlıklı biçimde sürmesi zorlaşır. Gazeteciler, yalnızca haber aktaran değil; toplumsal vicdanı diri tutan, hakikat arayışını sürdüren emekçilerdir. Bu sorumluluğu zor koşullar altında dahi kararlılıkla yerine getiren tüm meslektaşlarımızın emeği çok değerlidir. Bu anlamlı günde hatırlanmak ve bu ortak sorumluluğun bir parçası olarak görülmek benim için büyük bir onurdur. İlginiz ve desteğiniz için teşekkür ederim.”

Afet döneminde habercilik masaya yatırıldı: Osmangazi’de "Medya Buluşmaları" Haber

Afet döneminde habercilik masaya yatırıldı: Osmangazi’de "Medya Buluşmaları"

Osmangazi Belediyesi, asrın felaketi olarak nitelendirilen 6 Şubat depreminin 3’üncü yıl dönümünde düzenlediği “Medya Buluşmaları” programıyla, afet dönemlerinde doğru haberciliğin ve vatandaşların doğru bilgilerle aydınlatılmasının önemine dikkat çekti. Deprem bölgesinde 3 ay boyunca görev yapan Anadolu Ajansı Bursa Bölge Müdürü Erdinç Aksoy ile Anadolu Ajansı Bursa Bölge Muhabiri Sergen Sezgin, sahadaki izlenimlerini öğrencilerle paylaştı. Gençlik ve Girişimcilik Merkezi’nde “Afet Bölgesinde Medya Enformasyonu” başlığıyla düzenlenen programın konukları, Anadolu Ajansı Bursa Bölge Müdürü Erdinç Aksoy ve Anadolu Ajansı Bursa Bölge Muhabiri Sergen Sezgin oldu. Depremin ilk anından itibaren 3 ay boyunca sahada görev yapan Aksoy ve Sezgin, söyleşide afet dönemlerinde doğru haberciliğin ne kadar hayati bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Yıldırım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Gazetecilik Bölümü öğrencilerinin katıldığı programda, geleceğin gazeteci adayları usta muhabirlerden mesleki bilgi ve tecrübe edinme fırsatı buldu. “Afet Haberciliği Önem Verilmesi Gereken Konu” Moderatörlüğünü Sevda Kurul’un yaptığı programda konuşan Anadolu Ajansı Bursa Bölge Müdürü Erdinç Aksoy, “Gazetecilerin normalde görevi toplumsal olaylarda insanları bilgilendirmek. Ama büyük afetler yaşandığında bu iş biraz daha kamusal bir sorumluluğa dönüşüyor. Afet dönemlerinde bilgiye çok daha fazla ihtiyaç duyuluyor ve doğru bilginin önemi kat kat artıyor. Depremler bunun en çarpıcı örneği. 6 Şubat’ta olduğu gibi bazen aynı anda birçok kent ve milyonlarca insan bu durumdan doğrudan etkileniyor. Böyle zamanlarda ortalıkta çok fazla bilgi dolaşıyor. İnsanlar bölgeden gelen bilginin hangisinin doğru olduğunu bilmek istiyor. İşte tam da bu noktada gazetecilere çok büyük görev düşüyor. Afet ve savaş bölgelerinde çalışmak bir gazeteci için gerçekten çok zor. Asıl zorluk ise bu afetleri ve savaşları bizzat yaşamış insanların hikayelerini anlatmak. Hem doğru bilgiyi vermek hem de bu insanların yaşadıklarını hassas bir şekilde aktarmak gibi iki büyük sorumluluk var. Bu yüzden afet haberciliği üzerine daha fazla konuşulması, tartışılması ve bunun ayrı bir habercilik alanı olarak görülmesi gerektiğini düşünüyorum” şeklinde konuştu. “Doğru Habercilik Afet Dönemlerinde Çok Önemli” 6 Şubat depreminin birçok insanın meslek hayatında karşılaşabileceği en büyük felaketlerden biri olduğunu belirten Aksoy, “Eskiden haberde etkileşim tek taraflıydı. Siz haberi veriyordunuz, karşı taraftan herhangi bir etkileşim ancak telefon açarlarsa olabiliyordu. Dijital dünyada artık böyle değil. Verdiğiniz bir bilginin etkileşimini anında alıyorsunuz. Bilgi çok hızlı yayılıyor, enformasyonun bu kadar hızlı yayıldığı dijital çağda doğal olarak dezenformasyonda çok hızlı yayılıyor. Bu durum afet dönemlerinde 100 katına çıktığı oluyor. Çünkü herkes paylaşım yapıyor ve bir bilgiyi yayıyor. İnsanlar ilk gördüğü ve okuduğuna genellikle inanıyor. 6 Şubat çok büyük bir felaketti. Bütün bir kentin tüm yapıları ve nüfusuyla etkilendiği bir depremdi. O kadar geniş bir alana yayılmıştı ki sizin koordine olabileceğiniz bina ve ekibinizin konaklayabileceği bir alan yoktu. Savaş bölgesinde görev yapanlar bile deprem bölgesinden iyi şartlarda çalışıyorlar. O kadar kötü ve olumsuz şartların egemen olduğu bir görev bölgesiydi. Siz yanlış bilgilerle kamuoyunu yanlış yönlendirirseniz yardım çalışmalarının doğru insanlara ulaşmasına engel olursunuz. Bu gerçekten ciddi bir sorumluluk. Afet dönemlerinde hızlı habercilik önemli ama en önemlisi doğru olabilmek, doğru bilgiyi aktarabilmek” ifadelerini kullandı. “Deprem Bölgesinde Oturup Gözyaşı Döktüğümüz Zamanlar Oldu” Programda deprem bölgesindeki izlenimlerini paylaşan Anadolu Ajansı Bursa Bölge Muhabiri Sergen Sezgin ise, “12 yıldır muhabirlik mesleğini yapıyorum. Çeşitli afetler gördüm ama 6 Şubat depremi bunların en büyüğüydü. 'İnsan olmak mı, haberci olmak mı bunu en çok sorguladığımız dönemdi. Çok fazla şeyle karşı karşıya kaldık ve yaşadık. Yeri geldi duygularımızı bir kenara koymak zorunda kaldık. Bir an oldu duygularımızla çalışmak durumunda kaldık. Deprem bölgesinde oturup gözyaşı döktüğümüz zamanlarımız oldu. Bunların geneline baktığımızda her zaman profesyonelliğimizi korumamız gerekiyor. Evet, insanız bir yandan da kamuoyunu bilgilendirmek için doğru bilgiler paylaşmamız gerekiyor. Bunu ön plana alarak çalışmak zorunda kaldık. Bölgede 48 saat boyunca insan üstü çalıştığımız ve kaldırımlarda uyuduğumuz durumlar oldu. Çok fazla şey yaşadık ama orada insanlar depremden etkilenen 11 ildeki felaketi görsün diye çok çaba sarf ettik” diye konuştu. Söyleşinin sonunda Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, konuklara günün anısına teşekkür hediyesi takdiminde bulundu.

Usta Gazeteci Hüsnü Mahalli medya buluşmaları’nın konuğu oldu Haber

Usta Gazeteci Hüsnü Mahalli medya buluşmaları’nın konuğu oldu

Osmangazi Belediyesi tarafından düzenlenen Medya Buluşmaları programının bu haftaki konuğu usta gazeteci Hüsnü Mahalli oldu. “Gazeteci Duruşu” başlığıyla gerçekleştirilen söyleşide Mahalli, gazeteciliğin temel ilkelerini ve mesleki duruşun nasıl olması gerektiğini örneklerle anlattı; ülke ve dünya gündemine dair değerlendirmelerde bulundu. Toplumu bilgilendirici söyleşi ve etkinliklerine devam eden Osmangazi Belediyesi, Medya Buluşmaları kapsamında deneyimli gazetecileri Osmangazililerle buluşturmayı sürdürüyor. Osmangazi Gösteri Merkezi’nde düzenlenen ve Sevda Kurul’un moderatörlüğünü üstlendiği programa, dünyanın farklı bölgelerinde birçok savaşta gazeteci olarak görev yapan Hüsnü Mahalli, konuşmacı olarak katıldı. Söyleşide Mahalli, iyi bir gazetecinin sahip olması gereken nitelikler, başarılı bir gazetecilik için izlenmesi gereken yollar ve mesleğin vazgeçilmez unsurları üzerine deneyimlerini paylaştı. Katılımcılar, Mahalli’nin bilgi ve tecrübeleri ışığında gazeteciliğe dair önemli kazanımlar elde ederken, güncel gelişmelere ilişkin değerlendirmeleri ilgiyle takip etti. Programa katılan Osmangazililer, dolu dolu geçen söyleşiyle hem gazetecilik mesleğine hem de güncel gündeme dair önemli bilgiler edinme fırsatı buldu. “Gazetecilikte Duygusallık Yoktur” Gazetecinin mert ve dürüst olmak zorunda olduğunu ifade eden Hüsnü Mahalli, “Bu iki özellik yan yana gelirse ancak gazetecilik bir anlam kazanır. Gazetecilikte duygusallık yoktur. Gazeteciyseniz gazetecisinizdir. Türk, Arap ve Kürt gazetecidir bağlamında baktığınızda böyle bir ayrım yapamazsınız ve yapmamak zorundasınız. Birey olarak bunda bir sorun yoktur; birey olarak ‘Ben Türk’üm, Kürt’üm, Arap’ım’ gibi tercihleriniz olabilir. Ancak meslek anlamında bunu yapamazsınız. Ben bütün savaşlara katıldım. Bosna, Karabağ, Afganistan, Çeçenistan, Irak, İran ve aklınıza gelebilecek bütün savaşlarda gazeteci olarak görev yaptım. BBC’de çalışırken müdür bize şunu söylerdi: ‘Haberde yüzde yüz doğru olmak zorundasınız, yorumda serbestsiniz; çünkü yorum sizin.’ 2003 Amerikan ve İngiliz Irak işgali döneminde bunları yaşadık. Ben bölgeden savaş sırasında canlı yayın yapıyordum. Yayın sırasında BBC’den ‘Amerikan ve İngiliz işgal kuvvetleri’ diye bahsediyordum. Bana hiçbir şey diyemiyorlardı. Müdür bir kez bana ‘Biraz sözlerini yumuşatsan’ diye uyarır gibi oldu. Ben de ‘Hayır, yumuşatamam’ dedim; çünkü işgal kuvvetleri gelmiş, bu ülkeyi işgal ediyorsunuz,” şeklinde konuştu. “Türkiye’de İyi Bir Gazeteci Dünyayı Bilir” Bilginin yerine gidilerek bulunacağını söyleyen Mahalli, “Bir, yüzde yüz ilkesel olmak zorundasınız; iki, net olmak zorundasınız; üç, doğru bilgiyi bulmanız gerekiyor. Bilgi havadan ve sudan bulunmaz, yerine giderek bulunur. Hayatında Irak, Suriye ve Karabağ savaşlarına gitmeden, elinde bir sopayla ekrandan anlatmakla bu işler olmaz. Yüzde yüz doğru bilgi gerekir. Bunu yapabiliyorsanız, gazeteci duruşu budur diye düşünüyorum. Türkiye’deki televizyonların hemen hemen hiçbirinin yurt dışında muhabiri yok. Örneğin Orta Doğu’da hiçbir yerde yok; Washington’da ise mecburen koyuyorlar. Buna parası olan televizyonlar da dâhil. Yurt dışında muhabir bulundurmuyorlar. Bu müthiş bir eksikliktir. Amerika’da eğer muhabiriniz yoksa, siz ancak ajanslardan gelen haberlerle yetinmek zorunda kalırsınız. Dış politika ve uluslararası ilişkiler bağlamında medyamız sıfırdır. Türkiye’de iyi bir gazeteci dünyayı bilir. Türkiye’yi iyi öğrenmek istiyorsanız, Türkiye’nin diğer ülkelerle ilişkilerini iyi bilmek zorundasınız. Sosyal medyadan iki parça lafla uluslararası anlamda gazetecilik yapılmaz,” ifadelerini kullandı. Programın sonunda Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, günün anısına gazeteci Hüsnü Mahalli’ye hediye takdim etti.

Nihat Yeşiltaş: Gerçeklerden korkanlar özgür basından korkar Haber

Nihat Yeşiltaş: Gerçeklerden korkanlar özgür basından korkar

Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, Türkiye’de basın özgürlüğünün ağır baskı altında olduğunu vurguladı. Yeşiltaş, "AKP iktidarında basın özgürlüğü sistematik biçimde aşındırıldı, medya büyük ölçüde tek sesli hale getirildi, eleştirel gazetecilik ise hedef tahtasına konuldu" dedi. Basının demokrasinin vazgeçilmez bir unsuru olduğunu belirten CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, gazetecilerin Türkiye’de bir 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü, bir kutlama havasında değil; baskının, sansürün ve korku ikliminin hakim olduğu bir ortamda, gerçeği savunmanın bedelini ağır bir şekilde ödeyerek karşıladığını ifade ederek şu değerlendirmelerde bulundu: "Gazetecilik; halkın haber alma hakkı için yapılan onurlu bir kamu görevidir. Ancak ülkemizde bu meslek, uzun yıllardır iktidarın baskıcı politikalarıyla kuşatılmış durumda. AKP iktidarında basın özgürlüğü sistematik biçimde aşındırıldı, medya büyük ölçüde tek sesli hale getirildi, eleştirel gazetecilik ise hedef tahtasına konuldu. Bugün ülkemiz, çeşitli kuruluşların yıllık değerlendirmelerine göre basın özgürlüğü endekslerinde her geçen yıl daha da geriye düşmektedir. 2025 yılında gazeteciler bir yıl içinde 610 kez hakim karşısına çıktı, 95 gazeteci gözaltına alındı, 39 gazeteci tutuklandı. Kayyum uygulamaları, RTÜK yaptırımları, erişim engelleri ve adli kontrol tedbirleriyle sistematik bir hale geldi. Sadece tutuklamalarla değil; RTÜK cezaları, ilan ambargoları, ekonomik baskılar, otosansür dayatmaları ve yandaş medya düzeni ile gazetecilik nefessiz bırakılıyor, kamu kaynaklarıyla beslenen bir avuç yandaş medya kuruluşu ve gazeteci korunup kollanıyor, halkın gerçekleri öğrenmesini sağlayan basın kuruluşları ekonomik olarak boğulmak isteniyor. Anadolu’da kentlerin nabzını tutan, yurttaşın sesi olan gazeteciler de; hem ekonomik zorluklarla hem de siyasal baskılarla baş etmeye çalışıyor. Düşük ücretler, güvencesiz çalışma koşulları gazetecilerin mesleki motivasyonunu günden güne kırıyor. Gerçeklerden korkan iktidarlar, özgür basından korkar. Özgür basından korkanlar sandıktan da korkar. Basın özgürlüğünü demokrasinin vazgeçilmez bir unsuru olarak görüyoruz. Bu bağlamda gazetecilerin susturulmadığı, eleştirinin suç sayılmadığı bir Türkiye’yi mutlaka inşa etmek, basın özgürlüğünü evrensel demokratik normlara kavuşturmak, gazetecilerin can ve iş güvencesini sağlamak için gerekli adımları atmak bizim sorumluluklarımız arasında yer alıyor. Hakikatin peşinden giden, baskıya boyun eğmeyen, kalemini halktan yana tutan tüm basın emekçilerinin yanındayız. Bu duygu ve düşüncelerle; Bursa’da ve ülkemizin dört bir yanında zorlu koşullar altında halkın doğru bilgiye ulaşması için gece gündüz demeden çalışan basın emekçilerinin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyor; özgür, bağımsız ve demokratik bir basın düzeninin mutlaka kazanacağına olan inancımızı bir kez daha ifade diyorum."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.