SON DAKİKA
Hava Durumu

#Gazze

Söz Bursa - Gazze haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gazze haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bahçeli adını koydu: Zengezur değil "Turan Koridoru"! Haber

Bahçeli adını koydu: Zengezur değil "Turan Koridoru"!

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Zengezur Koridoru'nun Türk dünyası için stratejik önem taşıdığını belirterek, "Zengezur, Nahçıvan'ın Azerbaycan'la vuslatı olacaktır. Bu, 'iki devlet, tek millet' şuurunun Türk dünyasının tamamına yayılan stratejik bir iklime kavuşmasıdır. Zengezur dedik ama artık adını doğru koyalım: Bu hat, 'Turan Koridoru'dur" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada Orta Doğu'dan Güney Kafkasya'ya uzanan gelişmeleri değerlendirdi. İsrail'in Gazze ve Lübnan'daki politikalarını sert sözlerle eleştiren Bahçeli, Birleşmiş Milletler ve uluslararası kuruluşların, yaşanan insanlık dramı karşısında yetersiz kaldığını savundu. MHP Genel Başkanı Bahçeli, Gazze, Lübnan, Hürmüz Boğazı, Doğu Akdeniz ve Güney Kafkasya'da yaşanan gelişmelerin birbirinden bağımsız değerlendirilmemesi gerektiğini ifade ederek, "Bugün yaşananları sadece günlük haber akışı olarak görmek, hakikatin kabuğunda oyalanmak olur" dedi. İsrail'in 7 Ekim sonrasında izlediği politikaların savaş hukukunun sınırlarını aştığını savunan Bahçeli, "İsrail; günahsız sivilleri hedef alan, şehirleri harabeye çeviren; hastaneleri, okulları, ibadethaneleri, yardım noktalarını dahi savaş meydanına çeviren bir ölüm ve intikam makinesi siyasetine dönüşmüştür" ifadelerini kullandı. Netanyahu yönetimini eleştiren Bahçeli, "Bugün karşımızda bulunan, bölgenin huzur damarlarına musallat olmuş kan delisi bir kriz makinesi olan İsrail; ateşkesi ihlal ederek Lübnan'a saldırmakta, ABD-İran mutabakatının dahi karşısında durmakta, Doğu Akdeniz'de istikrarsızlık merkezi olmaya devam etmektedir. Netanyahu yönetimi, bölgenin huzuruna kasteden bir kriz üretim mekanizmasıdır. Gazze'de çocukların cansız bedenleri toprağa verilirken, Filistinli esirlerin onuru çiğnenirken, Batı Şeria'da toprak gaspı sürerken, Lübnan'da tarihi ve kültürel doku bombaların gölgesinde yerle bir olurken Türkiye'ye ahlak dersi vermeye kalkmak, Cumhurbaşkanımıza parmak sallamak; akıl karargahlarının teslim bayrağını çekmesidir. Mazlumun ahıyla abad olunmayacağını hala idrak edemeyen bir zihniyetin mesnetsiz ithamları, hadsiz isnatları bizim için yok hükmündedir. Bebek kanında ikbal arayanların azgınlaşan gaddarlıkları tüm dünyanın gözleri önündeyken uğursuz sayıklamalara kulak asacak değiliz. Bu zavallı söylemlere aynı çukurdan cevap verecek değiliz" diye konuştu. "BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ÜÇ MAYMUNU OYNUYOR" Birleşmiş Milletler'in Gazze'de yaşananlar karşısında etkisiz kaldığını savunan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "Gazze'de insanlık inim inim inlerken, bölgemizde acı ve katliam kol gezerken Birleşmiş Milletler, üç maymunu oynamaktadır. Lahey'de ise başka bir ibret vesikası önümüzdedir. Uluslararası Ceza Mahkemesi, Netanyahu hakkında savaş suçu ve insanlığa karşı suç isnatlarıyla yakalama kararı çıkarmıştır. Fakat asıl mesele tam da burada başlamaktadır. Çünkü Lahey karar vermekte, fakat bu kararın icrası yine devletlerin siyasi cesaretine, hukuka riayetlerine ve ahlaki omurgasına bırakılmaktadır. New York'ta veto kalkanı açanlar, Lahey'de işlevsiz söylemlerle vitrinleri süslemekte, icraat vakti gelince dut yemiş bülbül misali köşelerine çekilmektedir. İsrail yönetiminin hesap vermesi ihtimali ufukta belirince, Netanyahu'nun etrafına bir dokunulmazlık zırhı örülmek istenmektedir. Buradan sormak mecburiyetindeyiz: Güvenlik Konseyi'nde korunan, Lahey'de kollanan, başkentlerde siyasi himayeyle gezdirilen bu imtiyaz kimin hukukudur? Türk dünyası da işte bu büyük arayışın içinde her geçen gün daha belirgin, daha etkili ve daha itibarlı bir konuma yükselmektedir. Orta Asya'dan Anadolu'ya uzanan bu hat; soydaşlarımızın duasına vesile olan, Müslüman kardeşlerimizin sızısına merhem arayan, mazlum milletlerin hakkını ve haysiyetini küresel zemine taşıyan yeni yüzyılın stratejik damarlarından biridir. Buradan İslam İşbirliği Teşkilatına da seslenmek gerekir. Bu teşkilat, Kudüs hasretimizin, Mescid-i Aksa hassasiyetimizin, Müslüman kardeşlerimize olan ortak sorumluluğumuzun sonucu olarak doğmuştur. Bu teşkilatın kuruluş harcında Kudüs varsa, varoluş gerekçesinde Filistin varsa; bugün Gazze yanarken, Batı Şeria kuşatılırken, İslam İşbirliği Teşkilatı'nın kınama cümleleriyle yetinmesi izah edilemez. Buradan soruyoruz: Neredesiniz? Kudüs için kurulan irade nerededir? Gazze için gösterilmesi gereken müşterek duruş hangi engele takılmıştır? Mescid-i Aksa'nın incinen hürmetine karşı alınan kararlar hangi somut neticeye ulaşmıştır?" ABD-İRAN MUTABAKATINA DESTEK ABD ile İran arasında sağlanan mutabakatı memnuniyetle karşıladıklarını belirten Bahçeli, anlaşmanın bölgesel istikrara katkı sunmasını temenni etti. Bahçeli, "ABD ile İran arasında sağlanan mutabakatı sevindirici bulmakla birlikte dikkatle takip ediyoruz. İsviçre'de atılacağı açıklanan imzaların, bölgemizde sulh-u sükunun hâkim kılınması, Hürmüz hattında seyrüsefer emniyetinin yeniden tesisi ve Orta Doğu'da ateşi büyüten oyunların boşa çıkarılması adına önemli bir dönüm noktası olmasını temenni ediyoruz. Söz konusu bu gelişme memnuniyet vericidir. Ancak memnuniyetimiz bizi rehavete sürükleyecek değildir. Diplomasi kapısının aralanması, tedbir kapısının kapanması anlamına gelmeyecektir. İmzaların atılacağı güne kadar gerilimi tırmandıracak söylemlerden, tahrik edici hamlelerden, sahada yeni oldubittiler üretmeye dönük hain kumpaslardan ve olası sabotaj girişimlerinden hassasiyetle kaçınılmalıdır" ifadelerini kullandı. Hürmüz Boğazı'nın stratejik önemine işaret eden Bahçeli, "Hürmüz; enerji arzının, küresel ticaretin, deniz güvenliğinin, gıda fiyatlarının ve bölgesel istikrarın nabzının attığı stratejik bir geçittir. Bu hattaki gerilim, yalnızca Körfez'i değil; Asya'dan Avrupa'ya, Afrika'dan Akdeniz'e kadar geniş bir coğrafyayı ekonomik ve siyasi türbülansın içine sürüklemiştir. Bu nedenle ABD-İran mutabakatının kâğıt üzerinde kalmaması, sahada karşılık bulması, Hürmüz'de geçiş güvenliğinin teminat altına alınması, nükleer programa ilişkin tartışmaların uluslararası hukuk ve denetim mekanizmaları zemininde yürütülmesi gerekmektedir. Önemle belirtmek isterim ki Pakistan'ın müzakere kapısını aralayan arabuluculuk gayreti, Başta Türkiye olmak üzere Katar ve Suudi Arabistan'ın diplomatik destek ve temasları bize bir kez daha göstermiştir ki; İslam ülkeleri ortak akıl ve sorumluluk istikametinde hareket ettiğinde kan ve kaos senaryoları boşa düşmektedir" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın süreçte yürüttüğü diplomatik girişimlere de teşekkür eden Bahçeli, Türkiye'nin bölgesel istikrara katkı sunan bir rol üstlendiğini söyledi. Güney Kafkasya'daki gelişmelerin Türkiye açısından stratejik öneme sahip olduğunu vurgulayan Bahçeli, Karabağ Zaferi'nin ardından oluşan yeni jeopolitik tabloya dikkat çekti. Bahçeli, "2020 sonbaharında, hakikat yerini bulmuş, Türk'ün çelikten bileği Karabağ'da tarih yazmıştır. Karabağ'da çiğnenen hukuk, Türk askerinin demir yumruğuyla doğrultuldu. Bu noktada Türk dünyasının batı ile doğu arasındaki stratejik irtibatı olan Zengezur hattı üzerinde ayrıca ve dikkatle durmak gerekir" dedi. "ZENGEZUR DEDİK AMA ARTIK ADINI DOĞRU KOYALIM: BU HAT, TURAN KORİDORU'DUR" Zengezur Koridoru'nun Türk dünyasını birbirine bağlayacak tarihi bir güzergah olduğunu belirten Bahçeli, şunları kaydetti: "Zengezur; Nahçıvan'ın ana vatan Azerbaycan'la bağını güçlendirecek, Türkiye'yi kardeş ülke Azerbaycan üzerinden Hazar'a, Hazar'ın ötesinden Türkistan'a ulaştıracak tarihi geçittir. Zengezur, Nahçıvan'ın Azerbaycan'la vuslatı olacaktır. Bu,'iki devlet, tek millet' şuurunun Türk dünyasının tamamına yayılan stratejik bir iklime kavuşmasıdır. Zengezur dedik ama artık adını doğru koyalım: Bu hat, Turan Koridoru'dur. Turan Koridoru; Kars'tan Türkistan bozkırlarına uzanan tarihi ve kültürel istikbal kapısıdır. Bu kapı açıldığında asırlar boyunca gönüllerde saklanan kavuşma ülküsü ete kemiğe bürünecek; Anadolu ile Türkistan arasına örülmek istenen setler dağılacak; Turan ufku daha berrak, daha yakın, daha kudretli hale gelecektir. Küresel ticaret yollarının yeniden şekillendiği, kuzey hattının savaş ve yaptırımlarla hassaslaştığı, güney deniz yollarının Hürmüz'den Kızıldeniz'e kadar krizlerin tutsaklığı altına girdiği bir dönemde Turan Koridoru'nun açılması bölgemiz ve Türkiye için stratejik bir fırsattır." Koridorun ekonomik ve jeopolitik önemine vurgu yapan Bahçeli, "Ankara'dan Türkistan'a uzanan iktisadi ve jeopolitik bir sıçrama olacaktır. Turan Koridoru, Türk ve Türkiye Yüzyılı'nın stratejik anahtarıdır" ifadelerini kullandı. "TURAN KORİDORU YALNIZCA AZERBAYCAN'IN VE TÜRKİYE'NİN DEĞİL, ERMENİSTAN'IN DA EKONOMİK YALNIZLIKTAN ÇIKIŞ KAPISI OLABİLİR" Ermenistan'ın bölgesel gerçekleri kabul etmesi gerektiğini belirten Bahçeli, "Karabağ Azerbaycan'dır. Bu gerçek sahada kanla, masada hukuk zemininde tescillenmiştir" dedi. Erivan yönetiminin iş birliği zeminine katılması halinde koridorun Ermenistan için de fırsatlar sunacağını savunan Bahçeli, "Turan Koridoru yalnızca Azerbaycan'ın ve Türkiye'nin değil, Ermenistan'ın da ekonomik yalnızlıktan çıkış kapısı olabilir" diye konuştu. "HİÇBİR SINAV KENDİLERİNDEN DAHA ÖNEMLİ DEĞİLDİR" Konuşmasının sonunda gençlere seslenen Bahçeli, yaklaşan sınavlar öncesinde öğrencilere başarı diledi. "Hiçbir sınav kendilerinden daha önemli değildir" diyen Bahçeli, "Okuyacaksınız ve araştıracaksınız; çünkü cehaletin karanlığını ancak bilginin ışığında yırtarsınız. Düşüneceksiniz ve sorgulayacaksınız çünkü hakikate ulaşmanın yolu akıl etmekten geçer. Üreteceksiniz; çünkü büyük ülke Türkiye mefkuremizin ihtiyaç duyduğu her hamlenin arkasında sizin imzanız olacaktır" ifadelerini kullandı.

Netanyahu: "İsrail Devleti’ni yok olmaktan kurtardık" Haber

Netanyahu: "İsrail Devleti’ni yok olmaktan kurtardık"

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran ve ABD’nin mutabakat zaptı üzerinde anlaşmasının ardından düzenlediği ilk basın toplantısında, "İsrail Devleti’ni yok olmaktan kurtardık" dedi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran ve ABD’nin mutabakat zaptı üzerinde anlaşmasının ardından ilk kez basın toplantısı düzenledi. Netanyahu, ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü askeri operasyonun başarılı olduğunu savunarak, Washington ile Tahran arasında bir anlaşma yapılsa da yapılmasa da İran’ın nükleer silaha sahip olmasına izin vermeyeceklerini söyledi. Netanyahu, İran’ın nükleer silah edinmesini engellemenin "hayatının misyonu" olduğunu belirterek, "Anlaşma olsun ya da olmasın, İran bugün de yarın da nükleer silaha sahip olmayacak. Ben İsrail Başbakanı olduğum sürece bu gerçekleşmeyecek" dedi. Netanyahu, İran’ın nükleer programının "tehdit" oluşturduğunu ve İsrail’in bunu "Amerikalı dostlarıyla birlikte" ortadan kaldırdığını ifade etti. İran’a ait çok sayıda askeri ve nükleer tesisi imha ettiklerini aktaran Netanyahu, "Donanmalarını ve hava kuvvetlerini yok ettik. İran halkını katleden üs komutanlarını etkisiz hale getirdik. İran ekonomisine yüz milyarlarca dolarlık, hatta bazı tahminlere göre 1 trilyon dolara yaklaşan zarar verdik. İsrail nüfusunun yok edilmesi tehdidini yıllar boyunca ortadan kaldırdık. İsrail Devleti’ni yok olmaktan kurtardık" dedi. Netanyahu, Gazze, Lübnan ve Suriye’de "güvenlik bölgeleri" oluşturduklarını ve ülkenin güvenliğini korumak için bu bölgelerde gerekli olduğu sürece kalacaklarını söyledi. "ÇOĞU ZAMAN AYNI GÖRÜŞTEYİZ, ANCAK BAZEN GÖRÜŞ AYRILIKLARI DA OLUYOR" İsrail’in İran’a veya Lübnan’a karşı tek başına saldırı düzenlemesine ABD’nin izin verip vermeyeceği sorusuna cevap vermekten kaçınan Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmelerinde İsrail'in çıkarlarını savunduğunu vurguladı. Netanyahu, "Çoğu zaman aynı görüşteyiz, ancak bazen görüş ayrılıkları da oluyor. İsrail'in güvenlik çıkarlarından ben sorumluyum. Onları savunuyorum" dedi.

Ömer Çelik'ten Avrupa Parlamentosu'na 'Sömürge Komiseri' tepkisi: "Kimsenin haddi değildir!" Haber

Ömer Çelik'ten Avrupa Parlamentosu'na 'Sömürge Komiseri' tepkisi: "Kimsenin haddi değildir!"

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Türkiye Cumhuriyeti Kabinesini, Adalet Bakanımız Akın Gürlek’i ve kabinemizin herhangi bir üyesini saygısız bir dille hedef göstermek kimsenin haddi değildir" dedi. AK Parti Sözcüsü Çelik, sosyal medya hesabından, bir Avrupa parlamentosu üyesinin Adalet Bakanı Akın Gürlek hakkındaki açıklamalarına yönelik açıklamalarda bulundu. Bir Avrupa Parlamentosu üyesinin Türkiye hakkında ‘sömürge komiseri’ üslubuyla konuşmasının kendisi için siyasi bir utanç ve parlamento değerlerinin istismarı olarak ifade eden Çelik, parlamentonun bu durumu ciddi bir şekilde ele alması gerektiğini dile getirdi. "ADALET BAKANIMIZI VE KABİNEMİZİN HERHANGİ BİR ÜYESİNİ HEDEF GÖSTERMEK KİMSENİN HADDİ DEĞİLDİR" Açıklamasında, siyasi bir niteliği olmadığı halde açıklamalarda bulunan bu üyenin ciddiye alınacak bir tarafının olmadığını söyleyen Çelik, "Türkiye Cumhuriyeti Kabinesini, Adalet Bakanımız Akın Gürlek’i ve kabinemizin herhangi bir üyesini saygısız bir dille hedef göstermek kimsenin haddi değildir. Avrupa Parlamentosu adına yapılan bu saygısızlığın arkasındaki saikler, bu köklü kurum tarafından ciddi şekilde sorgulanmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarına saygı, bir tartışma konusu olamaz. Avrupa Parlamentosu geçmişte nitelikli bir siyaset ve insan hakları okuluydu. Bugün ise ‘sömürge komiseri’ edasıyla konuşan bazı niteliksiz siyasetçilerin ‘güdümlü siyasi lobi’ faaliyetleri yüzünden değer kaybetmektedir. Türkiye hakkında geçmiş yıllarda hazırlanan raporların da gerçeği yansıtmak ve diyalog kapılarını açmak yerine, bazı siyasi odakları tatmin etmek üzerine kurulduğu görülmüştür" ifadelerine yer verdi. Parlamentonun saygın geçmişine ve hakkaniyetli yaklaşımlarına uygun her türlü diyaloğa önem verdiklerini de değinen Çelik, Türkiye’nin egemenlik haklarına yapılan hiçbir saygısızlığa izin vermeyeceklerine de vurgu yaptı. Çelik, şöyle devam etti: "Avrupa Parlamentosu’nun başta Gazze olmak üzere temel insanlık konularında tarihin doğru tarafında duramayan yanlışlarını güçlü şekilde telafi etmesi gerekir. Avrupa Parlamentosu insanlık ittifakının güçlü bir destekçisi olacak birikime sahiptir ve bu birikime önce parlamento üyelerinin saygı duyması gerekir. Bu çerçevede, Avrupa Parlamentosu yaptırım araçlarını doğru ve saygın biçimde kullanmak istiyorsa, Siyonistlerin Gazze’deki soykırım suçlarını destekleyen Avrupalı siyasetçileri gündemine almalıdır. Avrupa’daki siyonist soykırım destekçisi siyasetçilere yaptırım kararı almayan AP’nin diğer konularda söz söyleme zemini yoktur. Bugün Avrupa Parlamentosu’nun bazı üyelerinin çeşitli etkiler altında siyasi bağnazlığın vesayeti ile hareket ettiği pek çok gündem vardır. Türkiye’ye dönük bu bağnaz siyasi dilin hiçbir hükmü yoktur. Avrupa Parlamentosu üyesi sıfatı taşıyan bazılarının siyasi yobazlıkla Türkiye’yi hedef almasını reddediyoruz. Avrupa Parlamentosu’nun bu siyasi yobazları demokrasi ilkokuluna göndermesi en doğru seçenektir."

Hilmi Şanlı’dan ezana dil uzatan Ben-Gvir’e tokat gibi cevap: "Zulmünüz tarihin çöplüğüne gömülecek" Haber

Hilmi Şanlı’dan ezana dil uzatan Ben-Gvir’e tokat gibi cevap: "Zulmünüz tarihin çöplüğüne gömülecek"

Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı, İsrail’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in, ezan sesini "gürültü" olarak nitelendirip engelleme tehdidinde bulunmasına yazılı bir açıklamayla çok sert tepki gösterdi. Şanlı, Ben-Gvir’in pervasız açıklamalarının yalnızca Müslümanları değil, insanlığın ortak vicdanını yaraladığını belirtti. "GAZZE’DEKİ ÇOCUK ÇIĞLIKLARINI DUYMAYANLARIN EZANDAN RAHATSIZ OLMASI ŞAŞIRTICI DEĞİL" İsrailli bakanın nefret siyasetini bir kez daha gözler önüne serdiğini ifade eden Genel Sekreter Hilmi Şanlı, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Ey Ben-Gvir! Gazze’de çocukların çığlığını duymayan kulakların ezandan rahatsız olması şaşırtıcı değildir. Mescitleri, hastaneleri ve yaşam alanlarını hedef alan bir anlayışın Allah’ın adının semalara yükselmesinden huzursuz olması, içinde bulunduğu karanlığın en açık göstergesidir." "EZAN BU ÜMMETİN BAĞIMSIZLIK MÜHRÜDÜR" Ezanın İslam ümmetinin kimliği ve namusu olduğunu vurgulayan Şanlı, bu kutlu nidanın bin 400 yıldır semaları süslediğini hatırlatarak, "Ezan; Malazgirt’ten Çanakkale’ye, Kudüs’ten Bursa Ulu Cami’ye kadar milletimizin ve İslam ümmetinin bağımsızlık mührüdür. Ne senin tehditlerinle ne de zulüm düzenleriyle susturulabilir" dedi. "ZULÜM GEÇİCİDİR, HAKİKAT BAKİ" Tarih boyunca hakikatin sesini kısmaya çalışan Nemrutların ve Firavunların tarihin çöplüğüne gömüldüğünü belirten Şanlı, bugün ezanı hedef alanların da aynı akıbeti yaşayacağını söyledi. Türk Diyanet Vakıf-Sen olarak kutsallara uzanan bu kirli dili en güçlü şekilde telin ettiklerini belirten Şanlı, tüm dünya kamuoyunu din ve vicdan özgürlüğünü savurgan bir biçimde hedef alan bu zihniyete karşı net bir tavır almaya davet etti ve açıklamasını şu sözlerle noktaladı: "Ezan susmaz! Minareler eğilmez! Allah’ın adı semalardan eksilmez! Zulüm geçicidir, hakikat bakidir!"

Vali Erol Ayyıldız'dan Bursalılara bayram mesajı Haber

Vali Erol Ayyıldız'dan Bursalılara bayram mesajı

Vali Erol Ayyıldız'ın "Kurban Bayramı" Mesajı Paylaşmanın, yardımlaşmanın, dayanışmanın ve kardeşliğin en güzel şekilde yaşandığı mübarek Kurban Bayramı’na bir kez daha ulaşmanın huzur ve mutluluğunu hep birlikte yaşıyoruz. Bayramlar; sevgi, saygı, hoşgörü ve birlik duygularının güç kazandığı, gönüllerin buluştuğu, kırgınlıkların unutulduğu müstesna zamanlardır. Kurban Bayramı ise yalnızca bir ibadet değil; aynı zamanda teslimiyetin, fedakârlığın, paylaşmanın ve toplumsal dayanışmanın en güçlü sembollerinden biridir. Millet olarak bizi güçlü kılan; tarihimizden, kültürümüzden ve manevi değerlerimizden aldığımız birlik ruhudur. Bu mübarek günlerde ihtiyaç sahiplerini gözetmek, büyüklerimizi ziyaret etmek, yetimlerin ve kimsesizlerin gönüllerine dokunmak, bayram sevincini hep birlikte yaşamak en önemli sorumluluklarımız arasındadır. Vatandaşlarımızın bayramı huzur, güven ve sağlık içerisinde geçirebilmeleri amacıyla ilgili tüm kurumlarımız gerekli tedbirleri almış olup, görevli personelimiz bayram süresince titizlikle çalışmalarını sürdürecektir. Bu vesileyle, özellikle seyahate çıkacak vatandaşlarımızdan trafik kurallarına hassasiyetle uymalarını, aşırı hızdan kaçınmalarını ve emniyet kemeri kullanımına özen göstermelerini önemle rica ediyorum. Unutmayalım ki trafik kuralları, hayatımızı korumak içindir. Bu anlamlı günlerde vatan uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor, kahraman gazilerimize şükranlarımızı sunuyoruz. Kurban Bayramı’nın şehrimize, ülkemize, milletimize, İslam âlemine, başta Gazze ve Filistin olmak üzere tüm mazlum coğrafyalara ve insanlığa sağlık, huzur, bereket ve barış getirmesini temenni ediyor; Bursalı hemşehrilerimin ve aziz milletimizin mübarek Kurban Bayramı’nı en kalbi duygularımla kutluyorum. ???? Valimiz Sayın Erol Ayyıldız'ın “Kurban Bayramı” Mesajı ⤵️???? https://t.co/lNtKKoIpVn pic.twitter.com/R0w2NwI9gc— T.C. Bursa Valiliği (@BursaValiligi) May 26, 2026

Erdoğan'dan bayram mesajı: "Terörsüz Türkiye" vurgusu! Haber

Erdoğan'dan bayram mesajı: "Terörsüz Türkiye" vurgusu!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kurban Bayramı dolayısıyla bir mesaj paylaştı. Erdoğan, "Etrafımızdaki toz bulutu dağıldıktan sonra inşallah yeni dönemin parlayan yıldızlarından birisi Türkiye'miz olacaktır. Bunun için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Ülkemizin istikbali ile bölgemizin istikrarı açısından taşıdığı stratejik değer bugünlerde daha iyi anlaşılan terörsüz Türkiye süreci, bunlardan biridir" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Kurban Bayramı vesilesiyle bir mesaj paylaştı. Sözlerine vatandaşların bayramını kutlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan, "Gazze başta olmak üzere, gönül coğrafyalarımızın farklı köşelerinde bu bayramı da hüzünle acıyla, kalplerinde ince bir sızı ile karşılayan tüm kardeşlerime şahsım ve milletim adına en güçlü dayanışma mesajlarını gönderiyor, kurban bayramlarını ayrı ayrı tebrik ediyorum. Kurban bir ibadet olmanın yanı sıra, kelime anlamı itibariyle aynı zamanda yaklaşma, yakınlaşma, yakın olma demektir. İnanıyorum ki her bir vatandaşımız, gerek eş, dost ve akraba ziyaretleriyle gerekse yardım ve dayanışma faaliyetleriyle bu ruh şölenini en verimli surette değerlendirecek, böylece hem Allah'a yaklaşmış hem de birbirine daha sıkı bağlarla kenetlenmiş olacaktır. Şayet muhabbet ve diğergamlığın gönülleri sarıp sarmaladığı bu mübarek günleri, hakkıyla idrak edebilirsek işte o zaman kardeşliğimiz güçlenecek darlığın yerini ferahlık, dargınlığın yerini kucaklaşma alacaktır. Duam ve beklentim bu bayramın da kalplerin yumuşamasına, küskünlerin barışmasına kırgınlıkların giderilmesine ve sıkılı yumrukların tamamen açılmasına vesile olmasıdır. Aziz milletim İslam alemi olarak, bir huzur iklimine kavuşmanın sevincini yaşarken öte yandan bölgemiz ve dünyamız stres yükü yüksek bir düzeyden geçiyor" dedi. "İSRAİL SALDIRILARINI PERVASIZCA SÜRDÜRÜYOR" İsrail'in bölgedeki saldırılarını pervasızca sürdürdüğünü belirten Erdoğan, "İsrail, Gazze'den Batı Şeria'ya, Doğu Kudüs'ten Lübnan'a kadar, coğrafyamızın farklı noktalarında işgal, yıkım, katliam ve yasa dışı yerleşim faaliyetlerini pervasızca sürdürüyor. Yine İsrail'in tahrik ve tertipleriyle tetiklenen savaşın menfi etkileri enerjiden tarıma, ticaretten ulaşıma, ekonomiden güvenliğe birçok alanda hissediliyor. Bölgemizin savaş ve krizler silsilesiyle boğuştu bu dönemde, Türkiye ekonomisiyle altyapısıyla, tecrübeli kurumları liyakatli kadrolarıyla en önemlisi tahkip ettiği iç cephesiyle istikrar adası olarak, göz dolduruyor" şeklinde konuştu. "EKONOMİDE EŞİNE AZ RASTLANIR BİR BAŞARI HİKAYESİ YAZDIK" Türkiye'nin ekonomide bir başarı hikayesi yazdığını vurgulayan Erdoğan, "Eleştirilere ve engellere rağmen 23 yıldır güttüğümüz politikaların semeresini başta savunma sanayimiz olmak üzere her alanda topluyoruz. 238 milyar dolardan 1,6 trilyon doları aşan ekonomik büyüklüğü 36 milyar dolardan 276 milyar dolara çıkan yıllık ihracatı, 248 milyon dolardan 10 milyar doları geçen savunma ve havacılık ihracatı ile Türkiye dünyada eşine az rastlanır bir başarı hikayesi yazmaktadır" diye konuştu. "Terörsüz Türkiye süreci" Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin de konuşan Erdoğan, "Etrafımızdaki toz bulutu dağıldıktan sonra inşallah yeni dönemin parlayan yıldızlarından birisi Türkiye'miz olacaktır. Bunun için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Ülkemizin istikbali ile bölgemizin istikrarı açısından taşıdığı stratejik değer bugünlerde daha iyi anlaşılan terörsüz Türkiye süreci, bunlardan biridir. Sınırlarımız içinde, huzur ve güvenliğin güçlenmesine sınırlarımız dışında emperyalist oyunların bozulmasına katkı sunan bu tarihi süreci, çok büyük bir özenle sağduyu ve samimiyetle menziline doğru götürüyoruz. Türkiye'ye sadece ekonomik maliyeti 2 trilyon doları aşan bu musibetten milletimizi kurtarma irademiz tamdır, sapasağlam hızla yola devam ediyoruz. Bu düşüncelerle Kurban Bayramı'nın ülkemiz, milletimiz, İslam dünyası ve tüm insanlık için bir kez daha hayırlar getirmesini diliyorum" ifadelerini kullandı. Son olarak Hac vazifesini yerine getirenlere ve yola çıkan vatandaşlara seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hac farizasını yerine getirmek üzere kutsal topraklarda bulunan kardeşlerimizin dua ve ibadetlerini rabbim kabul buyursun diliyorum. Bayramda seyahat edecek vatandaşlarımızdan hız limitlerine ve trafik kurallarına uymalarını özellikle istirham ediyorum" şeklinde konuştu.

Efkan Ala'dan CHP'deki krize gönderme: "Şikayet eden de edilen de CHP'li" Haber

Efkan Ala'dan CHP'deki krize gönderme: "Şikayet eden de edilen de CHP'li"

AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Âlâ, Kurban Bayramı programında yaptığı konuşmada Cumhuriyet Halk Partisi'ni sert sözlerle eleştirdi. Muhalefetin kendi iç sorunlarını çözmesi gerektiğini söyleyen Âlâ, "Muhalefetin içi Orta Doğu kadar karışık. Şikayet eden CHP'li, şikayet edilen CHP'li ama karşılarında bizi görüyorlar" ifadelerini kullandı. AK Parti'nin Bursa teşkilatı tarafından düzenlenen bayramlaşma programında konuşan Âlâ, CHP'nin sürekli iktidarı suçladığını belirterek, "Bir mesele ile karşılaştığında kafasını kaldırıp baksa bizi görüyor, bizi suçluyor. Bizi suçlama, çare ara. Şikayet eden CHP'li, şikayet edilen yine CHP'li. Devletin kurumlarını mahkemeye götürmüşler. Kim götürmüş? Cumhuriyet Halk Partili götürmüş. Kimi götürmüş? Cumhuriyet Halk Partiliyi götürmüş. Kardeşim dön partinin içine bak ve orayı düzelt" dedi. "DOĞRU DÜRÜST BİR MUHALEFETE İHTİYACIMIZ VAR" Türkiye'nin gerçek meselelerine odaklanılması gerektiğini ifade eden Âlâ, güçlü ve proje üreten bir muhalefete ihtiyaç olduğunu vurgulayarak, "Bizim gerçekten doğru dürüst ülke meselelerini mesele edinen bir muhalefete de ihtiyacımız var. Elbette yarışırız, en iyi projelerimizi milletimizle paylaşırız. Arzu ederiz ki hayırda yarışan partiler olsun, belediyeler hizmette yarışsın" diye konuştu. CHP'ye yönelik eleştirilerini sürdüren Âlâ, "İnsan okumaya haya ediyor, izlemek istemiyorsunuz. Yolsuzluktan başka gayrimeşru ilişkilere kadar insanların görmesini arzu etmediğimiz şeylerin olmasından kimseye fayda yok. Bizi suçlamayın, bizim işimiz gücümüz var. Biz Cumhuriyet Halk Partisi ile uğraşamayız. Kendi içine dönsün, meselelerini çözsün, milletle paylaşsın" ifadelerini kullandı. "KARDEŞLERİMİZ SIKINTI İÇERİSİNDE BAYRAMI BURUK KUTLUYORUZ" Konuşmasında Gazze'de yaşananlara da değinen Âlâ, bayramı buruk kutladıklarını belirterek, "Bizim Gazze'de sorunumuz var. Kardeşlerimiz acı içerisinde. Dünyanın dört bir yanında kardeşlerimiz sıkıntı içerisindeyse biz buruk kutluyoruz bayramımızı. Bizim büyük meselelerimiz var" dedi. AK Parti'nin siyasi anlayışına da vurgu yapan Âlâ, "Bizim siyasi genetiğimiz böyle. Biz oradan buradan devşirme fikirlerle hareket etmiyoruz" şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.