SON DAKİKA
Hava Durumu

#Gıda

Söz Bursa - Gıda haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gıda haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kestel’de Glütensiz destek sürüyor: Başkan Erol’dan Çölyak Hastalarına can suyu! Haber

Kestel’de Glütensiz destek sürüyor: Başkan Erol’dan Çölyak Hastalarına can suyu!

Kestel Belediyesi, çölyak hastası vatandaşların sağlıklı gıdaya erişimini desteklemek amacıyla glütensiz gıda kolisi desteğini sürdürüyor. Bu kapsamda Kestel Belediyesi tarafından ilçede yaşayan çölyak hastalarına yönelik hazırlanan gıda kolileri ihtiyaç sahiplerine ulaştırılıyor. Kestel Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda ilçede yaşayan çölyak hastası vatandaşlara yönelik destek çalışmalarını devam ediyor. Bu kapsamda Kestel Belediyesi, çölyak hastalarının sağlıklı ve güvenli gıdaya erişimini desteklemek amacıyla glütensiz gıda kolisi desteği sağlıyor. Çölyak hastalığı nedeniyle özel beslenme gereksinimi bulunan vatandaşların yaşamını kolaylaştırmayı hedefleyen Kestel Belediyesi, glütensiz gıda kolileriyle ihtiyaç sahibi ailelerin yükünü hafifletiyor. Toplumun her kesimine dokunan hizmetler üretmeye devam edeceklerini ifade eden Başkan Erol, Kestel Belediyesi’nin özellikle sağlık açısından özel beslenme gereksinimi bulunan vatandaşlara yönelik destek programlarını da önemle sürdürdüğünü ifade etti. Başkan Erol, “Kestel’de İkamet Eden Çölyak Hastası Vatandaşlarımıza Yönelik Glütensiz Gıda Kolisi Desteği Sağlıyoruz” Çölyak hastalarının ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik çalışmaların ilerleyen süreçte de devam edeceği bildiren Başkan Erol, “Çölyak hastası hemşehrilerimizin yaşamını kolaylaştırmak, sağlıklı ve güvenli gıdaya erişimlerini desteklemek bizim için çok önemli. Bu anlayışla Kestel’de ikamet eden çölyak hastası vatandaşlarımıza yönelik glütensiz gıda kolisi desteği sağlıyoruz. Sosyal belediyecilik anlayışıyla ihtiyaç sahibi her kesimin yanında olmaya, hemşehrilerimizin hayatını kolaylaştıracak çalışmalar üretmeye devam ediyoruz.” Başkan Erol, çölyak hastalarına yönelik bu desteklerin sadece bir yardım faaliyeti değil aynı zamanda toplumsal dayanışmanın bir göstergesi olduğunu vurgulayarak, Kestel Belediyesi olarak her vatandaşın yaşamını kolaylaştıracak projeler üretmeye devam edeceklerini ifade etti.

Çiftçinin hesabına 81 milyar lira yatıyor! Cumhurbaşkanı Erdoğan tarih verdi Haber

Çiftçinin hesabına 81 milyar lira yatıyor! Cumhurbaşkanı Erdoğan tarih verdi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "6 Mart’tan itibaren bir ay içinde 81 milyar lira temel ve planlı üretim desteği ödemelerini çiftçilerimizin hesaplarına aktaracağız" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde çiftçiler ile iftar programında bir araya geldi. Programa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra Adalet Bakanı Akın Gürlek, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ve çok sayıda vatandaş katıldı. "15 TEMMUZ HAİN DARBE GİRİŞİMİNDE VATANINI KORUMAK İÇİN EN ÖN SAFTA YER ALANLAR ÇİFTÇİ KARDEŞLERİMDİ" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuşmasında, "Çiftçi kardeşlerime sevgilerimi saygılarımı gönderiyorum. Ülkemizin kalkınmasına verdiğiniz destekten dolayı Allah hepinizden razı olsun. On yıllardır sizlerle yol yürümüş, sizlerin emeğine, mücadelesine bizzat şahitlik etmiş bir kardeşinizim. Sizin fedakarlığınızı sadece rızkınızı kazanmak için döktüğünüz terden değil, en sancılı dönemlerdeki memleket sevdanızdan da biliyorum. Kucağındaki dokuz aylık bebeğiyle İnebolu’dan aldığı cephaneyi kağnılarla Ankara’ya taşıyan Şerife bacılarımız, Erzurum’un ayazında eline silahı alıp Aziziye Tabyası’na koşan Nene Hatunlarımız da sizlerdir. İstiklal Harbinde vatanımıza uzanan kirli elleri kıranlar sizlerdiniz. Türkiye Cumhuriyeti’nin ayağa kalkmasına destek olan sizlerdiniz. Batı’nın hasta adam dediği bu milletin yeniden tarih sahnesine çıkmasına omuz veren sizlerdiniz. İşte en son 15 Temmuz hain darbe girişiminde vatanını korumak için en ön safta yer alanlar yine sizlerdiniz, benim çiftçi kardeşlerimdi" dedi. "1 TRİLYON LİRAYA VARAN DEVASA BİR RAKAMLA ÜRETİCİMİZİ DESTEKLEYECEĞİZ" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şunu da büyük bir gururla ifade etmek isterim. Çiftçilerimiz nasıl bize, demokrasimize ve vatanımıza sahip çıktıysa, biz de başbakan ve cumhurbaşkanı olarak daima onların yanında olduk. Hükümetlerimiz üreticilerimizi, çiftçilerimizi hiçbir zaman yalnız bırakmadı. Devletimizin imkanları yıldan yıla genişledikçe bundan çiftçilerimizin de istifade etmesini sağladık. Meydanlarda ne dediysek, hangi sözü verdiysek, sizin takdirinizle göreve geldiğimizde vaatlerimizi hayata geçirmek için dört koldan çalıştık. Ağızlarını her açtıklarında ‘tarıma destek verilmiyor’ diyenlerin şu rakamları iyi dinlemesini istiyorum. Sadece geçen yıl doğrudan destek kredi desteği, yatırım ödeneği, müdahale alımları, ihracat destekleri dahil sektöre verdiğimiz desteğin toplamı 706 milyar lirayı buluyor. 2026 için tarıma doğrudan ve dolaylı olarak ayırdığımız rakam ise tam 939 milyar lira. Yani 1 trilyon liraya varan devasa bir rakamla üreticimizi destekleyeceğiz. Güçlü Türkiye’nin yolu, güçlü tarımdan geçer inancıyla inşallah sizin yanınızda olacağız" şeklinde konuştu. "TARIMSAL HASILAMIZI ÜÇ KATTAN FAZLA ARTIRARAK 2024 YILINDA 79,1 MİLYAR DOLARA YÜKSELTTİK" "Cennet vatanımızda hamdolsun 606 çeşit tarım mahsulü yetişiyor. Bunların birçoğunda kendi ihtiyaçlarımızı kendimiz karşılar durumdayız" ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Muhalefetin ağzına pelesenk ettiği ‘Türkiye’de tarım bitti’ iddiasını sadece sektörün gerçekleri değil uluslararası kuruluşlar da yalanlıyor. Bu raporlara göre Türkiye hasılada Avrupa’da 1., dünyada ise 7. sırada yer alıyor. Sebze üretiminde dünyada üçüncü, meyvede 4.'yüz. 21 bitkisel ürün mahsulünde ise ilk 3'teyiz. Çiğ sütte dünyada 9., Avrupa’da 3. sıradayız. Sığır etinde dünyada ilk 10'da, Avrupa’da 1.'yiz. Tavuk etinde dünyada ilk 10'daa, Avrupa’da 2.'yiz. Yumurtada dünyada yine ilk 10'da, Avrupa’da zirvedeyiz. Su ürünleri yetiştiriciliğinde Avrupa’da 2. sıradayız. Bir diğer çarpıcı rakam 2002’de 24,5 milyar dolar olan tarımsal hasılamızı üç kattan fazla artırarak 2024 yılında 79,1 milyar dolara yükselttik. Tarımda son 23 yılda yaklaşık 117 milyar dolar dış ticaret fazlası verdik. Sık sık dezenformasyon yapılan bir başka alan olan tohumda ise dünyada ilk on ülke arasındayız. Birileri umutlarını buna bağlasa da Türkiye’de tarım bitmedi inşallah hiçbir zaman bitmeyecek. Hatta ülkemiz tarım sektöründe daha nice rekorlara imza atacak. Ama biten, meydanlarda her çiftçiye bedava traktör sözü verip sonra bunların üzerine sünger çekenlerin hevesleri olacak. Biten, Anadolu kadınına tepeden bakanların şişirilmiş egoları olacak. Biten, mübarek Ramazan-ı Şerif’ten bir gün önce yayınladıkları bildirilerde insanlarımıza dil uzatan karanlık zihniyetin hezeyanları olacak. Biten, kamusal alanda milletin inancına tahammül edemeyen 28 Şubat heveslisi jakobenlerin dayatmaları olacak. Bu ülkenin kaptan köşkünde üreticisini, çobanın kendisine dost ve yoldaş bilen Tayyip Erdoğan olduğu müddetçe millete parmak sallayan kibir abidelerinin hevesleri kursaklarında kalmaya devam edecek" ifadelerini kullandı. "6 MART’TAN İTİBAREN 81 MİLYAR LİRA DESTEK ÖDEMELERİNİ ÇİFTÇİLERİMİZİN HESAPLARINA AKTARACAĞIZ" Cumhurbaşkanı Erdoğan "Vatandaşımızın sağlıklı, kaliteyi gıdaya erişmesi önceliklerimiz arasında yer alıyor. Gıdada sahtecilik yapanları, vatandaşımızı kandırmaya çalışanları cezalandırdığımız gibi artık anlık olarak ifşa ediyoruz. Ayrıca restoranlar, kafeler gibi yiyecek içecek hizmeti sunan iş yerlerinde karekod uygulamasını geçen yıldan itibaren zorunlu hale getirdik. Hem vatandaşın uygun fiyatla ürün almasını sağlayıp hem de enflasyonla mücadelemize destek olan işletmelerimize buradan teşekkür ediyorum. Yıllardır konuşulan ve 2024’te başladığımız üretim planlamasında bir yılı geride bıraktık. Planlamayla artık hangi ürünün nerede ne kadar ekileceğini belirliyoruz. Bunu sadece bitkisel üretimde değil, hayvancılıkta da hayata geçirdik. Bunun için özellikle besi ve süt üretim bölgeleri planladık. Yani destek modelimiz kapsamında hayvancılık desteklerinin ödemesini geçtiğimiz sene yapmıştık. Şimdi de bitkisel üretim yapanların destek ödemelerine başlıyoruz. 6 Mart’tan itibaren bir ay içinde 81 milyar lira temel ve planlı üretim desteği ödemelerini çiftçilerimizin hesaplarına aktaracağız. Hayırlı uğurlu olsun diyorum" dedi. "11 MİLYAR LİRALIK KAYNAĞI 11 İLİMİZDE ÜRETİMİN GÜÇLENDİRİLMESİ İÇİN HARCAYACAĞIZ" "Kuraklığa dayanıklı ve besin değeri yüksek tuz çalısını da meralarımıza ulaştırıyoruz" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnşallah bunu bütün mera alanlarında en kısa zamanda uygulayacağız. Tıpkı organize sanayi bölgeleri gibi organize tarım bölgesi yatırımlarımıza da son sürat devam ediyoruz. 14 organize tarım bölgesinde üretime başladık. Bu yıl 5 bölgede daha ilk kez üretime geçeceğiz. Bütün bu yatırımlarımızın şehirlerimize, üreticilerimize, çiftçilerimize hayırlı olmasını diliyorum. Çok değerli üreticilerimiz, nisan ayındaki zirai dondan etkilenen bütün üreticilerimize geçen yıl toplam 47 milyar lira ödeme yaptık. Maalesef geçtiğimiz günlerde de bazı illerimizde dolu, hortum ve selden hem üreticilerimiz hem vatandaşlarımız etkilendi. Kendilerine buradan geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Başta Tarım Bakanlığımız olmak üzere devletimizin ilgili birimleri hemen sahaya indiler, üreticilerimizi rahatlatmak için seferber oldular. Değişen iklim şartları, küresel ısınma bize bu ve benzeri olayların devam edeceğini söylüyor. O yüzden sizleri mutlaka tarım sigortası yaptırmaya davet ediyorum. Halihazırda prim ödemelerinin yüzde yetmişe kadar olan kısmını devlet olarak biz karşılıyoruz. Tüm bunların yanında deprem bölgesi için yeni bir yatırım paketini daha hayata geçirdik. Toplam 11 milyar liralık bu kaynağı 11 ilimizde üretimin güçlendirilmesi için harcayacağız" ifadelerini kullandı. "TAM 150 BİN KÜÇÜKBAŞI ÜRETİCİLERİMİZE UYGUN ŞARTLARDA VERECEĞİZ" Konuşmasında çiftçilere müjdelerini açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "2026 yılında 14,5 milyar lira olan kırsal kalkınma destek bütçemizin yarısını genç ve kadın üreticiler ile aile işletmelerimize ayırıyoruz. Ayrıca küçükbaş hayvancılığını desteklemek amacıyla yeni bir projeyi daha devreye sokuyoruz. ‘Kırsalda Bereket Küçükbaşa Destek’ adını verdiğimiz projenin ilk etabında tam 150 bin küçükbaşı üreticilerimize uygun şartlarda vereceğiz. Projeden faydalanacak her üreticimize 95 dişi ve 5 erkek küçükbaş temin edeceğiz. Bu hayvanlar için aylık 15 bin lira, yıllık 180 bin lira bakım ve besleme desteğini biz karşılayacağız. Projenin finansmanı için üreticilerimiz Ziraat Bankası’ndan faizsiz kredi kullanabilecek. Bu kredilerde iki yıla kadar geri ödemesiz, devamında da yedi yıla kadar vade seçenekleri var. Projeden faydalanan üreticilerimizin alacakları küçükbaşların sigortasını 1 yıl biz karşılayacağız. TİGEM çiftliklerinde yetişen, üstün genetiğe sahip bu hayvanlarımızın dağıtımını da bölgelere uygun ırklara göre biz yapacağız. Bu projede kadın ve genç üreticilerimize öncelik vereceğiz. Ayrıca veteriner hekimlik, ziraat ve gıda mühendisliğinden yeni mezun gençlerimize de bu projeye başvurmaları halinde öncelik sağlayacağız. Böylece hem gençlerimiz kendi doğdukları topraklarda kendi işlerini kuracak, hem de üretime ve istihdama güç katacak. İlk hayvanları da yetiştiricilerimize bu yıl içinde teslim edeceğiz. Küçükbaş hayvancılık yapmak isteyen bütün genç ve kadın üreticilerimizi bu projeye başvurmaya davet ediyorum" ifadelerini kullandı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ise, "Değerli üreticilerimiz sizler bu ülkenin görünmez ama vazgeçilmez kahramanlarısınız. Vatan söz konusuysa gerisi teferruattır diyerek 15 Temmuz hain darbe girişiminde canınızdan geçip darbecilere arşı sergilediğiniz duruş. Siz alın terini berekete dönüştürensiniz. Siz sofralara gelen her lokmada emeği, sabrı ve şükrü olanlarsınız" dedi.

Uluslararası arena için BUÜ’de güç birliği Haber

Uluslararası arena için BUÜ’de güç birliği

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Ar-Ge Koordinatörlüğü, akademisyenlerin uluslararası araştırma ekosistemine katılımını artırmak amacıyla "Ufuk Avrupa Programı Bilgi Günü" başlığı altında kapsamlı bir etkinlik düzenledi. TÜBİTAK uzmanlarının katılımıyla gerçekleşen organizasyonda, Avrupa Birliği’nin dev bütçeli hibe programları ve stratejik işbirliği fırsatları masaya yatırıldı. ULUTEK Teknopark ev sahipliğinde yapılan etkinlikte, araştırmacıların uluslararası hareketliliğini ve kariyer gelişimini destekleyen Marie Skłodowska-Curie Actions (MSCA) kapsamındaki burs ve araştırma olanaklarının yanı sıra; Sağlık, Dijital, Endüstri, Uzay, Gıda ve Biyoekonomi gibi kritik tematik alanlardaki güncel çağrılar detaylandırıldı. Katılımcılar, proje geliştirme süreçlerinden konsorsiyum kurma stratejilerine kadar pek çok teknik konuda birinci ağızdan bilgi alma fırsatı buldu. UFUK AVRUPA İLE İŞBİRLİKLERİ SINIRLARIN ÖTESİNE TAŞINIYOR Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İrfan Kırıştoğlu, BUÜ’nün zaman içerisinde güçlü bir proje kültürü kazandığını, ancak bu kültürün yerel odaklı TÜBİTAK projelerinden daha geniş bir uluslararası ekosisteme evrilmesi gerektiğini vurguladı. Avrupa Birliği projelerine başvurmanın sadece üniversiteye değil, aynı zamanda ülkeye ciddi bir kaynak aktarımı sağlayacağını belirten Kırıştoğlu, bu programların temelinde ortak çalışma disiplini ve geniş ağlar kurma hedefinin yattığını ifade etti. Uzmanlarla yapılacak birebir görüşmelerin teknik bilgi birikimini artıracağını dile getiren Kırıştoğlu, etkinliğin tüm katılımcılar için somut kazanımlarla sonuçlanmasını dileyerek konuşmasını tamamladı. “GÜÇLÜ BİR ARAŞTIRMA EKOSİSTEMİ HEDEFLİYORUZ" Ar-Ge Koordinatörü Prof. Dr. Esra Karaca ise konuşmasında, Ufuk Avrupa Programı’nın sadece bir finansman kaynağı değil, aynı zamanda disiplinler arası çalışmayı teşvik eden ve bilimsel çıktıları toplumsal faydaya dönüştüren stratejik bir araç olduğunu belirtti. Üniversitenin uluslararası görünürlüğünü ve proje üretim kapasitesini artırmayı hedeflediklerini kaydeden Prof. Dr. Esra Karaca, etkinliğin gelecekte kurulacak güçlü konsorsiyumlar için bir zemin hazırladığını ifade etti. Katılımcıların proje fikirlerini doğrudan uzmanlarla değerlendirmesinin son derece kıymetli olduğunu vurgulayan Karaca, bu tür organizasyonların üniversitedeki uluslararası proje kültürünün yaygınlaşmasına ve başvuruların nitelik olarak artmasına önemli katkılar sunacağına inandığını dile getirdi. BİREBİR GÖRÜŞMELERLE PROJELER ŞEKİLLENDİ Sunumların ardından düzenlenen "Birebir Görüşme" seanslarında, akademisyenler kendi proje taslaklarını TÜBİTAK Ufuk Avrupa Programı Ulusal İrtibat Noktası uzmanlarına sundu. Bu etkileşimli süreç, başvuru hazırlığındaki araştırmacılara değerlendirme kriterleri ve başarılı bir dosya hazırlama konularında rehberlik sağladı.

Türkiye dondurulmuş kirazda da dünya lideri Haber

Türkiye dondurulmuş kirazda da dünya lideri

Dondurulmuş Gıda Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Bülent Yıldırım, özellikle gelişmiş ülkelerde sağlıklı beslenmeye daha çok önem verilmeye başlandığını belirterek, bu konuda da katkısız, ilaçsız doğal gıda ürünlerinin ön plana çıktığını anlattı. Yıldırım, taze ve sebzelerin hasat edildikten sonra fazla bekletilmeden yıkanıp dondurulduğunu dile getirerek, "Tazeyken ne kadar doğal ve katkısız ise dondurulduktan sonra da aynı özelliklerde" dedi. Dünyada dondurulmuş gıda tüketiminde ABD'nin önde geldiğini ve kişi başına tüketimin 70 kilogram olduğunu vurgulayan Yıldırım, Avrupa'da bu miktarın 40 kilogram, Türkiye'de ise 7 kilogram olduğunu aktardı. Bu yüzden hem Türkiye'de ciddi bir potansiyel bulunduğunu hem de yurt dışındaki tüketime bağlı olarak ihracat anlamında önlerinin açık olduğunu belirten Yıldırım, şunları söyledi: "Türkiye yıllarca dondurulmuş biber ihraç etti. Dondurulmuş kirazda da dünya lideriyiz. Taze kiraz ihracatımız bu yıl yaşanan zirai don olayını saymazsak ortalama 80 bin tonun üzerinde. Dünyada taze kiraz ihracatında hep ilk 3'te yer aldı. Avrupa'da zaten lideriz. Dondurulmuş kirazda da ilk sıradayız. Afyonkarahisar'ın Sultandağı ilçesi gibi üretim yerlerinde ürünler toplanıyor çekirdekleri çıkartılıyor ve organik olarak donduruluyor." Dondurulmuş kirazın önemli bölümünün ABD'ye ihraç edildiğini aktaran Yıldırım, "Yıllık 12-15 bin ton ihracatımız var. Organik tarafında ciddi avantajımız bulunuyor. Katma değerli ürünler üretiyorsunuz, satıyorsunuz ve döviz sağlıyorsunuz. Çiftçi memnun oluyor ihracatçı da mutlu." dedi. Kirazın hasat döneminde toplanmasıyla sürecin bitmediğini dile getiren Yıldırım, "Tüketimi 12 ay sürüyor. ABD'de ve Avrupa ülkelerinde pastacılık sanayisinde, kokteyllerde, meyveli yoğurtlarda kullanılıyor. Ve bunun önemli bölümü Türk çiftçisinin ürettiği, Türk firmalarınca dondurulan organik ürünler" diye konuştu.

BUYSAD Başkanı: "Gıdada zamlar son bulmalı" Haber

BUYSAD Başkanı: "Gıdada zamlar son bulmalı"

Başkan Dönmez, işçilik maliyetlerinin yılbaşında yalnızca yüzde 30 oranında arttığını, diğer giderlerin ise büyük ölçüde sabit kaldığını hatırlatarak, gıda fiyatlarında yüzde 50'lere varan artışların hiçbir ekonomik temele dayanmadığını ifade etti. Dönmez, “Devlet, enflasyonu frenlemek adına önemli tedbirler aldı. Ancak bazı fırsatçılar, bu durumu kendi çıkarlarına çevirmek için zam yapmaya devam ediyor” dedi. Yemek sanayicilerinin hammadde alımlarında daha bilinçli hareket ettiğini vurgulayan Başkan Dönmez, anlamsız fiyat artışlarını sorgulamaya ve kabul etmemeye başladıklarını belirtti. Dönmez, "Bu durum yalnızca sanayicilerin değil, tüketicilerin de boykot ve bilinçli tüketim alışkanlıklarıyla karşı koymasını gerektiriyor" diye konuştu. Başkan Dönmez, sektörde uzun süredir dile getirilen 'Ahlak Enflasyonu' sorununa da dikkat çekerek, bazı üreticilerin fiyatlarını maliyet temelli değil, piyasa kıyaslamasıyla belirlediğini ifade etti. Dönmez, "Fiyatlar maliyete göre belirlenmelidir, kıyasla değil. Enflasyonla mücadelede ahlaki bir sorumluluk gereklidir" dedi. Başkan Coşkun Dönmez, tüketicilere de önemli bir çağrıda bulunarak, "Fahiş fiyatlı ürünleri boykot etmeliyiz. Enflasyonla baş etmenin yolu, hem üreticilerin hem de tüketicilerin topyekûn bir mücadele sergilemesidir" ifadelerini kullandı. Gıda sektöründeki fiyat dalgalanmalarının önüne geçilmesi ve ahlaki değerlerin korunması için hem devletin hem de tüketicilerin duyarlı olması gerektiğini vurgulayan Dönmez, bu mücadelenin ekonomide istikrar için şart olduğunu sözlerine ekledi.

"Yemekte kalite mi?, fiyat mı?" Haber

"Yemekte kalite mi?, fiyat mı?"

Sebze ve meyve üretiminde tarla ürünlerinden sera ürünlerine geçişle birlikte fiyatlar hızla yükseliyor. Hububat, yağ, et ve süt ürünlerindeki zamlar, endüstriyel yemek firmalarının maliyetlerini artırıyor. Bunun yanı sıra sanayide mesailerin azalması, vardiyaların düşmesi ve işçi çıkarmalar, günlük yemek hizmeti alan kişi sayısında (pax) ciddi bir düşüşe neden oluyor. Artan maliyetler, endüstriyel yemek üreten firmaları yemek fiyatlarını güncellemeye zorlarken, bu durum firmaların daha ucuz alternatiflere yönelmesine yol açıyor. BUYSAD Başkanı Coşkun Dönmez, bu eğilimin merdiven altı işletmelere yönelime neden olduğunu ve buralardan sağlanan düşük kaliteli, hijyen ve sanitasyon standartlarına aykırı ürünlerin halk sağlığını ciddi şekilde riske attığını ifade etti. “GIDA GÜVENLİĞİ İHMALE GELMEZ” Piyasa fiyatlarının çok altında yemek satan işletmelerin insan sağlığını tehdit ettiğini belirten Dönmez, şu uyarılarda bulundu: “Gıda ciddiye alınması gereken bir konudur; şakaya gelmez. Eğer aldığınız yemekte bir şüphe duyuyorsanız, mutlaka akredite bir laboratuvarda analiz yaptırın. Tağşişli hammadde kullanılarak hazırlanan yemekler, ciddi sağlık sorunlarına ve hatta ölümcül sonuçlara yol açabilir. Bu etkiler hemen ortaya çıkmasa bile zamanla ciddi sağlık problemlerine neden olabilir” dedi. Dönmez, tüketicileri ve işletmeleri gıda güvenliği konusunda daha bilinçli davranmaya davet ederken, sağlığın ucuz yemek uğruna riske atılmaması gerektiğini vurguladı. Hijyen ve kalite standartlarından uzak merdiven altı işletmelerin sadece halk sağlığını değil, sektördeki adil rekabet ortamını da tehdit ettiğine dikkat çeken Dönmez, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın açıkladığı tağşişli ürün listelerine işaret ederek şunları söyledi: “Tağşişli ürünler, insan sağlığını tehdit etmekle kalmaz, aynı zamanda bu ürünleri kullanan işletmeleri ağır hukuki yaptırımlarla karşı karşıya bırakabilir. İşletmeler, satın alma süreçlerinde yalnızca fiyat odaklı değil, kalite ve hijyen odaklı hareket etmelidir.” “GÜVENİLİR FİRMALARI TERCİH EDİN” Gıda güvenliğinin önemine dikkat çeken Dönmez, yemek hizmeti alacak firmalara şu tavsiyelerde bulundu: “Türkiye’nin her yerinde bu işi layıkıyla yapanlar ve yapamayanlar var. Ancak işletmeler genellikle hizmet kalitesine değil, fiyat odaklı tercihler yapıyor. Bu durum, hem sektörün gelişimini baltalıyor hem de insan sağlığını tehdit ediyor. BUYSAD olarak işletmelere tavsiyemiz, tesisleşmesini tamamlamış, hijyen ve sanitasyon kurallarına uygun, tercihen TSE ya da diğer akredite kuruluşlardan belge almış firmaları tercih etmeleridir. Fiyat karşılaştırmalarınızı yalnızca bu standartlara uyan işletmelerle yapmanız daha doğru olur.” “SAĞLIKLI BİR GELECEK İÇİN GIDA GÜVENLİĞİ ŞART” Sektördeki zorluklara rağmen güvenilir yemek hizmeti sunmanın bir sorumluluk olduğunu belirten Başkan Dönmez, işletmelerin çalışanlarının sağlığını koruma yükümlülüğüne dikkat çekti: “Ucuz ve kalitesiz yemekler, kısa vadede tasarruf gibi görünse de uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına ve hukuki sıkıntılara yol açabilir. Güvenilir gıda, hem işletmeler hem de çalışanlar için öncelik olmalıdır.” BUYSAD Başkanı Dönmez, sağlıklı bir iş ortamının ve sektörün sürdürülebilirliği için gıda güvenliği standartlarına sıkı sıkıya uyulması gerektiğinin altını çizdi.

Ün, 'Vatandaş neyle beslendiğini bilmiyor' Haber

Ün, 'Vatandaş neyle beslendiğini bilmiyor'

Denizli Milletvekili Sema Silkin Ün, gıda güvenliği ve ihraç edilip Türkiye'ye geri gönderilen tarım ürünleriyle ilgili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) kürsüsünden açıklamalarda bulundu. Son günlerde ülkemizden ihraç edilen tarım ürünlerinin zehirli madde içerdiği gerekçesiyle Türkiye'ye geri gönderildiğine dikkat çeken Milletvekili Ün, haliyle, vatandaşların da sağlığını tehdit eden gıda güvenliği konusunda kendisini korumasız ve güvensiz hissettiğini ifade etti. Vatandaşın "İhraç edilen ürünlerin görece kaliteli ve sağlıklı olduğu düşünülen, sıkı denetimden geçen, analiz edilen tarım ve gıda ürünlerinde bile zehirli madde çıkıyorsa bizim tükettiğimiz ürünlerde kim bilir neler vardır" endişesi taşıdığını anlatan Milletvekili Ün, “Türkiye geri gönderilen tarım ürünlerinin raporunda ürünlerde yasal sınırların kat kat üzerinde kimyasal madde tespit edildiği için geri gönderildiği ifade ediliyor. Maalesef, ülkemiz menşeli ürünler güvensizlikte birinci sırada yer alıyor. Ardımızdan kim geliyor dersiniz? Mısır ve Hindistan. Toksin oranı bu derece yüksek tarım ilaçlarını kullanan bir az gelişmiş ülkeler kaldı bir de Türkiye maalesef. Uyarı yapılan ürünlerin yüzde 10'u ülkemizden giden ürünlerden oluşması ülkemizin itibarını fazlasıyla zedeliyor. Elbette hiçbir ihracatçı gönderdiği ürünün geri dönmesini istemez. Bu, kendisi açısından da bir prestij kaybıdır, hem de mali açıdan büyük bir risktir ama bir gerçek var ki kuru meyve, yenilebilir sert kabuklu meyveler, işlenmiş gıdalar, baharatlar, ve bal benzeri gıdalar ticaretiyle ilgili hazırlanan haftalık duyurularda ve Avrupa Birliği hızlı alarm bildirimlerinde Türkiye'nin yazık ki hep ilk sıralarda yer aldığını görüyoruz” dedi. ORANLAR KORKUTUCU Türkiye ye geri gelen tarım ürünleriyle ilgili hazırlanan ve açıklanan karneye göre oranların çok yüksek olduğuna dikkat çeken Milletvekili Ün, “İtalya'ya giden Antep fıstığında 9 kat aflatoksin, Hırvatistan'a giden armutlarda 5, Letonya'ya giden narlarda 10 kat pestisit, Hollanda marketlerindeki dutlarımızda 7 kat okratoksin, İtalya'ya giden kuru incirlerde 23 kat okratoksin, Almanya'ya ihraç edilmek istenen mandalinalarda 6 kat ‘chlorpyrifos', Avrupa'ya ihraç edilmek istenen biberlerde tam 85 kat zehir tespit edildi. Avrupa'dan dönen bu ürünlerde tespit edilen ‘chlorpyrifos' kimyasalının Türkiye'de yasaklı ürünler listesinde olduğunu da unutmayalım. Demek ki Avrupa'da yasaklanan kimi zirai ilaçların bilinçli ya da bilinçsiz şekilde Türkiye'de kullanılması söz konusu. Çiftçi, tedarik ettiği ilacın etkisine bakar arkadaşlar, zararlıyı yok edip ürünü koruması, onun için en öncelikli konudur. Burada sorumluluk, denetimleri layıkınca yapmayanlardadır. Peki, bu ilaçlar bu kadar rahat nasıl kullanılıyor? Bu, kullanan üreticiler tespit edilip herhangi bir cezai yaptırım uygulanıyor mu? Bakın, mesele sadece yurt dışına giden ürünlerin geri gönderilmesi meselesi de değil, bu endişeyi de aşmış durumda. Eğer halk sağlığı öncelenmiş olsaydı, Alanya'da meyve, sebze ticareti yapan bir vatandaşımızın 73 kalem üründe yaptırdığı analizlerin sonucunda AB limitlerinin çok üzerinde sonuçlar çıkar mıydı? Raporlarda tespit edilen 3 farklı pestisitin 2'si güvenilir limitlerin altında kalırken yasaklı ilaç ‘chlormequat' kabul edilebilir oranların tam 29 kat üzerinde” diye konuştu. “GERİ GELEN ÜRÜNLERE NE OLUYOR” İhraç edilip Türkiye'ye gelen tarım ürünlerinin imha edildiği söylense de konunun uzmanları tarafından "Yaş ürünler imha ediliyor olabilir ama kuru meyve grubu Türkiye'ye geri getiriliyor, tekrar elden geçiriliyor, aflatoksinli olanlar ayıklanıyor, sonra tekrar ya satılıyor ya da başka bir ürüne dönüştürülerek satışa sunuluyor" dendiğini hatırlatan Milletvekili Ün, “Tüm bu açıklamaları dinleyen vatandaş, şu güvensizlik ortamında imhaya yönelik bir video, bir tutanak görmediği sürece, bir program arasında söylenmiş bu söze inanmakta hâliyle güçlük çekiyor. Kamuoyunu tatmin etmekten uzak bir inandırıcılıkta olduğu için şüpheler maalesef devam ediyor. Sadece geri iade edilen değil, iç piyasadaki tarım ürünleriyle ilgili meseleyi de az önce anlattım; Bakanlık yaptığı denetlemelerin sonucunu açıklamadığı ve bu sonuçları kamuoyuyla paylaşmadığı için gerçekten nasıl bir durumla karşı karşıya olduğumuzu aslında bilmiyoruz. Son yıllarda kanser vakalarında yaşanan artışın nedenlerinden biri olarak, uzmanlar, tarım ilaçlarını öne sürüyorlar. Bu maddeler aynı zamanda gen yapımıza da etki ediyor. Bakanlık gıda denetiminde taklit ve tağşiş yapanları, sağlığı tehlikeye düşürecek gıda üretenleri nasıl teşhir ediyorsa pestisit için de gıda zehirleri için de yaptığı denetimleri açıklamak zorunda. Türkiye bu sorunu gerçekten çözmek istiyorsa Bakanlık mutlaka tarladan manava, pazardan markete bu denetimleri yapmak durumunda. Denetim sonuçlarını da kamuoyuyla paylaşmak zorunda. İhracattan dönen zehirli tarım ürünlerinin iç piyasada hiçbir surette kullanılmadığının, satışa sunulmadığının ispat edilmesi gerekiyor. Vatandaşlarımızın bu konudaki hassasiyetinin, şüphelerinin en üst yetkili organlarca giderilmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.

Kanseri tetikleyen gıdalara dikkat! Haber

Kanseri tetikleyen gıdalara dikkat!

 Son yıllarda dünya genelinde değişen beslenme alışkanlıkları, hazır gıda tüketiminin oldukça artmasına sebep oldu. Uzmanlar, işlenmiş paketli gıdaların tüketicileri ciddi sağlık problemleriyle karşı karşıya bırakabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor. İşlenmiş gıdaların önemli bir bölümünde kullanılan maddelerin hem fiziksel hem de psikolojik sağlığı etkilediğini belirten uzmanlar, söz konusu ürünlerin kanseri ve kaygı bozukluklarını tetikleyebileceğini kaydediyor. Son on yılda hazır gıda tüketiminin dünya genelinde yüzde 50 oranında arttığını ifade eden uzmanlar, işlenmiş ve paketli gıdaların sık tüketiminin çeşitli kanserlere yol açabileceğini, öte yandan sindirim ve bağışıklık sistemlerine zarar verebileceğini dile getiriyor. Ayrıca noddle, hazır çorba ve bulyon gibi ürünlerin çoğunlukla kimyasal maddeler kullanılarak elde edildiğinin altını çizen uzmanlar; cips ve jelibon gibi ürünlerin de yoğun tüketimde ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceklerini vurguluyor. Üreticilerin, işlenmiş gıdaların raf ömürlerini artırmak için çok çeşitli kimyasal maddeler kullandıklarını hatırlatan uzmanlar, hem beden beden hem de ruh sağlığı açısından bu gıdalardan uzak durmaları konusunda vatandaşları uyarıyor. Uzak durulması gereken en önemli ürünlerin başında işlenmiş et ürünlerinin geldiğini belirten uzmanlar, akademik araştırmaların işlenmiş etin besin değerini düşürdüğü gibi içerisine karıştırılan kimyasalların sağlık açısından tehditler barındırabileceğine vurgu yapıyor. Kanser riskini en aza indirmek için işlenmiş etten uzak durulması gerektiğini belirten uzmanlar işlenmiş etin birinci sınıf kanserojen olarak sınıflandırıldığını ve kesinlikle uzak durulması gerektiğini ifade ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.