SON DAKİKA
Hava Durumu

#Gıda Güvenliği

Söz Bursa - Gıda Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gıda Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Anahtar Parti Ankara’da toplandı: Ağıralioğlu’ndan Bursa standına özel ilgi Haber

Anahtar Parti Ankara’da toplandı: Ağıralioğlu’ndan Bursa standına özel ilgi

Anahtar Parti, mevcut hükümetin eleştirildiği tarım politikalarını iyileştirmeye yönelik kapsamlı planını Ankara’da kamuoyuna açıkladı. Tarım ve Gıda Güvenliği Başkanı Hasan Hüseyin Demiröz’ün liderliğinde hazırlanan plan, sektörün sorunlarına çözüm odaklı projeler sunuyor. Tarım Politikaları Başkanlığı, bir yıldır sahada topladığı çiftçi ve üretici şikayetleri ile kadrosundaki uzmanların deneyimlerinden yola çıkarak birçok çözüm ve proje geliştirdi. Projenin organizatörü Demiröz, tarım sektörünü yakından tanıyan deneyimli bir bürokrat olarak öne çıkıyor. Etkinliğe farklı illerden çiftçiler, hayvancılar ve gıda üreticileri katılırken, veterinerlik ve ziraat fakültelerinden değerli akademisyenler ve gazeteciler de programa eşlik etti. HAVZA KOORDİNASYON OLUŞUMU VE YERİNE AKAN SULAR PROJESİ Toplantı salonu yoğun ilgi nedeniyle tamamen dolarken, sunulan projeler arasında özellikle Havza Koordinasyon Oluşumu ve Yerine Akan Sular Projesi dikkat çekti. Bu projeler, dünyada başarıyla uygulanmış örneklerden ilham alıyor ve Türkiye’de tarım sektörüne yenilikçi çözümler sunmayı hedefliyor. AĞIRALİOĞLU BURSA STANDINI ZİYARET ETTİ Lansmanda konuşan Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, tarımın önemine değinerek etkileyici bir konuşma yaptı. Katılımcılar, kendi illerine ait tarım ve gıda ürünlerini sergileyerek üretimlerini tanıtma fırsatı buldu. Programda ayrıca Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan, Tarım Politikalarından Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Hayrettin Emre Yürük, ilçe başkanları ile il ve ilçe yöneticileri de hazır bulundu. Genel Başkan Ağıralioğlu, Bursa standını ziyaret ederek ürünler hakkında detaylı bilgiler aldı. ANAHTAR PARTİ SAHADAKİ VERİLERİ ANALİZ EDİP ÇÖZÜM SUNUYOR Anahtar Parti’nin, her geçen gün yara alan sektörde, sahadan alınan verileri analiz eden alanında yetkin kadrosu, sürdürülebilir gelecek için etkin çözümler geliştirmeye devam ediyor.

Prof. Dr. Kayıhan Pala’dan Bakanlığa sert tepki: Hayvancılıkta yönetim zafiyeti halk sağlığını tehdit ediyor Haber

Prof. Dr. Kayıhan Pala’dan Bakanlığa sert tepki: Hayvancılıkta yönetim zafiyeti halk sağlığını tehdit ediyor

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politikaları Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan PALA, 2025 yılı Mayıs ayından bu yana ülke genelinde yayılımını sürdüren şap hastalığının kontrol altına alınamamasını ve kamuoyunda “deli dana” olarak bilinen Bovine Spongiform Encephalopathy (BSE) hastalığına ilişkin iddiaları, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ağır bir yönetim zafiyeti olarak nitelendirdi. Prof. Dr. PALA, hayvan sağlığındaki ihmallerin bedelinin yetiştiricilere ödettirildiğini; üreticiyi iflasa sürükleyen bu tablonun artık yalnızca hayvan yetiştiricilerinin meselesi olmaktan çıkıp, halk sağlığını ve gıda güvenliğini tehdit eden ağır bir yönetim krizine dönüştüğünü ifade etti. “Şap salgını yönetilememekte, üretici kaderine terk edilmektedir” PALA, aylardır devam eden şap salgınının kontrol altına alınamaması nedeniyle bazı bölgelerde küçükbaş hayvan ölümlerinin yaşandığını, üreticilerin ciddi ekonomik kayıplarla karşı karşıya bırakıldığını vurguladı. Bakanlığın etkili izleme, karantina ve telafi mekanizmalarını hayata geçiremediğini belirten PALA, “Salgın var, kayıp var; ama sorumluluk alan yok” ifadelerini kullandı. “Hayvancılık; gıda güvenliğinin, kırsal istihdamın ve toplumsal refahın temelidir. Buna rağmen Tarım ve Orman Bakanlığı, hayvan sağlığı alanında görevini yerine getirmemekte; üreticiyi yalnız bırakmakta ve kamusal sorumluluğunu inkâr etmektedir” dedi. “BSE iddiaları, denetim zincirinin çöktüğünü göstermektedir” Ankara ve Bolu’da iki vatandaşta kısa aralıklarla tespit edildiği belirtilen BSE vakalarının, bu vakalarla ilgili kamuoyuna ayrıntılı bir açıklama yapılmamasının yanı sıra hayvansal üretimden tüketime uzanan denetim zincirinde ciddi ve tehlikeli boşluklar bulunduğunu ortaya koyduğunu ifade eden PALA, şu değerlendirmede bulundu: “İnsandan insana bulaşmayan bu hastalık, çoğunlukla denetimsiz hayvansal ürünler yoluyla insanlara bulaşmaktadır. Hayvan besleme politikalarından ithalat süreçlerine, kesim ve piyasaya arz aşamalarına kadar tüm zincirde sorumluluk Tarım ve Orman Bakanlığına aittir. Ortaya çıkan vakalar, bu zincirin kamusal denetimden fiilen çıktığını göstermektedir.” “Bakanlık, Meclis’e hesap vermekten kaçmaktadır” Prof. Dr. PALA, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim YUMAKLI’ya 19 Kasım 2025 tarihinde verdiği yazılı soru önergesinin, Anayasa’nın 98 inci maddesi gereği yanıtlanması gereken yasal süre dolmasına rağmen cevapsız bırakıldığını hatırlattı. Prof.Dr.Kayıhan Pala’nın konuya ilişkin olarak vermiş olduğu yazılı soru önergesindeki 19 sorunun hiç birine Bakan yanıt veremedi. PALA “Meclis’in denetim yetkisini yok sayan bu tutum, yalnızca muhalefete değil, doğrudan halka karşı bir sorumsuzluktur. Bakanlık, hem salgınları yönetememekte hem de kamuoyuna ve TBMM’ye hesap vermemektedir” dedi. “Veteriner hekimler meslekleri dışında çalıştırılıyor, salgınlar büyüyor” Açıklamasında kamuda görev yapan veteriner hekimlerin çalışma biçimlerine de değinen PALA, Bakanlık bünyesindeki veteriner hekimlerin önemli bir bölümünün mesleki işlevlerini yerine getirmekten uzak bir biçimde çalıştırıldığını belirtti. PALA “Zoonozlarla mücadele etmesi gereken veteriner hekimleri direksiyon başına oturtan, salgın takibi yapması gereken uzmanları evrak masasına mahkûm eden bir idareden halk sağlığını koruması beklenemez. Bu uygulama açık bir kamu yönetimi zafiyetidir” ifadelerini kullandı. PALA, veteriner hekimlerin asli görevleri olan salgın hastalıklarla ve zoonozlarla mücadelede etkin biçimde istihdam edilmesi gerektiğini vurgulayarak, bu yanlış uygulamalara derhal son verilmesi çağrısında bulundu. “Veteriner hekimler güçlendirilmeden gıda güvenliği sağlanamaz!” Prof. Dr. PALA, veteriner hekimlerin özlük haklarının yetersizliği, personel açığı ve güvencesiz çalışma koşullarının hayvan sağlığı hizmetlerini işlevsiz hale getirdiğini belirtti. “Veteriner hekimlerin özlük haklarının iyileştirilmesi, sahada etkin görev almalarının sağlanması ve tek sağlık yaklaşımının izdüşümüyle halk sağlığının asli unsurları olarak tanınmaları bir tercih değil, devletin anayasal yükümlülüğüdür. Bu yapılmadığı sürece ne gıda güvenliğinden ne de toplum sağlığından söz edilebilir” dedi. “Bu tablo kamusal bir sorumluluk krizidir” Açıklamasının sonunda PALA, Tarım ve Orman Bakanlığı’nı şeffaflığa, hesap vermeye ve bilimsel temelli hayvan sağlığı politikalarını derhal hayata geçirmeye çağırdı: “Bu tablo siyasi polemik konusu değil; halk sağlığını, üreticinin geleceğini ve ülkenin gıda egemenliğini tehdit eden ciddi bir yönetim krizidir. Bakanlık, daha fazla gecikmeden sorumluluğunu yerine getirmeli ve kamuoyuna açık bir biçimde hesap vermelidir.”

Bursa Lokantacılar Odası’nda Mehmet Yasak dönemi için ilk adım: “Mutfaktan geliyoruz, çözümü biliyoruz!” Haber

Bursa Lokantacılar Odası’nda Mehmet Yasak dönemi için ilk adım: “Mutfaktan geliyoruz, çözümü biliyoruz!”

Bursa Lokantacılar, Kebapçılar, Köfteciler ve Benzerleri Esnaf Odası’nda seçim heyecanı resmen başladı. Sektörün deneyimli ismi Mehmet Yasak, düzenlediği basın toplantısıyla oda başkanlığına adaylığını ilan etti. Yasak, "Sektörün her aşamasını mutfağın sıcağında öğrendim, şimdi esnafımızın sorunlarını çözmeye talibim" dedi. Bursa’nın gastronomi dünyasını temsil eden en köklü kuruluşlarından biri olan Bursa Lokantacılar Odası, genel kurula hazırlanıyor. Sektörün içinden gelen ve kentin tanınmış işletmecilerinden biri olan Mehmet Yasak, Nilüfer Şahinbey Döner tesislerinde gerçekleştirdiği toplantıyla iddialı bir çıkış yaptı. GAZETECİLERİ UNUTMADI Toplantı, anlamlı bir kutlama ile başladı. Konuşmasına 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutlayarak başlayan Yasak, basının toplumun aynası olduğunu vurguladı. Gazetecilerin zor şartlar altında görev yaptığını belirten Yasak, her daim şeffaf bir yönetim anlayışı sergileyeceklerinin mesajını verdi. 39 YILLIK BURSA SEVDASI VE BABA MESLEĞİ Aslen Erzurumlu olmasına rağmen 39 yıldır Bursa’da esnaflık yapan Yasak, kendini Bursa’nın bir parçası olarak tanımladı. Babasından devraldığı aşçılık mirasını bugüne taşıyan Yasak, "Bizim hikayemiz mutfakta başladı. Tezgâhın arkasındaki emeği de, esnafın ay sonunu getirme kaygısını da çok iyi biliyorum. Haspide gibi işletmelerimizle yıllardır Bursa halkına hizmet veriyoruz. Şimdi bu tecrübeyi odamız için kullanma vakti" diye konuştu. "LOKANTACILIK SADECE YEMEK DEĞİL, SAĞLIKTIR" Mehmet Yasak’ın konuşmasında öne çıkan en kritik başlık gıda güvenliği oldu. Sektörün doğrudan insan hayatına dokunduğuna dikkat çeken Yasak, şu ifadeleri kullandı: "Bizim mesleğimizde hatanın bedeli ağırdır. Gıda güvenliği ve hijyen bir tercih değil, asli görevimizdir. Oda olarak denetim ve eğitim süreçlerini çok daha aktif hale getireceğiz. Merdiven altı işletmelerle mücadele ederek dürüst esnafımızın hakkını koruyacağız." EKONOMİK KISKACA ÇÖZÜM ODAKLI YAKLAŞIM Artan girdi maliyetleri, yüksek KDV oranları ve genel ekonomik baskıların esnafı nefes alamaz hale getirdiğini ifade eden Yasak, odanın artık "seyirci" konumundan çıkması gerektiğini savundu. Pasif yönetim anlayışına son vereceklerini belirten Yasak, esnafın yalnız hissetmediği, lobisi güçlü ve çözüm üreten bir oda yapısı vadetti. "KOLTUK DEĞİL, HİZMET YARIŞI" Yaklaşık 2 bin 900 üyesi bulunan oda için birleştirici bir dil kullanan Mehmet Yasak, adaylık sürecini bir "bayrak yarışı" olarak gördüğünü söyledi. Kimseyle kavga etmek için değil, sektörü ayağa kaldırmak için yola çıktığını belirten Yasak, "Makamda oturan değil, sahada esnafıyla omuz omuza olan bir başkan olacağım" diyerek konuşmasını tamamladı. Mehmet Yasak başkan seçilmesi halinde şunları vaar etti: *Esnafın yanında oda: Makamda değil, sahada başkanlık *Kredi ve kefalet desteği: Esnafa adil ve hızlı kredi imkânı *İndirimli ürün tedariki: Et, yağ, un ve temel ürünlerde toplu alım avantajı *Yüksek kiralara karşı mücadele: Esnaf lehine güçlü girişimler *KDV ve vergi yükünün hafifletilmesi: İndirim ve erteleme süreçlerinin takibi *Kaçak ve merdiven altı işletmelerle mücadele: Kayıtlı esnafın hakkının korunması *Genç ve dinamik yönetim: Sahada, ulaşılabilir ekip *Şeffaf ve hesap veren oda: Gelir-giderlerin açık şekilde paylaşılması *Ücretsiz hukuki ve mali danışmanlık: Esnafın her alanda desteklenmesi *Esnaf çocuklarına eğitim ve sosyal destek: Burs ve sosyal projele

BTÜ mavi ekonomi politikalarının etkilerini araştıracak Haber

BTÜ mavi ekonomi politikalarının etkilerini araştıracak

BTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gökçe Çiçek Ceyhun, COST kapsamındaki “RethinkBlue” başlıklı projeye, çalışma grubu üyesi olarak seçildi. Prof. Dr. Ceyhun, mavi ekonomi politikalarının; kıyı toplulukları, insan refahı ve sosyo-ekolojik sürdürülebilirlik üzerindeki etkilerini araştıracak. Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) akademisyenleri, geliştirdikleri projeler ve yer aldıkları uluslararası araştırma ağlarıyla, hem sektöre hem de bilim dünyasına katkı sunmaya devam ediyor. Bu kapsamda BTÜ Denizcilik Fakültesi Denizcilik İşletmeleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gökçe Çiçek Ceyhun, Avrupa Bilim ve Teknoloji İşbirliği (COST) kapsamındaki “Mavi Ekonomiyi Yeniden Düşünmek: Sosyo-ekolojik Etkiler ve Fırsatlar (RethinkBlue)” başlıklı eyleme, çalışma grubu üyesi olarak seçildi. RethinkBlue COST Eylemi, mavi ekonomi politikalarının, deniz odaklı ekonomik faaliyetlerin ve bunlara ilişkin yönetişim süreçlerinin, kıyı toplumları üzerindeki sosyal, ekonomik ve çevresel etkilerini yeniden değerlendirmeyi amaçlıyor. Bu kapsamda, insan refahı, sosyal eşitlik, kıyı bölgelerinde ekonomik ve çevresel sürdürülebilirlik, gıda güvenliği ve iklim değişikliği gibi kritik konular, disiplinlerarası bir yaklaşımla ele alınacak. Atölyeler, seminerler, konferanslar düzenlenecek Prof. Dr. Ceyhun, RethinkBlue COST Eylemi kapsamında 1 Numaralı çalışma grubunda yer alıyor. RethinkBlue kapsamında; toplantılar, araştırma atölyeleri, çevrimiçi seminer serileri, eğitim okulları ve uluslararası konferanslar aracılığıyla, mavi ekonomi alanında çalışan araştırmacılar ve paydaşlar arasında bilgi alışverişi ve kapasite geliştirme faaliyetleri yürütülecek. Uluslararası uzmanlar aynı platformda buluşuyor Avrupa’da bilimsel ve teknolojik araştırmaları destekleyen, araştırmacılar arasında iş birliğini teşvik eden uluslararası bir organizasyon olan COST Birliği, farklı ülkelerden bilim insanlarını aynı platformda buluşturarak bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendiriyor. COST çalışma grupları, belirli tematik alanları derinlemesine incelemek üzere kurulan uluslararası araştırmacı ağları olarak faaliyet gösteriyor. Her çalışma grubu, kendi alt tema ve odak alanında uzmanlaşmış akademisyen ve araştırmacılardan oluşuyor. Rektör Çağlar’dan tebrik BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, Prof. Dr. Gökçe Çiçek Ceyhun’u tebrik ederek, “Üniversite olarak, akademisyenlerimizin küresel araştırma ağlarında etkin rol almasını son derece değerli buluyoruz. Prof. Dr. Gökçe Çiçek Ceyhun’un RethinkBlue COST Eylemi’nde çalışma grubu üyesi olarak yer alması, üniversitemizin bilimsel kapasitesinin ve uluslararası görünürlüğünün bir göstergesidir. Mavi ekonomi, sürdürülebilirlik ve kıyı toplumlarının geleceği gibi stratejik alanlarda yürütülecek çalışmaların, hem ülkemize hem de bilim dünyasına önemli katkılar sunacağına inanıyorum” dedi.

Geleceğin şefleri sahada yetişiyor Haber

Geleceğin şefleri sahada yetişiyor

Bursa Uludağ Üniversitesi Harmancık Meslek Yüksekokulu Aşçılık Programı öğrencileri, sektör deneyimlerini geliştirmek amacıyla MEKAŞ Yemek Sanayi firmasına teknik bir gezi gerçekleştirdi. Gezi kapsamında öğrenciler, toplu yemek üretim süreçlerini yerinde inceleyerek endüstriyel mutfak uygulamalarına ilişkin kapsamlı bilgi edinme fırsatı buldu. Ziyaret süresince MEKAŞ Koordinatör Aşçıbaşı Sinan Özdemir tarafından menü planlama, malzeme kabul ve depolama, üretim akış süreçleri, gıda güvenliği ve hijyen uygulamaları, HACCP standartları, ısı kontrolü ve porsiyonlama teknikleri gibi profesyonel mutfak yönetimine yönelik konularda detaylı bilgilendirme yapıldı. Öğrenciler ayrıca işletmede kullanılan modern mutfak ekipmanlarını yakından inceleyerek, sektörde yaygın olarak kullanılan üretim teknolojileri hakkında uygulamalı gözlem gerçekleştirdi. Teknik gezi, öğrencilerin toplu yemek üretim sektörünü yerinde tanımalarına olanak sağlayarak mesleki farkındalıklarını artırdı; teorik bilgilerini pratik uygulamalarla pekiştirmelerine katkı sundu. Aşçılık Programı öğretim görevlileri Fatih Yıldırım ile Erdoğan Bozan, bu tür teknik gezilerin öğrencilerin mesleki yetkinliklerini geliştirmede önemli bir rol oynadığını vurgulayarak, MEKAŞ Yemek Sanayi yöneticilerine sağladıkları katkı ve misafirperverlikleri için teşekkür etti. MEKAŞ Yemek Genel Müdür Yardımcısı Esra Kuyu Öztürk ise, sektöre nitelikli insan kaynağı kazandıran eğitim kurumlarıyla iş birliğine büyük önem verdiklerini belirterek, “Gençlerin mesleki gelişimlerine katkı sunmayı, sektöre bakış açılarını güçlendirmeyi ve onları gerçek üretim ortamlarıyla buluşturmayı kurumsal bir sorumluluk olarak görüyoruz. Üniversitelerle gerçekleştirilen bu tür iş birliklerinin artarak devam etmesini önemsiyoruz” ifadelerini kullandı.

Gıda güvenliğinde büyük kriz! CHP'li Pala: Denetim eksiklikleri halktan gizleniyor, Bakanlığın yanıtları yetersiz Haber

Gıda güvenliğinde büyük kriz! CHP'li Pala: Denetim eksiklikleri halktan gizleniyor, Bakanlığın yanıtları yetersiz

Cumhuriyet Halk Partisi Bursa Milletvekili ve TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Üyesi Prof. Dr. Kayıhan Pala, son yıllarda kamuoyuna sıkça yansıyan gıda güvenliği sorunlarının halk sağlığını ciddi biçimde tehdit ettiğini belirterek, hijyen uygulamaları ve hileli üretim gibi alanlarda denetimlerin yetersiz kaldığı gerekçesiyle Tarım ve Orman Bakanlığı’na 10 Ekim 2025 tarihinde kapsamlı bir soru önergesi verdi. Pala, önergenin gerekçesinde Bakanlığın açıklamalarına göre yalnızca geçtiğimiz Eylül ayında iki binden fazla işletmede gıda güvenliğine aykırı uygulamaların saptanmasının durumun vahametini ortaya koyduğunu vurguladı. Bilindiği gibi Bakanlık, 2025 yılının Ekim ayında da gıda işletmelerine toplam 125 bin 572 adet yurt içi resmi kontrol gerçekleştirmiş ve kontroller sonucunda 2 bin 125 işletmeye idari yaptırım uygulanmıştı. Avrupa Parlamentosu, geçmiş yıllardaki raporlarında Türkiye’de etkili bir gıda güvenliği ve kontrol sisteminin uygulanmasında büyük eksiklikler bulunduğunu belirtmiş, Tarım Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı'nın yaklaşım ve faaliyetlerinin koordinasyonu ve uyumlaştırılmasındaki zorluklara vurgu yapmıştı. Geçtiğimiz yıl, Avrupa Birliği'nin Gıda ve Yem Hızlı Uyarı Sistemi tarafından en sık bildirilen gıda güvenliği uyarılarının Türkiye’den giden ürünlere verilmiş olması, ülkemizdeki gıda güvenliği ile ilgili sorunların büyüklüğünü göstermesinin yanı sıra Avrupa Parlamentosu tarafından dile getirilen uyarıların dikkate alınmadığının da bir göstergesi olarak değerlendirilmektedir. Pala konuya ilişkin olarak, insan sağlığını tehdit eden katkı maddelerinin ülkede yaygın biçimde kullanıldığını, bu maddelerin sindirim sistemi hastalıklarından kansere kadar pek çok soruna yol açabildiğini ve özellikle çocukların hayatını tehdit ettiğini ifade etti; “Sağlıklı ve güvenilir gıdayı vatandaşa ulaştırmak hükümetin asli görevidir; gıda güvenliğini tehdit eden mevcut durum kabul edilemez.” değerlendirmesinde bulundu. Prof. Dr. Pala’nın çağrısına karşın Bakan İbrahim Yumaklı soru önergesine Anayasa’nın 98. maddesine göre öngörülen on beş günlük yasal süre geçtikten sonra, 24 Kasım 2025 tarihinde yanıt verdi. “Bakanlığın verdiği yanıtlar yeterli değil; denetim eksiklikleri halktan gizleniyor!” Önergede Pala, ülkede kullanılan gıda katkı maddelerinin sayısının, bunlardan kaçının yüksek riskli olmasına rağmen hâlen kullanımda olduğunun ve sağlık etkilerinin açıklanmasını istedi. Ayrıca son on yılda uygunsuz katkı maddeleri nedeniyle ihracattan geri dönen ürün sayısını sordu. Pala, Bakanın yanıtına ilişkin “Ne yazık ki verilen yanıt mevzuata atıf yapmanın ötesine geçmiyor. Verilerin kamuoyuyla paylaşılmaması, gıda güvenliği denetimlerinin kâğıt üzerinde kaldığını gösteriyor.” diyerek eleştirilerini dile getirdi. Tarım toprakları ve sulama kaynaklarındaki kirliliğin raporlanmasına da yeniden değinen Pala, bu konuda Bakanlığa ayrıca bir soru önergesi sunduğunu ancak henüz yanıt alamadığını belirtti. “Ülkemiz ağır metal kirliliği bakımından yüksek risk altında. Denetimsiz sanayi ve madencilik faaliyetlerinin etkisiyle tarım arazilerine artarak karışan ağır metaller, tarım ürünlerinin kalitesini düşürüyor ve insan sağlığı için ciddi bir tehdit oluşturuyor.” dedi. “Bakanlığın eylem planı durumun ciddiyetini yansıtmıyor; somut adımlar hızla atılmalıdır.” Pala ayrıca, Bakanlığın gıda güvenliği farkındalığını artırmak amacıyla yürüttüğü mevcut uygulamaları da yetersiz ve belirsiz olması nedeniyle eleştirdi. “Bakanlığın yanıtında atıf yaptığı Gıda Okuryazarlığı Stratejisi ve Eylem Planı kapsamındaki hedefler son derece ucu açık ve acil çözüm gerektiren mevcut tablonun ciddiyetini yansıtmıyor. Akademik çalışmalar, gıdaların ön yüz etiketlerinde ürünün sağlık açısından riskli olup olmadığına ilişkin yalın bir bilginin yurttaşların bilinçlenmesine güçlü katkı sağladığını gösteriyor. Bakanlık önce gelinen noktada şeffaf olmalı, ardından somut adımları hızla atmalıdır. Ayrıca 224 Sayılı Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Hakkında Kanunun uygulandığı yıllarda olduğu gibi, Sağlık Bakanlığı ile yerel yönetimlerin de özellikle izleme ve denetleme işlevleri bakımından gıda güvenliği sürecinde yer almaları tartışmaya açılmalıdır. Avrupa Birliği’nde sağlık ve gıda güvenliği, “Tek Sağlık” yaklaşımıyla kurumsal olarak ele alınmakta ve insan sağlığının yanı sıra hayvan sağlığı, bitki sağlığı ve gıda güvenliği birlikte değerlendirilmektedir. Türkiye’de de gıda güvenliğini sağlamak üzere yeni bir kamu yönetimi yaklaşımına gereksinim var.” diyerek sözlerini tamamladı.

Endüstriyel yemekte ucuzluk yarışı, toplum sağlığını tehdit ediyor Haber

Endüstriyel yemekte ucuzluk yarışı, toplum sağlığını tehdit ediyor

Son günlerde art arda yaşanan zehirlenme vakaları, toplu yemek hizmetinin bir maliyet kalemi değil, doğrudan toplum sağlığını etkileyen kritik bir alan olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, özellikle okullar, yurtlar ve büyük işletmelerde düşük maliyetli tercihlerinin ciddi riskler taşıdığına dikkat çekiyor. Türkiye’nin farklı şehirlerinde ardı ardına yaşanan gıda zehirlenmeleri, toplu yemek hizmetinin maliyet odaklı bir kalemden çok daha fazlası olduğunu bir kez daha ortaya koydu. İstanbul'da 25 kişinin zehirlenme şüphesiyle hastaneye kaldırılmasıyla gündeme gelen süreç, Rize’de 40 öğrencinin, Bolu’da 14 üniversite öğrencisinin ve Eskişehir’de bir lise öğrencisinin benzer şikâyetlerle tedavi altına alınmasıyla devam etti. Uzmanlara göre tablo, özellikle okullar, yurtlar, kamu kurumları ve büyük işletmelerde yapılan düşük maliyetli tercihlerinin toplum sağlığı üzerinde ciddi riskler oluşturduğunu gösterdi. Toplu yemek hizmeti çoğu kurum tarafından hâlâ bir maliyet kalemi olarak görülse de, düşük maliyet baskısıyla yapılan seçimler, ham madde kalitesinin düşmesine, hijyen zincirinin zayıflamasına ve kritik süreçlerde kontrol kaybına yol açabiliyor. Bu durum kısa vadede tasarruf gibi görünse de, uzun vadede hem sağlık hem kurumsal itibar hem de hukuki yükümlülükler açısından ağır sonuçlar doğuruyor. Tam da bu sebepten dolayı, endüstriyel yemek üretiminde kalite standartlarını operasyonun merkezine alan firmalar sektör içinde ayrışıyor. Bursa’da 34 yıldır faaliyet gösteren Yankı Yemek, bu yaklaşımı benimseyen firmalar arasında öne çıkıyor. Yankı Yemek, üretim süreçlerinde ham madde güvenilirliğini birincil kriter olarak ele alırken, tüm malzemelerini analiz ve sertifikalarla doğrulanmış markalardan temin ediyor. Firmanın Kalite Sistem Sorumlusu Leman Yurttaş, endüstriyel yemek üretiminde düşük maliyet odaklı yaklaşımların kaliteyi zayıflattığını belirterek, üretimin hiçbir aşamasında düşük standartlı malzeme kullanılmadığını ifade etti. Yurttaş’a göre yemeklerin her gün aynı standartta sunulabilmesi, tam izlenebilir üretim altyapısı, el değmeden pişirme teknolojisi ve sürekli denetim kültürü gerektirdiğini sözlerine ekledi. "ENDÜSTRİYEL YEMEKTE UCUZLUK MODELİ ARTIK SÜRDÜRÜLEBİLİR DEĞİL" Leman Yurttaş, Türkiye’nin farklı şehirlerinde yaşanan zehirlenme vakalarının yalnızca yemek üreticileri için değil, bu hizmeti satın alan işletmeler, yurtlar, okullar ve sağlık kuruluşları için de önemli bir uyarı niteliği taşıdığını söyledi. Toplu yemeğin, maliyet baskısına sıkıştırılamayacak kadar kritik bir süreç olduğuna dikkat çeken Yurttaş, ham madde seçimi, üretim hattı, pişirme prosesleri ve sevkiyatın birbirine bağlı bir gıda güvenliği zinciri olarak yönetilmesi gerektiğini vurguladı. "YEMEDİĞİMİZİ YEDİRMİYORUZ" Çalı Sanayi Bölgesi’nde 4 bin 500 metrekare kapalı alanda faaliyet gösteren Yankı Yemek tesisleri, günlük 15 bin kişiye yemek sunarken ihtiyaç halinde üretim kapasitesini 25 bine kadar çıkarabiliyor. ISO 9001, ISO 22000 (HACCP), ISO 14001 ve OHSAS 18001 gibi uluslararası kalite belgelerine sahip olan firma, yıllık yaklaşık 5 milyon kişiye ulaşan üretim hacmini 'Yemediğimizi yedirmiyoruz' anlayışıyla güvence altına alıyor.

Başkan Özen: Gıda güvenliği, fiyat rekabetine kurban edilmemeli Haber

Başkan Özen: Gıda güvenliği, fiyat rekabetine kurban edilmemeli

BUYSAD Yönetim Kurulu Başkanı Abidin Şakir Özen, kurumsal yemek satın alımlarında yalnızca fiyat maliyetine odaklanmanın gıda güvenliği açısından önemli riskler doğurduğuna dikkat çekti. Bursa Yemek Sanayicileri Derneği (BUYSAD ) Yönetim Kurulu Başkanı Abidin Şakir Özen, endüstriyel yemek tedarik zincirinde kalite güvencesinin işletmeler için yalnızca tercih değil, zorunluluk haline geldiğini söyledi. Özen, üretim ve dağıtım süreçlerinde izlenebilirliğin artırılmasının gıda güvenliği açısından kritik olduğunu vurguladı. ARTAN MALİYETLER TAĞŞİŞ RİSKİNİ BÜYÜTÜYOR Küresel jeopolitik gerilimler, kuraklık ve tarımsal girdi maliyetlerindeki yükselişin gıda fiyatlarını etkilediğini hatırlatan Başkan Özen, bu durumun bazı segmentlerde tağşiş vakalarını artırdığına dair resmi bildirimlere de yansıdığını ifade etti. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın periyodik olarak açıkladığı denetim sonuçlarının dikkatle takip edilmesini öneren Özen, özellikle işlenmiş et ürünlerinde et türüne ilişkin yanlış beyanların görülebildiğine işaret etti. Başkan Özen, tereyağı, zeytinyağı ve temel yağ gruplarında da benzer sorunların yaşandığını belirterek, "Bitkisel yağ karışımları veya alternatif yağ katkıları etikette doğru belirtilmediği takdirde tüketici yanıltılmış olur. Bu durum sadece ekonomik değil, sağlık açısından da risk barındırır" ifadelerini kullandı. HİJYEN KONTROLÜ REKABET UNSURU DEĞİL, ZORUNLULUK Uzmanlar, endüstriyel yemek alanında faaliyet gösteren ve gerekli denetim mekanizmalarını içselleştirmeyen işletmelerde hijyen standardının zaman zaman göz ardı edilebildiğine dikkat çekiyor. BUYSAD Başkanı Özen, "Kurumsal yemek hizmeti talep eden işletmeler tedarikçilerini seçerken yalnızca maliyete değil, üretim koşullarına ve kalite belgelerine odaklanmalı" diyerek firmalara kritik bir uyarıda bulundu. BUYSAD Başkanı Abidin Şakir Özen, sektörün bazı noktalarında uygulanan aşırı düşük fiyat politikalarının satın alma birimlerinde yanlış algılar oluşturabildiğine dikkat çekti. Özen, beklenenden çok daha düşük maliyetle teklif edilen menülerin, tağşiş riskinin yanı sıra üretim süreçlerindeki güvenlik adımlarının da doğru yönetilmediğine işaret edebileceğini ifade etti. Kurumsal sorumluluk gereği şüpheli görülen durumlarda laboratuvar analizlerinin tercih edilmesi gerektiğini vurgulayan Özen, bu yaklaşımın hem çalışan sağlığı hem de işletme itibarı açısından kritik önem taşıdığını belirtti. TÜKETİCİ ALIŞKANLIKLARINDA DA DİKKAT GEREKİYOR Uyarıların yalnızca kurumsal satın alma birimlerine yönelik olmadığını vurgulayan BUYSAD Başkanı Abidin Şakir Özen, bireysel tüketicilerin de raf ürünlerinin içerik etiketlerini okuma alışkanlığı edinmesinin önemine dikkat çekti. Özen, piyasa ortalamasının belirgin biçimde altında yapılan fiyatlamaların, ürün kalitesi ve güvenilirliği açısından mutlaka sorgulanması gerektiğini belirterek, tüketici farkındalığının gıda güvenliğinde kritik rol oynadığını ifade etti. CAYDIRICI ÖNLEMLER GÜÇLENDİRİLMELİ Gıda güvenliğini toplum sağlığının temel bileşeni olarak tanımlayan Özen, tağşişli ürünlerin piyasaya arzıyla mücadelede yaptırımların güçlendirilmesinin önemli olduğunu vurguladı. Başkan Özen, "Yanıltıcı ürün satışı yalnızca üretici tarafında değil, tedarik zinciri boyunca sorumluluk doğuruyor. Etkin denetim ve caydırıcı cezalar bu süreci desteklemeli" değerlendirmesinde bulundu. ŞEFFAF ÜRETİM MODELLERİ ÖNE ÇIKIYOR BUYSAD Başkanı Abidin Şakir Özen, kurumsal yemek tedariki yapan işletmeler için belgelendirilmiş, hijyen standardı yerleşmiş, izlenebilir üretim süreçlerine sahip firmaların tercih edilmesinin hem işletme verimliliği hem çalışan sağlığı açısından belirleyici olduğunu hatırlatarak; BUYSAD üyesi şirketlerin üretim süreçlerini şeffaf raporlama modeliyle yürüttüklerinin altını çizdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.