SON DAKİKA
Hava Durumu

#Girdi Maliyetleri

Söz Bursa - Girdi Maliyetleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Girdi Maliyetleri haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Zam bahaneleri ortadan kalkacak": Eşel Mobil sistemi pompaya nasıl yansıyacak? Haber

Zam bahaneleri ortadan kalkacak": Eşel Mobil sistemi pompaya nasıl yansıyacak?

TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, akaryakıt fiyatlarında Eşel Mobil sisteminin yeniden devreye alınmasının piyasalar açısından olumlu bir adım olduğunu söyleyerek, "Hem esnaf sanatkârın hem vatandaşımızın fiyatlardaki istikrarını bozacak unsurlar da ortadan kalkmış olacak. Böylelikle piyasalarda pompaya yansıyan fiyatların sübvanse edilmesi çok önemliydi, karar da zamanında alındı" dedi. Brent petrol fiyatlarında yaşanabilecek yükselişlerin piyasaya etkisinin sınırlı kalacağını belirten Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Tahmin ediyorum ki yüksek enflasyonun ve bugünkü evrilme noktasındaki enflasyonun düşüşü önemli ölçekte gerçekleşiyordu. Fiyatlar yüksek. Onun için çok hissedilmiyordu. Ama biliyorsunuz en büyük girdi maliyetleri enerji. Petrol, bunlar tabii ki imalat sektörünü de aynı şekilde vatandaşın sosyal hayatında kullanmış olduğu işte hem ticari araçlar hem özel araçlar, aynı şekilde nakliyeci esnafı bu konuda bu fiyatlardan yüksek fiyatlarla navlun almasının önüne geçilmiş olacak. Netice itibarıyla bu uygulanacak sistem dahilinde en azından enflasyondaki yükselme evrimi de durmuş olacak. Çünkü hep yapılan bahanede tabii bu gündeme geliyordu. Biliyorsunuz petroldeki zamlar, doğalgazdaki zamlar aynı şekilde elektrik enerjisindeki zamlar en çok maliyetleri artıran konulardan biriydi. Şimdi bunu tabii esnaf ve sanatkar olarak da, nihai tüketiciye ulaştırma noktasındaki emtiaların fiyatlarının yükselmesini kırmış olacak" diye konuştu. "SIKINTILARIN ORTADAN KALDIRILMASI GEREKLİ" Palandöken, sözlerine şöyle devam etti: "İnşallah ki bir an evvel bu Orta Doğu'daki zalimlerin yapmış oldukları, bu çocuklarımızı katledenler, aynı şekilde uluslararası bu işe seyirci kalanlar da inşallah bir an evvel bu meselenin üzerine gidip, bu ülkelerin sıkıntılarını aziz mübarek Ramazan ayında ortadan kaldırılmasının gerekliliğini artık insanlar hem idrak ediyor hem o açılan her televizyon kanalındaki bu görüntülerden insanların feryat edişleri duyulabiliyor."

Mehmet Yasak: "Lokantacı esnafı sahipsiz bırakıldı, değişime geliyoruz" Haber

Mehmet Yasak: "Lokantacı esnafı sahipsiz bırakıldı, değişime geliyoruz"

BESOB’a bağlı esnaf odalarının seçimleri devam ederken sonucu en çok merak edilen odalardan birisi de Bursa Lokantacılar Odası’nın seçimi. Kırk yılı aşkın süredir başkanlık koltuğunda oturan Arif Tak’ın rakibi olan Mehmet Yasak: “Gücümüzü değişim isteğinden alıyoruz. Oda üyelerimiz değişime giderek odanın üzerindeki ataletin kalkmasını istiyor” dedi. Bursa Lokantacılar Odası’nın üye sayısı açısından Bursa’nın en büyük odalarından birisi olduğuna vurgu yapan başkan adayı Mehmet Yasak şunları aktardı: “Odamız gerek üye sayısı gerekse yaygınlığı açısından Bursa’nın en büyük esnaf odalarından birisi. Altı bini aşkın üyemizin haklarının savunulması ve yeniliklerle buluşturulması konusunda son yıllarda büyük eksiklik çekiyoruz. Geriye dönüp bakıldığında pandemi süreci en çok bizleri etkiledi. Pandemi sürecinde çok sayıda esnafımız kapısına kilit vurmak zorunda kaldı. Pandemi bizlerin üzerinden adeta buldozer gibi geçti. Ancak odamız üyelerine destek olacak adımları atmadı. Odanın varlığını hissedememek bu yola çıkmamızda bizlerin ana motivasyonu oldu. Seçimlere iki yıl varken arkadaşlarımızla yaptığımız istişareler sonucunda adaylık yoluna çıktık. Adaylığımız koltuk elde etme hırsından değil, sahipsizlik içerisinde kendi kendimize sahip çıkma ihtiyacından ortaya çıktı.” ‘GIDA GÜVENLİĞİ BURSALILARA KARŞI BİZİM SORUMLULUĞUMUZDA’ Lokantacılar odası gibi bir kurumun üyelerine olduğu kadar vatandaşlara karşı da büyük bir sorumluluk içerisinde olduğuna işaret eden başkan adayı Yasak: “Binlerce üyemiz her gün işletmelerini açtığında evlerine ekmek götürme sorumluluğunun yanı sıra, yediden yetmişe tüm halkımızın sağlıklı ve güvenli gıdaya ulaşmasından da sorumlular. Oda olarak bu sorumluluklarında yeterince yerine getirilememesinden dolayı da rahatsızlık içerisindeyiz. Gıda, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın gıda güvenliği denetimleri tüm yoğunluğu iler devam ediyor ancak merdiven altı denilen işletmelerin sayısı çok fazla. Oda olarak halk sağlığını hiçe sayan bu işletmelerle de halkımız adına mücadele etmemiz gerekli. Oda olarak bu hem sorumluluğumuz hem de Bursalılara karşı borcumuz” şeklinde konuştu. ‘ODAYA DEĞİŞİM VE HAREKET GELECEK’ Aday olmalarının üçüncü sebebi olarak üyelerinin kamuoyunda doğru şekilde ifade edilememesi olduğunu da açıklayan Yasak şu sözleri kullandı: “Artan gıda fiyatları sadece ülkemizde değil tüm dünya da bir vakıa. Ancak işletmelerimizin artan girdi maliyetleri konusunda verdiği mücadeleyi ne yazık ki halkımıza doğru ve etkin anlatamadık. Odamız büyük bir sessizlik içerisinde. Yapılan yayınlar dolayısıyla esnaflarımızın kamuoyu önündeki algısı negatif. Elbette fahiş fiyat uygulayan işletmeler mevcuttur. Ancak bu durum geneli ifade etmeyen istisnai bir durumdur. İletişim ve teknoloji çağında bursa Lokantacılar Odası’nın sıfır iletişimle yola devam etmesi, teknolojiyi takip etmemesi kabul edilemez. Ortaya koyduğumuz projeler içerisinde derhal faaliyete geçebilecek olan Tek-Tık ile işletmelerden fahiş komisyonlar alan yemek uygulamalarının keyfi tarifelerinden esnafımızı ve tabi ki Bursalıları kurtaracağız. Her şeyi üst üste koyduğumuzda Bursa Lokantacılar Odası’nda değişimin kaçınılmaz olduğu aşikar. Çalışmalarımızda da üyelerimizin değişime ve bizlere teveccühü beni ve ekibimi çok mutlu ediyor. 17 Şubat tarihinde Bursa Lokantacılar Odası’nda büyük bir değişim ve ardından çok büyük bir hareketlilik tüm Bursa’yı bekliyor.”

ESDER Bursa'dan Ramazan uyarısı: "Gıda Milli Güvenlik meselesidir!" Haber

ESDER Bursa'dan Ramazan uyarısı: "Gıda Milli Güvenlik meselesidir!"

Esnaf ve Sanatkarlar Derneği (ESDER) Bursa Şubesi, "1 Konu 1 Konuk" programında Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Serkan Durmuş’u ağırladı. Ramazan ayı öncesi gıda güvenliğinin masaya yatırıldığı toplantıda, "denetimsiz yöresel çadırlar" ve "milli tarım politikaları" hakkında çarpıcı uyarılar yapıldı. "MÜSLÜMAN MAHALLESİNDE SALYANGOZ SATAN SATANA" Programın açılışında konuşan ESDER Bursa Şube Başkanı İbrahim Özacar, gıda sektöründeki ahlaki erozyona ve fiyat istikrarsızlığına sert tepki gösterdi. Özacar, "Her yıl Ramazan yaklaşırken toplum sağlığını tehdit eden hileli gıdalar gündeme geliyor. Payitaht Bursa’nın münbit toprakları ve çiftçisi kaderine terk edilemez. Etrafımız ateş çemberiyken, gıda bizim için en öncelikli milli güvenlik meselesidir" dedi. DENETİMSİZ ÇADIRLAR VE İTHALAT ÇIKMAZI Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Serkan Durmuş ise teknik ve yapısal sorunlara dikkat çekerek şu uyarılarda bulundu: Yöresel Çadır Tehlikesi: Şehirdeki denetimsiz "Yöresel Ürün Çadırları" hem halk sağlığını riske atıyor hem de yerleşik esnafa zarar veriyor. Bursa Tarımı Kan Kaybediyor: Geçmişte Türkiye’nin meyve-sebze deposu olan Bursa, hızlı nüfus ve sanayileşme gölgesinde tarımsal üretimde ciddi zaafa uğradı. Üretici Tarladan Kopuyor: Artan girdi maliyetleri ve et ithalatı kabul edilemez bir boyuta ulaştı; çözüm milli üretimden geçiyor. RAMAZAN ÖNCESİ "HAKSIZ KAZANÇ" ÇAĞRISI Toplantı sonunda her iki kurum, Ramazan ayı vesilesiyle üretici ve perakendecilere; haksız kazançtan ve spekülatif fiyat artışlarından uzak durmaları konusunda güçlü bir çağrıda bulundu.

En yüksek tarifeyi Esnaf ödüyor: Palandöken’den 'Özel Enerji Tarifesi' çağrısı Haber

En yüksek tarifeyi Esnaf ödüyor: Palandöken’den 'Özel Enerji Tarifesi' çağrısı

Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, enerji maliyeti çok yüksek olan esnaf ve sanatkârlar için özel bir tarife uygulanması gerektiğini söyledi. Enflasyondaki yükselişin önemli bir kaynağının enerji maliyetleri olduğuna dikkati çeken Palandöken, "Bütün cihazlar artık elektrikli. Ekmek üretilirken fırıncı doğalgaz veya elektrik kullanıyor. Dolayısıyla şimdi kilovatsaatlerde 4 bin - 5 bin aralığı artık hepsi yüksek tarifeden ödeme zorunda kalacak. Teknoloji gelişimiyle birlikte bu faturaların altındaki yükseliş devam edecek. Bununla ilgili de özellikle bir proje geliştirilmesinin gerekliliği var. Diğer tarafta iş yeri kiraları, aynı şekilde enflasyondan kaynaklanan diğer girdi maliyetleri vesaireler esnafın bu faturaları ödemedeki zorluğunu ortaya koyuyor. Biz Enerji Bakanımıza da konuyu anlattık. Bu konuda esnaf için özel bir tarifenin olması lazım. Bilindiği üzere her şey elektrikli, teknoloji geliştikçe her şeyin elektrikle çalıştığı bir döneme neredeyse geldik. Esnaf bir iş yaparken evvela elektrik parasını düşünüyor. Akabinde ısınmak için doğalgaz parasını düşünüyor, üçüncü girdi maliyetlerinin en büyüğü olan kirayı düşünüyor. Dolayısıyla fiyatlardaki istikrarsızlık, enflasyondaki yüksekliğin kaynaklarından en önemlisi de bu faturalardaki yükseliş. Esnaf için özel bir tarife yapılması lazım. Esnafın maliyeti ne kadar düşük olursa caddeler ve sokaklar o kadar güvenlikli olur" diye konuştu. "Esnaf en yüksek enerji tarifesini kullanıyor" Ticarethane statüsündeki esnafın en yüksek enerji tarifesi kullandığının altını çizen Palandöken, "Yine sanayide kullanılan, yani esnaf dükkânlarında, kasaplarda, marketlerde, bakkallarda kullanılan bu elektrik ve doğalgaz tüketiminde de en azından onlar da rahat eder. Konutta ayrı bir tarife, sanayide ayrı bir tarife. Esnaf dükkânları da ticarethane geçtiği için en yüksek tarife. Bununla ilgili bir çalışma yapılmasını ivedilikle bekliyoruz. Yoksa bu faturaların altından esnaf kalkamaz diyorum" ifadelerini kullandı.

Ediz Ün: “Devlet eliyle çiftçi batırılıyor” Haber

Ediz Ün: “Devlet eliyle çiftçi batırılıyor”

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, 30 Ekim 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile vergi ve Tarım Bağ-Kur borcu bulunan çiftçilere Hazine destekli tarımsal kredilerin verilmemesine sert tepki gösterdi. Söz konusu düzenlemenin, zaten ağır borç yükü altında üretim yapmaya çalışan yüz binlerce çiftçiyi fiilen üretim dışına ittiğini belirten Ün, kararın gerekçeleri ve sonuçlarının Cumhurbaşkanlığı tarafından kamuoyuna açıklanması gerektiğini vurguladı. Karar alınmadan önce yüz binlerce çiftçinin bilgisi ve talebi dışında SGK sistemine dâhil edilerek Tarım Bağ-Kur’lu yapıldığını hatırlatan Ediz Ün, bu sürecin çiftçiler açısından ciddi bir mağduriyet yarattığını söyledi. 2024 yılı Haziran ayında Tarım Bağ-Kur’lu çiftçi sayısı 421 bin 467 iken, Temmuz ayında bu sayının 757 bin 171’e yükseldiğini, kısa süre içinde toplam Tarım Bağ-Kur’lu çiftçi sayısının 1 milyon 178 bin 387’ye çıktığını ifade eden Ün, “Bu artıştan habersiz olan 750 binden fazla çiftçi bugün Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden kredi kullanamaz hale gelmiştir. Bunun adı, devlet eliyle çiftçiyi üretimden koparmaktır” dedi. Ün, zaten ürününden para kazanamayan, girdi maliyetleri altında ezilen çiftçiye bir de Bağ-Kur ve vergi borcu gerekçe gösterilerek kredi kapılarının kapatılmasının, ‘Yeter ki sen üret’ anlayışından ‘Yeter ki sen üretme’ anlayışına geçildiğinin açık göstergesi olduğunu söyledi. Çiftçilerin bankalara olan borçlarının her yıl ortalama yüzde 50 civarında arttığına dikkat çeken Ediz Ün, tarım sektörünün borçla ayakta tutulmaya çalışıldığını ifade etti. Bugün çiftçilerin bankalardan kullandığı kredi miktarının 1,2 trilyon liraya ulaştığını, geçen yılın ilk 11 ayında kredi kullanımının bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 48 arttığını belirten Ün, 2021 yılında çiftçi başına düşen borç miktarı 78 bin lira iken bu rakamın 2024 Kasım ayı itibarıyla 510 bin liraya çıktığını söyledi. Ün, “Borç 6,5 kat artmıştır. Takibe düşen çiftçi borçları ise bir yılda 3 milyar liradan 12 milyar liraya yükselmiştir. Bu tablo, çiftçinin bu ekonomik koşullarda borcunu ödeyemeyeceğinin açık göstergesidir” diye konuştu. Bu koşullarda yapılması gerekenin, çiftçiye faizsiz ya da uzun vadeli destek sağlamak olduğunu vurgulayan Ün, tam tersine yüksek faizli kredi politikaları ve krediye erişim engelleriyle çiftçinin daha da borç batağına sürüklendiğini ifade etti. Alınan kararların siyasi sorumluluğunun Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’te olduğunu belirten Ediz Ün, 24 Ekim 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan kararla Hazine faiz destekli tarımsal kredilerde sübvansiyon oranlarının yaklaşık yüzde 50 düşürüldüğünü, kredi üst limitlerinin ise artırılmadığını hatırlattı. Ardından 30 Ekim 2025 tarihli yeni kararla faiz indirim oranlarının yeniden eski seviyelerine çekildiğini ancak üst limitlerin yine yerinde saydığını belirten Ün, “Canı çıkmış çiftçinin sırtına bir sopa daha indirilmiştir. Bu anlayış, ülkenin gıda egemenliğini doğrudan tehdit etmektedir” dedi. Ediz Ün, bu nedenle Cumhurbaşkanlığına şu soruların yöneltildiğini açıkladı: Cumhurbaşkanlığı tarafından 30 Ekim 2025 tarihli karar alınırken hangi ekonomik ve sektörel analizler yapılmıştır? Vergi ve SGK borcu bulunan çiftçilerin kredi dışı bırakılmasının üretime ve gıda güvenliğine etkileri hesaplanmış mıdır? Bu düzenleme kapsamında krediye erişimi engellenen vergi ve Tarım Bağ-Kur borçlu çiftçi sayısı resmi olarak kaçtır? Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden kredi kullanamayan üretici sayısı ve kullandırılamayan kredi tutarı ne kadardır? Son yıllarda hızla artan çiftçi borçlarının ve takibe düşen alacakların tarımsal üretim üzerindeki etkilerine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılmış bir değerlendirme var mıdır? Vergi ve SGK prim borçları nedeniyle krediye erişimi engellenen çiftçiler için yapılandırma, faizsiz erteleme ya da üretime devam şartıyla destek sağlanmasına yönelik bir çalışma planlanmakta mıdır? Küçük ve orta ölçekli aile çiftçiliğinin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla, çiftçilerin finansmana erişimini kolaylaştıracak yeni bir politika veya destek programı hayata geçirilecek midir? Açıklamasının sonunda üretmek isteyen çiftçinin önünde iki büyük engel bulunduğunu vurgulayan Ediz Ün, “Bir yanda ithalatı önceleyen tarım politikaları, diğer yanda çiftçiyi finansmandan koparan Hazine politikaları vardır. Bu anlayış küçük aile çiftçiliğini yok etmektedir. Ancak bu kötü günler geçecektir. Üreten, paylaşan ve toprağına sahip çıkan bir Türkiye’yi yeniden inşa edeceğiz” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.