SON DAKİKA
Hava Durumu

#Göç

Söz Bursa - Göç haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Göç haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer İstifa Etti! Haber

İngiltere Başbakanı Keir Starmer İstifa Etti!

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, başbakanlık ve İşçi Partisi liderliğinden istifa ettiğini açıkladı. İngiltere Başbakanı Keir Starmer, bugün Downing Street’te basın toplantısı düzenledi. Kürsüye gelişi sırasında dakikalarca alkışlanan Starmer, konuşmasına hükümetteki icraatlarını savunarak başladı ve İşçi Partisi'nin ekonomi, ücretler, yatırım, altyapı, Ulusal Sağlık Hizmeti (NHS) ve işçi hakları alanlarındaki başarılarını vurguladı. "Daha güçlü bir ekonomi, rakiplerimizden daha hızlı ilerleyen bir ekonomi; iktidara geldiğimizden bu yana her ay enflasyondan daha hızlı artan ücretler" diyen Starmer, "Güvence altına alınan yatırımlar, inşa edilen altyapı, kemer sıkma politikasına son verilmesi, NHS bekleme listelerinde son 17 yılın en hızlı düşüşü ve bir nesildir işçi ve kiracı haklarında görülen en büyük iyileşme" ifadelerini kullandı. İŞÇİ PARTİSİ LİDERLİĞİNDEN DE İSTİFA ETTİ Düzenlediği basın toplantısında başbakanlık görevinden istifa kararı aldığını duyuran Starmer, İşçi Partisi liderliğinden de istifa ettiğini ve kararını krala bildirdiğini söyledi. İşçi Partisi Ulusal Yürütme Komitesi’nden halefini seçme sürecini başlatmasını istediğini belirten Starmer, adaylık başvurularının 9 Temmuz’da başlayacağını sözlerine ekledi. Starmer, İşçi Partisi’nin artık kendisini, partiyi bir sonraki genel seçime taşıyacak doğru kişi olarak görmediğini kabul ettiğini kaydederek partisi içinden gelen kararı dinlediğini ve bunu "olgunlukla" kabul ettiğini belirtti. Eylül ayında parlamentonun yeniden toplanmasından önce yeni bir liderin göreve başlayacağını kaydeden Starmer, o zamana kadar başbakanlık görevini sürdüreceğini belirtti. Starmer, görevden ayrıldıktan ayrıldıktan sonra "en önemli göreve" daha fazla zaman ayıracağını belirterek "İyi ve kötü günlerimde yanımda bir kaya gibi duran muhteşem eşim Vic’e, elimden geldiğince en iyi koca olmak. Ve benim gurur ve neşe kaynağım olan güzel çocuklarıma elimden gelen en iyi baba olmak" diyerek görevden ayrıldıktan sonra ailesine vakit ayıracağını dile getirdi. TRUMP DUYURMUŞTU ABD Başkanı Donald Trump, İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın istifa edeceğini ifade ederek, "Göç ve enerji gibi iki çok önemli konuda ciddi şekilde başarısız oldu. Kendisine başarılar diliyorum" demişti.

Prof. Dr. Kayıhan Pala'dan korkutan verem uyarısı: "Türkiye'de ölüm oranı Fransa'nın iki katı!" Haber

Prof. Dr. Kayıhan Pala'dan korkutan verem uyarısı: "Türkiye'de ölüm oranı Fransa'nın iki katı!"

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, 24 Mart Dünya Verem Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, veremin önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olmasına karşın Türkiye’de veremle mücadelenin istenilen düzeye ulaşamadığını, bunun da doğrudan koruyucu sağlık hizmetlerine ayrılan kamu kaynağının azaltılmasıyla bağlantılı olduğunu belirtti. Prof. Dr. Pala, Dünya Sağlık Örgütü’nün bu yılki temasını hatırlatarak, “Dünya Sağlık Örgütü’nün Dünya Verem Günü için bu yılki mesajı ‘Veremi bitirebiliriz!’ iken koruyucu sağlık hizmetlerine kısıtlı kaynak ayrılan ülkemizde aynı ümit dolu cümleleri kurmak maalesef mümkün değil” dedi. Prof. Dr. Pala, günün halk sağlığı adına önemini şu sözlerle açıkladı: “Robert Koch’un 24 Mart 1882’de verem (Tüberküloz) hastalığına neden olan bakteriyi keşfetmesi ve halk sağlığında köşe taşı niteliğinde birçok tedavi ve programın önünü açması nedeniyle bugün, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından Dünya Verem Günü olarak adlandırılmaktadır. Bugün, hem halk sağlığı alanındaki kazanımların toplumlar için önemini fark etmek hem de veremi bitirme hedefiyle mücadeleyi güçlendirmek için önem taşımaktadır.” “Koruyucu sağlık hizmetleri bütçenin merkezine alınmadıkça ‘veremi bitirmek’ mümkün değil!” Pala, Türkiye’de sağlık politikalarının yıllardır hastane merkezli bir odağa sıkıştırıldığını vurgulayarak, “AKP Hükümeti Sağlıkta Dönüşüm Programı’yla birlikte sağlığı hastaneler aracılığıyla şirketler için bir kâr aracına dönüştürmüş, bu noktada ise koruyucu sağlık hizmetlerini belirgin bir biçimde gözden çıkarmıştır. Ülkemizde özel sağlık kuruluşlarının sayısı her geçen gün artarken, verem savaş dispanseri gibi koruyucu sağlık hizmetlerinin temelini oluşturan kuruluşların sayısı azalıyor. 2007 yılında ülke çapında 245 olan Verem Savaşı Dispanseri sayısı 2023 yılında 173’e düşürülmüştür. Birinci basamak güç kaybederken verem gibi sağlığın sosyal belirleyicileriyle yakından ilişkili hastalıklarda halk sağlığı riskinin artması kaçınılmaz bir durumdur” ifadesini kullandı. Verem kontrolünün temel ilkelerinden birisi raporlamadır. Ancak 2007 yılından itibaren 2022 yılına kadar her yıl düzenli olarak yayımlanan “Türkiye’de Verem Savaşı” raporları 2022’den sonra duraksatılmıştır. “Türkiye’de Verem Savaşı 2023 Raporu” ancak 2025 yılında yayınlanabilmiştir. Üstelik bu raporda 2023 yılı tüberküloz kontrol faaliyetleri, 2022 yılı tüberküloz hasta verileri ve 2021 yılı tüberküloz hastalarının tedavi sonuçları sunulmuştur; dolayısıyla güncel veriler kamuoyuna açıklanmamaktadır. 2024 yılı ve 2025 yılına ilişkin verilerin ne zaman yayınlanabileceği belirsizliğini korumaktadır. Göçmenler, HIV ile yaşayan hastalara özgü tedavi sonuçları, ilaç temini ve dağıtımı gibi konularda güncel verileri içeren raporlamanın verem kontrolünde önemi büyüktür. Örneğin, ilaç temininde zaman zaman sorunlar yaşandığı, saha deneyimi olarak bilinmektedir. Ülkemizde tüberküloz hastalığı ile mücadele çok uzun yıllara dayanmaktadır. Son yirmi yılda ülkemizdeki toplam olgu sayısı, toplam olgu hızı ve insidans hızındaki azalma önemli olmakla birlikte, henüz istenen düzeye gelinememiş durumdadır. DSÖ veritabanına göre 2023 yılında ülkemizde tedavi başarı oranı yüzde 81’dir. 2022’de tedavi başarısında yüzde 85 eşiğinin yalnızca 25 ilde yakalanabildiği ve 50 ilin hedefin altında kaldığı bilinmektedir. Pala, hedeflere yaklaşmanın ancak koruyucu hizmetlerin sağlık planlamasında merkeze alınmasıyla mümkün olacağını vurguladı. “Hedeflere yaklaşmak için koruyucu müdahalelerin kapsayıcılığı artmalı; yoksulluk, kötü beslenme, göç, kalabalık barınma ve güvencesiz çalışma gibi sosyal belirleyicilerle birlikte ele alınan bütüncül bir halk sağlığı programı hayata geçirilmelidir. Bunun için koruyucu sağlık hizmetlerinin bütçedeki payı artırılmalı ve bu yönde alınacak kararlar yeniden önceliklendirilmelidir” dedi. “Dirençli olgular sistemdeki kırılganlıkları net bir biçimde gösteriyor, etkili tedavilere erişim güvence altına alınmalı!” Prof. Dr. Pala, koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi çağrısının yanı sıra etkili tedavilere eşit erişimin de hayati önem taşıdığını belirtti. Sistemdeki kırılganlıkların en ağır biçimde çok ilaca dirençli verem ve İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü (HIV) ile birlikte görülen verem olgularında ortaya çıktığını ifade etti. “Çok ilaca dirençli verem, pahalı ve uzun süreli tedaviler gerektirmektedir. HIV pozitif bireylerde verem riski katlanarak artmaktadır ve kesintisiz ilaç erişimi yaşamsal hale gelmektedir” dedi. Pala, Genel Sağlık Sigortası (GSS) prim borcu nedeniyle yurttaşların reçete edilen ilaçlara erişemediği durumların, özellikle HIV tedavisi gibi kesintiye tahammülü olmayan alanlarda ağır sonuçlar doğurduğunu vurguladı. “GSS borcu nedeniyle provizyon alamayan bir hastanın ilaca erişememesi, yalnızca bireysel bir mağduriyet değildir. Bu durum, tedavi başarısını düşürmekte, direnç riskini büyütmekte ve halk sağlığı açısından yeni bir yük yaratmaktadır” dedi. Türkiye'deki verem hastalığı kontrolünün en önemli sorununun ölüm oranının yüksekliği olduğu uzmanlar tarafından ifade edilmektedir. 2022 yılı verilerine göre yeni verem hastalarında ölüm oranı örneğin İsveç’te 2,7 ve Fransa’da yüzde 4,2 iken ülkemizde yüzde 9,8 düzeyindedir. Bunun nedenleri mutlaka ortaya konulmalı ve ölüm oranının azaltılması için gerekli önlemler alınmalıdır. Prof. Dr. Kayıhan Pala, çağrısını yineleyerek sözlerini tamamladı: “DSÖ veremi bitirmeyi ulaşılabilir bir hedef olarak görmektedir, ancak ülkemizdeki sağlık sistemi bu hedefin uzağındadır. Ülkemizde verem hastalığının bitirilmesi isteniyorsa, öncelikle başta yoksulluk ve yoksunluk olmak üzere sağlığın sosyal belirleyicilerindeki sorunlar giderilmelidir. Birinci basamak ve dispanser altyapısı güçlendirilmeli, temaslı taraması ve koruyucu tedavi kesintisiz yürütülmelidir. Bunların yanı sıra, kırılgan grupların ve çok ilaca dirençli veremin tedavisinde kullanılacak yeni ilaçlara erişim, tedarik, ruhsatlandırma ve geri ödeme güvence altına alınmalıdır. Kamucu, eşit, ücretsiz, erişilebilir ve nitelikli bir sağlık sistemi kurulmadan bu hedeflerin hiçbirine ulaşmak mümkün değildir.”

Şadi Özdemir Mudanya Üniversitesi öğrencileriyle buluştu Haber

Şadi Özdemir Mudanya Üniversitesi öğrencileriyle buluştu

Mudanya Üniversitesi Genel Sekreteri Ali Mollasalih’in moderatörlüğünü yaptığı etkinlikte soruları cevaplayan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, gençlerin yoğun ilgisiyle karşılandı. 1961 yılında Artvin’in Ardanuç ilçesinde dünyaya geldiğini belirten Başkan Şadi Özdemir, eğitim ve meslek hayatına ilişkin süreci paylaştı. İlkokulun ilk yıllarını köyünde tamamladıktan sonra Bursa’ya geldiğini, İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun olduğunu ve çalışma hayatına yazılım sektöründe devam ettiğini ifade etti. Toplumsal meselelerde her zaman sorumluluk almaya gayret ettiğini vurgulayan Özdemir, Artvin’in bir köyünden Türkiye’nin en gelişmiş ilçelerinden birine belediye başkanı olmasının Cumhuriyetin sunduğu fırsat eşitliğinin bir göstergesi olduğunu dile getirerek Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı ve rahmetle andı. ANADOLU’NUN BOŞALMASI GERÇEK BEKA SORUNUDUR Bursa’nın son yıllarda çok hızlı büyüdüğüne dikkat çeken Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, kent nüfusunun Bursa’ya geldiğinde 300 bin seviyesindeyken bugün 3,5 milyona ulaştığını belirtti. Nilüfer’in nüfus artış hızının diğer ilçelerin çok üzerinde olduğunu da açıklayan Başkan Şadi Özdemir şöyle konuştu: “Son bir yıldaki nüfus artış hızımız yüzde 2,9 ve Nilüfer 16 binin üzerinde göç aldı. Diğer 16 ilçeden daha fazla artışa sahibiz. Bursa için en önemli konulardan biri de elbette sanayi. Fakat Bursa’nın artık yüksek teknolojiye geçmesi ve bunu yaparken de buradaki orta teknolojinin başka illere kaydırılması gerekiyor. Bunun için insan kaynağı da sermaye kaynağı da burada var. Bir önemli konu da ülkemizle birlikte şehirleri de doğru ve dengeli yönetmek lazım. Yaşamı, istihdamı ve eğitimi belirli bölgelere yığarsanız herkes oraya yönelir. Anadolu’daki insan kaynağı batıya geldikçe Anadolu boşalır. Kimse aslında toprağını terk etmek istemez ama gelecek görmediği için, kendisini kurtaramadıysa bile ailesi ve çocukları için batıya gelir. Hepimizin aileleri de böyle gelmiştir. Oysa Anadolu’yu boşaltmak esas beka sorunudur.” ERKEN TEŞHİS HAYAT KURTARIR Söyleşinin en dikkat çekici kısımlarından biri de Başkan’ın pankreas kanseriyle olan mücadelesi oldu. Yoğun çalışma temposu içinde yapılan kontroller sonucu hastalığını öğrendiğini belirten Başkan Şadi Özdemir, erken teşhisin hayatını kurtardığını vurgulayarak gençlere düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemeleri yönünde tavsiyede bulundu. GENÇLER, KADINLAR, DEZAVANTAJLI GRUPLAR VE TARIM ÖNCELİKLİ Konuşmasında Nilüfer Belediyesi’nin temel hassasiyet alanlarını da paylaşan Başkan Şadi Özdemir, gençler, kadınlar, dezavantajlı gruplar ve tarım alanlarının öncelikli çalışma başlıkları olduğunu söyledi. “Bu dört konuda hassasız. Elimizden gelen her şeyi yaparız. Sizler için çalışmaya, üretmeye ve yeni projeler geliştirmeye devam edeceğiz” diyen Başkan Şadi Özdemir, gençlere yönelik projelerin artarak süreceğini ifade etti. Gençleri yerel yönetime aktif katılmaya da davet ederek “Nilüfer Her Yerde” uygulaması üzerinden sorun ve taleplerin iletilebileceğini, mahalle komitesi seçimleri ve anketlere katılım sağlanabildiğini belirtti. Soru-cevap kısmında öğrenciler başkana çeşitli taleplerini de iletirken, Başkan Şadi Özdemir kurallar ve mevzuat çerçevesinde tüm talepleri dikkate alarak inceleyeceklerini anlattı. Programın sonunda Nilüfer Belediyesi ile Mudanya Üniversitesi arasında öğrencilerin staj yapabilmesine imkan sağlayan iş birliği protokolü imzalandı.

Koza buluşmaları’nın konuğu Seray Şahiner oldu Haber

Koza buluşmaları’nın konuğu Seray Şahiner oldu

Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen Koza Buluşmaları, edebiyat dünyasının önemli isimlerini okurlarla buluşturmaya devam ediyor. Koza Kütüphane’de gerçekleşen ve Hakan Akdoğan’ın moderatörlüğünü üstlendiği söyleşinin bu ayki konuğu çağdaş Türk edebiyatının sevilen kalemlerinden Seray Şahiner oldu. “Suskunluğun Aile Albümü: Vatan Millet Samatya” başlıklı etkinlikte Şahiner, edebiyata bakış açısını, yazarlık serüvenini ve son romanının ortaya çıkış hikayesini anlattı. Söyleşiyi, Nilüfer Belediye Meclis Üyesi Furkan Yavuz ve çok sayıda edebiyatsever ilgiyle takip etti. “KARAKTERİN YOLCULUĞU BAŞLADIĞI YERE DÖNER” Konuşmasına Bursa ile olan kişisel bağına değinerek başlayan Seray Şahiner, 41 yıl önce Zübeyde Hanım Doğumevi’nde dünyaya geldiğini hatırlattı. Doğduğu kente bir yazar olarak gelmekten mutluluk duyduğunu belirten Şahiner, çocukluğuna dair bir anısını şu sözlerle paylaştı: “Karakterin yolculuğu hep başladığı yere döner. Dönerken de bir şeyler öğrenmiş oluyor. Annem yıllarca bana doğduğum hastanenin ilk çocuğu olduğumu, ayak izimin alınıp duvara asıldığını anlattı. Hatta ‘Bu insanlık için küçük, dünya için büyük bir adım’ denildiğine inandırdı. 13 yaşında bunun, çocuğun kendini önemsemesi için yapılmış bir şaka olduğunu öğrendim. Ancak o yaşa kadar bu his bana iyi gelmişti.” Son kitabı Vatan Millet Samatya üzerinden Türkiye’nin yakın tarihine, göç olgusuna ve değişen toplumsal yapıya değinen Şahiner, romanın 1970’lerden 1993’e uzanan bir İstanbul anlatısı olduğunu ifade etti. Şahiner, kitaptaki karakterlerin yaratım sürecinde dönemin siyasi atmosferinden ve medyasından beslendiğini vurguladı. “MİZAH HEM SİLAH HEM ATEŞKES” Yazım dilindeki mizah unsurlarına da değinen Şahiner, mizahı zorluklarla baş etmede bir savunma mekanizması olarak gördüğünü belirtti. Mutsuzluk propagandasının çok hızlı yayıldığına dikkat çeken Şahiner, “Mizah hem silah hem ateşkes. Kriz anlarında gülmek zorunda kalıyoruz. Çok neşeli olduğumuz için değil, bazen öfkeli olduğumuz için bunu yapıyoruz. O biat edilmiş kasvet hali insanı içten içe örseliyor” değerlendirmesinde bulundu. Gazetecilik geçmişinin romanlarındaki diyalog yapısını güçlendirdiğini belirten Şahiner, insanların doğal konuşma ritmini yakalamak için yaptığı gözlemleri aktardı. Röportajlarında insanların nerede duraksadığını, nerede bağlaç kullandığını analiz ettiğini söyleyen yazar, “Karakter benden ne kadar uzaksa, o kadar iyi bir yazara dönüşüyorum. Onları konuştururken bildiklerimi sadece benim bilmem, karakterlere büyük laflar ettirmemem gerekiyor” ifadelerini kullandı. Söyleşinin sonunda katılımcıların sorularını da yanıtlayan Seray Şahiner’e, Nilüfer Belediye Meclis Üyesi Furkan Yavuz günün anısına hediye verdi. Yazar Şahiner, okurları için kitaplarını da imzaladı.

Bursa’nın en hızlı büyüyen 2. ilçesi oldu: İnegöl nüfusunda rekor artış! Haber

Bursa’nın en hızlı büyüyen 2. ilçesi oldu: İnegöl nüfusunda rekor artış!

TÜİK verilerine göre İnegöl’ün yeni nüfusu 3.753 kişi artarak 306 bin 4 olarak açıklandı. Bursa’da nüfus bakımından 4’üncü sıradaki yerini koruyan İnegöl, büyüme hızında 2’nci sırada yer aldı. Belediye Başkanı Alper Taban, Türkiye genelinde 20 ili geride bırakan İnegöl’ün hızlı büyümesinin sürdüğünü söyledi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2025 yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarını açıkladı. Buna göre İnegöl’ün nüfusu 306 bin 4 kişi oldu. 2024 yılında 302 bin 251 olan nüfus, bir yılda 3.753 kişi artarak binde 12,4 oranında yükseldi. Geçen yıl bu oran binde 10,1 olarak kaydedilmişti. İNEGÖL BÜYÜME HIZINDA BURSA’DA 2’NCİ Bursa ilçeleri arasında Osmangazi, Yıldırım ve Nilüfer’in ardından 4. sırada yer alan İnegöl, nüfus artış hızı bakımından da Bursa’daki ilçeler arasında 2’nci sırada yer aldı. Türkiye genelinde nüfus artış hızının binde 5 olduğu 2025 yılında ülke nüfusu 86 milyon 92 bin 168 kişi, Bursa’nın nüfusu ise 3 milyon 263 bin 11 olarak kaydedildi. İNEGÖL SÜREKLİ VE HIZLI BİR GELİŞİM İÇERİSİNDE Yeni nüfus verilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, İnegöl’ün hızlı büyüme ve gelişme ivmesini sürdürdüğünü söyledi. Taban, “İnegöl, sürekli ve hızlı bir gelişim ve büyüme süreci yaşıyor. Nüfusumuz her yıl hem artıyor hem de artış hızı büyüyor. Artan nüfus da beraberinde eğitimden ulaşıma, sağlıktan sosyal hizmetlere kadar pek çok alanda artan bir hizmet ihtiyacı getiriyor. İnegöl Belediyesi olarak bu ihtiyaca cevap verecek projeleri ve çalışmaları hayata geçirmek adına çalışıyoruz” dedi. İNEGÖL NÜFUS BAKIMINDAN 20 İLİ GERİDE BIRAKTI İnegöl’ün 2025 yılı nüfusu TÜİK tarafından 306 bin 4 olarak açıklandığını hatırlatan Başkan Taban, şöyle devam etti: “Son 1 yılda nüfusumuz 3.753 kişi arttı. Açıklanan verilere göre İnegöl nüfus olarak Bursa ilçeleri arasında; Osmangazi, Yıldırım ve Nilüfer’in ardından 4’üncü sırada yer alsa da Bursa ilçelerinin nüfus artış haritasında Nilüfer’in ardından İnegöl 2’nci sırada. Artış hızı burada kritik nokta. Şehrimizin büyüme ivmesi güçlü. Ayrıca TÜİK verilerine göre İnegöl, Türkiye genelinde 20 ili geride bıraktı.” İNEGÖL TÜRKİYE’NİN ÖZETİ “İnegöl’ün bu hızlı nüfus artışı, şehrimizin cazibesinin ve ekonomik canlılığının bir göstergesi. İnegöl göç alan bir şehir. 81 vilayetin tamamından, Kafkaslardan, Balkanlardan, Türki Cumhuriyetlerden insanlar burada güzel bir birliktelik örneği sergileyerek yaşamını sürdürüyor. Bu yönüyle İnegöl, Türkiye’nin özeti diyebiliriz. Bu hızlı büyüme sürecinde altyapıdan ulaşıma, eğitimden sağlık hizmetlerine kadar her alanda vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını karşılamak önceliğimiz. Görev süremiz boyunca; yeni parklar, spor alanları, okul ve sağlık yatırımlarıyla şehrimizin yaşam kalitesini artırıyoruz. Ayrıca sanayi ve ticaret alanındaki gelişmeler, İnegöl’ü sadece Bursa’nın değil, bölgenin de önemli merkezlerinden biri haline getiriyor. Önümüzdeki zaman diliminde kentsel dönüşüm projeleri, ulaşım altyapısı ve sosyal hizmet yatırımlarımızla şehrimizin gelişimine katkı koymaya devam edeceğiz. Şimdi 4 bin yeni toplu konut projesinin kura çekimi için gün sayıyoruz. Bu projeyle nüfus olarak da bir artış bekliyoruz.”

Mudanya’da Mübadele zirvesi: Başkan Dalgıç’tan 'Kentler Birliği' Çıkışı, Bozbey’den Atatürk vurgusu! Haber

Mudanya’da Mübadele zirvesi: Başkan Dalgıç’tan 'Kentler Birliği' Çıkışı, Bozbey’den Atatürk vurgusu!

Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi’nin 103. yıl dönümü, Mudanya Belediyesi tarafından “Aynı Evden, Ayrı Dünyalara” temasıyla düzenlenen kapsamlı etkinliklerle Mudanya’da anıldı. Anma programı, mübadil kentlerin belediye başkanlarını buluşturdu, mübadelenin kent hafızasında bıraktığı izleri ve ortak geleceğe dair sorumlulukları konuşuldu. Türkiye ve Yunanistan arasında 30 Ocak 1923’te imzalanan Türk-Yunan Nüfus Mübadelesine İlişkin Sözleşme ve Protokolü’nün yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen ve Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç’ın ev sahipliği etkinliklere, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, siyasi parti temsilcileri, mübadil dernekleri, akademisyenler ve vatandaşlar katıldı. Mütareke Müze Evi önünde düzenlenen törende, Lozan Mübadilleri Vakfı ile Türkiye’deki mübadil kuruluşları tarafından imzalanan 103. Yıl Bildirisi okundu, ardından göç yollarında yaşamını yitirenler anısına denize kırmızı karanfiller bırakıldı. Program kapsamında düzenlenen “Mübadeleyle Yüzleşen Kentler” başlıklı panelde ise, mübadil nüfusla şekillenmiş kentlerin belediye başkanları bir araya geldi. DALGIÇ’TAN MÜBADİL KENTLER BİRLİĞİ ÖNERİSİ Başkanlar oturumunda toplumsal hafızanın korunmasının önemini anlatan Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Türkiye’den göç eden mübadillerin yaşamlarına dair pek çok veriyi kayıt altına aldığını, buna karşın sözlü tarih alanında önemli bir eksiklik bulunduğunu ifade etti. Dalgıç, bu eksikliğin ancak ortak bir çabayla giderilebileceğini vurguladı. Somut ve kalıcı adımlar atılması gerektiğini belirten Dalgıç, mübadil kentler arasında kurumsal bir iş birliği zemini oluşturulması önerisini dile getirerek, Mübadil Kentler Ağı ya da Mübadil Kentler Birliği kurulmasının önemine işaret etti. Dalgıç, bu yapı aracılığıyla düzenli buluşmalar ve ortak projeler geliştirilebileceğini belirterek, ortak hafızanın canlandırılması, sözlü tarihin yazılı ve somut hale getirilmesinin gelecek kuşaklar açısından kritik olduğunu, farklı kentlerdeki küçük bir bilginin bile başka bir kentteki hikayeyi tamamlayabileceğini ifade etti. BOZBEY: “ATATÜRK EN BÜYÜK GÖÇMENDİR” Bir mübadil torunu olduğunu ve dedelerinin 450 yıl sonra ata topraklarına döndüğünü anlatan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, mübadil derneklerinden; anıları, hatıraları ve yaşanmışlıkları yazılı olarak ellerinde bulundurmalarını istedi. Kendisinin de bir muhacir olduğunu ifade eden Bozbey, şöyle konuştu: “Mustafa Kemal Atatürk bizim en büyük mübadil göçmenimizdir. Atatürk şunu söylemiş, ‘Nerede bir Yörük çadırı görsem duman tüttüğünü de gördüğümde Cumhuriyet emin ellerdedir…’ Mübadillerin bu ülkeye bakışı bu. Aslında Mustafa Kemal Atatürk bunu çok net biçimde bilenlerdendir.” GÜNEL: “MUDANYA’DA EVİMDE GİBİ HİSSETTİM” Mübadil kökenleri olan bir kentten, mübadil kökenleri olan bir kente geldiğini ve çok sıcak bir misafirperverlikle karşılaştığını söyleyen Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel de “Sanki Kuşadası'ndaymışım gibi bir hisse kapıldım” dedi. Mübadil göçü alan ve yoğun mübadil kökeni olan bir kentin belediye başkanı olarak olabildiğince o duyguları paylaşmaya çalıştığını ifade eden Günel, “Yaşadığımız kentin insanlarının duygularını, hissiyatını, kökenlerini bilmezsek o kentte doğru yönetemeyeceğimizi düşündüğüm için bir Yörük olarak mübadil duygularını da samimiyetle paylaşıyorum” ifadelerini kullandı. “Mübadele Kültürü” başlıklı oturumda konuşma yapan, Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayşegül İnginar Kemaloğlu, yazar Saba Altınsay ve araştırmacı, tarihçi-yazar Raif Kaplanoğlu ise sözlü tarih alanında gerçekleştirdiği çalışmaları aktardı. Etkinlikler dahilinde, Mudanya Belediyesi Tiyatro Topluluğu göç edenlerin yaşadığı zorlukları Girit Mahallesi’nde düzenlediği bir performansla canlandırdı. Program çerçevesinde, mübadillerin anısına hazırlanan “1900’lü Yılların Başlarında Girit” isimli fotoğraf sergisi de Cumhuriyet Galerisi’nde açıldı.

İnegöl'de 2026 "Gençlik Yılı" ilan edildi Haber

İnegöl'de 2026 "Gençlik Yılı" ilan edildi

Gençlik Yılı Lansman Toplantısı Gastro İnegöl’de gerçekleştirildi. Toplantıya; İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, belediye başkan yardımcıları, Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu üyesi belediye meclis üyeleri, daire müdürleri, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Eğitim Yöneticisi Serkan Anıl Gök, Gençlik Merkezi Müdürü Mesut Budak, Uludağ Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Cihad Doğan ile üniversite öğrenci topluluklarının başkan ve üyeleri katıldı. Toplantıda konuşan İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, İnegöl’ün her yıl göç alan, genç nüfusa sahip dinamik bir şehir olduğuna dikkat çekti. Kentin nüfusunun 302 bin olduğunu belirten Başkan Taban, 14-29 yaş aralığındaki genç nüfusun yaklaşık 71 bin 554 kişi olduğunu ifade etti. Başkan Taban, "Bir şehri güçlü kılan binaları değil, gençliğidir" dedi. Gençliği sadece geleceğin değil, bugünün de ortağı olarak gördüklerini vurgulayan Başkan Taban, bugüne kadar gençler için birçok proje hayata geçirdiklerini söyledi. Kitaphanelerden eğitim desteklerine, spor tesislerinden kültür-sanat etkinliklerine kadar pek çok çalışmanın gençlere yönelik yapıldığını dile getirdi. Gençlerin fikirlerine büyük önem verdiklerini belirten Başkan Taban, "Genç Bakış" programları, "Ben Başkan Olsam" platformu ve liselerde yapılan anketlerle gençlerin görüşlerinin alındığını, beklentilerin doğrudan projelere yansıtıldığını ifade etti. Tüm bu çalışmaların daha da güçlendirilmesi amacıyla 2026 yılının "Gençlik Yılı" ilan edildiğini açıklayan Başkan Alper Taban, "Gençler için değil, gençlerle birlikte yol yürüyeceğiz. Söz sahibi olmayan bir gençlik, güçlü bir şehir oluşturamaz" ifadelerini kullandı. Gençlik Yılı kapsamında; gençlerin katılım ve söz hakkının artırılması, eğitim, beceri geliştirme ve istihdam destekleri, kültür, sanat ve sosyal etkinlikler, spor ve sağlıklı yaşam faaliyetleri, girişimcilik ve yenilikçilik destekleri ile gönüllülük ve toplumsal farkındalık projeleri hedefleniyor. 2026 Gençlik Yılı boyunca çalışmalar 8 ana tema altında yürütülecek. Bu temalar; akademik çalışmalar ve çalıştaylar, gençlik, spor ve grafiti festivalleri, bilgi, reels, ses ve halk dansları yarışmaları, kamp programları (Dijital Detoks Kampı gibi), girişimcilik ve ideathon çalışmaları, kültürel ve tarihi geziler, kariyer ve istihdam fuarları ile dijital platform projeleri (Genç Mobil, Genç Kart) olarak açıklandı. Sürecin ilk aşamasında gençlik alanında faaliyet gösteren STK ve topluluklarla geniş katılımlı bir toplantı yapılacağı belirtildi. Şubat ayında ise gençlerin ve uzmanların söz sahibi olacağı bir Gençlik Çalıştayı düzenlenecek. Ayrıca İnegöl Gençlik Kulübü kurulacak ve Genç Kart uygulaması hayata geçirilecek. Tarihten örnekler vererek gençliğin önemine değinen Başkan Taban, "Bu şehrin mayasında gençliğin gücü var. Bu topraklarda 16’sında şehit düşen Baykoca, 13 yaşında cepheden cepheye koşan Küçük Kamil var" dedi. Açıklamasını güçlü bir mesajla tamamlayan Başkan Alper Taban, "Buradan bir gençlik gemisi kalkacak ve bu geminin rotasını gençlik belirleyecek" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.