SON DAKİKA
Hava Durumu

#Gülistan Doku

Söz Bursa - Gülistan Doku haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gülistan Doku haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Gülistan Doku dosyasında FBI şoku Haber

Gülistan Doku dosyasında FBI şoku

Gülistan Doku soruşturmasında hakkında yakalama kararı bulunan ve ABD’den iadesi talep edilen Umut Altaş’ın, FBI tarafından 19 ve 20 Ağustos 2026 tarihlerinde iki gün boyunca sorgulandığı ortaya çıktı. Gülistan Doku soruşturmasında hakkında yakalama kararı bulunan ve ABD’den iadesi talep edilen Umut Altaş’ın FBI tarafından iki gün boyunca sorgulandığı ortaya çıktı. Adli yardımlaşma kapsamında Türkiye’ye gönderilen 34 sayfalık tutanakta Altaş; Gülistan Doku’nun Mustafa Türkay Sonel tarafından araç içerisinde vurularak öldürüldüğünü gördüğünü, cesedin bagaja taşındığını, olayın ardından dönemin valisinin koruma görevlisi Şükrü Eroğlu’nun devreye girdiğini ve kendisine "babam bu işi halledecek" denildiğini öne sürdü. Altaş ayrıca cesedin Pertek yolu çevresine gömülmüş olabileceğini, olay yerine daha sonra aynı araçla dönülerek kameraların kontrol edildiğini ve kendisinin cinayet sırasında olay yerinde bulunduğunu FBI görevlilerine doğruladı. FİRARİ ŞÜPHELİNİN FBI İFADESİ TÜRKİYE’YE GELDİ Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından yürütülen Gülistan Doku soruşturmasında çok önemli bir gelişme yaşandı. Hakkında yakalama kararı bulunan, ABD’de olduğu belirlenen ve Türkiye’ye iadesi talep edilen Umut Altaş’ın FBI tarafından sorgulandığı ortaya çıktı. ABD makamlarıyla gerçekleştirilen adli yardımlaşma sürecinde Altaş’ın ifadesinin alınması amacıyla Türkiye tarafından hazırlanan kapsamlı soru seti Amerikan makamlarına gönderildi. FBI ve ABD İç Güvenlik Soruşturmaları birimi görevlileri Altaş’ı 19 ve 20 Ağustos 2026 tarihlerinde Pennsylvania’daki Moshannon Valley İşleme Merkezi’nde iki gün boyunca sorguladı. FBI'ın 26 Ağustos 2026 tarihli resmi yazısında, sorguyu belgeleyen FD-302 soruşturma raporunun Türkiye'nin adli yardımlaşma talebine cevap olarak hazırlandığı belirtildi. Dosya, adli yardımlaşma kanalları üzerinden Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü aracılığıyla adli mercilere ulaştırıldı. FBI tutanağında, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığının kasten öldürme, nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ile delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme suçları yönünden soruşturma yürüttüğü kayda geçirildi. Türk makamlarınca hazırlanan adli yardımlaşma talebinde Altaş’a yöneltilmek üzere tam 109 soru bulunduğu belirtildi. "MUSTAFA TÜRKAY SONEL’İN GÜLİSTAN’I ÖLDÜRDÜĞÜNE İNANIYOR MUSUN?" FBI sorgusunun en çarpıcı bölümü, Umut Altaş’a Mustafa Türkay Sonel ile ilişkisi sorulduğunda yaşandı. Altaş, Sonel için önce "Beni kullandı" dedi. FBI görevlileri nasıl kullanıldığını sorduğunda ise Altaş, Sonel’in kendisini "Gülistan Doku’yu öldürmek ve suçu üzerine atmak" amacıyla kullanmış olabileceğini öne sürdü. Bunun üzerine FBI görevlileri doğrudan "Mustafa Türkay Sonel’in Gülistan Doku’yu öldürdüğüne inanıyor musun?" diye sordu. Altaş başını sallayarak "Evet" cevabını verdi. "Neden buna inanıyorsun?" sorusuna verdiği cevap ise soruşturmanın seyrini etkileyecek nitelikteydi: Gördüğünü söyledi. "GÜLİSTAN ARKA KOLTUKTAYDI, SİLAHI ÇIKARIP VURDU" Altaş’ın FBI’a anlattığı iddiaya göre olay 5 Ocak 2020 günü gerçekleşti. Altaş, Mustafa Türkay Sonel’le birlikte Gülistan Doku’nun bulunduğu bölgeye gittiklerini, Doku’yu köprü kenarında gördüklerini ve daha sonra Gülistan’ın BMW marka araca bindiğini ileri sürdü. Altaş’ın anlatımına göre Sonel sürücü koltuğunda, kendisi ön yolcu koltuğunda, Gülistan Doku ise arka koltuktaydı. Altaş, araç içerisinde Gülistan Doku’nun kendilerini "Beni rahat bırakın, neden beni takip ediyorsunuz?" şeklinde uyardığını, tartışmanın ardından çığlık atmaya başladığını iddia etti. Ardından Mustafa Türkay Sonel’in torpido gözünden siyah renkli bir tabanca çıkardığını ve Gülistan Doku’yu vurduğunu öne sürdü. Silahın üzerinde Türk bayrağı işlendiğini de söyledi. FBI görevlileri Altaş’a Gülistan’a bakıp bakmadığını sordu. Altaş "Evet" dedi. "Ölü müydü?" sorusuna da "Evet" cevabını verdi. "CESEDİ BAGAJA TAŞIDIK" Altaş'ın anlatımına göre olay bununla da sınırlı kalmadı. Altaş, ateş edilmesinin hemen ardından Mustafa Türkay Sonel’e bağırarak neden Gülistan’ı öldürdüğünü sorduğunu ileri sürdü. Sonel’in ise kendisine susmasını ve cesedi bagaja taşımakta yardım etmesini söylediğini iddia etti. Altaş başlangıçta bunu reddettiğini ancak sonunda Gülistan Doku’nun cesedini birlikte BMW’nin bagajına taşıdıklarını söyledi. Olaydan sonra koruma polisi Şükrü Eroğlu'nu aradı Altaş’ın FBI'a verdiği ifadede, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in koruma görevlisi Şükrü Eroğlu hakkında da çok önemli iddialar yer aldı. Altaş, cesedin bagaja konulmasının ardından Mustafa Türkay Sonel’in Şükrü Eroğlu’nu telefonla aradığını ileri sürdü. Daha sonra Sonel ve Eroğlu’nun yaklaşık 15-20 dakika görüştüklerini, kendisinin konuşmanın dışında tutulduğunu söyledi. Altaş’a göre Mustafa Türkay Sonel kendisine "Sus, kimseye bundan bahsetme" dedi. Altaş'ın "Bu mesele ortadan kalkmaz" demesi üzerine ise Sonel'in "Babam bu işi halledecek ve ortadan kaldıracak" dediğini öne sürdü. Ertesi sabah: "Merak etme, hallettik" Altaş’ın iddiasına göre ertesi sabah Mustafa Türkay Sonel kendisini yeniden aradı. Altaş, Sonel’e neler olduğunu sorduğunu, aldığı cevabın ise "Merak etme, hallettik. Sadece kimseye hiçbir şey söyleme" olduğunu anlattı. Altaş daha sonra Gülistan Doku'nun cesedine ne olduğunu sorduğunu, Sonel’e "Nereye gömdün?" dediğini de FBI görevlilerine söyledi. CESET İÇİN PERTEK YOLUNU İŞARET ETTİ FBI tutanağındaki en önemli yeni iddialardan biri de Gülistan Doku'nun cesedinin muhtemel yeriyle ilgili. Altaş’ın anlatımına göre Mustafa Türkay Sonel, cesedin olay yerinden Pertek istikametine doğru yaklaşık 15-20 dakikalık mesafede bulunduğunu söyledi. Altaş daha sonra bu mesafeyi yaklaşık 30 dakika olarak düzeltti. Bölgenin toprak yol olduğunu ve o dönemde yeni bir yol yapıldığını anlatan Altaş, cesedin Pertek yolu çevresinde, yeni yapılan yolun kenarına gömülmüş olabileceğini öne sürdü. Ancak Altaş, bunun kendi gördüğü bir olay değil, Sonel’den aldığı bilgiye dayanan bir tahmin olduğunu da belirtti. BAZ KAYITLARI: ÜÇ İSİM AYNI BÖLGEDE FBI sorgusunda Altaş’ın önüne Türk soruşturma makamlarınca elde edilen daraltılmış baz kayıtları ve Plaka Tanıma Sistemi verileri de konuldu. Soruya aktarılan dosya tespitlerine göre 5 Ocak 2020 saat 22.09’da Umut Altaş, Gülistan Doku’nun son görüldüğü Sarısaltuk Viyadüğü civarındaydı. Mustafa Türkay Sonel’in 22.08-22.37 arasında, Şükrü Eroğlu’nun ise saat 22.08’de aynı bölgede bulunduğu belirtiliyordu. PTS verilerine göre Mustafa Türkay Sonel tarafından kullanılan BMW, saat 22.17.51’de araçta yalnızca Sonel varken Tunceli’den Elazığ yönüne çıktı. Aynı araç saat 22.30.17’de Tunceli yönüne geri dönerken, sürücü koltuğunda Mustafa Türkay Sonel, ön yolcu koltuğunda ise Umut Altaş görüntülendi. FBI sordu: "Cinayetin işlendiği araçla köprüye neden geri döndünüz?" Bu kayıtlar Umut Altaş'ın ilk günkü anlatımıyla çelişince FBI ajanları sorguyu derinleştirdi. Altaş sonunda, olayın ardından Mustafa Türkay Sonel'le aynı BMW ile yeniden köprü bölgesine döndüklerini anlattı. FBI görevlileri, "Az önce birinin öldürüldüğü araçla köprüye neden geri dönesiniz ki?" diye sordu. Altaş’ın cevabına göre Sonel, "Herhangi bir kamera var mı diye bakmak için oraya gideceğiz" demişti. ‘KAMERALAR KAYIT YAPMAYACAK’ İDDİASI FBI sorgusunda Gülistan Doku’nun son görüldüğü viyadüğü gören üniversite kamerasının kayıtlarına ilişkin de dikkat çekici bir soru yöneltildi. Altaş, Mustafa Türkay Sonel’in kendisine köprüye geri döndükleri sırada kameraların kayıt yapmayacağını söylediğini öne sürdü. Altaş kamera kayıtlarının kim tarafından veya nasıl silindiğini ise bilmediğini söyledi. "BENİM GÜCÜMÜ BİLİYORSUN, SENİ VE AİLENİ ÖLDÜREBİLİRİM" Altaş, cinayetten sonra tehdit edildiğini de ileri sürdü. İfadesine göre Mustafa Türkay Sonel kendisine, "Benim gücümü biliyorsun, seni ve aileni öldürebilirim" dedi. Altaş ayrıca Sonel’in "Biz ailece devletiz, bize hiçbir şey yapamazlar" şeklinde konuştuğunu iddia etti. Susması için kendisine para teklif edildiğini, bunu kabul etmediğini ancak Sonel’in cüzdanına para koyduğunu da öne sürdü. Hamilelik ve kürtaj iddiası FBI sorgusunda Dosyanın en hassas başlıklarından biri ise Gülistan Doku’nun hamile bırakıldığı ve kürtaja zorlandığı yönündeki iddialardı. Altaş, FBI sorgusunda bu konuda doğrudan bilgi sahibi olmadığını söyledi. Ancak daha önce eski işvereni Rüstem Keskin’le yaptığı görüşmenin içeriği kendisine okununca önemli bir gelişme yaşandı. Altaş’ın Keskin’e, Mustafa Türkay Sonel’in kendisine Gülistan’ın hamile kaldığını, kürtaj yaptırmasını istediğini, Gülistan’ın bunu kabul etmeyerek çığlık attığını ve bunun üzerine başından tek el ateş ederek öldürdüğünü anlattığını söylediği kayıtlara yansımıştı. FBI görevlileri bu sözlerin kendisine ait olup olmadığını sordu. Altaş önce cevap vermek istemedi. Ardından kararından vazgeçerek, bu beyanların kendisine ait olduğunu kabul etti. Ancak hemen ardından hamilelik ve kürtaj konusunda tahminde bulunmuş olabileceğini ve bazı ayrıntıları hatırlamadığını savundu. Tek seferlik video iddiası: Parçalanmış ceset FBI dosyasındaki bir diğer çarpıcı başlık ise Altaş’ın eski işverenine anlattığı WhatsApp videosu oldu. Sorgu tutanağına göre Altaş daha önce, Mustafa Türkay Sonel’in kendisine WhatsApp üzerinden yalnızca bir kez görüntülenebilen bir video gönderdiğini; videoda parçalanmış bir ceset gördüğünü anlatmıştı. FBI sorgusunda Altaş, videoyu aldığını ve Mustafa Türkay Sonel'in gönderdiğini doğruladı. Videonun birkaç saniye sürdüğünü ve bir kişinin bir ceset parçasını tuttuğunu söyledi. Ancak videodaki cesedin Gülistan Doku’ya ait olup olmadığını kesin olarak belirleyemediğini savundu. FBI görevlileri, eski işverenine videodaki kişinin Gülistan olduğunu söylediği yönündeki eski beyanını hatırlattığında, Altaş bu sözlerin de kendisine ait olduğunu kabul etti ancak görüntüyü net göremediğini ileri sürdü. FBI’DAN KRİTİK SORU: "CİNAYET SIRASINDA ORADA MIYDIN?" İki günlük sorgunun en kritik anlarından biri 91'inci soru oldu. Altaş’a, eski patronuyla yaptığı konuşmada cinayet sırasında Mustafa Türkay Sonel'le birlikte olduğunu ima eden sözleri hatırlatıldı ve açıkça "Gülistan Doku öldürüldüğü sırada Mustafa Türkay Sonel ve Gülistan Doku ile birlikte miydiniz? Olaya bizzat tanık oldunuz mu?" diye soruldu. Altaş'ın cevabı FBI tutanağına şöyle geçti: "Hepsine evet." FBI ajanları daha sonra bir kez daha, iki günlük sorgu boyunca verdiği çelişkili beyanlara rağmen cinayet sırasında olay yerinde bulunduğu yönündeki açıklamasının geçerli olup olmadığını sordu. Altaş, 0lay yerinde olduğunu doğruladı. Babasına mesajı: "Rol yapmayı bırak, beni susturan sendin" Dosyanın çarpıcı delillerinden biri de Umut Altaş’ın babası Celal Altaş’ın telefonunda ele geçirilen WhatsApp mesajı oldu. Soruşturma makamlarının telefon incelemesinde Umut Altaş’ın babasına "Rol yapmayı bırak. Beni susturan sendin." mesajını gönderdiği tespit edildi. FBI görevlileri mesajı Umut Altaş’a sordu. Altaş, mesajı kendisinin gönderdiğini kabul etti. Ancak neden böyle yazdığını açıklamakta zorlandı ve hatırlamadığını söyledi. FBI görevlileri, mesajın Umut Altaş’ın Gülistan Doku olayı nedeniyle susturulduğu ve ABD’ye gönderilmesinde babasının rolü bulunduğu anlamına gelebileceğini söyledi. Altaş önce ABD’ye gitme kararının kendi fikri olduğunu söyledi. Sorgu derinleştirildiğinde ise "Hepimizin fikriydi." cevabını verdi. Altaş, Türkiye’den 25 Mayıs 2022 tarihinde İstanbul’dan Meksika’ya uçtuğunu, ardından ABD sınırına geçtiğini anlattı. Sınırı yasa dışı şekilde geçebilmek amacıyla bir Meksika vatandaşına yaklaşık 10 bin dolar ödendiğini söyledi. Altaş’a göre bu para Tunceli’de babası tarafından doğrudan ilgili kişiye ödendi. GENÇLİK MERKEZİNDEKİ 27 ARALIK BULUŞMASI DA SORULDU Soruşturmada Gülistan Doku'nun kaybolmasından önce yaşandığı iddia edilen olaylar da FBI sorgusunun gündemindeydi. Türk makamlarının daraltılmış baz çalışmasına göre 27 Aralık 2019 saat 15.31-16.22 arasında Umut Altaş ile Gülistan Doku’nun Gençlik Merkezi çevresinde aynı konumda bulunduğu Altaş’a soruldu. Altaş; kendisinin, Mustafa Türkay Sonel’in ve muhtemelen Gülistan'ın orada bulunmuş olabileceğini söyledi. Bir kızın yürüdüğünü, Sonel’in onu takip ettiğini, ikisinin binaya girerek yaklaşık 15 dakika sonra döndüğünü anlattı. FBI görevlileri bu kızın Gülistan olup olamayacağını sorduğunda "Mümkün olabilir." cevabını verdi. Altaş, gizli tanığın Gençlik Merkezi’nde uyuşturucu kullanıldığı ve Gülistan’a cinsel saldırıda bulunulduğu yönündeki iddialarını ise doğrulamadı. SORGU SONUNDA ESKİ VALİYE AĞIR SUÇLAMA İki günlük sorgunun sonunda FBI görevlileri Umut Altaş’a Gülistan Doku hakkında bildiklerinin bundan ibaret olup olmadığını sordu. Altaş "Evet" cevabını verdi. Ardından soruşturmanın adil yürütülmediğini öne sürdü ve dönemin Tunceli Valisini, olayı örtbas etmek ve oğlunu adalete teslim etmemekle suçladı. 34 sayfalık dosyada önemli bir teknik ayrıntının da altı çizildi. FBI, raporun başında ve ikinci gün bölümünde, Altaş’ın sözlerinin kelimesi kelimesine yapılmış bir ifade çözümü olmadığını, ajanlar tarafından görüşmenin içeriğinin özetlenmesi suretiyle hazırlandığını özellikle belirtti. SORUŞTURMANIN İÇERİĞİNİ ETKİLEYEBİLECEK İFADE Umut Altaş'ın ABD'de verdiği ifade şimdi Türk adli makamlarının elinde. İfadenin en kritik başlıklarını; Altaş'ın cinayet sırasında araçta ve olay yerinde bulunduğunu doğrulaması, Gülistan Doku'nun araç içinde vurulduğu iddiası, cesedin bagaja taşındığı anlatımı, Şükrü Eroğlu'nun olay sonrasında devreye girdiği iddiası, "babam bu işi halledecek" sözü, Pertek yolundaki muhtemel ceset noktası, aynı BMW ile köprüye geri dönülmesi, kamera kayıtlarına ilişkin iddia ve babasına gönderilen "Beni susturan sendin" mesajı oluşturuyor. Bununla birlikte Altaş'ın sorgu boyunca bazı kritik ayrıntılarda çelişkili ifadeler vermesi, hamilelik, kürtaj ve cesedin sonraki akıbetine ilişkin bazı anlatımlarının doğrudan gözleme değil duyuma ve aktarıma dayanması nedeniyle, FBI tutanağındaki iddiaların diğer deliller, HTS ve PTS kayıtları, dijital materyaller ve tanık ifadeleriyle birlikte değerlendirilmesi bekleniyor. Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet başsavcılıklarınca yürütülen soruşturmada, Gülistan Doku’ya ne olduğu ve cesedinin nerede bulunduğunun ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmalar çok yönlü olarak sürüyor.

Özgür Özel: Toplanan her 100 TL verginin 65'i ÖTV-KDV Haber

Özgür Özel: Toplanan her 100 TL verginin 65'i ÖTV-KDV

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanı Özgür Özel, "NATO zirvesi olacak diye Meclis'i, kamu kurumlarını, sokakları kapatan olağanüstü hal var" dedi. Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Dün İzmir'de olduğunu hatırlatan Özel, "İzmir'de Küçük Menderes Havzası'ndaydık. Bir günde altı ilçemizi ziyaret ettik. Bayındır'da çiçek üreten kadınlarla sabah kahvaltı sofrasında buluştuk. Ödemiş'te rahmetli Ecevit ile aynı meydanda bir römork kasasının üzerindeydik. Kiraz'da aşure dağıtırken, Beydağ'da keşkek döverken, Tire'de sokaklara sığmazken binlerle, on binlerle birlikteydik. Son olarak Konak'a, Kordon'a gittik. Zira bir sokak arkasındaki babaevimize. On binlerle birlikte İzmir'de bir kez daha kucaklaştık. Bir yanda bir mahkeme kararıyla mutlak sultanın, mutlak butlandan partiyi bölme umutlarıyla ve onun teklif ettiği görevi kabul eden bir avucun yalnızlığı bir yerde, İzmir'de yüz binlerin kararlılığına yürekten teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. "ÜMİT EDİYORUZ Kİ EN KISA ZAMANDA TÜRKİYE'YE TESLİM EDİLECEK" Gülistan Doku soruşturması hakkında konuşan Özel, "Annesi ilk gün nasılsa öyle. Gördünüz, ‘İlk günden beri yanımızdaydınız' diyor. Olmaya devam edeceğiz. İlk gün iki gözü iki çeşmeydi, yine iki gözü iki çeşme. Tabii büyük bir mücadele verdi. Cumhuriyet Halk Partisi kadın kollarımız, hukukçu milletvekillerimiz, tüm milletvekillerimizin yanında parlamentodaki muhalefet partileri sahip çıktılar. O dönemde hiç unutulmasın, şehrin bürokrasisi ve orada şüpheli sözler söylediğimizde ‘Devletin valisine diyorsun. Emniyet müdürüne diyorsun, polise mi bunu söylüyorsun?' diyen dönemin İçişleri Bakanı ve şimdi karşılaştığımız durum. Heyetimiz gidip rapor ettiğinde ilk tebrik edenlerden biriydim. Orada, Tunceli'de bir kadın cumhuriyet başsavcısı, adındaki o ‘cumhuriyet' unvanını bugünlerde en çok hak edenlerden biri. Her şeye rağmen 1,5 yıldır, öyle bir-iki aydır değil. Göreve atandığı günden beri kararlılıkla bu işin üstüne gidiyor. Bizim arkadaşlarımız basın toplantısında oradaki bürokrasiye laf söyleyince neredeyse vatan haini, devlet düşmanı ilan ediliyorduk. Dönemin İl Emniyet Müdürü tutuklu, dönemin valisi tutuklu, valinin oğlu tutuklu, işaret edilen kişi Amerika'da tutuklu. Ümit ediyoruz ki en kısa zamanda Türkiye'ye teslim edilecek" dedi. "NATO ZİRVESİ OLACAK DİYE MECLİS'İ, KAMU KURUMLARINI, SOKAKLARI KAPATAN OLAĞANÜSTÜ HAL VAR" Ankara'da gerçekleşecek NATO Zirvesi hakkında değerlendirmede bulunan Özel, "Ankara'da binalardan çıkıp gidince gittiğimiz yerlerdeki heyecanı, desteği, enerjiyi görünce daha önce görmediğimiz bir öfkenin bir enerjiye, o enerjinin bir kararlılığa dönüştüğünü görünce zaman zaman diyoruz ki ‘Bir şeyler oluyor.' Bıraktığımız Ankara'da da bir şeyler oluyor. Öyle Ankara değil ama Erdoğan'a yakışan, bugünkü iktidarın yönetim anlayışına yakışan ama hepimizi utandıran bir şeyler oluyor. NATO Zirvesi olacak, yabancı liderler gelecek diye kendi insanlarına çile tasarlayan, güvenlik önlemlerini artık akıl almaz boyutlara taşıyan, Meclis'i kapatan, bakanlıkları kapatan, kamu kurumlarını kapatan, sokakları kapatan bir acayip olağanüstü hal var. Bu ayrı. Bir de NATO zirvesi sırasında protesto gösterileri olabilir şüphesiyle yapılan operasyonlar, gözaltına alınan 225 kişi ve bunların 178'inin tutuklanması var" ifadelerini kullandı. "İKTİDARA YAKIN KALEMLER HEDEF TAHTASINA GENCECİK BİR İNSANI ALDILAR" Komedyen Deniz Göktaş'a açılan soruşturmaya ilişkin Özel, "Ülkemizde uzun zaman sonra siyasi mizah yapan, buna cesaret eden genç bir kardeşimiz. Çıkmış bir gösteri yapmış. Ben de tavsiye edilince, daha doğrusu üzerine konuşulmaya başlayınca açtım tamamını izledim. İktidarı da eleştiriyor, bizi de eleştiriyor. Saraçhane ile ilgili, bizim mitinglerle ilgili bir kısımda da dalga geçiyor. Ekrem Başkan'ı eleştiriyor. Okuduğu kitapları, dönüp gelip eleştiriyor, şaka yapıyor. Güzel de reaksiyon alıyor, hepimiz de güldük. O sırada Erdoğan'ı da eleştiriyor ama ‘Ben onun terapistliğine talibim' diyor. ‘Ama beni tutmazlar' diyor. ‘Para içeride kalsın diye aileden tutarlar' falan diyor. Bu kadar Erdoğan'la ilgili dediği. Bu kadar. Diyor ki, ‘Ya 600'lü yıllarda dördüncü kitaba ‘son kitap' demişler, çok iddialı değil mi?' diyor. Ama sonra da dönüyor diyor ki, ‘Ben olsam korkarım daha sonra yenisi çıkar' diyor. Sonra da ‘Çıkmadı' diyor. Başka da bir şey yok. Efendim ‘Dini değerlerle alay bilmem ne' falan filan. Bunun üzerinden iktidara yakın kalemler hedef tahtasına gencecik bir insanı aldılar. Sonra gösteri videosunu bir gece içinde engelleyip hakkında soruşturma açtılar" dedi. "YÜZDE 32,6'LIK ENFLASYONLA AVRUPA'DA BİRİNCİYİZ" Gelir ve servet adaletsizliğinin çok önemli boyutlara ulaştığını dile getiren Özel, "Maalesef gelir ve servet adaletsizliği öyle bir boyuta ulaştı ki ülkenin yüzde 80'i Afrika standartlarında, yüzde 20'si ise Lüksemburg standartlarında yaşıyor. Böyle bir ayrılık var. Artık ne orta direk kaldı, ne orta gelir seviyesi kaldı. Eskinin orta direği fakir, eskinin fakirleri derin yoksulluğun pençesindeler. Yüzde 32,6'lık enflasyonla Avrupa'da birinciyiz. Dünyada beşinci sıradayız. Avrupa Birliği'nin enflasyon ortalaması yüzde 3,3. Avrupa Birliği ortalaması yüzde 3,3, Türkiye'ninki yüzde 33. Yani Türkiye'deki hayat pahalılığı hızı Avrupa'dakinin tam 10 katı ve her seferinde bir zam, bir önceki zammın üstüne binerek ilerliyor. Şimdi gıda enflasyonunda yine Avrupa'da birinciyiz, dünyada beşinci sıradayız. Dünyayı düşünün, dünyadaki bütün ülkeleri düşünün. Dünyadaki ülkelerin tamamında enflasyonu ve gıda enflasyonu bizden kötü olan dört ülke var sadece. Gerisinde gıda enflasyonda çok daha yüksek durumdayız. Gıda enflasyonumuz yüzde 35. Dünya ortalaması yüzde 2. Türkiye'deki gıda enflasyonu, bütün dünyanın ortalamasının tam 17 katı. Ekonomide tarihin en kötü dönemini yaşıyoruz" şeklinde konuştu. "Toplanan her 100 liralık verginin yarıdan fazlası ÖTV ve KDV" Türkiye'de vergi düzeninin olmadığını, vergi adı altında halkın soyulduğunu söyleyen Özel, "Toplanan her 100 liralık verginin yarıdan fazlası ÖTV ve KDV. Net söyleyelim, hep söyleyelim, anlatalım. Bir ülkede dolaylı verginin payı yüzde 65 ise o ülke yoksulu, emekliyi, emekçiyi sömüren, zengini kayıran bir vergi düzeni içindedir. Çünkü vergi kazanandan alınır. Çok kazanandan çok alınır, çok serveti olandan çok alınır. Az olandan daha az alınır, kazanmayandan vergi alınmaz. Vergi kazananın ödeyeceği bir şeydir. Türkiye'de 100 lira vergi toplanıyor; 65 lirası dolaylı, 24 lirası gelir vergisi yani maaşlardan ve diğer gelirlerden, 11 lirası kurumlar vergisi. Yani o çok konuşulan, hakkında çok konuşulan çok kazananlar verginin yüzde 11'ini, geri kalan sizler verginin yüzde 89'unu yani 10 liralık verginin dokuz lirasını ya hiç vergi vermemesi ya da çok azını vermesi gerekenler, 10 liralık verginin 1 lirasını gerçekte vermesi gerekenler ödüyor. Dolaylı vergi zengin ile fakir ayırmayan vergidir. Dolaylı vergi elektrikten, sudan, telefondan, her türlü tüketimden alınan vergidir" dedi.

Gülistan Doku davasında şok ifade: "Kayıtlar silinmiştir!" Haber

Gülistan Doku davasında şok ifade: "Kayıtlar silinmiştir!"

Tunceli'de kayıp üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturması kapsamında tutuklanan dönemin başhekimi Dr. Çağdaş Özdemir’in ifadesi ortaya çıktı. Tunceli'de 5 Ocak 2020'den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturmada cinayet şüphesiyle 11 şüpheli tutuklanırken, son tutuklanan isim ise dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Çağdaş Özdemir olmuştu. ‘Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek’ suçundan tutuklanan Özdemir’in jandarmadaki ifadesi ortaya çıktı. Özdemir, 2019 ve 2020 yıllarında kendisinin Tunceli Devlet Hastanesi Baş Hekimlik görevini, eşinin de Tunceli İl Sağlık Müdürlüğünde başkan olarak yani il müdür yardımcısı olarak görev yaptığını ifade etti. 3 yıl boyunca hem Tunceli Devlet Hastanesinde Başhekim ve hem de il sağlık müdürü olarak görev yapma sebebi sorulunca, "Ben bu görevi kendim istemedim, hatta o dönemin valisi olan Tuncay Sonel’e atamamın yapıldığı ilk aylarında kendi makamına gidip, sayın valim ben bu 2 görevi yapmakta zorlanıyorum diye 2-3 kez ifade ettim ancak pandemi sebebi ile olduğunu düşünüyorum, herhangi bir değişim olmadı" dedi. 2019 ve 2020 yıllarında Tunceli Devlet Hastanesi’nde Sisoft isimli yazılım şirketi ile çalışıldığını ifade eden Özdemir, hastanede şirket çalışanı olarak 2 elemandan birinin Burçin Yerlikaya, asıl sorumlu olan diğerinin Yücel Erdem olduğunu ifade etti. Özdemir’e 2019 ve 2020 yıllarında Tunceli Devlet Hastanesi kayıtlarının silinmesi ve düzeltilmesi işlemlerinde kimin yetkili olduğu da soruldu. Özdemir, "Hastane kayıtlarının silinmesi, düzeltilmesi, eklenmesi hususlarında bu personeller ve firmanın kendisi yetkiliydi, benim yada başka bir hastane çalışanında böyle bir yetki yoktu. Yetki olmadığı gibi bilgi ve beceriside yoktu. Benim de bu konu ile ilgili yetkim olmadığı gibi becerimde yoktur. Silme işlemi ile ilgili şöyle örnek vererek anlatmak istiyorum; A isimli şahsın hastane müracatı alınıp TCKN’ den dolayı olası yanlış kaydedilmesi durumunda, bilgi İşleme kaydı açan poliklinik ya da acil sekreteri yazılı belgeyi 2 müdür yardımcısına imzalatıp, havalesini sağlayarak Yücel beye yazılı olarak dilekçesini verir, Yücel bey gerekli silme, düzeltme ve ekleme işlemlerini yapar, bu tarz konular benim bilgimi gerektirecek konular değildir, daha önce yapıldıysa da bilgim yoktur" diye konuştu. "BU KAYITLARA ULAŞILAMIYORSA SİLİNMİŞTİR" Gülistan Doku’yu tanımadığını, hiç görmediğini söyleyen Özdemir’e Gülistan Doku’nun 07.01.2020 tarihli POLNET sorgusu çıktısı doğrultusunda 31.12.2019 saat 09.09’da Tunceli Devlet Hastanesine giriş kaydının bulunduğu tespit edildiği halde, müteakip yapılan araştırmalar neticesinde bu kayıtlara ulaşılamamış olup bahse konu kaydın silinmesi de soruldu. Bahse konu "POLNET" çıktısı ve tutanak gösterilince Özdemir, "Bahse konu POLNET sisteminin Polislerin kullanmış olduğu sorgu sistemi olarak biliyorum. POLNET’ in de verileri Hastaneden aldığını biliyorum. 7 Ocak’ ta böyle bir POLNET sorgusu yapılıp Tutanak tutulduysa herhalde böyle bir şey vardır. Sonrasında bu kayıtlara ulaşılamıyorsa silinmiştir. Başkaca bir açıklaması olup, olmadığı konusunda bir bilgim yok, bu konuyu bilişim uzmanlarının çözmesi gerekli. Tahminen silindiği yönünde görüşüm vardır" ifadelerini kullandı. "BU İMZA BAŞHEKİM YARDIMCILARIMA AİT OLABİLİR" Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığına sunulmak üzere 08.01.2020 tarihli yazıyla Tunceli Devlet Hastanesinden "Gülistan Doku’nun son 1 yıla ait kayıtların çıkartılarak (Muayene olduğu poliklinikler vs.) gönderilmesi" ile ilgili yazıya cevabi olarak 09.01.2020 tarihli üst yazı ekinde kendisinin imzası bulunduğu halde, Gülistan Doku’ya ait Epikriz raporları içerisinde 31.12.2020 tarihli Epikriz raporuna rastlanmadığı da Özdemir’e soruldu. Özdemir, "Bu imza başhekim yardımcılarıma ait olabilir geçmişte de ben olmadığım zaman işler aksamasın diye atmış olabilirler. Ben bu evrak ile ilgili o dönemde Gülistan Doku hakkında bilgi istenildiğini biliyorum, başhekim yardımcılarım bana evrakı hazırlayıp gönderdiklerini söylemişlerdi, ama içeriğinin ne olduğunu bilmiyorum, eklerinde sunular epikriz raporlarının eksikliğinden de bir bilgim yoktur" diye kaydetti. "BENİM MESLEK ETİĞİME, KİŞİSEL KARAKTERİME YAKIŞMAYAN DURUMDUR" Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca Akgün yazılım şirketi ile yapılan yazışma sonucunda şirketten 16.04.2025 tarihinde gelen cevabi yazıda "Gülistan Doku’ya ait 31.12.2019 tarihli HBYS sisteminde yer alması gereken hastane kayıtlarının profesyonel ve detaylı bir çalışma ile kasıtlı bir biçimde silindiği değerlendirildi. Özdemir’e "Gülistan Doku’nun bahse konu hastane kayıtlarına silme talimatını size kim verdi? Siz bu silme işlemini kime yaptırdınız?" sorusu yöneltildi. Özdemir şöyle cevapladı: "Ben yukarıda da bahsettiğim gibi kimse ile bu konu hakkında ve Gülistan Doku hakkında hiç bir görüşmem olmadı, bahse konu Akgün firmasının yazısında belirtildiği hususlar yapıldı ise bunda benim bir sorumluluğum ve bilgim yoktur. Bu tamamen bilgi işlemciler ve yazılım şirketi olan Sisoft’ un sorumluluğunda ve kontrolünde olan işlemlerdir. Benim Kullanıcı yetkilerimde o dönem böyle bir yetkim yoktu. Firma ile hizmet sözleşmemiz vardır. Benim normal poliklinik hizmetleri ve hastane istatistikleri konusunda kullanıcı yetkim vardır. Bu konu hakkında bir bilgim olmadığı için silme işlemini de kimin yaptığını, ya da kimin yaptırdığını bilmiyorum. Bana kimse bu işlemi yapma konusunda talimat vermedi, veremez de çünkü ben böyle kötü bir işi yapacak değilim. Benim meslek etiğime, kişisel karakterime yakışmayan durumdur. Maddi, manevi bir problemim olmadığı için hiçbir vaatle kimse bana bu tarz yasal olmayan, yanlış işlemleri yaptıramaz" dedi.

Bakan Akın Gürlek duyurdu: Toplumsal davalar için özel birim kuruldu Haber

Bakan Akın Gürlek duyurdu: Toplumsal davalar için özel birim kuruldu

Kabine toplantısının ardından basın mensuplarına değerlendirmelerde bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Biz bir birim kurduk. İşte faili meçhuller, daha önce takipsizlik falan verilen tüm dosyalar tek tek inceleniyor" dedi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, kabine toplantısı sonrası basın mensuplarına değerlendirmelerde bulundu. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada 11 tutuklu bulunduğunu, Vali ile ilgili sürecin devam ettiğini ifade eden Bakan Gürlek, "Soruşturma devam ediyor. Başsavcımız takip ediyor" ifadelerinde bulundu. Gülistan Doku’nun cansız bedenine ulaşılıp ulaşılmadığı sorusuna ilişkin Bakan Gürlek, "İşte önemli olan bu mezarın yerini bulmak. Cesedin yerini tespit etmek. Çalışma yürütüyor arkadaşlar" şeklinde konuştu. Adalet Bakanlığı’nda özel bir birim kurduklarını ifade eden Gürlek şu ifadelere yer verdi: "Biz bir birim kurduk. İşte faili meçhuller, daha önce takipsizlik falan verilen tüm dosyalar tek tek inceleniyor. İncelenip eksik ve aksak noktalar var mı diye bakılacak. Özellikle toplumda böyle hassasiyet oluşturan, infial oluşturanlar. Tabii herkesin davası kendi için önemli ama toplumda hassasiyet oluşturan davalara ilişkin bir birim kurduk, oraya çektik bunları. Şimdi bir de tecrübeli gözlerin bakması farklı olur. Gülistan'dan sonra tabii bir beklenti var ama her dosya illa öyle olacak diye bir şey yok yani. Ama kararlılıkla ve titizlikle üstüne gidilecek."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.