SON DAKİKA
Hava Durumu

#Hak

Söz Bursa - Hak haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hak haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Minik Filozoflar Misi’de buluştu: Nilüfer’de "Ödevsiz bir dünya" tartışıldı Haber

Minik Filozoflar Misi’de buluştu: Nilüfer’de "Ödevsiz bir dünya" tartışıldı

Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği "Çocuklar İçin Felsefe" atölyesinde bir araya gelen öğrenciler, eğitmen Seda Aksu eşliğinde hak, adalet ve sorumluluk kavramlarını kendi pencerelerinden konuştu. Nilüfer Belediyesi, yarıyıl tatilinde çocukları birbirinden farklı etkinliklerle buluşturmaya devam ediyor. Bu kapsamda Misi’de bulunan Çocuk Kütüphanesi’nde "Çocuklar İçin Felsefe" etkinliği düzenlendi. Seda Aksu’nun yürütücülüğünü üstlendiği "Meraklı Fikirler Buluşuyor. Sorumluluk Üzerine" başlıklı atölyede çocuklar, sadece dinleyici olarak değil, aktif birer katılımcı olarak yer aldı. Etkinlikte, Seda Aksu, felsefenin temelini oluşturan soru sorma sanatını günlük hayattan örneklerle anlattı. Felsefi düşünceyi Türkçe derslerindeki "5N1K" sorusuna benzeten Aksu, "Bir ihtiyaçtan yola çıkarak soru üretiyoruz. Soru doğdukça merak ediyor, merak ettikçe öğrenmeye başlıyoruz. Farklı düşünceler hep bu merak sayesinde ortaya çıkıyor" dedi. ÖDEVSİZ BİR GEZEGEN MÜMKÜN MÜ? Etkinliğin en dikkat çekici bölümlerinden biri, çocuklara yöneltilen "Ödevsiz bir gezegen hayal edin, orası nasıl bir yer olurdu" sorusu oldu. Sorumluluğun sadece okul ödevi veya odayı toplamak olmadığını tartışan çocuklar, sorumluluk bilincinin olmadığı bir dünyada kaos yaşanacağı fikrinde birleşti. Aksu, sinemada filmi yarıda bırakıp giden bir makinist veya oteldeki odasını başkasına veren bir işletmeci örnekleri üzerinden çocuklara empati kurdurdu. Çocuklar, "Herkesin istediğini yaptığı, sorumlulukların olmadığı bir dünyada hakların korunamayacağı ve karmaşanın hakim olacağı" sonucuna vardı. ZORBALIK VE ADALET MAHKEMESİ Etkinlikte günümüzün önemli sorunlarından olan "akran ve akran zorbalığı" konuları da ele alındı. Fiziksel özelliklerle dalga geçilmesinden, dijital dünyada yapılan siber zorbalığa kadar pek çok konuyu tartışan çocuklar, yasaların ve kuralların huzur için gerekliliğini konuştu. Çocuklar, "Büyük balığın küçük balığı yediği" bir dünya yerine, yasaların güvence olduğu adil bir düzenin önemini vurguladı. Atölyede "dahili motivasyon" ve "vicdan" kavramları üzerinde de duruldu. Eğitmen Seda Aksu, vicdanı bir "Gece mahkemesi"ne benzeterek şunları söyledi: "Gece mahkemesi dediğimiz şey aslında vicdanımızdır. Eğer gün içerisindeki sorumluluklarımızı yerine getirmediysek, birinin hakkını yediysek o akşam uykuya geçmekte zorlanırız. Haklarımız ve ödevlerimiz aslında bizim özgürlüğümüzün bekçileridir." Çocukların hem tartıştığı hem de düşüncelerini yazı ve resimle kağıda döktüğü etkinlik, keyifli anlarla sona erdi.

Hilmi Şanlı’dan "Hediye" operasyonuna sert tepki: "Sendikacılık irade gaspı değildir!" Haber

Hilmi Şanlı’dan "Hediye" operasyonuna sert tepki: "Sendikacılık irade gaspı değildir!"

Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı, sendikacılığın özünden koparılarak hediyeler ve promosyonlar üzerinden yürütülen bir “üye avcılığı” faaliyetine dönüştürülmesine sert tepki gösterdi. Şanlı, sendikacılığın koltuk, hediye ve eşantiyon işi olmadığını vurgulayarak, “Sendikacılık; emekçinin alın terine sahip çıkma, haksızlığın karşısında dimdik durma ve gerektiğinde bedel ödemeyi göze alma işidir” dedi. Son yıllarda özellikle yetki dönemleri yaklaşırken ortaya çıkan tabloyu “utanç verici” olarak nitelendiren Şanlı, bazı yapıların sendikal mücadeleyi bilinçli biçimde itibarsızlaştırdığını ifade etti. Tabletler, kahve makineleri, umre çekilişleri ve çeşitli promosyonlarla çalışanların iradesinin ipotek altına alınmaya çalışıldığını belirten Şanlı, “Bu anlayış sendikacılık değildir; bu açıkça irade gaspıdır” sözleriyle eleştirilerini sertleştirdi. “BU, EMEĞE SAYGI DEĞİL; EMEĞİ KÜÇÜMSEMEKTİR” Mayıs ayı yaklaştıkça bu tür uygulamaların arttığına dikkat çeken Hilmi Şanlı, çalışanların geleceklerinin hediyeler karşılığında pazarlık konusu hâline getirildiğini dile getirdi. “Bekârların geleceği, evlilerin çocuklarının çeyizi bu dağıtım tezgâhlarına mahkûm edilmek isteniyor. Bu, emeğe saygı değil; emeği küçümsemektir” diyen Şanlı, sendikal mücadelenin pazarlama faaliyetine indirgenmesini kabul etmediklerini vurguladı. KAZANIM HEDİYEYLE DEĞİL, MÜCADELEYLE OLUR Hilmi Şanlı, Türk Diyanet Vakıf-Sen’in dayandığı sendikal anlayışın köklü bir mücadele geleneğine sahip olduğunu belirterek, 2001–2009 yılları arasında yetkili sendika olan Türkiye Kamu-Sen döneminde elde edilen kazanımları hatırlattı. 2007 yılında banka promosyonlarının doğrudan hak sahiplerine verilmesinin sağlandığını anımsatan Şanlı, “Bugün üç yılda 60–70 bin TL’ye ulaşan bu kazanım, bir defalık bir hediye değil; yıllara yayılan, emekçinin cebinde kalan kalıcı bir haktır” dedi. Yine 2005 yılında toplu görüşme masasında sendika ödeneğinin kabul ettirildiğini belirten Şanlı, bu ödemenin bugün itibarıyla 981,22 TL olarak maaşlara yansıdığını ifade etti. Üyelik kesintisi sonrası dahi çalışanlara yıllık 7.452 TL net fayda sağlayan bu kazanımın hâlâ yürürlükte olduğunu vurgulayan Şanlı, “Bu haklar rüşvetle değil, mücadeleyle kazanılmıştır” diye konuştu. “BİZ RÜZGÂRA GÖRE YÖN DEĞİŞTİRMEYİZ” Denge tazminatı, seyyanen zamlar, millî ve dinî bayramlarda mesai ücretleri, yaz Kur’an kursları ek ders ücretleri gibi pek çok hakkın da aynı mücadele anlayışının ürünü olduğunu belirten Hilmi Şanlı, Türk Diyanet Vakıf-Sen’in ilkesel duruşunun altını çizdi: “Biz rüzgâra göre yön değiştirmeyiz. Günü kurtaran vaatler değil, geleceği güvence altına alan haklar üretiriz. Sahada ter döker, masada sözü geçen oluruz. Zor zamanda kaybolanlardan değil, en zor anlarda omuz verenlerdeniz.” “KARAR MEMURUN VİCDANINDADIR” Açıklamasının sonunda memurlara seslenen Şanlı, tercihin yalnızca bir sendika seçimi değil, aynı zamanda bir duruş meselesi olduğunu vurguladı. “Ya sadece Mayıs aylarını hatırlayan, eşantiyon bittiğinde ortadan kaybolan sözde sendikalar… Ya da ömür boyu yanında duran, hakkın gasp edilmesine sessiz kalmayan Türk Diyanet Vakıf-Sen” ifadelerini kullandı. “Unutulmasın ki hediyeler tükenir, tabletler eskir, kahve makineleri bozulur. Ama kazanılmış haklar kalır, onur kalır, mücadele kalır” diyen Hilmi Şanlı, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Biz hediyeyle değil, hakla konuşuruz. Biz susarak değil, mücadele ederek var oluruz. Sendikacılık bir çıkar işi değil, bir onur işidir. Ve bu onurun adı Türk Diyanet Vakıf-Sen’dir.”

Kılıçdaroğlu: "Cumhuriyet Halk Partisi derhal arınmalı ve yoluna devam etmelidir" Haber

Kılıçdaroğlu: "Cumhuriyet Halk Partisi derhal arınmalı ve yoluna devam etmelidir"

Eski Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Cumhuriyet Halk Partisi rüşvetlerle, yolsuzluklarla ve rüşvet çarkının müteahhitleriyle anılamaz. Bunlarla bir araya gelemez. Üzerinde iftiralar ve yolsuzluk iddialarıyla yol alamaz, derhal arınmalı ve yoluna devam etmelidir. Cumhuriyet Halk Partisi aziz milletimizi ahlaki uyanışa davet eden bir parti olmalıdır" dedi. Eski CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yayınladığı videoda, "Cefaker yol ve dava arkadaşlarım ve bu ülkenin yurt sever evlatları. Cumhuriyet Halk Partisi bu ülkenin kurucu partisidir aynı zamanda devleti ve cumhuriyeti koruma iradesinin ta kendisidir. Cumhuriyet Halk Partisi sıradan bir parti değildir. Partimizin kodları, geleneği ve iki büyük misyonu vardır. Birincisi siyaseti temiz tutmak ve hesap sormaktır. Hesap sorabilmek içinde hesap vermekten kaçınmamak gerekir. Hesap vermek her bir CHP'linin namus borcudur. Her siyasi parti ve her siyasetçi savrulabilir, geri durabilir, rüşvet ve yolsuzluk sarmalına tutunabilir ve hatta ihanet zincirine de tutunabilir. Ama bakın büyük bir ama ile söylüyorum. Cumhuriyet Halk Partisi rüşvetlerle, yolsuzluklarla ve rüşvet çarkının müteahhitleriyle anılamaz. Bunlarla bir araya gelemez. Üzerinde iftiralar ve yolsuzluk iddialarıyla yol alamaz, derhal arınmalı ve yoluna devam etmelidir. Cumhuriyet Halk Partisi aziz milletimizi ahlaki uyanışa davet eden bir parti olmalıdır" diye konuştu. Cumhuriyet Halk Partisi'nin kardeşlik sürecinin içinde olması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, "Cumhuriyet Halk Partisi devlete istikamet çizer. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Ortadoğu'dan Asya'ya, Kafkaslardan Avrupa'ya, Altaylar'dan Tuna'ya söyleyecek sözü vardır. Türkiye Cumhuriyeti at sürdüğü ve şehit verdiği coğrafyalarda sıkışamaz. Gönül bağı kurduğu kardeş milletler sofrasında sıkıştırılamaz, sıkışıklığa gelemez. Cumhuriyet Halk Partisi Ortadoğu'da tökezlememizi bekleyen İsrail ve Amerika belasını bertaraf etmek ve memleketin ali menfaatleri için sürecin içinde olmak zorundadır. Risk almalıdır ve konuya siyaset üstü bakarak elini taşın altına koymalıdır. Milletimizin Cumhuriyet Halk Partisi'nden beklentisi kardeşlik sürecinde öncü olması ve sürece istikamet çizmesidir. Tarihin doğru tarafında yer almak çoğu zaman cesaret ve kararlılık gerektirir tarih önünde aziz milletimizle hak, hukuk ve adalet yürüyüşümüze devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.