SON DAKİKA
Hava Durumu

#Hakan Fidan

Söz Bursa - Hakan Fidan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hakan Fidan haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Savaş kapıda mı? Bakan Fidan’dan 3 maddelik strateji Haber

Savaş kapıda mı? Bakan Fidan’dan 3 maddelik strateji

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Bir numaralı hedefimiz savaşın durmasıdır. Bunu yaparken savaşın daha büyük bir yaygınlık göstermemesi bizim için önemlidir. Burada savaşın diğer ülkelere sıçramaması, bölgede kalıcı düşmanlıkların ve istikrarsızlıkların oluşmaması önem arz etmektedir" dedi. Dışişleri Bakanı Fidan, özel bir televizyon kanalında gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Bakan Fidan, İran'daki savaşa ilişkin, "Maalesef bu savaş bütün dünyanın gözü önünde cereyan etmektedir. Hem bölgemize hem de küresel politikaya çok ciddi yıkıcı etkileri olmaktadır. Maalesef Amerika'nın ve İsrail'in hukuksuz, uluslararası hukuka aykırı olarak başlattığı bu savaş, giderek daha da bölgesel yayılma tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır. Biz tabii Türkiye olarak başından beri kendimize birkaç tane ana hedef koymuştuk. Birincisi, yani mümkünse savaşın çıkmaması; ancak çıktıysa savaşı durdurmaktır. İkincisi savaşın daha genişlemesini ve yayılmasını önlemek; üçüncüsü ise Türkiye'yi bu savaşın dışında tutmaktır" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın savaş konusunda ortaya koyduğu vizyondan bahseden Bakan Fidan, "Cumhurbaşkanımız bu konularda çok net bir vizyon ortaya koydular. Tabii biz de günlük politikaları uygularken, temaslarımızı yaparken ve inisiyatiflerimizi geliştirirken bu çerçeve içerisinde hareket ediyoruz. Esas itibarıyla Türkiye'nin savaştan çok önceki bölgesel vizyonu; bölgede aslında iş birliğini, çatışmaların çözümünü ve bölgesel sahiplenmeyi esas alan yaklaşımı tam da bu türden tehditleri öngördüğü için kıymetliydi. O yolda ciddi adımlar atılmaktaydı; ama mazisi çok önceki yıllara da dayanan, özellikle nükleer mesele ve diğer konulardan kaynaklanan bu birikmiş enerji, bir savaş halinde ortaya çıktı. Tabii bizim dediğimiz gibi savaş çıkar çıkmaz, aslında bu durum 12 Gün Savaşı'nda da gerçekleşti; o zaman da öncesinde, sonrasında ve esnasında geçen sene çok çalışmamız olmuştu. Bu sene de çok çalışmamız vardır" diye konuştu. "BİR NUMARALI HEDEFİMİZ SAVAŞIN DURMASIDIR" Bir numaralı hedeflerinin savaşın durması olduğunu vurgulayan Fidan, "Bir numaralı hedefimiz savaşın durmasıdır. Bunu yaparken savaşın daha büyük bir yaygınlık göstermemesi bizim için önemlidir. Burada savaşın diğer ülkelere sıçramaması, bölgede kalıcı düşmanlıkların ve istikrarsızlıkların oluşmaması önem arz etmektedir. Çünkü bu savaş inşallah öyle veya böyle bir noktada biter; ama nükleer bomba atılmış gibi hani 30-40 sene bir yerde bitki bitmiyorsa, bölgesel istikrarsızlık da böyledir. Bazı yerlerde savaş olunca toplumlar ve kültürler arasında çok ciddi husumetler oluşuyor ve ülkeler arasında bu durum yıllarca devam ediyor. Orada artık iş birliğini, kalkınmayı ve refahı esas alacak bir ortam kuramıyorsunuz. Biz bunun olmamasını istiyoruz; yani bütün çabamız aslında bunu önlemeye yöneliktir" şeklinde konuştu. "SAVAŞIN ORTAYA KOYDUĞU TEHDİDİ DİĞER AKTÖRLER DE GÖRMÜŞ DURUMDADIR" Savaşın ortaya koyduğu tehdidi bütün aktörlerin gördüğünü vurgulayan Bakan Fidan, şunları kaydetti: "Savaşın aslında ortaya koyduğu tehdidi diğer aktörler de görmüş durumdadır. Şimdi müzakerelerde bir aşamaya gelindi. Yani en azından müzakereler başladı; Pakistan üzerinden mesaj aktarımı vardır. Bunu hani Amerikalılar bizimle de koordine ediyorlar, biz de onlarla konuşuyoruz. İranlıları da bu konuda bilgilendiriyoruz. Bugün yine hem diğer tarafla hem de İranlılarla uzun görüşmelerimiz oldu. Tarafların nerede durduğunu, neler beklediğini ve hangi türden beklentiler içerisinde olduğunu daha rahat anlamaya çalışarak uygun mesajları vermeye çalışıyoruz. Ancak detaylara girmeden şunu söyleyebilirim ki şu anki müzakere pozisyonları, ister istemez iki tarafın da savaş öncesi müzakere pozisyonlarından farklıdır. Hele İranlılarınki çok daha farklı olacaktır; çünkü savaştan önce İran, tam da bu durumun yaşanmaması için müzakereye giriyordu. Şimdi aslında savaş epey bir noktaya geldi ve İran üzerinde de belli bir yıkım oluştu. Artık müzakereden talep edilenler tabii ki daha farklı olacaktır. Bu durum da aradaki arabulucuların işini biraz daha zorlaştırmaktadır. Ama inşallah umudumuzu kaybetmeden çalışmaya devam edeceğiz." "İRAN, AMERİKA'YA KARŞI HAKLI OLARAK İNANILMAZ BİR GÜVEN KAYBI İÇERİSİNDEDİR" İran’ın Amerika’ya karşı haklı olarak güven kaybı içinde olduğunu ifade eden Bakan Fidan, "Bence müzakerelerde bir açılış pozisyonu vardır. Burada haliyle ilk pozisyonlar, daha sonra müzakeresi yapılsın diye biraz yukarıdan tutulur. Bence bazı taleplerin yukarıdan tutulması aslında burada alışılmadık bir durum değildir. Yani bu yönetilebilir bir alandır. İran da buna vereceği cevapta o da pozisyonunu yukarıdan tutacaktır. Benim iki tarafa da ifadem şudur: Yani bu açılış pozisyonlarını çok fazla ciddiye almayın; eğer iki tarafta da gerçek bir niyet varsa, onlar muhakkak bir yerde buluşturulabilir. Yani burada önemli olan müzakerenin devam etmesi, tarafların müzakereden çekinmemesi, sahici olması ve birbirlerine güvenmeleridir. Tabii İran, Amerika'ya karşı haklı olarak inanılmaz bir güven kaybı içerisindedir" diye konuştu. "BİZİM ÜZÜLDÜĞÜMÜZ NOKTA BÖLGENİN İSRAİL'İN SENARYOSUNU YAZDIĞI BİR OYUNUN İÇİNE ÇEKİLMEKTE OLMASIDIR" Bölgenin adım adım İsrail’in yazdığı bir senaryoya doğru gittiğine dikkati çeken Fidan, "Şimdi tabii bizim üzüldüğümüz nokta, maalesef bölgenin adım adım İsrail'in senaryosunu yazdığı bir oyunun içine çekilmekte olmasıdır. Özellikle hatırlayacak olursak 7 Ekim'den hemen sonra biliyorsunuz İsrail'in ilk zamanlarda dillendirdiği ancak sonra vazgeçtiği bir politikası vardı. Yani özellikle Gazze meselesini hallettikten sonra Lübnan'ı, Suriye'yi, arkasından İran'ı ve Irak'ı hedef alan eylemler yapacağını bir müddet deklare etmişti. Sonra o tarafta sessizliğe büründü ve bunları birebir uygulamaya başladı. Şimdi geldiğimiz noktada aslında İran'a savaş açılırken, İsrail yayılmacılığı üzerinden bölgede çok kalıcı bir fitne tohumunun atıldığını görüyoruz. Bu tohum, bölgedeki Müslümanların artık bir daha bir araya gelmesini neredeyse çok zor hale getirecektir. Bizim Türkiye olarak bir numaralı hedefimiz, bir defa bu fitnenin ortaya çıkmasını önlemektir" dedi.

Erdoğan: Savaşın faturasını tüm insanlık ödüyor Haber

Erdoğan: Savaşın faturasını tüm insanlık ödüyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Enerji piyasalarında üretim, bilişim, ulaşım ve ticaret ağlarının işleyişine kadar geniş bir alanda savaşın olumsuz etkilerini tüm dünya hissediyor. Bir aydır bölgemizi sarsan bu anlamsız, hukuksuz ve gereksiz savaşın faturasını çatışmaların tarafı kadar tüm insanlık da ödüyor. Şu bir gerçek ki, çatışmalar sona ermezse, ödenecek fatura da kabaracaktır. Coğrafi mesafenin bu süreçte bir anlamı olmayacak" dedi. Dünya Ekonomik Forumu ((WEF) Türkiye Ülke Stratejisi Toplantısı, İstanbul'da gerçekleşti. Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi'nde düzenlenen toplantıya Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Türkiye'de yatırımı bulunan çok uluslu şirketlerin küresel CEO'ları, uluslararası finans kuruluşlarının üst düzey temsilcileri ve dev fon yöneticileri katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ev sahipliğinde düzenlenen toplantı, dünyanın önde gelen şirketlerinin üst düzey yöneticilerini Türkiye’nin ekonomi yönetimi ve ekonomi bürokrasisiyle bir araya getirdi. "ŞU BİR GERÇEK Kİ, ÇATIŞMALAR SONA ERMEZSE, ÖDENECEK FATURA DA KABARACAKTIR" Toplantıda katılımcılara hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün burada hem sizlerin Türkiye ekonomisine yönelik değerlendirmelerinizi dinlemek, hem de şirketlerinizin gelecek vizyonunda ülkemizi nasıl konumlandıracağınızı anlamak üzere, bir araya gelmiş bulunuyoruz. Malumunuz son yıllarda küresel ekonomi, salgın sonrası toparlanma süreci, yeşil ve dijital dönüşüm, artan ticaret gerilimleriyle jeopolitik gelişmelerle şekillenen bir gündemin içinde sürükleniyor. Enerji piyasalarında üretim, bilişim, ulaşım ve ticaret ağlarının işleyişine kadar, geniş bir alanda savaşın olumsuz etkilerini tüm dünya hissediyor. Daha önce farklı vesilelerle ifade ettiğim gibi, bir aydır bölgemizi sarsan bu anlamsız, hukuksuz ve gereksiz savaşın faturasını çatışmaların tarafı kadar tüm insanlık da ödüyor. Diplomasi ve diyalog yoluyla ortak bir paydada buluşma imkanı varken, bu yolların sabote edilmesinin yükünü insanlık ailesi olarak hepimiz birlikte çekiyoruz. Şu bir gerçek ki, çatışmalar sona ermezse, ödenecek fatura da kabaracaktır. Coğrafi mesafenin bu süreçte bir anlamı olmayacak. Hatta farklı kıtalarda yer alan ülkeler, anlaşıldığı kadarıyla enerji boyutuyla daha çok etkilenecektir. Küresel risk analizleri, uluslararası sistemde daha rekabetçi ve daha kırılgan bir döneme girildiğini ortaya koymaktadır. Bu yeni dönemde global ekonomik düzen birçok cepheden tehdide maruz kalmaktadır. Enerji güvenliği ve tedarik zincirlerinin aşınması uluslararası ticaret rejiminin erozyona uğraması ve korumacı politikalar kırılganlıkları arttırmakta, tüm bu gelişmeler istikrarlı ekonomilerin sayısını azaltmaktadır" ifadelerini kullandı. "Küresel Bir Merkezde Büyüme, Rekabet Gücünü ve Dayanıklılığı Güçlendirmek" temasıyla gerçekleştirilen toplantıda, küresel ekonomide Türkiye’nin konumu ve iş birliği imkanları ele alındı. Toplantı kapsamında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlık ettiği ve 16 ülkeden imalat, teknoloji, enerji, finans, altyapı, varlık yönetimi, sağlık, gıda ve havacılık gibi farklı sektörlerden toplam değeri 1,2 trilyon doları bulan 23 uluslararası yatırımcının katıldığı stratejik diyalog oturumu, Türkiye’nin küresel ekonomik sistemdeki rolü, yatırım potansiyeli ve uzun vadeli büyüme perspektifi üzerine kapsamlı değerlendirmelere sahne oldu. Stratejik diyalog oturumuna Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, AK Parti Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci’nin yanı sıra BlackRock Başkan ve Yönetim Kurulu Başkanı ve Dünya Ekonomik Forumu Eş Başkanı Laurence Fink ile Dünya Ekonomik Forumu Başkan ve İcra Kurulu Başkanı Alois Zwinggi, katıldı. Toplantı çerçevesinde gerçekleştirilen oturumlarda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ekonomik istikrar ve makroekonomik politika alanında kapsamlı bir sunum gerçekleştirerek, Türkiye’nin reform gündemi, mali disiplin yaklaşımı ve yatırım ortamının güçlendirilmesine yönelik politikaları değerlendirdi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ise enerji güvenliği ve kaynak yönetimi başlıklı oturumda, Türkiye’nin enerji arz güvenliği, çeşitlendirme stratejileri ve enerji merkezi olma hedeflerini ele aldı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye’nin bölgesel istikrar ve güvenlikteki rolü, jeoekonomik dönüşüm sürecinde üstlendiği konum ve uluslararası iş birliklerinin güçlendirilmesine yönelik perspektifleri içeren oturumu yönetti. Küresel ekonomide artan belirsizlikler, jeopolitik gelişmeler ve değer zincirlerinin yeniden şekillendiği bir dönemde gerçekleştirilen toplantı, kamu ve özel sektör arasında diyalog ve iş birliğini güçlendirmeyi, yatırım odaklı büyümeyi desteklemeyi ve Türkiye’nin küresel ekonomide bir "bağlantı noktası" olarak konumunu daha da pekiştirmeyi hedefliyor. Toplantıda ayrıca Türkiye’nin rekabet gücünün artırılması, ekonomik dayanıklılığın güçlendirilmesi, sürdürülebilir büyümenin desteklenmesi ve uluslararası doğrudan yatırımların hızlandırılmasına yönelik somut iş birliği alanları ele alındı. Dünya Ekonomik Forumu Türkiye Ülke Stratejisi Toplantısı, Türkiye’nin küresel ekonomideki stratejik rolünü pekiştiren, çok taraflı iş birliğini teşvik eden ve geleceğe yönelik ortak vizyonun güçlendirilmesine katkı sağlayan önemli bir platform olarak öne çıkıyor.

Bakan Fidan Körfez’den bildirdi: "Sorun plan değil, İsrail barış istemiyor!" Haber

Bakan Fidan Körfez’den bildirdi: "Sorun plan değil, İsrail barış istemiyor!"

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE) kapsayan Körfez turunun ardından yaptığı değerlendirmelerde, bölgedeki savaşın seyrine ilişkin önemli mesajlar verdi. Bakan Fidan, "Savaşı İsrail başlattı. Sorun, savaşı bitirmeye yönelik planlar olmaması değil. Sorun İsrail’in barış istememesi. Bu gerçeği her yerde, her fırsatta vurguluyoruz" dedi. Dışişleri Bakanı Fidan, Suudi Arabistan, BAE ve Katar’a gerçekleştirdiği ziyaretin ardından basın mensuplarına değerlendirmede bulundu. Fidan, Körfez ülkelerinde savaşın iki ila üç hafta daha sürebileceği yönünde değerlendirmeler yapıldığını aktararak, İsrail’in süreci uzatma eğiliminde olabileceğini ve ABD üzerinde etkili olmaya çalışacağını ifade etti. "Sorun, savaşı bitirmeye yönelik planlar olmaması değil, İsrail’in barış istememesi" ABD ile İsrail’in başlangıç pozisyonlarının birbirinden uzaklaştığına dair değerlendirmelerin arttığını dile getiren Fidan, "Savaş varken müzakere edilmesi seçeneği pek olası görünmüyor. Ama kısa süreli ateşkes ilan edip bu süre zarfında müzakereye başlayıp ‘müzakereden sonuç alamazsam tekrar savaşa başlarım’ denilmesi ihtimalini de göz önünde bulundurmalıyız. İsrail, savaş mümkün olduğunca uzasın, İran’a daha fazla zarar verelim gibi bir politika da izleyebilir. Bu yaklaşım karşısında ABD’nin alacağı tutum önem kazanacak. İsrail kendileri için önemli olan askeri ve sanayi hedeflerini ortadan kaldırmadan durdurmayacağı izlenimini veriyor. Suikastlar devam ediyor. Bu savaşı İsrail başlattı. Sorun, savaşı bitirmeye yönelik planlar olmaması değil. Sorun İsrail’in barış istememesi. Bu gerçeği her yerde, her fırsatta vurguluyoruz" şeklinde konuştu. "Savaşın ardından Türkiye’ye olan güvenin arttığını görüyoruz" Bakan Fidan, savaşın ardından Körfez ülkelerinde önemli değişimlerin yaşanabileceğini belirterek, savunma sanayii alanında yeni arayışların gündeme gelebileceğini söyledi. Körfez ülkelerinin İran’dan beklentilerini ortaya koyabileceğini ve belirli şartlar karşılığında ekonomik iş birliğine yönelebileceğini ifade eden Fidan, "İran da Körfez’deki ABD üsleri konusunda bazı taleplerle ortaya çıkabilir. Şu da önemli bir nokta: Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol ve LNG Çin’e AB ülkelerine, Güney Kore, Japonya, Hindistan’a gidiyor. Bu ülkelerin beklentileri neler olacak? Bu savaşın ardından Türkiye’ye olan güvenin arttığını görüyoruz. Başından beri ikircikli bir tavır takınmadık. Yapılan yanlışları tüm taraflara açıkça söylediğimizi herkes görüyor. İran’a yapılanın da Körfez ülkelerine yapılanın da yanlış olduğunu en güçlü ve net şekilde gündeme getiriyoruz" dedi. "Körfez ülkeleri, ‘Biz bu savaşın parçası değiliz’ diyorlar" İran tarafından Körfez ülkelerinin yoğun saldırı altında bulunduğun dikkati çeken Bakan Fidan, şöyle devam etti: "Körfez ülkeleri bu savaşta İran’ın kendilerini neden hedef aldığını sorguluyorlar, ‘Bizim bu savaşın çıkışıyla bir ilgimiz yok, o başka bir konu’ diyorlar. Bize yapılan saldırı haksız bir saldırı ve bu saldırıya karşı cevap vermemiz gerekiyor diyorlar. Körfez ülkeleri hava sahalarını ve ülkelerindeki üsleri İran’a karşı kullandırmayacaklarını en başta deklare ettiler. ‘Biz bu savaşın parçası değiliz’ diyorlar. Ayrıca İran’ın askeri üsler dışında sivil altyapıya da ekonomik hedeflere de saldırı yaptığını, bunun kasıtlı olduğunu söylüyorlar." "Başından beri yaptığımız bütün analizlerin doğru çıkması bizi üzüyor" Mevcut durumun devam etmesi halinde Körfez ülkelerinin karşı önlem almak zorunda kalabileceklerini dile getirdiğini aktaran Fidan, "Toplantıda biraz da bu konudaki son uyarılarını yaptılar. Son yoğun saldırılar da bunu tetikledi. Risk arttı. Bu durumun tüm bölgeyi içine çekecek uzun süreli bir savaşa doğru gitmesini biz hiçbir şekilde arzu etmiyoruz. Savaşın bir an önce sona ermesi için dün Riyad’da yapılan toplantı gibi başta bölgesel girişimler olmak üzere tüm diplomatik zeminleri kullanmaya devam edeceğiz. Maalesef başından beri yaptığımız bütün analizlerin doğru çıkması bizi üzüyor. Bir taraftan da geleceğe yönelik daha sağlıklı atmak için Türkiye’nin sesine ve görüşüne ne kadar ihtiyaç duyulduğunu görüyoruz" ifadelerini kullandı. Bakan Fidan, Riyad’da düzenlenen toplantının İran’ın bölge ülkelerine yönelik saldırılarının ele alınması amacıyla gerçekleştirildiğini kaydetti. Fidan, "Savaştan doğrudan veya dolaylı olarak etkilenen bütün bölge ülkeleri masa etrafındaydı. Ortak bir akıl araması amaçlıydı. Herkes durumun aciliyetini ortaya koydu. Tek gündem maddeli bir toplantıydı. Ortak açıklama da bunu yansıtıyor. Biz ilkesel tutumumuzu sürdürüyoruz. Hem İsrail’in saldırganlığına ve yayılmacılığına hem de İran’ın savaşı bölgeye yaymaya yönelik eylemlerine karşı çıkıyoruz" diye konuştu. Türkiye’nin hem İsrail’in saldırganlığına hem de İran’ın savaşı yayma çabalarına karşı olduğunu vurgulayan Fidan, toplantıda İsrail’in savaşın ortaya çıkmasındaki rolünü de gündeme getirdiklerini söyledi. Arabuluculuk ve Türkiye’nin rolü Bakan Fidan, Türkiye’nin istikrar odaklı bir yaklaşım benimsediğini belirterek, taraflar arasında kazanım ve üstünlük arayışının öne çıkmasının çözümü zorlaştırdığını ifade etti. Türkiye’nin hem doğru teşhisler hem de yapıcı teklifler sunduğunu dile getiren Fidan, güçlü ve dengeli bir politika izlemeye devam edeceklerini kaydetti. "AB ile ilişkilerde belli bir istikrarı koruyoruz, daha iyiye de gidebilir" Avrupa Birliği üyeliğinin Türkiye için stratejik hedef olmaya devam ettiğini vurgulayan Bakan Fidan, Avrupa tarafında da bu süreci ilerletecek siyasi iradenin ortaya çıkması gerektiğini söyledi. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve vize serbestisi konularında görüşmelerin sürdüğünü belirten Fidan, şu ifadelere yerdi: "Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve vize serbestisi meseleleri önemli. Bunlarla ilgili görüşmeye devam ediyoruz. İlişkilerde belli bir istikrarı koruyoruz, kötüye gitmiyor, daha iyiye de gidebilir. Yasadışı göç, terörle mücadele gibi bize ihtiyaç duydukları çeşitli alanlar var. Gerek vatandaşlarının İran'dan, Orta Doğu'dan vesaire tahliye olması gibi konularda da sürekli kapımızı çalıyorlar. Bu konularda da gerekli desteği veriyoruz. Zaten askeri imkanlarımız da ortada. Vize serbestisi konusunda geriye kalan altı madde üzerinde de ilgili kurumların çalışmaları sürüyor."

Trump'ın kurduğu Barış Kurulu'nun kuruluş sözleşmesi Davos'ta imzalandı Haber

Trump'ın kurduğu Barış Kurulu'nun kuruluş sözleşmesi Davos'ta imzalandı

Gazze Şeridi'ndeki ateşkes için oluşturulan fakat ABD Başkanı Trump'ın ifadelerine göre Birleşmiş Milletler (BM) ile birlikte çalışarak küresel ölçekte geniş bir rol üstlenecek olan Barış Kurulu'nun kuruluş sözleşmesi imza töreni İsviçre Alpleri'ndeki Davos kasabasında gerçekleştirildi. ABD Başkanı Trump, başkanlığını üstlendiği Barış Kurulu'nun kuruluş sözleşmesine 19 katılımcı ülkenin temsilcileriyle birlikte imza attı. İmza töreni için masaya ilk davet edilen liderler, Donald Trump ile birlikte Bahreyn ve Fas liderleri oldu. İlk imzaların ardından "Barış Kurulu, artık resmen uluslararası bir örgüttür" ifadelerini kullanan Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, Barış Kurulu'nun kurucu üyeleri olarak diğer ülkelerin temsilcilerini de sırayla sözleşmeyi imzalamaya davet etti. Trump imza töreninin ardından da katılımcı lider ve temsilcilerin huzurunda BM Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı kararı uyarınca Barış Kurulu'nun Gazze yetkisini düzenleyen ilk karara imza attı. Türkiye'yi Dışişleri Bakanı Fidan temsil etti Törende Türkiye'yi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan temsil ederken, sözleşmeye imza atan liderler arasında Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Bulgaristan Başbakanı Rosen Jelyazkov, Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, Kosova Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Paraguay Devlet Başkanı Santiago Pena, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al-Thani, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ve Moğolistan Başbakanı Gombojav Zandanshatar da yer aldı. Beyaz Saray 21 ülkeyi açıkladı Beyaz Saray, ABD'nin yanı sıra Barış Kurulu'na katılan ülkeleri kamuoyuyla paylaştı. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamaya göre, kurulda "Türkiye, Bahreyn, Fas, Arjantin, Ermenistan, Azerbaycan, Belçika, Bulgaristan, Mısır, Macaristan, Endonezya, Ürdün, Kazakistan, Kosova, Moğolistan, Pakistan, Paraguay, Katar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Özbekistan" yer aldı. Trump öncülüğündeki Barış Kurulu'nun Birleşmiş Milletler'e alternatif bir yapı olacağına ilişkin spekülasyonlar devam ederken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin daimi üyelerinden hiçbiri henüz kurula katılmayı taahhüt etmedi. Rusya, teklifin incelendiğini açıklarken, Fransa daveti reddetti. İngiltere, şimdilik katılmadığını açıklarken, Çin ise henüz ülkenin kurulda yer alıp almayacağına ilişkin bir açıklama yayınlamadı.

Bakan Fidan Portekiz'e gitti Haber

Bakan Fidan Portekiz'e gitti

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 5 Ocak tarihinde Portekiz'e bir çalışma ziyareti gerçekleştirecek. Fidan'ın Portekizli mevkidaşı Paulo Rangel ile görüşmesinde, Türkiye-AB ilişkilerinin yanı sıra Gazze'deki insani durum ve ateşkes durumunun da çıktıları ele alınacak. Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Bakan Fidan'ın ziyareti kapsamında Portekiz Devlet ve Dışişleri Bakanı Paulo Rangel ile baş başa ve heyetlerarası görüşmeler yapması, ayrıca Portekiz Dışişleri Bakanlığı tarafından düzenlenecek Büyükelçiler Konferansı'na katılarak "Yeni Küresel Düzenin ve Gelişen Güvenlik Paradigmalarının Ortaya Çıkardığı Sınamalar" başlıklı panelde hitapta bulunması öngörülüyor. Fidan'ın yapacağı görüşmelerde, Türkiye ile Portekiz arasındaki ikili ilişkilerin ortak çıkarlar temelinde daha ileri bir seviyeye taşınmasına yönelik adımlar ile bölgesel konularda istişarelerin güçlendirilmesi ele alınacak. İki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin derinleştirilmesi ve karşılıklı yatırımların teşvik edilmesine yönelik fırsatların değerlendirilmesinin de gündemde yer alması bekleniyor. Bu çerçevede enerji, altyapı, ulaştırma ve liman yönetimi gibi öncelikli alanlarda ortak projelerin hayata geçirilmesine yönelik beklentilerin dile getirileceği ifade ediliyor. Diplomatik kaynaklara göre, Fidan'ın savunma sanayii alanında özellikle denizcilik boyutunda son yıllarda kaydedilen ilerlemenin Türkiye-Portekiz ilişkilerine stratejik bir derinlik kazandırdığını vurgulaması planlanıyor. Ziyaret kapsamında Türkiye-AB ilişkilerinin güncel durumu da ele alınacak. Türkiye'nin görüş ve beklentilerinin aktarılmasının yanı sıra, Gümrük Birliği'nin ayrılmaz parçası olan Türkiye'nin AB'nin sanayi stratejisine dahil edilmesinin taşıdığı kritik önemin altının çizilmesi öngörülüyor. Ayrıca mevcut bölgesel ve küresel sınamalar karşısında Türkiye'nin AB öncülüğündeki güvenlik ve savunma girişimlerine, projelerine ve programlarına dahil edilmesinin önemine dikkat çekilmesi planlanıyor. Portekiz'in Türkiye-AB ilişkilerinin ilerletilmesine yönelik yapıcı yaklaşımının da memnuniyetle karşılandığı ifade ediliyor. Bakan Fidan'ın görüşmelerinde, Rusya-Ukrayna savaşının müzakereler ve diplomasi temelinde adil ve kalıcı bir barışla sonlandırılmasının gerekliliğini vurgulaması bekleniyor. Portekiz'in 21 Eylül 2025 tarihinde Filistin Devleti'ni tanıma kararı bağlamında, iki devletli çözüm doğrultusunda uluslararası toplumla birlikte atılabilecek ortak adımların da ele alınacağı belirtiliyor. Bu kapsamda Gazze'de ateşkese tam riayet edilmesinin, insani yardımların kesintisiz biçimde ulaştırılmasının ve sürecin ikinci aşamasına geçilmesinin öneminin vurgulanması planlanıyor. Türkiye ile Portekiz arasındaki diplomatik ilişkilerin yeniden tesisinin 100. yıl dönümünün kutlanacağı 2026 yılında ortak etkinlikler düzenlenmesi planlanırken iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2024 yılında 2,9 milyar dolar olarak gerçekleşti, 2025 yılının ilk on ayında ise 3,1 milyar dolara ulaştı.

Dışişleri Bakanı Fidan, suikast girişimine uğradığını açıkladı Haber

Dışişleri Bakanı Fidan, suikast girişimine uğradığını açıkladı

Özel bir televizyon kanalında programa katılan Bakan Fidan, MİT Başkanı olduğu dönemlerde FETÖ'nün kendisini ve ailesini hedef aldığını söyledi. Fidan, 2010 yılında Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarlığı görevine atanmasının ardından terör ve organize suç örgütlerinin vekil unsurlarının kendisi ve ailesi hakkında propaganda yaptığından bahsetti. İnsanları kamuoyunun gözünden düşürmeye yönelik çabalar ve propaganda faaliyetleri olduğuna dikkati çeken Bakan Fidan, 2010 yılından itibaren bu tür konularla muhatap olduğunu dile getirdi. Kendisine yönelik atılan iftiraları anlatan Bakan Fidan, "Bunlara alışkınız. Alışkın olmadığımız birkaç tane konu var. Türkiye'nin ana muhalefet partilerinin, terör örgütlerinin ve suç gruplarının, mafyanın ürettiği bilgiyi alıp, siyasette kullanması. Bu aslında gelinen düzeydeki en düşük noktayı gösteriyor, bu sıkıntılı bir konu" dedi. Katıldığı programda fiziki suikasta uğradığını açıklayan Bakan Fidan, "Zehirlendik de tedavi de gördük. Onun dışında karakter suikastına sürekli maruz kalıyoruz. Bu kavganın bir parçası. Ağır arsenik ve cıva verildim. Bir yerde olmuş, sonra tahlillerde ortaya çıktı. 4-5 sene oluyor" diye konuştu. Programda kendisine suikast girişimini kimin yaptığına ilişkin sorulan soruya cevap veren Bakan Fidan, "O detaylara girmeyelim. O, dışarılarda olan konular. Sadece içeride düşman yok, her yerde düşman var. Zaten bu vatana hizmet etmek için varız. Karakter suikastı da yapacaklar size, fiziksel suikast de yapacaklar" ifadelerini kullandı.

Bakanlardan taziye mesajları Haber

Bakanlardan taziye mesajları

TBMM Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in vefatının ardından siyasiler taziye mesajı yayımladı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "TBMM Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Sayın Sırrı Süreyya Önder’e Allah’tan rahmet diliyorum. Sanatçı ve siyasetçi kimliğiyle, en önemlisi şahsiyetiyle milletimizin her kesiminin gönlünde yer edinmişti. Toplumsal barış için gösterdiği çabalar her zaman minnetle hatırlanacaktır. Ailesine, yakınlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyorum" dedi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şu ifadelere yer verdi: "TBMM Meclis Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiştir. Sırrı Süreyya Önder'e Allah'tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyorum." Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Sırrı Süreyya Önder'in yapıcı kişiliğiyle ülke gündemine hem renk hem denge hem de güzellikler kattığını belirterek, "Sanatçı ve bilge karakterini, hayatının son günlerinde 'Terörsüz Türkiye' hedefine, barış ve kardeşliğin hüküm süreceği Türkiye’ye adadı. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. Ailesinin ve sevenlerinin başı sağolsun, geride kalanlara Allah sabır versin" dedi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin de, sosyal medyadan yaptığı açıklamada, "Geçirdiği rahatsızlık nedeniyle tedavi altında bulunduğu hastanede vefat eden TBMM Başkanvekili Sayın Sırrı Süreyya Önder’e yüce Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Rabbim mekanını cennet eylesin inşallah" ifadelerini kullandı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti: "TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder, sanatla siyaseti harmanlayan duruşuyla; Anadolu insanımızın hikayesine, derdine, sevincine tercüman olmuş, her zaman samimi duruş sergilemiş bir isimdi. Bu topraklarda kardeşliğimizin ve birliğimizin daim olması için, Terörsüz Türkiye hedefimiz için büyük bir gayret göstermişti. Kendisine Allah’tan rahmet diliyor; ailesine, sevenlerine, Yüce Meclis’imize başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Mekanı cennet, makamı âli olsun." İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya da mesajında, "TBMM Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Sayın Sırrı Süreyya Önder’e Allah’tan rahmet; değerli ailesine ve sevdiklerine başsağlığı diliyorum. Mekanı cennet olsun" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ise, "Geçirdiği rahatsızlık nedeniyle tedavi gördüğü hastanede vefat eden TBMM Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’e Cenab-ı Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum" ifadelerini kullandı.

Bakan Fidan'dan Kıbrıs açıklaması Haber

Bakan Fidan'dan Kıbrıs açıklaması

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide ile düzenlediği ortak basın toplantısının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bakan Fidan, "Türk dünyası bir bütün olarak Kıbrıs Türkü'nün yanında olmaya devam edecektir" dedi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide ile düzenledikleri ortak basın toplantısının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Orta Asya devletlerinin Kıbrıs bağlamında attıkları son adıma dair görüşlerinin sorulması üzerine Bakan Fidan, "Son yıllarda meydana gelen küresel gelişmeler ve Orta Asya'daki kardeşlerimizin ortaya koyduğu kapasite gelişimi, çalışmalar, ilerlemeler, küresel aktörlerin dikkatini çektiği gibi AB'nin de Orta Asya'ya olan ilgisini malumunuz arttırdı. Bu bizim açımızdan anlaşılabilir bir durum. Ancak bu karşılıklı ilginin AB tarafından istismar edilmeye çalışıldığını gördüğümüz alanlar da var. Elbette biz bu gelişmeleri tüm boyutlarıyla yakından takip ediyoruz. Gerekli girişimleri yapıyoruz. Dostlarımızla temas halindeyiz. Görüş alışverişi halindeyiz, bilgilendirme halindeyiz. Türk dünyası idealimize uygun bir biçimde hareket etmeye devam edeceğiz. Fakat burada başka bir sorunsal var. Bu son olaydan hareketle aramızı bozmak isteyen bazı çevreler bu sorunu bizim açıktan kamuoyunun önünde tartışmamızı istiyorlar. Biz prensip olarak ailevi konuları kamuoyu önünde tartışmamayı tercih etmiyoruz. Türk dünyasıyla aramızı bozmak isteyenlerin manipülasyonları bu açıdan başarılı olmayacak. Buradan hükümetimize yönelik bir negatif not yüklemeye çalışanların çabaları da başarılı olmayacak. Burada attığımız adımlar belli, durduğumuz yer belli. Türk Cumhuriyetleri'nin bizim gittiğimiz istikamet belli. Her türlü konuyu aile meclisimizde ele almaya devam edeceğiz. Bu konudaki pozisyonumuz nettir. Kıbrıs Türkleri de büyük Türk dünyası ailesinin asli ve ayrılmaz bir unsurudur. Bu gerçek de asla değişmeyecek. Türk dünyası bir bütün olarak Kıbrıs Türkü'nün yanında olmaya devam edecektir. Bu konudaki politikalarımızı sabırla sürdüreceğiz. Herkesin aynı anlayış ve kararlılıkla hareket etmesi ailemizi daha da büyütecek ve güçlendirecektir" dedi. "KIBRIS TÜRKLERİNİN İRADESİNE SAYGI DUYUYORUZ" 2017'de Crans-Montana'da gerçekleşen görüşmelerde Rum tarafının Kıbrıs Türkleri ile siyasi gücü ve ekonomik refahı paylaşmayı reddettiğini hatırlatan Bakan Fidan, şöyle devam etti: "Bu Annan Planına ortaya cevabı konurken de böyleydi. 2017’de Crans Montana'da da böyle oldu. Bugün kendileri burada, Sayın Espen Eide de bu son süreci son derece iyi hatırlıyor. Kendisiyle de aslında bu konuyu içeride konuştuk. Kendisi bana o dönem Kıbrıs özel temsilcisi olduğu için o günlere ilişkin tecrübelerini aktardı, vizyonunu anlattı. O günden sonra Kıbrıs Türk tarafı federasyon modelinden çekilmiş durumda. Biz de sonuç vermeyecek müzakerelerle vakit kaybetmeyeceğimizi defaatle ifade ettik. Ondan sonra iki devletli çözüm modeli ortaya konuldu ve biz bu modelin arkasında durmaya devam ettik. Geçtiğimiz mart ayında Cenevre'de yapılan toplantıda federal model BM tarafından telaffuz dahi edilmedi. Bunun yerine biz adadaki iki tarafın iş birliği yapabileceği alanlar üzerinde durduk. Biz Türkiye olarak şunu görüyoruz. Bir taraftan adada bir dondurulmuş sorun var. İki tarafta kendi sınırları içerisinde kendi idarelerinin yönetimi altında yaşamaya devam ediyor. Ama birbirlerine karşı koydukları karşılıklı izolasyon adanın topyekun refahını etkiler bir durumda olmaya başladı. Hele son yıllarda Akdeniz'de meydana gelen jeostratejik, jeoekonomik gelişmeler dikkate alındığında Kıbrıs Adası'nın Rum'uyla, Türkiye'yle giderek daha fazla bölgeden izole olduğu yalnızlaşmaya başlayacağı bir ada haline dönmeye başlayacak. Bunun yerine adadaki iş birliği ruhunun arttırılmasının önemli olduğu konusunda biz Birleşmiş Milletler'in vizyonuyla örtüştüğümüzü söyledik. Rumlar ve Avrupa Birliği ne derse desin tükenmiş federasyon modeli artık masadan kalkmış durumda. Bu modelde biliyorsunuz Rumlar tarafından ortadan kaldırıldı. Kıbrıs Türklerinin daha fazla izolasyonunu hedef alan daha fazla imkansızlıklar içerisinde boğuşmasına sebep olan bir müzakere süreci, bir çözüm süreci, bir anlaşma süreci bizim hiçbir şekilde kabul edeceğimiz bir yaklaşım değildir. Tabii ki Kıbrıs Türklerinin biz iradesine saygı duyuyoruz. Onların kendi seçimleri, kendi tercihleri ortada. Ama biz garantör ülke olarak, ana vatan olarak kendi görüşlerimizi, kendi tavrımızı her zaman büyük bir netlikle ortaya koyuyoruz. Biz bu konuda son derece netiz. Uluslararası toplumun getirdiği bütün çözüm önerilerine bugüne kadar biz hep evet dedik. Bunun arkasında olduk." "OLDU, BİTTİYE İZİN VERMEYECEĞİMİZİ HERKES BİLİYOR" Ege Denizi ile ilgili Deniz Mekansal Planlamasının hazırlandığını aktaran Fidan, Birleşmiş Milletler’in ilgili birimlerine sunulacağını kaydetti. Bakan Fidan, "Kıbrıs Ege ve Doğu Akdeniz'de tek taraflı herhangi bir adıma veya ‘oldu, bittiye’ izin vermeyeceğimizi zaten herkes biliyor. Her şekilde söyledik, söylemeye de devam edeceğiz. Ama duymayanlara yani kulakları sağırdır, duymazlar, işitmezler yapacak fazla bir şey yok. Propaganda makinesi haline dönüşmüş, belli konuları doğruluğundan bağımsız, gerçekliğinden bağımsız sırf öyle olarak görmek istedikleri için propagandasını yapan insanlara kulak asılmaması fevkalade önemli" diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.