SON DAKİKA
Hava Durumu

#Hakaret

Söz Bursa - Hakaret haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hakaret haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Yargıtay son noktayı koydu: ‘Tosbağa, Kedi’ ağır kusur; ‘Kel-Fodul’ hafif kusur! Haber

Yargıtay son noktayı koydu: ‘Tosbağa, Kedi’ ağır kusur; ‘Kel-Fodul’ hafif kusur!

Bir boşanma davasının temyiz müracaatını değerlendiren Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kadına, ‘Tosbağa, kedi’ diyen erkeği ağır kusurlu bulup, tazminata hükmetti. Daire, oy birliği ile verdiği kararla eşine ‘kel-fodul’ diyen kadını ise hafif kusurlu saydı. Aile Mahkemesi’nin yolunu tutan genç kadın, kocasının, psikolojik ve sözlü saldırıda bulunduğunu, ilgisiz ve sorumsuz olduğunu, kendi ailesi ve kardeşleri ile görüşmemesi konusunda baskı yaptığını öne sürdü. Onların eve gelmesini istemediğini, hatta telefonla iletişim kurmalarına dahi müdahale ettiğini, bu hususta tartışma çıktığında da davacının ailesine ve kardeşlerine ağza alınmayacak küfür ve hakaretler ettiğini, kimsenin evine gelip gitmesine müsaade etmediğini dile getirdi. Kocasının kazancını sadece kendisi için harcadığını, başka kadınlarla görüşerek sadakat yükümlülüğünü yerine getirmediğini, psikolojik ve sözlü şiddet uyguladığını belirterek 100 bin TL maddî ve 100 bin TL de manevî tazminata karar verilmesini talep etti. Mahkemede ifade veren davalı koca da eşinin iddialarının doğru olmadığını, davacının dominant özelliğe sahip olduğunu, normal bir ailede olabilecek tartışmaların dışında olağanüstü bir durumun olmadığını, boşanma davasının reddini talep etti. Davalı erkeğin evin geçimine yeterince katkı sağlamadığına, eşinin ve çocuğun ihtiyaçlarını yeterince karşılamadığına dikkat çeken Aile Mahkemesi, kadına ‘tosbağa, kedi’ diyen, sadakat yükümlülüğüne aykırı davranan kocanın ağır kusurlu olduğuna hükmetti. Davacı kadının ise erkeğe "sen erkek misin, terli kokarca, kel, fodul, soğan erkeği" dediği, evi işlerini ihmal ettiği, birlik görevlerini yeterince yerine getirmediği, kocasının ailesini evinde istemediği gerekçesiyle erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğuna karar verdi. Kadın için 40 bin TL maddî, 45 TL manevî tazminata hükmedildi. Kararı taraf avukatları istinafa taşıdı. Bölge Adliye Mahkemesi, tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, evlilikte geçen süre, boşanmaya yol açan olaylardaki davalı erkeğin kusurunun mahiyeti sebebiyle tazminatı az buldu. Paranın alım gücü, boşanma yüzünden zedelenen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamı dikkate alan BAM, davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevî tazminat miktarının yetersiz kaldığı gerekçesi ile kadının kusur belirlemesi ve tazminatların miktarı yönünden istinaf talebinin kabulüne, kadın yararına 100 bin TL maddî ve 100 TL manevî tazminat ödenmesine, erkeğin tüm istinaf taleplerinin esastan reddine verdi. Davalı erkek kararı temyize taşıyınca devreye giren Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nden kadına ‘tosbağa, kedi’ diye hakaret eden kocaya kötü haber geldi. Daire, BAM kararını yasaya uygun bulup onadı.

Özgür Özel’den tarihi seçim çıkışı: "Yüzde 60’ın altı bizim için başarısızlıktır!" Haber

Özgür Özel’den tarihi seçim çıkışı: "Yüzde 60’ın altı bizim için başarısızlıktır!"

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Recep Tayyip Erdoğan'ın karşısında Cumhuriyet Halk Partisi'nin adayı yüzde 60'ın altında oy alırsa, seçim sonucunu başarısızlık sayacağım iktidara gelsek bile. O kadar söylüyorum" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Sincan Cezaevi'nde tutuklu bulunan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ile gazeteci İsmail Arı'yı ziyaret etti. Özel, Özcan'ın tutuklanmasının üzerinden bir ay geçtiğini ve tutukluluk incelemesinin gerçekleştirildiğini ifade ederek, incelemenin ardından Özcan'ın hem ailesine hem de görevine kavuşmasını ümit ettiğini söyledi. Gazeteci İsmail Arı'nın tutuklu olmasına da 4 sosyal medya paylaşımının sebep olduğunu aktaran Özel, "Dört tweet var ama ilk tweet, yani gözaltına alınma sebebi Erdoğan ailesinin dahil olduğu 20'nin üzerinde vakıfla ilgili haber yapmak" dedi. Etimesgut Belediyesi'ne yönelik gözaltılarla ilgili soru üzerine Özel, "Etimesgut Belediyesi kendi açıklamasını da yaptı. Belediye yönetiminin şikayetiyle yürütülen bir dosya. Önceki dönemden görevde olan bir personelin iddia o ki imza taklidi ile yaptığı bir iştir. Bu belediye yönetimince de fark edilince bu konuda bir suç duyurusunda bulunulmuştur. Bizimle ilgili bir husus sonuçta yok" cevabını verdi. Kuşadası mitingi sonrası hakkında başlatılan ‘Cumhurbaşkanına hakaret' soruşturmasını değerlendiren Özel, "Suçum neymiş? Erdoğan'a demişim ki ‘Sen yıllarca başbakanlık, cumhurbaşkanlığı yapmış birisin. Aday olup kazansan da kaybetsen de bu iyiydi. Ama şimdi bir darbeci olarak darbe yaparak.' Arkadaşlar ben bu süreci 19 Mart darbesi yapılmadan beş hafta önce yaptığım grup toplantısında ‘Bir darbe mekaniği işliyor. Bu mevcut Cumhurbaşkanının kendisinden sonrakini engelleme, mevcut iktidarın kendinden sonraki iktidara darbe girişimidir' diye tanımlamıştım. Bizim temel tezimiz bu. Bu Türkiye'de yüzde 60 oranında destek görüyor. Bu davanın siyasi olduğunu düşünenler yüzde 60. Hadi bana dava açıyorsun, milletin yüzde 60'ıyla da mı davalık olacaksın? Bu davayı millet sandıkta çok fena görür" ifadelerini kullandı. "İÇİŞLERİ BAKANI ADETA BENİM ADIMA KAMUOYUNU AYDINLATMIŞ" İçişleri Bakanı Çiftçi'nin belediyelere yönelik verilen soruşturma izinlerine ilişkin açıklamalarının sorulması üzerine Özel, "Şu anda 17 belediye başkanım tutuklu, girdi çıktılarla 25 belediye başkanım sabahın 6'sında, gecenin 12'sinde, 3'ünde jandarma ya da polis baskınlarıyla alındılar ve tutuklandılar. 107 arkadaşım tutuklu yargılanıyor, 450'den fazla arkadaşımız yargılanıyor. Ve diyor ki ‘CHP'li belediyelerin üç katı AK Partili belediyelere soruşturma izni verdik.' Bakın bir tanesine sabahleyin polis ve jandarma gitmediyse işte burada haksızlık, eşitsizlik, çifte standart vardır. Biz ‘CHP'li belediyeye soruşturma izni neden veriliyor?' demiyoruz. Gelir müfettiş, soruşturma izni ister. İncelersin, gerekli görürsen verirsin. Adil bir yargılama olur. Ağzımızı açarsak namerdiz. Bugüne kadar açmadık. Ama bugün yapılan haysiyet cellatlığı. Şimdi ‘1000 küsür AK Partili'ye verdik' diyor, ‘200 küsür CHP'liye.' AK Partililere soruşturma izni verilmiş, hangisine sabahın altısında evin kapısına polisle, kamerayla ya da hangisinin kaldığı otelin kapısına polis kamerasıyla dayandınız? Sayın İçişleri Bakanı size onu soruyorum. İçişleri Bakanı adeta benim adıma kamuoyunu aydınlatmış" ifadelerini kullandı. "ERDOĞAN'IN KARŞISINDA CHP'NİN ADAYI YÜZDE 60'IN ALTINDA OY ALIRSA İKTİDARA GELSEK BİLE BAŞARISIZLIK SAYACAĞIM" Özel, İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun bilirkişi davasındaki savunmasına açılan soruşturma hakkında ise, "Meselenin kendisi şu; Ekrem İmamoğlu hakkında açılan bütün davalarda Ekrem İmamoğlu kendini yargılayanları yargılayacak kadar haklı bir zemindedir. Yapılan bütün iş ve işlemler tamamen bir siyasetçiyi siyaset yasağı olsun diye cezalandırmak. Şimdi dikkat ediyorsunuz, ufak ufak suçlardan açıyorlar. ‘Cezayı verelim, istinafta onaylayalım, aday olamasın.' Neden korkuyorlar? ‘Efendim diploma istinaftan döner, Danıştay'dan döner. Bu mahkemenin kesinleşmesi seçime kadar yetmez. Aday olursa bizi siler süpürür' diye korkuyorlar. O yüzden bu minik minik davalar açılıyor. Bunu da o sebepten açmışlardır. Ekrem İmamoğlu aday olduğu noktada bunları silecek süpürecek. Ekrem İmamoğlu aday olamadığı noktada aday olan kim olursa olsun bunları silecek süpürecek. Bakın şu kadarını söylüyorum. Recep Tayyip Erdoğan'ın karşısında Cumhuriyet Halk Partisi'nin adayı yüzde 60'ın altında oy alırsa seçim sonucunu başarısızlık sayacağım iktidara gelsek bile. O kadar söylüyorum" dedi.

Meclis karıştı! "İsrail'de basın daha mı özgür?" Polemiği tansiyonu yükseltti Haber

Meclis karıştı! "İsrail'de basın daha mı özgür?" Polemiği tansiyonu yükseltti

TBMM'de AK Parti ile DEM Parti arasında tutuklu gazeteciler konusunda çıkan tartışmada "Türkiye-İsrail" polemiği yaşandı. TBMM Genel Kurulu'nda AK Parti ile DEM Parti arasında Türkiye ile İsrail basını polemiği yaşandı. AK Parti Tokat Milletvekili Mustafa Arslan, tutuklu gazetecilerin hiçbirinin gazetecilik faaliyeti nedeniyle tutuklu olmadığını belirterek, "Basın özgürlüğü, terör propagandası, nefret söylemi ve toplumu ayrıştıran faaliyetler için bir kalkan olarak kullanılamaz. Türkiye'nin basın özgürlüğünü değerlendirmek için ideolojik saiklerle hareket ettikleri açık olan kuruluşların raporlarına değil, ülkemizdeki cari medya ortamına bakmak gerekmektedir" dedi. Arslan, İsrail'de son iki yılda 250'den fazla gazetecinin hayatını kaybettiğini de belirterek, Basın Özgürlüğü Endeksi'nde İsrail'i Türkiye'den öne alan bir raporu hiçbir vicdanın kabul edemeyeceğini ifade etti. Söz alan DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Arslan'ın konuşmasına atıfta bulunarak, "Hiç kimse mesleği nedeniyle tutuklu değildir, çünkü AK Parti'ye karşı haber yapmayı bir meslek olayı olarak görmüyorlar. Böyle bir tablo çizdi. Şimdi İsrail'de Basın Özgürlüğü Endeksi Türkiye'den yukarı, çünkü gerçekten İsrail'de basın özgürlüğü var biliyor musunuz? Oradaki gazeteciler, o soykırımcı Netanyahu hakkında yazıp çizebiliyorlar, haber yapabiliyorlar. Ama bu ülkede binlerce insan Cumhurbaşkanına hakaret nedeniyle hâlâ tutuklanıyor. Böyle bir suç var, böyle bir suç uyduruldu bu ülkede ne yazık ki. Üstelik de bakın hakaret değil, eleştiri yaptığı için. Şimdi belge paylaşmak, haber yapmak, iktidar karşıtı, iktidarı eleştiren haber yapmak, halka haber ulaştırmanın kendisini siz suç olarak tarif ediyorsunuz. Vekilimiz söyledi, Nedim Oruç Cizre'de olay takibi, eylem takibi yapıyordu, polisler darbederek aldılar. Hiçbir suçu yok, 'terör propagandası' dediniz. Ya bizim gözümüzün önünde gittiğimiz eylemde insanları, gazetecileri döve döve polis gözaltına alıyor, diyor ki 'Örgüt propagandası yaptı.' Niye? Eylemi fotoğraflıyor, eylemin videosunu çekiyor. Şimdi, gerçekle yüzleşmek lazım. Çünkü bu gerçek aynı zamanda bu ülkenin gerçeği ve sizin iktidarınızın oluşturduğu bir gerçek. Bu gerçekle yüzleşmeden bu ülkede basın özgürlüğü olmaz. Herkesin ağzına bant yapıştırın, gözlerini de kapatın, ondan sonra deyin ki 'Bu ülkede basın özgürlüğü var. Niye yazmıyorsunuz? Niye konuşuyorsunuz?' Meseleniz budur" şeklinde konuştu. AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, İsrail ile Türkiye'yi karşılaştırmanın doğru olmadığını ve İsrail'in daha iyi noktada olduğunu söylemenin kabul edilemeyeceğini belirterek, "Başkanım, Sayın Grup Başkanvkilinin İsrail'i Türkiye'yle mukayese ederek İsrail'in daha iyi noktada olduğunu söylemesi asla kabul edilemez. Her gün gazetecilerin hayatına kasteden, bütün basın mensuplarına yönelik saldırılar düzenleyen, çocukları katleden, kadınları katleden, ibadethaneleri bombalayan soykırımcı İsrail'e 'Bu anlamda Türkiye'den daha iyi noktadadır' demek asla kabul edilebilir bir şey değildir. Bu topraklara ait, bu topraklardan neşet etmiş hiçbir kimse Türkiye'yi soykırımcı İsrail'le mukayese edemez. Mukayese ettiğinde de 'Türkiye her zaman daha iyi noktadadır' demesi gerekirken bu anlamdaki tavrı, yaklaşımı asla kabul etmiyoruz, doğru bulmuyoruz, tasvip etmiyoruz ve reddediyoruz" diye konuştu. Koçyiğit ise gazetecilerin Netanyahu'yu eleştirebildiklerini söyledi.

Yusuf Tekin'den Özgür Özel'e sert sözler: "Onun kadar midesi geniş bir adam değilim" Haber

Yusuf Tekin'den Özgür Özel'e sert sözler: "Onun kadar midesi geniş bir adam değilim"

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "168 kişinin açıkladığı bildiride çok ciddi şekilde hukuki problemler var. ‘Burada ne var niye yargıya taşıyorsun’ diyorlar. Ben de diyorum ki; ben Özgür Özel kadar midesi geniş bir adam değilim. Anadolu'nun her tarafında küfür olarak belirlenen cümleleri kendi partisinden bir belediye başkanına mesajla yazıp ispatlandığı zaman bu küfür değildir diyecek bir şeyim yok benim. Ben o bildirideki ifadelerin bana, öğretmen arkadaşlarımıza, idareci arkadaşlarımıza ve Türk toplumuna hakaret içerisinde olduğunu düşünüyorum" dedi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Cumhurbaşkanlığı koordinasyonunda Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen ‘Külliye’de Ramazan’ etkinlik alanını ziyaret etti. Bakan Tekin, etkinlik kapsamında kurulan stantlarını gezerek çocuklar, gençler ve ailelerle sohbet etti. Program alanındaki çeşitli kültür ve sanat faaliyetlerini inceleyen Bakan Tekin, Ramazan ayının yalnızca dini bir ay değil, aynı zamanda toplumu bir arada tutan önemli bir kültürel ve sosyal değer olduğuna dikkat çekti. Ramazan’ın ortak kültürel değerlerin yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması açısından önemli olduğunu vurgulayan Tekin, bu tür etkinliklerin toplumun birlik ve beraberliğini güçlendirdiğini ifade etti. "RAMAZAN AYI, ÜLKEMİZDE BİRLİK VE KARDEŞLİK HUZURUNA RİAYET ETMENİN EN ÇOK HİSSEDİLDİĞİ BİR DÖNEM" Ramazan ayının birleştirici bir güç olduğunu belirten Bakan Tekin, "İnşallah sağlıkla, mutlulukla, huzurla, önce Kadir Gecesi'ne ardından Ramazan Bayramı'na hep beraber erişiriz. Ramazan ayı, ülkemizde birlik ve beraberliği, yardımlaşmayı, dayanışmayı ve kardeşlik huzuruna riayet etmenin en çok hissedildiği bir dönem. Ramazan ayı, iftar sofralarıyla başlayan ve sahurla bereketlenen gün içerisinde dualarımızla davranışlarımızla çeşitlendirdiğimiz güzel bir ay" diye konuştu. "BEN ÖZGÜR ÖZEL KADAR MİDESİ GENİŞ BİR ADAM DEĞİLİM" Okullardaki Ramazan etkinliklerini 'eğitimde Talibanlaşma' olarak nitelendiren ve 'Laikliği Birlikte Savunuyoruz' başlıklı bildiriye imza atan 168 kişi hakkında suç duyurusunda bulunacağını söyleyen Bakan Tekin, "Anadolu'da Ramazan demek milli birliğin, kardeşliğin, yardımlaşmanın, dayanışmanın maksimum düzenin yaşandığı bir dönem demektir. Ben değişik yıllarda Anadolu’da yaşadım. Alevilerin, gayrimüslimlerin bulunduğu yıllarda da yaşadım. Komşularımı gördüm. Evimizde iftarda pişirdiğimiz yemeği; dinine, etnik yada kültürel kimliğine bakmadan komşumuzla paylaştık. Anadolu'da bu böyledir. Kimse kimsenin dinine bakmadan Ramazan ayında yardımlaşır. Ancak 168 kişinin açıkladığı bildiride çok ciddi şekilde hukuki problemler var. ‘Burada ne var niye yargıya taşıyorsun’ diyorlar. Ben de diyorum ki; ben Özgür Özel kadar midesi geniş bir adam değilim. Anadolu'nun her tarafında küfür olarak belirlenen cümleleri kendi partisinden bir belediye başkanına mesajla yazıp ispatlandığı zaman bu küfür değildir diyecek bir şeyim yok benim. Ben o bildirideki ifadelerin bana, öğretmen arkadaşlarımıza, idareci arkadaşlarımıza ve Türk toplumuna hakaret içerisinde olduğunu düşünüyorum. Bu hakaretten dolayı onların toplumdan özür dilemeleri gerektiğini düşündüğüm için yargıya taşıyacağım" şeklinde konuştu.

Dervişoğlu’ndan Mihalgazi’de net mesaj: "İnanç ve kıyafet üzerinden yapılan saldırıdan yaralandım" Haber

Dervişoğlu’ndan Mihalgazi’de net mesaj: "İnanç ve kıyafet üzerinden yapılan saldırıdan yaralandım"

Eskişehir'e gelen ve Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş'i ziyaret eden İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "Paylaşımlar ve ifadeler toplumsal birliğimize zarar verdiği kadar geleceğimizde de olumsuz izler bırakıyor. O izlerin yaşanmaması için, hafızamızda yer etmemesi için de üstlenilmesi icap eden mesuliyetler var" dedi. İYİ Partili Mehmet Emin Korkmaz, sosyal medya hesabından bir paylaşım yaparak Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş'e kılık ve kıyafeti üzerinden hakaret etmişti. Korkmaz'ın paylaşımının kamuoyunda geniş yankı uyandırması sonrası Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı'nca konuyla ilgili resen soruşturma başlatılmıştı. İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince yapılan çalışma neticesinde yakalanan Korkmaz, sorgusu akabinde 'Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik' suçundan tutuklanarak cezaevine gönderilmiş ve partisinden ihraç edilmişti. Yaşananların ardından İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Mehmet Emin Korkmaz'ın ifadelerini reddettiklerini belirterek eleştirilerde bulunmuştu. Geçtiğimiz günlerde de Başkan Güneş'i ziyaret edeceğini açıklayan Dervişoğlu, bugün Mihalgazi İlçesi'ne geldi. Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş, Dervişoğlu ve beraberindeki heyeti kapıda karşılayarak makamında ağırladı. İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "Paylaşımlar ve ifadeler toplumsal birliğimize zarar verdiği kadar geleceğimizde de olumsuz izler bırakıyor. O izlerin yaşanmaması için, hafızamızda yer etmemesi için de üstlenilmesi icap eden mesuliyetler var. Bugün bu ziyaretimizde hem sizi ziyaret etmiş olmamız hem de değerli İl Başkanımızın, Adalet ve Kalkınma Partisi İl Başkanı Gürhan Bey'in burada bulunması bizim açımızdan ziyadesiyle memnuniyet verici bir durum. Geçen hafta yaptığımız telefon görüşmesinde üzüntümüzü bildirdik, bu gibi şeylerin yaşanmaması gerektiğine de işaret ettik. Ayrıca daha da ötesinde örflerin, geleneklerin muhafaza edilmesi noktasında eğer bugün duyarlılık sergileyemezsek, yarınlara doğru bir miras bırakmayı da beceremeyiz. Bu yönüyle baktığımızda da bugünkü ziyaretimiz bir sorumluluğun yerine getirilmesidir" dedi "KADINIMIZ GERÇEKTEN KURTULUŞ SAVAŞI'NDA MÜCADELE ETMİŞ" AK Parti Eskişehir Başkanı Gürhan Albayrak ise "İYİ Parti olarak bu konuda üzerinize düşeni yaptınız. Bir meczubun bazı konuları ortaya atmış olması ister istemez bizleri üzdü. Tabii ki Mihalgazi ilçemiz gerçekten hani bir yerde Anadolu kültürünü, Anadolu irfanını çok iyi sergileyen bir yapıda olan bir ilçemiz. Seracılık noktasında Türkiye'nin belki en önemli noktalarında olan bir ilçemiz ve de tabii ki burada İlçe Başkanımız ve İlçe Belediye Başkanımıza yapılan hareket bizi tabii derinden üzdü, Türkiye'yi derinden üzdü ve Türkiye'nin gerçekten kadirşinas milleti, halkı ne yaptı? Sayın Başkanımıza ne yaptı, sahip çıktı, gönlüne bastı, yüreğine onu aldı koydu. Onun için de inşallah ülkemiz bir daha böyle bir sıkıntı yaşamaz ve bu noktada da tabii ki her zaman diyoruz, bu ülkenin bir tarihi var, bir geçmişi var, örfü var, adeti var. Ondan dolayı da bu konuda hani tabiri caizse Nene Hatun'ların olduğu bir ülke bu ülke. Onun için de bu ülkedeki insanımız, kadınımız gerçekten Kurtuluş Savaşı'nda mücadele etmiş. Neyle yapmış? Bu aynen bu halle yapmış, ak yazmasıyla yapmış, şalvarıyla yapmış. O kültürü her zaman için bu ilçemiz yönetti, yürüdü. Ve bu noktada da ben tabii ki inşallah ülkemiz bir daha böyle sıkıntılar yaşamaz diye düşünüyoruz" diye konuştu. "BU ARKADAŞ BİZİM PARTİMİZDEN DAHA ÖNCE İSTİFA ETMİŞ ZATEN" Mehmet Emin Korkmaz'ın daha önce partiden istifa ettiğine değinen İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu, "Bunu bir sıkıntı olarak görmeyelim, siz de güzel ifade ettiniz; bir meczubun yaptığı diye. Bu arkadaş bizim partimizden daha önce istifa etmiş zaten. İstifa etmiş, 4 gün sonra da geri dönmüş. Aslında prosedür uygulanmış olsa istifa eden birinin yeniden üye olabilmesi İl Başkanlığı'nın kararına bağlı. O karar yok, biz Disiplin Kurulu'na sevk ettiğimizde gördük. Aslında yani üyemiz bile değildir diyebilirdik ama netice itibarıyla herhangi bir sıfat da taşımıyor yani düz bir üye fakat o internet ortamındaki paylaşımlarda herkes kendisine istediği, arzu ettiği unvanı yazıyor. Ben meselenin cinsiyet üzerinden, inançlar, kıyafetler üzerinden bu noktaya getirilmiş olmasından ötürü çok yaralandım. Dolayısıyla arkadaşlarımızla birlikte zaman geçirmeden vaziyet almamız gerektiği hususunda da bir ortak karar geliştirdik. Bu konuda ortak düşünüyoruz bir kere. Türkiye'de yüksek bir siyasi tansiyon var. Siyasi partiler birbirlerine rakip olabilirler. İktidar varsa demokrasinin demokrasi olabilmesi için muhalefetin de olması lazım. Ama müştereklerin korunmasına muvaffak olabilecek bir dil ve söylem geliştirmek de görevimiz olmalı. Vatandaşın siyasetçiye olan inancı ve güveni kamuoyu araştırmalarına bakıldığında her geçen gün aşağıya doğru geliyor. Dolayısıyla sistemden kaynaklanan handikap toplumun bütün alanlarına da nüfuz ediyor. Yani bir muhalefet partisinin genel başkanı bir AK Partili belediyeyi ziyarete geldiğinde Adalet ve Kalkınma Partisi'nin İl Başkanı'nın da orada olması aslına bakarsanız siyasi tansiyonun dengelenmesi açısından da benim açımdan ziyadesiyle önemli, bu da güzel bir mesaj olsun topluma" dedi. Albayrak ise Dervişoğlu'na, "Biz genel olarak bunu Eskişehir'de bir nebze yapıyoruz. Çünkü biz şunu diyoruz; burası Yunus'un diyarı diyoruz. Yunus Emre ne diyor? "Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım, sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz" diye cevap verdi. "HİÇ HOŞ OLMADI" Son olarak konuşan Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş, Mehmet Emin Korkmaz için "İYİ Partilidir, değildir bilemem ama hiç hoş olmadı" ifadelerini kullandı.

Bakan Yerlikaya’dan CHP’li Özçağdaş’a sert tepki: "Jandarmamızı sahipsiz mi sanıyorsunuz?" Haber

Bakan Yerlikaya’dan CHP’li Özçağdaş’a sert tepki: "Jandarmamızı sahipsiz mi sanıyorsunuz?"

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, jandarma personeline hakaret ettiği öne sürülen Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş’a yönelik, "Hadsizce jandarmamıza hakaret eden CHP milletvekili ve yanındaki şahıs, siz; vatanımız için canından geçen, gece gündüz demeden fedakarca görev yapan jandarmamızı sahipsiz mi sanıyorsunuz? O asil üniformayı taşıyan jandarmamızın şerefine hangi cüretle dil uzatırsınız" dedi. Yolsuzluk soruşturması kapsamında görevden alınan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na destek için Silivri'ye giden bir grup Cumhuriyet Halk Partili, emniyet güçlerine hakaret etti. Cezaevi çevresinde alınan yoğun güvenlik önlemleri sırasında, CHP’nin Gölge Milli Eğitim Bakanı ve CHP İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş’ın, görev yapan jandarma personeline yönelik ‘şerefsiz’ ifadelerini kullandığı öne sürüldü. Bunun üzerine İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu. Bakan Yerlikaya, şu ifadelere yer verdi: "Hadsizce jandarmamıza hakaret eden CHP milletvekili ve yanındaki şahıs, siz; vatanımız için canından geçen, gece gündüz demeden fedakarca görev yapan jandarmamızı sahipsiz mi sanıyorsunuz? Arkasında milletimizin duası olan o vatan evlatlarını yalnız mı sanıyorsunuz? O asil üniformayı taşıyan jandarmamızın şerefine hangi cüretle dil uzatırsınız? Hangi cüretle İsrail askerleriyle kıyaslarsınız? Ettiğiniz hakaretlerin bedelini elbette hem milletimizin vicdanı hem de hukuk önünde ödeyeceksiniz. Ne kadar saklasanız da içinizdeki kötülük dışarı vuruyor. Çünkü insanın dili kalbinde olanın tercümanıdır."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.