SON DAKİKA
Hava Durumu

#Haksız Rekabet

Söz Bursa - Haksız Rekabet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Haksız Rekabet haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

10 milyonluk satışa 400 bin TL harç! İMSİFED’den "Tapu Harcı Düşürülsün" çağrısı Haber

10 milyonluk satışa 400 bin TL harç! İMSİFED’den "Tapu Harcı Düşürülsün" çağrısı

İnşaat Müteahhitleri Sanayicileri ve İş İnsanları Federasyonu (İMSİFED), yeni dönem ilk Yönetim Kurulu Toplantısı’nda gayrimenkul sektörünü yakından ilgilendiren “Gayrimenkul Satışlarında Değer Beyanı ve Tapu Harç Oranları” konusunu masaya yatırdı. Toplantının ardından kamuoyu ile paylaşılmasına karar verilen değerlendirmelerde, mevcut sistemin sektör, kamu maliyesi ve yatırım ortamı üzerindeki etkilerine dikkat çekildi. İMSİFED Başkanı Şeref Demir, gayrimenkul piyasasında şeffaflık ve güvenin temel belirleyici unsurlar olduğuna vurgu yaparak, tapu işlemlerinde gerçek satış bedelinin beyan edilmesinin yalnızca bir vergi meselesi değil, ekonomik istikrar açısından yapısal bir konu olduğunu ifade etti. Başkan Demir, “Gayrimenkul işlemlerinde oluşan resmi veriler; kamu politikalarından bankacılık sistemine, yatırım kararlarından şehirleşme planlamasına kadar geniş bir alanı doğrudan etkiliyor. Bu nedenle tapu işlemlerinde beyan edilen bedellerin gerçeği yansıtması büyük önem taşıyor” dedi. Yüzde 4’lük Tapu Harcı İşlem Yükünü Artırıyor Türkiye’de alıcı ve satıcıdan ayrı ayrı yüzde 2 olmak üzere toplam yüzde 4 olarak uygulanan tapu harcı oranının özellikle yüksek bedelli satışlarda ciddi bir mali yük oluşturduğunu belirten Şeref Demir, “10 milyon TL’lik bir satışta yalnızca tapu harcı 400 bin TL’ye ulaşıyor. Artan gayrimenkul fiyatlarıyla birlikte bu tutarlar taraflar üzerinde önemli bir finansal baskı yaratıyor” diye konuştu. Uluslararası karşılaştırmalarda birçok ülkede devir vergisi oranlarının yüzde 1–2 bandında seyrettiğine dikkat çeken Başkan Demir, Türkiye’deki uygulamanın OECD ortalamasının üzerinde kaldığını ve bu durumun işlem maliyetlerini artırdığını söyledi. Yüksek tapu harçlarının bazı durumlarda düşük beyan eğilimini tetikleyebildiğini ifade eden İMSİFED Başkanı Demir, bunun uzun vadede kamu gelir kaybı riskinden banka ekspertiz değerleri ile tapu kayıtları arasındaki uyumsuzluğa kadar pek çok sorunu beraberinde getirdiğini belirterek, “Gerçeği yansıtmayan işlem bedelleri; piyasa verilerinin sağlıklı oluşmasını engelliyor, sektörde haksız rekabet algısını besliyor ve hem kamu hem vatandaş hem de yatırımcı açısından belirsizlik üretiyor” dedi. Enflasyon Muhasebesi Vurgusu Açıklamada, inşaat sektörünün doğası gereği yıllara yayılan projelerle çalıştığını hatırlatan İMSİFED Başkanı Şeref Demir, “Enflasyon muhasebesi, maliyetlerin reel olarak görülmesini sağlayan hayati bir mekanizmadır. Bu uygulamanın kaldırılması, muhasebe kayıtlarında gerçeği yansıtmayan yüksek kâr görünümüne ve buna bağlı ek vergi yüklerine yol açacaktır” ifadelerini kullandı. Başkan Demir, bu durumun firmaları satış bedellerini düşük gösterme arayışına itebileceğini belirterek, “Bu tablo tapu harcı beyanını olumsuz etkiler, kayıt dışılığı besler ve kamu otoritelerinin ihtiyaç duyduğu güvenilir verileri zayıflatır” uyarısında bulundu. Çözüm Çağrısı: Dengeli ve Teşvik Edici Model İMSİFED olarak çözümün yalnızca denetimleri artırmak olmadığını vurgulayan Şeref Demir, dengeli ve teşvik edici bir yaklaşıma ihtiyaç olduğunu dile getirdi. Demir, “Tapu harç oranlarının makul seviyelere çekilmesi ve enflasyon muhasebesinin sektörel gerçekliği yansıtacak şekilde kalıcı olarak uygulanması birlikte ele alınmalıdır” dedi. Önerilerinin kamu gelirlerini koruyan, sektörü kayıtlı ve kurumsal zeminde güçlendiren, vatandaşın işlem maliyetlerini öngörülebilir hale getiren bir sistem hedeflediğini belirten Demir, “Şeffaflığın arttığı ve reel maliyetlerin esas alındığı bir yapı, devletin gelir güvenliğini güçlendirir, yatırım ortamını iyileştirir ve vatandaşın mali risklerini azaltır. İMSİFED olarak bu sürece her zaman katkı sunmaya hazırız” şeklinde konuştu.

İbrahim Burkay’dan 2026 vizyonu: "BTSO bugünü değil, 10 yıl sonrasını planlıyor!" Haber

İbrahim Burkay’dan 2026 vizyonu: "BTSO bugünü değil, 10 yıl sonrasını planlıyor!"

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın (BTSO) 2026 yılının ilk Meclis Toplantısı, Meclis üyelerinin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, küresel ekonomide yaşanan dönüşümden BTSO’nun gelecek vizyonuna, üretim gücünün korunmasından stratejik projelere kadar birçok başlıkta önemli değerlendirmelerde bulundu. BTSO Meclis Toplantı Oda Hizmet Binası’nda Meclis üyelerinin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Meclis üyelerinin faaliyet gösterdikleri sektörlerde yaşanan gelişmeleri dile getirdiği toplantıda konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, BTSO’nun bir uzmanlık merkezi olarak konumlandığını ifade etti. Meclis, komiteler ve konseylerin her birinin kendi alanında Türkiye’nin en güçlü sivil toplum yapıları arasında yer aldığını söyleyen Başkan Burkay, Türkiye’nin en büyük ticaret ve sanayi odalarından biri olan BTSO’da yönetim anlayışının ortak akla dayandığını belirterek, “Bu süreçte hepimiz Bursa’yı ve Bursa iş dünyasını her platformda gururla temsil ediyoruz. Bu duruş, sorunların çözümünde de etkili oluyor.” diye konuştu. Görevlerin bir makam değil, bir sorumluluk olduğunun altını çizen Burkay, hayata geçirilen projelerin de kalıcı eser olarak kentin ve ülkenin ekonomi tarihine geçtiğini dile getirdi. İbrahim Burkay, “Bu eserler bizi tarif edecek. Çocuklarımıza ve torunlarımıza anlatacağımız hizmetler bunlar.” dedi. “BTSO Bugünü Değil, Geleceği Planlıyor” Dünya ekonomisinin zor bir dönemden geçtiğini işaret eden BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Burkay, yaşanan sürecin yalnızca Türkiye’ye özgü olmadığını, küresel ölçekte bir dönüşüm yaşandığını ifade etti. Pandemi sonrası dünyanın eski dünya olmadığını belirten Burkay, “Dünyayı bir yerden alıp başka bir yere koydular. Eski alışkanlıklarla o dünyayı arıyoruz ama o dünya artık yok.” dedi. Küresel ekonomide devletlerin yerini büyük şirketlerin aldığına, ciddi bir servet transferi yaşandığına dikkat çeken İbrahim Burkay, BTSO’nun bu değişimi 12 yıldır doğru okuduğunu vurguladı. GUHEM, BUTEKOM, TEKNOSAB, Model Fabrika ve Elektrikli Araçlar Mükemmeliyet Merkezi gibi projelerin bu vizyonun ürünü olduğunu ifade eden İbrahim Burkay, şöyle devam etti: “Bugün içten yanmalı motorlardan elektrikli araçlara geçişin kaçınılmaz olduğu konuşuluyor. Bizler bu alanda 4 yıl önce adım attık. Türkiye’de Elektrikli Araçlar Mükemmeliyet Merkezi’ni hayata geçiren ilk ve tek odayız. Üstelik bunu AB Fonlarıyla yaptık. Biz bugünün değil, 5-10 yıl sonra karşımıza çıkacak sorunların adımlarını atıyoruz. Kurumlar bunun için var.” Dijital dönüşüm konusunda da öncü adımlar attıklarını belirten Burkay, Türkiye’de e-ticaret komitesini kuran ilk odanın BTSO olduğunu hatırlattı. Uzmanlaşmanın önemine değinen Burkay, komite sayısının 47’den 70’e çıkarılmasının da bu anlayışın bir sonucu olduğunu söyledi. “Bursa Devler Liginde Olmalı” Bursa’nın Türkiye ekonomisindeki stratejik rolüne dikkat çeken Başkan Burkay, “Bursa ligden düştüğü anda Türkiye de ligden düşer. Bursa devler liginde yer almalı.” ifadelerini kullandı. Bursa’nın 20 milyar dolarlık ihracat, 200’ü aşkın ülkeye ihracat yapan bir ekonomiye sahip olduğunu belirten İbrahim Burkay, dış ticaret ve yüksek küresel entegrasyon gücüne rağmen geleceğin alanlarında yatırım yapmamanın kabul edilemez olduğunu vurguladı. Kapasite Fazlası ve Haksız Rekabet Uyarısı Küresel ölçekte yaşanan kapasite fazlasının ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirten Burkay, bunun gerçek bir fiyat ya da kalite rekabeti olmadığını, özellikle Uzakdoğu’dan yapılan ve üretim kaslarını hedef alan bir “kapasite istilası” olduğunu söyledi. Bu durumun ülkeleri üretimden kopardığını ifade eden Burkay, Türkiye’nin üretim gücünü koruması gerektiğini vurguladı. Ticaret Bakanlığı’nın bu konuda sektöre duyarlı ve iş birliğine açık bir yaklaşım sergilediğini de belirten Burkay, gerekli düzenlemelerin kararlılıkla ele alınması gerektiğini ifade etti. GSYF Modeliyle Lojistik Teknopark BTSO öncülüğünde hayata geçirilen Lojstik Teknopark Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’nun, Türkiye’de bir sivil toplum kuruluşu tarafından kurulan ilk fon olma özelliği taşıdığını vurgulayan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, fonun nitelikli yatırımcı sayısı açısından da Türkiye’nin ilk üç fonu arasında yer aldığını ifade etti. Toplamda 537’nin üzerinde girişim sermayesi yatırım fonu bulunan Türkiye’de, BTSO fonunun büyüklük açısından dokuzuncu sırada yer aldığını belirten Burkay, yaklaşık 650 nitelikli yatırımcının projeye ortak olduğunu söyledi. Bu yatırımcıların 430’unun esnaf ve KOBİ’lerden, yaklaşık 200’ünün ise 17 organize sanayi bölgesinde faaliyet gösteren sanayicilerden oluştuğunu dile getiren Burkay, sanayici ile çarşı esnafını aynı projede buluşmasının son derece kıymetli olduğunu vurguladı. “Tüm Yatırımcılar İçin Değer Üretiyor” Fon kapsamında hayata geçirilecek Lojistik Teknopark projesinin temelinin Mart sonu – Nisan başı itibarıyla atılmasının planlandığını aktaran Burkay, sözleşme ve yatırım süreçlerinin başladığını belirtti. Projenin, riskleri minimize eden yapısıyla Bursa iş dünyasının ortak akıl ve paylaşım kültürünü yansıttığını ifade eden Burkay, küçük ya da büyük ölçekli tüm yatırımların büyük bir değere dönüştüğünü kaydetti. Başkan Burkay, bu modelin yalnızca bir yatırım projesi değil, aynı zamanda 60 bin üyenin tamamını ortak etme vizyonunun somut bir örneği olduğunu vurgulayarak, “Bu proje, önümüzdeki dönemde yatırımcıların ‘İyi ki bu yapının içinde yer aldık’ diyeceği, duasıyla hepimizin nasipleneceği bir değer oluşturuyor.” dedi. “Firmalarımızın Rekabet Gücünü Artırıyoruz” BTSO’nun ihracat ve pazar çeşitliliği çalışmalarına da değinen Burkay, KFA Fuarcılık organizasyonunda düzenlenen Junioshow Fuarı’nın büyük başarı sağladığını söyledi. 47 UR-GE projesi kapsamında Japonya’dan Çin’e, ABD’den Avrupa’ya kadar yoğun bir uluslararası temas trafiği yürütüldüğünü belirten Burkay, bu çalışmaların firmaların vizyonunu ve rekabet gücünü artırdığını ifade etti. Konuşmasının sonunda birlik ve beraberliğin önemine vurgu yapan Burkay, “Bu mecliste derdi koltuk olanlar değil, derdi Bursa ve Türkiye olanlar var. Niyet halis olunca sonuç da hayır oluyor.” dedi. “Bursa Türkiye Ekonomisine Değer Katmaya Devam Ediyor” BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur da, 2025’in küresel ölçekte jeopolitik risklerin ve ekonomik belirsizliklerin yoğun hissedildiği bir yıl olduğunu belirterek, Türkiye’de iş dünyasının en önemli gündeminin enflasyonla mücadele, finansmana erişim ve yatırım ortamının iyileştirilmesi olduğunu ifade etti. Bursa iş dünyasının tüm zorluklara rağmen üretim ve ihracatla ülke ekonomisine katkı sunduğunu vurgulayan Uğur, kentin 2025 yılında 19,5 milyar dolarlık ihracat performansına ulaştığını kaydetti. BTSO’nun KFA, UR-GE, alım heyetleri ve fuar organizasyonlarıyla firmaların dış ticaretine rehberlik etmeyi sürdürdüğünü dile getiren Uğur, yılın ilk fuarı Junioshowun sektöre önemli bir ivme kazandırdığını söyledi.

"Adil rekabet olmadan fiyatlar düşmez" Haber

"Adil rekabet olmadan fiyatlar düşmez"

TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Piyasada adil rekabet ortamı sağlanmadıkça fiyatların düşmesi mümkün değil," diyerek, enflasyonu düşürme hedeflerine yönelik kurallar ve yol haritası oluşturulmasının önemine dikkat çekti. Palandöken, "Esnaf ve sanatkârın rekabet edebilmesi için uygun koşulların sağlanması gereklidir. Gelişmiş ülkelerde bu durum çözüme kavuşuyor ancak burada zincir mağazalar, hiper ve gross marketlerle denge bozuluyor," ifadelerini kullandı. "HERKES KENDİ İŞİNİ YAPARSA MEMLEKET RAHATLAYACAK" Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, herkesin kendi işine odaklandığında memleketin rahatlayacağını belirterek, "Esnaf sanatkârın bulunduğu bölgede rekabet edebileceği bir ortam oluşturulmalı. Sermayem var istediğim işi yaparım ama bu, kimse engelleyemez anlayışı yanlıştır. Kışın lastik, ilkbaharda boya veya hırdavat satmak gibi tüm meslek dallarına yayılmak doğru değil. Esnafların geleneksel işletmelerine yer bırakılmadığında, babalarının mesleğini sürdüren insanlar kalmıyor. Fırınımı kendim yaparım, ekmeği, balığı, eti kendim satarım anlayışı yanlış. Her şeyi satmaya çalışmak marketlere hâkimiyet kazandırırken, pek çok sektörün de bitmesine neden oluyor. Piyasada fiyatların gerilemesi için hükumetin aldığı tedbirler desteklenmeli," şeklinde konuştu. "ÖZEL MARKALI ÜRÜNLER DİĞER BÜYÜK MARKALARI YOK EDİYOR" Bendevi Palandöken, büyük marketlerde özel markalı ürünlerin, 50-60 yılda markalaşan firmaları da yok ettiğini belirterek, "Aynı marka ismiyle küçük değişikliklerle veya kendi logosunu ekleyerek ürünlerini pazarlayanlar, yılların markalaşmış firmalarını yok ediyor. Bu konuda bir çözüm bulunması, diğer ülkelerde nasıl uygulandığına bakılması ve rekabet koşullarının incelenmesi lazım. Birçok yerde, bir limon almak isterseniz bir file almak zorunda kalıyorsunuz, bu da israfa ve fiyat dengesizliğine neden oluyor. Böyle bir sistem oluşturduğunuzda haksız rekabetten dolayı birçok esnaf iş yerini kapatmak zorunda kalıyor," dedi. "ESKİSİ GİBİ 50 YILLIK İŞLETMELER KALMADI" Palandöken, mahalle esnafının neredeyse 2-3 yılda bir el değiştirdiğini vurgulayarak, "Eskisi gibi 50, 60, 80 yıllık işletmeler artık yok. Kasabınız, manavınız, konfeksiyoncunuz veya ayakkabı tamirciniz 2-3 yılda mutlaka el değiştiriyor. Haksız rekabet karşısında fiyatları düşürmek mümkün değil. Kurallar konulmazsa, açılış kapama saatleri, otopark düzenlemeleri yapılmazsa enflasyonun düşmesi imkânsız. Adil rekabet, esnafla, kaliteyle ve bölgeyi tanıyan, müşterisini önemseyen yaklaşım sayesinde sağlanabilir," diye belirtti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.