SON DAKİKA
Hava Durumu

#Halk Sağlığı

Söz Bursa - Halk Sağlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Halk Sağlığı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bursa Milletvekili Pala uyardı: "İklim krizi öldürüyor, Bakanlık sessiz" Haber

Bursa Milletvekili Pala uyardı: "İklim krizi öldürüyor, Bakanlık sessiz"

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, son dönemde iklim krizinin insan sağlığı üzerindeki etkisinin endişe verici düzeye ulaştığını belirtti. İklim krizinin toplum sağlığını birçok farklı şekilde tehdit ettiğini ifade eden Prof. Dr. Pala, konuya ilişkin, “İklim krizi; sıcak hava dalgaları, kuraklık, gıda kaynaklı hastalıklar, yeni enfeksiyonlar ve orman yangınları gibi birçok farklı yolla toplum sağlığını tehdit etmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün raporları, sıcak dalgalarının özellikle yaşlılarda, kronik hastalığı olan bireylerde ve şehir merkezlerinde yaşayanlarda ölüm oranlarını belirgin biçimde artırdığını göstermektedir” açıklamasında bulundu. Prof. Dr. Pala, aşırı sıcakların etkilerine rağmen Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan eylem planlarının denetim ve uygulama açısından yetersiz kaldığını vurgulayarak, geçtiğimiz temmuz ayında aşırı sıvı kaybı nedeniyle şehit olan iki askeri hatırlattı. Eleştirilerini, “Hükümetin iklim krizine karşı önlemleri ne yazık ki kâğıt üzerinde kalmıştır. Şehit olan askerlerimiz gibi üzücü ve önlenebilir ölümlerin tekrarlanmaması için sorunun ciddiyeti derhal görülmeli ve eylem planı hızla hayata geçirilmelidir” sözleriyle dile getirdi. Prof. Dr. Pala, Sağlık Bakanlığı’na; iklim krizinin sağlık üzerindeki etkilerine dair çalışmalar, Bakanlığın eylem planında gelinen mevcut durum ve denetimler hakkında ayrıntılı bilgi talep ettiği kapsamlı bir soru önergesi iletti. Buna karşın Bakan Kemal Memişoğlu, kendisine 23 Ekim 2025 tarihinde iletilen soru önergesine, Anayasa’nın 98. maddesi uyarınca öngörülen on beş günlük yasal süre dolmasına rağmen yanıt veremedi. “Bakanlık 2015 yılında yayınladığı eylem planını neden uygulamıyor?” Prof. Dr. Pala, soru önergesinde öncelikle 2015’te yürürlüğe giren “İklim Değişikliğinin Sağlık Üzerine Olumsuz Etkilerinin Azaltılması Ulusal Programı ve Eylem Planı”ndaki hedeflerin kaçının gerçekleştirildiğini, bu dönemde planın güncellenip güncellenmediğini ve güncellenmediyse gerekçesinin ne olduğunu sordu. Konuya ilişkin olarak Pala, “Bakanlık iklim değişikliğinin halk sağlığı üzerindeki etkisini ciddiye almak zorundadır. Yalnızca İstanbul’da 2003 ile 2017 yılları arasında 4 binden fazla vatandaş bu sebeple hayatını kaybetmiştir” açıklamasında bulundu. “İklim değişikliği eylem planı kapsamındaki sağlık göstergeleri güncel olarak neden kamuoyuyla paylaşılmamaktadır” diye soran Pala, “Sorunun boyutu hakkında şeffaf olunmadıkça ne halk bilinçlendirilebilir ne de etkili önlemler alınabilir” değerlendirmesinde bulundu. İklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkisinin yakından izlenmesinin yanı sıra, sağlık hizmetlerinin ve altyapısının da değişen iklim koşullarına hazırlıklı olması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Pala, “Hastaneler, aile sağlığı merkezleri ve bakım kurumlarında iklim dayanıklılığı planı hazırlandı mı; sağlık personeline iklim kaynaklı sağlık riskleri konusunda mesleki eğitim veriliyor mu; kırılgan gruplara yönelik özel koruyucu uygulamalar ve yerel serinleme önlemleri geliştirildi mi; iklim olaylarının ruh sağlığı üzerindeki etkileri için destek hizmetleri planlandı mı?” sorularına ayrıntılı yanıt istedi. “Bakanlığın böylesi önemli ve uzun zamandır gündemde olan bir sorun hakkındaki soruları yanıtsız bırakması, konuya ilişkin herhangi bir çalışma olmadığına ve alınan kararların yalnızca kâğıt üzerinde kaldığına dair kaygıyı güçlendirmektedir. Bakanlık kamuoyunda güveni inşa etmek istiyorsa, yanıtlarında eylem planının hedeflerini ve takvimini net bir biçimde açıklamalıdır” dedi. “Birçok düzenleme hemen hayata geçirilmelidir; Bakanlık yaza kadar denetimlerini sıkılaştırmalı!” Eylem planı kapsamında geniş çaplı uygulamalar hayata geçirilene kadar önlenebilir ölümlerin önüne geçilmesi için kısa vadede bazı düzenlemelerin yapılması gerektiğini ifade eden Pala, öncelikle dış ortamda çalışanlar için ısıya göre çalışma saatleri, dinlenme araları ve suya erişimin eksiksiz biçimde denetlenmesi gerektiğini dile getirdi. “Aşırı sıvı kaybı nedeniyle şehit olan askerlerimiz, sıcak hava dalgaları nedeniyle yaşamını erken yitiren yaşlılar ve benzer olaylar kabul edilemez. Bakanlık yaz aylarına kadar bu konuda derhal bir çalışma yürütmeli ve çalışma ortamlarında sağlığı tehdit edebilecek uygulamaları etkili biçimde engellemelidir” çağrısıyla açıklamalarını noktaladı.

Pala: "Bursa’nın havası öldürüyor, Bakanlık sessiz kalıyor" Haber

Pala: "Bursa’nın havası öldürüyor, Bakanlık sessiz kalıyor"

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politikaları Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Bursa’da hava kirliliğinin ağır bir halk sağlığı yükü yarattığını belirterek Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na kapsamlı bir soru önergesi verdi. “Bursa’da hava kirliliği, önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bilimsel araştırmalar Bursa’da her yıl 3 bine yakın kişinin hava kirliliğine bağlı olarak yaşamını erken yitirdiğini göstermektedir” diyen Prof. Dr. Pala, sorunun uzun yıllardır sürdüğünü, buna karşın hava kirliliğini ortadan kaldıracak etkili önlemlerin alınmadığını, erken ölümler ile hastalanmalara karşı sessiz kalındığını söyledi. Bursa’da hava kirliliğinin temel kaynaklarından birinin denetimsiz endüstriyel faaliyetler olduğunu ifade eden Pala, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na soruna yönelik çalışmalardaki mevcut durumu, il düzeyinde denetimlerin ve yaptırımların ne ölçüde uygulandığını sordu. Buna karşın, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, kendisine 24 Ekim 2025 tarihinde iletilen soru önergesine Anayasa’nın 98. maddesi uyarınca öngörülen on beş günlük yasal süre geçmesine rağmen yanıt veremedi. “Bakanlık denetimleri yerine getirmiyor; çevreyi kirleten şirketler korunuyor!” Milletvekili Pala, soru önergesinde endüstriyel faaliyetlerin hava kirliliğinin temel kaynaklarından biri olduğunu vurgularken, Bursa’daki tekstil sektörüne ayrı bir başlık açtı. Tekstil sektöründe faaliyet gösteren fabrikaların yoğunlukla fosil yakıt yaktığını ve bacalardan yayılan kirliliğin gözle görülür düzeyde olduğunu söyledi. Bu konuda neden önlem alınmadığını soran Pala, Bakan’a “Bursa’da tekstil sektöründe faaliyet gösteren ve çevre iznine tabi kaç şirket bulunmaktadır? Ayrıca, bu şirketlerin kaçında RAM makinası (ıslak işlemden sonra kumaşın kurutulması ve ısıl işlemden geçirilmesi için kumaş işlemede kullanılan özel fırın) bulunmaktadır?” sorularını yöneltti. Bununla birlikte, RAM makinası bulunan şirketlerden kaçında kirliliğe dair ölçümlerin eksiksiz yapıldığının da açıklanmasını istedi. Bursa’da hava kirliliğine yol açan endüstriyel faaliyetlerin yalnızca tekstil sektörü ile sınırlı olmadığının altını çizen Milletvekili Pala, Bakanlığın son dönemde il genelinde kaç denetim gerçekleştirdiğini ve bu denetimler sonucunda kaç şirkette yasal sınırların üzerinde atık üretildiğinin tespit edildiğini sordu. Konuya ilişkin Pala, “Bakanlığın hava kalitesi ölçüm istasyonları, Bursa’da hava kirliliğinin çok yüksek olduğunu gösteriyor. Bakanlık böylesi bir kirliliği görüyorken buna karşı bir önlem neden alınamıyor? Denetimler eksiksiz yapılmadıkça ve ilgili yaptırımlar uygulanmadıkça, toplum sağlığının değil şirketlerin korunduğu açıktır” ifadesinde bulundu. “Bakanlık sebep olduğu halk sağlığı sorununun hesabını vermelidir!” Prof. Dr. Pala, soru önergesinin sonunda Bursa’da hava kirliliği nedeniyle erken ölen, hastalanan ve hastaneye yatmak zorunda kalan yurttaşlar için Bakanlığın herhangi bir eylem planı olup olmadığının açıklanmasını istedi. “Cumhurbaşkanlığı Hükümeti’nin denetim zafiyetleri ve benimsediği sermaye yanlısı politikalar, çevre kirliliğini artık ülkemizde milyonları etkileyen bir halk sağlığı sorunu haline getirmiştir. Yalnızca hava kirliliği sebebiyle Bursa’da her yıl 3 bine yakın vatandaş hayatını erken kaybederken, Bakanlık gelinen bu durumun hesabını vermeli ve derhal etkili çözümleri hayata geçirmelidir” çağrısında bulundu.

Tarım topraklarında zehir izleri: Prof. Dr. Pala Bakanlıkları göreve çağırdı Haber

Tarım topraklarında zehir izleri: Prof. Dr. Pala Bakanlıkları göreve çağırdı

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, 2025 yılında Science dergisinde yayımlanan küresel toprak kirliliği çalışmasında Türkiye’ye ilişkin endişe verici bulgular bulunduğunu, çevre ve halk sağlığı açısından ciddi sorunlar yaşanmadan önlem alınması gerektiğini vurguladı. “Geçtiğimiz yıl yayımlanan kapsamlı bir çalışma, tarım topraklarının önemli bir bölümünde sağlığı tehdit edecek düzeyde arsenik, kadmiyum, kurşun, nikel ve benzeri zehirleyici metaller bulunduğunu tespit etmiştir. Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz ve Orta Doğu koridoru, bu metallerin toprakta yoğunlaştığı bölgelerin başında gelmektedir. Ağır metaller tarım topraklarında birikerek mahsullerin kökleri aracılığıyla gıda zincirine taşınmakta, bitkilerin büyümesini yavaşlatmakta ve ürün kalitesini düşürmektedir. Dahası, kirlenmiş topraklarda yetişen gıdaların ağır metal içeriği, başta çocuklar olmak üzere insanların sağlığı açısından ciddi risk oluşturmakta, gıda güvenliğini tehdit etmektedir” diyen Prof. Dr. Pala, konu hakkında ilgili bakanlıklara kapsamlı iki ayrı soru önergesi iletti. Prof. Dr. Pala, 7 Ekim 2025 tarihinde Tarım ve Orman Bakanlığına ilettiği soru önergesinde tarım topraklarında ağır metaller başta olmak üzere kirlilik durumuna ve Bakanlığın bu konudaki çalışmalarına odaklanırken, aynı tarihte Sağlık Bakanlığına ilettiği soru önergesinde ağır metal kirliliğinin halk sağlığı üzerindeki etkisinin değerlendirilip değerlendirilmediğini sordu. Riskli bölgelerin yönetiminde şeffaf veri paylaşımının önemine dikkat çeken Pala’nın çağrısına karşın, ne Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ne de Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, kendilerine iletilen soru önergelerine Anayasa’nın 98. maddesi uyarınca öngörülen 15 günlük süre içerisinde yanıt verebildi. “Toprak kirliliği verileri şeffaf bir biçimde paylaşılmadıkça, sorunun boyutu anlaşılamaz ve etkili bir eylem planı oluşturulamaz!” Prof. Dr. Pala, Tarım ve Orman Bakanlığına ilettiği soru önergesinde tarım toprakları, sulama suları ve tarım ürünleri eksenine odaklanırken, son 10 yıla ait ağır metal yükü verilerinin iller ve tarımsal bölgeler ölçeğinde ayrıntılı biçimde açıklanmasını istedi. “Tarım ürünlerinde ağır metal kalıntılarına dair analiz ve saha çalışmalarının sonuçlarına neden Bakanlığın Dijital Tarım İhtisas Kütüphanesinden erişilememektedir?” diye soran Pala, bu alandaki veri yetersizliğine dikkat çekti. “Toprak kirliliğine dair veriler şeffaf biçimde üretici ve vatandaşla paylaşılmadıkça, sorunun boyutu anlaşılamaz ve etkili bir eylem planı oluşturulamaz. Özellikle sanayileşmenin ve madencilik faaliyetlerinin yoğun olduğu bölgelerde tarım topraklarının ve sulama sularının ağır metaller açısından izlenmesine dönük çalışmaları Bakanlık hızla başlatmalı, ağır metal kirliliğini önleyici uygulamaları hayata geçirmek için çiftçiyi desteklemelidir” çağrısında bulundu. “Ağır metallerin çocuk gelişimi üzerinde geri dönüşümsüz etkileri var; etkili bir halk sağlığı programı şart!” Besin zincirine geçen ağır metallerin sağlık üzerindeki risklerini azaltmak için iki bakanlığın ortak bir çalışma yürütmesi gerektiğinin altını çizen Pala, Sağlık Bakanlığına ilettiği soru önergesinde ise ciddi bir halk sağlığı tehdidi olarak nitelendirdiği bu duruma karşı nasıl bir eylem planı izlendiğini sordu. Yurt çapında içme suyunda arsenik, kurşun, kadmiyum ve cıva başta olmak üzere ağır metal kirliliğine ilişkin izleme çalışmalarının sonuçlarını talep eden Pala, hangi illerde sağlığı tehdit edecek sınırların üzerinde değerler görüldüğünün açıklanmasını da istedi. Açıklamasının sonunda Pala, “Kurşun ve kadmiyum gibi ağır metallerin uzun dönemde böbrek, karaciğer ve sinir sistemi hasarı ile çocuk gelişimi üzerinde geri dönüşümsüz etkilere yol açabileceği bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Özellikle kurşun, çocukların beyin gelişimini kalıcı olarak etkileyerek dikkat süresinin kısalması ve antisosyal davranışların artması gibi davranış değişikliklerine, ayrıca eğitim düzeyinin düşmesine neden olabilir. Bu nedenle Bakanlığın bu konuda ülke çapında bir risk haritası çıkarması ve bu haritanın ışığında kapsamlı önlemler alması zorunludur” dedi.

Bursa’da çevre ve su kalitesi için önemli yatırım Haber

Bursa’da çevre ve su kalitesi için önemli yatırım

Bursa Büyükşehir Belediyesi, Doğu Atıksu Arıtma Tesisi’nin günlük kapasitesini yaklaşık 4 kat artırarak daha temiz bir çevre ve su kaynaklarının korunması için önemli bir adım attı. Sağlıklı, teknolojik ve dirençli altyapı ağı oluşumunda örnek yatırımlara imza atan Bursa Büyükşehir Belediyesi BUSKİ Genel Müdürlüğü, çevre ve insan odaklı yatırımlarını sürdürüyor. Yıldırım ve Osmangazi ilçelerine hizmet eden, artan nüfus ve yağışlarla birlikte yetersiz kalan Doğu Atıksu Arıtma Tesisi’nin ön arıtma kapasitesi, günlük 240 binden 800 bin metreküpe çıkarıldı. Bu sayede kum, yağ ve kaba atıkların daha da iyi tutulması mümkün hale getirildi. Ayrıca yağışlı havalarda tesise normal kapasitenin üzerinde su girişi olması nedeniyle her biri günlük 400 bin metreküp kapasiteyle çalışan iki ayrı ön arıtma hattı da devreye alındı. Arıtılan su, kontrollü ve güvenli şekilde Nilüfer Çayı’na deşarj edilecek. GÜVENLİ, SAĞLIKLI VE KESİNTİSİZ ALTYAPI Tesisi ziyaret ederek BUSKİ yetkilileri ile birlikte incelemelerde bulunan Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, geliştirilen sistemle birlikte bölgede yaşayan vatandaşların artan nüfus ve yoğun yağışlara rağmen daha güvenli ve kesintisiz bir atık su altyapısına kavuşacağını söyledi. Artırılan kapasite sayesinde taşkın ve kirlilik riskinin de azaltılmış olacağını vurgulayan Başkan Bozbey, Nilüfer Çayı’na deşarj edilen suyun daha kontrollü biçimde aktarılacağı için su kalitesinin korunmasına da katkı sağlanacağını ifade etti. "ÇEVRE YATIRIMLARINA ÜST DÜZEY HASSASİYET GÖSTERİYORUZ" Doğu Atıksu Arıtma Tesisi’nin halk sağlığı ve doğal yaşam için son derece önemli olduğunu söyleyen ve günlük arıtma kapasitesinin 800 bin metreküpe yükseldiğini vurgulayan Başkan Bozbey, "Artık yoğun yağışlar nedeniyle taşkın riski oluşabilecek durumlarda gelen suyu burada arıtarak kontrollü şekilde derelere verme imkanına sahip oluyoruz. Çalışmalarımız tamamlandığında kentimizin doğu bölgesinde Çevre Bakanlığı’nın bizden istediği kriterlere uygun şekilde suyu arıtarak derelerimize ve oradan da denizlere ulaştıracağız. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak çevre duyarlılığını gözeterek bu alandaki yatırımlarımıza üst düzey hassasiyet gösteriyoruz" dedi.

Başkan Bozbey’den gelecek nesiller için kritik imza: Bursa’nın suları 'Akademik denetim' altında! Haber

Başkan Bozbey’den gelecek nesiller için kritik imza: Bursa’nın suları 'Akademik denetim' altında!

Bursa Büyükşehir Belediyesi çevre ve su kaynaklarını korumaya yönelik kararlı adımlarına bir yenisini daha ekledi. Çevre yatırımlarıyla kenti sağlıklı bir geleceğe taşımaya devam eden Büyükşehir Belediyesi, daha sağlıklı bir çevre ve mevcut kaynakların daha iyi korunabilmesi için diğer kurumlarla iş birliklerini de sürdürüyor. Bu kapsamda BUSKİ Genel Müdürlüğü ve TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Bursa Şubesi arasında Atıksu Ön Arıtma Tesisi Proje Onayı, Mesleki Denetim ve Teknik İş Birliği Protokolü imzalandı. Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ve Çevre Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Başkanı Mehmet Şen arasında imzalanan protokolle, sanayi ve yerleşim alanlarındaki atıksu yönetiminin akademik denetim ve mühendislik disipliniyle çok daha güçlü bir zemine oturtulması hedefleniyor. Atıksu ön arıtma tesislerine ait projelerin teknik incelemesi, mesleki denetimi ve vize işlemleri Çevre Mühendisleri Odası Bursa Şubesi tarafından yürütülecek. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, çevrenin ve su kaynaklarının korunmasının öncelikli hedefleri arasında yer aldığını vurguladı. Bursa’nın su kaynaklarını korumak, çevre kirliliğinin önüne geçmek ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir kent bırakmak için kararlılıkla çalıştıklarını belirten Başkan Mustafa Bozbey, “Odalarımızla yaptığımız çalışmalar güçlenerek devam edecek. Her bir akademik odanın kent için önemli projeleri var. Yerel yönetimlerin bunları değerlendirmesi gerekir. Sorunların çözümü noktasında hep birlikte mücadele edeceğiz. Atıksu ön arıtma tesislerinin mevzuata uygun, teknik ve bilimsel esaslara göre projelendirilmesi büyük önem taşıyor. Bu protokol ile mesleki denetimi güçlendirerek hem çevremizi hem de altyapı sistemlerimizi güvence altına alıyoruz” dedi. Çevre Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Başkanı Mehmet Şen, protokolün çevre ve halk sağlığı açısından önemli kazanımlar sağlayacağını ifade etti. BUSKİ ile yürütülecek iş birliğinin, çevre kalitesinin artırılmasına ve sürdürülebilir altyapı yönetimine önemli katkılar sunacağını belirten Şen, daha temiz bir çevre için mücadele eden Başkan Mustafa Bozbey’e teşekkür etti.

Büyükşehir ile üniversite arasında örnek iş birliği Haber

Büyükşehir ile üniversite arasında örnek iş birliği

Bursa Büyükşehir Belediyesi ile Bursa Uludağ Üniversitesi arasında tıp fakültesi öğrencilerinin belediye bünyesinde saha tecrübesi kazanması, gençlerin mesleki gelişimine destek olunması ve kentin sağlık kalitesinin artırılması amacıyla iş birliği protokolü imzalandı. Bursa’nın daha yaşanabilir bir kent olması amacıyla çalışmalarını sürdüren Büyükşehir Belediyesi, diğer kurumlarla olan iş birliklerine her geçen gün yenisini ekliyor. Bu kapsamda Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Bursa Uludağ Üniversitesi arasında iş birliği protokolü imzalandı. Yapılan protokolle, tıp fakültesi öğrencileri eğitim süreçlerini saha tecrübesiyle güçlendirecek. İmza töreninde konuşan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, halk sağlığı noktasındaki sorunları en aza indirmek için diğer kurumlarla ortak projeler geliştirmeye büyük önem verdiklerini söyledi. Üniversitelerde yapılan çalışmaları önemsediklerini anlatan Başkan Mustafa Bozbey, üniversitelerle işbirliklerini de sürekli geliştirdiklerini ifade etti. Üniversitelerin yaptıkları ve yapacakları araştırmalarla insan hayatına büyük katkılar sunacağına inandığını belirten Başkan Mustafa Bozbey, imzalanan protokolün öğrencilere ve topluma fayda sağlamasını temenni etti. Bursa Uludağ Üniversite Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz ise, iki kurum arasındaki iş birliğinin kente ve tıp fakültesi öğrencilerine büyük katkı sunacağını belirterek hayırlı olmasını diledi.

Zafer Partili Aslan: ‘Atık lobisi kazanırken Türk milleti kanser oluyor’ Haber

Zafer Partili Aslan: ‘Atık lobisi kazanırken Türk milleti kanser oluyor’

Zafer Partisi Çevre, Şehir ve Kültür Başkanı Esmaül Hüsna Aslan, Eurostat’ın açıkladığı 2024 atık ticareti raporunu değerlendirerek Türkiye’nin maruz bırakıldığı çevresel tehlikeyi sert sözlerle gündeme taşıdı. Türkiye’nin Küresel Plastik Anlaşması’nı gecikmeden imzalaması gerektiğini söyleyen Aslan, “Ekolojik bir işgal hareketiyle karşı karşıyayız. Atık lobisi kazanırken Türk milleti kanser oluyor” ifadelerini kullandı. AB'nin resmi istatistik kurumu Eurostat, 2024 yılında ihraç edilen 31 milyon 625 bin 131 ton atığın en fazla Türkiye'ye gönderildiğini açıkladı. Türkiye, AB üyesi olmayan ülkelerden oluşan listede aralarında Birleşik Krallık, İsviçre, Ukrayna, ABD, Pakistan, Hindistan, Japonya, Çin, Rusya gibi ülkelerin yanı sıra az gelişmiş ülkelerin de bulunduğu 213 ülke arasında en fazla atık ihraç edilen ülke oldu. Eurostat’ın 10 yıllık veri setine göre Türkiye, yalnızca 2015’te Çin’in gerisinde kaldı, onun dışındaki her yılda AB atıklarının en çok yönlendirildiği ülke oldu. “TÜRKİYE’NİN TOPRAKLARI SİSTEMATİK OLARAK KİRLETİLİYOR” Konuya ilişkin açıklama yapan Zafer Partili Esmaül Hüsna Aslan, “Dünya bize vize vermiyor ama çöplerini vizesiz gönderiyor. Türkiye, uluslararası atık pazarının çöp sahasına dönüştürülmüştür. Karşımızda ekonomik bir model değil, ülkeyi yavaş yavaş öldürme planı var” diye konuştu. “Türkiye’nin topraklarını sistematik biçimde kirleten bir dış ticaret rejimiyle mücadele edeceğiz” diyen Aslan, atıkların yalnızca plastikten ibaret olmadığını hatırlatarak “Bu atıkların önemli kısmı toksik içerikli. Gıda zincirine karışıyor, yer altı sularına sızıyor, soluduğumuz havayı kirletiyor. Halk sağlığı açıkça tehlike altında” ifadelerini kullandı. “EKOLOJİK İŞGAL HAREKETİ” Zafer Partisi Çevre, Şehir ve Kültür Başkanı Esmaül Hüsna Aslan, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Her yıl milyonlarca ton atık ülkeye giriyor; ama tek bir bakan, tek bir şirket, tek bir kamu görevlisi yargı önüne çıkarılmıyor. Bu sessizlik siyasi bir tercihtir. Atık lobisi kazanırken vatandaş kanser oluyor. AB’den gelen toplam yük hesaplandığında, Türkiye’ye her gün ortalama 450 kamyon atık girdiği ortaya çıkıyor. Bu resmen ekolojik bir işgal hareketidir. Bu ülkenin toprağını çöple dolduran yönetim, geleceğini yaşanmaz hale getiriyor. Atık ticaretini sürdüren her imza, çocuklarımızın geleceğinden çalınmış bir yıldır. “TÜRKİYE, KÜRESEL PLASTİK ANLAŞMASI’NI İMZALAMALI” Zafer Partisi olarak uyarıyoruz, plastik ve karışık atık ithalatı derhal durdurulmalıdır. Kısmi yasaklar değil, tam yasak olmalıdır. Türkiye, Küresel Plastik Anlaşması’nı gecikmeden imzalamalıdır. Atık ithalatı yapan firmaların lisansları yeniden incelenmeli, denetimler bağımsız yapılmalıdır. Türkiye’ye bırakılmış atık sahaları tespit edilip temizleme seferberliği başlatılmalıdır. Yasadışı atık ticareti ve yakma faaliyetleri için ağır cezai yaptırımlar uygulanmalıdır. Atıkta ‘enerji’ ve ‘geri dönüşüm’ bahanesiyle yürütülen kirlilik düzeni sona erdirilmelidir. Türkiye’ye yönelen bu kirli ticaretle mücadele etmeyen siyaset, milletin değil lobi sermayesinin hizmetindedir. Zafer Partisi olarak bu ihanete geçit vermeyeceğiz”

Nilüfer, doğanın sesinin yankılandığı kent olma yolunda Haber

Nilüfer, doğanın sesinin yankılandığı kent olma yolunda

Nilüfer Belediyesi ve Tek Sağlık Platformu iş birliğiyle bu yıl üçüncüsü düzenlenen Nilüfer Tek Sağlık Sempozyumu, 3 Kasım Dünya Tek Sağlık Günü’nde Nâzım Hikmet Kültürevi’nde gerçekleştirildi. Bursa'daki sağlık meslek odalarının da desteklediği sempozyumda, iklim krizinin insan, hayvan ve çevre sağlığı üzerindeki etkileri masaya yatırıldı. Sempozyuma Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Bursa Tabip Odası Başkanı Dr. Kadir Binbaş, Bursa Veteriner Hekimler Odası Başkanı Vet. Hekim Melike Baysal, Bursa Dişhekimleri Odası Başkanı Dr. Dt. Kerem Turgut Atasoy’un yanı sıra Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, meclis üyeleri, akademisyenler, sivil toplum ve kamu kuruluşlarının temsilcileri ile çok sayıda davetli katıldı. BAŞKAN ŞADİ ÖZDEMİR: “TEK SAĞLIK BİR ZORUNLULUKTUR” Programın açılış konuşmasını yapan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, iklim krizinin insan, hayvan ve çevre sağlığını doğrudan etkilediğini vurguladı. Nilüfer Belediyesi olarak tek sağlık yaklaşımını kentin temellerine işlediklerini belirten Başkan Özdemir, “Bir kentin gerçekten sağlıklı olabilmesi için, insanın, hayvanın ve doğanın düşünülmesi bir seçenekten öte artık bir zorunluluktur. Nilüfer Belediyesi olarak biz de bu bilinçle hareket ediyoruz” dedi. “KARBON EMİSYONLARINI AZALTMA TAAHHÜDÜ VERDİK” İklim krizi karşısında yerel yönetimlerin somut eylemlerle öncü olması gerektiğini belirten Başkan Şadi Özdemir, Nilüfer Belediyesi’nin ‘Başkanlar Sözleşmesi’ni imzalayarak 2030 yılına kadar karbon emisyonlarını yüzde 40 azaltma taahhüdü verdiğini hatırlattı. Bu kapsamda kurulan 8 güneş enerji santrali ile kendi enerjilerini ürettiklerini ifade eden Başkan Şadi Özdemir, “Bu sayede 2024 yılında bin 100 tondan fazla karbon salımını önleyerek, 4 milyon liranın üzerinde tasarruf sağladık” bilgisini verdi. Dirençli kentin aynı zamanda nefes alan bir kent olduğunu vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, Nilüfer’in 421 parkı ve kişi başına düşen 12 metrekareyi aşan yeşil alan miktarıyla örnek bir şehir olduğunu belirtti. Kent Bostanları, Hasanağa Gıda Merkezi, 200 kilometreye yaklaşan bisiklet yolları ve elektrikli araç filosu gibi projelerle sıfır emisyon hedefine adım adım ilerlediklerini söyledi. “DOĞANIN SESİNİN YANKILANDIĞI BİR KENT” Başkan Şadi Özdemir, sözlerini şöyle tamamladı: “Tüm bu çalışmalar, Nilüfer’i insan, hayvan ve doğa refahını birlikte düşünen gerçek bir tek sağlık kenti haline getirmek için. Bu yüzden bilimin ışığında, dayanışma ve kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz.” Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Zerrin Güleş ise iklim değişikliğine karşı mücadelenin aynı zamanda bir halk sağlığı mücadelesi olduğunu vurguladı. Artan sıcaklıklar, kuraklık, sel ve orman yangınlarının hem çevreyi hem de insan sağlığını doğrudan etkilediğini belirten Güleş, birlikte hareket etmenin önemine dikkat çekti. MESLEK ODALARINDAN ORTAK ÇAĞRI Koronavirüs salgını ve doğal afetlerde tek sağlık bakış açısının eksikliğini gördüklerini belirten Bursa Tabip Odası Başkanı Dr. Kadir Binbaş da, karar vericilerin bu konuda yeni bir paradigma yaratması gerektiğini söyledi. Binbaş, tarım, doğa, çevre, hayvan ve insanla hareket edilmeden gerçek sağlığa ulaşılamayacağını vurguladı. Bursa Veteriner Hekimler Odası Başkanı Vet. Hekim Melike Baysal ise tek sağlık yaklaşımının geleceği kurtarmanın en bilimsel yolu olduğunu belirtti. Baysal, “Hayvan sağlığını kapsamayan hiçbir yaklaşımın sürdürülebilir olmadığını bilmeliyiz. Bugün dünya, bilim insanlarının 6’ncı yok oluş olarak tanımladığı bir süreçten geçiyor. Çocuklarımızı sağlıklı bir dünyada yaşatmak istiyorsak, hayvanların yaşam hakkını ve ekosistemin bütünlüğünü korumak zorundayız” dedi. İklim krizinin artık uzak bir tehdit olmadığını, susuzluk ve hava kirliği ile hastaların sağlığında dahi gözlemlendiğini belirten Bursa Diş Hekimleri Odası Başkanı Dr. Dt. Kerem Turgut Atasoy da, “Sağlıklı bir toplum ancak sağlıklı bir gezegende var olabilir. Ortak sorumlulukla atılacak her adım büyük bir dönüşümün başlangıcı olacaktır” diye konuştu. İklim değişikliğinin bulaşıcı hastalıkların yayılma hızını artırdığına dikkat çeken Bursa Eczacı Odası Yönetim Kurulu Üyesi Ecz. Gökçenay Derebaşı Hanlı da, afet sonrası ilaç ve tıbbi malzeme yönetiminde eczacıların kritik rol oynadığını belirtti. Gökçenay Derabaşı Hanlı, Bursa Eczacı Odası’nın AFAD ve UMKE ile koordineli çalıştığını söyleyerek, afet durumlarında ilaç, tıbbi ve medikal malzeme tedariki sağladığını sözlerine ekledi. UZMAN İSİMLER TEK SAĞLIĞI KONUŞTU Açılış konuşmalarının ardından sempozyumda oturumlara geçildi. Birinci oturumda, Bursa Uludağ Üniversitesi’nden (BUÜ) Doç. Dr. Yasemin Kaya, Bursa Teknik Üniversitesi’nden (BTÜ) Doç. Dr. Ebru Kamacı Karahan ve Nilüfer Belediyesi Sosyal Destek Hizmetleri Müdürü Emrah Aslan, Nilüfer Belediyesi Plan ve Proje Müdürü Sinan Sarıbal moderatörlüğünde “Kentsel Dirençlilik” konusunu ele aldılar. Nilüfer Belediyesi Veteriner İşleri Müdürü Vet. Hekim Sanem Çetiner moderatörlüğünde “Riskler ve Gelecek” başlığıyla düzenlenen ikinci oturumun konukları ise Türkiye Tek Sağlık Girişimi Kurucu Üyesi Vet. Hekim Adnan Serpen ve Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Ali Osman Karababa oldu. Program, Prof. Dr. Alpaslan Türkkan’ın sonuç bildirgesini okumasıyla sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.