SON DAKİKA
Hava Durumu

#Hapis Cezası

Söz Bursa - Hapis Cezası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hapis Cezası haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İmamoğlu casusluk suçlamalarını reddetti: "Gururluyum, onur duyuyorum" Haber

İmamoğlu casusluk suçlamalarını reddetti: "Gururluyum, onur duyuyorum"

Siyasal casusluk suçundan yargılandığı davada savunma yapan tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu "Gerçekten absürtlükte sınır tanımayan, utanç verici bu rezilliğe, bu suçlamaya karşı savunma yapmayacağım. Devlet sırları kullanarak seçmen iradesi yönlendirildi diyorlar. Hangi devlet sırrı? Nerede elde edilmiş? Yok. Hangi yöntemle alınmış? Yok. Ortada tek bir somut cevap, delil, beyan hiçbir şey yok. Bu dosyada ortaya atılan teknik iddiaların tamamının mesnetsiz olduğu bizzat bilirkişi incelemesiyle ortaya konmuştur. Yahu savcılık ne anlar casusluktan? Ekrem İmamoğlu'nun ismi casus, ajan diye yazılmışsa, MİT Başkanı size sesleniyorum niye konuşmuyorsunuz?" dedi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu, stratejist Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve teknoloji yatırımcısı Hüseyin Gün hakkında ‘siyasal casusluk' suçundan 15'er yıldan 20'şer yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın görülmesine başlandı. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki duruşma salonunda görülen duruşmada Ekrem İmamoğlu savunma yaptı. "ÇOK GURURLUYUM" İmamoğlu savunmasında, "Deli kuyuya bir taş atmış ve istiyorlar ki birileri de o taşı çıkarsın. Malum, burada biz birkaç davada daha yargılanıyoruz. Birkaç salon yanda başka bir davada daha yargılanıyoruz. O davadaki arkadaşlarımdan birisi de Necati Bey. Biz orada da bunun bir benzerini yaşıyoruz. Çok rahatım, çok gururluyum. Burada verdiğim mücadeleden dolayı gururluyum. Onur duyuyorum. Türkiye tarihinin demokrasi ve adalet adına en büyük muhalefet mücadelesi bugün Silivri'de verilmektedir" dedi. "ABSÜRTLÜKTE SINIR TANIMAYAN BU SUÇLAMAYA KARŞI SAVUNMA YAPMAYACAĞIM" İmamoğlu, savunmasının devamında şunları söyledi: "Suç yok, delil yok, buna rağmen deniyor ki masumiyetini ispat et. Böyle bir şey olabilir mi? Asrın iftirası casusluk. Asrın iftirası İBB davası. Bu iddianame nedir biliyor musunuz? Tam bir hukuk cinayetidir. İstanbul'da seçimi kazanmak, başta İstanbul olmak üzere ülkemiz siyasetinde söz sahibi olmak suç mudur? Casusluk. Gerçekten absürtlükte sınır tanımayan, utanç verici bu rezilliğe, bu suçlamaya karşı savunma yapmayacağım. Yargı eliyle her türlü baskıyı, hukuksuzluğu, düşman hukukunu yaşadım, yaşıyorum. Casusluktan Ekrem İmamoğlu'nu tutuklamak hukukla, akılla, vicdanla açıklanabilecek bir şey değil. Ekrem İmamoğlu'ndan, Necati Özkan'dan, Merdan Yanardağ'dan casus ve vatan haini çıkarmaya çalışıyorlar." "BURAYA YAZDIKLARI CASUSLUK VE VATAN HAİNLİĞİNİ AYNEN İADE EDİYORUM" "Siyaset biliminde hem Türkiye'de hem dünyada yer edinmiş Necati Özkan'ı ve herkesin saygı duyduğu gazeteci yazar Merdan Yanardağ'ı da bir kurgunun içine katarak vitrin bir dosya üretmek niye?" diyen İmamoğlu, "Ekrem İmamoğlu zaten imha edilecek. Necati Özkan'ın tutsaklığını uzatalım. Merdan Yanardağ'ın da kanalına çökelim ve susturalım. Benim basınla alakalı ilişkilerimi yöneten kişi, Merdan Yanardağ. Böyle bir şey olamaz yani. Burada bize casus ve vatan haini suçlaması yapan bir avuç muhteris ile karşı karşıyayız. Bunu yapan akla söylüyorum en tepeden içinde olan her birine, o buraya yazdıkları casusluk ve vatan hainliğini aynen iade ediyorum. İlerleyen yıllarda haklı çıkarsam şaşırmayın. Güya birkaç dakikalık bir ziyaret ve sonrasında beyefendinin anlattığına göre 3-5 çalışmanın raporu, WhatsApp'tan gönderilmiş rapor seçim sonucunun sahibiymiş gibi ve bir casusluk faaliyetiymiş gibi anlatılıyor ya" diye konuştu. "DEVLET SIRLARI KULLANARAK SEÇMEN İRADESİ YÖNLENDİRİLDİ DİYORLAR, HANGİ DEVLET SIRRI?" İmamoğlu savunmasında, "Ekrem İmamoğlu'na vatan haini, casus yaftası yapıştırmaya çalışıyorlar. Neden? Çünkü bazıları için hukuk artık adaletin değil makamın, terfinin ve kişisel kariyer hesabının aracı haline gelmiştir. Güya tanımadığım kişi gelmiş, işte 11 Haziran'dan 23 Haziran'a seçimi kazandırmış. Kendi de diyor 'böyle bir şey olur mu?' diyor zaten. Vatan haini sözünü, casusluk sözünü yazanlara bu sözleri iade ediyorum. Alnına yapıştırıyorum. ‘Devlet sırları kullanarak seçmen iradesi yönlendirildi' diyorlar. Hangi devlet sırrı? Nerede elde edilmiş? Yok. Hangi yöntemle alınmış? Yok. Hangi tarihte gerçekleşmiş? Yok. Hangi yabancı devlet lehine kullanılmış? O da yok. Ortada tek bir somut cevap, delil, beyan hiçbir şey yok" şeklinde konuştu. "YAHU SAVCILIK NE ANLAR CASUSLUKTAN?" İmamoğlu, "Bilirkişi raporu zaten bütün gerçekleri ortaya koymuş. Söz konusu anlamsız e-postaların, benim görevimden çok önce, 2009 yılına kadar uzanan veri ihlallerinden kaynaklanan eski sızıntılar olduğu ifade edilmektedir. Yani bu dosyada ortaya atılan teknik iddiaların tamamının mesnetsiz olduğu, kasıtlı yorumlarla oluşturulduğu ve gerçeği yansıtmadığı bizzat bilirkişi incelemesiyle ortaya konmuştur. Yahu savcılık ne anlar casusluktan? Bu ülkede devlet sırrı paramparça edilmişse, savcılık bu kadar şey yazmışsa, Ekrem İmamoğlu'nun ismi bu kadar zirveye çıkartılmış, casus, ajan diye yazılmışsa, MİT Başkanı size sesleniyorum niye konuşmuyorsunuz? Siyasal casusluk gibi son derece ağır ve teknik bir suçlamanın bu derece delilsiz ve kurguya dayalı bir metinle ortaya konulabilmesi gerçekten mümkün değildir. Çünkü bir bilginin devlet sırrı niteliği taşıyıp taşımadığının değerlendirilmesi teknik uzmanlık, kurumsal değerlendirme ve somut veri gerektirir. Ama ne yapmış savcılık? Hiçbir uzman kuruma başvurmadan, hiçbir somut tespit ortaya koymadan birtakım bilgilerin 2019 yılında devlet sırrı olduğu sonucuna kendi siyasi, kasıtlı, menfaat odaklı yorumuyla ulaşmıştır" şeklinde savunma yaptı. Mahkeme başkanının "İddianamede Hüseyin Gün'ün internet ortamına sızdırılmış verilerden analiz yaptırdığı, Necati Özkan aracılığıyla size bu verilerle ilgili tavsiyelerde bulunduğu iddia ediliyor. Böyle bir şey oldu mu, sizin bundan haberiniz var mıydı?" şeklindeki sorusuna İmamoğlu, "Benim Necati Bey'le olan ilişkim, yaklaşık 13 sene oldu. Biz, birlikte 4 seçim kazandık. Cumhurbaşkanlığı kampanyasında da beraber çalışıyorduk. Hüseyin Gün'ü ilk defa burada hücrede yatarken tutuklandığı itirafçılıkla benim hakkımda konuşturulduğunda duydum. Öyle bir diyaloğumuz olmadı" yanıtını verdi. Ekrem İmamoğlu'nun avukatının savunmasının ardından duruşma yarına ertelendi.

Murat Övüç’e hapis şoku! "Mizah" dedi, indirim alamadı Haber

Murat Övüç’e hapis şoku! "Mizah" dedi, indirim alamadı

Sosyal medya fenomeni Murat Övüç'ün, kendisine ait sosyal medya hesabında başörtü takarak söylediği sözler gerekçesiyle 'halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik' suçundan yargılandığı dava karara bağlandı. Mahkeme Övüç'ün 11 ay hapis cezasına çarptırılmasına hükmetti. Kendisine ait sosyal medya hesabı üzerinden başına başörtüsü takarak söylediği sözler nedeniyle 'halkı kin ve düşmanlığa tahrik' suçundan yargılanan Murat Övüç'ün davasından karar çıktı. Küçükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya, bir önceki celse tahliye edilen tutuksuz sanık Murat Övüç ile tarafların avukatları hazır bulundu. Esasa ilişkin mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, sanık Övüç'ün, 'halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama' suçundan 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını talep etti. 11 AY HAPİS CEZASI Duruşmada son sözü sorulan sanık Övüç, mahkemeden beraatini talep etti. Kararını açıklayan mahkeme, sanık Murat Övüç'ün, 'halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama' suçundan 11 ay hapis cezasına çarptırılmasına hükmetti. Mahkeme, sanığa verilen cezada, 'sanığın sabıka geçmişi, suç işlemeye meyilli kişiliği nazara alındığında, sanığın yararına cezayı hafifletecek taktiri indirim uygulanmasına yer olmadığına' karar verdi. İDDİANAMEDEN Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanık Övüç'ün görüntüsünü paylaşan bir sitenin, "Parmağındaki pırlanta yüzüğü adeta kameranın içine soktu" şeklinde paylaşım yapıldığının tespit edilmesi üzerine soruşturma işlemlerine başlandığı aktarıldı. Murat Övüç'ün savcılık ifadesinde, "Video yaklaşık 2 yıl önce çekildi. Benim bir sanatçı olmam nedeniyle birçok takipçim bulunuyor. Bunların arasında başörtülü kadınlar da vardır. Benim videodaki amacım, bu videoyu onlar için mizah amaçlı çekmek ve onları eğlendirmektir" şeklindeki beyanları iddianamede yer aldı. Şüphelinin paylaştığı videonun ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğinin belirtildiği iddianamede, sanığın başörtüsü ile sosyal medya platformunda alay ettiği ve başörtüsü kullanan kesime yönelik halkın diğer kesimini alenen tahrik ettiği vurgulandı. İddianamede, Murat Övüç hakkında 'halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik' suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.

Milli Parklar ile ilgili düzenleme TBMM'de kabul edildi Haber

Milli Parklar ile ilgili düzenleme TBMM'de kabul edildi

Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı. Düzenlemeye göre, kanun kapsamına giren alanların kaynak değerlerinin korunarak kullanılmasına imkan sağlamak amacıyla uzun devreli gelişim planlarına uygun olarak yapılan ziyaretçi yönetim planlarının etkin bir şekilde uygulanması ve korunan alanlara gelen ziyaretçilerin doğru bilgilendirilmesi bakımından ve korunan alan yönetiminden olumsuz etkilenen yöre insanının kayıplarının en aza indirilmesine imkan sağlanmak üzere, korunan alan sınırları dahilinde ve yakın çevresinde yaşayan yöre insanının alan kılavuzu olarak yetiştirilmeleri konusunda Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği içerisinde gerekli çalışmaları yapacak. Eğitime alınacak alan kılavuzu adaylarının seçimi, eğitimleri, eğitim sonunda başarılı olanların görevlendirilmeleri ve çalışmalarına ilişkin esas ve usuller ile av ve doğa koruma memurları, saha bekçileri ve orman muhafaza memurlarının çalışma usul ve esasları Genel Müdürlükçe çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü döner sermayeli işletmeler kurabilecek. Milli parklarda, tabii ve ekolojik denge ve tabii ekosistem değerini bozanlara, yaban hayatı tahrip edenlere, bu sahaların özelliklerinin kaybolmasına veya değiştirilmesine sebep olan veya olabilecek her türlü müdahaleler ile kirlilik ve benzeri çevre sorunları oluşturanlara bir yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ve 5 bin güne kadar adli para cezası verilebilecek.

Sadettin Saran Davasında "Feed" bilmecesi: Dosya bilirkişiye gidiyor! Haber

Sadettin Saran Davasında "Feed" bilmecesi: Dosya bilirkişiye gidiyor!

Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Sadettin Saran, ‘yasadışı bahse teşvik etmek' suçundan hakim karşısına çıktı. Hakim, ara kararında dosyanın bilirkişiye gönderilmesine karar verdi. Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Sadettin Saran hakkında sahibi olduğu medya grubu aracılığıyla yapılan maç yayınında yasadışı bahis reklamı yapıldığı iddiasına ilişkin iddianame hazırlanmıştı. Hakkında 3 yıla kadar hapis cezası talep edilen Saran, hakim karşısına çıktı. İstanbul 23. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada tutuksuz sanıklar Alan Kenan Saran, Azade Zeynep Haksal, Emre Eren ve Steven Sadettin Saran hazır bulundu. Duruşmaya taraf avukatları da katıldı. "BİZİM YASADIŞI BAHSİ ÖZENDİRMEK GİBİ BİR FAALİYETİMİZ YOKTUR" Duruşmada kimlik tespiti yapılan Sadettin Saran, iş adamı olduğunu ve aylık gelirinin 5 milyon lira olduğunu söyledi. Savunma yapan Saran, "Net söylemek istiyorum ki yaptığımız işlerden bir tanesi, esas işimiz spor yayıncılığıdır. Sadece Türkiye'de değil, yurt dışından da spor müsabakaları ağırlıklı yayınlar yapıyoruz. Bizim bu şekilde yasadışı bahsi özendirmek gibi bir faaliyetimiz yoktur. Dışarıdan sinyale dokunma şansımız yoktur. Yayını aldığımız gibi getirip koyuyoruz. Sizin bahsettiğiniz reklamlar ya saha içidir ya da oradan geliyordur, yani yurt dışından getiriliyordur. Bizim buna, yayının içerisindeki reklamlara müdahil olmamız imkansız" dedi. "MESELA ARDA GÜLER HAREKET HALİNDEYKEN OLURSA KALE DE BLURLANIR" Hakim tarafından söz konusu yayınlarda blurlama, sansürleme işleminin yapılıp yapılamayacağı sorulan Saran, "Bu, kaliteyi son derece bozan bir şey. Yapılabilir bir şey değildir. Yapalım dediğiniz an maç yayınlanamaz, izlenemez hale gelir. Mesela Arda Güler hareket halindeyken olursa kale de blurlanır" şeklinde konuştu. "BİZ REKLAM ÜRETEN YA DA YERLEŞTİREN TARAF DEĞİLİZ" Mahkeme hakimi Saran'a, "Söz konusu tarihlerde gerçekleşen müsabakalarda bu kadar süre içerisinde bu reklamları engellemek için bir girişiminiz veya çalışmanız oldu mu?" diye sordu. Saran, "Bu işi Türkiye'de tek biz yapmıyoruz ama en büyük biziz. Biz zaten hakkımızda soruşturma açılmadan önce girişimde bulunduk. Yayıncıları temiz sinyal olacak şekilde yayın vermeleri açısından uyardık. 'Senelerdir bu iş böyledir, nasılsa herkes böyle yayınlıyor, biz de devam edelim' demedik. Arkadaşlara Türkiye'deki hassasiyetler aktarıldı. Mesela İspanya, İtalya ligini yayınlamamaya başladık. Müşteriler de 'O kadar para verdik neden yayınlanmıyor' diye abonelikleri iptal etti. Hatta ben ve kardeşim Kenan, UEFA'nın başkanıyla buluşup bu konuyu görüştük. Cumhurbaşkanımıza da kaygılarımız anlatıldı. Her girişimi yaptık. Ben devlet memuru çocuğuyum. 30 sene önce bu şirketi kurdum ve itibarımıza önem verdim. Bizim böyle bir şeyde olmamız hayatın olağan akışına aykırıdır. Biz reklam üreten ya da yerleştiren taraf değiliz. O nedenle ben ve arkadaşlarımın beraatını talep ediyorum" ifadelerini kullandı. Sanık Alan Kenan Saran ise savunmasında, son yayıncı olarak canlı yayına müdahale etme haklarının olmadığını, kimseye 'şu içeriği özellikle yayınlayın' gibi bir talimatının olmadığını, reklam ekleyen veya gelir elde edenlerin kendileri olmadığını söyleyerek, mahkemeden beraatını talep etti. Hakim, ara kararında dosyanın bilirkişiye gönderilerek yayıncı kuruluşun aldığı görüntünün ham olup olmadığı ve müdahale edilmesinin mümkün olup olmadığının, farklı feed kullanma şanslarının olup olmadığının sorulmasına karar verdi. Duruşmada Sadettin Saran'ın vareste tutulmasına da hükmedilerek, eksikliklerin giderilmesi için dava ileri bir tarihe ertelendi. İddianameden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede Alan Kenan Saran, Azade Zeynep Haksal, Emre Eren ve Sadettin Saran ‘şüpheli' sıfatıyla yer aldı. Hazırlanan iddianamede, Saran İnternet Televizyon Yayıncılık A.Ş bünyesinde hizmet veren S SPORT+logolu internet yayın platformunda yayınlanan futbol müsabakalarında sanal reklam teknikleri ile ruhsatsız ve yasa dışı bahis sitelerinin reklamlarının yapıldığının tespit edildiği anlatıldı. Hazırlanan iddianamede, yapılan tespitler doğrultusunda Saran İnternet Televizyon Yayıncılık A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Steven Sadettin Saran, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Alan Kenan Saran, şirketin genel müdürü ile aynı zamanda sorumlu müdürü olan Azade Zeynep Haksal ve şirketin futbol karşılaşmalarının yayınlamasına yönelik organizasyonundan sorumlu genel müdürü olan Emre Eren'in savunmalarında suçlamaları kabul etmedikleri, maç yayınlarının sözleşme yapılan kuruluş yahut spor kulüplerinden temin edildiğini, yapılan sözleşmeler kapsamında maç yayınlarının doğrudan ve müdahalesiz olarak yayınlamakla mükellef olduklarını, maç yayınlarını sağlayan kuruluş veya kulübün yayın içeriği hakkında yayıncıya bilgi vermediklerini, ayrıca yasadışı bahis reklamlarının sansürleneceği şekilde maçın yayınlarının yapılmasının teknik olarak mümkün olmadığını, bu nedenle kendileri dahil olmak üzere birçok yayıncının yasadışı bahis reklamları yer alan maçları yayınlamak durumunda olduklarını söyledikleri belirtildi. Şüphelilerin ayrıca İspanya en üst düzey futbol ligi Primera Division ile iletişime geçtiklerini ancak yapılan yazışmalardan olumlu sonuç alamadıklarını ve bu durumu da kamuoyuna duyurduklarını söyledikleri kaydedildi. Hazırlanan iddianamede şüpheliler Sadettin Saran ve Alan Kenan Saran'ın ‘kişileri, reklam vermek ve sair surette spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis ya da şans oyunlarını oynamaya teşvik etmek' suçundan 1'er yıldan 3'er yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Şüpheliler Azade Zeynep Haksal ve Emre Eren'in ise aynı suçu zincirleme şekilde işledikleri gerekçesiyle 1'er yıl 3'er aydan 5'er yıl 3'er aya kadar hapis cezası talep edildi.

44 canın gittiği sitede müteahhit pes dedirtti: "İlkokul mezunuyum, inşaattan anlamam" Haber

44 canın gittiği sitede müteahhit pes dedirtti: "İlkokul mezunuyum, inşaattan anlamam"

Kahramanmaraş merkezli meydana gelen depremlerde 44 kişinin hayatını kaybettiği Said Bey Sitesi'nin yıkılmasına ilişkin 1'i tutuklu, 2 kamu görevlisi, 8 sanığın yargılanmasına devam edildi. Tutuklu sanık müteahhit H.Ç. "Ben inşaat yaptırdım, yapmadım. Alınan malzemeleri bilmem, ustalar en iyisini almıştı. Müteahhidim ama anlamam, ilkokul mezunuyum" diyerek kendini savundu. Kahramanmaraş'ın Dulkadiroğlu ilçesi Yahya Kemal Mahallesi'ndeki 2 bloklu Said Bey Sitesi, 6 Şubat'ta meydana gelen ilk depremde yıkıldı. Sitedeki 44 kişi hayatını kaybetti, Kahramanmaraş Adliyesi 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde ise sorumlular hakkında dava açıldı. Duruşmada sanıklardan sitenin müteahhidi H.Ç. (54), kamu görevlileri A.Ö., S.B. ve depremde hayatını kaybedenlerin yakınları ile avukatlar katıldı. Dönemin Dulkadiroğlu Belediyesi İmar Müdürü A.Ö. ve müdür yardımcısı S.B., önceki beyanlarını tekrar ettiklerini belirterek suçlamaları kabul etmeyip beraatlerini istedi. "MÜTEAHHİDİM AMA ANLAMAM, İLKOKUL MEZUNUYUM" 'Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma' suçundan 22 yıl 6'şar aya kadar hapis cezası istenen tutuklu sanık müteahhit H.Ç. suçlamaları kabul etmeyerek, "35 yıldır market işi yapıyorum. Ben de mağdurum. Ben inşaat yaptırdım, yapmadım. Alınan malzemeleri bilmem, ustalar en iyisini almıştı. Müteahhidim ama anlamam, ilkokul mezunuyum. Projeye uygun market yapılsın dedik en iyi malzemeleri aldık. Ben de mağdurum keşke oralara yatırım yapmaz olaydım. Yatırım yapalım dedik. Burada ben bin metrekare market açtım. Yakınlarım rahmetli oldu. Hapis yatıyorum suçum yok tahliyemi talep ediyorum" dedi. Tutuksuz diğer sanıkların avukatları da suçlamaları kabul etmeyerek beraatlerini istedi. Mahkeme başkanı daha sonra müştekilere ve site sakinleri ile yakınlarına söz verdi. Katılan vekillerin beyanlarının alınmasının ardından mahkeme heyeti duruşmayı 10 Nisan tarihine erteledi. "Adalete güveniyoruz umudumuzu kaybetmiyoruz" Adliye çıkışı konuşan depremzedelerden Nevres Akkaya, "Binanın asıl yıkılmasına sebep asma katın olduğu ortada. Bilirkişi raporları da ortaya koyuyor. Bunlara rağmen halen istediğimiz neticeyi almakta zorlanıyoruz. Adalete güveniyoruz umudumuzu kaybetmiyoruz" diye konuştu.

Acılı aile mahkemeden çıkan kararla bir kez daha yıkıldı Haber

Acılı aile mahkemeden çıkan kararla bir kez daha yıkıldı

Bursa’da özel bir diş kliniğinde sedasyon altında yapılan diş tedavisinin ardından fenalaşarak hayatını kaybeden 5 yaşındaki Deniz Sönmez’in ölümüne ilişkin davada karar açıklandı. Bursa 44’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, diş hekimi Aleyna S.G. ile anestezi uzmanı Levent O. 'bilinçli taksirle ölüme neden olma' suçundan 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezasına çarptırıldı. Acılı baba verilen karar sonrası, "Kediyi öldüren 3 yıl ceza aldı, bizim canımız gitti 4 yıl ceza verildi" ifadelerini kullandı. Bursa'nın Osmangazi ilçesinde 2 yıl önce 5 yaşındaki çocuğu Deniz Sönmez'i diş ağrısı şikayetiyle bir diş kliniği zincirinin Hürriyet şubesine götüren Sönmez ailesi, minik Deniz'in tedavi sonrası fenalaştığını fark etti. Küçük çocuğa 4 dolgu ve 1 diş çekimi için narkoz verilerek genel anestezi yapıldı. Anestezi sonrası odaya alınan minik Deniz'in ateşi yükseldi. Annenin ambulans çağırma talebine de olumsuz cevap veren doktorlar durumun 'normal' olduğunu söyleyerek Deniz ve annesini evine yolladı. Kısa bir süre sonra baba Aydın Sönmez eve geldiğinde oğlunun yarı baygın inleme sesleri çıkarttığını duydu. Bunun ardından baba Aydın, çocuğunu Bursa Dörtçelik Çocuk Hastanesi'ne götürdü. Doktorların çabasına rağmen minik Deniz'in organlarının iflas ettiği öğrenildi. 3 gün boyunca yoğun bakımda kalan Deniz, organ yetmezliğine bağlı olarak hayatını kaybetti. Yaşanan olay sonrası mahkeme süreci başladı. Mahkeme, diş hekimi Aleyna S.G. hakkında 4 yıl 5 ay 10 gün, anestezi uzmanı Levent O. hakkında ise 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası verdi. Her iki sanık yönünden de hükmün açıklanmasının geri bırakılması, cezanın ertelenmesi veya adli para cezasına çevrilmesi talepleri reddedildi. Mahkeme heyeti, mesul müdür Kerem G.Y.’yi ise taksirle ölüme neden olma suçundan 3 yıl 4 ay hapis cezasına mahkûm etti. Bu ceza, adli para cezasına çevrilerek 97 bin 200 TL olarak belirlendi. İşletme ortakları M.Ç.G., M.Ö.A. ve M.E.K. hakkında ise üzerlerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı verildi. Mahkeme sonrası konuşan baba Aydın Sönmez, "2024 Kasım ayından bu zamana kadar süren bir davaydı. Karar açıklandı. 2 yıl çok uzun bir süre, bu sürede çok yıprandık. Bu sürecin sonunda doktorlara verilen cezalar 4 yıl 5 ay 10 gün. Bilinçli taksirden yargılanmalarına rağmen, aldıkları ceza bizi tatmin etmedi. Vicdanımızı kanattı. İtirazlarımız olacak. Masum bir kediyi öldüren 3 yıl ceza aldı, bizim canımız gitti 4 yıl ceza verildi" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.