SON DAKİKA
Hava Durumu

#Hapis Cezası

Söz Bursa - Hapis Cezası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hapis Cezası haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Sadettin Saran Davasında "Feed" bilmecesi: Dosya bilirkişiye gidiyor! Haber

Sadettin Saran Davasında "Feed" bilmecesi: Dosya bilirkişiye gidiyor!

Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Sadettin Saran, ‘yasadışı bahse teşvik etmek' suçundan hakim karşısına çıktı. Hakim, ara kararında dosyanın bilirkişiye gönderilmesine karar verdi. Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Sadettin Saran hakkında sahibi olduğu medya grubu aracılığıyla yapılan maç yayınında yasadışı bahis reklamı yapıldığı iddiasına ilişkin iddianame hazırlanmıştı. Hakkında 3 yıla kadar hapis cezası talep edilen Saran, hakim karşısına çıktı. İstanbul 23. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada tutuksuz sanıklar Alan Kenan Saran, Azade Zeynep Haksal, Emre Eren ve Steven Sadettin Saran hazır bulundu. Duruşmaya taraf avukatları da katıldı. "BİZİM YASADIŞI BAHSİ ÖZENDİRMEK GİBİ BİR FAALİYETİMİZ YOKTUR" Duruşmada kimlik tespiti yapılan Sadettin Saran, iş adamı olduğunu ve aylık gelirinin 5 milyon lira olduğunu söyledi. Savunma yapan Saran, "Net söylemek istiyorum ki yaptığımız işlerden bir tanesi, esas işimiz spor yayıncılığıdır. Sadece Türkiye'de değil, yurt dışından da spor müsabakaları ağırlıklı yayınlar yapıyoruz. Bizim bu şekilde yasadışı bahsi özendirmek gibi bir faaliyetimiz yoktur. Dışarıdan sinyale dokunma şansımız yoktur. Yayını aldığımız gibi getirip koyuyoruz. Sizin bahsettiğiniz reklamlar ya saha içidir ya da oradan geliyordur, yani yurt dışından getiriliyordur. Bizim buna, yayının içerisindeki reklamlara müdahil olmamız imkansız" dedi. "MESELA ARDA GÜLER HAREKET HALİNDEYKEN OLURSA KALE DE BLURLANIR" Hakim tarafından söz konusu yayınlarda blurlama, sansürleme işleminin yapılıp yapılamayacağı sorulan Saran, "Bu, kaliteyi son derece bozan bir şey. Yapılabilir bir şey değildir. Yapalım dediğiniz an maç yayınlanamaz, izlenemez hale gelir. Mesela Arda Güler hareket halindeyken olursa kale de blurlanır" şeklinde konuştu. "BİZ REKLAM ÜRETEN YA DA YERLEŞTİREN TARAF DEĞİLİZ" Mahkeme hakimi Saran'a, "Söz konusu tarihlerde gerçekleşen müsabakalarda bu kadar süre içerisinde bu reklamları engellemek için bir girişiminiz veya çalışmanız oldu mu?" diye sordu. Saran, "Bu işi Türkiye'de tek biz yapmıyoruz ama en büyük biziz. Biz zaten hakkımızda soruşturma açılmadan önce girişimde bulunduk. Yayıncıları temiz sinyal olacak şekilde yayın vermeleri açısından uyardık. 'Senelerdir bu iş böyledir, nasılsa herkes böyle yayınlıyor, biz de devam edelim' demedik. Arkadaşlara Türkiye'deki hassasiyetler aktarıldı. Mesela İspanya, İtalya ligini yayınlamamaya başladık. Müşteriler de 'O kadar para verdik neden yayınlanmıyor' diye abonelikleri iptal etti. Hatta ben ve kardeşim Kenan, UEFA'nın başkanıyla buluşup bu konuyu görüştük. Cumhurbaşkanımıza da kaygılarımız anlatıldı. Her girişimi yaptık. Ben devlet memuru çocuğuyum. 30 sene önce bu şirketi kurdum ve itibarımıza önem verdim. Bizim böyle bir şeyde olmamız hayatın olağan akışına aykırıdır. Biz reklam üreten ya da yerleştiren taraf değiliz. O nedenle ben ve arkadaşlarımın beraatını talep ediyorum" ifadelerini kullandı. Sanık Alan Kenan Saran ise savunmasında, son yayıncı olarak canlı yayına müdahale etme haklarının olmadığını, kimseye 'şu içeriği özellikle yayınlayın' gibi bir talimatının olmadığını, reklam ekleyen veya gelir elde edenlerin kendileri olmadığını söyleyerek, mahkemeden beraatını talep etti. Hakim, ara kararında dosyanın bilirkişiye gönderilerek yayıncı kuruluşun aldığı görüntünün ham olup olmadığı ve müdahale edilmesinin mümkün olup olmadığının, farklı feed kullanma şanslarının olup olmadığının sorulmasına karar verdi. Duruşmada Sadettin Saran'ın vareste tutulmasına da hükmedilerek, eksikliklerin giderilmesi için dava ileri bir tarihe ertelendi. İddianameden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede Alan Kenan Saran, Azade Zeynep Haksal, Emre Eren ve Sadettin Saran ‘şüpheli' sıfatıyla yer aldı. Hazırlanan iddianamede, Saran İnternet Televizyon Yayıncılık A.Ş bünyesinde hizmet veren S SPORT+logolu internet yayın platformunda yayınlanan futbol müsabakalarında sanal reklam teknikleri ile ruhsatsız ve yasa dışı bahis sitelerinin reklamlarının yapıldığının tespit edildiği anlatıldı. Hazırlanan iddianamede, yapılan tespitler doğrultusunda Saran İnternet Televizyon Yayıncılık A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Steven Sadettin Saran, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Alan Kenan Saran, şirketin genel müdürü ile aynı zamanda sorumlu müdürü olan Azade Zeynep Haksal ve şirketin futbol karşılaşmalarının yayınlamasına yönelik organizasyonundan sorumlu genel müdürü olan Emre Eren'in savunmalarında suçlamaları kabul etmedikleri, maç yayınlarının sözleşme yapılan kuruluş yahut spor kulüplerinden temin edildiğini, yapılan sözleşmeler kapsamında maç yayınlarının doğrudan ve müdahalesiz olarak yayınlamakla mükellef olduklarını, maç yayınlarını sağlayan kuruluş veya kulübün yayın içeriği hakkında yayıncıya bilgi vermediklerini, ayrıca yasadışı bahis reklamlarının sansürleneceği şekilde maçın yayınlarının yapılmasının teknik olarak mümkün olmadığını, bu nedenle kendileri dahil olmak üzere birçok yayıncının yasadışı bahis reklamları yer alan maçları yayınlamak durumunda olduklarını söyledikleri belirtildi. Şüphelilerin ayrıca İspanya en üst düzey futbol ligi Primera Division ile iletişime geçtiklerini ancak yapılan yazışmalardan olumlu sonuç alamadıklarını ve bu durumu da kamuoyuna duyurduklarını söyledikleri kaydedildi. Hazırlanan iddianamede şüpheliler Sadettin Saran ve Alan Kenan Saran'ın ‘kişileri, reklam vermek ve sair surette spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis ya da şans oyunlarını oynamaya teşvik etmek' suçundan 1'er yıldan 3'er yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Şüpheliler Azade Zeynep Haksal ve Emre Eren'in ise aynı suçu zincirleme şekilde işledikleri gerekçesiyle 1'er yıl 3'er aydan 5'er yıl 3'er aya kadar hapis cezası talep edildi.

44 canın gittiği sitede müteahhit pes dedirtti: "İlkokul mezunuyum, inşaattan anlamam" Haber

44 canın gittiği sitede müteahhit pes dedirtti: "İlkokul mezunuyum, inşaattan anlamam"

Kahramanmaraş merkezli meydana gelen depremlerde 44 kişinin hayatını kaybettiği Said Bey Sitesi'nin yıkılmasına ilişkin 1'i tutuklu, 2 kamu görevlisi, 8 sanığın yargılanmasına devam edildi. Tutuklu sanık müteahhit H.Ç. "Ben inşaat yaptırdım, yapmadım. Alınan malzemeleri bilmem, ustalar en iyisini almıştı. Müteahhidim ama anlamam, ilkokul mezunuyum" diyerek kendini savundu. Kahramanmaraş'ın Dulkadiroğlu ilçesi Yahya Kemal Mahallesi'ndeki 2 bloklu Said Bey Sitesi, 6 Şubat'ta meydana gelen ilk depremde yıkıldı. Sitedeki 44 kişi hayatını kaybetti, Kahramanmaraş Adliyesi 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde ise sorumlular hakkında dava açıldı. Duruşmada sanıklardan sitenin müteahhidi H.Ç. (54), kamu görevlileri A.Ö., S.B. ve depremde hayatını kaybedenlerin yakınları ile avukatlar katıldı. Dönemin Dulkadiroğlu Belediyesi İmar Müdürü A.Ö. ve müdür yardımcısı S.B., önceki beyanlarını tekrar ettiklerini belirterek suçlamaları kabul etmeyip beraatlerini istedi. "MÜTEAHHİDİM AMA ANLAMAM, İLKOKUL MEZUNUYUM" 'Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma' suçundan 22 yıl 6'şar aya kadar hapis cezası istenen tutuklu sanık müteahhit H.Ç. suçlamaları kabul etmeyerek, "35 yıldır market işi yapıyorum. Ben de mağdurum. Ben inşaat yaptırdım, yapmadım. Alınan malzemeleri bilmem, ustalar en iyisini almıştı. Müteahhidim ama anlamam, ilkokul mezunuyum. Projeye uygun market yapılsın dedik en iyi malzemeleri aldık. Ben de mağdurum keşke oralara yatırım yapmaz olaydım. Yatırım yapalım dedik. Burada ben bin metrekare market açtım. Yakınlarım rahmetli oldu. Hapis yatıyorum suçum yok tahliyemi talep ediyorum" dedi. Tutuksuz diğer sanıkların avukatları da suçlamaları kabul etmeyerek beraatlerini istedi. Mahkeme başkanı daha sonra müştekilere ve site sakinleri ile yakınlarına söz verdi. Katılan vekillerin beyanlarının alınmasının ardından mahkeme heyeti duruşmayı 10 Nisan tarihine erteledi. "Adalete güveniyoruz umudumuzu kaybetmiyoruz" Adliye çıkışı konuşan depremzedelerden Nevres Akkaya, "Binanın asıl yıkılmasına sebep asma katın olduğu ortada. Bilirkişi raporları da ortaya koyuyor. Bunlara rağmen halen istediğimiz neticeyi almakta zorlanıyoruz. Adalete güveniyoruz umudumuzu kaybetmiyoruz" diye konuştu.

Acılı aile mahkemeden çıkan kararla bir kez daha yıkıldı Haber

Acılı aile mahkemeden çıkan kararla bir kez daha yıkıldı

Bursa’da özel bir diş kliniğinde sedasyon altında yapılan diş tedavisinin ardından fenalaşarak hayatını kaybeden 5 yaşındaki Deniz Sönmez’in ölümüne ilişkin davada karar açıklandı. Bursa 44’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, diş hekimi Aleyna S.G. ile anestezi uzmanı Levent O. 'bilinçli taksirle ölüme neden olma' suçundan 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezasına çarptırıldı. Acılı baba verilen karar sonrası, "Kediyi öldüren 3 yıl ceza aldı, bizim canımız gitti 4 yıl ceza verildi" ifadelerini kullandı. Bursa'nın Osmangazi ilçesinde 2 yıl önce 5 yaşındaki çocuğu Deniz Sönmez'i diş ağrısı şikayetiyle bir diş kliniği zincirinin Hürriyet şubesine götüren Sönmez ailesi, minik Deniz'in tedavi sonrası fenalaştığını fark etti. Küçük çocuğa 4 dolgu ve 1 diş çekimi için narkoz verilerek genel anestezi yapıldı. Anestezi sonrası odaya alınan minik Deniz'in ateşi yükseldi. Annenin ambulans çağırma talebine de olumsuz cevap veren doktorlar durumun 'normal' olduğunu söyleyerek Deniz ve annesini evine yolladı. Kısa bir süre sonra baba Aydın Sönmez eve geldiğinde oğlunun yarı baygın inleme sesleri çıkarttığını duydu. Bunun ardından baba Aydın, çocuğunu Bursa Dörtçelik Çocuk Hastanesi'ne götürdü. Doktorların çabasına rağmen minik Deniz'in organlarının iflas ettiği öğrenildi. 3 gün boyunca yoğun bakımda kalan Deniz, organ yetmezliğine bağlı olarak hayatını kaybetti. Yaşanan olay sonrası mahkeme süreci başladı. Mahkeme, diş hekimi Aleyna S.G. hakkında 4 yıl 5 ay 10 gün, anestezi uzmanı Levent O. hakkında ise 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası verdi. Her iki sanık yönünden de hükmün açıklanmasının geri bırakılması, cezanın ertelenmesi veya adli para cezasına çevrilmesi talepleri reddedildi. Mahkeme heyeti, mesul müdür Kerem G.Y.’yi ise taksirle ölüme neden olma suçundan 3 yıl 4 ay hapis cezasına mahkûm etti. Bu ceza, adli para cezasına çevrilerek 97 bin 200 TL olarak belirlendi. İşletme ortakları M.Ç.G., M.Ö.A. ve M.E.K. hakkında ise üzerlerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı verildi. Mahkeme sonrası konuşan baba Aydın Sönmez, "2024 Kasım ayından bu zamana kadar süren bir davaydı. Karar açıklandı. 2 yıl çok uzun bir süre, bu sürede çok yıprandık. Bu sürecin sonunda doktorlara verilen cezalar 4 yıl 5 ay 10 gün. Bilinçli taksirden yargılanmalarına rağmen, aldıkları ceza bizi tatmin etmedi. Vicdanımızı kanattı. İtirazlarımız olacak. Masum bir kediyi öldüren 3 yıl ceza aldı, bizim canımız gitti 4 yıl ceza verildi" dedi.

Ekrem İmamoğlu 3’üncü kez hakim karşısında: ‘Sahte diploma’ davasında 8 yıl 9 ay hapis talebi Haber

Ekrem İmamoğlu 3’üncü kez hakim karşısında: ‘Sahte diploma’ davasında 8 yıl 9 ay hapis talebi

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu, lisans diplomasının sahte olduğu iddiasına ilişkin 8 yıl 9 aya kadar hapis talebiyle yargılandığı davada 3’üncü kez hakim karşısına çıktı. İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’nun lisans diplomasının sahte olduğu iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma tamamlanmış, hazırlanan iddianamede İmamoğlu’nun zincirleme şekilde ‘resmi belgede sahtecilik’ suçundan 2 yıl 6 aydan 8 yıl 9 aya kadar hapis cezasına çarptırılması talep edilmişti. Hazırlanan iddianame kapsamında İmamoğlu, 12 Eylül’de ilk kez hakim karşısına çıkmıştı. İmamoğlu, İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’ndeki duruşma salonunda 3’üncü kez hakim karşısına çıktı. Duruşmaya, 'yolsuzluk' soruşturmasından tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu ile tarafların avukatları hazır bulundu. Ayrıca duruşmaya, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, sanık İmamoğlu'nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu, oğlu Selim İmamoglu, annesi Havva İmamoğlu, babası Hasan İmamoğlu ile çok sayıda partili katıldı. Duruşma, yoklamalar ile devam ediyor. İDDİANAMEDEN İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, University College of Northern Cyprus’ın (UCNC) Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından tanınan üniversitelerden biri olmadığı, şüpheli Ekrem İmamoğlu’nun yatay geçiş yaptığı 1990 yılında University College of Northern Cyprus’ın yatay geçiş yapılabilecek üniversiteler arasında olmadığı anlatıldı. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından KKTC’de faaliyet gösteren yükseköğretim kurumlarından sadece Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin Yükseköğretim Kurulu tarafından tanındığının belirtildiği iddianamede, yatay geçiş kontenjanlarının usulsüz olarak arttırıldığı, bazı öğrencilerin listeden usulsüz olarak silinerek yine listeye yeni öğrencilerin eklendiği, 3 kişilik kontenjanı bulunan bölüme usulsüz olarak 54 kişinin alındığı aktarıldı. Gerek başvuru kabul edilecek yükseköğretim kurumlarıyla ilgili gerekse başvurusu değerlendirilecek öğrencilerle ilgili çok sayıda hileli işlem yapıldığının belirtildiği iddianamede, İngilizce İşletme programına yurt dışı yatay geçiş başvuruları kabul edilen öğrencilerin herhangi bir dil seviye tespit sınavı ya da yeterlilik sınavı yapılmadığı, yurt dışı yatay geçiş başvurusunda bulunan öğrencilerin ‘rektör, dekan, yönetim kurulu üyeleri, fakülte sekreteri, yatay geçiş komisyonu üyeleri’ gibi süreçte yer alan kişileri referans olarak gösterdikleri kaydedildi. İddianamede, İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde görevli babası Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Ersin Güredin’in KKTC’ye akademik izinle gittiği, dönüşünü yurt dışında sürekli dönüş gibi göstererek oğlu olan Eren Güredin’i yurt dışı nakil işleminden yararlandırdığı, Necati Eren Güredin isimli öğrencinin mezun olduğu kuruluş olan University College of Northern Cyprus’de (U.C.N.C.) yerine gerçeğe aykırı şekilde aynı şüpheli Ekrem İmamoğlu gibi öğrenci kütük defterine Doğu Akdeniz Üniversitesi öğrencisi olarak kaydedildiği, ayrıca Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde öğrenci işleri müdürü olarak görev yapan bir şahsın ‘bilgi sahibi’ sıfatıyla alınan beyanında Ekrem İmamoğlu adına okulda herhangi bir kayıt bulunmadığını, dolayısıyla bu kişinin bu okula giriş yapmadığını söylediği kaydedildi. TANINIRLIĞININ BULUNMADIĞINI BİLDİKLERİ HALDE İMAMOĞLU'NUN DENKLİĞİ OLAN BİR KURUMDAN YATAY GEÇİŞ YAPMIŞ GİBİ GÖSTERİLDİĞİ KAYDEDİLDİ Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde kurulu eğitim kurumlarından sadece Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin Yükseköğretim Kurulu tarafından tanınmakta olduğu bilgisini İstanbul Üniversitesi’nin bilmesine rağmen İmamoğlu’nun İstanbul Üniversitesi’ne yatay geçişi sırasında gerçeğe aykırı şekilde öğrenci kütük defterine Doğu Akdeniz Üniversitesi öğrencisi olarak kaydedildiğinin tespit edildiği aktarılırken, yapılan bu işlemle hem İstanbul Üniversitesi yetkililerinin hem de şüpheli Ekrem İmamoğlu’nun, University College of Northern Cyprus adlı kurumun Yükseköğretim Kurulu nezdinde tanınırlığının bulunmadığını bildikleri halde şüphelinin denkliği olan bir kurumdan yatay geçiş yapmış gibi gösterildiği kaydedildi. Şüpheli Ekrem İmamoğlu tarafından yatay geçiş sürecinde üniversiteye sunulan belgelerin University College of Northern Cyprus’a ait bir tanıtım broşürü ve bir adet transkriptten ibaret olduğunun belirtildiği iddianamede, bu belgelerin Doğu Akdeniz Üniversitesi’ne ait olmadığının açıkça anlaşılması karşısında İstanbul Üniversitesi tarafından şüphelinin kaydının Doğu Akdeniz Üniversitesi öğrencisi olarak yapıldığı, gerçeğe aykırı resmi belgenin açık bir hile ile düzenlendiği, şeklen doğru ancak içerik bakımından sahte bir belge meydana getirildiği aktarıldı. İddianamede, Ekrem İmamoğlu’nun hayat hikayesinin hiçbir aşamasında Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde eğitim gördüğüne ilişkin bir bilgi, bulgu bulunmadığı, buna rağmen İBB’nin resmi sitesinin de arasında bulunduğu pek çok yazılı ile görsel basın organlarında, şüphelinin Doğu Akdeniz Üniversitesi’nden yatay geçiş yaptığı yönünde bilgi ve beyanlara yer verildiği, bu durumun temel nedeninin, İstanbul Üniversitesi’ne yatay geçiş kaydı sırasında, şüphelinin Doğu Akdeniz Üniversitesi öğrencisiymiş gibi gösterilmiş olmasından kaynaklandığı kaydedildi. 8 YIL 9 AYA KADAR HAPİS CEZASI TALEBİ İmamoğlu’nun kamuoyunda farklı bir algı oluşturacak şekilde hareket ettiği ve tüm bu hususların ifade sırasında açık ve net bir şekilde sorulduğu ancak şüphelinin söz konusu soruları cevapsız bırakmak suretiyle açıklama yapmaktan kaçındığı kaydedilirken, ayrıca hileli bir şekilde aldığı evrakı yüksek lisans amacıyla İstanbul Üniversitesi’ne, askerlik hizmeti amacıyla Milli Savunma Bakanlığı’na ve Yüksek Seçim Kurulu’na sunarak kullandığı belirtildi. Hazırlanan iddianamede Ekrem İmamoğlu’nun zincirleme şekilde ‘resmi belgede sahtecilik’ suçundan 2 yıl 6 aydan 8 yıl 9 aya kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

Minguzzi ailesini tehdit etmişlerdi! İstenen ceza belli oldu Haber

Minguzzi ailesini tehdit etmişlerdi! İstenen ceza belli oldu

Kadıköy’de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden 15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi’nin ailesine yönelik tehdit içerikli mesajlar gönderen ve paylaşımlar yaptığı iddia edilen Furkan A. (19) hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, Yasemin Akıncılar Minguzzi ‘müşteki’, Furkan A. ise ‘şüpheli’ sıfatıyla yer aldı. "Yakında sizin ve oğlunuzun tabutunun yanında olacağım. Mezarının adresini biliyoruz. Emanetleri doldurduk, hazırda bekleyin" Hazırlanan iddianamede, Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen sanal devriye faaliyeti kapsamında, aile bireylerinin tehdit mesajları raporuna yer verildi. Mesajlarda, "Sevmezsiniz ama iyi tanırsınız, Berat abim. Yakında beni de iyi tanıyacaksınız. Adım Ademcan. Bursa Yıldırım’dayım. Yakında sizin ve oğlunuzun tabutunun yanında olacağım. Mezarının adresini biliyoruz. Emanetleri doldurduk, hazırda bekleyin. Ademcan ismini iyi hatırlayın, eceliniz yanımda" şeklinde mesaj attığı, hayatını kaybeden Ahmet Minguzzi’ye küfür ettikleri aktarıldı. ŞÜPHELİ, İFADESİNDE SUÇLAMALARI REDDETTİ Sanık Furkan A.’nın da ifadesine de yer verilen iddianamede, mesajların atıldığı hattı kullanan kişinin kim olduğunu bilmediğini, Minguzzi ve ailesini tehdit etmediğini ve kimseye bu yönde mesajlar atmadığını, herhangi bir whatsapp grubuna dahil olmadığını belirtti. İddianamede, şahıs Ademcan Ö.’nün ifadesine de yer verildi. Ademcan Ö. ifadesinde, bahse konu paylaşımları kendisinin yapmadığını, daha önce adını ve ismini başka sitelerde kullanan kişiler yüzünden üniversiteyi bırakmak zorunda kaldığını, kendisine daha önce de atılan iftiralar yüzünden ifade verdiğini ve cep telefonuna el konulduğunu anlattı. Müşteki Yasemin Minguzzi’nin cep telefonuna Nisan 2025’te şüpheli Furkan A. tarafından soruşturmaya konu mesajları atıldığı, şüphelinin suçtan kurtulmaya yönelik ifade verdiği, şüphelinin müştekinin kişisel verilerini hukuka aykırı şekilde ele geçirerek, mesajları attığı aktarıldı. "13 YILA KADAR HAPİS CEZASI TALEBİ" Öte yandan iddianamede, Ademcan Ö. hakkında, ‘birden fazla kişi ile tehdit’ ve ‘kişinin hatırasına hakaret’ suçlarından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği belirtildi. Hazırlanan iddianamede, sanık Furkan A. hakkında ‘kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek veya yaymak’, ‘birden fazla kişi ile birlikte tehdit’ ile ‘kişinin hatırasına hakaret’ suçlarından 4 yıl 3 aydan 13 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi. Hazırlanan iddianame, Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edildi. Sanığın yargılanmasına önümüzdeki günlerde Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi’nce başlanacak.

Halit Ergenç ve Rıza Kocaoğlu’na hapis cezası Haber

Halit Ergenç ve Rıza Kocaoğlu’na hapis cezası

Oyuncu Halit Ergenç ile Rıza Kocaoğlu’nun, menajer Ayşe Barım’ın Gezi Parkı olaylarında şirketine bağlı sanatçıları eylemlere katılması için yönlendirdiği iddia edildiği soruşturması çerçevesinde ’yalan tanıklık’ yaptıkları iddiasıyla yargılandıkları dava karara bağlandı. İstanbul 24.Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuksuz sanık Halit Ergenç ve sanık avukatları hazır bulundu. ‘’Orada insan seli vardı, sanki biz ön plandaymışız gibi olmuştu’’ Duruşmada esasa ilişkin savunma yapan sanık Ergenç, ‘’Orada benim tanık olarak ifademe başvuruldu ve ben yalan söylemedim. Görüşmemin olup olmadığı sorulmadı, sorulsaydı sakınacağım bir şeyim yoktu gönül rahatlığıyla cevap verirdim. Samimiyet göreceli bir kavram, biz sektörde bir sürü insanla çeşitli yerlerde samimi pozlar verebiliriz veya aynı projede yer aldığımız bir sürü bölüm çektiğimiz kişilerle samimiyetimiz olmayabiliyor. İçimdeki ‘keşke’lerden bir tanesi, keşke o dönem karşı dava açsaydım fotoğrafların sosyal medyada yayınlanmasına ilişkin çünkü akıl almaz iddialarda bulunuyorlardı. Oysa orada insan seli vardı, sanki biz ön plandaymışız gibi olmuştu. Ben bana ne sorulduysa ona cevap verdim, bana sorulduğunda ise görüşmem olmadığını, irtibatım olmadığını belirttim. Sonra bana Ayşe Barım ile ilgili soru soruldu, ben Ayşe Barım ile onlarla ne görüşüp ne konuşacağını bilecek kadar tanışık değilim dedim. Herhangi bir kastımın mevcut olmaması ve suçun yasal unsurlarının oluşmaması nedeniyle beraatımı talep ediyorum’’ dedi. Sanık avukatları ise müvekkillerinin beraatlarını talep ettiler. Son sözü sorulan sanık Ergenç, mahkemeden beraatını talep etti. Ergenç’e 1 yıl 10 ay hapis, Kocaoğlu’na 1 yıl 8 ay hapis cezası Kararını açıklayan mahkeme, sanık Halit Ergenç’i ‘yalan tanıklık’ suçundan duruşmada saygılı bir tutum sergilediğini de dikkate alarak 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezasına çarptırdı. Sanık Rıza Kocaoğlu ise aynı suçtan saygılı bir tutum sergilediği de göz önüne alınarak 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırıldı ve her ikisinin de bu suçlardan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildi. ‘’Yalan söyledim yani?’’ Kararın okunmasının ardından Ergenç, hakime ‘yalan söyledim yani?’ şeklinde sordu. Moralinin bozulduğu görülen Ergenç, hakimin kendisine karara itiraz edebileceğini hatırlatması üzerine ‘itiraz edeceğiz’ şeklinde yanıt verdi. Ergenç, basın mensuplarının sorularını ise ‘daha sonra’ diyerek yanıtlamadan adliyeden ayrıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.