SON DAKİKA
Hava Durumu

#Hapis Cezası

Söz Bursa - Hapis Cezası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hapis Cezası haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bozbey'den mahkemede gözyaşlarıyla savunma: Kaçmadım! Haber

Bozbey'den mahkemede gözyaşlarıyla savunma: Kaçmadım!

Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesinde imar yolsuzluğu iddiası ve suç örgütü lideri olmak suçundan tutuklu yargılanan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, kendisine yöneltilen suçlamaları reddederek, hayatını Bursa’ya hizmet için harcadığını söyledi. Zaman zaman gözyaşlarını tutamayarak konuşan Bozbey, "Benim suçum Bursa’yı tek yürek hâline getirmek mi?" dedi. Edinilen bilgiye göre, 31 Mart’ta düzenlenen operasyonla Bozbey, ailesi ve çok sayıda belediye çalışanı gözaltına alındı. 4 Nisan’da Bozbey’in de aralarında bulunduğu 23 kişi tutuklandı. İddianamede Bozbey için 402 yıla kadar hapis cezası, dönemin Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Turgay Erdem için ise 946 yıla kadar hapis cezası talep edildi. 402 gün hapis cezası ile tutuklu yargılanan CHP'li Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in de arasında bulunduğu 37'si tutuklu 63 sanığın yargılanması bu sabah Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başladı. Sanıkların ve izleyicilerin çok olması sebebiyle yargılama Bursa Bölge Adliye Mahkemesi'nin konferans salonunda yapıldı. Hakkında yöneltilen suçlamalara cevap veren Mustafa Bozbey savunmasının ilk 3 saatinde yaptığı duygusal savunmada zaman zaman gözyaşlarına hakim olamadı. 27 yıldırır siyaset yaptığını vurgulayan Bozbey, "36 yaşımdan bu yaşıma kadar hayatımı Bursa için harcadım. Aileme vakit ayıramadım. Bu iftiraları asla kabul etmiyorum." dedi. Bozbey, "27 yıldır siyasetçiyim. Biz gökten zembille inmedik. Tesadüfen gelmedik. Ben helal lokmanın ne demek olduğunu çocukken öğrendim. Çalışmak benim için ibadettir. Ortaokuldan beri hep çalışırım. Bayramlarda ailemle aynı sofraya oturamadım. Üniversiteden mezun olduğumda ilk kez ailemle aynı bayram sofrasında oturdum. Aradan 41 yıl sonra yine bayram sofrasına ailemle oturamadım. Çünkü özgürlüğüm elimden alındı. Bursa’ya hizmet ettiğim için alındı. Gerçekten Bursa’mızın en büyük davası görülüyor. Hukukun üstünlüğü yolunu bulacak. Koğuşumuzda bizimle ilgilenen personele ve müdürlerine teşekkür ediyorum" dedi. "İTALYA'DAN KULE VİNÇ ALDIK BU SAYEDE GELİŞTİK" Kurduğu aile şirketleri ve bu şirketlerin geçmişi ile de ilgili bilgi veren Bozbey, belediye başkanı olmadan önce kurduğu şirketleri ve yaşadığı ekonomik sıkıntıları anlatarak, "Paramızı kaybettik ama onurumuzu kaybetmedik" dedi. Mustafa Bozbey, "Her zaman kendi şirketimi kurmak istedim. Bozbey İnşaat şirketini kurdum. Bozbey Turizm A.Ş.’yi kurdum. Kendi köyümde bazı yerler imara açıldı. Ailemin yerleri vardı. Saygınkent Projesi de buralarda başladı. O zamanlar İtalya’dan kule vinç aldık. Yaptığımız teknolojik yatırımlar sayesinde geliştik" ifadelerini kullandı. Nilüfer Belediye başkanlığı dönemine ait iddialara da cevap veren Bozbey bu dönemle ilgili olarak da Nilüfer’de eğitim, kültür ve sanat projeleriyle kenti geliştirdiklerini, halkın kendisini dört dönem üst üste seçmesinin tesadüf olmadığını belirtti. Bozbey, "Nilüfer Belediye Başkanı seçildiğimde yoğun olduğum için aday olmak istemiyordum aslında. Doğup büyüdüğüm topraklara hizmet için yola çıktım. Nilüfer’in 99 bin nüfusu vardı. "Eğitim, kültür, bilim ve sanat kenti olacak" dedim. "Gülümseyin Bursa’dasınız" sloganıyla yol aldık. Nilüfer, Bursa’nın merkezi oldu. Bir çok belediye başkanı da şu an Nilüfer’de yaşamaktadır. Nilüfer Belediye Başkanlığı görevine başladığım dönemde şirketime ait hisseleri aileme devrettim. Şirketlerimizin faaliyetleri devam ediyordu. Bozbey İnşaat olarak 2008 yılında 180 milyon liraya TOKİ ile anlaştık. Ama maalesef 2008 yılının sonunda konkordato ilan ettik. 2009 yılında ise istifa ettik. Paramızı kaybettik ama onurumuzu kaybetmedik. Bu sıkıntılı süreçte yine aday oldum ve 2009 yılında yeniden belediye başkanı seçildim. Nilüfer halkının beni 4 dönem üst üste seçmesi tesadüf değildir. Çalışanların desteklenmesi ve ihtiyaç sahiplerine destek için NİLVAK’ı kurdum. Burada çalışanlara yönelik destekler uzun yıllar devam etti. Bizler Nilüfer’de birçok yeniliğe imza attık. Avrupa’ya örnek olacak projeler gerçekleştirdik" ifadelerini kullandı. SAVCIMIZ BENİ ÇAĞIRSAYDI GELİRDİM, KAÇMADIM... 2019 seçimlerinde Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığı hakkında da bilgi veren Bozbey, "2024 seçimleri için hiç durmadan çalıştım. Bursa'nın gündemini çok yakından takip ettim. İyi insanlarla yol yürüdüm, kötü insanlardan uzak durdum. Belediye başkanlığı görevinde kimseyi ötekileştirmedim. Ancak ben Bursa’ya hizmet ederken, Avrupa’da yapılan festivalleri Bursa’da gerçekleştirecekken aniden tutuklandım. Ben Nilüfer Belediyesinde makam aracı kullanmadım. Lojman kabul etmedim. Kamu zararına imza atacak bir şey yapmadım. 47 yıl sonra Bursa’yı aldığımızdan 2 yıl sonra eşim, kızım ve kardeşlerimle birlikte gözaltına alındım. Ailemden ve omuz omuza çalıştığım arkadaşlarımdan koparıldım. Özgürlüğüm elimden alındı. Savcımız beni çağırsaydı ben gelirdim. Kaçmadım. Sosyal medyada yalan haberler, dedikodular çıktı. Hepsini kınıyorum. Ben parayı düşünseydim konkordato ilan etmezdim. Parayı değil onurumu düşündüm. Paraya tamah etseydim bugün karşınızda olmazdım" dedi. SUÇUMUZ BURSA'YI TEK YÜREK HALİNE GETİRMEK Mİ? Savunmasında kendisine güvenen Bursalılara da teşekkür eden Bozbey, "Bursa Büyükşehir Belediyesine geldiğimde belediye sürdürülebilir olmaktan çıkmıştı. Borçların gerçek durumunu ortaya çıkarmamız aylarca sürdü. Bizler 2 yıl boyunca borçları azalttık. Bursa’nın 17 ilçesinde hizmet etmeye çalıştık. Mali disiplini sağlarken yatırımlardan vazgeçmedik. Bursa’nın altyapı sorunlarını çözmek için yoğun çalışma yürüttük. Bursa için faydalı olacak ulaşım projeleri yaptık. Mudanya-Bursa arasındaki metrobüs projesi ne yazık ki hayata geçirilemedi. 2 yılda 20 bin gence eğitim desteği sağladık. Göreve geldiğimizde kentte birlik ve beraberlik güçlendi. Bursaspor, göreve geldiğimizden sonra 2 kez şampiyon oldu. Bu sene de Süper Lig’e çıkacak. Suçumuz Bursa’yı tek yürek hâline getirmek mi?" dedi. "DEDİKODU YAPIYORLAR" Hakkında yöneltilen suç örgütü kurmak ve yönetmek suçlamalarını da kabul etmeyen Mustafa Bozbey, "Rüşvet suçlamalarını kabul etmiyorum. Dedikodu yapıyorlar. Örgüt ifadesini asla kabul etmiyorum." dedi. Bozbey savunmasını şu şekilde sürdürdü; "Müfettişlerin raporlarında da görüleceği üzere bu iftiraları ve yalanları söyleyenler kendileri suç işlemişlerdir. Bu kişiler organize suç şebekesi oluşturmuşlardır. Bizlerin bireysel haklarına saldırmışlardır. Hâlen çelişkili ifadelerle emniyetin ve savcının zamanını boşa harcamışlardır. 36 yaşımdan bu yaşıma kadar hayatımı Bursa için harcadım. Eşime ve aileme vakit ayıramadım. Bu iftiraları asla kabul etmiyorum. Şirketlerle ilgili benim kurduğum şirketlere yer verilmiş. Nilüfer Belediye Başkanı oluncaya kadar ben bir iş insanıydım. Benim ve yakınlarımın birçok gayrimenkulü vardı. Üzerimde bulunan taşınmazları zaman içerisinde ihtiyaç durumuna göre sattım. Bu iddianamedeki rüşvet suçlamalarını kabul etmiyorum. Dedikodu yapıyorlar" dedi. İddianamede geçen NİLVAK Vakfı ile ilgili olarak da yöneltilen sorulara cevap veren tutuklu Belediye Başkanı Bozbey, "NİLVAK, gayrimenkullerimiz ile birlikte kurulmuştur. Bu yapı her yıl ortalama olarak Nilüferli vatandaşlara destek olmak için çalışıyordu. Ticari faaliyetler bu şirket üzerinden sürdürülmüştür. Bir iş yapmak için şirket kurmak gerekiyordu. NİLVAK’tan mezun olanlar devlet memuru oldu. Kreş, özel okul ve otopark işletmeciliği yaptık. Bankadan kredi çektik. SERA A.Ş.’ye krediyi aktardık. FİDA A.Ş. üzerine aldık. İnşaatı SERA A.Ş. üzerinden yaptık. Okul inşaatı yapılırken başka bankalardan da kredi aldık. Sorunlar oldu. Bankalardan blokeler geldi. Sonrasında cari hesaplar üzerinden ilerledi. Her şey ortadayken bu suçlamaların neden olduğunu anlayamıyorum. 2014 yılında boşanma süreci yaşadım. SENA A.Ş. benim aktardıklarımdan sorumludur. Bu şirketin belediye işleriyle ilgili hiçbir hukuksuzluğu yoktur. Belediye Başkanlığı döneminde Vildan Aydın Bozbey’in "şunu yapsın" dediği olmamıştır. Yalan beyan verenler ve iftira atanlar hukuk karşısında ceza alacaktır. Tarafıma yönelik suçlamaları kabul etmiyorum. Örgüt ifadesini asla kabul etmiyorum. Neyin örgütüyüz biz, anlam veremiyorum. 111 gündür bunu düşünüyorum. Yapılanları kabul etmiyorum, nefret ediyorum" dedi. "TURGAY ERDEM'E VERDİĞİM YETKİ YÜZÜNDEN 402 YILLA YARGILANIYORUM" Bozbey kendisine yöneltilen Turgay Erdem’e ya da herhangi bir belediye yetkilisine tek imzayla alakalı bir talimatınız ya da yönlendirmeniz oldu mu? sorusuna da "Kesinlikle olmadı. Olması da mümkün değil zaten" şeklinde cevap verdi. Bozbey, bu konu ile alakalı savunmasında "17 yıl önce, 02.04.2024 tarihinde Turgay Erdem’e vermiş olduğum yetki nedeniyle bugün 402 yıl hapis cezasıyla yargılanıyorum. Hizmetlerin sağlıklı yürütülmesi amacıyla 3 meclis üyesini belediye başkan yardımcısı yaptım. Bunlardan biri de Turgay Erdem’di. Turgay Erdem’e hizmetlerin denetlenmesi ve başkan yardımcıları arasında koordinasyonun sağlanması konusunda yetki verdim. Benim daha fazla hâkimiyet içinde olmam için verdiğim koordinatörlük görevi nedeniyle örgüt lideri olmayı kabul etmiyorum. Bu koordinasyon sayesinde işlerin daha doğru yapılması sağlandı. Bunu suç olarak kabul etmiyorum. Turgay Erdem’in attığı imzalarda art niyet yoktur. Kamu yararı için yapılmıştır. Nilüfer’de yapılaşmanın artması, yeşil Nilüfer için çok kötü olmuştur. Buradaki yapılaşmayı artıran Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi kararlarıdır. Büyükşehir Belediye Başkanının ve bakanlıklardan alınan izinlerle yapılaşma artırılmıştır. Ben bunlara karşı çıktım. Tek imza ile suçlanmamı asla kabul etmiyorum. Atılan imzalar, kentsel dönüşüm sebebiyle kiraya çıkan vatandaşlar için atılmıştır" dedi. "EMİN ADANUR BİZİ 150-200 MİLYON TL ZARARA SOKTUĞU İÇİN ARAMIZDA HUSUMET BAŞLAMIŞTIR" Emin Adanur’un hakkındaki iddialarını da kesin bir dille yalanlayan Bozbey, "Emin Adanur'un yalan iddiaları vardır. 2024 sonuna kadar bana "abi" diyordu. 2019’da Fatih Ergün sözleşmeden ayrıldı. İş, Emin Adanur’un şirketine verildi. İnşaatlarda yapım kalitesinde problemler çıkınca kardeşleri beni aradı. Emin Adanur bizi 150-200 milyon TL zarara sokmuştur. Bu sebeple aramızda husumet başlamıştır. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı olunca ziyaretime geldi. Bana "İş var" dedi. "İhaleye gir" dedim. İhalesiz iş istedi, asla kabul etmedim. 2025’in ilk aylarında tekrar iş istedi. Sesini yükselterek, "Verecek misin, vermeyecek misin?" dedi. Ben de "Hukuka aykırı iş yapmam" dedim. "Göreceksin sen" diyerek beni tehdit etti. Sosyal medyada iftira atmaya başladı. Dolandırıcılık suçlarından yurt dışına kaçmıştır. Bu kişinin beyanlarını kabul etmiyorum. Ben kardeşimle, akrabalarımla ve herkesle her an görüşebilirim. Ben belediye başkanıyım. ETS kayıtları suç oluşturmak için dosyaya konulmuş şeylerdir. Emin Adanur hakkında her gün ayrı ayrı suç duyurusunda bulunacağım. Eşim, kızım ve ailem bu olaylardan etkilenmiştir. Bunun da bir cezası olacaktır. 1381 ada 2 parselde bulunan Ataevler’deki ilk etap kentsel dönüşüm projesiydi. Depreme dayanıklı şekilde yapılması gerekiyordu. Burada 13 bin kişi yaşıyordu. Altyapının tamamen değişmesi gerekiyordu. Kentsel dönüşüme karşı çıkmadım. Bursa Büyükşehir Belediye Meclisinde 440 dairenin 950 daireye çıkarılacağı beyan edildi. Bu karar Büyükşehir Belediye Meclisinde onaylandı. Bu olayla ilgili neden suçlandığımı anlamış değilim. Nilüfer Belediyesi olarak emsal artırımı uygulamasına itirazlarımız vardı. Bursa Büyükşehir Belediyesi bizi dikkate almadı. Kentsel dönüşümü engellemekle bizi halka şikâyet etti. Bu olaydaki suçlamaları kabul etmiyorum. Ben hayatımda suç işlemedim. Nasıl olur da örgüt lideri olarak gösterilebilirim? İnsanların adalete olan güvenini yitirdiler" ifadelerini kullandı. BANA İTİBAR SUİKASTI YAPILDI HTS kayıtlarındaki görüşmeleri de suç olarak görmediğini ifade eden Bozbey, "Ben uzun yıllardır belediye başkanlığı yaptım. Bu yüzden binlerce insanda benim telefon numaram var. Sorunu olan, yerinin imar durumunu öğrenmek isteyen, hastane konusunda yardım isteyen vatandaş beni arar. HTS kayıtlarındaki aramalar suç olarak gösterilmiş. Normal olan görüşmeler bile bu dosyada suç gibi gösterilmiş. Bunu kabul etmem mümkün değil. Nasıl hesaplandığı belli olmayan bilgiler sosyal medyada yayınlandı. Hani dosyada gizlilik vardı? Bize itibar suikastı yapıldı. Basında çıkan yalan ve iftiralardan eşim, ailem ve dostlarım etkilendi. Bunların hepsini lanetliyorum. Bu kötü niyetli insanlar buradaki insanlara kötülük yapmaya devam ederse bunun sorumlusu kim olacak? Kişisel haklarımızı kim koruyacak? Suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum" dedi. GÖZYAŞLARINI TUTAMADI Bozbey, savunmasında sık sık Bursa’ya hizmetlerini hatırlatarak, suçlamaların siyasi ve kişisel husumetlerden kaynaklandığını öne sürdü. "Bana güvenen Bursalı hemşerilerime teşekkür ediyorum" diyen Bozbey, kararın vicdanlı bir şekilde verilmesini beklediğini ifade etti. Savunma sırasında zaman zaman gözyaşlarını tutamayan Bozbey, "Benim neden tutuklandığımı 3 milyon 500 bin Bursalı hemşerim çok iyi biliyor. Bursa’ya hizmet ettiğim için gururluyum. Bursa’nın borçlarını bitirdiğim, Bursa’yı Avrupa’ya tanıttığım ve Bursaspor’un Süper Lig’e çıkması yönünde destek verdiğim için gururluyum. Eğer bunlar suçsa ben bu suçları işlemeye devam edeceğim. Bunlar benim onurumdur. 111 gündür uzak kaldığım eşime, çocuklarıma ve Bursa’ma kavuşmayı bekliyorum. Karar verirken vicdanlı bir şekilde karar vereceğinize eminim" dedi.

Usul eksikliği cezayı bozmuştu: Seçil Erzan davası sil baştan görülüyor Haber

Usul eksikliği cezayı bozmuştu: Seçil Erzan davası sil baştan görülüyor

"Yüksek karlı gizli fon" iddialarıyla yargılanan ve hakkında 102 yıl 2 ay hapis cezası verilen Seçil Erzan'ın davası, istinaf kararının ardından yeniden yerel mahkemede görülmeye başlanacak. İlk duruşma 11 Eylül'de yapılacak. Kamuoyunda "yüksek karlı gizli fon" olarak bilinen dolandırıcılık iddialarına ilişkin davada yargılanan Seçil Erzan'ın dosyası, istinaf sürecinin ardından yeniden yerel mahkemeye döndü. İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan tensip işlemleri sonucunda, davanın ilk duruşmasının 11 Eylül'de görülmesine karar verildi. Erzan'ın tutukluluk halinin devamına hükmedildi. İstinaf Mahkemesi, 17 Nisan'da verdiği kararda Seçil Erzan ve bazı sanıklar hakkında verilen hapis cezalarını usul eksiklikleri gerekçesiyle bozarak dosyayı yeniden değerlendirilmek üzere yerel mahkemeye göndermişti. Diğer bazı sanıklar hakkında verilen kararlar ise hukuka uygun bulunarak onanmıştı. Yeniden görülecek dava kapsamında bazı müştekilere yönelik eylemlerin uzlaştırma kapsamında değerlendirildiği belirtilerek dosyanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Uzlaştırma Bürosu'na gönderildiği öğrenildi. 11 Eylül'de başlayacak duruşmasıyla birlikte yargı sürecinin yeniden ele alınacağı bildirildi. DAVANIN GEÇMİŞİ Yüksek karlı güvenilir bir fon olduğunu ve Fatih Terim gibi isimlerin de bu fona dahil olduğunu söyleyerek aralarında tanınmış futbolculardan Arda Turan, Fernando Muslera, Emre Belözoğlu ve Selçuk İnan'ın da bulunduğu 30'dan fazla kişiyi milyonlarca lira dolandırdığı iddiasıyla 102 yıl 4 ay hapis ile 753 bin 880 lira adli para cezasına çarptırılan Seçil Erzan'ın davasında istinaf mahkemesi kararını açıklamış, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi, İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından sanık Erzan'a "nitelikli dolandırıcılık" ve "özel belgede sahtecilik" suçlarından verilen hapis cezasına ilişkin incelemesini tamamlamıştı. Yapılan değerlendirmede, ilk derece mahkemesinin hüküm kurarken birleşen dosyalara ilişkin bilgilere kararda yer vermediği, bu durumun da denetimi zorlaştırdığı belirtilmişti. Daire, istinaf başvurularını yerinde bularak, yargılama sürecinde bazı usul kurallarının uygulanmadığına dikkat çekti. Bu kapsamda mahkeme kararının bozulmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmişti.

Ümit Karan ilk duruşmada tahliye edildi! Haber

Ümit Karan ilk duruşmada tahliye edildi!

Eski futbolcu Ümit Karan "uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama" suçlamasıyla ilk kez hakim karşısına çıktı. Mahkeme, ilk duruşmada Karan'ın yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbiriyle tahliyesine karar verdi. Eski futbolcu Ümit Karan "uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama" suçlamasıyla ilk kez hakim karşısına çıktı. 41. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada hakkında 10 yıldan az olmamak üzere hapis cezası istenen tutuklu sanık Ümit Karan ve avukatları hazır bulundu. Tanık sıfatıyla dinlenen Şulenaz Öztürk ise SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katıldı. Mahkeme başkanı tarafından önceki ifadeleriyle arasındaki çelişkiler sorulan Öztürk, uyuşturucu maddeyi 3 veya 4 kez kullandığını, bunların 2'sinin Ümit Karan ile birlikte gerçekleştiğini iddia etti. Soruşturma aşamasında verdiği ifadelerde geçen bazı isimleri Karan aracılığıyla tanıdığını öne süren Öztürk, önceki beyanlarındaki farklılıkları yaşadığı süreç nedeniyle gergin ve mutsuz olmasına bağladı. Duruşmada, Öztürk'e soruşturma aşamasında verdiği ifadelerde yer alan Nuray İstek, Gökmen Gürdeğir ve Timuçin Ünal hakkındaki beyanları da soruldu. Öztürk, bu kişilerden bazılarını Ümit Karan sayesinde tanıdığını, ancak uyuşturucu teminine ilişkin bazı ifadelerinin yanlış anlaşıldığını veya eksik hatırladığını öne sürdü. Savcının sorularını da yanıtlayan Öztürk, Ümit Karan ile sevgili olmadıklarını, normal arkadaş olduklarını belirterek, Karan'a iftira attığı yönündeki iddiaları kabul etmediğini söyledi. Duruşmada tanık olarak dinlenen Semih Durmaz ise Ümit Karan'ın uyuşturucu madde sattığını veya temin ettiğini hiç görmediğini iddia etti. Durmaz, Şulenaz Öztürk'ün kendisine sosyal medya üzerinden ulaştığını ve Karan'a ulaşmak istediğini söylediğini öne sürdü. Aynı dosyada daha önce yargılanan ve beraat eden Timuçin Ünal da tanık olarak verdiği ifadede, yaklaşık 25 yıldır tanıdığı Ümit Karan'ın uyuşturucu ticareti yaptığına veya kullandığına tanık olmadığını söyledi. Ünal, Öztürk'ün ayrılığın ardından Karan ve arkadaşları hakkında olumsuz söylemlerde bulunduğunu ileri sürdü. Tanık olarak dinlenen Gökmen Gürdeğir de yaklaşık 20 yıllık arkadaşı olduğunu belirttiği Ümit Karan'ın uyuşturucuyla herhangi bir bağlantısını görmediğini söyledi. Gürdeğir, Öztürk'ün Karan'a ulaşmak amacıyla kendisini uzun süre aradığını iddia etti. Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasını açıklamasının ardından söz alan sanık avukatları, mütalaayı kabul etmediklerini belirtti. Savunmada, dosyadaki temel delilin Şulenaz Öztürk'ün beyanları olduğu, ancak bu beyanların kendi içinde ciddi çelişkiler içerdiği öne sürüldü. Avukatlar, müvekkilleri ile Öztürk arasında uyuşturucu ticaretine ilişkin herhangi bir mesajlaşma, fotoğraf, fiziki takip kaydı veya teknik delil bulunmadığını savundu. Savunmada ayrıca, Ümit Karan'ın evinde ve üzerinde yapılan aramalarda suç unsuruna rastlanmadığı, hassas terazi veya uyuşturucu ticaretinde kullanıldığı değerlendirilen materyallerin ele geçirilmediği belirtildi. Karan'ın milli takım forması giymiş ve kamuoyu tarafından tanınan bir isim olduğuna dikkat çeken avukatlar, uyuşturucu ticaretinden gelir elde etmeye ihtiyacı bulunmadığını savunarak beraat ve tahliye talebinde bulundu. Mahkeme heyeti, Ümit Karan'ın yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliyesine karar verdi.

Ümit Karan dosyasında karar: Ağır ceza'da 10 yıl hapis istemi! Haber

Ümit Karan dosyasında karar: Ağır ceza'da 10 yıl hapis istemi!

stanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında tutuklanan eski futbolcu Ümit Karan hakkında 10 yıldan az olmamak üzere hapis cezası talebiyle iddianame düzenlendi. Uyuşturucu madde kullandığı iddiasıyla 16 Ocak günü tutuklanan eski Futbolcu Ümit Karan hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, Ümit Karan 'sanık' sıfatıyla yer aldı. İddianamede, Ş.N.Ö. adlı şahsın 14 Ocak 2026 tarihinde 'tanık' olarak alınan ifadesinde, "Ümit Karan isimli kişiyi tanırım. Kendisiyle 7 ay önce görüştük, yaklaşık 3 kez uyuşturucu madde kullandık. Ümit Karan'a asla uyuşturucu madde getirmedim. Ümit Karan kendisi uyuşturucu madde getirip bana ikram etti, bunun karşılığında herhangi bir şekilde ücret ödemedim" şeklinde beyanda bulunması üzerine soruşturmanın başlatıldığı aktarıldı. "KESİNLİKLE UYUŞTURUCU MADDE İKRAM ETMEDİM" İddianamede, soruşturma üzerine Ümit Karan'ın Bakırköy'de bulunan evinde yapılan aramada herhangi suç veya suç unsuruna rastlanılmadığı belirtildi. Şüpheli Karan'ın iddianamede yer alan savcılık ifadesi ise, "Ben uyuşturucu madde kullanmadım. Herhangi bir şekilde kimseye de uyuşturucu madde vermedim. Geçmişte yurt dışında ne olduğunu bilmediğim bir şey kullandım. Herhangi bir şekilde hiçbir kıza uyuşturucu madde vermedim. Ş.N.Ö. isimli kişiyi tanırım. Kendisiyle ilişkim olmuştur. Ancak kendisine uyuşturucu verme gibi bir durum asla olmamıştır. Bu şahıs ile ilişkimde sıklıkla kavga etmemizden dolayı böyle bir şey söylemişse kabul etmiyorum. Ben dışarıda kimseye uyuşturucu madde ikram etmedim. Göstermiş olduğunuz whatsapp görüşmesindeki fotoğraf bana aittir. Kesinlikle uyuşturucu madde ikram etmedim. T.Ü. isimli şahsı 20 yıldır tanımaktayım. İlk tanıştığım zaman sinemada müdür olarak görev yapmaktaydı, şu an tekstil işi ile uğraşmaktadır. Kendisinin uyuşturucu satıp satmadığını bilmiyorum. G.G. isimli şahsı tanırım. Kendisiyle 4 yıl önce tanıştık. Arada bir yemek yemişliğimiz olmuştur. Bana uyuşturucu madde vermediler, kız arkadaşıyla arasında nasıl bir ilişkisi var bilmiyorum. N.İ. isimli kişi de yanlış hatırlamıyorsam G.G.'nin kız arkadaşı diye biliyorum. Aramızda uyuşturucu madde ile ilgili herhangi bir ilişki olmamıştır. Ş.N.Ö. isimli kişiyle bu kişilerin iletişimleri devam etmiş olabilir. R.K. isimli kişiyi tanırım. Kendisiyle yaklaşık 2 yıl önce tanıştık, kendisini müzisyenim diye tanıttı, aramda uyuşturucu madde ilişkisi olmadı. Ş.N.Ö. ile tanıştığımda kendisi benim arkadaşlarıma da sevgililik teklifi etmişti. Ben bu kızdan kaçmaya çalışıyordum. Aramızda duygusal bir ilişki olmuştur ancak kendisine uyuşturucu madde vermedim" ifadelerini kullandı. UYUŞTURUCU MADDE TESPİT EDİLDİ İddianamede, tanık Ş.N.Ö.'nün beyanlarının doğruluğunun teyidi amacıyla Adli Tıp Kurumu'nda yapılan incelemede, hem Ş.N.Ö.'nün, hem Ümit Karan'ın uyuşturucu veya uyarıcı maddelerden 'kokain' isimli uyuşturucu kullandığının tespit edildiği vurgulandı. Öte yandan, Ümit Karan'ın vücut örneklerinde tespit edilen kokain maddesini 3 farklı zamanda bir kullanıcıya temin etmek, sağlamak, başkasına vermek suretiyle üzerine atılı suçu zincirleme şekilde işlediği de iddianamede yer aldı. İddianamede, şüpheli Ümit Karan hakkında, 'uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma, satın alma' suçuna istinaden, 10 yıldan az olmamak kaydıyla cezalandırılması talep edildi. Hazırlanan iddianame, değerlendirilmek üzere İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi.

İmamoğlu casusluk suçlamalarını reddetti: "Gururluyum, onur duyuyorum" Haber

İmamoğlu casusluk suçlamalarını reddetti: "Gururluyum, onur duyuyorum"

Siyasal casusluk suçundan yargılandığı davada savunma yapan tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu "Gerçekten absürtlükte sınır tanımayan, utanç verici bu rezilliğe, bu suçlamaya karşı savunma yapmayacağım. Devlet sırları kullanarak seçmen iradesi yönlendirildi diyorlar. Hangi devlet sırrı? Nerede elde edilmiş? Yok. Hangi yöntemle alınmış? Yok. Ortada tek bir somut cevap, delil, beyan hiçbir şey yok. Bu dosyada ortaya atılan teknik iddiaların tamamının mesnetsiz olduğu bizzat bilirkişi incelemesiyle ortaya konmuştur. Yahu savcılık ne anlar casusluktan? Ekrem İmamoğlu'nun ismi casus, ajan diye yazılmışsa, MİT Başkanı size sesleniyorum niye konuşmuyorsunuz?" dedi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu, stratejist Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve teknoloji yatırımcısı Hüseyin Gün hakkında ‘siyasal casusluk' suçundan 15'er yıldan 20'şer yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın görülmesine başlandı. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki duruşma salonunda görülen duruşmada Ekrem İmamoğlu savunma yaptı. "ÇOK GURURLUYUM" İmamoğlu savunmasında, "Deli kuyuya bir taş atmış ve istiyorlar ki birileri de o taşı çıkarsın. Malum, burada biz birkaç davada daha yargılanıyoruz. Birkaç salon yanda başka bir davada daha yargılanıyoruz. O davadaki arkadaşlarımdan birisi de Necati Bey. Biz orada da bunun bir benzerini yaşıyoruz. Çok rahatım, çok gururluyum. Burada verdiğim mücadeleden dolayı gururluyum. Onur duyuyorum. Türkiye tarihinin demokrasi ve adalet adına en büyük muhalefet mücadelesi bugün Silivri'de verilmektedir" dedi. "ABSÜRTLÜKTE SINIR TANIMAYAN BU SUÇLAMAYA KARŞI SAVUNMA YAPMAYACAĞIM" İmamoğlu, savunmasının devamında şunları söyledi: "Suç yok, delil yok, buna rağmen deniyor ki masumiyetini ispat et. Böyle bir şey olabilir mi? Asrın iftirası casusluk. Asrın iftirası İBB davası. Bu iddianame nedir biliyor musunuz? Tam bir hukuk cinayetidir. İstanbul'da seçimi kazanmak, başta İstanbul olmak üzere ülkemiz siyasetinde söz sahibi olmak suç mudur? Casusluk. Gerçekten absürtlükte sınır tanımayan, utanç verici bu rezilliğe, bu suçlamaya karşı savunma yapmayacağım. Yargı eliyle her türlü baskıyı, hukuksuzluğu, düşman hukukunu yaşadım, yaşıyorum. Casusluktan Ekrem İmamoğlu'nu tutuklamak hukukla, akılla, vicdanla açıklanabilecek bir şey değil. Ekrem İmamoğlu'ndan, Necati Özkan'dan, Merdan Yanardağ'dan casus ve vatan haini çıkarmaya çalışıyorlar." "BURAYA YAZDIKLARI CASUSLUK VE VATAN HAİNLİĞİNİ AYNEN İADE EDİYORUM" "Siyaset biliminde hem Türkiye'de hem dünyada yer edinmiş Necati Özkan'ı ve herkesin saygı duyduğu gazeteci yazar Merdan Yanardağ'ı da bir kurgunun içine katarak vitrin bir dosya üretmek niye?" diyen İmamoğlu, "Ekrem İmamoğlu zaten imha edilecek. Necati Özkan'ın tutsaklığını uzatalım. Merdan Yanardağ'ın da kanalına çökelim ve susturalım. Benim basınla alakalı ilişkilerimi yöneten kişi, Merdan Yanardağ. Böyle bir şey olamaz yani. Burada bize casus ve vatan haini suçlaması yapan bir avuç muhteris ile karşı karşıyayız. Bunu yapan akla söylüyorum en tepeden içinde olan her birine, o buraya yazdıkları casusluk ve vatan hainliğini aynen iade ediyorum. İlerleyen yıllarda haklı çıkarsam şaşırmayın. Güya birkaç dakikalık bir ziyaret ve sonrasında beyefendinin anlattığına göre 3-5 çalışmanın raporu, WhatsApp'tan gönderilmiş rapor seçim sonucunun sahibiymiş gibi ve bir casusluk faaliyetiymiş gibi anlatılıyor ya" diye konuştu. "DEVLET SIRLARI KULLANARAK SEÇMEN İRADESİ YÖNLENDİRİLDİ DİYORLAR, HANGİ DEVLET SIRRI?" İmamoğlu savunmasında, "Ekrem İmamoğlu'na vatan haini, casus yaftası yapıştırmaya çalışıyorlar. Neden? Çünkü bazıları için hukuk artık adaletin değil makamın, terfinin ve kişisel kariyer hesabının aracı haline gelmiştir. Güya tanımadığım kişi gelmiş, işte 11 Haziran'dan 23 Haziran'a seçimi kazandırmış. Kendi de diyor 'böyle bir şey olur mu?' diyor zaten. Vatan haini sözünü, casusluk sözünü yazanlara bu sözleri iade ediyorum. Alnına yapıştırıyorum. ‘Devlet sırları kullanarak seçmen iradesi yönlendirildi' diyorlar. Hangi devlet sırrı? Nerede elde edilmiş? Yok. Hangi yöntemle alınmış? Yok. Hangi tarihte gerçekleşmiş? Yok. Hangi yabancı devlet lehine kullanılmış? O da yok. Ortada tek bir somut cevap, delil, beyan hiçbir şey yok" şeklinde konuştu. "YAHU SAVCILIK NE ANLAR CASUSLUKTAN?" İmamoğlu, "Bilirkişi raporu zaten bütün gerçekleri ortaya koymuş. Söz konusu anlamsız e-postaların, benim görevimden çok önce, 2009 yılına kadar uzanan veri ihlallerinden kaynaklanan eski sızıntılar olduğu ifade edilmektedir. Yani bu dosyada ortaya atılan teknik iddiaların tamamının mesnetsiz olduğu, kasıtlı yorumlarla oluşturulduğu ve gerçeği yansıtmadığı bizzat bilirkişi incelemesiyle ortaya konmuştur. Yahu savcılık ne anlar casusluktan? Bu ülkede devlet sırrı paramparça edilmişse, savcılık bu kadar şey yazmışsa, Ekrem İmamoğlu'nun ismi bu kadar zirveye çıkartılmış, casus, ajan diye yazılmışsa, MİT Başkanı size sesleniyorum niye konuşmuyorsunuz? Siyasal casusluk gibi son derece ağır ve teknik bir suçlamanın bu derece delilsiz ve kurguya dayalı bir metinle ortaya konulabilmesi gerçekten mümkün değildir. Çünkü bir bilginin devlet sırrı niteliği taşıyıp taşımadığının değerlendirilmesi teknik uzmanlık, kurumsal değerlendirme ve somut veri gerektirir. Ama ne yapmış savcılık? Hiçbir uzman kuruma başvurmadan, hiçbir somut tespit ortaya koymadan birtakım bilgilerin 2019 yılında devlet sırrı olduğu sonucuna kendi siyasi, kasıtlı, menfaat odaklı yorumuyla ulaşmıştır" şeklinde savunma yaptı. Mahkeme başkanının "İddianamede Hüseyin Gün'ün internet ortamına sızdırılmış verilerden analiz yaptırdığı, Necati Özkan aracılığıyla size bu verilerle ilgili tavsiyelerde bulunduğu iddia ediliyor. Böyle bir şey oldu mu, sizin bundan haberiniz var mıydı?" şeklindeki sorusuna İmamoğlu, "Benim Necati Bey'le olan ilişkim, yaklaşık 13 sene oldu. Biz, birlikte 4 seçim kazandık. Cumhurbaşkanlığı kampanyasında da beraber çalışıyorduk. Hüseyin Gün'ü ilk defa burada hücrede yatarken tutuklandığı itirafçılıkla benim hakkımda konuşturulduğunda duydum. Öyle bir diyaloğumuz olmadı" yanıtını verdi. Ekrem İmamoğlu'nun avukatının savunmasının ardından duruşma yarına ertelendi.

Murat Övüç’e hapis şoku! "Mizah" dedi, indirim alamadı Haber

Murat Övüç’e hapis şoku! "Mizah" dedi, indirim alamadı

Sosyal medya fenomeni Murat Övüç'ün, kendisine ait sosyal medya hesabında başörtü takarak söylediği sözler gerekçesiyle 'halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik' suçundan yargılandığı dava karara bağlandı. Mahkeme Övüç'ün 11 ay hapis cezasına çarptırılmasına hükmetti. Kendisine ait sosyal medya hesabı üzerinden başına başörtüsü takarak söylediği sözler nedeniyle 'halkı kin ve düşmanlığa tahrik' suçundan yargılanan Murat Övüç'ün davasından karar çıktı. Küçükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya, bir önceki celse tahliye edilen tutuksuz sanık Murat Övüç ile tarafların avukatları hazır bulundu. Esasa ilişkin mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, sanık Övüç'ün, 'halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama' suçundan 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını talep etti. 11 AY HAPİS CEZASI Duruşmada son sözü sorulan sanık Övüç, mahkemeden beraatini talep etti. Kararını açıklayan mahkeme, sanık Murat Övüç'ün, 'halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama' suçundan 11 ay hapis cezasına çarptırılmasına hükmetti. Mahkeme, sanığa verilen cezada, 'sanığın sabıka geçmişi, suç işlemeye meyilli kişiliği nazara alındığında, sanığın yararına cezayı hafifletecek taktiri indirim uygulanmasına yer olmadığına' karar verdi. İDDİANAMEDEN Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanık Övüç'ün görüntüsünü paylaşan bir sitenin, "Parmağındaki pırlanta yüzüğü adeta kameranın içine soktu" şeklinde paylaşım yapıldığının tespit edilmesi üzerine soruşturma işlemlerine başlandığı aktarıldı. Murat Övüç'ün savcılık ifadesinde, "Video yaklaşık 2 yıl önce çekildi. Benim bir sanatçı olmam nedeniyle birçok takipçim bulunuyor. Bunların arasında başörtülü kadınlar da vardır. Benim videodaki amacım, bu videoyu onlar için mizah amaçlı çekmek ve onları eğlendirmektir" şeklindeki beyanları iddianamede yer aldı. Şüphelinin paylaştığı videonun ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğinin belirtildiği iddianamede, sanığın başörtüsü ile sosyal medya platformunda alay ettiği ve başörtüsü kullanan kesime yönelik halkın diğer kesimini alenen tahrik ettiği vurgulandı. İddianamede, Murat Övüç hakkında 'halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik' suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.

Milli Parklar ile ilgili düzenleme TBMM'de kabul edildi Haber

Milli Parklar ile ilgili düzenleme TBMM'de kabul edildi

Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı. Düzenlemeye göre, kanun kapsamına giren alanların kaynak değerlerinin korunarak kullanılmasına imkan sağlamak amacıyla uzun devreli gelişim planlarına uygun olarak yapılan ziyaretçi yönetim planlarının etkin bir şekilde uygulanması ve korunan alanlara gelen ziyaretçilerin doğru bilgilendirilmesi bakımından ve korunan alan yönetiminden olumsuz etkilenen yöre insanının kayıplarının en aza indirilmesine imkan sağlanmak üzere, korunan alan sınırları dahilinde ve yakın çevresinde yaşayan yöre insanının alan kılavuzu olarak yetiştirilmeleri konusunda Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği içerisinde gerekli çalışmaları yapacak. Eğitime alınacak alan kılavuzu adaylarının seçimi, eğitimleri, eğitim sonunda başarılı olanların görevlendirilmeleri ve çalışmalarına ilişkin esas ve usuller ile av ve doğa koruma memurları, saha bekçileri ve orman muhafaza memurlarının çalışma usul ve esasları Genel Müdürlükçe çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü döner sermayeli işletmeler kurabilecek. Milli parklarda, tabii ve ekolojik denge ve tabii ekosistem değerini bozanlara, yaban hayatı tahrip edenlere, bu sahaların özelliklerinin kaybolmasına veya değiştirilmesine sebep olan veya olabilecek her türlü müdahaleler ile kirlilik ve benzeri çevre sorunları oluşturanlara bir yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ve 5 bin güne kadar adli para cezası verilebilecek.

Sadettin Saran Davasında "Feed" bilmecesi: Dosya bilirkişiye gidiyor! Haber

Sadettin Saran Davasında "Feed" bilmecesi: Dosya bilirkişiye gidiyor!

Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Sadettin Saran, ‘yasadışı bahse teşvik etmek' suçundan hakim karşısına çıktı. Hakim, ara kararında dosyanın bilirkişiye gönderilmesine karar verdi. Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Sadettin Saran hakkında sahibi olduğu medya grubu aracılığıyla yapılan maç yayınında yasadışı bahis reklamı yapıldığı iddiasına ilişkin iddianame hazırlanmıştı. Hakkında 3 yıla kadar hapis cezası talep edilen Saran, hakim karşısına çıktı. İstanbul 23. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada tutuksuz sanıklar Alan Kenan Saran, Azade Zeynep Haksal, Emre Eren ve Steven Sadettin Saran hazır bulundu. Duruşmaya taraf avukatları da katıldı. "BİZİM YASADIŞI BAHSİ ÖZENDİRMEK GİBİ BİR FAALİYETİMİZ YOKTUR" Duruşmada kimlik tespiti yapılan Sadettin Saran, iş adamı olduğunu ve aylık gelirinin 5 milyon lira olduğunu söyledi. Savunma yapan Saran, "Net söylemek istiyorum ki yaptığımız işlerden bir tanesi, esas işimiz spor yayıncılığıdır. Sadece Türkiye'de değil, yurt dışından da spor müsabakaları ağırlıklı yayınlar yapıyoruz. Bizim bu şekilde yasadışı bahsi özendirmek gibi bir faaliyetimiz yoktur. Dışarıdan sinyale dokunma şansımız yoktur. Yayını aldığımız gibi getirip koyuyoruz. Sizin bahsettiğiniz reklamlar ya saha içidir ya da oradan geliyordur, yani yurt dışından getiriliyordur. Bizim buna, yayının içerisindeki reklamlara müdahil olmamız imkansız" dedi. "MESELA ARDA GÜLER HAREKET HALİNDEYKEN OLURSA KALE DE BLURLANIR" Hakim tarafından söz konusu yayınlarda blurlama, sansürleme işleminin yapılıp yapılamayacağı sorulan Saran, "Bu, kaliteyi son derece bozan bir şey. Yapılabilir bir şey değildir. Yapalım dediğiniz an maç yayınlanamaz, izlenemez hale gelir. Mesela Arda Güler hareket halindeyken olursa kale de blurlanır" şeklinde konuştu. "BİZ REKLAM ÜRETEN YA DA YERLEŞTİREN TARAF DEĞİLİZ" Mahkeme hakimi Saran'a, "Söz konusu tarihlerde gerçekleşen müsabakalarda bu kadar süre içerisinde bu reklamları engellemek için bir girişiminiz veya çalışmanız oldu mu?" diye sordu. Saran, "Bu işi Türkiye'de tek biz yapmıyoruz ama en büyük biziz. Biz zaten hakkımızda soruşturma açılmadan önce girişimde bulunduk. Yayıncıları temiz sinyal olacak şekilde yayın vermeleri açısından uyardık. 'Senelerdir bu iş böyledir, nasılsa herkes böyle yayınlıyor, biz de devam edelim' demedik. Arkadaşlara Türkiye'deki hassasiyetler aktarıldı. Mesela İspanya, İtalya ligini yayınlamamaya başladık. Müşteriler de 'O kadar para verdik neden yayınlanmıyor' diye abonelikleri iptal etti. Hatta ben ve kardeşim Kenan, UEFA'nın başkanıyla buluşup bu konuyu görüştük. Cumhurbaşkanımıza da kaygılarımız anlatıldı. Her girişimi yaptık. Ben devlet memuru çocuğuyum. 30 sene önce bu şirketi kurdum ve itibarımıza önem verdim. Bizim böyle bir şeyde olmamız hayatın olağan akışına aykırıdır. Biz reklam üreten ya da yerleştiren taraf değiliz. O nedenle ben ve arkadaşlarımın beraatını talep ediyorum" ifadelerini kullandı. Sanık Alan Kenan Saran ise savunmasında, son yayıncı olarak canlı yayına müdahale etme haklarının olmadığını, kimseye 'şu içeriği özellikle yayınlayın' gibi bir talimatının olmadığını, reklam ekleyen veya gelir elde edenlerin kendileri olmadığını söyleyerek, mahkemeden beraatını talep etti. Hakim, ara kararında dosyanın bilirkişiye gönderilerek yayıncı kuruluşun aldığı görüntünün ham olup olmadığı ve müdahale edilmesinin mümkün olup olmadığının, farklı feed kullanma şanslarının olup olmadığının sorulmasına karar verdi. Duruşmada Sadettin Saran'ın vareste tutulmasına da hükmedilerek, eksikliklerin giderilmesi için dava ileri bir tarihe ertelendi. İddianameden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede Alan Kenan Saran, Azade Zeynep Haksal, Emre Eren ve Sadettin Saran ‘şüpheli' sıfatıyla yer aldı. Hazırlanan iddianamede, Saran İnternet Televizyon Yayıncılık A.Ş bünyesinde hizmet veren S SPORT+logolu internet yayın platformunda yayınlanan futbol müsabakalarında sanal reklam teknikleri ile ruhsatsız ve yasa dışı bahis sitelerinin reklamlarının yapıldığının tespit edildiği anlatıldı. Hazırlanan iddianamede, yapılan tespitler doğrultusunda Saran İnternet Televizyon Yayıncılık A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Steven Sadettin Saran, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Alan Kenan Saran, şirketin genel müdürü ile aynı zamanda sorumlu müdürü olan Azade Zeynep Haksal ve şirketin futbol karşılaşmalarının yayınlamasına yönelik organizasyonundan sorumlu genel müdürü olan Emre Eren'in savunmalarında suçlamaları kabul etmedikleri, maç yayınlarının sözleşme yapılan kuruluş yahut spor kulüplerinden temin edildiğini, yapılan sözleşmeler kapsamında maç yayınlarının doğrudan ve müdahalesiz olarak yayınlamakla mükellef olduklarını, maç yayınlarını sağlayan kuruluş veya kulübün yayın içeriği hakkında yayıncıya bilgi vermediklerini, ayrıca yasadışı bahis reklamlarının sansürleneceği şekilde maçın yayınlarının yapılmasının teknik olarak mümkün olmadığını, bu nedenle kendileri dahil olmak üzere birçok yayıncının yasadışı bahis reklamları yer alan maçları yayınlamak durumunda olduklarını söyledikleri belirtildi. Şüphelilerin ayrıca İspanya en üst düzey futbol ligi Primera Division ile iletişime geçtiklerini ancak yapılan yazışmalardan olumlu sonuç alamadıklarını ve bu durumu da kamuoyuna duyurduklarını söyledikleri kaydedildi. Hazırlanan iddianamede şüpheliler Sadettin Saran ve Alan Kenan Saran'ın ‘kişileri, reklam vermek ve sair surette spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis ya da şans oyunlarını oynamaya teşvik etmek' suçundan 1'er yıldan 3'er yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Şüpheliler Azade Zeynep Haksal ve Emre Eren'in ise aynı suçu zincirleme şekilde işledikleri gerekçesiyle 1'er yıl 3'er aydan 5'er yıl 3'er aya kadar hapis cezası talep edildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.