SON DAKİKA
Hava Durumu

#Hatay

Söz Bursa - Hatay haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hatay haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kayıhan Pala Hatay'dan seslendi: Üç yıl geçti, sağlık hala enkaz altında! Haber

Kayıhan Pala Hatay'dan seslendi: Üç yıl geçti, sağlık hala enkaz altında!

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, 28 Ocak 2026 günü Hatay’da yaptığı ziyaret sonrasında, 6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yıl geçmiş olmasına karşın halen sağlık hizmetlerinin uygunsuz koşullarda sunulmak zorunda kalındığını ve sağlık hizmetlerine erişimle ilgili sorunlar olduğunu açıkladı. Cumhuriyet Halk Partisi, 6 Şubat depremleri sonrasında üç yıl içerisinde yaşanan gelişmeleri incelemek üzere deprem illerinde 28-30 Ocak 2026 günlerinde heyetler görevlendirdi. Deprem illerinden Hatay, Osmaniye ve Gaziantep’te depremin etkilerini yerinde incelemek ve ilgililerle görüşme yaparak bir rapor hazırlamak üzere CHP MYK üyesi Bihlun Tamaylıgil, CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurul Başkanı Aylin Nazlıaka, CHP Ulaştırma ve Altyapı Politika Kurul Başkanı Sibel Yanıkömeroğlu, CHP Sanayi ve Teknoloji Politika Kurul Başkanı Yalçın Karatepe ve CHP Sağlık Politika Kurul Başkanı Kayıhan Pala’dan oluşan bir heyet görevlendirildi. Heyet üyeleri, kendi görev alanlarıyla ilişkili raporları CHP Genel Merkezine sundular. Cumhuriyet Halk Partisi sağlık heyeti, 28 Ocak 2026 günü Hatay’ın Antakya ve Defne ilçelerinde dört aile sağlığı merkezini, konteynerlerde hizmet sunan diş hekimliği muayenehanelerini, konteynerlerde hizmet sunan eczaneleri, Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ni, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Tayfur Ata Sökmen Tıp Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Cahit Özer’i ve Hatay İl Sağlık Müdürü Dr.Sıtkı Sönmez’i ziyaret etti; sağlık meslek örgütleri ve sendikalar ile durum değerlendirmesi yaptı. 28 Ocak 2026 günü Hatay’da yapılan gözlemler, saha ziyaretleri ile meslek örgütleri ve sendika ziyaretleri ışığında, depremin üzerinden üç yıl geçtiği halde henüz sağlık alanında tam bir toparlanmanın söz konusu olmadığını dile getiren Pala, bu durumun özellikle birinci basamakta çok belirgin oluğunu vurguladı. Ölüm, yaralanma ve kayıplar 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden yurttaş sayısı yerel kaynaklara göre 23 bin 65 kişidir. Ölen sağlık çalışanı sayısı 332 olarak paylaşılmaktadır. Bu kayıpların 63’ünün hekim olduğu, hekimlerin 5’inin cenazesine halen ulaşılamadığı ifade edilmektedir. Toplam yaralı sayısı 30 bin 762 olarak bildirilmektedir. Yaralı sağlık çalışanı sayısının 528 olduğu aktarılmaktadır. Depremde kol ve bacak gibi uzuvlarını kaybedenlerin sayısı ile bu kişilerin ortez/protez ihtiyaçlarının karşılanması ve rehabilitasyon hizmetlerine erişimleri hakkında hiçbir bilgi alınamamıştır. Bugüne kadar haklarında bilgi edinilemeyen toplam kayıp sayısı ise 145 olarak bildirilmektedir. Depremde yıkılan ve hasar gören sağlık kuruluşları Toplam 56 Aile Sağlığı Merkezinin depremden etkilendiği kaydedilmiştir. Kamuda ayrıca, Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ek Binası, İskenderun Devlet Hastanesi Ek Binası, Hassa Devlet Hastanesi ve Erzin Devlet Hastanesinin hizmet sunamaz duruma geldiği ifade edilmektedir. Samandağ Devlet Hastanesinin 21 Şubat depreminden sonra tadilata alındığı aktarılmaktadır. Bununla beraber, Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin 21 Şubat depreminde hasar aldığı, tadilat sonrasında yeniden faaliyete geçtiği bildirilmektedir. Özel sektörde ise, Özel Defne Hastanesi, Özel Akademi Hastanesi, Özel Doğu Akdeniz Hastanesi, Özel Deniz Hastanesi, Özel Güney Park Hastanesi ve Özel Yaşam Tıp Merkezinin hizmet sunamaz duruma geldiği kaydedilmektedir. Deprem sonrasında yeni inşa edilen sağlık kuruluşları Yalnızca 5 Aile Sağlığı Merkezinin tamamlandığı ve hizmete açıldığı aktarılmaktadır. Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi Şirince Ek Hizmet Binası hizmete açılmış durumdadır. Defne Devlet Hastanesi de hizmete açılan yapılar arasında sayılmaktadır. Hassa Devlet Hastanesinde yeni bina inşasının deprem öncesi bitme aşamasına geldiği, eski bina ağır hasar alınca deprem sonrasında hızlıca tamamlanarak hizmete açıldığı bildirilmektedir. Arsuz Devlet Hastanesi inşasının deprem öncesi bitme aşamasına geldiği, tamamlanarak açıldığı ifade edilmektedir. İskenderun Devlet Hastanesi Acil Durum Hastanesi hizmete alınmış durumdadır. İskenderun Devlet Hastanesi Eski SSK Semt Polikliniği ile Samandağ Devlet Hastanesi Karaçay Semt Polikliniği de hizmete açılmış olarak listelenmektedir. İnşası devam edenler ve yeni başlayanlar bölümünde 50 Aile Sağlığı Merkezinin inşasının sürdüğü belirtilmektedir. Depremin 3.yılında sağlık kuruluşlarında mevcut durum Depremin üçüncü yılı biterken, 280 aile hekiminin konteyner aile sağlığı merkezinde hizmet verdiği, yaklaşık 50 aile hekimi kadrosunun boş olduğu, bu bölgelerde yaşayan yaklaşık 150 bin yurttaşın birinci basamak sağlık hizmetlerinden yoksun kaldığı bildirilmektedir. Ziyaret edilen, konteynerde hizmet sunmaya çalışan dört aile sağlığı merkezinde, koşulların sağlık hizmeti sunmaya hiç elverişli olmadığı gözlenmiştir. Hekimler 8-9 metrekarelik iyi ısıtılamayan, yazın soğutulamayan, iyi havalandırılamayan, muayene masasının zor sığdığı, muayene paravanının kullanılmasının çok zor olduğu bir alanda günde ortalama olarak 70 hastaya bakmaya zorlanmaktadır. Bazı ASM’lerde bölge dışı hasta başvurusu çok fazladır. Bazı ASM’lerde su akmamasının yanı sıra, hemen tüm ASM’lerde sık sık kesilen elektrik ve internet nedeniyle hizmet sunmak çok zor olmaktadır. Hemşirelerin oturacağı bir alanları yoktur. Her ASM’de Aşı Takip Sistemi olmadığı için ancak haftada bir gün aşı yapılabilmektedir. Enjeksiyon, pansuman ve aşı aynı konteynerde çok dar bir alanda yapılmaya çalışılmaktadır. ASM çalışanları mutsuz, umutsuz ve tükenmiş durumdadır. Hatay’da ASM’ler normal koşullarda hizmet sunuyormuş gibi, depremin etkilemediği diğer illerdeki ASM’lerden beklenen hizmetlerin tümünün Hatay’daki ASM’lerden de beklenmesi büyük bir sorundur. ASM’de çalışanların barınma sorunları sürmektedir. ASM’lerde hastalar için bekleme alanları da yoktur. Açık alanda ve ayakta bekleyen hastalar durumdan yakınmaktadır. Üzerinden üç yıl geçtiği halde yalnızca 5 ASM binasının yapılabilmiş olması büyük bir sorundur. Bugüne kadar 50 ASM binası hizmete alınabilmeliydi. Yeni bina yaptırılmamasının yanı sıra Rasim Gali Aile Sağlığı Merkezi örneğinde olduğu gibi, az hasarlı ASM binaları da hızlıca onarılarak hizmete alınamamıştır. Sağlık Bakanlığı Hatay’da birinci basamak sağlık hizmetlerini yok saymaktadır. Ayrıca yeni yapılan TOKİ binalarının olduğu bölgelerde birinci basamak sağlık kuruluşları için alan ayrılmamış ve bina yapılmamış olması da büyük bir sorundur. Altınözü Devlet Hastanesinin 120 yatak kapasitesi ile hizmet sunduğu, bunun 20’sinin yoğun bakım yatağı olduğu ifade edilmektedir. Arsuz Devlet Hastanesinin 75 yatak kapasitesi bulunduğu, 25 poliklinik odası ile 5 yataklı Yoğun Bakım Ünitesine sahip olduğu aktarılmaktadır. Belen Devlet Hastanesinde yatak sayısının 25 olduğu kaydedilmektedir. Defne Devlet Hastanesinde 300 toplam yatak, 58 poliklinik, 10 ameliyathane, 54 yoğun bakım yatağı ve 41 acil müşahede yatağı bulunduğu bildirilmektedir. Dörtyol Devlet Hastanesinin 400 yatakla A2 rolünde tescillendiği, 90 poliklinik, 172 adet çift kişilik yataklı servis odası, 20 palyatif bakım yatağı ve 62 yoğun bakım yatağı bulunduğu belirtilmektedir. Erzin Devlet Hastanesi mevcut durum listesinde yer almaktadır. Avrupa Birliği fonları ile inşa edilen Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 1 adet helikopter pisti bulunduğu, 550 yatak kapasitesinin 126 yoğun bakım, 30 diyaliz ve 68 acil yatağı içerecek şekilde yapılandığı bildirilmektedir. Aynı hastanede 12 ameliyathane ve 101 poliklinik kapasitesi bulunduğu aktarılmaktadır. Hassa Devlet Hastanesinin 100 yatak kapasiteli olduğu ifade edilmektedir. İskenderun Devlet Hastanesinin toplam 3 yerleşkede 650 kadro yatakla hizmet verdiği, 76 yoğun bakım, 9 çocuk yoğun bakım, 13 yenidoğan yoğun bakım ve 123 poliklinik kapasitesinin bulunduğu belirtilmektedir. Kırıkhan Devlet Hastanesinin 210 yatak kapasitesi ile hizmet sunduğu kaydedilmektedir. Kumlu Devlet Hastanesi 20 yatak kapasitesi ile çalışmaktadır. Reyhanlı Devlet Hastanesinin 103 yatak kapasiteli olduğu bildirilmektedir. Samandağ Devlet Hastanesinin 160 yatak kapasitesi bulunduğu ifade edilmektedir. Yayladağı Devlet Hastanesinde yatak kapasitesinin 27 olduğu aktarılmaktadır. Hatay’da sağlık hizmetlerinin mevcut durumuna ilişkin İl Sağlık Müdürlüğünden talep edilen bilgi ve rapor karşılanamamıştır. Sağlık Bakanlığı’nın deprem öncesi ve deprem sonrasındaki sağlık hizmetlerinin mevcut durumunu ortaya koyan herhangi bir raporunun bulunmaması büyük eksikliktir. Deprem öncesine göre kıyaslandığında Hatay’da nüfus başına yatak sayısı ve yoğun bakım yatağı sayısı düşük kalmıştır. Hatay’da yoğun bakım yatağı eksikliği büyük bir sorun olarak varlığını sürdürmektedir. Depremden önceki yıllarda 6 olan on bin kişi başına düşen yoğun bakım yatağı sayısı 4,1’e düşmüştür. Deprem sonrası sağlık emek gücü 2022’de 10 binde 8,4 olan hekim yoğunluğunun 2024’te 16,3’e çıktığı ve artışın yüzde 94 olduğu belirtilmektedir. Eczacı yoğunluğunun 1,3’ten 4,4’e yükseldiği ve artışın yüzde 238 olduğu aktarılmaktadır. Diş hekimi yoğunluğunun 1,6’dan 3,5’e çıktığı ve artışın yüzde 118 olduğu ifade edilmektedir. Hemşire sayısının 2022’de 10 binde 11,7 iken 2024’te 28,0’a yükseldiği, artışın yüzde 139 olduğu aktarılmaktadır. Ebe yoğunluğu da 3,2’den 7,2’ye çıkmış bulunmaktadır. Genel değerlendirmede, sağlık çalışanlarında toparlanma hızına karşın, Hatay’ın sağlık emek gücü açısından ülke genelinin gerisinde kaldığı ve nitelikli kadro eksikliğinin kritik bir sorun olarak devam ettiği vurgulanmaktadır. Sağlık alanına ilişkin sorunlar Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile ilçe hastanelerinin fiilen klasik zorunlu hizmet bölgesi hastanelerine dönüştüğü aktarılmaktadır. 2023 Şubat depremlerinden bu yana 24 kez yapılan Devlet Hizmeti Yükümlülüğü kuralarıyla yüzlerce pratisyen ve uzman hekimin Hatay’a geldiği belirtilmekte, ancak önemli bir bölümünün mecburi hizmet bitiminde tayin ya da istifa yoluyla ayrıldığı ifade edilmektedir. Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yüksek yatak doluluk oranı ile yatak devir hızının sürdüğü bildirilmektedir. Yoğun bakım yatışı ya da sevki gereken hastaların acil serviste bekleme süresinin zaman zaman 72 saati bulduğu ifade edilmektedir. Hekimler ve diğer sağlık çalışanları için barınma, ulaşım, eğitim olanakları ve sosyal yaşam koşullarında anlamlı iyileşme sağlanamadığı belirtilmekte ve bu nedenle uzun vadeli yaşam planı kurulamadığı vurgulanmaktadır. İskenderun Devlet Hastanesi ile Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesinden ilçe hastanelerine geçici görevlendirmelerin sürdüğü aktarılmaktadır; bunun yanında Suriye bölgesi hizmet birimlerinde sınır ötesine günlük ya da birkaç günlük geçici görevlendirmelerin de devam ettiği ifade edilmektedir. Sınır ötesine görevlendirilmeler hekimler arasında büyük huzursuzluk yaratmaktadır. Sağlık Bakanlığı’nın ivedi olarak sınır ötesindeki sivil/askeri sağlık kuruluşlarına Hatay’dan görevlendirmelere son vermesi gerekmektedir. Mustafa Kemal Üniversitesinde pediatri asistanı ve öğretim üyesi eksikliği bildirilmektedir. Plastik ve rekonstrüktif cerrahi hizmetlerinin yetersiz kaldığı belirtilmekte ve el cerrahisi uzmanının bulunmadığı ifade edilmektedir. Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yetişkin alerji ve immünoloji, çocuk hematoloji ve onkoloji, çocuk acil, gelişimsel pediatri ve çocuk nefrolojisi branşlarında aktif hizmet veren hekim olmadığı aktarılmaktadır. Girişimsel radyoloji uzmanının tayin olması nedeniyle Antakya’da bu hizmetin verilemediği de kaydedilmektedir. Ameliyathane, yoğun bakım ve servislerde sürekli personel sayısı ile nitelik yetersizliklerinin yaşandığı bildirilmektedir; ilaç, tıbbi cihaz ve sarf malzemesi temin sorunları nedeniyle hizmet aksamalarının sürdüğü ifade edilmektedir. Kent merkezinde yeterli sayıda güvenli konut bulunmaması nedeniyle hekimlerin ve sağlık emekçilerinin önemli bir kısmının ailelerini daha güvenli ilçelere ya da komşu illere yerleştirdiği belirtilmekte ve bu durumun günlük gidip gelme zorunluluğu yarattığı aktarılmaktadır. Bu koşulların yoğun iş yüküyle birleştiğinde hızlı ve derin bir tükenmişliğe yol açtığı ortadadır. Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesinden barınma ve sosyal ihtiyaçlar başta olmak üzere çeşitli nedenlerle çok sayıda öğretim üyesi, öğrenci ve hekimin ayrıldığı bildirilmekte ve kadroların doldurulamadığı ifade edilmektedir. Bu tablonun temel tıp eğitimi, asistan eğitimi, araştırma ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerini olumsuz etkilediği belirtilmektedir. Hatay’da uyuz hastalığının büyük bir sorun olduğu, uzun zamandır devam ettiği hem aile hekimleri hem de eczacılar tarafından dile getirilmektedir. Ülkemizin bir deprem ülkesi olduğu gerçeğinden hareketle, sağlık alanında, başta sağlık kuruluşlarının binaları olmak üzere riskleri ortadan kaldırmak, depreme karşı etkili bir hazırlık yapmak, depremden hemen sonra kısa sürede ve etkili müdahale edebilmek ve uzun olmayan bir zaman içerisinde toparlanmak büyük bir önem taşımaktadır. 6 Şubat depremleri, geçtiğimiz iki yılda, AKP iktidarının ne riskleri ortadan kaldırabildiği ne iyi bir hazırlık yapabildiği ne de hızlı ve etkili bir müdahalede bulunabildiğini göstermiştir. Hatay saha ziyaretleri ile depremin üzerinden üç yıl geçtiği halde bir toparlanma da yapamadığı açık olarak ortaya çıkmıştır. Ülkemizin kamucu, eşit, ücretsiz, erişilebilir ve nitelikli bir sağlık sistemine ihtiyacı vardır ve bu sistem CHP iktidarında kurulacaktır.

Osmangazi'de dirençli kentler için anlamlı buluşma Haber

Osmangazi'de dirençli kentler için anlamlı buluşma

Osmangazi Belediyesi, "asrın felaketi" olarak hafızalara kazınan 6 Şubat depreminin yıl dönümü öncesinde, kent yaşamına ve toplumsal farkındalığa katkı sunan önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. ‘Afetlere Karşı Dirençli Kentler ve İletişim' programı, katılımcılara hem bilgi dolu hem de ilham verici bir deneyim sundu. Ördekli Kültür Merkezi'nde Sevda Kurul'un moderatörlüğünde düzenlenen programda, alanında uzman isimler bilgi ve deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. Doç. Dr. Burcu Zeybek, "Afet ve Deprem Sürecinde İletişim ve Dezenformasyon" başlıklı sunumuyla, kriz anlarında doğru bilginin hayati önemini vurguladı. Dijital çağda yanlış bilginin yayılma hızına dikkat çeken Zeybek, sağlıklı iletişim stratejilerinin toplumun psikolojik dayanıklılığı üzerindeki etkilerini çarpıcı örneklerle aktardı. "TEYİDE MUHTAÇ BİLGİYİ ETKİLEŞİM AĞINA SOKMAK YANLIŞ" Afetlerin öncesinde, sırasında ve sonrasında olmak üzere bölümlendirildiğinde her bir süreç için her alandan bilim insanının, yerel yöneticinin, idari mülki amirin yapacağı pek çok şey olduğuna değinen Doç. Dr. Burcu Zeybek, şu açıklamalarda bulundu: "Artık dijital bir dönüşüm çağındayız, dolayısıyla sadece geleneksel medya değil dijitalde içerik ürettiğimiz tarafta da çok dezenformasyon ve krizin büyümesine açık bir ortam var. Çünkü orada herkes içerik üreticisi ve biz bunu 6 Şubat depreminde yaşadık. Arkası gelmeyen ihbarlar, dezenformasyon içeriklerin çok geniş ve etkileşimli bir şekilde yayıldığını gördük. Bu platformlarda, hem içerik tüketicisi, hem üreticisiyiz ama teyide muhtaç bilgiyi etkileşim ağına sokmak burada yanlış olan. Bu platformların kullanıcıları olarak görevlerimizde etik ve yasal çerçeveyi bilerek içerik üretiyor olmak gerek. Teyit edilmemiş bilgi, algoritmaya takılıyor. Biliyorsunuz, orada algoritma üzerinden yürüdüğü için çok daha geniş kitleye duyurulmasına imkan veriyoruz. Bu platformların algoritmalara göre işlediğinin farkında olmak lazım. İçerik seçtiğini, gölge banlama yaptığını biliyor olmak gerekiyor. Önce tüketici olarak, sonra içerik üreticisi olarak bunun farkında olmak ve yasal, etik çerçeveleri bilmek gerekiyor." "COĞRAFYANIN ŞARTLARINI KABUL ETMELİYİZ" Programın bir diğer konuşmacısı Dr. Öğr. Üyesi Tuğçe Tezer ise "Deprem ve Planlama Ekseninde Geçmişten Bugüne Antakya" başlıklı sunumunda, kentsel planlamanın tarihî gelişimi ile afetlere hazırlık arasındaki ilişkiyi ele aldı. Antakya üzerinden yapılan değerlendirmeler, katılımcılara hem geçmişten ders çıkarma hem de geleceğe yönelik çözüm önerileri üretme imkanı sundu. 13 yıldır Antakya üzerinde çalışmalar yaptığını söyleyen Tezer, sözlerinde şu ifadeleri kullandı: "Antakya, Kahramanmaraş merkezli depremlerde merkeze uzak olmasına rağmen en büyük yıkımı yaşayan kentlerden biri oldu. Bu da bize şehir planlamasında, yapılaşmada ve denetimde ciddi hatalar yaptığımızı gösteriyor. Aslında depremle ilgili neyin doğru neyin yanlış olduğunu biliyoruz ama uygulamada sınıfta kalıyoruz. Doğa bize açık mesaj veriyor. Fay hatlarına, su kenarlarına, zemini zayıf alanlara yerleşmemek gerekiyor. Planlama mevzuatımız buna uygun ama planlama-uygulama-denetim zincirinin birbirinden ayrılmaması gerekiyor. Müteahhitlik ciddi bir teknik iş olmasına rağmen yeterince nitelikli yürümüyor. Bir de imar affı gerçeği var; Antakya'daki örnek bize en az 56 bin yapının affedildiğini gösterdi. Bu sadece Hatay'ın değil, tüm Türkiye'nin bir afet ülkesi olduğu gerçeğini yüzümüze vuruyor. Özetle, Coğrafyanın şartlarını kabul edip, bilimi, teknolojiyi ve denetimi ciddiye alarak doğru yerlere, doğru şekilde yerleşmemiz şart." Soru-cevap bölümüyle interaktif bir atmosfere dönüşen programda, izleyiciler merak ettikleri konuları uzman isimlere doğrudan yöneltme fırsatı buldu. Yoğun ilgi gören etkinlik, afetlere karşı bilinçli bir toplum oluşturma yolunda önemli bir adım olarak değerlendirildi.

"Siyaset değil, hizmet yarıştırın": Erdoğan’dan Aydın’da gövde gösterisi Haber

"Siyaset değil, hizmet yarıştırın": Erdoğan’dan Aydın’da gövde gösterisi

Aydın’dan CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e seslenen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan; "Bizimle laf değil eser, hizmet yarıştırın" dedi. Aydın Şehir Hastanesi başta olmak üzere il genelinde tamamlanan yatırımların toplu açılışı için Aydın’a gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, tören alanında Aydınlılarla buluştu. Törende, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’e seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan; "Bizimle laf değil eser, hizmet yarıştırın" dedi. "Ev sahibi Türkiye" projesi kapsamında 6 bin 973 kura çekiminin de yapıldığı törende, her zaman vatandaşlara verdikleri sözleri yerine getirdiklerini vurgulayan Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özel’in toplu konutların üzerinden siyaset yapmaya çalıştığını ve başarısız olduğunu belirterek "Şimdi ana muhalefetin genel başkanı çıkıp, ‘Bu evleri bitiremezler’ diyecektir. Kendisinin bile inanmadığı bir sürü argümanı öne sürerek, bu evlerin neden yapılamadığını anlatmaya çalışacaklar. Bunu nereden mi biliyorum. Çünkü aynısını deprem bölgesinde yaptı. 6 Şubat depreminden sonra bize neler söylediler. ‘Bunlar enkazın altında kalır, evleri inşa edemez’ dediler. Aynı şeyi İzmir için de söylediler. İzmir’de depremde bütün enkazı kaldırdık ve vatandaşlarımızı o konutlara yerleştirdik. Dünyanın en büyük şantiyesini deprem bölgesinde kurarak 7/24 çalıştık. 27 Aralık’ta, yıl bitmeden evlerin anahtarlarını Hatay’da hak sahibi kardeşlerimize teslim ettik. Milletimize söz verdik, sözümüzü de yerine getirdik. Avrupa’nın bile altından kalkamayacağı bir yükü alnımızın akıyla sırtladık. İnşallah Aydın’a gelip, yeni yuvalarına kavuşan kardeşlerimizin sevincini birlikte yaşayacağız. Geçenlerde CHP Genel Başkanı’nın yolu Hatay’a düşmüş. Baktım utancını gizlemeyi çalışıyor. Orada yapılan yerleri gördükçe, vakti zamanında sarf ettiği laflar aklına geliyor herhalde. Onun altında eziliyor. Bu zat depremin üzerinden 3 yıl geçtikten sonra ‘Deprem bölgesini yalnız bırakmayacağız’ diyor. 3 yıldır neredeydin Özgür efendi. 455 bin konut yapılıyorken sen ne ile meşguldün Özgür efendi. Deprem bölgesine sahip çıkmak şimdi mi aklınıza geldi. Neredeyse 3 yıldır sürecin hiç bir yerinde yoktunuz. Daha yeni mi ayıldınız. Hep söylüyorum bunların ülkede ne olup bittiğinden haberleri yok. Bunlar bizim verdiğimiz sözleri, kendi sözleri gibi zannediyorlar. Şimdide emeklilerimiz üzerinden bir istismar içindeler. Yönettikleri belediyelerde, işçilere maaş değil de harçlık verdikleri yetmezmiş gibi emeklilerimizi kışkırtmaya çalışıyorlar. Bunlar ya tropikal adalarda keyif çatıyor ya da meclisi panayır yerine çeviriyorlar. Maalesef böyle tutarsızlar. Ne emekli ne maaş yerine harçlık verdikleri işçiler umurlarında. Bunların tek bildiği hakaret etmek, çamur atmak, kabir başında rakı içip tropik adalarda keyif çatmak. Biz eserlerimizle konuşuyoruz. Yaptıklarımızla konuşuyoruz. Biz hizmetlerle, projelerle konuşuyoruz. Bulabiliyorsanız siz de eserlerinizden bahsedin. Şayet varsa hizmetlerinizden bahsedin Özgür efendi. Cesaretiniz varsa gelin ondan bahsedin. Bizimle laf değil eser, hizmet yarıştırın. Nasıl 455 bin konutu söz verdiğimiz gibi yaptıysak 500 bin konutu da aynı hız ve kararlılıkta inşa edeceğiz" dedi. "ÇOK ZORLU SÜREÇLERİ ÇOK BAŞARILI BİR ŞEKİLDE YÖNETTİK" Terörsüz Türkiye için her adımı ölçüp biçip olan göre hareket ettiklerini ve Türkiye’nin ehil kadrolar tarafından yönetildiğini vurgulayan Erdoğan; "İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan küresel nizam kökten çatırdıyor. Yıllardır konforlu bir coğrafyanın tadını çıkaran ülkeler, ilk defa bizim yıllardır uğraştığımız meselenin çok küçük bir kısmıyla burun buruna gelmeye başladılar. Yaptığımız eleştirilen artık Batı dünyasında da karşılık bulduğunu görüyoruz. Bugün Batılı liderler sistemin sorunlarından bahsediyor. Bizi acımasızca eleştirenler bugün bize hak veriyorlar. Aynı durum Suriye için de geçerlidir. Oradaki mazlumlara sahip çıktığımız için ‘Türkiye orta doğu bataklığına saplanıyor, yalnızlaşıyor’ dediler. Suriye’de zalim rejim devrildi. Türkiye’nin çok yakın dostu bir hükümet geldi. Ülkemizin de güçlü desteğiyle Suriye hızla toparlanıyor. 13,5 yıllık çatışmaların ardından güvenlik ve istikrar yeniden sağlanıyor. Terör örgütleri Suriye rejimi tarafından yavaş yavaş çıkartılıyor. Türkmen kardeşlerimiz aynı şekilde yeni yönetimde çok önemli görevler üstleniyor. DEAŞ denilen terör örgütü ile mücadele eskisinden daha güçlü, kararlı hale geliyor. Bölgemizde her türlü terörün kökü kurutuluyor. Ülkemiz için endişe kaynağı olan sorunlar birer birer çözüme kavuşuyor. Halep’te, Hama’da, Afrin’de, İdlib’te milyonlar cıvıl cıvıl Türkçe konuşuyor. Türkiye’yi konuşuyor. Bize hayır dualar ediyor. İnşallah çok daha iyi olacak. Suriye’nin kuzeyindeki tehdit ortadan kalkınca, Suriye bölgede refah alanına dönüştükçe, hepimiz istifade edeceğiz. Bunun için önce 86 milyon olarak birbirimize kenetleneceğiz. Hep beraber Türkiye olacağız. Unutmayın İslam kardeşliği ortak paydasında bölgedeki halklarla bir araya geleceğiz. Sabırlı, soğukkanlı, oyuna gelmeyecek, fitne ateşine karşı uyanık olacağız. Kutuplaşma hem bize hem bölgemize acıdan başka bir şey getirmez. Sadece gözyaşı getirir. Hükümet olarak, AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak ne yaptığımızı çok iyi biliyoruz. Terörsüz Türkiye sürecinde attığımız her adımı ölçüp biçip ondan sonra harekete geçiyoruz. Çok zorlu süreçleri çok başarılı bir şekilde yönettik. Şundan milletimiz emin olsun. Türkiye ehil kadroların elindedir. Rabbim bizi hizmet yolundan ayırmasın" dedi.

Efkan Ala: "Dünya sürekli bir silahsız savaş halinde" Haber

Efkan Ala: "Dünya sürekli bir silahsız savaş halinde"

Ak Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala, Güney Amerika ve Amerika arasındaki gerilimi hatırlatarak, "Dünya sürekli bir silahsız savaş halinde. Uluslararası sistem çökmüş durumda. Uluslararası kuruluşlar işlevsiz hale geldi. Bölgemize bakınca, ülkeler tarumar oldu. Suriye'den Irak'a herşey gözümüzün önünde oldu" dedi. Terörsüz Türkiye Projesi'nin bugüne kadar ön görülen şekilde gerçekleştiğini ifade eden Efkan Ala, "Bundan sonra da emin adımlarla bu projeyi tamamlayıp 86 milyonun kardeşliğiyle, dayanışmasıyla Türkiye'yi hedeflerine doğru taşıyacağız. Bölgemizde ve ülkemizde kullanılmaya müsait bir yapı varsa, bir örgüt varsa, emin olun onu kullanacak olanı hiç uzakta aramaya gerek yok. Bilin ki yanıbaşımızdadır. Topyekün bu meseleden kurtulmak, Türkiye'nin hayat memat meselesidir" dedi. Çiftçi, emekli ve çalışanların sıkıntılarını bildiklerini de anlatan Efkan Ala, bu grupların gelirini arttıracaklarını, enflasyonu da tek haneli rakama düşüreceklerini söyledi. Ak Parti Bursa İl Danışma Meclisi, geniş katılımla Merinos Atatürk Kongre Kültür Merkezi'nde yapıldı. Toplantıya katılan Ak Parti Genel Başkan Vekili ve Bursa Milletvekili Efkan Ala'nın gündeminde Terörsüz Türkiye Projesi, Ana muhalefet partisindeki gelişmeler ve asrın felaketi sonrasında yapılan hizmetler vardı. Efkan Ala, Ak Parti'nin 19 seçimi de kazındığını, Yargıtay'ın açıkladığı üye sayılarına göre bütün partilerin üye sayısının iki katına ulaştığını kaydederek, "11 milyon 550 bin üyeye ulaştık. Çeyrek asırdır biz Türkiye'yi yönetiyoruz. Bakıyoruz 2002'den beri bu dinamizm ve heyecan var. Ak kadroların inancı var. Bu nasıl bir Türkiye inşa etti? Bütçe konuşmasında CHP Genel Başkanı kadın haklarından söz ediyor. Dedim ki, partimiz adına konuşma yapıyorum. Siz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak genç kızlarımızın okula girmesine engel olanların arkasında duruyordunuz. Bizim sadece kadın kolları üye sayımız, sizin partinizin üye sayısının 3 katı. Hangi haktan bahsediyorsunuz. Hangi hakkı verdiniz de kullandırttınız. Hakka sahip olmakta, Ak Parti gibi olun. Gazze meselesi oldu. Türkiye dimdik. Cumhurbaşkanımız dimdik ayakta iradesini ortaya koydu. Her platformda mazlumun hakkını savundu. Ama Amerika'da bir masa kurulmuş. Konu Gazze, masanın başında kim oturuyor. Başında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan oturuyor. Bu gücü sizin çalışmalarınızdan alıyor. Geldik Mısır'da bir masa kuruldu. Yine konu Gazze. Oradaki zulüm ve ona karşı duruş konu. 4 devlet başkanı imza attı orada. Mutabakata 4 devlet başkanı imza attı. Biri kim. Recep Tayyip Erdoğan. Arkasındaki irade sizlere, milletimize ait. Tebrik ediyorum. Yürekten alkışlıyorum. Kolay bir şey değil. Dünyadaki gidişatı görüyorsunuz. Dünyada tuhaf bir zamanda yaşıyoruz. İnanılmaz gelişmeler oluyor" ifadelerini kullandı "ULUSLARARASI SİSTEM ÇÖKMÜŞ DURUMDA" Rusya Çin Japonya, Güney Amerika Amerika arasında gerilime de değinen Efkan Ala, "Dünya sürekli bir silahsız savaş halinde. Uluslararası sistem çökmüş durumda. Uluslararası kuruluşlar işlevsiz hale geldi. Bölgemize bakınca, ülkeler tarumar oldu. Saymaya lüzum yok. Suriye'den Irak'a herşey gözümüzün önünde oldu. Burada bu kadar ateş çemberinin içerisinde istikrarla, büyümeyle Türkiye'yi hedeflerine taşıyan bir iktidarı siz iş başına getirdiniz. Siz arkasında durarak bu istikrarla Türkiye'nin yol almasını sağlıyorsunuz. Başardığımız işler dünyaya örnek olacak düzeyde işlerdir. Bölgemizdeki bu durum da dikkate alındığında Türkiye'nin içerisinde başardıklarımızı saysak zaman yetmez. Dış politikadaki duruşumuz nedeniyle, erdemli duruş nedeniyle, yarım asırlık Baas rejimi Suriye'de çöktü. Suriye'de yeni bir düzen inşa ediliyor. Şimdi Türkiye'nin 86 milyonun menfaatini, çıkarını geleceğini dikkate alan anlayışla hedefine yürümesi lazım. Onun için ayak bağı olan prangalarından kurtulması gerekir. Bölgemizde aynı anlayışla düzenin tesis edilmesi lazım. Kaosun kargaşanın olduğu yerde sürekli gelişme olmaz. Tüm bu meseleleri çözerken hedefimize doğru emin adımlarla yürürken bu sorunu da ele aldık. Terörsüz Türkiye hedefiyle inşallah bu sorundan da kurtulup bu Türkiye'nin ayak bağı olan pranga olmuş bu sorundan kurtulup 86 milyon tek yürek olarak emin adımlarla hedefe yürüyeceğiz. Terörsüz bölge, terörsüz Türkiye temel hedefimizdir. Terörün kazanma hitimali yoktur. Türkiye terörle mücadelede tarih yazmıştır. Zarar verme imkan ve ihtimalini ortadan kaldırmak için bu projeyi ortaya koyduk. Israrla emin bir biçimde bu projeyi uyguluyoruz." dedi. "TERÖR ÖRGÜTÜNÜ KULLANANLARI UZAKTA ARAMAYA GEREK YOK" Türkiye'nin terörden topyekün kurtulmasının hayati mesele olduğuna işaret eden Efkan Ala sözlerini şöyle sürdürdü: "Bölgemizde ve ülkemizde kullanılmaya müsait bir yapı varsa, bir örgüt varsa, emin olun onu kullanacak olanı hiç uzakta aramaya gerek yok. Bilin ki yanıbaşımızdadır. Topyekün bu meseleden kurtulmak, Türkiye'nin hayat memat meselesidir. En önemli projesi. Türkiye ne zzaman emin adımlarla yükselse, birileri devreye giriyor. Türkiye'nin bu gidişatını sekteye uğratmak için elinden geleni yapıyor. Onların ellerinden bu imkanları almanın adıdır Terörsüz Türkiye Projesi. Bugüne kadar ön gördüğümüz biçimde geldi, bundan sonra da emin adımlarla bu projeyi tamamlayıp sonuçlandırıp, 86 milyonun kardeşliğiyle dayanışmasıyla Türkiye'yi hedeflerine doğru taşıyacağız. Biz bunları yaparken, bütün bu gelişmelerin altına imza atarken, bir muhalefet partisi ana muhalefet partisi ne yapıyor? Onun ne yaptığına bakarak bizim sorumluluğumuzun ne kadar ağır olduğunu, ne kadar büyük sormulluk üstlendiğimizi tekrar hatırlamakta yarar var" "ANA MUHALEFET PARTİSİ TAM BİR ORTADOĞU'YA DÖNDÜ" Ak Parti'nin sorunların çözümü ile uğraşırken ana muhalefet partisinin de Ortadoğu'ya döndüğünü kaydeden Efkan Ala, "Biz Ortadoğudaki problemleri halledelim diyoruz, ana muhalefet partisinde birbirini hançerleyen mi , birbirini şikayet eden mi birbiri için itirafçı olanı mı ararsınız. Hepsi var. Cumhurbaşkanımız devlet başkanlarıyla görüşüyor. Dünyanın ve bölgenin sorunlarını çözmeye çalışıyor. Oralarda en etkili inisiyatifi alıyor. Ama ana muhalefet partisinin lideri Avrupa'da iktidar dileniyor. Türkiye'yi şikayet ediyor. Oralarda da devlet başkanlarıyla görüşemiyor. Onu da kendisi söylüyor. İçeride inanılmaz bir kaos kargaşa. Milletin derdiyle dertlenme yerine Silivri'nin derdiyle dertleniyor. Biz Hatay'a gittik. Hatay'da dikkatinizi çekiyorum 455 bininci konutu teslim ettik. Asrın felaketini, asrın hizmetine çevirdik. Peki İstanbul belediye başkanlığıyla ilgili hazırlanan iddianeme kabul edildi. İddianameye göre ne olmuş? Bizim 14 bakanlığımızın bütçesinden daha fazla bütçeye sahip olan İstanbul büyükşehir belediyesinde bir düzen kurulmuş, bir eko sistem kurulmuş. Asrın talanına imza atılmış o iddiaanameye göre. Biz asrın hizmetini yapıyoruz, yapamazsınız diyorlardı. Bunu başardık. Biz orada milletin derdiyle dertleniyoruz. Bunlar bir el uzatacaklarına, ellerini İstanbul Büyükşehir Beledyiyesi'nin bütçesine uzatmışlar, talan edilmiş. Talan düzeni kurulmuş. Şimdi böyle bir anlayışa, İski yolsuzluğundan asrın talanına geldiler"diye konuştu. "Türkiye'nin CHP zihniyetine teslim edilmesinin maliyetini 86 milyon değil, gönül coğrayamızdaki bütün kardeşlerimiz öder" diyen Efkan Ala şunları kaydetti: "Bunların sınırlarımız dışındaki kardeşlerimizin derdiyle dertlendiğini gördünüz mü. Ne işiniz vardı dediler. Bunlar içeride de vatandaşın olduğu yere gitmiyorlar. Varsa yoksa Silivri. Oraya gidip ağzına geleni söylüyor. Bizim bunlara ayıracak vaktimiz yok.Bunlara oy verenlere çağrımız, görüyorsunuz ülkenin, bölgenin, dünyanın bir çok meselesi varken, bunların temel meselesi, kendileri. Kendilerinin dışında bir dertleri yok. Onun için gelin, 86 milyon vatandaşlarımız,Türkiye'de gerçekten dünyada liderler diplomasisinin kitabını yazan Recep Tayyip Erdoğan'a daha fazla destek verelim ki, dünyanın meseleleri Türkiye'nin bölgenin meseleleri ile daha güçlü şekilde uğraşabilsin. Biz bunun çabası içindeyiz. Türkiye'nin yüklendiği tarihi misyon, tarihi sorumluluk bize bunun bir vazife olarak önümüze koymaktadır. Bugüne kadar Türkiye'yi getirdik, hedefler koyduk" "TÜRKİYE'DEKİ SORUNLAR MASAMIZIN ÜZERİNDEDİR. EMEKLİ, ÇALIŞAN VE ÇİFTÇİMİZİN GELİRİNİ ARTTIRACAĞIZ" Türkiye'de yaşanan sıkıntıları bildiklerini ifade eden Efkan Ala, "Merak etmeyin. Çalışan, işçimiz, çiftçimiz, emeklimizin meselesini biz her hafta masamızda tartışıyoruz. Programlar yapıyoruz. Tedbirler alıyoruz. Herşeyin bir sırası ve zamanı var. İnşallah onları da kararlılık ile uyguluyoruz. Enflasyonu tek haneli rakamlara indireceğiz. Başta emekliliremiz olmak üzere çalışanlarımız ve tüm kardeşlerimizin gelirini arttıracağız. Yüksek gelirli ülkeler grubunda emin adımlarla ilerleyeceğiz. Türkiye'nin ekonomisini bugüne kadar 5 kat büyüttük. 15 kat büyütecek kadrolar da Ak kadrolardır. Milletimizin beklentisi bu, bizim de milletimize sevdamızın ucu bucağı yoktur. Türkiye ne zaman ihtiyaç duyduysa Bursa Uludağ gibi bu kadroların arkasında durmuştur. Milletimiz ikaz yaptıysa, başımızın üstünde yeri vardır. Biz de o ikazı aldık, gereğini yapıyoruz. Bursa'nın lokomotifi olduğu gibi ak kadroların lokomatifi de bu kardeşlerimizdir. Yolumuza emin adımlarla devam edeceğiz. Türkiye'yi hedefleriyle buluşturacak kadrolar Ak kadrolardır. Milletimiz bize bazen sitemkar bakabilir davranabilir. Dönüp de kalıcı olarak başka yere bakmıyor. Umut, vizyon, imkan burada ve çalışma burada. Türkiye'nin ihtiyacı olan da budur" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, depremzede aileyi yeni yuvasında ziyaret etti Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan, depremzede aileyi yeni yuvasında ziyaret etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hatay’ın Antakya ilçesinde 455 bininci afet konutu teslim törenine katıldı. Atatürk Caddesi üzerinde toplanan kalabalığa seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, afet konutu kura çekimi ve yapımı tamamlanan yatırımların toplu açılışını gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, temas ve incelemelerinin ardından Antakya ilçesi Güzelburç Mahallesi’nde bulunan ve depremin ardından yeniden inşa edilen 600 Konutlar Sitesi’nde yaşayan Karakuş ailesinin evini ziyaret etti. "BANA HAYALİN NE DESELERDİ, RECEP TAYYİP ERDOĞAN İLE AYNI YERDE OTURUP MUHABBET ETMEK İSTİYORUM DERDİM VE RABBİM GÖNLÜME GÖRE VERDİ" Ailesiyle birlikte enkazdan kurtulduklarını ifade eden Ömer Karakuş, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile sohbet etme hayalinin gerçekleştiğini ifade ederek, "Burası şu an 600 Konutlar ve Temmuz ayında ben evime geçtim. Yaklaşık 6 aydır evimde oturuyorum. Evim çok güzel, çok konforlu. Rabbim devletimizden razı olsun, rabbim devlet büyüklerimizden razı olsun. Bugün ağır bir misafirimiz vardı; devlet büyüğümüz Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, bakanlarımız, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanımız Mehmet Öntürk ve Valimiz Mustafa Masatlı misafirimiz oldu. Doğal ve güzel bir sohbetti, unutulmayacak bir anı oldu bizler için. Kendisi bizleri çok onore etti. Rabbim hepsinden razı olsun, ayaklarına taş değdirmesin. Bana hayalin ne deselerdi, Recep Tayyip Erdoğan ile aynı yerde oturup muhabbet etmek istiyorum derdim ve Rabbim gönlüme göre verdi. Rabbime şükürler olsun, gönlümden geçen gerçekleşti. Çok şükür evimize de geçtik, rabbimden daha ne isteyebilirim" dedi. Gerçekleşen ziyaretten ötürü mutlu olduğunu ifade eden Esra Nur Karakuş, "Bugün ağır misafirlerimiz vardı. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Sayın MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bey misafirimiz oldu. Çok mutlu olduk. Yeni evimden çok memnunum, çok beğeniyorum. Evimde böyle bir misafir ağırlayacağım aklıma gelmezdi. Herşey güzel düşünülerek yapılmış. Emeği geçenlerden Rabbim razı olsun. Sayın Cumhurbaşkanımıza Türk kahvesi ikram ettik" dedi.

Bahçeli’den Hatay’da tarihi benzetme: "Günümüzün Süleyman’ı Erdoğan, Sinan’ı Murat Kurum’dur" Haber

Bahçeli’den Hatay’da tarihi benzetme: "Günümüzün Süleyman’ı Erdoğan, Sinan’ı Murat Kurum’dur"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla düzenlenen, 95 bin deprem konutu ve 9 bin 501 iş yeri anahtar teslim töreninde konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Mehmet Akif Ersoy’un, "Hadi gel yıkalım şu Süleymaniye’yi desen, İki kazma kürek, iki de ırgat gerek. Ancak, hadi gel yapalım şunu geri desen, Bir Sinan, bir de Süleyman gerek" dizelerini okuyarak, "Günümüzün Süleyman’ı Recep Tayyip Erdoğan, günümüzün Sinan’ı Murat Kurum’dur" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ında bulunduğu Hatay’ın Antakya ilçesinde 455 bininci afet konutu teslim törenine katıldı. Burada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan önce, Atatürk Caddesi üzerinde toplanan kalabalığa seslenen Bahçeli, "Türk milleti tarihin hiçbir döneminde felaketlere boyun eğmemiş sabrın, şükrün ve metanetin istikametinden ayrılmamıştır. Bereketin yağacağına inanarak nice zorluğa göğüs germiş karamsarlığın yüksek dalga boyutunu her seferinde imanla iradeyle açmasını bilmiştir. Pek çok fitne odaklarına ve karanlık kampanyaya rağmen devlet ile millet arasına hiçbir menfur ve melun iç ve dış ihraç girememiştir. Felaketleri geçim kapısı haline getirmek için el ovuşturanlar sonuçta ve sonunda mutlaka kaybetmiştir. Acılarımızın ve anılarımızın üzerinde istismar şantiyesi kurmak için devreye girenler en derin hayal kırıklığına uğramışlardır. Yapmak yerine yıkmanın, doğru ve dürüst olmak yerine yalan söyleminin peşine düşenler milletin safında değil, zilletin yanında olduranı asla gizleyememişledir. Felaketlerden rant devşirmenin arayışına girmek ahlaki ve şükranı bir tavır olmadığı gibi demokrasi ve siyaset değerlerinin de dışındadır. 6 Şubat felaketinden çıkar elde etmek isteyen, devleti ve hükümeti zor durumda bırakmak için her türlü ayak oyununa müracaat eden küçük ve sinsi bir akla karşı mahşeri vicdan sessiz kalmamış, tertiplerin hepsini teker teker boşa düşürmüştür. İftira ve saptırmaların çürütülme ispatı asrın inşa ve ihya faaliyetlerinin muhteşem belgesi ortadadır" dedi. "Günümüzün Süleyman’ı Cumhurbaşkanımızdır" Bahçeli konuşmasında milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un, "Hadi gel yıkalım şu Süleymaniye’yi desen, İki kazma kürek, iki de ırgat gerek. Ancak, hadi gel yapalım şunu geri desen, Bir Sinan, bir de Süleyman gerek" dizelerini okuyarak, "Hamd olsun Türk milletinde ne Süleyman biter ne de Sinan biter. Günümüzün Süleyman’ı Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. Günümüzün Sinan’ı Murat Kurum beydir" şeklinde konuştu.

Erdoğan'dan Hatay'da sert mesaj: "Deprem turistleri yok ama biz buradayız!" Haber

Erdoğan'dan Hatay'da sert mesaj: "Deprem turistleri yok ama biz buradayız!"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hatay’ın Antakya ilçesinde 455 bininci afet konutu teslim töreninde yaptığı konuşmasında, "Devletle milleti karşı karşıya getirmeye çalışanların hiçbirisi yok ama biz buradayız" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hatay’ın Antakya ilçesinde 455 bininci afet konutu teslim törenine katıldı. Atatürk Caddesi üzerinde toplanan kalabalığa seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan; afet konutu kura çekimi ve yapımı tamamlanan yatırımların toplu açılışını gerçekleştirdi. Adana, Adıyaman, Bingöl, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kayseri, Kilis, Malatya, Osmaniye, Şanlıurfa ve Tunceli illerimizde yapımı tamamlanan; 95 bin konut ve 9 bin 501 iş yeri hak sahiplerine teslim edildi. Depremin üzerinden 3 yıl geçmeden 455 bin deprem konutu edilmiş oldu. "DEPREM TURİSTLERİ ORTALIKTA YOK, BİZ BURADAYIZ" Teslim töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kendilerini eleştirenlerin ortalıkta olmadığına dikkat çekerek, "Hatırlarsanız altı Şubat'ta insanımız acı içindeyken buralara gelip ahkam kesenler vardı, seçimlerde bedava ev sözü verenler vardı. Enkazların önünde selfie çekip sosyal medyadan atanlar vardı. Afetzedelerimizin üzüntüsünü, içtenlikle paylaşmak yerine deprem gibi ortalıkta dolananlar vardı. Hükümet bu enkazın altında kalır diyerek tüm umutlarını bizim başarısız olmamıza bağlayanlar vardı. Yalan ve yanlış haberlerle ortalığı karıştırmaya çalışan provokatörler vardı. Gençler, biz canımızı dişimize takıp yaraları sarmak için ter dökerken yüzyılın felaketini istismar eden, vicdansızlar vardı. Sırf seçimlerde oy vermediler diye depremzedelerimize hakaret edenler, konakladıkları misafirhanelerden kovanlar vardı. Kardeşlerim bakın şimdi onların hiçbirisi ortalıkta yok. Deprem turistleri yok. Popülizm yapanlar yok. Seçim kazanmak uğruna halkımızı vaad uğruna tutanlar yok. Reyting peşinde koşanlar yok. Dezenformasyon yayanlar yok. Evleri, mültecilere verecek diyenler yok. Devletle milleti karşı karşıya getirmeye çalışanların hiçbirisi yok ama biz buradayız. Sizlerle beraberiz. Tıpkı altı Şubat'ta olduğu gibi sizin yanınızdayız" dedi. "455 BİNİNCİ KONUTU TESLİM EMENİN GURURUNU YAŞIYORUZ" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 455 bininci konutu teslim etmenin gururunu yaşadıklarını ifade ederek, "İşte bugün dünyada hemen hiçbir ülkenin altından kalkamayacağı büyük bir başarıya Hatay'ımızda bizzat tanıklık ediyoruz. Depremin vurduğu on bir ilimizde yapımı tamamlanan 455 bininci afet konutumuzu hak sahibi kardeşlerimize teslim etmenin gururunu yaşıyoruz. Bu yuvalarda yepyeni bir hayatın sayfasını açacak tüm vatandaşlarımıza hayırlı, uğurlu olsun diyor, hanelerine kavuşan her bir kardeşime sağlıklı, mutlu, bereketli ömürler diliyorum. Rabb'im bu evlerde inşallah ağız tadıyla oturmayı nasip eylesin" şeklinde konuştu. "MÜSLÜMAN KANINDAN BESLENENLER MESAİ İÇERİSİNDE" Erdoğan konuşmasında Müslüman kanından beslenenlerin, Müslümanları birbirine düşürmek için mesai içerisinde olduğuna dikkat çekerek, "Filistin, Irak başta olmak üzere gönül ve kültür coğrafyamızdaki tüm kardeşlerimizin bizlere ihtiyacı var. Gözü düşmüş bölgemizde yaşananları, kimlerin hangi oyunları çevirdiğini, kimlerin kimlerle iş tuttuğunu sizlerde görüyorsunuz. Müslüman kanından beslenenler, bizi birbirimize düşürmek isteyenler, çok büyük bir mesai içinde. Aramıza fitne sokmaya çalışanların, etnik köken mezhep inanç üzerinden bizi bölmeye çalışanların kimler olduklarını hepimiz biliyoruz. Onun için kan ve kaos tüccarlarının tuzaklarına karşı çok dikkatli olacağız" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuşmasını birlik mesajı verdiği şu sözleriyle tamamladı: "Terörsüz Türkiye’den sonra terörün karanlık gölgesinin tamamen ortadan kalktığı, terörsüz bölgeye hep beraber kavuşacağız. Yeni Türkiye’nin, büyük Türkiye’nin inşasını hiç kimse engelleyemez. Unutmayın Hazreti Hızır Türbesi de bizimdir. Habibi Neccar Camii de. Vakıflar köyü de bizimdir. Hasreti Musa ağacı da. Beyazıt-ı Bestami Türbesi de bizimdir. Ulu Cami de. Türk, Arap, Kürt, Türkmen, Sünni Alevi, Nusayri beraberiz. Bu toprakların 1.000 yıllık sakinleriyiz. İnşallah daha nice asırlar boyunca barış içinde huzur içinde komşuluk ve kardeşlik hukuku içinde yaşamaya devam edeceğiz". Erdoğan’ın konuşmasının ardından anahtar teslim töreni gerçekleştirildi.

Firari anguslar iğneyle durduruldu Haber

Firari anguslar iğneyle durduruldu

Hatay'da 2 kişinin can verdiği kazada tırdan kaçarak şehir turuna çıkan anguslar, ekipleri tarafından uyuşturucu iğneyle sakinleştirerek tek tek yakalandılar. Hatay-Adana otobanı Dörtyol ilçesi Hurmalık mevkiinde orta refüje çarparak devrilen 63 ADM 974 plakalı tır alevlere teslim olmuş ve kazada 2 kişi ölmüştü. Kazanın ardından tırda taşınan anguslar firar etti. İskenderun, Dörtyol ve Payas ilçelerinde zaman zaman vatandaşların yaşam alanlarında grup halinde gezen anguslar tedirginliğe neden oldu. Ekiplerin zamanla yarışında vatandaşlara zarar vermeden yakalanmak istenen anguslar, uyuşturucu iğneyle vurularak yakalandılar. Yakalanan anguslar, sevk edildikleri liman merkezine götürüldüler. İki kişinin hayatını kaybettiği kazayı anlatan Semih Yalçın, "Sabah saat 05.30 sıralarında Dörtyol Hurmalık mevkiinde, otoban üzerinde Almus yüklü bir tır devrildi. Devrilmenin ardından tırda aniden yangın çıktı ve araç tamamen yandı. Hatay Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekipleri olay yerine çok hızlı bir şekilde müdahale etti ancak maalesef iki gencimiz çıkan yangında hayatını kaybetti. Tırda yüklü olan anguslar yola saçıldı. Karayolları ve jandarma ekipleri çevrede geniş güvenlik önlemleri alarak, yola saçılan angus toplayıp bayıltma işleminin ardından tekrar limana götürdü. Kaza nedeniyle yol yaklaşık 3–4 saat trafiğe kapalı kaldı. Bu süre zarfında ulaşım E5 olarak bilinen D-400 karayolu üzerinden sağlandı. Otoban ise geçici olarak trafiğe kapatıldı. Yaşanan kazada iki gencimizi kaybettik" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.