SON DAKİKA
Hava Durumu

#Hatay

Söz Bursa - Hatay haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hatay haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Resmi Gazete’de yayımlandı: İçişleri Bakanlığı’nda atama ve yer değiştirme sistemi değişti! Haber

Resmi Gazete’de yayımlandı: İçişleri Bakanlığı’nda atama ve yer değiştirme sistemi değişti!

İçişleri Bakanlığı Personeli Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, Resmi Gazete'de yayımlandı. Yapılan değişiklikle ilçe müdürü olarak görev yapanların il müdürü olarak atanabilmesi için gereken hizmet süresi 2 yıldan 3 yıla yükseltildi. İçişleri Bakanlığı Personeli Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nde değişikliğe gidildi. Yapılan değişikliğe göre mevcut yönetmelikte kurum dışı personele açık olan il sivil toplumla ilişkiler müdürü ve sosyal etüt ve proje müdürü kadroları kurum dışı personele kapatılarak, sadece kurum içi personelden atama yapılabilmesi sağlandı. İl basın ve halkla ilişkiler müdürü kadrosuna kurum içinden veya kurum dışından personel atanabilmesi için mevcut yönetmelik sabit bırakılırken, ayrı bir fıkrada düzenlemeye gidildi. Basın ve halkla ilişkiler müdürü kadrosuna atananların görev yerlerinin değiştirilmesi istenildiğinde ya da görevden alınmaları halinde "Daha önce görev yaptıkları kadro veya denk kadro unvanına Bakanlıkça atanabilirler" maddesi eklendi. Bakanlık merkez ve taşra teşkilatına ihdas edilen kadrolar yönetmelik kapsamına alındı. Atama yetkileri düzenlendi ve uygulamada yaşanan sıkıntılar nedeniyle il yazı işleri müdürü kadrosuna Personel Genel Müdürlüğünün teklifi üzerine bakan onayıyla atama yapılacağı da hüküm altına alındı. 10 YIL HİZMET SÜRESİNE SAHİP EN AZ 3 YIL İL PLANLAMA UZMANI OLANLAR ATANABİLECEK İl planlama ve koordinasyon müdürü kadrosuna yönelik yapılan değişiklikle ilçe müdürü olarak görev yapanlara ek olarak toplam 10 yıl hizmet süresine sahip olma ve en az 3 yıl il planlama uzmanı olarak görev yapma şartı getirildi. İlçe müdürü olarak görev yapanların il müdürü olarak atanabilmesi için gereken hizmet süresi de 2 yıldan 3 yıla yükseltildi. Hizmet bölgeleri cetvelinde yapılan düzenlemeyle 5 ilin hizmet bölgesi değiştirildi. Buna göre Hatay ve Kahramanmaraş 1. bölgeden 2. bölgeye, Mardin ve Van 3. bölgeden 2. bölgeye, Adıyaman ise 3. bölgeden 4. bölgeye alındı.

Milyarlık bungalov vurgunu! Bursa dahil 14 ilde şafak operasyonu Haber

Milyarlık bungalov vurgunu! Bursa dahil 14 ilde şafak operasyonu

Kahramanmaraş merkezli düzenlenen operasyonda sahte bungalov ilanı ile 3 milyar liralık vurgun yapan şebeke çökertildi, 21 kişi gözaltına alındı. Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, bilişim sistemleri kullanılarak gerçekleştirilen dolandırıcılık şebekesine yönelik geniş çaplı operasyon düzenlendi. Başsavcılık koordinesinde, Kahramanmaraş İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince yapılan çalışmalarda, şüphelilerin sosyal medya platformları üzerinden sahte bungalov ilanları oluşturarak vatandaşları dolandırdığı tespit edildi. Yapılan incelemelerde, şüphelilere ait hesaplarda yaklaşık 3 milyar TL işlem hacmi bulunduğu belirlendi. Soruşturma kapsamında Kahramanmaraş merkezli olmak üzere Antalya, Balıkesir, Bitlis, Bursa, Diyarbakır, Edirne, Erzurum, Gaziantep, Hatay, İzmir, Mersin, Şanlıurfa ve Şırnak'ta toplam 28 şüpheliye ait 26 adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonlarda şüphelilere ait adreslerde yapılan aramalarda; 29 cep telefonu, 21 SIM kart, 1 flash bellek, 1 SSD depolama cihazı ele geçirildi. Gerçekleştirilen operasyonlar sonucu 21 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Gözaltına alınan şüphelilerden 17'si Kahramanmaraş'a getirilirken, gözaltında olan diğer 4 şüpheli ile cezaevinde bulunan 5 şüphelinin işlemlerinin SEGBİS üzerinden yapılacağı öğrenildi. Öte yandan, firari durumda olan 2 şüphelinin yakalanması için çalışmaların sürdüğü bildirildi.

60 günde yapılan hastane sular altında: Prof. Dr. Kayıhan Pala yapısal sorunlara dikkat çekti Haber

60 günde yapılan hastane sular altında: Prof. Dr. Kayıhan Pala yapısal sorunlara dikkat çekti

“Tasarım, uygulama ve denetim süreçlerinde sistematik eksiklikler var; yaşanan durum bir altyapı arızası değil, sağlık sistemi hatasıdır.” Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Hatay’da yoğun yağışın ardından Defne Devlet Hastanesi’nin su baskını nedeniyle hizmet dışı kalmasına ilişkin değerlendirmesinde, olayın yalnızca meteorolojik koşullarla açıklanamayacağını, ortaya çıkan tablonun Sağlık Bakanlığı tarafından inşa ettirilen sağlık yapılarında tasarım, uygulama ve denetim süreçlerine dair ciddi bir yapısal soruna işaret ettiğini belirtti. Konuya ilişkin Pala, “CHP Sağlık Politika Kurulu Yapı Grubu tarafından hazırlanan rapor, yağış sonrasında Defne Devlet Hastanesinin hizmet dışı kalmasına ilişkin kök nedenleri açık olarak ortaya koymaktadır. Deprem sonrası sağlık hizmetlerini yeniden tesis etmek amacıyla yaklaşık 60 gün gibi kısa bir sürede tamamlanarak hizmete açılan bir Devlet Hastanesinin, en kritik anda devre dışı kalması kabul edilemez bir durumdur” açıklamasında bulundu. Hatay’da yaşanan yoğun yağışın ardından Defne Devlet Hastanesi’nin su baskını nedeniyle hizmet dışı kalması, ilk bakışta doğal bir afetin sonucu gibi sunulsa da ortaya çıkan tablo çok daha derin bir yapısal soruna işaret etmektedir. Basına yansıyan bilgilere göre, 27 Mart 2026 tarihinde başlayan süreçte hastane hizmet veremez hale gelmiş; acil servis dahil olmak üzere birçok birim kapatılmış ve hastalar çevre hastanelere sevk edilmiştir. Bu durum, bir sağlık yapısının en kritik anında devre dışı kalmasının yalnızca meteorolojik koşullarla açıklanamayacağını açıkça göstermektedir. Hatay’da deprem sonrası sağlık hizmetlerinin yeniden tesis edilmesi amacıyla inşa edilen Defne Devlet Hastanesi, yaklaşık 60 gün gibi son derece kısa bir sürede tamamlanarak hizmete açılmıştır. Bu süreç, kamuoyuna “hızlı yapım başarısı” olarak sunulmuş, süre üzerinden bir performans göstergesi oluşturulmuştur. Ancak mühendislik açısından temel gerçek şudur: Bir hastanenin ne kadar hızlı yapıldığı değil ne kadar doğru yapıldığı önemlidir. Son yıllarda yaygınlaşan “süre odaklı” yaklaşım, özellikle kamu yapılarında kaliteyi, mühendislik süreçlerini ve denetimi ikinci plana itmektedir. Bu yaklaşım, özellikle afet sonrası acil üretim baskısı altında, projelendirme ve denetim süreçlerinin sağlıklı yürütülmesini zorlaştırmaktadır. Altyapı Kapasitesi ve Yağmur Suyu Yönetimi Haber içeriklerinde yer alan en önemli bulgulardan biri, yağmur suyu ile kanalizasyon sisteminin taşarak hastane içine girmesidir. Bu durum iki temel teknik soruna işaret eder: Yağmur suyu drenaj sisteminin yetersiz kapasitede tasarlanmış olması,Kanalizasyon ve yağmur suyu hatlarının birbirini etkileyecek şekilde kurgulanması. Oysa hastane gibi kritik yapılarda, yağış rejimi analizine dayalı olarak belirli tekerrür periyotlarına (örneğin 50 yıl, 100 yıl yağış senaryoları) göre belirlenen maksimum debi senaryoları üzerinden tasarım yapılması esastır. Bu tür bir taşkın ya hesap hatasını ya da tasarım kriterlerinin yeterince dikkate alınmadığını düşündürmektedir. Kritik Mahallerin Korunamaması Basına yansıyan görüntülerde yoğun bakım, acil servis ve ameliyathane gibi kritik alanların su baskınından etkilendiği görülmektedir. Bu durum, hastane tasarımında temel bir prensip olan “fonksiyonel zonlama”nın yeterince uygulanmadığını göstermektedir. Uluslararası sağlık yapıları tasarım kriterlerine göre: Kritik birimler su basma riski olan kotlarda konumlandırılmaz, Bu alanlar için ek su yalıtımı ve drenaj önlemleri alınır, Gerekirse bu mahaller üst kotlara yerleştirilir. Bu bağlamda yaşanan durum, yalnızca bir uygulama hatası değil, tasarım yaklaşımındaki eksikliktir. Acil Servis Fonksiyonunun Kaybı ve Geçici Çözümler Su baskını sonucunda acil servisin kullanılamaz hale gelmesi üzerine, hastane içinde geçici düzenlemelere gidildiği anlaşılmaktadır. Buna göre: Dahiliye servisi içerisinde bir oda geçici resüsitasyon alanı olarak tanımlanmış, Hastane girişinde yer alan hasta kabul bölümü “sarı alan” olarak yeniden düzenlenmiştir. Bu tür geçici çözümler, afet anında hizmetin tamamen durmaması açısından kısa vadeli bir refleks olarak değerlendirilebilir. Ancak bu düzenlemeler, acil sağlık hizmetinin standartlara uygun şekilde sürdürülemediğini açıkça göstermektedir. Acil servisler; triyaj, resüsitasyon, müdahale ve gözlem alanlarının birbirinden ayrıldığı, kontrollü akışın sağlandığı ve enfeksiyon risklerinin minimize edildiği özel olarak tasarlanmış birimlerdir. Bu fonksiyonların farklı mekânlara dağıtılması:hasta akışının kontrolünü zorlaştırmakta,müdahale sürelerini uzatmakta,enfeksiyon ve kontaminasyon riskini artırmaktadır. Dolayısıyla burada ortaya çıkan durum, yalnızca mekânsal bir yer değişikliği değil, acil sağlık hizmetinin bütüncül işleyişinin bozulması anlamına gelmektedir ve hasta güvenliği açısından ciddi riskler doğurmaktadır. Sonradan Fonksiyon Değişikliği ve Kontaminasyon Riski Öte yandan, hastanenin ilk kurulum aşamasında boş koridor olarak planlanan bir alanın sonradan eczane olarak düzenlendiği; söz konusu alanın rögar çıkışına yakın konumda bulunması nedeniyle taşkından doğrudan etkilendiği tespit edilmiştir. Bu durum, proje disiplininin sonradan müdahalelerle bozulduğunu göstermektedir. Fonksiyon değişiklikleri, altyapı ve risk analizleri yapılmadan gerçekleştirilemez. Lağım sularının taşması sonucu eczane içerisinde bulunan tüm tıbbi malzemelerin kontamine olması ve kullanılamaz hale gelmesi, bu hatanın doğrudan sonucudur. Hastane eczaneleri: kontrollü hijyen koşullarına sahip, kontaminasyona karşı korunaklı, kritik stokların güvenli şekilde muhafaza edildiği alanlar olmak zorundadır. Rögar hattına yakın ve taşkın riski bulunan bir alanın bu amaçla kullanılması, yalnızca bir planlama hatası değil, öngörülebilir bir riskin göz ardı edilmesi anlamına gelmektedir. Çatı ve Üst Yapı Drenaj Problemleri Haberlerde çatıdan su sızıntıları ve yer yer çökmeler yaşandığı da ifade edilmektedir. Bu durum: Yağmur suyu iniş sistemlerinin yetersizliği, Çatı drenaj kapasitesinin doğru hesaplanmaması ve Taşıyıcı sistem ile mekanik sistem koordinasyonunun zayıf olması gibi olasılıkları gündeme getirmektedir. Hijyen ve Biyolojik Risk En kritik bulgulardan biri ise, yağmur suyu ile kanalizasyon suyunun karışarak hastane içine girmesidir. Bu durum yalnızca fiziksel bir hasar değil, doğrudan ciddi bir sağlık riski anlamına gelmektedir. Hastane ortamlarında: Temiz ve kirli su sistemlerinin kesin ayrımı zorunludur, Kanalizasyon kaynaklı taşkınlar “biyolojik kontaminasyon” olarak değerlendirilir, Bu tür durumlarda alanın kullanımı derhal durdurulur. Bu çerçevede hastanenin kapatılması teknik olarak doğru bir karar olmakla birlikte, bu durumun yaşanmış olması kabul edilebilir değildir. Değerlendirme Defne Devlet Hastanesi’nde yaşananlar, tekil bir yağış sonucu oluşmuş bir problem olarak değerlendirilemez. Mevcut bulgular, tasarım, uygulama ve denetim süreçlerinde sistematik eksiklikler olduğunu göstermektedir. Bu nedenle yaşanan durum: bir altyapı arızası değil, sistem hatasıdır. Bu olay, iklim değişikliğiyle artan aşırı yağış riskleri karşısında sağlık yapılarının altyapı kapasitesi, drenaj sistemleri, yer seçimi ve kot planlamasında mevcut yaklaşımın yetersiz olduğunu ve bu alanların bilimsel temelde yeniden ele alınmasının zorunlu hale geldiğini göstermektedir. Sorumluluk ve Denetim Soruları Ortaya çıkan bu tablo karşısında, aşağıdaki soruların yanıtlanması zorunludur: Bu hastanenin altyapı ve drenaj sistemleri hangi kriterlere göre projelendirilmiştir? Yağmur suyu ve kanalizasyon sistemleri neden birbirini etkileyecek şekilde çalışmıştır? Kritik birimler neden su baskını riski olan alanlarda konumlandırılmıştır? Daha önce yaşanan benzer olaylara rağmen neden gerekli önlemler alınmamıştır? Eczane gibi kritik bir birim neden rögar hattına yakın bir alana yerleştirilmiştir? Bu proje sürecinde bağımsız teknik denetim yapılmış mıdır? Yapıldıysa sonuçları nelerdir? Çağrımızdır Sağlık yapıları, afet anlarında ayakta kalması gereken en kritik kamu yapılarıdır. Bugün yaşananlar, Türkiye’de hastane tasarımının ve denetiminin yeniden ele alınması gerektiğini açıkça göstermektedir. Bu kapsamda: Tüm sağlık yapılarının altyapı ve drenaj sistemleri acilen gözden geçirilmelidir, İklim değişikliğine bağlı aşırı yağış senaryoları, tasarım kriterlerine dahil edilmelidir, Kritik birimlerin yerleşimi ve korunmasına yönelik bağımsız denetim mekanizmaları kurulmalıdır, Mevcut hastaneler için risk analizleri yapılmalı ve sonuçlar şeffaf biçimde kamuoyu ile paylaşılmalıdır. Milletvekili Pala, yaşananların ardından Sağlık Bakanı’na yazılı bir soru önergesi iletti. Soru önergesinde; drenaj ve altyapı tasarımının hangi ölçütlerle yapıldığına, su baskınından etkilenen birimlerin durumuna ve yaşananlara yönelik idari inceleme ile yaptırım süreçlerinin işletilip işletilmediğine dair ayrıntılı bilgi talep etti.

NATO’dan Türkiye’ye tam destek: "İran’ın saldırılarını kınıyoruz!" Haber

NATO’dan Türkiye’ye tam destek: "İran’ın saldırılarını kınıyoruz!"

NATO, İran'dan Türkiye'ye füze ateşlenmesine ilişkin açıklama yaptı. NATO Sözcüsü Allison Hart açıklamasında, "İran'ın Türkiye'yi hedef almasını kınıyoruz. İran'ın bölge genelinde ayrım gözetmeyen saldırılarına devam etmesi karşısında NATO, Türkiye de dahil olmak üzere tüm müttefiklerinin yanındadır. Hava ve füze savunması da dahil olmak üzere tüm alanlarda caydırıcılık ve savunma duruşumuz güçlü kalmaya devam ediyor" ifadelerini kullandı. HATAY'A MÜHİMMAT PARÇASI DÜŞMÜŞTÜ Milli Savunma Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İran'dan ateşlenerek Türk hava sahasına yöneldiği tespit edilen balistik mühimmatın zamanında müdahaleyle imha edildiği duyurulmuştu. Açıklamada şu ifadelere yer verilmişti: "İran'dan ateşlenip Irak ve Suriye hava sahasını geçtikten sonra Türk hava sahasına yöneldiği tespit edilen bir balistik mühimmat, Doğu Akdeniz'de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından zamanında angaje edilerek etkisiz hale getirilmiştir. Hatay ili Dörtyol ilçesinde düşen mühimmat parçasının, söz konusu tehdidin havada imha edilmesi sonrasında önleme yapan hava savunma mühimmatına ait olduğu tespit edilmiştir. Olayda herhangi bir can kaybı veya yaralanma söz konusu değildir. Ülkemizin ve vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak konusundaki irademiz ve kapasitemiz en üst seviyededir. Türkiye bölgesel istikrar ve huzurdan yana taraf olurken, kimden ve nereden gelirse gelsin topraklarının ve vatandaşlarının güvenliğini sağlamaya muktedirdir. Topraklarımızın ve hava sahamızın savunulmasına yönelik her türlü adım kararlılıkla ve tereddütsüz atılacaktır. Ülkemize yönelik her türlü hasmane tutuma karşı cevap verme hakkımızın mahfuz olduğunu hatırlatıyoruz. Tüm taraflara, çatışmaların bölgede daha da yayılmasına neden olacak adımlardan uzak durma uyarısında bulunuyoruz. Bu kapsamda NATO ve diğer müttefiklerimizle istişare içinde olmayı sürdüreceğiz."

Söz Bursa ile günün özeti: Sınırda füze alarmı ve Bursa'nın hafızası! Haber

Söz Bursa ile günün özeti: Sınırda füze alarmı ve Bursa'nın hafızası!

Bursa ve Türkiye bugün çok kritik gelişmelere sahne oldu. İşte akşam trafiğinde ve evinizde bilmeniz gereken tüm detaylar: SINIRDA SICAK DAKİKALAR: BALİSTİK FÜZE İMHA EDİLDİ! Milli Savunma Bakanlığı ve İletişim Başkanlığı'ndan art arda açıklamalar geldi. İran’dan ateşlenen ve Türk hava sahasına yönelen bir balistik mühimmat, Doğu Akdeniz’deki NATO unsurlarınca havada imha edildi. Hatay Dörtyol’a düşen parçaların herhangi bir can kaybına yol açmadığı, devletin tüm kurumlarının eş güdüm içinde olduğu vurgulandı. VAKIFKÖY’DE ŞAMPİYONLUK ATEŞİ YENİDEN YANIYOR! Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz ve Bursaspor Başkanı Enes Çelik, Vakıfköy Orhan Özselek Tesisleri’ndeki yenileme çalışmalarını inceledi. Başkan Yılmaz: "Bursaspor’un ikinci şampiyonluğunun mimarları yine buradan yetişecek," diyerek camiaya umut aşıladı. ASUMAN KURT ÖGE YAZDI: "BURSA’NIN HAFIZASINA NE OLUYOR?" Köşe yazarımız Asuman Kurt Öge, Başkan Mustafa Bozbey’in değerlendirme toplantısını analiz etti. Mahfel’den Hüsnü Züber Evi’ne kadar kentin sembol mülklerine el konulmasını eleştiren Öge, "Vefat etmiş bir sanatçının bağış vasiyeti nasıl görmezden gelinir?" diye sordu. TÜRKİYE FATMA NUR ÖĞRETMENE AĞLIYOR İstanbul’da öğrencisi tarafından katledilen biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik, memleketi Konya’da dualarla son yolculuğuna uğurlandı. Eğitim camiasını yasa boğan cenaze törenine binlerce vatandaş katıldı. BURSA’DA YARIN TRAFİĞE ÇIKACAKLAR DİKKAT! Büyükşehir Belediyesi duyurdu: Namazgah Caddesi’nde yapılacak asfalt onarımı nedeniyle 5 Mart Perşembe günü trafik akışı tek taraflı olarak alternatif güzergahlara yönlendirilecek. Planlarınızı buna göre yapın! SİYASETTE "TERÖRSÜZ TÜRKİYE" TRAFİĞİ Adalet Bakanı Akın Gürlek, DEM Parti heyetiyle bir araya gelerek "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında atılacak adımları değerlendirdi. Gürlek, sürecin Meclis hassasiyetiyle yürütüleceğini belirtti. SÖZBURSA TAVSİYESİ: AKŞAM MENÜSÜNDE ŞİFA VAR! Bugün paylaştığımız yer elması tarifini unutmayın! Bağışıklığı güçlendiren bu kış lezzetiyle sofranıza sağlık katabilirsiniz.

İletişim Başkanı Duran'dan füze açıklaması: "Kurumlarımız eş güdüm içinde takipte!" Haber

İletişim Başkanı Duran'dan füze açıklaması: "Kurumlarımız eş güdüm içinde takipte!"

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İran’dan ateşlenip Irak ve Suriye hava sahasından geçerek Hatay bölgesinde Türk hava sahasına yönelen füzenin etkisiz hale getirildiğini ve kurumların süreci anlık ve tam bir eş güdüm içerisinde takip ettiğini kaydetti. İletişim Başkanı Duran, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İran’dan ateşlenip Irak ve Suriye hava sahasından geçerek Hatay bölgesinde Türk hava sahasına yönelen bir füzenin etkisiz hale getirildiğini, bunun sonucunda ise füze parçasının Hatay’ın Dörtyol ilçesinde bir alana düştüğünü ifade etti. Duran, meydana gelen olayda herhangi bir can kaybı ya da yaralanmanın yaşanmadığının altını çizdi. Kurumların süreci anlık ve tam bir eş güdüm içerisinde takip ettiğini aktaran Duran, "Ülkemizin ve aziz milletimizin güvenliğini sağlama konusundaki irademiz ve kapasitemiz en üst seviyededir. Topraklarımızın ve hava sahamızın savunulmasına yönelik gerekli her türlü adım tereddütsüz atılacaktır. Karşılaşılabilecek hasmane tutumlara yönelik uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli karşılık verilecektir. Bu süreçte NATO ve müttefiklerimizle istişare ve iş birliği sürdürülecektir. Tüm taraflara, bölgede gerilimi artıracak ve çatışmaların daha geniş bir alana yayılmasına yol açabilecek adımlardan uzak durması yönündeki uyarımızı yineliyoruz. Tarafların sorumluluk bilinciyle hareket etmesi büyük önem taşımaktadır" ifadelerine yer verdi. Bu süreçte medya kuruluşlarından ve sosyal medya kullanıcılarının daha hassas hareket etmeleri, teyide muhtaç ve kamuoyunu paniğe sevk edebilecek haber ve paylaşımlara itibar etmemeleri gerektiğine vurgu yapan Duran, "Resmi makamlarımız tarafından yapılan açıklamalar dışındaki bilgi ve paylaşımlara karşı dikkatli olunması önem arz etmektedir" diye konuştu. Duran, açıklamasına şöyle devam etti: "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın her vesileyle vurguladığı üzere Türkiye bölgede barışın, istikrarın ve diyalogun hâkim olması için yoğun bir diplomatik çaba yürütmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemiz, gerilimin tırmanmaması, sivillerin korunması ve sorunların uluslararası hukuk temelinde barışçıl yollarla çözülmesi için aktif bir rol üstlenmektedir. Bu tür gelişmeler karşısında milletçe sergileyeceğimiz birlik, beraberlik ve dayanışma en büyük gücümüzdür. Devletimiz tüm kurumlarıyla görev başındadır. Türkiye, bölgede tansiyonun düşürülmesi ve sorunların barışçıl yollarla çözümü için üzerine düşen sorumluluğu yapıcı bir anlayışla yerine getirmeye devam edecektir."

Deprem gerçeği Bursa’da konuşuldu Haber

Deprem gerçeği Bursa’da konuşuldu

Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Mimarlar Odası Bursa Şubesi’nin düzenlediği “Ya Sonra? Depremin Ardından Deneyimler, Yarına Bakış” konulu panelde, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerin neden olduğu felaketin ağır bilançosu ile bundan sonra yaşanabilecek depremlerin yıkıcı etkilerine karşı alınabilecek önlemler mercek altına alındı. Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Saldız, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Bursa Kent Konseyi Başkanı Prof. Dr. Ertuğrul Aksoy ile sivil toplum kuruluşu ve meslek odaları temsilcilerinin katıldığı panel, deprem bölgesindeki yaşanmışlıkları yeniden gündeme getirmesi açısından da ders niteliğindeki paylaşımları beraberinde getirdi. “Depremlerin yıkıcı etkileri önlenebilir” Panelin açılışında konuşan TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şubesi Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek, Türkiye’nin bir deprem ülkesi olmakla birlikte depremlerin yıkıcı sonuçlarının önüne geçilebileceğini vurguladı. Depremin önüne set çekmenin imkânsızlığına işaret eden Şimşek, “Ancak deprem öncesinde alınacak bir dizi önlemler zinciriyle, depremlerin neden olabileceği trajik sonuçların önüne geçebilmek kesinlikle mümkündür. Bu yapılabilir. Yeter ki karar alıcı mekanizmalar, ortak akılda buluşabilsinler” diye konuştu. Meslek kuruluşu olmanın verdiği toplumsal sorumluluk bilinciyle, deprem gerçeğini gündemde tutmaya devam edeceklerini belirten Şimşek, bu bağlamda kent dinamikleriyle işbirliğine hazır olduklarını da sözlerine ekledi. Mudanya Belediyesi’nin örnek deprem duyarlılığı Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç da konuşmasında deprem öncesinde alınacak önlemlerin önemini vurguladı. Deprem sonrasında sergilenen dayanışma olgusunun önemine işaret eden Dalgıç, “Bu durum elbette takdirle karşılanır. Böylesi süreçlerde kahramanlık örneklerine de tanıklık etmek gayet doğaldır. Ancak bana göre asıl kahramanlık, depremin neden olabileceği trajik yıkım tablolarının hiç yaşanmamasını sağlayacak önlemleri alabilmek ve bu önlemleri uygulamaya geçirebilmektir” dedi. Göreve geldikleri gibi deprem seferberliği başlattıklarına değinen Dalgıç, “Mudanya’nın Bina Envanteri ve Deprem Risk Analizi” çalışmasının sonuçlarına göre ilçedeki 54 bine yakın bağımsız alanın yüzde 60’ında risk tespit ettiklerine dikkat çekti. Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, depremin yıkıcı etkilerine karşı güvenli kent inşa etme ve sürdürülebilir yaşam alanları oluşturma stratejilerini kararlılıkla sürdüreceklerini de sözlerine ekledi. Açılış konuşmalarının ardından Bursa Uludağ Üniversitesi Mimarlık Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Gözde Kırlı Özer’in moderatörlüğündeki panele geçildi. Depremin Hatay’daki travmatik izleri Panelin ilk konuşmacısı Mimarlar Odası Hatay Şubesi Başkanı Mustafa Özçelik, depremin Hatay’daki travmatik izlerinden söz etti. Kentlinin ve kent yaşamının iyileşme sürecinin zorluğuna değinen Özçelik, “Bu süreçte en önemli hedef, yaşam alanlarından uzaklaşmış insanların alana geri dönüşlerini sağlayacak ve burada uzun süreler var olabilmelerini garanti altına alabilecek çözümlerin geliştirilmesi olmalıdır. Büyük bir afet geçirmiş, tarifi mümkün olmayan acılar yaşamış insanların olduğu Antakya’nın bilinen, alışılan süreçlerden farklı özel bir yaklaşım üzerine olgunlaştırılan bir süreç ile değerlendirilmesi gerekmektedir” diye konuştu. Bu sürecin bir planlama etkinliğinden öte bir iyileşme süreci olarak kavramsallaştırılması gerektiğini vurgulayan Özçelik, böyle bir sürecin inşasında tüm paydaşların karşılıklı uzlaşmasına dayalı düzen kurgulamasının doğruyu bulmada önemli bir adım olacağını ifade etti. Binalara ‘sağlam raporu’ ısrarı Panelin diğer konuşmacısı Hasar Tespit Uzmanı İnşaat Mühendisi Umut Yetkiner ise hasar tespitinde bulundukları Hatay’da binalara sağlam raporu verilmesi doğrultusunda depremzedelerin baskılarına maruz kaldıklarını belirtti. Depremzedelerin açıkta kalabilecekleri endişesiyle bu yola başvurduklarını vurgulayan Yetkiner, “Bu gayet doğal insani bir tepki. Ancak bu insani tepkinin etkisinde kalarak hasarlı binalara sağlam raporu vermek, meselenin bir diğer vicdani sorumluluğunu oluşturuyor. En küçük artçıda bile yıkılması kuvvetle muhtemel binalarda insanların oturmasına göz yummak, o insanların ölümünden sorumlu olmak demektir. Bir binanın hasarsız olup olmadığı performans analizi veya teknik rapor olmadan anlaşılamaz. Biz de tespitlerimizde bu özelliklere dikkat ettik. Duygusal olmaktan çok sorumluluk duygusuyla hareket ettik” diye konuştu. Enkaz altındaki depremzedeleri arama ve kurtarma Panelin son konuşmacısı GEA Arama Kurtarma Ekoloji ve İnsani Yardım Grubu Ekip Lideri Tayfun Çuhadar da bölgede yıkılan binalara ulaşmakta büyük zorluklar yaşadıklarını belirtti. Depremin yıkıcı etkisiyle birlikte kentteki tüm altyapı sisteminin çöktüğüne işaret eden Çuhadar, “Yolların, köprülerin, tünellerin yerle bir olduğu afet bölgesindeki bina enkazlarına ulaşmamız oldukça zamanımızı aldı. Enkaz bölgelerine ulaştığımızda ise gerek profesyonel insan gücü gerekse teknik alet ve edevatla depremzedelerin imdadına yetiştik. Çok sayıdaki depremzedeyi gecemizi gündüzümüze katarak, enkazların altından canlı çıkarmayı başardık. Bu esnada büyük trajedilere tanıklık ettik” dedi. Arama kurtarma eğitimlerinin önemi Yapılan istatistiklerin, kurtarma ekiplerinin deprem bölgesine yetişinceye kadar geçen süreçte, depremzedelerin yaklaşık yüzde 90’ına yakın bölümünün, deprem bölgesindeki vatandaşların şahsi çabalarıyla enkaz yığınlarının altından çıkartıldığını belgelediğini belirten Çuhadar, bu durumun vatandaşlara yerinde verilecek ‘arama kurtarma eğitimleri’nin önemini gözler önüne serdiğini de sözlerine ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.