SON DAKİKA
Hava Durumu

#Hayat Pahalılığı

Söz Bursa - Hayat Pahalılığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hayat Pahalılığı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Metal İşçisinden grev kararı: Türk Metal masayı devirdi! Haber

Metal İşçisinden grev kararı: Türk Metal masayı devirdi!

MÜZAKERE SÜRECİ VE UYUŞMAZLIK NEDENLERİ 13 Ekim 2025'te başlayan görüşmelerde bugüne kadar toplam 54 madde üzerinde anlaşma sağlanırken, ücret artışı ve sosyal hakları içeren 38 ana madde ve 1 yönetmelikte uzlaşılamadı. Arabuluculuk sürecinin de sonuçsuz kalması ve resmi raporun bugün sendikaya ulaşmasıyla birlikte süreç yeni bir aşamaya taşındı. Sendikanın grev kararı almasındaki temel etkenler şunlardır: Yetersiz Ücret Teklifleri: MESS'in ilk 6 ay için sunduğu teklifin kademeli olarak %10'dan %18'e çıkarılmasına rağmen, bu oran enflasyonun altında kaldığı gerekçesiyle kabul edilmedi. Kazanılmış Haklar: İşveren sendikasının mevcut hakları geriye götürecek tekliflerde bulunması uyuşmazlığın ana nedenlerinden biri oldu. Ekonomik Şartlar: Türk Metal, enflasyon ve hayat pahalılığı karşısında metal işçilerine sunulan bu tekliflerin "reva görülemeyeceğini" belirtti. "SÖZÜN BİTTİĞİ YER": GREV VE EYLEM KARARI Türk Metal Sendikası Başkanlar Kurulu, bugün Ankara'da gerçekleştirdiği toplantı sonrası yaptığı açıklamada, "Sözün bittiği, bıçağın kemiğe dayandığı noktadayız" ifadelerini kullandı. Üyelerinin alın terini korumak ve insan onuruna yaraşır bir ücret elde etmek amacıyla grev kararının alındığı vurgulanırken, sonuç alıncaya kadar iş yeri sahalarında ve meydanlarda eylemlere devam edileceği bildirildi.

CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk’ten çarpıcı 2026 maaş analizi Haber

CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk’ten çarpıcı 2026 maaş analizi

CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, milyonlarca çalışanın ve emeklinin 2026 yılına büyük bir hak kaybıyla girdiğini söyledi. Öztürk, yaptığı hesaplamaları kamuoyu ile paylaştı. CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, 2026 Ocak ayı memur ve emekli maaş zamlarının ardından çarpıcı bir analiz paylaştı. TÜİK, İTO ve ENAG verilerini tek tek karşılaştıran Öztürk, "Vatandaşın sofrasından çalınan lokmaları rakamlarla ispatladık. Eğer zamlar gerçek enflasyona göre yapılsaydı, bugün bir memur en az 7 bin TL daha fazla alacaktı" dedi. Öztürk, ekonomi yönetiminin "NAS" politikasıyla döviz kurunu yapay olarak düşük tuttuğunu, bu durumun kâğıt üzerinde refah artışı gibi görünse de gerçekte vatandaşı devasa bir hayat pahalılığına mahkûm ettiğini savundu. Öztürk, "Eğer dolar kuru enflasyon artışına göre serbest kalsaydı, bugün bir dolar TÜİK’e göre 58.55, İTO’ya göre 68.15, ENAG’a göre ise 121 lira olacaktı. Sizin 'dolar bazında büyüdük' yalanınızın arkasında, halkın döviz bazında eriyen alım gücü var!" dedi. NAS İLE BAŞIMIZA ÖRÜLEN ÇORAP: "DOLAR KAÇ LİRA OLMALIYDI?" Kuru enflasyona göre hesaplayan Öztürk, baskılanmış kurun piyasada maliyetleri patlattığını vurgulayarak şu çarpıcı verileri sundu: "Eğer kur, enflasyon artışıyla paralel gitseydi; TÜİK’e göre 1 Dolar 58,55 TL, İTO’ya göre 68,15 TL, sokağın sesi ENAG’a göre ise tam 121,8 TL olmalıydı. Siz kuru baskılayarak ithalatı ucuzlatıp üreticiyi bitirdiniz, artan maliyetlerle de milleti ezdiniz." ASGARİ ÜCRETLİ VE EMEKLİ’NİN MAAŞI GERÇEK DOLAR KURUYLA KAÇ DOLAR EDİYOR? Öztürk, baskılanmamış dolar kuruyla maaşları kıyasladığında ortaya çıkan tabloyu şöyle özetledi: “Bugün NAS’a göre maaş alan bir asgari ücretlinin maaşının karşılığı 653 dolar iken; TÜİK’e göre maaşı 479 dolar, İTO’ya göre 411 dolar, ENAG’a göre ise 230 dolar ediyor. Aynı şekilde en düşük emekli maaşını alan bir emeklinin maaşı NAS’a göre 440 dolar iken; TÜİK’e göre 323 dolar, İTO’ya göre 277 dolar, ENAG’a göre ise 155 dolar ediyor.” "TÜİK MAKYAJLIYOR, VATANDAŞ EZİLİYOR" CHP’li Öztürk, üç kurum arasındaki makasın artık bir "uçuruma" dönüştüğünü belirterek şunları söyledi: "TÜİK diyor ki enflasyon %31. İstanbul Ticaret Odası, yani bizzat tüccarın, esnafın verisi enflasyon %38 diyor. Bağımsız bilim insanlarından oluşan ENAG ise %56’yı işaret ediyor. Şimdi soruyorum; pazarda, markette, kirada hangisini yaşıyoruz? Vatandaş ENAG enflasyonunu yaşıyor ama saray ona TÜİK zammını reva görüyor." ÖZTÜRK’ÜN HESAPLAMASI: "EMEKÇİNİN HER AY BİNLERCE LİRA KAYBI VAR" Milletvekili Öztürk, kurum verileri arasındaki farkın maaşlara yansımasını şu çarpıcı rakamlarla özetledi: "Bugün bir memurumuz TÜİK enflasyonu ile %18,6 zam aldı ve Eğer bu zam İstanbul'daki yaşam maliyetini ölçen İTO’ya göre yapılsaydı maaşlar %24 artacaktı. Eğer halkın gerçek enflasyonu ENAG baz alınsaydı bu oran %33 olacaktı. Yani 50 bin lira alan bir memurun cebinden her ay tam 7 bin 200 TL çalınıyor! Emeklimize %12,19 zam verdiler. Şaka gibi! İTO’ya göre bu zam %17, ENAG’a göre %25 olmalıydı. En düşük emekli maaşı alan bir vatandaşımız, sadece bir hesap oyunu yüzünden ayda 3 bin liradan fazla zarardadır." "MAKYAJLI RAKAMLARLA MİLLİ GELİR MASALI" Öztürk, hükümetin baskıladığı döviz kuru sayesinde Türkiye ekonomisini (GSYİH) dolar bazında devasa gösterdiğini ancak bunun bir illüzyondan ibaret olduğunu belirtti. Öztürk; Maliye Bakanı Memet Şimşek’in “dolar bazında en yüksek maaşı veriyoruz” dediğini ve AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın GSYİH’in 1.5 trilyon dolar olduğunu söylediğini hatırlattı ve “Tarihin dolar bazında en yüksek maaşlarını veriyoruz diyorlar fakat tarihin dolar bazında en pahalı çayını içtiğimizi, en pahalı yemeğini yediğimizi, en pahalı ayakkabısını giydiğimizi, kısaca en pahalı hayatını yaşadığımızı söylemiyorlar” dedi. Öztürk'ün paylaştığı tabloya göre: * Hükümetin "NAS" Hesabı: Türkiye ekonomisi 1.5 Trilyon Dolar görünüyor. * TÜİK Enflasyonuna Göre: Gerçek ekonomi 1.1 Trilyon Dolar. * İTO Verilerine Göre: Ekonomi 945 Milyar Dolar. * ENAG’ın Gerçek Enflasyonuna Göre: Türkiye ekonomisi aslında sadece 528 Milyar Dolar! Öztürk, "Yani kâğıt üzerinde dünyayı kıskandıran o 1.5 trilyon dolarlık ekonomi, sokağın gerçek enflasyonuna vurduğunuzda yarı yarıya eriyor" ifadelerini kullandı. “KUR İHRACATÇIYI ÜLKEDEN GİTMEYE ZORLUYOR” Öztürk, dolar kurunun ihracatı olumsuz etkilediğini söyleyerek; “Mevcut dolar kuru; ihracatçıyı ve üreticiyi ayakta tutmak bir yana, faaliyetlerini sürdürmesini dahi giderek zorlaştırıyor. Girdi maliyetlerinin büyük bölümü dövize endeksliyken, kurun enflasyon ve maliyet artışlarının gerisinde tutulması; fiyat tutturamayan, rekabet gücünü kaybeden işletmeleri üretimden uzaklaştırıyor, ülkeden gitmeye itiyor. Kâr marjları eriyen, finansmana erişimi zorlaşan firmalar için bu tablo artık yalnızca bir ekonomik sıkışma değil, ülke içinde kalıp kalmama meselesine dönüşüyor. Üretici ve ihracatçı, emeğinin karşılığını alamadığı bu düzende yatırımını, siparişini ve geleceğini başka ülkelerde aramaya zorlanıyor.” ifadelerini kullandı. "BURSALI HEMŞEHRİLERİM PAZARA ÇIKAMIYOR" Bursa’daki durumu da hatırlatan Öztürk, "Bursa’daki ihracatçı, maliyetler yüzünden üretim yapamazken, işçi aldığı maaşla dolar bazında zenginleştiğini sanıyor. Oysa markete girdiğinde o doların hiçbir hükmü kalmadığını görüyor. Döviz bazında hayat pahalılığı altında milleti ezen bu 'NAS' inadı, ekonomiyi bir bataklığa sürüklüyor. Rakamsal büyüme değil, midedeki ekmeğin büyümesi önemlidir Biz bu hesaplamaları TÜİK’in sepetindeki pinpon topuna göre değil, Bursa pazarındaki fileye göre yaptık. Rakamlar yalan söylemiyor; iktidar kendi kurumuna pembe tablolar çizdirirken, vatandaşın ekmeğini küçültüyor" ifadelerini kullandı. "HESABI SANDIKTA SORACAĞIZ" Öztürk sözlerinin sonunda, "Bu sadece bir istatistik farkı değil, bu bir kul hakkıdır. İTO ve ENAG verileri ortadayken halkı TÜİK’e mahkûm etmek, emeği gasp etmektir. Gerçek enflasyon maaşlara yansıyana kadar bu rakamları konuşmaya devam edeceğiz" dedi.

TÜKONFED'ten emekli maaş promosyonlarına tepki Haber

TÜKONFED'ten emekli maaş promosyonlarına tepki

Emeklilere maaş promosyonunda, 100 bin lira kredi, mevduata 50 bin lira yatırma, yakınını davet etme, kredi kartıyla harcama yapma gibi birbirinden zorlu şartları öne süren bankaların yasal olmayan bu uygulamalarına Tüketici Konfederasyonu (TÜKONFED) Başkanı Aydın Ağaoğlu tepki gösterdi. Mevcut ekonomik şartlar, hayat pahalılığı ve alım gücünün düşmesi gibi nedenlerle maaş promosyonları çalışanlar kadar emekliler için de büyük önem taşıyor. Halk Bankası ve Ziraat Bankası gibi kamu bankaları emekli maaş promosyonlarında 2025 yılına ilişkin bir artış yapmayarak 12 bin lirada bırakırken, özel bankalar da 32 bin liraya varan ödemeleri için inanılmaz şartlar öne sürüyor. En az 100 bin lira kredi çekme zorunluluğu getiren banka kadar, sigorta poliçesi isteyen, kredi kartıyla harcama yapılmasını zorunlu kılan, vadeli hesaba para yatırılması şartını getirenler ve yakınlarını davet etme şartı koşan da oluyor. Bankaların internet sitelerindeki emekli maaş promosyon şartlarında birçok emeklinin içinden çıkamayacağı maddeler, hem tepki çekiyor hem de "pes" dedirtiyor. Özellikle 70 yaş üzerinde ve kadın olanların bu şartları çözmesi, yerine getirmesi ve takip etmesi çok kolay görünmüyor. TÜKONFED: "ŞİKAYETLER GELİYOR" Tüketici Konfederasyonu (TÜKONFED) Başkanı Aydın Ağaoğlu, bir yandan hayat pahalılığıyla baş edebilmek için market, market ucuz fiyat arayışında olan milyonlarca emeklinin, diğer yandan da son yıllarda kızışan bankalararası emekli maaş promosyon yarışlarını da dikkatle izlediğini söyledi. Aslında, ilan ve reklamlarda tüketicinin yanıltılması yasak olmasına rağmen, bazı bankaların 32 bin liraya varan emekli aylık promosyonlarıyla ilgili yayınladıkları ilan ve duyurularda emeklileri yanılttığı vurgulayan Ağaoğlu, şöyle konuştu: "Örneğin; ilanda bildirilen tutarda promosyonu alabilmesi için, başka bir emeklinin aylığının da kendi bankalarına getirmesini, otomatik fatura ödenmesi talimatı, kendi belirlediği faiz oranıyla asgari 100 bin lira kredi kullanılması, sigorta yaptırılması, kredi kartı çıkartılarak her ay belli meblağda harcama, vadeli hesap açılması zorunluluğu gibi şartlar ileri sürüldüğüne dair şikayetler geliyor." "REKABET KURULU HAREKETE GEÇMELİ" Bazı bankaların bu uygulamalarının yasal mevzuata açıkça aykırı olduğuna dikkati çeken Ağaoğlu, şöyle devam etti: "Çünkü 6502 sayılı Tüketici Kanununun 61. maddesinde, 'Tüketiciyi aldatıcı veya onun tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici, can ve mal güvenliğini tehlikeye düşürücü, hastaları, yaşlıları, çocukları ve engellileri istismar edici ticari reklam yapılamaz' denilerek, eksik ve yanıltıcı ilan ve reklam yapılması yasaklanmıştır. Ayrıca aynı kanunun 6. maddesiyle de '...haklı bir sebep yoksa; bir mal veya hizmetin satışını o mal veya hizmetin, kendisi tarafından belirlenen miktar, sayı, ebat gibi şartlara ya da başka bir mal veya hizmetin satın alınması şartına bağlayamaz' düzenlemesi ile de tüketicinin bir ürün ya da hizmet alımı esnasında başka bir ürün hizmeti almaya zorlanması engellenmiştir." Ağaoğlu, yasal düzenlemeleri görmezden gelen bazı finans kuruluşları hakkında Rekabet Kurulunun harekete geçmesi gerektiğini belirterek, "Yapılacak inceleme sonucunda ihlal tespit edilirse idari yaptırım uygulamalı, Merkez Bankası da bu duruma müdahale ederek sonlandırılmasını sağlamalıdır. Bu tür aldatıcı tanıtımlar ve şartlarla karşılaşan emekliler de durumu belgelemek suretiyle Reklam Kurulu nezdinde şikayette bulunabilirler" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Hayat pahalılığını kökten çözeceğiz” Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Hayat pahalılığını kökten çözeceğiz”

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bundan böyle kira konusunda işin planlamasını devlet yapacak" dedi. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, AK Parti Genel Merkez binasında düzenlenen AK Parti Ekonomi İşleri Başkanlığı Eğitim Programı'na katıldı. Erdoğan, hem düşünen hem proje üreten hem de ürettiği projeyi uygulayan, sözlerini lafta ve rafta bırakmayan bir kadro olduklarını söyleyerek, sadece Türkiye’yi düşündüklerini, Türkiye’nin menfaatleri için mücadele ettiklerini ve Türkiye’nin geleceğini inşa ettiklerini söyledi. Küresel ekonominin koronavirüs salgınıyla yaşadığı şokun etkilerini hala atlatamadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ticaret zincirinin kırılan halkaları henüz tam manasıyla onarılamadı. Dünyada bir ara son 60-70 yılın zirvelerini gören enflasyon ile üretim ve istihdam meselesi birçok ülkenin başını ağrıtmaya devam ediyor. Batılı ülkeler dahil pek çok yerde enflasyonun endişe kaynağı olmaktan çıktığını söyleyemeyiz. Nitekim bunun işaretlerini yapılan açıklamalarda yakinen görüyoruz. Enflasyonla mücadelede belli bir aşama kaydeden ülkeler dahi, tedbiri, temkini ve teyakkuz halini elden bırakmıyor. Buna bizim coğrafyamızda yaşanan sıcak çatışmaları da eklemek gerekir. Dördüncü yılına yaklaşan Rusya-Ukrayna arasındaki savaşın ekonomi ve finans piyasalarında yol açtığı tedirginliği hepimiz gayet iyi biliyoruz. Aynı şekilde Amerika ile Çin arasında son günlerde tekrar kızışan tarife gerilimi de küresel ekonomi üzerinde ilave bir baskı oluşturuyor. Türkiye olarak işte böyle bir atmosferde hem ülkemizi çatışmalardan uzak tutmaya hem 6 Şubat felaketinin yaralarını sarmaya hem de ekonomide belirlediğimiz hedeflere ulaşmaya çalışıyoruz" diye konuştu. "İMZALADIĞIMIZ DÖRTLÜ DEKLARASYONUN BÖLGEMİZDE KALICI BARIŞA GİDEN YOLDA YENİ BİR KİLOMETRE TAŞI OLMASINI ÜMİT EDİYORUM" Gazze soykırımını durdurma noktasında dün önemli bir adım atıldığını ve liderler olarak Şarm eş Şeyh’te güçlü bir irade ortaya koyduklarını söyleyen Erdoğan, "ABD Başkanı Trump, Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Katar Emiri Şeyh Temim’le birlikte imzaladığımız dörtlü deklarasyonun bölgemizde kalıcı barışa giden yolda yeni bir kilometre taşı olmasını ümit ediyorum. Hamdolsun, bugün Gazze’de buruk da olsa çocukların yüzleri gülüyor. Hamdolsun yardım görevlileri şükür secdesi yapıyor. Anneler 2 yıl sonra ilk defa çocuklarını sokağa yukarıdan bomba yağar korkusu olmadan gönderebiliyor. Sadece bunları görmek bile bizim için bahtiyarlıktır. Elbette bunları söylerken şu gerçeği de unutmuyoruz; geride 68 bin şehit, 170 binden fazla yaralı, yıkılmış şehirler, paramparça olmuş hayatlar, yetim ve öksüz çocuklar bırakan soykırımın yol açtığı tahribatı ortadan kaldırmak belki de hiçbir zaman mümkün olmayacak. Annesi, babası ve kardeşi gözlerinin önünde canice katledilen o masum yavrular hayatları boyunca bunun ızdırabını hep yüreklerinde hissedecek" değerlendirmesinde bulundu. "2 YILLIK ACININ, KATLİAMIN VE ZULMÜN ARDINDAN GAZZE’DE ATEŞKESİN SAĞLANMASINI ÇOK KIYMETLİ BULUYORUZ" Gazze'nin yeniden ayağa kaldırılmasının muhtemelen uzun yıllar süreceğini kaydeden Erdoğan, "Olayın inşa süresi bir de ihya süresi var. Türkiye'nin üzerine burada önemli görev düşüyor. Başta Amerika olmak üzere Körfez ülkeleri hep birlikte görüşecek, tartışacak, ne gibi adımlar atacağımızı karara bağlayacağız. 2 yıllık acının, katliamın ve zulmün ardından Gazze’de ateşkesin sağlanmasını çok kıymetli buluyoruz. Şimdi hep beraber Filistin’in yaralarını sarmamız, Gazze’yi yeniden ayağa kaldırmamız ve Gazzeli kardeşlerimize can suyu olmamız gerekiyor. Türkiye olarak bunun için çalışacak, bu anlayışla sürecin her aşamasını yakından takip edeceğiz. Filistinli kardeşlerimizin istikbali için bu süreci sabırla, basiretle, dirayetle ve suhuletle yönetmeye gayret edeceğiz. Arzumuz dün atılan anlamlı adımın kalıcı ve adil bir barışla taçlanmasıdır. Hiç şüphesiz bunun tek yolu da 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen toprak bütünlüğüne sahip olan bir Filistin devletinin kurulmasıdır" açıklamasında bulundu. "BİZİM BİRİNCİ ÖNCELİĞİMİZ HAYAT PAHALILIĞI SORUNUNU KÖKTEN ÇÖZMEKTİR" Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2023 seçimleri sonrasında uygulanan ekonomi programının etkilerinin görülmeye başlandığının altını çizerek, "Enflasyon başta olmak üzere birçok alanda kayda değer sonuçlar aldık. Şüphesiz önümüzde kat etmemiz gereken daha çok mesafe var. Bizim birinci önceliğimiz hayat pahalılığı sorununu kökten çözmektir. Kuraklık, zirai don ve bölgesel krizler gibi kontrolümüz dışındaki engellere rağmen hedeflerimize ulaşmakta kararlıyız. Depremin yaralarını hızla sarmaya devam ediyoruz. Bugüne kadar kamu olarak cari fiyatlarla 3,6 trilyon liralık yani yaklaşık 90 milyar dolarlık harcama yaptık. Geçen ay Malatya da 304 bininci afet konutumuzun anahtarını hak sahibi kardeşlerimize teslim ettik. 2025 yılı sonunda da toplamda 453 bin bağımsız bölümü teslim ederek deprem bölgemizi inşallah ayağa kaldırmış olacağız" dedi. "BUNDAN BÖYLE KİRA KONUSUNDA İŞİN PLANLAMASINI DEVLET YAPACAK" Yüksek seyreden kiralar ve konut fiyatları ile ilgili de çok önemli bir projenin hayata geçirileceğini dile getiren Erdoğan, "Bundan böyle kira konusunda işin planlamasını devlet yapacak. Vatandaş gelsin kendisi kiraya versin ve yüksek kiralarla orada vatandaşı sömürsün bunlara fırsat vermeyip devlet bu sosyal konutları kendisi kiraya verip inşallah samimi olarak ucuz kiralama sürecini biz başlatacağız. Yüzyılın Konut Projesi adını verdiğimiz bu çalışmayla 81 ilimizde toplam 500 bin sosyal konut inşa edeceğiz. Projemizde şehit yakını ve gazilerimize, emeklilerimize, 3 çocuğu olan ailelerimize, engelli vatandaşlarımıza özel kontenjanlar ayıracağız. Bu projemizde Türkiye’de ilk kez kiralık konut uygulamasını TOKİ’miz vasıtasıyla hayata geçireceğiz. Sosyal konutların bir kısmını vatandaşlarımıza uygun şartlarla kiralayacak bilhassa dar gelirli ailelerimize rahat bir nefes aldıracağız" ifadelerine yer verdi. "YAŞANAN HER TÜRLÜ SIKINTININ, İHTİYACIN, KARŞILAŞILAN HER TÜRLÜ ZORLUĞUN FARKINDAYIZ" Küresel ekonomideki belirsizliklere, ticaret ortaklıklarındaki düşük büyüme oranlarına rağmen Türkiye’nin ekonomisinin büyümeyi sürdüreceğine değinen Erdoğan, "2025’in ilk yarısında yıllık büyümemiz yüzde 3,6 olarak gerçekleşti. Milli gelirimiz yıllıklandırılmış bazda 1,5 trilyon dolara yaklaştı. Üretim cephesinde zirai dona bağlı olarak daralan tarım sektörü hariç tüm sektörlerde katma değer artışı oldu. İmalat sanayimiz son 12 çeyreğin en yüksek performansını sergiledi. İşsizlik oranımız 28 aydır tek haneli seviyelerde. Bütün bunları umut verici rakamlar olarak görüyoruz. Bu süreçte reel sektörümüzün talep ve beklentilerine de kulaklarımızı asla tıkamıyoruz. Yaşanan her türlü sıkıntının, ihtiyacın, karşılaşılan her türlü zorluğun farkındayız. Ekonomik istikrar programımıza halel getirmeden bu talepleri karşılamaya büyük önem veriyoruz. Hükümet ve siyaset kurumu olarak bizim asli görevimiz sorunlara çözüm bulmaktır. 23 yıldır hep bunu yaptık, bundan sonra da çözüm üreten biz olacağız" diye konuştu. "ÖZEL’İN YÖNETİMİNDE CHP, SİYASİ PARTİ KİMLİĞİ GİDEREK KAYBEDİYOR" İktidar olarak sadece küresel ve bölgesel sınamalarla karşılaşmadıklarını söyleyen Erdoğan, "Bunlarla birlikte Türk ekonomisine çelme takmaya adeta ahdetmiş bir ana muhalefet partisi de var. Yolsuzluk operasyonları başlayınca beytülmale çöreklenmiş yankesicileri yargıdan kurtarmak için boykot diye bir şey uydurdular. Kendilerine destek vermeyen hangi marka, kurum, şirket ve basın yayın kuruluşu varsa hepsini bu boykot torbasının içine doldurdular. Mitinglerinde bu markaları yuhalatmaktan hedef göstermeye kadar akıl ve vicdanla bağdaşmayan her şeyi yaptılar. Fakat ne yaptılarsa muvaffak olamadılar. Ülkemiz genelindeki boykot çağrıları diğer bütün işleri gibi hep ellerinde patladı. Milletimiz bunların önünü arkasını düşünmeden yaptıkları ekonomiyi durdurma çağrılarına prim vermedi. Şimdi anlaşılıyor ki boykottan amaçları milli markaları tehdit edip haraca bağlamakmış. Suç örgütleri ile haşır neşir ola ola iyice onlara benzemeye başladılar. Milletimiz artık bunların siyasi parti mi mafya mı olduğunu karıştırır oldu. Önüne geleni tehdit eden bir siyasi parti olur mu? Kendine destek vermeyen herkesi tetikçilerine linç ettiren bir siyasi parti olur mu? Özel’in yönetiminde CHP, siyasi parti kimliği giderek kaybediyor. CHP yönetilmiyor, dümeni kilitlenmiş gemi misali oraya buraya savruluyor. Kaptanın ise ne gemi ne de yolcular umurunda. O boş işlerle, boş gündemlerle günü kurtarmanın derdinde. Rakibimiz de olsa biz kimsenin böyle bir duruma düşmesini istemeyiz. Tam tersine biz rakibimizin kalite ve kalibremize uygun olmasını isteriz. Temennimiz CHP’nin yaşadığı bu kimlik bunalımını bir an önce aşmasıdır" şeklinde konuştu. "HALKIN OYLARIYLA SEÇİLMİŞ CUMHURBAŞKANINI BATI BAŞKENTLERİNDE YUHALATMANIN ADI SİYASET DEĞİLDİR, MUHALEFET ETMEK HİÇ DEĞİLDİR" "Yurtdışına gidince yabancılara kendi ülkelerini şikayet etme alışkanlığını bir türlü bırakamadılar" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Güya başka ülkeleri ziyaretlerinde ana muhalefet partisi gibi değil Türkiye partisi olarak hareket edeceklerdi ama kendi ağızlarından çıkan bu sözü bile tutmadılar. CHP Genel Başkanı’nın son ziyareti bu noktada kelimenin tam anlamıyla bir fecaat oldu. Şahsımızdan bağımsız olarak söylüyorum, bu ülkenin, halkın oylarıyla seçilmiş cumhurbaşkanını batı başkentlerinde yoldaşlarına yuhalatmanın adı kusura bakmasın ama siyaset değildir, muhalefet etmek hiç değildir. Türkiye’nin ana muhalefet partisine ve liderine yakışan; bırakın böyle bir rezalete zemin hazırlamayı, tam aksine buna karşı siper olmaktır. İç siyaset ayrı, dış politika ayrıdır. İçeri ayrı, yurtdışı ayrıdır. Sayın Özel, bunun tefrikini yapmayı maalesef öğrenemedi. Akıl hocalarını değiştirmezse korkarım hiçbir zaman da öğrenemeyecek. İnşallah çok geç olmadan, kendini daha fazla rezil etmeden Türkiye’nin de irtibarına daha fazla zarar vermeden bunu öğrenme fırsatını bulur."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.