SON DAKİKA
Hava Durumu

#Hijyen

Söz Bursa - Hijyen haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hijyen haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Mudanya’da uygun fiyatlı lokanta dönemi başladı Haber

Mudanya’da uygun fiyatlı lokanta dönemi başladı

Lokanta Mudanya, dört çeşit nitelikli ve sağlıklı yemeği 150 TL’den sunarken, “Ben Ismarlıyorum” uygulamasıyla pahalılık nedeniyle zayıflayan paylaşma ve ısmarlama kültürünü yeniden güçlendirmeyi hedefliyor. Mudanya Belediyesi, artan hayat pahalılığı ve gıda enflasyonu karşısında nitelikli ve uygun fiyatlı yemeğe erişimi güçlendirmek amacıyla hayata geçirdiği Lokanta Mudanya’yı Güzelyalı Atatürk Parkı’nda düzenlenen törenle hizmete açtı. Lokanta Mudanya’da vatandaşlar, hafta içi her gün dört çeşit sağlıklı ve dengeli yemeğe 150 TL’ye ulaşabilecek. Sosyal belediyeciliği doğrudan sofraya taşıyan projenin ilk halkası olan Lokanta Mudanya’nın açılış törenine Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, belediye yönetimi ve meclis üyeleri ile Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Aydın Saldız, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, CHP Mudanya İlçe Başkanı Seda Bozdağ Güzelkaya, muhtarlar ve çok sayıda vatandaş katıldı. DÖRT TABAK YEMEK 150 TL Açılışta konuşan Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, dışarıda yemek yemenin sıradan bir ihtiyaç olmaktan çıktığını, yemeğin artık ekonomik ve toplumsal bir mesele haline geldiğini söyleyerek, “Bir tabak yemek bugün lüks olarak görülüyor. Emekliler ve çalışanlar dışarıda yemek yerken defalarca hesap yapmak zorunda kalıyor. Bir öğrenci, açlıkla tokluk arasında bir seçim yapmak zorunda kalmamalı. Sağlıklı yemek herkes için erişilebilir olmalı. Merkezi politikalar bu yükü hafifletmiyor. Bu boşlukta, yerel yönetimler geri duramaz. Biz de durmadık. Bu lokantayı açmak bir tercih değil, bir sorumluluk haline geldi.” Biz bu tabloyu normal kabul etmiyoruz” dedi. Lokanta Mudanya’nın bir sosyal yardım uygulaması olmadığını, bir kamu hizmeti olduğunun altını çizen Başkan Dalgıç, “Bu lokantayı açmak bizim için bir tercih değil, içinde bulunduğumuz koşullarda yerel yönetimler açısından bir sorumluluk haline geldi” dedi. Lokanta Mudanya’da sunulan uygun fiyatlı hizmetin, kaliteden ödün verildiği anlamına gelmediğini de vurgulayan Dalgıç, mutfakta hijyen, sağlık ve nitelikli malzemenin esas alındığını söyleyerek, “Mesele sadece doymak değil; sağlıklı, temiz ve güvenilir bir tabak yemeğin herkes için erişilebilir olması. Lokanta Mudanya, herhangi bir ayrım yapılmaksızın tüm vatandaşlara açık olacak. Hizmetten yararlanmak isteyenlerden kimlik ya da gelir belgesi talep edilmeyecek” diye konuştu. “BEN ISMARLIYORUM” UYGULAMASI BAŞLADI Başkan Dalgıç, konuşmasında pahalılık nedeniyle zayıflayan paylaşma kültürüne de dikkat çekerek, “Bugün kimsenin kimseye bir şey ısmarlayamadığı bir dönemden geçiyoruz. Bu sadece ekonomik bir sorun değil, kültürel bir kırılma” dedi. Dalgıç, Büfe Mudanya, Mola Mudanya ile Lokanta Mudanya’da “Ben Ismarlıyorum” uygulamasını da bu nedenle başlattıklarını ilk kez duyurdu. Dalgıç, vatandaşların tanımadıkları kişilerle dahi dayanışma kurmasının hedeflendiğini söyledi. Uygulama kapsamında vatandaşlar, bir sonraki gelenler için yemek, kahve ya da tatlı ısmarlayarak dayanışmaya katkı sunabilecek. Lokanta Mudanya, Mudanya Belediyesi iştiraklerinden MUDAŞ tarafından işletilecek. Vatandaşlar, hafta içi her gün 11.45 – 14.00 saatleri arasında dört çeşit sağlıklı ve dengeli menüye 150 TL ücretle ulaşabilecek. Ayrıca Şubat ayında aynı yerleşke içinde tam gün hizmet verecek Mola Mudanya şubesinin açılması planlanıyor. Şükrüçavuş Mahallesi’nde bulunan MUDAŞ Restoranının da bundan sonra Lokanta Mudanya adıyla ve aynı anlayışla hizmet vermeye devam edecek.

Spor salonlarında hijyen alarmı: Aletler sanılandan çok daha kirli Haber

Spor salonlarında hijyen alarmı: Aletler sanılandan çok daha kirli

Kış aylarında açık havada egzersizin zorlaşmasıyla birlikte spor salonları daha yoğun kullanılmaya başlarken, ortak kullanılan spor ekipmanları enfeksiyon riski açısından dikkat çekiyor. Prof. Dr. Nafiz Koçak, bu yoğunluğun önemli bir hijyen riskini de beraberinde getirdiğini vurguladı. Dambıl, halter barları, koşu bandı tutacakları, kondisyon bisikletleri ve egzersiz minderleri gün boyunca birçok kişi tarafından temas edilen yüzeyler arasında yer alıyor. Ter, cilt teması ve yetersiz dezenfeksiyon bu ekipmanları mikroorganizmalar için uygun bir zemin haline getiriyor. Medicana Çamlıca Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nafiz Koçak, "Yapılan bazı ölçümlerde spor salonlarında sık temas edilen ekipmanların, tuvalet kapağından daha fazla bakteri barındırabildiği görülüyor. Özellikle Staphylococcus aureus, E. coli ve mantar etkenleri bu yüzeylerde sık tespit ediliyor" dedi. KAPALI ALANLARDA GEÇİRİLEN SÜRENİN UZAMASI ENFEKSİYON RİSKİNİ ARTIRIYOR Soğuk havalar nedeniyle insanların daha uzun süre kapalı alanlarda vakit geçirdiğini, bu durumun kalabalık ortamların artmasına ve mikroorganizmaların kişiden kişiye daha kolay yayılmasına zemin hazırladığını belirten Prof. Dr. Nafiz Koçak, "Özellikle spor salonları gibi ortak kullanım alanlarında yeterli havalandırmanın sağlanamaması, virüs ve bakterilerin ortamda asılı kalma süresini uzatır. Bunun yanı sıra soğuk hava, güneş ışığından daha az faydalanılması ve mevsimsel beslenme değişiklikleri bağışıklık sisteminin direncini olumsuz etkileyebilir. Grip ve soğuk algınlığı gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarının kış aylarında yaygınlaşması, vücudu enfeksiyonlara karşı daha savunmasız hale getirir. Terleme sonrası vücudun soğuması ve nemli ortamlar ise bakteri ve mantarların çoğalması için uygun şartlar oluşturur. Bu şartlar altında spor salonlarında hijyen kurallarına uyulmaması; cilt enfeksiyonları, mantar hastalıkları, göz enfeksiyonları ve solunum yolu enfeksiyonlarının yayılımını kolaylaştırmaktadır" açıklamalarında bulundu. "SALON TEMİZ" ALGISI YANILTICI OLABİLİR Spor salonlarında genel temizlik yapılsa bile, ekipmanların her kullanımdan sonra dezenfekte edilmemesinin enfeksiyon zincirinin kırılmasını zorlaştırdığını söyleyen Prof. Dr. Nafiz Koçak, "Kış aylarında bağışıklık sistemi zaten daha hassas. Bu dönemde ‘nasıl olsa salon temizleniyor’ düşüncesiyle kişisel önlemleri ihmal etmek, enfeksiyon riskini ciddi şekilde artırabilir" uyarısında bulundu. EL HİJYENİ ÖNEMSENMELİ, KİŞİSEL EŞYALAR ORTAK KULLANILMAMALI Prof. Dr. Nafiz Koçak, basit ama etkili önlemlerle olası enfeksiyon risklerini büyük ölçüde azaltılabilmek için şu önerilerde bulundu: "Antrenman öncesi ve sonrası ekipmanları silin. Kendi havlunuzu kullanın, ortak havlu veya minderlerden kaçının. Ellerinizi sık sık yıkayın veya el antiseptiği kullanın. Açık yara, kesik veya cilt lezyonlarını mutlaka kapatın. Spor sonrası terli kıyafetlerle kalmayın. Kış aylarında bağışıklığı destekleyecek uyku ve beslenmeye özen gösterin." Sağlıklı spor için hijyen şart Sporun bağışıklık sistemi üzerindeki olumlu etkilerine dikkat çeken Prof. Dr. Nafiz Koçak, şu değerlendirmelerde bulundu: "Spor, doğru şartlarda yapıldığında bağışıklığı güçlendirir. Ancak hijyen kurallarının ihmal edildiği ortamlarda yapılan spor, özellikle kış aylarında enfeksiyon riskini artırabilir. Sağlıklı sporun ilk adımı, hijyendir."

Bursa Lokantacılar Odası’nda Mehmet Yasak dönemi için ilk adım: “Mutfaktan geliyoruz, çözümü biliyoruz!” Haber

Bursa Lokantacılar Odası’nda Mehmet Yasak dönemi için ilk adım: “Mutfaktan geliyoruz, çözümü biliyoruz!”

Bursa Lokantacılar, Kebapçılar, Köfteciler ve Benzerleri Esnaf Odası’nda seçim heyecanı resmen başladı. Sektörün deneyimli ismi Mehmet Yasak, düzenlediği basın toplantısıyla oda başkanlığına adaylığını ilan etti. Yasak, "Sektörün her aşamasını mutfağın sıcağında öğrendim, şimdi esnafımızın sorunlarını çözmeye talibim" dedi. Bursa’nın gastronomi dünyasını temsil eden en köklü kuruluşlarından biri olan Bursa Lokantacılar Odası, genel kurula hazırlanıyor. Sektörün içinden gelen ve kentin tanınmış işletmecilerinden biri olan Mehmet Yasak, Nilüfer Şahinbey Döner tesislerinde gerçekleştirdiği toplantıyla iddialı bir çıkış yaptı. GAZETECİLERİ UNUTMADI Toplantı, anlamlı bir kutlama ile başladı. Konuşmasına 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutlayarak başlayan Yasak, basının toplumun aynası olduğunu vurguladı. Gazetecilerin zor şartlar altında görev yaptığını belirten Yasak, her daim şeffaf bir yönetim anlayışı sergileyeceklerinin mesajını verdi. 39 YILLIK BURSA SEVDASI VE BABA MESLEĞİ Aslen Erzurumlu olmasına rağmen 39 yıldır Bursa’da esnaflık yapan Yasak, kendini Bursa’nın bir parçası olarak tanımladı. Babasından devraldığı aşçılık mirasını bugüne taşıyan Yasak, "Bizim hikayemiz mutfakta başladı. Tezgâhın arkasındaki emeği de, esnafın ay sonunu getirme kaygısını da çok iyi biliyorum. Haspide gibi işletmelerimizle yıllardır Bursa halkına hizmet veriyoruz. Şimdi bu tecrübeyi odamız için kullanma vakti" diye konuştu. "LOKANTACILIK SADECE YEMEK DEĞİL, SAĞLIKTIR" Mehmet Yasak’ın konuşmasında öne çıkan en kritik başlık gıda güvenliği oldu. Sektörün doğrudan insan hayatına dokunduğuna dikkat çeken Yasak, şu ifadeleri kullandı: "Bizim mesleğimizde hatanın bedeli ağırdır. Gıda güvenliği ve hijyen bir tercih değil, asli görevimizdir. Oda olarak denetim ve eğitim süreçlerini çok daha aktif hale getireceğiz. Merdiven altı işletmelerle mücadele ederek dürüst esnafımızın hakkını koruyacağız." EKONOMİK KISKACA ÇÖZÜM ODAKLI YAKLAŞIM Artan girdi maliyetleri, yüksek KDV oranları ve genel ekonomik baskıların esnafı nefes alamaz hale getirdiğini ifade eden Yasak, odanın artık "seyirci" konumundan çıkması gerektiğini savundu. Pasif yönetim anlayışına son vereceklerini belirten Yasak, esnafın yalnız hissetmediği, lobisi güçlü ve çözüm üreten bir oda yapısı vadetti. "KOLTUK DEĞİL, HİZMET YARIŞI" Yaklaşık 2 bin 900 üyesi bulunan oda için birleştirici bir dil kullanan Mehmet Yasak, adaylık sürecini bir "bayrak yarışı" olarak gördüğünü söyledi. Kimseyle kavga etmek için değil, sektörü ayağa kaldırmak için yola çıktığını belirten Yasak, "Makamda oturan değil, sahada esnafıyla omuz omuza olan bir başkan olacağım" diyerek konuşmasını tamamladı. Mehmet Yasak başkan seçilmesi halinde şunları vaar etti: *Esnafın yanında oda: Makamda değil, sahada başkanlık *Kredi ve kefalet desteği: Esnafa adil ve hızlı kredi imkânı *İndirimli ürün tedariki: Et, yağ, un ve temel ürünlerde toplu alım avantajı *Yüksek kiralara karşı mücadele: Esnaf lehine güçlü girişimler *KDV ve vergi yükünün hafifletilmesi: İndirim ve erteleme süreçlerinin takibi *Kaçak ve merdiven altı işletmelerle mücadele: Kayıtlı esnafın hakkının korunması *Genç ve dinamik yönetim: Sahada, ulaşılabilir ekip *Şeffaf ve hesap veren oda: Gelir-giderlerin açık şekilde paylaşılması *Ücretsiz hukuki ve mali danışmanlık: Esnafın her alanda desteklenmesi *Esnaf çocuklarına eğitim ve sosyal destek: Burs ve sosyal projele

Tavuk üretimi 2025’te 2,7 milyon tona çıkacak: ‘En ucuz protein hâlâ beyaz et’’ Haber

Tavuk üretimi 2025’te 2,7 milyon tona çıkacak: ‘En ucuz protein hâlâ beyaz et’’

HasTavuk Yönetim Kurulu Başkanı Müjdat Sezer, beyaz et sektörünün 2025 yılında üretimini düzenli şekilde artırarak yaklaşık 2 milyon 700 bin ton seviyesine ulaşacağını, bunun da geçen yıla göre yüzde 5 oranında artış anlamına geldiğini belirtti. Üretimin yaklaşık 500 bin tonunun ihracata ayrılacağını ifade eden Sezer, "Beyaz et her zaman olduğu gibi istikrarlı bir şekilde hem üretimini hem de ihracatını artırıyor" dedi. KÜRESEL VE YEREL TÜKETİM Türkiye'de kişi başı yıllık beyaz et tüketiminin 20 kilogram seviyesinde olduğunu söyleyen Sezer, Brezilya'da bu rakamın 40-45 kilogram civarında olduğunu vurguladı. Son 5 yıllık trendde beyaz etin, kırmızı et ve domuz etini geride bıraktığını belirten Sezer, bunun en önemli nedeninin ekonomik fiyat avantajı ve sağlıklı protein kaynağı olması olduğunu dile getirdi. Sezer, tavuk etinin üretiminde kullanılan su miktarının kırmızı ete göre çok daha düşük olduğunu, ayrıca karbondioksit salınımının da üç kat daha az olduğunu ifade etti. Bu özelliklerin, iklim değişikliği ve çevresel hassasiyetler nedeniyle beyaz etin dünya genelinde daha fazla tercih edilmesine yol açtığını söyledi. ÜRETİM VE DENETİM Son dönemde yaşanan gıda zehirlenmelerine dikkat çeken Sezer, özellikle işlenmiş ürünlerde (örneğin tavuk döner) merdiven altı üretimlerin ciddi riskler taşıdığını ve denetimlerin sıkılaştırılması gerektiğini söyledi. Türkiye'deki büyük firmaların Avrupa standartlarının üzerinde üretim yaptığını, hijyen ve biyogüvenliğe büyük önem verdiklerini dile getiren Sezer, "üretim sırasında soğuk zincirin korunmasının kritik olduğunu, ürünlerin 6 derecelik ortamlarda üretilip aynı şartlarda tüketiciye ulaştırıldığını aktardı. Sezer, "Siz bir döneri bitirmeyip ertesi gün tekrar aynı döneri satarsanız büyük bir faciaya sebep olursunuz. Bu işlerin ciddi yapılması gerekiyor ve markalaşmış ciddi firmalardan bu ürünlerin tüketilmesi gerektiğini veya bunun dışında denetleme otoritelerinin çok daha sıkı ve acımasız şekilde denetlemeler yapması gerektiğini söylemek isterim" şeklinde konuştu. FİYAT VE MEDYA ELEŞTİRİSİ Türkiye'de beyaz etin hâlâ en ucuz protein kaynağı olduğunu belirten Müjdat Sezer, zaman zaman ileri işlenmiş ürünlerde fiyat artışı yaşansa da bunun genelleştirilmemesi gerektiğini ifade etti. Medyanın fiyat artışlarını gündeme getirdiğini, ancak beyaz etin ucuz olduğu dönemlerde aynı ilgiyi göstermediğini eleştirerek, "49 TL'ye sattığımız günlerde kimse ‘En iyi protein çok ucuza satılıyor' demiyor. Adil bir bakış açısı gerekiyor" dedi. Sezer sözlerini şu şekilde sürdürdü; "Türkiye'de beyaz etin en ucuz protein ve birinci sırada olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Şunu söylemekte yarar var, zaman zaman bazı ileri işlenmiş ürünlerimizin fiyatı artıyor olabilir. Sonra medyada hemen "Tavuk eti acayip arttı" gibi yayınlar yapılıyor. Fakat şu tip yayınların da yapılmasının adil olacağını düşünüyorum. Mesela 49 TL'den beyaz eti sattığımız günlerde hiçbir büyük medyada "En iyi protein çok ucuza satılıyor." diye bir kelime duymuyoruz. Evet, hakkımızın verilmesi lazım. Ama bir gün hamsi 150 TL'ye düştü diye hemen hemen bir hafta bütün haber kanallarında bunu dinleyebiliyoruz. Aynı adil bakış açısının beyaz ete de yapılmasını tavsiye ediyorum" Sezer'in açıklamaları, beyaz et sektörünün hem ekonomik hem de çevresel açıdan önemini bir kez daha ortaya koyarken, tüketicilere güvenilir ve markalaşmış firmaların ürünlerini tercih etmeleri çağrısı yaptı.

“Sokak lezzetleri besin zehirlenmesi riskini artırıyor” Haber

“Sokak lezzetleri besin zehirlenmesi riskini artırıyor”

Nev Sağlık Grubu Gastroenteroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Mustafa Özel, özellikle yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte sokak lezzetlerinin besin zehirlenmesi riskini önemli ölçüde yükselttiğini belirterek vatandaşları uyardı. Özel, son dönemde yaşanan ve ölümle sonuçlanabilen ciddi vakalara dikkat çekerek, “Hızlı, ekonomik ve lezzetli olması nedeniyle tercih edilen sokak lezzetleri; uygun olmayan saklama koşulları ve hijyen yetersizliği nedeniyle tehlikeli hâle gelebilir” dedi. “Besin zehirlenmesi ciddi bir klinik tablo” Besin zehirlenmesinin, mikroorganizmalar veya toksinlerle kontamine olmuş gıdaların tüketilmesi sonucu ortaya çıkan bir klinik durum olduğunu belirten Dr. Özel, en sık rastlanan etkenleri şöyle sıraladı: “Salmonella, Staphylococcus aureus toksinleri, E. Coli, Clostridium perfringens, Norovirüs, Vibrio türleri (özellikle deniz ürünlerinde.” “Herkes risk altında ancak bazı gruplar daha savunmasız” Bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerin besin zehirlenmesine karşı daha hassas olduğunu vurgulayan Özel, “5 yaş altı çocuklar, 65 yaş üzeri bireyler, hamileler, kronik hastalığı olanlar ve bağışıklık sistemini baskılayan ilaçları kullananlar daha ağır seyirli tabloyla karşılaşabilir” ifadelerini kullandı. Gıda zehirlenmesi bulaşıcıdır” Gıda kaynaklı enfeksiyonların bulaşıcı olduğuna dikkat çeken Dr. Özel, kusma ve dışkı yoluyla mikroorganizmaların çevreye kolayca yayılabileceğini, bu nedenle kapalı alanlarda hızlı bulaşma görüldüğünü belirtti. Sokak lezzetlerinde risk neden artıyor? Uzm. Dr. Mustafa Özel’e göre sokak lezzetlerinde riskin daha fazla olmasının başlıca sebepleri şunlar: Uygun Olmayan Saklama Koşulları “Et, tavuk ve deniz ürünleri tezgâhlarda uzun süre açıkta bekleyebiliyor. 5–60°C arası bizim ‘tehlikeli sıcaklık bölgesi’ dediğimiz aralıktır; bakteriler bu sıcaklıklarda hızla çoğalır.” 2. Hijyen Eksikliği “Satıcıların el hijyeni, kullandıkları bıçak, tahta ve ekipmanların temizliği kritik öneme sahiptir. Çiğ ve pişmiş gıdaların aynı ekipmanla hazırlanması ciddi risk oluşturur.” 3. Denetim Eksikliği “Sokak satıcılarının bir kısmı düzenli gıda güvenliği denetimlerinden geçmediği için risk fark edilmeden artabilir.” 4. Su Kaynaklı Riskler “Özellikle midye gibi ürünlerde deniz suyu temizliği çok önemlidir. Kirli sularda toplanan midyelerde ağır metal ve mikroorganizma riski yüksektir. Salata ve soslarda kullanılan suyun temiz olmaması da zehirlenmeye davetiye çıkarır.” En yüksek risk taşıyan sokak lezzetleri Uzm. Dr. Özel, en riskli besinleri şöyle sıraladı: Midye dolma / midye tava: Vibrio ve Salmonella riski yüksek. Tavuk döner / et döner: Yetersiz pişirme ve uzun süre sıcaklıkta bekleme nedeniyle tehlikeli. Kokoreç: İç organ temelli kontaminasyon ve hijyen sorunları. Kumpir ve garnitürlü ürünler: Mayonez ve salataların oda sıcaklığında beklemesi büyük risk. Balık ekmek ve kızartmalar: Çok kullanılan yağ ve çapraz bulaşma tehlikesi. Belirtiler genellikle 1–72 saat içinde başlıyor Belirtilerin çoğunlukla birkaç saat içinde ortaya çıktığını belirten Özel, şikâyetleri şöyle sıraladı: “Bulantı, kusma, karın ağrısı, kramp, sulu ishal, ateş, halsizlik ve nadiren kanlı ishal.” Ne zaman doktora başvurmalı? Dr. Özel, şu belirtilerin görüldüğü durumlarda gecikmeden hastaneye başvurulması gerektiğini de vurguladı: “24-48 saatten uzun süren kusma veya ishal, kanlı ishal, 38.5°C üzeri ateş, aşırı halsizlik, bayılma hissi, dehidratasyon bulguları (ağız kuruluğu, çökük gözler) ve risk grubundaki bireylerde herhangi bir belirti ortaya çıktığında.” “Basit önlemlerle kendinizi koruyabilirsiniz” Uzm. Dr. Mustafa Özel, sokak lezzetlerini seven vatandaşlara şu önerilerde bulundu: “Satıcı seçimine dikkat edin. Kalabalık ve sirkülasyonu yüksek tezgâhları tercih edin. Yemeğin hazırlığını gözlemleyin. Kullanılan ekipmanların temizliğine bakın. Sıcak-soğuk zincirine dikkat edilmeli. Sıcak yemek sıcak, soğuk yemek soğuk tüketilmelidir. Tezgâhta uzun süre beklemiş yiyeceklerden kaçının. El hijyeni çok önemli. Eller mutlaka yıkanmalı, mümkün değilse dezenfektan kullanılmalıdır. Midye, tavuk ve et ürünlerinde ekstra özen gösterilmeli. Kaynağı belli olmayan midyelerden uzak durulmalı. Tavuk ve et ürünlerinin tamamen pişmiş olduğuna dikkat edilmeli.”

Endüstriyel yemekte güven ve kaliteyi yeniden tanımlıyor Haber

Endüstriyel yemekte güven ve kaliteyi yeniden tanımlıyor

Endüstriyel yemek sektöründe artan hijyen beklentileri, firmaların üretim süreçlerini daha şeffaf, denetlenebilir ve sürdürülebilir bir yapıya dönüştürmesini zorunlu kılıyor. Sektörde 35 yılı geride bırakan Yankı Yemek, bu dönüşümü yalnızca takip eden değil, uygulamalarında öncü yaklaşım sergileyen işletmeler arasında yer alıyor. Kurumsal yemek hizmetlerinde sürekli iyileştirme prensibini benimseyen Yankı Yemek, üretim süreçlerini yüksek teknolojiyle destekleyerek standart olgunluğunu koruyor. Bursa’da faaliyet gösteren firma, ham madde seçiminden porsiyon yönetimine, sevkiyattan personel eğitimine kadar her aşamada kontrol mekanizmasını devrede tutuyor. Endüstriyel mutfak yatırımlarını artıran işletme, sürdürülebilir lezzet yaklaşımıyla müşterilere güven veren bir pozisyon edindi. Yankı Yemek Genel Müdür Yardımcısı Leman Yurttaş, endüstriyel yemek sektöründe rekabetin fiyat indirimi üzerinden ilerlemesinin sürdürülebilir olmadığını belirterek, şirketin uzun vadeli iş ilişkileri ve müşteri sağlığını merkeze alan bir üretim anlayışı benimsediğini söyledi. Malzeme seçimi, üretim hijyeni ve düzenli personel eğitimlerinin lezzetin devamlılığında belirleyici olduğuna dikkat çeken Yurttaş, kalite yönetim süreçlerinin laboratuvar analizleri ve sertifikasyonlarla ölçümlendiğini ifade etti. Üretim alanlarında temas riskini azaltan teknolojik sistemlerin devrede olduğunu kaydeden Yurttaş, teknolojinin güvenli ve standartlaştırılmış kalite için kritik rol oynadığını vurguladı. Firmanın Çalı Sanayi Bölgesi’ndeki 5 bin metrekarelik modern tesisi, günlük 20 bin kişilik üretim kapasitesine sahip. Mevcutta 15 bin pax seviyesinde üretim gerçekleştiren Yankı Yemek, talep artışlarında ise hızlıca atıl kapasitesini devreye alarak kesintisiz hizmet sağlayabiliyor. Tüm satın alım süreçlerinde yalnızca sertifikalı tedarikçilerle çalışan firma, risk analizlerini düzenli aralıklarla raporluyor. Laboratuvar destekli kontrollerin yanı sıra sevkiyat ekipmanlarının temizlik döngüleri de dijital olarak kayıt altına alınıyor. Yankı Yemek, ISO 14001, ISO 9001, ISO 22000 (HACCP) ve OHSAS 18001 gibi uluslararası standartlarla üretim ve hizmet süreçlerini güvence altına alıyor. Yurttaş, söz konusu belgelerin yalnızca birer sertifikasyon değil, denetlenen, ölçümlenen ve raporlanan bir mutfak kültürünün teknik altyapısını temsil ettiğini belirtti. Endüstriyel yemek üretiminde hijyenin çoğu zaman görünmeyen bir maliyet unsuru olduğunu ifade eden Yurttaş, bu kalemin göz ardı edilmesinin zincirleme riskler doğurabileceğini kaydetti. Endüstriyel yemek sektöründe kalite bilincinin yükseltilmesinin zorunlu olduğunu vurgulayan Yurttaş, kalıcılığın anlık fiyat kararlarıyla değil, kurumsal hafızayı güçlendiren ve süreçlere yerleşen uygulamalarla sağlandığını söyledi. Bu kapsamda sürdürülebilirlik eksenli bir işletme modeli kurguladıklarını aktaran Yurttaş, teknolojik altyapı, hijyen odaklı üretim yönetimi, sürekli eğitilen iş gücü ve çok katmanlı kontrol mekanizmalarının birleşimiyle oluşturdukları üretim disiplininin sektör adına örnek gösterilebilir nitelikte olduğunu ifade etti.

Et ve Süt Kurumu'ndan 'hijyen' açıklaması Haber

Et ve Süt Kurumu'ndan 'hijyen' açıklaması

Et ve Süt Kurumu (ESK)'nun serbest piyasa kuralları dahilinde kırmızı et piyasasını düzenleyici ve destekleyici tedbirlerle kırmızı ette fiyat istikrarının oluşmasına katkıda bulunduğu belirtilen açıklamada, dış tedarik karkas et sözleşmelerin tamamının Bakanlık tarafından onaylanmış kesimhanelerle yapıldığının altı çizildi. Hiçbir şekilde aracı tedarikçilerden alım yapılmadığını belirten ESK; açıklamasında, "Kesim öncesi canlı hayvan muayenesi, helal kesim, kesim hijyeni, et muayenesi, karkas derecelendirme, damgalama, soğutma, yükleme ve soğuk zincirin sağlanması gibi tüm prosesler hem Bakanlık hem de Kurumumuz veteriner hekimlerinin denetim ve yönetiminde gerçekleşmektedir. Yurt dışında kesilen tüm hayvanların karkas etlerinden alınan numuneler akredite laboratuvarlarda mikrobiyolojik analizlere tabi tutulmaktadır. Aynı karkas etlerden yurt içi girişlerinde de Bakanlığımız tarafından kontrol muayenesi için tekrar numune alınmakta ve akredite laboratuvarlarda mikrobiyolojik analizler yapılmaktadır. Gıda güvenirliği ve halk sağlığı açısından gerekli önlemlerin tamamı eksiksiz bir şekilde alınmakta olup, gıda denetim hizmetlerinde ve tüketici geri dönüşlerinde bugüne kadar hijyen standartlarına aykırı herhangi bir bildirim veya vaka tespiti söz konusu değildir" ifadelerini kullandı. “Hayvansal Gıdalar İçin Özel Hijyen Kuralları Yönetmeliği”nde bahsi geçen 6 gün, Bakanlık tarafından onaylı ve kayıtlı işletmelerde kıyma üretimi yapıp; son kullanma tarihi belirlenmiş, paketli ve ambalajlı şekilde perakende satış noktalarına kıyma satan et işleme tesisleri için GEÇERLİ" olduğunun altı çizilen açıklamada, "Perakende satışın yapıldığı kasap reyonlarında ise karkas etten veya kemiksiz etten günlük ihtiyaca göre hazırlanan et ürünleri satılmaktadır. Kurumumuz da PERDER üyesi marketlere kıyma değil karkas et tedarik etmektedir. Söz konusu marketler gıda mevzuatına uygun olarak reyonlarında et ve et ürünleri satışı yapmaktadır. PERDER üyesi marketlerde tüketiciye sunulan ESK kıyma, ilgili mevzuat hükümleri gereğince tüketicinin talebi sonrası anlık olarak karkas etten üretilerek satılmaktadır. Sonuç olarak, ilgili yönetmelikte yer alan 6 günlük süre kasap reyonu olan bu marketlerdeki et ürünlerini KAPSAMAMAKTADIR" denildi. Kurumdan ayrıca, tüketicinin sağlıklı ve uygun fiyattan ete ulaşması için yapılan çalışmalarımız, tüm aşamalarıyla Bakanlığımızın ilgili kurumları tarafından denetlendiğini, hem üreticiyi, hem de tüketiciyi koruyarak et ve et ürünlerini son tüketiciye kadar piyasaya arz etmeye ve fiyat istikrarı için gerekli tüm tedbirleri uygulamaya kararlılıkla devam edeceklerini vurgulandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.