SON DAKİKA
Hava Durumu

#İçişleri Bakanı

Söz Bursa - İçişleri Bakanı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İçişleri Bakanı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Özgür Özel’den tarihi seçim çıkışı: "Yüzde 60’ın altı bizim için başarısızlıktır!" Haber

Özgür Özel’den tarihi seçim çıkışı: "Yüzde 60’ın altı bizim için başarısızlıktır!"

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Recep Tayyip Erdoğan'ın karşısında Cumhuriyet Halk Partisi'nin adayı yüzde 60'ın altında oy alırsa, seçim sonucunu başarısızlık sayacağım iktidara gelsek bile. O kadar söylüyorum" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Sincan Cezaevi'nde tutuklu bulunan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ile gazeteci İsmail Arı'yı ziyaret etti. Özel, Özcan'ın tutuklanmasının üzerinden bir ay geçtiğini ve tutukluluk incelemesinin gerçekleştirildiğini ifade ederek, incelemenin ardından Özcan'ın hem ailesine hem de görevine kavuşmasını ümit ettiğini söyledi. Gazeteci İsmail Arı'nın tutuklu olmasına da 4 sosyal medya paylaşımının sebep olduğunu aktaran Özel, "Dört tweet var ama ilk tweet, yani gözaltına alınma sebebi Erdoğan ailesinin dahil olduğu 20'nin üzerinde vakıfla ilgili haber yapmak" dedi. Etimesgut Belediyesi'ne yönelik gözaltılarla ilgili soru üzerine Özel, "Etimesgut Belediyesi kendi açıklamasını da yaptı. Belediye yönetiminin şikayetiyle yürütülen bir dosya. Önceki dönemden görevde olan bir personelin iddia o ki imza taklidi ile yaptığı bir iştir. Bu belediye yönetimince de fark edilince bu konuda bir suç duyurusunda bulunulmuştur. Bizimle ilgili bir husus sonuçta yok" cevabını verdi. Kuşadası mitingi sonrası hakkında başlatılan ‘Cumhurbaşkanına hakaret' soruşturmasını değerlendiren Özel, "Suçum neymiş? Erdoğan'a demişim ki ‘Sen yıllarca başbakanlık, cumhurbaşkanlığı yapmış birisin. Aday olup kazansan da kaybetsen de bu iyiydi. Ama şimdi bir darbeci olarak darbe yaparak.' Arkadaşlar ben bu süreci 19 Mart darbesi yapılmadan beş hafta önce yaptığım grup toplantısında ‘Bir darbe mekaniği işliyor. Bu mevcut Cumhurbaşkanının kendisinden sonrakini engelleme, mevcut iktidarın kendinden sonraki iktidara darbe girişimidir' diye tanımlamıştım. Bizim temel tezimiz bu. Bu Türkiye'de yüzde 60 oranında destek görüyor. Bu davanın siyasi olduğunu düşünenler yüzde 60. Hadi bana dava açıyorsun, milletin yüzde 60'ıyla da mı davalık olacaksın? Bu davayı millet sandıkta çok fena görür" ifadelerini kullandı. "İÇİŞLERİ BAKANI ADETA BENİM ADIMA KAMUOYUNU AYDINLATMIŞ" İçişleri Bakanı Çiftçi'nin belediyelere yönelik verilen soruşturma izinlerine ilişkin açıklamalarının sorulması üzerine Özel, "Şu anda 17 belediye başkanım tutuklu, girdi çıktılarla 25 belediye başkanım sabahın 6'sında, gecenin 12'sinde, 3'ünde jandarma ya da polis baskınlarıyla alındılar ve tutuklandılar. 107 arkadaşım tutuklu yargılanıyor, 450'den fazla arkadaşımız yargılanıyor. Ve diyor ki ‘CHP'li belediyelerin üç katı AK Partili belediyelere soruşturma izni verdik.' Bakın bir tanesine sabahleyin polis ve jandarma gitmediyse işte burada haksızlık, eşitsizlik, çifte standart vardır. Biz ‘CHP'li belediyeye soruşturma izni neden veriliyor?' demiyoruz. Gelir müfettiş, soruşturma izni ister. İncelersin, gerekli görürsen verirsin. Adil bir yargılama olur. Ağzımızı açarsak namerdiz. Bugüne kadar açmadık. Ama bugün yapılan haysiyet cellatlığı. Şimdi ‘1000 küsür AK Partili'ye verdik' diyor, ‘200 küsür CHP'liye.' AK Partililere soruşturma izni verilmiş, hangisine sabahın altısında evin kapısına polisle, kamerayla ya da hangisinin kaldığı otelin kapısına polis kamerasıyla dayandınız? Sayın İçişleri Bakanı size onu soruyorum. İçişleri Bakanı adeta benim adıma kamuoyunu aydınlatmış" ifadelerini kullandı. "ERDOĞAN'IN KARŞISINDA CHP'NİN ADAYI YÜZDE 60'IN ALTINDA OY ALIRSA İKTİDARA GELSEK BİLE BAŞARISIZLIK SAYACAĞIM" Özel, İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun bilirkişi davasındaki savunmasına açılan soruşturma hakkında ise, "Meselenin kendisi şu; Ekrem İmamoğlu hakkında açılan bütün davalarda Ekrem İmamoğlu kendini yargılayanları yargılayacak kadar haklı bir zemindedir. Yapılan bütün iş ve işlemler tamamen bir siyasetçiyi siyaset yasağı olsun diye cezalandırmak. Şimdi dikkat ediyorsunuz, ufak ufak suçlardan açıyorlar. ‘Cezayı verelim, istinafta onaylayalım, aday olamasın.' Neden korkuyorlar? ‘Efendim diploma istinaftan döner, Danıştay'dan döner. Bu mahkemenin kesinleşmesi seçime kadar yetmez. Aday olursa bizi siler süpürür' diye korkuyorlar. O yüzden bu minik minik davalar açılıyor. Bunu da o sebepten açmışlardır. Ekrem İmamoğlu aday olduğu noktada bunları silecek süpürecek. Ekrem İmamoğlu aday olamadığı noktada aday olan kim olursa olsun bunları silecek süpürecek. Bakın şu kadarını söylüyorum. Recep Tayyip Erdoğan'ın karşısında Cumhuriyet Halk Partisi'nin adayı yüzde 60'ın altında oy alırsa seçim sonucunu başarısızlık sayacağım iktidara gelsek bile. O kadar söylüyorum" dedi.

Bayramda 313 bin personel sahada! Bakan Çiftçi’den "Hava" denetimi uyarısı Haber

Bayramda 313 bin personel sahada! Bakan Çiftçi’den "Hava" denetimi uyarısı

İçişleri Bakanı Mustafa Çitçi, bayramda 313 bin 745 emniyet, jandarma ve sahil güvenlik personelinun görev yapacağını belirterek, "50 bin 150 otomobil ve motosikletle Türkiye'nin her yerinde görev başında olacaklar. Karadan da yaptığımız denetimlerin yanında hava denetimleri olduğunu da ifade etmiştim. 16 helikopter ve bin 222 SİHA, İHA ve dron havadan denetim yapacak. Aynı zamanda 390 gemi ve bot da sahil güvenlik unsurlarımızla beraber bu denetimlere iştirak edecek. Onlar da bayramın huzur içerisinde geçmesi noktasında vatandaşımıza yardımcı olacaklar" dedi. İçişleri Bakanı Çiftçi, Ramazan Bayramı tedbirleri ile ilgili İçişleri Bakanlığı'na bulanan Güvenlik ve Acil Durumlar Koordinasyon Merkezi Başkanlığı'nda (GAMER) gazetecilerin sorularını cevaplandırarak, sürücülere uyarılarda bulundu. "Ramazan Bayramı'nda yollarda büyük bir yoğunluk bekleniyor. Karayollarında acı bilançolarla karşılaşmamak adına Bakanlık olarak ne gibi ekstra tedbirler alındı? Sürücülere özel bir çağrınız veya trafik güvenliği kampanyanız olacak mı?" şeklindeki soru üzerine Bakan Çiftçi, "Ramazan Bayramı başlıyor. Biz bununla ilgili her bayramdan önce mutlaka alınması gereken tedbirlerle ilgili teşkilatımıza, valiliklerimize, kaymakamlıklarımıza, emniyet teşkilatımıza, jandarmaya, sahil güvenliğe bir genelge yayımlıyoruz. Burada da amacımız vatandaşlarımızın bayramı huzur içerisinde, güven içerisinde aileleriyle birlikte geçirmeleri noktasında. Çünkü bayramlar insanların birbirine kavuştuğu, bir araya geldikleri, bayram sevincini, hazzını hep beraber yaşadıkları özel müstesna günler. Dolayısıyla bu özel günlerde de biz insanımız yollarda, trafikte seyrederken herhangi bir şekilde başlarına bir şey gelsin istemiyoruz. Yani huzur içerisinde, güven içerisinde evlerine ulaşmalarını, sevdiklerine kavuşmalarını arzu ediyoruz. Bununla ilgili gereken tüm tedbirleri de aldık. Dolayısıyla İçişleri Bakanlığı olarak trafik güvenliği konusunda da kapsamlı bir hazırlık yaptık. Bunu dediğim gibi tüm teşkilatımıza da duyurduk. Ben yakın zamana kadar Erzurum'da görev yapıyordum. Alvarlı Efe Hazretleri'ni hepiniz mutlaka biliyorsunuz. Onun 'Bayram o bayram ola' diye bir dörtlüğü var: 'Can bula cananını, bayram o bayram ola. Kul bula sultanını, bayram o bayram ola' diye bir şiiri var. Biz de oradan hareketle bütün vatandaşlarımızın bayramını tebrik ediyoruz öncelikle ve bayramlarının da hayırlı mübarek olmasını niyaz ediyoruz. Bayramlarının da bu şekilde huzur, güven içerisinde geçmesini niyaz ediyoruz" dedi. "313 BİN 745 PERSONELİMİZ, EMNİYET, JANDARMA VE SAHİL GÜVENLİK PERSONELİMİZ BAYRAMDA GÖREV YAPACAKLAR, SAHADA OLACAKLAR" Bayramın huzur ve güvenlik içerisinde geçmesi, sürücülerin güven içerisinde yolculuk edebilmeleri için karayollarında birtakım tedbirler aldıklarını ifade eden Çiftçi, "Bunun için Emniyet Genel Müdürlüğümüz, Jandarma Genel Komutanlığımız yoğun bir şekilde trafik denetimleri yapacaklar. Hız denetimleri yapacağız, radar denetimlerimiz olacak. Sahada görünür olacağız vatandaşlarımızın kurallara uymalarını temin etmek için. Çünkü istiyoruz ki kimse sevdiklerine kavuşmak için acele etmesin. Yani trafik kurallarına uysunlar, hız tahditlerine uysunlar ve güven içerisinde de ailelerine kavuşabilsinler. Bunun için özellikle trafik yoğunluğunun yüksek olduğu güzergahlarda radar denetimlerimiz mutlaka olacak önceki bayramlarda olduğu gibi. Tabii radar varken hız kontrollerimiz var, emniyet kemeri denetimlerimiz var. Aynı zamanda alkol denetimleri de gerçekleşecek. Bunlar önceki bayramlarda olduğu gibi bu bayramda da yapılacak. Bunun dışında havada da trafik denetimlerimiz mutlaka olacak. Hem helikopterlerle hem de insansız hava araçlarıyla, dronlarla yine trafik denetimlerini gerçekleştireceğiz. Böylece hem ana arterlerde hem de kritik kavşak noktalarında trafik akışını anlık olarak takip edebileceğiz ve bunu da sahadaki ekiplerimize, birimlerimize eşzamanlı olarak iletebileceğiz. Bir diğer önemli başlık da akıllı ulaşım ve trafik yönetimi sistemlerinin daha etkin ve sistemli, verimli bir şekilde kullanılmasıyla ilgili. Hem kamera sistemlerini, hem elektronik denetleme sistemlerini hem de dijital trafik izleme altyapımız sayesinde riskli noktaları anlık olarak takip edeceğiz. Gerektiğinde ekiplerimizi o bölgelere yönlendireceğiz ve böylece daha akıcı bir trafik, daha güvenli bir sürüş emniyeti sağlayabilmiş olacağız. Bu aldığımız tedbirlerin yanında yine hem emniyet ekiplerimiz, hem jandarma ekiplerimiz hem de sahil güvenlik ekiplerimiz vatandaşımızın ihtiyaç duyduğu her noktada da mutlaka kendilerine yardımcı olacak. Yani sadece denetim yapmakla sınırlı kalmayacak. Vatandaşlarımızın herhangi bir şekilde ihtiyaçları olduğunda onların da yardımına koşabilecekler, yardım amacıyla da kendilerine el uzatabilecekler. 313 bin 745 personelimiz, emniyet, jandarma ve sahil güvenlik personelimiz bayramda görev yapacaklar, sahada olacaklar. Aynı zamanda 50 bin 150 otomobil ve motosikletle Türkiye'nin her yerinde görev başında olacaklar" dedi. Bayramda 16 helikopter ve bin 222 SİHA, İHA ve dronla da havadan denetim yapılacağını belirten Bakan Çiftçi, "Aynı zamanda 390 gemi ve bot da sahil güvenlik unsurlarımızla beraber bu denetimlere iştirak edecek. Onlar da bayramın huzur içerisinde geçmesi noktasında vatandaşımıza yardımcı olacaklar. Tabii yolcu hareketlerinin başlamasıyla beraber havaalanlarında, yine otogarlarda, alışveriş merkezlerinde, yaşam alanlarında, turizm merkezlerinde de birtakım hareketliliğin olduğunu düşünüyoruz. Oralarda da ekiplerimiz yine bütün güvenlik tedbirlerini arttırmış olacaklar. Otobüs şoförlerine sesleniyorum veya kendi araçlarıyla seyahat edecek olan vatandaşlarımıza sesleniyorum; yorgun bir şekilde, uykusuz bir şekilde seyahat etmesinler. Hem kendi canlarını hem de vatandaşlarımızın canlarını riske atmasınlar. Uykuları geldiğinde yolun kenarına çekip, park alanlarına çekip orada dinlenebilirler. Bir müddet dinlendikten sonra yollarına devam edebilirler. Kısa süre içerisinde varacakları yerlere ulaşmak için acele edip de ailelerini, sevdiklerini hüzne boğmasınlar. Bayramın sevinci hüzne dönüşmesin, bayram evleri matem evlerine dönüşmesin istiyoruz. Onun için bu konuda tüm vatandaşlarımızdan da hassasiyet beklediğimizi ben özellikle sizlerin kanalıyla ifade etmek istiyorum" diye konuştu. "Bayram tatili boyunca özellikle turizm merkezlerinde, şehir merkezlerinde, havalimanlarında bir yoğunluk olacak. Buradaki hareketliliğe karşı 81 ilde emniyet ve jandarma birimleri asayiş planlaması açısından nasıl bir saha stratejisi izleyecek? Bir de isterseniz radar uygulamasını kısaca açabilir miyiz? Yollarda malum değişti yeni trafik kanununa göre, onu da açabilirsek seviniriz" şeklindeki soru üzerine ise Bakan Çiftçi, bütün illerde ve ilçelerde artan Ramazan hareketliliğiyle beraber denetimlerin de artacağını ifade ettiğini hatırlatarak şöyle dedi: "Bu denetimleri arttırmamızın sebebi de vatandaşımızı cezalandırmak veya onlara ceza yazmak, onların canlarını acıtmak değil. Amacımız sadece şu; vatandaşlarımız kurallara uysunlar, gidecekleri yere güven içerisinde ulaşsınlar. Bunun için de kesinlikle tuzaklama suretiyle radar denetimi yapmayacağız. Yani mutlaka uyarı levhalarımız olacak, vatandaşlarımız bu konuda bilgilendirilmiş olacaklar. Bundan dolayı da vatandaşlarımızın bir kez daha hız kurallarına, hız tahditlerine uymasını istirham ediyorum. Böylece hem kendileri idari müeyyidelerle, yaptırımlarla karşılaşmamış olacaklar hem de daha huzurlu bir şekilde, güvenli bir şekilde memleketlerine varmış olacaklar. Bunu sizlerin vasıtasıyla bir kez daha dile getirmek istiyorum. Çünkü önceki kanuna göre şu andaki hız limitleri de değişti. Önceden yüzde 10'a kadar hem şehir içinde hem de şehir dışında bir limit vardı, hız limiti vardı, arttırabiliyordunuz. Şu anda 6 birimle 10 birim arasında değişiyor, artık o hız limitleri de değişti. Dolayısıyla bu da göz önünde bulundurularak sürücülerimizin hızları ayarlamalarında fayda var diye düşünüyorum." "Yeni trafik kanununun sahadaki ilk uygulamalarına yönelik bazı eleştiriler ve tepkiler var. Bu ilk geri bildirimlerle ilgili, gelen ilk geri bildirimleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Vatandaşın bu mağduriyet algısını giderecek ve uygulamayı netleştirecek alt düzenlemeler veya yönetmeliklerde bir revizyona gidilmesi söz konusu mu?" sorusuna ise İçişleri Bakanı Çiftçi şöyle cevap verdi: "Karayolları Trafik Kanunu'nda yapılan düzenlemeler biliyorsunuz 27 Şubat tarihinde yürürlüğe girdi ve şu anda uygulanmaya başlandı. Yalnız ben kanunun yürürlüğe girmesiyle beraber memleketim Konya'daydım, Konya'ya gitmiştim. Orada özellikle plaka konusunda hem noterlerde hem de şoförler odasında vatandaşların yoğun bir şekilde sıraya girdiklerini, bir yoğunluk, kalabalık oluşturduklarını gördüm. Vatandaşımız yapılan düzenlemeleri iki konu hariç gayet yerinde buluyor. Mesela kırmızı ışıkta geçme ile ilgili toplumda herhangi bir sıkıntı yok. Israrla takip eden, trafikte ısrarla kişiyi takip eden veya önünü kesip sopayı alıp sürücülerin üzerine yürüyen, yolda halay çeken, drift atan, makas atan kişilerle ilgili de herhangi bir problem yok. Bunlar kabul görmüş durumda. Plaka basmaya yetkili olan kurum Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu ve buna bağlı otomobilciler odası, şoförler odası. Plaka basmaya bunlar yetkililer. Şoförler ve otomobilciler odası, plakaların ne şekilde basılacağı, onların standartlarının neler olacağı da zaten yönetmelikte belirlenmiş. Standart plakalar belli. Buna rağmen şoförler odası iki tip plaka basıyor. Birincisi standartlara uygun plaka, ikincisi de harfleri biraz kalınlaştırılmış olan, yine plakanın taşıması gereken özellikleri taşıyan, mavi şeridi bulunan, TR ibaresi bulunan, mührü bulunan, karekodu bulunan plakalar. Şoförler odası tarafından verilmesi kaydı şartıyla biz kesinlikle bunlarla ilgili herhangi bir işlem yapmayacağız. Bunları nizami plakalar olarak görüyoruz. Bunlar geçerli, bunlarda herhangi bir problem yok. İkinci bir konu; şoförler odası tarafından verilen plaka üzerinde eğer sürücü tarafından bazı ilaveler yapıldıysa, eklemeler yapıldıysa işte sorun bu alanda başlıyor. Sürücü şoförler odasından plakasını aldı, oradaki harf grubunu veya rakam gruplarını kalınlaştırdıysa veya oradaki mavi şeridi sildiyse, kendine göre birtakım ilaveler, eklemeler, çıkarmalar yaptıysa kanun buna yönelik olarak 4 bin lira ceza öngörüyor. Bunun müeyyidesi 4 bin lira. Bir de dışarıda reklamcılarda bastırılan plakalar var. Onlarda herhangi bir şekilde ne TR ibaresi, ne mühür, ne karekod yer alıyor. Rakamlar, harf grupları arasındaki aralıklar tamamen kapanmış durumda. Bunlar da kanun tarafından 140 bin lira ile cezalandırılıyor." MULTİMEDYA SİSTEMLERİ VE İDARİ SÜREÇLERİN YÖNETİMİ "İlk günlerdeki yoğunluğa baktık, vatandaşımız yoğun bir şekilde tabii plakası acaba standart plaka mı yoksa idari müeyyide uygulanacak plaka mı diye endişeye kapılanlar şoförler odasına akın ettiler. Biz baktık ki vatandaşımız mağdur olacak, yani en azından kendilerine bir süre verelim, bu süre içerisinde de kendilerine rehberlik yapalım" diyen Bakan Çiftçi, sözlerini şöyle sürdürdü: "Daha sonra yine buna rağmen standartlara uygun plaka takmayanlar olursa onları idari müeyyideye daha sonra bağlayalım diye bir karar aldık ve bunu da uygulamaya geçirdik. Tabii bir yandan da Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Odası'yla görüşmeye de devam ediyoruz, federasyonla da görüşüyoruz. Mesela ben bir görüşmemde bana şunu ifade ettiler; 'Bizim 573 tane odamız günde 60 bin plaka basıyor ve buna rağmen talepleri yetiştiremiyoruz.' Demek ki kısa süre içerisinde bunun yetiştirilme imkanı, ihtimali gözükmüyor. Vatandaş müracaatını yaptı, şoförler odası eğer kendisine plakayı zamanında basıp veremediyse burada da vatandaşımızı cezalandırmanın çok adil olmadığını düşünüyoruz. Çünkü vatandaşımız üzerine düşeni yapıyor, müracaatını yapıyor ama plakayı basıp veremiyoruz kendisine. Dolayısıyla bundan kaynaklanabilecek mağduriyeti ortadan kaldıralım diye biraz süre verdik kendilerine. İkinci bir konu da ses sistemleri ile ilgili, haberleşme sistemleri ile ilgili veya araçlara takılan multimedya dediğimiz çoklu ortamlarla ilgili. Bu da toplumun şu anda tepki gösterdiği konulardan birisi. Bununla ilgili Kanun'un öngördüğü husus şu: Birincisi sürücünün görüş açısını etkilemeyecek, engellemeyecek. İkincisi de araç harekete geçtiğinde sürüş başladığında mesela o çoklu medya ortamları kapanacak. Bu ikisinin birlikte gerçekleşmesi gerekiyor. Orijinal araçlarda bununla ilgili herhangi bir problem yok. Örneğin fabrika montajlı çoklu ortamlarda araç harekete geçtiğinde mesela video oynatılamıyor, film seyredilemiyor, ama sonradan takılanlarda veya garanti süresi bitmiş, sonradan yapılan montajlarda araç hareket halinde olsa da film izleyebiliyorsunuz, video oynatabiliyorsunuz. Bu Kanun'un yasakladığı, idari müeyyideye bağladığı hususlardan birisi. Bunun da açıklığa kavuşturulabilmesi için bir uygulama yönetmeliğinin çıkarılması gerekiyor. Hangileri sürüş emniyetini tehlikeye atıyor, hangileri atmıyor, ses sistemleri ile ilgili, haberleşme sistemleri ile ilgili bununla ilgili bir uygulama yönetmeliğinin çıkarılması gerekiyor. Bununla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Uygulama yönetmeliği çıkarılıp da herkes tarafından rahatlıkla anlaşılabilecek, belli bir standarda kavuşturulmuş uygulama belli oluncaya kadar da, yani yönetmeliği çıkarıncaya kadar da Kanun'un bu maddesiyle ilgili herhangi bir uygulama yapmayacağız. Genelde vatandaşlarımıza rehberlik yapacağız, onları bilgilendireceğiz. İnşallah tüm tarafların da konsensüsüyle, mutabakatıyla bu yönetmeliği, uygulama yönetmeliğini en kısa sürede çıkarmayı düşünüyoruz. Şu anda çalışmalarımız devam ediyor. Yoğun bir şekilde çalışıyoruz, en kısa süre içerisinde çıkartacağız. Yani fazla da bu süreyi uzatmayı düşünmüyoruz. Yönetmelik çıkıp da uygulama netleşinceye kadar rehberlik çalışmalarımız devam edecek. O yüzden vatandaşlarımız rahat olsunlar, yani herhangi bir şekilde endişeye kapılmasınlar. Hem onların mutlu olabileceği, yani içlerine sinen, hem de sürüş emniyetini sağlayabileceğimiz ikisini bir arada gerçekleştirebileceğimiz bir yönetmelik hazırlayacağız inşallah."

Milyonlarca araç sahibine müjde: APP plaka cezaları siliniyor! Haber

Milyonlarca araç sahibine müjde: APP plaka cezaları siliniyor!

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "APP plakalarla ilgili uygulanan cezaları sileceğiz" dedi. Bakan Çiftçi, TBMM'de AK Parti Grup Toplantısı öncesi basın mensuplarının sorularını yanıtladı. APP plakalardaki düzenlemeye ilişkin sorular üzerine Çitçi, "Karayolları Trafik Kanunu'ndaki düzenlemeyle ilgili kanun 27 Şubat tarihinde yürürlüğe girmişti. Bu APP plaka ile ilgili sahada yığılma olduğunu duydum. Hatta cuma günü memleketim Konya'da da vatandaşların sıraya girdiklerini ve uzun kuyruklar oluşturduklarını görünce bununla ilgili bir tedbir alınması gerektiğini değerlendirdik. APP plakalarla ilgili Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu tarafından verilen plakaları kabul ediyoruz. Bu durumla ilgili herhangi bir sıkıntı yok. Bu plakaları geçerli kabul ediyoruz. Ceza işlemi uygulamayacağız. Yalnız vatandaşlarımız plakayı şoförler odasından aldıktan sonra plaka üzerinde herhangi bir oynama veya bir değişiklik yaptıysa bunun 4 bin lira cezası var. Onlar yürürlükte şu anda" dedi. "APP PLAKALARLA İLGİLİ UYGULANAN CEZALARI SİLECEĞİZ" APP plakalara uygulanacak cezai işlemler için 1 Nisan'a kadar süre verdiklerini belirten Bakan Çiftçi, "Ayrıca yetkili olmayan yerlerde yaptırılan plakalar var. Biz sahte plaklar diyoruz onlara. Onlarla ilgili müeyyideler biraz daha ağır, 140 bin lira civarında para cezası var. Bu şu anda yürürlükte. Sadece işin plaka tarafı değil, güvenlik, terör ve uyuşturucu tarafı var. İşin bir kamu güvenliği tarafı da var. Dolayısıyla sahte plakalarla ilgili düzenleme yürürlükte. Herhangi bir esnetme yok. Biz vatandaşımız mağdur olmasın, sıkıntıya girmesin diye bu bahsettiğim oynanan plakalarla ilgili 1 Nisan'a kadar süre verdik. O döneme kadar rehberlik yapacağız. Herhangi bir şekilde ceza uygulamayacağız. Vatandaşımız bu konuda müsterih olsun. Uygulanan cezaları da sileceğiz" diye konuştu.

İçişleri Bakanı Çiftçi: "Zehir tacirlerine ve suç odaklarına geçit yok!" Haber

İçişleri Bakanı Çiftçi: "Zehir tacirlerine ve suç odaklarına geçit yok!"

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "Terörle, siber zorbalıkla, organize suç örgütleriyle, zehir tacirleriyle ve tüm suç odaklarıyla mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz" dedi. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde iftar programı kapsamında Jandarma, Polis, Sahil Güvenlik personelleriyle bir araya geldi. Bakan Çiftçi konuşmasında, "Cumhurbaşkanım, İçişleri Bakanlığı ailemizin kıymetli mensupları sizleri; rahmet, mağfiret ve bereketin vesilesi olan bu mübarek Ramazan’ı şerif akşamında hürmetle selamlıyorum. İlahi visalden bir koku taşıyan iftar sofrasında, bizleri birlik, beraberlik ve kardeşlik şuuruyla bir araya getiren Cenab’ı Allah’a sonsuz şükürler olsun. Rabbim, tuttuğumuz oruçları, yaptığımız ibadetleri kabul ve makbul eylesin. Bugün aramızda, gecenin karanlığında milletin huzuru için nöbet tutan, canı pahasına ay yıldızlı bayrağımızı yere düşürmeyen kahramanlarımız var. Polisimiz şehirlerin kalbindeki devriyesinde, jandarmamız dağ başındaki karakolunda, Sahil Güvenliğimiz dalgalarla mücadele eden gemilerinde ve güvenlik korucularımızın sınır hattındaki vakur duruşunda; milletimizin duası, devletimizin vakar ve kararlılığı vardır. Bin yıldır vatan bildiğimiz bu toprakların her karışında aziz şehitlerimizin hatırası, kahraman gazilerimizin izi vardır. İşte bu kahramanlar, o büyük mirasın en büyük varisleridirler" diye konuştu. "MÜLKÜ VATAN KILMANIN YOLU DA İNSANI YAŞATMAKTAN GEÇER" Türk bayrağının dalgalandığı her yerin vatan toprağı olduğu belirten Bakan Çiftçi, "Bizim güvenlik anlayışımız da işte bu irfanın izindedir. Güçlü ama merhametli, kararlı ama adaletlidir. Çünkü biz biliriz ki gönül kazanmak, huzuru kalıcı kılmanın en büyük yoludur. Mülkü vatan kılmanın yolu da insanı yaşatmaktan geçer. Necip milletimizi tarihin her döneminde mazluma umut yapan bu medeniyet tasavvurudur. Ramazan ayı bize sabrı, fedakarlığı ve kardeşliği öğretir. Devletimizin bekası, milletimizin huzuru için en zor koşullarda bu inanç ve şuurla; sabrı, fedakarlığı ve kardeşliği kuşanan Jandarmamız, Polisimiz, Sahil Güvenliğimiz ve Güvenlik Korucularımız büyük bir vatan sorumluluğuyla görevlerinin başındadır. İçişleri Bakanlığı olarak; şanlı bayrağımızın dalgalandığı her karış toprağımız, bizim için kutsaldır. Büyük ve güçlü Türkiye yolunda çizdiğiniz ufuk, gayretimizin ve mücadelemizin mihengi olmuştur. Bu doğrultuda; terörle, siber zorbalıkla, organize suç örgütleriyle, zehir tacirleriyle ve tüm suç odaklarıyla mücadelemizi, kararlılıkla sürdürüyoruz. Biliyoruz ki; 23 yıldır verdiğiniz mücadele, istiklalimize vurulmak istenen prangaları kırmış, ihanetleri ve kalkışmaları bertaraf etmiş, aydınlık Türkiye’yi inşa etmiştir" ifadelerini kullandı. "AY YILDIZLI BAYRAĞIMIZI DALGALANDIRMAK İÇİN AZİM VE KARARLILIKLA ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ" Şehitleri ve gazileri rahmet ve minnetle yad eden Çiftçi, şunları kaydetti: "Görev başında iftar açan, evladının yüzünü göremeden nöbete giden, bayram sabahını karakolda karşılayan her bir kardeşime şunu ifade etmek isterim: Bu millet sizin fedakarlığınızı biliyor, görüyor ve dua ediyor. Ay yıldızlı bayrağımızı sonsuza kadar dalgalandırmak, ezanımızı bu semalarda ebediyen okutmak için aynı azim ve kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz. Bu sofranın; birliğimizi daha da pekiştirmesini, kalplerimizi daha da yakınlaştırmasını Yüce Rabbimden niyaz ediyorum. Rabbim tuttuğunuz nöbetleri ibadet, attığınız her adımı huzura vesile kılsın. Bu duygu ve düşüncelerle; Bizleri bu rahmet ayında, Milletin evinde iftar sofrasında buluşturan Muhterem Cumhurbaşkanımıza şükranlarımı arz ediyorum. Aziz vatanımız uğruna şehadete eren tüm şehitlerimizi, rahmet, minnet ve saygıyla yad ediyor, kahraman gazilerimize sağlık ve afiyetler diliyorum. Sizleri bir kez daha hürmetle selamlıyorum."

Erdoğan’dan kritik kabine açıklamaları: Üniversiteler, Terörle Mücadele ve Sağlık... Haber

Erdoğan’dan kritik kabine açıklamaları: Üniversiteler, Terörle Mücadele ve Sağlık...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Milletin kaynaklarıyla kurulan üniversiteler hiçbir marjinal ideolojinin kurtarılmış bölgesi değildir. Üniversiteler 86 milyonun evlatlarınındır, halkındır, aziz milletimizindir. Üniversiteler zenginlerin, elitlerin olduğu kadar gariban çobanın, çiftçinin, kapıcının, esnafın, işçinin, inşaat ustasınındır, onların çocuklarınındır" dedi. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, üç haftalık aranın ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’de toplandı. Yeni İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile Adalet Bakanı Akın Gürlek’in ilk kez katıldığı toplantı sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan gündeme dair açıklamalarda bulundu. Açıklanmasında 'Terörsüz Türkiye' sürecinden de bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehit yakınlarının terörün kalıcı olarak bitmesi için yürütülen çalışmalara sahip çıktığını söyledi. "ANNE BABALARI ÇOCUKLARININ, TORUNLARININ ELLERİNDEN TUTUP KÜLLİYEMİZDEKİ ETKİNLİKLERE KATILMAYA DAVET EDİYORUM" Ramazan ayının hayatın yoğun ve yorucu meşgalesinden kurtulup berraklaşmak için çok önemli bir fırsat olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İlkini şehit yakınlarımızla yaptığımız iftar programlarımız her kesimden insanımızla buluşma, paylaşma, kaynaşma vesilesi haline geliyor. AFAD'ımız, Kızılay'ımız, Türkiye Diyanet Vakfı'mız ve diğer kurumlarımız hem ülkemizdeki ihtiyaç sahiplerine el uzatıyor hem de başta Gazze olmak üzere yurt dışındaki mazlumlara yardım ulaştırıyor. Deprem bölgesinde ‘Yeni Evim İlk İftarım’ programımızla yuvalarına yerleşen depremzede kardeşlerimizin iftar sevincini paylaşıyoruz. Bakanlığımızın genelgesi doğrultusunda okullarımızda gönüllülük esasına dayalı birbirinden güzel etkinlikler düzenleniyor. Sevgili yavrularımızın tüm kara kampanyalara rağmen bu Ramazan'ı bir başka coşkuyla idrak ettiklerini memnuniyetle müşahede ediyoruz. Okul bahçelerinde neşeyle koşturan, ışıl ışıl gözleri ve gülen yüzleriyle camilerimizi birer gül bahçesine çeviren tüm çocuklarımızın tek tek alınlarından öpüyorum. Rabbim hepsini nazarlardan saklasın diyorum. Belediyelerimiz bu konuda liderliği zaten kimseye bırakmıyor. Partimizin her birimi görev alanı içinde çok anlamlı faaliyetlere imza atıyor. Geçen yıl başlattığımız ve milletimizden büyük rağbet gören 'Külliye'de Ramazan' programını bu sene de devam ettiriyoruz. Arkadaşlarımız kitap stantlarından çocuk etkinliklerine, konferanslardan konserlere her yaştan insanımızın ilgisini çekecek, özellikle çocuklarımızın heyecanına heyecan katacak dolu dolu bir program hazırladı. Bilhassa hafta sonları anne babaları çocuklarının, torunlarının ellerinden tutup Külliyemizdeki etkinliklere katılmaya davet ediyorum" ifadelerine yer verdi. "ŞU AN DÜNYADA BİR TÜRKİYE RÜZGARI ESİYOR" Son Kabine Toplantısı'ndan sonra iç siyasette ve dış politikada oldukça yoğun bir gündem içerisinde olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Küresel düzeyde gerilimlerin tırmandığı bir dönemde özellikle de Türkiye olarak barışı, diyaloğu, müzakereyi merkeze alan politikamızla krizlerin sıcak çatışmaya dönüşmeden çözümü için çaba harcıyoruz. Tarihiyle büyük, vicdanıyla büyük, gerektiğinde cenk meydanlarında yazdığı destanlarıyla büyük bir milletin mensubu olduğumuzu unutmadan dünyanın neresinde olursa olsun hakkı savunuyor, adaleti savunuyor, kimseden çekinmeden doğruları cesaretli bir şekilde dile getiriyoruz. Ülkemizin hadiseler karşısındaki dik duruşu, yürekli, cesur, samimi ve ilkeli duruşu herkes tarafından takdirle takip ediliyor. Şunu aziz milletimizin ve bölgemizdeki herkesin çok iyi bilmesini istiyorum. Dünya sisteminde şiddetli depremlerin yaşandığı günümüzde Türkiye'nin yegane amacı dostlarının sayısını artırmak, yeni dostlar kazanmaktır. Anlaşmazlıklardan düşmanlık üretmek gayretinde değiliz. İhtilafları büyütmenin sorunları derinleştirmenin hesabı içinde değiliz. Ülkelerin egemenlik haklarına saygı gösterirken, herkesten de bizim hak ve hukukumuza saygılı davranmalarını bekliyoruz. Daha önce de söylediğim gibi şu an dünyada bir Türkiye rüzgarı esiyor. Türkiye'nin ne düşündüğü, ne yaptığı, yeni gelişmeler karşısında nerede durduğu, hangi adımları atacağı merak ediliyor" açıklamasında bulundu. "MİLLETİN KAYNAKLARIYLA KURULAN ÜNİVERSİTELER, HİÇBİR MARJİNAL İDEOLOJİNİN KURTARILMIŞ BÖLGESİ DEĞİLDİR" Boğaziçi Üniversitesi'nde 13 Şubat'ta katıldığı açılış programını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Burada şunu önemle ifade etmek isterim; milletin kaynaklarıyla kurulan üniversiteler hiçbir marjinal ideolojinin kurtarılmış bölgesi değildir. Üniversiteler 86 milyonun evlatlarınındır, halkındır, aziz milletimizindir. Üniversiteler zenginlerin, elitlerin olduğu kadar gariban çobanın, çiftçinin, kapıcının, esnafın, işçinin, inşaat ustasınındır, onların çocuklarınındır. Giriş kapısına ikna odalarının kurulduğu, kılık kıyafetlerinden dolayı genç kızların içeri alınmadığı, katsayı zulmüyle meslek liselerinin önünün kesildiği, klan dayanışmasıyla unvanların ona buna peşkeş çekildiği, tek sesliliğin, tek tipçi dayatmaların hakim olduğu karanlık dönemler artık üniversitelerde tamamen geride kalmış, üniversitelerimiz özgürleşmiştir. Çetin mücadeleler sonucunda üniversiteler birilerinin özel mülkü olmaktan çıkmış, asli sahibine iade edilmiş, halka aidiyeti teyit ve tescil edilmiştir. Allah'ın izniyle bundan geriye dönüş olmayacaktır. Üniversitelerimizi babalarının malı gibi gören, arka bahçeleri gibi gören müstebit ve mütekebbir zihniyetin dayatmalarına boyun eğmeyeceğiz. Üniversitelerimizin eylemlerle, kavgalarla, baskılarla değil, ilime ve bilime yaptığı nitelikli katkılarla anılması için çalışmaya devam edeceğiz" diye konuştu. "ŞEHİT YAKINLARIMIZLA BİRLİKTE AZİZ MİLLETİMİZ TERÖRÜN KALICI OLARAK BİTMESİ İÇİN YÜRÜTTÜĞÜMÜZ TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNE SAHİP ÇIKIYOR" Ramazan ayının ilk iftarını şehit aileleri ile yaptıklarını hatırlatan ve 'Terörsüz Türkiye' sürecinden bahseden Erdoğan, "Şehit yakınlarımız, ezanı, bayrağı, vatanı ve milleti için canlarını feda eden kahramanların bizlere emanetidir. Bu emanetlere hakkıyla sahip çıkabilmek için son derece titiz ve hassas bir şekilde hareket ediyor, şehitlerimizin ruhunu incitecek, gazilerimizi ve şehit ailelerimizi müteessir edecek hiçbir girişime fırsat vermiyoruz. Şuna büyük bir memnuniyetle şahit oluyoruz. Şehit yakınlarımızla birlikte aziz milletimiz terörün kalıcı olarak bitmesi için yürüttüğümüz Terörsüz Türkiye sürecine sahip çıkıyor. Terörden beslenenlere, terörden rant devşirenlere rağmen süreç hedefine doğru sağlam adımlarla ilerliyor. Biz de meşru dairede kalmak, milletimizin hassasiyetlerine azami hürmet göstermek suretiyle inşallah bu süreci menziline ulaştıracağız. Bu vesileyle ülkesi, milleti ve değerleri için gözünü kırpmadan can veren tüm şehitlerimizi rahmetle iade ediyor, gazilerimize ve şehit ailelerimize şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum" ifadelerine yer verdi. "STEADFAST TATBİKATI, TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİMİZİN ULAŞTIĞI SEVİYEYİ TÜM DÜNYAYA BİR KEZ DAHA GÖSTERDİ" NATO'nun en büyük ve en kapsamlı tatbikatlarından biri olan NATO Steadfast Tatbikatı’na Türk Silahlı Kuvvetlerinin de katıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Steadfast Tatbikatı, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ulaştığı seviyeyi tüm dünyaya bir kez daha gösterdi. Tatbikatta devletimizi ve milletimizi gururla temsil eden askerlerimizi tebrik ediyor, Rabbim ayaklarına taş değdirmesin diyorum" dedi. "2025 YILINDA ÜLKEMİZ GENELİNDEKİ SAĞLIK TESİSLERİMİZDE TOPLAM 1 MİLYAR 24 MİLYONUN ÜZERİNDE MUAYENE YAPILDI" Türkiye’nin sağlık alanında da çağ atladığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Sağlık alanında ülkemizi nereden nereye getirdiğimizi 2002 öncesi dönemi hatırlayan vatandaşlarımız çok iyi biliyor. Vatandaşlarımızın şikayetlerine de kulak vererek eksiklerimizi tamamlıyor, sağlık hizmetlerinin standardını yükseltmeye devam ediyoruz. Şu anda Türkiye genelinde 8 bin 310 Aile Sağlığı Merkezi, 335 Sağlıklı Hayat Merkezi ve 973 Toplum Sağlığı Merkezimiz var. Sadece son bir yılda 302 Aile Sağlığı Merkezi ile 71 Sağlıklı Hayat Merkezini hizmete açtık. Birinci basamakta 30 bin aile hekimimiz vasıtasıyla insanımıza hizmet sunuyoruz. Bakınız 2025 yılında ülkemiz genelindeki sağlık tesislerimizde toplam 1 milyar 24 milyonun üzerinde muayene yapıldı. Bunların yaklaşık 450 milyonu Aile Sağlığı, 21 milyonu ise Sağlıklı Hayat Merkezlerinde gerçekleştirildi. Akciğer kanseri başta olmak üzere birçok hastalığın müsebbibi olan sigara tiryakiliğiyle mücadelede tavizsiz bir duruş sergiliyoruz. Açtığımız 784 yeni birimle sigara bırakma polikliniği sayımızı bin 349'a çıkardık. Ancak bu illetle başarılı mücadelede devletimizin gayretlerinin tek başına yeterli olması mümkün değil. Medyanın, sanatçıların, dijital mecraların ve ailelerimizin de bizlere destek olması, mücadeleyi sahiplenmesi lazım. Halkımızın sağlığını tehdit eden her türlü bağımlılıkla mücadelemizi aynı kararlılıkla devam ettireceğiz." Cumhurbaşkanı Erdoğan, basın toplantısı sonrasında Kabine ve MGK üyeleri ile iftar programına katıldı.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi: "Türkiye artık sahada inisiyatifi elinde tutuyor" Haber

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi: "Türkiye artık sahada inisiyatifi elinde tutuyor"

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "Artık oyun kuran bir Türkiye vardır; sahada inisiyatifi elinde tutan, tehditleri kaynağında etkisiz hâle getiren bir ülke vardır. İşte bu tablo ‘Türkiye Yüzyılı' vizyonunun güvenlik cephesindeki en somut göstergelerinden biridir" dedi. İçişleri Bakanı Çiftçi, Jandarma Özel Asayiş Komutanlığı'nda (JÖAK) düzenlenen iftar programına katıldı. Programda konuşan Çiftçi, vatanın huzuru için gecesini gündüzüne katan, emredilen yerde ve zamanında ‘hazır' olmayı hayatının şiarı yapan jandarma personeli ile beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade etti. "JANDARMA TARİH BOYUNCA SADECE ASAYİŞİ DEĞİL, VATANIN BÜTÜNLÜĞÜNÜ DE OMUZLADI" Jandarmanın tarih boyunca sadece asayişi değil, vatanın bütünlüğünü de omuzladığını aktaran Çiftçi, "Birinci Dünya Savaşı ve Milli Mücadele'de cephede yer aldı, Cumhuriyet'le birlikte hukuki ve kurumsal yapısı güçlendi. Kıbrıs Barış Harekatı'nda fedakarlık gösterdi. 1984'ten itibaren terörle mücadelede ülke sathında en kritik unsurlardan biri olarak birlik ve kardeşliği koruma görevini kararlılıkla sürdürdü" ifadelerine yer verdi. Jandarma Özel Asayiş Komutanlığı'nın 1999'da kurulduğunu ve kısa zamanda Türk milletinin gönlünde müstesna bir yer edinen irade mektebi olduğunu kaydeden Bakan Çiftçi, bu komutanlığın arama kurtarmadan özel operasyona, terörle mücadeleden KBRN görevlerine olmak üzere birçok alanda yüksek sorumlulukla vazife icra ettiğine dikkati çekti. "ARTIK OYUN KURAN BİR TÜRKİYE VAR" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye'nin savunma sanayiinde tarihi bir eşikten geçtiğini, dışa bağımlılığı azaltan, kendi imkan ve kabiliyetleriyle üreten, geliştiren ve ihraç eden bir irade ortaya koyduğunu vurgulayan Bakan Çiftçi, sözlerine şöyle devam etti: "Bu yürüyüş bağımsızlığımızın teminatı, milli bekamızın sigortasıdır. Bugün savunma sanayiimizin ulaştığı seviye sahadaki gücümüze büyük bir stratejik üstünlük kazandırmaktadır. Yerli ve millî sistemler hız, hassasiyet, istihbarat ve koordinasyon kapasitemizi artırmakta; güvenlik birimlerimizin etkinliğini sahada katbekat yükseltmektedir. Bu imkân ve kabiliyetler, jandarmamızın köklü tecrübesi, disiplinli yapısı ve yüksek görev anlayışıyla buluştuğunda başta terörle mücadele olmak üzere organize suçtan uyuşturucuya, kaçakçılıktan siber tehditlere kadar suç ve suçlulara karşı mücadelede büyük bir üstünlük ortaya çıkmaktadır. Artık oyun kuran bir Türkiye vardır; sahada inisiyatifi elinde tutan, tehditleri kaynağında etkisiz hale getiren bir ülke vardır. İşte bu tablo ‘Türkiye Yüzyılı' vizyonunun güvenlik cephesindeki en somut göstergelerinden biridir. Türkiye Yüzyılı, güçlü ekonomi kadar güçlü güvenlik demektir. Güçlü diplomasi kadar güçlü caydırıcılık demektir. Bu caydırıcılığın omurgasında savunma sanayiimizin milli hamlesiyle jandarmamızın fedakârlığı ve cesareti yan yana durmaktadır. Allah'ın izniyle bu birliktelik sürdükçe terörün de, suç şebekelerinin de bu aziz milletin huzuruna kastetmeye mecali kalmayacaktır."

Erdoğan’dan sert "Şalvar" tepkisi ve depremzedeye konut müjdesi! Haber

Erdoğan’dan sert "Şalvar" tepkisi ve depremzedeye konut müjdesi!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Eskişehir'in Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş Akgün'ün kıyafeti nedeniyle sosyal medyada hedef alınmasına ilişkin, "'Şalvarlı kadının görevi ilçe yönetmek değildir, ahırda inek sağmaktır' diyerek tahkir etmeye kalkan 28 Şubat artığı bu faşizan, bu ukala, kibirli, alçak zihniyeti bugün bir kez daha lanetliyorum" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde gerçekleştirilen grup toplantısında konuştu. Konuşmasından önce Eskişehir’in Mihalgazi ilçesinden gelen yöresel kıyafetli kadınları selamlayan Erdoğan, "Belediye Başkanımız Zeynep Güneş’le birlikte tüm hanım kardeşlerime teşekkür ediyor, Anadolu kadınının bin yıllık asaletini yansıtan şu vakur duruşları için kendilerine şükranlarımı sunuyorum" dedi. Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş Akgün'ün kıyafeti üzerinden sosyal medyada hedef alınmasına ilişkin Erdoğan, "Milletten aldığı yetkiyle ilçesine üç dönemdir hizmet eden başarılı bir kadın siyasetçiye 'Şalvarlı kadının görevi ilçe yönetmek değildir, ahırda inek sağmaktır' diyerek tahkir etmeye kalkan 28 Şubat artığı bu faşizan, bu ukala, kibirli, alçak zihniyeti bugün bir kez daha lanetliyorum. Yıllarca sırf başörtülerinden ötürü kadınların eğitim hakkını, kamuda çalışma hakkını, hatta seçilme hakkını gasp edenlerle; Anadolu kadınının asırlardır üzerinde gururla taşıdığı yazmasına, tülbentine, şalvarına, çarşafına, ehramına, fistanına dil uzatanlarla; milletimize tepeden bakan, milletimizi hor ve hakir görenlerle mücadelemizi her zeminde sonuna kadar devam ettireceğimizin bilinmesini istiyorum. Bu ülkede yasakçı ve baskıcı anlayışa göz yummadık ve yummayacağız. Kadınlara parmak sallayanlara meydanı terk etmedik, etmeyeceğiz. Eski karanlık günleri hortlatmaya çalışanların karşısında dimdik durduk, duracağız. Şerife Bacı'nın, Kara Fatma'nın, Nene Hatun'un yolundan giden tüm hanım kardeşlerimi bugün bir kere daha kemal-i hürmetle selamlıyorum" ifadelerini kullandı. "SUUDİ ARABİSTAN'LA İMZALADIĞIMIZ ANLAŞMA STRATEJİK ÖNEME SAHİPTİR" Geçen hafta Suudi Arabistan ve Mısır’a önemli bir ziyaret gerçekleştirdiklerini hatırlatan Erdoğan, "İkili ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almanın yanı sıra; Filistin, Suriye, Sudan başta olmak üzere güncel meseleleri kapsamlı şekilde istişare ettik. Her iki ziyaretimizden enerjiden savunmaya farklı alanlarda imzaladığımız toplam 12 anlaşma ile döndük. Özellikle yenilenebilir enerji alanında Suudi Arabistan'la imzaladığımız anlaşma stratejik öneme sahiptir. Bu anlaşmaya göre inşallah Suudi şirketleri Türkiye'de toplam 5 bin megavat gücünde güneş ve rüzgar santralleri inşa edecek. İlk aşamada Sivas ve Karaman'da biner megavatlık güneş enerjisi santralleri kurulacak. İki güneş enerjisi santrali projesi ile toplam 2,1 milyon hanenin elektrik ihtiyacını karşılamayı hedefliyoruz" diye konuştu. Cumartesi günü Ürdün Kralı 2. Abdullah bin Hüseyin’i misafir ettiklerini, oldukça verimli ve ikili ilişkileri güçlendiren istişarelerin yapıldığını aktaran Erdoğan, en kısa zamanda Ürdün’e bir ziyarette bulunmayı arzu ettiklerini söyledi. "DÜNYADA VE BÖLGEMİZDE TABİRİ CAİZSE BİR TÜRKİYE RÜZGARI ESİYOR" Diplomatik temaslar çerçevesinde Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in bugün, Sırbistan Başbakanı Vuçic’in ise yarın Ankara’ya geleceğini kaydeden Erdoğan, "Önümüzdeki pazartesi ve salı günleri ise inşallah Birleşik Arap Emirlikleri'ni ve Etiyopya'yı ziyaret edeceğiz. Dünyada ve bölgemizde bir Türkiye rüzgarı esiyor. Türkiye olarak kendimiz için ne istiyorsak, dostlarımız, kardeşlerimiz için de aynısını istiyoruz. Kendimiz için nasıl huzur, güvenlik istiyorsak; nasıl istikrar, kalkınma, refah istiyorsak; komşularımız ve tüm kardeş ülkeler için de aynısını istiyoruz. Son dönemde hız verdiğimiz diplomatik çabalarımız işte bunun içindir. Bilinen bilinmeyen, görünen görünmeyen temaslarımızın temel gayesi, aynı şekilde bölgesel barışa katkı sunmaktır. Hiçbir komplekse kapılmadan tüm aktörlerle görüşüyor, tamamen kardeşlik hissiyatı içinde fikir ve önerilerimizi muhataplarımızla paylaşıyoruz. İnsanlık tarihiyle yaşıt bir bölgenin kadim sakinleri olarak son yıllarda çatışmalarla, kardeş kavgasıyla, Gazze'de olduğu gibi barbarlıkla anılan coğrafyamızın tekrar bir selam yurdu, yeniden bir güven ve esenlik yurdu olması için hüsnüniyetle çalışıyoruz" dedi. "SURİYE KONUSUNDA SUUDİ ARABİSTAN'IN, MISIR'IN VE ÜRDÜN'ÜN DE BİZİMLE AYNI HASSASİYETLERİ TAŞIDIĞINI GÖRMEKTEN BÜYÜK BİR MEMNUNİYET DUYDUM" Suriye’nin yaklaşık 14 yıldır hasretini çektiği istikrara, barışa ve huzura süratle kavuşmasının en büyük temennileri olduğunu söyleyen Erdoğan, "Aynı kıbleye yönelen Suriyeli kardeşlerimizin birlik içinde, kardeşlik içinde aydınlık geleceklerini omuz omuza inşa etmesi bizim samimi arzumuzdur. Suriye konusunda Suudi Arabistan'ın, Mısır'ın ve Ürdün'ün de bizimle aynı hassasiyetleri taşıdığını görmekten büyük bir memnuniyet duydum. Suriye'nin huzuru için her üç ülkeyle inşallah birlikte hareket edeceğiz" ifadelerine yer verdi. "SURİYE’DE BİR TEK CANIN YANIP GİTMESİ BİZİM DE CANIMIZDAN CAN KOPMASI DEMEKTİR" Suriye meselesinde tavırlarının ilk günden beri net olduğunu, akan her damla kan ve gözyaşının kendilerinin de yüreklerini dağladığını vurgulayan Erdoğan, "Arap, Türkmen, Kürt, Nusayri fark etmeksizin Suriye'de bir tek canın yitip gitmesi bizim de canımızdan can kopması demektir. Suriye'ye vicdan merceğiyle bakan herkes bir defa şunu kabul edecektir; tıpkı aziz milletimiz gibi kardeş Suriye halkı da her şeyin en iyisine, en güzeline layıktır. Hiç şüphesiz bunu fazlasıyla hak etmektedir. 18 ve 30 Ocak mutabakatlarının tek ordu, tek devlet, tek Suriye temelinde titizlikle uygulanmasını bu bakımdan çok önemsiyoruz. Suriye'de kalıcı barışın ve istikrarın yol haritası belli olmuştur. Taraflar bunun idrakinde olarak yanlış hesap yapmamalı, eski hataları tekrar etmemeli, maksimalist taleplerle süreci zehirlememelidir. Şiddetin daha büyük şiddeti besleyeceği unutulmamalıdır" açıklamasında bulundu. "ARTIK SURİYE’NİN YER ALTI VE YER ÜSTÜ ZENGİNLİKLERİNİN TÜNEL YAPMAYA, ŞEHİRLERİN ALTINDA TÜNEL KAZMAYA DEĞİL SURİYE HALKININ TÜM KESİMLERİNİN REFAHINA HARCANMASININ VAKTİ GELMİŞTİR" Suriye’nin yer altı ve yer üstü zenginliklerinin şehirlerin altında tünel kazmaya değil, Suriye halkının tüm kesimlerinin refahına harcanması zamanının geldiğine dikkati çeken Erdoğan, "Biz Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın ülkesini bir an önce ayağa kaldırmaya yönelik samimi gayretlerinin en yakın şahidiyiz. Son operasyonlarla işgalden kurtarılan yerlerde de yeni yönetime karşı hem teveccühün hem büyük bir beklentinin oluştuğunu müşahede ediyoruz. Yeniden yeşeren umutlar inşallah bir daha kara kışa dönmeyecektir. En başta Türkiye buna izin vermeyecektir. Suriye hükümetinin en geniş siyasi katılım ve temsili sağlayacağına, etkili bir kalkınma planını hızla hayata geçireceğine yürekten inanıyorum. Türkiye olarak en uzun sınıra sahip olduğumuz, halkını dost, akraba ve kardeş bildiğimiz Suriye'deki gelişmeleri yakından takip etmeyi sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. "TÜRKİYE, BÖLGESİNDE TAHAKKÜM PEŞİNDE DEĞİLDİR, BAŞKA ÜLKELERİ DİZAYN ETME ARZUSUNDA ASLA DEĞİLDİR" Türkiye’nin bölgesinde nüfuz arayışında olmadığını söyleyen Erdoğan, "Türkiye, bölgesinde tahakküm peşinde değildir. Başka ülkeleri dizayn etme arzusunda asla değildir. Tam tersine biz samimi bir şekilde kardeşlik istiyoruz, barış diyoruz. Hep birlikte kalkınalım, hep birlikte ortak geleceğimizi inşa edelim diyoruz. Halep'le birlikte Şam, Rakka, Haseke, Kamışlı da şen olana kadar; Der'alı çocuklarla birlikte Kobanili yavruların da yüzlerinde tebessüm çiçekleri açana kadar Suriyeli kardeşlerimizi bir an olsun yalnız bırakmayacağız. İşte son operasyonlar sırasında hemen talimatlarımızı verdik. AFAD'ımızı, Kızılay'ımızı ve insani yardım kuruluşlarımızı süratle harekete geçirdik. İlk etapta iki tır dolusu insani yardım malzemesini Suriye hükümeti ile iş birliği halinde Kürt kardeşlerimizin yaşadığı yerleşim yerlerine sevk ettik. Kardeşlik ve komşuluk hukukumuzun gereği neyse, Türkiye olarak bize ne düşüyorsa hiç tereddüt etmeden en güzel şekilde yerine getirdik. İnşallah Ramazan-ı Şerif boyunca yardımlarımız artarak devam edecek. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem azabından kurtuluş olan mübarek Ramazan-ı Şerif ile birlikte Suriye'deki tüm kardeşlerimiz inşallah bu havayı teneffüs edecektir" diye konuştu. "KRİZİ FIRSATA ÇEVİRMEK GİBİ UCUZ BİR HESAP İÇİNDELER" "Biz can kurtarma peşindeyken birileri de çıkmış son derece kirli ve kışkırtıcı söylemlerle maalesef selden kütük kapma telaşına düşmüştür" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Suriye konusunu iç siyasette istismar etmek suretiyle milli birlik ve dirliğimizi kundaklamayı amaçlayan bu rezil siyasetin koç başlığını ise ana muhalefetin genel başkanlık koltuğunda oturan zat ile yoldaşları yapmaktadır. Nasıl 1 milyon kardeşimiz katledilirken Suriye'yi umursamadılarsa bugün de aynı durumdalar. Krizi fırsata çevirmek gibi ucuz bir hesap içindeler. Suriye'nin etnik temelli bir çatışmaya sürüklenme riski, bu komşu ve kardeş ülkenin tekrar kan gölüne dönme ihtimali bunları zerre miskal ilgilendirmiyor. Açık söylüyorum, ne Kürtler, ne Nusayriler ne de başkaları bunların umurlarında değil. Eğer öyle olsaydı 13,5 yıl boyunca Suriye halkının tepesine varil bombaları yağarken tepki gösterirlerdi. Öyle olsaydı Suriye'de terör örgütleri cirit atarken konuşurlardı. Öyle olsaydı henüz 3-4 yaşındaki masum yavruların cansız bedenleri sahile vururken seslerini çıkarırlardı. Öyle olsaydı Kürt kardeşlerimize kimlik dahi verilmezken buna itiraz eder, Suriyeli Kürtlerin hakları için mücadele ederlerdi. Kardeşlerim, ama bunu yapmadılar. 13,5 yıl boyunca sadece sustular, zulmü görmezden geldiler. Sınırımızın hemen ötesinde ne olup bittiğini gündemlerine bile almadılar. Daha vahimi; on yıllar boyunca Arapları, Kürtleri nasıl aşağıladılarsa bugün de aynı yerdeler. Bugün de aynı ideolojik bağnazlıkla hareket ediyorlar. Bunların vicdansızlıklarını gördükçe inanın onlar adına biz hicap duyuyoruz. Benim milletim bu istismarcıların gerçek niyetini artık çok net görüyor. Benim Kürt kardeşlerim oynanan oyunları artık çok net görüyor. Benim Arap vatandaşlarım kimlerin hangi çirkin senaryoların figüranı ve taşeronu olduğunu çok net biçimde görüyor. Bu gerçeği sadece CHP genel başkanı görmüyor. Bu zata akıl verenler görmüyor. Bu zatı parmağında oynatanlar, uzaktan kumandayla bu şahsı istedikleri gibi kontrol edenler, keyiflerine göre yönlendirenler görmüyor." "ZAMAN VE DÜNYA DEĞİŞİYOR AMA CHP’DE ‘GELEN GİDENİ ARATIR’ GERÇEĞİ ASLA DEĞİŞMİYOR" Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özel’den ortaya bir siyaset koymasını, proje üretmesini, milletin ve coğrafyadaki mazlumların derdiyle dertlenmesini beklemediklerini kaydederek, "Son kepazelikleriyle birlikte artık bundan ümidimiz kalmadı. Bari sorumlu, seviyeli, işgal ettiği koltuğa yakışır bir siyasi üslup benimsemesini; en azından bunu milletten ve CHP'li vatandaşlarımızdan esirgemesin. Hakaret etmeden, küfretmeden, tehdit etmeden, mikrofonu yumruklamadan, önüne gelene sataşmadan da bu ülkede siyaset yapılabileceğini öğrensin. Affınıza sığınarak söylüyorum; meyhane jargonuyla siyasetçilik oynamaktan artık vazgeçsin. Görüyoruz ki zaman değişiyor, dünya değişiyor, genel başkanlar değişiyor ama CHP'de 'gelen gideni aratır' gerçeği asla ve asla değişmiyor. Biz eskisini 'oturduğu koltuğun hakkını vermiyor' diye eleştiriyorduk; yerine gelen selefinden de kötü çıktı. Anlaşılan yeni genel başkanın kelime dağarcığı öncekinden daha sınırlı. Biz üslup sorunu var zannediyorduk, meğer sorun bizatihi üslubuymuş. Biz Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’ya yönelik edep ve nezaket dışı ifadelerini ayıplıyorduk, meğer beyefendi günlük hayatta da o seviyesiz kelimelerle iletişim kuruyormuş. Lafa gelince Türkiye'yi yönetmeye talipler ancak ne kendilerini ne de CHP'yi yönetebiliyorlar. Durum öyle yere vardı ki millet son günlerde dizi izlemeyi bıraktı; her akşam çayı, çekirdeği alıp CHP'nin skandallarını seyretmeye başladı. Entrika, kumpas, iftira, tuzak, komedi, trajedi ne ararsan hepsi var. Ne diyelim? Allah bunlara akıl, CHP'li vatandaşlarıma da sabır versin. Milletimiz, bilhassa kalbi, zihni, dili temiz evlatlarını bu zata maruz kalmaktan korumaya devam etsin" ifadelerine yer verdi. "ALLAH'A SONSUZ HAMDOLSUN Kİ AHDİMİZE SADIK KALDIK" Erdoğan, ‘asrın felaketinin’ üçüncü sene-i devriyesinde Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin de yer aldığı geniş bir heyetle Osmaniye’yi ziyaret ettiklerini belirterek, "Osmaniye'de tam bir kardeşlik tablosu çizildi. Bir dayanışma iklimi yaşandı. Bilhassa yeni konutları teslim edilen depremzedelerimizin sevincine şahit olmak bizler için tarifsiz bir bahtiyarlık kaynağıydı. 14-28 Mayıs seçimleri sürecinde meydanlarda bir söz vermiş; 'Evi yıkılan, iş yeri yıkılan depremzede kardeşlerimizin yanında olacağız' demiştik. Allah'a sonsuz hamdolsun ki ahdimize sadık kaldık. Söz verdiğimiz şekilde 433 bin 667'si konut, 21 bin 690'ı iş yeri olmak üzere tam 455 bin 357 bağımsız bölümü tamamladık. 27 Aralık'ta Hatay'ımızda 455 bininci afet konutumuzun anahtarlarını hak sahibi kardeşlerimize takdim etmenin gururunu yaşadık. Osmaniye'de de konut, iş yeri ve köy evi olmak üzere toplam 12 bin 557 bağımsız bölümü hak sahiplerimizle buluşturduk. Deprem konutlarımız hayırlı uğurlu olsun diyorum. Sadece üç yıl gibi kısa bir sürede yazılan bu başarı hikayesi, büyük ve güçlü Türkiye'nin başarısıdır. Tüm dünyanın gıptayla takip ettiği bu başarı; asrın felaketinin üstesinden asrın dayanışmasıyla gelen 86 milyon vatandaşımızın başarısıdır. Devlet millet yürek yüreğe verdik, güç birliği yaptık, inandık, azmettik, çalıştık ve neticede 'olmaz' denileni, 'imkansız' denileni 3 yılda hayata geçirdik" şeklinde konuştu. "MEYDANLARDA BEDAVA EV SÖZÜ VERDİKLERİ DEPREMZEDELERİMİZİN HUZURUNA TEK BİR ESERLE DAHİ ÇIKAMAYANLAR BİZE LAF EDEMEZ" Başarılara rağmen muhalefetin kendilerini eleştirdiğini, yapılan işlere çamur attığını ve deprem bölgesindeki çalışmaları küçümsediğini söyleyen Erdoğan, "Yönettikleri şehirlerde insanlar kışın ortasında susuzluktan kıvranırken, çöp, çamur, çukur hayatın rutini haline gelmişken, bunlar utanmadan, sıkılmadan 6 Şubat depremlerinde en ağır yıkımı yaşayan Kahramanmaraş'taki yolları diline doluyor. Bir defa şunu herkes bilecek; meydanlarda bedava ev sözü verdikleri depremzedelerimizin huzuruna tek bir eserle dahi çıkamayanlar bugün bize laf edemez. 3 yıl sonra bile cek’li-cak’lı cümleler dışında somut projeleri olmayanların 455 bin konutu teslim eden iktidarımıza dil uzatması sadece hadsizlik değil, aynı zamanda edepsizliktir. Varsa eseriniz çıkar anlatırsınız, varsa tamamladığınız bir proje gider açılışını yapar, kurdelesini kesersiniz. Kendinize güveniyorsanız 3 yılda depremden özellikle ne yaptığınızı millete gösterirsiniz. Bunları yapamıyorsanız, en azından edebinizle susarsınız. Milletin gördüğünü inkar etmez, hizmeti karalamaz, esere kara çalmazsınız. Kendi yeteneksizliğinizi devlete çamur atarak kapatma yoluna gitmezsiniz. Ama bunlar ne taş üstüne taş koymayı, ne de edebince susmayı biliyor. Polemikle, laf cambazlığıyla günü kurtarmaya çalışıyorlar. Rant kapısına çevirdikleri siyaset gemisini yürütmenin hesabını yapıyorlar. Biz ise her zaman olduğu gibi yine işimize bakıyoruz. Milletimize nasıl daha iyi hizmet ederiz, buna odaklanıyoruz" ifadelerini kullandı. Erdoğan, Osmaniye’de ayrıca toplam yatırım tutarı 74 milyar 961 milyon lira olan 116 yatırımın da açılışını gerçekleştirdiklerini aktararak, bu yatırımların da şehre ve Osmaniyelilere hayırlı olmasını diledi. "11 İLİMİZDEKİ VATANDAŞLARIMIZ DA EVLERİNE ZORLANMADAN ÇOK UYGUN ŞARTLARLA FAİZSİZ, SABİT FİYATLARLA KAVUŞACAK" Türkiye’de son 23 yılda yaşanan doğal afetlerin hiçbirinde vatandaşları mağdur etmediklerini söyleyen Erdoğan, "Hele hele milletimize faizle afet konutu hiçbir zaman ödetmedik. Olabilecek en uygun şartlarda hiç kimseyi yormadan, kimseyi sıkıntıya düşürmeden afetzede kardeşlerimizi yuvalarına kavuşturduk. 23 yıldır ne yaptıysak 6 Şubat deprem konutları için de aynısını yapıyoruz. Daha önce İzmir'de, Elazığ'da, Bozkurt'ta, Manavgat'ta milletimiz nasıl faizsiz, sabit fiyatlarla ev sahibi olduysa yine bu evlere de öyle sahip olacak. Bakınız İzmir'de afet konutlarının aylık taksiti 1600 lira, Elazığ'da taksitler sadece 1060 lira, Giresun'daki kardeşlerimiz afet konutları için 1400 lira ödüyor. Yani her bir kardeşimiz son derece sembolik rakamlarla ev sahipleri oldular. 11 ilimizdeki vatandaşlarımız da evlerine zorlanmadan çok uygun şartlarla faizsiz, sabit fiyatlarla kavuşacak. Son Kabine toplantımızda meseleyi enine boyuna değerlendirdik, titiz bir çalışmayla milletimiz için en uygunu neyse onu ortaya çıkardık" açıklamasında bulundu. "455 BİN KONUTUN TÜM ALTYAPI BEDELLERİNİ BİZ KARŞILIYORUZ" Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen 11 ilde yapılan 455 bin konutun tüm altyapı bedellerini karşıladıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kalan fiyat üzerinden vatandaşlarımıza yüzde 50 indirim yapıyoruz. Böylece altyapı dahil konut fiyatlarının yüzde 65'ini devletimiz ödüyor. Dahası 2 yıl ödeme almayacağız. Vatandaşımız anahtarını teslim aldıktan 2 yıl sonra ödemeye başlayacak, 18 yıl boyunca da aynı fiyatla ödeyecek. Konutlarımızı ortalama 1 milyon 890 bin liralık fiyatla vatandaşımıza sunacağız. 3+1 konutlarımız için ayda 8 bin 750 lira taksit ödenecek, bu fiyat değişmeyecek. 18 yıl boyunca sabit, yani faizsiz olacak. Dediğim gibi ödemeler anahtarlar teslim alındıktan iki yıl sonra başlayacak. Vatandaşımıza bir alternatif daha sunuyoruz, peşin ödemek isteyen olursa Meclisimizde düzenleme yapacağız. 484 bin liradan, yani neredeyse dörtte bir fiyatına vatandaşlarımız bu evleri alabilecek. Bunu alırken kredi kullanmak isteyen vatandaşımıza da kamu bankalarımız gerekli kolaylığı sunacak. Yine köy evlerimizde altyapı maliyetlerini karşılayacak, ayrıca maliyet üzerinden yüzde 50 indirim yapacağız. Orada da ödemeler 18 yıl boyunca 8 bin 100 lira sabit taksitle olacak. Yine peşin almak isteyen vatandaşımız köy konutlarımızı da 448 bin liradan peşin olarak alabilecekler. Açıkladığımız ödeme rakamlarının hayırlı uğurlu olmasını diliyoruz. Vatandaşlarımız yeni evlerinde huzurla, güvenle güle güle otursunlar diyoruz" şeklinde konuştu. "TÜRKİYE'NİN TERÖRSÜZ İSTİKBALİ İÇİN EN DOĞRU OLANI KARARLILIKLA YAPACAĞIZ" Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Biz siyaseti kendi ikbalimiz için değil, 86 milyonun her bir ferdinin huzuru, güvenliği, müreffeh ve mutlu yarınları için yapıyoruz. 24 yıldır siyaset arenasında niçin bulunduğumuzu, milletimizin bu görevlere bizleri hangi sebeplerle getirdiğini, mukaddes emanetini niçin bize tevdi ettiğini asla unutmadık, unutmuyoruz, hiçbir zaman da unutmayacağız. Buradaki arkadaşlarımla, teşkilatımızdaki tüm kardeşlerimle her zeminde hizmet etmenin, siyaset üretmenin, millete hizmet sancağını daha yükseğe çıkartmanın mücadelesi içindeyiz. Cumhur İttifakı olarak terörsüz Türkiye sürecini yine bu tasavvurla başlattık. Yaklaşık 16 aydır gizli-açık çeşitli sabotaj girişimlerine rağmen hamdolsun süreci başarıyla yürüttük. İttifak olarak dayanışma halinde, strateji ve taktik birliği içinde en kritik kavşaklarda cesaretli davranarak, gerektiğinde riske girerek süreci bugünlere kazasız, belasız getirdik. Suriye'nin kuzeyindeki belirsizliğin ortadan kalkması ve tam entegrasyonun sağlanmasına paralel olarak inşallah sürecin yükü daha da hafifleyecek, belli başlı konularda çok daha seri yol alma imkanı doğacaktır. İlgili kurumlarımız sınırlarımızın ötesindeki gelişmeleri titizlikle takip ediyor. Tarihi bir sorumluluk üstlenen Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuz nihai raporunu tamamlamak üzere. Komisyonda yer alan siyasi partilerin yapıcı katkılarıyla raporun tekemmül ettirileceğine inanıyorum. Şurası bir gerçek ki, raporun açıklanmasını müteakip siyaset kurumuna daha fazla görev ve sorumluluk düşecektir. Milli iradenin tecelligahı olan Meclisimiz inşallah sürecin yeni aşamasında da vazifesini güvenle yapacaktır. Biz AK Parti olarak ilk günden beri olduğu gibi mesuliyet bilinciyle hareket edeceğiz, her zamankinden daha yapıcı, daha kuşatıcı olacağız. Ülkemize sadece ekonomik maliyeti 2 trilyon doları bulan bu sorunun kalıcı biçimde çözülmesi için gövdemizi taşın altına koymaktan çekinmeyeceğiz. Elbette bu süreçte aziz şehitlerimizin, gazilerimizin ve hepsi birer metanet timsali olan şehit yakınlarımızın başını yere asla eğdirmeyecek, Türkiye'nin terörsüz istikbali için en doğru olanı kararlılıkla yapacağız." Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan, görevlerini devreden Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya bugüne kadarki hizmetleri için teşekkür etti. Erdoğan, görevi devralan yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek ile İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya da muvaffakiyetler temenni etti.

Kırmızı bültenle aranan 9 suçlu ve ulusal seviyede aranan 6 suçlu Türkiye’ye getirildi Haber

Kırmızı bültenle aranan 9 suçlu ve ulusal seviyede aranan 6 suçlu Türkiye’ye getirildi

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, "Kırmızı bültenle aradığımız 9, ulusal seviyede aradığımız 6 suçluyu ülkemize getirdik" dedi. Bakan Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, kırmızı bültenle aranan 9 suçluyu ve ulusal seviyede aranan yurt dışındaki 6 suçluyu, Türkiye’ye getirildiğini duyurdu. Yerlikaya paylaşımında şu ifadelere yer verdi: "15 suçluyu daha ülkemize getirdik. Kırmızı bültenle aradığımız 9, ulusal seviyede aradığımız yurt dışındaki 6 suçluyu, Gürcistan (6), Almanya (4), Karadağ (2), Azerbaycan, Kuzey Makedonya ve Yunanistan’dan ülkemize getirdik. Kırmızı bültenle aradığımız; ‘Tasarlayarak Öldürme ve Kasten Öldürme’ suçlarından aranan A.K. isimli şahıs Almanya’da, Bodrum’da eski eşi Rus I.D. (42) ile kızı D.D.'nin (15) öldürülüp sarp araziye atılması olayının şüphelisi olarak aranan Litvanya uyruklu A.K. Almanya’da yakalanarak ülkemize iadesi sağlandı. ‘Uyuşturucu Madde Ticareti Yapma veya Sağlama’ suçundan aranan İ.A. isimli şahıs Almanya’da, ‘Kasten Yaralama, Hırsızlık, Konut Dokunulmazlığını İhlal Etme, Basit Yaralama, Hükümlü veya Tutuklunun Kaçması, Ruhsatsız Ateşli Silahlarla Mermileri Satın Alma veya Taşıma veya Bulundurma, Yaralama, Mala Zarar Verme’ suçlarından aranan M.D. isimli şahıs Almanya’da, ‘Kasten Öldürme’ suçundan aranan S.G. isimli şahıs Gürcistan’da, ‘Kasten Öldürme’ suçundan aranan S.G. isimli şahıs Gürcistan’da, ‘Kasten Öldürme, Ruhsatsız Ateşli Silahlarla Mermileri Satın Alma veya Taşıma veya Bulundurma’ suçlarından aranan Ö.Y. isimli şahıs Gürcistan’da, ‘Uyuşturucu Madde İhraç Etme’ suçundan kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan M.M. isimli şahıs Karadağ’da, ‘Suç İşlemek Amacıyla Kurulan Örgüte Üye Olma, Yağma, Tehdit’ suçlarından aranan G.A. isimli şahıs Karadağ’da, ‘Dolandırıcılık’ suçundan aranan M.S.E. isimli şahıs Kuzey Makedonya’da, ulusal seviyede aradığımız; ‘Bilişim Sistemleri Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık’ suçundan aranan B.G. isimli şahıs Almanya’da, ‘Kasten Öldürmeye Teşebbüs’ suçundan aranan S.Ö. isimli şahıs Yunanistan’da, ‘Kasten Öldürme, Yaralama’ suçlarından aranan N.U. isimli şahıs Azerbaycan’da, ‘Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı’ suçundan aranan A.S. isimli şahıs Gürcistan’da, ‘Hırsızlık’ suçundan ulusal seviyede aranan S.G. isimli şahıs Gürcistan’da, ‘Dolandırıcılık’ suçundan ulusal seviyede aranan S.G. isimli şahıs Gürcistan’da yakalandı ve ülkemize iadeleri sağlandı. EGM Interpol-Europol Daire Başkanlığımızı, Adalet Bakanlığı görevlilerini, Dışişleri Bakanlığı görevlilerini, KOM, İstihbarat ve Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlıklarımızı, Siber ve Asayiş Daire Başkanlıklarımızı tebrik ediyorum. Kırmızı Bültenle aradığımız, organize suç örgütü üyelerini, zehir tacirlerini yakalayıp ülkemize tek tek geri getireceğiz. Kaçış yok."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.