SON DAKİKA
Hava Durumu

#İklim Değişikliği

Söz Bursa - İklim Değişikliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İklim Değişikliği haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Erdem Saker su kaynakları için uyardı! Her damla altın değerinde Haber

Erdem Saker su kaynakları için uyardı! Her damla altın değerinde

Osmangazi Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen “Sular Şehri Bursa ve Su Politikaları” söyleşisinde, Erdem Saker su kaynaklarının korunması ve bilinçli kullanımının hayati önemine dikkat çekti. Yoğun katılımla gerçekleşen etkinlikte sürdürülebilir su politikaları vurgulandı. Çevre bilincini artırmaya yönelik çalışmalarıyla dikkat çeken Osmangazi Belediyesi, su kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir kullanımına yönelik önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Osmangazi Kent Konseyi iş birliğiyle Şadırvanlı Han Eğitim Akademisi’nde gerçekleştirilen “Sular Şehri Bursa ve Su Politikaları” başlıklı söyleşide, geçmiş dönem Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Erdem Saker düşüncelerini paylaştı. Uzun yıllar Devlet Su İşleri’nde görev yapan ve belediye başkanlığı döneminde de su çalışmalarıyla saygı uyandıran Saker, suyun geçmişten günümüze Bursa için taşıdığı hayati önemi ele aldı. Bursa’nın tarih boyunca sular şehri kimliğiyle anıldığına işaret eden Saker, bu zenginliğin korunmasının her zamankinden daha kritik hale geldiğini, deneyimleriyle birlikte katılımcılara aktardı. “Su Kaynaklarının Korunması ve Doğru Kullanılması Çok Önemli” Sürdürülebilir politikaların önemini vurgulayan geçmiş dönem Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Erdem Saker, şöyle devam etti; “Bugün dünyada bir yandan nüfus patlıyor, diğer yandan iklim değişikliği gibi doğal bir felaket ile karşı karşıyayız. Dolayısıyla su kaynaklarının korunması ve doğru kullanılması çok önemli. Onun için bunu toplum olarak en bilinçli bir şekilde ele almalıyız. Hatta ilkokulda çocuklara aktararak, suyun tasarruflu kullanılmasını, kirletilmemesini ve bütün toplumun her kesiminde bu adımları atarak ilerlemek lazım. Eğer bu yerküre üzerinde yaşayacaksak, yaşam pınarımız olan suyu da çok iyi muhafaza etmemiz lazım. Suyu, dönüştürerek yeniden kullanmalıyız. Her santimetreküpünü çok dikkatli kullanmak zorundayız. Eğer bu konuda vurdumduymaz olursak tabiatıyla kriz yaratır ama toplumlar artık bunu gündeminde tutuyor. Mesela Birleşmiş Milletler dahi artık suyu bir gündem maddesi olarak önüne alıyor ve bütün ülkelere yayıyor.” Söyleşide plansız tüketimin, su kaynakları üzerinde her geçen gün artırdığı baskıya da değinen Erdem Saker, konuşmasının ardından katılımcılardan gelen soruları da cevaplandırdı. Söyleşinin ardından Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Sevim Sakallı ve Osmangazi Kent Konseyi Genel Sekreteri Mutlu Çınar, geçmiş dönem Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Erdem Saker’e teşekkür plaketi takdim etti.

Osmangazi’de 700 günlük gurur tablosu: "Vaatlerimizin yüzde 70'ini tamamladık" Haber

Osmangazi’de 700 günlük gurur tablosu: "Vaatlerimizin yüzde 70'ini tamamladık"

Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, görevde geride bıraktığı 700 günde ilçede hayata geçirilen projeleri ve yürütülen çalışmaları kamuoyu ile paylaştı. Sosyal destek programlarından altyapı yatırımlarına, kültür ve sanat projelerinden kentsel gelişim hamlelerine kadar birçok alanda önemli adımlar attıklarını belirten Aydın, Osmangazi’nin geleceğine yönelik hedeflerini de açıkladı. 31 Mart 2024’de yapılan yerel seçimlerde Osmangazi Belediye Başkanlığı’na seçilen ve 12 Nisan 2024 tarihinde mazbatasını alarak göreve başlayan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, “700 Gündür Buradayız Şimdi Daha İleriye” başlığıyla düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyunun karşısına çıktı. Daha önce seçim vaatlerini açıkladığı aynı mekanda, 700 gün sonra basın mensuplarıyla yeniden bir araya gelen Başkan Aydın’ın toplantısına; CHP Genel Başkan Yardımcısı Nurhayat Altaca Kayışoğlu, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, CHP Parti Meclisi Üyesi Canan Taşer, CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, CHP Bursa İl Başkan Yardımcısı İsmail Altay, CHP Osmangazi İlçe Başkanı Raşit Gürbüz, Nilüfer Belediyesi Başkanvekili Salih Güleç, belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri ile birim müdürleri katılım sağladı. Osmangazi’de 700 Günde Neler Değişti? Toplantı öncesinde düzenlenen iftar yemeğinde basın mensuplarıyla yakından ilgilenen Başkan Erkan Aydın, daha sonra 700 günlük hizmet dönemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Göreve başlamadan kamuoyuna sundukları 58 vaadin büyük bir kısmını gerçekleştirdiklerine işaret eden Başkan Aydın, sözlerinde şu ifadeleri kullandı: “700 günde 58 vaadin 40’ını tamamlamışız. Yani yaklaşık yüzde 70’ini gerçekleştirmişiz. Bunların 13’ü üzerinde çalışmalarımız devam ediyor. 5 vaadimiz için ise önümüzdeki süreçte çalışmalara başlayıp, hepsini gerçekleştirmek için mücadele edeceğiz. 2 yıl gibi bir süre çok kolay değil. Gerek ekip arkadaşlarımız, gerek yönetim kadromuz, gerek müdürlerimiz ve 3 bin kişilik mesai arkadaşlarımızla gece gündüz demeden uğraştık. Bugün de o verdiğimiz vaatlerin yüzde 70’ini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz.” Sosyal belediyecilik anlayışından hareketle Osmangazili vatandaşlar için hayata geçirdikleri projelere ve hizmetlerine değinen Başkan Aydın, bugüne kadar 25 açılış ile 30 temel atma gerçekleştirdiklerini vurguladı. 5 kreşi hayata geçirdiklerini, 3 tane kreşin inşaatının devam ettiğini belirten Aydın, “Hedefimiz sene sonunda kreş sayısında 10’a ulaşmak. Kreşlerimizde annelerin meslek yaşamına katılma oranı yüzde 25, her 4 anneden biri şu an rahatlıkla iş hayatına katılabiliyor. Ayrıca bugüne kadar 463 çocuğu ilk kez Uludağ ile buluşturduk. 48 mahallede kahvaltı programı gerçekleştirerek mahalle sakinlerini dinledik. 50 mahalleden 5 bin çocuğu Bursaspor maçına götürdük. Birçoğu ilk defa stadyuma girdi. Aslında Bursaspor taraftarı yetiştiriyoruz. Yine dönemimizde açtığımız kent lokantalarında 400 bin, Genç Cafe’lerde 555 bin misafiri ağırladık. Diğer tesislerimizi dahil ettiğimizde yaklaşık 1,5 milyona yakın ziyaretçi tesislerimizden faydalandı” açıklamalarında bulundu. 700 günde kentin altyapısı ve ulaşımı adına 150 bin ton asfalt döktüklerini belirten Başkan Aydın, 70 bin metrekare alana kaldırım döşendiğini, bunun yanı sıra yaklaşık 20 park açılışı gerçekleştirerek 700’ün üzerinde parkın bakımını, sulamasını ve yeşil alan korumasını yaptıklarını kaydetti. “50 Bin Metrekarelik Alanda Afet Yardımları İçin Yer Hazırlıyoruz” Bursa’nın deprem kuşağında olduğunu anımsatan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Çukurca’da 17 bin metrekarelik bir alanda bakanlıktan kamu yararı tahsisi aldıklarını belirterek, burada Afet Koordinasyon Merkezi oluşturacaklarının bilgisini verdi. Başkan Aydın, doğal afetlere ilişkin yaptığı konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “50 bin metrekarelik bir alanda lojistik, sığınma ve diğer ihtiyaçlarla ilgili afet ve acil yardımları yapacak yer hazırlıyoruz. Çalışmalarımız devam ediyor. Herhangi bir afet anında telefonun, internetin, iletişimin kesilmeyeceği kuleler dikeceğiz. Aynı zamanda 22 bin 100 kişiyi afetler ilgili eğitim verdik. Bunun yanında içerisinde her türlü ihtiyacın olduğu Afet Koordinasyon Konteynerleri koyuyoruz. Şu anda 10 mahallemizde, yıl sonuna kadar 100 mahallemizde bunları konumlandıracağız. Termal kameralı dronumuzu geçen sene yangınlarda kullanmıştık. Afet anında ne kadar ihtiyaç olduğunu bizzat test ettik, onunla ilgili de bir tane karavan afet kontrol merkezini, anında müdahale için konuşlandıracağız. Afet toplanma alanı 200 küsürlerdeydi, iki buçuk kat artırarak 459’a çıkarttık.” Sosyal Destek ve Spor Faaliyetlerinde Yoğun Mesai Göreve geldikleri ilk günden itibaren sosyal destek ve spor faaliyetleri alanında yoğun mesai harcadıklarını söyleyen Başkan Erkan Aydın, Ramazan ayında yaklaşık 20 bin vatandaşa erzak yardımı yapıldığını, 120 bine yakın vatandaşı ise iftar sofralarında ağırladıklarını ifade etti. Gençlik ve Spor Hizmetleri Müdürlüğü kapsamında 13 kütüphane ile hizmet verildiğini hatırlatan Aydın, “İlk olarak Hasan Ali Yücel Dünya Klasikleri Kütüphanesi, ardından İsmail Hakkı Tonguç Bağış Kütüphanesi’ni hizmete açtık. Bayramdan sonra Hisar Arkeopark’ta yer alan Yaşar Kemal Medeniyetler Kütüphanesi’ni hizmete sunacağız. Bugüne kadar 34 bin 808 kitap ödünç verildi, 51 bin 531 kitabımız var. Her gün sağ olsun bir bağışçımız arayıp, kitaplarını bağışlamak istiyor. 186 bin 111 kişi havuzlarımızı, 95 bin 459 kişi de fitness salonlarımızı kullandı. İlk defa Yenibağlar’da kadınlara özel cimnastik fitness salonu açtık. Buraya talep oldukça fazla. İnşallah diğer mahallelerimizde de gerçekleştireceğiz” değerlendirmesini yaptı. Başkan Erkan Aydın, Veteriner İşleri Müdürlüğü’nde gerçekleşen faaliyetlere ilişkin yaptığı bilgilendirmede Hamitler’deki barınağın dışında Selçukgazi’de 75 bin metrekarelik bir alanda çalışmalara başladıklarını ve kısa süre içerisinde hizmete açacaklarını müjdeledi. 32 bin 261 medikal tedavinin, 6 bin 196 kısırlaştırmanın, 2 bin 530 sahiplendirmenin yapıldığını söyleyen Başkan Aydın, 175 ton mama dağıttıklarını duyurdu. “Yüzde 75 Memnuniyet Oranına Çıktık” Temizlik işleri faaliyetleri kapsamında da konuşan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydon, şikayet oranının daha önce yüksek olduğunu anımsatarak, “Şehrin Gözleri projesini yaptık. Ocak ayında yaptığımız ankette bu oran yüzde 4’e kadar düştü. 160 tane çöp kamyonuna kameraları yerleştirdik. Yapay zekayla destekleyerek her hafta 9 bine yakın sokağı arkadaşlarımız temizliyor. Çalışanın da entegre olmasıyla yüzde 75 memnuniyet oranına çıktık. Bu kadar geniş alanda memnuniyet oranının yükselmesi, bizleri mutlu ediyor” şeklinde konuştu. İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü’nün çalışmaları sayesinde 2 bin dönüm tarım arazinin kirlenmesini, 207 bin 706 adet ağacın kesilmesini, 339 milyon litre suyun da kirlenmesini önlediklerini vurgulayan Başkan Aydın, 10 tona yakın pil toplandığını, 905 ton atık giysi ve diğer eşyaların toplandığını söyledi. Kültür ve sanat alanında 2 yılda 103 tiyatro ve sergi etkinliği düzenlediklerini ifade eden Aydın, “350 bin kişinin toplam katılımıyla konserler ve sanat gösterileri gerçekleştirdik. 116 farklı atölye çalışması yaparak kadınından, gencine, yaşlısına herkesin kendi alanıyla ilgili buluşmalar yapmasına imkan sağladık” açıklamasında bulundu. Başkan Aydın, son olarak 700 gün gibi bir süre içerisinde 30 müdürlük ve 3 bin çalışan ile Osmangazi’de fark yaratmaya çalıştıklarını söyleyerek, “700 gün önce burada yaptığımız toplantıya katılanlar hatırlayacaktır; salonda bir koltuk vardı ve biz o koltuğu itiyoruz, koltukta oturmaya gelmiyoruz demiştik. Bu bir metafordu. Bugün o sözümü yerine getirmenin mutluluğunu yaşıyorum. Tüm mesai arkadaşlarımıza emekleri için teşekkür ediyorum” sözleriyle konuşmasını noktaladı. Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, program sonunda basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Pala: "Bursa’nın havası öldürüyor, Bakanlık sessiz kalıyor" Haber

Pala: "Bursa’nın havası öldürüyor, Bakanlık sessiz kalıyor"

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politikaları Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Bursa’da hava kirliliğinin ağır bir halk sağlığı yükü yarattığını belirterek Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na kapsamlı bir soru önergesi verdi. “Bursa’da hava kirliliği, önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bilimsel araştırmalar Bursa’da her yıl 3 bine yakın kişinin hava kirliliğine bağlı olarak yaşamını erken yitirdiğini göstermektedir” diyen Prof. Dr. Pala, sorunun uzun yıllardır sürdüğünü, buna karşın hava kirliliğini ortadan kaldıracak etkili önlemlerin alınmadığını, erken ölümler ile hastalanmalara karşı sessiz kalındığını söyledi. Bursa’da hava kirliliğinin temel kaynaklarından birinin denetimsiz endüstriyel faaliyetler olduğunu ifade eden Pala, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na soruna yönelik çalışmalardaki mevcut durumu, il düzeyinde denetimlerin ve yaptırımların ne ölçüde uygulandığını sordu. Buna karşın, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, kendisine 24 Ekim 2025 tarihinde iletilen soru önergesine Anayasa’nın 98. maddesi uyarınca öngörülen on beş günlük yasal süre geçmesine rağmen yanıt veremedi. “Bakanlık denetimleri yerine getirmiyor; çevreyi kirleten şirketler korunuyor!” Milletvekili Pala, soru önergesinde endüstriyel faaliyetlerin hava kirliliğinin temel kaynaklarından biri olduğunu vurgularken, Bursa’daki tekstil sektörüne ayrı bir başlık açtı. Tekstil sektöründe faaliyet gösteren fabrikaların yoğunlukla fosil yakıt yaktığını ve bacalardan yayılan kirliliğin gözle görülür düzeyde olduğunu söyledi. Bu konuda neden önlem alınmadığını soran Pala, Bakan’a “Bursa’da tekstil sektöründe faaliyet gösteren ve çevre iznine tabi kaç şirket bulunmaktadır? Ayrıca, bu şirketlerin kaçında RAM makinası (ıslak işlemden sonra kumaşın kurutulması ve ısıl işlemden geçirilmesi için kumaş işlemede kullanılan özel fırın) bulunmaktadır?” sorularını yöneltti. Bununla birlikte, RAM makinası bulunan şirketlerden kaçında kirliliğe dair ölçümlerin eksiksiz yapıldığının da açıklanmasını istedi. Bursa’da hava kirliliğine yol açan endüstriyel faaliyetlerin yalnızca tekstil sektörü ile sınırlı olmadığının altını çizen Milletvekili Pala, Bakanlığın son dönemde il genelinde kaç denetim gerçekleştirdiğini ve bu denetimler sonucunda kaç şirkette yasal sınırların üzerinde atık üretildiğinin tespit edildiğini sordu. Konuya ilişkin Pala, “Bakanlığın hava kalitesi ölçüm istasyonları, Bursa’da hava kirliliğinin çok yüksek olduğunu gösteriyor. Bakanlık böylesi bir kirliliği görüyorken buna karşı bir önlem neden alınamıyor? Denetimler eksiksiz yapılmadıkça ve ilgili yaptırımlar uygulanmadıkça, toplum sağlığının değil şirketlerin korunduğu açıktır” ifadesinde bulundu. “Bakanlık sebep olduğu halk sağlığı sorununun hesabını vermelidir!” Prof. Dr. Pala, soru önergesinin sonunda Bursa’da hava kirliliği nedeniyle erken ölen, hastalanan ve hastaneye yatmak zorunda kalan yurttaşlar için Bakanlığın herhangi bir eylem planı olup olmadığının açıklanmasını istedi. “Cumhurbaşkanlığı Hükümeti’nin denetim zafiyetleri ve benimsediği sermaye yanlısı politikalar, çevre kirliliğini artık ülkemizde milyonları etkileyen bir halk sağlığı sorunu haline getirmiştir. Yalnızca hava kirliliği sebebiyle Bursa’da her yıl 3 bine yakın vatandaş hayatını erken kaybederken, Bakanlık gelinen bu durumun hesabını vermeli ve derhal etkili çözümleri hayata geçirmelidir” çağrısında bulundu.

Nüfus alarmı verildi! Erdoğan: "Aile yapısını korumak için teyakkuz halindeyiz" Haber

Nüfus alarmı verildi! Erdoğan: "Aile yapısını korumak için teyakkuz halindeyiz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa'nın savunma ve güvenlik mekanizmalarına Türkiye'yi dahil etmesinin vaktinin çoktan geldiğini belirterek, "Türkiye'yi dışlayan, dünya gerçeklerini göz ardı eden tutumların hiç de mantıklı olmadığını artık kabul etmeleri gerekir" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Etiyopya ziyareti dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını cevaplayarak, gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Muhtemel bir İran-ABD savaşının kimseye bir şey kazandırmayacağını, aksine bölgenin kaybedeceğini söyleyen Erdoğan, gelen davet üzerine Türkiye'nin Gazze Barış Kurulu toplantısına katılacağını da belirterek, Gazze meselesinin insanlığın vicdan sınavı olduğunu ifade etti. "GÖRÜŞMELERİMİZDE TİCARET, YATIRIMLAR, SAVUNMA SANAYİİ, ÖZELLİKLE ENERJİ, ULAŞIM VE DAHA BİRÇOK KONUYU DEĞERLENDİRDİK" Etiyopya'nın Afrika'nın önde gelen devletlerinden biri olduğunu ve yaklaşık 11 yıl aradan sonra ziyaret etmekten büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Görüşmelerimizde ticaret, yatırımlar, savunma sanayii, özellikle enerji, ulaşım ve daha birçok konuyu değerlendirdik. 1 milyar dolar ticaret hacmi hedefimize ulaşmak için gerekli adımları ele aldık. Türk yatırımlarının artırılması konusundaki fırsatlara değindik. Ekonomi ve enerji alanlarında belgelere imza attık. Biliyorsunuz Etiyopya, Afrika'daki uçuşlar için önemli bir bağlantı merkezi konumunda. Bu sebeple büyük bir havalimanı projesini ilerletiyorlar. Biz de Türkiye olarak firmalarımızın bu projeye katkı sağlayabileceklerini düşünüyoruz. Etiyopya, Afrika Boynuzu tabir edilen ve stratejik önemi haiz, bölgenin de en büyük ülkesi. Gerek köklü devlet geleneği gerek 130 milyonu bulan nüfusuyla büyük potansiyele sahip. Afrika Teşkilatı başta olmak üzere Birleşmiş Milletler kuruluşlarına ev sahipliği yapan Addis Ababa, Afrika kıtasının diplomasi başkenti olarak adlandırılıyor. Sahra Altı Afrika'daki en eski büyükelçiliğimizin 1926 yılında Addis Ababa'da açılması, Cumhuriyetimizin geçmişinde bu kadim şehri Afrika kıtasıyla ilişkilerimizin kalbine yerleştirdiğini gösteriyor" diye konuştu. "BİRLİKTE GÜZEL İŞLERE İMZA ATTIK, İNŞALLAH BUNDAN SONRA DA ATACAĞIZ" Etiyopya'nın birçok önemli toplantıya ev sahipliği yaptığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Önümüzdeki yıl da Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı yine Addis Ababa'da düzenlenecek. Biz de inşallah kasım ayında yapacağımız bu Taraflar Konferansı'na dair tecrübelerimizi Etiyopyalı kardeşlerimizle paylaşacağız. Dolayısıyla şayet Afrika'daki potansiyeli değerlendirmek istiyorsak, hiç şüphesiz bunun yollarından biri Etiyopya'dan geçmektedir. Ankara sürecinden hatırlayacağınız üzere Etiyopya ile ortak mesai yapma alışkanlığımız zaten var. 2024 Aralık ayında kabul edilen Ankara Bildirisi ile Etiyopya ve Somali arasında güvenin pekiştirilmesini sağladık. Birlikte güzel işlere imza attık, inşallah bundan sonra da atacağız" ifadelerini kullandı. "BİZ, AFRİKA'DAKİ MESELELERE ÇIKAR ODAKLI, TARAFGİR BİR GÖZLE BAKMADIK, BAKMIYORUZ" Türkiye'nin dünya üzerinde hiçbir ülkeye sömürgecilik anlayışı ile yaklaşmadığının altını çizen Erdoğan, "Milletçe tarihimizin hiçbir döneminde bizler sömürgeci olmadık. Afrika'daki insanları kardeşimiz, dostumuz olarak gördük. Bugün kıtada gözlerin ülkemize çevrilmesinin temelinde işte bu tertemiz sicilimiz vardır. Karşılıklı saygı ve eşit ortaklık, bizim Afrika politikamızın esasıdır, pusulasıdır, değişmez ilkesidir. Biz, Afrika'daki meselelere çıkar odaklı, tarafgir bir gözle bakmadık, bakmıyoruz. Ülkemize yönelik bu bakış açısı bizim insani diplomasimizin, barış diplomasisi adımlarımızın başarısında da etkili. Barışın lafla değil, iradeyle tesis edileceğini biliyor ve ona göre adımlar atıyoruz. Türkiye böylesi bir barış tesis etmeye muktedir midir? Muktedirdir evelallah, kimsenin bundan şüphesi olmasın. Çok şükür yalnız da değiliz. Sözümüz de, sesimiz de artık çok daha güçlü" açıklamasında bulundu. "TÜRKİYE MEZUNLARI AFRİKA'NIN BİRÇOK ÜLKESİNDE SİYASETTEN İŞ DÜNYASINA, AKADEMİDEN SİVİL TOPLUMA HER ALANDA AKTİF GÖREVLER ÜSTLENİYOR" Afrika ile ilişkileri geliştirmek, ticaret ve yatırımlar başta olmak üzere her alanda iş birliğini ileriye taşımanın gayreti içerisinde olduklarını belirten Erdoğan, "Kıtadaki büyükelçilik sayımızı biliyorsunuz 44'e çıkardık. İktidarı devraldığımız zaman bu sayı 12 idi. Ankara'da 38 Afrika ülkesinin büyükelçiliği şu anda faaliyet gösteriyor. Türk yükleniciler, Afrika'da toplam değeri 100 milyar doları bulan 2 binden fazla projeyi üstlenmiş durumda. Kıta genelindeki yatırımlarımızın piyasa değeri 15 milyar doları aştı. 2025 yılında kıtayla dış ticaret hacmimiz yüzde 10 artışla 35 milyar dolara yaklaştı. Türk üniversitelerinde kıtanın farklı köşelerinden on binlerce öğrenci şu anda eğitim alıyor. Türkiye mezunları Afrika'nın birçok ülkesinde siyasetten iş dünyasına, akademiden sivil topluma her alanda aktif görevler üstleniyor" dedi. "TAM ENTEGRASYONA DAİR ADIMLARI ANBEAN TAKİP EDİYORUZ" Terörsüz Türkiye hedefine doğru dikkatli olduğu kadar kararlı, temkinli olduğu kadar sağlam adımlarla ilerlediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hayırlı bir işe koyulduk ve bunu inşallah başaracağız. Ülkemizdeki bu güçlü irade, Suriye'ye de şu an itibariyle sirayet etmiştir. Orada terörsüz bölge idealimizi destekleyen sevindirici gelişmeler yaşanıyor. Bu da bizi ayrıca memnun ediyor. Tam entegrasyona dair adımları anbean takip ediyoruz. Anlaşmanın uygulanması için gerekli telkinlerde bulunuyoruz. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, gerçekten emin adımlarla Suriye'de yola devam ediyor. Ayrıca terörle mücadelenin sadece güvenlik meselesi olmadığını sık sık da vurguladım. Meselenin hukuki ve toplumsal boyutunu da sürekli ele alıyoruz. Şu anda gerek Meclis Başkanımızla gerekse komisyondaki arkadaşlarımızla bu işi çok sıkı tutuyoruz. Sabırla, akılla, kararlılıkla bu yolda elhamdülillah yürüyoruz. Bu yolun sonunda yurdumuza yıllarca zarar vermiş terör sorunu, gündemimizden inşallah ebediyen çıkacaktır" diye konuştu. "İRAN'I HEDEF ALAN YENİ BİR SAVAŞ KİMSEYE BİR ŞEY KAZANDIRMAZ, AKSİNE BÖLGEMİZ KAYBEDER" Bir gazetecinin "Sizce İran meselesi savaşa mı, barışa mı daha yakın? Nasıl görüyorsunuz son durumu?" sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İran ile ABD arasındaki sorunlar diyalog yoluyla çözülsün istiyoruz. Her iki ülke ile de en üst düzeyde temas halindeyiz. Her iki ülke bu noktada. İşte en son İran Cumhurbaşkanı ile görüştüm. Hemen ertesi gün aynı zamanda ABD Başkanı Trump ile görüşmemi yaptım. Bütün bu görüşmelerde nasıl bir yol alabiliriz bunları konuştuk. Biz duvar ören, çatışmaları körükleyen değil, köprü kuran, barışa zemin hazırlayan bir ülke konumundayız. İran'ı hedef alan yeni bir savaş kimseye bir şey kazandırmaz, aksine bölgemiz kaybeder. Biz barışın tarafında olmaya devam ederek müspet temennilerle meseleye yaklaşıyoruz. Türkiye olarak İran'a yönelik askeri müdahaleye karşı olduğumuzu bütün muhataplarımıza ilettik. Böylesi bir askeri tırmanmanın, yükselen tansiyonun bölgemizi daha fazla belirsizliğe sürükleyeceğini anlatmayı sürdüreceğiz. Diplomasi kapısı açık olduğu sürece ümit vardır. Biz de bu umudu koruyacağız ve güçlendireceğiz" ifadelerini kullandı. "BARIŞ KURULU TOPLANTISI İÇİN DAVET GELDİ, TÜRKİYE OLARAK TOPLANTIYA KATILACAĞIZ" Gazze Barış Kurulu hakkında da değerlendirmede bulunan Erdoğan, "Gazze Barış Kurulu'nun Gazze'de özlenen kalıcı istikrar, ateşkes ve nihayetinde barışa katkı sunmasını umuyorum. Gazze meselesi insanlığın bana göre vicdan sınavıdır. Biz bu sınavda nerede olduğumuzu ilk günden beri açıkça ortaya koyduk. Gazze'deki Filistinli kardeşlerimizin yaşadıkları acılar artık son bulmalıdır. Burada amaç ateşkesi kalıcı hale getirmek, insani yardımları Gazze'ye kesintisiz ulaştırmak ve iki devletli çözüm zeminini güçlendirmek olmalıdır. Bütün bunların yanında Gazze Barış Kurulu'nun böylesi bir amaca hizmet etmesini arzu ederiz. Türkiye olarak Gazzeli kardeşlerimizin hayrına olan her türlü girişime destek vereceğimizi açık bir şekilde ilan ettik. Barış Kurulu toplantısı için davet geldi. Türkiye olarak toplantıya katılacağız. Ramazan ayının ilk gününe denk geldiği için toplantıda ülkemizi Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan Bey temsil edecektir" dedi. "AVRUPA'NIN MEVCUT SAVUNMA VE GÜVENLİK MEKANİZMALARINA TÜRKİYE'Yİ DAHİL ETMESİNİN VAKTİ ÇOKTAN GELMİŞTİR" Türk ordusunun NATO ve Avrupa için öneminden bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Yıllardır her platformda ülkemizin Avrupa Birliği'ne birçok yönden olumlu katkılarının olacağını anlatıyoruz. Avrupa'nın mevcut savunma ve güvenlik mekanizmalarına Türkiye'yi dahil etmesinin vakti çoktan gelmiştir. Dünya değişiyor, Avrupa Birliği hızla dönüşümlerin yaşandığı bu çağda daha ne kadar dar gündemlerin esiri olabilir? Bunu anlamak mümkün değil. İyi tercih, Türkiye'nin Avrupa'yla bütünleşmesinin önündeki ideolojik bariyerleri kaldırmak ve Avrupa'nın gücüne güç katmaktır. Türkiye'yi dışlayan, dünya gerçeklerini göz ardı eden tutumların hiç de mantıklı olmadığını artık kabul etmeleri gerekir. Avrupa'da yeni bir savunma mimarisi kurmak. Eğer bu niyettelerse bunun Türkiye'siz oluşturulmasının yetersiz bir çaba olacağı aşikardır. Türk ordusu bugün NATO içindeki en büyük ve en etkin ordulardan biridir. Ordumuza olan güvenimiz tamdır. Bu sayede sadece masa başında konuşan değil, sahada yeteneklerini ortaya koyan bir ülkeyiz. Umarım Türkiye olmadan Avrupa'nın ayakları yere basan bir güvenlik denklemi kurmasından söz edilemeyeceğini artık herkes anlamıştır." "ANAYASA KONUSUNDA HENÜZ BİR TAKVİM ORTAYA ÇIKMIŞ DEĞİL, BİZ HAZIRLIKLARIMIZI TİTİZLİKLE YAPIYORUZ" Bir gazetecinin yeni anayasa çalışmalarının son durumunu sorması üzerine Erdoğan, "Yani bizim özellikle Zeynep kardeşimizin Mihalgazi'deki verdiği mücadele sıradan bir mücadele değil. Yani onların o beyaz yaşmaklarına takılıp kalanlar, geçmişte olduğu gibi ‘uçağın kanatlarına takıldı' filan diyorlardı ya. Şimdi Zeynep Hanım ve bulunduğu bölge hep beyaz yaşmaklı ve şalvarlıdır. Telefonla görüşmemiz sonrası sağ olsunlar 200 kişi Mihalgazi'den otobüslere doldular ve o gün bizim grup toplantımıza katıldılar ve bize ayrı bir güç kattılar. İnşallah Zeynep bacımıza verdiğimiz destekle onu hem Eskişehir'de hem ülke genelinde çok daha başarılı tutmanın gayreti içinde olacağız. Anayasa konusunda ise henüz bir takvim ortaya çıkmış değil. Biz hazırlıklarımızı titizlikle yapıyoruz" ifadelerine yer verdi. "DİK DURACAĞIZ, DİKLEŞMEYECEĞİZ AMA CHP'YE DE MEYDANI BIRAKMAYACAĞIZ" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel ile Ankara'nın Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan arasındaki küfürlü mesajları da değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunların dostluklarına bu kadar güvenilir işte. Eğer CHP'de siyaset yapan bir politikacıysanız, genel merkez yönetimini ve onları sevk ve idare edenleri en hafif şekilde bile eleştirdiğiniz anda küfür yemeye, linç ve hakaretle karşı karşıya kalmaya, tehdit edilmeye mahkumsunuz. Böyleyse olması gereken nedir? Sen dik duracaksın, sabırlı olacaksın. Vakti, saati geldiğinde de gereğini yapacaksın. Bizim yaptığımız bu. Geri adım atmak yok. Dik duracağız, dikleşmeyeceğiz ama CHP'ye de meydanı bırakmayacağız" diye konuştu. "BİZ CHP'NİN İÇİNE DÜŞTÜĞÜ BATAKLIKLA İLGİLENMİYORUZ, SADECE İŞİMİZE BAKIYORUZ" Bir gazetecinin CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e yönelik eleştirilerinin son dönemde sertleştiğini ve ‘Umudumu kestim' şeklindeki sözlerini sorması üzerine Erdoğan, "Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi aslında çok farklı bir kıskacın içinde. Yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet çeteleri bir yandan, beceriksiz ve liyakatsiz siyasetin ete kemiğe bürünmüş hali figüranlar öbür taraftan CHP'yi kuşatmış durumda. Böyle bir gayretin içindeler. Biz rakibimizi siyaseten eleştiririz. Politik açıdan ortaya koydukları tezlere sonuna kadar karşı da çıkarız. Kendi tezlerimizi en makul zeminde ortaya koyar ve savunuruz. Tabii bu siyasetin doğasında olan bir şeydir. Ama onların böyle bir derdi var mı? Yok. Sayın Kılıçdaroğlu'nun dönemine bakıyoruz. Bu dönemden çok daha farklı. O dönemde de CHP ile siyaset zemininde kıyasıya yarıştık. Milletimizin desteğiyle de hamdolsun biz bu yarışların hepsinde de ipi göğüsledik. Herhangi bir sıkıntı yaşamadık. Fakat şimdi CHP'nin içine düştüğü durum siyasetin dinamikleriyle açıklanamayacak kadar karmakarışık. Ayak oyunları, malum hançerler, parti içi komplolar, CHP'nin siyasette oturduğu zemini bir hayli kaydırdı. Bunu sadece vizyonsuzluk, beceriksizlik ve basiretsizlik olarak açıklamak mümkün değil. Ama ortalık gerçekten kötüye gidiyor. Sayın genel başkan gittiği her yerde sadece şahsıma ve arkadaşlarıma hakaret üstüne hakaretler yağdırıyor. Bu hakaretlerle sen bir yere varamazsın ki. Onun için de biz CHP'nin içine düştüğü bataklıkla ilgilenmiyoruz. Sadece işimize bakıyoruz. Yolumuza da böyle inşallah devam ediyoruz" cevabını verdi. "AİLE YAPISININ KORUNMASI İÇİN İKTİDAR OLARAK TEYAKKUZ HALİNDEYİZ" Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmişte uygulanan aile planlaması politikalarının nüfus düşüşünde etkisinin olup olmadığı ve ailenin güçlenmesiyle ilgili yeni desteklerin gelip gelmeyeceği sorusu üzerine şunları söyledi: "Aile meselesi satır aralarına sıkıştırılacak kadar basit bir mesele değil. Bizim aile meselesini özellikle bu yılın önemli bir başlığı olarak öne çıkartmamızın sebebi bu. Hamdolsun şu anda bizim yakaladığımız seviye, Rusya'nın yeni yakaladığı seviye. Rusya şu anda bu konuda çok ciddi adımlar atıyor. Nüfusun artış hızının korunması ve aile yapısının muhafazası için çalışmalar yapıyorlar. Onlar da nüfus artışını teşvik eden politikalar geliştiriyorlar. Aynı şekilde Suudi Arabistan ciddi adımlar atıyor. Biz de bu konuda çok önemli bir yerdeyiz. Ama biz düşüyoruz. Ciddi manada nüfus kaybımız var. Bizim medeniyetimizde aile, toplumun çekirdeği ve bu çekirdeği bizim asla kaybetmememiz lazım. Buna yönelik olarak veriler özellikle de alarm durumuna geçmemiz gerektiğini gösteriyor. Hem nüfusun hem aile yapısının korunması için iktidar olarak teyakkuz halindeyiz. Bunu koruyacağız. Bu planlamayı korumak için de atacağımız çok çok ciddi adımlar var. Bundan taviz veremeyiz. Tam aksine bunu toparlamamız şart."

Doğayı koru, tiyatroya git: İznik’ten örnek proje Haber

Doğayı koru, tiyatroya git: İznik’ten örnek proje

İznik Belediyesi gerçekleştirdiği Sıfır Atık Projesiyle atık pilleri tiyatro biletine dönüştürüyor. Yaşanabilir bir dünya için Sıfır Atık projesinin önemine dikkat çeken İznik Belediyesi bu alanda farkındalık yaratacak bir projeye imza atıyor. Atık pillerini İznik Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü’ne teslim eden kişilere Ahmet Vefik Paşa Bursa Devlet Tiyatrosunda gerçekleşen tiyatro için bilet veriliyor. İlk tiyatro etkinliği 15 Şubat Pazar günü “Barış Adası” adlı çocuk oyunuyla gerçekleşti. Bilet alan vatandaşların ulaşımı da yine İznik Belediyesi tarafından gerçekleştirildi. Konuyla ilgili açıklama yapan İznik Belediye Başkanı Kağan Mehmet Usta “Sıfır Atık Projesi” her alanda üzerinde titizlikle durduğumuz, yaşanılabilir bir dünya için büyük önem arz etmekte. Bununla ilgili her alanda farkındalık çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bunlardan biri de atık pillerin tiyatro biletine dönüşmesi. Bu kapsamda belediyemize atık pillerini getiren hemşehrilerimize tiyatro biletlerini veriyoruz. Aynı zamanda tiyatroya ulaşımlarını da yine sağlıyoruz. Hem doğamızı koruyor hem de çocuklarımızı sanatla buluşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz.” diye konuştu. 1 Pil 4 Metreküp Toprağı Zehirliyor İlk etapta vatandaşlar bu proje kapsamında bir haftada toplam 1500 atık pili İznik Belediyesi’ne getirdiler. 1 kalem pil 4 metreküp toprağı zehirli hale getirmekte ve zehirlenen toprakta üretim yapılamaz hale gelmektedir. Bu kapsamda yapılan çalışma ile bir haftada toplanan 1500 atık pil ile 6.000 metreküp toprak zehirlenmekten kurtuldu.

Serdar Atilla Erdem: İMO Bursa Şubesi Artık 'Bursa İnşaat Mühendisleri Odası' Olmalı Haber

Serdar Atilla Erdem: İMO Bursa Şubesi Artık 'Bursa İnşaat Mühendisleri Odası' Olmalı

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Bursa Şubesi 19. Olağan Genel Kurulu Toplantısını Bursa Akademik Odalar Birliği (BAOB) Yerleşkesi’nde gerçekleştirdi. İMO Bursa Şubesi 19. Olağan Genel Kurulu, Şube Konferans Salonu’nda, Bursa Milletvekilleri Mehmet Atmaca, Ahmet Kılıç, Hasan Toktaş, Selçuk Türkoğlu, Orhan Sarıbal, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Hayrettin Eldemir, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Tözün Bingöl, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Nilüfer Belediye Başkan Vekili Mahmut Demiröz, Çevre Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Mehmet Şen, Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız, Şehir Plancıları Odası Bursa Şube Başkanı Cenk Köklü, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Ali Faruk Çolak, Mimarlar Odası Bursa Şube Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek, Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Veli Koç, Jeofizik Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Ayça Soyutürk, Gıda Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Adem Zambak, Makina Mühendisleri Bursa Şube Yönetim Kurulu Üyesi Ercan Çarıkçı, İç Mimarlar Odası Bursa Şube Yönetim Kurulu Üyesi Aylin Aras, Tekstil Mühendisleri Odası Bursa Şube Yönetim Kurulu Üyesi Uğur Onur Çinko, TMMOB Bursa İKK Sekreteri Murat Korkut, Geçmiş Dönem Yönetim Kurulu Başkanları ve İMO Bursa Şubesi üyeleri katılımıyla gerçekleşti. İMO Bursa Şubesi 19. Dönem Olağan Genel Kurulu’na siyasi partiler ve yerel yönetim temsilcilerinden yoğun ilgi gösterildi. Divan Kurulu’nun seçilmesi ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Genel Kurul’da konuşan, İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem, İMO Bursa Şubesi’nin gerçekleştirdiği faaliyetler, kent gündemine yönelik çalışmaları ve üyelerine yönelik etkinlikleri ile açıldığı günden bugüne dek daima örnek bir oda olduğunu belirterek, “19. Dönem Yönetim Kurulu olarak, mesleğimizin etik değerlerini ve kamuoyu gözündeki saygınlığını koruyabilmek ve hak ettiği kıymete ulaştırmak için bütün gayretimizle çalıştık. Şubemiz, üyelerinin mesleki gelişimine katkı sunmak ve sosyal etkinlikler düzenlemek gibi sınırlı yetkilere sahip olmasına rağmen; meslek odasının asli görevlerinden biri olduğuna inandığımız meslek itibarını hak ettiği seviyeye taşımak adına, görev süremiz boyunca mesleğimiz ve meslektaşlarımız için girişimlerde bulunmaya, kanun ve protokol teklifleri sunmaya ve bu çalışmaların hayata geçmesi için mücadele etmeye devam etmiştir. 1954 yılında çıkarılmış 6235 sayılı TMMOB Yasası o günün koşullarında oluşturulmuş ve meslek odalarının tüzel kişilik kazanması açısından çok önemli bir kanundur. Kanunda kuruluş amacı; mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının, müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplinini ve ahlakını korumak için gerekli gördüğü bütün teşebbüs ve faaliyetlerde bulunmak olan TMMOB; Ne yazık ki o kadar çok sığ ideolojik söylemler altında boğulmuştur ki meslek adına yaptığı çalışmalar bu söylemlerden kendini sıyırıp gösterememiştir. Bu sebeple, meslek odaları sadece meslek ve meslektaş siyaseti yaparak, her siyasi partiye eşit uzaklıkta değil eşit yakınlıkta durarak diyalog kurmalıdır. Bizler, meslek sorunlarını çözmek adına hedeflerimizi belirlemiş, odaları siyasetin arka bahçesi yapan değil siyaseti sorunların çözümü noktasında en büyük araçlardan biri olarak gören yönetim metodumuz ile yola çıktık ve yolumuza devam ediyoruz. Bu gerekçelerle 1954 yılının şartları ile oluşturulmuş bu TMMOB Yasası ile bugün mühendis ve mimarların yaşadığı problemleri çözüme kavuşturmak, ihtiyaçlarını karşılamak ve üyelerinin bu birliğin gerekliliğine inancını sürdürmek mümkün olamamaktadır. Ülke çapında yaygın olamayan, örgütsüz bir yapılanma ile gerçekçi ve amaca yönelik hiçbir başarı sağlanamayacağı da açıktır. TMMOB’da 71 yıldır sürdürülen merkezi demokrasi anlayışının artık yerelden yönetim şekline dönüşmesinin, temsil ve müdahale açısından son derece faydalı olacağı açıktır. Bu sebeple TMMOB dışındaki bütün odalarda olduğu gibi il odacılığı yönetim sistemine geçilmeli; İMO Bursa Şubesi artık “Bursa İnşaat Mühendisleri Odası” olmalıdır. Bir diğer taraftan ise 1938 yılında yürürlüğe girmiş olan Meslek Kanunumuzun günümüz şartlarına uygun hale getirilerek güncellenmesi, meslektaşlarımızın hak ve sorumluluklarının olması gereken seviyeye çıkartılması artık bir zorunluluktur. İnşaat mühendisleri, yaptığı eserlerle insanların barınma, çalışma, ulaşım ve altyapıya kadar her alanda ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Bizler attığımız imzalar ile yaptığımız her projeden ömür boyu sorumlu tutulan bir mesleğin mensuplarıyız. İnşaat mühendisi hata yaptığında, bir değil yüzlerce hatta binlerce kişinin zarar görme olasılığı vardır. İnşaat Mühendisliği medeniyet mesleğidir. Son derece önemli olan mesleğimizin ne kadar kıymetli olduğu bugüne kadar yaşadığımız depremler ile bir kez daha gün yüzüne çıkmıştır. “Altın” kıymetindeki mesleğimiz, üzülerek söylüyorum ki, hak etmediği şekilde her geçen yıl irtifa kaybetmektedir. Ama bilinmelidir ki ülkemizi muasır medeniyetler seviyesine ulaştıracak mesleklerden bir tanesi de kuşkusuz İnşaat Mühendisliği mesleğidir” dedi. Depremi Beka Sorunu Olmaktan Çıkartmanın Tek Yolu İnşaat Mühendisliğini Ayağa Kaldırmak “Gelecek nesillerin meslek ilkeleri ve etik kurallarına bağlı yetişmesi, gelecekte olası depremlerin afet haline dönüşmemesi için deneyimli meslektaşlar olarak bizlere büyük sorumluk düşmektedir” diyen Serdar Atilla Erdem, şunları söyledi: “Gençlerimizi iyi yetiştirmek, değerlerimizi korumak, birlik ve dayanışma içinde olmak zorundayız. Elbette bunlar bizlerin sorumlulukları olup kanun yapıcılara da bu anlamda önemli görevler düşmektedir. Bu çerçevede yeni dönemde meslektaşımız olan milletvekillerimizin de desteği ile TBMM İmar Komisyonuna Meslek Kanunu ile TMMOB Yasası ve Yetkin Mühendislik çalışmalarımızı sunmuş bulunuyoruz. Medeniyet mesleği dediğimiz inşaat mühendisliğinin Her geçen yıl itibar kaybına uğruyor olması asla kabul edilebilir değildir. Toplum ve kanun koyucular olarak bu mesleğin kıymetini bilip, itibarını hakkettiği yere getirmek için depremlerde daha kaç can kaybı vermemiz gerekiyor. 99 Depremi ve 6 Şubat Depreminde on binlerce insanımızı yitirirken devletimizin üzerine de milyarlarca dolar maddi yük binmiştir. Bu sebeple deprem bir beka sorunu değildir de nedir demeye devam edeceğiz. Depremi beka sorunu olmaktan çıkarmanın tek yolu ise ’inşaat mühendisliği bilimi ışığında sektörümüzü ilgilendiren kanuni düzenleme, yönetmelikleri çağına uygun hale getirerek inşaat mühendisliğini daha etkin sağlamak adına depremselliğin asli meslek grubu olan biz inşaat mühendislerinin sorunlarını çözmekten geçer’ diyoruz. Acil çözüme kavuşması gereken bir başka önemli konu da SGK ile odamız arasında geçmişte imzalanmış ancak daha sonra iptal edilmiş olan protokolün tekrar yürürlüğe alınmasıdır. Meslektaşlarımızın yaptıkları görevin ehemmiyeti ve aldıkları sorumluluk ile doğru orantılı olacak şekilde ücretlendirilmesi en temel haklarıdır. Meslektaşlarımızın istihdam edildikleri iş yerlerinde işe giriş meslek kodlarının inşaat mühendisi olarak seçilmesi ve ücretlerinin, odamızın belirlediği inşaat mühendisi asgari ücret bedelinin altında olmaması adına SGK protokol görüşmeleri gerçekleştirdik, yeni dönemde yetki almamız halinde bu konuyu gündemde tutmaya devam edeceğiz. Eylül ayında çok sayıda meslektaşımızın katılımı ile odamız bünyesinde, mesleğimizin sorunlarını ve çözüm yollarını hedef alan, ülkemize örnek olacak inşaat mühendisliği çalıştayımızı gerçekleştirdik. Çıktılarının çok değerli olduğu çalıştayımızı sonuçlandırıp raporladık. Bu raporumuzu yetkililere sunduk, takipçisi olacağız.” Kent Yöneticilerimiz Akademik Bakış Açısının Önemi Ve İhtiyacını Unutmamalı Son yıllarda yeni üniversiteler ve inşaat mühendisliği bölümlerinin açılmasıyla birlikte yeni üye sayısının giderek arttığını söyleyen Başkan Serdar Atilla Erdem, “Ülkemizin Kurucu Lideri Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye’nin geleceğini gençlere emanet etmiş ve demiştir ki; “Mühendislik, ülkemizin kalkınması için hayati bir öneme sahiptir. Bilim ve teknolojiye olan bu bağlılık, ülkemizi aydınlık yarınlara taşımak için en önemli adımlardan biridir. Sanat ve bilim, milletimizin ruhunu besler.” İşte bu şiarla bizler de mesleğimizin geleceğini gençlerimize emanet ediyoruz. Mesleğimizin etik değerlerinin korunması ve bilimsel bakış açısının geliştirilmesi onların elinde. Bu bilinci aktarmak, birlikteliği güçlendirmek de bizlerin elindedir. Deneyimli meslektaşlarımızın da gençlerimize destek olmak suretiyle bu bakış açısını aşılamalarını istiyoruz. Bu nedenle görev aldığımız dönem boyunca yaptığımız gibi deneyimli meslektaşlarımız ile genç meslektaşlarımızı buluşturacak toplantılar organize etmeye devam edeceğiz. İMO Bursa Şube olarak bugüne kadar çözüm odaklı ve yapıcı bir bakış açısı ile kent sorunlarına dair çözüm önerilerimizi sunduk. Bursa’daki birçok projeye baktığımızda da akademik bakış açısının ne kadar önemli olduğunu anlayabiliyoruz. Kent yönetiminde, akademik odaların, sivil toplum kuruluşlarının ve vatandaşın taleplerini ve önerilerini almadan hareket ettiğinizde içinden çıkılamaz sorunlarla karşı karşıya kalınmaktadır. Daha önce de belirttiğimiz gibi sanayinin önemi tartışmasızdır. Ancak yaşamın sürdürülebilmesi için su, tarım, yeşil alan, barınma, ulaşım ve altyapı gibi temel ihtiyaçların da en az sanayi kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlatmak istiyoruz ve diyoruz ki Bursa tarımı ile doğal kaynakları ile sanayisi, ulaşım ve altyapısı ile turizm ve kültürel varlıkları ile sürdürülebilir büyüyen vizyonu ile 2050 yılına tüm paydaşların içinde olduğu şeffaf ve ortak akılla planlanmalıdır. Bizler İMO Bursa Şubesi olarak, her defasında Bursa’nın sanayisi büyürken planlı ve sürdürülebilir gelişimin esas alınması gerektiğini vurguluyoruz. Sanayimizin nicelik olarak genişlemek yerine nitelik olarak derinleşme hedefi ile planlanması ve 1/100.000’lik çevre düzeni planı tamamlanmadan çakılacak her bir çivinin yanlış olacağının altını çiziyoruz. Bizler şehrimiz için mesleki deneyim ve bilgilerimizi paylaşmaya hazır olduğumuzu her alanda dile getiriyoruz. Kent yöneticilerimizin de alt yapıdan, üst yapıya, kentsel dönüşümden, ulaşıma kadar tüm yatırımlarda akademik bakış açısının önemi ve ihtiyacını unutmaması gerektiğini bir kez daha vurgulamak isteriz” diye konuştu. İMO Bursa Şubesi olarak Bursa’nın yarına olmayan tüm yanlışlara karşı durmaya devam edeceklerini vurgulan Başkan Erdem, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Kim yaparsa yapsın, bedeli ne olursa olsun, yanlış her kararın sonuna kadar karşısında olacağımızı, olması gereken çözüm yolları ile her platformda yetki sahiplerine destek olacağımızı, mesleğimizin geleceğimizin güvenli ellerde olması için gayret edeceğimizi bir kez daha ilan etmek isteriz. Mesleğimiz ve Bursa’mız için dertlenen başta siz değerli meslektaşlarım olmak üzere tüm paydaşlarımızı güç birliğine davet ediyor ve diyorum ki Bursa hepimizin, hep birlikte hem mesleğimizi hem Bursa’mızı hak ettiği yere taşıyıp ayağa kaldıralım. Katılımcı Üye, Güçlü Oda şiarıyla bütün meslektaşlarımı yarın gerçekleşecek olan 20. Dönem Yönetim Kurulu seçimlerinde oy kullanmaya ve odamıza sahip çıkmaya davet ediyorum.” Genel Kurul, faaliyet raporunun okunmasının ardından Yönetim Kurulu Başkan Adayları Ferdi Tercanlıoğlu ve Serdar Atilla Erdem’in konuşmalarının ardından, aday Yönetim Kurulu Üyelerinin ve üyelerin konuşmaları, gündem maddeleriyle ilgili görüş ve temennilerin iletmesiyle son buldu. İMO Bursa Şubesi 19. Olağan Genel Kurulu Toplantısı 15 Şubat Pazar günü yapılacak seçimlerle devam edecek.

Meteoroloji’den 3 Büyükşehir için yeni tahmin: Sıcaklıklar pazar gününe kadar artıyor! Haber

Meteoroloji’den 3 Büyükşehir için yeni tahmin: Sıcaklıklar pazar gününe kadar artıyor!

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü hava tahmin uzmanı Abdullah Macit, ülke genelinde beklenen hava tahmin raporlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Macit, "3 Büyükşehir'de hava sıcaklıkları pazar gününe kadar artacak" dedi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü hava tahmin uzmanı Abdullah Macit, Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından paylaşılan hava tahmin raporlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Çarşamba günü Batı Karadeniz'de, Doğu Anadolu'nun güneydoğusunda ve Karadeniz'in özellikle doğu kesimlerinde yağışların devam etmesini beklediklerini belirten ifade eden Macit, sözlerine şu şekilde devam etti: "VATANDAŞLARIN ULAŞIMDA AKSAMALARA KARŞI DİKKATLİ OLMALARINI İSTİYORUZ" "Marmara'nın kuzeyinde yağışlar devam ediyor. Yağışlar genellikle iç kesimlerde karla karışık yağmur ve kar şeklinde, kıyılarda yağmur şeklinde olacak. Perşembe ve cuma günü de Karadeniz'in tamamında, İç Anadolu'nun kuzeydoğusunda ve Doğu Anadolu'nun doğusunda yağışlar devam ediyor. Yağışlar kıyılarda yine yağmura dönecek ama iç kesimlerde kar şeklinde olmasını bekliyoruz. Özellikle buzlanma ve don olayı, yağışın geçmesiyle birlikte, yurdun iç ve doğu kesimlerinde kendini gösteriyor. Vatandaşların ulaşımda aksamalara karşı dikkatli olmalarını istiyoruz. Bir de Doğu Karadeniz'in iç kesimleriyle Doğu Anadolu'nun doğusunun yükseklerinde de çığ tehlikesi devam ediyor. Bu konuda da dikkatli olurlarsa vatandaşlarımızı uyaralım." "3 BÜYÜKŞEHİR'DE HAVA SICAKLIKLARI PAZAR GÜNÜNE KADAR ARTACAK" 3 Büyükşehir'de beklenen hava durumuna ilişkin konuşan Macit, "İstanbul'da sıcaklıklar artıyor. Hava sıcaklıkları önümüzdeki 3 gün boyunca 10-12 derece civarında olacak. İstanbul'da yağmur bekliyoruz. İstanbul'da sıcaklık düşüşü hafta sonu, pazar gününden itibaren bekleniyor. Ankara'da yağış beklemiyoruz ancak sabah saatlerinde hava sıcaklığı, çarşamba günü sabah, eksi 5 dereceye kadar düşüyor. Ama Ankara'da önümüzdeki 3 gün boyunca, yine gece sıcaklıkları ile beraber gündüz sıcaklıkları da artış gösterecek. İzmir'de yağış beklemiyoruz. Hava sıcaklığı 15-16 dereceye kadar çıkacak. Hava sıcaklıkları pazar gününe kadar, batı kesimlerde 3 büyük şehirde artıyor. Pazar günden itibaren azalış bekliyoruz" ifadelerini kullandı.

Gökkuşağı Koleji'nden KALDER Bursa’da sürdürülebilirlik taahhüdü Haber

Gökkuşağı Koleji'nden KALDER Bursa’da sürdürülebilirlik taahhüdü

Konferansta Gökkuşağı Koleji’ni temsilen yer alan ikinci nesil lider ve Yönetim Kurulu Üyesi Nur Betül Gayretli, Kolej'in sürdürülebilirlik çalışmalarının yalnızca bir ders değil, bir yaşam biçimi olarak ele alındığını belirtti. Kolej’in Imperial College London ve King’s College London mezunu olarak edindikleri küresel bakış açısıyla ve bu felsefe ile sürdürülebilirliğin öncüsü olduğunu belirtti. Güçlü Kadro ve Yoğun İlgi Gökkuşağı Koleji, alanında uzman eğitimcileri ve proje ekipleriyle konferansa geniş bir kadroyla katıldı. Kolej standı gün boyunca katılımcılardan yoğun ilgi görürken, stantta görevli akademik kadro, Kolej’in uyguladığı sürdürülebilir eğitim modelleri ve somut öğrenci başarıları hakkında detaylı bilgi aktarımında bulundu. Bu etkileşimler, Gökkuşağı Koleji'nin sürdürülebilirlik alanındaki bilgi birikimini ve liderliğini sektör profesyonelleriyle ve diğer eğitim kurumlarıyla paylaşmasına olanak sağladı. "Sürdürülebilirlik Artık Seçenek Değil, Eğitimin Kalbidir" Yönetim Kurulu Üyesi Nur Betül Gayretli açıklamasında, “"İkinci neslin kurucu felsefesini geleceğe taşıyan bir lider olarak, kurumumuzun üzerine inşa edildiği değerler bütünü, raporumuzu yayınlamaya zorunlu kıldı. Geçtiğimiz günlerde yayınladığımız Sürdürülebilirlik Raporumuz, sadece mevcut durumu değil, aynı zamanda Gökkuşağı Koleji’nin en üst düzey kurumsal taahhüdünü de yansıtmaktadır. Biz, bu yolda 'Dünyaya sözümüz var, yarın dünden daha iyi olacak' vizyonuyla hareket ediyoruz," dedi. Yönetim Kurulu Üyesi Nur Betül Gayretli, şunları kaydetti: “Gökkuşağı Koleji olarak, geleceği inşa edecek olan çocuklarımızın sadece teorik bilgiyle değil, aynı zamanda çevreye karşı derin bir sorumluluk bilinciyle yetişmesini hedefliyoruz. İklim değişikliği ve doğal kaynakların korunması gibi küresel sorunlar, artık müfredatımızın kalbinde yer alıyor. Öğrencilerimiz, yenilenebilir enerji atölyelerinden sıfır atık projelerine kadar birçok alanda aktif rol alarak çözümün bir parçası oluyorlar. Gökkuşağı Koleji olarak sürdürülebilirliği bir zorunluluktan çıkarıp, bir inovasyon fırsatına dönüştürme yolculuğunda, eğitim felsefesini 'Learn it live it change it' (Öğren, Yaşa, Değiştir) sloganıyla somutlaştırıyoruz. Hedefimiz, mezun olan her öğrencinin bu felsefeyle yetişen birer Sürdürülebilirlik Elçisi olmasıdır.” Kolejden İki Kritik Stratejik Taahhüt Yönetim Kurulu'nun vizyonunu yansıtan ve Sürdürülebilirlik Raporu’nun ana omurgasını oluşturan iki kritik stratejik hedef konferansta öne çıktı: 1.Müfredatın Tam Entegrasyonu: Sürdürülebilirlik kavramlarının, her disiplin ve branşta müfredatın ayrılmaz bir parçası haline getirilmesi. 2.Net Sıfır (Net-Zero) Vizyonu: Kurumun tüm tesislerinde karbon ayak izini kademeli olarak sıfırlama yönünde taahhüt edilen somut yatırımlar. Nur Betül Gayretli, tüm gençlere ve eğitim camiasına güçlü bir çağrıda bulunarak, "Vizyoner olun, Gökkuşağı Koleji’nin size kazandırdığı tüm yetkinlikleri kullanarak liderliğimizin tam desteğiyle bu büyük dönüşümün öncüsü olun" dedi. Gökkuşağı Koleji, sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarına hız kesmeden devam edeceğini ve elde edilen bilgi birikimini ulusal ve uluslararası platformlarda paylaşmayı sürdüreceğini duyurdu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.