SON DAKİKA
Hava Durumu

#İstanbul

Söz Bursa - İstanbul haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstanbul haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Karanlığa karşı gazetecilik mücadelesi: "Yeniden yazmak istiyorum" Haber

Karanlığa karşı gazetecilik mücadelesi: "Yeniden yazmak istiyorum"

Eskişehir'de 3 kez böbrek nakli olan, son operasyonda beyninin 30 dakika oksijensiz kalması sonucu görme kabiliyetini kaybeden Pınar Kadanalı, mesleği olan gazeteciliğe dönmeyi her şeyden çok istiyor. 2 üniversite bitiren ve diksiyonu ile ön plana çıkan azimli kadın, sunuculuk ve radyoculuk konusunda kendine güveniyor. Eskişehir'de yaşayan 44 yaşındaki Pınar Kadanalı, geçmişte yaşadığı böbrek rahatsızlıklarından dolayı anne ve babasından nakil alarak hayatına devam etti. Radyoculuk, sunuculuk başta olmak üzere medyada birçok alanda çalışan 2 üniversite mezunu kadın, özellikle düzgün diksiyonu ile dikkat çekiyor. İşinin yanı sıra gitar çalmayı bilen, tiyatro oyunculuğu yapan, İtalyanca ve İngilizce öğrenen kadın, üniversite yıllarında önce babasından, daha sonra da annesinden böbrek nakli aldı. Böbreklerin iflas etmesi sonrası 5 yıl önce bu kez de dayısından Antalya'daki bir hastanede böbrek nakli olan kadın, operasyon sonrası kısa süreli bitkisel hayata geçtiğinden dolayı beyni 30 dakika boyunca oksijensiz kaldı. MEDYA SEKTÖRÜNE DÖNMEYİ ÇOK İSTİYOR Beyni oksijensiz kalan kadın, 2 gözünde de görme kabiliyetini büyük ölçüde kaybetti. Oldukça aktif hayatından sonra evinden neredeyse hiç çıkamayacağı bir yaşama başlayan Pınar Kadanalı oldukça zorluk çekti. Bir gözünü açtırmak için İstanbul'da ameliyat olan talihsiz kadın, az olan görme kabiliyetini de bu operasyon sonrası kaybetti. Her şeye rağmen neşesini kaybetmeyen Kadanalı, kabartma yazı öğrenip, diksiyonu ile en azından seslendirme yaparak medya sektörüne dönmeyi her şeyden çok istiyor. Görmese dahi sesi ve tecrübesi ile çalışabileceğini ileten Pınar Kadanalı, kendine güvendiğinin altını çizdi. "SON 5 SENEDİR GÖRME KABİLİYETİM İYİCE KAYBOLDU" Yaşam hikayesini anlatan Pınar Kadanalı, "Geçmişte reklamcılık, radyoculuk, sunuculuk ve yazarlık yaptım ancak bir gazeteci olarak görme sorunu yaşadığım için kalemim kırıldı diyebilirim. Halkla ilişkiler ve Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi tamamladım. Devamında tabii ki aktif bir şekilde çalışmalarım oldu ama şu an göremediğim için bir kısmı yarıda kaldı diyebilirim. Ben çocukluğumdan beri aslında görme problemi yaşıyordum ancak bitkisel hayata girince bu aktifleşti. Beynim yarım saat kadar bir oksijensiz kaldı, bunun sürecinde de görme kabiliyetimi kaybettim. Ama onun öncesinde de iki defa ilk planda böbrek nakli oldum. İlkini babamdan, diğerini annemden aldım. Ancak bunlar süreç içerisinde iflas etti. Ben bu süreçlerde üniversite eğitimimi tamamladım, hatta bu radyoculuk, gazetecilik, yazarlık ile alakalı pek çok alanda bu kısımda çalışabildim. Ama sonrasında bu böbrekleri çıkartmak zorunda kaldık. Sonrasında en son dayım böbreğini verdi. Antalya'da bu nakli oldum. İyileşmem için kök hücre nakli olmam gerekiyor. İstanbul'da, Ankara'da, Antalya'da pek çok doktora gittim. Hücre nakli olur ise biraz görebileceğim. Yeniden gazeteciliğe dönmeyi çok isterim. Yani ben şu an hiç göremiyorum, son 5 senedir görme kabiliyetim iyice kayboldu. Bundan önce ben tabii ki aktif olarak az bir şekilde gördüğüm için bir şeyler yapabiliyordum. Bununla da yeni karşılaştım" dedi. "SUNUCULUK, SPİKERLİK YAPABİLİRİM" Tekrardan medya sektöründe çalışmayı her şeyden çok isteyen Kadanalı şöyle devam etti: "2006 yıllarında diksiyon eğitimimi aldım. Ben kısmen İtalyanca biliyorum, bir de İngilizce biliyorum ama şimdi kabartma yazın ve bastonu da kullanabilmek için aslında daha yeterli bir telefona ihtiyacım var. Mesleğe dönersem seslendirme yapabilirim, yine köşe yazarlığı yapabilirim, reklam şarkıları yapabilirim, onları okuyabilirim, sunuculuk ve spikerlik yapabilirim. Engelliler açısından da sınavlara girdim. 98 puan aldım ama atamam olmadı."

Bursa’da 20 milyonluk soygun tiyatrosu! Polis senaryoyu çözdü, milyonlar ele geçti Haber

Bursa’da 20 milyonluk soygun tiyatrosu! Polis senaryoyu çözdü, milyonlar ele geçti

Bursa'nın Nilüfer ilçesinde silahlı soygun gibi gösterilen olayın, para aklamak amacıyla önceden planlandığı ortaya çıktı. Şahısların soyguna senaryo uydurdukları, olayı gören bir vatandaşın da o anları film gibi çektiği ortaya çıktı. Sahte soygun olayını yutmayan Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, senaryo hazırlayan 8 kişiyi gözaltına aldı. Şahıslardan 5'i tutuklandı. Polis soygun senaryosunda kullanılan 20 milyon liranın 13 milyon 400 bin lirasını ele geçirdi. Olay, 17 Şubat günü saat 11.00 sıralarında merkez Nilüfer ilçesi Balkan Mahallesi 619. Cadde üzerinde bulunan boş bir arazide meydana geldi. İstanbul'da demir-çelik işi yapan bir firma, borç ödemesi adı altında 20 milyon lirayı koli içinde Bursa'ya gönderdi. Parayı taşıyan iki çalışan ise üç kişi tarafından tüfekle gasp edildiğini iddia ettiler. O anlar bir vatandaş tarafından cep telefonu ile kaydedildi. Gasp edilen 2 çalışan polisi aramak yerine patronlarını aradı, olaydan yaklaşık iki saat sonra ise firma sahibinin ihbarı üzerine polis ekipleri harekete geçti. Nilüfer İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alınan O.D. ve O.S. ifadelerinde gasp edildiği belirtilen paranın bahis parası olduğunu itiraf etti. Olayla ilgili detaylı inceleme başlatan Asayiş Şube Müdürlüğü Gasp Büro Amirliği'nin çalışması sonucu gaspın gerçeği yansıtmadığı belirlendi. Yapılan incelemelerde, parayı taşıyan kişiler ile saldırıyı gerçekleştiren şüphelilerin olaydan haberdar olduğu, gasp süsü verilerek paranın paylaşılmasının planlandığı tespit edildi. Asayiş ekipleri, olaya karıştığı belirlenen A.K., E.T. ve A.Ç.'yi bir kafede seneryonun içinde bulunan M.K. ve E.S ile yakaladı. Paranın İstanbul ayağını organize ettiği değerlendirilen Ö.D.'nin ise firari olduğu ve arama çalışmalarının devam ettiği bildirildi. Soruşturma kapsamında para dolu kolilerden birinin araçta bulunduğu, iki kolinin kuyumcuya götürülerek altına çevrildiği tespit edildi. Operasyonda yaklaşık 8 milyon lira değerinde altın ile 5 milyon 400 bin lira nakit para ele geçirildi. Toplamda 13 milyon 400 bin liraya el konuldu. Firari şüphelinin akrabası olduğu öğrenilen kuyumcu F.D. hakkında adli kontrol kararı verildi. Paranın sahibi olduğunu iddia eden Ö.U. ile şirket yetkilisi Y.S. ve sözde mağdurlar O.D. ile O.S. hakkında yurt dışı çıkış yasağı uygulanırken, M.K. ve E.S.'nin de aralarında bulunduğu toplam 8 kişi gözaltına alındı. Şüphelilerden A.K., E.T., A.Ç., M.K. ve E.S. tutuklanarak cezaevine gönderildi. Paraya savcılık tarafından el konulurken, Mali Suçlarla Mücadele ekiplerinin paranın kaynağına ilişkin incelemesinin sürdüğü öğrenildi.

Bursa dahil 28 ilde siber suçlulara dev darbe: 181 şüpheli tutuklandı! Haber

Bursa dahil 28 ilde siber suçlulara dev darbe: 181 şüpheli tutuklandı!

Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ve MASAK koordinesinde 28 ilde son 5 günde düzenlenen operasyonlarda 324 şüpheli yakalandı. Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ve Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) koordinesinde İl Emniyet Müdürlükleri Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüklerince 28 ilde nitelikli dolandırıcılık, çevrim içi çocuk müstehcenliği ve tacizi ile yasa dışı bahis suçlarına yönelik operasyonlar düzenlendi. Adana, Afyonkarahisar, Ankara, Antalya, Ardahan, Balıkesir, Bingöl, Bitlis, Bolu, Bursa, Diyarbakır, Gaziantep, Gümüşhane, Isparta, İzmir, İstanbul, Kayseri, Kırşehir, Kocaeli, Mardin, Mersin, Niğde, Samsun, Sivas, Tokat, Trabzon, Van ve Yalova’da gerçekleştirilen operasyonlarda 324 şüpheli yakalandı. Yakalanan şüphelilerden 181’i tutuklanırken, 87’si hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Diğer şüphelilerin işlemlerinin ise devam ettiği öğrenildi. Yapılan çalışmalar sonucunda şüphelilerin sosyal medya platformları ve oltalama siteleri üzerinden yatırım dolandırıcılığı, düşük faizli kredi dolandırıcılığı, bungalov kiralama ve ürün satış dolandırıcılığı temalarıyla vatandaşları dolandırdıkları, vatandaşların mobil bankacılık ve oyun hesaplarına yetkisiz erişim sağladıkları, yasa dışı bahis ve kumar oynattıkları, yasa dışı bahis sitelerinde para nakline aracılık ettikleri ve reklamını yaptıkları, POS tefeciliği yaptıkları, müstehcen çocuk görüntüsü barındırdıkları ve kişisel verilerin paylaşımı ile sorgulanmasına yönelik paylaşımlar gerçekleştirdikleri tespit edildi. Operasyonlar sonucunda şüphelilere ait suçtan elde edildiği değerlendirilen yaklaşık 210 milyon lira değerinde 3 şirket, 1 futbol kulübü, 11 araç, 3 motosiklet, 7 daire, 6 arsa ve 1 iş yerine el konulduğu öğrenildi. Olaya ilişkin soruşturma devam ediyor.

Dünyanın en büyük 3 savunma fuarından biri: IDEF 2027 yine Bursa'ya emanet! Haber

Dünyanın en büyük 3 savunma fuarından biri: IDEF 2027 yine Bursa'ya emanet!

Türkiye’nin savunma sanayii alanındaki en büyük ve en prestijli uluslararası buluşmalarından biri olan IDEF 2027 – 18’inci Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı’ geçtiğimiz yıl olduğu gibi 2027 yılında da Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın (BTSO) iştiraki KFA Fuarcılık organizasyonunda gerçekleştirilecek. 3-9 Mayıs 2027 tarihleri arasında düzenlenecek Türkiye’nin en büyük, dünyanın ilk 3 savunma sanayi fuarından olan 18’inci Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı (IDEF 2027) kapsamda Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV) ve KFA Fuarcılık ile işbirliği protokolü imzalandı. Millî Savunma Bakanlığı ev sahipliğinde, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı destekleri ve Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV) yönetim ve sorumluluğunda Mayıs 2027’de İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek olan IDEF 2027’nin organizasyonuna ilişkin protokol, BTSO’nun referans eğitim merkezi Bursa Business School’da gerçekleştirilen törenle imzalandı. TSKGV Genel Müdürü Bilal Topçu ile BTSO ve KFA Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay arasında imzalanan protokol ile BTSO iştiraki olan KFA Fuarcılık geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu büyük fuarın organizasyonunu üstlenecek. “IDEF, Küresel Savunma Sanayii Ekosisteminin En Güçlü Buluşma Noktalarından Biri” Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı Genel Müdürü Bilal Topçu, IDEF’in küresel ölçekte taşıdığı stratejik öneme dikkat çekti. Fuarın 3-9 Mayıs 2027 tarihleri arasında düzenleneceğini açıklayan Topçu, IDEF’in yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın savunma sanayii alanındaki en önemli organizasyonlarından birisi olduğunun altını çizdi. Her iki yılda bir düzenlenen bu fuarın farklı coğrafyalardan devlet temsilcilerini, askeri heyetleri, savunma sanayii firmalarını ve karar alıcıları bir araya getiren güçlü bir platform olduğuna işaret eden Topçu, “Savunma sanayimiz son yıllarda büyük bir atılım gerçekleştirmiş, özgün tasarım ve yerli üretim kabiliyetleriyle küresel pazarda önemli bir konuma ulaşmıştır. IDEF de bu başarı hikâyesinin uluslararası arenadaki en görünür yüzüdür. 2025 yılında gerçekleştirdiğimiz organizasyonda elde edilen başarı, sektörümüzün potansiyelini ve organizasyon gücümüzü açıkça ortaya koymuştur. 2027’de bu başarıyı daha da ileri taşıyacağımıza inanıyoruz.” açıklamalarında bulundu. “IDEF İçin Hayallerimizi Gerçekleştirmeye Devam Edeceğiz” IDEF 2027’nin Türkiye’nin savunma sanayii vizyonuna katkı sağlayacağını vurgulayan Topçu, organizasyonun ekonomik ve stratejik boyutuna da değindi. IDEF’in sadece ürünlerin sergilendiği bir alan değil aynı zamanda ülkeler arası savunma iş birliklerinin geliştirildiği, stratejik temasların kurulduğu ve uzun vadeli projelerin temellerinin atıldığı bir yapıya sahip olduğunu kaydeden Topçu, “2027 yılında düzenlenecek fuarın, savunma sanayii ihracat hedeflerimize önemli katkılar sağlayacağına, firmalarımızın yeni pazarlara erişimini kolaylaştıracağına ve ülkemizin teknoloji odaklı büyüme stratejisini destekleyeceğine inanıyoruz. 2027 yılında düzenlenecek fuar için hazırlıklarımız tüm hızıyla sürüyor. Bizim IDEF için bir hayalimiz vardı. 2025 yılında bunu gerçekleştirdik. Çok kolay bir organizasyon olmadığının farkındayız. Sonuç olarak dünyanın sayılı fuarlarından birisini düzenliyoruz. 2027 yılında da daha güçlü bir fuar olması için yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Fuar oldukça başarılı geçti. Bu yolculukta bize güç katan KFA Fuarcılık ile birlikte tekrar hareket etme kararı aldık. 18. Fuarımızın tarihinde de bir revize yaptık. Gelecek yıl IDEF’i 3-9 Mayıs tarihleri arasında düzenleyeceğiz. Ülkemizin savunma sanayi alanda iki büyük fuar organizasyonu var. Birisi IDEF diğeri de SAHA EXPO. Bir yıl SAHA EXPO diğer yıl IDEF olmak üzere fuarımızı kurguladık. Yöneticilerimizle birlikte böyle bir karar aldık. İstanbul Fuar Merkezinde düzenleyeceğimiz fuarın 2027 yılında daha güçlü olması için elimizden geleni yapacağız. Bu sürecin başarıyla yürütülmesinde emeği geçen tüm paydaşlarımıza, BTSO ve KFA Fuarcılık Başkanımız İbrahim Burkay ve KFA ekibine teşekkür ediyor, IDEF 2027’nin ülkemiz ve sektörümüz için hayırlı olmasını diliyorum.” “IDEF, Türkiye’nin Gücünü ve Vizyonunu Dünyaya Gösteren Stratejik Bir Platformdur” BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, IDEF’in Türkiye’nin savunma sanayiindeki dönüşümünü ve yüksek teknoloji üretim kapasitesini dünyaya taşıyan en önemli organizasyonlardan biri olduğunu vurguladı. IDEF’in sadece bir fuar değil; Türkiye’nin savunma sanayiindeki kabiliyetlerini, mühendislik gücünü ve yüksek teknoloji üretim kapasitesini dünyaya gösteren stratejik bir vitrin olduğunu ifade eden Başkan Burkay, “Savunma sanayii, hem ülkemiz hem de dünya açısından en stratejik alanların başında geliyor. Son yıllarda yaşanan küresel gelişmeler bize açıkça göstermiştir ki bağımsızlığın temelinde, savunma sanayiindeki teknolojik kapasite ve üretim gücü yer almaktadır. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye Cumhuriyeti, savunma sanayiinde bambaşka bir seviyeye ulaşmıştır. Bugün geldiğimiz noktada, yalnızca gelişmeleri takip eden değil; oyunu kuran, yön veren ve küresel ölçekte söz sahibi olan bir aktör konumuna yükseldiysek, bu güçlü vizyonun ve kararlı stratejinin eseridir.” dedi. “Bizim İçin Büyük Bir Gurur” IDEF’in bu dönüşümün en güçlü yansımalarından birisi olduğuna işaret eden İbrahim Burkay, şöyle devam etti: “2025 yılında büyük bir başarıya imza atan organizasyonun, 2027’de de KFA Fuarcılık tarafından gerçekleştirilecek olmasından büyük bir gurur duyuyoruz. KFA Fuarcılık olarak yalnızca bir organizasyon gerçekleştirmiyoruz. Millî Savunma Bakanlığı ev sahipliğinde, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı destekleri ve Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV) yönetim ve sorumluluğunda Türkiye’nin stratejik sektörlerdeki gücünü uluslararası paydaşlarla buluşturuyoruz. IDEF 2027’nin, ülkemizin savunma sanayii vizyonuna, yüksek katma değerli üretim hedeflerine ve ihracat stratejilerine daha güçlü katkılar sunacağına yürekten inanıyorum.” dedi. “KFA Fuarcılık Başarı Çıtasını Yükseltiyor” KFA Fuarcılık’ın son yıllarda elde ettiği kurumsal birikime de dikkat çeken İbrahim Burkay, şirketin uluslararası fuarcılık alanında önemli bir tecrübeye ulaştığını belirtti. KFA Fuarcılık’ın kısa süre içerisinde yalnızca bölgesel değil, uluslararası ölçekte organizasyon kabiliyeti olan bir yapıya dönüştüğünü ifade eden Burkay, “Gerçekleştirdiğimiz fuarlar; güçlü operasyonel altyapımız, paydaş yönetimindeki etkinliğimiz ve uluslararası standartlardaki organizasyon anlayışımız sayesinde her geçen yıl daha büyük bir etki alanına ulaşıyor. IDEF gibi yüksek hassasiyet, koordinasyon ve güven gerektiren bir organizasyonun sorumluluğunu üstlenmek, KFA Fuarcılık’ın geldiği seviyeyi göstermesi açısından son derece kıymetlidir. 2025 yılında büyük bir başarıyla ziyaretçilerini ağırlayan fuarın yönetim ve sorumluluğunu üstelenen Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfımızın Genel Müdürü Bilal Topçu’ya teşekkür ediyor, IDEF 2027’nin ülkemizin savunma sanayii vizyonuna ve ihracat hedeflerine sunduğu katkıların artarak devam edeceğine inanıyorum.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Çevre bilinci aynı zamanda bir vatan bilincidir!" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Çevre bilinci aynı zamanda bir vatan bilincidir!"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çevre bilinci, aynı zamanda bir vatan bilincidir. Çevre bilinci, aynı zamanda bir varolma bilincidir. Çevre bilinci, aynı zamanda bir gelecek inşa etme bilincidir. Çevre bilinci aynı zamanda kendimizin insan olduğumuzun farkına varma bilincidir. Çevre bilinci, kainattaki dengeyi idrak etme bilincidir" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında ayrıca, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığımızdan beri çevre konusunda çok önemli çalışmalar içinde olduk. Hatırlayın şu kavram fakire aittir. 'Çöp, çukur, çamur'. Bunu biz hallettik. Haliç'i tekrar Boğaz'ın incisi haline getirdik. Vahşi depolamadan dolayı çöp dağlarının patladığı İstanbul'u ülkemizin en temiz şehirlerinden biri haline getirdik" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlenen "Cemre Vakfı Tanıtım Programı"na katıldı. Burada bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cemre Vakfı'nın 2021 yılında bir sivil toplum hareketi olarak başlayan ve geçtiğimiz sene kurumsal bir yapıya dönüştüğünü belirterek, "Son derece güncel, hayati önemde ve geleceğimizi doğrudan ilgilendiren bir mücadeleye gönül veriyor, omuz veriyorsunuz. Bir defa şunu burada tüm samimiyetimle ifade etmek isterim. Siz genç kardeşlerime bakınca sadece Türkiye'yi yeşertme ve yaşatma azmini değil; aynı zamanda kurdun kuşun, dağın taşın, havanın suyun hakkını gözeten bir medeniyetin mirasçılarını görüyorum. Sizlere bakınca tabiatla aynı dili konuşan bir hassasiyeti; özü hakka ve hakikate giden bir inceliği görüyorum. Sizlere bakınca 'Benim sadık yarim kara topraktır' diyerek kültürümüzün varlıkla bağını sanata dönüştüren Aşık Veysel'deki idrak derinliğini görüyorum. Sizlere bakınca sadece doğal afetlerde Hızır gibi yetişen gönül elçilerini değil, aynı zamanda kendini dünyanın geleceğinden mesul hisseden, darda kalana yetişmeyi hayat tarzı haline getiren yüksek bir sorumluluk bilinci görüyorum" dedi. "İKLİM VE ÇEVRE KRİZİNİ GÖRMEZDEN GELMEK MÜMKÜN DEĞİL" Bugün tüm dünyanın çevre ve iklim meselesinde ciddi sınamaların eşiğinde bulunduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sanayi atıkları, spreyler, dumanlar, petrol ve ilaç atıkları, plastik ürünler, suni gübreler, çöpler, kimyasal atıklar çevremizi çok hızlı biçimde kirletiyor. Hava, su ve toprak artık iyice ürkütücü boyutlara ulaşan bu hızlı kirlenmeden payını alıyor. 40-50 yıl önce insanlığın hiçbir surette gündeminde olmayan yeni sorunlar ortaya çıkarken, örneğin mikroplastikler deniz canlıları için en büyük tehditlerden biri haline geliyor. Sorumsuzca tabiata atılan bir plastik şişe yaklaşık 4 asır boyunca çevreyi kirletmeye devam ediyor. Çevre kirliliği, iklim krizi ve tabiatın bozulan dengesi sebebiyle yaşanan seller, fırtınalar, ani hava olayları; insanların yanı sıra tüm canlıları olumsuz etkiliyor. Öyle bir noktadayız ki dünyanın neresinde olursak olalım. İklim ve çevre krizini görmezden gelmek mümkün değil. Açıkçası doğru da değil. Çevre konusunda çabalarımızı artırmamız, başta gençler olmak üzere daha fazla insanı harekete geçirmemiz gereken bir dönemdeyiz. Bu hareket çevre duyarlılığını ideolojik çerçeveye hapsedenlerin refleksiyle değil; kendini kainatla kainatı da kendisiyle bir gören ulvi bir duruşun ve duyuşun sivil çatısıdır. Cemre gücünü ve ilhamını medeniyetimizin kurucu değerlerinden alan, kökü mazide, gözü atide bir bilinç hareketidir. Bunu son derece kıymetli bulduğumu hassaten vurgulamak istiyorum. Çünkü biz gerek kültürel kodlarımız, gerekse medeniyetimizin özellikle müktesebatımız bu açıdan oldukça zengin bir birikime sahibiz. 'Yarın kıyametin kopacağını bilsen dahi elindeki fidanı dik' buyuran bir Peygamberin ümmetiyiz" diye konuştu. "ÇEVRE BİLİNCİ BİR VATAN BİLİNCİDİR" Millet olarak savaş zamanlarında bile fethettiği ülkelerde sadece insanların değil canlı cansız her varlığın hakkına riayet eden tabiata asla zarar vermeyen, karıncayı dahi incitmeyen bir medeniyetin mensupları olduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Tabiatı tahrip etmenin kınandığı, israfın şiddetle yasaklandığı, temizliğin övüldüğü bir kültürden geliyoruz. Kültürümüzde kurdun kuşun, dağın taşın, börtü böceğin, çiçeğin ağacın, suyun havanın, toprağın tabiattaki her varlığın hakkı vardır, bu hakkı gözetmek bize emredilmiştir. Sadece bizde değil, dünyanın farklı yerlerinde ilhamını fıtrattan alan tüm kadim kültürlerde tabiat tasavvurunun birbiriyle örtüştüğünü görürsünüz. Biz de bugün diyoruz ki su kaynakları kirletildiğinde, canlılar nefes alamaz hale geldiğinde, ozon tabakası delik deşik olduğunda, dünyanın florası ve faunası zehirlenerek can çekiştiğinde, yeryüzü insan için artık yaşanmaz olduğunda agresif büyümenin, tüketim çılgınlığının sömürüye dayalı konforun, zenginliğin ve insanı büyüleyen teknolojik ilerlemenin hiçbir işe yaramadığını herkes idrak edecek. Bunun için çevre bilinci, aynı zamanda bir vatan bilincidir. Çevre bilinci, aynı zamanda bir varolma bilincidir. Çevre bilinci, aynı zamanda bir gelecek inşa etme bilincidir. Çevre bilinci aynı zamanda kendimizin insan olduğumuzun farkına varma bilincidir. Çevre bilinci, kainattaki dengeyi idrak etme bilincidir" ifadelerini kullandı. "YENİLENEBİLİR ENERJİNİN TOPLAM KURULU GÜÇ İÇERİSİNDEKİ PAYINI YÜZDE 62'YE ÇIKARDIK" Gelecek nesillere daha temiz bir Türkiye bırakmak için çalıştıklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Allah'ın eseri ve emaneti olarak gördüğümüz tabiatı korumak, gelecek nesillere daha yaşanabilir, daha temiz bir Türkiye bırakmak için yoğun gayret gösteriyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığımızdan beri çevre konusunda çok önemli çalışmalar içinde olduk. Hatırlayın şu kavram fakire aittir. 'Çöp, çukur, çamur'. Bunu biz hallettik. Haliç'i tekrar Boğaz'ın incisi haline getirdik. Vahşi depolamadan dolayı çöp dağlarının patladığı İstanbul'u ülkemizin en temiz şehirlerinden biri haline getirdik. İstanbul'daki tecrübemizi daha sonra Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak tüm Türkiye'ye teşmil ettik. Sadece 5 ilimizde kullanılan doğalgazı 81 vilayetimize yayarak şehirlerimizin hava kirliliği sorununu önemli ölçüde çözdük. Rüzgar ve güneş enerjisini yaygınlaştırarak yenilenebilir enerjinin toplam kurulu güç içerisindeki payını yüzde 62'ye çıkardık. Ağaçlandırma noktasında ise adeta bir devrim yaptık. Son 23 yılda 7,5 milyarın üzerinde fidanı toprakla buluşturduk. Dünyada en fazla ağaçlandırma yapan Avrupa'da orman varlığını en çok artıran ülkeler arasında ilk sıralarda yer alıyoruz. 81 ilimize 82 milyon metrekareyi aşan millet bahçesi kazandırma hedefimizi adım adım gerçekleştiriyoruz. Şimdiye kadar toplam 38 milyon 700 bin metrekare büyüklüğünde 314 millet bahçesini tamamladık. Kalanların inşası hızla devam ediyor. Yerli otomobil markamız Togg'u elektrikli olarak üretirken yine çevre hassasiyetimizi ortaya koyduk. Çevre projelerinde asla bir siyasi ayrımcılık içinde değiliz. Çevreyi koruyan, tabiatı güzelleştiren, bizim bu alandaki çabalarımıza katkı veren her adımı, her fikri samimiyetle destekliyoruz" ifadelerini kullandı. "ÇEVREYİ KORUMANIN PARTİSİ OLMAZ" Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nınkapılarının herkese açık olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aynı şekilde bizim kapımız; ülkesine, milletine ve şehrine hizmet etmek isteyenlere sonuna kadar açıktır. Çevreyi korumanın partisi olmaz. Afetlere karşı hazırlığın ideolojisi olmaz. Biz iş yapana, hizmet üretene, insanımıza faydası olana her zaman sahip çıkarız, destek veririz, önünü açarız. Çevre konusunda küresel düzeyde oluşturulan örgütlerin içinde yer alma, anlaşmalara taraf olma konusunda gelişmiş ülkelerin özellikle önündeyiz. Paris İklim Anlaşması'nı 2021 yılında Meclisimizde biz onayladık. Ardından yeşil büyüme vizyonu ve net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda iklim değişikliğiyle mücadeleyi amaçlayan İklim Kanunu'nu kabul ettik. Nihai hedefimiz olan 2053 yılında net sıfır emisyona ulaşmak için gerekli tüm adımları atmayı sürdürüyoruz. Eşim Emine Erdoğan'ın himayesinde yürütülen Sıfır Atık Projesi, bugün gelinen noktada küresel bir çevre hareketine dönüştü. Çevre projelerimizin çatısını sıfır atık anlayışı oluşturuyor. Bu hareket bize şunu öğretiyor. Bir pet şişeyi geri dönüştürdüğümüzde sadece bir atığı bertaraf etmiyoruz; aynı zamanda bir canlının hayatını, bir sahilin güzelliğini, bir çocuğun umudunu da kurtarıyoruz. Bir ağacı kurtardığımızda yalnızca bir fidan yeşertmiyoruz; daha önemlisi, bir neslin nefesini de güvence altına alıyoruz. Şimdi tüm bu projeleri ve hizmetleri bir üst aşamaya taşımaya hazırlanıyoruz. Biliyorsunuz, oldukça çetin geçen diplomatik müzakereler neticesinde COP 31’in ev sahipliğini üstlendik. Bu sene Antalya’da 200’e yakın ülkeyi ağırlayacak. İnşallah artık 'söz değil eylem zamanı' diyeceğiz. Lafa gelince çevreci kesilen ama Milas’ta zeytin ağacı kıyımı yapanların, yönettikleri şehirleri çöpe, çamura ve çukura mahkum edenlerin kışın ortasında milletimize haftalarca susuzluk çektiren istismarcıların, kimi zaman beceriksizlikleri, kimi zaman aşırı rant hırsları sebebiyle cennet vatanımızı yaşanmaz hale getirmelerine fırsat vermeyeceğiz" diye konuştu.

Bakan Gürlek duyurdu: Ticari davalarda yeni dönem! Süreçler kısalıyor Haber

Bakan Gürlek duyurdu: Ticari davalarda yeni dönem! Süreçler kısalıyor

Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Yargı hizmetlerinin vatandaşlarımıza en etkin şekilde sunulması, ticari davaların en kısa sürede sonuca bağlanması, ticari güvenin artırılması için çalışmalarımızı kesintisiz sürdüreceğiz" dedi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ticaret davalarındaki sürecin uzamasının önüne geçmek ve uygulama birliğini sağlamak amacıyla adımları kararlılıkla attıklarını belirtti. Hakimler ve Savcılar Kurulunun (HSK) Resmi Gazete'de yayımlanan kararıyla, Bakırköy, İstanbul Anadolu ve Küçükçekmece asliye ticaret mahkemelerinin yargı çevrelerinin, kendi ağır ceza mahkemeleri yargı çevresinden çıkarıldığını bildiren BAKAN GÜRLEK’İN MESAJI ŞU ŞEKİLDE: "Ticaret davalarındaki sürecin uzamasının önüne geçmek ve yeknesaklığı sağlamak amacıyla adımlarımızı kararlılıkla atıyoruz. Hakimler ve Savcılar Kurulumuzun (HSK) aldığı ve Resmi Gazete’de yayımlanan kararla; Bakırköy, İstanbul Anadolu ve Küçükçekmece asliye ticaret mahkemelerinin yargı çevreleri, kendi ağır ceza mahkemeleri yargı çevresinden çıkarıldı. İstanbul asliye ticaret mahkemelerinin yargı çevresi 'İstanbul'un mülki sınırları' olarak belirlendi. Bakırköy, İstanbul Anadolu ve Küçükçekmece asliye ticaret mahkemelerinin faaliyetlerinin durdurulma tarihi itibarıyla uygulanacak kararla bu mahkemelerde bulunan dosyalar, İstanbul asliye ticaret mahkemelerine devredilecek. Yargı hizmetlerinin vatandaşlarımıza en etkin şekilde sunulması, ticari davaların en kısa sürede sonuca bağlanması, ticari güvenin artırılması için çalışmalarımızı kesintisiz sürdüreceğiz."

Bakan Gürlek’ten sosyal medya uyarısı: "Yorum yapanın kimliği belli olacak." Haber

Bakan Gürlek’ten sosyal medya uyarısı: "Yorum yapanın kimliği belli olacak."

Adalet Bakanı Akın Gürlek, yasa dışı bahis ve uyuşturucuyla mücadelenin ülke genelinde kesintisiz sürdürüleceğini belirterek, "Bu konuda kararlılığımız 81 ilde devam edecek" dedi. Bakan Gürlek, yasa dışı bahis, uyuşturucu, sosyal medya hesaplarına kimlik doğrulaması, FETÖ ile mücadele ve ALO Adalet hattı dahil birçok konuda açıklamalarda bulundu. Suçla mücadelenin tavizsiz ve kesintisiz süreceğini vurgulayan Gürlek, özellikle gençleri hedef alan suç ağlarına karşı yürütülen yasa dışı bahis ve uyuşturucu operasyonlarının 81 ilde kararlılıkla süreceğini söyledi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde yasa dışı bahisle "sonuna kadar" mücadele ettiğini ifade eden Gürlek, "Bu konuda çok büyük operasyonlarımız oldu. Yasa dışı bahis sistemini çözdük. Bu bahis şirketleri sürekli olarak dolandırıcılıkta olduğu gibi yöntem değiştiriyorlar. Yasa dışı bahiste de aynı yöntem takip ediliyor. Ancak bu konuda kararlıyız" dedi. "DOĞRULANMAYAN HESAPLAR İÇİN BTK DEVREYE GİRECEK" Sosyal medya alanında yürütülen düzenleme çalışmalarına da değinen Gürlek, "Sosyal medyayla ilgili bildiğim kadarıyla bir yasa çalışması var. Aile Bakanlığımız ile bu konuda da yakın temas içerisindeyiz ve birlikte bu çalışmamızı yöneteceğiz" diye konuştu. Yasanın Meclis'ten geçmesinin ardından Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun (BTK) devreye gireceğini belirten Gürlek, doğrulanmayan hesaplara süre tanınabileceğini ifade ederek "Yasanın Meclisten geçmesinin ardından devreye BTK girecektir. Söz konusu hesaplara bir süre verilecektir. O süre içerisinde doğrulamalar yapılabilir" diye konuştu. "SOSYAL MEDYADA BİR ŞAHIS YORUM YAPACAKSA KİMLİĞİ BELLİ OLACAK" Kimlik doğrulamanın esas olacağını vurgulayan Gürlek, "Yani sosyal medyada bir şahıs yorum yapacaksa, bir yazı yayınlayacaksa kesinlikle kimliği belli olacak. Kimliği doğrulanmadan sahte hesapla ya da yurt dışından bir fake hesapla bunu yapmayacak" değerlendirmesinde bulundu. Cezai sorumluluk vurgusu yapan Gürlek, "Eğer sosyal medyada şahıs bir açıklama yapıyorsa, bir hedef gösteriyorsa o kişinin kimliği belli olduğu için artık onun da cezai sorumluluğu başlayacak. Bu konuda sosyal medyayla ilgili yasa çalışmasına önem veriyorum" ifadelerini kullandı. "SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK TANIMINI DA DEĞİŞTİRMEK İSTİYORUZ" Son dönemde kamuoyunu meşgul eden ‘suça sürüklenen çocuk' kavramının 12. Yargı Paketi'nde ele alınacağını vurgulayan Bakan Gürlek, "Suça sürüklenen çocukla ilgili 12. Yargı Paketi'ne bir ekleme çalışması yapacağız. Bu konuyu Aile Bakanlığımız ile birlikte istişare halinde olarak yürüteceğiz" diye konuştu. Çalışmaların takvimine ilişkin bilgi veren Gürlek, "Özellikle bu konuda hızlanarak yaza kadar bunu yüce Meclisimize getirmeyi planlıyoruz. Suça sürüklenen çocuk tanımını da değiştirmek istiyoruz. Avrupa'da özellikle suça sürüklenen çocuk tanımında bulunan kişilerin yaşları on. Bu konularda da çalışmalarımızı sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı. "BİZ KESİNLİKLE SOKAK ÇETELERİNE GÖZ AÇTIRMAYACAĞIZ" Suç örgütleri ve sokak çetelerinin kanuni boşluklardan yararlanıp bunu istismar ettiğini vurgulayan Bakan Gürlek, "11'inci Yargı Paketi'nde bu alanda bazı düzenlemeler yapıldı. 12'nci Yargı Paketi hazırlıkları ise devam ediyor" diye konuştu. Atlas ve Minguzzi cinayetleri sonrasında acılı aileleri aradığını anlatan Gürlek, "Çocuk kavramını ele almamız gerekiyor. Ceza hukukumuz bakımından 12-18 yaş aralığındaki çocukların cezai sorumlulukları var. İşte bizim ceza kanunumuzda 12-15 yaş grubu var, bir de 15-18 yaş grubu var. Bunlarla ilgili çalışacağız. Biz kesinlikle sokak çetelerine göz açtırmayacağız" dedi. "FETÖ İLE MÜCADELEYE KARARLILIKLA DEVAM EDECEĞİZ" Konuşmasında terörle mücadelede kararlılık mesajı veren Adalet Bakanı Gürlek, "FETÖ ile mücadeleye kararlılıkla devam edeceğiz. Bu konuda herhangi bir gevşeme asla söz konusu olamaz" dedi. "'ALO ADALET' HATTINI KURACAĞIZ, PİLOT BÖLGE İSTANBUL OLACAK" Vatandaşın yargı kurumlarına erişimini kolaylaştırmak ve yaşadığı sorunlara hızlı çözüm bulabilmesi amacıyla ‘Alo Adalet' hattının kurulacağını vurgulayan Gürlek, pilot uygulamanın İstanbul'da başlatılacağını söyledi. Bakan Gürlek, "Alo Adalet hattını kuracağız. Pilot bölge İstanbul olacak. Vatandaş ya adliyeyi ya da Alo Adalet hattını arayacak. Yapay zekâ destekli bir çalışma yürüteceğiz. Nerede ne eksiklik var ise bununla ilgili yapay zekâdan da destek alarak bu hattın verimli çalışmasını sağlayacağız. Vatandaşlarımız Alo Adalet hattına ulaşacak. Bu telefonla da olabilir, e-maille de olabilir, aynı şekilde CİMER üzerinden de olabilir" diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.