SON DAKİKA
Hava Durumu

#İstiklal Marşı

Söz Bursa - İstiklal Marşı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstiklal Marşı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bursa şehitlerini kalbine gömdü: 18 Mart’ta Hamitler’de karanfil ve dua sesleri Haber

Bursa şehitlerini kalbine gömdü: 18 Mart’ta Hamitler’de karanfil ve dua sesleri

18 Mart 1915 Çanakkale Zaferi'nin 111. yıl dönümünde Bursa'daki asker ve polis şehitleri için şehitlikte tören düzenlendi. Türk milletinin şanlı direnişinin simgesi olan Çanakkale Zaferi her yıl olduğu gibi bu yıl Bursa'da gurur ve minnetle anıldı. Hamitler Kent Mezarlığındaki Şehitlikte yapılan törenlerde asker ve polis şehitlerinin kabirleri tek tek ziyaret edilip karanfil dağıtıldı. Şehitlik anıtına çelenk koyma ile başlayan törenler İstiklal Marşı, saygı duruşu ve saygı atışının ardından şehit kabirlerinin ziyaret edilmesiyle devam etti. Törene Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa Milletvekilleri Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Selçuk Türkoğlu, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mustafa Bozbey, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Ak Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, Bursa İl Jandarma Komutanı İdris Tataroğlu, Bursa İl Emniyet Müdürü Kadir Gökçe ile çok sayıda Çanakkale gazisi ve asker ve polis şehit yakını katıldı. Bursa Valisi Erol Ayyıldız öncülüğünde törenlere katılan protokol tarafından şehit kabristanları tek tek ziyaret edilip karanfil bırakıldı. Şehitler için Kuran'ı Kerim okunup dualar edildi. 2006 yılında Bursa'nın Karacabey ilçesinde yaşanan bir trafik kazasına müdahale ederken bir başka aracın kendisine çarpmasıyla şehit olan polis memuru Ali Demircioğlu'nun eşi Selma Demircioğlu, biri babası gibi polis olan 30 yaşındaki ikiz oğulları ile birlikte eşini kabri başında andı. Şehit polis memurunun engelli oğlu Batuhan Demircioğlu atölyede kendi eliyle yaptığı üzerinde mutlu bayramlar yazan resmi Bursa İl Emniyet Müdürü Kadir Gökçe'ye hediye etti. Bir oğlunu da babası gibi polis olarak yetiştiren Selma Demircioğlu, Çok gururluyum ancak bir o kadar da üzüntülüyüm. Bir oğlum babası gibi polis memuru oldu. Diğer oğlum engelli. Engelli oğlum dün öğretmeni ile birlikte güzel bir çalışma yaptı. Bugün o çalışmayı İl Emniyet Müdürümüz Kadir Gökçe'ye takdim ettik. Çok seviyoruz kendisini Allah razı olsun kendisinden bizi hiç bir zaman unutmuyor. Çok zor günler yaşadık ama bir oğlum da babası gibi polis oldu. Gurur duyuyorum kendisiyle" diye konuştu. Engelli genç Batuhan Demircioğlu'da tek hayalinin bir gün kendi atölyesini açmak olduğunu belirtti. Şehit Komiser İrfan Aydoğan'ın annesi Mediha Aydoğan ise Oğlu vatan uğruna şehit olduğu için gururlu olduğunu belirterek "6 yıldır oldu özlemim hiç bitmedi günden güne daha da çok artıyor. Azalmıyor. Bugünde yeğenleri ile birlikte ziyarete geldik. Allah bütün şehit anne ve babalarına sabır versin. Vatanımız Milletimiz sağolsun" dedi.

Bursa Tabip Odası’ndan sağlıkta dönüşüm eleştirisi: "Bayram değil, direniş!" Haber

Bursa Tabip Odası’ndan sağlıkta dönüşüm eleştirisi: "Bayram değil, direniş!"

Bursa Tabip Odası 14 Mart Tıp Haftası kapsamında düzenlenen Sağlık Hakkı Yürüyüşünü, bu yıl 13 Mart 2026 Cuma günü Bursa’da basın açıklaması, yürüyüş ve çelenk bırakma töreniyle gerçekleştirdi. Saat 12.30’da Setbaşı’nda toplanan hekimler adına açıklamayı Bursa Tabip Odası Başkanı Dr. Kadir Binbaş gerçekleştirdi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından BTO Başkanı Dr. Kadir Binbaş ve Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Necmiye Funda Coşkun, Atatürk Anıtı’na çelenk bıraktılar. Sağlık Hakkı Yürüyüşüne, BTO Başkanı Dr. Kadir Binbaş, BTO Genel Sekteri Dr. Muhsin Güllü, BTO Yönetim Kurulu Üyelerinden Dr. Ferda Firdin, Dr. Deniz Alpan, Dr. Kenan Ergus, Dr. Ertuğrul Mehmetoğlu, TTB Merkez Konseyi üyesi Dr. Güzide Elitez, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, sivil toplum örgütleri, sendika temsilcileri ve çok sayıda hekim katıldı. Dr. Kadir Binbaş ‘ın okuduğu açıklamanın tam metni ise şöyle: Değerli meslektaşlarımız, Değerli sağlık emekçileri, Değerli halkımız, Bugün 14 Mart. Tıbbın, hekimliğin kurucusu, Hipokratın, Galenin yaşadığı topraklarda hekimliğin insan sağlığına adanmış bir meslek olmanın ötesinde, topluma karşı bir sorumluluk olduğunu gösteren bir günün yıldönümünde bir aradayız. 14 Mart 1927’de ülkemizde modern tıp eğitiminin başladığı gündür. Ancak sıradan bir takvim günü değildir. İlk defa, 107 yıl önce, 14 Mart 1919’da İngiliz işgali altındaki İstanbul’da tıbbiyelilerin, tıp öğrencilerinin “Bu ülke bizimdir!” diyerek ayağa kalktığı bir gündür. Bu açıdan 14 Mart; tarihtir, direniştir, sorumluluktur. Tıbbiyeliler o gün yalnızca bir okulun kuruluşunu kutlamadı. Bir şey söylediler: Hekimlik yalnızca hastalık tedavi etmek değildir. Hekimlik aynı zamanda toplumun geleceğine sahip çıkmaktır! İşte biz bugün Ankara’da, o geleneğin mirasçıları olarak buradayız. BUGÜN 14 MART… AMA KUTLAMA YAPMAK ZOR 14 Mart ülkemize özel bir gün. Dünyada böyle bir bayram yok. Yanlızca ülkemizde kutlanan Tıp Bayramı olarak biliniyor, kutlanıyor ama bugün burada bir bayramı kutlamak için toplanmadık. Çünkü bu ülkede sağlık sisteminin hali ne yazık ki gerçek bir kutlamaya izin vermiyor. Ülkemizde sağlık alanında çok ciddi sorunlar yaşanıyor. Yıllardır uygulanan ve adına Sağlıkta Dönüşüm Programı denilen politikalar, sağlığı bir insan hakkı olmaktan çıkarıp alınıp satılan bir meta haline getirdi. Sağlık hizmeti toplumun ihtiyacına göre değil, piyasanın ihtiyaçlarına göre düzenlendi. Koruyucu sağlık hizmetleri geri plana itildi, bölgeye dayalı bütünleşik sağlık hizmeti sunan sağlık ocakları kapatıldı, yerine bireye yönelik tanı tedavi hizmeti sunan Aile Sağlığı Merkezleri açıldı. ASM’ler, kamu hastaneleri işletmelere dönüştürüldü. Kamu kaynakları özel sağlık sektörüne aktarıldı. SONUÇ NE OLDU? Bugün: Hastalar randevu bulamıyor, muayene süreleri birkaç dakikaya sıkıştırılıyor, sağlık çalışanları aşırı iş yükü altında eziliyor, hastalarla hekimler karşı karşıya getiriliyor sağlıkta şiddet sıradanlaşıyor, cepten harcamalar artıyor, parası olan hızla ve nitelikli sağlık hizmetine ulaşırken parası olmayanların basit sağlık sorunları bile aylarca çözülemiyor. Bugün Türkiye’de yıllık hekime başvuru sayısı 1 milyarı aştı, kişi başına 12’yi geçti. Avrupa ortalamasının 2 katı doktora başvuru var. Tek başına bu bile bizim gibi genç nüfuslu bir ülkede sağlığın kötü yönetildiğini gösteriyor. Halkın sağlık hakkı zarar görüyor. Sağlık göstergelerimiz kötüye gidiyor. Türkiye’de doğan bir bebek Avrupa’da benzer gelişmişliğe sahip ülkelerde doğan bir bebekten 3-4 yıl daha kısa yaşıyor. Önlenebilir ölümler OECD ülke ortalamasının üzerinde. Aşıyla önlenebilir hastalıklardan bebekler ölüyor. Bu sistem halkın sağlığını bozmakla kalmıyor hekimleri ve sağlık çalışanlarını da tüketiyor. Bugün hekimler: Aşırı iş yükü altında, güvencesiz koşullarda, şiddet tehdidi altında, gelecek kaygısıyla çalışıyor. Genç hekimler ülkeyi terk etmeyi düşünüyor. Deneyimli hekimler emekli maaşları ile geçinemediğinden emekli olamıyor. Bu kadar yoğun çalışma sürelerine ragmen ne kendilerine ne de hastalara fayda sağlayamadığını düşünen hekimler tükenmişlik yaşıyor, mesleğinden soğuyor. Ama biz biliyoruz ki sorun hekimlerde değil. Sorun sağlık sisteminin kendisindedir. Biz hekimler Hipokrat’tan bu yana binlerce yıldır aynı etik değerlerin mirasçılarıyız. Hekimlik: İnsan yaşamını her şeyin üstünde tutmaktır, hastanın yararını öncelemektir, bilimden ve akıldan sapmamaktır, insan onuruna saygı göstermektir. Toplum için çalışmak bunun için mesleğini en iyi şekilde yapmaktır. Ama bugün uygulanan sağlık politikaları bu iyi hekimlik değerlerini aşındırıyor. Sistem bizleri performans baskısı altında çalışmaya zorluyor. Performansı da yaptığımız işin değeriyle değil sayısıyla ölçüyor. Bugün bir hastaya ne kadar zaman ayrılması gerektiğine hekim değil MHRS karar veriyor. Hekimin bilgisi, iradesi yok sayılıyor, mesleki bağımsızlığımız elimizden alınıyor. Biz buna razı değiliz. Çünkü biliyoruz: Biz biliyoruz ki iyi hekimlik yapılamayan bir sistem iyi bir sağlık sistemi değildir. Ama biz sadece eleştirmiyoruz. Biz sadece sorunları söylemiyoruz. Biz çözüm de sunuyoruz. Biz yıllardır şunu söylüyoruz: Başka bir sağlık sistemi mümkündür. Bu ülkenin bunu sağlayacak yeterli bilgi birikimi vardır. Bu ülkenin yetişmiş ve pandemide gördüğümüz gibi fedakarca çalışan insan gücü, hekimleri, hemşireleri, diş hekimleri sağlık emekçileri vardır. Bu ülkenin kaynakları da vardır. Yeter ki sağlık sistemi piyasa için değil insan için kurulmuş olsun. Sağlık hizmeti bir ticari sektör değil kamusal bir hak olarak bu ülkede yaşayan herkese eşit, ücretsi, ulaşılabilir ve nitelikli olarak verilebilsin. Hekimler ve sağlık çalışanları mesleki bağımsızlıklarını koruyabilsin, gelecek kaygısı olmadan, şiddet korkusu yaşamadan çalışabilsin. Tek kaygımız hastalarımızın sağlığı olsun. Bunun için yapılması gerekenler bellidir: Böyle bir sağlık sistemi için: 1. Sağlıkta özelleştirmeye son verilmelidir. 2. SGK’nın özel hastanelerden hizmet alımı durdurulmalıdır. 3. Sağlık için ayrılan kamusal kaynaklar kamu sağlık sistemi için kullanılmalıdır. 4. Birinci basamak sağlık hizmetleri kamu binalarında verilmeli hem sayıca hem nitelik açısından güçlendirilmelidir. Sevk zinciri kurulmalıdır. 5. Hekim ücretleri performansa göre değil emekliliğe yansıyan tek maaş üzerinden düzenlenmelidir. İnsan onuru ve değeri ile bağdaşacak düzeyde olmalıdır. 6. Hekimlerin hastalarına yeterli süre ayırabileceği çalışma koşulları sağlanmalıdır. 7. Hekimlerin serbest çalışma, kendi emeğinin değerini kendisinin belirlemesi önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. 8. Sağlık sisteminin yönetiminde sağlık çalışanlarının ve toplumun söz hakkı olmalıdır. 9. Geleceğin hekimlerini yetiştiren kurumların alt yapı ve öğretim üyesi eksikleri giderilmeli, tıp eğitiminde de sayı değil nitelik öne çıkarılmalıdır. 10. Sağlıkta şiddeti engellemek üzere bütünlüklü bir program hayata geçirilmeli, öncelikle mecliste bekleyen sağlıkta şiddet yasa tasarısı önerimiz bir an önce gündeme alınmalıdır. Bu mücadele sadece hekimlerin mücadelesi değildir. Bu talepler sadece hekimler, sağlık emekçileri için değildir. Hekimlerin, sağlık emekçilerinin etik ilkeler ve bilimin gerekleri doğrultusunda güvenle sağlık hizmeti sunabildiği bir toplumda insanlarımız sağlıklı ve mutlu olabilir. Bugün Bursa’dan bir kez daha söylüyoruz: Biz,adaletin hakim olduğu,laik,demokratik,barış içinde bir ülkedemesleğimizin ve emeğimizin değerinin bilindiği bir sağlık sistemi istiyoruz. Hekimlerin tükenmediği,sağlık çalışanlarının güvende olduğu,halkın eşit ve nitelikli sağlık hizmetine ulaşabildiği başka bir Türkiye mümkündür. Yaşasın hekimlik onuru. Yaşasın iyi hekimlik değerleri. Yaşasın halkın sağlık hakkı. BURSA TABİP ODASI YÖNETİM KURULU

Palandöken: "İstiklal Marşı Türk Milletinin Hürriyet Destanıdır" Haber

Palandöken: "İstiklal Marşı Türk Milletinin Hürriyet Destanıdır"

Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "İstiklal Marşı Türk milletinin hürriyet destanıdır" dedi. Bağımsızlığımızın ve dimdik ayakta duruşumuzun sembolü olan İstiklal Marşımızın yazılışının 105. Yıl dönümü vesilesiyle yazılı bir açıklama yapan TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Kurtuluş Mücadelesinin ruhunu, milletimizin bağımsızlık aşkını ve sarsılmaz iradesini en güçlü şekilde ifade eden İstiklal Marşımız, aziz milletimizin hürriyet uğruna verdiği destansı mücadelenin en anlamlı sembollerinden biridir. 12 Mart 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen İstiklal Marşımız, milletimizin vatanına olan bağlılığını, bağımsızlık tutkusunu ve hiçbir şart altında esareti kabul etmeyeceğini tüm dünyaya ilan eden eşsiz bir eserdir. Bu anlamlı gün vesilesiyle başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Milli Mücadele’nin tüm kahramanlarını, İstiklal Marşı’nı kaleme alan milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u ve marşımızı besteleyen Osman Zeki Üngör’ü rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. İstiklal Marşı’mızın her dizesinde ifade edildiği gibi, Türk milleti tarih boyunca özgürlüğünden asla vazgeçmemiştir. Aynı inanç ve kararlılıkla bayrağımıza, vatanımıza ve milletimize sahip çıkmaya devam edecek; birlik ve beraberlik içinde geleceğe emin adımlarla yürümeyi sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.

Son alkış duayen için: Haldun Dormen sonsuzluğa uğurlandı Haber

Son alkış duayen için: Haldun Dormen sonsuzluğa uğurlandı

Türk tiyatrosunun duayen ismi Haldun Dormen için Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde tören düzenlendi. 97 yaşında hayatını kaybeden Türk tiyatrosunun usta ismi Haldun Dormen için Harbiye'de bulunan Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde tören düzenlendi. Törene, Kültür ve Turizm Bakanı Yardımcısı Batuhan Mumcu, sanatçı Nevra Serezli, oyuncu Halit Ergenç, seslendirme sanatçısı Göksel Kortay, sanatçı Erol Evgin, tiyatro oyuncusu Murat Ovalı ile çok sayıda sevenleri ve vatandaşlar katıldı. Törende saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın ardından sahnede alkışlar tutuldu. Haldun Dormen anısına hazırlanan bir VTR gösterildi. "TEK BİR ÖMRE ONLARCA ÖMRÜ SIĞDIRMIŞ BİR İNSANDAN BAHSEDİYORUZ" Törende gözyaşlarıyla bir konuşma yapan oyuncu Halit Ergenç, "Çok değerli hocamız, dostumuz, arkadaşımız, yol gösterenimiz Haldun Dormen ile onun kendisini adadığı bu sahneyi hayatımızda son defa paylaşıyoruz. O hepinizin Haldun Dormen'iydi, hepimizin. Herkesin onunla ilgili mutlaka söyleyecek saatleri, anılacak anıları var. Çok özel anları var. Tek bir ömre onlarca ömrü sığdırmış bir insandan bahsediyoruz. Hangimiz ne kadar onun için ne anlatsak azdır ve eksik kalır" şeklinde konuştu. "ONU ANLATMAK İÇİN SAYFALAR DOLUSU KİTAPLAR YAZSANIZ MÜMKÜN DEĞİL" Oyuncu Göksel Kortay da yaptığı konuşmada, tiyatronun ışığının söndüğünü belirterek, "Onu anlatmak için sayfalar dolusu kitaplar yazsanız mümkün değil. Hiç keşkeleri yoktu. En olumsuz olayda bile derhal bir beyaz sayfa açar, ‘evet şekerim şimdi ne yapıyoruz?' derdi. Bir diğer özelliği, paylaşımcılığıydı. Her şeyi paylaşırdı. Yaşamını, evini, sofrasını, yemeğini, tiyatrosunu, bilgilerini, yani paylaşabileceği ne varsa paylaşırdı" dedi. Sanatçı Nevra Serezli de, "Çok üzgünüm geçmişimi, hocamı, yönetmenimi, rol arkadaşımı, yazarımı, dostumu kaybettim. Eğlendiğim, dertleştiğim, fikir aldığım insanı kaybettim. Mutluluğuma sebep olan insanı kaybettim. Ben Metin'in diğer yarısını kaybettim. 13 yıldır büyük acılar çekmiştim. Maalesef şimdi yine aynı acıyı çekiyorum. Hepimizin başı sağ olsun" diye konuştu. Sanatçı Erol Evgin de, "Lise yıllarında Dormen Tiyatrosu'nun müdavimiydim. Her oyuna giderdim, gerçekten müthişti oyunları. Haldun Dormen hayranıydım. Modern Türk Tiyatrosuna katkıları sonsuzdur. Eleştirilerini o kadar zarif, o kadar kibarca dile getiren bir başka kimseyi tanımıyorum. Çok şey öğrendim ondan, sadece sahnede değil, insanlık olarak ta çok şey öğrendim. Sahnede öğrendiğim birçok şeyi sahnelerde bugün kullanıyorum. İnsan olarak da, bir davetin ertesi günü telefon etmeyi Haldun Dormen'den öğrenmiştim. Çok zarif, çok özel bir insandı" dedi. "O KAPSAYICI DAVRANIŞIYLA HEPİMİZİ O TUTKUNUN BİR PARÇASI YAPTI" Haldun Dormen'in oğlu Ömer Dormen ise, "Herkesin Haldun abisi, dostu, hocası ama o benim babam. Kabul ediyorum tiyatro onun önceliğiydi, tutkusuydu ama o tutkuyu herkesi dışarıda bırakarak yaşamadı. O kapsayıcı davranışıyla hepimizi o tutkunun bir parçası yaptı. Dormen ailesi kocaman bir aile oldu. Benim de, çocukluğumdan beri yüzlerce abim, ablam, şimdi de kardeşlerim oldu. Çok kocaman bir aile olduk. O hep üretti. Hastanede 6 ay yattı. 6 ayda iki oyun 1 tane kitap yazdı. Ölene kadar üretmek nedir, hepimize gösterdi. Bu törenin onun ruhuna ve asaletine uygun olması için çok çaba sarf ettik" şeklinde konuştu. EDİRNEKAPI ŞEHİTLİĞİ'NDE TOPRAĞA VERİLECEK Haldun Dormen'in cenazesi, Teşvikiye Camii'nde öğle namazının ardından kılınacak cenaze namazının ardından Edirnekapı Şehitliği Mezarlığı'nda toprağa verilecek.

Bursa tek yürek: Siyaset ve Sivil Toplum Uğur Mumcu anmasında buluştu Haber

Bursa tek yürek: Siyaset ve Sivil Toplum Uğur Mumcu anmasında buluştu

Araştırmacı gazeteci ve yazar Uğur Mumcu, hain bir suikast sonucu katledilişinin 33’üncü yıl dönümünde Bursa’da düzenlenen geniş katılımlı bir törenle anıldı. Setbaşı Köprüsü üzerinde bir araya gelen kitle, Atatürk Anıtı’na kadar sessiz bir yürüyüş gerçekleştirdi. Setbaşı Köprüsü’nden başlayan ve "Uğurlar Olsun" türküsü eşliğinde devam eden yürüyüş, Heykel’deki Atatürk Anıtı önünde son buldu. Demokrasi şehitleri için saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu. Törende Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Bursa Şubesi Başkanı Tayfun Çavuşoğlu tarafından bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Tören kapsamında ayrıca Anadolu Gazeteciler ve Spor Yazarları Derneği (ASGD) Genel Başkanvekili Yüksel Baysal ile Türkiye Spor Yazarları Derneği (TSYD) Bursa Şube Başkanı Mehmet Ali Ekmekçi de birer selamlama konuşması yaparak günün anlam ve önemine değindi. Atatürk Anıtı’na kurumlar adına çelenk sunumu gerçekleştirildi. Katılımcılar, Uğur Mumcu çelenginin çevresini kırmızı karanfillerle donattı. Uğur Mumcu'ya saygı çelengini Gazeteci Günnur Ataokay ile kızı Ada Ataokay birlikte taşıdı. ÇAVUŞOĞLU: "O KALEM YOLUMUZU AYDINLATMAYA DEVAM EDİYOR" Törende konuşan ÇGD Bursa Şube Başkanı Tayfun Çavuşoğlu, Uğur Mumcu’nun gazetecilik mirasına ve vatan sevgisine vurgu yaptı. Çavuşoğlu, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Bugün burada sadece bir kaybı anmıyor, bir fikri selamlıyoruz. Tam 33 yıl önce Ankara’nın o karlı sokağında patlayan bomba, sadece bir bedeni aramızdan aldı; ancak Mumcu’nun kalemi ve gerçekleri hâlâ yolumuzu aydınlatıyor. 'Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz' diyen Mumcu, tarikat-siyaset-ticaret üçgenini yıllar öncesinden deşifre eden korkusuz bir isimdi. Bizler 'Kalpaksız Kuvayı Milliyeciler' olarak, onun ve demokrasi uğruna can veren tüm aydınlarımızın mirasına sahip çıkmaya devam edeceğiz. Biz bu vatanın vicdanıyız. O kalemler yerde kalmayacak. Bu memleket karanlığa teslim olmayacak!" Çavuşoğlu ayrıca; Çetin Emeç, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy, Ahmet Taner Kışlalı, Metin Göktepe, Hrant Dink ve Necip Hablemitoğlu gibi demokrasi şehitlerini de anarak, "Fikirler kurşun geçirmez" mesajını verdi. Anma etkinliğine Bursa siyasetinin ve sivil toplumunun önemli isimleri yoğun ilgi gösterdi. Törene katılanlar arasında; CHP Genel Başkan Yardımcısı Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Bursa Milletvekili Yüksel Selçuk Türkoğlu, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, CHP’li ilçe başkanları, akademik odalar ve çeşitli sivil toplum örgütü temsilcileri ve gazeteciler yer aldı.

Haham Shapiro’dan Siyonizm eleştirisi: “Siyasi bir ideoloji” Haber

Haham Shapiro’dan Siyonizm eleştirisi: “Siyasi bir ideoloji”

Anti-siyonist Haham Yaakov Shapiro, İsrail'in gerçekleştirdiği eylemler, Yahudiliğin geleneksel değer sistemini reddetmek üzere tasarlanmış, siyasi bir ideoloji ve değerler bütünü olan Siyonizm'in sonucu olduğunu söyledi. Uluslararası Noel Baba Barış Konseyi'nin bu yıl İznik'te düzenlediği 'Dünya Barışına Çağı Etkinlikleri'nde bu yıl ilan edilen '31. Barış Ödülü'ne layık bulunan Yahudi Haham Yaakov Shapiro, İsrail Devleti'nin gerçekleştirdiği eylemlerle Yahudiliğin geleneksel değer sistemini reddettiğini söyledi. Anti-siyonist Haham Yaakov Shapiro'nun mesajını, Papa Leo ve Fener Rum Kilisesi Başpapazının geçen ay 'Hristiyan Birliği' adına İznik'te gerçekleştirdiği '1. Konsilin 1700. yıl ortak ayinine' tepki göstermek amacıyla etkinliklerini İznik'te düzenleyen Uluslararası Noel Baba Barış Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Muammer Karabulut tarafından okundu. ABD'de yaşayan Haham Yaakov Shapiro, Türk tarihinin iki önemli devleti Selçuklu ve Osmanlı'ya başkentlik yapan İznik'e gelmeyi çok istediğini ancak şartlarının buna imkân vermediğini, ödülün kendisi için büyük bir onur olduğunu belirterek şu mesajı verdi; "İsrail'in gerek içerde gerek dışarda, ulusal ve uluslararası alanda gerçekleştirdiği eylemler, Yahudiliğin geleneksel değer sistemini reddetmek üzere tasarlanmış, siyasi bir ideoloji ve değerler bütünü olan Siyonizm'in sonucudur. Yahudilik şunu öğretir, Güçlü olan kimdir? Nefsine hâkim olandır. Bilge olan kimdir? Herkesten öğrenendir. Onurlu olan kimdir? Başkalarına saygı gösterendir. Siyonizm ise, kurucu babalarından biri olan Vladimir Jabotinsky'nin kendi ifadeleriyle, Yahudilerde bulunan tüm karakter özelliklerinin tam tersini savunmak üzere tasarlanmıştır. Bu ödülün bir hahama verilmesi, Yahudiliğin manevi ve uyumlu yollarına dönüşün, Siyonizm'i terk etmekten geçtiğini vurgulamaktadır. Bu onur için teşekkür ederim." Uluslararası Noel Baba Barış Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Muammer Karabulut da Roma İmparatoru Konstantin'in, '325 yılında İznik Konsilini neden topladığı?' ve '1700 yıl önce nelerin yaşandığına ?' ilişkin düzenlenen konferansın açılışında şunları söyledi; "Haham Yaakov Shapiro'nun Siyonizm'in artık dünya barışının önündeki en büyük engel ve putperestlik olduğunu uzun zamandır görerek uyarması, Siyonistlerin kimlik hırsızlığı ile Yahudiliği kullanarak, İsrail'i var ettiğini ve Siyonizm'i tehlike olarak göstermesi, Siyonizm'e karşı, Yahudiler ile İsrail'in birbirinden ayrı tutulması gerektiğini, mevcut Filistin halkıyla barış içinde bir arada yaşamanın tarihi bir miras olduğunu ifade etmesi etkili oldu." Uluslararası Noel Baba Barış Konseyi'nin bu yıl İznik'te düzenlediği ve açılışı; Papa ve Fener Rum Papazı'nın ortak ayin yaptığı Göl Bazilikasında mehteranın "İstiklal Marşı ve Harbiye Marşı"yla yapılan 3 günlük etkinlik arama konferansıyla sona erdi. Anadolu'nun 7 bin yıllık Türk yurdu olduğu, Türk Milletinin mülkiyetiyle birlikte vatan coğrafyasının ezeli ve ebedi egemeni olduğu, Türk Yurdundaki bütün tarihi ve kültürel mirasın tek sahibinin de Türk milleti olduğu vurgusunun yapıldığı "1700 Önce 1700 Sonra İznik" arama konferansının sonuç beyannâmenin önümüzdeki günlerde yayınlanacak.

Bursa'da Sarıkamış şehitleri dualarla yâd edildi Haber

Bursa'da Sarıkamış şehitleri dualarla yâd edildi

Sarıkamış Harekâtı’nın 111. yıl dönümü çerçevesince Bursa İl Millî Eğitim Müdürlüğü koordinesinde düzenlenen programda şehitler dualarla yâd edildi. Sarıkamış Harekâtı sırasında Allahuekber Dağları’nda şehit düşen kahraman askerleri için Tayyare Kültür Merkezinde anma programı düzenlendi. Program, protokol üyeleri ve konukların "Cesaretin Adı Sarıkamış" konulu resim sergisini gezmesiyle başladı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından, harekâtın 111. yılı anısına okunan 111 hatim için dua edildi. Duygu dolu anların yaşandığı program, Çınar Anadolu Lisesi öğrencileri tarafından sahnelenen "Cesaretin Adı Sarıkamış" adlı gösterinin ardından sona erdi. Çınar Anadolu Lisesi Okul Müdürü Ahmet Maman, Sarıkamış’ın sadece bir hüzün değil, aynı zamanda bir destan olduğunu vurguladı. Maman konuşmasında, Mehmetçiğin vatan uğruna gösterdiği fedakârlığa dikkat çekerek şunları söyledi; "111 yıl önce Sarıkamış'ta yaşananlar, doğaya karşı verilmiş trajik bir mücadele olmanın ötesinde, milletimizin vicdanına kazınmış eşsiz bir direniş destanıdır. Karın bile donduramadığı bu fedakârlık karşısında bugün bizler, şehitlerimizin bıraktığı kutsal emanete ebediyen sahip çıkacağımıza söz veriyoruz." Bursa İl Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından organize edilen ve Çınar Anadolu Lisesi tarafından hazırlanan programa; Bursa Vali Yardımcısı Kadir Sertel Otcu, Bursa İl Millî Eğitim Müdürü Gürhan Çokgezer, Çınar Anadolu Lisesi Okul Müdürü Ahmet Maman, eğitim yöneticileri, öğretmenler, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Bursa’dan genç yetenekler, Almanya’da göz doldurdu Haber

Bursa’dan genç yetenekler, Almanya’da göz doldurdu

Almanya’nın Meckenbeuren kentinde 25 Ekim-2 Kasım 2025 tarihleri arasında düzenlenen Uluslararası Gençlik Senfoni Orkestrası etkinliğinde, Türkiye’yi temsilen Bursa Zeki Müren Güzel Sanatlar Lisesi öğrencileri, ayakta alkışlandı. Dört ülkeden genç sanatçıların katılımıyla gerçekleşen ve 100 kişilik dev orkestra ile 100 kişilik koronun sahne aldığı bu büyük organizasyonda, Türk öğrenciler yetenekleriyle sahnenin en dikkat çeken isimleri oldu. Etkinliğin sanat direktörlüğü ve organizasyon koordinasyonu Mehtap Keşan Akdoğan tarafından yürütülürken, Türkiye ekibi tüm performanslarında sahne enerjisi, disiplin ve uyumuyla büyük takdir topladı. Konserler iki gün üst üste sahnelendi ve her iki konser de salonu dolduran yüzlerce izleyici tarafından dakikalarca ayakta alkışlandı. Provaların 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’na denk gelmesiyle birlikte, Türk öğrencilerin teklifi ve diğer ülke müzisyenlerinin desteğiyle İstiklal Marşı, senfoni orkestrası eşliğinde çalındı ve söylendi. Farklı ülkelerden gelen gençlerin de Türk öğrencilerine eşlik etmesi, salonda duygu dolu anlar yaşattı. Konserlerde seslendirilen eserlerden biri de dünyaca ünlü besteci Karl Jenkins’in "The Armed Man" (Silahlı Adam) adlı çalışmasıydı. Savaşın yıkıcılığına karşı barışın yüceliğini anlatan bu eser, farklı inanç ve kültürlerin bir arada yaşayabileceği umudunu güçlü biçimde vurguladı. Bursa Zeki Müren Güzel Sanatlar Lisesi Müdürü Remzi Ayaz, konser sonrası yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; "Bu proje yalnızca bir müzik çalışması değil, sanatın evrensel gücünü ve Türk gençliğinin dünyadaki karşılığını gösteren bir sahne oldu. Biz, yetenek ihraç eden bir milletiz. Gençlerimiz sanatta da Avrupa’nın çok üzerinde bir seviyeye sahip. Bugün burada izlediğimiz şey, bunun en canlı ispatıdır. Öğrencilerin yalnızca performanslarıyla değil, görgüleri, duruşları ve sahne disiplinleriyle de örnek oldu. Bizim çocuklarımız hazır, dünya da bunu görmeye hazır." Etkinliğin sanat koordinatörü Mehtap Keşan Akdoğan, Türkiye’den sadece bir okulun davet edilmesinin tesadüf olmadığını belirterek, "Bu kadro, Türkiye’nin sanattaki potansiyelinin bir vitrini. Bu sahnede yer almak değil, sahnenin seviyesini yükseltmek önemliydi. Gençler bunu başardı" dedi.

'Cumhuriyetin Işığı' temasıyla Cumhuriyet kutlaması Haber

'Cumhuriyetin Işığı' temasıyla Cumhuriyet kutlaması

Öğrencilerin 'Cumhuriyetin Işığı' temasıyla gerçekleştirdiği kutlamalar, büyük beğeni topladı. Cumhuriyet Bayramı klasiği haline gelen Cumhuriyet Resepsiyonu ile başlayan Şahinkaya 29 Ekim kutlamaları, öğrenciler, davetliler ve velilerin katılımıyla her anı belleklerde iz bırakan, destansı bir geceye dönüştü. Şahinkayalı öğrencilerin büyük bir özenle hazırladığı 'Karanlıktan Aydınlığa Cumhuriyetin Sonsuz Işığı' adlı program, Atatürk ve silah arkadaşları adına yapılan saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Şahinkaya öğrencileri sahneledikleri tiyatro, oratoryo ve koro performansları ile izleyicilerden büyük alkış aldı. 11. sınıf öğrencileri, Cumhuriyet’in doğuşunu, karanlıktan aydınlığa geçişi ve Atatürk’ün liderliğinde yeniden doğuşu etkileyici bir anlatımla sahneye taşıdı. Ortaokul oratoryo grubu Cumhuriyet’in kuruluş sürecini anlatırken, koro öğrencileri seslendirdikleri marşlarla sahneye duygusal bir derinlik kattı. Baştan sona tek nefeste izlenen gösteri, sanatla harmanlanmış güçlü bir Cumhuriyet vurgusu sundu. Şahinkaya Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkan Vekili Dilay Şahinkaya, bir ulusun iradesiyle geleceğini çizdiği Cumhuriyet ateşine vurgu yaparken, "Cumhuriyet, günümüzü, gecemizi, geçmişimizi ve geleceğimizi özgürlüklerle, demokrasiyle, devrimlerle aydınlatan bir ışıktır. 22 yıldır bu ışığın izinde Atatürk’ün ilkelerine, devrimlerine, çağdaş fikirlere inanarak yürüyoruz. Bu gece, bir kez daha o inancın, o ışığın, o umudun sahnesindeyiz. Cumhuriyetimizin 102. yılı kutlu olsun" diye konuştu. Cumhuriyet coşkusu yalnızca sahnede değil, kampüslerde de yankılandı. Anaokulu, ilkokul ve ortaokul öğrencileri, bando takımı eşliğinde düzenledikleri Cumhuriyet Korteji ile hem kampüsü hem sokakları renklendirdi. Kortej sonrası Merkez Kampüs’te düzenlenen törende öğrenciler, seslendirdikleri marşlar ve sergiledikleri zeybek dansı ile izleyenleri büyüledi. Atatürk’ün ilke ve inkılaplarının ışığında ilerleyen Şahinkayalılar, coşkulu kortejleriyle Cumhuriyet ruhunu bir kez daha gururla yaşattı. Şahinkaya Ortaokul Korosu ise Ergin Concept sahnesinde gerçekleşen 29 Ekim kutlamalarının açılışını seslendirdiği marşlarla yaptı ve izleyenlere unutulmaz anlar yaşattı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.