SON DAKİKA
Hava Durumu

#Icra Takibi

Söz Bursa - Icra Takibi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Icra Takibi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Emsal karar çıktı: Kiracı evi boyatmak zorunda mı? İşte yanıtı... Haber

Emsal karar çıktı: Kiracı evi boyatmak zorunda mı? İşte yanıtı...

Fahiş kira artışlarından, tahliye taleplerine kadar birçok derdi olan kiracının belini evden çıkarken daireyi boyatmak zorunda olması da büküyor. Ev sahibinin daireyi yeni boyanmış teslim etmiş olabileceğine dikkat çeken hukukçular; ev sahiplerinin o meşhur ‘Evi nasıl aldıysan öyle bırak' sözünün artık tarih olduğunu dile getiriyor. Kiracıların evi boşaltırken boya ve badana yapmak zorunda olup olmadığı tartışması Yargıtay'ın emsal kararıyla ayrı bir boyut kazandı. Kiracı - ev sahibi ilişkisinde bir dönemin kapandığına dikkat çeken Bursa Barosu avukatlarından Selman Nuri Kaya, evi yeni boyanmış teslim alan kiracının yıllar sonra daireden çıkarken ‘Boya-badana yap da öyle çık' talebiyle karşılaşabildiğini söyledi. Kiracının evi boyatmak zorunda olmadığını savunan Avukat Kaya, hatta kira sözleşmesinde ‘Boyanarak teslim edilecektir.' yazılmış olmasının bile yasal dayanak oluşturmayacağını dile getirdi. Ev sahibinin hor kullanma (kötü kullanım) kanıtlayamadığı sürece boya bahanesiyle depozitodan para kesemeyeceğini vurguladı. Haksız kesinti yapılması durumunda E-Devlet Kapısı üzerinden veya doğrudan icra takibi başlatarak depozitonuzun iadesini yasal yollarla talep edilebileceğini anlatan Avukat Selman Nuri Kaya, şu uyarılarda bulundu; "Eğer duvarlara bilerek zarar vermediyseniz (çizme, hor kullanma yoksa) sadece yılların getirdiği olağan eskime solma veya tavan kirlenmesi yaşandıysa bu kiracının sorumluluğunda değildir. Doğal kullanım sonucu ortaya çıkan bu tür tadilat ve boya masrafları tamamen ev sahibine aittir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi de verdiği emsal kararında sözleşmede yer alsa dahi boya badananın zorunluluk teşkil edilmediği belirtilmiştir. Kiracının sorumluluklarının sınırları, Türk Borçlar Kanunu'nun 334. maddesi ile çizilmiştir. Bu maddeye göre kiracı, taşınmazdaki olağan kullanım kaynaklı aşınma ve bozulmalardan sorumlu tutulamaz. Örneğin, duvar boyalarının zamanla solması, küçük çiziklerin oluşması veya parkelerin renginin matlaşması gibi durumlar, kiracının doğal sorumluluk alanının dışında değerlendirilir. Bu kapsamda, tahliye sırasında kiracının taşınmazı boyatma zorunluluğu bulunmamaktadır." YARGITAY NE DİYOR Öte yandan Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin içtihat kararında şöyle denildi; "Depozito bedeli alınmış olup, tahliye sırasında kiracının mecuru borçsuz ve hasarsız tahliye ederek boş, temiz, boyalı ve bakımlı bir şekilde teslim edilmesi şartıyla depozitonun kiracıya aynen iade edileceği belirtilmiştir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu 316. maddesi hükmü uyarınca kiracı kiralananı tam bir özenle kullanmak ve aynı Kanunun 334. maddesi gereğince sözleşme sonunda aldığı hali ile kiralayana teslim etmekle yükümlüdür. Ancak, kiracı sözleşmeye uygun kullanma dolayısıyla oluşan eskime ve bozulmalardan sorumlu olmayıp münhasıran kötü kullanım nedeniyle oluşan zarar ve hasardan sorumludur' denilmektedir. O halde eğer mecuru özenle kullandıysanız evi boşaltırken boya ve badana yapma zorunluluğunuz bulunmamaktadır. O halde eğer mecuru özenle kullandıysanız evi boşaltırken boya ve badana yapma zorunluluğunuz bulunmamaktadır."

Kirasını elden veren yandı: 7 bin TL'den başlayan cezalar yolda Haber

Kirasını elden veren yandı: 7 bin TL'den başlayan cezalar yolda

Kira sözleşmesinde adı geçmeyen birine yapılan ödemeler kiracıyı bir anda kapı önüne koyabiliyor. Hukukçular; eş, çocuk veya üçüncü kişilere yapılan ödemelerin kiracı borçtan kurtarmayacağını ve tahliye riskini doğurabileceğine dikkat çekiyor. Mülk sahiplerinin masum sebeplerle kira bedelini sözleşmede yer almayan üçüncü kişiye yatırılmasını istemesi kiracıların başına dert açıyor. Hukukçular; kira ödemesinin sözleşmede adı geçen ev sahibi (kiraya veren) dışında başkasının hesabına yapılmasının, hukuki olarak borcu sonlandırmayacağına ve kiracıyı tahliye riskiyle karşı karşıya bırakabileceğine vurgu yapıyor. Kirayı elden verme cezasının 2024’te Gelir Vergisi Genel Tebliği ile hukuka girdiğini belirten Bursa Barosu avukatlarından Ahmet Muaz Gezgin, düzenlemeyle kira ödemelerinin banka veya posta aracılığıyla yapılması zorunlu hale getirildiğini hatırlattı. Kira ödemelerini elden yapan, hem kiracılar hem de ev sahipleri için ciddi cezalar olduğuna anlatan Avukat Gezgin, kirayı elden verilmesi durumunda, kira bedelinin yüzde 10’u miktarında ceza kesildiğini ifade etti. Avukat Gezgin; "Birinci sınıf tüccarlar ve serbest meslek erbabı için en az 28 bin TL ceza kesilir. İkinci sınıf tüccarlar, defter tutan çiftçiler ve kazancı basit usulde tespit edilenler için en az 14 bin TL ceza uygulanır. Diğer mükellefler için ise en az 7.000 TL ceza kesilir. " dedi. Mağdur olmamak için bu uyarılara kulak verin Eş, çocuk veya üçüncü kişilere yapılan ödemelerin kiracıyı hukuki sorumluluktan kurtarmayacağını belirten Avukat Ahmet Muaz Gezgin,, başkasına yapılan kira ödemesinde dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıraladı: "Ev sahibinin eşi, çocuğu veya yakınına ödeme yapılacaksa, bu durum mutlaka yazılı bir belge veya sözleşme eki ile kanıtlanabilir olmalıdır. Banka havalesinde ödemi dönemi ay ve yıl olarak net olarak yazılmalı. En güvenli yol, kiranın doğrudan sözleşmedeki mülk sahibinin IBAN (Uluslararası Banka Hesap Numarası) numarasına yatırılmasıdır. Ödemenin üçüncü kişiye yapılması, ev sahibi tarafından kira ödenmedi gerekçesiyle icra takibi ve tahliye davası açılmasına neden olabilir."

Milyonlarca emekliyi yakından ilgilendiriyor: Maaş haczinde 'Aynı Gün' engeli Haber

Milyonlarca emekliyi yakından ilgilendiriyor: Maaş haczinde 'Aynı Gün' engeli

Yargıtay, alacaklı tarafından borçlu kişi hakkında başlatılan icra takibinde borçlu kişinin aynı günde aynı dilekçede hem borcu kabul edip hem de "Mallarım üzerine haciz koyabilirsiniz" şeklindeki iznini geçersiz saydı. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu gerekçe olarak hukukta haczin ancak takip kesinleştikten sonra yapılabileceğini, önce takibin kesinleşeceğini, sonra haczin talep edileceğini, eğer ikisi aynı anda yapılırsa, 'önceden verilmiş izin' gibi görüldüğü için geçerli olmadığını belirtti. İHA muhabirinin İçtihat Bülteni Uygulaması'ndan edindiği bilgiye göre, borçlu vekili; alacaklı tarafından müvekkili aleyhine icra takibi yapıldığını ve ödeme emrinin tebliğe çıkarıldığını, müvekkilinin haciz korkusuyla PTT şubesine giderek tebligatı elden aldığını, aynı gün icra müdürlüğüne verdiği dilekçeyle yasal sürelerden feragat ederek emekli maaşının tamamının haczedilmesine muvafakat ettiğini ancak bu muvafakatin geçersiz olduğunu belirterek haczin kaldırılmasını talep etti. Davalı ise şikâyetin reddini talep etti. İLK DERECE MAHKEMESİ, TALEBİ KABUL ETTİ İlk derece mahkemesi, somut olayda muvafakat tarihinde takibin henüz kesinleşmediği, bu şekilde takip kesinleşmeden emekli maaşından kesinti yapılmasına yönelik muvafakatin geçerli olmayacağı gerekçesiyle şikâyetin kabulüne emekli maaşı üzerine konulan haczin kaldırılmasına karar verdi. Karara karşı, davalı alacaklı vekili istinaf başvurusunda bulundu. Bölge Adliye Mahkemesi istinaf talebini kabul etti ve 'maaşa haciz konulabilir' dedi. Bölge Adliye Mahkemesi, borçlunun Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan aldığı maaşının tamamına haciz konulmasına muvafakat ettiğini bildirdiği, borçlunun ödeme emri tebliğinden sonra lehine işleyecek sürelerden feragatinin sonuç doğuracağı, bu hâliyle hakkındaki takibin kesinleşmesinden sonra verdiği muvafakat beyanının geçerli olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle şikâyetin reddine karar verdi. Karara karşı, davacı borçlu vekili temyiz isteminde bulundu. YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ, BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ'NİN HÜKMÜNÜ BOZDU Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, aynı dilekçe ile borcun kabul edilerek hacze muvafakat edilmesinin, takibin kesinleşmesi ile aynı anda olduğundan, bir diğer ifade ile takibin kesinleşmesinden sonra olmadığından geçersiz olduğundan bahisle Bölge Adliye Mahkemesi hükmünü bozdu. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARINDA DİRENDİ Bölge Adliye Mahkemesi, önceki karar gerekçesinin yanında borçlunun hacze ilişkin muvafakati ile takibin kesinleşmesinin aynı anda olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verdi. Direnme kararına karşı süresi içinde borçlu vekili temyiz isteminde bulundu ve dosya Yargıtay Hukuk Genel Kurulu gündemine taşındı. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU: "BORÇLU TARAFINDAN AYNI DİLEKÇE İLE BORCUN KABUL EDİLEREK HACZE MUVAFAKAT EDİLMESİ, TAKİBİN KESİNLEŞMESİYLE AYNI TARİHTE OLDUĞUNDAN GEÇERSİZDİR" 25 üyeyle toplanan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, konuya ilişkin son noktayı koydu. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, borçlu tarafından aynı dilekçe ile borcun kabul edilerek hacze muvafakat edilmesi, takibin kesinleşmesiyle aynı tarihte olduğundan haciz için verilen muvafakat geçersizdir diyerek emekli maaşına konulan haczin geçersiz olduğuna karar vererek konuya ilişkin son noktayı koydu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.