SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ifade

Söz Bursa - Ifade haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ifade haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Rasim Ozan Kütahyalı'nın ifadesi ortaya çıktı: "Borçları çevirmek için yaptım" Haber

Rasim Ozan Kütahyalı'nın ifadesi ortaya çıktı: "Borçları çevirmek için yaptım"

Adana merkezli yasa dışı bahis ve kara para aklama operasyonunda gözaltına alınan gazeteci Rasim Ozan Kütahyalı'nın emniyette verdiği ifade ortaya çıktı. Kredi kartı borçlarını çevirebilmek için PERPA'daki bazı kişilerle çalıştığını söyleyen Kütahyalı, hamile eşi ve ikiz kızlarının yaşadığı psikolojik yıkımı anlatarak, suçlamaları kabul etmediğini söyledi. Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nde yaklaşık 4 saat ifade veren gazeteci Rasim Ozan Kütahyalı'ya etkin pişmanlık hükümlerinin anlatıldığı öğrenildi. Kütahyalı'nın ise örgüt üyesi olmadığını savunarak, etkin pişmanlıktan yararlanmak istemediğini söylediği öğrenildi. İfadesinde operasyonun doğru olduğunu düşündüğünü belirten Kütahyalı, "Bütün bildiklerimi ve yaşadıklarımı anlatacağım. Nezarette kaldığım şahıslarla yaptığım görüşmeler sonucunda bu operasyonun çok doğru ve isabetli bir karar olduğunu düşünüyorum" dedi. MAL VARLIĞI VE BANKA HESAPLARI SORULDU Emniyetteki sorgusunda mal varlığına ilişkin soruları da yanıtlayan Kütahyalı, üzerine kayıtlı çeşitli araçlar bulunduğunu, İstanbul Sarıyer'de bir daire, Üsküdar Çengelköy'de yüzde 50 hisseli dubleks konut ve İzmir'de bir apartman dairesinin bulunduğunu belirtti. Kütahyalı, çok sayıda bankada hesabı olduğunu ancak bunları rutin bankacılık işlemleri için kullandığını, kripto para borsalarında ise hesabı olmadığını söyleyerek, "Bu işlemlere tamamen yabancıyım" dedi. Soruşturma kapsamında dosyada yer alan yüzlerce ismin kendisine okunduğu belirtilen Kütahyalı, listede yalnızca B.Ö.'yü tanıdığını, onun da yakın arkadaşının oğlu olduğunu, diğer isimlerle bağlantısı olmadığını savundu. MASAK RAPORLARINDA MİLYONLUK PARA TRANSFERLERİ Soruşturmanın en dikkat çekici bölümlerinden birinin MASAK raporları olduğu belirtildi. Raporlarda yasa dışı bahis organizasyonlarında kullanıldığı değerlendirilen bazı hesaplardan Kütahyalı'nın hesaplarına milyonlarca liralık transfer yapıldığı ifade edildi. Özellikle B.E. isimli şüpheliyle bağlantılı hesaplardan toplam 4 milyon 684 bin lira aktarıldığının tespit edildiği kaydedildi. Ayrıca M.G., G.Y., A.Y.T., L.B. ve B.A. isimli kişilerden gelen para hareketlerinin de dosyada yer aldığı, toplam işlem hacminin 17 milyon lirayı geçtiğinin değerlendirildiği belirtildi. Kütahyalı ise, söz konusu para hareketlerini ekonomik sıkıntılar nedeniyle yaptığını savundu. 2017-2020 yılları arasında televizyon ekranlarından uzak kaldığını ve gelirinin ciddi şekilde düştüğünü belirten Kütahyalı, kredi kartı borçlarını çevirebilmek için İstanbul PERPA'daki bazı finans çevreleriyle çalıştığını söyledi. İfadesinde kredi kartlarından nakit elde etmek amacıyla bazı esnaflarla çalıştığını anlatan Kütahyalı, "Kredi kartımdan para çekiliyor, komisyon düşülerek hesabıma aktarılıyordu. Gelen para bana ait paraydı. Kesinlikle başka kişilere veya ödeme kuruluşlarına ait değildi. Çok sayıda işlem yapıldığı için rakam yüksek görünmektedir" dedi. ELEKTRONİK ÖDEME KURULUŞLARI ÜZERİNDEN 35 MİLYON LİRALIK HAREKET MASAK analizlerinde Kütahyalı'nın hesaplarına çeşitli elektronik ödeme kuruluşları üzerinden toplam 35 milyon 201 bin lira giriş yapıldığının belirlendiği ifade edildi. Sipay, Elekse, FZYPay, Birleşik Ödeme ve Paladyum Elektronik Para üzerinden 192 işlem gerçekleştirildiğinin raporlara yansıdığı öğrenildi. Kütahyalı ifadesinde, söz konusu işlemlerin kredi kartı borçlarını çevirmek amacıyla yapılan işlemler olduğunu savunarak, "Bu ödeme kuruluşlarını tanımıyorum. Bu kuruluşların ne iş yaptığını nezarethanede diğer şüphelilerden öğrendim" dedi. 46 MİLYON LİRALIK PARA TRAFİĞİ Dosyada en dikkat çeken başlıklardan birinin de B.Ö. ile olan yüksek hacimli para trafiği olduğu belirtildi. MASAK raporlarına göre Kütahyalı ile B.Ö. arasında yaklaşık 46 milyon liralık işlem hacmi bulunduğu ifade edildi. Ayrıca Ç.Ö., Ş.K., P.A. ve bazı yakın akrabalarıyla da yoğun para hareketlerinin tespit edildiği öğrenildi. Kütahyalı ise bu transferlerin yatırım amaçlı olduğunu savundu. Yakın arkadaşının yönlendirmesiyle kur korumalı mevduat ve ticari kredi sistemi üzerinden yatırım yaptığını anlatan Kütahyalı, arkadaşına güvendiği için para transferi gerçekleştirdiğini söyledi. Annesi Ş.K. ile yapılan transferlerin aile içi para hareketleri olduğunu belirten Kütahyalı, eşi P.A.'ya yapılan para transferlerinin de ailevi nedenlerden kaynaklandığını ifade etti. U.Z.'ye gönderilen paraların ise Maltepe'deki ev satışına ilişkin olduğunu söyleyen Kütahyalı, yeğeni S.Ö. adına hesap açtırdığını kabul ederek, bunu ise bir bankanın yüksek faiz kampanyasından yararlanmak amacıyla yaptığını söyledi. "BAHİS OYNAMADIM" SAVUNMASI İfade dosyasında L.B., Atlantik Global Bilişim, Paladyum Elektronik Para ve çeşitli yazılım şirketleriyle yapılan milyonlarca liralık transferlerin de yer aldığı belirtildi. Bazı transferlerin "elektronik ürün bedeli", "cari hesap" ve "üye işyeri çekimi" açıklamalarıyla gerçekleştirildiği ifade edildi. Soruşturma dosyasında ayrıca yasa dışı bahis organizasyonlarının kullandığı öne sürülen panel sistemlerine ilişkin teknik analizlerin de bulunduğu öğrenildi. Emniyet birimlerinin suç örgütünün elektronik ödeme kuruluşları, sanal POS sistemleri ve paravan şirketler aracılığıyla kara para aklama ağı kurulduğunu değerlendirdiği belirtildi. Kütahyalı'nın ise ifadesinin tamamında suç örgütüyle bağlantısı olmadığını savunduğu kaydedildi. Kredi kartlarından nakit elde etmek amacıyla bazı kişilerle çalıştığını anlatan Kütahyalı, "Ben sadece hesabıma yatması gereken parayla ilgilendim. Kimden geldiğine bakmadım" dedi. Hayatı boyunca resmi ya da gayriresmi hiçbir bahis oynamadığını savunan Kütahyalı, "Tüm hayatım araştırılsın, bahis ve kumarın izine rastlanmaz" ifadelerini kullandı. İfadesinin devamında hamile eşi ve 12 yaşındaki ikiz kızlarının süreç nedeniyle psikolojik olarak yıprandığını söyleyen Kütahyalı, "Hayatta hatalarım oldu ama gözaltına alınmama neden olan suçlamaların hiçbirini işlemedim" dedi. Kütahyalı, eşinin düşük yapabileceğini söyleyerek serbest bırakılmasını talep etti.

"Mesajlar yapay zeka ürünü": Tanju Özcan hakkındaki suçlamaları reddederek 'Kumpas' dedi Haber

"Mesajlar yapay zeka ürünü": Tanju Özcan hakkındaki suçlamaları reddederek 'Kumpas' dedi

İçişleri Bakanlığı tarafından Bolu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan ve farklı bir dosyadan tutuklu bulunan Tanju Özcan'ın hem müşteki hem de sanık sıfatıyla yargılandığı şantaj davasındaki ifadesi ortaya çıktı. Basına kapalı gerçekleştirilen ikinci celsede SEGBİS aracılığıyla savunma yapan Özcan, hakkındaki suçlamaları reddederek, "Müşteki ile aramda 2024 yılından bu yana birkaç defa mesajlaşmalar gerçekleşmiştir. Mesajlaşmalarda TCK'ya aykırı bir suç yoktur ancak eşime karşı bir özür borcum vardır" dedi. Geçtiğimiz şubat ayında Tanju Özcan'ın Mehmet Eren Akgüney hakkında şantaj iddiasıyla bulunduğu suç duyurusu üzerine başlatılan soruşturmada 13 sayfalık iddianame, Bolu 6'ncı Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. 28 Şubat'ta Akgüney gözaltına alınıp tutuklanırken, Tanju Özcan da farklı bir dosya olan "icbar suretiyle irtikap" kapsamında tutuklanarak cezaevine gönderildi. Hazırlanan iddianamede, Özcan'ın belediye personeli Öznur Ç.'ye gönderdiği mesajların kadının eski sevgilisi Mehmet Eren Akgüney'in eline geçtiği; Akgüney'in bu mesajlar karşılığında Özcan'dan 20 milyon lira, lüks otomobil ve oto yıkama tesisi talep ettiği belirtildi. Şantaja aracılık ettikleri iddiasıyla Boluspor Kulüp Başkanı Erdal Bayrak ve CHP'li Belediye Meclis Üyesi Hüseyin Ekrem Serin de dosyada yer aldı. Aynı dosyada Öznur Ç.’ye yönelik eylemleri ve makam odasındaki sözleri nedeniyle Tanju Özcan’ın da "şantaj" suçundan 3 yıla kadar hapsi isteniyor. DURUŞMA BASINA KAPALI GERÇEKLEŞTİ Bolu 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nde gizlilik kararı olmamasına rağmen hakimin talimatıyla basına kapalı görülen davanın ikinci duruşmasında Tanju Özcan'ın verdiği ifade ortaya çıktı. Farklı bir dosyadan tutuklu bulunduğu cezaevinden SEGBİS sistemiyle duruşmaya katılan Özcan, savunmasında kendisine yönelik ortaya atılan iddiaları siyasi kumpas olarak değerlendirirken, Öznur Ç. ile mesajlaşmalarının yapay zeka ile üretildiğini öne sürdü. Tanju Özcan, yaşanan durumlardan dolayı eşine özür borçlu oluğunu da ifade etti. "DÜNYADA İLK KEZ YAŞANAN HUKUKİ SÜREÇ" Sürecin başında şantaj suçlamasıyla bizzat kendisinin suç duyurusunda bulunduğunu söyleyen Özcan, "Şu ana kadar şantaj suçundan suç duyurusunda bulunan müştekinin, aynı soruşturma kapsamında aynı suçlama ile sanık pozisyonuna düştüğü ilk kez görülmüştür. Tarafıma yöneltilen şantaj suçlamasını kesinlikle kabul etmiyorum. Böyle bir suçu işleyen birinin aynı suçlama ile başkaları hakkında şikayette bulunması hayatın olağan akışına aykırıdır. İddianameye bakarak hakkımda dava açılmasına sebep olan konu, Öznur'un 'Seni Eren'e karşı korumam için bundan sonra benimle birlikte olmak zorundasın' şeklindeki beyanıdır. Buradaki isnat açık bir iftiradır" dedi. "SİYASİ HASMIMIN TELKİNİYLE İFTİRA ATTI, ŞOFÖRÜMÜN NİKAHI İPTAL OLDU" İlk duruşmada Öznur Ç.'nin verdiği ifadesinde, "Narven Termal Kasaba'ya beni Tanju Özcan'ın şoförü götürdü. Orada alkol alırken Tanju Özcan'la birlikte olduk. Birlikte olduğumuz esnada yanımızda şoförü de vardı ve bizi izledi" sözlerine ilişkin konuşan Özcan, "Mazeretim sebebiyle katılamadığım geçen duruşmada Öznur, vekilliğini üstlenmiş rakip partinin ilçe başkanı olan siyasi hasmımın telkinleri ile ifadesine iğrenç iftiralar eklemiştir. Kendisi hakkında suç duyurusunda bulunacağım. Öznur'un iftiraları sonucunda şoförümün mayıs ayında yapılacak nikahı bu çirkin iftira yüzünden iptal edilmiştir. İddiaları ile bir yuva kurulmasını engelleyen Öznur Ç. ve böyle bir ifadeyi vermesi için kendisini ikna edenleri Allah'a havale ediyorum" diye konuştu. "ARAŞTIRILAN ŞANTAJ DEĞİL, EVLİLİK BİRLİĞİME SADAKATİM" Sızdırılan mesajların itibar suikastı amacıyla kullanıldığını savunan Özcan, şöyle devam etti: "Bu davanın açılmasını birileri istedi. Çünkü burada amaç cezalandırılmam değil, mesaj içerikleri marifetiyle yıllarca emek vererek elde ettiğim konumun yerle bir edilmesiydi. Savcılık tarafından evlilik birliğime sadakat görevimi yerine getirip getirmediğim araştırılmıştır. Müşteki ile aramda 2024 yılından bu yana birkaç defa mesajlaşmalar gerçekleşmiştir ancak yine de benim konumumdaki birinin müştekiye mesaj göndermesi doğru bir davranış olmamıştır. Mesajlaşmalarda TCK'ya aykırı bir suç yoktur ancak eşime karşı bir özür borcum vardır" diye konuştu. "TCK'DA AHMAKLIK SUÇU VARSA CEZALANDIRILMAYI KABUL EDİYORUM" Süreç içerisinde Adalet Bakanı Akın Gürlek'i arayıp durumu anlattığını belirten Özcan, "Hak etmediğim bir şekilde bu sözde mesaj kayıtları ve ifadeler ulusal basına servis edilerek ciğeri beş para etmez insanların ağzına sakız olmuştur. Eylemime uyan suç şantaj olmamakla birlikte eğer TCK'da ahmaklığın suç olduğunu tanımlayan bir suç var ise bu suçtan cezalandırılmamı isabetli görüyorum. Bu süreçte bir hata daha yaptım. Sanıklar hakkındaki şikayetimden sonra bazı arkadaşlarımın telkinleri ile Adalet Bakanı Akın Gürlek'i aradım. Süreci sayın bakana kısaca özetledim. Kendi sürecim hakkında torpil talep etmedim. Ancak bu yaptığımın çok büyük bir hata olduğunu, adeta güdülmek istenen kuzu gibi kendimi teslim ettiğim sonucuna vardım. İrtikap suçundan dolayı tutuklanmamdan beklenilen itibar kaybı gerçekleşmediği için bu şantaj davası açılmıştır" şeklinde konuştu. "YAPAY ZEKA KULLANILDI" Hakkındaki iddiaları reddederek beraatını talep eden Özcan, "Sanıklar hakkında şikayetçi olduğum için pişmanım. Beni bu süreçten zararlı çıkacağım konusunda uyarmışlardı. Sanıkları tebrik ediyorum, zira Türkiye'nin mevcut hukuk düzenini benden daha iyi anladıklarını gördüm. Gelinen noktada şikayet etmek yerine pazarlık ederek şantajın gereğini yerine getirmemiş olmanın üzüntüsünü yaşıyorum. Müşteki Öznur ile aramızda geçtiği iddia edilen mesaj kayıtlarının yapay zeka veya başkaca bir yöntem ile yapıldığını düşünüyorum. Tarafıma gelen aramalar Gürcistan numarası üzerinden yapılıyordu. Suçsuzum ve beraatımı talep ediyorum" dedi.

Grand Kartal Otel yangını: Hayatını kaybeden iki gencin ailesi kayak kulübü hakkında suç duyurusunda bulundu Haber

Grand Kartal Otel yangını: Hayatını kaybeden iki gencin ailesi kayak kulübü hakkında suç duyurusunda bulundu

Grand Kartal Otel’de 21 Ocak 2025’te çıkan ve 78 kişinin hayatını kaybettiği yangında, Ankara’daki bir kayak kulübüyle kampa katılan Ömür Kotan ile Eren Bağcı’nın da hayatını kaybetmesi üzerine aileler, kulüp sahibi ve eğitmenlerin ihmali bulunduğu iddia ederek suç duyurusunda bulundu. Bolu’da 21 Ocak 2025’te Grand Kartal Otel’de çıkan ve 78 kişinin hayatını kaybettiği yangında Ankara’daki bir kayak kulübü tarafından düzenlenen kampa katılan Kotan ve Bağcı ailelerinin çocukları Ömür Kotan ile Eren Bağcı da hayatını kaybedenler arasındaydı. Aileler, kampta yardımcı eğitmen olarak görevlendirilen çocuklarının ölümünde, yangından sağ kurtulan kulüp başkanı M.G. ile kulüp üyesi kayak eğitmenleri E.A. ve Y.A.’nın sorumluluğu bulunduğunu iddia ederek suç duyurusunda bulundu. Başvurunun ardından kulüp sahibi ve eğitmenlerin ifadelerinin alındıktan sonra aileler, M.G.’nin ifadesinde otelin yangın alarm sisteminin çalışmadığını ve sonradan yapılan asansörün duman tahliyesini engellediğini bildiğini, buna rağmen 44 kişiyle birlikte otele gittiğini söylediğini ileri sürdü. Kotan ve Bağcı aileleri, kayak kulübü sahibi ve eğitmenler hakkında suç duyurunda bulunarak, çocuklarının ölümünden sorumlu olanların cezalandırılması için yetkilere çağrıda bulundu. "GÖTÜRDÜĞÜ 44 KİŞİDEN 9 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ" Kayak eğitimi için Bolu'ya götürdüğü 44 kişinin ölümü sonrası antrenör M.G.’nin sorumlulara karşı şikayetçi olmadığını iddia eden Eray Bağcı, "Eren kayağı kayak kulübünde öğrenmişti. Bu kulübün orada bir kayak eğitimi vermek için ilgili kurum ve kuruluşlardan aldığı bir izin yok. Bu kulübün bir yönetim kurulu başkanı var ve kendisi de eğitmenlerin başı. Bu adamın bir antrenörlük belgesi de yok. Kendisi ve yaptığı organizasyonla oraya götürdüğü 44 kişi olay gecesi otelde kalıyorlar. Götürdüğü 44 kişiden 9 kişi hayatını kaybetti. Şimdi ister istemez şöyle bir beklenti içerisine giriyorsunuz. Bu beyefendi herhalde tanık olarak ifade verecek ya da şikayetçi olacak çünkü 12 yıldır aynı otelde bu işi yapıyormuş. Düşündüğünüz zaman gelip onun şikayetçi olmasını beklersiniz ama böyle bir şey olmadı. Süreç ilerledikçe biz de bu konuya derinlemesine araştırdıkça fark ettik ki bu beyefendi zaten şikayetçi olmayacak ve ifade de vermeyecek. Çünkü konunun kendisine sirayet etmesinden çekiniyor" dedi. "KENDİ SORUMLULUĞUNDAKİ 44 KİŞİDEN TEK BİR KİŞİYİ DAHİ ARAMAMIŞ" Kayak antrenörünün konaklama için tercih ettiği otelin yangına uygun olmadığını bildiğini öne süren Bağcı, "Biz kayak eğitimi veren şahısların tanık olarak dinlenmeleri yönünde savcılığa müracaat ettik. Tanık ifadeleri alındıktan sonra dehşete kapıldık ve bu şahıslar hakkında da suç duyurusunda bulunduk. Çünkü özellikle yönetim kurulu başkanı olan şahıs otelde bir yangın alarm sisteminin olmadığını, varsa bile çalışmadığını, 4 yıl önce yapılan asansörün bir yangın anında ortaya çıkacak dumanın tahliyesine engel olduğunu, o gece otelde hiçbir tecrübesi olmayan 20 yaşında bir kişinin gece müdürü olarak bırakıldığını vesaire bunların hepsini biliyormuş. Daha da acısı hiç kimseyi aramamış. Kendi sorumluluğundaki 44 kişiden tek bir kişiyi dahi aramamış. Odasından dahi çıkmamış. Biz tabii ki bunları öğrendiğimizde dehşete kapıldık ve sonrasında da bu şahıslar hakkında da suç duyurusunda bulunduk. Bu kişilerin sanık olarak savcılık iddianamesine yer alması ve sonrasında da hukukun öngördüğü bir cezayla cezalandırılmalarını istiyoruz" diye konuştu. "44 KİŞİ BU İNSANA GÜVENEREK ORAYA GİTMİŞLERDİ" Kayak kulübü sahibi ve diğer yönetim kurulu üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunduklarını ifade eden Zeynep Kotan, "Biz şu anda kayak kulübünün sahibi dahil üçü kişi hakkında suç duyurusunda bulunmuş durumdayız. Çünkü öğrendiğimiz şeyler bizi buraya götürdü. Ben olayı öncelikle anlayabilmek için oda arkadaşlarının her ikisinin de ailelerinden izin alarak, evlerine giderek onlarla görüştüm. Olayı onlardan dinledim. Kendileri de mağdur oldukları için şikayetçi olmaları gerektiğini de söyledik. Fakat hiçbir şekilde şikayetçi olmadılar. Kayak hocasıyla avukatımız bağlantı kurdu ve ifade vermesini rica etti. Vereceğini söyledi ama hiçbir şekilde ne ifade verdi ne şikayetçi oldu. Sonunda duruşma sürecinde bizim başvurumuzla bu üç kişinin dinlenme kararı alındı ve o şekilde bu kişiler kendi istekleri dışında ifade vermek zorunda kaldılar. Bu ifadelerde de açığa çıktı ki kayak hocası duman dedektörlerinin çalışmadığını biliyor. 4-5 sene önce bir asansör yapıldı, hava boşluğunu tıkadığını biliyor. Otelin tüm personeline, yönetimine yıllardır hakim olan bir insan. Toplam 44 kişi bildiğimiz kadarıyla bu kayak kulübü aracılığıyla o otele gelmiş kişiler. Dolayısıyla bu 44 kişi bu insana güvenerek oraya gitmişlerdi. Dava dosyasında da şu anda kalem oynamıyor. Artık ben bir an önce bu iddianamelerin hazırlanmasını ve adaletin yerini bulmasını bekliyorum" şeklinde konuştu.

Selen Görgüzel'in ifadesi ortaya çıktı: "Ekrem İmamoğlu'nun jeti olduğunu bilseydim binmezdim" Haber

Selen Görgüzel'in ifadesi ortaya çıktı: "Ekrem İmamoğlu'nun jeti olduğunu bilseydim binmezdim"

Ünlü isimlere yönelik uyuşturucu soruşturması kapsamında gözaltına alınan Selen Görgüzel'in ifadesinde Ekrem İmamoğlu'nun özel jeti detayı dikkat çekti. Görgüzel ifadesinde tatil için KKTC'ye gittiklerini ve Ekrem İmamoğlu suç örgütü dosyasının firari sanığı Murat Gülibrahimoğlu'nun Kıbrıs tatilinde yüksek miktarda kumar oynadığını belirtti. Görgüzel dönüşte bindiği uçağın Ekrem İmamoğlu'nun kullanmış olduğu özel jet olduğunu çok sonradan öğrendiğini söyleyerek "Zaten bu uçağın Ekrem İmamoğlu'nun özel jeti olduğunu bilseydim kullanmazdım. Ben kesinlikle uçaktaki kapalı odaya girmedim. Bu odaya Murat Gülibrahimoğlu ve diğer kızların girdiğini hatırlıyorum" dedi. Ünlü isimlere yönelik uyuşturucu soruşturması kapsamında gözaltına alınan ve ifade işlemlerinin ardından adli kontrol şartı ile serbest bırakılan Selen Görgüzel'in ifadesi ortaya çıktı. "EMEL MÜFTÜOĞLU KUMAR OYNAMAK İÇİN CASİNO ÇİPİ ALMIŞTIR MURAT GÜLİBRAHİMOĞLU'DAN" Görgüzel ifadesinde sosyal medya fenomeni Rabia Karaca ile özel bir uçakta olan fotoğrafı doğruladığını söyledi. Görgüzel "Kıbrıs tatilinden sonra bu uçağa bindim. Beni bu tatile Emel Müftüoğlu gönderdi. Emel Müftüoğlu bu tatile gittiğim için kumar oynamak için casino çipi almıştır Murat Gülibrahimoğlu'dan" dedi. "Murat Gülibrahimoğlu ve yanındaki kızlar özel bir odaya geçerek kumar oynamaya devam ettiler" Ekrem İmamoğlu suç örgütü dosyasının firari sanığı Murat Gülibrahimoğlu ile sanatçı Emel Müftüoğlu'nun Kıbrıs tatilinde yüksek miktarda kumar oynadıklarını da belirten Selen Görgüzel "Tatilimizde ismini şu an hatırlayamadığım bazı kişiler de vardı. Bu tatilimden hatırladığım bir olay ise, Murat Gülibrahimoğlu ve yanındaki kızlar özel bir odaya geçerek kumar oynamaya devam ettiler. Ben kesinlikle bu tatilimde kimseyi fuhuşa teşvik etmedim. Fuhuş için aracılıkta da bulunmadım. Aksine bu genç kızlara ‘sizin burada ne işiniz var' dedim. Emel Müftüoğlu benim üzerimden para kazanmış olabilir ancak ben kendisinden kesinlikle para almadım" şeklinde ifade verdi. "EKREM İMAMOĞLU'NUN ÖZEL JETİ OLDUĞUN BİLSEYDİM KULLANMAZDIM" Görgüzel ifadesinin devamında "Dönüşte bindiğim uçağın Ekrem İmamoğlu'nun kullanmış olduğu özel jet olduğunu çok sonradan öğrendim. Zaten bu uçağın Ekrem İmamoğlu'nun özel jeti olduğun bilseydim kullanmazdım. Ben kesinlikle uçaktaki kapalı odaya girmedim. Bu odaya Murat Gülibrahimoğlu ve diğer kızların girdiğini hatırlıyorum ancak ben bu odaya girmedim. Ben uçakta döküm sahası, para, uyuşturucu sohbetlerinin üzerinden çok zaman geçtiği için hatırlamıyorum. Ben bu uçakta kesinlikle uyuşturucu madde kullanmadım. Uçakta genç kızların arka odaya sıklıkla gittiğini görünce kendilerini ‘yazık değil mi kendinizi kullandırıyorsunuz' diye uyardım. Ben uyuşturucu madde kullanmadım, fuhuş suçunun konusu olan yabancı bir kimseyi aracı kılarak para kazanmadım" dedi.

Oktay Kaynarca: "Fuhuş gibi suçta aracılık yapmam söz konusu dahi olamaz" Haber

Oktay Kaynarca: "Fuhuş gibi suçta aracılık yapmam söz konusu dahi olamaz"

İstanbul'da yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında gözaltına alınan ve adli kontrol şartı ile serbest bırakılan oyuncu Oktay Kaynarca'nın ifadesi ortaya çıktı. Kaynarca "Murat Gülibrahimoğlu ile yakın arkadaşım. Fatih Keleş isimli kişiyi de Murat Gülibrahimoğlu'nun yanında gördüğüm için tanırım. Rabia Karaca'nın ifade ettiği ‘Murat Gülibrahimoğlu ile Oktay Kaynarca'nın yakın arkadaş olduğu, uyuşturucu ve fuhuş partilerinde birbirlerine kadın hediye ettikleri' şeklindeki beyanı kabul etmiyorum. Murat yakın arkadaşımdır ancak fuhuş gibi suçta aracılık yapmam söz konusu dahi olamaz" dedi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından ünlü isimlere yönelik yürütülen 'uyuşturucu' soruşturması sürüyor. Soruşturma kapsamında 'kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak', 'uyuşturucu kullanılmasını kolaylaştırmak', 'bir kimseyi fuhşa teşvik etmek, bunun yolunu kolaylaştırmak ya da fuhuş için aracılık etmek veya yer temin etmek', 'kumar oynanması için yer ve imkan sağlamak' suçlarından bir veya birkaçını işlediği iddia edilen şüpheliler oyuncu Oktay Kaynarca, şarkıcı Emel Müftüoğlu, Neda Ş., Ali S., Rabia K. ve Selen Ç. jandarma ekipleri tarafından gözaltına alındı. Oyuncu Oktay Kaynarca adliyedeki ifadesinin ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, savcılıkta verdiği ifade ortaya çıktı. Kaynarca ifadesinde "İfademin başında belirtmek isterim ki ben her zaman uyuşturucu gibi yasaklı maddelere karşıyım. Ben sormuş olduğunuz Günyüzü Konaklarındaki eve gittim. Orada Murat Gülibrahimoğlu bulunmaktaydı. Göstermiş olduğunuz fotoğraflardaki eğlence grubu olduğuna tanık oldum. Rabia Karaca'nın ifade ettiği ‘Murat Gülibrahimoğlu ile Oktay Kaynarca yeni havalimanı taraflarında Ortadoğululara hitap edecek inşaat projesi ile ilgili reklam yüzü teklifini kabul etti' şeklindeki beyanını kabul ediyorum. Murat Gülibrahimoğlu ile yakın arkadaşım. Fatih Keleş isimli kişiyi de Murat Gülibrahimoğlu'nun yanında gördüğüm için tanırım. Rabia Karaca'nın ifade ettiği ‘Murat Gülibrahimoğlu ile Oktay Kaynarca'nın yakın arkadaş olduğu, uyuşturucu ve fuhuş partilerinde birbirlerine kadın hediye ettikleri' şeklindeki beyanı kabul etmiyorum. Murat yakın arkadaşımdır ancak fuhuş gibi suçta aracılık yapmam söz konusu dahi olamaz. Rabia Karaca isimli şahsı kesinlikle tanımıyorum. Murat Gülibrahimoğlu'ndan tanıtım filmi için 100 bin dolar aldım, sonradan bu proje hayata geçmediği için parasını iade ettim. Proje ile ilgili çekim yapıldı ancak hayata geçmedi" dedi.

"Güllü soruşturmasında 40 sayfalık şok rapor: İtilerek mi öldürüldü?" Haber

"Güllü soruşturmasında 40 sayfalık şok rapor: İtilerek mi öldürüldü?"

Güllü'nün ölümüyle ilgili yürütülen soruşturmada kardeşleri Kader Tut ve Raşit Günyer'in avukatı, son günlerde müvekkilleri hakkında ortaya atılan iddiaları reddederek, tek amaçlarının kardeşlerinin ölümünün aydınlatılması olduğunu söyledi. Avukat Sevilay Demirsu müvekkillerinin miras ya da maddi hiçbir beklentisinin bulunmadığını vurgulayarak, Güllü'nün torunu Azra Karmen'nin devlet koruması ve denetimi altına alınması, tüm mal varlığının da çocuk reşit olana kadar devlet güvencesine alınması için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na başvurduklarını açıkladı. Kader Tut ve Raşit Günyer'in, birleşen dosyada müşteki sıfatıyla önümüzdeki günlerde Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı'nda ifade verecekleri belirtildi. POLİÇE İDDİASI YENİDEN GÜNDEMDE Basında yer alan sigorta poliçesi iddialarının kendi çalışmaları sonucu ortaya çıktığını belirten avukat, savcılıkta maddi bir hata yapıldığını ve bu nedenle "poliçe yok" cevabı alındığını söyledi. Avukat Demirsu, "Güllü'nün ölümünden dört gün sonra bireysel emeklilik poliçesi için başvuru yapıldığı ve paranın çekildiği yönünde ihbar aldıklarını ifade ederek, konunun yeniden araştırılması için savcılığa dilekçe sunduklarını açıkladı. Talebe yanıt verilmemesi halinde Bursa Cumhuriyet Savcılığı'na ayrıca başvurulacağı bildirildi. "40 SAYFALIK RAPOR: KAZA DEĞİL, CİNAYET" Açıklamanın en dikkat çekici kısmı ise dosyaya sunulan 40 sayfalık bilimsel mütalaa oldu. Avukat Demirsu, raporda Güllü'nün ölümünün kaza olmadığı, bir ya da birden fazla kişinin itmesi veya ivmesiyle gerçekleşmiş olabileceğine dair güçlü ve kesin bulgular bulunduğunu söyledi. Mütalaanın UYAP üzerinden dosyaya yüklendiği bildirildi. "ŞÜPHELİ SIFATLAR DEĞİŞEBİLİR" Avukat Sevilay Demirsu, Tuğberk hakkında dün alınan ifadenin müşteki-şüpheli sıfatıyla alındığını hatırlatarak, ceza soruşturmalarında sıfatların delillere göre değişebileceğini belirtti. Tuğberk'in olayla bağlantısına dair delillerin savcılığa sunulmaya devam edildiği kaydedildi. "Bir cinayet soruşturmasında en kritik sorulardan biri, bu ölümden kimin fayda sağladığıdır" diyen avukat, poliçeye ilişkin bilgilerin netleşmesiyle soruşturmanın seyrinin değişebileceğini söyledi.

Minguzzi ailesini tehdit etmişlerdi! İstenen ceza belli oldu Haber

Minguzzi ailesini tehdit etmişlerdi! İstenen ceza belli oldu

Kadıköy’de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden 15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi’nin ailesine yönelik tehdit içerikli mesajlar gönderen ve paylaşımlar yaptığı iddia edilen Furkan A. (19) hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, Yasemin Akıncılar Minguzzi ‘müşteki’, Furkan A. ise ‘şüpheli’ sıfatıyla yer aldı. "Yakında sizin ve oğlunuzun tabutunun yanında olacağım. Mezarının adresini biliyoruz. Emanetleri doldurduk, hazırda bekleyin" Hazırlanan iddianamede, Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen sanal devriye faaliyeti kapsamında, aile bireylerinin tehdit mesajları raporuna yer verildi. Mesajlarda, "Sevmezsiniz ama iyi tanırsınız, Berat abim. Yakında beni de iyi tanıyacaksınız. Adım Ademcan. Bursa Yıldırım’dayım. Yakında sizin ve oğlunuzun tabutunun yanında olacağım. Mezarının adresini biliyoruz. Emanetleri doldurduk, hazırda bekleyin. Ademcan ismini iyi hatırlayın, eceliniz yanımda" şeklinde mesaj attığı, hayatını kaybeden Ahmet Minguzzi’ye küfür ettikleri aktarıldı. ŞÜPHELİ, İFADESİNDE SUÇLAMALARI REDDETTİ Sanık Furkan A.’nın da ifadesine de yer verilen iddianamede, mesajların atıldığı hattı kullanan kişinin kim olduğunu bilmediğini, Minguzzi ve ailesini tehdit etmediğini ve kimseye bu yönde mesajlar atmadığını, herhangi bir whatsapp grubuna dahil olmadığını belirtti. İddianamede, şahıs Ademcan Ö.’nün ifadesine de yer verildi. Ademcan Ö. ifadesinde, bahse konu paylaşımları kendisinin yapmadığını, daha önce adını ve ismini başka sitelerde kullanan kişiler yüzünden üniversiteyi bırakmak zorunda kaldığını, kendisine daha önce de atılan iftiralar yüzünden ifade verdiğini ve cep telefonuna el konulduğunu anlattı. Müşteki Yasemin Minguzzi’nin cep telefonuna Nisan 2025’te şüpheli Furkan A. tarafından soruşturmaya konu mesajları atıldığı, şüphelinin suçtan kurtulmaya yönelik ifade verdiği, şüphelinin müştekinin kişisel verilerini hukuka aykırı şekilde ele geçirerek, mesajları attığı aktarıldı. "13 YILA KADAR HAPİS CEZASI TALEBİ" Öte yandan iddianamede, Ademcan Ö. hakkında, ‘birden fazla kişi ile tehdit’ ve ‘kişinin hatırasına hakaret’ suçlarından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği belirtildi. Hazırlanan iddianamede, sanık Furkan A. hakkında ‘kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek veya yaymak’, ‘birden fazla kişi ile birlikte tehdit’ ile ‘kişinin hatırasına hakaret’ suçlarından 4 yıl 3 aydan 13 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi. Hazırlanan iddianame, Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edildi. Sanığın yargılanmasına önümüzdeki günlerde Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi’nce başlanacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.