SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ifade

Söz Bursa - Ifade haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ifade haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Grand Kartal Otel yangını: Hayatını kaybeden iki gencin ailesi kayak kulübü hakkında suç duyurusunda bulundu Haber

Grand Kartal Otel yangını: Hayatını kaybeden iki gencin ailesi kayak kulübü hakkında suç duyurusunda bulundu

Grand Kartal Otel’de 21 Ocak 2025’te çıkan ve 78 kişinin hayatını kaybettiği yangında, Ankara’daki bir kayak kulübüyle kampa katılan Ömür Kotan ile Eren Bağcı’nın da hayatını kaybetmesi üzerine aileler, kulüp sahibi ve eğitmenlerin ihmali bulunduğu iddia ederek suç duyurusunda bulundu. Bolu’da 21 Ocak 2025’te Grand Kartal Otel’de çıkan ve 78 kişinin hayatını kaybettiği yangında Ankara’daki bir kayak kulübü tarafından düzenlenen kampa katılan Kotan ve Bağcı ailelerinin çocukları Ömür Kotan ile Eren Bağcı da hayatını kaybedenler arasındaydı. Aileler, kampta yardımcı eğitmen olarak görevlendirilen çocuklarının ölümünde, yangından sağ kurtulan kulüp başkanı M.G. ile kulüp üyesi kayak eğitmenleri E.A. ve Y.A.’nın sorumluluğu bulunduğunu iddia ederek suç duyurusunda bulundu. Başvurunun ardından kulüp sahibi ve eğitmenlerin ifadelerinin alındıktan sonra aileler, M.G.’nin ifadesinde otelin yangın alarm sisteminin çalışmadığını ve sonradan yapılan asansörün duman tahliyesini engellediğini bildiğini, buna rağmen 44 kişiyle birlikte otele gittiğini söylediğini ileri sürdü. Kotan ve Bağcı aileleri, kayak kulübü sahibi ve eğitmenler hakkında suç duyurunda bulunarak, çocuklarının ölümünden sorumlu olanların cezalandırılması için yetkilere çağrıda bulundu. "GÖTÜRDÜĞÜ 44 KİŞİDEN 9 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ" Kayak eğitimi için Bolu'ya götürdüğü 44 kişinin ölümü sonrası antrenör M.G.’nin sorumlulara karşı şikayetçi olmadığını iddia eden Eray Bağcı, "Eren kayağı kayak kulübünde öğrenmişti. Bu kulübün orada bir kayak eğitimi vermek için ilgili kurum ve kuruluşlardan aldığı bir izin yok. Bu kulübün bir yönetim kurulu başkanı var ve kendisi de eğitmenlerin başı. Bu adamın bir antrenörlük belgesi de yok. Kendisi ve yaptığı organizasyonla oraya götürdüğü 44 kişi olay gecesi otelde kalıyorlar. Götürdüğü 44 kişiden 9 kişi hayatını kaybetti. Şimdi ister istemez şöyle bir beklenti içerisine giriyorsunuz. Bu beyefendi herhalde tanık olarak ifade verecek ya da şikayetçi olacak çünkü 12 yıldır aynı otelde bu işi yapıyormuş. Düşündüğünüz zaman gelip onun şikayetçi olmasını beklersiniz ama böyle bir şey olmadı. Süreç ilerledikçe biz de bu konuya derinlemesine araştırdıkça fark ettik ki bu beyefendi zaten şikayetçi olmayacak ve ifade de vermeyecek. Çünkü konunun kendisine sirayet etmesinden çekiniyor" dedi. "KENDİ SORUMLULUĞUNDAKİ 44 KİŞİDEN TEK BİR KİŞİYİ DAHİ ARAMAMIŞ" Kayak antrenörünün konaklama için tercih ettiği otelin yangına uygun olmadığını bildiğini öne süren Bağcı, "Biz kayak eğitimi veren şahısların tanık olarak dinlenmeleri yönünde savcılığa müracaat ettik. Tanık ifadeleri alındıktan sonra dehşete kapıldık ve bu şahıslar hakkında da suç duyurusunda bulunduk. Çünkü özellikle yönetim kurulu başkanı olan şahıs otelde bir yangın alarm sisteminin olmadığını, varsa bile çalışmadığını, 4 yıl önce yapılan asansörün bir yangın anında ortaya çıkacak dumanın tahliyesine engel olduğunu, o gece otelde hiçbir tecrübesi olmayan 20 yaşında bir kişinin gece müdürü olarak bırakıldığını vesaire bunların hepsini biliyormuş. Daha da acısı hiç kimseyi aramamış. Kendi sorumluluğundaki 44 kişiden tek bir kişiyi dahi aramamış. Odasından dahi çıkmamış. Biz tabii ki bunları öğrendiğimizde dehşete kapıldık ve sonrasında da bu şahıslar hakkında da suç duyurusunda bulunduk. Bu kişilerin sanık olarak savcılık iddianamesine yer alması ve sonrasında da hukukun öngördüğü bir cezayla cezalandırılmalarını istiyoruz" diye konuştu. "44 KİŞİ BU İNSANA GÜVENEREK ORAYA GİTMİŞLERDİ" Kayak kulübü sahibi ve diğer yönetim kurulu üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunduklarını ifade eden Zeynep Kotan, "Biz şu anda kayak kulübünün sahibi dahil üçü kişi hakkında suç duyurusunda bulunmuş durumdayız. Çünkü öğrendiğimiz şeyler bizi buraya götürdü. Ben olayı öncelikle anlayabilmek için oda arkadaşlarının her ikisinin de ailelerinden izin alarak, evlerine giderek onlarla görüştüm. Olayı onlardan dinledim. Kendileri de mağdur oldukları için şikayetçi olmaları gerektiğini de söyledik. Fakat hiçbir şekilde şikayetçi olmadılar. Kayak hocasıyla avukatımız bağlantı kurdu ve ifade vermesini rica etti. Vereceğini söyledi ama hiçbir şekilde ne ifade verdi ne şikayetçi oldu. Sonunda duruşma sürecinde bizim başvurumuzla bu üç kişinin dinlenme kararı alındı ve o şekilde bu kişiler kendi istekleri dışında ifade vermek zorunda kaldılar. Bu ifadelerde de açığa çıktı ki kayak hocası duman dedektörlerinin çalışmadığını biliyor. 4-5 sene önce bir asansör yapıldı, hava boşluğunu tıkadığını biliyor. Otelin tüm personeline, yönetimine yıllardır hakim olan bir insan. Toplam 44 kişi bildiğimiz kadarıyla bu kayak kulübü aracılığıyla o otele gelmiş kişiler. Dolayısıyla bu 44 kişi bu insana güvenerek oraya gitmişlerdi. Dava dosyasında da şu anda kalem oynamıyor. Artık ben bir an önce bu iddianamelerin hazırlanmasını ve adaletin yerini bulmasını bekliyorum" şeklinde konuştu.

Selen Görgüzel'in ifadesi ortaya çıktı: "Ekrem İmamoğlu'nun jeti olduğunu bilseydim binmezdim" Haber

Selen Görgüzel'in ifadesi ortaya çıktı: "Ekrem İmamoğlu'nun jeti olduğunu bilseydim binmezdim"

Ünlü isimlere yönelik uyuşturucu soruşturması kapsamında gözaltına alınan Selen Görgüzel'in ifadesinde Ekrem İmamoğlu'nun özel jeti detayı dikkat çekti. Görgüzel ifadesinde tatil için KKTC'ye gittiklerini ve Ekrem İmamoğlu suç örgütü dosyasının firari sanığı Murat Gülibrahimoğlu'nun Kıbrıs tatilinde yüksek miktarda kumar oynadığını belirtti. Görgüzel dönüşte bindiği uçağın Ekrem İmamoğlu'nun kullanmış olduğu özel jet olduğunu çok sonradan öğrendiğini söyleyerek "Zaten bu uçağın Ekrem İmamoğlu'nun özel jeti olduğunu bilseydim kullanmazdım. Ben kesinlikle uçaktaki kapalı odaya girmedim. Bu odaya Murat Gülibrahimoğlu ve diğer kızların girdiğini hatırlıyorum" dedi. Ünlü isimlere yönelik uyuşturucu soruşturması kapsamında gözaltına alınan ve ifade işlemlerinin ardından adli kontrol şartı ile serbest bırakılan Selen Görgüzel'in ifadesi ortaya çıktı. "EMEL MÜFTÜOĞLU KUMAR OYNAMAK İÇİN CASİNO ÇİPİ ALMIŞTIR MURAT GÜLİBRAHİMOĞLU'DAN" Görgüzel ifadesinde sosyal medya fenomeni Rabia Karaca ile özel bir uçakta olan fotoğrafı doğruladığını söyledi. Görgüzel "Kıbrıs tatilinden sonra bu uçağa bindim. Beni bu tatile Emel Müftüoğlu gönderdi. Emel Müftüoğlu bu tatile gittiğim için kumar oynamak için casino çipi almıştır Murat Gülibrahimoğlu'dan" dedi. "Murat Gülibrahimoğlu ve yanındaki kızlar özel bir odaya geçerek kumar oynamaya devam ettiler" Ekrem İmamoğlu suç örgütü dosyasının firari sanığı Murat Gülibrahimoğlu ile sanatçı Emel Müftüoğlu'nun Kıbrıs tatilinde yüksek miktarda kumar oynadıklarını da belirten Selen Görgüzel "Tatilimizde ismini şu an hatırlayamadığım bazı kişiler de vardı. Bu tatilimden hatırladığım bir olay ise, Murat Gülibrahimoğlu ve yanındaki kızlar özel bir odaya geçerek kumar oynamaya devam ettiler. Ben kesinlikle bu tatilimde kimseyi fuhuşa teşvik etmedim. Fuhuş için aracılıkta da bulunmadım. Aksine bu genç kızlara ‘sizin burada ne işiniz var' dedim. Emel Müftüoğlu benim üzerimden para kazanmış olabilir ancak ben kendisinden kesinlikle para almadım" şeklinde ifade verdi. "EKREM İMAMOĞLU'NUN ÖZEL JETİ OLDUĞUN BİLSEYDİM KULLANMAZDIM" Görgüzel ifadesinin devamında "Dönüşte bindiğim uçağın Ekrem İmamoğlu'nun kullanmış olduğu özel jet olduğunu çok sonradan öğrendim. Zaten bu uçağın Ekrem İmamoğlu'nun özel jeti olduğun bilseydim kullanmazdım. Ben kesinlikle uçaktaki kapalı odaya girmedim. Bu odaya Murat Gülibrahimoğlu ve diğer kızların girdiğini hatırlıyorum ancak ben bu odaya girmedim. Ben uçakta döküm sahası, para, uyuşturucu sohbetlerinin üzerinden çok zaman geçtiği için hatırlamıyorum. Ben bu uçakta kesinlikle uyuşturucu madde kullanmadım. Uçakta genç kızların arka odaya sıklıkla gittiğini görünce kendilerini ‘yazık değil mi kendinizi kullandırıyorsunuz' diye uyardım. Ben uyuşturucu madde kullanmadım, fuhuş suçunun konusu olan yabancı bir kimseyi aracı kılarak para kazanmadım" dedi.

Oktay Kaynarca: "Fuhuş gibi suçta aracılık yapmam söz konusu dahi olamaz" Haber

Oktay Kaynarca: "Fuhuş gibi suçta aracılık yapmam söz konusu dahi olamaz"

İstanbul'da yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında gözaltına alınan ve adli kontrol şartı ile serbest bırakılan oyuncu Oktay Kaynarca'nın ifadesi ortaya çıktı. Kaynarca "Murat Gülibrahimoğlu ile yakın arkadaşım. Fatih Keleş isimli kişiyi de Murat Gülibrahimoğlu'nun yanında gördüğüm için tanırım. Rabia Karaca'nın ifade ettiği ‘Murat Gülibrahimoğlu ile Oktay Kaynarca'nın yakın arkadaş olduğu, uyuşturucu ve fuhuş partilerinde birbirlerine kadın hediye ettikleri' şeklindeki beyanı kabul etmiyorum. Murat yakın arkadaşımdır ancak fuhuş gibi suçta aracılık yapmam söz konusu dahi olamaz" dedi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından ünlü isimlere yönelik yürütülen 'uyuşturucu' soruşturması sürüyor. Soruşturma kapsamında 'kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak', 'uyuşturucu kullanılmasını kolaylaştırmak', 'bir kimseyi fuhşa teşvik etmek, bunun yolunu kolaylaştırmak ya da fuhuş için aracılık etmek veya yer temin etmek', 'kumar oynanması için yer ve imkan sağlamak' suçlarından bir veya birkaçını işlediği iddia edilen şüpheliler oyuncu Oktay Kaynarca, şarkıcı Emel Müftüoğlu, Neda Ş., Ali S., Rabia K. ve Selen Ç. jandarma ekipleri tarafından gözaltına alındı. Oyuncu Oktay Kaynarca adliyedeki ifadesinin ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, savcılıkta verdiği ifade ortaya çıktı. Kaynarca ifadesinde "İfademin başında belirtmek isterim ki ben her zaman uyuşturucu gibi yasaklı maddelere karşıyım. Ben sormuş olduğunuz Günyüzü Konaklarındaki eve gittim. Orada Murat Gülibrahimoğlu bulunmaktaydı. Göstermiş olduğunuz fotoğraflardaki eğlence grubu olduğuna tanık oldum. Rabia Karaca'nın ifade ettiği ‘Murat Gülibrahimoğlu ile Oktay Kaynarca yeni havalimanı taraflarında Ortadoğululara hitap edecek inşaat projesi ile ilgili reklam yüzü teklifini kabul etti' şeklindeki beyanını kabul ediyorum. Murat Gülibrahimoğlu ile yakın arkadaşım. Fatih Keleş isimli kişiyi de Murat Gülibrahimoğlu'nun yanında gördüğüm için tanırım. Rabia Karaca'nın ifade ettiği ‘Murat Gülibrahimoğlu ile Oktay Kaynarca'nın yakın arkadaş olduğu, uyuşturucu ve fuhuş partilerinde birbirlerine kadın hediye ettikleri' şeklindeki beyanı kabul etmiyorum. Murat yakın arkadaşımdır ancak fuhuş gibi suçta aracılık yapmam söz konusu dahi olamaz. Rabia Karaca isimli şahsı kesinlikle tanımıyorum. Murat Gülibrahimoğlu'ndan tanıtım filmi için 100 bin dolar aldım, sonradan bu proje hayata geçmediği için parasını iade ettim. Proje ile ilgili çekim yapıldı ancak hayata geçmedi" dedi.

"Güllü soruşturmasında 40 sayfalık şok rapor: İtilerek mi öldürüldü?" Haber

"Güllü soruşturmasında 40 sayfalık şok rapor: İtilerek mi öldürüldü?"

Güllü'nün ölümüyle ilgili yürütülen soruşturmada kardeşleri Kader Tut ve Raşit Günyer'in avukatı, son günlerde müvekkilleri hakkında ortaya atılan iddiaları reddederek, tek amaçlarının kardeşlerinin ölümünün aydınlatılması olduğunu söyledi. Avukat Sevilay Demirsu müvekkillerinin miras ya da maddi hiçbir beklentisinin bulunmadığını vurgulayarak, Güllü'nün torunu Azra Karmen'nin devlet koruması ve denetimi altına alınması, tüm mal varlığının da çocuk reşit olana kadar devlet güvencesine alınması için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na başvurduklarını açıkladı. Kader Tut ve Raşit Günyer'in, birleşen dosyada müşteki sıfatıyla önümüzdeki günlerde Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı'nda ifade verecekleri belirtildi. POLİÇE İDDİASI YENİDEN GÜNDEMDE Basında yer alan sigorta poliçesi iddialarının kendi çalışmaları sonucu ortaya çıktığını belirten avukat, savcılıkta maddi bir hata yapıldığını ve bu nedenle "poliçe yok" cevabı alındığını söyledi. Avukat Demirsu, "Güllü'nün ölümünden dört gün sonra bireysel emeklilik poliçesi için başvuru yapıldığı ve paranın çekildiği yönünde ihbar aldıklarını ifade ederek, konunun yeniden araştırılması için savcılığa dilekçe sunduklarını açıkladı. Talebe yanıt verilmemesi halinde Bursa Cumhuriyet Savcılığı'na ayrıca başvurulacağı bildirildi. "40 SAYFALIK RAPOR: KAZA DEĞİL, CİNAYET" Açıklamanın en dikkat çekici kısmı ise dosyaya sunulan 40 sayfalık bilimsel mütalaa oldu. Avukat Demirsu, raporda Güllü'nün ölümünün kaza olmadığı, bir ya da birden fazla kişinin itmesi veya ivmesiyle gerçekleşmiş olabileceğine dair güçlü ve kesin bulgular bulunduğunu söyledi. Mütalaanın UYAP üzerinden dosyaya yüklendiği bildirildi. "ŞÜPHELİ SIFATLAR DEĞİŞEBİLİR" Avukat Sevilay Demirsu, Tuğberk hakkında dün alınan ifadenin müşteki-şüpheli sıfatıyla alındığını hatırlatarak, ceza soruşturmalarında sıfatların delillere göre değişebileceğini belirtti. Tuğberk'in olayla bağlantısına dair delillerin savcılığa sunulmaya devam edildiği kaydedildi. "Bir cinayet soruşturmasında en kritik sorulardan biri, bu ölümden kimin fayda sağladığıdır" diyen avukat, poliçeye ilişkin bilgilerin netleşmesiyle soruşturmanın seyrinin değişebileceğini söyledi.

Minguzzi ailesini tehdit etmişlerdi! İstenen ceza belli oldu Haber

Minguzzi ailesini tehdit etmişlerdi! İstenen ceza belli oldu

Kadıköy’de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden 15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi’nin ailesine yönelik tehdit içerikli mesajlar gönderen ve paylaşımlar yaptığı iddia edilen Furkan A. (19) hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, Yasemin Akıncılar Minguzzi ‘müşteki’, Furkan A. ise ‘şüpheli’ sıfatıyla yer aldı. "Yakında sizin ve oğlunuzun tabutunun yanında olacağım. Mezarının adresini biliyoruz. Emanetleri doldurduk, hazırda bekleyin" Hazırlanan iddianamede, Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen sanal devriye faaliyeti kapsamında, aile bireylerinin tehdit mesajları raporuna yer verildi. Mesajlarda, "Sevmezsiniz ama iyi tanırsınız, Berat abim. Yakında beni de iyi tanıyacaksınız. Adım Ademcan. Bursa Yıldırım’dayım. Yakında sizin ve oğlunuzun tabutunun yanında olacağım. Mezarının adresini biliyoruz. Emanetleri doldurduk, hazırda bekleyin. Ademcan ismini iyi hatırlayın, eceliniz yanımda" şeklinde mesaj attığı, hayatını kaybeden Ahmet Minguzzi’ye küfür ettikleri aktarıldı. ŞÜPHELİ, İFADESİNDE SUÇLAMALARI REDDETTİ Sanık Furkan A.’nın da ifadesine de yer verilen iddianamede, mesajların atıldığı hattı kullanan kişinin kim olduğunu bilmediğini, Minguzzi ve ailesini tehdit etmediğini ve kimseye bu yönde mesajlar atmadığını, herhangi bir whatsapp grubuna dahil olmadığını belirtti. İddianamede, şahıs Ademcan Ö.’nün ifadesine de yer verildi. Ademcan Ö. ifadesinde, bahse konu paylaşımları kendisinin yapmadığını, daha önce adını ve ismini başka sitelerde kullanan kişiler yüzünden üniversiteyi bırakmak zorunda kaldığını, kendisine daha önce de atılan iftiralar yüzünden ifade verdiğini ve cep telefonuna el konulduğunu anlattı. Müşteki Yasemin Minguzzi’nin cep telefonuna Nisan 2025’te şüpheli Furkan A. tarafından soruşturmaya konu mesajları atıldığı, şüphelinin suçtan kurtulmaya yönelik ifade verdiği, şüphelinin müştekinin kişisel verilerini hukuka aykırı şekilde ele geçirerek, mesajları attığı aktarıldı. "13 YILA KADAR HAPİS CEZASI TALEBİ" Öte yandan iddianamede, Ademcan Ö. hakkında, ‘birden fazla kişi ile tehdit’ ve ‘kişinin hatırasına hakaret’ suçlarından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği belirtildi. Hazırlanan iddianamede, sanık Furkan A. hakkında ‘kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek veya yaymak’, ‘birden fazla kişi ile birlikte tehdit’ ile ‘kişinin hatırasına hakaret’ suçlarından 4 yıl 3 aydan 13 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi. Hazırlanan iddianame, Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edildi. Sanığın yargılanmasına önümüzdeki günlerde Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi’nce başlanacak.

Nihal ve Bahar Candan davasında şaşırtan ifadeler! 'Onlarla görüşmedim' Haber

Nihal ve Bahar Candan davasında şaşırtan ifadeler! 'Onlarla görüşmedim'

Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Onur Apaydın, "Nihal ve Bahar Candan ile görüşme yapmadım. Bahar ve Nihal Candan gibi kişiler benimle görüşmek istiyorlardı ancak ben bu telefon üzerinden onlarla görüşmedim" ifadelerini kullandı. Onur Apaydın ve İlker Oflu’nun liderliğinde hareket ederek ucuza araç sattığını söyleyip vatandaşları sazan sarmalı yöntemi ile dolandırdığı iddia edilen 21 sanıklı çetenin davasının görülmesine devam edildi. Küçükçekmece 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya hakkında 44 yıla kadar hapis cezası istenen ve geçtiğimiz yıl Eylül ayında tahliye edilen Bahar Candan ile 24 yıla kadar hapsi istenen ablası tutuksuz sanık Nihal Candan katılmadı. Örgüt lideri olduğu öne sürülen tutulu sanık Onur Apaydın'ın da aralarında bulunduğu bir kısım sanıklar Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığı ile duruşmaya bağlanırken, 4 tutuklu sanık ile tarafların avukatları duruşma salonunda hazır bulundu. "Sanıklardan Berk Eroğlu'nun başka bir dava dosyasında vekili olarak görev yapmıştım" Duruşmada tutulu sanık Onur Apaydın’ın soruşturma aşamasında avukatlığını yapan Osman Burak Bölükbaşı, 'tanık' sıfatıyla beyanda bulundu. Bölükbaşı beyanında, "Onur Apaydın'ın avukatlığını yapmıştım. Bu nedenle dosya içerisindeki suçlamalarla ilgili bilgim var. Sır saklama yükümlülüğü kapsamında kalan kısımlar hakkında konuşamam ancak bu kapsam dışında kalan hususlarla ilgili konuşmak istiyorum. Görgü tanığına dayalı bir bilgim de, tanıdığım bir müşteki de yoktur. Müvekkillerle soruşturma sürecinde irtibatımız vardır. Arada sırada diğer müştekilerin avukatları ile de istişare ediyorduk. Şahin Baran ile kısa bir görüşme yaptım. Sanıklardan Berk Eroğlu'nun başka bir dava dosyasında vekili olarak görev yapmıştım. Bu olayla bir irtibatı var mı bilmiyorum. Bahar ve Nihal Candan'ı sadece soruşturma dosyasında isimlerinin geçmesinden biliyorum, başka bir irtibatım ve bilgim yoktur" şeklinde konuştu. "Bahar ve Nihal Candan gibi kişiler benimle görüşmek istiyorlardı ancak ben bu telefon üzerinden onlarla görüşmedim" Telefon görüşmelerine dair savunması sorulan tutuklu sanık Gökhan Aslan, "Müşterilerden birinin aracında sıkıntı yaşanınca Barış Bara'yla görüştüm, Ahmet Faruk Mercan'la beraber araçların teslimi konusunda Onur Apaydın'la telefon görüşmelerimizin olduğu doğrudur. Bahar Candan'la bir telefon görüşmem olmamıştır. Onun telefonu ile başka biriyle görüşme yaptığımı hatırlamıyorum. Üzerime atılı hiçbir suçlamayı kabul etmiyorum" dedi. "Bu telefon üzerinden şüphelilerle hiç iletişime geçmedim" Savunma yapan tutuklu sanık Onur Apaydın, "Görüşmeler doğrudur bana aittir, o telefon numarası da benimdir. Bahsi geçen cep telefonunu bana Rafet Acan tarafından temin edildi. Bu telefon üzerinden şüphelilerle hiç iletişime geçmedim. Nihal ve Bahar Candan ile görüşme yapmadım. Bahar ve Nihal Candan gibi kişiler benimle görüşmek istiyorlardı ancak ben bu telefon üzerinden onlarla görüşmedim" diye konuştu. Taraf avukatlarından süre talebi Taraf avukatları, dava dosyasına sunulan sanıkların cep telefonlarının HTS kayıtlarına ait bilirkişi raporunu incelemek için mahkemeden süre talep ettiler. Görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı, eksik hususların giderilmesini ve tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamını talep etti. Eksikliklerin giderilmesi için duruşma ertelendi Ara kararını açıklayan mahkeme, taraf avukatlarının HTS kayıtlarına yönelik savunma ve beyanda bulunmaları için süre verilmesine ve tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamına hükmederek dava dosyasındaki eksik hususların giderilmesi için duruşmayı erteledi. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede 38 müşteki, 1 müşteki şüpheli ve Nihal ile Bahar Candan’ın aralarında bulunduğu 21 sanık yer almıştı. İddianamede tutuklu Gülnihal Çiçek'in tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alınarak adli kontrol şartıyla tahliye edildiği de aktarılmıştı. İddianamede Onur Apaydın ve İlker Oflu’nun liderliğindeki şebekenin ucuza araç sattıklarını söyleyerek vatandaşları sazan sarmalı yöntemiyle dolandırdığı belirtilmişti. Bahar ve Nihal Candan’ın suç örgütünün hiyerarşik ve organik yapısı içerisinde yer aldığı iddianamede kaydedilmişti. İddianamenin devamında "Nihal ve Bahar Candan’ın önceki tarihlerde çeşitli televizyon programlarına uzun süre katıldığı, ünlü olduktan sonra magazin programlarında da yer aldığı, sosyal medya platformunda çok sayıda takipçiye ulaşması sebebiyle günümüzde sosyal medya fenomeni ve ekran yüzü olarak tabir edilen bir sıfatının bulunduğu, dolayısıyla toplumun geniş kesimleri tarafından tanınan bir sima olduğu, bu özelliği sebebiyle de suç örgütü tarafından dolandırıcılık eylemlerine yönelik düzenlenen özel toplantılarda mağdurların kandırılmasında etkin rol oynadığı" ifade edilmişti. İddianamede örgüt lideri Onur Apaydın’ın örgüt içerisinde ‘gizli muhasebeci ve kasa’ konumunda olan Alisya Bahar Candan üzerinden bankacılık faaliyetlerini gerçekleştirdiği ve elde edilen suç gelirinin aklandığı belirtilmişti. Öte yandan mağdur temin etme görevlisi olan şüpheli Hacı İsrafil Sağlam iddianamede yer verilen ifadesinde örgüt toplantılarına katıldığını söyleyerek "Toplantılara üst kademeden herkes katılıyordu. Saha elemanları ve alt kademe asla katılamazdı. Örgütün üst yönetimindeki herkes iştirak ediyordu. Toplantıların ikisinde Nihal Candan'ı gördüm. Nihal Candan örgüt lideri Onur Apaydın'ın sevgilisiydi. Diğer şahıslar Nihal Candan'a saygı gösteriyor ve mesafeli davranıyordu. Nihal Candan'ın yanında örgütün iç işleyişine ilişkin konular araba alım satım işler konuşuldu" şeklinde beyanda bulunduğu da iddianamede ifade edilmişti. İddianamede Bahar Candan’ın 'suç örgütüne üye olmak' suçundan 2 yıldan 4 yıla kadar 'kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık' suçundan ise 2 kez 12 yıldan 40 yıla kadar olmak üzere toplamda 14 yıldan 44 yıla kadar hapisle, Nihal Candan’ın ise aynı suçlardan 8 yıldan 24 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. Öte yandan diğer 20 şüpheli hakkında ise değişen oranlarda hapis cezası istenmişti. Bahar Candan 20 Eylül 2024 tarihinde görülen duruşmada tahliye edilmişti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.