SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ifade Özgürlüğü

Söz Bursa - Ifade Özgürlüğü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ifade Özgürlüğü haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

ABD adaletinden Rümeysa kararı! Rubio’nun "Sınır Dışı" hamlesi mahkemeden döndü Haber

ABD adaletinden Rümeysa kararı! Rubio’nun "Sınır Dışı" hamlesi mahkemeden döndü

ABD'de göçmenlik mahkemesi, Mart ayında gözaltına alınan Rümeysa Öztürk'ün sınır dışı edilme davasını yeterli hukuki delil bulunmadığı gerekçesiyle sonlandırdı. ABD'de göçmenlik yargıcı, geçtiğimiz Mart ayında gözaltına alınan Tufts Üniversitesi doktora öğrencisi Türk vatandaşı Rümeysa Öztürk'ün sınır dışı edilmesi sürecini yeterli hukuki delil bulunmadığı gerekçesiyle sona erdirdi. Göçmenlik mahkemesi, ABD İç Güvenlik Bakanlığının (DHS) Öztürk'ün sınır dışı edilebilirliğini ispat edemediğine hükmederek Öztürk hakkında başlatılan sınır dışı etme sürecini sonlandırdı. Öztürk'ün avukatları dün 2. ABD Temyiz Mahkemesi'ne sundukları mektupta kararı ayrıntılı olarak açıkladı. Avukatları aracılığıyla açıklama yapan Öztürk, "Bugün, adalet sisteminin kusurlarına rağmen, davamın ABD hükümeti tarafından haksızlığa uğramış olanlara umut verebileceğini bilerek rahat bir nefes alıyorum" dedi. Öztürk'ün avukatı Mahsa Khanbabai kararı memnuniyetle karşılarken, ABD göçmenlik sistemini "toplumumun değerli üyelerini" hedef almak için bir silah olarak kullanmasını sert bir dille eleştirdi. Khanbabai, "Göçmenlik yasalarını, Filistin insan haklarını ve Gazze'deki devam eden insani krizi savunan insanları susturmak için manipüle ettiler. Bu kararla, Yargıç Roopal Patel, Rümeysa için adaleti sağladı. Şimdi, diğer göçmenlik yargıçlarının da onun izinden giderek başkanın acımasız sınır dışı etme gündemini onaylamayı reddedeceğini umuyorum" ifadelerini kullandı. ÖZTÜRK'ÜN GÖZALTINA ALINMASI Yolda yürürken maskeli göçmenlik ajanları tarafından Mart ayında gözaltına alınan Öztürk'ün vizesinin iptali için bir yıl önce Tufts'ın öğrenci gazetesinde üniversitenin İsrail'in Gazze'ye yönelik soykırıma verdiği tepkiyi eleştiren bir yazıyı kaleme alması gerekçe gösterildi. Öztürk hakkında ilk olarak üniversitenin de bulunduğu Boston'da federal mahkemeye serbest bırakılması için dilekçe verilmiş ancak dava daha sonra da Vermont'a taşınmıştı. Mayıs ayında, federal yargıç gözaltına alınmasının ifade özgürlüğü haklarının ihlali anlamına geldiğini savunarak Öztürk'ün serbest bırakılmasını talep etmişti. Öztürk Güney Louisiana'daki bir gözaltı merkezinde 45 gün tutulmuştu. RUBİO DOĞRULAMIŞTI ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, bir basın toplantısında Türk öğrencinin F1 tipi öğrenci vizesinin iptal edildiğini doğrulayarak "vizeyi sadece eğitim amacıyla veriyoruz" demişti. Rubio açıklamasında, "Şu anda dünyadaki herhangi bir yerde vize başvurusu yaparsanız ABD'ye öğrenci olarak gelmek için başvurursanız ve bize gelmenizin nedeni sadece köşe yazıları yazmak değil, üniversiteleri tahrip etmek, öğrencilere zorbalık yapmak, binaları ele geçirmek, kaos çıkarmak gibi hareketlere katılmak olduğunu söylerseniz, size vize vermeyeceğiz. Eğer bize yalan söyleyip vizeyi alırsınız ve sonra o vizeyle Amerika'ya gelirseniz ve bu tür faaliyetlere katılırsanız vizenizi alacağız. Şimdi, bir kez vizenizi kaybettiğinizde, artık Amerika Birleşik Devletleri'nde yasal olarak bulunmuyorsunuz ve her ülkenin sahip olduğu bir hakkı kullanarak sizi ülkeden çıkarabiliriz. Yani, bu kadar basit" ifadelerini kullanmıştı.

Ahmet Kılıç’tan TBMM’de "Gerçekleri çarpıtmayın" uyarısı Haber

Ahmet Kılıç’tan TBMM’de "Gerçekleri çarpıtmayın" uyarısı

AK Parti Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç, DEM Parti’nin “Medya Dili” ile ilgili araştırma önergesi üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) bir konuşma yaptı. Kılıç, Meclis araştırması önergesinin gerekçesinde yer alan "medya dili üzerinden savaş algısı üretildiği" ve "güvenlik politikalarının kutuplaşmayı derinleştirdiği" yönündeki iddiaların asılsız olduğunu vurguladı. Bu iddiaların devletin tutumu ve evrensel güvenlik pratikleriyle örtüşmediğini belirten Kılıç, Türkiye'nin terörle mücadelesinin bir ideolojik tercih değil, vatandaşların can ve mal güvenliğini korumaya yönelik meşru bir devlet sorumluluğu olduğunu ifade etti. Konuşmasında terörle mücadelenin demokrasi ve kalkınma için bir ön şart olduğunu dile getiren Ahmet Kılıç, şu değerlendirmelerde bulundu: "Türkiye, IŞİD ile sahada bizatihi mücadele eden bir devlettir. PKK, FETÖ ve benzeri tüm terör örgütleri bizim bakışımızda birincil olarak mücadele edilmesi gereken unsurlardır. Hiçbir demokratik ülke, silahlı örgütlerin eylemlerini 'ifade özgürlüğü' veya 'haber dili' başlığı altında normalleştiremez. Terör örgütlerinin sivilleri hedef alarak sosyal ağları bir propaganda aracı olarak kullanması asıl 'savaş medyacılığı'dır." Milletvekili Kılıç, sosyal medya üzerinden milli değerleri hedef alan ve nefret tohumları seren yapılara karşı mücadelenin kararlılıkla süreceğini belirtti. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hiçbir vatandaşın kimliğiyle sorunu olmadığını vurgulayan Kılıç, devletin asıl odak noktasının şiddet ve terörü tasfiye etmek olduğunu, medyanın temel görevinin bu gerçekleri çarpıtmadan kamuoyunu doğru bilgilendirmek olduğunu hatırlattı. Kılıç, önergenin gerekçelerinin dayanaksız olduğunu ifade ederek, AK Parti grubu olarak Meclis araştırması önergesine katılmadıklarını ifade etti.

Trafikte agresif davranışlara yargı freni Haber

Trafikte agresif davranışlara yargı freni

Yargıtay, trafikte bir kişiyi hedef alarak kasıtlı ve ısrarlı şekilde korna çalmanın sadece uyarı değil, hakaret ve huzur bozma suçu kapsamında değerlendirilebileceğine karar verdi. Hukukçular, öfkeyle yapılan her trafik davranışının mahkeme salonuna taşınabileceğine dikkat çekiyor. Trafikte yaşanan tartışmalar, günümüzde çoğu zaman sözlü sataşmaların ötesine geçerek ciddi hukuki boyutlar kazanabiliyor. Özellikle ısrarlı ve kasıtlı şekilde korna çalmak, sürücüler arasında sıkça rastlanan ancak genellikle "basit bir tepki" olarak değerlendirilen bir davranış olarak öne çıkıyor. Ancak Yargıtay kararları, bu tür eylemlerin sadece trafik kuralı ihlali olarak görülmeyeceğini, hakaret ve huzur bozma suçları kapsamında da değerlendirilebileceğini ortaya koyuyor. Yargıtay, bir kişiyi hedef alarak sürekli korna çalınmasını, karşı tarafı rahatsız edici ve küçük düşürücü bir eylem olarak kabul etti. Bu noktada, söz konusu davranışın ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği ve somut olayın özelliklerine göre cezai sorumluluk doğurabileceği vurgulandı. "YARGITAY'A GÖRE KORNA, YALNIZCA UYARI AMACIYLA KULLANILABİLİR" Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Avukat Burak Evci, trafikteki agresif davranışların hukuki sonuçlarının hafife alınmaması gerektiğini belirtti. Avukat Burak Evci, "Yargıtay’a göre korna, yalnızca uyarı amacıyla kullanılabilir. Bir kişiyi hedef alarak, kasıtlı ve ısrarlı biçimde korna çalmak, karşı tarafı rencide edici nitelik taşıyorsa hakaret suçunu oluşturabilmektedir. Trafikte yapılan her davranış masum değildir. Özellikle olayın kasıt, süreklilik ve hedef gözetme unsurlarıyla değerlendirilmesi gerekmektedir. Bir anlık refleksle yapılan kısa uyarı ile öfke amacıyla sürekli korna çalmak arasında hukuken ciddi fark vardır. Yargıtay, bu tür eylemleri kişinin huzur ve sükununu bozacak nitelikte görmektedir" diye konuştu. "TRAFİKTE ÖFKEYLE YAPILAN BİR DAVRANIŞ, SANIK SIFATIYLA MAHKEME SALONUNA TAŞINABİLİR" Bu tür davranışların yalnızca ceza davasına değil, aynı zamanda manevi tazminat taleplerine de konu olduğunu aktaran Evci, "Trafikte yaşanan her agresif tutumun, ilerleyen süreçte bir mahkeme dosyasına dönüşebileceği uyarısı yapılmaktadır. Direksiyon başında yapılan her hareket hukukun denetimindedir. Korna bir silah değildir. Trafikte öfkeyle yapılan bir davranış, sanık sıfatıyla mahkeme salonuna taşınabilir. Artan trafik gerilimi karşısında sürücülerin daha dikkatli olması gerekiyor. Öfke kontrolünün artık sadece ahlaki değil, hukuki zorunluluk haline geldi" şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.