SON DAKİKA
Hava Durumu

#İstihdam

Söz Bursa - İstihdam haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstihdam haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Anahtar Partili Yalçın'dan istihdam uyarısı: Sanayi kayıpta Haber

Anahtar Partili Yalçın'dan istihdam uyarısı: Sanayi kayıpta

Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı Sedat Yalçın, iş gücü piyasasına ilişkin son verileri değerlendirdi. İşsizlik oranının yüzde 7,9’a, genç işsizliğinin ise yüzde 13,9’a gerilemesinin ve istihdamdaki 155 bin kişilik artışın olumlu bir gelişme olduğunu belirten Yalçın, çalışma hayatının genel görünümünü değerlendirmek için yalnızca işsizlik oranına odaklanmanın yetersiz kalacağını söyledi. "ATIL İŞGÜCÜ VE SANAYİDEKİ KAYIP DİKKATE ALINMALI" Yalçın, genel istihdam artışına karşın sanayi sektöründe 121 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığına ve atıl işgücü oranının yüzde 29,9 seviyesinde seyrettiğine dikkat çekti. Tek bir göstergenin yapısal sorunları perdelememesi gerektiğini vurgulayan Yalçın, işgücüne katılım eğilimi, atıl işgücü ve yaratılan istihdamın sektörel dağılımının bir arada incelenmesi gerektiğini belirtti. "KALICI KALKINMA NİTELİKLİ İSTİHDAMLA MÜMKÜN" Sürdürülebilir ekonomik büyüme için istihdamın niceliği kadar niteliğine de odaklanılması gerektiğini ifade eden Sedat Yalçın, şu değerlendirmelerde bulundu:"Türkiye’nin ihtiyacı, istihdamı sayısal olarak büyütmenin ötesinde üretimin niteliğini yükselten bir kalkınma programıdır. Kalıcı kalkınma yalnızca daha fazla kişiye iş imkânı sağlamaktan ibaret değildir; kayıtlı, güvenceli ve verimli istihdamın artırılması gerekir." EĞİTİM-İSTİHDAM BAĞI VE GENÇLERE DESTEK ÖNERİSİ İş gücü piyasasının ihtiyaç duyduğu becerilerin doğru analiz edilmesi gerektiğini kaydeden Yalçın, çözüm önerilerini şöyle sıraladı: Mesleki Eğitim: Meslek liseleri, üniversiteler ve iş dünyası arasında doğrudan istihdama yönelik köprüler kurulmalı, müfredatlar stratejik sektörlerin taleplerine göre güncellenmeli. Gençlere İlk İş Desteği: Gençlerin eğitimden çalışma hayatına geçişini kolaylaştırmak amacıyla "ilk işe geçiş desteği" uygulanmalı. Sonuç Odaklı Teşvikler: Kamu istihdam teşvikleri, yalnızca kısa vadeli sayısal artışlara değil; kalıcı, güvenceli ve nitelikli iş sonuçlarına bağlanmalı.

Öğretmen açığı büyüyor: Türk Eğitim-Sen'den '100 bin' talebi Haber

Öğretmen açığı büyüyor: Türk Eğitim-Sen'den '100 bin' talebi

Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası (Türk Eğitim-Sen) Genel Başkanı Talip Geylan, "Öğretmen açığı sorunu her geçen gün büyümeye devam etmektedir. Bir tarafta yüz binlerce öğretmen atama beklerken, diğer tarafta eğitim fakülteleri her yıl on binlerce mezun vermektedir" dedi. Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, öğretmen açığının Türkiye'nin en önemli sorunlarından biri olduğunu belirterek, Milli Eğitim Bakanlığı'nı bu konuda acil ve kalıcı tedbirler almaya çağırdı. 2025 Akademi Giriş Sınavı (AGS) kapsamında 10 bin öğretmen kontenjanı ayrıldığını hatırlatan Geylan, bu sayının hem okullardaki öğretmen ihtiyacı hem de atama bekleyen yüz binlerce öğretmen dikkate alındığında yetersiz olduğunu ifade etti. 2025 AGS kapsamında atanacak 10 bin öğretmenin, bir yıl sürecek hazırlık eğitiminin ardından en erken 2027 yılında göreve başlayacağını vurgulayan Geylan, öğretmen açığının bu şekilde giderilmesinin mümkün olmadığını kaydetti. Mevcut uygulamanın eğitim sisteminin ihtiyaçlarına cevap vermekten uzak olduğunu kaydeden Geylan, bunun sürdürülebilir bir yöntem olmadığını söyledi. 2026 yılında yapılacak AGS'de, en az ücretli öğretmen sayısı kadar kontenjan ayrılması gerektiğini sözlerine ekledi. "ÖĞRETMEN AÇIĞI SORUNU HER GEÇEN GÜN BÜYÜMEYE DEVAM ETMEKTEDİR" Okulların öğretmen ihtiyacını karşılayamadığını dile getiren Geylan, "Öğretmen açığı sorunu her geçen gün büyümeye devam etmektedir. Bir tarafta yüz binlerce öğretmen atama beklerken, diğer tarafta eğitim fakülteleri her yıl on binlerce mezun vermektedir. Buna rağmen okulların öğretmen ihtiyacı kadrolu atamalarla karşılanmamakta, ücretli öğretmenlik uygulaması ise eğitim sistemimizin kanayan yarası olmayı sürdürmektedir. Sendikamızın geçtiğimiz eğitim-öğretim yılında gerçekleştirdiği ücretli öğretmenlik araştırmasına göre, 62 ilde toplam 71 bin 757 ücretli öğretmen görev yapmaktadır. Ayrıca, 55 ilden elde ettiğimiz verilere göre öğretmen ihtiyacı 80 bin 449'dur. Bu tablo, öğretmen açığının ulaştığı boyutu açıkça ortaya koymaktadır. İller bazında incelendiğinde, en fazla ücretli öğretmenin görev yaptığı il 21 bin 947 kişiyle İstanbul'dur. İstanbul'u 5 bin 894 ücretli öğretmenle Şanlıurfa takip etmektedir. 62 ilde görev yapan ücretli öğretmenlerin mezuniyet durumuna bakıldığında ise 30 bin 536'sının eğitim fakültesi, 35 bin 359'unun diğer lisans programları, 5 bin 862'sinin ise ön lisans mezunu olduğu görülmektedir. Pedagojik formasyona sahip olmayan ön lisans mezunlarının ücretli öğretmen olarak derslere girmesi, eğitim-öğretim sürecinin niteliğini ve verimliliğini olumsuz etkilemektedir" diye konuştu. "ÖĞRETMEN İHTİYACININ EĞİTİMİN NİTELİĞİNİN ARTIRILMASI AÇISINDAN KAÇINILMAZ BİR ZORUNLULUKTUR" Öğretmen açığının her geçen gün giderek arttığını vurgulayan Geylan, "Daha da dikkat çekici olan husus, özel uzmanlık gerektiren zihinsel engelliler, görme engelliler ve işitme engelliler öğretmenliği gibi alanlarda dahi ön lisans mezunu ücretli öğretmenlerin görevlendiriliyor olmasıdır. Özel eğitim alanında görev yapan toplam 20 bin 979 ücretli öğretmenin 8 bin 669'u eğitim fakültesi, 10 bin 105'i diğer lisans programları, 2 bin 205'i ise ön lisans mezunudur. Bu durum, özel eğitim gibi uzmanlık gerektiren bir alanda dahi öğretmen ihtiyacının kadrolu atamalarla karşılanamadığını göstermektedir. Ücretli öğretmenlik uygulaması istisnai durumlarda pansuman bir yöntem olarak ihdas edilmiş olsa da bugün neredeyse asli istihdam modeli haline gelmiştir. Oysa öğretmen ihtiyacının güvenceli, kadrolu karşılanması hem eğitimde fırsat eşitliği hem de eğitimin niteliğinin artırılması açısından kaçınılmaz bir zorunluluktur" şeklinde konuştu. "10 BİN KİŞİLİK KONTENJAN SON DERECE YETERSİZDİR" AGS kapsamında verilen 10 binlik kontenjanın öğretmen ihtiyacını karşılamadığını söyleyen Geylan, "AGS ile adaylar, kontenjanlar doğrultusunda puan üstünlüğüne göre Milli Eğitim Akademisine kabul edilmekte ve bir yıllık hazırlık eğitiminin ardından göreve başlamaktadır. Ancak 2025 AGS kapsamında ayrılan 10 bin kişilik kontenjan, ülkemizin öğretmen ihtiyacı dikkate alındığında son derece yetersizdir. Türk Eğitim-Sen olarak başından beri bu sayının ne öğretmen açığını kapatmaya ne de ücretli öğretmenlik uygulamasını sona erdirmeye yeteceğini ifade ettik. Öte yandan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral'ın, ‘2026-2027 eğitim-öğretim sezonunda ciddi bir öğretmen alımı olacak' yönündeki açıklamaları yeniden gündem oldu. Biz de 2026 yılının başında Saral'ın yaptığı bu açıklamanın müşahhas adımlarla hayata geçirilmesini, bu sözün yerine getirilmesini ve öğretmen atamalarının eğitimin gerçek ihtiyacı doğrultusunda planlanmasını bekliyoruz. Mülakatın kaldırılması ise olumlu bir gelişme olmakla birlikte, öğretmenlerin 12 ay süren akademi eğitimi nedeniyle göreve ancak bir yıl sonra başlayacak olması da önemli bir sorun oluşturmaktadır. 2025 AGS kapsamında seçilen öğretmenlerin en erken 2027 yılında görevlerine başlayabilecek olması, mevcut öğretmen açığının daha da büyümesine neden olacaktır. Eğitim sisteminin acil öğretmen ihtiyacı göz önünde bulundurularak atama süreçleri hızlandırılmalı ve öğretmenlerin sınıflarla buluşması geciktirilmemelidir" dedi. "2026 AGS KAPSAMINDA EN AZ ÜCRETLİ ÖĞRETMEN SAYISI KADAR KONTENJAN AYRILMASIDIR" Bu soruna çözüm olarak 2026 AGS kontenjanının en az ücretli öğretmen sayısı kadar olması gerektiğini ifade eden Geylan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Çözüm, 2026 AGS kapsamında en az ücretli öğretmen sayısı kadar kontenjan ayrılmasıdır. Talebimiz açıktır. Bilindiği üzere 2026 AGS, 26 Temmuz'da gerçekleştirilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı, bu sınav kapsamında en az mevcut ücretli öğretmen sayısı kadar kontenjan ayırmalıdır. Ücretli öğretmen sayısının 81 il genelinde yaklaşık 100 bine ulaştığı dikkate alındığında, 2026 AGS ile en az 100 bin atama yapılması hem eğitim sistemimizin acil öğretmen ihtiyacını karşılayacak hem de yıllardır atama bekleyen öğretmenlerimizin haklı beklentilerine cevap verecektir. Bununla birlikte, öğretmenlerin göreve başlamasını geciktiren Milli Eğitim Akademisi süreci de yeniden gözden geçirilmelidir. Akademi eğitimi 2 ayla sınırlandırılmalı, öğretmenler göreve zaman kaybetmeden başlayabilmelidir. Bunun yanında, 2023 ve 2024 KPSS mağduru öğretmenlerimizin yaşadığı mağduriyet artık görmezden gelinemez. 2023 KPSS'de yüksek puan almalarına rağmen mülakat sürecinde hak kaybına uğrayan bin 611 öğretmenin mağduriyeti giderilmeli ve atamaları yapılmalıdır. 2024 KPSS'de ise yüksek başarı gösteren, hatta dereceye giren çok sayıda öğretmenimiz yalnızca kontenjan yetersizliği nedeniyle atamaları gerçekleştirilmemiştir. Kabul etmemiz mümkün değildir. 2024 KPSS mağduru öğretmenlerimiz için ek atama yapılması hakkaniyetin gereğidir. Bu gençler, başka ülkelerin değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin yetiştirdiği evlatlarıdır. Yıllarını eğitimlerine veren, alın teri döken, sınavlarda başarı gösteren öğretmenlerimizin haklı sesine kulak verilmelidir. Devlet, kendi yetiştirdiği evlatlarını, potansiyelini görmezden gelmemeli, genç öğretmenlerimizin emeklerinin karşılığını alabilmelerini sağlamalıdır."

Palandöken: "Esnaf kredi faizleri düşürülmeli" Haber

Palandöken: "Esnaf kredi faizleri düşürülmeli"

Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Başkanı Bendevi Palandöken, "Esnafımızın krediye erişimi kolaylaştırılmalı. Üreten, istihdam sağlayan ve ekonomiye değer katan esnafımızın desteklenmesi ülkemizin kalkınmasına da katkı sağlayacaktır" dedi. TESK Başkanı Palandöken, esnaf ve sanatkar kredilerine yönelik yeni düzenlemenin camiaya hayırlı olmasını diledi. Hazine faiz destekli işletme ve yatırım kredilerinin üst limitlerinin yükseltilmesinin esnaf ve sanatkarlar için olumlu bir gelişme olduğunu belirten Palandöken, bunun yanı sıra esnafın krediye ulaşımının kolaylaştırılması gerektiğini vurguladı. Limitlerin artırılmasına ek olarak kredi faizleri için de bir düzenleme yapılarak faizlerin düşürülmesi gerektiğinin altını çizen Palandöken, istihdam sağlayan projelerin ekonomiye değer katacağını sözlerine ekledi. "ESNAFIMIZIN KREDİYE ERİŞİMİ KOLAYLAŞTIRILMALI" Hazine faiz destekli işletme ve yatırım kredilerinin üst limitlerinin artırılmasının sevindirici olduğunu söyleyen Palandöken, "Hazine faiz destekli işletme ve yatırım kredilerinin üst limitlerinin yükseltilmesi esnaf ve sanatkarlar camiamız için oldukça sevindirici bir haber. Artan maliyetler karşısında işletmelerimizin ayakta kalabilmesi, faaliyetlerini sürdürebilmesi ve ekonomiye katkı sunabilmesi için finansmana erişimin kolaylaşması büyük önem taşıyor. Limitlerin artırılmasına ek olarak kredi faizleri için de bir düzenleme yapılarak faizler mutlaka aşağı çekilmeli. Esnafımızın krediye erişimi kolaylaştırılmalı. Üreten, istihdam sağlayan ve ekonomiye değer katan esnafımızın desteklenmesi ülkemizin kalkınmasına da katkı sağlayacaktır. TESKOMB tarafından yayımlanan genelge ile 29 Temmuz tarihi itibarıyla yürürlüğe giren düzenlemede işletme kredilerinde şahıs üst limitinin 1 milyon liradan 1 milyon 500 bin liraya çıkarılması, esnaf ve sanatkarlarımız açısından son derece önemli bir adımdır. Öte yandan işyeri edindirme, taşıt edindirme ile makine ve teçhizat kredilerinde üst limitin 3 milyon 500 bin liraya yükseltilmesi de yatırım yapmak isteyen esnaf ve sanatkarlarımız için önemli bir fırsat sunacaktır. İşini büyütmek, işyerini yenilemek, yeni araç ya da makine yatırımı yapmak isteyen üyelerimiz bu destek sayesinde daha güçlü adımlar atabilecektir. Bu önemli düzenlemenin hayata geçirilmesinde emeği geçen başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Hazine ve Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek'e, Ticaret Bakanımız Ömer Bolat'a ve TESKOMB Genel Başkanımız Abdulkadir Akgül'e teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.

Mayıs ayı işsizlik verileri netleşti: Gençlerde artış! Haber

Mayıs ayı işsizlik verileri netleşti: Gençlerde artış!

İşsiz sayısı 2026 yılı Mayıs ayında bir önceki aya göre 9 bin kişi artarak 2 milyon 883 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise aynı seviyede kalarak yüzde 8,2 seviyesinde gerçekleşti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Mayıs ayı İşgücü İstatistikleri’ni açıkladı. Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre; 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 2026 yılı Mayıs ayında bir önceki aya göre 9 bin kişi artarak 2 milyon 883 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise aynı seviyede kalarak yüzde 8,2 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 7,0 iken kadınlarda yüzde 10,5 olarak tahmin edildi. Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam oranı yüzde 48,5 oldu İstihdam edilenlerin sayısı 2026 yılı Mayıs ayında bir önceki aya göre 285 bin kişi artarak 32 milyon 463 bin kişi, istihdam oranı ise 0,4 puan artarak yüzde 48,5 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 66,1 iken kadınlarda yüzde 31,4 olarak gerçekleşti. Mevsim etkisinden arındırılmış işgücüne katılma oranı yüzde 52,8 olarak gerçekleşti İşgücü, 2026 yılı Mayıs ayında bir önceki aya göre 293 bin kişi artarak 35 milyon 345 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0,4 puan artarak yüzde 52,8 olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 71,0 iken kadınlarda yüzde 35,0 oldu. Genç nüfusta mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı yüzde 14,8 oldu 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 0,4 puan artarak yüzde 14,8 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 11,2, kadınlarda ise yüzde 21,8 olarak tahmin edildi. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi 42,4 saat oldu İstihdam edilenlerden referans döneminde işbaşında olanların, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi 2026 yılı Mayıs ayında bir önceki aya göre 0,2 saat artarak 42,4 saat olarak gerçekleşti. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış atıl işgücü oranı yüzde 31,0 oldu Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı 2026 yılı Mayıs ayında bir önceki aya göre 0,9 puan artarak yüzde 31,0 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 20,2 iken işsiz ve potansiyel işgücünün bütünleşik oranı yüzde 20,5 olarak tahmin edildi.

AK Partili Kılıç'tan Meclis'te 2002 ve 2026 kıyaslaması! Haber

AK Partili Kılıç'tan Meclis'te 2002 ve 2026 kıyaslaması!

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi ve AK Parti Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda DEM Parti’nin "İşçi hakları"na ilişkin grup önerisi üzerine AK Parti Grubu adına söz alarak bir konuşma gerçekleştirdi. Kılıç, çalışanların, emeklilerin ve dar gelirli vatandaşların hayat şartlarının iyileştirilmesinin herkesin ortak sorumluluğu olduğunu ifade ederek, dünyadaki olumsuz gelişmelerin ekonomiye olan etkilerine rağmen vatandaşların bu süreçte yalnız bırakılmadığını ve sosyal devlet anlayışından taviz verilmediğini kaydetti. Dünyada son yıllarda eşi benzeri görülmemiş ekonomik ve siyasi gelişmeler gerçekleştiğine dikkat çeken Kılıç, Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu'da yaşanan gerilimler, enerji ve gıda piyasalarındaki dalgalanmalar, küresel ticarette ortaya çıkan belirsizlikler ve finansal piyasalardaki kırılganlıkların birçok ülkenin ekonomisini olumsuz yönde etkilediğini belirtti. Nitekim gelişmiş ve gelişmekte olan pek çok ülkede enflasyonla mücadelenin uzun süre gündemin en önemli başlıklarından biri olduğunu dile getiren Kılıç, bu durumun vatandaşların alım gücü üzerinde baskılar oluşturduğunu ve Türkiye'nin de bu küresel gelişmelerden doğal olarak olumsuz noktada etkilendiğini dile getirdi. Ak Parti hükümetlerinin vatandaşları bu süreçte yalnız bırakmadığını vurgulayan Milletvekili Kılıç, sosyal devlet anlayışı doğrultusunda çok önemli adımlar atıldığını kaydetti. Sosyal devlet anlayışlarının hiçbir zaman sadece bir söylemden ibaret kalmadığını, doğrudan vatandaşa dokunan somut politikalara dönüştüğünü belirten Kılıç, bu kapsamda 2026 yılı bütçesinden 400 milyar TL'lik kaynak aktarılarak doğal gaz için yüzde 45, elektrik için ise yüzde 55 oranında devlet desteği sağlandığını açıkladı. Toplumsal refahtan pay alamayan vatandaşların da düşünüldüğünü ifade eden Kılıç, bu doğrultuda sosyal yardımlaşma bütçesini tam 917 milyar TL'ye çıkardıklarını kaydetti. Ekonomideki güncel istihdam ve işsizlik verilerini de paylaşan Ahmet Kılıç, 2026 yılı itibarıyla Türkiye’de istihdam edilen kişi sayısının 32 milyon 166 bine ulaştığını, işsizlik oranının ise yüzde 8,2 seviyesine gerilediğini belirtti. Konuşmasında 2002 yılı ile günümüzü dolar bazında kıyaslayan Kılıç, bu durumu verilerle ortaya koydu. Kılıç, 2002 yılında en düşük memur maaşı 238 dolar iken, 2026 yılı itibarıyla bu tutarın 1.291 dolara yükselerek dolar bazında yüzde 400 artış gösterdiğini ilan etti. En düşük emekli aylığının ise 2002'de dolar bazında 40 dolar seviyesindeyken 2026'da 430 dolara çıktığını belirten Kılıç, burada dolar bazında büyük bir artışın bir artışın söz konusu olduğunu vurguladı. Asgari ücretin de 112 dolardan 604 dolara çıktığını söyleyen Kılıç, böylece dolar bazında yüzde 500'lük bir artış sağlandığını kaydetti. Ortaya koyduğu bu verilerin, uygulanan ekonomi programının istihdamı koruyan ve üretimi destekleyen yönünü açıkça gösterdiğini ifade eden AK Parti Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç, bunun yanında ekonomik istikrarın güçlendirilmesi amacıyla da önemli adımlar atmaya devam ettiklerini dile getirdi. Muhalefet tarafından önergede dile getirilen hususların zaten ilgili Bakanlıkların, kamu kurumlarının ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin gündeminde olan konular olduğunu hatırlatan Kılıç; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı başta olmak üzere, ilgili tüm kurumların ücret politikalarını, emeklilerin durumunu ve sosyal destek mekanizmalarını sürekli olarak değerlendirdiğinin altını çizdi. Cumhur İttifakı olarak bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da çalışanların, emeklilerin ve dar gelirli vatandaşların yanında olmaya devam edeceklerini ifade eden Kılıç, bütçe imkânları çerçevesinde başta emekliler ve çalışanlar olmak üzere toplumun her kesiminin hak ettiği payı mutlaka alacağına yürekten inandığını belirtti.

İstihdamda dijital dönüşüm: Gürsu ve Kestel OSB güçlerini mobil uygulamada birleştirdi! Haber

İstihdamda dijital dönüşüm: Gürsu ve Kestel OSB güçlerini mobil uygulamada birleştirdi!

Türkiye’ye örnek olan kamuda Bursa genelindeki ilk istihdam merkezi olan Gürsu Belediyesi Kollektif Kariyer Merkezi, yakın zamanda tanıtımını yaptığı mobil uygulamanın kullanımı için Bursa’daki en önemli odak noktaları ile birlikte hareket ediyor. Sanayi bölgeleri ile protokoller imzalayan Gürsu Belediyesi Kollektif Kariyer Merkezi, bu sayede mobil iş arama ve iş vereni buluşturma platformu ile istihdam sorununu dijitalde de çözecek. Bu kapsamda Gürsu Belediyesi ile Kestel Organize Sanayi Bölgesi arasında yerel istihdamın artırılmasına yönelik iş birliği protokolü imzalandı. İş birliği protokolü, Kestel OSB Yönetim Kurulu Başkanı Cem Hısımcıl ile Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık öncülüğünde hayata geçirildi. Proje kapsamında Gürsu Belediyesi tarafından geliştirilen Kollektif Kariyer Merkezi mobil uygulaması aktif olarak kullanılacak. “Yerel İstihdamın Desteklenmesi Protokolü” kapsamında işverenler ile iş arayanların daha hızlı ve etkin şekilde buluşturulması hedefleniyor. Ayrıca Kollektif Kariyer Merkezi sisteminin Kestel OSB’nin internet sitesine entegre edilmesiyle birlikte vatandaşların organize sanayi bölgesi bünyesindeki iş ilanlarına daha kolay erişebilmesi hedefleniyor. Kestel OSB bünyesinde faaliyet gösteren 80’den fazla firmanın personel ilanları Kollektif Mobil olarak yayınlanacak.

Gayrimenkulde "Değer Barışı" beklentisi: Vergi yükü vatandaşı zorluyor! Haber

Gayrimenkulde "Değer Barışı" beklentisi: Vergi yükü vatandaşı zorluyor!

Türkiye’de son yıllarda yükselen enflasyon, inşaat maliyetleri ve arsa fiyatlarındaki hızlı artış gayrimenkul sektöründe yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi. Uzmanlar, özellikle konut ve arsa satışlarında 5 yıl içinde yapılan işlemlerde uygulanan değer artış kazancı vergisi, piyasanın doğal fiyat artışları ile birlikte vatandaşların üzerinde ek bir yük oluşturduğunu söyledi. Türkiye ekonomisinde önemli bir lokomotif sektör olan gayrimenkulde yaşanan maliyet artışları resmi verilerle de dikkat çektiğin belirten gayrimenkul uzmanları, Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre inşaat maliyet endeksi 2024 yılında yıllık yüzde 34,27, 2025 yılı verilerinde ise maliyetlerdeki artışın devam ettiği ve inşaat maliyet endeksinin yıllık bazda yüzde 23,93 yükseldiği söyledi. Bu süreçte özellikle işçilik maliyetlerindeki artış dikkat çekerken, bazı dönemlerde işçilik maliyetlerinin yıllık bazda yüzde 50’nin üzerinde arttığı kaydedildi. STRATEJİK SEKTÖRDE YENİ BİR VERGİ MODELİ ŞART Yüksek enflasyon ortamı yalnızca inşaat maliyetlerini değil, aynı zamanda konut fiyatlarını ve kira bedellerini de ciddi ölçüde yukarı taşıdığını belirten Elfi Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Özkan Aydemir, "Türkiye’de enflasyon oranı 2026 yılında yüzde 30’lu seviyelerde seyretmeye devam ederken, konut ve barınma kalemlerinde artış oranları birçok alanda genel enflasyonun üzerinde gerçekleşti. Bu gelişmeler sonucunda konut fiyatları ve kira bedelleri kısa sürede ciddi yükselişler gösterirken, gayrimenkul yatırımının vatandaşlar açısından en önemli tasarruf araçlarından biri haline gelmiştir" dedi. Mevcut vergi mevzuatına göre, bir gayrimenkulün satın alındıktan sonra 5 yıl içerisinde satılması durumunda elde edilen kazanç "değer artış kazancı" olarak vergilendirildiğini belirten Özkan Aydemir, "Ancak, son yıllarda yaşanan fiyat artışlarının önemli bir bölümünün enflasyon ve maliyet kaynaklı olduğunu, dolayısıyla her fiyat artışının gerçek bir kazanç anlamına gelmemektedir. Bu durum bazı vatandaşların gayrimenkul satışlarını ertelemesine, bazı durumlarda ise kayıt dışı fiyat beyanı gibi riskli uygulamaların gündeme gelmesine sebep olmaktadır. Gayrimenkul sektöründe son dönemde dile getirilen önerilerden biri de tek seferlik "değer barışı" benzeri bir düzenleme yapılması ve düzenleme ile birlikte, Gayrimenkul piyasasında işlem hacmini artmasına, tapu işlemlerinde gerçek değer beyanını teşvik edebilmesini, vergi sistemini daha adil hale gelmesini ve vatandaşlarımızın üzerindeki vergi baskısını azaltabilecektir" diye konuştu. ÖZKAN AYDEMİR: "ENFLASYON GERÇEĞİ KAZANÇLA KARIŞTIRILMAMALI" İnşaat ve gayrimenkul sektörü, Türkiye’de yüzlerce alt sektörü besleyen ve milyonlarca kişiye istihdam sağlayan stratejik alanlardan olduğunu belirten Aydemir, "İnşaat, gayrimenkul, yapı malzemeleri, mimarlık, mühendislik ve finans sektörleri doğrudan bu ekosistemin içinde yer alıyor. Bu sebeple son 5 yıl içerisindeki satışlar ve gayrimenkul alımlarındaki vergi düzenlemelerinin enflasyon gerçeği, maliyet artışları ve piyasa dinamikleri dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. Yapılacak düzenlemelerde temel hedef; gayrimenkul yatırımcısını cezalandırmayan, piyasa hareketliliğini destekleyen ve gerçek kazanç ile enflasyon kaynaklı değer artışını ayırabilen bir vergi modelinin oluşturulması olmalıdır. Gayrimenkul sektöründe beklenti, hem yatırımcıyı hem de piyasayı destekleyen, ekonomik gerçeklerle uyumlu bir düzenlemenin hayata geçirilmesi yönündedir. Sonuç olarak, artan maliyetler, yüksek enflasyon ve gayrimenkul fiyatlarındaki hızlı yükseliş, mevcut vergi sisteminin yeniden değerlendirilmesi gerektiğine yönelik tartışmaları güçlendiriyor. Yapılacak düzenlemelerin hem piyasa canlılığını artıracağına hem de vatandaşın üzerindeki vergi yükünü daha dengeli hale getireceğine inanmaktayız" dedi.

Fikret Aslan’dan sosyal güvenlik uyarısı: "Aktif-Pasif dengesi çöküyor, sistem sürdürülemez!" Haber

Fikret Aslan’dan sosyal güvenlik uyarısı: "Aktif-Pasif dengesi çöküyor, sistem sürdürülemez!"

Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan, Türkiye’de sosyal güvenlik sisteminin hızla sürdürülemez bir noktaya sürüklendiğini belirterek, özellikle evde bakım yapan kişilerin emeklilik ve sosyal güvenceye erişememesinin “sosyal devlet” ilkesine aykırı olduğunu ifade etti. Aslan, “Sosyal güvenlik sistemi; yaşlılık, hastalık, iş kazası, malullük, işsizlik, ölüm ve analık gibi risklere karşı yurttaşı korumak için vardır. Ancak bugün sistem, hem mali açıdan hem de kapsayıcılık açısından ciddi bir kırılma yaşıyor. Evde bakım emeği veren vatandaşlarımız görünmez emekçi muamelesi görüyor” dedi. Fikret Aslan, Türkiye’de sosyal güvenlik sisteminin temel olarak prim esaslı işlediğini, mevcut çalışanların primleriyle mevcut emeklilerin aylıklarının ödendiği “dağıtım sistemi” (PAYG) yapısında emeklilik için dünyada genel kabul gören dengenin “4 çalışanın 1 emekliyi finanse etmesi” şeklinde olduğunu, bizde ise tablonun tam tersine gittiğini ifade etti. “AKTİF-PASİF DENGESİ ÇÖKÜYOR: 2002’DE 2,1, 2025’TE 1,6” İl Başkanı Aslan, 2002 yılında 12,2 milyon çalışanın 5,9 milyon emekliyi finanse ettiğini; 2025 yılında ise 26,5 milyon çalışanın 16,9 milyon emekliyi finanse eder hale geldiğini hatırlatarak, aktif/pasif oranının 2,1’den 1,6’ya gerilediğini belirtti. Aslan, “Bu gidişle emekliye daha iyi maaş vermek için daha fazla prim toplamak gerekecek; ama kayıt dışılık, güvencesiz çalışma ve istihdamın niteliği bunun önünde engel. Üstelik EYT gibi popülist adımlar sistemi daha da sıkıştırdı” diye konuştu. “EVDE BAKIM EMEĞİ SİSTEMİN DIŞINDA BIRAKILIYOR” Fikret Aslan, Türkiye’de resmi kayıtlara göre yaklaşık 2,5 milyon engelli bulunduğunu, araştırmalara göre en az bir engeli olan birey sayısının 4,9 milyon civarında olduğunu; evde bakım yardımından yararlanan kişi sayısının da geçmiş yıllarda yaklaşık 500 bin olarak kayda geçtiğini ifade eden İl Başkanı Aslan, “Bu büyük toplumsal gerçekliğe rağmen, evde engelli bakımını üstlenen ve iş hayatına katılamayan kişiler için otomatik bir emeklilik hakkı yok. Bu insanlar çalışmıyor göründüğü için sistem onları ‘yok’ sayıyor. Oysa yaptıkları iş 7/24 bir bakım hizmetidir” dedi. A Parti İl Başkanı, evde bakım yapanların ancak isteğe bağlı sigorta ile 4B kapsamında prim ödeyerek emekliliğe hak kazanabildiğini; gelir yaratamayan, evde bakım yükü taşıyan birçok vatandaşın bunu fiilen karşılayamadığını söyledi. “DÜNYADA ÖRNEK VAR: BAKIM SÜRESİ EMEKLİLİĞE SAYILIYOR” İl Başkanı Aslan, bazı ülkelerde evde ücretsiz bakım yapanların sosyal güvenlik sistemince desteklendiğini belirterek, “Örneğin Almanya’da belirli bakım derecesinde (Pflegegrad 2 ve üzeri) bakım üstlenenlerin emeklilik primi bakım sigortası tarafından ödeniyor ve bu süre emeklilik hesabına dahil ediliyor. Türkiye’de de bakım süresinin sosyal güvenlik hakkına dönüştürülmesi zorunludur” ifadelerini kullandı. “MECLİS’TE TEKLİF VAR; AMA YASALAŞMIŞ DEĞİL” Aslan, 2026’ya girerken ev kadınları ve evde bakım emeği verenlerin sosyal güvenceye alınması ve emeklilik hakkı elde etmesine yönelik TBMM’de bir kanun teklifinin gündemde olduğunu; ancak henüz yasalaşmadığını hatırlattı. Aslan, “Teklif; geliri olmayan ev kadınları ve evde bakım emeği verenlerin SGK kapsamına alınmasını, primlerinin bütçeden karşılanmasını hedefliyor. Aylık yaklaşık 11 bin TL düzeyinde destek ve tam sosyal güvence hedefi ifade ediliyor; fakat bunlar bugün itibarıyla yürürlükte değil” dedi. “ERKEN EMEKLİLİK HAKKI SADECE SİGORTALI ANNELER İÇİN; EVDE BAKIM EMEĞİ YİNE DIŞARIDA” İl Başkanı Aslan, 5510 sayılı Kanun’da ağır engelli, bakıma muhtaç engelli çocuğu bulunan kadın sigortalılara prim günü avantajı ve yaş indirimi sağlandığını; ancak bunun sigortalı çalışma içinde olanları kapsadığını vurguladı. Aslan, “Bu düzenleme evde bakım yapan ama sigortalı olmayan milyonları kapsamıyor. Ayrıca eşin engelli olması tek başına erken emeklilik hakkı doğurmuyor. Sistem parçalı ve adaletsiz bir zeminde ilerliyor” dedi. “SAHTE SİGORTALILIK ARTIYOR; İNSANLAR SİSTEME GİRMEK İÇİN ÇARESİZ” Anahtar Parti İl Başkanı, son yıllarda sahte sigortalılık vakalarının arttığını, 2022’de 106 bin, 2023’te 188 bin ve 2024’te 95 bin kişinin emekliliğinin iptal edildiğinin kayda geçtiğini belirterek, “Vatandaş sağlık hizmetine erişmek ve emeklilik hakkı kazanmak için kayıt dışı yollara itiliyor. Denetim mekanizması güçlenmeli; ama hak kayıplarına yol açan uygulamalar da adaletle ele alınmalıdır” ifadelerini kullandı. BÜTÇEDEN SGK’YA AKTARIM ARTIYOR: “KAYNAK VARSA ADALETLE KULLANILMALI” Fikret Aslan merkezi yönetim bütçesi içinde SGK’ya yapılan ödemelerin arttığını; 2026 bütçesinde SGK’ya aktarılan fonun genişletildiğini ifade ederek, “Madem bütçeden kaynak aktarılıyor, bunun geliri olmayan kesimlerin refahına gerçek bir katkı sağlaması şarttır. Evde bakım emeği verenler bu katkının en meşru adreslerinden biridir” dedi. POLİTİKA ÖNERİLERİ İl Başkanı Aslan, Anahtar Parti iktidarında sosyal güvenlik sisteminin işlevsel hale getirilmesi için şu adımların atılacağını belirtti: Kayıt dışılıkla etkin mücadele: Yoğun işyeri denetimleriyle sigortasız çalışmanın önüne geçilecek; kayıt dışı istihdam kayıt altına alınacaktır.PAYG sisteminde sürdürülebilirlik: İstihdamı artırıcı politikalarla aktif/pasif denge güçlendirilecek; sistemi bozan popülist düzenlemeler yerine gerçekçi bir rehabilitasyon programı uygulanacaktır.“Gümüş Ekonomi” yaklaşımının sisteme entegrasyonu: Evde bakım, rehabilitasyon, uzun dönemli bakım sigortası, yaşlı dostu konut ve bakım ekonomisi alanları sosyal güvenlik ekosisteminin parçası haline getirilecektir.“Evde Bakım Hizmeti Sigortası” kurulması: SGK bünyesinde özel bir kategori oluşturularak evde bakım emeği yasal güvenceye kavuşturulacaktır.“Evde Bakım Borçlanması” uygulaması: Askerlik/doğum/ücretsiz izin borçlanmalarına benzer şekilde bakım süresi borçlanılabilir hale getirilecektir.Bireysel emeklilik kapsamının genişletilmesi: Vatandaşın kayıt dışı yollara yönelmesini önleyecek kapsayıcı tamamlayıcı mekanizmalar geliştirilecektir.Hak ve yükümlülüklerde adalet: Yaş ve süre eşitliği ilkesi esas alınarak prim bedeliyle uyumlu, adalet duygusunu güçlendiren emekli aylığı yapısına geçilecektir. Aslan açıklamasını “fırsatta eşitlik, bölüşümde adalet anahtarda” sözleriyle tamamladı.

Sinemanın "Görünmez Kahramanları" Bursa’da yetişiyor: Gerçeği aratmayan makyajlar! Haber

Sinemanın "Görünmez Kahramanları" Bursa’da yetişiyor: Gerçeği aratmayan makyajlar!

Film ve dizilerde izleyiciyi etkileyen yaralanma, yanma ve benzeri sahnelerin arkasındaki görünmeyen kahramanlar, Bursa'da yetişiyor. Aldıkları özel eğitimlerle gerçeğinden ayırt edilemeyen makyaj uygulamalarına imza atan öğrenciler, ortaya koydukları çalışmalarla görenleri hayran bırakıyor. Bursa'nın Yenişehir ilçesinde bulunan Bursa Yenişehir Hüma Hatun Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Güzellik Hizmetleri bölümünde eğitim gören öğrenciler, sinema ve dizi sektöründe kullanılan özel efekt makyajları başta olmak üzere birçok alanda uygulamalı eğitim alıyor. Öğrenciler; makyaj, saç, cilt bakımı ve epilasyon gibi alanlarda kendilerini geliştirirken, özellikle yara ve yanık makyajlarıyla dikkat çekiyor. Okulun Güzellik Hizmetleri Öğretmeni Sinan Eşkin, öğrencilerin dört yıllık yoğun bir eğitimden geçtiğini belirterek, "Filmlerde görmüş olduğunuz yaralı sahneler, çekim öncesinde bu şekilde hazırlanıyor. Öğrencilerimiz burada aldıkları eğitimle mezun olduktan sonra bu alanlarda rahatlıkla iş bulabiliyor. Makyaj, saç, cilt bakımı ve epilasyon gibi birçok alanda kendilerini yetiştirip iş hayatına atılıyorlar. İnsana odaklı bir iş yaptıkları için istihdam konusunda sıkıntı yaşamıyorlar" dedi. Yenişehir İlçe Milli Eğitim Müdürü Hüseyin Yaşar ise okulda verilen eğitimin yalnızca mesleki becerilerle sınırlı olmadığını vurgulayarak, "Burada öğrencilerimiz hem meslek sahibi olmayı öğreniyor hem de bütçelerine katkı sağlayacak imkânlar elde ediyorlar. Aynı zamanda meslek ahlakı konusunda da eğitimler veriyoruz. Büyükleri karşılama, müşteriye nasıl davranılması gerektiği gibi birçok alanda öğrencilerimize katkı sunuyoruz" diye konuştu. Eğitimleri boyunca ortaya koydukları sıra dışı çalışmalarla dikkat çeken öğrenciler, sinema ve dizi sektörünün yanı sıra güzellik ve bakım alanlarında da geleceğin aranan isimleri arasında gösteriliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.