SON DAKİKA
Hava Durumu

#Jeopolitik

Söz Bursa - Jeopolitik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Jeopolitik haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bahçeli adını koydu: Zengezur değil "Turan Koridoru"! Haber

Bahçeli adını koydu: Zengezur değil "Turan Koridoru"!

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Zengezur Koridoru'nun Türk dünyası için stratejik önem taşıdığını belirterek, "Zengezur, Nahçıvan'ın Azerbaycan'la vuslatı olacaktır. Bu, 'iki devlet, tek millet' şuurunun Türk dünyasının tamamına yayılan stratejik bir iklime kavuşmasıdır. Zengezur dedik ama artık adını doğru koyalım: Bu hat, 'Turan Koridoru'dur" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada Orta Doğu'dan Güney Kafkasya'ya uzanan gelişmeleri değerlendirdi. İsrail'in Gazze ve Lübnan'daki politikalarını sert sözlerle eleştiren Bahçeli, Birleşmiş Milletler ve uluslararası kuruluşların, yaşanan insanlık dramı karşısında yetersiz kaldığını savundu. MHP Genel Başkanı Bahçeli, Gazze, Lübnan, Hürmüz Boğazı, Doğu Akdeniz ve Güney Kafkasya'da yaşanan gelişmelerin birbirinden bağımsız değerlendirilmemesi gerektiğini ifade ederek, "Bugün yaşananları sadece günlük haber akışı olarak görmek, hakikatin kabuğunda oyalanmak olur" dedi. İsrail'in 7 Ekim sonrasında izlediği politikaların savaş hukukunun sınırlarını aştığını savunan Bahçeli, "İsrail; günahsız sivilleri hedef alan, şehirleri harabeye çeviren; hastaneleri, okulları, ibadethaneleri, yardım noktalarını dahi savaş meydanına çeviren bir ölüm ve intikam makinesi siyasetine dönüşmüştür" ifadelerini kullandı. Netanyahu yönetimini eleştiren Bahçeli, "Bugün karşımızda bulunan, bölgenin huzur damarlarına musallat olmuş kan delisi bir kriz makinesi olan İsrail; ateşkesi ihlal ederek Lübnan'a saldırmakta, ABD-İran mutabakatının dahi karşısında durmakta, Doğu Akdeniz'de istikrarsızlık merkezi olmaya devam etmektedir. Netanyahu yönetimi, bölgenin huzuruna kasteden bir kriz üretim mekanizmasıdır. Gazze'de çocukların cansız bedenleri toprağa verilirken, Filistinli esirlerin onuru çiğnenirken, Batı Şeria'da toprak gaspı sürerken, Lübnan'da tarihi ve kültürel doku bombaların gölgesinde yerle bir olurken Türkiye'ye ahlak dersi vermeye kalkmak, Cumhurbaşkanımıza parmak sallamak; akıl karargahlarının teslim bayrağını çekmesidir. Mazlumun ahıyla abad olunmayacağını hala idrak edemeyen bir zihniyetin mesnetsiz ithamları, hadsiz isnatları bizim için yok hükmündedir. Bebek kanında ikbal arayanların azgınlaşan gaddarlıkları tüm dünyanın gözleri önündeyken uğursuz sayıklamalara kulak asacak değiliz. Bu zavallı söylemlere aynı çukurdan cevap verecek değiliz" diye konuştu. "BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ÜÇ MAYMUNU OYNUYOR" Birleşmiş Milletler'in Gazze'de yaşananlar karşısında etkisiz kaldığını savunan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "Gazze'de insanlık inim inim inlerken, bölgemizde acı ve katliam kol gezerken Birleşmiş Milletler, üç maymunu oynamaktadır. Lahey'de ise başka bir ibret vesikası önümüzdedir. Uluslararası Ceza Mahkemesi, Netanyahu hakkında savaş suçu ve insanlığa karşı suç isnatlarıyla yakalama kararı çıkarmıştır. Fakat asıl mesele tam da burada başlamaktadır. Çünkü Lahey karar vermekte, fakat bu kararın icrası yine devletlerin siyasi cesaretine, hukuka riayetlerine ve ahlaki omurgasına bırakılmaktadır. New York'ta veto kalkanı açanlar, Lahey'de işlevsiz söylemlerle vitrinleri süslemekte, icraat vakti gelince dut yemiş bülbül misali köşelerine çekilmektedir. İsrail yönetiminin hesap vermesi ihtimali ufukta belirince, Netanyahu'nun etrafına bir dokunulmazlık zırhı örülmek istenmektedir. Buradan sormak mecburiyetindeyiz: Güvenlik Konseyi'nde korunan, Lahey'de kollanan, başkentlerde siyasi himayeyle gezdirilen bu imtiyaz kimin hukukudur? Türk dünyası da işte bu büyük arayışın içinde her geçen gün daha belirgin, daha etkili ve daha itibarlı bir konuma yükselmektedir. Orta Asya'dan Anadolu'ya uzanan bu hat; soydaşlarımızın duasına vesile olan, Müslüman kardeşlerimizin sızısına merhem arayan, mazlum milletlerin hakkını ve haysiyetini küresel zemine taşıyan yeni yüzyılın stratejik damarlarından biridir. Buradan İslam İşbirliği Teşkilatına da seslenmek gerekir. Bu teşkilat, Kudüs hasretimizin, Mescid-i Aksa hassasiyetimizin, Müslüman kardeşlerimize olan ortak sorumluluğumuzun sonucu olarak doğmuştur. Bu teşkilatın kuruluş harcında Kudüs varsa, varoluş gerekçesinde Filistin varsa; bugün Gazze yanarken, Batı Şeria kuşatılırken, İslam İşbirliği Teşkilatı'nın kınama cümleleriyle yetinmesi izah edilemez. Buradan soruyoruz: Neredesiniz? Kudüs için kurulan irade nerededir? Gazze için gösterilmesi gereken müşterek duruş hangi engele takılmıştır? Mescid-i Aksa'nın incinen hürmetine karşı alınan kararlar hangi somut neticeye ulaşmıştır?" ABD-İRAN MUTABAKATINA DESTEK ABD ile İran arasında sağlanan mutabakatı memnuniyetle karşıladıklarını belirten Bahçeli, anlaşmanın bölgesel istikrara katkı sunmasını temenni etti. Bahçeli, "ABD ile İran arasında sağlanan mutabakatı sevindirici bulmakla birlikte dikkatle takip ediyoruz. İsviçre'de atılacağı açıklanan imzaların, bölgemizde sulh-u sükunun hâkim kılınması, Hürmüz hattında seyrüsefer emniyetinin yeniden tesisi ve Orta Doğu'da ateşi büyüten oyunların boşa çıkarılması adına önemli bir dönüm noktası olmasını temenni ediyoruz. Söz konusu bu gelişme memnuniyet vericidir. Ancak memnuniyetimiz bizi rehavete sürükleyecek değildir. Diplomasi kapısının aralanması, tedbir kapısının kapanması anlamına gelmeyecektir. İmzaların atılacağı güne kadar gerilimi tırmandıracak söylemlerden, tahrik edici hamlelerden, sahada yeni oldubittiler üretmeye dönük hain kumpaslardan ve olası sabotaj girişimlerinden hassasiyetle kaçınılmalıdır" ifadelerini kullandı. Hürmüz Boğazı'nın stratejik önemine işaret eden Bahçeli, "Hürmüz; enerji arzının, küresel ticaretin, deniz güvenliğinin, gıda fiyatlarının ve bölgesel istikrarın nabzının attığı stratejik bir geçittir. Bu hattaki gerilim, yalnızca Körfez'i değil; Asya'dan Avrupa'ya, Afrika'dan Akdeniz'e kadar geniş bir coğrafyayı ekonomik ve siyasi türbülansın içine sürüklemiştir. Bu nedenle ABD-İran mutabakatının kâğıt üzerinde kalmaması, sahada karşılık bulması, Hürmüz'de geçiş güvenliğinin teminat altına alınması, nükleer programa ilişkin tartışmaların uluslararası hukuk ve denetim mekanizmaları zemininde yürütülmesi gerekmektedir. Önemle belirtmek isterim ki Pakistan'ın müzakere kapısını aralayan arabuluculuk gayreti, Başta Türkiye olmak üzere Katar ve Suudi Arabistan'ın diplomatik destek ve temasları bize bir kez daha göstermiştir ki; İslam ülkeleri ortak akıl ve sorumluluk istikametinde hareket ettiğinde kan ve kaos senaryoları boşa düşmektedir" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın süreçte yürüttüğü diplomatik girişimlere de teşekkür eden Bahçeli, Türkiye'nin bölgesel istikrara katkı sunan bir rol üstlendiğini söyledi. Güney Kafkasya'daki gelişmelerin Türkiye açısından stratejik öneme sahip olduğunu vurgulayan Bahçeli, Karabağ Zaferi'nin ardından oluşan yeni jeopolitik tabloya dikkat çekti. Bahçeli, "2020 sonbaharında, hakikat yerini bulmuş, Türk'ün çelikten bileği Karabağ'da tarih yazmıştır. Karabağ'da çiğnenen hukuk, Türk askerinin demir yumruğuyla doğrultuldu. Bu noktada Türk dünyasının batı ile doğu arasındaki stratejik irtibatı olan Zengezur hattı üzerinde ayrıca ve dikkatle durmak gerekir" dedi. "ZENGEZUR DEDİK AMA ARTIK ADINI DOĞRU KOYALIM: BU HAT, TURAN KORİDORU'DUR" Zengezur Koridoru'nun Türk dünyasını birbirine bağlayacak tarihi bir güzergah olduğunu belirten Bahçeli, şunları kaydetti: "Zengezur; Nahçıvan'ın ana vatan Azerbaycan'la bağını güçlendirecek, Türkiye'yi kardeş ülke Azerbaycan üzerinden Hazar'a, Hazar'ın ötesinden Türkistan'a ulaştıracak tarihi geçittir. Zengezur, Nahçıvan'ın Azerbaycan'la vuslatı olacaktır. Bu,'iki devlet, tek millet' şuurunun Türk dünyasının tamamına yayılan stratejik bir iklime kavuşmasıdır. Zengezur dedik ama artık adını doğru koyalım: Bu hat, Turan Koridoru'dur. Turan Koridoru; Kars'tan Türkistan bozkırlarına uzanan tarihi ve kültürel istikbal kapısıdır. Bu kapı açıldığında asırlar boyunca gönüllerde saklanan kavuşma ülküsü ete kemiğe bürünecek; Anadolu ile Türkistan arasına örülmek istenen setler dağılacak; Turan ufku daha berrak, daha yakın, daha kudretli hale gelecektir. Küresel ticaret yollarının yeniden şekillendiği, kuzey hattının savaş ve yaptırımlarla hassaslaştığı, güney deniz yollarının Hürmüz'den Kızıldeniz'e kadar krizlerin tutsaklığı altına girdiği bir dönemde Turan Koridoru'nun açılması bölgemiz ve Türkiye için stratejik bir fırsattır." Koridorun ekonomik ve jeopolitik önemine vurgu yapan Bahçeli, "Ankara'dan Türkistan'a uzanan iktisadi ve jeopolitik bir sıçrama olacaktır. Turan Koridoru, Türk ve Türkiye Yüzyılı'nın stratejik anahtarıdır" ifadelerini kullandı. "TURAN KORİDORU YALNIZCA AZERBAYCAN'IN VE TÜRKİYE'NİN DEĞİL, ERMENİSTAN'IN DA EKONOMİK YALNIZLIKTAN ÇIKIŞ KAPISI OLABİLİR" Ermenistan'ın bölgesel gerçekleri kabul etmesi gerektiğini belirten Bahçeli, "Karabağ Azerbaycan'dır. Bu gerçek sahada kanla, masada hukuk zemininde tescillenmiştir" dedi. Erivan yönetiminin iş birliği zeminine katılması halinde koridorun Ermenistan için de fırsatlar sunacağını savunan Bahçeli, "Turan Koridoru yalnızca Azerbaycan'ın ve Türkiye'nin değil, Ermenistan'ın da ekonomik yalnızlıktan çıkış kapısı olabilir" diye konuştu. "HİÇBİR SINAV KENDİLERİNDEN DAHA ÖNEMLİ DEĞİLDİR" Konuşmasının sonunda gençlere seslenen Bahçeli, yaklaşan sınavlar öncesinde öğrencilere başarı diledi. "Hiçbir sınav kendilerinden daha önemli değildir" diyen Bahçeli, "Okuyacaksınız ve araştıracaksınız; çünkü cehaletin karanlığını ancak bilginin ışığında yırtarsınız. Düşüneceksiniz ve sorgulayacaksınız çünkü hakikate ulaşmanın yolu akıl etmekten geçer. Üreteceksiniz; çünkü büyük ülke Türkiye mefkuremizin ihtiyaç duyduğu her hamlenin arkasında sizin imzanız olacaktır" ifadelerini kullandı.

Yemek sanayicilerinden "Maliyet" alarmı: BUYSAD Başkanı Özen konuştu! Haber

Yemek sanayicilerinden "Maliyet" alarmı: BUYSAD Başkanı Özen konuştu!

Küresel enerji krizi ve gıda fiyatlarındaki artış, endüstriyel yemek sektöründe maliyetleri yukarı çekti. BUYSAD Başkanı Özen, sürecin dikkatle yönetilmesi gerektiğini vurguladı. Küresel ölçekte artan jeopolitik gerilimlerin enerji piyasalarına etkisi, Türkiye’de birçok sektörde olduğu gibi endüstriyel yemek sektöründe de maliyet baskısını artırdı. Petrol fiyatlarında yaşanan dalgalanma, akaryakıt ve petrokimya ürünlerine bağlı kalemlerde yükselişe yol açarken; bu durum üretimden lojistiğe kadar geniş bir zinciri etkiledi. LOJİSTİK VE ENERJİ KISKACI Bu sürecin sahadaki yansımalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bursa Yemek Sanayicileri Derneği (BUYSAD) Başkanı Abidin Şakir Özen, özellikle enerjiye bağlı maliyet kalemlerinde yaşanan artışın sektör üzerinde doğrudan baskı oluşturduğunu ifade etti. Türkiye’de petrol fiyatlarındaki yükselişin pompa fiyatlarına etkisini sınırlamak amacıyla devreye alınan eşel mobil mekanizmasına da değinen Özen, bu uygulamanın Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında akaryakıt maliyetlerinin daha kontrollü seyretmesine katkı sunduğunu belirtti. Başkan Özen, buna rağmen küresel fiyat hareketlerinin üretim ve lojistik maliyetleri üzerindeki etkisinin devam ettiğini vurguladı. Endüstriyel yemek sektöründe üretimin yanı sıra dağıtım süreçlerinin de önemli bir maliyet kalemi olduğuna dikkat çeken Başkan Özen, mutfaklarda hazırlanan yemeklerin taşımalı sistemle tüketim noktalarına ulaştırıldığını ifade etti. Artan akaryakıt fiyatlarının bu süreci doğrudan etkilediğini belirten Abidin Şakir Özen, taşıma maliyetlerindeki yükselişin toplam maliyet yapısını yukarı çektiğini dile getirdi. KIRMIZI ET FİYATLARI SEKTÖRÜ BASKILIYOR Petrol türevlerinden elde edilen ambalaj malzemelerindeki fiyat artışının da sektöre ek yük getirdiğini ifade eden Başkan Abidin Şakir Özen, üretim süreçlerinde kullanılan paketleme ürünlerinde belirgin maliyet artışları yaşandığını kaydetti. Lojistik giderlerdeki yükselişin yalnızca dağıtım değil, hammadde temin süreçlerinde de fiyatları yukarı yönlü etkilediğini belirtti. Enerji kaynaklı maliyet artışına ek olarak, Türkiye’de Ramazan öncesinde başlayan ve bayram dönemine kadar devam eden gıda fiyatlarındaki spekülatif yükselişin de sektöre doğrudan yansıdığına dikkat çeken BUYSAD Başkanı Abidin Şakir Özen, kırmızı ve beyaz et başta olmak üzere birçok temel gıda kaleminde artış yaşandığını ifade etti. Başkan Özen, özellikle Ramazan ve sonrasında Kurban Bayramı’na uzanan süreçte et fiyatlarında gözlenen yukarı yönlü hareketin maliyetler üzerinde belirgin bir baskı oluşturduğunu vurguladı. Aynı dönemde yaş sebze ve meyve fiyatlarında da benzer bir artış eğiliminin görüldüğüne işaret eden Özen, lojistik maliyetlerindeki yükselişin bu tabloyu daha da güçlendirdiğini belirtti. MUTFAKTAKİ GÖRÜNMEZ MALİYET: AMBALAJ Bu gelişmelerin bir araya gelmesiyle birlikte endüstriyel yemek sektöründe üretim maliyetlerinin çok yönlü olarak arttığını ifade eden Özen, maliyet baskısının yalnızca enerji değil, gıda tedarik zincirinin tamamına yayıldığını dile getirdi. Tüm bu gelişmelerin endüstriyel yemek sektöründe maliyetleri çok yönlü olarak artırdığını ifade eden Başkan Özen, sektörün mevcut şartları dikkatle analiz ederek sürdürülebilir bir denge kurmaya çalıştığını vurguladı. Küresel gelişmelerin yakından takip edildiğini belirten Özen, sürecin hem üretici hem de hizmet alan taraf açısından dengeli şekilde yönetilmesinin önemine işaret etti.

MHP lideri hedef gösterdi: "Yobazlar islam coğrafyasını kıskaca aldı" Haber

MHP lideri hedef gösterdi: "Yobazlar islam coğrafyasını kıskaca aldı"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Küresel adalet, küresel vicdan, uluslararası insancıl hukukunun değerler mirası sükût etmiş, teolojik hezeyanlarla kıyamet senaryosuna bel bağlayan Evanjelist/Kabala yobazları bilhassa İslam coğrafyasını sudan bahanelerle kanlı operasyonların kıskacına almışlardır" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ramazan Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda dünya genelinde artan çatışma ve istikrarsızlıklara işaret ederek, barış çağrısında bulundu. Küresel ölçekte yaşanan gelişmelerin insanlığın temel haklarında ciddi tahribat oluşturduğunu belirten Bahçeli, "Dünya genelinde hâkim olan huzursuzluk, umutsuzluk ve istikrarsızlık sarmalı doğrudan doğruya insanlığın temel ve evrensel haklarında devasa yarıklar oluşturmaktadır. Silahların koyu gölgesi, savaş ve çatışmaların ağır gövdesi mazlum coğrafyaların, buralarda hayat süren biçarelerin üstüne düşmüş vaziyettedir. Derin bir anlam ve ahlak bunalımının pençesinde biteviye kıvranan ve olağanüstü bir kırılganlığın dibine yuvarlanan bugünkü dünya tablosu neresinden bakarsak bakalım insani ve vicdani iflasın da göbeğindedir. 28 Şubat tarihinden bu yana İran İslam Cumhuriyeti’nin tepesinden yeni nesil füzeler ve tahribat gücü çok yüksek bombalar yağdırılmaktadır. Henüz Gazze soykırımının yaraları sarılmadan, bu surette kesif bir hesaplaşma sayfası açılmadan, Türkiye’nin yanı başında, sınırlarımızın diğer yakasında savaş ve insanlık suçunun en vahim örnekleri günbegün yaşanmakta ve yaşatılmaktadır. Geride bıraktığımız mübarek Ramazan-ı Şerif’in her gününde İslam alemi siyonist-emperyalist tasallutun zora ve zorbalığa dayalı ağır sonuçlarına maruz kaldığı alenen meydandadır. Körfez ülkelerini içine alacak yaygın ve yoğun bir savaşın düzenekleri maalesef hızla inşa edilmektedir. İlk kıblemiz Mescid-i Aksa’nın terör devleti İsrail’in tek yanlı dayatmasıyla ibadete kapatılması ise Müslüman vicdanlarda infial uyandırmış, bu kapsamda inanç hakları ve dini hürriyetler her cepheden saldırıya uğramıştır. Küresel adalet, küresel vicdan, uluslararası insancıl hukukunun değerler mirası sükût etmiş, teolojik hezeyanlarla kıyamet senaryosuna bel bağlayan Evanjelist/Kabala yobazları bilhassa İslam coğrafyasını sudan bahanelerle kanlı operasyonların kıskacına almışlardır. Komşu ülkelerdeki gelişmeler giderek çok daha kötüleşmektedir. İran İslam Cumhuriyeti’nin dini liderlerine, üst düzey siyaset ve devlet görevlilerine yönelik ardı arkası kesilmeyen nokta suikastlar, sivil ve masum halkı sistematik şekilde katleden saldırganlıklar, artık şiddet ve vahşetin serbest dolaşıma sokulduğunun, savaş hukukunun ise devre dışı bırakıldığının bariz göstergesidir. Barışın diliyle münasebet ve mutabakat ağını genişletmek varken savaşın ve silahın divanesi olmak, üstelik bunu yaparken kat’i yalanlarla, kasti yanlışlarla ve kaskatı kesilmiş önyargılarla yıkıma meşruiyet kılıfı aramak en hafif tabirle utanmazlıktır. Jeopolitik depremlerin, çıta yükselten askeri ve siyasi gerilimlerin belirli bir coğrafyayla sınırlı kalmayıp eş zamanlı olarak bölgeselleşip küreselleşmesi çok büyük bir felaket ihtimali olarak gündemdedir" ifadelerini kullandı. Uluslararası sistemin yetersiz kaldığını ifade eden Bahçeli, barışın tesis edilmesi gerektiğini vurgulayarak, şöyle devam etti: "İsrail’in başını çektiği bu muhtemel felaketin dünyanın muhtelif bölgelerine sıçramadan durdurulması, ateşkes ve barış adımlarının kademeli şekilde atılması herkesin ortak çıkar ve yararınadır. Ancak zaman gittikçe daralmakta, ateş hattı fiilen genişlemektedir. Ramazan ayının sonunda karşıladığımız bayram günlerinin başta İslam ülkeleri ve tüm insanlığın barışmasına, kucaklaşmasına, en azından sorunların diplomasi ve diyalog yoluyla çözmek için bir vesile olması hassaten dileğimdir. Türkiye yediden yetmişe, gencinden yaşlısına, küçüğünden büyüğüne, dahası doğudan batıya, kuzeyden güneye gönülden bayramlaşmakta, tarihi barış ve kardeşlik duygularıyla kenetlenmektedir. Nitekim ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi Türk milletinin yeni yüzyıldaki bayramı ve kışı olmayan barış mevsimidir. Bölgesel ve küresel dengeler altüst olurken, çatışmaların kara bulutlarından dolayı göz gözü görmezken Türkiye’nin doğru zamanda, doğru adımlarla, doğru siyaset ve stratejiyle iç cephesini muhkem hale getirmesi tarihi bir hamlenin bayram kıvamındaki barışçıl lezzetidir." Bahçeli, mesajının sonunda "Temennim savaş ve çatışmaların bir an evvel son bulmasıdır" diyerek, Ramazan Bayramı’nın başta İslam dünyası olmak üzere tüm insanlık için barış ve kardeşliğe vesile olmasını diledi.

Dervişoğlu’ndan İttifak açıklaması: Görüşme dahi yok! Haber

Dervişoğlu’ndan İttifak açıklaması: Görüşme dahi yok!

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "2023 seçimlerinden sonra İYİ Parti olarak bizim herhangi bir siyasi partiyle yaptığımız bir ittifak değil, bakın bir ittifak görüşmesi dahi yoktur" dedi. İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu, ‘İftar Buluşmaları' programı kapsamında Ankara'da gazetecilerle iftar yaptı. Dervişoğlu, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK), NATO'nun en güçlü ordularından biri olduğunu söyleyen Dervişoğlu, "Ülke güvenliği teminat altındadır. Çünkü Türk Silahlı Kuvvetleri güçlü bir ordudur. Türk milleti de basiretli bir millettir. Ülkenin güvenliğini tartışma konusu yapmak gibi bir düşüncenin asla sahibi olamam. Bir kere bunu, milli duygularım engeller. Türkiye'nin hem ordusunun hem de teknolojik yeterliliklerinin çok üst düzey olması gerektiğine inanıyorum. Türkiye'nin jeopolitik durumu da zaten buna emrediyor" ifadelerini kullandı. "CHP'NİN YARIN BİR ÖNERGE VERECEKLERİNE DAİR DUYUMLARIMIZ VAR" İBB davasının canlı yayınlanıp yayınlanmaması konusuna ilişkin soruları cevaplayan Dervişoğlu, "Hassasiyetle üzerinde durulması icap eden bir şey. Ayrıca benim doğrudan bir karşı duruşum da yok. Ayrıca desem ki bu duruşmalar canlı yayınlansın, onu sağlayacak gücüm de yok. Cumhuriyet Halk Partisi'nde de yok, İYİ Parti'de de yok. Dolayısıyla bu speküle edilmiş bir konu. Hem yargılananlar hem de Cumhuriyet Halk Partisi böyle bir şey istiyorsa kanun teklifini verdiler, meclisin gündemine gelirse biz İYİ Parti olarak ona evet oyu veririz ama o kaygıları ifade ederek. Yarın bir önerge vereceklerine dair duyumlarımız var" şeklinde konuştu. "2023 SEÇİMLERİNDEN SONRA İYİ PARTİ OLARAK HERHANGİ BİR SİYASİ PARTİYLE YAPTIĞIMIZ İTTİFAK GÖRÜŞMESİ DAHİ YOKTUR" İstanbul'da yaptığı konuşmayı hatırlatan ve iktidara talip olduğunu ifade eden Dervişoğlu, "Aksaray'da konuşurken de bayrağı İstanbul'da kaldırdım, iktidar yolculuğunu Aksaray'dan başlatıyorum diye dile getirdim. İttifak konusuna gelince zamanından önce herhangi bir değerlendirme yapmayacağım. Ayrıca buna tek başına karar verecek olan da ben değilim. Kiminle ittifak yapılacak ya da hiç kimseyle yapılmayacak türünden bir karar çıkacaksa bu benim tek başıma vereceğim bir karar değil. Ben şahsımla ilgili kararları tek başıma alırım. Partimle, ülkemle ilgili kararları, partinin en yetkili organlarında konuşarak ve tartışarak almaktan yanayım. 2023 seçimlerinden sonra İYİ Parti olarak bizim herhangi bir siyasi partiyle yaptığımız bir ittifak değil, bakın bir ittifak görüşmesi dahi yoktur. Ümit Özdağ ile bir görüşmemiz yok. Ümit Bey de böyle bir görüşmenin olmadığını biliyor. Ümit Bey'in ifadesi de şu, ittifak olmaya yakın görüyor İYİ Parti'yi. Ben de konuşmamız gereken şeyler var diyorum. Mesele o" diye konuştu. "İYİ PARTİ, ALTINDA TOPLANILABİLECEK BİR ŞEMSİYE PARTİ HALİNE GELMİŞTİR" Dervişoğlu, "Yüzde 9 oy bizim bir işimize yaramıyor, Türkiye'nin de işine yaramıyor. Bu sistemde çok daha yüksek oranda oy almak gerekiyor. İYİ Parti, altında toplanılabilecek bir şemsiye parti haline gelmiştir. Bizimle birlikte olmak isteyen partilerin taleplerine şahit oluyoruz, zamanı gelince konuşuruz. İki parti arasında sıkıştırılmış Türkiye'yi oradan çıkartıp alacağız. Buna 'üçüncü yol' demiyorum. Bizim yolumuz, Türkiye'nin kurtuluşunun yegane yolu olarak tanımlanacak hale gelecektir" dedi.

İbrahim Burkay’dan dev proje: Türkiye’nin en büyük lojistik teknoparkı Bursa’da kuruluyor Haber

İbrahim Burkay’dan dev proje: Türkiye’nin en büyük lojistik teknoparkı Bursa’da kuruluyor

Türkiye ekonomisinin lokomotif şehri Bursa’da, oda ve borsa başkanlarının katılımıyla “Ortak Akıl Toplantısı” gerçekleştirildi. Toplantıda küresel ekonomideki tarihi dönüşüme dikkat çeken Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, “Bursa üretim gücü, ticaret kültürü ve insan kaynağıyla bu dönüşümün en önemli merkezlerinden biri olmaya devam edecek.” BTSO tarafından yaşam boyu eğitim modeliyle Türkiye’ye kazandırılan Bursa Business School, iş dünyasının çatı kuruluşları olan oda ve borsaların başkanlarını bir araya getiren ‘Ortak Akıl Toplantısı’na ev sahipliği yaptı. Üretim, ticaret, sanayi ve ihracat başlıklarında güncel gelişmelerin değerlendirildiği toplantıda kentin rekabet gücünü artıracak ortak çalışma alanları ele alındı. “Tarihi Kırılmayı Doğru Okumalıyız” Toplantının açılışında konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, küresel ölçekte yaşanan savaşlara, jeopolitik sarsıntılara ve ekonomik değişimlere değinerek, elli yıl sonra tarih kitaplarında yer alacak ölçekte stratejik bir döneme tanık olduklarını söyledi. Savunma sanayiinden teknoloji üretme kapasitesine kadar her alanın yeniden test edildiğini belirten BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Burkay, “İstemediğimiz gelişmeler maalesef hemen yanı başımızda yaşanıyor. Ancak şunu kabul etmeliyiz; sürecin tam ortasındayken yaşananları doğru okumak her zaman kolay değildir. Bizim en büyük temennimiz, vatanımızın birlik ve bütünlüğünü muhafaza ederek bu tarihi kırılmayı ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonuyla daha güçlü atlatabilmektir. Bir ülkenin gerçek bağımsızlığı; teknoloji üretme kapasitesi ve güçlü üretim ekosistemiyle mümkündür.” ifadelerini kullandı. “Dönüşümü Yönetmek Zorundayız” Rekabetin ölçeğinin ülkelerden şehirlere kaydığını hatırlatan Başkan Burkay, önümüzdeki dönemin kazananlarını dijital altyapı ve nitelikli insan kaynağının belirleyeceğini söyledi. Klasik sanayi devlerinin yerini yeni nesil teknoloji şirketlerinin aldığına dikkat çeken Başkan Burkay, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Eskiden ülkeleri kıyaslardık, şimdi şehirler yarışıyor. Bursa gibi üretim kültürü güçlü bir şehir için bu süreç büyük bir risk olduğu kadar önemli fırsatlar da barındırıyor. Eğer yapay zekâ ve dijitalleşmeyi üretim merkezimize koyabilirsek, küresel rekabette güçlü bir konum elde edebiliriz. Aksi halde sadece maliyetleri konuşan, ancak değer üretmeyen bir yapı içinde sıkışıp kalırız. Tercih bizim; ya dönüşümü yöneten olacağız ya da değişimi uzaktan izleyeceğiz.” “Bursa’da Yeni İş Modeli” İş modellerindeki köklü değişime ve sermayenin yeni adreslerine dikkat çeken İbrahim Burkay, sanayi devriminin ilk yıllarındaki yöntemlerle bugünün dünyasında var olmanın artık mümkün olmadığını söyledi. BTSO öncülüğünde Girişim Sermayesi Yatırım Fonu modeliyle hayata geçirilen Türkiye’nin en büyük Lojistik Teknopark projesinin yeni ekonomik düzenin en somut örneklerinden biri olduğunu ifade eden Burkay, “Bugün lojistik sadece mal depolamak değildir. Artık veri depolanıyor, bilgi yönetiliyor, hız ve entegrasyon değer üretiyor. Fiziki depolamanın metrekaresi ile veri depolamanın metrekaresi aynı değil. Katma değerli lojistik hizmet sunduğunuzda metrekare başına oluşan ekonomik değer katlanıyor. Biz Bursa’da tam olarak bu yeni iş modelini kurguluyoruz.” dedi. Lojistik ve Teknoloji Aynı Zeminde Lojistik Teknopark’ın gümrüksüz sahaları, entegre antrepo sistemi, girişte gümrükleme imkânı, ileri teknoloji ve otomasyon altyapısı ile veri yönetimi ve dijital takip sistemlerini bir arada barındıran bütüncül bir merkez olarak planlandığını belirten Burkay, projenin üretim ile küresel pazarlar arasındaki süreyi ve maliyeti azaltan stratejik bir yapı sunduğunu kaydetti. İbrahim Burkay, “Bu proje, sürdürülebilir gelir üreten, ölçekli, veriye dayalı ve yüksek katma değerli bir iş modelidir. Bursa’nın üretim gücünü küresel ağlara entegre eden bir merkez inşa ediyoruz.” dedi. Başkan Burkay, merkezin lojistik ile teknolojiyi aynı zeminde buluşturarak Bursa’yı bölgesel bir üs konumuna taşıyacağını söyledi. “Mesele Sadece Üretmek Değil” Küresel ekonomide yaşanan dönüşüme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Burkay, “Dünya ekonomi tarihinde ilk kez G7 ölçeğinde konuşulan büyüklüklerin içinde artık şirketler var. Mesele sadece üretmek değil; geleceğin şirketlerine ortak olmak, teknolojinin içinde yer almak ve sermayeyi doğru alanlara yönlendirmektir. Bu yüzden birlikte hareket etmeli, ölçek oluşturmalı ve cesur adımlar atmalıyız. Bursa üretim gücü, ticaret kültürü ve insan kaynağıyla bu dönüşümün en önemli merkezlerinden biri olmaya devam edecek.” diye konuştu. İnegöl TSO Başkanı Yavuz Uğurdağ: “Değişime Öncülük Etmeliyiz” İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Uğurdağ, BTSO Başkanı İbrahim Burkay’a vizyoner yaklaşımı için teşekkür ederek, ortak akıl toplantılarının bilgi ve tecrübe paylaşımı açısından önemli bir zemin oluşturduğunu söyledi. İnegöl’ün mobilya, tekstil ve makine-metal sektörlerinde dönüşüm sürecinden geçtiğini belirten Uğurdağ, yeni pazarlara açılma ve uluslararası organizasyonlarla ihracatı artırma yönünde çalışmalar yürüttüklerini ifade etti. Uğurdağ, Lojistik Teknopark projesinin özellikle ihracatçı firmalar açısından önemli bir altyapı sağlayacağını belirterek, “Üretim ile lojistiğin entegre olduğu güçlü modeller rekabet gücümüzü artıracaktır.” dedi. “Lojistik Teknopark Odalarımız İçin Çok Değerli” Orhangazi TSO Yönetim Kurulu Başkanı Erol Hatırlı, Lojistik Teknopark projesinin sektörlerin ihtiyaçları doğrultusunda çok önemli bir proje olduğunu belirterek, “BTSO Başkanım Sayın İbrahim Burkay’ın öncülüğünde oluşturulan bu fonlar Odalarımız için de gerek kaynak girişi gerekse de iş modeli olarak çok değerli. Başkanımıza böylesine önemli bir projeyi hayata geçirdiği için teşekkür ediyorum.” dedi. Erol Hatırlı, üretim yükünü taşıyan ilçelerin yapısal sorunlarına da dikkat çekerek, birçok büyük işletmenin üretim tesisinin ilçelerinde, merkezlerinin ise başka illerde olduğunu ifade ederek, bu durumun üretimin yükünü çeken ilçelerdeki odaların gelirlerini düşürdüğünü dile getirdi. Gemlik Ticaret Borsası Başkanı Çakır Zeytinde İhtisaslaşmayı Vurguladı Zeytin ve zeytinyağının bölge ekonomisi için sadece bir ürün değil, stratejik bir değer olduğunu vurgulayan Gemlik Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özden Çakır ise coğrafi işaretin sağladığı katma değerin korunması ve artırılması için ihtisaslaşma adımlarının hızlandırılması gerektiğini söyledi. Çakır, “Özellikle lisanslı depoculuk ve ürün ihtisas borsası konularını yeniden gündemimize almalıyız. Eğer bu bölgede tam anlamıyla bir ihtisaslaşma sağlayabilirsek, zeytinin dünya piyasasındaki fiyatını ve kalite standartlarını belirleyen ana merkez konumuna gelebiliriz. Bursa Ticaret Borsası’nın bu alandaki hizmet ağını bölgemizde genişletmesi, hem üreticimize hem de sanayicimize güç katacaktır.” diye konuştu. “Tarımda Yeni Nesil Teknolojiye Geçmeliyiz” İklim krizinin tarımsal üretim üzerindeki sert etkilerine dikkat çeken Bursa Ticaret Borsası Başkan Yardımcısı İsmail Aslım da geleneksel yöntemlerle sürdürülebilir bir gelecek inşa etmenin mümkün olmadığını ifade etti. Aslım, sektördeki dönüşüm ihtiyacını şu sözlerle dile getirdi: “Son iki yılda yaşadığımız ani hava değişimleri, don olayları ve fırtınalar tarımsal verimliliği doğrudan etkiliyor. Üretim yoksa fiyat yükselir; bu işin doğası budur. Ancak rekabet gücümüzü korumak için ‘Yeni Tarım’ modeline geçmek zorundayız. İtalya ve İspanya’da uygulanan drone ile hasat, drone ile ilaçlama ve kapalı sistem üretim modellerini Bursa’da yaygınlaştırmalıyız. İbrahim Başkanımızın da vurguladığı gibi, meselelerimizi ortak akıl zemininde buluşarak çözmeye devam edeceğiz.” “Yenişehir’in Potansiyeli Yüksek” Yenişehir Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Torun da Yenişehir’in sahip olduğu lojistik avantajlar, tarımsal üretim kapasitesi ve sanayi altyapısı ile Bursa ekonomisine daha güçlü katkı sağlayabilecek bir potansiyele sahip olduğunu söyledi. Orhan Torun, planlı yatırımlar ve kurumlar arası iş birliğiyle ilçenin bölgesel bir üretim ve lojistik merkezi haline gelebileceğini ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.