SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kadın Hakları

Söz Bursa - Kadın Hakları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kadın Hakları haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Fesih ve silahı bırakma kararı! DEM Parti'nin açıkladığı o metinde ne var? Haber

Fesih ve silahı bırakma kararı! DEM Parti'nin açıkladığı o metinde ne var?

DEM Parti Genel Başkanları ve İmralı heyeti üyeleri, ’Terörsüz Türkiye’ sürecinde Abdullah Öcalan’ın son 1 yıldaki ikinci mesajını kamuoyuyla paylaştı. Düzenlenen basın toplantısında geçen yıl yaşamını yitiren DEM Parti Milletvekili Sırrı Süreyya Önder de anıldı. DEM Parti Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan’ın açıklamalarının ardından Öcalan’ın mesajı DEM Parti Van Milletvekili Pervin Buldan tarafından Türkçe, Veysi Aktaş tarafından Kürtçe olarak okundu. LİDERLERİN ÇABALARINA TEŞEKKÜR VE SIRRI SÜREYYA ÖNDER ANMASI "27 Şubat 2025 çağrımız, demokratik siyasetin hayata geçtiği yerde silahın anlamsızlaşacağının beyanı ve tercihin açıkça siyasetten yana yapıldığının ilanıdır, bir ilke bütünlüğüdür. Negatif isyan dönemini temelde tek taraflı bir irade ve pratikle aşmayı başardık. Geride bıraktığımız süreç, şiddet ve ayrışma siyasetinden demokratik siyaset ve entegrasyona geçişi sağlayacak müzakere yeteneğini ve gücümüzü kanıtlamıştır. Çağrılarımız, konferans ve kongreler bu amaca yönelikti. Örgütün fesih ve silahlı mücadele stratejisine son verme kararları, sadece resmen ve fiilen değil zihnen de şiddetten arınmayı ve siyaset tercihini ortaya koymuştur. Bu aynı zamanda cumhuriyetle zihnen barışmanın da ilanıydı. Geçtiğimiz bir yıl içinde Erdoğan’ın iradesi, Bahçeli’nin çağrısı, Özel’in katkısı ve sürece olumlu katkı yapan diğer tüm siyasi, sosyal, sivil birey ve kurumların çabalarını kıymetli buluyorum. Ve özellikle Sırrı Süreyya arkadaşımızı bir kez daha büyük bir saygıyla ve özlemle anıyorum. KÜRTSÜZ TÜRK, TÜRKSÜZ KÜRT OLMAZ Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz. Bu ilişki diyalektiğinin tarihi bir özgünlüğü vardır. Cumhuriyetin kuruluş sürecindeki temel metinler, Türk ve Kürt birliğini ifade ediyordu. 27 Şubat çağrımız bu birlik ruhunun canlandırılma girişimi ve demokratik Cumhuriyet talebidir. Kandan ve çatışmadan beslenme mekaniğini kırmayı amaçladık. Sorunun tarihini, ciddiyetini ve üretebileceği riskleri görmek yerine kısa vadeli dar siyasi çıkarlara göre hareket etmek hepimizi zayıflatır. İnkarı ve isyanı sürekli kılmaya çalışmak, en büyük kural dışılığı kural kılmaya çalışmaktır. Son iki yüzyılda tersine çevrilmek istenen kardeşliğin önündeki engelleri kaldırıyor, kardeşlik hukukunun gereğini yapıyoruz. Nasıl bir araya gelinir ve nasıl bir arada yaşanılırı tartışmak istiyoruz. Şimdi negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçmeliyiz. Yeni bir siyaset dönemine, stratejisine kapı açılıyor. Şiddete dayalı siyaset dönemini kapatıp, demokratik toplum ve hukuk temelli bir süreci açmayı hedefliyor ve her kesimi bu yönde imkan oluşturmaya ve sorumluluk almaya davet ediyoruz. Demokratik toplum, demokratik uzlaşı ve entegrasyon, pozitif dönemin zihniyet dünyasının yapı taşlarıdır. Pozitif aşama zor ve şiddete dayalı mücadele yöntemlerini dıştalar. Pozitif inşada amaç herhangi bir kurumu ve yapıyı ele geçirmek değil, toplumdaki her bireyin toplumsal inşada rol alabilecek sorumluluğa ulaşabilmesidir. Amaç, inşayı toplumla birlikte ve toplum içinde yapmaktır. Ezilen kesimler, etnik gruplar, dini ve kültürel gruplar kesintisiz ve örgütlü bir demokratik mücadeleyle kendi oluşumlarına sahip çıkabilirler. Bu süreçte devletin demokratik dönüşüme duyarlı olması önemlidir. Demokratik entegrasyon en az Cumhuriyetin başlangıcı kadar önemlidir. Onun kadar anlam, gelecek ve güç itibarıyla varlık ve zenginlik ihtiva eden bir çağrıdır. ANAYASAL VATANDAŞLIK VE KADIN HAKLARI VURGUSU Temelinde demokratik toplum modeli vardır. Ayrıştırmacı ya da tersinden asimilasyonist yöntemlerin alternatifidir. Demokratik entegrasyona geçiş, barış yasalarını gerekli kılar. Demokratik toplum çözümü ise siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel boyutlarda bir mimarinin, bir hukukun tesisini öngörür. Günümüzde yaşanan birçok sorunun ve krizin sebebi demokratik bir hukukun yokluğudur. Demokratik siyaset çerçeveli bir hukuk çözümünü esas alıyoruz. Demokratik topluma alan tanıyacak, demokrasiye alan tanıyacak ve bunun güçlü hukuksal güvencelerini oluşturacak bir yaklaşıma ihtiyacımız var. Vatandaşlık ilişkisi, millete aidiyet üzerinden değil devletle bağ esas alınarak kurulmalıdır. Dininde, milliyetinde, düşüncesinde özgür olmayı temel alan bir özgür yurttaşlığı esas alıyoruz. Din ve dil empoze edilemediği gibi milliyet de edilmemelidir. Demokratik sınırlarda ve devletin bütünlüğünü esas alan bir anayasal vatandaşlık ilişkisi dini, ideolojik, kimliksel ve milliyet varlığını özgürce ifade etme ve örgütlenme hakkını kapsar. Günümüzde hiçbir düşünce sistemi demokrasiyi esas almadan ayakta kalamaz. İniş-çıkışlar, gerilim ve krizler geçicidir, demokrasi er ya da geç kalıcı olacak olandır. Çağrımız sadece Türkiye’de değil Ortadoğu’da bir arada yaşama sorununa ve ürettiği kriz haline çözüm bulma amacını taşıyor. Bütün gadre uğramışların var olma ve kendilerini özgürce ifade edebilme haklarını savunuyoruz. Kadınlar, hiçbir toplumun ve devletin dikkate almadan kendini sürdüremeyeceği toplumsal güçlerin başında gelir. Günümüzde aile içi şiddet, kadın cinayetleri, ataerkil baskı, hepsi kadının köleleştirilmesiyle başlayan tarihi saldırının güncel izdüşümüdür. Bu nedenle kadınlar demokratik entegrasyonun en özgürlükçü parçası ve itici gücüdür. Dönemin dili buyurgan ve otoriter bir dil olamaz. Karşısındakine kendini doğru ifade etme, doğru dinleme ve ona da kendi doğrularını ifade etme olanağını vermeyi esas almalıyız. Tüm bu hususların gerçekleşmesi, karşılıklı saygıya dayalı gelişmiş bir ortak aklı gerektirmektedir. Selam ve saygılarımla."

Kadın hakları bu kez masallarla anlatıldı: Şadırvanlı Han’da güçlü dayanışma Haber

Kadın hakları bu kez masallarla anlatıldı: Şadırvanlı Han’da güçlü dayanışma

Osmangazi Belediyesi’nin kadın haklarına yönelik farkındalığı artırmak amacıyla düzenlediği ‘Masallarla Kadın Hakları Atölyesi’, kadın haklarını masalların sembolik diliyle ele alarak güçlü bir dayanışma ortamı oluşturdu. Sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda kadınların toplumsal hayatta daha güçlü yer almasına yönelik projelerini aralıksız sürdüren Osmangazi Belediyesi, Şadırvanlı Han Eğitim Akademisi’nde Masallarla Kadın Hakları Atölyesi’ni gerçekleştirdi. Osmangazi Kent Konseyi iş birliğiyle düzenlenen atölyede kadın hakları, masalların sembolik diliyle ele alındı. Atölyede kadınlar, masalların kadim bilgeliğinden yola çıkarak, hak temelli bir farkındalık çalışması yürüttü. Günlük hayatta çoğu zaman göz ardı edilen ya da yeterince bilinmeyen hakların semboller ve hikayeler üzerinden yeniden hatırlanması sağlanırken, katılımcılar aktif şekilde sürece dahil olup düşüncelerini paylaşarak örnek bir dayanışma oluşturdu. “Amacımız Kendi Haklarımızı Hatırlamak, Dayanışma Ağı Kurmak” Yaklaşan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde anlamlı bir atölye çalışmasında bir araya geldiklerine işaret eden Osmangazi Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Sevgi Baysal, “Burada kadınlarımızla birlikte aslında masalların, kadınların bilgeliğinin bir parçası olduğu ve haklarımızı, hakları kaybetmemizi nasıl düzenleyebileceğimize dair bir atölye düzenledik. Kadınların günlük hayatta haklarıyla ilgili birazcık uzak bir ilişkileri var. Amacımız bu ilişkileri güçlendirmek, tekrardan kendi haklarımızı hatırlamak ve kadın dayanışma ağı kurmak” ifadelerini kullandı. “Ne Gibi Haklara Sahibiz, Neler Yapabiliriz, Bunları Konuştuk” Masal anlatıcılığı ile hukuk bilgisini bir araya getiren Atölye Eğitmeni Avukat Pelin Yılmaz ise kadınların hakları ile ilgili eğlenceli ve eğitici bir deneyim sağladıklarını belirterek, “İldikó Boldizsár’ın geliştirdiği bir yöntem var, ‘Metamorfoz Halk Masalları Terapisi’. Burada, kadınlarla toplanıp bir masal üzerinde derinleştik ve bu masalın sembollerinden faydalanarak, aslında kadın olarak ne gibi haklara sahibiz, ne gibi haklarımız nasıl ihlal ediliyor, bunun karşısında neler yapabiliriz, bunları konuştuk. Amacımız biraz kadın dayanışması, biraz kendi içimize dönmek, biraz da haklarımızı öğrenmek ama bunu daha eğlenceli bir şekilde yapmak” değerlendirmesinde bulundu. Masallarla Kadın Hakları Atölyesi, kadınların hak temelli farkındalığını artırırken aynı zamanda ortak deneyimlerin paylaşıldığı güçlü bir birliktelik ortamı oluşturdu.

Türk Kadınlar Birliği’nden 2026 mesajı: “Çalışıyor, iz bırakıyor, tarih yazıyoruz” Haber

Türk Kadınlar Birliği’nden 2026 mesajı: “Çalışıyor, iz bırakıyor, tarih yazıyoruz”

Cumhuriyet’in en köklü sivil toplum kuruluşlarından biri olan Türk Kadınlar Birliği, 2025 yılını geride bırakırken düzenlediği yeni yıl buluşmasında önemli açıklamalarda bulundu. Eğitimden sosyal desteğe, kültür-sanattan toplumsal farkındalığa kadar geniş bir yelpazede hizmet veren birlik, 2026 yılı yol haritasını kamuoyuyla paylaştı. “KADIN MÜCADELESİNİN YAŞAYAN HAFIZASIYIZ” Toplantıda konuşan Türk Kadınlar Birliği Bursa Şube Başkanı Tijen Sözeri, derneğin tarihsel misyonuna dikkat çekti. Sözeri, “Türk Kadınlar Birliği, 100 yılı aşan mücadelesiyle yalnızca geçmişin tanığı değil, kadın mücadelesinin yaşayan hafızasıdır. Tüm çalışmalarımızı ‘Çalışıyor, iz bırakıyor, tarih yazıyoruz’ anlayışıyla hayata geçirdik,” dedi. 2026 HEDEFİ: DAHA GÜÇLÜ TEMSİLİYET VE İSTİHDAM 2025 yılı boyunca kadınların toplumsal yaşamda eşit bireyler olarak yer alması için projeler ürettiklerini belirten Sözeri, yeni yıl hedeflerini şu sözlerle özetledi: “2026 yılı; kadınların eğitimden istihdama, sosyal hayattan karar alma mekanizmalarına kadar her alanda daha güçlü temsil edildiği bir yıl olacaktır. Genç kadınlara yönelik eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarımızı artıracak, kadın istihdamını destekleyen projeleri yaygınlaştıracağız. Dayanışmayı büyüten, kapsayıcı ve sürdürülebilir çalışmalarla toplumun her kesimine ulaşmayı sürdüreceğiz." CUMHURİYET DEĞERLERİNDEN TAVİZ YOK Başkan Sözeri, Türk Kadınlar Birliği Bursa Şubesi olarak Cumhuriyet değerleri doğrultusunda kadın hakları mücadelesini 2026 yılında da aynı kararlılıkla sürdüreceklerini ifade ederek tüm kadınların yeni yılını kutladı.

Bursa Barosu ile Gemlik Belediyesi’nden şiddetle mücadele protokolü Haber

Bursa Barosu ile Gemlik Belediyesi’nden şiddetle mücadele protokolü

Bursa Barosu ile Gemlik Belediyesi arasında kadın ve çocuklara yönelik şiddetin önlenmesiyle ilgili ortak çalışma protokolü imzalandı. Bursa Barosu Başkanlık makamında gerçekleştirilen törende protokole Bursa Barosu Başkanı Av. Metin Öztosun ile Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren imza attı. Gemlik Belediye Başkanı Deviren, Gemlik’in iki farklı yıkım tehdidiyle karşı karşıya bulunduğunu, birinin depremsellik açısından yapı stoğunun sağlıksızlığı; diğerinin de kadına ve çocuğa yönelik şiddet konusundaki risk sıralamasında Bursa ilçeleri arasında birinci sırada olmasından ötürü toplumsal yıkım olduğunu ifade etti. Bursa Barosu ile yapılacak ortak çalışmayla toplumsal yıkım riskini en aza indirmeye çalışacaklarını belirtti. Bursa Barosu Başkanı Av. Metin Öztosun, Kadın Hakları Merkezi’nin, okullarda, mahallelerde bilinçlendirme çalışmaları yaptığını, toplumsal cinsiyet eşitliği ve haklarının ne olduğunun kadınlara anlatıldığını belirtti. Öztosun, KHM üyesi meslektaşlarının bu çalışmaları gönüllü yaptıklarını ifade ederek, “Toplumun tüm kesimlerini bilinçlendirme bugünden yarına olacak değil. Birlikte mücadeleyle başarıya ulaşmak mümkün olacaktır” dedi. Törene, Bursa Barosu Başkan Yardımcısı Av. Aslı Evke Yetkin, sayman Av. Nilay Parlar, yönetim kurulu üyesi Av. Gülender Adıgüzel Özcan, KHM Başkanı Av. Ceren İlgen Altuntaş, KHM sorumlusu Av. Özlem Gürgen Eldem, yk genç temsilcilerinden Av. Kardelen Akgün, Gemlik Belediye Başkan Yardımcısı Zülküf Zor, hukuk danışmanı Av. Levent Dağdeviren ve belediye bürokratları katıldı.

Bursa'da siber şiddete karşı kadın dayanışması Haber

Bursa'da siber şiddete karşı kadın dayanışması

TOBB Bursa Kadın Girişimciler Kurulu ve Uludağ Soroptimist Kulübü iş birliğiyle, 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü’nde düzenlenen “Siber Şiddet” seminerinde, kadınların ve çocukların dijital ortamdaki güvenliğine dikkat çekildi. Etkinlikte ayrıca, Uludağ Soroptimist Kulübü tarafından kadınların potansiyelini ortaya çıkarmayı hedefleyen “Mahalle Mahalle, Köy Köy Güçleniyoruz” projesinin lansmanı da yapıldı. Bursa Ticaret Borsası koordinatörlüğünde faaliyetlerini sürdüren Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Bursa Kadın Girişimciler Kurulu, 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü’nde, Uludağ Soroptimist Kulübü iş birliğiyle “Siber Şiddet” seminerine ev sahipliği yaptı. Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Haftası kapsamında düzenlenen etkinlikte, günümüzün en ciddi tehditlerinden biri olan kadınların dijital ortamdaki güvenlik sorunları ele alındı. Programa TOBB Bursa Kadın Girişimciler Kurulu İcra Komitesi Başkanı Sabriye Şen ve İcra Komitesi Üyeleri, Uludağ Soroptimist Kulübü Başkanı Hanife Yeşil ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü Şube Müdürü Nurgül Duran, kadın muhtarlar, kadın dernekleri ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri ile çok sayıda kadın katıldı. “Bir kadın güçlenirse, bir toplum güçlenir” Etkinliğin açılışında konuşan Uludağ Soroptimist Kulübü Başkanı ve TOBB Bursa Kadın Girişimciler Kurulu İcra Komitesi Başkan Yardımcısı Hanife Yeşil, her iki kurumun ortak hedefinin kadınların potansiyelini açığa çıkararak toplumsal dönüşüme katkı sunmak olduğunu belirtti. Kadınların ekonomik ve sosyal alanlarda güçlenmesi, fırsat eşitliği ve dayanışmanın temel çalışma başlıkları olduğunu ifade eden Yeşil, “Çünkü bir kadının güçlenmesi, bir ailenin, bir mahallenin ve nihayetinde bir toplumun güçlenmesidir. Hep birlikte daha güçlü, daha eşit ve daha umut dolu bir gelecek yaracağımıza yürekten inanıyorum” diye konuştu. Yeşil, lansmanı yapılan “Mahalle Mahalle, Köy Köy Güçleniyoruz” projesinin de kadınların ihtiyaçları doğrultusunda şekilleneceğini vurguladı. Siber tehditlere karşı en güçlü kalkan: Bilinçli anneler TOBB Bursa Kadın Girişimciler Kurulu İcra Komitesi Başkanı Sabriye Şen, 5 Aralık’ın Türk kadınlarına seçme ve seçilme hakkının verilişinin yıl dönümü olduğunu hatırlatarak, başta Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere kadın hakları mücadelesinin tüm kahramanlarını saygıyla andı. Konuşmasında siber şiddetin etkilerine karşı kadınların bilinçlenmesinin önemine dikkat çeken Şen, “Etkinliğimizin odağında yer alan siber şiddet, dijitalleşen dünyada her geçen gün daha görünür hale gelen ciddi bir tehdittir. Ancak bu tehdidin etkileri sadece biz yetişkinlerle sınırlı değil; özellikle geleceğimizin teminatı olan çocuklarımız için çok daha büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle öncelikle biz kadınların, annelerin bilinçlenmesi hayati bir rol oynamaktadır. Çünkü bilinçli bir anne hem kendi haklarının farkında olan hem de çocuğunun güvenliğini sağlayabilen en güçlü rehberdir” dedi. Siber şiddete karşı hukuki haklar ve baş etme yolları paylaşıldı Açılış konuşmalarının ardından, Avukat Sezgi Özer ve Psikolojik Danışman Ayça Bolten Ülkü, “Siber Şiddetin Belirtilerini Gör, Göz Ardı Etme, Güçlenmenin Yollarını Tanı” başlıklı sunumlarıyla katılımcıları siber şiddetin tanımı, belirtileri ve etkileri konusunda bilgilendirdi. Ayrıca, hak arama yolları, dijital izler, psikolojik etkiler ve aile için farkındalık konularına değinilen sunumda, siber şiddet mağdurlarının sahip olduğu hukuki haklar ve bu durumun yol açtığı psikolojik etkilerle başa çıkma yolları anlatıldı. “Mahalle Mahalle, Köy Köy Güçleniyoruz” projesi start aldı Seminerin devamında Uludağ Soroptimist Kulübü tarafından hayata geçirilen “Mahalle Mahalle, Köy Köy Güçleniyoruz” projesinin lansmanı da gerçekleştirildi. Proje Direktörü Meltem Bilmiş, kulübün saha odaklı yeni çalışması olan projenin hedeflerini ve kadınların yerelde güçlendirilmesine yönelik planlanan faaliyetleri paylaştı.

29 Ekim Kadınları: "Türk Kadını o hakkı dişiyle tırnağıyla aldı, kimse bizi susturamaz!" Haber

29 Ekim Kadınları: "Türk Kadını o hakkı dişiyle tırnağıyla aldı, kimse bizi susturamaz!"

29 Ekim Kadınları Derneği Bursa Kurucu Şube Başkanı Sultan Yurdanal, Türk kadınına 5 Aralık 1934’te tanınan seçme ve seçilme hakkının 91. yılı nedeniyle yaptığı açıklamada, hem tarihe hem bugünün siyasetçilerine çok sert mesajlar verdi. Yurdanal, “Bu haklar kadına verilmedi, Türk kadını dişiyle tırnağıyla aldı” diyerek, kadın mücadelesinin bugün dahi görmezden gelindiğini söyledi. “Tarihi unutanlar, kadının kazanımlarını da yok sayar!” Yurdanal açıklamasında, bugünün yalnızca bir kutlama değil, aynı zamanda hafıza tazeleme ve mücadeleyi büyütme günü olduğunu belirterek şu sert ifadeleri kullandı: “1913’te Kadın Hakları Derneği’nin kuruluşu, 1914’te kadınların üniversite kapılarını zorlayarak içeri girmesi, 1923’te Kadınlar Halk Partisi girişimi ve 1934 Anayasa değişikliği… Bunların hiçbiri lütuf değildi! Hepsi örgütlü kadın mücadelesinin sonucuydu. Tarihi unutturmaya çalışanlara inat biz bu hikâyeyi her fırsatta yüzlerine haykıracağız.” Yurdanal’a göre, Cumhuriyet kazanımlarını içi boş törenlere sıkıştırmak, kadınların yüz yıllık mücadelesine yapılacak en büyük saygısızlık. “5 Aralık bir kutlama günü değil; hesap sorma günüdür!” Yurdanal, siyasette kadın temsil oranlarının hâlâ utanç verici seviyelerde olduğunu vurgulayarak, “Bugün hâlâ seçilme hakkının önünde görünmez barikatlar var. Erkek egemen siyaset bu barikatları kaldırmak yerine büyütüyor.” dedi. Açıklamanın en sert bölümlerinden biri ise siyasetin kadınları vitrin süsü olarak kullanmasına yönelik oldu: “Kadınlara seçme hakkı verdik” diyenlere açık söylüyorum: Siz hiçbir şey vermediniz! Türk kadını o hakkı söke söke aldı. Bugün kadınları listelere göstermelik yazıp sonra susturan herkes, bu tarihin karşısında hesap verecek.” “Cumhuriyet devrimlerinin bekçisi olmaya devam edeceğiz” Yurdanal, dernek olarak Cumhuriyet kazanımlarını savunmakla kalmayacaklarını, aynı zamanda büyüteceklerini de açıkladı: “29 Ekim Kadınları Derneği olarak, kadınların eşit temsili sağlanana kadar mücadeleden bir adım bile geri çekilmeyeceğiz. 5 Aralık, geçmişi anma değil; eşit ve özgür bir geleceği kurma çağrısıdır.” “91 yılda kaç adım ileri gittik, kaç adım geriye itildik?” Yurdanal, özellikle son yıllarda kadınların sosyal hayatta ve iş gücünde karşı karşıya kaldığı baskıların arttığına dikkat çekerek, “Kazanımların sürekli saldırı altında olduğu bir dönemdeyiz. Haklarımızı koruma mücadelemiz, bazı odaklar rahatsız oluyor diye duracak değil!” dedi. “Bu ülkenin kadınları, susmakla değil direnmekle var oldu” Açıklamasını güçlü bir finalle tamamlayan Yurdanal, Türkiye’de kadın hareketinin Cumhuriyet kadar köklü olduğunu hatırlatarak, şu sözlerle noktaladı: “Türk kadını, 1913’ten beri direniyor. 1934’te hakkını aldı. Bugün de aynı kararlılıkla dimdik ayakta. Siyasi engelleri, toplumsal önyargıları, erkek egemen bariyerleri yıkmaya devam edeceğiz. Hiç kimse kadınları susturamayacak.”

Bursa Barosu ve Osmangazi Belediyesi arasında kadının korunmasına yönelik protokol imzalandı Haber

Bursa Barosu ve Osmangazi Belediyesi arasında kadının korunmasına yönelik protokol imzalandı

Bursa Barosu ile Osmangazi Belediyesi arasında kadın hakları konusunda ortak çalışma protokolü imzalandı. Bursa Barosu Kadın Hakları Merkezi'nde gerçekleşen törende hazırlanan protokole, Bursa Barosu Başkanı Av. Metin Öztosun ile Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın imza attı. Bursa Barosu Başkanı Öztosun, imza töreninde yaptığı konuşmada, son yıllarda kadın haklarına yönelik yanlış bir hukuk politik bakış açısı ve onun yarattığı bir ortama tanık olduklarını ve bu sebeple kadına ve çocuğa yönelik şiddetin arttığını hatırlatarak, “6284 Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Yasa, şiddeti engellemek için çıkarılmış bir yasadır ve dayanağı da İstanbul Sözleşmesi idi. Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden imzasını çekmesinden sonra kadınlar uluslararası korumadan yoksun kalmıştır” dedi. Öztosun, Bursa Barosu olarak uluslararası korumanın ilkelerine sahip çıkarak 6284’ün önündeki her türlü engele, her türlü negatif bakış açısına karşı durduklarını ifade ederek şöyle konuştu: “Değerli Bursa Barosu üyelerinin bu kanunun korunması ve uygulanmasıyla ilgili mücadelesi çok değerli. Bu mücadelenin paydaşı olan Osmangazi Belediyesi’ne de çok teşekkür ediyoruz” diye konuştu. Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın da, “Kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda maalesef eksiğiz. Hemen her gün bir kadın cinayetiyle uyanıyoruz. Artık önlenemez bir duruma geldi. Toplumun sosyoekonomik yapısının bozulmasının yanı sıra adı İstanbul olan sözleşmeden çıkmamızın psikolojik de olsa sonucu olduğunu düşünüyoruz. Partimiz iktidara geldiğinde ilk icraatlarından biri İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden hayata geçirmek olacaktır. Umarım şiddet engellenir de Bursa Barosu ile imzaladığımız protokolü uygulamaya gerek kalmaz” diye konuştu. Baroevi'ndeki imza törenine Bursa Barosu Yönetim Kurulu üyelerinden Av. Gülender Adıgüzel Özcan, Kadın Hakları Merkezi (KHM) Başkanı Av. Ceren İlgen Altuntaş, KHM Sorumlusu Av. Özlem Gürgen Eldem, avukatlar ve Osmangazi Belediyesi'nden de başkan yardımcıları Mutlu Esendemir, Mücahit Yıldızhan, Osmangazi Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Sevgi Baysal ile belediye bürokratları katıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.