SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kanser

Söz Bursa - Kanser haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kanser haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Şadi Özdemir kendi mücadelesini anlattı: "Hekimlere güvenin, kanseri yenin!" Haber

Şadi Özdemir kendi mücadelesini anlattı: "Hekimlere güvenin, kanseri yenin!"

Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, “Çocukların Gözünden 14 Mart Tıp Bayramı” etkinliğinde gençlerle ve çocuklarla bir araya geldi. Kendi hastalığını nasıl atlattığını anlatan Başkan Şadi Özdemir, “Öncelikle hekimlere güvenmeliyiz. Onlara hepimizin çok teşekkür etmesi lazım. En zor durumlarda her zaman hekimlerimiz, hemşirelerimiz aslında sağlık çalışanları bizleri ayakta tutuyor” dedi. Nilüfer Belediyesi Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi, 14 Mart Tıp Bayramı kapsamında düzenlenen etkinliğe ev sahipliği yaptı. “Çocukların Gözünden 14 Mart Tıp Bayramı” etkinliğine Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Bukle Erman, hekimler ve çocuklar katıldı. Etkinlikte çocuklar, hekimlere “asistan” olarak eşlik etti. Merak ettikleri soruları soran çocuklar, aynı zamanda kendi yaşamlarından kesitler paylaştı. Etkinlik kapsamında; Prof. Dr. Yeşim Uncu, Prof. Dr. Murat Çaycı, Doç. Dr. Selin Aktürk Esen, Uzm. Dr. Merve Dede Akpınar ve Uzm. Dr. Kamuran Çelik, hem küçük asistanların hem de izleyici öğrencilerin sorularını yanıtladı. “MOTİVASYON YÜKSEK OLMALI” Başkan Şadi Özdemir, burada yaptığı konuşmada, sağlık problemleri sürecindeki deneyimlerini paylaştı. Pankreas kanserini atlattığını hatırlatan Şadi Özdemir, hastalığı atlatmasının ardından, aynı rahatsızlığa yakalanan kişilerle daha çok bir araya geldiğini anlattı. Başkan Şadi Özdemir, “Kim pankreas kanseri olursa onun psikolojik desteğini üstleniyorum. Onlarla oturuyorum. Telefonla görüşüyorum. Bazılarıyla yüz yüze görüşüyoruz. Aslında kanser atlatılabilir bir hastalık. Motivasyon ve moral yüksek olmalı” diye konuştu. “HEKİMLERE GÜVENİN” Hekimlere güvenilmesi gerektiğinin altını çizen Başkan Şadi Özdemir, “Onlara hepimizin çok teşekkür etmesi lazım. En zor durumlarda her zaman hekimlerimiz, hemşirelerimiz aslında sağlık çalışanları bizleri ayakta tutuyor. O nedenle önce bir kere sağlık sektöründeki herkese çok teşekkür ediyorum” dedi. Başkan Şadi Özdemir, konuşmasında sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı da kutladı. Etkinlik sonunda Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Bukle Erman, hekimlere ve onlara eşlik eden öğrencilere hediye takdim etti.

Türkiye Avrupa’nın en kilolu ülkesi! Uzmanından korkutan obezite uyarısı Haber

Türkiye Avrupa’nın en kilolu ülkesi! Uzmanından korkutan obezite uyarısı

Medicana Sağlık Grubu Genel Cerrahi ve Gastroenteroloji Cerrahi Uzmanı Dr. Özgür Sevim, her geçen gün artan obezite sorununa ilişkin, "Obezite bir irade sorunu değil, kronik bir hastalıktır. Bugünün fazla kilolu çocuğu da yarının kronik hastası olacaktır" dedi. Medicana International Ankara Hastanesi Genel Cerrahi ve Gastroenteroloji Cerrahi Uzmanı Dr. Özgür Sevim, 4 Mart Dünya Obezite Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Obezitenin yalnızca estetik kaygılarla ilişkilendirilebilecek bir durum olmadığını, metabolizmayı, hormon sistemini ve bağışıklık mekanizmalarını etkileyen çok faktörlü ve kronik bir hastalık olduğunu belirten Sevim, "Son yıllarda hem dünyada hem de Türkiye’de artan obezite oranları, toplum sağlığını tehdit eden en önemli risk faktörlerinden biri haline gelmiştir. Obezite, kalp-damar hastalıkları, tip 2 diyabet, hipertansiyon ve bazı kanser türleriyle doğrudan ilişkilidir. Ayrıca son araştırmalar, obez bireylerin enfeksiyonlara karşı daha yüksek risk altında olduğunu da göstermektedir. Ne yazık ki Türkiye Avrupa’nın en kilolu ülkesi ve dünyada da 3. sırada yer almaktadır. Her geçen gün salgın gibi artan bu soruna karşı cerrahi operasyon en etkin tedavi yöntemidir. Toplumda hala bu ameliyatlara karşı estetik beklenti anlayışı hakimken, obezitenin kronik hastalık riskleri beraberinde getirdiği unutulmamalıdır. Obezite bir irade sorunu değil, kronik bir hastalıktır" dedi. "BUGÜNÜN FAZLA KİLOLU ÇOCUĞU YARININ KRONİK HASTASIDIR" Yetişkinlerde yükselen oranların çocukluk çağı obezitesinin hızlı artışıyla paralel olarak daha ciddi sağlık problemleri riskini beraberinde getirdiğine dikkati çeken Sevim, çocukluk çağı obezitesiyle ilgili, "Bugünün fazla kilolu çocuğu, yarının kronik hastası olacaktır. Çocukluk çağında başlayan obezite, erişkin dönemde daha ağır metabolik sorunlara yol açar. Bu nedenle erken tanı ve bütüncül yaklaşım büyük önem taşır. Çocuklarımızın kilo kontrollerini büyük bir ciddiyetle takip etmeliyiz. Eğer diyet ve egzersiz yöntemleri ile çözülemeyen çocukluk çağı obezitelerinde 14 yaşını aşkın vücut kitle indeksi 35’in üzerinde olan çocuklar için cerrahi operasyon önerebilmekteyiz" diye konuştu. DİYET LİSTESİ DEĞİL SAĞLIKLI YAŞAM ÖĞRETİSİ Modern yaşamın obeziteyi tetikleyen unsurlarına dikkat çeken Medicana International Ankara Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Gülşah Erhan ise şu ifadeleri kullandı: "Ultra işlenmiş gıdaların artışı, hareketsiz şehir yaşamı, ekran süresinin yükselmesi ve sağlıklı gıdaya erişimde sosyoekonomik eşitsizlikler, her yaş grubunu etkisi altına alan bir sorundur. Bu başlıkların her geçen gün artmasıyla obezite, geleceğin en önemli sağlık sorunlarından biri haline gelmiştir. Beslenme ve yaşam alışkanlıklarının değiştirilmesi, bazı bireyler için obezite ile mücadelede, bazıları için de mide ameliyatları sonrası verilen kilonun korunmasında hayati öneme sahiptir. Bu nedenle katı diyetler değil, bireye sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandıracak planlı yaklaşımlar üzerinde çalışılmalıdır. Toplum olarak iyi ve sağlıklı yaşamı öğrenmeli, uygulamalı ve gelecek kuşaklara da örnek olmalıyız. Toplumsal farkındalığı yükseltmeli, obezite ile 7’den 70 mücadele etmeliyiz."

Beykoz davasında flaş karar: Alaattin Köseler’in tutukluluk hali devam edecek! Haber

Beykoz davasında flaş karar: Alaattin Köseler’in tutukluluk hali devam edecek!

Beykoz Belediyesi’ne yönelik ‘yolsuzluk’ davasında görevinden uzaklaştırılan Belediye Başkanı Alaattin Köseler’in de aralarında bulunduğu 3’ü tutuklu 26 sanık ikinci kez hakim karşısına çıktı. Ara kararı açıklayan mahkeme, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Beykoz Belediyesi’ne yönelik yolsuzluk davasında Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler’in de aralarında bulunduğu 3’ü tutuklu 26 sanık ikinci kez hakim karşısına çıktı. Anadolu 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, tutuklu sanıklar eski Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler, Veli Gümüş, Havva Dindar ve bazı tutuksuz sanıklar ile avukatları da salonda hazır bulundu. CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ise izleyici olarak duruşmayı takip etti. Önceki celse tahliye edilen ve sonrasında Anadolu 18. Ağır Ceza Mahkemesince hakkında tekrar tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarılan sanık Uğur İnci mahkemeye geldi. İnci'nin duruşma bitene kadar salonda kalmasına karar veren mahkeme, duruşma sonrasında hakkındaki yakalama kararı ile ilgili gerekli işlemlerinin yapılması için emniyet ekiplerine talimat verdi. Cumhuriyet savcısı, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini talep etti. Tutuksuz sanık Uğur İnci, "Geçen tahliye kararından sonra tekrar yakalama geldi. Eşimin bir rahatsızlığı çıktı kanser olduğunu öğrendik bununla ilgili tedavi görüyor. 11 yaşındaki çocuğumuzla ilgilendim. Buraya kendi irademle geldim kaçma gibi bir durum yoktur. Zaten bu süreçte evdeydim. Raporları da getirdim. Ben uzun yıllardır Beykoz Belediyesiyle çalışıyorum. Teknik işlerini yaklaşık 10 senedir yapıyorum. Belediyenin birçok biriminde çözüm ortağı olarak çalıştım. Yönetim de yeni geldiği için ilk başta bizimle çalışmak istemediler. Alacağım ücret eski yönetimden kalmaydı" dedi. "MANEVİ OLARAK AĞIR BİR KÜLFET YÜKLEMEKTEDİR" Tutuklu sanık Alaattin Köseler, "188 gün sonra mahkeme görülmeye başlandı. 3 günlük mahkeme sürecinde tahliye edildim, bir gün sonra tutuklandım. 166 gün sonra buradayım. Tutukluluğumun toplam süresi bugün itibariyle 356 gün. Ben dosyası tamamlanmamış hiçbir ödeme yapmadım. Suçsuzluğumu Beykoz halkına açıklamam bana manevi olarak ağır bir külfet yüklemektedir. Dosyada mali menfaat paylaşımına dair bir delil yoktur. Ben Beykoz'un evladı olarak 11 ay hizmet ettim. Devletin kuruşuna göz atmadım" dedi. Ara kararı açıklayan mahkeme, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Dosyayı tekrar bilirkişiye gönderen mahkeme heyeti, eksiklerin giderilmesi için duruşmayı 28 Nisan’a erteledi.

Görme bozukluğu öğrenmeyi engelliyor Haber

Görme bozukluğu öğrenmeyi engelliyor

Dış dünyayı algılamamızın en temel yolu olan göz sağlığı, sadece görme becerisini değil; öğrenme kapasitesinden genel vücut sağlığına kadar pek çok alanı doğrudan etkiliyor. BURTOM Konur Tıp Merkezi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Betül Şahan, gözlerin vücudun dış dünyaya açılan pencereleri olduğunu belirterek, düzenli muayenenin önemine dikkat çekti. Çocukluk döneminde görme sisteminin gelişim üzerinde etkili olduğunu ve görme bozukluklarının öğrenmeyi ve düşünce gelişimini engellediğini belirten Uzm. Dr. Şahan, yetişkinlik çağında da göz sağlığının, genel sağlık için kritik bir öneme sahip olduğunu dikkati çekerek, "Göz sağlığımızdaki en ufak bir problem ya da görme becerisinde hafif bir azalma bile yaşam kalitesini ciddi bir şekilde etkileyebilir ve günlük yaşamı zorlaştırabilir" dedi. Öğrenme güçlüğünün arkasında göz bozuklukları olabilir Dr. Betül Şahan, özellikle çocukluk döneminde görme sisteminin gelişim üzerindeki etkisine vurgu yaptı. Şahan, "0-2 yaş arasındaki öğrenmenin yüzde 80’i, sınıf ortamındaki öğrenmenin ise yüzde 75-90’ı görerek gerçekleşir" diyerek çarpıcı veriler paylaştı: "Yapılan araştırmalar, her 100 çocuğun 25’inde öğrenme güçlüğü olduğunu göstermektedir. Öğrenme güçlüğü yaşayan bu çocukların yüzde 75’inde, süreci zorlaştıran görme bozuklukları tespit edilmiştir. Bir çocukta görme sistemi düzgün çalışmıyorsa bu durum çocuğun öğrenme ve düşünce gelişimi için var olan potansiyelini kullanmasını engeller." Göz muayenesi birçok hastalığın erken habercisi Hayat boyunca genetik ve çevresel faktörler ile yaş ve var olan hastalıkların göz sağlığımızı tehdit edebildiğini, bu yüzden düzenli ve kapsamlı göz muayenesinin sağlıklı yaşamın önemli bir parçası olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Şahan, "Tüm göz hastalıklarında erken teşhis, doğru teknolojilerle yapılan kapsamlı bir muayene ile mümkün olmaktadır" diye konuştu. Kapsamlı bir göz muayenesinin sadece göz hastalıklarını değil, vücuttaki birçok sistemik rahatsızlığı da ele verdiğini belirten BURTOM Konur Tıp Merkezi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Betül Şahan, muayene sırasında şu hastalıkların erken teşhisinin mümkün olabildiğini ifade etti : "Nörolojik Hastalıklar: Alzheimer, Multiple Skleroz (MS), Parkinson ve sinir felçleri. Sistemik Hastalıklar: Şeker hastalığı (Diyabet), hipertansiyon ve bazı kanser türleri. Diğer: Beyin tümörleri, romatolojik hastalıklar ve AIDS gibi bulaşıcı hastalıklar. " Ne sıklıkla muayene olmalıyız? Hiçbir şikayet olmasa dahi rutin kontrollerin aksatılmaması gerektiğini belirten Dr. Şahan, şu takvimi önerdi: "Bebek ve çocuklarda: Yenidoğan dönemi, 3. ay, 1, 3 ve 5 yaşları. Okul çağı ve yetişkinlerde: Yılda en az bir kez. Risk Gruplarında: Doktorun belirleyeceği daha sık aralıklarla." Göz sağlığını korumak için kurallar Dr. Betül Şahan, günlük hayatta uygulanabilecek koruyucu önlemleri şöyle sıraladı: Düzenli Muayene: Gözlük veya lens numaralarınızı güncel tutun. Ekran Molası: 20 dakikada bir 20 saniye boyunca 6 metre uzağa bakarak gözlerinizi dinlendirin. UV Koruması: Güneş gözlüğü takmayı alışkanlık haline getirin. Beslenme: A vitamini, Lutein ve Omega-3 (havuç, ıspanak, balık, ceviz) yönünden zengin beslenin. Zararlı Alışkanlıklar: Sigara içmeyin. Uyku Düzeni: Her gece 7-8 saat uyumaya özen gösterin. Hijyen: Özellikle lens ve kirpik temizliğine dikkat edin. Fiziksel Koruma: Travma riskine karşı koruyucu gözlük kullanın. Doğru Ekipman: Sadece doktorunuzun önerdiği gözlük veya lensi kullanın. Ertelemeyin: En ufak bir şikayette uzman doktora başvurun.

Türk Kanser Derneği’nden 4 Şubat çağrısı: Kanser kader değildir, en güçlü silah erken teşhistir Haber

Türk Kanser Derneği’nden 4 Şubat çağrısı: Kanser kader değildir, en güçlü silah erken teşhistir

Kanser, günümüzde yalnızca bireyleri değil, aileleri ve toplumun tamamını etkileyen küresel bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 20 milyon kişiye yeni kanser tanısı konulurken, Türkiye’de de her yıl yüz binlerce kişi bu hastalıkla karşı karşıya kalıyor. Dünya genelinde her 6 ölümden birinin, Türkiye’de ise yaklaşık her 5 ölümden birinin kanserle ilişkili olması, sorunun boyutunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Türk Kanser Derneği Sağlık Direktörü Ezgi Polat, önümüzdeki yıllara ilişkin projeksiyonların bu tabloyu daha da ciddileştirdiğine dikkat çekerek, 2050 yılına gelindiğinde dünya genelinde yeni kanser vakalarının 35 milyona yaklaşmasının beklendiğini vurguladı. Polat, bu artışın nüfusun yaşlanması, çevresel etkenler ve yaşam tarzı alışkanlıklarıyla doğrudan ilişkili olduğunu belirtti. Kanserle mücadelede en etkili ve hayati adımın erken teşhis olduğunun altını çizen Polat, birçok kanser türünün erken evrede tespit edilmesi halinde tedavi başarısının önemli ölçüde arttığını ve bireylerin yaşam kalitesinin korunabildiğini ifade etti. Buna karşın, düzenli sağlık kontrolleri ve tarama programlarının hâlâ istenilen seviyede olmadığını belirten Polat, mamografi, smear testi ve kolonoskopi gibi taramaların basit ancak hayat kurtarıcı uygulamalar olduğuna dikkat çekti. Koruyucu sağlık yaklaşımlarının da kanserle mücadelenin vazgeçilmez bir parçası olduğunu belirten Polat, bilimsel verilerin kanser vakalarının önemli bir bölümünün önlenebilir risk faktörleriyle ilişkili olduğunu gösterdiğini söyledi. Sigara ve tütün ürünlerinden uzak durulması, alkol tüketiminin sınırlandırılması, dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve stresle sağlıklı baş etme yöntemlerinin kanser riskini azaltmada kritik rol oynadığını vurguladı. Ayrıca HPV ve Hepatit B gibi virüslere karşı aşılama çalışmalarının bazı kanser türlerine karşı güçlü bir koruma sağladığını ifade etti. Türk Kanser Derneği olarak kanserle mücadelede yalnızca tedavi sürecine değil; önleme, erken teşhis ve yaşam kalitesini artırmaya yönelik bütüncül bir yaklaşım benimsediklerini belirten Polat, derneğin ücretsiz tarama ve bilgilendirme faaliyetleri, sosyal destek projeleri, beslenme danışmanlığı ve psikososyal destek hizmetleriyle hasta ve hasta yakınlarının yanında olmaya devam ettiğini söyledi. 4 Şubat Dünya Kanser Günü vesilesiyle topluma önemli bir çağrıda bulunan Polat, “Kanser kader değildir. Bilgi, farkındalık ve erken teşhisle bu tabloyu değiştirmek mümkündür. Her bireyin kendi sağlığı için atacağı küçük bir adım, toplum sağlığı için büyük bir etki yaratabilir” dedi. Polat sözlerini, “Bugün kendimiz ve sevdiklerimiz için bir söz verelim; kontrollerimizi ertelemeyelim, belirtileri görmezden gelmeyelim ve sağlıklı yaşamı bir tercih değil, bir alışkanlık haline getirelim. Çünkü kanserle mücadelede en güçlü silah, erken teşhistir” diyerek tamamladı.

LÖSEV’den anlamlı Yeni Yıl projesi: “Dilek topla benim için” Haber

LÖSEV’den anlamlı Yeni Yıl projesi: “Dilek topla benim için”

Tedavisi devam eden çocukların yeni yıla umutla girebilmesi için hazırlanan projede, çocuklar hayallerini süsleyen oyuncak dileklerini paylaşıyor. “Dilek Topla Benim İçin” çağrısıyla gönüllüler, bu dilekleri oyuncak bağışlarıyla gerçeğe dönüştürüyor. Hediyeler Özenle Paketlendi İstanbul Anadolu Yakası İrtibat Ofisi tarafından düzenlenen hediye paketleme etkinliği, gönüllülerin değerli katılımlarıyla daha da renklendi. JustWork’ün ev sahipliğinde düzenlenen etkinlikte çocuklar için bağışlanan hediyeler, gönüllüler ve kurumsal destekçilerle birlikte düzenlenen bir etkinlikte sevgiyle paketlendi. Çocukların Motivasyonu Tedavilerinde Etkili LÖSEV, kuruluşundan bu yana Türkiye genelinde on binlerce lösemi ve kanser hastası çocuk ile ailelerine hem maddi hem de manevi destek sunarak yaşam mücadelesinde yanlarında yer alıyor. Vakıf, yürüttüğü tüm çalışmalarını gönüllülerin emeği ve hayırseverlerin katkılarıyla sürdürüyor. Bu destekler, yalnızca günlük ihtiyaçların karşılanmasını değil; çocukların tedavi süreçlerine daha güçlü ve umutlu tutunmalarını da sağlıyor. “Herkesi Bu İyilik Yolculuğuna Davet Ediyoruz” LÖSEV, “Dilek Topla Benim İçin” kampanyasıyla, yeni yıl öncesinde tedavi süreci devam eden lösemili çocukların umutlarına ortak olmak isteyen gönüllüleri dayanışmaya davet ediyor. Kampanya, zorlu bir mücadele veren çocukların yüzlerinde tebessüm oluşturmayı ve onlara moral desteği sağlamayı amaçlıyor. Vakıf tarafından yapılan açıklamada, yıllardır çocukların hayata tutunabilmesi için verilen mücadelenin yalnızca tedaviyle sınırlı olmadığına dikkat çekilerek “Çocuklarımız için hayaller kurduk, onların hayallerine ortak olduk. Şimdi de lösemili çocuklarımızın mutluluğunu çoğaltmak için herkesi bu iyilik yolculuğuna davet ediyoruz. Bir çocuğun yüzündeki gülümsemeden daha değerli hiçbir şey yok” ifadelerine yer verildi. LÖSEV, yeni yıl öncesinde çocuklara mutluluk armağan etmek isteyen herkesi kampanyaya destek olmaya çağırıyor.

Kas iskelet sistemi kanserinde erken teşhis hayati önem taşıyor Haber

Kas iskelet sistemi kanserinde erken teşhis hayati önem taşıyor

Kas iskelet sistemi kanserleri, vücudun hareket ve destek sistemini oluşturan kemik, kas, kıkırdak ve bağ dokusunda gelişen nadir ancak ciddi sağlık sorunlarına sebep olabilen tümörler olduğunu belirten Medicana Bursa Hastanesi Omurga Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Aygün, "Genellikle 'sarkom' olarak bilinen bu kanser türleri, çocukluk ve genç yetişkinlik dönemlerinde daha sık görülmektedir. Kas iskelet sistemi kanserlerinin en yaygın belirtileri arasında gece artan ağrılar, şişlik ve kısıtlı hareket yer almaktadır. Ayrıca kemiklerde kırıkların gelişmesi de önemli bir işaret olabilir. Bu belirtilerle karşılaşan kişilerin vakit kaybetmeden bir uzmana başvurması gerekiyor. Ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığı, erken dönemde tespit edilen kanser türlerinin tedavisinde başarı şansını artırır. Bu belirtiler göz ardı edilmemelidir" ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Hayati Aygün, kas iskelet sistemi kanserlerinin tanısının ilk olarak fiziksel muayene ile başladığını belirtiyor. Ardından röntgen, manyetik rezonans (MR) ve bilgisayarlı tomografi (BT) gibi görüntüleme yöntemleri kullanılarak kanserin yerinin ve yayılımının belirlendiğini ifade eden Prof. Dr. Hayati Aygün, tanı ve tedavi sürecini şu şekilde anlattı; "Kesin tanı için hastaya biyopsi yapılır ve tümörden alınan doku örneği patolojik incelemeye gönderilir. Tedavi, tümörün türüne ve evresine göre belirlenir. Cerrahi müdahale, kanserin ilk evrelerinde sıklıkla tercih edilen bir yöntemdir. Bunun yanı sıra radyoterapi ve kemoterapi de tedavi seçenekleri arasında yer alır. Özellikle omurga kolonunu etkileyen ve omurilik ile sinir köklerine bası yaparak felç riski taşıyan metastatik kanserlerin tedavisinde, endoskopik cerrahi yöntemler büyük bir rol üstlenmektedir. Bu yöntem, hem tanı koyma hem de tedavi sürecinde önemli bir yer tutar." Kas iskelet sistemi kanserlerinin omurgaya metastaz yapması durumunda, omurilik ve sinir köklerine baskı yaparak felç riski oluşturabiliyor. Bu durumda son yıllarda geliştirilmiş olan endoskopik cerrahi yöntemler önemli bir tedavi alternatifi olarak öne çıkıyor. Prof. Dr. Hayati Aygün, "Endoskopik cerrahi, daha hızlı iyileşme süreci ve daha az invaziv bir yaklaşım sunduğu için hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabiliyor" dedi. Kas iskelet sistemi kanserlerinin nedenleri tam olarak bilinmemekle birlikte genetik yatkınlık, radyasyon maruziyeti ve bazı kimyasal maddelere maruz kalma gibi risk faktörleri bulunuyor. Prof. Dr. Hayati Aygün sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemenin, dengeli beslenmenin ve düzenli egzersiz yapmanın kanser riskini azaltmada önemli rol oynayabileceğini ifade etti. Kas iskelet sistemi kanserleri nadir görülse de, erken tanı ve tedavi ile başarı şansı yüksek olan kanser türleri arasındadır. Bu sebeple belirtileri gösteren kişilerin bir an önce doktora başvurması büyük önem taşır. Toplumda bu tür kanserlerin farkındalığının artırılması, erken tanı ve tedavi imkanlarının iyileştirilmesine yardımcı olacaktır.

Uzmanlar uyarı: Düzenli kontroller hayat kurtarır! Haber

Uzmanlar uyarı: Düzenli kontroller hayat kurtarır!

Mudanya Belediyesi’nin kanserde erken teşhisin önemine dikkat çekmek ve kansere olan farkındalığı artırmak amacıyla düzenlediği 4 Şubat Dünya Kanser Günü Farkındalık ve Bilinçlendirme Semineri’nde hastalıktan korunma yolları, erken teşhisin önemi ve hastalığın psikolojik etkileri konuşuldu. MUDAŞ Sosyal Tesisleri’nde gerçekleşen seminerde konuşan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Pınar Türk, meme kanserinin en sık rastlanan kanser türü olduğunu ancak erken teşhisle ölüm oranlarının ciddi şekilde düştüğünü belirtti. Akciğer kanserinin ise en fazla ölüme yol açan tür olduğunu vurgulayan Türk, “Kanser eğer çağımızın hastalığıysa, kendimizi korumak için bilinçli hareket etmeliyiz” dedi. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, kaliteli uyku ve stres yönetiminin kansere karşı korunmada etkili yöntemler olduğunu belirten Türk, “Her yıl düzenli taramalardan geçmek, erken teşhis açısından büyük önem taşıyor. Ayrıca kanserle tek başına mücadele vermek de zor, mutlaka sosyal, psikolojik destek gerekiyor.” dedi. YILDA BİR KEZ MAMOGRAFİ ÇEKTİRİN Uzman Dr. Türkan Düz ise sigara kullanımının akciğer kanserine yol açan en büyük faktörlerden biri olduğunu belirterek, pasif içiciliğin de büyük risk taşıdığına dikkat çekti ve rahatsız edici bir öksürük olduğunda doktora başvurmanın gerektiğini söyledi. Düz, meme kanserine ilişkin olarak ise, 40 yaş üstü kadınlarda sekiz kadından birinde meme kanseri görüldüğünü belirterek, “Son dönemde 40 yaş altı vakalarda da artış gözleniyor. Bu yüzden tüm kadınlar yılda bir kez mamografi çektirmelidir” dedi.  PSİKOLOJİK DESTEK ÖNEMLİ Kanserin psikolojik etkilerine değinen Uzman Psikolog Ali Demirel ise hastalığın teşhis sürecinde ve sonrasında yaşanan duygusal zorluklara dikkat çekti. Kansere yakalanma korku ve endişesiyle insanların doktora gitmeyi ötelediğini bunun da erken tedavinin sağlayacağı faydalara engel olduğunu ifade eden Demirel, “İnsan kendini garanti altına almak için bilinmeyeni araştırır, belirsizlikleri giderir. Ama kanser tam tersi, insanı belirsiz bir ortama iter. Kanser sürecinde şok, öfke, inkar, pazarlık, duygusal çöküntü, kabullenme bireyde en çok görünen aşamalardır. Bu süreçlerde sağlık fiziksel ve psikolojik olarak bütüncül ele alınmalı. Stres bağışıklığı en çok baskılayan etkenlerden biridir. Stres yönetimi için de destek ayrı bir önem kazanıyor” diye konuştu. Seminer sonunda Mudanya Belediye Meclis Üyeleri Nilgün Arslanoğlu ve Belgin Tanyeri konuşmacılara teşekkür ederek, farkındalık çalışmalarının devam edeceğini belirtti.

Kanserden korunmanın yolu sağlıklı yaşam tarzı Haber

Kanserden korunmanın yolu sağlıklı yaşam tarzı

Özellikle son 25 yılda görülme sıklığı gittikçe artan kanser, vücuttaki hücrelerin kontrolsüz bir şekilde büyümesi ve çoğalmasıyla gelişen bir hastalık olarak tanımlanıyor. Erken teşhis sayesinde tedavisindeki başarı oranı ise günümüzde yüzde 90’lara ulaşmış durumda. 200’den fazla türü bulunan kanser, vücudun hemen her yerinde görülebiliyor ve farklı organları etkiliyor. Ortaya çıkmasında, genetik yatkınlık, çevresel faktörler, yanlış beslenme alışkanlıkları, hareketsiz yaşam ve stres gibi faktörler etkin oluyor. Medline Adana Hastanesi İç Hastalıkları ve Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Veysel Haksöyler, son yapılan araştırmaların her 10 kanser vakasından 4’ünün sağlıklı yaşam tarzı ile önlenebileceğini gösterdiğini söyleyerek şu bilgilere yer verdi: "SAĞLIKLI YAŞAM ÖNEM KAZANIYOR" Kanserin gelimesinde birçok farklı etken rol oynar. Genetik yatkınlık, çevresel faktörler, beslenme alışkanlıkları, zararlı alışkanlıklar ve bağışıklık sisteminin durumu gibi unsurlar kanserin oluşmasında etkili olabilir. Ailede kanser öyküsü olan kişiler, bazı türlere yakalanma açısından daha yüksek risk taşıyabilir. Ancak bu, herkesin mutlaka kansere yakalanacağı anlamına gelmez. Yaşam tarzı seçimleri ve çevresel koşullar da kanser riskini önemli ölçüde etkiler. Örneğin, sigara kullanımı akciğer kanseri başta olmak üzere birçok kanser türünün en önemli nedenlerinden biri olarak kabul edilir. Bunun yanı sıra, sağlıksız beslenme alışkanlıkları, işlenmiş gıdaların fazla tüketimi ve obezite gibi faktörler de kansere yol açabilir. Güneşin zararlı ultraviyole ışınlarına aşırı maruz kalmak cilt kanserine neden olabilirken, bazı kimyasallara veya radyasyona uzun süre maruz kalmak da kanser riskini artırabilir. TEDAVİ SÜRECİ HER HASTADA DEĞİŞİYOR Tedavi süreci, kanserin türüne, yayılımına ve hastanın genel sağlık durumuna bağlı olarak değişiklik gösterir. Cerrahi müdahale, kemoterapi, radyoterapi ve immünoterapi gibi farklı tedavi yöntemleri uygulanabilir. Cerrahi müdahale, kanserli dokunun vücuttan alınmasını içerirken, kemoterapi ilaçlarla kanser hücrelerini yok etmeyi amaçlar. Radyoterapi yüksek enerjili ışınlar kullanarak kanser hücrelerini hedef alırken, immünoterapi bağışıklık sistemini güçlendirerek kanserle savaşmasına yardımcı olur. Önlem almak kanserden koruyor Kanserin tamamen önlenmesi her zaman mümkün olmasa da bazı önlemler almak, kansere yakalanma riskini önemli ölçüde azaltabilir. Sağlıklı ve dengeli beslenmek, düzenli egzersiz yapmak, sigara ve alkolden uzak durmak, güneş ışınlarından korunmak ve düzenli sağlık kontrollerini aksatmadan yaptırmak kansere karşı en etkili önlemler arasında gelir. Bağışıklık sistemini güçlü tutmak da vücudu kanser gibi hastalıklara karşı daha dirençli hale getirecektir. ERKEN TEŞHİS HAYAT KURTARIYOR Günümüzde kanser araştırmaları hızla ilerlemekte ve yeni tedavi yöntemleri geliştirilmektedir. Erken teşhis, gelişmiş tedavi teknikleri ve kişiye özel tedavi yöntemleri sayesinde birçok kanser türünde başarılı sonuçlar alınmaktadır. Ancak en önemli nokta, kansere karşı bilinçli olmak ve sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemektir. Vücudu iyi tanımak, olağandışı belirtileri dikkate almak ve düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemek, kanserle mücadelede büyük bir fark oluşturabilir."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.