SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kanser Riski

Söz Bursa - Kanser Riski haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kanser Riski haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Nilüfer Çayı değil zehir kanalı: Kanser riski 100 kat arttı! Haber

Nilüfer Çayı değil zehir kanalı: Kanser riski 100 kat arttı!

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Nilüfer Çayında yıllardır süren kirliliğin son dönemde daha da yoğunlaştığını, bunun yalnızca çevresel bir tahribat değil, doğrudan halk sağlığını tehdit eden bir kriz haline geldiğini belirtti. Pala, “Nilüfer Çayı yalnızca Bursa’nın değil, tüm Marmara Havzası’nın en önemli can damarlarından biridir. Bir zamanlar zengin bir doğal hayatı besleyen bu kaynağı artık akarsu olarak nitelendirmek mümkün değildir. Nilüfer Çayı, kontrolsüz sanayi faaliyetleri ve çarpık kentleşme sonucunda maalesef tam anlamıyla bir atık su kanalına dönüştürülmüştür” dedi. “Nilüfer Çayı Temiz Aksın” kampanyası kapsamında yürütülen çalışmaların, oluşan çevresel etkiyi ve alınması gereken önlemleri net bir biçimde ortaya koyduğunu ifade eden Pala, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının bu konuda etkili bir eylem yürütmediğini belirtti. Konuya ilişkin Pala, “Bursa’da kapsamlı bir iş birliği içinde yıllardır yürütülen “Nilüfer Çayı Temiz Aksın” kampanyası, Nilüfer Çayı’nın bölge ekosistemi ve halk sağlığı için kritik rolünü net bir biçimde gösteriyor. Bursa’nın yaz kış denize akan akarsuyu olma özelliğini taşıyan Nilüfer Çayındaki yoğun kirlilik, yıl boyunca Marmara Denizi’ne akmaya devam ediyor. Marmara Denizi’nde belli dönemlerde yoğunlukla görülen müsilajın temel nedenlerinden biri de Nilüfer Çayı’ndaki kirliliktir. Son on yılda biriken bu kirlilik, Nilüfer’in zengin doğasını maalesef yok etmiştir” açıklamasında bulundu. “Kirliliğin yarattığı kanser riski bilinirken, Bakanlık çağrılara kulak vermeli, eylem planını derhal hayata geçirmelidir!” Prof. Dr. Pala, Nilüfer Çayı’nda yaşanan kirliliğin çevre sağlığı üzerindeki yıkıcı etkisinin yanı sıra ciddi bir halk sağlığı tehdidine dönüştüğünü vurguladı: “2023 yılında yayımlanan bir çalışmada Nilüfer Çayı’nda kanserojen etkisi bilinen polisiklik aromatik hidrokarbon (PAH) düzeyinin sınır eşiğinin çok üzerine çıktığı gösterilmiştir. Çayın doğduğu Keles’teki ölçümlerle karşılaştırıldığında sudaki PAH konsantrasyonu Hasanağa’ya kadar 51, Geçit’e kadar 94 ve Karacabey’e kadar 100 kat artmaktadır. Bu vahim tablo karşısında Çevre ve Şehircilik Bakanı, geçtiğimiz yıl şubat ayında verdiğimiz soru önergesinde Nilüfer Çayı’nda PAH ve benzeri insan sağlığını ciddi biçimde tehdit eden maddelerin ne düzeyde saptandığına ilişkin soruların hiçbirini yanıtlayamamıştır.” Pala, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Yürütülen kampanya ve çalışmalar Nilüfer Çayı’nda yaşanan bu kirliliğin derhal önlenmesi gerektiğini defalarca ortaya koymuştur. Bu çerçevede bilim insanları, akademik odalar, sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler ve toplum katılımıyla kapsamlı bir acil eylem planının hazırlanması ve somut hedeflerle hayata geçirilmesi zorunludur. Buna rağmen Bakanlık bu konuda herhangi bir açıklama yapmamış, yaşanan çevre yıkımı karşısında, insan sağlığını hiçe sayarak sessiz kalan tutumunu bir kez daha kamuoyuna göstermiştir.”

Nilüfer’de HPV aşısı ve taramalar konuşuldu Haber

Nilüfer’de HPV aşısı ve taramalar konuşuldu

Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen ‘Sağlık Buluşmaları’nda, kadın kanserleri arasında önlenebilir olmasıyla dikkat çeken rahim ağzı kanseri, HPV aşısı ve tarama yöntemleri ele alındı. HPV taramasının önemine dikkat çekilen söyleşide aşının koruyuculuğunun yüksek olduğu dile getirildi. Nilüfer’de Sağlık Buluşmaları kapsamında “Kadın Sağlığında Önlenebilir Bir Kanser: Rahim Ağzı Kanseri, HPV Aşısı ve Taramalar” söyleşisi gerçekleştirildi. Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde moderatörlüğünü Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yeşim Afşar Uncu’nun yaptığı söyleşide, BUÜ Kadın Hastalıkları Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Bilim Dalı öğretim üyeleri Prof. Dr. Kemal Özerkan ve Doç. Dr. Yakup Yalçın konuk oldu. Doç Dr. Yakup Yalçın, serviks (rahim ağzı) kanserinin önlenebilir bir kanser türü olduğunu söyledi. Bu kanseri yapan en önemli etkenin HPV virüsü olduğunu dile getiren Yalçın, “Kanserin nedeni yüzde 99 bu virüstür. Bu yüzden de HPV’yi anlatmaya çalışıyoruz” dedi. KETEM’de 30 yaş üstü kadınlarda ücretsiz HPV taraması yapıldığının bilgisini veren Yalçın, “Bu tarama çok önemli. HPV pozitif demek kanser demek değildir. Virüs saptanırsa jinekologa yönlendiriliyor. Herhangi bir anormallik var mı ona bakılıyor. Virüs bir ağrı, kanama yapmıyor. Ancak taramalarda fark ediliyor. Yüzde 97’si 2 yıl içinde yok olabiliyor” diye konuştu. SİGARA RİSKİ KATLIYOR Yalçın karşılaştığı vakalarda serviks kanserine yakalananların hepsinin sigara içtiğini belirterek, “Sigara içilmesi, immün sistem rahatsızlıkları gibi yan etkiler bulunduğunda vücuttan atılması zorlaşıyor” dedi. Kansere yakalananların hemen hemen hepsinin hiç kontrole gelmeyen hastalar olduğuna dikkat çeken Yalçın, doktor takibinde olmanın önemini vurguladı. KONTROL ŞART Prof. Dr. Kemal Özerkan ise aşının koruyuculuğunun yüksek olduğunu söyledi. Özellikle 9-14 yaş arası yapılan aşıların çok daha etkili olduğunu dile getiren Özerkan, “Aşı hem bağışıklığı hem de virüsün tekrar etmemesini sağlıyor” dedi. Tek başına HPV virüsünün kanser demek olmadığını anlatan Özerkan, “Taramalar, kanser riski taşıyan popülasyonu belirlememize yardımcı oluyor. Bu hastalar kontrol edilirse hastalığın önüne geçilir” diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.