SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kemal Memişoğlu

Söz Bursa - Kemal Memişoğlu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kemal Memişoğlu haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Sağlıkta yangın güvenliği alarmı: Prof. Dr. Kayıhan Pala’dan yeni eylem planı çağrısı Haber

Sağlıkta yangın güvenliği alarmı: Prof. Dr. Kayıhan Pala’dan yeni eylem planı çağrısı

Cumhuriyet Halk Partisi Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, son yıllarda sağlık kuruluşlarında meydana gelen yangınların, yangın müdahale sistemlerinin yeterliliği ve Sağlık Bakanlığı’nın bu alandaki denetimlerine dair kamuoyunda endişe yarattığını ifade etti. Pala, hastanelerin yüksek riskli yapılar olduğunu vurgulayarak, yangın güvenliğinin yalnızca teknik bir konu değil, doğrudan bir hasta güvenliği ve halk sağlığı sorunu olduğunu belirtti. Hastane yangınları hastaların ve sağlık çalışanlarının yaşamını tehdit ediyor. Örneğin 2009’da Bursa'da Şevket Yılmaz Devlet Hastanesi'nde çıkan yangında Yoğun Bakım Servisi'nde yatan 8 hasta; 2020’de Gaziantep'te SANKO Üniversitesi Özel Sani Konukoğlu Hastanesinde çıkan yangında 9 hasta; aynı yıl Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Cebeci Hastanesi'ne bağlı Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı binasında çıkan yangın sonucu bir hasta ve 2023’te İstanbul’da Sultan Abdülhamid Han Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde çıkan yangında 3 kişi hayatını kaybetti. Bazı hastalar ve sağlık çalışanları da yaralandı. Konuya ilişkin Pala, “Hastaneler; yataklı tedavi hizmetlerinin sunulduğu, hareket kabiliyeti kısıtlı, yaşlı, çocuk, engelli, ameliyat sonrası bakım ve yoğun bakım hastalarının bulunduğu yüksek riskli yapılardır. Yangın anında kendi başına tahliye olamayacak hastaların bulunduğu sağlık kuruluşlarında yangın müdahale sistemlerinin ve acil çıkışların eksiksiz çalışması yaşamsal önemdedir. Özellikle, Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik’te yapılan değişiklikler sonrası sağlık kuruluşlarında yaşanan yangınlar, Sağlık Bakanlığı’nın yönetmelik hükümlerine ne ölçüde uyabildiğine ve uygulamaları ne düzeyde denetleyebildiğine dair açıklama yapmasını gerektirmektedir” dedi. Prof. Dr. Pala, kamuya açık sağlık kuruluşlarındaki yangın müdahale sistemlerinin kapasitesi, personel eğitimleri ve denetimlerin detaylarına yönelik Sağlık Bakanlığı’na bir soru önergesi iletti. Buna karşın Bakan Kemal Memişoğlu, kendisine 3 Mart 2026 tarihinde iletilen soru önergesine Anayasa’nın 98. maddesince öngörülen on beş günlük yasal süre dolmasına rağmen yanıt veremedi. “Bakanlık, önergeyi yanıtlamayarak yangın riskine karşı sorumluluğunu gözden kaçırmaktadır! Riskli hastaneler derhal açıklanmalı!” Prof. Dr. Pala, soru önergesinde öncelikle son beş yıl içinde kaç hastanede yangın denetimi yapıldığını, kaç hastanede eksiklik tespit edildiğini ve yangın güvenliği açısından yetersiz bulunan hastaneler hakkında ne tür idari yaptırımlar uygulandığını sordu. Pala, “Bakanlık, ilgili soruları yanıtlamayarak hastanelerdeki yangın tehdidinin yarattığı hayati riske karşı sorumluluk almadığını göstermektedir. Yangın güvenliği açısından riskli olduğu tespit edilen hastanelerin açıklanamaması hem denetim hem de uygulama alanındaki zafiyetlerin kamuoyundan gizlendiği düşüncesini güçlendirmektedir.” açıklamasında bulundu. “Yeni bir eylem planı şart; özellikle yoğun bakım gibi riskli birimler için çalışmalara derhal başlanmalı!” Pala, olası can kayıplarının ve yaralanmaların önlenmesi amacıyla, hastanelerin yangın güvenliği açısından gözden geçirileceği ve gerekli önlemlerin alınmasının sağlanacağı bir eylem planı hazırlanması gerektiğini ifade etti. “Yoğun bakım, ameliyathane ve acil servis gibi yüksek riskli birimler bu çalışmalar içinde önceliklendirilmelidir. Yüksek riskli birimlerde yangın anında uygulanacak tahliye planları hazırlanmalı; hareket kabiliyeti kısıtlı, yoğun bakım altındaki hastaların tahliyesi için özel ekipmanlar her hastanede bulundurulmalıdır. Sağlık personeline yangınla mücadele, tahliye ve acil durum yönetimi konusunda düzenli eğitim verilmesi de ertelenemez bir zorunluluktur. Bakanlık, sağlık kuruluşlarında olası bir yangının yaratacağı etkileri ciddiye almalı ve yürüttüğü çalışmaların hesabını kamuoyuna vermelidir” dedi.

Bakan Memişoğlu’ndan Hantavirüs açıklaması: "Salgın riski yok, müsterih olun" Haber

Bakan Memişoğlu’ndan Hantavirüs açıklaması: "Salgın riski yok, müsterih olun"

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Hantavirüs konusunda herkes bilsin ki şu anda böyle bir salgın riski yok. Toplumumuz bu konuda müsterih olsun. Spekülasyonlar değil, Sağlık Bakanlığımızın açıklamaları dikkate alınmalıdır" dedi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, bir televizyon kanalında katıldığı canlı yayında sağlık gündemine dair açıklamalarda bulundu. Bakan Memişoğlu, "Hantavirüs konusunda herkes bilsin ki şu anda böyle bir salgın riski yok. Toplumumuz bu konuda müsterih olsun. Spekülasyonlar değil, Sağlık Bakanlığımızın açıklamaları dikkate alınmalıdır. Türkiye, COVID-19 pandemisinde sağlık sisteminin direncini ve kapasitesini dünyaya ispat etmiş bir ülke. Bunu en iyi şekilde yöneten ülkelerden bir tanesi olduk. Şu anda da sağlık sistemimiz ve insan gücümüzle her türlü salgını önlemeye ve takip etmeye muktediriz. Bu tip risklere karşı paydaşlarımızla birlikte hazırlıklıyız" dedi. Hantavirüs testi yapılan 5 vatandaşın test sonuçlarının negatif olduğunu açıklayan Memişoğlu, "İki vatandaşımız gemiden daha önce ayrılmıştı, onları da karantinaya aldık. Üç vatandaşımızı kendi uçağımızla gemiden indikleri andan itibaren izole şekilde aldık. Bu beş kişinin Hantavirüs testleri negatif çıktı, 42 günlük karantina süreci devam ediyor" diye konuştu. "TÜRKİYE SAĞLIK SİSTEMİYLE DÜNYADA EN İYİ SAĞLIK HİZMETİ SUNAN ÜLKELERDEN BİRİ OLMUŞ DURUMDA" Türkiye’nin sağlık sistemiyle dünyada en iyi sağlık hizmeti sunan ülkelerden biri olduğunu söyleyen Memişoğlu, "Bizim atalarımız ve medeniyetimiz sağlık sistemini hep ön planda tutmuş. Şimdi biz 2002’den beri Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Sağlıkta Dönüşüm Projesi ile sağlık alanında inanılmaz bir gelişim süreci yaşadık. Türkiye sağlık sistemiyle dünyada en iyi sağlık hizmeti sunan ülkelerden biri olmuş durumda" şeklinde konuştu. "TÜSEB SON BİR SENEDE 2 BİN PROJEYİ DESTEKLEDİ" TÜSEB’in son bir senede 2 bin projeyi desteklediğini aktaran Bakan Memişoğlu, "Türkiye esasında sağlık alanında üretim yapma konusunda TÜSEB’in, USHAŞ’ın kurulmasıyla son 10-15 yıl içinde önemli adımlar attı. Bu çalışmalar, bir buçuk sene evvel Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’ vizyonunu ‘Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık’ modeliyle ortaya koymasıyla çok daha yoğunlaşmaya başladı. Biz ‘Üreten Sağlık’ modelinin merkezine Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığını koyduk. TÜSEB son bir senede 2 bin projeyi destekledi" ifadelerini kullandı. CAR-T hücre tedavisindeki uygulamaların aralık ayından beri yapıldığı vurgulayan Bakan Memişoğlu, şunları kaydetti: "Üreten Sağlık Portalı’nı oluşturduk. Bu portal vasıtasıyla, Türkiye Sağlık Enstitüsü Başkanlığında fikri, finansı ve üreticiyi bir araya getiriyoruz. Yani esasında yaptığımız şu; bilim insanının, fikir insanının fikrini, bilgisini alıp bunu finansla ve üreticiyle buluşturmak ve onu ticari ürün hâline getirmek. Ticari ürün haline getirme aşamasından itibaren Ticaret Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının desteğiyle de büyük bir sağlık üretim sistemi, ekosistemi oluşturmaya çalışıyoruz. Biz yaklaşık bir hafta evvel, yerli renkli doppler ultrasonografi cihazının üretim ve geliştirme süreçleri için imzaları attık. Böylece Türkiye iki sene sonra kendi doppler ultrasonografi cihazını üretebilir hâle gelecek. Hematolojik kanser, kan kanseri tedavileriyle ilgili 4-5 yere TÜSEB vasıtasıyla destek verdik. Yerli CAR-T hücre tedavisinde ilk üretim ve uygulamamızı aralık ayında Ankara Etlik Şehir Hastanemizde gerçekleştirdik ve birçok hastamıza başarıyla uyguladık. Antalya, İstanbul, Kayseri gibi başka illerde de başlıyor" "TÜRKİYE’NİN YERLİ ÜRETİCİSİNE VE BİLİM İNSANINA ÇOK BÜYÜK KATKISI VAR" Türkiye’nin yerli üreticisine ve bilim insanlarına katkısının yüksek olduğunu söyleyen Bakan Memişoğlu, "Türkiye’de 985 tane çok kapsamlı klinik çalışma var, bunların 10’u yerli fikirle üretilmiş. Biz istiyoruz ki bu sayıyı artıralım. Sağlık Bakanlığı ve TÜSEB olarak Türkiye’ye faydası olacak yerli bir fikrin klinik çalışmalarını birlikte yürütüyorsak bu klinik çalışmalardaki hastalarımızın maliyetini Sosyal Güvenlik Kurumunun karşılayacağı şekilde bir düzenleme yaptık. Bunun Türkiye’nin yerli üreticisine ve bilim insanına çok büyük katkısı var" dedi. "YERLİ KALP-AKCİĞER MAKİNESİNİ ASELSAN’LA BERABER ÜRETTİK" TÜSEB aracılığıyla 8 aşı için "Yerli Aşı Çağrısı"na çıkıldığını ve Hepatit A aşısını yerli üretim olarak yapıldığını söyleyen Bakan Memişoğlu, Hepatit A aşısının hastanelere verildiğini söyledi. Yutulabilir tablet şeklindeki endoskopi cihazını, dünyada birkaç ülkenin yapabildiğini ifade eden Bakan Memişoğlu, Türkiye’nin preklinik çalışmasını yaptığını açıkladı. Bakan Memişoğlu, "Yerli kalp-akciğer makinesini ASELSAN’la beraber ürettik. İlk olarak Bilkent Hastanesine teslim ettik. Önümüzdeki günlerde ilk defa kullanacağız. Biz yerli üretilen, gerçekten millî değerleriyle yeni şeyler söyleyen her türlü girişimi ve teknolojik yatırımı destekliyoruz. Böylece Türkiye esasında sağlıkla ilgili yeni büyük bir yol kat etmeye başladı. Türkiye; sağlık turizmi dâhil, ilaç sanayisi dâhil, malzeme ve cihaz üreticisi dâhil, altyapısıyla sağlık sektörü olarak büyük bir potansiyele sahip. Bunu her zaman ifade ediyorum; bizim hedefimiz 5 yılda 10 milyar dolar, 10 yılda 50 milyar dolarlık ihracat yapmaktır" diye konuştu. "BİN 700 TANE KENDİ SAĞLIK ÜRETİCİMİZ VAR" Bakan Memişoğlu, "Bu ihracat hedefini başarabilecek bir altyapı ve insan gücüne, artı şu anda bunu yapabilecek kapasiteye sahip bir ülke Türkiye. Bin 700 tane kendi sağlık üreticimiz var bizim. 800 tane ilaç fabrikamız, 200’ü kendi ilacını üreten fabrikamız var. Bunlara baktığınız zaman bilim insanlarıyla, şehir hastaneleriyle, TÜSEB’in desteğiyle biz bunu rahatlıkla başarabilecek bir kapasiteye sahibiz. Ama şu anda baktığınızda yaklaşık 2 milyar dolarlık bir ilaç ihracatımız, 2-3 milyar dolar arasında bir sağlık turizmi kapasitemiz var ama bu bize artık yetmez. Biz bunun çok daha üstüne çıkabilecek altyapıya sahibiz" dedi. "SMA İLACIMIZI KENDİMİZ ÜRETİYORUZ ARTIK" SMA ilaçlarının Türkiye tarafından üretildiğini ifade eden Bakan Memişoğlu, "Bilim insanımız, mühendisimiz, sağlık üreticimiz üretsin. Biz Sağlık Bakanlığı olarak bunları sağlık sistemimizde kullanmaya hazırız. Yeter ki onlar üretsinler. Baktığınız zaman 2.000 tane proje destekliyoruz. SMA ilacımızı kendimiz üretiyoruz artık. Klinik çalışmalar başladı. SMA ilacının özel sektör ve onlarla beraber TÜSEB’in desteğiyle, TİTCK’nin ruhsatını verdiği preklinik çalışmasının son aşamasına gelerek insanlarımıza kullandırdığımız kendi SMA ilacımızı üretiyoruz. Ben bunu uluslararası alanda da söylüyorum; Türkiye artık sağlıkta sadece bir pazar gibi gözükmesin. Türkiye sağlıkta artık teknolojisinde, üretiminde bir ortaktır, bir rol ortaya koyucudur diyoruz" şeklinde konuştu. "SON BİR SENE İÇİNDE 7 MİLYON İNSANIMIZI TARADIK" ‘Koruyan Sağlık’ kapsamında yapılan çalışmalardan bahseden Memişoğlu, "‘Koruyan Sağlık’ kapsamında kanserle ilgili; biz ücretsiz olarak belli yaş grubundaki insanlara Aile Hekimliklerinde ve Sağlıklı Hayat Merkezlerinde kanser taraması yapıyoruz. Esasında tedaviden önce korunmayı ön plana tutmamız gerekiyor. Son bir sene içinde 7 milyon insanımızı taradık. Bunlardan 276 binini kanser şüphesiyle hastanemizden randevu alarak ikinci ve üçüncü basamaklarda takip ettik. Ve ileri tetkiklerle destekleyerek 28 bin kişiye erken kanser teşhisi koyduk. Böylece kanseri hem tedavi ettik hem de insanların yaşamını yeniden kazandırdık. ‘Kanserden korkmayın, geç kalmaktan korkun’ diyoruz. Bu erken taramaları, ücretsiz taramaları Aile Hekimliklerinde ve Sağlıklı Hayat Merkezlerinde toplumumuzun özellikle gidip yaptırmasını istiyoruz" dedi. Sezaryen ameliyattan bahseden Bakan Memişoğlu, şunları kaydetti: "Vatandaşımızın sağlıklı kalmak için de sağlık hizmetlerinden faydalanmasını istiyoruz. Sadece hastalık için bizden hizmet almasınlar. Sağlıklı kalmak, sağlıkla yaşamlarını sürdürmek için biz onları Sigara Bırakma Polikliniklerine, Sağlıklı Hayat Merkezlerine, Aile Sağlığı Merkezlerine bekliyoruz. Ben Sağlık Bakanıyım. İnsanlara sağlıklı olmayı ve nasıl sağlıklı kalınacağını da anlatmakla mükellefim. Nasıl sigara içmeyin diyorsam, sigara sağlığa zararlıdır diyorsam, sigara insanları öldürür, akciğer kanseri yapar, kalp krizi geçirme riskini artırır, damar hastalıklarına neden olur diyorsam; sezaryenin de bir ameliyat şekli olduğunu, zorunlu kalmadıkça sezaryen yapılmaması gerektiğini, fizyolojik olanın yani doğal olanın normal doğum olduğunu, vajinal doğum olduğunu, hem anne sağlığı açısından hem de çocuk sağlığı açısından normal olanın doğal doğum olduğunu söylüyorum." "TÜRKİYE’DE İLK DEFA GEÇEN SENE SEZARYEN ORANI DÜŞME MEYLİNE GİRDİ" Türkiye’de sezaryen oranının ilk defa geçen sene düşme meyline girdiğini ifaden Bakan Memişoğlu, şu ifadeleri kullandı: "Bu ameliyat türü (sezaryen) ne zaman gerekli? 10 doğumdan en fazla bir buçuğunda; yani 1 ile 1,5 arasında. Ama biz şu anda Türkiye’de 10 doğumdan 6’sını, yarısından çoğunu sezaryen yapıyoruz. 59,7 şu anda sezaryen oranımız. İlk doğumda sezaryen oranımız yüzde 30,4; yani 3 doğumdan 1 tanesi. Halbuki Dünya Sağlık Örgütü tıbbi olarak 10 doğumdan 1 tanesinin sezaryen olması gerektiğini söylüyor. Şimdi eğer siz 10 doğumdan 6’sını sezaryen yapıyorsanız demek ki en az 4’ünü isteğe bağlı sezaryen yapıyorsunuz. Biz her hastanede koordinatör ebeler görevlendirdik. Ebelerin doğuma girmesini ve onu koordine etmesinin mevzuatının altyapısını oluşturduk. İlk kez anne olacak anne adaylarına gebeliğinin son üç ayında ebelerimiz eşlik edecek. ‘Annelik Yolculuğu’ diye bir telefon uygulaması yaptık. Hastanelerimizde, Aile Hekimliklerimizde ve Sağlıklı Hayat Merkezlerimizde Gebe Okulları oluşturduk." "Ben anne adaylarımızla ve hekimlerimizle hep beraber sezaryen oranlarımızı sağlıklı hale getirmek istiyorum. Şu anda Türkiye’de ilk defa geçen sene sezaryen oranı düşme meyline girdi yıllar sonra. Bunu biz hep beraber daha da düşüreceğiz."

Kayıhan Pala’dan bakanlığa: Yabancı hasta borcu ne oldu? Haber

Kayıhan Pala’dan bakanlığa: Yabancı hasta borcu ne oldu?

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politikaları Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Sayıştay Başkanlığı’nın 2023 yılı Sağlık Bakanlığı Denetim Raporu’nda yer alan bir bulguya dikkat çekerek Sağlık Bakanlığı’na kapsamlı bir soru önergesi verdi. Milletvekili Pala, Sayıştay’ın yabancı uyruklu hastalara 2022 yılında sunulan sağlık hizmetlerinden doğan 214,6 milyon TL tutarındaki alacağın tahsil edilemediğini tespit ettiğini, bu alacağın büyük ölçüde kamu hastanelerinde hasta kimlik, iletişim ve adres bilgilerinin eksik kaydedilmesi nedeniyle tahsil edilemediğini bildirdi. Konuya ilişkin Pala, “Ülkemizde sağlık hizmeti sunulan yabancı uyruklu hastaların kayıt, faturalama ve tahsilat süreçlerinde ciddi yapısal zafiyetler bulunduğu açıktır. Yabancılara sunulan sağlık hizmeti bedellerinin tahsil edilmemesi, yabancı hastalara yönelik sağlık harcamalarının fiilen vatandaşların vergileriyle karşılanmasına yol açmaktadır. Mevcut sağlık sisteminde Genel Sağlık Sigortası prim borcu olan vatandaşların ilaç ücretleri bile karşılanmazken, kamu kaynaklarının böylesi zafiyetlerin üstünü örtmek için kullanılması kabul edilemez” eleştirisinde bulundu. Milletvekili Pala, soru önergesinde yabancı uyruklu hastalara sunulan hizmetlerin güncel boyutuna, borç durumuna ve sağlık güvencesi olmayan hastalardan alacakların eksiksiz tahsil edilebilmesi için yürütülen çalışmalara ilişkin ayrıntılı bilgi talep etti. Buna karşın, Bakan Kemal Memişoğlu kendisine 21 Ekim 2025 tarihinde iletilen soru önergesine, Anayasa’nın 98. maddesi uyarınca öngörülen on beş günlük yasal süre dolmasına rağmen yanıt veremedi. “Kamu kaynakları güvence altına alınmalı, ülkeye giren yabancı uyruklu kişilerde seyahat sağlık sigortası aranmalıdır!” Milletvekili Pala, ayrıca yabancı uyruklu kişilerin ülkeye girişlerinde seyahat sağlık güvencesi aranmasının önemini vurgulayarak Bakanlığa bu konuda yürütülen bir mevzuat çalışması olup olmadığını sordu. “Avrupa ülkelerinin büyük bir çoğunluğu turistlerin seyahatleri öncesinde seyahat sağlık sigortası yaptırmalarını zorunlu tutmaktadır. Bunun nedeni, bu ülkelerin sağlık sistemlerinde benzer bir alacak riskinin doğrudan kamu kaynakları üzerinde yaratacağı riskin bilinmesidir. İlgili Sayıştay raporu da alacağın kamu hastanelerinde oluştuğunu belirtmektedir. Böylesi bir sorunun tespit edilmesinin üzerinden iki yılı aşkın süre geçmişken, bu alanda gerekli çalışmaların yapılması ve önlemlerin kamuoyuna duyurulması çoktan gerekirdi” açıklamasında bulundu.

Tarım topraklarında zehir izleri: Prof. Dr. Pala Bakanlıkları göreve çağırdı Haber

Tarım topraklarında zehir izleri: Prof. Dr. Pala Bakanlıkları göreve çağırdı

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, 2025 yılında Science dergisinde yayımlanan küresel toprak kirliliği çalışmasında Türkiye’ye ilişkin endişe verici bulgular bulunduğunu, çevre ve halk sağlığı açısından ciddi sorunlar yaşanmadan önlem alınması gerektiğini vurguladı. “Geçtiğimiz yıl yayımlanan kapsamlı bir çalışma, tarım topraklarının önemli bir bölümünde sağlığı tehdit edecek düzeyde arsenik, kadmiyum, kurşun, nikel ve benzeri zehirleyici metaller bulunduğunu tespit etmiştir. Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz ve Orta Doğu koridoru, bu metallerin toprakta yoğunlaştığı bölgelerin başında gelmektedir. Ağır metaller tarım topraklarında birikerek mahsullerin kökleri aracılığıyla gıda zincirine taşınmakta, bitkilerin büyümesini yavaşlatmakta ve ürün kalitesini düşürmektedir. Dahası, kirlenmiş topraklarda yetişen gıdaların ağır metal içeriği, başta çocuklar olmak üzere insanların sağlığı açısından ciddi risk oluşturmakta, gıda güvenliğini tehdit etmektedir” diyen Prof. Dr. Pala, konu hakkında ilgili bakanlıklara kapsamlı iki ayrı soru önergesi iletti. Prof. Dr. Pala, 7 Ekim 2025 tarihinde Tarım ve Orman Bakanlığına ilettiği soru önergesinde tarım topraklarında ağır metaller başta olmak üzere kirlilik durumuna ve Bakanlığın bu konudaki çalışmalarına odaklanırken, aynı tarihte Sağlık Bakanlığına ilettiği soru önergesinde ağır metal kirliliğinin halk sağlığı üzerindeki etkisinin değerlendirilip değerlendirilmediğini sordu. Riskli bölgelerin yönetiminde şeffaf veri paylaşımının önemine dikkat çeken Pala’nın çağrısına karşın, ne Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ne de Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, kendilerine iletilen soru önergelerine Anayasa’nın 98. maddesi uyarınca öngörülen 15 günlük süre içerisinde yanıt verebildi. “Toprak kirliliği verileri şeffaf bir biçimde paylaşılmadıkça, sorunun boyutu anlaşılamaz ve etkili bir eylem planı oluşturulamaz!” Prof. Dr. Pala, Tarım ve Orman Bakanlığına ilettiği soru önergesinde tarım toprakları, sulama suları ve tarım ürünleri eksenine odaklanırken, son 10 yıla ait ağır metal yükü verilerinin iller ve tarımsal bölgeler ölçeğinde ayrıntılı biçimde açıklanmasını istedi. “Tarım ürünlerinde ağır metal kalıntılarına dair analiz ve saha çalışmalarının sonuçlarına neden Bakanlığın Dijital Tarım İhtisas Kütüphanesinden erişilememektedir?” diye soran Pala, bu alandaki veri yetersizliğine dikkat çekti. “Toprak kirliliğine dair veriler şeffaf biçimde üretici ve vatandaşla paylaşılmadıkça, sorunun boyutu anlaşılamaz ve etkili bir eylem planı oluşturulamaz. Özellikle sanayileşmenin ve madencilik faaliyetlerinin yoğun olduğu bölgelerde tarım topraklarının ve sulama sularının ağır metaller açısından izlenmesine dönük çalışmaları Bakanlık hızla başlatmalı, ağır metal kirliliğini önleyici uygulamaları hayata geçirmek için çiftçiyi desteklemelidir” çağrısında bulundu. “Ağır metallerin çocuk gelişimi üzerinde geri dönüşümsüz etkileri var; etkili bir halk sağlığı programı şart!” Besin zincirine geçen ağır metallerin sağlık üzerindeki risklerini azaltmak için iki bakanlığın ortak bir çalışma yürütmesi gerektiğinin altını çizen Pala, Sağlık Bakanlığına ilettiği soru önergesinde ise ciddi bir halk sağlığı tehdidi olarak nitelendirdiği bu duruma karşı nasıl bir eylem planı izlendiğini sordu. Yurt çapında içme suyunda arsenik, kurşun, kadmiyum ve cıva başta olmak üzere ağır metal kirliliğine ilişkin izleme çalışmalarının sonuçlarını talep eden Pala, hangi illerde sağlığı tehdit edecek sınırların üzerinde değerler görüldüğünün açıklanmasını da istedi. Açıklamasının sonunda Pala, “Kurşun ve kadmiyum gibi ağır metallerin uzun dönemde böbrek, karaciğer ve sinir sistemi hasarı ile çocuk gelişimi üzerinde geri dönüşümsüz etkilere yol açabileceği bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Özellikle kurşun, çocukların beyin gelişimini kalıcı olarak etkileyerek dikkat süresinin kısalması ve antisosyal davranışların artması gibi davranış değişikliklerine, ayrıca eğitim düzeyinin düşmesine neden olabilir. Bu nedenle Bakanlığın bu konuda ülke çapında bir risk haritası çıkarması ve bu haritanın ışığında kapsamlı önlemler alması zorunludur” dedi.

Bursa’da Atatürk portresi krizi: Kayıhan Pala Sağlık Bakanı’nı göreve çağırdı! Haber

Bursa’da Atatürk portresi krizi: Kayıhan Pala Sağlık Bakanı’nı göreve çağırdı!

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Bursa’da Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanlığı görevine atanan Dr. Melike Savaş’ın makam odasındaki Atatürk portresinin indirildiğine ilişkin medyada yer alan iddialar üzerine, 11 Eylül 2025 tarihinde Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na bir soru önergesi iletti. Pala, Bakanlığa bağlı bir kurumda yaşanan bu olayın Cumhuriyetin kurucu değerlerine aykırı bir tutum olduğunu, kamuoyunda haklı bir tepki yarattığını ifade etti. Milletvekili Pala, konu hakkında “Kamu kurumlarında Atatürk portresinin bulundurulması, tıpkı Türk bayrağı gibi Cumhuriyetimizin kurucu değerlerinin ve ulusal birlik anlayışının bir simgesidir. Sağlık Bakanlığı bünyesindeki görevine yeni atanan bir yöneticinin makamındaki Atatürk portresini kaldırmaya yeltenmesi, Cumhuriyetimizin ve Bakanlığın kuruluşundan bu yana yerleşen kurum kültürüne karşı bir tavır olarak algılanmaktadır. Bu konuda Sağlık Bakanı açıklama yapmalıdır.” dedi. Milletvekili Pala’nın çağrısına karşın Bakan Memişoğlu, alınan kararın gerekçesi, Bakanlığa bağlı sağlık kurumlarında bulundurulan Atatürk portrelerine dair düzenlemeler ve Bakanlığın konuyu inceleme süreçleri hakkında kendisine iletilen sorulara, Anayasa’nın 98. maddesine göre öngörülen on beş günlük yasal süre geçmesine rağmen yanıt veremedi. “Bu karar incelenmelidir; kurumların Cumhuriyet değerlerinden uzaklaştırılması kabul edilemez” Pala, “Sağlık Bakanlığının merkez ve taşra örgütleri ile bağlı kuruluşlarında makam odalarında Atatürk’ün portresinin duvara asılı olarak bulundurulmasına ilişkin bir düzenlemesi var mıdır?” sorusuyla önergesinde olayın idari ve hukuki boyutuna dair somut bilgi istedi. Kararın kim tarafından alındığını, yazılı talimat bulunup bulunmadığını, benzer uygulamalar için Bakanlıkta yürürlükte olan standartların ve kurum içi yönergelerin ne olduğunu sordu. Pala, “Atatürk’ün portresinin bulundurulması, Cumhuriyet’in değerleriyle kurumsal bağlılığın bir ifadesidir; kimse Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurumsal hafızasını gölgeleyemez.” ifadesini kullandı.

MHRS’de rekor randevu trafiği: Günde 1.7 milyon kişi sisteme giriyor Haber

MHRS’de rekor randevu trafiği: Günde 1.7 milyon kişi sisteme giriyor

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) ile günde ortalama 1.7 milyon hastaya randevu verildiğini açıkladı. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, MHRS ile günde ortalama 1.7 milyon kişiye randevu verildiğini belirterek, dünyada bu seviyede hizmet veren tek hastane planlama sistemi olduğunu söyledi. Randevu sorunları iddiaları hakkında konuşan Memişoğlu, "Randevu sorunu var deniliyor. Bugün ‘Randevu alamadım' diyen vatandaşımız varsa kendi aile hekimine gider, eğer gerçekten aile hekimi o hastanın herhangi bir hastanede randevu ihtiyacı varsa alabildiğini görecek. Şimdiye kadar 6 milyon vatandaşımıza aile hekimleri hastanelerden randevu alabildi" dedi. Yoğunluğun azaltmak için randevu talebi yüksek branşlarda poliklinik sayısının artırıldığını, mesai kaydırma uygulamalarının yaygınlaştırıldığını, vatandaşlara randevuların mesajla hatırlatıldığını ifade eden Memişoğlu, randevu problemini yüzde 90 azalttıklarını açıkladı. Memişoğlu, OECD'nin raporuna dikkati çekerek, "Hastaların yüzde 22'sinin bir-iki ay beklediği, yüzde 26'sının iki ay ile bir sene arasında beklediği görülüyor. Yüzde 4'ü de uzman hekimden randevu alabilmek için bir seneden fazla beklemek zorunda kalıyor" ifadelerine yer verdi. Aile hekimlerinde reçete yazmaya kısıtlama iddialarına cevap Aile hekimlerinde reçete yazmanın kısıtlandığı iddialarına yönelik Memişoğlu, "Yazdıkları reçetenin üçte biri antibiyotik, ağrı kesici ve mide koruyucu ilaçlardan oluşuyordu. Akılcı ilaç kullanımı doğrultusunda yapılan düzenlemelerle bu ilaçların kullanım oranı beşte bire kadar geriledi. Aile hekimlerinin düzenli aralıklarla kronik hastalık ve kanser taramaları yapmalarını teşvik edecek düzenlemelerle obezite, kardiyovasküler hastalık, diyabet, hiper-tansiyon gibi kronik hastalıklarının taramalarında büyük bir artış sağlandı. Son bir yılda toplam 105 milyon tarama ve izlem yapıldı" dedi. Sağlık Bakanı Memişoğlu, kamu hastanelerinde 438 MR ve 689 BT cihazıyla hizmet verildiğini ve 2025 yılının ilk altı ayında yaklaşık 16 milyon MR ve 17 milyon BT çekimi gerçekleştirildiğini açıkladı. Ayrıca Bakan Memişoğlu tetkikler için ortalama randevu süresinin USG'de 5 gün, MR'da 9 gün, BT'de ise 2 gün olduğunu belirterek, "Acil hastalarımıza gerekli tüm tetkikler ve görüntüleme hizmetleri anında verilmektedir" dedi. Memişoğlu, akılcı görüntüleme programı olan RADİS'i 2026 yılında devreye alacaklarını açıkladı. Hekimlerin yurt dışına gittiği iddialarına cevap Sağlık Bakanı Memişoğlu, hekimlerin yurt dışına gittiği iddialarına yönelik, "Toplam 233 bin hekimimizden 2025 yılında yurt dışına giden hekim sayımız sadece 412. Bunun yanında geçmiş yıllarda yurt dışına giden hekimlerimizden 249'u bu yıl ülkemize geri dönerek sağlık sistemimize katıldı. 2024 yılında 15 bin 382 hekimimiz tıp fakültelerimizden mezun olmuştur" ifadelerine yer verdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.