SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kirazlıyayla

Söz Bursa - Kirazlıyayla haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kirazlıyayla haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kayıhan Pala’dan Kirazlıyayla uyarısı: “İliç faciasının bir benzeri yaşanmadan önlem alın!” Haber

Kayıhan Pala’dan Kirazlıyayla uyarısı: “İliç faciasının bir benzeri yaşanmadan önlem alın!”

Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Bursa’nın Yenişehir ilçesi Kirazlıyayla Mahallesi’nde köylülerin toprak kayması uyarılarına rağmen izin verilen Meyra Madencilik’in atık havuzunun yıkılarak çevrede büyük bir zarara yol açtığını belirtti. Milletvekili Pala, “Madencilik faaliyetlerinin çevreye ve sağlığa olan etkisini bilen Kirazlıyayla halkı, 2018’den beri tesisin kurulmaması için büyük bir mücadele göstermiş, bu noktada sayısız gözaltı ve davalarla karşı karşıya bırakılmıştır. Tüm itirazlar ve uyarılar hiçe sayılarak yürütülen bu projenin sebep olduğu zarar ortada iken faaliyetlerin devam etmesi, üstüne üstlük ikinci bir atık havuzunun kurulması için Çevre Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinin başlatılması kesinlikle kabul edilemez” cümleleriyle mevcut duruma tepki gösterdi. Konuya ilişkin Pala, “Geçen ay yaşananlar Meyra Madencilik şirketinin çevreye verdiği zararın ilk örneği değildir. Şirket son 6 yılda bölgede çok ciddi bir eko-kırıma yol açmış; yürütülen madencilik faaliyetleri nedeniyle köy genelinde ciddi ölçüde toprak kayması meydana gelmiş, bu durum tarım alanlarını, evleri ve altyapıyı birçok kez tehdit etmiştir. Köy sakini bir vatandaşın evi, maden sahasında yapılan kazıların ardından yaşanan toprak kayması sonucu yıkılmış ve oturulamayacak hale gelmiştir” açıklamasında bulundu. Milletvekili Pala, Meyra Madencilik şirketinin ikinci bir atık havuzu kurmak amacıyla yeni bir ÇED süreci başlatmasının ve Kirazlıyayla halkının bu duruma tepki göstermesinin ardından, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na 21 Ekim 2025 tarihinde kapsamlı bir soru önergesi iletti. Buna karşın Bakan Murat Kurum, kendisine iletilen soru önergesine, Anayasa’nın 98. maddesi uyarınca öngörülen on beş günlük yasal süre dolmasına rağmen yanıt veremedi. Soru önergesini yanıtsız bırakarak Bakanlığın insan ve çevre sağlığına karşı sorumluluğunu reddettiğini ifade eden Pala, özellikle yaşananlardan sonra kamuoyu karşısında net bir açıklama ile hesap verilmesinin zorunlu olduğunu söyledi. “Soru önergesini yanıtsız bırakan Bakanlık, insan ve çevre sağlığına karşı sorumluluğunu reddediyor!” Milletvekili Pala, soru önergesinde öncelikle çevre ve halk sağlığına ciddi tehdit oluşturan madencilik faaliyetlerinin neden önceden tespit edilemediğini sorguladı. “Bu olayın öngörülemez bir kaza olmadığı anlaşılmalıdır. Kirazlıyayla halkı, çeşitli sivil toplum kuruluşları ve uzmanlar ÇED sürecinin başından beri bölgedeki toprak kayması riskine karşı Bakanlık yetkililerini defalarca uyarmıştır. Buna rağmen Bakanlık bölgedeki faaliyetlere ‘ÇED olumlu’ kararı vermiş, şirketlerin kârı uğruna çevre ve halk sağlığını bir kez daha yok saymıştır” açıklamasında bulunan Pala, “Bakanlık Meyra Madencilik’e karşı geçtiğimiz dönemde kaç denetim gerçekleştirdiğini, hangi usulsüz faaliyetlerin tespit edildiğini ve bunların sonucunda hangi yaptırımların uygulandığını açıklamalıdır. Örneğin, böylesi bir felaket yaşanmadan önce şirketin yapacağını taahhüt ettiği sızdırmaz membran ve kapalı atık barajının durumu neydi? ÇED raporunda değerlendirilmeyen ‘Ağır Ortam Zenginleştirmesi’, kil yıkama gibi çevresel riski yüksek işlemlere başvurulmuş mudur?” cümleleriyle Bakanlığa şeffaflık çağrısını iletti. “Şirket, sağlığı ve çevreyi tehlikeye atmaya devam ediyor; İliç faciasının bir benzeri yaşanmadan derhal önlem alınmalı ve şu ana kadarki zararın hesabı verilmelidir!” “Yılda 815 ton tehlikeli kimyasal kullanılan tesiste ortaya çıkan çevre felaketinin sonucunda 3 milyon 780 bin metreküp büyüklüğündeki havuzda biriken atıklar Sarıyer Deresi’ne ve oradan Yenişehir Vadisi’ne karışmıştır. Bölgedeki su kaynakları ve tarım alanlarına geri döndürülemez bir zarar veren bu olayın, bölge halkının sağlığına yarattığı tehdit de açıktır. Bakanlık derhal oluşan zararın boyutunu tespit etmeli ve bu konuda önlem almalıdır” ifadesiyle Bakanlığı uyaran Pala, bilimsel ilkelerden uzak ve mevzuat dışı madencilik faaliyetleri sürdüğü takdirde insan ve çevre sağlığı tehdidinin devam edeceğini vurguladı. “Kirazlıyayla’da toprak kayması riski devam etmektedir. Bakanlık, Erzincan-İliç’te yaşanan facianın bir benzerinin Kirazlıyayla’da yaşanmaması için hangi önlemleri aldığını açıklamalıdır. Bununla beraber, son yaşanan olaya kadar madencilik faaliyetlerinin sebep olduğu mağduriyetin tamamı için kamuoyu karşısında hesap verilmeli, mağduriyetin giderilmesi için kapsamlı bir eylem planı hazırlanmalı ve takvimiyle paylaşılmalıdır” diyerek açıklamalarını noktaladı.

Bursa Barosu'ndan sert tepki: "Bilimi dinlemediniz, felakete yol açtınız! Haber

Bursa Barosu'ndan sert tepki: "Bilimi dinlemediniz, felakete yol açtınız!

Bursa’nın Yenişehir ilçesi Kirazlıyayla Mahallesi’nde, Meyra AŞ tarafından işletilen maden tesisine ait atık barajı, aşırı yağışlara dayanamayarak çöktü. Bursa Barosu tarafından yapılan açıklamada, maden atıklarının Sarıyer Deresi’ne dolduğu ve yeraltı sularına karışarak bölgede boyutu henüz ölçülemeyen bir doğa katliamına yol açtığı belirtildi. "BİLİM VE HUKUK DİNLENMEDİ, FELAKET GELİYORUM DEDİ" Bursa Barosu, 2019 yılından bu yana akademik odalar ve köylülerle birlikte sürdürülen hukuki mücadeleye dikkat çekerek, bilirkişi raporlarının bu tehlikeyi yıllar öncesinden haber verdiğini hatırlattı. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Açtığımız davalarda bilirkişi raporları ile atık barajının zarar görmesi halinde tüm Yenişehir Ovası'nın etkileneceği açıkça belirtilmişti. Ancak kâr hırsıyla hareket eden şirkete idare ve yargı kararıyla yol verildi. Bilim, hukuk ve vicdan dinlenmedi." HUKUK SÜRECİNDEKİ "GARABETLER" ZİNCİRİ Açıklamada, ÇED Olumlu kararının iptali için verilen mücadelenin Danıştay’daki daire değişikliği ve içtihat farklılıklarıyla sekteye uğratıldığı vurgulandı. Danıştay 6. Dairesi’nin bozma kararlarına rağmen, dosyanın devredildiği Danıştay 4. Dairesi’nin davayı reddettiği ve bu durumun "hukuki bir garabet" olduğu ifade edildi. Ayrıca, yaklaşık bir yıl önce Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvurunun ise henüz sonuçlanmadığı kaydedildi. "SORUMLULAR CEZALANDIRILANA KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ" Sarıyer Deresi üzerinden Barcın Mahallesi ve Yenişehir Ovası’na yayılan atıkların geri dönüşü olmayan zararlar verdiği belirtilirken, Bursa Barosu sorumlular hakkında yasal sürecin başlatılacağını duyurdu: Çevre Katliamı: Atıklar yeraltı sularına karışarak tarım arazilerini ve su kaynaklarını tehdit ediyor. Kolluk Müdahalesi Hatırlatıldı: Geçmişte hak arayan köylü kadınların gözaltına alındığı ve yolların kesildiği protestolar hatırlatılarak, gelinen noktanın telafisi imkansız bir yıkım olduğu vurgulandı. Hukuki Takip: Sorumluların cezalandırılması için gerekli suç duyuruları ve başvurular ivedilikle yapılacaktır.

Başkan Yıldız: “Bu felaket sürpriz değil, yıllar önce raporladık” Haber

Başkan Yıldız: “Bu felaket sürpriz değil, yıllar önce raporladık”

Bursa’nın Yenişehir ilçesine bağlı Kirazlıyayla Mahallesi’nde faaliyet gösteren maden tesisine ait yaklaşık 4 milyon metreküp kapasiteli atık barajında meydana gelen hasarın ardından tehlikeli atıkların çevreye yayılması, kamuoyunda büyük endişe yarattı. TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi, yaşananların açık bir çevre felaketi olduğunu belirterek kamuoyuna açıklamada bulundu. Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız, yaşananların öngörülebilir olduğunu vurgulayarak, “Ne yazık ki bugün yaşananlar sürpriz değildir. Bu felaketin geleceğini biz 2020 yılında hazırladığımız raporlarla açıkça ortaya koyduk. Uyarılarımız dikkate alınmadı” dedi. Yıldız, olayın ardından oda bünyesinde oluşturulan komisyonun bölgeye giderek teknik inceleme yaptığını belirterek, “Komisyonumuz olayın hemen ardından sahaya gitti. Yaptığımız incelemelerde tehlikeli atıkların çevreye yayıldığını tespit ettik. Bu durum yalnızca bir teknik arıza değildir; yanlış madencilik politikalarının ve hatalı ÇED süreçlerinin doğal bir sonucudur” ifadelerini kullandı. BU EĞİMDE BİR ATIK BARAJI BÜYÜK TEHLİKEDİR Atık barajının bulunduğu alanın eğimine dikkat çeken Mehmet Yıldız, nihai ÇED raporundaki verileri hatırlatarak şunları söyledi: “ÇED raporunda atık barajının yapılacağı alanın yüzde 15 ila 30 eğime sahip olduğu açıkça yazılıdır. Bu eğimde bir atık barajı büyük bir tehlikedir. Gövdede oluşacak bir hasar ya da olası bir yıkım durumunda, bütün atıkların Yenişehir Ovası’na akacağını daha önce defalarca ifade ettik.” SONUÇ YERALTI SULARININ KİRLENMESİDİR Atık barajında birikecek suya ilişkin projedeki belirsizliklere de değinen Yıldız, teknik eksikliklere dikkat çekti. Yıldız, “Projede atık barajından çıkan suyun arıtılarak yeniden kullanılacağı söyleniyor ancak arıtma sistemine dair tek bir teknik bilgi yok. Flotasyon tesisinde kullanılan suyun geri kazanılacağı ifade ediliyor ama bu sistem projede yer almıyor. Buna rağmen firma, hiçbir şekilde atıksu oluşmayacağını iddia ediyor. Bu teknik olarak mümkün değildir. Deşarj kaçınılmazdır ve bunun sonucu yeraltı su kaynaklarının kirlenmesidir” dedi. BU PROJELERİN NASIL ONAYLANDIĞINI ANLAMAK MÜMKÜN DEĞİLDİR Proses suyu ihtiyacının hangi kaynaklardan karşılanacağının da ciddi sorunlar barındırdığını vurgulayan Mehmet Yıldız, şu değerlendirmeyi yaptı: “Proses suyunun Yenişehir Ovası’ndan, İznik Gölü’nden, Göllüce Sulama Kooperatifi’nden ve açılacak kuyulardan karşılanacağı belirtiliyor. DSİ tarafından tarımsal sulama amacıyla tahsis edilmiş suların başka amaçlarla kullanılması yasal değildir. Ayrıca İznik Gölü’nün mevcut su seviyesi bile bugünkü talepleri karşılamakta zorlanırken, bu projelerin nasıl onaylandığını anlamak mümkün değildir.” KAMUOYUNA AÇIKLAMA YAPILMADI Kirazlıyayla’daki maden işletmesi için 2019 yılında “ÇED Olumlu” kararı verildiğini hatırlatan Yıldız, tesisin büyütülmesi ve ikinci bir atık barajı için yeni bir ÇED süreci yürütülürken mevcut barajın kapasitesinin aşıldığını belirtti. Yıldız, “Bu süreç tamamlanmadan mevcut atık barajı kapasitesinin üzerinde yüklenmiş, baraj kısmen yıkılmış ve tehlikeli atıklar çevreye yayılmıştır. Olayın üzerinden üç gün geçmesine rağmen ne ilgili bakanlıklardan ne de yetkili kurumlardan kamuoyuna yönelik tek bir açıklama yapılmamıştır” dedi. RAPORLAR BİLİMSEL TEMELDEN UZAK HAZIRLANIYOR Son dönemde hazırlanan ÇED raporlarına da sert eleştiriler yönelten Mehmet Yıldız, “İncelediğimiz birçok ÇED raporunda jeolojik, jeoteknik, hidrojeolojik ve afet riskleri yeterince değerlendirilmemiştir. Bu raporların önemli bir kısmı bilimsel temelden uzak, kopyala-yapıştır anlayışıyla hazırlanmıştır. Daha da vahimi, bazı raporlarda jeoloji mühendislerinin sürece dahil edilmediğini, hatta sahte imzaların kullanıldığını tespit ettik” ifadelerini kullandı. ACİLEN ARAŞTIRMALAR BAŞLATILMALIDIR Kirazlıyayla Mahallesi’nin kuzeyinde İznik Gölü, güneyinde ise Yenişehir Ovası bulunduğunu hatırlatan Yıldız, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Bu bölgede yaşanan çevre felaketinin takipçisi olacağız. Acilen jeolojik, jeoteknik, hidrojeolojik ve hidrojeokimyasal araştırmalar başlatılmalıdır. Soyut ve hayali verilere dayalı ÇED ve maden işletme raporları esas alınarak yürütülen madencilik faaliyetlerine derhal son verilmelidir.”

Orhan Sarıbal: “Yenişehir Kirazlıyayla yıkımın eşiğinde” Haber

Orhan Sarıbal: “Yenişehir Kirazlıyayla yıkımın eşiğinde”

CHP Bursa Milletvekili ve PM Üyesi Orhan Sarıbal, Meyra Madencilik’in çinko, kurşun, bakır zenginleştirme tesisi ve atık barajı nedeniyle toprak kaymalarının yaşandığı Yenişehir ilçesine bağlı Kirazlıyayla’da köylülerle bir araya geldi. CHP Yenişehir İlçe Başkanı Deniz Dörtkardeş, Kirazlıyayla Muhtarı Hasan Açar, Reşadiye Muhtarı Mesut Torun ve köylülerle birlikte bölgede incelemelerde bulunan Sarıbal, maden faaliyetlerinin yaşamı, tarım alanlarını ve su kaynaklarını geri dönülemez şekilde tehdit ettiğini belirtti. Son dönemde bölgede toprak kaymasının arttığını, tarlalarda büyük yarıklar ve çöküntüler yaşandığını belirten köylülerin CİMER’e, AFAD’a, Kaymakamlığa ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na defalarca başvuruda bulunduğunu ancak herhangi bir önlem alınmadığını belirten Sarıbal, halkın büyük bir endişe içinde olduğunu söyledi. Sarıbal, “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı duyarsız, kamu kurumları harekete geçmiyor. Sular kirli, atıkların nereye gittiği belirsiz. Artık insanlar konuşmaktan bile yorulmuş durumda. Halk, kendi kaderine terk edilmiş. Alınan su numunelerinin sonuçlarının ne çıktığı belli değil. Burada büyük bir ekolojik yıkım söz konusu. 1 metre genişliğinde 5 ila 20 metre derinliğinde çatlaklar var, bölge, heyelan riskiyle karşı karşıya. İnsanlar hayatını kaybettikten sonra mı ses çıkaracaksınız?” diyerek tüm kamu kurumlarını göreve çağırdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.