SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kolonoskopi

Söz Bursa - Kolonoskopi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kolonoskopi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Haftalarca süren ishal ve karın ağrısına dikkat Haber

Haftalarca süren ishal ve karın ağrısına dikkat

Sindirim sistemini ağızdan anüse kadar etkileyebilen Crohn hastalığı, kronik ve iltihaplı yapısı nedeniyle hastaların hayat kalitesini ciddi ölçüde düşürebiliyor. Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Sami Evirgen, toplumda yeterince tanınmayan bu hastalıkta teşhis gecikmelerinin sık yaşandığını belirterek, uzun süren sindirim sistemi şikâyetlerinin mutlaka ciddiye alınması gerektiğini vurguladı. Crohn hastalığının en sık ince bağırsağın son kısmı ve kalın bağırsağı tuttuğunu ifade eden Hayat Hastanesi Gastroenteroloji UzmanıDr. Evirgen, hastalığın ataklar ve sakin dönemler halinde seyrettiğine dikkat çekti. Uzm. Dr. Evirgen, "Crohn hastalığı, belirtilerinin kişiden kişiye değişmesi nedeniyle çoğu zaman göz ardı edilebiliyor. Oysa erken tanı, hastalığın seyrini kontrol altına almak açısından büyük önem taşıyor" dedi. BELİRTİLER HAFTALARCA SÜREBİLİR Hastalığın belirtilerinin, tutulum bölgesine ve hastalığın şiddetine göre farklılık gösterdiğini kaydeden Uzm. Dr. Evirgen; uzun süreli ishal, karın ağrısı ve kramplar, kilo kaybı, iştahsızlık, halsizlik, dışkıda kan veya mukus, ateş ve kansızlığın en sık görülen şikâyetler arasında yer aldığını söyledi. Bu belirtilerin haftalarca devam etmesi halinde mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğini belirten Evirgen, "Ertelemek, hem tanıyı hem de tedaviyi zorlaştırabiliyor" uyarısında bulundu. Crohn hastalığının tanısının tek bir testle konulamadığını dile getiren Uzm. Dr. Sami Evirgen, ayrıntılı tıbbi öykü, fizik muayene, kan ve dışkı testleri, kolonoskopi ve biyopsi gibi yöntemlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. MR veya BT enterografi gibi görüntüleme yöntemlerinin de tanıda önemli rol oynadığını belirten Evirgen, doğru tanının diğer iltihaplı bağırsak hastalıklarından ayırıcı olması açısından kritik olduğuna dikkat çekti. TEDAVİ KİŞİYE ÖZEL PLANLANIYOR Crohn hastalığının kesin bir tedavisi bulunmamakla birlikte, modern tedavi yöntemleri sayesinde hastalığın büyük ölçüde kontrol altına alınabildiğini belirten Hayat Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Evirgen, tedavi sürecinin kişiye özel planlandığını söyledi. İltihap giderici ve bağışıklık düzenleyici ilaçlar, biyolojik tedaviler, beslenme düzenlemeleri ve destekleyici uygulamaların tedavide yer aldığını aktaran Dr. Evirgen, gerekli durumlarda cerrahi seçeneğin de gündeme gelebileceğini ifade etti. Tedavide asıl hedefin yalnızca belirtileri azaltmak olmadığını vurgulayan Uzm. Dr. Evirgen, "Amaç; bağırsak hasarını önlemek ve hastanın uzun vadeli sağlığını korumaktır" derken, "Crohn hastalığı ile doğru tedavi ve düzenli takip sayesinde aktif ve sağlıklı bir yaşam sürmek mümkündür" sözleriyle toplumu bilinçli olmaya da davet etti.

Türk Kanser Derneği’nden 4 Şubat çağrısı: Kanser kader değildir, en güçlü silah erken teşhistir Haber

Türk Kanser Derneği’nden 4 Şubat çağrısı: Kanser kader değildir, en güçlü silah erken teşhistir

Kanser, günümüzde yalnızca bireyleri değil, aileleri ve toplumun tamamını etkileyen küresel bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 20 milyon kişiye yeni kanser tanısı konulurken, Türkiye’de de her yıl yüz binlerce kişi bu hastalıkla karşı karşıya kalıyor. Dünya genelinde her 6 ölümden birinin, Türkiye’de ise yaklaşık her 5 ölümden birinin kanserle ilişkili olması, sorunun boyutunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Türk Kanser Derneği Sağlık Direktörü Ezgi Polat, önümüzdeki yıllara ilişkin projeksiyonların bu tabloyu daha da ciddileştirdiğine dikkat çekerek, 2050 yılına gelindiğinde dünya genelinde yeni kanser vakalarının 35 milyona yaklaşmasının beklendiğini vurguladı. Polat, bu artışın nüfusun yaşlanması, çevresel etkenler ve yaşam tarzı alışkanlıklarıyla doğrudan ilişkili olduğunu belirtti. Kanserle mücadelede en etkili ve hayati adımın erken teşhis olduğunun altını çizen Polat, birçok kanser türünün erken evrede tespit edilmesi halinde tedavi başarısının önemli ölçüde arttığını ve bireylerin yaşam kalitesinin korunabildiğini ifade etti. Buna karşın, düzenli sağlık kontrolleri ve tarama programlarının hâlâ istenilen seviyede olmadığını belirten Polat, mamografi, smear testi ve kolonoskopi gibi taramaların basit ancak hayat kurtarıcı uygulamalar olduğuna dikkat çekti. Koruyucu sağlık yaklaşımlarının da kanserle mücadelenin vazgeçilmez bir parçası olduğunu belirten Polat, bilimsel verilerin kanser vakalarının önemli bir bölümünün önlenebilir risk faktörleriyle ilişkili olduğunu gösterdiğini söyledi. Sigara ve tütün ürünlerinden uzak durulması, alkol tüketiminin sınırlandırılması, dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve stresle sağlıklı baş etme yöntemlerinin kanser riskini azaltmada kritik rol oynadığını vurguladı. Ayrıca HPV ve Hepatit B gibi virüslere karşı aşılama çalışmalarının bazı kanser türlerine karşı güçlü bir koruma sağladığını ifade etti. Türk Kanser Derneği olarak kanserle mücadelede yalnızca tedavi sürecine değil; önleme, erken teşhis ve yaşam kalitesini artırmaya yönelik bütüncül bir yaklaşım benimsediklerini belirten Polat, derneğin ücretsiz tarama ve bilgilendirme faaliyetleri, sosyal destek projeleri, beslenme danışmanlığı ve psikososyal destek hizmetleriyle hasta ve hasta yakınlarının yanında olmaya devam ettiğini söyledi. 4 Şubat Dünya Kanser Günü vesilesiyle topluma önemli bir çağrıda bulunan Polat, “Kanser kader değildir. Bilgi, farkındalık ve erken teşhisle bu tabloyu değiştirmek mümkündür. Her bireyin kendi sağlığı için atacağı küçük bir adım, toplum sağlığı için büyük bir etki yaratabilir” dedi. Polat sözlerini, “Bugün kendimiz ve sevdiklerimiz için bir söz verelim; kontrollerimizi ertelemeyelim, belirtileri görmezden gelmeyelim ve sağlıklı yaşamı bir tercih değil, bir alışkanlık haline getirelim. Çünkü kanserle mücadelede en güçlü silah, erken teşhistir” diyerek tamamladı.

İşlenmiş gıdalardaki tehlike Haber

İşlenmiş gıdalardaki tehlike

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Uğur Coşkun, ultra işlenmiş gıdaların erken yaşlarda bağırsak kanserine yol açması ile ilgili açıklama yaptı. Prof. Dr. Uğur Coşkun, ultra işlenmiş gıdalar ile ilgili yapılmış çalışmalara dair açıklama paylaştı. Ultra işlenmiş gıdaları fazla miktarda tüketenlerin yüzde 45 daha fazla adenoma kolorektal kanser öncüsü geliştirdiğini vurgulayan Uğur Coşkun, işlenmiş gıdaların erken yaşlarda bağırsak kanserine yol açacağını belirtti. "Çalışma, ultra işlenmiş gıdaların yüzde 45 daha fazla adenoma kolorektal kanser öncüsü geliştirdiğini ortaya koydu" Coşkun, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Sosis, salam, hazır çorbalar, kola, patates cipsleri gibi ultra işlenmiş gıdalarla ilgili şimdiye kadar yapılan çalışmalar, bu gıdaların tüketiminin diyabet, kalp hastalıkları ve bazı kanser türlerinin görülme riskini arttırabileceğini göstermiştir. Birkaç gün önce yayınlanan yeni bir çalışmada, yaklaşık 30 bin kadının diyet ve endoskopi verilerini inceleyen araştırmacılar, ultra işlenmiş gıdaları fazla miktarda tüketen bireylerin, az tüketenlere kıyasla yüzde 45 daha fazla adenoma kolorektal kanser öncüsü geliştirdiğini ortaya koydu. Chan ve arkadaşlarının çalışmasının sonuçları JAMA Oncology dergisinde yayımlandı." "Erken başlangıçlı kolorektal kanserle ilişkilendiren ilk çalışma oldu" Katılımcıların tamamına 50 yaşından önce en az 2 defa kolonoskopi yapılmış olduğunu belirten Coşkun, "Çalışmada, hazır yemekler, paketli atıştırmalıklar, yüksek şeker, tuz, doymuş yağ içeren ürünler ve bol katkı maddesi barındıran endüstriyel gıdaların günlük tüketilen miktarına bakıldı. Araştırmacılar daha önce ultra işlenmiş gıdalar ile genel kolorektal kanser arasında bir ilişki bulmuştu, ancak bu çalışma ultra işlenmiş gıdaları erken başlangıçlı kolorektal kanserle ilişkilendiren ilk çalışma oldu" ifadelerini kullandı. "Ultra işlenmiş gıdaların yüksek tüketimi erken başlayan kolorektal kanserin sebepleri arasında yer alabilir" Çalışmanın sonuçlarını özetleyen Uğur Coşkun, "Ultra işlenmiş gıdaların yüksek tüketimi örneğin günde 5-10 porsiyon, bağırsak sağlığını olumsuz etkileyebilir ve erken başlayan kolorektal kanserin sebepleri arasında yer alabilir. Bununla birlikte, ultra-işlenmiş gıda tüketiminin doğrudan kolon kanserine neden olabileceğine dair elimizde halen net bir bilgi yok. Diyet sadece tek başına bu artışı açıklamıyor. Ama veriler ultra işlenmiş gıdalardan uzak durmanın erken yaşta kolon kanseri riskini azaltma stratejisi olabileceğini gösteriyor. Erken yaşlarda kolon sağlığını korumak için, şeker, tuz ve doymuş yağ oranı yüksek; lif, vitamin ve mineral yönünden fakir, yapay katkılar, renklendiriciler ve tatlandırıcılar içeren gıdalardan mümkün olduğunca uzak durmak ve daha çok sebze, meyve, tam tahıllı ürünler gibi yüksek lif içeren doğal besinleri sık tüketmek gerekir" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.