SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kudüs

Söz Bursa - Kudüs haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kudüs haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bahçeli adını koydu: Zengezur değil "Turan Koridoru"! Haber

Bahçeli adını koydu: Zengezur değil "Turan Koridoru"!

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Zengezur Koridoru'nun Türk dünyası için stratejik önem taşıdığını belirterek, "Zengezur, Nahçıvan'ın Azerbaycan'la vuslatı olacaktır. Bu, 'iki devlet, tek millet' şuurunun Türk dünyasının tamamına yayılan stratejik bir iklime kavuşmasıdır. Zengezur dedik ama artık adını doğru koyalım: Bu hat, 'Turan Koridoru'dur" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada Orta Doğu'dan Güney Kafkasya'ya uzanan gelişmeleri değerlendirdi. İsrail'in Gazze ve Lübnan'daki politikalarını sert sözlerle eleştiren Bahçeli, Birleşmiş Milletler ve uluslararası kuruluşların, yaşanan insanlık dramı karşısında yetersiz kaldığını savundu. MHP Genel Başkanı Bahçeli, Gazze, Lübnan, Hürmüz Boğazı, Doğu Akdeniz ve Güney Kafkasya'da yaşanan gelişmelerin birbirinden bağımsız değerlendirilmemesi gerektiğini ifade ederek, "Bugün yaşananları sadece günlük haber akışı olarak görmek, hakikatin kabuğunda oyalanmak olur" dedi. İsrail'in 7 Ekim sonrasında izlediği politikaların savaş hukukunun sınırlarını aştığını savunan Bahçeli, "İsrail; günahsız sivilleri hedef alan, şehirleri harabeye çeviren; hastaneleri, okulları, ibadethaneleri, yardım noktalarını dahi savaş meydanına çeviren bir ölüm ve intikam makinesi siyasetine dönüşmüştür" ifadelerini kullandı. Netanyahu yönetimini eleştiren Bahçeli, "Bugün karşımızda bulunan, bölgenin huzur damarlarına musallat olmuş kan delisi bir kriz makinesi olan İsrail; ateşkesi ihlal ederek Lübnan'a saldırmakta, ABD-İran mutabakatının dahi karşısında durmakta, Doğu Akdeniz'de istikrarsızlık merkezi olmaya devam etmektedir. Netanyahu yönetimi, bölgenin huzuruna kasteden bir kriz üretim mekanizmasıdır. Gazze'de çocukların cansız bedenleri toprağa verilirken, Filistinli esirlerin onuru çiğnenirken, Batı Şeria'da toprak gaspı sürerken, Lübnan'da tarihi ve kültürel doku bombaların gölgesinde yerle bir olurken Türkiye'ye ahlak dersi vermeye kalkmak, Cumhurbaşkanımıza parmak sallamak; akıl karargahlarının teslim bayrağını çekmesidir. Mazlumun ahıyla abad olunmayacağını hala idrak edemeyen bir zihniyetin mesnetsiz ithamları, hadsiz isnatları bizim için yok hükmündedir. Bebek kanında ikbal arayanların azgınlaşan gaddarlıkları tüm dünyanın gözleri önündeyken uğursuz sayıklamalara kulak asacak değiliz. Bu zavallı söylemlere aynı çukurdan cevap verecek değiliz" diye konuştu. "BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ÜÇ MAYMUNU OYNUYOR" Birleşmiş Milletler'in Gazze'de yaşananlar karşısında etkisiz kaldığını savunan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "Gazze'de insanlık inim inim inlerken, bölgemizde acı ve katliam kol gezerken Birleşmiş Milletler, üç maymunu oynamaktadır. Lahey'de ise başka bir ibret vesikası önümüzdedir. Uluslararası Ceza Mahkemesi, Netanyahu hakkında savaş suçu ve insanlığa karşı suç isnatlarıyla yakalama kararı çıkarmıştır. Fakat asıl mesele tam da burada başlamaktadır. Çünkü Lahey karar vermekte, fakat bu kararın icrası yine devletlerin siyasi cesaretine, hukuka riayetlerine ve ahlaki omurgasına bırakılmaktadır. New York'ta veto kalkanı açanlar, Lahey'de işlevsiz söylemlerle vitrinleri süslemekte, icraat vakti gelince dut yemiş bülbül misali köşelerine çekilmektedir. İsrail yönetiminin hesap vermesi ihtimali ufukta belirince, Netanyahu'nun etrafına bir dokunulmazlık zırhı örülmek istenmektedir. Buradan sormak mecburiyetindeyiz: Güvenlik Konseyi'nde korunan, Lahey'de kollanan, başkentlerde siyasi himayeyle gezdirilen bu imtiyaz kimin hukukudur? Türk dünyası da işte bu büyük arayışın içinde her geçen gün daha belirgin, daha etkili ve daha itibarlı bir konuma yükselmektedir. Orta Asya'dan Anadolu'ya uzanan bu hat; soydaşlarımızın duasına vesile olan, Müslüman kardeşlerimizin sızısına merhem arayan, mazlum milletlerin hakkını ve haysiyetini küresel zemine taşıyan yeni yüzyılın stratejik damarlarından biridir. Buradan İslam İşbirliği Teşkilatına da seslenmek gerekir. Bu teşkilat, Kudüs hasretimizin, Mescid-i Aksa hassasiyetimizin, Müslüman kardeşlerimize olan ortak sorumluluğumuzun sonucu olarak doğmuştur. Bu teşkilatın kuruluş harcında Kudüs varsa, varoluş gerekçesinde Filistin varsa; bugün Gazze yanarken, Batı Şeria kuşatılırken, İslam İşbirliği Teşkilatı'nın kınama cümleleriyle yetinmesi izah edilemez. Buradan soruyoruz: Neredesiniz? Kudüs için kurulan irade nerededir? Gazze için gösterilmesi gereken müşterek duruş hangi engele takılmıştır? Mescid-i Aksa'nın incinen hürmetine karşı alınan kararlar hangi somut neticeye ulaşmıştır?" ABD-İRAN MUTABAKATINA DESTEK ABD ile İran arasında sağlanan mutabakatı memnuniyetle karşıladıklarını belirten Bahçeli, anlaşmanın bölgesel istikrara katkı sunmasını temenni etti. Bahçeli, "ABD ile İran arasında sağlanan mutabakatı sevindirici bulmakla birlikte dikkatle takip ediyoruz. İsviçre'de atılacağı açıklanan imzaların, bölgemizde sulh-u sükunun hâkim kılınması, Hürmüz hattında seyrüsefer emniyetinin yeniden tesisi ve Orta Doğu'da ateşi büyüten oyunların boşa çıkarılması adına önemli bir dönüm noktası olmasını temenni ediyoruz. Söz konusu bu gelişme memnuniyet vericidir. Ancak memnuniyetimiz bizi rehavete sürükleyecek değildir. Diplomasi kapısının aralanması, tedbir kapısının kapanması anlamına gelmeyecektir. İmzaların atılacağı güne kadar gerilimi tırmandıracak söylemlerden, tahrik edici hamlelerden, sahada yeni oldubittiler üretmeye dönük hain kumpaslardan ve olası sabotaj girişimlerinden hassasiyetle kaçınılmalıdır" ifadelerini kullandı. Hürmüz Boğazı'nın stratejik önemine işaret eden Bahçeli, "Hürmüz; enerji arzının, küresel ticaretin, deniz güvenliğinin, gıda fiyatlarının ve bölgesel istikrarın nabzının attığı stratejik bir geçittir. Bu hattaki gerilim, yalnızca Körfez'i değil; Asya'dan Avrupa'ya, Afrika'dan Akdeniz'e kadar geniş bir coğrafyayı ekonomik ve siyasi türbülansın içine sürüklemiştir. Bu nedenle ABD-İran mutabakatının kâğıt üzerinde kalmaması, sahada karşılık bulması, Hürmüz'de geçiş güvenliğinin teminat altına alınması, nükleer programa ilişkin tartışmaların uluslararası hukuk ve denetim mekanizmaları zemininde yürütülmesi gerekmektedir. Önemle belirtmek isterim ki Pakistan'ın müzakere kapısını aralayan arabuluculuk gayreti, Başta Türkiye olmak üzere Katar ve Suudi Arabistan'ın diplomatik destek ve temasları bize bir kez daha göstermiştir ki; İslam ülkeleri ortak akıl ve sorumluluk istikametinde hareket ettiğinde kan ve kaos senaryoları boşa düşmektedir" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın süreçte yürüttüğü diplomatik girişimlere de teşekkür eden Bahçeli, Türkiye'nin bölgesel istikrara katkı sunan bir rol üstlendiğini söyledi. Güney Kafkasya'daki gelişmelerin Türkiye açısından stratejik öneme sahip olduğunu vurgulayan Bahçeli, Karabağ Zaferi'nin ardından oluşan yeni jeopolitik tabloya dikkat çekti. Bahçeli, "2020 sonbaharında, hakikat yerini bulmuş, Türk'ün çelikten bileği Karabağ'da tarih yazmıştır. Karabağ'da çiğnenen hukuk, Türk askerinin demir yumruğuyla doğrultuldu. Bu noktada Türk dünyasının batı ile doğu arasındaki stratejik irtibatı olan Zengezur hattı üzerinde ayrıca ve dikkatle durmak gerekir" dedi. "ZENGEZUR DEDİK AMA ARTIK ADINI DOĞRU KOYALIM: BU HAT, TURAN KORİDORU'DUR" Zengezur Koridoru'nun Türk dünyasını birbirine bağlayacak tarihi bir güzergah olduğunu belirten Bahçeli, şunları kaydetti: "Zengezur; Nahçıvan'ın ana vatan Azerbaycan'la bağını güçlendirecek, Türkiye'yi kardeş ülke Azerbaycan üzerinden Hazar'a, Hazar'ın ötesinden Türkistan'a ulaştıracak tarihi geçittir. Zengezur, Nahçıvan'ın Azerbaycan'la vuslatı olacaktır. Bu,'iki devlet, tek millet' şuurunun Türk dünyasının tamamına yayılan stratejik bir iklime kavuşmasıdır. Zengezur dedik ama artık adını doğru koyalım: Bu hat, Turan Koridoru'dur. Turan Koridoru; Kars'tan Türkistan bozkırlarına uzanan tarihi ve kültürel istikbal kapısıdır. Bu kapı açıldığında asırlar boyunca gönüllerde saklanan kavuşma ülküsü ete kemiğe bürünecek; Anadolu ile Türkistan arasına örülmek istenen setler dağılacak; Turan ufku daha berrak, daha yakın, daha kudretli hale gelecektir. Küresel ticaret yollarının yeniden şekillendiği, kuzey hattının savaş ve yaptırımlarla hassaslaştığı, güney deniz yollarının Hürmüz'den Kızıldeniz'e kadar krizlerin tutsaklığı altına girdiği bir dönemde Turan Koridoru'nun açılması bölgemiz ve Türkiye için stratejik bir fırsattır." Koridorun ekonomik ve jeopolitik önemine vurgu yapan Bahçeli, "Ankara'dan Türkistan'a uzanan iktisadi ve jeopolitik bir sıçrama olacaktır. Turan Koridoru, Türk ve Türkiye Yüzyılı'nın stratejik anahtarıdır" ifadelerini kullandı. "TURAN KORİDORU YALNIZCA AZERBAYCAN'IN VE TÜRKİYE'NİN DEĞİL, ERMENİSTAN'IN DA EKONOMİK YALNIZLIKTAN ÇIKIŞ KAPISI OLABİLİR" Ermenistan'ın bölgesel gerçekleri kabul etmesi gerektiğini belirten Bahçeli, "Karabağ Azerbaycan'dır. Bu gerçek sahada kanla, masada hukuk zemininde tescillenmiştir" dedi. Erivan yönetiminin iş birliği zeminine katılması halinde koridorun Ermenistan için de fırsatlar sunacağını savunan Bahçeli, "Turan Koridoru yalnızca Azerbaycan'ın ve Türkiye'nin değil, Ermenistan'ın da ekonomik yalnızlıktan çıkış kapısı olabilir" diye konuştu. "HİÇBİR SINAV KENDİLERİNDEN DAHA ÖNEMLİ DEĞİLDİR" Konuşmasının sonunda gençlere seslenen Bahçeli, yaklaşan sınavlar öncesinde öğrencilere başarı diledi. "Hiçbir sınav kendilerinden daha önemli değildir" diyen Bahçeli, "Okuyacaksınız ve araştıracaksınız; çünkü cehaletin karanlığını ancak bilginin ışığında yırtarsınız. Düşüneceksiniz ve sorgulayacaksınız çünkü hakikate ulaşmanın yolu akıl etmekten geçer. Üreteceksiniz; çünkü büyük ülke Türkiye mefkuremizin ihtiyaç duyduğu her hamlenin arkasında sizin imzanız olacaktır" ifadelerini kullandı.

Hilmi Şanlı’dan ezana dil uzatan Ben-Gvir’e tokat gibi cevap: "Zulmünüz tarihin çöplüğüne gömülecek" Haber

Hilmi Şanlı’dan ezana dil uzatan Ben-Gvir’e tokat gibi cevap: "Zulmünüz tarihin çöplüğüne gömülecek"

Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı, İsrail’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in, ezan sesini "gürültü" olarak nitelendirip engelleme tehdidinde bulunmasına yazılı bir açıklamayla çok sert tepki gösterdi. Şanlı, Ben-Gvir’in pervasız açıklamalarının yalnızca Müslümanları değil, insanlığın ortak vicdanını yaraladığını belirtti. "GAZZE’DEKİ ÇOCUK ÇIĞLIKLARINI DUYMAYANLARIN EZANDAN RAHATSIZ OLMASI ŞAŞIRTICI DEĞİL" İsrailli bakanın nefret siyasetini bir kez daha gözler önüne serdiğini ifade eden Genel Sekreter Hilmi Şanlı, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Ey Ben-Gvir! Gazze’de çocukların çığlığını duymayan kulakların ezandan rahatsız olması şaşırtıcı değildir. Mescitleri, hastaneleri ve yaşam alanlarını hedef alan bir anlayışın Allah’ın adının semalara yükselmesinden huzursuz olması, içinde bulunduğu karanlığın en açık göstergesidir." "EZAN BU ÜMMETİN BAĞIMSIZLIK MÜHRÜDÜR" Ezanın İslam ümmetinin kimliği ve namusu olduğunu vurgulayan Şanlı, bu kutlu nidanın bin 400 yıldır semaları süslediğini hatırlatarak, "Ezan; Malazgirt’ten Çanakkale’ye, Kudüs’ten Bursa Ulu Cami’ye kadar milletimizin ve İslam ümmetinin bağımsızlık mührüdür. Ne senin tehditlerinle ne de zulüm düzenleriyle susturulabilir" dedi. "ZULÜM GEÇİCİDİR, HAKİKAT BAKİ" Tarih boyunca hakikatin sesini kısmaya çalışan Nemrutların ve Firavunların tarihin çöplüğüne gömüldüğünü belirten Şanlı, bugün ezanı hedef alanların da aynı akıbeti yaşayacağını söyledi. Türk Diyanet Vakıf-Sen olarak kutsallara uzanan bu kirli dili en güçlü şekilde telin ettiklerini belirten Şanlı, tüm dünya kamuoyunu din ve vicdan özgürlüğünü savurgan bir biçimde hedef alan bu zihniyete karşı net bir tavır almaya davet etti ve açıklamasını şu sözlerle noktaladı: "Ezan susmaz! Minareler eğilmez! Allah’ın adı semalardan eksilmez! Zulüm geçicidir, hakikat bakidir!"

Erdoğan: "Barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" Haber

Erdoğan: "Barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur eksenine oturttuğumuz barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi'nde partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'na katıldı. Burada konuşan Erdoğan, Ramazan ayında Türkiye’nin 81 vilayetinin dört bir yanında rahmet ve bereket mevsiminin manevi atmosferini Türk milletiyle beraber yaşadıklarını belirterek, Ramazan ayı boyunca bakanlar başta olmak üzere genel başkan yardımcıları, MKYK üyeleri, milletvekilleri ve tüm teşkilatlarla beraber tam kadro sahada olduklarını ifade etti. "PARTİMİZİN ÇINARLARI VE YAŞAYAN HAFIZALARI OLARAK GÖRDÜĞÜMÜZ HERKESİN BAŞIMIZIN ÜSTÜNDE YERİ VARDIR" AK Parti’nin, Akif İnan'ın ‘Bütün giysileri yırtsak yeridir, yeter bize vefa elbiseleri’ sözünün vücut bulmuş hali olduğunu söyleyen Erdoğan, "Kökü mazide gözü atide olan bu hareket evvel emirde bir vefa hareketidir. Çeyrek asırlık yolculuğumuzda biz daima bunu yaptık. Gençlerimizin heyecanı ve dinamizmiyle ak saçlılarımızın tecrübesi ve ferasetini harmanladık. Ağırbaşlılık, vakar ve olgunluk ile özgüveni, coşkuyu ve kabına sığmamayı aynı potada erittik. Kadrolarımızı sürekli yenilerken emektarlarımızla irtibatımızı her zaman güçlü bir şekilde muhafaza ettik. Bizi biz yapan, bizi güçlü ve özgün kılan en önemli vasıflarımızdan biri işte budur. Bu davaya omuz vermiş bu harekete katkı sunmuş partimizin çınarları ve yaşayan hafızaları olarak gördüğümüz her bir yol arkadaşımızın başımızın üstünde yeri vardır" dedi. Şehit aileleri, gaziler, yaşlı ve engelli vatandaşlar ile Sosyal Politikalar Başkanlığı aracılığıyla iftar ve sahurlarda bir araya geldiklerini aktaran Başkan Erdoğan, Kadın ve Gençlik Kolları aracılığıyla üniversitelerde gerçekleştirilen iftarlarla yaklaşık 500 bin genç ile Ramazan sevincini yaşadıklarını kaydetti. "Belediyelerimiz 10 milyon insanımızın kalbine dokundu" ‘İftara Beş Kala’ geleneğiyle 1 milyon 170 bin kumanyayı iftara yetişemeyenlere ulaştırdıklarını belirten Erdoğan, "Sivil toplum kuruluşlarımızla bir araya gelerek istişare ettik. 86 milyonun birlik ve beraberliğini güçlendirirken, AK Parti olarak imar ve ihya sürecindeki komşumuz Suriye'yi de elbette unutmadık. Belediyelerimizin ve teşkilatlarımızın kurduğu iftar sofralarında 250 bin Suriyeli kardeşimizin oruçlarını açmasına vesile olduk. Belediyelerimiz; yardım kolileri, alışveriş kartları, iftar programları, maddi destekler ve diğer çalışmalarıyla 10 milyon insanımızın kalbine dokundu. Sadece ‘Gönül Sofraları’ programıyla bir milyonu aşkın haneye gittik. Ramazan-ı Şerif'te Avrupa başta olmak üzere gurbeti sılaya çevirmiş vatandaşlarımızı da ihmal etmedik. Düzenlediğimiz çeşitli programlarla onların da bu mübarek ayın manevi ikliminden istifade etmesini sağladık" diye konuştu. "BÖLGEMİZ SON ASRIN EN SANCILI, EN MEŞAKKATLİ GÜNLERİNİ YAŞIYOR" İsrail’in kışkırtmaları sonucu 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlatılan savaşın bölgeyi kan ve barut kokusuna boğmaya devam ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hiçbir günahı olmayan, hiçbir şeyden haberi olmayan çocuklar okullarında ders dinlerken füzelerin ve bombaların hedefi oluyor. Bölgemiz son asrın en sancılı, en meşakkatli günlerini yaşıyor. Gözünü nefret ve kin bürümüş soykırım şebekesi güya dini argümanların arkasına sığınarak coğrafyamızı büyük bir felakete doğru sürüklüyor. Nerede olursa olsun acımasızca öldürülenler bizim kardeşlerimizdir. Son nefeslerini okul sıralarında veren çocuklar bizim yavrularımızdır. Evlat acısıyla yürekleri Kerbela’ya dönen kadınlar bizim annelerimizdir" açıklamasında bulundu. "BİZ NE KARDEŞLERİMİZ VE KOMŞULARIMIZ ARASINDA AYRIM YAPARIZ NE DE KARDEŞLERİMİZİN ACILARINA SEYİRCİ KALIRIZ" "Bombaların enkaza çevirdiği şehirler aynı şekilde bizim şehirlerimizdir. Tahrip edilen, yıkılan, talan ve tarumar edilen yerler bizim bölgemizdir" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "İsfahan’da, Tebriz'de, Tahran'da dökülen gözyaşlarının Erbil'de, Amman'da, Bağdat'ta, Beyrut'ta, Sana'da, Doha'da, Riyad'da ve bölgemizin diğer kardeş şehirlerinde dökülenlerden Allah aşkına ne farkı var? Katliam şebekesinin gözünde adımızın Ali, Ömer, Ayşe, Zeynep, Hasan, Hüseyin olmasının ne farkı var? İster İran'da ister körfezde olsun atılan her füzeyle zarar gören, vurulan, kanayan biz değil miyiz? Bu anlamsız savaş sebebi ile kan kaybeden bölgemizin ekonomisi değil mi? Füzeler, bombalar ve dronlar tarafından tahrip edilen milyarlarca dolarlık altyapı tesisleri bölgedeki kardeşlerimizin kaynakları değil mi? 27 gündür hiçbir ilke değer, norm gözetmeyen saldırganların nazarında Şii veya Sünni olmamızın Türk, Kürt, Arap ya da Farisi olmamızın Allah aşkına bir farkı var mı? Mezheplerimiz, kökenlerimiz farklı olsa da coğrafyamızın dört bir yanında akan kanlar bizim değil mi? Biz ne kardeşlerimiz ve komşularımız arasında ayrım yaparız ne de kardeşlerimizin acılarına seyirci kalırız." "BÖLGEMİZDE KAN GÖVDEYİ GÖTÜRÜRKEN BİN YIL ÖNCEKİ TARTIŞMALARI YENİDEN AÇMAYI DOĞRU BULMUYORUZ" Türkiye’nin ve Türk milletinin iyi günde dost ve kardeş bildiği halkları kötü günde yalnız bırakmayacağına dikkati çeken Erdoğan, "Hele hele bölgemizde kan gövdeyi götürürken bin yıl önceki tartışmaları tekrar gündeme taşımayı, eski defterleri yeniden açmayı, vahdete değil fitneye hizmet edecek gündemlerin peşine takılmayı asla ve asla doğru bulmadığımızı tekraren vurgulamak mecburiyetindeyiz. Sosyal medya platformları üzerinden yürütülen psikolojik harekatlara karşı son derece dikkatliyiz. Kardeş halklar arasında kırgınlıkları derinleştirecek, husumeti büyütecek, Siyonizm’in bölgemizi hedef alan böl, parçala, yönet planlarına lojistik destek verecek her türlü eylemi ve tartışmayı reddediyoruz. Dünyanın en stratejik bölgesinde Türkler, Araplar, Kürtler, Farslar olarak asırlardır bir arada yaşıyoruz. Aynı coğrafyayı paylaşıyoruz. Ortak coğrafyamızda yüzlerce yıldır acımız, derdimiz, hüznümüz bir oldu. Sevincimiz, heyecanımız, coşkumuz bir oldu. Mazimiz gibi inşallah istikbalimiz de bir olacak, beraber olacak. İçinde bulunduğumuz toz bulutu dağıldıktan sonra komşular ve kardeşler olarak biz yine birbirimizin yüzüne bakacağız. Bomba ve füzelerin ölüm saçan uğultusu inşallah kesildikten sonra biz bu coğrafyada yine birlikte yaşayacağız. Bu gerçeği kimsenin unutmaması gerektiğine inanıyorum" ifadelerine yer verdi. "MÜSLÜMANLARIN MESCİD-İ AKSA'DA İBADET ETME HAKKI GASP EDİLEMEZ, ENGELLENEMEZ, YASAKLANAMAZ" Başkan Erdoğan, savaş’ın İsrail’in savaşı olmasına rağmen ortaya çıkan ağır faturanın bedelini önce Müslümanların ardından tüm insanlığın ödediğini belirterek, "Netenyahu hükümeti sadece komşumuz İran'ı hedef almıyor. Lübnan'ı işgal planlarını da adım adım hayata geçiriyor. İşgal güçlerinin saldırılarında iki Mart'tan bu yana 1100 Lübnanlı hayatını kaybetmiş, 1 milyon 165 bin kardeşimiz yerinden, yurdundan edinmiştir. İsrail, Suriye'yi de rahat bırakmıyor. Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini ihlal eden mütecaviz eylemlerine ısrarla devam ediyor. Siyonist katliam şebekesi ilk kıblemiz Mescid-i Aksa'yı 27 gündür kapalı tutuyor. İsrail'in kapısına kilit vurduğu Mescid-i Aksa'da 1967’den bu yana ilk kez bayram namazı eda edilmedi. Bu kural tanımazlık, bu haydutluk her şeyden önce iki milyar Müslüman'ın inancına yapılmış küstah bir saldırıdır. Hangi bahaneyle olursa olsun Müslümanların Mescid-i Aksa'da ibadet etme hakkı gasp edilemez, engellenemez, yasaklanamaz" şeklinde konuştu. "KUDÜS'Ü ŞERİF-İ VE MESCİD-İ AKSA'YI SAVUNMAK İNSANLIĞI SAVUNMAKTIR" "İslam dünyasının Mescid-i Aksa'yı hedef alan devlet terörüne itiraz etmesi asli vazifemizdir" Mescid-i Aksa’ysa sahip çıkmanın insanlığın gereği olduğunu aktaran Erdoğan, "Bu gerçeği Kudüs şairi rahmetli Nuri Pakdil; ‘Vicdan aklını koruyabilen her insanın sadece Filistin'de değil bütün İslam coğrafyasında işlenen cürümlere karşı hiçbir şey yapamıyorsa en azından bir tavır alması, bunları içinden yargılayarak mahkum etmesi çağdaş insan olmanın gereğidir’ diye anlatıyor. Şimdi tutsak El-Aksa bütün Müslümanların inançlarını yıkmayı amaçlayan bir inanç cinayetinin suçsuz kurbanı olarak Müslümanların kalplerinde sayfaları yırtılmış kitap gibi duruyor. Tutsak Kudüs'e borcumuz Kudüs'ü savunmaktır, özgürlüğüne kavuşturmaktır. Kudüs'ü savunmak, gerçek bağımsızlığı savunmaktır. Ben de bugün diyorum ki Kudüs'ü Şerif-i ve Mescid-i Aksa'yı savunmak insanlığı savunmaktır. Güncel gelişmelerden bağımsız olarak İslam dünyasının Mescid-i Aksa'yı hedef alan devlet terörüne itiraz etmesi sesini yükseltmesi olabilecek en güçlü tepkiyi vermesi asli vazifemizdir. Türkiye bu noktada üzerine düşenleri yapmayı sürdürecektir. Kudüs’e sahip çıkmaya inşallah devam edeceğiz" diye konuştu. "BARIŞÇIL DIŞ POLİTİKAMIZDAN GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ" Türkiye’nin bölgenin her karışında barışın, adaletin ve istikrarın tesisinden yana olduğunu dile getiren Erdoğan, "Evrensel insani değerlerin, farklı kültürlerin, farklı kökenlerin, farklı inanç mensuplarının bir arada yaşama iradesinin en güçlü savunucusuyuz. Fakat her hukuksuzluğun, her türlü haydutluğun ve zorbalığın da kimden gelirse gelsin sonuna kadar karşısındayız. Şunu herkes bilsin ki devlet olarak etrafımızı saran nefret söylemlerine savaş çığırtkanlıklarına ve çatışma iklimine asla teslim olmayacağız. Tarihin ve vicdanın doğru tarafında durmanın haklı özgüveniyle hareket edecek aklıselimimizi ve soğukkanlılığımızı asla kaybetmeyeceğiz. Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur eksenine oturttuğumuz barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" dedi. "ANA MUHALEFET PARTİSİNİN KARİKATÜR GENEL BAŞKANI DIŞINDA MİLLETİMİZ TÜRKİYE’NİN NE YAPMAYA ÇALIŞTIĞININ GAYET FARKINDADIR" "Ana muhalefet partisinin karikatür Genel Başkanı dışında aziz milletimiz ve bölgedeki tüm kardeşlerimiz Türkiye'nin ne yapmaya çalıştığının, neyin mücadelesini verdiğinin gayet farkındadır" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye doğru yoldadır, doğru yerdedir. Doğru bir politika izlemektedir. Hem kardeş İran halkı hem kardeş körfez ülkeleri hem de tüm dünya bunun bilincindedir. Her zeminde de Türkiye'nin tavrından övgüyle bahsediyorlar. Partimize ve ittifakımıza oy versin veya vermesin; milletimiz de bu fırtınalı dönemde Türkiye'nin kaptan köşkünde bizim olmamızdan dolayı Allah'a hamd ediyor, ‘iyi ki Türkiye'yi AK Parti yönetiyor’ diyorlar. Milletimizin bu güvenini inşallah boşa çıkarmayacağız. Türkiye Partisi olmayı bir türlü beceremeyen CHP'nin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeyeceğiz. CHP aktörlerce körüklenen savaş çığırtkanlıklarına kulak asmayacağız. Gelinen noktada ana muhalefetin başındaki zatın aklı ile dili arasındaki bağ kopmuş, söylemlerinde tutarlılık kalmamış siyasi itibarı tamamen sıfırlanmıştır. Vesayet altında olduğu kamuoyunca bilinen bir şahsın Türkiye'nin dik ve dirayetli duruşuna dil uzatması ise kara mizah örneğidir. Ufku ve vizyonu dar olanların bizi anlamasını zaten beklemiyoruz. Dikkat ederseniz CHP Genel Başkanı'nı artık kendi seçmeni bile kale almıyor. Türk dış politikasına getirdiği eleştirilere en başta CHP'li vatandaşlarımız gülüp geçiyor. Ona buna sataşarak siyasette itibar devşirmeye çalışan bu zavallıyı biz bir kez daha kendi hezeyanlarıyla baş başa bırakıyoruz." "ÖNCELİĞİMİZ SAVAŞIN OLUMSUZ EKONOMİK ETKİLERİNDEN HALKIMIZI KORUMAKTIR" Önceliklerinin savaşın olumsuz ekonomik etkilerinden Türk halkını korumak olduğunu bildiren Erdoğan, "Belirsizliğin ve tedirginliğin küresel düzeyde tırmandığı mevcut şartlarda piyasalarda dalgalanmaların yaşanmasını doğal karşılıyoruz. Dönemsel sıkıntılarımız olabilir. Geçici olarak bazı zorluklarla karşılaşabiliriz. Dönemsel ya da küresel şoklar sebebiyle ortaya çıkan durumlar Allah'ın izniyle bizi hedeflerimizden alıkoymayacaktır. Hedeflerimize bağlıyız. İnşallah eninde sonunda menzile vasıl olacağız. Türkiye ekonomisi hamdolsun bu güce, bu kapasiteye ve dayanıklılığa fazlasıyla sahiptir. 23 yıl boyunca karşılaştığı onca engele, bölgesinde yıllardır eksik olmayan krizlere ve çatışmalara, içeride FETÖ'den belediyeleri haraca ve rüşvete bağlayan suç örgütlerine kadar nice kifayetsiz muhteristen yediği darbelere rağmen yıkılmayan, sendelemeyen tam tersine kaya gibi sağlam duran bir Türkiye gerçeği var. Kimse bu Türkiye'ye diz çöktüremeyecek. Göreceksiniz, inşallah kazanan Türkiye olacak. Kazanan 86 milyon mensubuyla Türk milleti olacak. Kazanan kardeşlik, barış, adalet, barışı savunanlar olacak. Kazanan AK Parti ve Cumhur İttifakı gibi zor zamanda yine tarihin doğru tarafında akıl, izan ve vicdanın safında yer alanlar olacak. Hem ülkemiz içinde hem de bölgemizde dengeli, mutedil ve makul siyaset çizgisinden ayrılmayacağız" açıklamasında bulundu.

Özgür Özel Ankara'da konuştu: O planı ifşa etti! Haber

Özgür Özel Ankara'da konuştu: O planı ifşa etti!

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak 1970'lerin başından beri Filistin meselesine, Filistin'in birliği, bütünlüğü, özgürlüğü, doğu Kudüs'te iki devletli bir yapının savunulması, bağımsız Filistin için verilen mücadeleye hem diplomatik desteği hem de insani desteği vermiş olan bir ülkeyiz" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Ankara İl Örgütünce gerçekleştirilen iftar programına katıldı. Çankaya Zübeyde Hanım Sosyal Tesisinde konuşan Özel, Ramazan ayının mübarek olmasını diledi. Özel, "Bir siyasi partiyi gençleştirmek önemli, gençlerle buluşturmak önemli. Ama bir siyasi partiyi bir yaşta olan, yaşayan bir organizma olarak görmemek lazım. Bir orman gibi görmek lazım; en genç fidelerinden, en köklü ağaçlarına, en tecrübeli olan dallarına kadar" diye konuştu. "SİYASİ TARİHİMİZİN EN BÜYÜK SALDIRILARINDAN BİR TANESİ İLE KARŞI KARŞIYAYIZ" Özel, "Bugünlerde yapılan her konuşmada, her sohbette, ele mikrofon alınca yapacağınız her söylemde mutlaka içinde adalet oluyor, adalet olmadan bir şey konuşmak mümkün değil. En başta hiç şüphe yok ki siyasi tarihimizin en büyük saldırılarından bir tanesi ile karşı karşıyayız. CHP ile hizmette yarışacak takati kalmayanlar, CHP'yi itibarsızlaştırmak, belediye başkanlarını itibarsızlaştırmak ve siyasi olan ama yargı eliyle yürütülen birtakım davalar ya da dava tehditleri üzerinden milletin verdiği desteği, gösterdiği teveccühü görmezden gelmek, dikkatleri başka yere çekmek, sulandırmak ve milletin CHP'ye yönelişine bir set çekmeye çalışıyorlar. Bunun karşısında şüphesiz büyük bir cesaret, kararlılık, birlik ve beraberlik içinde mücadele ediyoruz" ifadelerini kullandı. "BİZ VAR OLDUKÇA DA KİMSE CUMHURİYET'E, KAZANIMLARINA, DEĞERLERİNE EL UZATAMAYACAK" Özel, her zorluğa karşı ayakta kaldıklarını vurgulayarak, "Biz savaş meydanlarında kurulmuş, darbelerde kapanmış ve ilk fırsatta tekrar açılmış ve genel başkanları hapis yatmış, il başkanları siyasi cinayetlere, ilçe başkanları, üyeleri siyasi cinayetlere kurban gitmiş ama bir santim eğilmemiş bir siyasi geleneğiz. Cumhuriyet'ten önce vardık, Cumhuriyet oldukça da var olacağız. Biz var oldukça da kimse Cumhuriyet'e, kazanımlarına, değerlerine el uzatamayacak. Cumhuriyet Halk Partisi böyle bir parti" şeklinde konuştu. "TÜRKİYE İTTİFAKI, İÇİNDE TÜRKİYE'NİN BÜTÜN DEMOKRATLARINI BARINDIRIR" CHP'nin bünyesinde barındırdığı tüm çeşitliliklerden güç aldığını söyleyen Özel, sözlerine şöyle devam etti: "Cumhuriyet Halk Partililer, bir yaşam biçiminin tek başına tercih eden insanların oluşturduğu bir yapıdan değil, Anadolu'nun bütün renklerini, bütün inançlarını, bütün mezheplerini, bütün yaşam biçimlerini içinde barındıran ama ülkenin bölünmez bütünlüğü, ay yıldızlı al bayrak ve kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk sevgisinde birleşen koca bir ailedir. Bu ailenin varlığı, son girdiğimiz yerel seçimlerde ay yıldızlı al bayrağımızdan rengini alan Türkiye İttifakı'na katılmıştır. Türkiye İttifakı, içinde Türkiye'nin bütün demokratlarını barındırır. Türkiye İttifakı, sosyal demokratların, muhafazakar demokratların, milliyetçi demokratların, liberal demokratların, Kürt demokratların bir arada olduğu, bir arada yaşamı savundukları, ülkenin varlığı, birliği, bütünlüğü için hep birlikte olan, ülkedeki herkesin inancına saygılı, inancını yaşamasına saygılı, tüm özgürlüklerin teminatı ve Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında bir kez daha yüzyıl öncesinde olduğu gibi tüm Anadolu'yu ve Trakya'yı kapsayan, kucaklayan milletin kol kola girerek ayağa kalktığı, bütün zorluklardan, bütün kuşatmalardan birlikte kurtuldukları bir süreci yeniden yaşamanın adıdır." "HEP BİRLİKTE ÇOK GÜZEL GÜNLERE OMUZ OMUZA, KOL KOLA YÜRÜMEYE KARARLIYIZ" Özel, omuz omuza yürümeye kararlı olduklarını vurgulayarak, "Biz Türkiye olarak biriz, beraberiz. Ülkemizle, vatanımızla, milletimizle, bayrağımızla, Atatürk'ümüzle birlikte bundan sonraki süreçte Türkiye'nin yüzde 90, 95'i olarak, bu büyük aile olarak aramıza nifak sokmaya çalışanlara, farklılıklardan kavga çıkarmaya çalışanlara, sürtüşmeden tansiyon, tansiyondan siyasi nema çıkarmaya çalışanlara karşı biz birbirimizi seviyoruz ve hep birlikte çok güzel günlere omuz omuza, kol kola yürümeye kararlıyız. Biz Türkiye'yiz ve Türkiye'yi çok seviyoruz" açıklamasında bulundu. "FİLİSTİN İÇİN VERİLEN MÜCADELEYE HEM DİPLOMATİK DESTEĞİ HEM DE İNSANİ DESTEĞİ VERMİŞ OLAN BİR ÜLKEYİZ" Türkiye olarak 1970'lerin başından beri Filistin için verilen mücadeleye destek olduklarını aktaran Özel, şu ifadeleri kullandı: "Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak 1970'lerin başından beri Filistin meselesine, Filistin'in birliği, bütünlüğü, özgürlüğü, doğu Kudüs'te iki devletli bir yapının savunulması, bağımsız Filistin için verilen mücadeleye hem diplomatik desteği hem de insani desteği vermiş olan bir ülkeyiz. Buna uluslararası dünya da onunla birlikte Türkiye de vermesi gereken en sert reaksiyonu doğru zamanda vermedi. Ortaya çıkan tabloda kimse masum değil. Ama şimdi Trump‘ın Amerika'nın başına yeniden gelmesiyle, Gazze'ye dönük bakıp ‘Buraları güzelmiş. Orada Filistinlilere yer yok. Etraftaki Müslüman ülkelere onları dağıtacağım. Oraya kocaman oteller yapacağım, kumarhaneler açacağım. Plajları çok güzel. Önünde de çok petrol var, hidrokarbon var. Orayı istiyorum' dediği yer Gazze. Şimdi bir Gazze Barış Planı ortaya attı. Bir heyete uluslararası camiayı davet etti. Aklı başında, gerçek Filistin dostu, Amerika'dan korkmayan, bir takım çıkar ilişkileri içinde olmayan ülkeler bu işe mesafe koydular."

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İsrail'in Somaliland'ı tanıma kararını kabul etmiyoruz" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İsrail'in Somaliland'ı tanıma kararını kabul etmiyoruz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile düzenlediği ortak basın toplantısında, "Toprak bütünlüğü korunmuş, siyasi birliği sağlanmış bir Suriye'nin en büyük kazananı tüm bölgemiz olacaktır. Biz, Suriye'deki büyük dönüşümün destekçisiyiz" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile baş başa ve heyetlerarası görüşmeyle anlaşmaların imza töreninin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk toplantısını 2024 Eylül'de Ankara'da yaptıkları Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyinin ikinci toplantısı vesilesiyle Mısır’ın başkenti Kahire'de bulunmaktan büyük memnuniyet duyduğunu dile getirdi. Şahsına ve heyetine gösterdikleri sıcak misafirperverlik için Sisi ile kendilerini büyük bir muhabbetle karşılayan Mısırlılar’a teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bin yıllık ortak mazimizle yoğrulan kardeşlik bağlarımızdan sadece halklarımızın refahı için değil Filistin ile bölgemizin istikrarına katkı için de faydalanmak istiyoruz. Sayın Sisi'yle belirlediğimiz bu ortak vizyon sayesinde ilişkilerimizin her alanda daha ileri taşındığını memnuniyetle müşahede ediyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyinin ilk toplantısından bu yana yaklaşık 16 ayı geride bıraktıklarını anımsattı. Bu dönemde çeşitli vesilelerle Mısır'ı iki kez ziyaret ettiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dışişleri bakanlarımız ise yedi defa bir araya geldiler. Diğer bakanlarımız ve üst düzey zevatı ekleyince karşılıklı ziyaret sayısı 50'ye yaklaşıyor. Bugün kabul ettiğimiz ortak bildiri ve muhtelif belgelerle inşallah ilişkilerimizin ahdi zeminini pekiştiriyoruz" ifadelerini kullandı. TİCARİ İLİŞKİLER "Mısır, Türkiye'nin Afrika'daki en büyük ticaret ortağı olmayı sürdürüyor. Son üç yıldır 8 ila 9 milyar dolar aralığında seyreden ticaret hacmimizi 15 milyar dolara yükseltmeyi hedefliyoruz" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türk firmalarının Mısır'daki yatırımlarının 4 milyar dolara yaklaşmasından ziyadesiyle memnunuz. Bugün iş insanlarımızla bir araya geleceğimiz iş forumunda karşılıklı yatırım ve iş birliği imkânlarını ele alacağız. Enerji ve ulaştırma alanlarında ortak projeler geliştirmek istiyoruz. Türkiye-Mısır arasında güçlenen ilişkiler turizme de olumlu yansımıştır. Geçtiğimiz yıl 500 binden fazla turist ülkelerimizde karşılıklı olarak misafir edilmiştir. Temennimiz bunun önümüzdeki dönemde iki katına çıkmasıdır. Mısır halkı, Türk kültürüne ve diline yoğun ilgi gösteriyor. Türkiye olarak bu ilgiyi karşılıksız bırakmak istemiyoruz. Yunus Emre Enstitümüzün İskenderiye şubesinin, TİKA ve TRT gibi kurumlarımızın ülke temsilciliklerinin yeniden açılmasını bu bakımdan önemli görüyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mısır ile Doğu Akdeniz'de en uzun kıyı şeridine sahip iki komşu ülke olduklarını, ikili deniz ticareti taşımacılığı seyrüsefer serbestisi ve deniz güvenliği alanlarında iş birliğini arttırmak arzusunda olduklarını dile getirdi. "ORTAK GÜNDEMİMİZİN BAŞLICA KONUSUNU FİLİSTİN DAVASI TEŞKİL EDİYOR" Atılacak ortak adımların hem bölgesel barışa hem de iki ülkenin ekonomik ve stratejik çıkarlarına ciddi katkılar sağlayacaklarına inandığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ortak gündemimizin başlıca konusunu Filistin davası teşkil ediyor. Şurası bir gerçek ki ateşkes tesis edilmiş olmakla birlikte Gazze'deki insani dram hâlen devam ediyor. 11 Ekim'den bu yana 500'ün üzerinde Gazzeli, İsrail saldırılarında hayatını kaybetti. Geçen hafta aralarında çocukların da olduğu 30 kardeşimiz şehit oldu. Şarm el-Şeyh Deklarasyonu'nu sabote etmeyi amaçlayan bu saldırıları ve ihlalleri reddediyoruz. Gazze'de barışı mümkün kılacak girişimlerde Mısır'la birlikte çalışıyoruz, inşallah bunu da devam ettireceğiz. İsrail saldırılarıyla tahrip edilmiş olan Gazze'nin yeniden imarı için de aynı şekilde elden gelen katkıyı sağlayacağız. Bu vesileyle Gazze'ye gönderdiğimiz insani yardımların bölgeye ulaştırılmasında gösterdikleri iş birliği için Mısır makamlarına bugün bir kez daha teşekkür ediyorum" dedi. BÖLGESEL GELİŞMELER Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü görüşmelerde Libya, Sudan ve Afrika boynuzu başta olmak üzere bölgesel konulara da değindiklerini aktardı. "Libya'da kalıcı istikrarın tesisi için ülkede birlik bütünlüğün korunması, Mısır'la ortak hedefimiz olmayı sürdürüyor" ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Libyalılar’ın önderlik ve sahipliğinde yürütülecek süreçleri desteklemek noktasında fikir birliği içindeyiz. Sudan'da öncelikle ateşkesin sağlanmasını ve ardından sürdürülebilir bir barışın tesis edilmesini ümit ediyoruz. Somali'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü hedef alan İsrail'in Somaliland'ı tanıma kararını kabul etmiyoruz. Somali Federal Cumhuriyeti'nin ve Somaliland bölgesinin geleceğine yönelik adımların tüm Somalililer’in iradesini yansıtacak şekilde atılması gerekiyor. Toprak bütünlüğü korunmuş, siyasi birliği sağlanmış bir Suriye'nin en büyük kazananı tüm bölgemiz olacaktır. Biz, Suriye'deki büyük dönüşümün destekçisiyiz. Bu desteği sürdürmekte kararlıyız. Mısır tarafından Suriye'nin birliğinin muhafazasına yönelik yapılan açıklamaları isabetli buluyor ve destekliyoruz. Komşumuz İran'la, özellikle dış müdahalelerin tüm bölge için önemli riskler teşkil edeceği kanaatindeyiz. İran'la nükleer dosya dahil meselelerin diplomatik yollarla çözümü en isabetli yöntemdir" dedi. Misafirperverliği için Cumhurbaşkanı Sisi'ye ve Mısırlı yetkililere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantılarda aldıkları kararların iki ülke başta olmak üzere bölgenin barış, refah ve istikrarına katkı sunmasını temenni etti. "İŞ BİRLİĞİNİ PEKİŞTİRMEMİZ LAZIM Kİ ÇÖZÜMLERE ULAŞABİLELİM" Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, ülkesinin başkenti Kahire'deki Al-İttihadiye Sarayı'nda resmî törenle karşıladığı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile heyetler arası ve ikili görüşmenin ardından bir dizi ikili anlaşmaya imza attı. İmza töreninin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Mısır Cumhurbaşkanı, Türkiye ile olan çeşitli alanlardaki işbirliğine dikkati çekerek "Mısır, Afrika Kıtası'nda Türkiye'nin birinci ortağı sayılır. İki ülke arasında 9 milyar dolar olan Ticaret hacmini 15 milyar dolara çıkarmak için çalışıyoruz, hedefimiz bu" dedi. Orta Doğu'daki duruma ilişkin Sisi, "Bölgemiz çok hızlı bir şekilde krizlere ve çalkantılara gebe kalıyor. (Mısır-Türkiye) Bu iş birliğini derinlemesine pekiştirmemiz lazım ki (bölgede) sürdürülebilir siyasi çözümlere bir an önce ulaşabilelim" ifadesini kullandı. İş birliği geliştirmenin önemine vurgu yapan Sisi, Türkiye, Mısır, Katar ve ABD'nin çabalarıyla Gazze'de ateşkes ilan edildiğini hatırlattı. Mısır Cumhurbaşkanı, "Gazze'de şimdi önemli olan insani yardımların bir an önce bölgeye ulaştırılmasıdır. Bu arada sükunetin sağlanması büyük önem taşımaktadır. Uluslararası ve Birleşmiş Milletler kararları doğrultusunda iki devletli çözüm ve Filistin devletinin kurulması son derece önemlidir. Filistinliler’e karşı uygulanan tüm tek taraflı uygulamalar sona erdirilmeli ve başta Kudüs olmak üzere kutsal mekanlar korunmalıdır" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'la Sudan'daki gelişmeleri ele aldıklarını aktaran Sisi, "Sudan'ın devlet kurumlarının bütünlüğünün korunması önemli. Erdoğan'ın da diplomatik çabaları sürmekte, Sudan'ın birliği ve dirliğinin korunması önemlidir" ifadelerini kullandı. Sisi, ülkesinin Somali'nin bölünmesine karşı olduğunun altını çizerek Libya'da da istikrarın sağlanmasının önemine vurgu yaptı. Suriye'deki duruma ilişkin Sisi, "Mısır, Suriye'nin birliğini ve egemenliğini desteklemektedir. Son olarak hükümetle SDG arasında bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşmaların ve çabaların tüm kesimlerin haklarını korumasını umuyoruz" dedi. İran'daki gelişmelere değinen Sisi, "İran'daki gelişmeleri de ele aldık. Mısır, İran'da nükleer dosyanın bir çözüme varılması, ülkede ve bölgede barışın sağlanması gerekiyor" dedi. Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, "Türkiye ile hem bölgesel hem uluslararası iki ülkeyi ilgilendiren konularda iş birliğini artıracağız. 3. toplantımızı Ankara'da olacak. Kardeşim Erdoğan, Mısır'ın en aziz misafiridir, ilişkilerimizin daha iyi düzeye ulaşmasını, bölgemizde barış ve istikrarın egemen olmasını Allah'tan temenni ederim" ifadelerini kullandı.

Netanyahu: "Hiçbir ABD başkanı, İsrail için daha fazlasını yapmadı" Haber

Netanyahu: "Hiçbir ABD başkanı, İsrail için daha fazlasını yapmadı"

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Trump'a teşekkür ederek, "Hiçbir ABD başkanı, İsrail için daha fazlasını yapmadı" dedi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail Meclisi'nde (Knesset) ABD Başkanı Donald Trump onuruna gerçekleştirilen özel oturumda konuştu. Netanyahu konuşmasına Trump'a işgal altındaki Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak kabul etmesi, İbrahim Anlaşmaları, İsrail'in işgal altında tuttuğu Suriye toprakları Golan Tepeleri üzerindeki "hakkını" tanıması ve ABD'nin İran'ın nükleer tesislerine saldırdığı Gece Yarısı Çekiç Operasyonu vesilesiyle teşekkür ederek başladı. Trump'ı İsrail'in Beyaz Saray'daki en büyük dostu olarak tanımlayan Binyamin Netanyahu, "Hiçbir ABD başkanı, İsrail için daha fazlasını yapmadı" şeklinde konuştu. "TEŞEKKÜR EDERİM BAŞKAN TRUMP" Liderliği altında Gazze'de işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı işlenen suçlar nedeniyle Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından hakkında tutuklama emri çıkarılan İsrailli lider, "Son iki yıl savaş zamanıydı. Umarım önümüzdeki yıllar barış zamanı olur" dedi. ABD Başkanı Trump'a Gazze'deki savaşı sona erdiren teklif için de teşekkür eden Netanyahu, anlaşmanın İsrail'in tüm hedeflerini ulaşmasını sağladığını savundu. Kısmen İbranice ve İngilizce gerçekleştirdiği konuşmada, Trump'ın adını hem İsrail hem de insanlık tarihine yazdırdığını söyleyen İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, "Esirlerimizin geri getirilmesinde oynadığınız rolün önemli ve belirleyici olduğunun farkındayız. Teşekkür ederim Başkan Trump. Teşekkür ederim" ifadelerini kullandı. "İSRAİL'E SIRT ÇEVİRDİLER" İsrail'in "Hamas ve İran terör ekseninin tamamı" aleyhinde muazzam zaferler kazandığını savunan Netanyahu, "İran'ın nükleer ve balistik füze programı geriletildi" diye konuştu. Gazze'deki savaş suçları ve insani felaket nedeniyle İsrail'i eleştiren ülkeleri "Hamas'ın propagandasına teslim olmakla" suçlayan Netanyahu, "Giderek daha fazla ülkenin hükümeti, ülkelerindeki antisemitik zorbalara boyun eğdi. İsrail'e sırt çevirdiler. Bizden, Hamas'ın taleplerine boyun eğmemizi ve Gazze'yi terk etmemizi istediler" dedi. İBRAHİM ANLAŞMALARI'NI İLERLETMEYİ VAAT ETTİ Konuşmasında İsrail'in Arap ülkeleriyle ilişkilerini normalleştirmesi çerçevesinde İbrahim Anlaşmaları'nı ilerletmeyi de vaat eden Netanyahu, "Sizinle birlikte, İbrahim Anlaşmaları ile birlikte açtığımız yolda yürümeyi sabırsızlıkla bekliyorum" ifadelerini kullandı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, "Liderliğinizle, bölgemizdeki Arap ülkeleri ve bölgemiz ötesindeki Müslüman ülkelerle yeni barış antlaşmaları imzalayabiliriz" şeklinde konuştu. Netanyahu, Trump'ın İsrail'in en yüksek düzeyli ödülü olan "İsrail Ödülü"nün İsrail vatandaşı olmayan ilk sahibi olması için başvuru yaptığını söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.