SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kültür

Söz Bursa - Kültür haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kültür haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Yıldırım’da eğlence dolu tatil Haber

Yıldırım’da eğlence dolu tatil

Spordan eğitime, kültürden sanata kadar hayata geçirdiği projelerle Yıldırım’ı gençler ve çocuklar için bir cazibe merkezine dönüştüren Yıldırım Belediyesi, ara yıl tatilinde de çocukları unutmadı. Yıldırım Belediyesi Kültür Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğü’nün çocukların tatili dolu dolu geçirmeleri için düzenlediği ‘Karne Şenliği’ tüm eğlencesiyle devam ediyor. Karne Şenliği’nde bu hafta; Dede Korkut hikayeleri dinleyen, tarihi Türk obasını ziyaret edip sirk gösterisine katılan Yıldırımlı minikler unutulmaz bir gün geçirdi. Barış Manço Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinlik kapsamında; merkezin bahçesine kurulan Türk obasını ziyaret eden çocuklar tarihle iç içe vakit geçirirken, Dede Korkut hikayeleri ile de Türk kültürünün derinliklerinde yolculuğa çıktı. Yüzlerce çocuğun akın ettiği etkinlik, renkli ve eğlenceli sirk gösterisi ile son buldu. BAŞKAN’DAN ÇOCUKLARA DAVET Çocuklara ve gençlere yönelik hizmetleri öncelik verdiklerini belirten Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, “Yıldırım’da geleceğimizin teminatı olan çocuklarımız için her alanda yatırım yapıyoruz. Onların hem eğlenip hem öğrenebilecekleri, kültürümüzle bağ kurabilecekleri ortamlar oluşturmak bizim en temel görevlerimizden biri. Ara tatilde düzenlediğimiz bu etkinliklerle çocuklarımızın yüzündeki tebessüme ortak olmak bizler için büyük mutluluk oldu. Yıldırım’da çocuklarımızı kültürle, sanatla, tarihle buluşturmaya devam edeceğiz. Karne Şenliğimiz 31 Ocak’a kadar devam edecek. Tüm çocuklarımızı Karne Şenliği’ne katılmaya davet ediyorum” ifadelerini kullandı.

Kültürel miras atağa kalktı: Son 23 yılda 13 bin 448 eser Türkiye’ye iade edildi Haber

Kültürel miras atağa kalktı: Son 23 yılda 13 bin 448 eser Türkiye’ye iade edildi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Son 23 yılda yurt dışına kaçırılan 13 bin 448 eserin ülkemize iadesini sağladık. Kültür Yolu kapsamında sadece geçtiğimiz yıl 20 farklı şehrimizde 50 bini aşkın sanatçının katılımıyla 9 bin 600'ün üzerinde etkinlik gerçekleştirdik" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nden düzenlenen Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülleri Töreni ve Yaşayan Hazineler Ödülleri Takdim Töreni'ne katıldı. Burada konuşan Erdoğan, kültür ve mirasın korunması, yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması için büyük bir hassasiyetle çalıştıklarını birileri gibi edebiyatını ve istismarını yapmadıklarını söyledi. "Bizler geleneksel sanatlardan mimariye, musikiden şiir ve edebiyata çok köklü bir birikimin varisleriyiz" Kültür ve sanat alanında katkı yapan tüm sanatçılara, ustalara selam göndererek konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sözlerimin hemen başında şu hususu sizlerle paylaşmak istiyorum. Değerli dostlarım, hal nasıl sari ise mekan da sariyedir. Bunlar insana özellikle de sanat ve zanaat erbabına doğrudan sirayet eder. Sanatçının zihnine, sezişine, dünyayı algılayış olayları okuyuş biçimine etki eder. Sanatçının ortaya koyduğu her eser, ustaların vücuda getirdiği her ürün aslında binlerce yıllık tarihin, kültürün, geleneğin, mekanın ve elbette yaşanılan coğrafyanın bir özeti, sureti, neticesidir. Bu yönüyle camilerimizin, mescitlerimizin, mimari yapılarımızın sanat eserleriyle süslenmesi asla tesadüf değildir. Bizler geleneksel sanatlardan mimariye, musikiden şiir ve edebiyata çok köklü bir birikimin varisleriyiz. Biliyorsunuz, Anadolu deyim yerindeyse bir açık hava müzesidir. En doğusundan en batısına bu topraklarda kökü çok derinlere uzanan bir kültür ağacı, bir sanat ve medeniyet çınarı her köşeyi kuşatmaktadır. Hangi ilimize, hangi yöremize giderseniz gidin, orada muhakkak sanata gönül vermiş, gönül imbiğinden aşkla damıttığı duyguları, fikirleri esere dönüştürmüş ustalarla, üstatlarla, sanatçılarla karşılaşırsınız. Tarihin, kültürün ve mekanın sanatkar bir kalbe nasıl tesir ettiğini, onu nasıl güzelleştirdiğini, maharetli ellere nasıl ilham verdiğini bir bakışta anlarsınız" ifadelerini kullandı. "Türkiye UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listelerine kaydettirdiği 32 kültürel değeriyle 185 ülke arasında en çok kültürel miras kaydettiren ikinci ülke konumundadır" Konuşmasında Türkiye'nin UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesine kaydettirdiği değerlerle ilgili bilgi veren Erdoğan, "Bugün itibariyle Türkiye UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listelerine kaydettirdiği 32 kültürel değeriyle 185 ülke arasında en çok kültürel miras kaydettiren ikinci ülke konumundadır. Halihazırda somut olmayan kültürel miras ulusal envanterimizde 368 kültürel değerimiz, yerel düzeyde ise tam 1.707 kaydımız bulunuyor. Bunlar kültür hazinemizin zenginliğini göstermesi bakımından önemli rakamlardır. Tabi bu mirasın yaşatılması, bu çınarın içi oyuk bir ağaca dönüşmeden daha canlı, daha güçlü, daha sağlam bir şekilde gelecek kuşaklara nakledilmesi bizim için hayati bir meseledir. Eğer bunu yapmazsanız, mazi ile istikbal arasındaki irtibatı koparmış, dolayısıyla kimlik ve kültürümüzü de koruyamamış olursunuz. Çünkü sanat, milli kültür ve kimliğin en belirleyici unsurlarından hatta taşıyıcı kolonlarından biridir. Sanatını aşkla yapan, işine tutkuyla sarılan, ömrünü eserlerine adayan siz kıymetli ustalarımıza değerlerimizi yaşattığınız için, gençlerimize örnek olduğunuz için, geçmişle gelecek arasında yeni köprüler kurduğunuz için tüm kalbimle teşekkür ediyorum" açıklamasında bulundu. "GERÇEK SANATÇI VE USTA İŞTE BU HAKİKATİN İZİNİ SÜREN EMEĞİYLE, YORUMUYLA, ESERLERİYLE BİZE YENİ UFUKLAR ÇİZEN İNSANDIR" Her şeyin temelinde insan olduğunu belirten ve sanatın, sanatçının kendileri için ne anlama geldiğini açıklayan Erdoğan, "Medeniyetimizin odak ve hareket noktası insandır, devlet ve hükümet anlayışımızın nirengi noktası insandır. Şehircilik felsefemizin mimarı, estetiğimizin, cihana bakışımızın özü, nüvesi evvel emirde insandır. Sanat ve sanatçı ise fizik sınırlarını aşarak, zahir olanın ötesine maveraya, metafiziğe ve hakikate ulaşma istidadı gösterir, bunun için çabalar. Sanatçıyı bilmediğimiz bir dünyadan bir kaza sonucu dünyamıza düşmüş, fizik ötesi yaşantılı bir kazazede, yeryüzünü ise mutlaklık aleminin dipnotu olarak tarif eden merhum Sezai Karakoç bu hakikati şöyle dile getiriyor. ‘Sanat kaçsa da, inkar etse de tanrıya doğrudur. Tanrı hakikat ve ebediliktir.' Dostoyevski ömrü boyunca tanrıyı bulmayı amaçlayan bir roman yazmak ihtirasını taşıdı. Mesnevi bizi hep öteki dünyaya götürme çabasıdır baştan başa. Leyla ile Mecnun da Hüsnü aşkta bu sebeple vahdet-i vücut inancı ile son bulur. Sanat eseri fizikten kurtuluş, fizik ötesine bir çıkış noktası ararken ileri atılan bir köprü ucudur. Evet, bizim için sanat işte budur. Hakikate doğru yönelen bir yolculuktur. Gerçek sanatçı ve usta işte bu hakikatin izini süren emeğiyle, yorumuyla, eserleriyle bize yeni ufuklar çizen insandır, yaşayan bir hazinedir. Tam da bu anlayışla 2008'den beri sahip olduğumuz sanat birikimini nesilden nesile aktaran sanatçı ve ustalarımızı yaşayan insan hazineleri ilan ediyoruz" ifadelerini kullandı. "BU YIL İSE LİSTEMİZE 10 YENİ İSİM DAHA EKLİYOR YAŞAYAN İNSAN HAZİNELERİ VARLIĞIMIZI DAHA DA ZENGİNLEŞTİRİYORUZ" Bugüne kadar 90 kişiyi ve 2 grubu Yaşayan İnsan Hazineleri listesine aldıklarının altını çizen ve Yaşayan İnsan Hazineleri listesine eklenecek sanatçıları açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Geçtiğimiz sene 25 usta ve sanatçımızı bu listeye dahil ettik. Bu yıl ise listemize 10 yeni isim daha ekliyor yaşayan insan hazineleri varlığımızı daha da zenginleştiriyoruz. Ödüllerini inşallah birazdan tevdi edeceğimiz Hattat Hüseyin Öksüz'ü, Geleneksel Kuyumculuk Ustası Sevan Bıçakçı'yı, Körüklü Çizme Ustası Mustafa Karpuzcu'yu, Folklorik Bebek Yapımı Sanatçısı Emine Polat'ı, Mücellit Mehmet Karsı'yı, Zil Yapım Ustası Mehmet Tamdeğer'i, Sedefkar Mehmet Bülent Fıstıkçı'yı, İpek Böcekçiliği ve Dokumacılığı Ustası Emel Duman'ı, Üç Telli Bağlama İcracısı Osman Kırca'yı ve Devdah Ertuğrul Şengünalp'i sizlerin ve milletimizin huzurunda ayrı ayrı tebrik ediyorum" diye konuştu. "Kültür, sanat ve zanaat mirasımızı koruyan, tüm ustalarımıza, sanatkarlarımıza ve kuruluşlarımıza şahsım ve milletim adına teşekkürlerimi iletiyorum" Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödüllerini alacak isimlerin Türk Dünyası Vakfı, Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık ve Güray Müzesi olduğunu açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kültür, sanat ve zanaat mirasımızı koruyan, yaşatan ve bizden sonraki nesillere ulaştırılmasını sağlayan tüm ustalarımıza, sanatkarlarımıza ve kuruluşlarımıza şahsım ve milletim adına teşekkürlerimi iletiyorum. Eserlerini bizlere ve milletimize emanet ederek ebedi aleme irtihal eden ödül sahibi 20 usta ismi bugün bir kez daha rahmetle şükranla yad ediyorum" ifadelerine yer verdi. "NE YAZIK Kİ BİZİM OLAN DEĞERLERİ BUGÜNÜN GENÇLERİNE ANLATMAKTA VE ZAMAN ZAMAN SIKINTI YAŞIYORUZ" Bir milletin maddi unsurlara dayalı gücünün etkisini zaman zaman yitirebileceğini ama dilini, kültürünü ve geleneğini kaybetmediği müddetçe kendisine ait olan değerleri hasletleri muhafaza ettiği sürece asla tarihten silinmeyeceğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: "Biz çok şükür bu bakımdan son derece güçlü mahir bir milletiz. Eserleriyle medeniyet hazinemize yeni mücevherler ekleyen sizler gibi sanatkar ve ustalarımız geçmişte de vardı hamdolsun şimdi de var. Fakat ne yazık ki bizim olan değerleri bugünün gençlerine anlatmakta ve zaman zaman sıkıntı yaşıyoruz. Dijitalleşme ve modern kültür endüstrisi tüm dünyada olduğu gibi bizde de bir takım sorunlara yol açıyor. Gelişen yeni teknolojiler iletişim araçlarındaki yenilikler bizi hızlı olmaya derinlikten yoksun ve tek tipçi bir üretim yapmaya icbar ediyor. Zihin tembelliğini de beraberinde getiren bu tehlike kendisini en şiddetli biçimde sanat ve zanaat alanlarında gösteriyor. Artık ne yazık ki nitelikten ziyade nicelik içerikten daha fazla ambalaj rağbet görüyor. Oysa şu gerçeğin hepimiz çok net farkındayız; Biraz yavaşlamak, kendi sesimizi biraz dinlemek, kendi içimize yönelmek, ruhumuza ve dünyaya biraz daha kulak vermek zorundayız. Meselelerin dış yüzünü aşıp esası teşkil edene, öze çekirdeğe asıl manaya ulaşmak durumundayız. Çünkü sanat ve zanaat eğer tekemmül etmemize, mesafe kat etmemize yardımcı olmuyorsa bu çalışmaların pek bir anlamı yok demektir. İnanıyorum ki sizler ortaya koyduğunuz eserlerle geçmişten bugüne taşıdığınız değerlerle inşallah bu konuda gençlerimiz için güzel bir örnek oluşturacaksınız. Bu ülkenin evlatlarına yol gösterecek gelenekli sanatlarımızı yaşatacak kültür ve sanat dünyamıza daha nice eserler kazandıracaksınız." "SON 23 YILDA YURT DIŞINA KAÇIRILAN 13 BİN 448 ESERİN ÜLKEMİZE İADESİNİ SAĞLADIK" Kültür ve mirasın korunması, yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması için büyük bir hassasiyetle çalışmalarını sürdürdüklerini ifade eden ve bunlardan bazılarını sıralayan Erdoğan, "İşin tabiri caizse birileri gibi edebiyatını ve istismarını yapmıyor, tribünlere oynamıyoruz. Tam tersine meselenin önemini müdrik bir şekilde her alanda çok yönlü bir çaba harcıyoruz. Arkeolojik kazılardan restorasyon faaliyetlerine gece müzeciliği uygulamasından kaçakçılıkla mücadeleye kültür varlıklarımızı hem muhafaza hem de ihya ediyoruz. Bakınız son 23 yılda yurt dışına kaçırılan 13 bin 448 eserin ülkemize iadesini sağladık. Kültür Yolu kapsamında sadece geçtiğimiz 20 farklı şehrimizde 50 bini aşkın sanatçının katılımıyla 9 bin 600'ün üzerinde etkinlik gerçekleştirdik. Gençlerimizin gelenekli sanatlarımızla daha sıkı bağlar kurabilmesi için başlattığımız ve ilkini 15 Temmuz Müzesinde geçtiğimiz ve buradan hareketle açtığımız ‘Yaşayan Miras Okullarımızı' çok kısa bir süre içerisinde 81 ilimize yaygınlaştıracağız. 2025 senesinde yapılan kazı çalışmalarında 15 binin üzerinde arkeolojik buluntuyu gün yüzüne çıkardık. Gece müzeciliğiyle 600 bin ziyaretçi ağırladık. Hemen yanı başımızdaki Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanemizde bu noktada çok önemli çalışmalara imza atıyor, kütüphanemizde sadece 2025 yılı içerisinde 17 sergiye ev sahipliği yaptık. Burada tek tek saymaya kalksak saatlerimizi alacak daha nice çalışmayı, eseri, projeyi hayata geçirdik. İnşallah bundan sonra da kültür varlığımızı korumak ve güçlendirmek için sanatçılarımız, gençlerimiz, ülkemiz ve milletimiz için çalışmaya, koşturmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasının ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülleri ve Yaşayan Hazineler Ödülleri kazananlara takdim edildi. Ödülleri bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan kendisi takdim etti.

Sömestr tatili Tofaş Müzesi’nde renklenecek Haber

Sömestr tatili Tofaş Müzesi’nde renklenecek

2002 yılından beri sanat, tarih ve otomobil tutkunlarını ağırlayan Tofaş Bursa Anadolu Arabaları Müzesi ve Sanat Galerisi, yarıyıl tatilinde de ziyaretçilerini bekliyor. 2600 yıllık bir tekerlekten başlayarak, Tofaş fabrikasında üretilen araçlara uzanan sürecin tarihsel bir kurgusunun sunulduğu “Tofaş Bursa Anadolu Arabaları Müzesi”, Anadolu'daki araba kültürünü ve birikimini, otomotiv sanayisinin gelişimiyle birlikte sergilemekte olup, çocuklara ve ebeveynlerine yönelik eğitim programlarıyla hem eğlenceli hem de öğretici etkinlikler sunuyor. YARIYIL TATİLİ İÇİN EĞLENCELİ BİR ADRES Bugüne kadar 2 milyonu aşkın ziyaretçiyi ağırlayan Tofaş Bursa Anadolu Arabaları Müzesi, sömestr dönemiyle birlikte çocukların öğrenme hevesini artıracak, ailelerin ise kültür ve doğa içerisinde keyifli zaman geçirecekleri pek çok deneyim sunuyor. Tofaş Bursa Anadolu Arabaları Müzesi, “Şimdi Eğlenirken Öğrenme Zamanı” sloganıyla 24-25 Ocak tarihlerinde Tofaş Bursa Anadolu Arabaları Müzesi’nin büyüleyici atmosferinde bilimden sanata, felsefeden hikayelere kadar her yaşa hitap eden atölyeler düzenliyor. Çeşitli yaş gruplarına yönelik hazırlanan program kapsamında, 7-12 yaş grubu için “Yarın Kralı ile Güzel Konuşma Yolculuğu”, 7-10 yaş grubu için “Çocuklarla Felsefe Yapıyoruz”, 6-12 yaş grubu için “Kendi Çizgi Filmini Yap”, +7 yaş için “Hikaye Geceleri”, 6-11 yaş grubu için “Müzede Kurabiye mi? Bilimsel ve Masalsı”, 7-9 yaş grubu için “3 Boyutlu Laurel Burch İlhamlı Kedi Yapımı Atölyesi”nin yanı sıra tüm ailelere yönelik “Kokular ve Hikayeler Terapötik Atölye” ve “Çılgın Aile Orkestrası” etkinlikleri ziyaretçilere keyifli bir deneyim sunacak. ZAMANDA YOLCULUK BAŞLIYOR Tarih, sanat ve doğanın kesişim noktası olan müze kompleksi içerisinde Mancınıkhane, Kozaklık ve 15. yüzyıldan kalma Umurbey Hamamı bulunuyor. Geriye kazandırılan Umurbey Hamamı, günümüzde Tofaş Sanat Galerisi olarak dönemsel sergilere ev sahipliği yapıyor. Müzede, “Kantarın Topuzu: Teraziler, Ağırlıklar, Ölçü Aletleri” sergisi ile terazi ve kantarların; mutfaktan ticaret hayatına kadar uzanan izleri gözlemlenebiliyor. Ziyaretçiler, doğayla iç içe tarihi bir atmosfer sunan Fayton Kafe’de keyifli bir mola verebiliyor veya müze bahçesindeki 382 yıllık çınar ağacı, 200 yıllık kara dut ağacı ve yüzlerce bitki türünü yakından görme olanağına sahip olabiliyor. Pazartesi günleri hariç haftanın altı günü ücretsiz ziyaret edilebilen müzenin, mobil cihazlara indirilebilen “Tofaş Müzesi” uygulaması sayesinde hem yetişkinler hem de çocuklar, sesli rehber eşliğinde müzeyi daha teknolojik bir biçimde deneyimleme şansına sahip. Tofaş Bursa Anadolu Arabaları Müzesi, öğrencileri, aileleri ve tüm kültür-sanat meraklılarını yarıyıl tatilinde keyifli bir zaman yolculuğuna davet ediyor.

Nâzım Hikmet 124. yaşında Nilüfer’de konserle anıldı Haber

Nâzım Hikmet 124. yaşında Nilüfer’de konserle anıldı

Nilüfer Belediyesi, Türk edebiyatının usta ismi Nâzım Hikmet Ran’ı doğumunun 124. yılında özel bir konserle andı. Usta şairin ölümsüz eserlerini seçkin sanatçılar seslendirdi. Gecenin sürprizi ise Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in Nâzım Hikmet’in ‘Yaşamaya Dair’ isimli şiirini seslendirmesi oldu. Nilüfer Belediyesi, Nâzım Hikmet Ran’ı 124. doğum gününde eserlerinden oluşan konser ile andı. Nâzım Hikmet Kültürevi’nde düzenlenen programı Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir, Başkan Yardımcısı Bukle Erman, meclis üyeleri Ali Sezgin ve Demirhan Aslan ile çok sayıda sanatsever izledi. “İnsan, Umut ve Özgürlük Nâzım’ın İzinde” isimli konser 3 bölümden oluştu. İlk bölümde “İnsan”, ikinci bölümde “Mücadele”, üçüncü bölümde ise “Umut ve Özgürlük” başlıkları işlendi. Kemanda Cihat Aşkın, vokalde Çimen Yalçın, bağlamada Erdem Şimşek ve piyanoda Çağdaş Özkan’ın sahne aldığı konserde usta yazarın eserleri sanatçılar tarafından seslendirildi. ​Eserlerin müzik düzenlemelerine Melisa Uzunarslan ve Tahsin İncirci imza atarken, Cahit Baylav da nota paylaşımlarıyla projeye destek verdi. Enstrümanların etkileyici performansı eşliğinde Nâzım’ın düşünsel dünyasına yapılan bu yolculuk, program sonunda seyirciler tarafından ayakta alkışlandı. Gecenin sonunda ise programın sürprizi yaşandı. Sanatçı Cihat Aşkın, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’i sahneye davet etti. Başkan Şadi Özdemir de Nâzım Hikmet’in ‘Yaşamaya Dair’ isimli şiirini okudu. NİLÜFER KADIN KENTİDİR Programın sonunda sanatçıları tebrik eden Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, salonu dolduran izleyicilerin büyük çoğunluğunun kadın olmasından duyduğu memnuniyeti vurguladı. Nilüfer’in vizyonuna değinen Özdemir, ​“Nilüfer bir kadın kentidir; çünkü burada kadınlar sosyal ve iş hayatının merkezinde yer alır. Herkesin kendini iyi hissettiği, ‘hepimizin’ diyebileceği bir Nilüfer yaratma hikâyemizin peşinden koşuyoruz” dedi. ​ Başkan Şadi Özdemir, Nilüfer’in kültür, sanat ve spor kenti olmaya devam edeceğini belirterek, etkinliklere gösterilen yoğun ilgi için herkese teşekkür etti.

Bülent Ecevit'in 70 yıllık daktilosu, Ulucanlar Cezaevi Müzesi'nde Haber

Bülent Ecevit'in 70 yıllık daktilosu, Ulucanlar Cezaevi Müzesi'nde

Ulucanlar Cezaevi Müzesi, önemli bir esere daha ev sahipliği yapmaya başladı. Türk siyasi hayatının duraklarından biri olan Ulucanlar Cezaevi Müzesi'nde sergilenen hatıra eşyalara bir yenisi daha eklendi. Eski Başbakanlardan Bülent Ecevit'e çocukluk yıllarında hediye edilen ‘Erika' marka daktilo, Ulucanlar Cezaevi Müzesi'nde sergilenmeye başladı. Bülent Ecevit'in yaklaşık 70 yıl boyunca kullandığı ve 2003 yılında Ortadoğu Teknik Üniversitesi Bilim ve Uygulama Araştırma Merkezi'ne bağışladığı daktilo, müzede geçici süreyle sergilenmek üzere yerini aldı. Ayrıca Bülent Ecevit'in Ulucanlar Cezaevi Müzesi'nde tutuklu kaldığı döneme ait, kendisiyle özdeşleşen kasketi ve kravatı da Ulucanlar Cezaevi Müzesi'nde sergileniyor. "Bu müze yakın siyasi tarihimize ait önemli izler taşıması bakımından çok önemli bir yer" Ulucanlar Cezaevi Müzesi'nde geçmişte cezaevinde bulunmuş şair, yazar, siyasetçi ve devlet adamlarına ait kişisel eşyaların sergilendiğini hatırlatan Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki "Bülent Ecevit'in uzun yıllar, 70 yılı aşkın bir süre bizzat kullandığı, kendi yazılarını yazdığı, yakın bir akrabası tarafından öğrenciliğinde hediye edilen bu daktilo, Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nden emaneten 6 aylık bir süre için cezaevi müzemize nakledildi. Bir müddet burada ziyaretçilerle buluşacak. Emeği geçenlere, bu daktiloyu bize emanet edenlere teşekkür ediyorum. Bu müze yakın siyasi tarihimize ait önemli izler taşıması bakımından çok önemli bir yer. Burayı ziyarete gelecek vatandaşların burada ders alacağı çok şey var. Burayı muhafaza ederek ve müzeye çevirerek güzel bir iş yaptığımızı düşünüyoruz. Çok yoğun talep var, çok ilgi gören bir yer. Kültürel anlamda bu yapıları muhafaza ederek, kültür ve sanat adına bazı faaliyetlerde bulunuyoruz" ifadelerini kullandı.

İnegöl'de 2026 "Gençlik Yılı" ilan edildi Haber

İnegöl'de 2026 "Gençlik Yılı" ilan edildi

Gençlik Yılı Lansman Toplantısı Gastro İnegöl’de gerçekleştirildi. Toplantıya; İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, belediye başkan yardımcıları, Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu üyesi belediye meclis üyeleri, daire müdürleri, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Eğitim Yöneticisi Serkan Anıl Gök, Gençlik Merkezi Müdürü Mesut Budak, Uludağ Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Cihad Doğan ile üniversite öğrenci topluluklarının başkan ve üyeleri katıldı. Toplantıda konuşan İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, İnegöl’ün her yıl göç alan, genç nüfusa sahip dinamik bir şehir olduğuna dikkat çekti. Kentin nüfusunun 302 bin olduğunu belirten Başkan Taban, 14-29 yaş aralığındaki genç nüfusun yaklaşık 71 bin 554 kişi olduğunu ifade etti. Başkan Taban, "Bir şehri güçlü kılan binaları değil, gençliğidir" dedi. Gençliği sadece geleceğin değil, bugünün de ortağı olarak gördüklerini vurgulayan Başkan Taban, bugüne kadar gençler için birçok proje hayata geçirdiklerini söyledi. Kitaphanelerden eğitim desteklerine, spor tesislerinden kültür-sanat etkinliklerine kadar pek çok çalışmanın gençlere yönelik yapıldığını dile getirdi. Gençlerin fikirlerine büyük önem verdiklerini belirten Başkan Taban, "Genç Bakış" programları, "Ben Başkan Olsam" platformu ve liselerde yapılan anketlerle gençlerin görüşlerinin alındığını, beklentilerin doğrudan projelere yansıtıldığını ifade etti. Tüm bu çalışmaların daha da güçlendirilmesi amacıyla 2026 yılının "Gençlik Yılı" ilan edildiğini açıklayan Başkan Alper Taban, "Gençler için değil, gençlerle birlikte yol yürüyeceğiz. Söz sahibi olmayan bir gençlik, güçlü bir şehir oluşturamaz" ifadelerini kullandı. Gençlik Yılı kapsamında; gençlerin katılım ve söz hakkının artırılması, eğitim, beceri geliştirme ve istihdam destekleri, kültür, sanat ve sosyal etkinlikler, spor ve sağlıklı yaşam faaliyetleri, girişimcilik ve yenilikçilik destekleri ile gönüllülük ve toplumsal farkındalık projeleri hedefleniyor. 2026 Gençlik Yılı boyunca çalışmalar 8 ana tema altında yürütülecek. Bu temalar; akademik çalışmalar ve çalıştaylar, gençlik, spor ve grafiti festivalleri, bilgi, reels, ses ve halk dansları yarışmaları, kamp programları (Dijital Detoks Kampı gibi), girişimcilik ve ideathon çalışmaları, kültürel ve tarihi geziler, kariyer ve istihdam fuarları ile dijital platform projeleri (Genç Mobil, Genç Kart) olarak açıklandı. Sürecin ilk aşamasında gençlik alanında faaliyet gösteren STK ve topluluklarla geniş katılımlı bir toplantı yapılacağı belirtildi. Şubat ayında ise gençlerin ve uzmanların söz sahibi olacağı bir Gençlik Çalıştayı düzenlenecek. Ayrıca İnegöl Gençlik Kulübü kurulacak ve Genç Kart uygulaması hayata geçirilecek. Tarihten örnekler vererek gençliğin önemine değinen Başkan Taban, "Bu şehrin mayasında gençliğin gücü var. Bu topraklarda 16’sında şehit düşen Baykoca, 13 yaşında cepheden cepheye koşan Küçük Kamil var" dedi. Açıklamasını güçlü bir mesajla tamamlayan Başkan Alper Taban, "Buradan bir gençlik gemisi kalkacak ve bu geminin rotasını gençlik belirleyecek" ifadelerini kullandı.

Köklerimizden geleceğe: Bursa’nın 700 Yıllık Fetih Yolculuğu başlıyor Haber

Köklerimizden geleceğe: Bursa’nın 700 Yıllık Fetih Yolculuğu başlıyor

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Bursa’nın fethinin 700. yıl dönümünü yıl boyunca düzenleyecekleri etkinliklerle onurlandıracaklarını belirterek, “Bursamızın köklerinden aldığımız ilhamla, tarihten güç alarak, geleceğe güvenle bakıyoruz. Bu yüzden 700. Fetih Yılı’nı yaşanan, hissedilen ve paylaşılan bir yıl haline getiriyoruz” dedi. Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından ‘Bursa’nın Fethinin 700. Yılı’ kapsamında düzenlenecek etkinliklerin tanıtım toplantısı, Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde gerçekleştirildi. Fethin 700. yılı kapsamında yapılacak olan bilimsel, akademik ve kültürel etkinlikler hakkında bilgilerin verildiği toplantıya, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yanı sıra Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Doç. Dr. Ergül Halisçelik, Büyükşehir Belediyesi yöneticileri, programın Danışma Kurulu üyeleri, sivil toplum kuruluşları ve derneklerin temsilcileri, akademisyenler ve araştırmacılar katıldı. “BURSA, GEÇMİŞİN MİRASI, GELECEĞİN İMZASIDIR” Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, 7 asrı aşan bir hafızayı, yürüyüşü, iradeyi ve büyük medeniyeti hep birlikte geleceğe taşıma kararlılığını ortaya koymak için bir arada olduklarını söyledi. Bursa’nın 700 yıl önce başlayan büyük dönüşümünü ve yolculuğunu, köklerindeki eşsiz mirasa sahip çıkarak aynı kararlılıkla gelecek asırlara taşıyacaklarını ve miras bırakacaklarını belirten Başkan Mustafa Bozbey, “Bursa, geçmişin mirası, geleceğin imzasıdır. Bu büyük yıl dönümünü yıl boyunca düzenleyeceğimiz etkinliklerle onurlandıracağız. Kentimizin her köşesinde geçmişten geleceğe güçlü bir bağ kuracağız. 2026 yılının tamamını ‘700. Fetih Yılı’ olarak ilan ettik” diye konuştu. “BİZLER BUGÜN O ÇINARIN GÖLGESİNDE DURUYORUZ” Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanlığı bünyesinde; Bursa Uludağ Üniversitesi Tarih Bölümü’nden Prof. Dr. Zeynep Dörtok Abacı, Düzce Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Yaşayanlar ve Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Suna Çağaptay’dan oluşan Danışma Kurulu ile birlikte sürecin yönetileceğini ifade eden Başkan Mustafa Bozbey, “Hazırlıklarımızı Ekim 2024’te başlattık. Bursa’nın özellikleri ve tarihsel kimliği hakkında araştırmalar yapan bilim insanlarını kentimize davet ettik. Bu yılı sadece anma yılı olarak değerlendirmiyoruz. Hatırlama, anlama, sahiplenme ve geleceğe taşıma yılı olarak görüyoruz. 700 yıl önce bu topraklara düşen tohum, sıradan bir tohum değildi. Adaletle filizlenen, emekle büyüyen, inançla kök salan, yüzyıllara meydan okuyan bir çınarın tohumudur. Bizler bugün o çınarın gölgesinde duruyoruz. Tarihimizin yeni bir eşiğine hep birlikte adım atmanın onurunu taşıyoruz” dedi. OSMANLI’YA ÜÇ KEZ BAŞKENTLİK YAPAN ŞEHİR, BURSA Bursa’nın, fethinin 700. yılında köklerinden aldığı güçle asırlara meydan okumaya devam ettiğinin altını çizen Başkan Mustafa Bozbey, Bursa’nın dünya tarihine adını altın harflerle yazdıran bir milletin devlet olma iradesinin filizlendiği eşsiz bir kent olduğunu vurguladı. 1302 yılında Yenişehir Ovası ve çevresinin fethedilmesiyle Osmanlı’nın ilk merkezinin Yenişehir olduğunu, 1326 yılında Bursa’nın fethine kadar geçen 24 yıl boyunca Osmanlı Devleti’nin Yenişehir’de şekillendiğini, köklerini burada derinleştirdiğini anlatan Başkan Mustafa Bozbey, Bursa’nın 1326’daki fetihle birlikte bir ‘payitaht’ kimliği kazandığını anlattı. Orhan Gazi'nin, 1331’de İznik’in fethiyle birlikte şehri imar etmek ve İslam kültürünü yerleştirmek amacıyla başkenti bir süreliğine İznik’e taşıdığını hatırlatan Başkan Mustafa Bozbey, ilk Osmanlı Medresesi olan İznik Medresesi’nin de bu dönemde açıldığını ifade etti. 1335’de ise payitahtlık unvanının tekrar Bursa’ya döndüğünü belirten Başkan Mustafa Bozbey, kentin kuruluştan İstanbul’un fethine kadar geçen süreçte Osmanlı’ya üç kez başkentlik yaptığını, devletin asıl ruhunun şekillendiği yer olduğunu dile getirdi. “KÖKLERİMİZDEN GELECEĞE…” Bursa’nın sadece bir fetih kenti olmadığına, bir devlet aklının, bir yönetim anlayışının ve bir medeniyetin doğduğu merkez olduğuna dikkat çeken Başkan Mustafa Bozbey, “Yalnızca 7 asırlık takvim yapraklarını çevirmiyoruz. Aynı zamanda Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan bu uzun yürüyüşün, bu topraklarda yeşeren ortak hafızasını geleceğe taşıyoruz. Bu noktada diyoruz ki: Köklerimizden geleceğe… Biliyoruz ki köklerini unutan bir gelecek güçlü olamaz. Geçmişiyle bağ kuramayan bir yarın, kalıcı olamaz. Bursamızın köklerinden aldığımız ilhamla, tarihten güç alarak, geleceğe güvenle bakıyoruz. Bu yüzden 700. Fetih Yılı’nı; yaşanan, hissedilen ve paylaşılan bir yıl haline getiriyoruz” diye konuştu. “2026 YILINDA, ÜÇ BAŞKENT KOL KOLA OLACAK” 2026 yılı boyunca gerçekleştirilecek etkinliklerin tarihi sergilerden akademik buluşmalara, sanat etkinliklerinden çocuklara özel programlara, söyleşilerden keşif rotalarına kadar zengin ve kapsayıcı bir içerikle Bursa’nın dört bir yanına yayılacağını söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, tarihin yalnızca kitaplarda değil, sokaklarda, meydanlarda ve insan hafızasında yaşadığını hatırlattı. Bu anlayışla 700. Fetih Yılı’nı Bursa’nın sınırlarının dışına taşıdıklarının altını çizen Başkan Mustafa Bozbey, “2026 yılında, üç başkent kol kola olacak. Bursa, Edirne ve İstanbul. Üç başkent… Üç dönem… Üç büyük hikâye… Bursamızda filizlenen çınar, Edirne’de köklerini sağlamlaştırdı. İstanbul’dan şahlanarak dünyayı kuşattı. Böylesi bir tarih, dünya tarihinde çok az kente nasip olmuştur. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak Edirne ve İstanbul Büyükşehir Belediyeleri ile birlikte bu büyük mirasın sorumluluğunu omuzluyor, yıl boyunca yaşayarak ve yaşatarak gelecek nesillere aktarıyoruz” dedi. “TURİZM AÇISINDAN FIRSATA DÖNÜŞTÜRÜLMELİ” “Bu gurur hepimizin! Bu tarih hepimizin!” diyen Başkan Mustafa Bozbey, “Gelin, hep birlikte yedi asırlık bir çınarın hikâyesini kutlayalım. Gelin, Bursamızın 700. Fetih Yılı’nı 2026 yılı boyunca sürecek etkinliklerle birlikte yaşayalım, birlikte yaşatalım. Bursamızın fethinin 700. yılı, köklerimizden geleceğe uzanan bu büyük yürüyüşte hepimize kutlu olsun. Yedi asırlık çınarımızın gölgesi daim, yarınlarımız aydınlık olsun. Bursa’nın, fethin 700. yılını turizm açısından da fırsata dönüştürmesi gerektiğine inanıyorum. Bu fırsatı değerlendirmek, Bursa’yı dünyaya tanıtmak zorundayız” dedi. ÇARŞIBAŞI BÖLGESİNDE SES VE IŞIK GÖSTERİSİ Etkinlikler hakkında da bilgi veren Başkan Mustafa Bozbey, anma törenlerinin Osmanlı’nın ilk kuruluş hutbesinin okunduğu Yenişehir Kumluk Camii’ndeki mevlit programıyla başlayacağını açıkladı. Çarşıbaşı bölgesinde dijital mapping teknolojisi, müzik, ışık ve sahne sanatlarının bir araya geldiği görkemli bir görsel şölen ve kutlama programı gerçekleştirileceğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, “3-4-5 Nisan’da ’Bursa’nın Fethinin 700. Yılı Uluslararası Sempozyumu’ ve 14-15-16 Mayıs’ta ‘Topraktan Gelen Hafıza’ Anadolu Seramik Kültürü Sempozyumu düzenlenecek. İstanbul Heritage Fuarı’nın basın toplantısı da Bursa’da yapılacak. Hazırlayacağımız stantta 700. yıl etkinliklerini ve mirasa yaklaşımlarımızı aktaracağız. KUDEB aracılığıyla kentin çok katmanlı mirasının bilimsel ve denetimli restorasyon süreçleri yürütülerek gelecek kuşaklara aktarılması sağlanacak. Sur kapılarından türbelere ve saraylara uzanan bir hafıza yolculuğu sunan rota düzenlenecek” dedi. 700. YIL ANISINA ÖZEL GÜN PULU Osmanlı’nın ilk camilerinden biri olan Alaaddin Bey Camii’nin haziresinin aslına uygun olarak onarıldığını aktaran Başkan Mustafa Bozbey, ilk altı Osmanlı padişahının türbelerine yerleştirilen QR kodlar aracılığıyla Türkçe, İngilizce, Arapça sesli rehberlik hizmeti sunulacağını belirtti. Osmanlı hanedanlarına ait puşidelerin serim töreni yapılacağını ifade eden Başkan Mustafa Bozbey, “‘İktidarın yüzü, gücün sembolü’ sikke sergisi, Yoğurtçu Baba haziresi restorasyonu, Emir Sultan Cami’nin hazire-mezarlık alanı restorasyonu, Tarihi Bursa Surları Fetihkapı kazamat mahali bakım onarımı yürütülecek. ‘Hüsn-i hat ve medeniyet’ hat levhaları sergisi düzenlenecek. ‘700. yılda Ortak Bellek: Çengiç Ailesi koleksiyonu sergisi’ tanıtılacak. ‘Yansımalar’ Bursa Kent Akademisi yıl sonu sergisi hazırlanacak. ‘Kutlu Rüya’ sanal gerçeklik gezici sergisini de Bursalılarla buluşturacağız. Pınarbaşı Parkı için hazırlanan ve fethi anlatan orijinal İznik çinisi pano, 6 Nisan’daki fetih yürüyüşünün ardından törenle açılacak. 700. yıl anısına özel gün pulu yaptırıyoruz. Hazırlanan pulda, kuruluş dönemine ait ilk altı padişahın minyatür portreleri yer alacak” diye konuştu. 700. YILI ANISINA 700 ÇINAR FİDANI Bursa’nın fethinin 700. yılı anısına 700 çınar fidanı dikileceğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, Fetih Kupası adı altında Geleneksel Türk Okçuluğu Yarışması düzenleneceğini ifade etti. Bursa’nın Fethi’nin 700. yılına özel Uludağ zirve tırmanışı gerçekleştirileceğini aktaran Başkan Mustafa Bozbey, “Pınarbaşı Parkı’nda özel olarak tasarlanan zaman yolculuğu alanında çocuklar, Osmanlı dönemini oyun, canlandırma ve atölyeler aracılığıyla yaşayarak öğrenecek. UNIMA Bursa Şubesi tarafından hazırlanan ‘Fetih’ konulu gölge oyunu, yıl boyunca Karagöz Müzesi ve çeşitli dış alanlarda izleyiciyle buluşacak. 700. yıl temalı müze atölyeleri ve çocuk etkinlikleri düzenlenecek. Osmanlı mutfağı temasıyla düzenlenecek Gastronomi Festivali, 700. Yıla özel lezzetleri Bursa’nın günlük yaşamına taşıyacak. BURFAŞ sosyal tesislerinde 700. yıl menüsü adıyla Bursa’nın köklü mutfak kültürünü yansıtan ‘Osmanlı mutfağı menüsü’ eklenecek” dedi. Programın Danışma Kurulu üyeleri adına konuşan BUÜ Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Zeynep Dörtok Abacı, Bursa’nın fethiyle Osmanlı Beyliği’nin cihan devletine evrildiğini ve toprağa düşen bir tohumun asırlık çınara dönüştüğünü söyledi. Amerika, Avrupa ve Türkiye’den alanında uzman akademisyen ve araştırmacıların katılımıyla 3-5 Nisan 2026’da ‘Bursa’nın Fethi’nin 700. Yılı Uluslararası Sempozyumu'nun düzenleneceğini açıklayan Abacı, sempozyumun sonunda bir kitap hazırlanarak kent tarihine kazandırılacağını anlattı. 2026 yılı boyunca tarih, arkeoloji, edebiyat, iktisat, mimari ve sanat tarihi alanlarında çalışmalar yapan akademisyen ve araştırmacıların katılımıyla panel ve söyleşiler düzenlenerek Bursa’nın fethinden 700 yıl sonrasına kadar uzanan sürecin ele alınacağını belirten Abacı, tüm etkinliklerin Bursa’nın tarihsel ve kültürel belleğinde belirgin bir iz bırakmasını amaçladıklarını dile getirdi. Soru cevap bölümünün ardından Tiyatro Şube Müdürlüğü tarafından Orkestra Şube Müdürlüğü’nün katkılarıyla ‘Gök Kubbenin Altında Bir Gümüş Kubbe’ eserinin sunumu gerçekleştirildi.

Bursa ve Litvanya arasında stratejik zirve: "Ortak projeler yolda" Haber

Bursa ve Litvanya arasında stratejik zirve: "Ortak projeler yolda"

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Litvanya Ankara Büyükelçisi Marius Janukonis’i Tarihi Belediye Binası’nda ağırlayarak kültür, yenilenebilir enerji ve atık su yönetimi konularında fikir alışverişinde bulundu. Litvanya Ankara Büyükelçisi Marius Janukonis, Misyon Şefi Yardımcısı Dalija Ignataviciute ve Litvanya Bursa Fahri Konsolosu Berat Tunakan’ı Heykel’deki Tarihi Belediye Binası’nda ağırlayan Başkan Mustafa Bozbey, konuklara Bursa’nın tarihi ve ekonomik potansiyeli hakkında bilgi verdi. Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Emin Direkçi’nin de yer aldığı ziyarette, iki ülke arasındaki bağların kuvvetlendirilmesi ve ikili ilişkiler ele alındı. Litvanya ile Bursa arasındaki bağların 1930’lara kadar dayandığını ve iyi bir ticari bağ kurulduğunu ifade eden Başkan Mustafa Bozbey, ülke olarak Litvanya’ya büyük önem ve değer verdiklerini söyledi. Kentler arasında işbirliği oluşturma arzusunda olduklarını söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, "Kentlerin planlanması noktasında birbirimize destek olabiliriz. Aynı zamanda iyi uygulama örneklerini de birbirimizle paylaşabiliriz. Kültürel köprülerimizi güçlendirebilir, geleceğin en kritik başlıkları olan yenilenebilir enerji ve atık su yönetimi konularında işbirliği yapabiliriz. Litvanya’nın bu alanlardaki tecrübeleri ile kentimizin projelerini birleştirecek fırsatlarını değerlendirebiliriz" dedi. Litvanya Ankara Büyükelçisi Marius Janukonis, Türkiye ile Litvanya arasındaki tarihi ilişkilerden bahsederken iki ülke ve Bursa arasındaki ilişkileri geliştirerek ortak projeler geliştirmek istediklerini söyledi. Eğitim teknolojisi ve yüksek teknoloji konularında iki ülke işbirliğiyle yapılacak çalışmaların olabileceğini anlatan Janukonis, Türkiye ile Litvanya’nın 100. yılını kutlayacaklarını hatırlattı. Litvanya’da Bursa ile ortaklık kurabilecek birçok kentin olduğunu anlatan Janukonis, Bursalı iş insanlarını ve kültür elçilerini birçok potansiyel barındıran Litvanya’ya davet etti.

BULTÜRK, Bursa’da şube açıyor Haber

BULTÜRK, Bursa’da şube açıyor

Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneği (BULTÜRK) Genel Başkanı Rafet Ulutürk, Bursa’da yoğun talep üzerine şube açma kararı aldıklarını açıkladı. Ulutürk, kısa süre içerisinde siyasi çekişmelerin dışında, politize olmamış, şeffaf, güvenilir ve temsilde etkili bir yapıyla, dağınık halde bulunan Bulgaristan Türklerini ortak bir çatı altında toplamayı hedeflediklerini söyledi. “BURSA, BİR BALKAN ŞEHRİDİR” Bursa’da çeşitli temaslarda bulunan Başkan Ulutürk, kentin Bulgaristan Türkleri açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek şunları söyledi: “Bursa her ne kadar Anadolu’da yer alsa da demografisi, kültürü, ekonomisi ve sosyal yaşamıyla tam anlamıyla bir Balkan şehridir. Dolayısıyla yalnızca Bulgaristan Türkleri’nin değil, tüm Balkan Türkleri ve Müslümanlarının kalbi Bursa’da atmaktadır. Rumeli camiasına yön veren en önemli şehirlerden biri olmuştur ve bu durum tarih boyunca hiç değişmemiştir.” “SOYKIRIM MAĞDURLARI VE BELENE GAZİLERİ KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR” Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği’nin 20. Olağan Genel Kurulu için Bursa’ya geldiklerini belirten Ulutürk, kongre öncesi ve sonrasında Bulgaristan Türkleri’nin kanaat önderleri, iş insanları ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle kapsamlı görüşmeler yaptıklarını ifade etti. Bu görüşmelerde camianın her geçen gün etkisini kaybettiğine ve parçalanmış bir yapıya dönüştüğüne dair ciddi kaygılar dile getirildiğini vurgulayan Ulutürk, şu ifadeleri kullandı: “Yıldırım Belediyesi Yunus Emre Spor Kompleksi önünde, 1984 soykırımı mağdurlarımızın ve Belene Gazilerimizin saatlerce soğukta ve yağmur altında bekletildiğine şahit olduk. Bu insanlar her türlü kongrenin, siyasi hesabın ve kişisel planın üzerindedir. Bizler bu dava için varız. Bu davanın gerçek kahramanları onlardır. Onlar olmasaydı ne BULTÜRK olurdu ne de BALGÖÇ.” “ÖNCE DAVA, ÖNCE CAMİA” Sivil toplum kuruluşlarının önceliğinin temsil ettikleri insanlar olması gerektiğini vurgulayan Ulutürk, 22 yıldır Bulgaristan Türkeri’nin ticarette, siyasette ve bürokraside daha fazla yer alması için çalıştıklarını belirtti. “Bu hedefler hiçbir zaman kişisel çıkarlarla örtüşmedi. Ne bir kişinin ne de bir grubun menfaati, Bulgaristan Türkeri’nin menfaatinden önemli değildir. Bursa’da yaptığımız görüşmelerde, kurumsal yapıların zayıfladığı, buna karşın kişisel hesapların öne çıktığı yönünde ciddi geri dönüşler aldık.” TALEP BURSA’DAN GELDİ BULTÜRK’ün bugüne kadar Bursa’da şubeleşmeyi planlamadığını ifade eden Ulutürk, bu kararın tamamen Bursa’daki Bulgaristan Türkleri’nin talebiyle şekillendiğini vurguladı: “Bursa’da güçlü STK’ların ve SİAD’ların varlığı nedeniyle yeni bir yapıya ihtiyaç olmadığını düşünüyorduk. Ancak görüştüğümüz her hemşerimiz aynı sorunları dile getirdi. Şubeleşme fikri ilk kez bu görüşmeler sırasında gündeme geldi. Bu talep bizden değil, Bursalı Bulgaristan Türklerinden geldi.” BİRLİK VE BERABERLİK VURGUSU İstişare toplantılarında önemli mesafe kat ettiklerini belirten Ulutürk, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Bursalı hemşerilerimiz; günlük siyasi çekişmelerden uzak, şeffaf, güvenilir ve temsilde güçlü bir yapı istiyor. Genel Merkezimizin ilke ve ülküleri doğrultusunda, ancak kendi tüzüğü ve yapılanmasıyla, dağınık halde bulunan Bulgaristan Türkleri’ni bir araya getirecek bir yapı için çalışıyoruz. Kısa süre içerisinde somut adımlar atacağız.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.