SON DAKİKA
Hava Durumu

#Lezzet

Söz Bursa - Lezzet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Lezzet haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İster dilimle ye, ister kızart! Bu pidenin şekli de sunumu da çok farklı Haber

İster dilimle ye, ister kızart! Bu pidenin şekli de sunumu da çok farklı

Sakarya'nın köklü mutfak kültüründe önemli bir yere sahip olan ve sadece Ramazan aylarında fırın tezgahlarını süsleyen "halka pide", sahur sofralarının vazgeçilmezi olmaya devam ediyor. Şekliyle dikkat çeken ve Sakarya dışında bilinmeyen bu geleneksel lezzet, kıymalı pideden sonra en çok tercih edilen ürünlerin başında geliyor. 400 gramı 40 liradan alıcı bulan halka pide, hem yerel halk hem de şehre sonradan taşınmış insanların yoğun ilgisini görüyor. Sakarya'da Ramazan ayına özel üretilen Halka pide, sahur sofralarını süslemeye devam ediyor. Fırınlarda günde ortalama 200-250 adet üretilen halka pide, normal Ramazan pidesinden farklı bir teknikle hazırlanıyor. Pide hamuruyla benzer içerikte olmasına rağmen daha yuvarlak bir formda hazırlanan ve daha az pişirilen bu özel lezzet, sahur vakitlerinde dilimlenerek tüketiliyor. Birçok vatandaş ise bu pideyi evlerinde kıyma veya ekşimik gibi malzemelerle doldurup yağda kızartarak sahur sofralarına farklı bir tat katıyor. Fiyatı ise 400 gramı 40 liradan satışa sunuluyor. "GENELLİKLE SAHURDA TÜKETİLİYOR" Halka pidenin tarihi serüvenini ve vatandaşların ilgisini anlatan fırıncı Levent Gündüz, "Sadece Ramazan ayına özel bir lezzet; kıymalı pideden sonra ikinci sırada geliyor. Halka pidenin normal pideden farkı sadece şekli. Pide hamuru ile neredeyse aynı hamurdan yapılıyor ancak biz bunu biraz daha yuvarlak şekilde hazırlıyoruz ve pide kadar fazla pişirmiyoruz. Genellikle sahurda tüketiliyor. Müşterilerimiz bunu dilimleyerek yiyebildiği gibi, içini açıp kıyma veya ekşimik doldurarak yağda kızartıp da tüketebiliyor. Bu, eskilerden gelen bir lezzet olduğu için nesilden nesile aktarılmaya devam ediyor" dedi. "GÜNDE 250 ADET ÜRETİYORUZ" Sakarya dışından gelen vatandaşların ürünü gördüklerinde şaşırdıklarını belirten Gündüz, "İnsanlar merak ediyor, görüyor ve araştırıyorlar. Komşusunda tadıp beğenenler oluyor. Sakaryalı olmayan vatandaşlar da bu farklı ürünü görünce şaşırıyor, merak edip alıp deniyorlar. Günde ortalama 200-250 civarında halka pide çıkartıyoruz. Fiyat olarak ise 400 gramını 40 liradan satışa sunuyoruz. Kıyaslamak gerekirse; normal 600 gramlık Ramazan pidemiz 60 lira. Sakarya halkının severek tükettiği bu geleneksel tadı yaşatmaya devam ediyoruz" diye konuştu.

Lahmacun değil "Antep lahmacunu": Soğan giremez, sarımsaksız olmaz! Haber

Lahmacun değil "Antep lahmacunu": Soğan giremez, sarımsaksız olmaz!

Gaziantep'in önemli lezzetlerinden olan ve Avrupa Birliği (AB) tarafından coğrafi işaret alarak tescillenen ‘Antep Lahmacunu' kentte kıyma, maydanoz, sarımsak, domates, biber ve çeşitli baharatlarla hazırlanıyor. Çok eski bir Anadolu yiyeceği olan ve yaklaşık 300 yıldır da sevilerek tüketilen lahmacun Gaziantep'te günlük yemeklerde, törenlerde, cenazelerde, pikniklerde ve Ramazan ayında iftar sofralarında sıklıkla tüketilen yiyeceklerin başında geliyor. LAHMACUNA SOĞAN YERİNE SARIMSAK KONULUR Gaziantep'in vazgeçilmez lezzetleri arasında yer alan, diğer lahmacun çeşitlerinden farklı olarak soğan içermeyen ve en önemli özelliği ise sarımsaklı olması ‘Antep Lahmacunu' içeriğinde kullanılan sebze, baharat ve sunum açısından diğer lahmacunlardan ayrılıyor. Koyun eti, domates, maydanoz, kırmızı ve yeşil biber ile farklı bir tada ulaşan lahmacun, lokantalarda ya da mahalle fırınlarında pişiriliyor. GEVREK OLARAK TÜKETİLİYOR Gastronomi dalında UNESCO'nun "fark oluşturan şehirler ağına" dahil edilen ve Türkiye'nin en zengin mutfaklarından birine ev sahipliği yapan Gaziantep'in AB tescilli lezzeti lahmacun merdane ile açılmış hamurun üzerine zırh ile kıyma haline getirilen kuzu eti ve diğer sebzelerle hazırlandıktan sonra taş fırınlarda pişiriliyor ve gevrek olarak tüketiliyor. Antep Lahmacunu için kuzu etinin döş ve kaburga kısımları kullanılırken, taş fırında 4-5 dakikada pişen lahmacun tüketime hazır hale geliyor. Sıcak olarak servis edilen, ayran ve çeşitli yeşillikler ve limon ile servis edilen lahmacunun tanesi ise 100 TL'den satılıyor. Antep lahmacununa konulan sarımsak, lahmacunu daha lezzetli hale getirirken, Ramazan ayında iftar sofralarının vazgeçilmez lezzetleri arasında yer alıyor. "GAZİANTEP'TE LAHMACUN SARIMSAKLI YAPILIR" Lahmacunun yapımıyla ilgili bilgi veren restoran işletmecisi Şükrü Savun, "Gaziantep'te biz lahmacunu bol sarımsakla yaparız. Gaziantep'te lahmacunu sarımsak, maydanoz, kırmızı ve yeşil biber, domates, kuzu etinin döş ve kaburga kısımları ile yaparız. Bazı illerde lahmacunu soğan ile yapıyorlar ve farklı sebze koyuyorlar. Gaziantep'te lahmacun atalarımızdan bu yana sarımsaklı yapılır. Gaziantep'te biz lahmacunun sebzesini zırhta çekeriz. Sonra da etini çekeriz. Et ile sebzeyi birbirine karıştırırız. Güzel bir karışım olur ve bu karışımın sonrasında ‘Antep Lahmacunu' olur" dedi. "ZIRHLA ÇEKİLEN ET VE SEBZE SUYUNU BIRAKMAZ" Zırhta çekilen lahmacun malzemesinin daha lezzetli olduğunu belirten Savun, "Çünkü zırhla çekilen et ve sebze suyunu bırakmaz. Etin suyu ve sebzelerin suyu içerisinde kalır. ‘Antep Lahmacun'u Avrupa Birliği tarafından tescillenen bir lezzettir. Gaziantep'te lahmacuna büyük bir ilgi var. Öğle veya akşam yemeklerinde her yemekten önce lahmacun yenilir. Ramazan ayında da lahmacun sofralardaki yerini alır" ifadelerini kullandı. "RAMAZAN AYINA ÖZEL OLARAK FINDIK LAHMACUN YAPIYORUZ" Gaziantep'te lahmacunun pide ekmek boyunda yapıldığını belirten Savun, Ramazan ayına özel olarak ise "fındık lahmacun" yaptıklarını anlatarak, "Fındık lahmacunu bir lahmacunun yarım yumağından yapıyoruz. Fındık lahmacun bu ayda tadımlık oluyor. İnce ve gevrek bir şekilde fındık lahmacun yapıyoruz ve Ramazan ayında lahmacun iftar sofralarının vazgeçilmez lezzetlerindendir" şeklinde konuştu. "SARIMSAK LAHMACUNA AYRI BİR LEZZET VE TAT VERİR" Vatandaşlardan Şevki Yılmaz ise, "Bir lahmacun sevdalısı olarak lahmacunu çok seviyoruz. Kebap, içli köfte, yuvalama ve diğer yemeklerimiz güzel ama lahmacunu ayrı seviyorum. Lahmacunu sevdiren en büyük özelliği ise sarımsakla yapılması. Lahmacuna soğan girmez. ‘Antep Lahmacunu' sarımsaklı olur. Sarımsak lahmacuna ayrı bir lezzet ve tat verir. Soğanlı lahmacun biraz fazla kaldığında koku yapar ama ‘Antep Lahmacunu' sarımsakla yapıldığı için 1-2 günde kalsa koku yapmaz" diye konuştu.

Somuncu Baba’nın izinde: Osmangazi’de geleneksel ekşi maya yolculuğu Haber

Somuncu Baba’nın izinde: Osmangazi’de geleneksel ekşi maya yolculuğu

Osmangazi Belediyesi, Somuncu Baba Evi, Fırını ve Kültür Merkezi’nde düzenlediği atölye çalışmasıyla vatandaşları geleneksel ekşi maya ile doğal ekmek kültürüyle buluşturdu. Osmangazi Belediyesi tarafından gerçekleştirilen "Somuncu Baba’nın İzinde Tasavvuf Sohbetleri ve Ekmek Yapım Atölyesi" kapsamında katılımcılara ekşi mayanın yapım süreci uygulamalı olarak anlatıldı. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte 4. Kuşak Ekmek Ustası Hakan Doğan; ekşi mayanın hazırlanması, çoğaltılması, muhafaza edilmesi ve kuşaktan kuşağa aktarılmasıyla ilgili bilgilerini paylaştı. Doğan, katılımcılara evlerinde ekşi maya hazırlamanın püf noktalarını gösterirken, etkinlik sonunda ekşi mayalı ekmeklerden lokma ikramında bulundu. "EKMEK PARMAK İZİ GİBİDİR" Ekmeğin en önemli sırrının sabır olduğunu vurgulayan Doğan, "Ekmeğin tek bir püf noktası var, o da sabır. Sabrınız varsa ekmeği yaparsınız, yoksa hiç bu işe girişemezsiniz. Onun dışında her şeyi ekmek size öğretir. Ekmek parmak izi gibidir, bir yaptığınız ekmeğin aynısını bir daha yapamazsınız. Ekşi maya da öyle, bulunduğu ortama göre değişiklik gösterir. Bir gramında milyonlarca canlı yaşıyor. O canlının ne kadar olduğu, ne kadar artırdığına göre sürekli lezzet değişiyor. Havaya, suya, una ve mayanın canlı yapısına göre lezzeti sürekli farklılaşır" ifadelerini kullandı. Etkinliğe katılan vatandaşlar ise hem geleneksel yöntemleri yerinde öğrenmenin hem de uygulamalı deneyim kazanmanın kendileri için çok değerli olduğunu vurguladı. Aynı zamanda Osmangazi Belediyesi’ne teşekkür eden katılımcılar, ekşi maya ve doğal ekmek yapımı konusunda önemli bilgiler edindiklerini, artık evlerinde kendi ekmeklerini yapabileceklerini paylaştı.

125 yıllık gelenek gençlerin gözdesi oldu: Dondurmalı irmik helvası dünyayı sarıyor. Haber

125 yıllık gelenek gençlerin gözdesi oldu: Dondurmalı irmik helvası dünyayı sarıyor.

Bursa'nın İnegöl ilçesinde 125 yıllık tarihe sahip bir helvacının 4'üncü kuşak temsilcisi Cihan Bozacılar, yüzlerce yıllık tarihe sahip geleneksel Türk tatlısı olan irmik helvasını 2017'de dondurmayla bir arada sunmaya başlayarak, gençlerin tüketim alışkanlıklarına girmeyi başardı. Çocukluğu tezgah başında helva satarak geçen 40 yaşındaki Bozacılar, bugün 400'e yakın şubesiyle milyonlarca kişiye klasik, Antep fıstıklı, Dubai çikolatalı, meyveli irmik helvası yediriyor. Yaş ortalamasını düşüren, çocuklara bile irmik helvasını sevdiren Bozacıoğlu, Türkiye ve 20 ülkede 400'e yakın şubesinde dondurmalı irmik helvası yedirirken, şube ağını genişletmeyi hedefliyor. Helvacı Ali Yönetim Kurulu Başkanı Cihan Bozacılar, hikayelerinin 1892 yılında ilk kuşak dedeleri olan İdris Efendi'nin Yugoslavya (Kosova) Prizen'den İnegöl'e göç etmesiyle başladığını söyledi. Bozacılar, İdris Efendi tarafından ilk helva, boza ve şıra dükkanının 1900'de İnegöl'de açıldığını anlatarak, "Helvacı Ali'nin isim babası ise 1919 yılında doğan 2. kuşak dedemiz Ali Bozacılar oldu. Uzun yıllar sürdürdüğü helvacılığı oğlu Şadan Bozacılar'a devretti ve bu köklü miras babamdan da bana aktarıldı" dedi. Tahin helvası ve yaz helvası gibi katı helva grubunun üreticisi olduklarını dile getiren Bozacılar, 125 yıllık dükkanlarında aynı lezzet ve kaliteyle bugünlere geldiklerini kaydetti. ÇOCUKLUĞU TİCARETİN İÇİNDE GEÇTİ Dedesinin yönlendirmesiyle çocukluğunun tatlı tezgahında helva satarak geçtiğini aktaran Bozacılar, 40 yaşında olduğunu ve tüm hayatının helvanın içinde geçtiğini söyledi. Zamanla irmik helvası ve diğer bazı tatlıların da üretim ve satışına başladıklarını anlatan Bozacılar, "Ticaretin Türkiye'deki merkezlerinden olan İnegöl'de bulunmak bizim için bir şanstı. Yeni bir şeyler yapmamız gerekiyordu. Mobilyanın merkezindeyiz. Herkes sürekli yeni ürünlerle tüketicilerin karşısına çıkıyor. Bizim de yeni, kalıcı ve sevilen bir ürüne ihtiyacımız vardı" ifadesini kullandı. Katı helvaların özellikle tahin helvasının sezonluk olduğunu belirten Bozacılar, şöyle konuştu: "Tam zamanlı helva tüketimini nasıl oluştururuz diye düşündük, çalıştık ve katma değerli bir ürün ortaya koyduk. Osmanlı'dan gelen kültürel mirasımız olan irmik helvasını dondurmayla buluşturduk. İrmik helvası genellikle Ramazan ayında iftar sonrasında tüketilen bir tatlı türü. Anadolu'da düğün yemeklerinde de sıkça tüketiliyor. Biz bu geleneksel tatlıyı dondurmayla kolay sunum halinde planladık. 2017 yılında ikinci şubemizi İnegöl'de açtık ve dondurmalı irmik helvası hikayesi de böyle başladı." HELVA TÜKETİM YAŞ ORTALAMASI DÜŞTÜ Normalde tahin helvasının, yaz ve irmik helvasının genel tüketim yaş ortalamasının yukarıda olduğunu belirten Bozacılar, "Gençlere bu tatlıyı tükettirmek kolay değildi. Dondurmalı hale gelince tüketici yaşını çok aşağılara çektik. Çocuklar ve gençler dondurmalı irmik tatlısını çok sevdi" dedi. Gıdada hızlı tüketim çağında olunduğunu dile getiren Bozacılar, "İnsanlar yemeğini, tatlısını hızlıca tüketip işlerini halletme telaşında. Elbet yemek ayrı bir kültür, sohbeti, buluşmaları, iş görüşmeleri açısından önemli. Ancak hızlı tüketimde tatlının yeri azdı. Biz hızlı gıda tüketimine dondurmalı irmik helvasını da soktuk. Ayakta kase içinde tadımlık özel bir lezzet oldu" diye konuştu. Dondurmalarının keçi sütünden olduğunu vurgulayan Bozacılar, "Dondurmanın formülü bize ait, ürettiriyoruz. İrmiği de hep aynı güvenilir yerlerden kaliteli olarak tedarik ediyoruz. Bizde lezzetin sürdürülebilir olması ve bozulmaması çok önemli" ifadesini kullandı. GELENEKSEL TÜRK TATLISI ABD'DE TÜKETİLİYOR Zamanla irmik helvasını çeşitlendirdiklerini belirten Bozacılar, klasik irmik helvası yanında, cennet çamuru denilen Antep fıstıklı, lotuslu, sade çikolatalı, Dubai çikolatalı ve meyveli sultan çeşitlerinin bulunduğunu anlattı. Dubai, Katar, Almanya ve ABD gibi yurt dışında birçok noktada şubelerinin bulunduğunu aktaran Bozacılar, şöyle devam etti: "Şu an 20 ülkede satışımız var. Türkiye ve yurt dışında lokomotif ürünümüz klasik irmik helvası. Bunu cennet çamuru içerikli ürünümüz izliyor. Kanada'da mesela en çok bu ürünümüz tüketiliyor, ilgi görüyor. ABD gibi bir ülkede geleneksel tatlımızın, irmik helvasının tüketilmesini sağlamak bizi çok mutlu ediyor. Dubai'de, Katar'da, Kuveyt'te üst düzey yöneticilerin, yüksek statüdeki kişilerin bile bizim tatlımızı yediklerini duyuyoruz, mutlu oluyoruz" Bozacılar, Türkiye'de 81 ilde 300'ün üzerinde şubelerinin bulunduğunu belirterek, yurt dışındakilerle 400'e yakın şubeyle hizmet sunduklarını söyledi. Kasede sundukları tatlılarının İstanbul'dan Kars'a, Adana'dan Samsun'a her yerde aynı fiyatta olduğuna dikkati çeken Bozacılar, "Kendi tatlı kültürümüzü yurt dışında da sunmak çok keyifli. Şubelerimizle 4-5 bin kişiye istihdam sağlamış olduk. Ticari hareket sağladık ve bu bizi mutlu ediyor." dedi. Bozacılar, geleceğe yatırım kapsamında İnegöl'de 14 bin metrekarelik yeni bir üretim yerinin inşasına başladıklarını belirterek, "Dünyanın olabildiğimiz her yerinde olmayı hedefliyoruz. Kimsenin inanmadığı bir işi başarmak çok önemli. Helvayı ABD'de bile satıyor olmak bence çok önemli." ifadesini kullandı.

Kış aylarının doğal şifası: Protein ve B12 deposu Muş Büryanı Haber

Kış aylarının doğal şifası: Protein ve B12 deposu Muş Büryanı

Odun ateşinde tandırda uzun saatler pişirilen Muş büryanı; yüksek protein, B12 ve demir içeriğiyle kış aylarında vatandaşların vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Doğu Anadolu’nun önemli lezzetlerinden biri olan Muş büryanı, tandırda doğal yöntemlerle pişirilmesi ve besleyici özellikleriyle sofralarda özel bir yere sahip olmaya devam ediyor. Genellikle kuzu etinden hazırlanan büryan, odun ateşiyle ısıtılan kuyulu tandırlarda uzun süre pişirilerek servis ediliyor. Katkısız ve kendi yağıyla pişmesi sayesinde hem doğal hem de yoğun aromalı bir lezzet sunan büryan, yüksek kaliteli protein içeriğiyle özellikle fiziksel olarak aktif bireyler için önemli bir besin kaynağı olarak görülüyor. Muş’un yöresel değerleri arasında önemli bir yere sahip olan büryan, hem damaklara hitap eden eşsiz tadı hem de besleyici yönüyle kentte yoğun ilgi görmeye devam ediyor. Beslenme Uzmanı Diyetisyen Büşra Balaban, kuzu etinden yapılan büryanın B12 vitamini ve demir bakımından zengin olduğuna dikkat çekerek bağışıklık sistemini desteklediğini, enerji verdiğini ve uzun süre tokluk sağladığını ifade etti. Balaban, büryanın yağ oranı nedeniyle ölçülü tüketilmesi gerektiğini vurgulayarak, "Büryan, Doğu Anadolu Bölgesi’ne özgü geleneksel pişirme yöntemiyle hazırlanan sağlıklı ve katkısız doğal bir et yemeğidir. Özellikle kış aylarında vatandaşlar tarafından tercih edilmektedir. Doğru ve dengeli porsiyonlarla tüketildiğinde, kültürel mirasımızın sağlıklı ve değerli bir parçası olarak öne çıkmaktadır. Afiyet olsun" dedi. Büryan ustası Metin Göçmen, yaklaşık 40 yıldır bu mesleğin içinde yer aldığını ve 20 yılı aşkın süredir kendi işletmesinde büryan yaptığını belirterek, "40 yıldır bu sektörün içindeyim. Yirmi seneden fazladır kendi işimi, yani büryan işini yapıyorum. Büryan çok zahmetli ama bir o kadar da zevkli ve güzel bir iştir. Mesela sabah saat 05.00’te kalkıyoruz. Etimizi bir gün önceden hazırlayıp buraya getiriyoruz ve etlerimiz iki saat suda bekliyor. Bu esnada tandırımız yanıyor. O sırada etlerimizi tuzlu suda dinlendiriyoruz. Tandır köz haline geldiğinde etimizi asıyoruz. İçeride buhar oluşmaya başlayınca etler tandıra giriyor. Ortalama içeride kalma ve pişirme süresi üç saattir. Genel olarak büryan hazır olana kadar yaklaşık 6 saatimizi alıyor. Ondan sonra satışa başlıyoruz. Tabii bunun püf noktaları vardır. Et suda beklerken kendini temizler. Ama işin en önemli püf noktası tandırdır. Tandırın ısısının dengeli bir şekilde ayarlanması gerekir. Çok yanarsa büryan kurur, az yanarsa sulu kalır. Yani püf noktası tamamen tandırdır. Saat 11.00’de tandırı açıyoruz ve satışımız başlıyor. Ondan sonra servisimize devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. Büryan yemeye gelen vatandaşlardan Kutbettin Toplu ise "Metin Usta’nın yaptığı büryan, şu anda Doğu Anadolu Bölgesi’nin en iri ve en kaliteli büryanları arasında yer alıyor. Görüntüsünden ve renginden bile kalitesi anlaşılıyor. Gerçekten çok lezzetli ve özenle hazırlanmış. Bu yüzden Metin Usta’nın ellerine sağlık. Biz de sürekli gelip yiyeceğiz. Bir değil, iki değil, üç hatta dört porsiyon bile yenilecek kadar kaliteli yapıyorlar. Çünkü burada kaliteye gerçekten önem veriliyor" diye konuştu.

Diyarbakır'da bayramda 50 ton tescilli ciğer kebabı tüketildi Haber

Diyarbakır'da bayramda 50 ton tescilli ciğer kebabı tüketildi

Hitit, Urartu, Asur, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı'nın da aralarında olduğu 33 medeniyete ev sahipliği yapan Diyarbakır, Ramazan Bayramı tatilinde yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı oldu. Bayram tatilinde rotasını medeniyet şehrine çeviren ziyaretçiler, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan tarihi surlar, İçkale Müze Kompleksi, İslam aleminin 5. Harem-i Şerif'i kabul edilen Ulu Cami, Ongözlü Köprü, Sülüklü Han, Deliler Hanı ve Hasanpaşa Hanı gibi çok sayıda tarihi ve kültürel mekanları görüp gezme fırsatı buldu. Otel ve işletmelerde yoğunluk yaşanırken ziyaretçiler, yemek olarak en çok tescilli ciğer kebabına rağbet gösterdi. Bayram tatilinde kentte 50 tona yakın ciğer tüketimi oldu. Diyarbakır Lokantacılar, Kebapçılar ve Tatlıcılar Esnaf Odası Başkanı Haşim Elkaan, ciğerin geçen yıl olduğu gibi bu yıl da yüz güldürdüğünü belirterek, "Geçen yıl 3 gün Ramazan Bayramı süresince satışımız 24 tondu. Bu yıl açıklanan 9 günlük tatil süresince 50 tona yakın bir ciğer tüketimi oldu. Bu da demektir ki ciğer yine Türkiye genelinde vazgeçilmez bir tat oldu. Bizi sevindiren ise memleketimize uğrayan yerli, yabancı turistler ciğerimizin tadına bakmadan gitmiyor. Demek ki Diyarbakır'ımızın ciğeri kendini kanıtlamış. Biz olaya ciğer olarak bakmıyoruz. Ciğerimiz her ne kadar tüketimi fazla olsa da, memlekete katma değeri de bir o derecede yüksektir" dedi. Ciğerci ustası Onur Erdin ise ciğer bayramı yaşandığını söyledi. Erdin, "Ramazan Bayramı dolayısıyla 9 günlük tatil vardı. Tatilden dolayı bayağı yoğunluk vardı. Diyarbakır'a turistlerin akın ettiği bir bayram havası yaşıyoruz. Şu an resmen Diyarbakır olarak biz ciğer bayramı yaşıyoruz. Bizim mekânda 3 ton ciğer sattığımızı iddia ediyoruz" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.