SON DAKİKA
Hava Durumu

#Mahremiyet

Söz Bursa - Mahremiyet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mahremiyet haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Savunma hakkında kritik eşik: "Avukatın sesi kesilirse vatandaşın nefesi kesilir" Haber

Savunma hakkında kritik eşik: "Avukatın sesi kesilirse vatandaşın nefesi kesilir"

Adalet Bakanı tarafından verildiği belirtilen talimatla; tutukluların avukatlarıyla yaptıkları görüşmelere sınırlama ve denetleme getirilmesine yönelik yasal çalışma başlatıldığı bilgisi kamuoyuna yansıdı. Söz konusu hazırlık, uluslararası hukuk normları ve bağımsız savunma ilkeleri çerçevesinde tartışmaya açıldı. ULUSLARARASI NORMLAR "MAHREMİYET" DİYOR Hukuki çerçeveye göre; AİHM içtihatları ve 2025 yılı "Avukatlık Mesleğinin Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi" devletlere şu sorumlulukları yüklüyor: Avukatların müvekkillerine hızlı ve etkili erişimi sağlanmalıdır. Görüşmeler baş başa, mahremiyet içinde ve herhangi bir dinleme/kayıt olmaksızın yapılmalıdır. Avukatlar, müvekkilleriyle ilgili bilgileri açıklamak veya kanıt olarak sunmak zorunda bırakılmamalıdır. "HİÇBİR GÜCE BOYUN EĞMEYECEĞİZ" Tüm hukuksal yaklaşım ve normlara rağmen, savunma hakkını kısıtlamaya yönelik çalışmaları kabul etmediklerini belirten hukukçular, kamuoyuna şu mesajı verdi: "İnsanlığın gözyaşları ve çektiği ızdırapların sona ermesi için en çok avukatların mücadele ederek hukuk sistemine kazandırdıkları bu kuralların geriletilmesini kabul etmiyoruz. Hukukun üstünlüğü ve insanlık onuru mücadelesinde geri adım atmadan, hiçbir güce boyun eğmeden devam edeceğiz." "HAK KUVVETTEN ÜSTÜNDÜR" Açıklamanın en dikkat çekici kısmında ise savunmanın toplum için hayati önemine değinilerek; "Avukatın sesi kesilirse vatandaşın nefesinin kesileceğinin bilinciyle, 'hak kuvvetten üstündür' diyerek adalet mücadelesine devam edeceğiz" ifadeleri kullanıldı.

Milli Eğitim Bakanı Tekin’den "Siber Zorbalık" mesaisi: Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile dijital kalkan geliyor! Haber

Milli Eğitim Bakanı Tekin’den "Siber Zorbalık" mesaisi: Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile dijital kalkan geliyor!

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), toplumda karşı karşıya kaldığımız bütün sorunların çözümü noktasında rol üstlenmek zorunda olan bir bakanlık ve bu kapsamda milli birliğimizin ve beraberliğimizin temin edilmesinde hem sağlıklı bir toplum, huzurlu bir toplum inşa edebilme sürecinde yoğun bir çaba içerisindeyiz" dedi. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından medya içeriklerinde siber zorbalıkla mücadelede farkındalığın artırılması amacıyla ‘Siber Zorbalığa Karşı Dayanıklılık ve Empati Odaklı Yaklaşım' çalışmasının sonuç toplantısı düzenlendi. Ankara'da özel bir otelde gerçekleştirilen toplantıda konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, siber zorbalık konusunda RTÜK ile birlikte çalıştıklarını ve bu kapsamda MEB müfredatında medya okuryazarlığı ile ilgili programlara yer verdiklerini belirtti. Tekin, "MEB, toplumda karşı karşıya kaldığımız bütün sorunların çözümü noktasında rol üstlenmek zorunda olan bir bakanlık ve bu kapsamda milli birliğimizin ve beraberliğimizin temin edilmesinde hem toplumumuzun sağlıklı bir toplum, huzurlu bir toplum inşa edebilme sürecinde yoğun bir çaba içerisindeyiz. Medya okuryazarlığı konusunda öğrencilerimizde bir farkındalık oluşturmak amacıyla RTÜK ile ortak bir proje başlamıştık. Bunu iki boyutla yapmıştık. Bir tanesi MEB'in müfredatında medya okuryazarlığı ile ilgili farkındalığı arttıracak programlara yer vermek, ikincisi de MEB bünyesinde ‘1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek' talebe hakkında kanun kapsamında yurt dışında dijital medyanın da dahil olduğu, medya okuryazarlığı konusunda lisansüstü eğitim yapmak üzere iletişimci arkadaşları yurt dışına gönderme sürecini başlatmıştık. Bunun devamında da geçtiğimiz yıl eğitim öğretim süreçlerimizde ciddi bir değişiklikle gündeme aldığımız ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli' adıyla kamuoyunda bilinen öğretim programlarında yaptığımız değişikliklerle bu kapsamda 9 farklı okuryazarlık türünü programlarımızın içerisine dahil ettik. Bunlardan bir tanesi yine medya okuryazarlığı. Onu RTÜK ile beraber yürütüyoruz" diye konuştu. "İNSANIN HAYATI KENDİLİĞİNDEN BİR DÜZEN İÇERİSİNDE ARTMIYOR" Siber zorbalığın dijital dünyanın gelişmesi olduğu kadar başka problemlerden de kaynaklandığını ifade eden Tekin, "Her ne kadar bugün burada RTÜK'ün organize ettiği programdan siber zorbalık, dijital güvenlik ve koruyucu mekanizmalar başlığı altında konuşuyor olsak da ben bu meselenin aslında çağın ürettiği zihniyet ikliminden ayrı bir biçimde okunmaması gerektiğini düşünüyorum. İnsanın hayatı kendiliğinden bir düzen içerisinde artmıyor. İnsanı insan kılan, iradesine istikamet kazandıran, hürriyet ile hevesi birbirinden ayırmasını sağlayan bir çerçeveye ihtiyaç duyulmakta. Çerçeve anlamını muhafaza eden bir sınır olarak görmek lazım, haysiyeti koruyan bir ölçü olarak almak lazım. Mahremiyeti mümkün kılan durumu, edep duygusu olarak görmek gerekir. Birlikte yaşamayı sürdürülebilen, sürdürülebilir kılan saygı ve adalet zemini olarak görmek gerekiyor. Evlatlarımız için ise bu çerçeve güven üreten bir istikrar duygusu" şeklinde konuştu. "GENÇLERİMİZ SADECE OKULLARDA DEĞİL, AYNI ZAMANDA SOSYAL MEDYA PLATFORMLARINDA DA YER ALIYORLAR" Dijital dünyanın gençlerin fikirlerini paylaştığı bir ortam olarak gözükmesinin yanı sıra birtakım riskler de bulundurduğunu vurgulayan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Adil Çalışkan ise, "Günümüz dünyasında gençlerimiz sadece okullarda, parklarda ya da sokaklarda değil, aynı zamanda ekranlar, oyunlar ve uygulamalar ile sosyal medya platformlarında da yer alıyorlar. Dijital dünya gençlerin arkadaşlık duygusu, eğlendiği, öğrendiği, düşündüğü ve fikirlerini paylaştığı yeni bir yaşam alanı haline gelmiş durumda. Fakat bu yeni yaşam alanı aynı zamanda dijital şirket, siber zorbalık, dijital bağımlılık, mahremiyet ihlali gibi pek çok riski beraberinde bulunduruyor. Bu anlamda gençlerimizin dijital dünyadaki risklere karşı dayanıklılığını artırarak, bilinçli bireyler olarak var olmalarını sağlamanın önemini bir kez daha ortaya koymamız gerekiyor" ifadelerine yer verdi. Düzenlenen programa Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, RTÜK Başkanı Mehmet Daniş, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Adil Çalışkan ve öğrenciler katıldı. Program, öğrencilerle hatıra fotoğrafı çekimi ile son buldu.

RTÜK Başkanı Daniş’ten korkutan uyarı: "Siber zorbalık artık yıkıcı bir boyutta, çocuklar tehlikede!" Haber

RTÜK Başkanı Daniş’ten korkutan uyarı: "Siber zorbalık artık yıkıcı bir boyutta, çocuklar tehlikede!"

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Mehmet Daniş, "Geçmişte daha çok yüz yüze ortamlarda karşılaşılan zorbalık davranışları, bugün dijital mecralara taşınmış; daha görünmez, daha yaygın ve ne yazık ki daha yıkıcı bir boyut kazanmıştır" dedi. RTÜK tarafından medya içeriklerinde siber zorbalıkla mücadeleye yönelik farkındalığın artırılması amacıyla düzenlenen ‘Siber Zorbalığa Karşı Dayanıklılık ve Empati Odaklı Yaklaşım' çalışmasının sonuç toplantısı düzenlendi. Ankara'da özel bir otelde gerçekleştirilen toplantıda medya içeriklerinde siber zorbalıkla mücadeleye yönelik farkındalığın artırılması planları ele alındığı belirtildi. Ayrıca programın amacının; daha güvenli, bilinçli ve sorumlu bir dijital iletişim ortamının insanlara katkı sunmasının amaçlandığı vurgulandı. Düzenlenen programda açılış konuşmasını yapan Daniş, dijital dünyanın gelişmesinin gençlere olumlu etkisi kadar olumsuz etkisinin de olduğunu, bu olumsuz etkilerden en önemlisinin de ‘siber zorbalık' konusu olduğunu belirtti. "DİJİTAL DÜNYA; BİLGİYE HIZLI ERİŞİM, ANLIK İLETİŞİM VE PEK ÇOK ALANDA KOLAYLIK SAĞLAMA İMKANI SUNMUŞTUR" Dijital dünyanın gelişmesiyle birlikte siber zorbalık kavramının ortaya çıktığını belirten Daniş, "Dijital dünya; bilgiye hızlı erişim, anlık iletişim ve pek çok alanda kolaylık sağlama imkanı sunmuştur. Özellikle pandemi döneminde yaygınlaşan çevrim içi eğitim uygulamaları sayesinde gençlerimiz, küresel ölçekte fırsatlara erişme imkanı elde etmiştir. Ancak tüm bu imkanların yanında, hepimizi yakından ilgilendiren önemli bir sorun da bulunmaktadır. Bu da siber zorbalık. Geçmişte daha çok yüz yüze ortamlarda karşılaşılan zorbalık davranışları, bugün dijital mecralara taşınmış; daha görünmez, daha yaygın ve ne yazık ki daha yıkıcı bir boyut kazanmıştır. Özellikle çocuklarımız ve gençlerimiz arasında giderek artan bu sorun, artık küresel ölçekte bir ‘sosyal acil durum' olarak değerlendirilmektedir. Siber zorbalıkta saldırganın kimliğini gizleyebilmesi, mağdur üzerindeki baskıyı artırmakta ve travmatik etkiyi derinleştirmektedir. Bu nedenle bu sorunu yalnızca bireysel bir davranış problemi olarak değil; empati eksikliği, duygu yönetimi güçlükleri ve başa çıkma becerilerindeki yetersizliklerle beslenen çok boyutlu bir psiko-sosyal mesele olarak ele almak zorundayız. Bu bilinçle Üst Kurulumuz; Avrupa Birliği Erasmus+ Programı kapsamında Batman Üniversitesi ve Selçuk Üniversitesi ile iş birliği içinde ‘Siber Zorbalığa Karşı Dayanıklılık ve Empati Odaklı Yaklaşım Projesi'ni hayata geçirmiştir" diye konuştu. "BU PROJE İLE GENÇLERİMİZİN, HAK VE SORUMLULUKLARININ FARKINDA BİREYLER OLARAK YETİŞMELERİNİ AMAÇLADIK" Siber Zorbalığa Karşı Dayanıklılık ve Empati Odaklı Yaklaşım Projesi'nin gençlerin dijital dünya mecrasında gelişimlerine katkı sağlayacağını ifade eden Daniş, "Bu proje ile gençlerimizin dijital vatandaşlık bilinci kazanmalarını, empati temelli iletişim becerilerini geliştirmelerini, dijital ortamlarda karşılaştıkları zorluklarla sağlıklı biçimde başa çıkabilmelerini, hak ve sorumluluklarının farkında bireyler olarak yetişmelerini amaçladık. Mayıs 2025'te Batman'da başlayan, Ekim 2025'te Konya'da devam eden ve Şubat 2026'da Ankara'da tamamlanan üç aşamalı bu süreçte; akademisyenlerimiz, öğrencilerimiz ve Üst Kurul uzmanlarımız büyük bir özveriyle çalışmış, güçlü bir sinerji ortaya koymuştur" şeklinde konuştu. "PROJE KAPSAMINDA İKİ ÖNEMLİ REHBER HAZIRLANMIŞTIR" Kamu spotları ve farkındalık programlarıyla birlikte siber zorbalıkla mücadeleye devam edeceklerinin altını çizen Daniş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu doğrultuda proje kapsamında iki önemli rehber hazırlanmıştır. İlk rehberimiz, ‘Zorbalık Haberlerinde Çocuğun Yararının Korunması Rehberi'dir. Bu rehberle; çocukların yer aldığı haberlerde yayıncılık anlayışının nasıl olması gerektiği, gizlilik ve mahremiyet ilkeleri ile çocuğun yararının nasıl korunacağı net biçimde ortaya konulmuştur. Medya kuruluşlarımıza yönelik hazırlanan bu rehberin tüm yayıncılarımızla paylaşılması ve yayın politikalarına entegre edilmesi, çocuklarımızın korunması açısından büyük önem taşımaktadır. RTÜK olarak sorumlu ve etik yayıncılığın güçlenmesi için bu sürecin yakın takipçisi olacağız. İkinci rehberimiz ise, ‘Zorbalık Davranışlarını Tanıma Ebeveyn Rehberi'dir. Bu rehber, uluslararası literatürde ‘Red Flag' olarak adlandırılan alarm verici davranışlara dikkat çekmekte; ebeveynlerin riskleri erken fark edebilmesini ve bilinçli şekilde müdahale edebilmesini amaçlamaktadır. Ailenin, çocuğun dijital dünyayla kurduğu ilişkinin en önemli rehberi olduğu bilinciyle, ebeveynlerimizi desteklemeyi temel bir sorumluluk olarak görüyoruz. Hazırlanan bu iki rehberi programımızın devamında kamuoyuyla paylaşacağız. Böylece hem medya kuruluşlarımız hem de ailelerimiz için yol gösterici kaynaklar sunmuş olacağız. Bununla birlikte, kamu spotları ve farkındalık programları aracılığıyla siber zorbalıkla mücadelede toplumsal duyarlılığı artırmayı, medya yoluyla güçlü bir bilinç seferberliği oluşturmayı hedefliyoruz." Düzenlenen programa Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, RTÜK Başkanı Mehmet Daniş, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Adil Çalışkan ve öğrenciler katılım sağladı. Program, öğrencilerle hatıra fotoğrafı çekimi ile son buldu.

Aile okulunda “Tesettür ve mahremiyet” konusu işlendi Haber

Aile okulunda “Tesettür ve mahremiyet” konusu işlendi

İnegöl Belediyesi’nin Aile Hayatı İyileştirme Derneği iş birliğinde düzenlediği “Aile Okulu” seminerlerinin üçüncü haftasında Diyanet İşleri Başkanlığı Vaizi ve Medav Başkanı Tayyip Elçi’nin konuşmacı olarak katıldığı “Tesettür ve Mahremiyet” semineri gerçekleştirildi. İnegöl Belediyesi’nin Aile Hayatı İyileştirme Derneği (AHİD) iş birliğinde bu yıl 7’ncisini düzenlediği “Aile Okulu” seminerleri devam ediyor. Bu yıl “Aile Yılı Özel” konseptiyle gerçekleştirilen programların ilk üç haftası tamamlandı. Toplumun temelini oluşturan ailenin önemi, mutlu ve huzurlu aile olabilmenin yöntemleri, çocuk yetiştirmenin püf noktaları gibi çeşitli eğitim ve seminerlerin yer aldığı Aile Okulu eğitim programları 7 hafta boyunca her Cuma 20.30’da Sani Konukoğlu Konferans Salonunda yapılmaya devam ediyor. Aile Okulu seminerlerinin üçüncü haftasında Cuma akşamı Diyanet İşleri Başkanlığı Vaizi ve Medav Başkanı Tayyip Elçi “Tesettür ve Mahremiyet” konulu seminerle İnegöllülerle buluştu. Belediye Başkan Yardımcısı Emin Dündar, AHİD Başkanı Naci Köseoğlu ve vatandaşların katıldığı seminerde, Tayyip Elçi tesettürün önemine dikkat çekti. AİLE OKULUNUN KALAN PROGRAMLARI Aile Okulu programının devam eden haftalarda yapılacak seminerleri ise şöyle: 07 Kasım’da Araştırmacı Yazar Ramazan Kayan “Aileyi Koruyan Formüller” semineri, 14 Kasım’da Türkiye Diyanet Vakfı Mütevelli Heyeti 2. Başkanı Doç. Dr. Burhan İşliyen “Evlilikte Dikkat Edilecek Hususlar” semineri, 21 Kasım’da Eğitimci-İlahiyatçı Prof. Dr. Ali Akpınar “Hz. Peygamberin (sav) Önderliğinde Güçlü Aile” semineri, 28 Kasım’da Araştırmacı-Eğitmen-Yazar Ali Erkan Kavaklı “Başarılı ve Ahlaklı Çocuk Eğitimi”.

Cuma hutbesinde "mahremiyet" vurgusu Haber

Cuma hutbesinde "mahremiyet" vurgusu

Bu haftaki Cuma namazında, hutbenin konusu yaygınlaşan sosyal medya kullanımı ile adeta yok olmaya yüz tutan aile ve özel yaşamdaki mahremiyetin korunmasının önemine değinildi. Her insanın doğuştan sahip olduğu vazgeçilmez temel haklarından birinin de mahremiyet olduğuna dikkat çekilen hutbede evlerin kapılarının kilitli, perdelerinin örtülü olduğu zamanlardan, insanların, ailesinin veya tanımadığı kimselerin mahremlerini rahatlıkla paylaştığı bir döneme gelindiği ve sorunun her geçen gün büyüdüğü belirtildi. "GENÇLER YUVA KURMAKTAN KORKAR OLDU" Hutbede, "Milli ve manevi değerlerimizi koruması ve yarınlara taşıması gereken televizyon, radyo, gazete ve sosyal medya gibi iletişim araçlarının bir kısmı maalesef, kötülüğün yaygınlaşmasına, zina, alkol ve kumar gibi haramların normalleşmesine zemin hazırlamaktadır. Bazı diziler, çizgi filmler ve reklamlar aracılığıyla bedenin teşhiri teşvik edilmekte, ahlaki sapkınlıklar ve cinsiyetsizleştirme özendirilmektedir. Ekranlardaki gündüz programları ise mahremiyet sınırlarının ihlal edildiği, tartışma ve kavgalarla aile bağlarının zayıflatıldığı, aile içinde kalması gereken bilgilerin toplumun önünde günlerce konuşulduğu bir mecraya dönüşmektedir. Bütün bu durumlar; en kıymetli hazinemiz olan aile kurumuna zarar vermekte, özellikle de gençlerimizi yuva kurmaktan korkar hale getirmektedir. Aile üyeleri arasında yeni tartışmalara, toplumda güven duygusunun azalmasına zemin hazırlamaktadır. Hayâ, iffet ve edep gibi bizi biz yapan ahlaki ve insanî değerlerin aşınmasına yol açmaktadır. Evlerin kapılarının kilitli, perdelerinin örtülü olduğu zamanlardan; insanların, ailesinin veya tanımadığı kimselerin mahremlerini rahatlıkla paylaştığı bir döneme geldik maalesef. Böylesi bir çağda herkesin daha fazla duyarlı olma ve sorumluluklarını yerine getirme mecburiyeti vardır. Ekranlar, daha fazla izlenme ve daha fazla reyting alma uğruna kötülüklerin yayılmasına sebebiyet vermemelidir. Herkes, gelişim seviyelerine uygun bir üslup ve örnek davranışlarla çocuklarına mahremiyet bilinci kazandırmalıdır. Sosyal medyada beğeni almak, takipçi artırmak ve maddi kazanç elde etmek uğruna mahremiyeti ihlal eden paylaşımlar yapmaktan sakınmalıdır. Herkes, insanların özel hayatlarını araştırmaktan, onlarla ilgili yorum yapmaktan kaçınmalıdır. Dijital mecralarda mahremiyeti dikkate almadan geçirdiği vakitlerin, dünyasına ve ahiretine zarar verdiğini unutmamalıdır" ifadelerine yer verildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.