SON DAKİKA
Hava Durumu

#Malvarlığı

Söz Bursa - Malvarlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Malvarlığı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

"Banka ve tapu işlemlerinde acele etmeyin": Yakını vefat edenlerin izlemesi gereken yol haritası Haber

"Banka ve tapu işlemlerinde acele etmeyin": Yakını vefat edenlerin izlemesi gereken yol haritası

Bir yakının vefatı, yalnızca aile içi bir kayıp değil; aynı zamanda miras, sosyal güvenlik, işçilik alacakları, vergi, tapu ve resmî başvuru süreçlerini de gündeme getiriyor. Hukukçular; 27 bin lirayı bulan cenaze yardımından, kıdem tazminatına kadar takip edilmesi gereken önemli hususların olduğuna dikkat çekiyor. Aile fertlerinden birinin vefatı sonrası yas süreci içinde aceleyle işlem yapılması muhtelif mağduriyetlere sebebiyet verebiliyor. Bursa Barosu avukatlarından Yasin Uğur, cenaze yardımı, miras paylaşımı, reddi miras ve kıdem tazminatı gibi önemli hususların yas süresince ihmal edildiğine dikkat çekiyor. Avukat Uğur, "Birçok kişi bu süreçte cenaze yardımı, miras payı, dul-yetim aylığı ve kıdem tazminatı gibi haklardan haberdar olmayabiliyor. Oysa bu haklar yasal olarak mirasçılara tanınmıştır ve belirli süreler içinde talep edilebilir. Özellikle SGK cenaze yardımı E-Devlet üzerinden kontrol edilebilir ve alınmadıysa 5 yıl içinde başvuru yapılabilir. Emekli sandığı emeklisi için cenaze yardımı 26 bin 369 lira, SGK ve Bağkur emeklisi için de 6 bin 398 liradır. Miras reddedilse bile dul veya yetim aylığı alınabilir. Vefat eden çalışanın kıdem tazminatı veraset ilamındaki paylara göre mirasçılara ödenir" dedi. Miras paylaşımında bir dizi yanlış uygulamalar olduğunu hatırlatan Avukat Yasin Uğur, hak sahipliğinin netleştirilmeden banka, tapu, paylaşım veya tahsil işlemlerine başlanmasının mağduriyete sebep olduğunu söyledi. Avukat Uğur şöyle devam etti; "Türk Medenî Kanunu'na göre mirasın, ölüm anında kendiliğinden açılır; mirasçılar malvarlığı unsurlarını ve alacakları kazanırken, kural olarak murisin borçlarından da sorumlu hâle gelir. Bu nedenle vefat sonrası ilk soru yalnızca ‘hangi haklara sahibim?' değil, aynı zamanda ‘hangi risklerle karşı karşıyayım ve hangi süreleri kaçırmamalıyım?' olmalıdır. Yakınınız vefat ettiğinde temel hukuki başlıklar genellikle şu eksende toplanır: mirasçılık belgesinin alınması, terekenin aktif ve pasifinin tespiti, gerekiyorsa mirasın reddinin değerlendirilmesi, SGK'dan ölüm aylığı veya cenaze ödeneği başvuruları, kamu görevlileri bakımından Emekli Sandığı statüsüne bağlı ölüm yardımı ve cenaze ödeneği, vefat eden çalışanın kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacakları, tapu intikali ile veraset ve intikal vergisi sürecinin yürütülmesi. Dosyanın niteliğine göre vasiyetname, saklı pay, miras paylaşımı, terekeye temsilci atanması, ortaklığın giderilmesi veya alacak davaları da gündeme gelebilir."

"Belediyeyi zarara uğratmadım": Muhittin Böcek suçlamaları reddetti Haber

"Belediyeyi zarara uğratmadım": Muhittin Böcek suçlamaları reddetti

Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında, aralarında görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek'in de bulunduğu 3'ü tutuklu 41 sanığın yargılandığı davanın dördüncü gününde tutuklu sanıklar savunma yaptı. Muhittin Böcek, hakkındaki suçlamaları kabul etmeyerek, "İddianame ile şahsıma yöneltilen hiçbir suçlamanın oluşmadığı gün gibi ortaya çıktığı kanaatindeyim. Belediyemi hiçbir zaman kamu zararına uğratmadım" dedi. Özel hayatına ilişkin bilgilerin gündeme getirilmesine de tepki gösteren Muhittin Böcek, "Ben devletime, milletime ve adliyemize güvendiğimiz için hiç tereddüt etmeden cep telefonumun şifresini verdim. Bu nasıl oluyor? Bunu Sayın Bakanımıza da yazacağım. Akın Gürlek Bakanımız 86 milyonun bakanı olacağını söyledi. Ondan da bu konuda ricada bulunacağım. Böyle bir şey olabilir mi? İnsanın ailesi var, çocukları var, torunu var, özel hayatı var. Bunlarla ilgili çok üzgünüm, kızgınım ve kırgınım" şeklinde konuştu. Mustafa Gökhan Böcek ise "Aleyhte olan hususları kabul etmiyorum. Tahliyemi istiyorum" ifadelerini kullanırken, Fazlı Ateş de savcılığın ara mütalaasına katıldığını belirterek tahliye talebinde bulundu. Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik "rüşvet" ve "yolsuzluk" soruşturması kapsamında açılan davanın görülmesine Antalya 6'ncı Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam ediliyor. Dava kapsamında, aralarında görevinden uzaklaştırılan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek'in de bulunduğu 3'ü tutuklu toplam 41 sanık yargılanıyor. Duruşmanın dördüncü gününde, tutuklu sanıklar Muhittin Böcek, oğlu Mustafa Gökhan Böcek ve iş insanı Fazlı Ateş'in müdafileriyle birlikte savunmada bulundu. 41 SANIKLI DAVA ANTALYA 6'NCI AĞIR CEZA MAHKEMESİ'NDE GÖRÜLÜYOR Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan 702 sayfalık iddianamenin kabul edilmesinin ardından açılan davada, belediyedeki çeşitli işlemler ve mali hareketlere ilişkin iddialar yargılama konusu yapıldı. İddianamede, sanıklar hakkında "icbar suretiyle irtikap", "haksız mal edinme", "nüfuz ticareti", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması", "nitelikli dolandırıcılık" ve "iftira" suçlamalarına yer verildi. İddianamede bu aşamada tespit edilen 26 eylem hakkında hukuki değerlendirme yapıldı. İDDİANAMEDE 258 MİLYON 600 BİN TL'LİK MÜSADERE TALEBİ İddianamede, soruşturma kapsamında el konulan yaklaşık 170 milyon 83 bin TL tutarındaki nakit ve mevduatla birlikte, el koyma kararı verilen 10 daire, 5 araç, 5 iş yeri, 1 lüks marka saat ve 1 cep telefonunun müsaderesi talep edildi. El koyma kararı verilen taşınır ve taşınmazların toplam değerinin 258 milyon 600 bin TL olduğu belirtildi. Davanın ilk duruşmasında Mehmet Okan Kaya ve İlker Arslan adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. "HİÇBİR MÜŞTEKİ DOĞRUDAN BENİM TEHDİT YA DA ZORLAMA YAPTIĞIMA DAİR BEYANDA BULUNMAMIŞTIR" Tutuklu sanık Muhittin Böcek, duruşmada yaptığı savunmada hakkındaki suçlamaları değerlendirdi. Böcek, "Duruşmaların başladığı günden bugüne kadar şahsıma yöneltilen suçlamalara yönelik tüm ifadeleri dikkatlice dinledim ve önceki ifadelerini de dikkatlice okudum. Bu suçlamalarda hiçbir müşteki doğrudan benim tarafımdan kendilerine dönük bir tehdit ya da zorlama yapıldığına dair beyanda bulunmamıştır. Hatta bu müştekilerin büyük çoğunluğu, ne ihbar suretiyle kendilerinden talepte bulunduğuma dair ne de sonrasında benimle herhangi bir görüşme yaptıklarına dair beyanda bulunmamıştır" dedi. Bazı müştekilerin ilk ifadelerinde adını dahi anmadığını savunan Böcek, "Geriye kalan bazı müştekiler ise ilk ifadelerinde benim adımı dahi anmamışken, sonrasında ya tutuklanınca çıkmak için ya da tutuklanmak korkusuyla ispatı mümkün olmayacak şekilde hakkımda isnatta bulunmuşlardır. Özetle, iddianame ile şahsıma yöneltilen hiçbir suçlamanın oluşmadığı gün gibi ortaya çıktığı kanaatindeyim" ifadelerini kullandı. "MAL BEYANIMI YASAL SÜRELERE UYGUN OLARAK VERDİM" Mal varlığına ilişkin iddialara da değinen Böcek, 18 Nisan 1999'dan bu yana yasal sürelere uygun şekilde mal beyanında bulunduğunu söyledi. Böcek, "18 Nisan 1999'dan bugüne kadar yasada yer alan sürelere uygun olarak mal beyanı verdim. Benim tüm mal varlığım, rahmetli babam Mustafa Böcek adına 1954 yılında 107 dönüm yeri olan, babamdan kalan yerlerdir. Antalyalı hemşehrilerimiz beni 6 defa seçerken, o insanlar benim hayırseverlikte ilk sırada olduğumu bilir. Bu süreçte kaynağı belirsiz ve fahiş bir artış olmuşçasına itibar suikastine uğruyorum ve çok üzülüyorum. Ben hayatım boyunca milletin parasını millete harcadığım için bu insanları kimseye aşağılatmadım. Bunlar son derece üzücü ve dava siyasidir" dedi. "GİZLİLİK KARARINA RAĞMEN KARALAMA YAPILDI" Savunmasında basına yansıyan iddialara da tepki gösteren Böcek, gizlilik kararına rağmen hakkında karalama yapıldığını öne sürdü. Böcek, "Günlerdir Antalya kamuoyunda, gizlilik kararı olmasına rağmen, masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkı olmasına rağmen, o gün sonrası benim avukatlarımda dahi olmayan bilgilerle, gizlilik kararına rağmen 2-3 kalemşörün yaptığı karalamalarla her türlü alçaklığı yaptılar. Onlarla ilgili davam da devam edecek" ifadelerini kullandı. Cep telefonunun şifresini devlete ve adliyeye güvendiği için tereddüt etmeden verdiğini söyleyen Böcek, özel hayatına ilişkin bilgilerin gündeme getirilmesine tepki gösterdi. Böcek, "Ben devletime, milletime ve adliyemize güvendiğimiz için hiç tereddüt etmeden cep telefonumun şifresini verdim. Bu nasıl oluyor? Bunu Sayın Bakanımıza da yazacağım. Akın Gürlek Bakanımız 86 milyonun bakanı olacağını söyledi. Ondan da bu konuda ricada bulunacağım. Böyle bir şey olabilir mi? İnsanın ailesi var, çocukları var, torunu var, özel hayatı var. Bunlarla ilgili çok üzgünüm, kızgınım ve kırgınım" diye konuştu. "CEZAEVİNE GİRDİĞİMDE İLAÇ SAYIM 12 İKEN NEDEN 22 OLDU?" Sağlık durumuna ilişkin raporlara da değinen Böcek, hastalıklarının raporlarda yer aldığını ancak cezaevinde kalmasına engel bulunmadığı yönünde sonuç verildiğini söyledi. Böcek, "Sağlık raporuna gelecek olursak, hastalığımın gerçekliği satır satır yazılmışken, sonucunda cezaevinde yaşamaya devam edilebilir sonucu çıkmıştır. Heyet raporu çıkmadan kendini gazeteci sananlar, ‘Rapor olumsuz çıkacak' diye yazdı. 32 yıldır görev yapıyorum, bir kez rapor almadım. Cezaevine girdiğimde ilaç sayım 12 iken neden 22 oldu? Eğer iyiysem, cezaevine girdiğimden beri neden 15 kez hastaneye gittim? Bir diğer rahatsızlığım uyku apnesi. Apneye dair kullanmam gereken ekipmanlar, şartlar gereği mümkün olmamaktadır. Gelinen aşama itibarıyla tahliyemi talep ediyorum. Belediyemi hiçbir zaman kamu zararına uğratmadım" dedi. "ALEYHTE OLAN HUSUSLARI KABUL ETMİYORUM" Tutuklu sanık Mustafa Gökhan Böcek de duruşmada savunma yaptı. Böcek, savunmasında hakkındaki aleyhe hususları kabul etmediğini belirterek, "Avukatım açıklamada bulunacak. Aleyhte olan hususları kabul etmiyorum. Tahliyemi istiyorum" ifadelerini kullandı. "SOMUT ZORLAMA YOKTUR" Mustafa Gökhan Böcek'in savunmasının ardından müdafisi söz aldı. Avukat, iddianamede müvekkili hakkında yer alan suçlamalara ve "suçu meslek edinen kişi" değerlendirmesine ilişkin beyanda bulundu. Avukat, dosyada müvekkili yönünden somut zorlama bulunmadığını savunarak, "Birinci olay üzerinde somut zorlama yoktur. İkinci olayda şahsın belediyede imza yetkisi yoktur. Savcılığa şunu sormak istiyoruz; fiili yetkisi olmayan kişi süreci nasıl etkilesin? Selahattin Artun açıkça belirtmiştir ki, hak edişlerin geciktirilmesi ya da öne alınması mümkün değildir. Öznel korku ile icbar aynı şey değildir" dedi. "ZEYNEP'E ALINAN EV BORÇ İLİŞKİSİDİR" Gökhan Böcek'in müdafisi, Zeynep Kerimoğlu'na alındığı belirtilen eve ilişkin olayın borç ilişkisi olduğunu savundu. Avukat, "Zeynep'e alınan evle ilgili olayın borç ilişkisi olduğu ortaya çıkmaktadır. Yusuf Yadoğlu, verdiği ifadesinde müvekkilin 30 milyonu borç olarak istediğini söylemiştir. Yadoğlu açıkça borç verdiğini söylemiştir. Anlatılan her şey kişisel kaygıdan ibarettir. Zeynep Kerimoğlu'na ödendiği öne sürülen 80 milyon TL'ye ilişkin ödeme, Bülent Ç. ile ticari ve sözleşmesel ilişki kapsamında yapılmıştır" dedi. "KAMU GÖREVLİSİ OLMAYAN KİŞİNİN İRTİKAP SUÇU İŞLEMESİ MÜMKÜN DEĞİL" Emin Kemal Hesapçıoğlu'nun beyanlarına da değinen Gökhan Böcek'in avukatı, Hesapçıoğlu'nun sıradan bir kişi olmadığını belirterek, "Emin Kemal Hesapçıoğlu sıradan bir insan değildir. ‘Kandırıldım, bilmiyordum' ifadeleri ticaret hukukunda bile kabul edilmez bir durumdur" diye konuştu. Müdafi, Yıldız Maktav'a alınan aracın bedelinin nakit olarak ödendiğini savunarak, "Yıldız Maktav'a alınan aracın bedeli nakit olarak ödenmiştir. Araç alındıktan 1 ay sonra ceza kesilmiştir, tarihler uyuşmamaktadır. Hesapçıoğlu, belediye ile ilgili her akışta Gökhan'a ulaşıp Muhittin Böcek'ten randevu talep etmiştir. Üstüne yapışmış gibi verdiği ifadeler doğru değildir" dedi. Avukat, Ekrem İmamoğlu ailesine yardım başlığı altında 300 bin TL yardım iddiasının da gerçeği yansıtmadığını savunarak, "Ekrem İmamoğlu ailesine yardım başlığı altında 300 bin TL yardım ise yapay ve komik durmaktadır. İşe yarar ifade verirsem tahliyesi olabilirim psikolojisinin bir ürünüdür. Muhittin Böcek'in hiçbir transferden ve görüşmeden haberi yoktu. Kamu görevlisi olmayan bir kişinin irtikap suçu işlemesi mümkün değildir. Müvekkilim 10 aydır tutuklu, yurt dışından kendisi gelip teslim oldu. Tahliyesini talep ediyorum" ifadelerini kullandı. "SAVCININ MÜTALAASINA KATILIYORUM, TAHLİYEMİ İSTİYORUM" Tutuklu sanık Fazlı Ateş de duruşmada savunma yaptı. Ateş, savcılığın ara mütalaasına yönelik yaptığı savunmada, "Sayın savcımın mütalaasına katılıyorum, tahliyemi istiyorum" dedi. Duruşmada sanık ve müdafi savunmalarının alınmasına devam ediliyor.

36 milyar liralık dev vurgun: 40 ilde bahis operasyonu! Haber

36 milyar liralık dev vurgun: 40 ilde bahis operasyonu!

Diyarbakır ve Sandıklı Cumhuriyet Başsavcılıklarınca yürütülen iki ayrı yasa dışı bahis soruşturması kapsamında 40 ilde yapılan operasyonlar sonucu 102 kişi gözaltına alındı. Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Yasa dışı bahis, sanal kumar konusunda mücadelemiz sonuna kadar devam edecek. Bizim bataklığı kurutmamız lazım" sözleri Diyarbakır ve Sandıklı Cumhuriyet Başsavcılıklarınca yürütülen iki ayrı yasa dışı bahis soruşturması ile karşılık buldu. Diyarbakır ve Sandıklı Cumhuriyet Başsavcılıklarınca yürütülen 2 farklı yasa dışı bahis operasyonunda işlem hacimleri 36 milyar 34 milyon lirayı bulan iki ayrı suç örgütü çökertildi. Yürütülen iki ayrı yasa dışı bahis soruşturmasında 144 şüpheli hakkında işlem yapıldı. "35,8 milyar liralık kirli para trafiği" Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturmada, yasa dışı bahis faaliyetleriyle bağlantılı para transfer zinciri ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanmasına yönelik geniş çaplı bir operasyon gerçekleştirdi. MASAK raporlarına göre suç örgütünün toplam işlem hacmi 35 milyar 861 milyon 796 bin 103 lira 52 kuruş olarak tespit edildi. "40 ilde operasyon: 102 gözaltı" Bunun üzerine suç ağına yönelik 21 Nisan’da 40 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Yapılan operasyon toplam 190 şüpheliye ait banka ve kripto para hesaplarına el konuldu. 14 şüpheliye ait suçtan elde edildiği değerlendirilen yaklaşık 10 milyon 750 bin lira değerindeki 9 araç ile 2 arsa hakkında da el koyma tedbiri uygulandı. Haklarında arama ve gözaltı kararı bulunan 130 şüpheliden 102’si yakalanarak gözaltına alındı. Soruşturma kapsamında elde edilen dijital materyal ve finansal veriler üzerinde incelemeler sürdüğü öğrenildi. "Ceza İnfaz Kurumu katibine de dokunuldu" Diyarbakır’daki operasyonlar çerçevesinde gözaltına alınan kişiler arasında bir infaz koruma memuru olduğu öğrenildi. Diyarbakır 4 Nolu T Tipi Cezaevi'nde çalışan katip İ.M.K. yasadışı bahis oynadığı şüphesiyle ikametinde gözaltına alındı. "İşlem hacmi 540 milyon lira" Sandıklı merkezli soruşturmada ise teknik ve fiziki çalışmalar sonucu yaklaşık 540 milyon lira işlem hacmine sahip suç ağı çökertildi. Sandıklı merkez olmak üzere 17 Nisan’da; Adana, Ankara, Şanlıurfa, Bingöl ve Afyonkarahisar’da eş zamanlı baskınlar düzenlendi. Şüphelilerin ikamet ve iş yerlerinde yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyal, cep telefonu, SIM kartı, banka kartı ele geçirildi, şüphelilerin hesaplarına el konuldu. Soruşturma kapsamında 14 şüpheli hakkında işlem yapılırken, 7 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan şüphelilerden 5’i tutuklandı, 1’i adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı, 1’i ise serbest kaldı. "Bataklığı kurutmamız lazım" Adalet Bakanı Akın Gürlek, göreve geldiği ilk günden bu yana yasa dışı bahis ve sanal kumar ile ilgili mücadelede kararlı olduklarını belirterek, "Yasa dışı bahis, sanal kumar konusunda mücadelemiz sonuna kadar devam edecek. Bizim bataklığı kurutmamız lazım" ifadelerini kullanmıştı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.