SON DAKİKA
Hava Durumu

#Marmara Denizi

Söz Bursa - Marmara Denizi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Marmara Denizi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

625 yıllık Valide Sultan Camisi sular altında kalma tehlikesiyle karşı karşıya! Haber

625 yıllık Valide Sultan Camisi sular altında kalma tehlikesiyle karşı karşıya!

Uluabat Gölü'nün suları Bursa'nın Karacabey ilçesine bağlı Uluabat Mahallesi'ndeki 625 yıllık Valide Sultan Camisi'ni tehdit ediyor. Bursa merkez ile ilçeleri şubat ayında son yılların en iyi yağışını aldı. Uzun yıllar şubat ayı ortalaması metrekareye yaklaşık 75 kilogram olan Bursa'da bu yılın aynı ayının henüz 25'i olmasına rağmen 105 kilogram yağış düştü. Karacabey'e de yaklaşık 100 kilogram yağış oldu. ULUDAĞ'DA İSE ERİMELER YAŞANSA DA BUGÜN İTİBARIYLA KAR KALINLIĞI 168 SANTİMETREYE ULAŞTI. Yağışlar ve Uludağ eteklerindeki karların erimesinin etkisiyle Uluabat Gölü'nün su seviyesi metrelerce yükseldi, kapladığı alan genişledi. Gölün sularını Marmara Denizi'ne ulaştıran Çapraz Çayı da son yılların en dolu haliyle akışını sürdürürken yaşanan taşkınlar Uluabat Mahallesi'ndeki 625 yıllık Valide Sultan Camisi'ni tehdit ediyor. Uluabat Mahallesi Muhtarı Ramazan Hamamcı, Valide Sultan Camisi'nin Orhangazi'nin annesi adına yapılan 625 yıllık bir geçmişi bulunduğunu belirterek, "Bursa'daki Orhan Gazi Cami'nin artan taşlarından yapılmış tarihi bir mekan. Gözümüz gibi bakıyoruz" dedi. Doğduğundan beri Uluabat Gölü'nün suyunu taşıyan denize çayda bu kadar su görmediğini anlatan Hamamcı, şunları söyledi: "Su taşkınları çok oldu. Tarım alanları su altında kaldı. Tarihi caminin bahçe kısmından girişi su nedeniyle kapandı. Sular merdivenin ikinci basamağına kadar çıktı. 625 yıllık cami bile tarihinde böyle bir duruma nadir şahit olmuştur. Az daha yükselse cami içine girecek su. Yağışlar sürerse çayın daha fazla yükselmesinden taşmasından korkuyoruz. Camiyi üst taraftan giriş yapılıyor." Yaz aylarında cemaatin gölgesinde oturum namaz vaktiğini bekleği ağaçların bile sular altında kaldığını anlatan Hamamcı, "Göl suyu çok yüksek. Yağışlar sürerse daha da yükselir. Su artık boğaza akmaya başladı şimdilik sorun yok gibi. Bağaz tarafından su gelirse o zaman durum kötüleşebilir." diye konuştu.

Denizkestanesi kararı küçük balıkçıyı değil, birkaç ihracatçıyı ihya eder! Haber

Denizkestanesi kararı küçük balıkçıyı değil, birkaç ihracatçıyı ihya eder!

Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi, Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı, Marmara Denizi'nin denizkestanesi avcılığına açılmasına tepki göstererek, Marmara'da denizkestanesi avcılığının küçük balıkçıyı değil birkaç ihracatçıyı ihya edeceğini vurguladı. Sarı, Marmara Denizi'nde 13 Şubat 2026-15 Nisan 2026 arasında denizkestanesi avcılığının serbest bırakılmasının yanlış olduğunu belirterek, bu karardan vazgeçilmesi gerektiğini aktardı. Marmara'da denizkestanesi avcılığının küçük ölçekli balıkçıyı değil, denizkestanesini taze ve havyarlı olarak satan birkaç ihracatçıyı ihya edeceğine dikkati çeken Sarı, şunları kaydetti: "Marmara Denizi'nde 2021 yılında yaşanan müsilaj felaketi sonrasında yanlış bir kararla tam üreme zamanında, yani denizkestanesi yumurtaları olgunlaşmışken denizkestanesi avcılığı serbest bırakılmıştı. Müsilaj Bilim ve Teknik Kurulu'nun hazırladığı rapor ve kamuoyunda yükselen tepkiler sonrasında üreme dönemi biterken, yani ihracatçılar gerekli ürünü Marmara'dan topladıktan sonra durdurulmuştu. Anlaşılan aynı lobi işbaşında. Marmara Denizi, 15 Nisan 2026'ya kadar denizkestanesi avcılığına açıldı. Tarihe dikkat edilirse avcılığın tam da denizkestanelerinin havyarının olgunlaştığı döneme denk geldiği görülecektir." "ÇARE AŞIRI AVCILIĞI AZALTMAKTIR" Marmara Denizi kıyılarında aşırı denizkestanesi artışına ilişkin bilimsel bir bulgu olmadığını vurgulayan Sarı, "Tam tersine 2022 yılında Müsilaj Bilim ve Teknik Kurulu tarafından hazırlanarak ilgili birimlerle paylaşılan bilimsel raporda kıyısal alanda müsilaj sonrası artış gösteren makro alg artışının kontrolü için denizkestanelerinin hayati önemde olduğu ve avlanmaması gerektiği belirtilmektedir." ifadesini kullandı. Denizkestanesi popülasyonunun deniz ekosisteminin bütünsel bir yaklaşımla yönetilip yönetilmediğinin en net göstergelerinden biri olduğunu belirten Sarı, şöyle devam etti: "Eğer ortamda kirlilik varsa algler artarak ortamdaki azot ve fosforu tüketmeye çalışır. Alg artışı, onların üzerinden beslenen denizkestanesi gibi türlerin çoğalmasına neden olur. Denizkestanesinin popülasyonunu kontrol eden mırmır, karagöz, çipura gibi türler aşırı avlanıyorsa bu sefer denizkestaneleri artış göstererek ortamda baskın olur ve bütün makro algleri tüketerek kıyısal alanı çöle döndürür. Bu durumda çare denizkestanesi avcılığını artırmak değil, aşırı avcılığı azaltmak, denizi ekosistem esaslı olarak yönetmektir." "DENİZKESTANESİ BİRKAÇ KİŞİYİ İHYA EDECEKTİR" Prof. Dr. Sarı, Marmara Denizi'nde neredeyse bütün balık türleri üzerinde aşırı avcılık yapıldığını vurgulayarak, şunları kaydetti: "Müsilaj ve aşırı avcılık yüzünden küçük ölçekli balıkçılık can çekişmektedir. Yoğun müsilaj yaşanan 2021-2022 ve 2024-2025 avcılık sezonlarında Marmara Denizi'ndeki küçük ölçekli balıkçıların av kaybı yüzde 90'ları bulmuştur. Eğer gerekçe bu kayıpların telafisi ise denizkestanesi avcılığının serbest bırakılması küçük ölçekli balıkçıyı değil, denizkestanesini taze ve havyarlı olarak çoğunlukla Japonya, Fransa gibi ülkelere ihraç eden birkaç kişiyi ihya edecektir. Balıkçılık yönetimi bir bilim dalıdır. Günübirlik talepler, siyasi baskılar veya çıkarlar düşünülerek alınacak her karar deniz ekosisteminde geri dönüşü zor sonuçlar doğurur." "DENİZ DENEME-YANILMA VEYA OYUN ALANI DEĞİLDİR" Denizkestanesi avcılığını Marmara'da serbest bırakan karar alınırken yıllardır bu alanda çalışan bilim insanlarına sorulmadığını, görüş alınmadığını aktaran Sarı, şöyle devam etti: "Bilim araç değil, yol göstericidir. İşinize geldiğinde bilime başvururken, işinize gelmediğinde bilim yokmuş gibi davranmak ancak günü kurtarmaya yarar. Deniz, birilerinin deneme-yanılma veya oyun alanı, çıkar gruplarının sömürü odağı, balıkçıların malı-mülkü değildir. Deniz, insanın da içinde bulunduğu biyosferin kalbidir. Ona uygun, bütünsel olarak yönetilmelidir. Marmara'da denizkestanesi avcılığının serbest bırakılması yanlıştır ve derhal bu karar geri alınmalıdır. Deniz ekosisteminin sağlıklı işlemesi isteniyorsa çare ekosistem esaslı, bilim temelli balıkçılık yönetimidir. Marmara'nın şırı avcılığın önlenmesine, endüstriyel balıkçılığın sınırlandırılmasına ve acilen kritik bölgelerde deniz koruma alanları oluşturulmasına ihtiyacı vardır."

Gemlik'in dip temizliği büyükşehirden Haber

Gemlik'in dip temizliği büyükşehirden

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin 26-29 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirdiği ‘Çevre Haftası Şenliği’, kentin dört bir yanındaki etkinliklerle devam ediyor. Etkinlikler kapsamında Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı Sahil Planlama ve Yapım Şube Müdürlüğü tarafından Gemlik’te dalgıçlarla deniz dibi temizliği yapıldı. İskeledeki hazırlıkların ardından Espadon Dalış Merkezi’nin gönüllü dalgıçları, dalış gerçekleştirip deniz dibindeki kirliliği gözler önüne serdi. Dalgıçların, Gemlik Körfezi dibinden topladıkları plastik ve cam şişeler, metal ve ambalaj atıklar, oyuncaklar ve mutfak eşyaları, vatandaşların görmesi adına iskelede sergilendi. Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Mehmet Aydın Saldız, daha temiz bir çevre ve daha temiz bir deniz hayal ettiklerini söyledi. Doğader Başkanı Murat Demir ise, Marmara Denizi’nin Bursa’nın, Marmara Bölgesi’nin ve Türkiye’nin en önemli varlıklarından birisi olduğunu söyledi. Geçtiğimiz yıllara göre deniz dibinden daha az çöp çıkmasının sevindirici olduğunu belirten Demir, yaşanan müsilaj sorunun sebebinin de insanlar olduğuna dikkat çekti. Türkiye nüfusunun yarısına yakınının ve Türkiye sanayisinin yüzde 65’nin Marmara bölgesinde bulunduğunu hatırlatan Demir, evsel ve sanayi atıklarının Marmara Denizi’ne ulaştığını söyledi. Bu kirliliğin önüne geçilmesi gerektiğini anlatan Demir, bütüncül bir mücadele ve ortak eylem planlarıyla sorunun çözülebileceğini ifade etti. Konuşmaların ardından geri dönüşüm malzemelerinden hazırlanan çalışmalar ve Tahsin Ceylan’ın ‘Deniz Canlıları’ sergisi ziyaret edildi. Programa katılan öğrenciler, taş boyama ve ağaç kütüphanesine kitapların yerleştirilmesi etkinliklerine katılarak keyifli bir gün geçirdi.

Marmara Denizi'ndeki müsilaj sorunu Bursa'da masaya yatırıldı Haber

Marmara Denizi'ndeki müsilaj sorunu Bursa'da masaya yatırıldı

Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından Marmara Denizi’nin karşı karşıya kaldığı çevresel tehditlere dikkat çekmek ve müsilaj sorununa yönelik çözüm yollarını değerlendirmek amacıyla ‘Marmara Denizi’nde Müsilaj İle Mücadele’ toplantısı düzenlendi. Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’ndeki programa, MBB ve Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yanı sıra CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, CHP İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, CHP Parti Meclis üyesi Baran Bozoğlu, CHP Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun, CHP Bursa Milletvekilleri Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Kayıhan Pala, Hasan Öztürk ve Orhan Sarıbal, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Doç. Dr. Ergül Halisçelik, BUSKİ Genel Müdürü Mehmet Ercihan Subaşıoğlu, İstanbul, Balıkesir, Tekirdağ, Çanakkale ve Yalova’dan gelen belediye yöneticileri, ilçe belediye başkanları, meclis üyeleri, genel sekreter yardımcıları, Büyükşehir Belediyesi bürokratları katıldı. “ÜZERİMİZE ÇOK BÜYÜK SORUMLULUK DÜŞÜYOR” Marmara Denizi’ndeki müsilaj sorununu ele alırken, aslında milyonlarca insanın yaşam hakkını ve sağlığını da konuşmak için bir araya geldiklerini söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, Marmara’nın yaklaşık 30 milyon nüfusa sahip olduğunu, Türkiye’nin sanayi potansiyelinin de yüzde 70’ini barındırdığını hatırlattı. Marmara’nın Türkiye’nin kalbi olan bir bölge olduğunu belirten Başkan Mustafa Bozbey, Marmara Denizi’nin ise önemli ticaret yollarının geçtiği ve binlerce canlının yaşadığı alan olduğunu ifade etti. Özellikle 1970’li yıllardan itibaren sanayideki yoğunlaşma ve nüfusun artması sebebiyle Marmara Denizi’nin de kirlenmeye başladığını anlatan Başkan Bozbey, “2007’de bilim insanları bir açıklama yaptı. Açıklamada, Marmara Denizi’nde kirliliğin yoğunlaştığı, önümüzdeki süreçte canlıların azabileceği ve müsilaj gibi sorunların artabileceği belirtilmiş. Ancak hiçbir tedbir alınmadı. Bu kirliliğin sonucunda 2021’de önümüze bir müsilaj sorunu çıktı. Bu sorun, aslında Marmara Denizi’nin ‘Ben ölüyorum. Ben artık içimde canlı barındıramayacağım. Bu son uyarımdır’ dediği bir süreçti. O zaman bizim aklımıza Marmara Denizi geldi ve konuyu tartışmaya başladık. MBB içerisinde Bilim Kurulu oluşturuldu. 22 maddelik bir süreç haritası ortaya kondu. Marmara Denizi’ni tekrar kendine getirebilecek 3 önemli madde için ise hala sorunlar var. Bu maddelerden bir tanesi ileri biyolojik arıtma tesislerinin kurulmasıdır. Bu hem evsel atıklar hem de sanayi atıkları için önemlidir. Burada üzerimize çok büyük sorumluluk düşüyor” diye konuştu. “MARMARA DENİZİ, HEPİMİZİNDİR” Bilim insanlarının yaptığı araştırmaya göre Marmara’daki 27 canlı türünün bölgeyi terk ettiğinin tespit edildiğini açıklayan Başkan Bozbey, insanların denizi kirlettiğinin farkında olması gerektiğini vurguladı. MBB’nin Bakanlığa taleplerini ilettiğini belirten Başkan Bozbey, “İleri biyolojik arıtma tesislerini belediyeler kursun ancak yer seçimi konusunda destek olunmasını istedik. İkincisi dövizle değil, TL üzerinden faizsiz borçlanmayı talep ettik. Bu taleplerimizi hala yineliyoruz. Marmara’daki kirliliğin yüzde 60’ı evsel, yüzde 40’ı sanayiden oluşmaktadır. Bunun için kimyasal arıtma tesislerine de ihtiyaç var. Bu konuda hiçbir hazırlık yok. Marmara’yı havza havza değerlendirmek zorundayız. Ergene Havzası’nı özel bir çalışma alanı olarak görmeliyiz. Hem evsel hem tarım hem de sanayiden gelen atıklar Marmara Denizi’ni kirletiyor. Marmara Denizi, hepimizindir. Ülkemizin her insanı için ihtiyaç olan ve özen gösterilmesi gereken bir alandır” dedi. “MARMARA DENİZİ’NİN TEMİZ OLMASINI ARZU EDİYORUZ” Bursa özelinde de Marmara Denizi’nin koruma konusunda tam önlem alınmadığını söyleyen Başkan Bozbey, BUSKİ üzerinden yürütülen projeleri önemsediklerini dile getirdi. Bir taraftan tesislerde kapasite artışı yaparken, diğer taraftan ileri biyolojik arıtma tesisleri konusunda projeler geliştirdiklerini anlatan Başkan Bozbey, “Evsel atıkların yüzde 100’ünü ileri biyolojik arıtma tesislerinden geçirerek Nilüfer Çayı’na verme imkanına sahip olacağız. Önümüzdeki süreçte kapasite artışlarının haricinde 7 tane ileri biyolojik arıtma tesisi de yapmak zorundayız. Kaçak deşarjları önlememiz lazım. Yapılan denetimlerde 155 adet kaçak deşarja rastladık. Bunları betonladık, sonuçlarını arkadaşlarımız takip ediyor. Derelerimizin de kirli aktığını biliyoruz. Ayvalı Dere’nin hali perişan. Buralardaki kaçak deşarjlar da takibe alındı. Betonlama işleri devam edecek. Özellikle fabrikaların kaçak deşarjla ilgili tespitlerinde işletmelerin kapatılıp men edilmesi lazım. Çevre felaketi oluşturduklarını iyi anlatmamız lazım. Ancak o zaman önleyebiliriz. Bursa’nın suları, Nilüfer Çayı ve Marmara Denizi konularında çok hassasız. Marmara Denizi’nin temiz olmasını arzu ediyoruz” diye konuştu. “MARMARA DENİZİ BÜYÜK BİR GİRDABIN İÇİNE SOKULMAKTADIR” CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, uzun süredir Türkiye gündemini işgal eden Marmara Denizi’ndeki müsilaj meselesini, bundan kaynaklanan sorunların çözümünü ve alınacak olan önlemleri konuşmak için toplantının düzenlendiğini hatırlattı. CHP olarak müsilaj konusunda yürüttükleri çalışmalar hakkında bilgi veren Zeybek, Marmara Denizi’nin Türkiye nüfusunun yüzde 40’ının yaşadığı Marmara Bölgesi’nde ortaya çıkan evsel atıklar sonucunda kirlendiğini ifade etti. Marmara’nın hem içme hem de kullanma suyu konusunda Türkiye’nin en fakir bölgesi olduğunu anlatan Zeybek, “Marmara Denizi’nde yaşayan balık türü dörde, beşe kadar düşmüşse daha ne kadar ekonomik anlamda bu cenderenin içerisinde sorunları çözmeye çalışacağız. Marmara Denizi hızlı biçimde büyük bir girdabın içine sokulmaktadır. Bu meselenin aslında siyasetin üzerinde değerlendirilmesi gerektiğini hep vurguladık. Marmara Belediyeler Birliği de konunun çözümü için önemli çalışmalar yapmıştır. Bu mevsimde ortaya çıkan müsilaj bir iki ay sonra ortadan kalktığında da gündemimizden asla düşürmeyeceğiz. Organize sanayi bölgelerinin ürettiği atıkların, deşarjların çözümlenmesi konusunda sorumluluk tümüyle büyükşehir belediyelerine verilirken, buraların denetlenmesi ve ruhsat verme yetkisi bakanlığa terk edilmiştir. Bir yetki karmaşası vardır. Çevre konularıyla ilgili Türkiye’de kimin, ne alanda, ne kadar yetkisi olduğu konusunda yeni bir yasal düzenlemeye ihtiyaç vardır” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.